<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Güncel | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/guncel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 May 2018 14:54:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Sınavlar ve Geç Onaylanan Yorumlar</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sinavlar-ve-gec-onaylanan-yorumlar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sinavlar-ve-gec-onaylanan-yorumlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 22:02:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Ara Sınavlar]]></category>
		<category><![CDATA[Geç Onaylanan Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk]]></category>
		<category><![CDATA[Konuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kpss]]></category>
		<category><![CDATA[ogrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgili Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Sinav]]></category>
		<category><![CDATA[Sinavlar]]></category>
		<category><![CDATA[Üds]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversitelerarası Yabancı Dil Sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorumlar Onaylanmıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Ziyaretçiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sinavlar-ve-gec-onaylanan-yorumlar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınavlar ve Geç Onaylanan Yorumlar Bu aralar çok yoğun günler geçiriyorum. Zaten yazılarımın çok uzun aralıklı olmasından da anlamışsınızdır bunu. Yoğun günler geçirdiğim için, günce ile de pek ilgilenemiyorum. Yorumları onaylamam da gecikiyor hâliyle. Bunun için bir yazı ile bunu belirtmek istedim. Dört gün önce okuldaki ikinci ara sınavlar (vizeler) başladı. Bunların büyük kısmını iyi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinavlar-ve-gec-onaylanan-yorumlar/">Sınavlar ve Geç Onaylanan Yorumlar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 18pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">Sınavlar ve Geç  Onaylanan Yorumlar</font></strong></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2397/2457212327_736b017e38.jpg?v=0" align="left" /><font face="Maiandra GD" size="2">Bu  aralar çok yoğun günler geçiriyorum. Zaten yazılarımın çok uzun aralıklı  olmasından da anlamışsınızdır bunu. Yoğun günler geçirdiğim için, günce ile de  pek ilgilenemiyorum. Yorumları onaylamam da gecikiyor hâliyle. Bunun için bir  yazı ile bunu belirtmek istedim.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dört gün önce okuldaki  ikinci ara  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari-oks-oss-lgs-kpss-les/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sınav</font></a>lar </font><font style="font-size: 8pt" face="Maiandra GD"> (vizeler)</font><font face="Maiandra GD" size="2"> başladı. Bunların büyük  kısmını iyi denecek bir biçimde atlattım. Önümüzde üç tane sınav kaldı. Onların  da bitmesiyle, bayağı rahatlayacağımı düşünüyorum. Okuldaki sınavlar dışında,  bir yandan gelecek sene gireceğim &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari-oks-oss-lgs-kpss-les/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Kpss</font></a></strong>&#8220;ye; diğer yandan da önümüzdeki  Ekim ayında girmeyi düşündüğüm &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari-oks-oss-lgs-kpss-les/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Üds</font></a></strong>&#8220;ye </font> <font style="font-size: 8pt" face="Maiandra GD">(Üniversitelerarası Yabancı Dil  Sınavı)</font><font face="Maiandra GD" size="2"> çalışmaya çalışıyorum. (:  Bunları yapmaya çalışırken günlük işlere ve artık yaşamımla bütünleştirdiğim  bazı şeylere de zaman ayırmayı ihmâl etmemeye çalışıyorum.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eğitimimle ilgili  çalışmalara devam ederken, siz değerli  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Konuk/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">konuk</font></a>larımızı da ilgisiz bırakmamaya ve  çeşitli yollardan bana ulaşanları elimden geldiğince yanıtlamaya çalışıyorum.  Hazır sözü açmışken, bana ileti gönderen; fakat yanıt alamayanlardan da bu yolla  özür diliyorum. Zamanım çok kısıtlı olduğu için, sadece önemli gördüğüm  iletileri yanıtlayabiliyorum. Ayrıca şu anda yüzlerce yorum denetim bekliyor.  Onları denetlemek için de pek zamanım olmuyor. Bunun için, kimse &#8220;<em>Yönetici  beni dikkate almadı.</em>&#8220;, &#8220;<em>Yazdıklarımı kimse okumuyor.</em>&#8221; veya &#8220;<em>Kötü  bir şey mi yazdım da onaylanmadı.</em>&#8221; diye düşünmeyin. Sadece vaktim olmadığı  için yorumlarınızı denetleyip yayımlayamıyorum.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Güncemiz yoluyla yaptığım  bütün çalışmaları ilgi, beğeni ve sabırla izleyen herkese teşekkür ederim.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Esenlikle kalın&#8230;</font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinavlar-ve-gec-onaylanan-yorumlar/">Sınavlar ve Geç Onaylanan Yorumlar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sinavlar-ve-gec-onaylanan-yorumlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Askıda Ekmek</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 12:13:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Askıda Çay]]></category>
		<category><![CDATA[Askıda Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Askıda Ekmek Uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[Çay]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Elazig]]></category>
		<category><![CDATA[Fakir]]></category>
		<category><![CDATA[Fırın]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Para]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Valilik]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksul]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksullara Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Askıda Ekmek Bugün bir fırında da görünce, &#8220;askıda ekmek&#8221; uygulamasını sizinle paylaşmak istedim. Karaman, Konya, Karabük, Nevşehir&#8230; gibi illerde de uygulanmaya çalışılan &#8220;askıda ekmek&#8220;, dar gelirli insanlara yardımcı olmak amacıyla oluşturulmuş bir şey. Ekmek almak için fırına gittiğinizde, kaç tane ekmek almışsanız bir tane ekmeğin parasını fazladan veriyorsunuz. Diyelim ki dört tane ekmek aldınız. Ekmeklerin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/">Askıda Ekmek</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font color="#00cc00" face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 20pt; font-weight: 700">Askıda Ekmek</span></font></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2055/2328152973_812747de41_m.jpg" align="right" height="117" width="200" /><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün bir fırında da görünce, &#8220;<strong>askıda ekmek</strong>&#8221; uygulamasını  sizinle paylaşmak istedim. Karaman, Konya, Karabük, Nevşehir&#8230; gibi illerde de  uygulanmaya çalışılan &#8220;<a href="https://www.bilgicik.com/tag/Askida-Ekmek/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">askıda ekmek</font></a>&#8220;, dar gelirli insanlara yardımcı olmak  amacıyla oluşturulmuş bir şey.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ekmek almak için  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Firin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">fırın</font></a>a gittiğinizde, kaç tane ekmek  almışsanız bir tane ekmeğin parasını fazladan veriyorsunuz. Diyelim ki dört tane  ekmek aldınız. Ekmeklerin parasını verirken beş tane ekmek parası veriyorsunuz.  Almadığınız hâlde  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Para/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">para</font></a>sını verdiğiniz ekmeği de, ihtiyaç sahiplerinin gelip  alması için &#8220;askıya&#8221; bırakıyorsunuz. İhtiyacı olanlar fırıncıya &#8220;Askıda ekmek  var mı?&#8221; diyorlar. Eğer daha önceden parası verilmiş &#8211; askıya bırakılmış &#8211; bir  ekmek varsa, fırıncı ona ekmeği veriyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yardımseverliğimizin göstergesi olan bu uygulama,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanli-imparatorlugu-1bolum/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Osmanlılar</font></a>  döneminde her yerde yapılıyormuş. Daha sonradan unutulmuş; fakat şimdilerde  yeniden bazı yerlerde görür oluyoruz. Sadece <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>&#8216;e özgü bu davranış, köklü  kültürümüzün ürünlerinden birisi. Aslında bu, sadece  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Ekmek/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ekmek</font></a> için uygulanmıyor.  Çay ocaklarında &#8220;<strong>askıda çay</strong>&#8220;, manavlarda &#8220;<strong>askıda meyve &#8211; sebze</strong>&#8220;&#8230; falan  bulabilmek mümkün.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yanlış anımsamıyorsam,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkiye/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkiye</font></a>&#8216;de her gün 1,5 milyon ~  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Ekmek/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ekmek</font></a>  çöpe atılıyormuş. Buna karşın, Türkiye&#8217;de açlıktan ölen insanlar bile var&#8230;  Tüketimde ve yardımlaşmada bir denge sağlanırsa, ne ekmekler çöpe atılır ne de  insanlarımız açlıktan ölür. Bu kapsamda geçen senelerde Ankara, İstanbul,  Zonguldak, Karabük&#8230; gibi illerde bir kampanya başlatılmıştı. Kampanyanın ne  kadar başarılı olduğunu bilmiyorum; fakat Elazığ&#8217;da 3-4 yerde &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Askida-Ekmek/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">askıda ekmek</font></a></strong>&#8221; ve  &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Askida-Cay/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">askıda çay</font></a></strong>&#8221; uygulamasını gördüm.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">En azından her iki üç günde bir tane ekmeği askıya bıraksak,  75 milyonluk bu ülkenin bütün yoksullarını doyurabiliriz. Hele parası olmadığı  için fırının önünden geçmeye korkan çocukların ve annelerin, sımsıcak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Ekmek/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ekmek</font></a>leri  askıdan alıp eve götürürken yaşadıkları mutluluğu hissetmeye çalışırsanız,  yaptığınızın çok da basit bir şey olmadığını anlarsınız.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Biz ki, zamanında yoksulların gelip almaları için konaklara  koyulan altın sepetlerinden yalnızca ihtiyacımız kadarını alıp, gerisini diğer  yoksullara bırakan bir ulusun son kuşağıysak, ekmek kavgası veren  yurttaşlarımıza da yardımcı olabileceğimizi umuyorum.</font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/">Askıda Ekmek</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>14</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vikipedi 100.000&#8217;e Ulaştı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/vikipedi-100000-maddeye-ulasti/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/vikipedi-100000-maddeye-ulasti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Feb 2008 15:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[Jimmy]]></category>
		<category><![CDATA[Jimmy Wales]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe içerik]]></category>
		<category><![CDATA[Vikipedi]]></category>
		<category><![CDATA[Vikipedi 100.000 Maddeye Ulasti]]></category>
		<category><![CDATA[Vikipedia]]></category>
		<category><![CDATA[Wales]]></category>
		<category><![CDATA[Wiki]]></category>
		<category><![CDATA[Wikipedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/vikipedi-100000-maddeye-ulasti/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vikipedi 100.000 Maddeye Ulaştı &#8220;Özgür Ansiklopedi&#8221; tanımıyla dünyanın en büyük sanal bilgi merkezlerinden birisi olan &#8220;Vikipedia&#8221; nın Türkiye&#8217;ye ait ağ kümesi, bugün itibariyle 100.000 maddeyi geçmiş. Vikipedi&#8217;ye içerik ekleyerek Türkçe içeriğin geliştirilmesine katkı sağlayan herkese teşekkürler. Sonunda en basit ülkelerin bile altında olan madde sayımızı, zengin içerikli ülkelerin listesine sokabildik. Hayırlı olsun.  Vikipedia&#8217;da geçen haber [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/vikipedi-100000-maddeye-ulasti/">Vikipedi 100.000’e Ulaştı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="color: #3399ff; font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: x-large;"> Vikipedi 100.000 Maddeye Ulaştı</span></strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;<strong>Özgür Ansiklopedi</strong>&#8221; tanımıyla dünyanın en büyük sanal bilgi merkezlerinden birisi olan &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Vikipedia/"><span style="color: #999999;">Vikipedia</span></a></strong>&#8221; nın Türkiye&#8217;ye ait ağ kümesi, bugün itibariyle <strong>100.000</strong> maddeyi geçmiş. Vikipedi&#8217;ye içerik ekleyerek Türkçe içeriğin geliştirilmesine katkı sağlayan herkese teşekkürler. Sonunda en basit ülkelerin bile altında olan madde sayımızı, zengin içerikli ülkelerin listesine sokabildik. Hayırlı olsun. </span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>Vikipedia&#8217;da geçen <span style="color: #3399ff;">haber</span> şöyle:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="color: #000000; font-size: small;">Vikipedi</span><span style="font-size: small;">, ortaklaşa olarak birçok dilde hazırlanan, özgür, bağımsız, ücretsiz bir İnternet ansiklopedisidir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Vikipedi/"> <span style="color: #000000;">Wiki</span></a> teknolojisi kullanılarak hazırlanır. Sürekli ilave ve değişiklikler yapıldığı için hiçbir zaman tamamlanmayacaktır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> Kurucularından <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Jimmy-Wales/"> <span style="color: #000000;">Jimmy Wales</span></a> Vikipedi&#8217;yi, &#8220;Dünya üzerindeki her insana kendi dillerinde, en üst kalitede bedava bir ansiklopedi yaratma ve dağıtma emeği&#8221; olarak tanımlamaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <strong><span style="font-size: 15pt;">Kökenbilim</span></strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: small;">Vikipedi kelimesi, viki ve pedi kelimelerinin birleşiminden oluşur. Viki, Hawaii dilindeki &#8220;wiki wiki&#8221; (hızlı veya bilgi amaçlı) kelimesinden türetilmiştir. Pedi ise, antik Yunan Medeniyeti&#8217;nde &#8220;kapsamlı kültürel eğitim sistemi&#8221; anlamına gelen paideia kelimesinden gelmektedir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Madde sayısı<br />
</span></strong><br />
<span style="font-size: small;">Yaklaşık olarak şu an İngilizce Vikipedi sayfalarında 2,1 milyon madde, Almanca Vikipedi&#8217;de 674 bin civarında madde ve Türkçe Vikipedi&#8217;de 100.226 madde bulunmaktadır. 250 dilde oluşturulan Vikipedi&#8217;nin 24 tanesinde 50.000&#8217;den fazla madde vardır. Almanca Vikipedi&#8217;nin DVD versiyonu da dağıtılmakta ve İngilizce versiyonu ve yazılı versiyonunun da sunulması üzerine teklifler bulunmaktadır. Vikipedi dünyanın en popüler web sitelerinden biri haline gelmiştir ve Alexa&#8217;ya göre dünyanın en fazla ziyaret edilen 11&#8217;inci web sitesidir. Birçok sayfası, diğer siteler tarafından izinli veya izinsiz olarak kullanılmaktadır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Bilgilerin güvenirliği<br />
</span></strong><br />
<span style="font-size: small;">Vikipedi&#8217;nin güvenilebilirliği ve doğruluğu üzerine tartışmalar mevcuttur ve site yoğun olarak vandalizme maruz kalmaktadır. Eşit olmayan kalitesi ve takipsizliği, sistem hataları ve bilgilerin gerçekliği üzerine tartışmalar da devam etmektedir. Verilen bilgiler bazen onaylanmamış ve sorgulanabilir olabilir, kaynakları eksik olabilir. Ancak 2005&#8217;te yapılan bir araştırmada, İngilizce Vikipedi&#8217;deki &#8220;doğal bilgiler üzerine&#8221; girdilerin doğruluğu Britannica Ansiklopedisi ile aynı seviyede bulunmuştur. Encyclopædia Britannica Inc. ise araştırmalarının ödül kazanmış ünlü öğretmenler tarafından hazırlandığını savunarak araştırmayı yanlış bulmuştur.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Vikipedi&#8217;nin özellikleri<br />
</span></strong><br />
<span style="font-size: small;">Vikipedi, gönüllülerin ortaklaşa çabası doğrultusunda ve hemen hemen herkesin web sitesine ulaşıp değiştirmesiyle yazılmaktadır. Vikipedi&#8217;ye bilgi girişi yapabilmek için üye olmak zorunluluğu yoktur. Ancak üye olmanın, yapılan değişikliklerin kaydını tutabilmek gibi avantajları vardır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi&#8217;nin ana sunucuları ABD&#8217;nin Florida Eyaleti&#8217;ndeki Tampa kentinde, diğer başlıca sunucuları ise Hollanda&#8217;nın Amsterdam, Fransa&#8217;nın Paris ve Güney Kore&#8217;nin Seul kentinde bulunmaktadır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi, &#8220;wiki&#8221; isimli bir program kullanmaktadır. Bunun sayesinde içeriği birçok kişi tarafından kolayca yazılabilmektedir. Ziyaretçiler içeriğe eklemede, değiştirmede ve çıkarmada bulunarak ansiklopediyi kurmaya yardımcı olurlar. Bu katılımlar bir kullanıcı hesabı sahibi olmadan da yapılabilmektedir. Bu sayede birçok kişinin yeni bir bilgi olur olmaz bunu maddeye ekleyebilir, ancak bu vandalizme ve içerikle uyuşmamaya da sebebiyet verebilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Diğer İnternet ansiklopedi projelerinin çoğu üyelik gerektirir ve sadece uzmanların yazılarına izin vermektedir: Stanford Encyclopedia of Philosophy, Nupedia, h2g2 ve Everything2 vb. gibi. Bazı ansiklopediler de Vikipedi gibi wiki kullanmaktadır. Diğer ansiklopedilerden farklı olarak, Vikipedi GNU Özgür Belgeleme Lisansı (GÖBL) kullanmaktadır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi&#8217;ye yazılan bilgilerin uygunluğu konusunda bazı kurallar mevcuttur. Bilgiler tartışılır, değerlendirilir ve içeriğe eklenmesi, değiştirilmesi veya kardeş bir projeye transfer olması üzerine kararlar alınır. Vikipedi&#8217;nin ana kurallarından biri maddelerin tarafsız bir şekilde, kaynaklarıyla birlikte, olumlu ya da olumsuz tüm yönleriyle sunulması gerektiğidir. Vikipedi, maddeleri tamamen objektif ve doğru bir şekilde sunmaya ve her türlü bakış açısını yansıtmaya çalışır. Maddeler kullanıcıların kolaylıkla anlayabileceği bir sunuş kısmının (giriş) ardından ayrıntıya girerek, 2006 yılı itibariyle doğrulanabilecek referanslarla sunulmalıdır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Özgür İçerik</span></strong><br />
<span style="font-size: small;">Geniş ve ortaklaşa üretilen proje olarak, bütün katkıların yasal olarak yazılması önemlidir. Normalde bir eserin yazarı o yazının telif hakkını elinde bulundurur ve diğer insanların bu yazıyı değiştirmesini ve kopyalamasını engeller. Bu sebeple Vikipedi&#8217;deki maddeler GÖBL ile yazılmakta, ve her yazar telif haklarından vazgeçmektedir. GÖBL, birçok telifi özgür bırakılmış lisans gibi, yazılanın dağıtılmasını, benzeri dokümanların çıkmasını, ve kar amaçlı kullanıma izin verir. Bu lisans ayrıca yeniden katılım gösterenlerin aynı lisans ile değişiklikler yapmasına izin verir. Özgür gözükmesine rağmen bilgiyi yazan kişi telif hakkına sahiptir, ancak diğer insanların bu bilgilerden faydalanmasına ve geliştirmesine izin vermektedir. Katılımcılar birden fazla lisansı da içeriklerine kullanabilirler, ya da kamu malı olarak ilan edebilirler.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi&#8217;deki resimlerin, seslerin ve video dosyalarının büyük bir çoğunluğu GÖBL lisansı ile lisanslanmamaktadır. Şirket logoları, şarkı örnekleri, haber fotoğrafları ise Amerika Birleşik Devletleri kanunlarına göre adil kullanım altında kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra Creative Commons gibi GÖBL benzeri lisanslama yöntemleri de mevcuttur.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Dil versiyonları</span></strong><br />
<span style="font-size: small;">Vikipedi&#8217;nin şu an 204 aktif dil versiyonu (100&#8217;den fazla maddesi bulunan) mevcuttur. Vikipedi&#8217;nin ise 253 dil versiyonu mevcut ve toplamda 8,5 milyona yakın maddesi vardır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi her dilde birbirinden bağımsızdır. İçerikler diğer dillerdeki gibi olma zorunluğu yoktur, ya da maddelerin birbirlerinin tercümesi olması gerekmez. Maddelerin otomatik tercümelerine izin verilmez, ancak yine de diğer dillerdeki vikipedistler kendileri bu maddeleri tercüme ederler. Birçok dilde tarafsız bakış açısı savunulmaktadır, ancak bulundukları ülkenin kanun ve kurallarına göre değişiklikler yapabilirler. Maddeler ve resimler Vikipediler arasında paylaşılmaktadır, ve başka bir dilden tercüme talepleri de bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Wikimedia Commons deposunda da tüm Vikipedilerin kullandığı medya dosyaları mevcuttur. Birçok dildeki Vikipedi&#8217;de tercüme edilmiş dosyalar küçük bir bölümü temsil eder.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> <span style="color: #000000;">Alexa</span>&#8216;ya göre, Vikipedi ziyaretçilerinin % 60&#8217;ı İngilizce Vikipedi sayfasını ziyaret etmekte, diğer % 40 ise diğer dillerdeki Vikipedileri ziyaret etmektedir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Aşağıdaki liste, 3 Şubat 2008 itibariyle 100,000 üzerinde maddesi olan Vikipedilerin listesidir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><strong>1. </strong>İngilizce (+2,100,000)<br />
<strong>2.</strong> Almanca (+670,000)<br />
<strong>3. </strong>Fransızca (+585,000)<br />
<strong>4. </strong>Lehçe (+450,000)<br />
<strong>5. </strong>Japonca (+440,000)<br />
<strong>6.</strong> Hollandaca (+385,000)<br />
<strong>7.</strong> İtalyanca (+380,000)<br />
<strong>8. </strong>Portekizce (+344,000)<br />
<strong>9. </strong>İspanyolca (+306,000)<br />
<strong>10.</strong> İsveçce (+269,000)<br />
<strong>11.</strong> Rusça (+221,000)<br />
<strong>12. </strong>Çince (+155,000)<br />
<strong>13. </strong>Norveççe (+141,000)<br />
<strong>14. </strong>Fince (+140,000)<br />
<strong>15. </strong>Volapük (+112,000)<br />
<strong>16.</strong> Türkçe (+100,019)</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Değiştirme<br />
</span></strong><span style="font-size: small;">Hemen hemen tüm ziyaretçiler Vikipedi&#8217;nin içeriği değiştirebilir; yeni kullanıcılar da yeni madde başlatabilirler. Sayfada yapılan değişiklik derhâl yansır. Vikipedi kullanıcıların ortaklaşma çalışmasının zamanla maddeleri geliştireceği inancıyla kurulmuştur, tıpkı herhangi bir açık kaynaklı programın gelişmesi gibi. Vikipedi editörleri bu durumu, &#8220;sosyal Darwin evrimi gelişmesi&#8221; ile açıklar. Bu ortaklaşa ve anında değişiklikler, editörlerin mevcut maddeleri hızlıca geliştirmesine ve yenilerinin gerçekleşir gerçekleşmez ortaya çıkmasını sağlar.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Bazıları ise Vikipedi&#8217;nin bu açık bakış açısını manasızca kullanırlar, buna da &#8220;vandalizm&#8221; denir. Bunun yanı sıra, ortaklaşa çalışma bazen &#8220;değiştirme savaşları&#8221;na -birçok kişi birbirlerinin yazdıklarını onaylamadıkları için değiştirmekte ve çıkarmaktadır- ve editörlerin maddenin içeriği üzerinde uzlaşamamasına sebebiyet verir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Maddeler istisnalar dışında her zaman değiştirilmeye açıktır. Eğer ki, vandalizm ya da &#8220;revert war&#8221; (geri dönüştürme savaşı) yaşanırsa madde koruma altına alınır. Vikipedi hiçbir maddesinin tamamlanmış ya da bitmiş olduğunu iddia etmez. Maddelerin yazarlarının yazdıkları konu hakkında uzmanlık ya da yeterlilik sahibi olması gerekmez, ve kullanıcılar yazdıklarının &#8220;acımasızca değiştirilmesi ve keyfi olarak dağıtılması&#8221; hakkında uyarılmaktadır. Maddeler bir kullanıcı ya da editör grubu tarafından kontrol edilmez ya da telif altına alınmaz; içerik hakkındaki kararlar Vikipedi&#8217;nin editör kurallarına göre fikir alma ortak kararıyla, ya da bazen oyla karar verilir. Jimmy Wales tüm Vikipedi kurallarında ve kullanıcı haklarında son kararı verme hakkına sahiptir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Kullanıcılar izleme listelerine ilgilerini çeken maddeleri eklerler, bu sayede bu maddelerin gelişimini izleyebilirler. Vikipedi&#8217;deki birçok geçmiş değişiklik de sayfa geçmişinde kullanıcılar tarafından kronolojik olarak görülebilir. Sadece, eğer söylenmeyecek sunumlar, telif hakkı ihlalleri, ve yasal olarak Vikipedi&#8217;ye sorun çıkaracak hususlar varsa, bunlar sayfa geçmişinden silinebilir. Bu değişiklikler sadece Vikipedi yöneticileri tarafından yapılabilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Diğer formatlarda Vikipedi<br />
</span></strong><span style="font-size: small;">Bazı maddeler için, konuşulmuş versiyoları ogg formatında sunulmaktadır. MP3 yerine ogg formatının sunulmasındaki ana sebep, MP3&#8217;ün bazı patentlerle koruma altına alınmış olmasıdır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi çevrim içi olarak ve sıkı olmayan bir lisans ile sunulmaktadır. İçeriğinin İnternet dışında yüklenmesi oldukça kolaydır, ve ana dağıtım metodudur. Bununla beraber, bazı projeler Vikipedi&#8217;nin içeriğini değişik olarak sunmaktadır. Örnek olarak, SOS Children Vikipedi&#8217;nin içeriğini CD&#8217;de sunmaktadır. Buna ek olarak, Wikipedia 1.0 isimli onaylanmış ve basıma hazır maddelerin editörler tarafından hazırlanmış bir CD versiyonu da hazırlanmtaktadır. Yayımlanmış Vikipedi maddeleri ayrıca PediaPress ve Print on Demand servisleri tarafından da sunulmaktadır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi kendisi için yazılmış, MediaWiki ismindeki açık kaynaklı wiki sistemi ile çalıştırmaktadır. Bu program PHP&#8217;de yazılmıştır ve MySQL&#8217;da kurulmuştur. Maddelerin yazılmasına izin vermesinin yanı sıra, baz bir iç macro dili, değişiklikler ve tanımlama sistemlerini sayfaları geliştirmek için kullanmaktadır (Yönlendirme sayfaları gibi).</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi sunucuları Linux kullanmaktadır ve ana sunucularının bulunduğu Florida&#8217;nın yanı sıra 4 ayrı yerde de bu sunuculardan bulunmaktadır. Vikipedi en başta, Clifford Adams&#8217;ın UseModWiki&#8217;sini kullanmış (1. Kademe), bir takım sorunlar ortaya çıkınca da Ocak 2002 itibariyle PHP wiki motoru&#8217;nu MySQL&#8217;da kullanmaya başlamıştır. Bu program 2. kademeyi temsil etmiş ve sadece Wikipedia için Magnus Manske tarafından yazılmıştır. Birçok güncellemeler ve değiştirmeler performansını genişletmek için kullanılmaktadır. Son olarak bu program baştan tamamen tekrar yazılmıştır, bu sefer Lee Daniel Crocker 2002 haziranında 3. Kademeyi sonlandırmıştır ve adı da MediaWiki olmuştur. Lisansı GNU Özgür Belgeleme Lisansı altındadır ve tüm Wikimedia projelerinde kullanılır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Donanım olarak Vikipedi 2004&#8217;e kadar sadece bir sunucu kullanmaktaydı. 2005 Ocak&#8217;ta ise 39 sunucuyla Florida&#8217;da hizmet etmektedir. Bu konfigürasyon bir ana veritabanı sunucusu ile MySQL ile yönetilmekteydi, ve birçok alt veritabanı sunucusu mevcuttu. Bunlardan 21 web sunucusu Apache yazılımını, diğer yedi tanesi de Squid cache kullanıyordu. 2005 Eylül itibariyle de, yüze yakın sunucuyla dünya&#8217;da dört değişik yerden hizmet vermeye başladı.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Sayfa talepleri ilk olarak Squid cache sunucularına gider, buradan iki Perlbal kullanan sunucuya transfer olur, buradan da Apache sunucularından birinden veritabanına ulaşır. Web sunucuları sayfaya emir gelir gelmez hizmete geçer, ve tüm Vikipedilerde de bu işlev vardır. Hızı daha da arttırmak için, teslim edilen sayfalar anonim kullanıcılar için çerezlenir ve sayfaya derhâl gönderilir, bu da bazen lag&#8217;a sebebiyet verir. Hızın talebini daha da yükseltmek için, Wikimedia global bir ağ kurarak 3 çerez sunucusunu da Fransa&#8217;da kullanmaktadır. Hollanda ve Kuzey Kore&#8217;deki diğer sunucular da, Vikipedi&#8217;nin trafiiyle ilgilenir. Bunların da dışında, Vikipedi&#8217;nin sayfa sunumu değişmektedir. Sayfaların hız durumları OpenFacts&#8217;da kullanıcılar tarafından düzenli olarak bildirilmektedir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Yazarlık ve yöneticilik gelişmesi<br />
</span></strong><span style="font-size: small;">2005 aralıkta 27.000 kullanıcı Vikipedi&#8217;de en az 5 değişiklik yaptı; 17000&#8217;i İngilizce Vikipedi&#8217;de bulunuyordu. Daha aktif bir grup da 4000 kullanıcısı idi. Bu kullanıcılar 100&#8217;ün üzerinde değişiklik yaptılar. Wikimedia&#8217;ya göre, Wikipedia&#8217;ya katkıda bulunan kullanıcıların % 25&#8217;i kullanıcı hesabı olmayanlardır, ve az bir ihtimalle kullanıcı hesabı alırlar.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi&#8217;nin işleyişi gönüllü geliştiriciler, kahyalar (steward), bürokratlar ve yöneticiler tarafından yapılmaktadır. Yöneticiler bu grubun en kalabalığıdır, özellikleri arasında maddelerin değiştirilmesini engellemek, silmek ve kullanıcıların silinmesini sağlama gibi özelliklere sahiplerdir. Vikipedi&#8217;de geçmişte pozitif katkıları bulunan ve kuralları anladığına emin olunan her editör yöneticiliğe aday gösterilebilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Bazı kullanıcıların değişiklik yapması geçici ya da tamamen engellenmiştir. Vandalizm ya da küçük kural çatışmaları kısa ve uzun süreli geçici, ya da süresiz engellenmelere sebep verebilir. İngilizce Vikipedi&#8217;de bu bir hakem komitesi tarafından yapılmaktadır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Eski Nupedia&#8217;nın başeditörü Larry Sanger GÖBL&#8217;ını &#8220;özgürlüğün garantisi özgür bir ansiklopedi üzerinde çalışmak için güçlü bir motivasyondur&#8221; diyerek savunur. Vikipedi topluluklarının araştırmasında, ekonomi profesörü Andrea Ciffolilli düşük masrafların wikiye katılımı arttırdığnı ve &#8220;yaratıcı mimari&#8221;nin katılımı desteklediğini öngörür. Vikipedi birçok deneyde sosyal, politik ve ekonomik sistemler olarak öngörülmüştür; bunlar arasında anarşi, demokrasi, komünizm de vardır. Kurucusu Vikipedi&#8217;nin bunlardan biri asla olmadığını savunur. Wikipedia Watch&#8217;daki Daniel Brandt&#8217;a göre Jimmy Wales Vikipedi&#8217;nin diktatörüdür, ancak birçok Vikipedi kullanıcısı Wales&#8217;i ne bir diktatör ne de tartışılmayacak kararlar veren biri olarak görür.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Gelecekte içerik yazarlığı<br />
</span></strong><br />
Almanca Vikipedi&#8217;de Vikipedi&#8217;yi vandalizmden koruyabilmek için bir yöntem denenmektedir. Konsept herkesin maddeleri değiştirmesine izin verir, ama sadece &#8220;güvenilir&#8221; editörlerin halka açık sayfalarda değişiklik yapmasına izin verir. Kimin güvenilir olduğu ise hâlâ açıklığını kazanmamıştır. Jimmy Wales bu konu hakkında: &#8220;Herkesin her sayfayı değiştirmesine izin vermek istiyoruz ancak vandalizme uğramış sayfaların gözükmesini istemiyoruz. Basına 5 yıldır ilk defa Vikipedi&#8217;nin ana sayfasının halkın değiştirmesine açık olduğunu söylemek oldukça keyifli olurdu.&#8221; demiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Maddi masraflar<br />
</span></strong><span style="font-size: small;">Vikipedi&#8217;nin maddi masrafları Wikimedia Vakfı tarafından karşılanmaktadır. 2005 yılının 4&#8217;üncü çeyreğindeki masraflar $321,000 iken, donanım masrafın %60&#8217;ını temsil etmiştir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Bomis, isimli erotik yayım reklamcılığı yapan şirket wikipedia.org öncesi kendi sunucularında Wikipedia&#8217;yı sunmuştur. Günümüzde ise yıl sonlarında yapılan bağış çağırılarında toplanan desteklerle masraflar ödenmektedir. America On Line (AOL), 2005 yılında tüm sunucu masraflarını üstlenme teklifinin yanında üzerine yıllık 100 milyon dolar ile sayfanın aşağısında &#8220;Hosted by AOL&#8221; logosunu koymak istemiştir, ancak bu teklif Jimmy Wales ve Wikimedia Vakfı yöneticileri tarafından reddedilmiştir. [2] Vikipedi eğer ki özel bir şirket olsaydı, değerinin 5 milyar dolar olduğu öngörülmektedir. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Ödüller<br />
</span></strong><br />
<span style="font-size: small;">Vikipedi 2004 Mayıs&#8217;ında iki büyük ödüle layık görülmüştür. İlki, dijital topluluk kategorisinde &#8220;Golden Nica&#8221; ödülüne, Prix Ars Electronica tarafından layık bulunmuş, ve €10,000 kazanmıştır. Bu ödül PAE Cyberarts Festivali&#8217;nde Avusturya&#8217;da verilmiştir. İkincisi ise Webby award&#8217;daki topluluk kategorsinde olmuştur. Eylül 2004&#8217;de Japonca Vikipedi Web Yaratım ödülünü Japon Reklamcıları Topluluğu&#8217;ndan kazanmıştır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Vikipedi ayrıca; BBC News, The Washington Post, The Economist, Newsweek, Los Angeles Times, Science, The Guardian, Chicago Sun-Times, The Times (Londra), Toronto Star, Globe and Mail, The Financial Times, Time Magazine, Irish Times, Reader&#8217;s Digest ve The Daily Telegraph tarafından kaynakça olarak gösterilmiş ve bahsedilmiştir. Time dergisi ayrıca 2006 yılında Jimmy Wales&#8217;i Dünya&#8217;nın en etkili 100 kişisinden biri seçmiştir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">2006 yılında, Almanca Vikipedi Multiscope araştırmasına göre Google ve Gmail&#8217;den sonra 3&#8217;üncü en iyi Almanca web sitesi seçilmiştir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">2006 yılında Rusça Wikipedi, İnternet&#8217;te Rusya diline yaptığı katkısıyla Runeta Ödülüne layık görülmüştür.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">2007 yılında Türkçe Vikipedi, Altın Örümcek Web Ödülleri&#8217;nde &#8220;En iyi içerik&#8221; ödülünü kazanmıştır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;">Popüler kültürde Vikipedi<br />
</span></strong><br />
<span style="font-size: small;">Vikipedi&#8217;nin içeriği yüzlerce site tarafından veritabanından alınarak kullanılmaktadır. Vikipedi&#8217;nin maddeleri ayrıca akademik çalışmalarda, kitaplarda ve konferanslarda ve son olarak da filmlerde de kullanılmaktadır. 2006 yılında, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde bir davada Vikipedi referans olarak gösterilmiştir. Kanada Parlemantosu, Vikipedi&#8217;nin aynı cinste insanların evliliği hakkındaki maddesi Yasal Evlenme Kanunu&#8217;nunda okunulacak belge olarak sunulmuştur.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Bunun yanı sıra, Vikipedi&#8217;nin popüler kültürde kullanması üzerine de kaynaklar çoğalmıştır. Vikipedi&#8217;nin açıklığı bir çok karakterin vandalizm yapması üzerine parodiler oluşturmuştur. The Colbert Report sunucusu Stephen Colbert bir çok kez kullanıcılarının Vikipedi&#8217;yi vandallemesini mizahi olarak önermektedir. &#8220;Weird Al&#8221; Yankovic &#8220;White and Nerdy&#8221; klibinde Atlantic Records sayfasını &#8220;You suck!&#8221; (Berbatsın!) diyerek bir parodide düzenlemiştir. Bu durum Yankovic hayranlarının sayfayı vandallamalarına sebep vermiştir. Bunun yanı sıra, Penny Arcade&#8217;in bir çiziminde İskeletor He-Man maddesini değiştirmektedir.</span></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/vikipedi-100000-maddeye-ulasti/">Vikipedi 100.000’e Ulaştı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/vikipedi-100000-maddeye-ulasti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Hakkında İlginç Notlar</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:42:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkce ilginc]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Notlari]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe Hakkında İlginç Notlar * Türkiye&#8217;den yapılan radyo televizyon yayınları etkisiyle Azerbaycanlı gençler artık Farsça &#8220;evet&#8221; anlamına gelen &#8220;beli&#8221; yerine &#8220;evet&#8221; demeye başlamışlar. Vaktiyle biz &#8220;vazife&#8221; diyorduk, onlar da &#8220;vazife&#8221; diyorlardı. &#8220;Görev&#8221; kelimesi kullanım alanına girmemiş olsa bile en azından duydukları zaman yadırgamıyorlar. Türkiye&#8217;deki alelade insan da Azerbaycanlı bir konuşucuyu on yıl öncesine göre daha [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/">Türkçe Hakkında İlginç Notlar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Türkçe  Hakkında İlginç Notlar</font></strong></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font face="Maiandra GD" size="2">* Türkiye&#8217;den yapılan radyo televizyon  yayınları etkisiyle Azerbaycanlı gençler artık Farsça &#8220;evet&#8221; anlamına gelen  &#8220;beli&#8221; yerine &#8220;evet&#8221; demeye başlamışlar. Vaktiyle biz &#8220;vazife&#8221; diyorduk, onlar  da &#8220;vazife&#8221; diyorlardı. &#8220;Görev&#8221; kelimesi kullanım alanına girmemiş olsa bile en  azından duydukları zaman yadırgamıyorlar. Türkiye&#8217;deki alelade insan da  Azerbaycanlı bir konuşucuyu on yıl öncesine göre daha rahat anlayabiliyor. Hatta  Türkmenistanlı, Özbekistanlı konukları da daha rahat anlayabiliyor.</p>
<p>* Birleşmiş Milletler ve dünya İstatistik kuruluşlarının verdiği verilere göre  dünyada yaygın kullanılan dilleri kullanış alanı ve amacına göre üç kategoride  sınıflayabiliriz:</p>
<p>1. Dünyada en çok nüfus tarafından ana dil olarak kullanılan diller,<br />
2. Dünyada en geniş coğrafi alanda kullanılan diller,<br />
3. Dünyada bilimsel ve teknoloji alanda ticaret, haberleşme ve bilgi  alışverişinde yaygın kullanılan diller.</p>
<p>Birinci gruptaki diller açısından sıralama Çince, Hinduca, İngilizce,  İspanyolca, Rusça, Arapça ve diğerleri;<br />
İkinci kategoriye göre sıralama İngilizce, Çince, İspanyolca, Arapça, Türkçe,  Hinduca;<br />
Üçüncü kategoriye göre ise sıralamada başlıca Batı Avrupa Dilleri İngilizce,  Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Rusça yer almaktadır. Pasifik devletlerinden  Japonya&#8217;nın hızla gelişen Çin&#8217;in dili de yakın bir gelecekte bu kategoride yer  alacaktır.</p>
<p>* Yabancı dil öğretimi için eğitim-öğretim dilinin mutlaka yabancı dilde  olmasının gerekmediğini çarpıcı bir örnekle sunmak istiyorum. Skale dergisi 1993  yılı 1. sayısında yayınlanan &#8220;Sayılarla Avrupa Topluluğu&#8221; yazısında verilen  bilgiye göre Avrupa topluluğunda 20-24 yaş arası gençlerin % 83&#8217;ü en az bir  yabancı dile hakim, bu daha yaşlılarda % 50 civarında. Belçika, Hollanda,  İsviçre gibi ülkelerde oran çok daha yüksek. Buna karşın Avrupa&#8217;da bütün orta  öğrenim ve üniversite öğretimi kendi ana dillerinde yapılıyor. Diğer bir örnek,  nüfusu sadece 10 milyon olan Macaristan&#8217;da bütün okullar Macarca, tek bir  üniversite 1991 sonrası İngilizce açıldı, ama öğrencileri yabancı. Macarca ülke  dışında hiçbir ülkede kullanılmadığı halde her konuda bizden çok daha fazla  Macarca kitap basıyorlar ve her Macar da bir yabancı dil biliyor. SCI ce taranan  dergilerde yayınlanan makalelerin ülkelere göre sıralamasında ilk 20 sırada yer  alan ülkelerden yalnız Hindistan yabancı dilde öğretim yapıyor. Yani her ülke  kendi dilinde öğretim yaparak bilim üretebiliyor, diller bilim üretimine engel  değil.</p>
<p>* Sırf İstanbul&#8217;da İngilizce, Fransızca, Almanca İtalyanca eğitim yapan orta  dereceli okulların sayısı 150&#8217;nin üzerende. Bütün ülkede ise özel okulların  sayısı 1995 yılı itibariyle 871&#8217;dir. Eğer önlem alınmaz ve sınırlamaya  gidilmezse üniversitelerimiz de bu yola girer. Eğitim çağında 15 milyon nüfusun  tamamını böyle özel okullara göndermemiz mümkün olmadığından (14.300.000. toplam  öğrencinin sadece 200.000&#8217;i özel okullara gidebilmektedir.) talep de devamlı  kamçılandığından maalesef en seçme başarılı öğrenciler &#8220;Robert Kolej,  Galatasaray Lisesi&#8221; başta olmak üzere yabancı dilde eğitim yapan okullara  gönderiliyor ya da bu okulları tercihe zorlanıyor. Yabancı dilde öğretim yapan  üniversiteler için de aynı durum sözkonusu. Böyle olunca bütün bu üstün  yetenekli çalışkan, seçme öğrencileri alan okullar hem yabancı dilde hem de  diğer sosyal ve fen derslerinde daha başarılı oluyorlar. Bu sonuç da biraz önce  değindiğimiz genel kanaati oluşturuyor. Yani malzeme kaliteli olduğu için ürün  de kaliteli oluyor. Önemli olan bir öğretim kurumunun öğrenci alırken hangi  yüzde diliminden öğrenci aldığına bakılarak bu öğrencileri hangi yüzde  diliminden mezun ettikleridir. Mezunlar ilk yüzde diliminden daha başarılı  yüzdeye yerleştirilebiliyorsa o kurum başarılıdır.</p>
<p>* Tarihçi Jean-Paul Roux,  &#8221;Türklerin Tarihi&#8221; adlı yapıtında &#8221;Türklerle  ilgili olarak kabul edilebilecek biricik tanım dilbilgisel olandır. … Türklerin  dili çok büyük bir çekim gücüne sahip olduğundan ilişkide bulundukları birçok  insan topluluğu tarafından benimsenmiştir.&#8221; diyor. Ünlü dilbilimciler,  Türkçenin yetkinliğini ve kurallı oluş bakımından öteki dillerden üstünlüğünü  övmüşlerdir.</p>
<p>* Max Müller, Türkçe hakkındaki görüşlerini şöyle açıklıyor: &#8221;Türkçenin bir  dilbilgisi kitabını okumak, bu dili öğrenmek niyetinde olanlar için bir  zevktir.Türlü dilbilgisi kurallarının belirlenmesindeki ustalık, eylem  çekimlerindeki düzenlilik, bütün dil yapısındaki saydamlık, kolayca  anlaşılabilme niteliği, insan zekasının dil aracılığı ile beliren üstün gücünü  kavrayabilenlerde hayranlık uyandırır…. Türk dilinde her şey saydamdır,  apaçıktır.</p>
<p></font></font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
* Jean Deny, &#8221;Türk dili, seçkin bir bilginler kurulunun danışma ve tartışmaları  sonucunda oluştuğu kanısını uyandırıyor. Fakat böyle bir kurul, Türkistan  bozkırında kendi başına kalmış olarak ve kendi yasaları ya da kendi içgüdüleri  itişiyle, insan beyninin yarattığı bu sonucu sağlayamazdı !&#8221; demektedir.</p>
<p>* XIII. yüzyılda Cengiz Hanın Moğol İmparatorluğu, yaklaşık olarak, tüm Türk Dünyasını egemenliği altında toplamıştır.  Moğol İmparatorluğunun, devlet dili olarak Uygur Türkçesini ve Uygur yazısını  kullanmıştır.</p>
<p>* Türk dilinin büyüleyici etkisi kendini göstererek, Türkçe, Anadoluda hızla  yaygınlaşan halk dili olur. Moğol işbirlikçisi Anadolu Selçuklusu sultanlarının  egemenliğine başkaldıran Türkmen beyi Karamanoğlu Mehmet Bey&#8217;in Konyayı ele  geçirip Siyavuş&#8217;u Selçuklu sultanı yapması, Türk dili için mutlu bir olay olur:  Karamanoğlu Mehmet Bey, 19 Mayıs 1277&#8217;de ünlü fermanını yayınlar: &#8221;Bugünden  sonra divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden gayrı dil  konuşulmayacaktır! &#8221;. Türkçenin bu bağımsızlık bildirgesiyle, Moğolların  ilerlemesini durdurmuş olan &#8221; külahlı, ayağı çarıklı ve kara kilimli  Türkmenler&#8221;, Farsçayı benimsetmeye çalışan &#8221;Rumi&#8221; adı takınmış Selçuklulara  karşı bir dil yengisi kazanmışlardır.</p>
<p>* Yunus ,Mevlana&#8217;nın Mesnevisini okuduğunda çok uzun ve belki biraz da Farsça  yazılmış olmasını beğenmeyerek, bu Mesnevinin yerine:<br />
&#8221;Ete kemiğe büründüm<br />
Yunus deyi göründüm.&#8221;</p>
<p>beytini önermesi, Türkçeyi sevenler için etkileyicidir. Yunus&#8217;un  şiirleri yüz yılardan beri Türklerin belleğinde yaşamaktadır. Günümüzde  Birleşmiş Milletler yapısının girişinde duvara yazılan :<br />
Gelin kardeş olalım<br />
İşi kolay kılalım<br />
Sevelim sevilelim<br />
Dünya kimseye kalmaz</p>
<p>dörtlüğü ile Yunus Emre güzel Türkçe ve insancıllık dersi  vermektedir.</p>
<p>* Karacaoğlan, Dadaloğlu, Köroğlu, Kaygusuz Abdal ve daha nice Türk halk  ozanları koşmalar, koçaklamalar söyleyerek Türk dilinin gelişmesine katkıda  bulunmuşlardır. Osmanlı şairlerinden daha özgün, daha kalıcı olmuşlardır.  Örneğin en ünlü Osmanlı şairleri, Karacaoğlan&#8217;ın &#8221;Çukurova  bayramlığın giyerken / Çıplaklığın üzerinden soyarken / Şubat ayı kış yelini  kovarken / Cennet demek sana yakışır dağlar&#8221; dörtlüsü ile başlayıp  &#8221;Karacaoğlan size bakar sevinir / Sevinirken kalbi yanar göğünür / Kımıldanır  hep dertleri devinir / Yas ile sevinci yıkışır dağlar&#8221; dörtlüsü ile biten  koşmasındaki özgün doğa betimlemesinin düzeyine ulaşamamışlardır . Bu koşmadaki  anlatım akıcılığı ve sözcük zenginliği, Türkçenin gücünü ortaya koymaktadır.</p>
<p>* I. Abdülhamit&#8217;in tahta geçmesi sonrasında  Anayasanın (Kanun-u Esasi) hazırlanmasında dil sorunu ortaya çıktı: Geniş  Osmanlı topraklarından Meclise gelecek temsilciler hangi dil ile konuşacaktı?  Batı, yüzyıllar önce tek bir ulusal dili egemen kılıp geliştirerek böyle bir  sorunla karşılaşmamıştı. Uzun tartışmalardan sonra -azınlıkların tepkileri de  yatıştırılarak- Anayasanın 18. Maddesine Osmanlı Devletinin resmi dilinin Türkçe  olduğuna ve devlet hizmetlerine gireceklerin bu dili bilmesinin gerektiğine  ilişkin hüküm konuldu. II.Abdülhamit&#8217;in Meclisi kapattıktan sonra uyguladığı  ağır sansür, dili kapsamadığından, aydınların Türkçeyi geliştirme çabaları  kesintiye uğramamıştır. II. Abdülhamit, sadrazamlığa atadığı Türkçe bilmeyen  Çerkez Hayrettin Paşanın telkini ile devletin resmi dilinin Arapça olmasını  istemiş ise de, Sait Paşa&#8217;nın &#8221;Devlet dili Arapça olursa Türklük ortadan  kalkar&#8221; diyerek karşı çıkması üzerine, bu isteğinden vazgeçmiştir.</p>
<p>* Osmanlı döneminde, tıp, mühendislik ve askerlik terimlerinin Batı dillerinden  Osmanlıcaya çevrilmesi görüşü egemendi. Ancak terim türetmede Türkçe  sözcüklerden değil de Arapça ve Farsça sözcüklerden yararlanılmakta idi. Bu  &#8220;takıntıyla&#8221; kimi zaman gülünçlüklere düşülürdü.Örneğin Osmanlının İtalyadan  satın aldığı topların üzerinde &#8221;Balliemez&#8221; damgası bulunduğu için, bu toplar  Türkler arasında &#8221;Balyemez Topu&#8221; diye adlandırılmıştı. Ancak Osmanlının bilgiç  okumuşları, bu toplara Türkçe bir ad konulduğunu sanarak, Türkçe sözcükleri  aşağılık sayıp Türkçeyi bilimsel ürünleri adlandırmaya yakıştıramadıklarından,  Türkçe &#8221;Balyemez&#8221; sözcüğünü, yarısı Arapça yarısı Farsçaya çevirerek &#8221;Asalnemihored&#8221;  yapmıştı. &#8221;Asal&#8221;, Arapça &#8220;bal&#8221;, &#8221;Nemi-hored&#8221; ise Farsça &#8220;yemez&#8221; anlamına  geliyordu</p>
<p>* Abece sorununu,  Atatürk &#8221;Bizim ahenkli zengin dilimiz Yeni Türk Harfleriyle kendini gösterecektir.&#8221;  diyerek, 3 Kasım 1928 tarihinde Mecliste kabulünü sağladığı yasayla, Latin  harflerine dayanan Türk abecesini dilimize kazandırmıştır.</p>
<p>* Hint-Avrupa ve Sami dillerine göre Türkçenin  <font color="#000000">sözcük</font> ve bu arada bilim terimleri türetmede  önemli bir üstünlüğü vardır.  <font color="#000000">Prof. Doğan Aksan</font>&#8216;ın &#8221;Türkçenin Gücü&#8221;  yapıtında açıklandığı üzere, Türkçemiz bu özelliği ile benzersiz üstünlüğe  sahiptir. Bu yapıtta &#8221;sür-&#8221; kökünden, yalnızca Türkiye Türkçesinde 100 kadar  türetilmiş sözcük örneği verilmiştir.</p>
<p>* 1936 yılında Kahire&#8217;de toplanan Arap dil kurultayı,  <font color="#000000">Türkçe</font> kökenli 3600 kadar sözcüğü Arapça  sözlükten çıkarmıştır. Çıkarılan bu sözcükler arasında &#8221;sarık&#8221; sözcüğü de  vardır.</p>
<p>* 12 Eylül Darbesi sonrası, dilde geriye dönüş zorlamalarına girilmiş, kimi öz  Türkçe sözcüklerin kullanılması Yönetim Buyruğuyla yasaklanmıştır. Bu sözcükler  arasında &#8221;devrim&#8221; ve dönemin devlet başkanı Kenan Evren&#8217;in soyadı olan  &#8221;evren&#8221; sözcüğü bile bulunmakta idi&#8230;</font></font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><font face="Maiandra GD"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></font></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/">Türkçe Hakkında İlginç Notlar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Sorunu (Murat Belge)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:39:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Belge]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkce Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe Sorunu (Murat Belge) Dünyada hiçbir toplumun kendi diliyle ilişkisi Türkiye&#8217;deki gibi bir sorun haline gelmemiştir. Üstelik bu durum, Türkiye tarihinin görece kısa bir dönemine de özgü değildir. Yüzyıllardır dil, seçkinler ve halk bunu ne derece bilinçli bir biçimde yaşıyor olurlarsa olsunlar, bir sorun olarak var oluyor. Bu sorun öyle bir aşamaya vardı ki bugün, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/">Türkçe Sorunu (Murat Belge)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Türkçe Sorunu<br />
</font><font style="font-size: 16pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD">(Murat  Belge)</font></span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dünyada hiçbir toplumun kendi diliyle  ilişkisi Türkiye&#8217;deki gibi bir sorun haline gelmemiştir. Üstelik bu durum,  <font color="#000000">Türkiye tarihi</font>nin görece kısa bir dönemine de  özgü değildir.</p>
<p>Yüzyıllardır dil, seçkinler ve halk bunu ne derece bilinçli bir biçimde yaşıyor  olurlarsa olsunlar, bir sorun olarak var oluyor. Bu sorun öyle bir aşamaya vardı  ki bugün, tartışan taraflarca gösterilen yönlerden herhangi birine doğru biraz  daha fazla ilerlemekle içinden çıkılır gibi değil.</p>
<p><font color="#000000">Türklerin</font> Ortadoğu&#8217;da İslam uygarlığıyla  karşılaşmaları sonucu Türk dilinin de Arap ve Fars etkisine girmesi herhalde  kaçınılmazdı. Ama sorun yalnızca İslam uygarlığı da değildi: göçebe bir  topluluk, uzun yüzyıllar boyunca «sofistike» bir uygarlık yaratmış, yerleşik  toplumlarla yüz yüze geliyor, sonra da iç içe geçiyordu.</p>
<p><font color="#000000">Türkler</font>, kendi yaratmadıkları bir hayat tarzına  girerken, bu hayat tarzının kendi yaratmadıkları kelimelerini de almak  zorundaydılar. Daha sonra birkaç örnekle göstermeye çalışacağım gibi, gündelik  hayata ilişkin en basit kavramların bile yabancı dillerden (yalnız Arapça ve  Farsça değil, başta Yunanca ve Latince olmak üzere bu yörede konuşulan bütün  diller) alınmış olması, bu büyük çaplı uygarlık değişiminin başlı başına bir  kanıtıdır.</p>
<p>Dilbilim bize bir dilin kendi başına «zengin» veya «yoksul» olmayacağını söyler.  Dil bir iletişim aracıdır ve her dil, kendisini konuşan topluluğun iletmek  ihtiyacında olduğu anlamları iletmeye yeter. İletilecek yeni anlamlar belirirse,  dil de, kendi bünyesi içinde, bu anlamları taşıyacak yeni biçimler bulabilir.  Bütün diller gelişmeye açıktır. Dili konuşan topluluğun ihtiyaçlarına göre dil  alabildiğine zenginleşebilir, incelenebilir.</p>
<p>Dilbilimcilerin bu yapısal özelliği kanıtlamak için sık sık verdikleri bir  örnekle, Eskimolarda karın ve buzun çeşitli durumlarını anlatan kelimelerin  sayısı başka hiçbir dildekilerle karşılaştırılamayacak kadar çoktur. Öte yandan,  elbette Eskimoların «otomobil» anlamına gelecek bir kelimeleri yoktu. Ama bunun  olmaması da Eskimo dilinin «yoksul» olduğunu değil, sadece otomobil gibi bir  nesnenin o dili konuşan insanların hayatına girmemiş olmasını gösterir. Başka  bir söyleyişle, bu nesneyle Eskimolar karşılaşır ve ona kendi dillerinde bir  karşılık bulmak isterlerse, dillerinin yapısı buna imkan verecektir.</p>
<p>Şu halde, «yoksul» dil veya «ilkel» dil diye bir şey olamaz. Her dil, hiç  değilse potansiyel olarak, en karmaşık ilişkileri anlatmaya yeter. Tabii bu  arada, «ilkel» diye bilinen bir dilde bir anda anlatılan son derece ince  nüansları, «gelişmiş» diye bilinen dillerde ancak uzun cümlelerle  anlatabildiğimizi de ekleyebiliriz.</p>
<p>Diller bu anlamda «eşit»tir, ama kültürler eşit değildir. Bunu «ileri» ya da  «ilkel», «aşağı» ya da «yukarı» gibi değer yargıları verme anlamında  söylemiyorum. Eskimo kültürünün otomobili yaratmamış olması benim açımdan  Eskimoların ilkelliğini veya «aşağı»lığını göstermiyor. Gelgelelim, şu  dünyamızda, kültürlerin kendi içsel değerleri ne olursa olsun, otomobili  yaratmış bir uygarlıkla yaratmamış olanı karşı karşıya geldiğinde, ikisi  arasında önemli bir dengesizlik başgösteriyor ve bu denge sonunda fiziksel  bakım-dan daha güçlü olanın lehine değişiyor (ya da öyle görünüyor). Burada  «fiziksel»i de askeri bir anlamda kullanmıyorum; ele alınan kültürün dayanma  gücünü kastediyorum bununla. Biraz fantastik bir varsayım olarak diyelim ki  Eskimolar karşılaştıkları otomobilleri tepelediler. Ama otomobilin kendisine  muhtaç kaldılarsa, onu yaratan kültüre yenik düştüler demektir. Benzer bir  biçimde,  Orta Asya&#8217;dan gelen  <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a> de fethettikleri  toplumların kültürlerini benimsemek zorunda kalmadılar mı?</p>
<p>Karşı karşıya gelen diller, soyut yapılarıyla, ne kadar «eşit» olurlarsa  olsunlar, o dilleri konuşan topluluklar aynı şekilde eşit olmadıkları için,  aralarındaki alışveriş de her zaman eşit olmaz. Hele ulusçuluk bilincinin  gelişmediği bir dönemde olup bitmiş bir karşılaşmada, X dilini konuşan  insanların gördükleri yeni nesnelere kendi dillerinde yeni karşılık  türetmektense, Y dilini konuşan insanların bu nesnelere önceden vermiş olduğu  adları kullanmaları kadar doğal bir şey olamaz. Örneğin, deniz kıyısına inen  Türkler burada gördükleri ve ilk olarak tanımaya başladıkları balıklar arasında,  bildikleri şeylere çok benzeyenlere kendi dillerinden ad takabilmişlerdir:  «kılıç», «kalkan» gibi. Ama yüzlerce başka çeşit söz konusu olduğunda, «kefal»,  «palamut», «melanur», «sinagrit» gibi Rumca adları benimsemişlerdir.</p>
<p>Gündelik hayatta bu gibi alışverişler olması çok doğal, ama seçkinlerin  Türkçe&#8217;den çok Arapça&#8217;ya ve Farsça&#8217;ya yaslanan yepyeni bir dil oluşturmaya  giriştikleri, bunun sonucunda ortaya yapay bir dil çıktığı da doğru. Ama dünyada  karma dili olan tek toplum da biz değiliz. Bugün konuşulan İngilizce&#8217;nin yüzde  ellisinden fazlası, yerli Anglo-Sakson kaynağından gelmeyen kelimelerden (Norman  istilası yoluyla gelen Fransızca, Hıristiyanlık yoluyla gelen Latince,  İskandinav işgali yoluyla gelen İskandinavca) oluşur. Sanırım bu oran bile  Türkçe&#8217;ye göre, hele şöyle bir elli yıl öncesinin Türkçe&#8217;sine göre, daha olumlu.  Ama bir dile bakarken, ölçütümüz ne olmalı? Osmanlı toplumundan beri bir sorun  olma özelliğini koruyan dil, sonraları daha da büyük bir sorun haline geldiyse,  gerekli ölçütlerin bulunamamasının bunda payı olmalı.</p>
<p>Türkçe, Arapça ve Farsça&#8217;dan oluşan karma  Osmanlı dilinin ortaya çıkması ve gelişmesi,  çağdaş dünyada alıştığımız birçok belirleyici kavramın henüz bilinmediği bir  çağda gerçekleşmişti. Bu dili oluşturan yönetici sınıf için, Osmanlıca&#8217;nın karma  olması ya da olmaması fazlaca önemli değildi, Gerçi bu dönemlerde de daha sade  bir Türkçe&#8217;yi savunanlar çıktı: Osmanlı olmayan Karamanlı Mehmet Bey ya da  Aşıkpaşazade gibi. Ancak, bu türden çıkışları, kendi dünyamızın mantıki  çerçevesine oturtarak bunları erken ulusçu tepkiler gibi görmek yanlış olur. Bu  tepkilerin ardında, etnik sorunlarla iç içe geçmiş durumda sınıfsal sorunlar  yatıyordu. Örneğin Aşıkpaşazade, döneminin yeniliği olan «devşirme»liğe karşı  çıkıyordu. Yani, Osmanlı devletinin ilk kurucuları olan Türkmen beylerinden  yanaydı. Buna bakarak Aşıkpaşazade&#8217;nin bir milliyetçi olduğunu mu söyleyeceğiz?  Hiç değil. Onun istediği, Osmanlı&#8217;nın merkeziyetçi tutumuna karşı uç beylerine  ağırlık tanıyan, daha «feodal» bir yapıydı. Padişahın merkeziyetçiliği sağlama  almak için kullandığı güç devşirmelerden değil Türklerden oluşsa da,  Aşıkpaşazade kendini yakın bulduğu Türkmen beyleri adına gene itiraz edecekti.  Yazarken kullandığı dil daha Türkçe&#8217;ydi, çünkü bağlı olduğu beylerin dili  böyleydi. Padişahların kurma yolunda olduğu merkezi devlet ise, kozmopolitleşmek  zorunluğunu duyuyordu; Türk değil, İslam temelini benimsemesi gerekti. Bunun  keyfi değil, tarihe de uygun bir seçim olduğu, Osmanlı devletinin birkaç yüzyıl  süren başarılarından da bellidir.</p>
<p>Dolayısıyla Osmanlıca, Osmanlıların İslam uygarlığı içinde kurmaya çalıştığı  sentezi olduğu gibi yansıtır. Osmanlı devletinin kendi uyruklarıyla kurduğu  ilişkilerin mantığına uygun bir biçimde, halkın bütününe aşağı yukarı eşit  derecelerde uzaktır. Kendini toplumdan tamamen ayrı, toplumun tepesinde gören  devlet için, bu karma dil son derece uygundur. Hatta, ulusallık bakımından  Selçuklulara göre biraz daha ileri sayılabilir. Çünkü orada askerlik dışında  yöneticilik görevlerini yerine getiren ulema tamamen Farsça eğitimden geçer ve  resmen Farsça kullanırlardı.<br />
</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center">   <strong><font face="Maiandra GD" size="2">SEÇKİN KÜLTÜRÜ HALK KÜLTÜRÜ</font></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
Cumhuriyet ilericiliği, Osmanlı tarihinde bulduğu bütün kusurları saraya  yükleyerek halkı da bunlardan «tenzih» etme eğilimindedir. Bu önyargılı bakış  yüzünden seçkin kültürle halk kültürü arasında kesin ayrımlar, uçurumlar olduğu  varsayılmıştır. Böylece halk dili ve saray dili, halk müziği ve saray müziği,  halk edebiyatı ve divan edebiyatı, aralarında hiç benzerlik bulunmayan apayrı  yapılar gibi görülür. Gerçekten de Osmanlı tarihi halkla seçkinlerin kültürleri  arasında büyük ve çok önemli kopukluklar görülen bir tarihtir. Ama iki kültür  birbirini bütünüyle dıştalamamış, daha çok birbirine paralel bir şekilde  ilerlemiş ve arada pek çok karşılıklı geçiş olmuştur. Sözün kısası, seçkinlerin  dillerini Arapça ve Farsça ile tıkabasa doldurmalarına karşılık halkın ulusçu  bir içgüdüyle buna tepki gösterdiğini ve dilsel arılığını korumaya çalıştığını  düşünmek yanlış olur. Halkın konuştuğu dile daha çok yabancı öğe sızmamışsa,  bunun nedeni böyle bir tepki filan değil, halkın eğitim aygıtlarından uzak  olmasıdır. Böyle olduğu halde, yalnız Arapça ve Farsça&#8217;dan değil, Anadolu&#8217;da  yaşayan bütün etnik topluluklardan öğeler halkın konuştuğu dil&#8217;e girmiş ve  yüzlerce yıl içinde yerleşmiştlr.</p>
<p>Osmanlıca&#8217;nın yapaylığında elbette bir  sağlıksızlık potansiyeli vardır, ama halkın dilinin karışması aynı şekilde  sağlıksız görülmemeli. Seçkinlerin dili, ister bürokratik, ister edebi, ister  başka nedenlerle olsun, yapmacıklığa her zaman açıktır. Ama halk dilinde  iletişimsel bir işlevsellik her zaman için uzun vadede belirleyicidir. İşlevsiz  olan, yaşamaz.</p>
<p>Osmanlı devletinin Osmanlı toplumuyla ilişkisi uzun süre değişmediği için  varolan dilsel yapı bir sorun çıkarmadı. Bunun bir sorun halinde görülmesi,  Osmanlı devletinin yeniden uygarlık değiştirme zorunluğunu duymasıyla başlar.  Tanzimat, geniş kapsamlı dil tartışmalarının başladığı ilk dönemdir. Bu dönemde  birçok yenilik yapılmakla birlikte, sorunun ele alınışı bir «özleşme» değil, bir  «sadeleşme» biçimindedir. Değişimin nasıl bir tarihi bağlamda yer aldığı  Tanpınar&#8217;ın şu özetinde açıkça görülür:</p>
<p>&#8220;Türk nesrinde değişiklik daha ziyade resmi dilde ve onun bir kolu gibi görünen  gazete dilinde başlar&#8230; Devletin içinde bulunduğu siyasi güçlük, yabancı  devletlerle olan münasebetleri artırdığı gibi, hükümeti efkarı umumiyeden  müzaheret istemeye de sevkediyordu.&#8221;(1)</p>
<p>Türkiye tarihinde hemen hemen her yenilik konusunda olduğu gibi burada da ilk  itki tepeden, «resmi» kanaldan gelmiştir. Değişiklik gereğini duyan yazar,  edebiyatçı ve düşünürler belki vardı, ama onlar da ancak devletin inisiyatifiyle  ortaya çıktılar, Tanpınar yukarıdaki kısacık paragrafta iki canalıcı noktaya da  değiniyor. İlkin, Osmanlı devleti tarihinde ilk kez olmak üzere, devlet kendi  dışında birileriyle bir «iletişim kurmak» ihtiyacını duymuştur. Kimdir bu  kamuoyu? Elbette Anadolu&#8217;daki köylüler değil (bugün bile öyle olduğu  söylenemez). İstanbul&#8217;da ve bir iki büyük merkezde bir avuç adamdır bunlar.  Eğitimleri -eğitimsiz olsalar zaten gazete okuru olamazlar- Osmanlı mantığı  çerçevesinde olmuştur. Gene de, devlet resmi dilinden taviz vermedikçe  anlaşamamaktadır bu kamuoyu ile. Dolayısıyla resmi dil sadeleştirilmekte, bu da  doğal olarak genel düzyazı diline yansımaktadır. Yeni bir dil oluşturmak söz  konusu değildir. Sadece, bir zorunluk yüzünden, devlet, her zamanki  alışkanlığından vazgeçerek, «resmen» olanı «fiilen» olana yaklaştırmakta, yani  konuşulduğu gibi yazmaktadır (Namık Kemal&#8217;in padişaha yazdığı bir mektupla  arkadaşına yazdığı bir mektubu karşılaştırırsanız, iki dilin farkını  görürsünüz).</p>
<p></font></p>
<p align="center">   <strong><font face="Maiandra GD" size="2">BATIYA AÇILMA</font></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
İkinci olay ise Batı&#8217;ya açılmadır, 0 zamana kadar zorla kapı dışında tutulan  Batı uygarlığını daha fazla bekletme imkanı kalmamıştır artık. Ama açılınca da,  içeri seller akmak durumundadır. İlk belirleyici karşılaşmalar gene pratik  alanlarda olur, Örneğin, tıp terimleri, hukuk terimleri gibi sorunlar çıkmıştır  Osmanlı devletinin karşısına. (Agâh Sırrı Levend bu konuda bilgi veriyor.) (2)  Uygarlık, hele bilim, «terimsiz» alınamaz. Bunları almak zorunlu olduğuna göre,  ne yapılacaktır? Osmanlı uygarlığı, bu noktada, asıl eksikliğinin bilincine  varmalıydı: Kelimelerin yetersizliği, dilin yetersizliği değildi söz konusu  olan. Birkaç yüzyıldır bu biçimde düşünmemişti Osmanlı uygarlığı. Dolayısıyla  eksik olan bir kavramın adı, kelimesi değil, kavramın kendisiydi. Bu tarihlerde,  «kavram» kavramını karşılayacak bir kelime bile bulunmadığını hatırlayalım -ya  da, Muallim Naci&#8217;nin «tenkid mi demeli, «intikad» mı tartışmasını. Ne deneceği o  kadar önemli değildi. 0 kavramın kendisi oluşmamıştı henüz (şimdi buna  «eleştiri» diyoruz da, «eleştiri» yaparken gerçekte ne yaptığımız hâlâ şüpheli).  Bu yeni «ıstılah»lar Arapça&#8217;dan mı bulunmalıydı? Yoksa Ali Suavi&#8217;nin dediği gibi  Batı dillerinden Türkçe telaffuza uydurularak mı alınmalıydı? Tanzimat  döneminde, bu gibi kavramlara Türkçe karşılık aranacağının pek akla gelmediği  görülüyor. Bu sorun karşısında da, en önemli iş yapan, resmi bir kuruluş, «Terceme  Odası» oldu. Pek çok Osmanlı aydını bu kuruluşta yetişip «aydın» olmuştur. Türkçe&#8217;nin söz konusu durumunda, yabancı dil  bilmek aydın olmanın ilk ve zorunlu koşulu haline gelmişti.</p>
<p>Tanzimat&#8217;da edebiyatçılar da devlet gibi,  «kamuoyu» ile karşı karşıya geliyorlardı. Dolayısıyla dil konusunda onlar da  benzer bir tutum benimsediler. Hele tiyatro ve roman gibi, sayısı görece çok  alıcılara hitap etmesi gereken türlerde, konuşma dilinin söyleyişini egemen  kılmaya çalıştılar. Gene de, gerek romanda, gerekse tiyatroda sık sık başvurulan  «tirad»larda, dil hemen ağdalanıyor, yapaylaşıyordu («resmi duygulara» hitap  eden «resmi duygu dili»). Bu dönemde yapılanlar, daha sonrakilere göre çok küçük  çaplı diye küçümsenebilir; ama atılan adımlar önemli ve belirleyiciydi. Tarihi  doğrultuya uygundu. Latin alfabesinin alınıp alınmaması bile bu dönemde  tartışıldı (tabii «hezeyan» niteliğinde birçok şey de söylendi).</p>
<p>Tarihe ve edebiyata Türkçe&#8217;nin özleşmesi perspektifinden bakanlar, bu dönemi  izleyen Edebiyat-ı Cedide hakkında olumsuz yargılara varırlar. Gerçekten de, bu  akımın başlıca temsilcilerinin kimsenin bilmediği sözlüklere dalıp çıkarak ölü  kelimeler bulmaları, bunları estetik bir matahmış gibi şiirlerinin orasına  burasına tıkıştırmaları onaylanacak bir şey değildir. Ama, uygulamadaki  yanlışlarına rağmen teoride doğru bir şeyi savunuyordu  Servet-i Fünuncular. Özellikle şiirde,  kelimenin önemine işaret ediyor, kelimenin çağrışımsal sıcaklığının şiir için  vazgeçilmezliğini öne sürüyorlardı (bunun için sözlükten ölü kelime avlamak ne  kadar geçerlidir, o da ayrı konu). Bu iddiaları bugün şöyle özetleyebiliriz:  temelde toplumsal bir dava olan dilsel «özleşme» edebiyat anlatımına yatkın  olmayan bir dil yaratabilir; yani, dilin anlatım imkanlarını yoksullaştırabilir.  Gelgelelim, bu edebiyat ve şiir akımının, herhangi bir dışsal zorlamaya  aldırmadan dili istediği gibi kullanmasına rağmen ortaya doğru dürüst bir  estetik nesne çıkaramamış olması da ilginçtir.</p>
<p>Necib Asım&#8217;ın Türkçeciliği, olayın Tanzimat döneminde aldığı boyutları aklı  başında bir biçimde özetler:</p>
<p>&#8220;Yalnız istediğim, özendiğim şey Türkçemizin mütemeddin bir kavm lisanı olduğunu  ve terakkiyatına himmet olunursa bugünkü Avrupa lisanlarından aşağı  kalmayacağını ispattı. Hatta safi Türkçe birkac makale yazışım da o maksada  mebni idi. Bunu görenler lisanımızdan, bütün Arabiden, Farisiden, Avrupa  dillerinden aldığımız kelimeleri çıkarıp yerine Çağataycadan, Kıpçakcadan,  Özbekçeden, Azerbaycandan vesaire kelime koymak istiyorum sandılar. Hatta o  fikri de beğenerek münasib görenler ve «mektup» yerine «bitik» yazanlar da  bulundu. Yine tekrar ederim, fikr ü nazarım hiç de öyle değildir. Özendiğim şey,  bugün Osmanlıların, amma haniya terbiye ve malümatı orta halli olanlarının  hepsine yazdığımızı anlatacak bir lisan kullanmaktır. Arabi ve Farisi&#8217;den  aldığımız kelimelerin lüzumlularını, taammüm edenlerini çıkarmak lisanı  züğürtleştirir. Bunlardan fakat makul bir surette iktibas etmemek öyledir. Hatta  Avrupa lisanlarından da almamakta taassub göstermek yine öyledir. Şimdiye kadar,  yani edebiyat-ı cedidemizin teşekkül tarihinden bu ana kadar lisanımızda  kullandığımız bu kelimeleri ibkaya mecburuz: bunların da içinde şu son  zamanlarda kullanılmaz derecesine kadar gelenler vardır, onları da artık kaale  almamak lazım. Arabi, Farisi terkiblerden mümkün mertebe sakınılabilir. Yahut  İranlılar gibi mutabakat filan kaideleri atılır, Türkçenin hakimiyeti  gösterilir. Avrupa lisanlarından da kelime almaya mecburuz. Bugün posta ve  telgraf, telefon, fotoğraf, kronometre gibi ulum ü fünuna sanayi ü bedayia ait  kelimelere mukabil Arabca veya Farisi&#8217;den karşılık arayacağımıza, o suretle  kamuslar ferhenkler karıştırarak kıymetli vakitlerimizi geçireceğimize bunları  olduğu gibi kabul etmeliyiz.&#8221; (3)</p>
<p><em>Murat Belge</em></p>
<p></font></p>
<hr style="clear: both" /><font face="Maiandra GD"><font size="2"><br />
<strong>Kaynakça:</strong></p>
<p></font><span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em">(1)  <font color="#000000">A.H. Tanpınar, XIX Asır Türk Edebiyatı Tarihi,  ikinci baskı, s. 78.<br />
(2) A.S. Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960, s.  68-75, 102-112.<br />
&#8220;Levend&#8217;in temel perspektifine çok yabancı olduğum halde, bu kitabından büyük  ölçüde yararlandım. Olguların dökümü iyi yapılmış, yararlı bir inceleme kitabı.&#8221;  (M.B.)<br />
(3) Aynı yerde, s. 217-18.</font></span></font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><font face="Maiandra GD"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></font></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/">Türkçe Sorunu (Murat Belge)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Öksüz Kalmasın</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:34:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Oksuz]]></category>
		<category><![CDATA[Oksuz Turkce]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe Öksüz Kalmasın İnsanın duygu, düşünce ve hayallerini topluma aktarma aracı olan dil; kendi yapısı içerisinde sürekli yenilenen, seslerden örülmüş bir sistemdir. Dil, aynı zamanda insan zekâsının ve insanın diğer canlılardan farkının bir göstergesidir. Yusuf Has Hacip, “Dildedir mutluluk, dildedir değer; Dili olmayana insan mı derler? İnsanda değişir dilince kader; Ya yurda baş olur ya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/">Türkçe Öksüz Kalmasın</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Türkçe Öksüz  Kalmasın</font></span></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">İnsanın duygu, düşünce ve  hayallerini topluma aktarma aracı olan dil; kendi yapısı içerisinde sürekli  yenilenen, seslerden örülmüş bir sistemdir. Dil, aynı zamanda insan zekâsının ve  insanın diğer canlılardan farkının bir göstergesidir. Yusuf Has Hacip,</p>
<p>“Dildedir mutluluk, dildedir değer;<br />
Dili olmayana insan mı derler?<br />
İnsanda değişir dilince kader;<br />
Ya yurda baş olur ya başı gider…”</p>
<p>derken insanı insan yapan unsurların başına dili koymaktadır.<br />
Dil, aynı zamanda toplum içindeki statümüzü belirleyen bir güce sahiptir;  çünkü insan yaşadığı toplumda dili kullanma yeterliliğine göre bir değere ve  muameleye tâbi tutulur. İnsanların -ne yazık ki- dış görünüşlerine göre  karşılandığı çağımızda konuşmalarına göre muamele görmeleri yadsınamaz bir  gerçektir.</p>
<p>“Dilim, seni dilim dilim dileyim,<br />
Başıma geleni senden bileyim!”</p>
<p>diyen şair, bu söylemle savımızı güçlendirmektedir.</p>
<p>Duygu ve düşüncelerimizi ana dil vasıtasıyla diğer topluluklardan farklı  bir şekilde ifade ederiz. O hâlde ana dil, farklılığın da bir nişanesidir. Bu  özelliği ile dil, insan topluluklarına millet olma imtiyazı kazandırır. Bir  insan hangi dille duygu ve düşüncelerini daha tesirli bir şekilde aktarabiliyor,  anlatabiliyorsa o millete mensuptur. Yani dilimiz kimliğimizdir. Her yemeğin her  ülkede yenildiği, farklı kıyafetlerin dünyanın her yerinde giyilebildiği, fizikî  yapısından bir insanın hangi millete mensup olduğunun pek anlaşılamadığı  -küreselleştiği iddia edilen- dünyamızda dil, mensubiyeti yansıtan bir ayna  görevi görmektedir.</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p>Bir gün Çin filozofu Konfüçyus&#8217;a sorarlar: &#8220;Bir ülkeyi yönetmeye  çağrılsaydınız ilk iş olarak ne yapardınız?&#8221; Konfüçyus şöyle yanıtlar: &#8220;Hiç  kuşkusuz dili gözden geçirmekle işe başlardım.Çünkü düşünce iyi anlatılmazsa  yapılması gereken şeyler doğru yapılmaz, ödevler gereği gibi yapılmazsa idare ve  kültür bozulur, idare ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet  yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını  bilemez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dilden daha önemli değildir!&#8221; Buradan  da anlaşılacağı üzere dili korumak ve varlığını müdafaa etmek milleti korumak;  dili yozlaştırmak, yabancılaştırmak ise bir milleti kargaşa ortamına sürüklemek  demektir.</p>
<p>Yabancı bir ülkede, ana dilini konuşabileceği bir sima görmenin insana  verdiği haz ve tarifsiz mutluluk; dilin insan ruhuna tesir eden özelliğini  göstermesi açısından dikkate değerdir. Dil vatandır, gurbette bir dost sesidir.  Dil bir sevdadır, sahip çıkılmayınca küsen nazlı bir yârdır. Dil bir âşığın  sazında, sözünde efkârdır. Dil dumanlı dağların başında erimeyen kardır. Dil;  iplik iplik, nakış nakış, hece hece işledikçe yanına kârdır.</p>
<p><a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Türk</font></a> milletine mensup olmak, Türkçeciliği gerektirir. Türkçeciliğin gayesi  ise; Türk dilini sevmek, onun üstünlüğüne inanmak,  varlığını sürdürmek, onu başka dillerin sömürüsüne karşı korumak ve kudretli bir  edebiyat dili hâline getirmektir.</p>
<p>Âşıkların sevdaları için elerine kalem almaktan ırak durduğu bir çağda  yaşıyoruz ne hazin… Peki ya böyle bir dönemeçte Türk diline sevdasıyla,  kalemiyle, kelamıyla kim sahip çıkacak, Türkçeyi kim koruyacak? Türkçeye sevdalı  yürekleri bu kutlu davaya hizmet etmeye çağırıyor, baharı yaşadığımız şu  günlerde Türkçe yüreğinize düşen cemre olsun diyorum.</font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/">Türkçe Öksüz Kalmasın</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlıca Bilgisayar Terimleri (:</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlica-bilgisayar-terimleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlica-bilgisayar-terimleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:32:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Terimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Komik Osmanlica]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlica]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlica-bilgisayar-terimleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlıca Bilgisayar Terimleri (: Görev çubuğu: değnek-ül vazife Çift tıklama: tıkırtı-ül tekerrür Administrator: sahip-ül edevat Software: edevat-ül yumuşak Hardware: edevat-ül civanmert Anti spyware: müdafaa-ül hafiye My documents: hazine-i evrak İnternet: allâme-i ulûl arz Google: kaşif-ül âli Google earth: seyr-ül arz, kaşif-ül arz Denetim masası: sehba-i saltanat Cd rom: pervane-ül hâfıza Ekran: perde-ül temasa Kasa: kaide [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlica-bilgisayar-terimleri/">Osmanlıca Bilgisayar Terimleri (:</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Osmanlıca  Bilgisayar Terimleri (:</font></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2"> <span style="color: purple"><br />
</span></font></strong></font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2"> <span style="color: purple">Görev çubuğu: </span>değnek-ül vazife<span style="color: purple"><br />
Çift tıklama: </span>tıkırtı-ül tekerrür<span style="color: purple"><br />
Administrator: </span>sahip-ül edevat<span style="color: purple"><br />
Software: </span>edevat-ül yumuşak<span style="color: purple"><br />
Hardware: </span>edevat-ül civanmert<span style="color: purple"><br />
Anti spyware: </span>müdafaa-ül hafiye<span style="color: purple"><br />
My documents: </span>hazine-i evrak<span style="color: purple"><br />
İnternet: </span>allâme-i ulûl arz<span style="color: purple"><br />
Google: </span>kaşif-ül âli<span style="color: purple"><br />
Google earth: </span>seyr-ül arz, kaşif-ül arz<span style="color: purple"><br />
Denetim masası: </span>sehba-i saltanat<span style="color: purple"><br />
Cd rom: </span>pervane-ül hâfıza<span style="color: purple"><br />
Ekran: </span>perde-ül temasa<span style="color: purple"><br />
Kasa: </span>kaide<span style="color: purple"><br />
Enter: </span>duhûl<span style="color: purple"><br />
Virüs: </span>deyyus<span style="color: purple"><br />
Msn: </span>elçi<span style="color: purple"><br />
Hacker: </span>deyyus-ül-ekber<span style="color: purple"><br />
Hata raporu: </span>malumat-ül kabahat<span style="color: purple"><br />
Mail server: </span>divan-ül mektubat<span style="color: purple"><br />
Messenger: </span>havadisçi<span style="color: purple"><br />
Chat: </span>muhabbet ül zabi<span style="color: purple"><br />
Ctrl alt del: </span>has timar zeamet</font></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlica-bilgisayar-terimleri/">Osmanlıca Bilgisayar Terimleri (:</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlica-bilgisayar-terimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerice Atasözleri</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerice-atasozleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerice-atasozleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:31:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Atasozler]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Turkcesi]]></category>
		<category><![CDATA[Azerice]]></category>
		<category><![CDATA[Azerice Atasozleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerice-atasozleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerice Atasözleri &#160; men yanıram min cana mincan yanmır bır cana &#160; allah camışa genet vermesin &#160; beheyre deyipler heyir danış deyip gedesen gelmiyesen &#160; kör köre kör demese körün barğı çattıyar &#160; yap menim için örgen özün için &#160; keçel aynaya bahar özgahısını başkasına yahar &#160; gün istisi ısıtmasa akşam istisi heç ısıtmaz &#160; [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerice-atasozleri/">Azerice Atasözleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Azerice  Atasözleri</font></span></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>men yanıram min cana  mincan yanmır bır cana</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>allah camışa genet vermesin</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>beheyre deyipler heyir danış deyip gedesen gelmiyesen</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>kör köre kör demese körün barğı çattıyar</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>yap menim için örgen özün için</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>keçel aynaya bahar özgahısını başkasına yahar</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>gün istisi ısıtmasa akşam istisi heç ısıtmaz</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><center>[ad1]</center></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>uşah öz atasını hamıdan güçlü biler</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>men yanıram min cana  mincan yanmır bır cana</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>allah camışa genet vermesin</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>beheyre deyipler heyir danış deyip gedesen gelmiyesen</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>kör köre kör demese körün barğı çattıyar</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>yap menim için örgen özün için</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>keçel aynaya bahar özgahısını başkasına yahar</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>gün istisi ısıtmasa akşam istisi heç ısıtmaz</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>uşah öz atasını hamıdan güçlü biler</em></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerice-atasozleri/">Azerice Atasözleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerice-atasozleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Gücü (Prof. Dr. Doğan Aksan)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gucu-prof-dr-dogan-aksan/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gucu-prof-dr-dogan-aksan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 17:07:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dogan Aksan]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Gucu]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gucu-prof-dr-dogan-aksan/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçenin Gücü (Prof. Dr. Doğan Aksan) Türkçemizin gerek fonetik, gerekse de morfolojik açıdan diğer dillere nazaran daha güçlü olduğu su götürmez bir gerçektir. Her ne kadar bazıları sadece bizim dilimiz olduğu için onu üstün gösterdiğimizi düşünse de, bunu ana dili Türkçe olmayan dil bilimciler bile söylemektedir. Türkçenin çekim gücü, kelime hazinesinin genişliği, ahenk unsurlarına uyumluluğu&#8230; [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gucu-prof-dr-dogan-aksan/">Türkçenin Gücü (Prof. Dr. Doğan Aksan)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font color="#3366ff" face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 22pt">Türkçenin Gücü<br />
</span></font><span style="font-size: 16pt"> <font color="#ff6600" face="Maiandra GD">(Prof. Dr. Doğan Aksan)</font></span></strong></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/dogan_aksan_turkcenin_gucu.jpg" alt="Doğan Aksan Türkçenin Gücü" height="106" width="128" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">Türkçemizin gerek fonetik, gerekse de  morfolojik açıdan diğer dillere nazaran daha güçlü olduğu su götürmez bir  gerçektir. Her ne kadar bazıları sadece bizim dilimiz olduğu için onu üstün  gösterdiğimizi düşünse de, bunu ana dili Türkçe olmayan dil bilimciler bile  söylemektedir. Türkçenin çekim gücü, kelime hazinesinin genişliği, ahenk  unsurlarına uyumluluğu&#8230; gibi tüm özellikleri sıralanınca, eminim siz de  Türkçenin gücünü daha iyi anlayacaksınız. Aşağıya <em>Doğan Aksan&#8217;ın Türkçenin  Gücü</em> adlı eserinde maddelediği yazıyı aktaracağım. Umarım faydalı olur.</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>1-</strong>Önce insan: Dünyadaki yaygın dillerin bir çoğunda insan ile eşya  arasında fark yoktur, cinsiyet ayırımı vardır. Oysa Türkçemizde bütün insanlar  eşittir ve diğer doğa varlıklarından farklıdır. Örnek olarak şu cümleye bakın  &#8220;İnek ve yavrusu otluyor.&#8221; Benzeri bir cümlede özne insan olduğunda şu şekil  oluşacaktır &#8220;Anne ve çocuğu yemek yiyorlar.&#8221; Bu iki cümle birbirlerine çok  benziyor fakat dikkat ederseniz yüklemin sonunda lar takısı sadece insanlar  sözkonusu olduğunda ekleniyor. Bir dilin insana önem vermesi ve cinsiyet ayrımı  yapmadan her insanı eşit kabul etmesi üstün bir özellik değil de nedir. En  azından bu özellik sayesinde sözlerinde üçüncü tekil şahıs geçen bütün şarkılar  ve türküler hem kadınlar hem de erkekler tarafından rahatlıkla  söylenebilmektedir.<br />
<strong><br />
2-</strong>Kelime türetme yeteneği: Eklemeli dillerin en güzel özelliklerinden biri  kelime üretme imkanlarının çok geniş olmasıdır. Kökten kelime türetildiği gibi  türetilmiş kelimelere yeniden ekleme yapma imkanı bulunmaktadır.<br />
<strong><br />
3-</strong>Türkçede kelimelere vurgu sayesinde anlatım gücü çeşitliliği sağlanabilir.  Örneğin &#8220;Onu buradan atmalıyım&#8221;. Cümlesinde her kelimeye ayrı ayrı vurgu  yapalım, göreceğiz ki hangi kelimeyi vurgularsak o unsura daha fazla dikkat  çekmiş oluyoruz. Kimi buradan atmalısın? Sorusuna yanıt &#8220;Onu buradan atmalyım&#8221;.  Onu nereden atmalısın sorusuna yanıt; Onu buradan atmalıyım. Onu ne yapmalısın  sorusuna yanıt; Onu buradan atmalıyım.</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>4-</strong> Gizli sözcük zenginliği: Türkçede genelde kullanılmayan bir çok gizli kelime vardır. Genelde kullanılmayan kelimeler  dilin parçası sayılır mı hiç diyeceksiniz. Başka dillerde sayılmayabilir ama  Türkçede sayılmalıdır. Eğer bir kişi bu gizli kelimeyi kullanacak olursa  karşıdaki de bunu anlayacak olursa nede sayılmasın. Sözcük köklerini ve isim  yapan ekleri terk etmediğimiz sürece gizli kelimeler de bizi terketmez, her an  kullanılmayı beklerler. Türkçenin binlerce yıl ayakta kalabilmesinin sırrı da  belki burda yatmaktadır. Türkçede atıl bekleyen kelimeler o kadar çoktur ki bazı  dillerin kelime sayısından bile fazladır. Gizli olan ve olmayan kelimelere örnek  verelim; Ver kökünden vergi türetilmiştir günümüzde kullanılmaktadır yani gizli  bir kelime değildir, oysa al kökünden algı kullanılmamaktadır, &#8220;dilenci  insanlardan algı topluyordu&#8221; cümlesi sizce ne manaya geldiği az çok anlaşılmıyor  mu algı = sadaka değil mi?. Duy kökünden duygu, gör kökünden görgü  kullanılmaktadır, dur kökünden durgu ise kullanılmamaktadır. &#8220;Trafik durgusuna  yakalandım&#8221; gibi bir cümle kurduğumuzda (ilk defa kullanıldığı için tuhaf  gelebilir) bu cümlenin de ne manaya geldiğini anlayabiliriz. Gizli kelimelerim  sayısı sadece köklerle sınırlı değil, bir ekle yetinmeyip ikinci ve üçüncü  eklemeler yaparak aynı kelime üzerinde kelime türetme olasılık sayısını  arttırmak mümkündür. Durguluk, durguç, durgucuk vs.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>5- </strong>Kelime haznesi konusunda gizli kelimelerin katkısından yukarıda  bahsetmiştik. Bir de kelime haznesini artıran fakat bir çoğu sözlüklerimizde yer  almayan Türkçenin cümle içindeki geçici kelimeleri vardır. &#8220;Sigarasında bir kaç  içimlik yer kalmıştı&#8221; cümlesindeki içimlik kelimesinde olduğu gibi.</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>6- </strong>Türkçede kelimeler cümle içinde çok değişik yerde kullanılabilir.  Cümledeki yerine bağlı olarak farklı bir anlam kazanan cümle aynı kelimelerle  değişik ifadeler sağlamaktadır . &#8220;Gökteki yıldız parlıyordu&#8221; ile &#8220;Yıldız gökte  parlıyordu&#8221; aynı anlamı taşımaz. Bu şekilde kullanımlar Türkçede çok yaygındır.  Bir çok dilde ise kelimelerin yerini değiştirmek hem kolay değildir hem de  değiştirilse bile anlamda farklılık meydana gelmez.</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>7-</strong>Türkçe kendini ispat etmiş en eski diller arasındadır. Doğal şartlara  uyum gösteremeyen canlı türleri yok olmaktadır. Türkçe terkedilmeye çalışılmış (osmanlıcada  olduğu gibi) fakat kendini toparlayıp yeniden canlanmıştır. Günümüzde Türkçe kadar köklerine bağlı bir dil çok azdır.  Avrupa dillerinin geçmişi 400-500 yıllıktır. Belki 200 yıl sonraki dünya  yüzeyinde birbirini anlamayan fakat ingilizce konuşan değişik halklar olacaktır  çünkü bu gün dahi ingilizce çok yerde farklılaşmaktadır. Zaten latince aynı  akibete uğrayarak çatallaşmış fransızca, almanca, ingilzce dilleri meydana  gelmişti. Türkçe yine köklerine bağlı olarak ayakta durabilecetir ( yeter ki  terkedilmesin). Binlerce yıl geçmesine rağmen dünyadaki Türkçe konuşan  insanların dilleri latin dillerindeki örnekteki gibi ayrı diller olarak değil  farklı lehçeler olarak kabul edilmektedir.</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>8- </strong>Türkçe olduğu gibi yazılan-yazılabilen bir dildir. Bir sesi ifade  ederken tek bir harf kullanılmaktadır. Bu açılardan okuma yazma  öğrenimi, programlama dili (henüz ciddi bir çalışma yok), bilimsel  isimlendirmelerde (çok az kullanılsa da) üstünlük taşımaktadır.</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>9-</strong>Ses uyumu: Ünlü ünsüz uyumu, kelime sonlarına gelen eklerden sonra bazı  harflerin yumuşaması gibi özellikler Türkçenin ses olarak kulağa hoş gelen bir dil olmasına  sebep olmaktadır. Üstelik insan doğasına en uygun sesleri barındırmaktadır. Bazı  kasıtlı yanlış dayatmaların aksine Türkçe şarkı, şiir ve edebiyat için en uygun  dildir.</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong style="color: #cc0000">Kaynak:</strong> </font><em><strong><font size="2">Doğan  Aksan &#8211; Türkçenin Gücü</font></strong></em></font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gucu-prof-dr-dogan-aksan/">Türkçenin Gücü (Prof. Dr. Doğan Aksan)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gucu-prof-dr-dogan-aksan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Divan-i Lugat&#8217;it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Oct 2007 23:54:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Emiri Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Divani Lugatit Turk]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Talat Pasa]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turk%e2%80%99u-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Divan-i Lugat&#8217;it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa Büyük dil bilgini Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lugat-it Türk isimli muazzam eseri, 1910’a kadar adı bilinen, fakat kendisi meçhul bir eserdi. Diğer bir deyişle, o zamana değin, eserin sadece adı vardı, fakat kendisi ortada yoktu. Eser, bugün bütün dünyada biliniyor, hakkında kitap, makale yazılıyor [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/">Divan-i Lugat’it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 17pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Divan-i  Lugat&#8217;it Türk’ü Bulan </font></strong></p>
<p align="center"><strong><font style="font-size: 17pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa</font></strong></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/vahap.jpg" height="110" width="90" /></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Büyük dil bilgini Kaşgarlı  Mahmud’un Divan-ı Lugat-it Türk isimli muazzam eseri, 1910’a kadar adı bilinen,  fakat kendisi meçhul bir eserdi. Diğer bir deyişle, o zamana değin, eserin  sadece adı vardı, fakat kendisi ortada yoktu. Eser, bugün bütün dünyada  biliniyor, hakkında kitap, makale yazılıyor ve üzerinde tartışmalar yapılıyorsa,  bunu büyük kitap aşığı, ilim ve kültür sevdalısı Ali Emiri Efendi’ye borçluyuz.  Ali Emiri Efendi, Abbasi Halifesine sunulmak üzere Bağdat’ta 1072-1074  yıllarında    <font color="#000000">Kaşgarlı Mahmud</font> tarafından yazılan bu muhteşem  eseri, sahaflarda Divan-ı Lugat-it Türk olduğu bilinmeden satılırken, fark etmiş  ve satın alarak Türk kültür hayatına kazandırmıştır. Bu sebeple, Ali Emiri  Efendi’nin isminin, eserin yazarı Kaşgarlı Mahmud ile birlikte anılmayı her  zaman hak ettiğine şüphe yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bundan dolayı, <em>  <font color="#000000">Divan-ı Lugat it Türk</font></em> ile ilgili  toplantılarda kendisinden bahsetmenin bir vefa borcu olduğu muhakkaktır.  Aslında, Ali Emiri’nin kitabı buluşu ve daha sonra yayınlatışı romanlara konu  olacak güzellikte ve kültürün, kitabın önemini somut bir biçimde vurgulayacak  olgulara haizdir.  <font color="#000000">Ziya Gökalp</font> ve Talat Paşa’nın kitabın  yayınlanmasına yaptıkları tiyatral katkı ise çok ilginçtir. Ayrıca Ali Emiri  Efendi’nin hayatı, kitaba verilen değerin ve kitap okumaya ayrılan zamanların  bir hayli azaldığı günümüzde, sadece gençlere değil, hepimize kitap sevgisi  konusunda, örnek teşkil edebilecek  <font color="#000000">ögelere</font> haizdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu yazıyı hazırlamada,  büyük ölçüde Dr. Muhtar Tevfikoğlu’nun <em>Ali Emiri Efendi</em> isimli eserinden  faydalandık. Tevfikoğlu, Ali Emiri Efendi hakkında çeşitli kaynaklardaki  bilgileri toplayarak büyük bir hizmeti ifa etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi’nin  çocukluğu</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">1857’de Diyarbakır’da doğan  Ali Emiri Efendi, daha küçüklüğünden itibaren okumaya ve araştırmaya meraklıydı.  Sekiz on yaşlarında, eski yapılar üzerindeki yazıları okuyup anlamaya  çalışıyordu. Ayrıca şiiri de seviyordu. Güçlü bir hafızaya da sahip olan Ali  Emiri, dokuz yaşındayken, beş yüzden fazla şairin şiirlerinin yer aldığı <em> Nevadir’ül Asar</em> isimli eserdeki dört bin beyiti ezberlemişti bile.  Gençliğinde hat sanatıyla da meşgul olan Ali Emiri bu konuda oldukça başarılı  sayılır. Çünkü, yazdığı bazı levhalar Diyarbakır’da camilere asılmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">Hastalık derecesinde  kitap okuma sevgisi</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Görüldüğü gibi, Ali Emiri  çok yönlü bir şahsiyete sahipti. Fakat, kitap okuma merakı her şeyin üstündeydi.  Durmadan ve büyük bir iştahla devamlı surette kitap okuyordu. Bundan dolayı daha  gençlik yıllarında Doğu  <font color="#000000">Edebiyat</font>ı’na ait bir çok kitabı okuyup  ezberlemişti. Bu yıllarını kendisi şöyle anlatıyor: &#8220;Eğlenmeye merakım yok idi.  Üstadımızla gezintiye gittiğimizde, çocuklarla oyun oynarken, ben bir tarafa  çekilir kitap okurdum.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri, özellikle, tarih  kitaplarını okumayı çok seviyordu. Bu sevgi o kadar büyüktü ki, bazen uykusunu  bile bu uğurda feda ediyordu. Geceleri kitabı okurken, çoğu zaman sabahı  ettiğinin farkına bile varmazdı. Uyuduğu zaman da yanındakileri uyutmazdı.  Çünkü, uykudan önce okuduğu kitapları, uykusunda yüksekle sesle tekrar ederdi.  Okumaları o dereceye vardı ki, vücudu zayıf düşüp hasta oldu. Doktorların kitap  okumayı bırakıp gezmeye çıkma tavsiyesini de yerine getiremedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kitap okuma merakı  babasının ticari işlerine de zarar verdi. Babası Ali Emiri’yi onbeş yaşındayken,  onu çarşıda bir dükkan açarak ticarete hazırlamak istedi. Fakat Ali’nin aklı  parada pulda değil, kitaplardaydı. Dükkan içinde de kitap okumasını sürdürdü.  Dükkana bir müşteri girdiğinde, &#8220;Mal orada. Fiyatı da şudur. Alacaksanız  indireyim, yoksa beni boş yere meşgul etmeyin&#8221; diye sesleniyordu. Bunun üzerine  müşteri de mal almadan gidiyordu. Babası oğlunun ticarete faydadan ziyade zarar  verdiğini görünce, onu dükkandan uzaklaştırmak zorunda kaldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri kitap okumakla  kalmadı, kendisi de kitap yazdı. İlk eseri eski metinler ve mezar kitabelerinden  yararlanarak yazdığı <em>Diyarbakırlı Şairler Tezkeresi</em>’dir. Daha sonra bunu  başka bir çok eseri takip etti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Çalışma hayatı memuriyette  geçti. Katip ve defterdar olarak Diyarbakır, Selanik, Adana, Leskovik, Kırşehir,  Trablusşam, Elazığı, Erzurum, Yanya, İşkodra, Halep ve Yemen’de otuz yıl kadar  memuriyet görevinde bulundu. Çok sevdiği kitaplarla daha çok meşgul olabilmek  için 1908’de kendi arzusuyla emekli oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri, kitap okumanın  yanısıra, kitap toplamaya da aşırı derecede tutkundu. Tarih, edebiyat, biyografi  ve bibliyografi sahalarındaki kıymetli kitap ve vesikaları satın almadan  duramıyordu. Araştırma heyecanıyla uzak yakın demeden kitap, kitabe ve vesika  peşinde koşmaktan büyük bir zevk alıyordu. Hatta onun bazı kitapları elde etmek  için uzak diyarlara kendi imkanlarıyla gittiği veya tayinini çıkarttığı da  oluyordu. Buralarda bulduğu kıymetli eserleri mümkünse, dişinden tırnağından  arttırdığı paralarıyla satın alıyor, mümkün değilse, geceyi gündüze katarak  istinsah ediyordu. Bu derecede aşırı kitap merakı yüzünden Ali Emiri evlenip  çoluk çocuk sahibi de olamadı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Emekliye ayrıldıktan sonra  Ali Emiri, kalan hayatını İstanbul’da kitapları arasında geçirdi. Akşamları  Divanyolu’ndaki Diyarbakır Kıraathanesine gidiyor, dostları ile sohpet ediyordu.  Onun bu sohpetlerini Dr. Muhtar Tevfikoğlu şöyle anlatıyor: &#8220;Dostları dediğim,  öğrencileri, daha doğrusu öğrenci hüviyetine bürünmüş arkadaşları. Ama nasıl  öğrenciler? Her biri kendi sahasında tanınmış ilim ve fikir adamı, eser sahibi,  kalem erbabları. Sohpet dediğim de bir nevi ders. O yaşlı başlı, kelli felli  adamlar öğrenme heyecanı içinde, Emiri’nin etrafını sarmışlar, durmadan bir  şeyler soruyorlar. Bazı ilmi meselelerde tereddütlerini gideriyorlar.  Bilmedikleri kaynakları öğreniyorlar. Yeni mehazlar elde ediyorlar. Kısacası  ondan bir anlamda ders alıyorlardı.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><strong><em><font size="2">Divan-ı Lugat  it Türk</font></em><font size="2">’ü Bulması</font></strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi sahaf  Burhan’dan 33 liraya satın aldı. Ancak, Ne sahafın ve ne de eseri satanın onun <em>Divan-ı Lugat it  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a></em> olduğundan haberleri yoktu. Eğer bunun farkına  varmış olsalardı, çok daha büyük meblağlara satacakları kesindi. Daha kötüsü, bu  eser kitap avcılarının eline geçmiş olsaydı, anında yurt dışına kaçırıp  karşılığında bir servet elde etmeleri mümkündü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi böyle bir  esere malik olduğu için tarif edilemez bir mutluluk içindeydi. Çünkü, bu kitap  Osmanlı ulemasının asırlardır peşinde koştuğu &#8220;Divan-ı lügat-it Türk&#8221;ün ta  kendisiydi. Dünyada bir başka nüshası yoktu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi kitabı  satın aldığında duyduğu sevincini şu şekilde dile getirir: &#8220;Bu kitabı aldım; eve  geldim. Yemeği içmeği unuttum&#8230; Bu kitabı, sahaf Burhan 33 liraya sattı. Fakat  ben bunu birkaç misli ağırlığındaki elmaslara, zümrütlere değişmem.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Büyük bir coşku içinde  olana Ali Emiri Efendi kitabını kimseye göstermek istemedi. Hem kitabı  kıskanıyor ve hem de kaybolmasından endişe ediyordu. Devrin ünlü simaları Ziya  Gökalp ve Fuad Köprülü gibi şahıslar, Ali Emiri Efendi’nin <em>Divan-ı Lugat it  Türk</em> bulduğunu işitmiş ve görmek istemişlerse de Ali Emiri Efendi onları  kitaba yanaştırmamıştı; Kitabı sadece çok güvendiği Kilisli Rıfat Efendi’ye  gösteriyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi satın  aldığında, kitap hırpalanmış ve yıpranmış bir vaziyetteydi. Şirazeleri çözülmüş,  formaları dağılmış, sayfaları birbirine karışmış ve numaraları da yoktu. Bu  sebeple kitabın eksik mi, tam mı olduğu belli değildi. Ali Emiri Efendi bunun  tesipitini Kilisli Rıfat Efendi’ye yaptırdı. Kilisli Rıfat Efendi, iki ay  müddetle kitabı üç kere okudu. Sonunda belli olmuştu eser tamdı. Kilisli Rıfat  Efendi karışmış sayfaları yerli yerine koydu ve numaralandırdı. Ali Emiri Efendi  bu hizmeti karşılığında, Kilisli Rıfat Efendi’ye bir evini hediye etmek  istediyse de kabul ettiremedi. Kilisli Rıfat Efendi, eğer illa kendisine bir  mükafat verecekse, kitabı yayınlamasının yeterli olacağını söyledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><strong><em><font size="2">Divan-ı Lugat  it Türk</font></em><font size="2">’ün neşri</font></strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ancak Ali Emiri Efendi  kitabı hemen yayınlatmak istemedi. Ali Emiri Efendi bunun için biraz taltif ve  takdir bekliyordu. Bu da ona çok görülmemelidir. Zaten atalarımız, marifet  iltifata tabidir diye boşuna dememişlerdir. Aşağıda görüleceği gibi, Ali Emiri  Efendi dünyalık ve maddi menfaatleri aşmış bir kimsedir. İsteği sadece  çevresinden takdir ve saygıdır. Bunu da fazlasıyla hak etmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kitabın neşrini en çok da  Ziya Gökalp istiyordu. Kilisli Rıfat Efendi’ye şunları söyleyip duruyordu:  &#8220;Rıfat ben sevda bilmezdim. Fakat bu kitaba tutuldum. Görmek için ne yaptımsa  olmadı. Şu kadar var ki, cezmettim bu kitabı hem almalı, hem neşretmeliyiz. Bu  hazinenin anahtarları senin elindedir. Gel, bana yardım et. Şu kitabı  kurtaralım. Bütün Türklere armağınımız olsun. Haydi bana çaresini söyle!&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Gerçekten de Kilisli Rıfat  Efendi çareyi biliyordu. Çare, Sadrazam Talat Paşa’nın devreye girip Ali Emiri  Efendi’den kitabı neşretmesini rica etmesiydi. Ama nasıl olacaktı? Talat Paşa,  bunun için Ali Emiri Efendi’yi Babıali’ye çağırsa olmazdı veya Ali Emiri  Efendi’nin evine gitse yine olmazdı. Bunun için yalnızca bir yol vardı. Ali  Emiri Efendi’nin çok yakın dostu ve sık sık görüştüğü Adliye Nazırı İbrahim  Bey’in evine yemeğe çağrılması ve yemekler yendikten sonra Talat Paşa’nın  arkadaşlarıyla tesadüfen İbrahim Bey’in evine ziyarete gelmesi ve orada Ali  Emiri Efendi’ye iltifatlar ettikten sonra, kitabın basımına izin vermesini rica  etmesiydi. Ancak, böyle bir şeyi Sadrazam Talat Paşa kabul eder miydi? Ziya  Gökalp, İttihat ve Terrakki’nin merkez azasından yakın dostu Talat Paşa’yı buna  ikna edebileceğini söyledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Böylece, plan tatbik  edildi. Tanıştırma esnasında ev sahibinden Emiri adını duyunca, misafirler,  başta Talat Paşa olmak üzere, birden ayağa kalktılar, ilk önce Talat Paşa  Emiri’ye doğru yürüyerek yanına geldi ve &#8220;Hay üstadı muhterem, mübarek elinizi  öpmekle kesbi şeref etmek isterim. Müsaade buyurunuz&#8221; dedi. Elini tekrar tekrar  öptü. Sonra ötekiler de aynısını yaptılar. Ali Emiri Efendi bu sahneyi daha  sonra dostlarına anlatırken &#8220;ben o gece belki 33 kere estağfrullah çektim. Ben  istiğfar ettikçe, onların aşkı artıyor, elimi eteğimi öpmek istiyorlardı. Bu  merasimden sonra, hiçbirisi oturmadı. Ayak üstünde durarak el bağladılar.  Durdular. Adeta kendimi Kanuni Sultan Süleyman zannediyor, hem de onların bu  edibane vaziyetlerinden sıkılıyor, &#8220;rica ederim, istirahat buyurun&#8221; diyordum  Nihayet oturdular. Benden müsaade alarak tarihe, edebiyata dair bir şeyler  sordular. Ben de anlattım. Teşekürlerin bini bir para&#8230;&#8221; diyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bundan sonra, Talat Paşa <em> Divan-ı Lugat it Türk</em> hakkında bilgi rica etti. Ali Emiri Efendi malumat  verdikten sonra Talat Paşa ayağa kalkarak bu muhteşem eserin yayınlanmasına izin  vermesini istedi. Ali Emiri Efendi şartlı olarak kabul etti. Ali Emiri Efendi  öne sürdüğü şarta göre, kitabı yayına Kilisli Rıfat Efendi hazırlayacaktı. Talat  Paşa onun şartını memnuniyetle kabul etti ve ayrıca kendisine yüksek bir  memuriyet teklif etti. Ancak, Ali Emiri Efendi reddetti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><strong><em><font size="2">Divan-ı Lugat  it Türk</font></em><font size="2"> Sadakası</font></strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kitabın neşir çalışmaları  başlar başlamaz, Talat Paşa Ali Emiri Efendi’ye 300 lira hediye gönderdi. Ali  Emiri Efendi bu hediyeyi kabul etmeyerek şunları söyledi: &#8220;Lütfunuza,  kadirşinaslığınıza teşekkür ederim. Fakat parayı kabul edemem. Çünkü, kabul  edersem, vatani, milli bir ufacık hizmet mukabilinde para almış olacağım. Bu ise  vicdanıma ağır gelen bir şeydir. Bundan dolayı, size teşekkür ile beraber parayı  da iade ediyorum. Siz parayı muhtaç olan birkaç namuslu aileye dağıtırsanız, ben  size müteşekkir kalacağım gibi Cenabı Hakk da memnun olur. Bu sadakanın adı da <em>Divan-ı Lugat it Türk</em> sadakası olsun.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">Kilisli Rıfat Efendi’nin  kitaba gösterdiği muazzam özen</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kilisli Rıfat Efendi kitabı  yayına almak için aldı. Almasına aldı, ama kitabı koyacak bir yer bulamadı.  Kitabı kaybetmekten müthiş endişe duyuyor, emniyetli yer bulmak için  çırpınıyordu. Önce umumi kütüphaneye götürdü. Müdür şiddetle itiraz etti:  &#8220;Yüzlerce okuyucu gelip gidiyor. Biri alıp giderse ben ne yaparım, alamam&#8221; dedi.  Bunun üzerine Vefa Okulu’na götürdü. Okulun demir kasası vardı. Müdür Akif Bey  &#8220;aman aman&#8221; diyerek mesuliyeti kabul etmek istemedi. Oradan Maarif  muhasebecisine gitti. Muhasebeci Sıtkı Bey de demir kasasına koymayı kabul  etmedi. Matbaa-i Amire’nin kasasına koymak istedi. Müdür Hamit Bey, &#8220;Ne  söylüyorsun. Bizim matbaa ahşaptır. Bir yangın olur da, kitap yanarsa beni  astıracak mısın? Kabul etmem, ne yaparsan yap&#8221; dedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Sonunda Kilisli Rıfat  Efendi’nin eseri bir çanta içinde evde saklamaktan başka çaresi kalmadı. Duvara  koca bir çivi çakarak oraya astı. Çocuklarını devamlı surette karşısında nöbete  dikti. Yangın halinde, önce bu çantanın kurtarılmasını istedi. Geceleri ise  çantayı yastığının altına koyarak yattı. Bir buçuk yılda kitabın basımı  tamamlandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kilisli Rıfat Efendi’nin  kitabın elyazmasından matbaa için hazırladığı defterler, günümüze ulaşmıştır.  Millet Kütüphanesi’nin emekli müdürlerinden ve kendisiyle evinde görüştüğümüz  Mehmet Serhan Tayşi, bu defterlerin iki cilt halinde ciltlenmiş bir biçimde  Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi’nde gördüğünü söylemektedir. Onun fikrine göre,  Matbaa-i Amire’nin o dönemdeki bu defterlerin tarihi öneme sahip olduğunun  bilincindeki sorumluları ciltleyerek kütüphaneye teslim etmiş olmalıdırlar.  Böylece, büyük bir duyarlılık örneği sergilemişlerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><em><font size="2">Divan-ı Lugat it  Türk</font></em><font size="2"> için en veciz değerlendirmelerden birini yine Ali  Emiri Efendi yapmıştır: &#8220;<strong>Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir. Türkistan  değil, bütün cihandır</strong>. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde başka  revnak kazanacak.&#8221; Bir başka sözünde ise, &#8220;Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi  bir kitap yazılmamıştır. Bundan sonra da yazılamaz. Bu kitaba hakiki kıymeti  verilmek lazım gelse, cihanın hazineleri kafi gelmez.&#8221; demektedir.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi  kitaplarını milletine bağışlıyor</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri bütün hayatı  boyunca büyük fedakarlıklarla topladığı çok kıymetli el yazması kitap ve  vesikaları karşılıksız olarak milletine armağan etmiştir. Bunun için Fatih’teki  Feyzullah Efendi Medresesi’ni kütüphaneye çevirtmiş ve kitaplarını buraya  bağışlamıştır. Bütün ısrarlara rağmen kütüphaneye kendi adını verilmesini  reddetmiş ve kütüphanenin adının &#8220;Millet Kütüphanesi&#8221; olmasını istemiştir. Bu,  onun milletine hizmet aşkının en somut bir göstergesidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bugün bile yüzlerce kişinin  her gün ziyaret ettiği bu kütüphaneyi Ali Emiri 4.500’ü el yazması, 12 bin  kadarı matbu toplam 16.500 kadar kitabı bağışlayarak kurmuştur. Bu kitaplar  arasında çok kıymetli kitap ve vesikalar mevcuttur. Divan-ı Lugat-it Türk de  onlardan biridir. Zamanında Macar İlimler Akademisi <em>Divan-ı Lugat it Türk</em>’ü  satın almak için 10 bin altın teklif ettiğinde, Ali Emiri Efendi hiç tereddüt  etmeden reddetmiş ve şu cevabı vermişti: &#8220;Ben kitaplarımı milletim için  topladım. Dünyanın bütün altınlarını önüme koysalar, değil böyle bir kitabı,  herhangi bir kitabımın tek bir sayfasını dahi satmam.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Buna benzer ve hatta daha  cazip başka bir satın alma teklifi de Fransa’dan geldi. Fransızlar Ali Emiri  Efendi’ye tüm kitapları için 30 bin altın ve ayrıca onun adına Paris’te bir  kütüphane, yüksek maaş, kendisine özel hizmetkarlar teklif ettiler. Ali Emiri  Efendi bunu da şiddetle reddetti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Milletinin kültür mirasının  korunmasında böylesine çok büyük hassasiyetler gösteren, her türlü maddi  menfaatleri hiç düşünmeden elinin tersiyle iten Ali Emiri Efendi, üç gün süren  bir hastalıktan sonra, 23 Ocak 1924’te Fransız hastahanesinde vefat etti.  Mezarı, Fatih türbesi avlusundadır. Kendisini Kaşgarlı Mahmud’un doğumunun 1000.  yılı vesilesiyle rahmetle anıyoruz. Mekanı cennet olsun! Milletine karşılıksız  hizmet eden Ali Emiri Efendi’yi de milletinin sonsuza dek unutmayacağı  muhakkaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">Abdûlvâhap  KARA</font></strong><font size="2"><br />
<strong>Kaynak:</strong> </font>  <font color="#000000" size="2"> http://www.haberakademi.com/default.asp?inc=makaleoku&amp;hid=2086</font></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/">Divan-i Lugat’it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
