<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hasan Eren | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/hasan-eren/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 Dec 2007 00:08:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Prof. Dr. Hasan Eren</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 00:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Merhum Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Önemli Türkologlar Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[TDK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu Baskani]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu Baskani Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu Eski Baskani]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Hasan Eren (Hayatı) Prof. Dr. Hasan Eren, 15 Mart 1919 tarihinde Vidin (Bulgaristan)’de doğdu. Annesi Mahmure Hanım, babası ise Mustafa Nuri Bey’dir. İlkokulu ve rüştiyeyi Vidin’de bitirmiş, daha sonra Bulgar Lisesine girmiş ve liseden 1936-37 öğretim yılında birincilikle mezun olmuştur. Lisede Bulgarca, Rusça, Fransızca derslerine ve özellikle de Türklerle ilgili bilgilere ulaşma konusuna [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/">Prof. Dr. Hasan Eren</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Prof. Dr. Hasan Eren</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Hayatı)</font></strong></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/onemli_turkologlar/hasan_eren.jpg" align="right" height="194" width="150" /><font face="Maiandra GD" size="2">Prof.  Dr. Hasan Eren, 15 Mart 1919 tarihinde Vidin (Bulgaristan)’de doğdu. Annesi  Mahmure Hanım, babası ise Mustafa Nuri Bey’dir. İlkokulu ve rüştiyeyi Vidin’de  bitirmiş, daha sonra Bulgar Lisesine girmiş</font><font face="Maiandra GD" size="2">  ve liseden 1936-37 öğretim yılında birincilikle mezun olmuştur. Lisede Bulgarca,  Rusça, Fransızca derslerine ve özellikle de Türklerle ilgili bilgilere ulaşm</font><font face="Maiandra GD" size="2">a  konusuna önem vermiştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Macar Türkoloğu Gyula Nemeth Hasan Eren’in Türk diline olan ilgisi nedeniyle  “Budapeşte’de okumak isteyip istemediğini sorar. Olumlu yanıtı üzerine Ekim  1938’de Budapeşte Üniversitesine kaydını yaptırır. Üniversitenin Türkoloji  bölümünün tek öğrenicisi Hasan Eren’dir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hasan Eren, Türkolojinin yanı sıra Moğolca ve Macar dili derslerine de devam  eder. 1940 yılında “Türk Söz Bilgisine Katkılar” başlığını taşıyan bir yazı  yazıp Türkoloji Bölümü Başkanı Gyula Nemeth’e sunduğunda Nemeth “Anlaşılan Türk  dilinin etimolojik sözlüğünü siz yazacaksınız” demiştir. Bu görüşü 1999 yılında  gerçekleşmiş ve Hasan Eren Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü adlı eserini  yayımlamıştır.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="240" width="124">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_120x240--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1942 yılında doktora tezini sunar ve başarılı olur. 1946 yılında “Türk Söz  Bilimi” alanında doçent unvanını alır. 1948 yılında Türkiye’ye gelerek Ankara  Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde doçent olarak göreve başlar.  Fakültede Çuvaşça ve Yakutça derslerine önem verir. Derslerinin yanı sıra Türk  Dil Kurumunda çalışmalarına başlayan Prof. Dr. Hasan Eren, Türkçe Sözlük’ün  ikinci baskısından itibaren sözlük çalışmalarına önemli katkılar sağlar. Hasan  Eren, Türkçe Sözlük ile âdeta iç içedir ve onunla özdeşleşmiştir. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Dil Kurumunun çatısı  altında Türkçe Sözlük’ün yeni baskılarını hazırlamaya, birtakım yenilikler  getirmeye kendini adamıştır. Türk dili ve edebiyatı alanında başarılı olmuş  yazarların eserlerinin taranmasına geniş ölçüde yer vererek seçilen örnek  cümlelerin sözlüğe eklenmesini sağlamıştır. Sözlük çalışmaları içinde sürekli  yer alan Hasan Eren, 1988 yılında yayımlanan yeni baskıda da başkanlık görevini  üstlenmiş, baştan sona kadar sözlüğü birkaç kez okuyarak yeni kelime ve deyimler  ekleyerek sözlüğü denetlemiştir.</font><font color="#000000" face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kurumda 1957 yılında ikinci başkanlık görevini yürütmüş, daha sonra bu görevden  ayrılarak terim kolu başkanı olmuştur. Kol başkanı iken yaptığı ilk iş  üniversite öğretim üyeleri ile iş birliği yaparak çeşitli alanlara ait terimleri  bir araya getirmek ve yayımlamak olmuştur. 1960 yılında Türk Dil Kurumundaki  görevinden ayrılmıştır. 1985 yılından itibaren Türk Ansiklopedisi  başredaktörlüğüne getirilmiş ve bu ansiklopedinin tamamlanmasını sağlamıştır.  Prof. Dr. Hasan Eren, 17 Ekim 1983’te Türk Dil Kurumu başkanlığına getirilmiş,  bu görevi 20 Eylül 1993 tarihine kadar sürmüştür. 1984’te TRT Radyo ve  Televizyon Yüksek Kurulu üyeliğine atanmış ve 6 yıl görev yapmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Prof. Dr. Hasan Eren, ulusal ve uluslararası bilim çevrelerinde pek çok ödüle ve  şeref üyeliğine değer görülmüştür. 1966’da Macar Dil Bilimi Derneği şeref üyesi,  1972’de Macar Doğu Bilimleri Derneği şeref üyesi, 1988’de Macar Bilimler  Akademisi şeref üyesi, 1996’da Uluslararası Hungaroloji Derneği şeref üyesi  olmuş, kendisine 24 Haziran 2000’de Macaristan cumhurbaşkanı tarafından en  yüksek sivil Macar liyakat nişanı verilmiştir. Prof. Dr. Hasan Eren’e Türk Dil  Kurumu da 26 Eylül 1996’da şükran beratı ve onurluğu vermiştir.</font></p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/">Prof. Dr. Hasan Eren</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yer Adlarımızın Dili (Prof Dr. Hasan Eren)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 13:17:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Adlarimizin Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yer Adlarımızın Dili (Prof Dr. Hasan Eren) Şu son yıllarda Avrupa&#8217;da yer adlarıyla ilgili çalışmalar bağımsız bir bilim kolu meydana getirecek kadar artmıştır. Bu yeni bilim koluna Avrupa dillerinde toponymie adı verilmektedir. Dil bilgisinin bu yeni kolu, yer adlarım yapı, anlam ve köken bakımlarından açıklamaya çalışır. Bu çalışmalarda bütün yer adları, köy ve şehir gibi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/">Yer Adlarımızın Dili (Prof Dr. Hasan Eren)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"> <span style="line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'">Yer Adlarımızın  Dili</span></font><font style="font-size: 22pt" color="#ff6600"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">(Prof  Dr. Hasan Eren)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şu son yıllarda Avrupa&#8217;da yer adlarıyla ilgili  çalışmalar bağımsız bir bilim kolu meydana getirecek kadar artmıştır. Bu yeni  bilim koluna Avrupa dillerinde toponymie adı verilmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dil bilgisinin bu yeni kolu, yer adlarım  yapı, anlam ve köken bakımlarından açıklamaya çalışır. Bu çalışmalarda bütün yer  adları, köy ve şehir gibi yerleşme yerlerinin (yani eski tabirle meskûn  yerlerin) adları, tabiî yer adları (yani dağ, dere, tepe &#8230; adları) göz önünde  tutulur. Toponymıe&#8217;nin dağ, tepe, bel, sırt &#8230; adları üzerinde duran kolu  oronymie, dere, çay, ırmak, göl&#8230; adlarını ele alan kolu da hrydronymie adıyla  anılır. Bu bakımdan Fransızca toponymie adıyla anılan bu bilim koluna Türkçede  yer adları bilgisi adını verebiliriz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Son elli yıl içinde yer adları üzerinde  birçok kimseler çalışmış, bu alanda birçok araştırmalar yayımlanmıştır. Bu  alandaki çalışmaların olumlu sonuçlar vermesi toponymie araştırmalarında , dil  bilimi metotlarının kullanmasıyla kat daha artmıştır. metotlarla yapılan  araştırmalar sonunda foponyme lerin, yani kelimelerden farksız anlaşılmış,  kelimeler gibi fonetik kurallara uyduğu meydana çıkmıştır. bundan başka, bütün  yer adlarının bir anlam taşıdığı da tespit edilmiştir. buna göre, bu adların  verilmesinde de birtakım kuralların hâkim olduğu açıktır.&gt;<br />
Toponymie alanında Fransa&#8217;da birçok kimseler çalışmıştır. Houze, Quicherat,  Cocheris, d&#8217;Arbois de Jubainvİlle, Auguste Longnon, Albert Dauzat&#8230; gibi.  1922&#8217;de Ecole deş Hautes Etudes&#8217;de Longnon&#8217;un yerine Dauzat geçmiş ve kısa bir  süre içinde pek çok toponymiste yetiştirmiştir. 1932&#8217;den başlayarak &#8220;Revue deş  Etudes Anciennes&#8221; dergisinde toponymie haber ve yazılarına yer verilmiştir.  1938&#8217;de Paris&#8217;te Uluslar arası I. Toponymie ve Anthroponymie Kongresi  toplanmıştır. Bu kongreye 20&#8217;ye yakın ülke katılmıştır. Bu kongre sonunda  Fransa&#8217;da bir Toponymie ve Arthroponymie Komisyonu da kurulmuştur. Sonraki  yıllarda Paris&#8217;te (1947) ve başka yerlerde (Bruxelles, 1949; Uppsala, 1952) bu  kongrelere devam edilmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Fransa&#8217;ya paralel olarak, toponymie  çalışmalarının Belçika&#8217;da da geliştiğini biliyoruz. Belçika&#8217;da yetişen  toporıymıste&#8217;ler Fransa&#8217;daki yer adları üzerinde de çalışmalardır. Örnek olarak  A. Vincent&#8217;ın 1937&#8217;de çıkan Toponymie de la France adlı eserini gösterebiliriz.  Belçikalı toponoy miste&#8217;ler arasında Vincent&#8217;dan başka, Carnoy, Vannerus, Van de  VVijer&#8217;i de anabiliriz. 1926&#8217;da Belçika&#8217;da bir Toponymie ve Diyalektoloji  Komisyonu kurulmuştur. &#8220;Revue de Dialectologie et de Toponymie&#8221; dergisi bu  komisyon tarafından çıkarılmaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponymie çalışmaları İsviçre&#8217;de de büyük  bir gelişme göstermiştir. İsviçre&#8217;de bu alanda Jaccard ve Leş noms de lieux dans  leş langues romanes (1930) yazarı Ernest Muret&#8217;den sonra bugün Aebischer ve  Hubschmied gibi seçkin bilginler çalışmaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İtalyan toponymiste&#8217;leri arasında Battisti,  Bertoldi, Bertoni, Olivieri, Pieri, Serra &#8230; anılabilir. Genç İtalyan toponym/ste&#8217;lerinden  Alessio, Lambroglia, Pasquali de verimli çalışmalarıyla tanınmışlardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İspanya ve Portekiz&#8217;de de toponymie  çalışmalarına büyük bir önem verilmiştir. İspanya&#8217;da Griera ve Montoliu,  Portekiz&#8217;de ise Leite de Vasconellos toponmiste olarak ün yapmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Almanya&#8217;da da yer adları üzerinde ciddî  araştırmalar yapılmıştır. P. Skok ve Kaspers gibi bilginlerin çalışmalarından  sonra, H. Gröhler (Über Ursprung uıd Bedeutung der französischen Ortsnamen,  Heidelberg, I. 1913, II, 1933), Gamillscheg ve Schnetz&#8217;in bu alanda ciddî  yayınlar yaptığını biliyoruz. Fransız dilinin etymologique sözlüğünü yazmış olan  Gamillscheg, Kuzey Fransa&#8217;daki Frank yerleşmeleri üzerinde durmuştur. Schnetz  ise &#8220;Zeitschrift für Ortsnamen, forschungen&#8221; adlı dergiyi çıkarmıştır. 1925&#8217;te  Münih&#8217;te çıkmaya başlamış olan bu dergi, 1938&#8217;de &#8220;Zeitschrift für Namen  Forschungen&#8221; adını almış, böylelikle programını bütün özel adları kapsayacak  ölçüde genişletmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Slav ülkelerinde de toponymie  çalışmalarının eski bir geçmişi vardır. Büyük slaviste Franz Miklosich, Slav yer  adlarını yapı ve anlam bakımlarından ele almıştır. Daha sonra Çekoslovakya,  Polonya, Rusya, Yugoslavya ve Bulgaristan&#8217;da da bu alanda birçok yayınlar  çıkmış, dergilerde toponymie yazılarına geniş bir yer ayrılmıştır.  Çekoslovakya&#8217;da Antonın Profous Çek yer adlarını büyük bir eserde toplanmıştır.</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">(Mîstnî jmena ve  Gechâch&#8230; I &#8211; V. Praha, 1947 &#8211; 1960). Onun toplamış olduğu adlara dayanan  Vladimir Smilauer, Çekoslovakya&#8217;nın yerleşme tarihini yazmıştır (Osîdleni Gech  ve svetle mistnfch jmen. Praha, 1960). Smilauer yalnız Çek alanında çalışmakla  yetinmeyerek, ayrıca bütün Slav yer adları üzerinde de durmuştur. Son olarak,  Smilauer, Uvod do toponomastiky (nauky vlastnich jmenech zemepisnych) (Praha,  1963) adlı bir eser de yaymıştır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Rus dilinin  etymologique sözlüğünü yazmış olan Max Vasmer, Rus yer adları üzerinde durduğu  gibi, Balkan topraklarındaki Slav yer adlarını da ele almış, Slav dilleri  bakımından büyük bir önem taşıyan Yunanistan&#8217;daki Slavca adları gözden  geçirmiştir. Slav ülkelerindeki bu çalışmalara Fin ve Macar s/auiste&#8217;leri de  katılmışlardır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Tanınmış Fin slaviste&#8217;i  J. J. Mikkola&#8217;nın, Martti Râsânen&#8217;in bu alandaki yayınları, Rus topraklarındaki  Türk yer adlarına ait bilgilerimizi yeni verilerle derinleştirmiş,  zenginleştirmiştir. Bu alandaki çalışmaların uzun uzun tanıtılması, bu  konuşmamızın dar çerçevesine sığdırılamaz. Yalnız, bu yolda küçük bir fikir  vermek üzere, Prof. Mikkola&#8217;nın Volga adı üzerine yazmış olduğu yazıları  belirtmek isterim. Seçkin Fin bilgini, bu büyük ırmağın Rusça adının Türkçeden  geldiğini &#8211; sağlam verilere dayanarak ileri sürmüştür.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">Fin bilginleri gibi,  Macar slaviste ve <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkolog</font></a>ları da yer adlarına sık sık  dokunmuşlardır. Bu yoldaki çalışmalarıyla büyük bir ün kazanmış olan Macar  bilginleri olarak J. Melich, J. Nemeth, I. Kniezsa ve L. Râsonyi&#8217;yi anmakla  yetineceğim.</span></font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Seçkin Macar dil  bilgini Z. Gombocz ile birlikte Macar dilinin büyük etymologigue sözlüğünü  yayımlamış olan Melich, dil çalışmalarında yer adlarına büyük bir değer  vermiştir. Lumtzer ile birlikte yazmış olduğu büyük bir eserde, Macarcadaki  Almanca kelimeleri gözden geçirirken Alman kökünden gelen yer adlarını da ele  almıştır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sonra, Gombocz&#8217;la  birlikte yazmış olduğu etymologique sözlüğe Macaristan topraklarında rastlanan  yer adlarını da almıştır. O bakımdan bu sözlük, dünya ölçüsünde büyük bir  yenilik getirmiştir. Yazarlar, yalnız yer adlarıyla da yetinmemişler,  sözlüklerine kişi adlarını da almışlardır. Böylelikle, bu eserin değeri bir kat  daha artmıştır. Prof. Melich, bu sözlük yanında, Macaristan&#8217;daki yer adları  üzerine başka eserler de vermiştir.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Onun bu yoldaki  çalışmaları arasında Honfoglalâskori Magyarorszâg adlı eseri, özel bir yer  tutar. Melich, bu güzel eserinde, Macarların bugünkü yurtlarına yerleştikleri  sırada hangi uluslarla ilişki kurduklarını, bu topraklarda hangi uluslarla  karşılaştıklarını yer adlarına dayanarak tespite çalışmıştır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Macaristan&#8217;la Romanya arasında Transilvanya  konusunda yapılan tartışmalarda da yer adlarının tanıklığına sık sık  başvurulmuştur. Bu tartışmalar özellikle ikinci Dünya Harbinden önceki yıllarda  sıklaşmıştı. Macarlar ve Rumenler Transilvanya davasını daha çok toponym/e&#8217;ye  dayanmak suretiyle çözmeye çalışmışlardır. Böylelikle, toponym/e uluslar arası  politikada büyük bir önem kazanmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk toponymie&#8217;sine gelince: Bizde bu  alandaki çalışmaların henüz başlangıç evresinde bulunduğunu söyleyebiliriz.  Prof. Fuad Köprülü, Türkiyat Mecmuası&#8217;nda (I, 1925} çıkan bir yazısında (Oğuz  etnolojisine dair tarihî notlar) &#8220;Oğuzların muhaceret yollarıyla iskân  sahalarındaki bilumum coğrafî isimler ve bilhassa köy isimleri&#8221; üzerinde  durmuştu.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Köprülü&#8217;nün bu  yazısı üzerine 1928&#8217;de H. Nihal ile A. Naci, Türkiyat Mecmuası&#8217;nda (II) bir yazı  yayımladılar (Anadolu&#8217;da Türklere ait yer isimleri). Bu yazı, genel kurmay  haritalarından toplanmış birtakım yer adlarını kapsıyordu. Mehmet Şakir&#8217;in  1928&#8217;de çıkan bir yazısı ise Sinop ve çevresinde Oğuzlarla diğer Türk  zümrelerine ait köy adlarına tahsis edilmişti (Halk Bilgisi Mecmuası, 1928).  1936&#8217;da İsparta Halk evi yayınları arasında F. Aksu&#8217;nün İsparta ili yer adları  adlı küçük bir eseri çıkmıştı.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu eserde bir yandan  şehir, kent, köy, mahalle, semt, yayla, kışla ve çiftlik gibi yerleşme adları,  bir yandan da dağ, tepe, hüyük, bel, belen, sırt, etek, yamaç, seki, boğaz,  gedik, geçit, ırmak, dere, çay, pınar, arık, göl, gölet, düden &#8230; gibi tabiî  yer adları toplanmıştır. Aksu&#8217;nun bu eserinden sonra, Sırrı Üçer ile Mesud  Koman, Konya ili köy ve yer adları üzerinde bir deneme (Konya, 1945) adlı küçük  bir eser yayımladılar. Bu yayınlara ek olarak, İshak Refet Isıtman&#8217;m 1945&#8217;te  çıkan bir yazısını da sayabiliriz.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Köy adları üzerine  bir irdeleme (Türk Dili Belleten, 1945) adı altında çıkan bu yazıda, Anadolu&#8217;da  Türk ve özellikle Oğuz boylarına ait yer adları üzerinde durulmuştur. Abdülkadir  İnan, 1945&#8217;te çıkan Anadolu&#8217;nun toponimisi ve Türk boylarının adları meselesi  (Türk Dili Belleten, 1945) adlı yazısında, Anadolu toponymie&#8217;siyle ilgili  yayınlan özet olarak tanıtmakla yetinmiştir. Fuad Köprülü, 1925&#8221;te çıkan  yazısından sonra da muhtelif vesilelerle yer adlarından yararlanmıştır. Örnek  olarak &#8216;halk şairi, âşık&#8217; anlamına gelen ozan kelimesinden bahsederken,  Anadolu&#8217;da tesadüf edilen Ozan, Ozanlar gibi yer adlarını vermiştir.<br />
</span></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sonra, Uran  kabilesine ait yazısında, Anadolu&#8217;da yer adlarında kullanılan viran, ören  kelimesine temas etmiştir. Köprülü&#8217;nün bu yazısı üzerine ben de yer adlarında  sık sık kullanılan bu ören kelimesi üzerinde durdum (Türk dili ve tarihi  hakkında araştırmalar. I. Ankara, 1950). Yakında çıkacak olan başka bir yazımda  Ozan (ve Hozan) adlarını ele almış bulunuyorum. Bu yazımda, yurdumuzun muhtelif  yerlerinde tesadüf edilen Kozan adının da Ozan biçiminden çıktığını ispata  çalışacağım.</span><font face="Maiandra GD" size="2">Köprülü&#8217;den başlayarak tarihçilerimiz  Anadolu&#8217;daki yer adlarını tarih bakımından değerlendirmeye çalışmışlardır.  Gerçekten Anadolu&#8217;da Oğuz boylarıyla ilgili birçok yer adı vardır. Afşar  (Avşar), Bayat, Bayındır, Beydili, Büğdüz, Çavundur, Çepni, Dodurga, Döğer,  Eymir, İğdır, Kargın, Kınık, Kızık, Salur, Yazır, Yıva (veya Yuua), Yüreğil  (Yüreğir veya Üreğil, Üreğir) gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer adlarımızı köken bakımından iki büyük  gruba ayırabiliriz: 1. Türk kökünden gelen adlar; 2. Yabancı dillerden alınmış  olan adlar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yabancı dillerden alınmış adlara  Anadolu&#8217;nun birçok yerlerinde, özellikle sınır bölgelerinde rastlamaktadır. Batı  Anadolu&#8217;da kullanılan yabancı adlar daha çok Rumcadan gelir. Doğuda kullanılan  adların ise doğu dillerinden geldiği açıktır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu konuşmamda daha çok Türk kökünden gelen  adlar üzerinde durmak istiyorum.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer adlarının birçok ülkelerde politik  sebeplerle değiştirildiğini biliyoruz. En yakın bir örnek olarak Kıbrıs&#8217;ı  gösterelim. Rumlar yıllardan beri sistemli çalışmaları sonunda Kıbrıs&#8217;taki  Türkçe yer adlarının çoğunu Rumcalaştırmışlardır. Onların iştirakiyle İngiliz  devrinde çıkan bir turistik haritada yalnız bir Türkçe ad vardır: Gaziveran.  Öbür Türkçe adlar silinmiş, yerlerine Rumca adlar konulmuştur. 1959 yılında  Kıbrıs&#8217;ta birkaç ay süren dil araştırmaları yapmıştım.</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">O fırsattan  yararlanarak yer adlarını da toplamaya çalışmıştım. Bu maksatla eski haritaları  gözden geçirdim. Eski haritalarda pek çok Türkçe yer adı olduğunu tespit ettim.  Fakat bu adlar sonradan birer birer değiştirilmiş, yerlerine Rumcaları  konulmuştur. Meselâ Yayla adı bugün tamamen unutulmuştur.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Oğuz boyları üzerinde dururken, yer  adlarının tanıklığından yararlanmak kolaydır. Örnek olarak, eski kaynaklarda  Arap harfleriyle tespit edilmiş olan boy adlarını bu adların yardımıyla kesin  olarak okuyabiliriz. Oğuz boylarından birinin adı tarihçilerce Dudurga diye  okunuyordu (Vladimir Gordlevskiy de bundan 25 yıl önce çıkan Selçuklu tarihinde  bu adı Dudurga biçiminde yazmıştır). Oysa Anadolu&#8217;daki yer adlarına göre, bu adı  Dodurga diye okumak lâzımdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Oğuz boylarından başka birinin adı eski  yazmalarda biçiminde yazılmıştır. Tanınmış bir Hollandalı bilgin, Houtsma (WZKM  II) bu adı Boğdur diye okumuştu. Macar Türkologlarından biri bu adı Bökedür diye  okumuş ve İğdir, Bayındır, Çavdar gibi boy adlarını göz önünde tutarak, bu adı  böfce-dür biçiminde açıklamıştır. Bu kelimenin kökü (böke) ona göre &#8216;güçlü,  kahraman&#8217; anlamına gelmektedir.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Oysa başka kaynaklar  da bu ad diye yazılmıştır ve bu biçim Anadolu&#8217;da kullanılan Büğdüz adlarıyla da  desteklenebilir. Nitekim büyük Fransız Sinologu Paul Pelliot da Büğdüz biçiminin  doğru olduğunu ileri sürmüştür (Notes sur I&#8217;histoire de la Horde d&#8217;Or. Paris,  1950. 194-195. s. 1. not).</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu örneklerden anlaşıldığına göre, yer  adları tarih çalışmalarında sağlam bir dayanak olarak kullanılabilir. Fakat bu  adlar bize yalnız eski boy adlarını saklamakla kalmaz, ayrıca bu boyların  yayılışı ve dağılışı üzerine de elimize değerli ip uçları verebilir. Yalnız, yer  adlarını bu bakımdan değerlendirirken, birtakım prensipleri göz önünde tutmak  lâzımdır.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Tarihçilerimiz Oğuz  boylarına ait yer adlarını eskiden beri kullanmışlar ve bu adlar sayesinde tarih  kaynaklarındaki bilgileri bu boyların yayılışı ve dağılışı bakımından bütünlemek  istemişlerdir. Tarih kaynaklarında bu hususların açık bırakılması, yer adlarının  değerini bu bakımdan bir kat daha artırmaktadır. Tarihçiler &#8211; ad vermek  istemiyorum &#8211; Oğuz boylarına ait yer adlarının tanıklığına müracaat ederken  yalnız üzerinde durdukları boylara ait yer adlarını illere göre sıralanmakla  yetinmişlerdir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İlk bakışta bu tutum tabiîdir. Gerçekten bu  toponyme&#8217;ler boyların durumu üzerine bize bir fikir verebilir. Fakat bu adlar  ancak bu boyların birtakım kollarının dağılışını gösterebilir. Bütün boyun  yerleştiği alanda o boyun adım taşıyan yer adlarının meydana gelmesi beklenemez.  Geniş bir çevre düşünelim. Bu çevreye Afşar boyunun yerleştiğini kabul edelim.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Şimdi, bu çevrenin  sınırları içinde Afşar, Afşarlar, Afşarlı gibi bir yer adının hiçbir anlamı  olamaz. Çünkü yer adı, en kısa şekilde belirtilmiş bir adres demektir. Yalnız  Afşar boyunun yerleşmiş olduğu bir çevrede A/şar veya Afşarh biçiminde bir yer  adı, hiçbir işe yarayamaz. Fakat Afşarlarm toplu olarak yerleşmiş bulundukları  çevrede Bayat veya Bayındır boyuna ait küçük bir yerleşme yerine Bayat, Bayatlı,  Bayatlar veya Bayındır, Bayındır/ı, Bayındır/ar gibi bir ad yerilebilir ve bu  ad, her bakımdan bir adres olarak kullanılabilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şu hâlde, tarih araştırmalarında yer  adlarının tanıklığına müracaat ederken bu hususun göz önünde tutulması şarttır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponyme&#8217;lerde yalnız boyların adları  kullanılmamıştır. Yer adlarında kişi adlarına dayanan pek çok örnek de vardır:  Ahmet, Ahmetler, Ahmetağa, Ahmetağıh, Ahmetbey, Ahmetçavuş, Ahmetdağı,  Ahmetdamları, Ahmetdede, Ahmetefendi, Ahmetli, Ahmetoğlu, Ahmetpaşa, Ahmetpmarı,  Ahmettepesi, Ahmetyeri, Karaahmet, Karaahmetler, Karaahmetağa veya Mehmet,  Mehmetağa, Mehmetalan, Mehmetbey, Mehmetbeyli, Mehmetbeyobası, Mehmetçavuş,  Mehmetpaşa, Karamehmet, Karamehmetler&#8230; gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yayla, kışla, oba, çiftlik, köy&#8230; gibi  yerleşme yerlerine ad verilirken, o yerin tabiî durumu da göz önünde  tutulmuştur: Bel, Belen, Belenalan, Belenhan, Belenköy, Belenören, Belenyayla,  Dere, Derealan, Derebağ, Derebahçe, Dereçukuru, Deredam, Derekuyu, Dereyayla,  Dereyolu, Deretarla, Dereoua, Eğridere, Karadere, Akdere, Gökdere, Pınarbaşı,  Subaşı, Dağdibi, Gedik, Gedikönü, Çamardı, Çamönü, Gökbel, Gökboyun, Göksu&#8230;  gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponyme&#8217;lerde o çevrede yetişen bitki  adlarından veya o çevrede yaşayan hayvan adlarından da yararlanılmıştır.  Örnekler: Söğütlü, Söğütlük, Kavaklı, Kavaklıdere, Söğütözü, Çamlıca, Akçam,  Karaçam, Gökçam, Karaağaç, Kızılağaç, Kızılelma, Kızılılgın, Sankavak,  Sarıçiçek, Sarısöğüt, Yeşilkavak, Elmalı, Ayvalı, Ayvacık, Ahlatlıbel, Kızılcık,  Kızılcıktı veya:<br />
Tavşanlı, Akdoğan, Karadoğan, Kuşlu, Kuştepe, Güvercin, Güvercinlik, Turna,  Turnadere, Turnagöl, Turnasuyu, Kargabük, Kargakonmaz, Kargasekmez, Kurt,  Kurtbeli, Kurtdere, Kurtboğaz, Kurtkuyusu, Kurtluca, Kurttepe, Koyunlu, Kuzuluk,  Koçluca, Tokluağıl, Toklucak, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Keçili, Karakeçili,  Öveçli, Öveçağılı, Öveçyatağı, Geyikli&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yukarıdan beri saydığım adlardan da  anlaşılacağı gibi. yen adlarında renk adlarının da önemli bir rolü vardır:  Akkavak, Karakavak, Aktaş, Karataş, Göksu, Gökçebel, Sarıtaş, Kızıltoprak&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunlardan başka, meslek adlarıyla yapılmış  yer adlarımız da çoktur: Demirci, Sütçüler, Ayrancı, Yoğurtçuçayırı, Sirkeci,  Çerçiler, Çerçili, Boyacı, Ancı, Kuzucu, Koyuncu, Saraç, Saraçlar, Eyerci,  Samancı, Elmacı&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihî olayların hatırasını saklayan yer  adları arasında Sırpsındığı adını anabiliriz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponyme&#8217;lere ait örneklere burada son  veriyorum. Çünkü amacımız eksiksiz bir sınıflama yapmak değildir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer adlarımız arasında bugün unutulmuş  birtakım kelimeler, güzel Türkçe kelimeler de vardır. İşte birkaç örnek:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tanınmış Polonyalı Türkolog Tadeusz  Kowalski, bundan kırk yıl önce küçük bir yazı yayımlamıştı. Bu yazısında,  Anadolu diyalektolojisi alanında çalışırken, Pelitözü, Söğütözü, Özbaşı, Özlüce  gibi birtakım yer adları tespit ettiğini belirtiyor, fakat bu adlarda  kullanılmış olan öz kelimesinin Türkçe sözlüklerde (Kamus-i Türkî&#8217;de)  geçmediğini ilâve ediyordu. Prof. Kowalski, bu kelimenin &#8216;dere&#8217; anlamına gelmesi  gerektiğini de ileri sürüyordu. Anadolu&#8217;da yapılan derlemeler sonunda,  Kovvalski&#8217;nin gözüne çarpan öz kelimesinin, yurdumuzun birçok yerlerinde  kullanıldığı tespit edilmiş ve bu kelime TDK&#8217;nin çıkarmış olduğu sözlüğe de  alınmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, Anadolu&#8217;da kullanılan yen  adlarını gözden geçirirken Sinop, Zonguldak ve Kastamonu illerinde soku  kelimesinin yer adlarında sık sık kullanıldığını gördüm: Soku, Kozsökü, Sulusökü,  Güzsökü, Avlağısökü, Alasökü, Kestanesökü, Kirazsökü, Orta Soku, Aşağı Soku,  Yukarı Soku, Sökücük, Sokuveren, Söküler, Söküçayırı, Aksökü, Başsökü, Çukursökü,  Güneysökü, Kuzsökü, Osmansökü, Kazmasökü, Sarısökü.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu verilere göre, soku adının Sinop,  Zonguldak ve Kastamonu illerinde kullanılan bir kelime olduğu anlaşılıyor. Benim  tahminime, hatta daha kesin bir tâbirle söyleyelim, fikrime göre, soku kelimesi  &#8216;ormandan açılan tarla, açma&#8217; anlamına gelmektedir. Bu anlamda Anadolu&#8217;da  muhtelif kelimeler kullanıldığını biliyoruz.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Birkaç örnek: göynük  &#8216;orman sökülerek veya yakılarak yapılan tarla&#8217;. (Bilindiği gibi, bu kelime yer  adı olarak da kullanılmıştır. Bolu, Kastamonu, Kütahya illerinde Göynük adlı  yerler vardır. Ayrıca Göynükbe/en, Göynükçukuru, Göynük/er, Göynük/ü, Göynükören,  Göynükseki gibi biçimler de tespit edilmiştir.) Sinop ilinde tarla yapmak için  ormanda yakılan yerlere kök/ük adı da verilir. Orman yakılarak veya kesilerek  açılan tarlalara. Adana ve Konya çevrelerinde hopur adı verilir. İçel çevresinde  Hopur adlı bir köy vardır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Adana çevresinde  ört/ek diye bir kelime tespit edilmiştir, anlamı &#8216;ormanı yakarak açılan  tarla&#8217;dır. Başka bir kelime: kırık &#8216;ormandan açılmış tarla&#8217; (Samsun, Ordu).  Tokat ilinde kırık yeri-&#8216;ne kırma kelimesi kullanılmaktadır. İçel çevresinde  &#8216;ormandan açılan tarla&#8217; anlamında kullanılan keleme kelimesi de tespit  edilmiştir. Zonguldak, Tokat ve Kastamonu illerinde &#8216;ormandan açılan tarla&#8217;  anlamına gelen ilit kelimesi kullanılmaktadır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Giresun ilinde ise  Ilıt adını taşıyan bir köy vardır. Ormanları yakarak, keserek veya sökerek  açılan tarlalara verilen birtakım adlar daha vardır : Antalya ve İçel  çevrelerinde kullanılan ütük kelimesi gibi : &#8216;ormandan yakılarak açılan yer,  tarla&#8217;. Bu kelime de Kocaeli, Tokat ve Sivas illerinde yer adı olarak  kullanılmaktadır: Ütük, Ütükyurdu. Sinop ve Samsun illerinde ormandan açılan  yeni tarlalara sökme adının verildiğini biliyoruz. Son olarak, Kastamonu  köylerinde ekim için boz yerden veya ormandan açılan tarlaya söküntü de denir.  Şu halde, soku kelimesinin de — sökme ve söküntü kelimeleri gibi — &#8216;ormandan  açılan tarla&#8217; anlamına geldiği açıktır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dum/upmar adında da eski bir Türkçe kelime  saklanmıştır. Türkiye&#8217;de Meskûn Yerler Kılavuzu&#8217;na göre, Kütahya, İzmir,  Çankırı, Aydın ve Ankara illerinde Dum/upınar adını taşıyan meskûn yerler  vardır. İzmir, Antalya, Eskişehir ve Samsun&#8217;da ise Dumluca adında birer köy  vardır. Bütün bu adlarda eski Türkçede kullanılmış olan bir kelime saklanmıştır:  dum/u &lt; tum/uğ &#8216;soğuk&#8217;. Buna göre, Dum/upınar adı &#8216;Soğukpmar&#8217; anlamına  gelmektedir. Nitekim Anadolu&#8217;nun birçok yerlerinde bugün Soğukpınar, Soğuksu,  Soğukkuyu gibi adlar vardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale, Manisa, Sinop, Giresun gibi  illerimizde Yaykın adını taşıyan birtakım köylere rastlanmaktadır. Bu köy  adlarında &#8216;kızılağaç&#8217;, &#8216;dağ tepelerinde veya dere kenarlarında birkaç dönüm  büyüklüğünde olan düzlük&#8217;, &#8216;çay kıyısında veya çukur yerlerde olan tepecik&#8217;  anlamlarına gelen Türkçe yaykın kelimesi saklanmıştır.<br />
Giresun ilinde Ya/ç adını taşıyan bir köy vardır. Türkiye&#8217;de Halk Ağzından Söz  Derleme Dergisi&#8217;ne göre, Giresun çevresinde bu kelime &#8216;balta girmemiş orman&#8217;  anlamında kullanılmaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yazı dilimizde yay/a ve kışla (veya yay/ak  ve kışlak) kelimelerini kullanırız. Bu kelimeler yaylamak ve kışlamak kökünden  çıkmıştır. Kışlamak kelimesinin kış kökünden geldiği açıktır. Yaylamak kelimesi  ise &#8216;yaz&#8217; anlamına gelen yay kökünden yapılmıştır. (Türkçe yay, Anadolu&#8217;nun  birçok yerlerinde &#8216;yaz&#8217; anlamında kullanılmaktadır.) Anadolu&#8217;da Yay la ve Kışla  adıyla anılan birçok yerler biliyoruz. Bu adlar yanında Afyon.<br />
Antalya, Balıkesir, Tokat illerimizde Güzle adında birçok köyler vardır. Bu ad  da yayla ve kışla gibi güzel bir kelimedir ve &#8216;güzün oturulan yer&#8217; anlamına  geldiği açıktır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, Muğla, İsparta illerinde ise  Yazla adında birkaç köy vardır. Şu hâlde, bu ad da &#8216;yazm oturulan yer&#8217; anlamına  gelen yeni bin kelimedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer adlarımız yalnız zengin Türkçeyi  saklamakla kalmaz. Türk halkının dilinde doğan bu adiar, aynı zamanda güzel  Türkçeyi ve özlemini duyduğumuz sağlam Türkçeyi, öz Türkçeyi dile getirir.  Yurdumuzu süsleyen bu adlarda bir şiir havası eser, şiir kokar, toprak kokar,  yurt kokar&#8230; Çamlıbel veya Çamlıca gibi bir ad, size bir çam ormanının  güzelliğini duyurmaz mı? Soğukpmar, Soğuksu veya Dumlupmar adında yazın  susuzluğunu gideren bir hava yok mudur? Çınarpınar adı bir şiir kadar güzel  değil midir?<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Karagöl, Aladağ veya  Göksu adlarında büyük bir renk zenginliği gözümüzün önüne gelmiyor mu? Güllüce,  Gülpınar, Ihlamur, Akçiçek, Çiçekpmar&#8230; adlarında burcu burcu yurt kokmaz mı?  Elmalı, Ayvalık, Ayvacık, Bademli veya Payamlı, Kirazlıyayla, Kızılakçukuru,  Armutlu, Ahlatlıbel, Üvezpınarı, Fındıklı, Erikli gibi adlarda toprağın verdiği  renk renk yemişler dile gelmiyor mu? Kavaklıdere, Söğütözü, Meşebükü,  Gürgenpmarı, Çamalan, Ardıçbeli adlarında bir orman serinliği duyulmaz mı?</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu örnekleri artırmak kolaydır. Fakat benim  amacım, yer adlarımızın bütün güzelliğini uzun uzun sayıp dökmek değildir.  Burada daha çok yer adlarımızın, özlediğimiz temiz Türkçeyi, sağlam Türkçeyi  sakladığını belirtmek istiyorum.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Aydınlarımızın diline Arapçadan, Farsçadan  birtakım kelimeler geçmiştir. Türkçe ak kelimesi varken beyaz kelimesini veya  Türkçe kara kelimesi dururken siyah kelimesini almış bulunuyoruz. Fakat halk, bu  kelimeleri kabul etmemiş, benimsememiştir. Bu bakımdan yer adlarımızın bize  verdiği ders çok öğreticidir: Akağıl, Akarmut, Akbaş, Akbayır, Akbel, Albelen,  Akbıyık, Akboyun, Akbulak, Akçakışla, Akçaalan, Akçabük, Akçaelma, Akçakavak,  Akçakent, Akçakoca, Akçakoyun, Akçaköy, Akçal, Akçalı, Akçam, Akçaova, Akçaören,  Akçapmar, Akçay, Aksu, Aktaş, Akdoğan, Akhisar, Aksakal, Aktepe&#8230; gibi binlerce  yer adımız var.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Buna karşılık,  yurdumuzda Beyazarmut, Beyazkoyun, Be-yazkışla, Beyazalan gibi bir yer adına  rastlanamaz. Çünkü Türk dilini yaratan ve yaşatan halk beyaz kelimesini  benimsememiştir. Akdeniz adı bu ulusun malıdır, Beyazdeniz aydınların eseridir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kara kelimesinin yanındaki siyah kelimesi  de yalnız aydınların dilinde kalmıştır. Halk bu kelimeyi de kullanmamıştır. Yer  adlarında yalnız Türkçe kara kelimesi kullanılmıştır: Karaköy, Karaağaç,  Karaağıl, Karaahmet, Karaali, Karaayıt, Karabağ, Karabalçık, Karabalta, Karabaş,  Karabayır, Karabel, Karabelen, Karabey, Karabıyık. Karaboğaz, Karabörk,  Karabucak, Karabulut, Karabük, Karaca, Karacaağaç, Karaardıç, Karacabey,  Karacakaya, Karacaören, Karaçam, Karaçay, Karasu, Karaçukur, Karaçal, Karaçalı,  Karadağ, Karadere, Karadoğan, Karagöl, Karadut, Karagöz, Karagömlek, Karahan,  Karaharman, Karahisar, Karain, Karakaya, Karakaş, Karakışla, Karakız, Karakuz,  Kara-köprü, Karakiraz, Karakoç, Karakoyunlu, Karakuyu, Karakuzu, Karakütük,  Karapınar, Karaorman, Karaoluk, Karasu, Karasakal, Karaseki, Karatepe gibi yer  adları arasında Siyahtepe, Siyahsu, Siyaholuk diye bir tek yer adı yoktur. Şu  hâlde, siya/ı kelimesi de ancak dar bir çevrede, ancak aydınların dilinde  kalmış, Türk topraklarında dal budak salmamıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, Türkçe kızıl kelimesi yanında  kırmızı kelimesi de yayılamamıştır. Kızılelma, Kızılağaç, Kızılalan, Kızılbel,  Kızı/bey, Kızı/burun, Kızı/geçit, Kızılgöl, Kızı/deniz, Kızı/dere, Kızı/toprak,  Kızı/kaya, Kızı/kurt, Kızı/taş, Kızı/ören, Kızı/öz&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçe gök kelimesi varken mavi kelimesini  kullanmaya lüzum var mıdır? Aydınlarımız maui gözden bahsederler, fakat halk gök  göz der, Gökbel, Gökbelen, Gökçeören, Gökgöl, Gökfcaya, Gökpınar, Gökseki der,  Gökkaya, Gökyar, Göktepe, Göksu der, fakat aydınlar Mavi Nil ve &#8220;Mavi Tuna&#8221;  derler. Göknil ve Göktuna daha güzel ve daha Türkçe değil midir?</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Demek ki yer adlarımızdan türlü türlü  dersler alabiliriz. Her şeyden önce Türkçe sevgisini, Türkçe saygısını, Türkçe  duygusunu, Türkçe ölçüsünü, Türkçe tadını bu adlardan öğrenebiliriz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponymiste&#8217;ler toponymie&#8217;yi bazen  &#8220;toprağın dili&#8221; diye tarif ederler. Yukarıdan beri verdiğimiz örneklere göre, bu  toprağın dili Türkçedir. Türkçe, sağlam Türkçe, zengin Türkçe, güzel Türkçe, öz  Türkçe &#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Epeyce uzamış olan bu konuşmayı burada  bitiriyorum. Yalnız, son söz olarak bir dilekte bulunmak istiyorum. Türk Dil  Kurumu Anadolu&#8217;da kullanılan kelimeleri derleme ve eski yazılı kaynaklarımızı  tarama alanında olumlu çalışmalar yapmıştır ve yapmaktadır. Bu verimli ve  faydalı çalışmalara ek olarak yurdumuzdaki yer adlarının &#8211; bu kavramın en geniş  anlamıyla &#8211; derlenmesi ve yayımlanması, başlangıçtan beri üzerinde durduğumuz  gibi, dilimizin zenginliğinin ve güzelliğinin anlaşılması, gün ışığına çıkması  için çok büyük bir yardımcı olacaktır. Bu yolda bütün arkadaşların Türk Dil  Kurumuna yardım etmeyi ulusal bir borç sayacaklarına inanıyorum. </font></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><em>Kaynak : Türk Dili  ve Kompozisyon Bilgileri, Korkmaz, Zeynep; Hamza Zülfikar; Mehmet Akalın; Ahmet  B. Ercilasun; İsmail Parlatır; Tuncer Gülensoy, Yargı Yayınevi, Ankara 2001</em></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/">Yer Adlarımızın Dili (Prof Dr. Hasan Eren)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 11:52:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Agizlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Celebi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN) Büyük Türk gezgini Evliya Çelebi&#8217;nin Seyahatname&#8217;si, abartmalı yanlarına karşın coğrafya, tarih, etnografya, folklor&#8230; bakımlarından üzerinde durulmaya değer büyük bir eserdir. Sağlam bir gözlem yeteneğine sahip olan Seyahatname yazarı, yalnız coğrafya, tarih, etnografya bilgileri vermekle kalmayarak, eserinin birçok yerlerinde yerli diller üzerine topladığı bilgi ve verilere de [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/">Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong> <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-family: Maiandra GD">Evliya  Çelebi ve Anadolu Ağızları</span></font><font color="#ff6600" size="5"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Prof. Dr. Hasan EREN)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Büyük Türk gezgini  Evliya Çelebi&#8217;nin Seyahatname&#8217;si, abartmalı yanlarına karşın coğrafya, tarih,  etnografya, folklor&#8230; bakımlarından üzerinde durulmaya değer büyük bir eserdir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sağlam bir gözlem yeteneğine sahip olan  Seyahatname yazarı, yalnız coğrafya, tarih, etnografya bilgileri vermekle  kalmayarak, eserinin birçok yerlerinde yerli diller üzerine topladığı bilgi ve  verilere de yer verilmiştir. Örneğin Seyahatnamemde yazar, Abaza dili, Kaytak  dili, Gürcü dili, Mingrel dili, Arap dili, Türkmen dili, Dob-ruca Tatarlarının  dili, Tiflis Kürt dili, Rus dili, Sırp dili, Boşnak dili, Hırvat dili, Venedik  İtalyancası, Macar dili, Alman dili, Kırım Tatarlarının dili, Nogay dili, Kalmak  dili &#8230; üzerinde durmuştur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin bu diller üzerine vermiş  olduğu bilgi ve verilerin büyük bir bölümü işlenmiş, değerlendirilmiştir.  Özellikle onun Kafkas dilleri üzerine verdiği bilgiler önemle ele alınmıştır.  Çünkü Seyahatnamemde Kafkas dilleri üzerine verilen bilgiler, bu dillerin en  eski yazılı belgeleri arasında yer alıyordu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yalnız, Kafkas dilleriyle ilgili olarak  Evliya Çelebi&#8217;nin işlediği bir &#8220;suç&#8221; üzerinde durmak gerekir.<br />
Evliya Çelebi&#8217;nin eserinde Dağıstanlı Kaytakların dili üzerine küçük bir liste  vardır. Daha çok hayvan adlarını kapsayan bu liste, Kaytak dili ve Kaytak tarihi  ile uğraşanlar için her bakımdan ilginçtir. Bu bakımdan bilginler Evliya  Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesi üzerinde sık sık durmuşlardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği Kaytakça söz  listesi ilk kez W. Barthold&#8217;un gözüne çarpmıştır. Barthold, K voprosu o  proisxojdenii kaytakov (Etnografiçeskoe Oboz-renie LXXXIV &#8211; LXXXV, 1910, 37 &#8211;  45) adlı yazısında, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği bilgileri B. Ya. Vladimircov&#8217;un  yardımıyle çözmüştü. Bu çözümlere dayanan bilgin, Kaytak dilinin bir Moğol  diyalekti olduğu inancına varmıştı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">G. J. Ramstedt&#8217;in 1911&#8217;de çıkan küçük  yazısı (K voprosu o kaytakax. Etnografiçeskoe Obozrenie LXXXVIII &#8211; LXXXIX, 1911,  239 &#8211; 240), bu konuda yeni bir şey getirmemiştir. Buna karşılık, Hamdullah  Kazvinî&#8217;nin Nüzhetü&#8217;l-kulûb adlı eserindeki Moğolca sözleri yayan N. Poppe (Mongol&#8217;skie  uazvaniya jivotnix v trude Xamdallaxa Kazvini. Zapiski Kollegii Vostokovedov I,  1925, 195 &#8211; 208) Moğol dili uzmanlarına Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesi için  yeni olanaklar vermişti. Bir yandan Poppe&#8217;nin verilerine, bir yandan da kendi  birleştirmelerine dayanan P. Pelliot (La pretendu vocabulaire deş Kaitak du  Daghestan. Journal Asiatique 1927, I, 279 &#8211; 294), Kazvinî&#8217;nin Moğolca  verileriyle Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça sözleri arasında köklü bir karşılaştırma  yaptıktan sonra, Kaytakça verilerle Kazvinî&#8217;nin verdiği Moğolca biçimler  arasında kuşkulu benzerlikler (ressemblances inguietantes) bulunduğunu  belirtmiştir (294. s.).</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bundan sonra J. Stephenson, Kazvinî&#8217;nin  eseri üzerine yeni bir çalışma yaymıştı (The Zoological Section of the Nuzhat-ul-Qulüb  of Hamdullah al-Mustaufî al-Qazwînî. London, 1928). Pelliot, Poppe&#8217;nin eski  yazışma ve Stephenson&#8217;un ortaya koyduğu yeni gereçlere dayanarak, NüzhetÜ&#8217;l-kulûtfAaki  Türkçe ve Moğolca sözleri uzuıı açıklamalarla tekrar yaydı (Leş Formes turques  et mongoles dans la nomen-clature zoologique du Nuzhatu&#8217;l-kulûb. Bulletin of the  School of Oriental Studies VI, 1931, 555 &#8211; 580). Pelliot&#8217;nun yeni araştırmaları  sonunda Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesiyle bu eserdeki Moğolca biçimler  arasında varlığından söz açtığımız benzerlikler de arttı. Bu benzerlikleri göz  önüne alan yazar, Evliya Çelebi&#8217;yi Kaz-vinî&#8217;yi &#8220;yağma etmek&#8221;le suçladı: &#8220;Deş â  present je considere qu&#8217;Evliyâ Celebi a froidement pillt; Kazwînî.&#8221; (580. s.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük Fransız bilgininin haklı  eleştirmeleri karşısında, eski eserlerden aldığı bilgileri kendi gözlemi gibi  göstermekten çekinmeyen Evliya Çelebi&#8217;yi savunacak değilim. Yalnız, onun Abaza,  Gürcü, Mingrel, Arap, Kürt, Tatar, Rus, Sırp, Boşnak, Hırvat, Macar&#8230; dilleri  üzerine Verdiği bilgilerin her bakımdan sağlam olduğunu belirtelim. Bu diller  üzerinde duran gezginin doğrudan doğruya kendi gözlemlerine dayandığı  anlaşılıyor.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu bakımdan sağlam  bilgiler veren bu küçük sözlüklerin bir bölümü uzmanlarca işlenmiş,  değerlendirilmiştir. Örneğin R. Bleich-steiner, Evliya Çelebi&#8217;nin  Seyaftatraame&#8217;sinde Kafkas dilleri üzerine verilen dil örnekleri üzerinde  durmuştur (Die kaukasischen Sprachproben in Evliya Ğelebi&#8217;s Seya-hetname.  Caucasica XI, 1934, 84 &#8211; 126). S. S. Djikiya, Evliya Çelebi&#8217;nin Mingre) ve Gürcü  dilleriyle ilgili verilerini toplamıştır (Evliya Çelebi o mingrelskom i gruzin-skonı  yazıkax.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sovetskoe  yazıkoznanie II, 1936, 109-128). Bundan sonra Djikiya, Evliya Çelebi&#8217;nin Lazlar  ve dilleri üzerine verdiği bilgileri de gözden geçirmişti (Evliya Çelebi o lazax  i lazskom yazıke. İberiyskokavkazskoe yazıkoznanie VI, 1954, 243 &#8211; 256). H. J.  Kissling, Evliya Çelebi&#8217;nin Almanca örnekleri üzerinde durduğu gibi (Einige  deutsche Sprachproben bei Evliya Celebi. Leipziger Vierteljahrschrift für  Südosteuropa II, 1938, 212 &#8211; 220), L. Ligeti de onun Macarca veri ve örneklerini  değerlendirmiştir (Evliya Cselebi magyar szöjegyzeke. Magyar Nyelv LXVII, 1971,  394 &#8211; 409).</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin eserinde Dobruca ve Kırım  Tatarlarının dili, Nogay dili, Türkmen dili gibi Türk dilleri üzerine bilgi  verdiğini yukarıda belirtmiştim. Bu küçük</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">örnekler yanında gezginimiz Anadolu  ağızlarına da değinmiş, yerli halk arasında kullanılan birtakım sözleri  yazmıştır. Benim bildiğime göre, Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; konusunda sıraladığı örnekler, onun Anadolu  ağızları için verdiği en zengin sözlüktür. Seyahatname yazarının dağınık olarak  verdiği sözler gibi, bu sözlük de şimdiye değin Türk dili ve Türk  diyalektolojisi bakımından değerlendirilmemiştir. Seyahatname&#8217;de dağınık olarak  verilen yerli sözlerin toplanması, işlenmesi uzun sürer. Ancak, Tosya, Bolu ve  Dörtdivan Türklerinin dilleri üzerine verilen örnekler, Anadolu diyalektolojisi  bakımından kolaylıkla değerlendirilebilir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname1 mu Ahmet Cevdet baskısında  Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzı sözlüğü olduğu gibi verilmiştir (II, 175-176. s).  Zuhuri Danışman baskısında ise bu sözlük yeni yazıya çevrilmiştir (3. kitap 174  &#8211; 157. s.) Danışman, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği sözlerin okunmasında büyük  güçlüklerle karşılaşmıştır. Bu bakımdan küçük bir notta, bu sözlerin doğru  olarak yeni yazıya çevrildiğini iddia edemeyeceğini belirtmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sözlükteki verileri değerlendirirken  Evliya Çelebi Seyahatname&#8217;sinin bütün yazmalarını göz önünde tutmak gerekir. Bu  büyük eserin birkaç yazması vardır. Ahmet Cevdet baskısı Millet Kütüphanesindeki  Pertev Paşa yazmasına dayanmaktadır. Danışman, Topkapı Sarayında Bağdad Köşkü  kütüphanesinde bulunan yazmayı kullanmıştır.</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bunlardan başka,  Süleymaniye Kütüphanesinde Beşir Ağa kitapları arasında da Seyahatname&#8217;nin güzel  bir yazması vardır. Bu yazmalar arasında bugüne değin sağlam bir karşılaştırma  yapılmamıştır. Evliya Çelebi ve eseri üzerine güzel bir araştırma yapmış olan  Prof. Cavit Baysun da bu konu üzerinde pek durmamıştır. Bu duruma göre  Seyahatname&#8217;nin sağlam yazmasının hangisi olduğunu bilmiyoruz. Bu koşullar  altında Evliya Çelebi&#8217;nin Tosya, Bolu, Dörtdivan Türklerinin dilleri üzerine  verdiği örnekleri değerlendirirken Seyahatname&#8217;nin bütün yazmalarını göz önünde  bulundurmaktan başka çıkar yol yoktur. Biraz sonra sunacağım örneklerden de  anlaşılacağı gibi, gezginimizin Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzı üzerine verdiği  örneklerin bir bölümü, bütün yazmaların göz önünde tutulması halinde bile  çözülememektedir.</span><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname&#8217;râ.n &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; adlı bölümü, bu eserde yer alan dil örneklerinin  en büyüklerinden biridir. Yukarıda adlarını andığımız yabancı diller için örnek  olarak 40 &#8211; 50 söz vermekle yetinmiş, olan yazar, bu listede 100&#8217;den çok biçim  sıralamıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu bildirinin dar çerçevesi içinde bütün bu  örnekler üzerinde birer birer duru-lamayacağı açıktır. Bu bakımdan Evliya  Çelebi&#8217;ye borçlu olduğumuz bu sözlüğün kapsam ve değerini belirtirken ancak  birkaç örnek vermekle yetineceğiz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin yabancı dilleri  tanıtırken tuttuğu belirli bir yol vardır. Yazar, önce l&#8217;den başlayarak 15&#8217;e,  20&#8217;ye değin sayı adlarının yabancı dildeki karşılıklarını verir, sonra ekmek,  su, şarap gibi yiyecek ve içeceklerin adlarını sayar. Yabancı diller üzerine  verilen bilgiler, birtakım sorularla sona erer. Sırpça, Hırvatça, Gürcüce,  Mingrelce gibi diller konusunda verilen örnekler bu plana göre düzenlenmiştir.  (Bildirimin başında sözünü ettiğim Kaytakça sözlüğün yapısı bu plandan  farklıdır. Bu sözlükteki örneklerin Hamdullah Kazvinî&#8217;nin eserinden olduğu gibi  alınmış olması, yazarın, dillerin tanıtılmasında uyduğu plandan ayrılmasına yol  açmıştır, sanıyorum.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin Tosya, Bolu, Dörtdivan  ağızlarının özelliklerini belirtirken de yabancı diller için kullandığı plandan  ayrıldığı göze çarpıyor. Yazarın Anadolu ağızlarını tanıtırken bu yoldan  uzaklaşması doğaldır. Türk ağızlarında s ayı adlarında bir başkalık söz konusu  değildir. Bu bakımdan yazar, Türk ağızlarının özelliklerini belirtmeye  çalışırken sayı adlarını saymaktan çekinmiştir. Nitekim Güney-doğu Anadolu  Türkmenlerinin dilinde kullanılan özel biçimleri verirken sayı adlarını anmamış,  bunun sebebini de açık açık söylemiştir: &#8220;Türkman dilinde hesaplar bildiğimiz  gibi &#8220;bir&#8221;, &#8220;iki&#8221;, &#8220;üç&#8221; vesairedir, ama &#8220;diğer kelimat ve tabirleri&#8221; &#8220;bir nebze&#8221;  verilmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; adı altında verdiği sözlükle ilgili olarak  üzerinde durulması gereken en önemli sorun, verilen örneklerin gerçekten bu  ağızlarda kullanılıp kullanılmadığı sorunudur. Bu soruna olumlu bir karşılık  vermek gerekir. Sözlükte verilen biçimlerin büyük bir bölümü bugün de Tosya,  Bolu ve Dörtdivan çevrelerinde kullanılmaktadır. Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde  bugün yalnız bu ağızlarda kaldığı anlaşılan birkaç örnek de vardır. Örneğin  Evliya Çelebi, Tosya, Bolu ve Dörtdivan ağızlarında kullanılan yemiş adlarını  sıralarken &#8220;kiraz&#8221;, &#8220;kiraz kurusu&#8221;, &#8220;incir&#8221; anlamına gelen adlar yanında kişne  (veya gişne) biçimini veriyor ve bunun &#8220;vişne&#8221; anlamına geldiğini belirtiyor.</font><br />
<span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Vişne biçiminin  Anadolu ve Rumeli ağızlarında kullanıldığını biliyoruz. Öbür Türk  diyalektlerinde kullanılmayan bu sözün komşu dillerden alındığı açıktır. Bizim  için ilginç olan, yazarın verdiği kişne biçimidir. Dialectologique  sözlüklerimizde kişne (veya gişne) biçimi verilmemiştir. Ancak, Evliya  Çelebi&#8217;nin vermiş olduğu bu biçimin varlığından şüphe edilemez. Öğrencilerim, bu  biçimin Bolu köylerinde bugün de kullanıldığını bildirdiler. Böylelikle Evliya  Çelebi&#8217;ye borçlu olduğumuz bu verinin Bolu ağzında kullanıldığı anlaşılmış oldu.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde &#8220;ağaç bardak&#8221;  anlamına gelen boduç biçimi de geçer. Bu, Anadolu ağızlarında yaygın olarak  kullanılan bir biçimdir. Bu sözün Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Zonguldak,  Çankırı, Kastamonu, Çorum, Tokat, Yozgat, Amasya, Bolu, Bursa, Afyon, Bilecik,  Denizli, Aydın, İsparta, Muğla, Kütahya, Konya, Niğde, Ankara, Sivas, Kayseri,  îçel, Antalya&#8230; illerinde kullanıldığını biliyoruz. Bilecik, Kütahya,  Balıkesir, İsparta, Konya, Niğde, îçel, Adana illerinde boduç yanında  melalhetique bocut biçimi de vardır. Buna göre, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği boduç  da Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzında kullanılan sağlam bir veridir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi, Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türkleri arasında &#8220;güneş&#8221; anlamına gelen çoğaç biçimini de vermiştir.  Dialectologique sözlüklerimize göre çoğaç, Bolu, Konya, Denizli, îçel  illerimizde kullanılan bir biçimdir. Bunlardan başka, bu sözün Anadolu&#8217;da çuvaş  biçiminde kullanıldığını da biliyoruz. Bu Türkçe sözün eski kaynaklarda  kullanıldığına da tanık oluyoruz. Bu duruma göre, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği  çoğaç da bu bölge ağızlarının malıdır. (Evliya Çelebi, Seyahatnameydin başka bir  yerinde Kastamonu bölgesi Türkleri arasında &#8220;bardak&#8221; anlamına gelen seyek  biçiminin kullanıldığını da bildirmiştir. Boduç gibi, bu söz de Anadolu  ağızlarında kalmış eski bir biçimdir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname yazarının verdiği başka bir söz  de apıştı sözüdür. &#8220;Sacayak&#8221; anlamına gelen bu biçimin Konya ve Eskişehir  illerinde kullanıldığını biliyoruz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun yanında yazar, Tosya, Bolu, Dörtdivan  çevresinde &#8220;sacayak&#8221;a üçbastı adının verildiğini haber veriyor. Bu adın Anadolu  ağızlarında ve özellikle Tosya, Bolu, Dörtdivan çevresinde kullanıldığı açıktır.  Ancak, öğrencilerim arasında bu biçimi bilenler çıkmadığı gibi, Bolu köylerinde  yaptığım araştırmalarda da bu ada rastlamadım. Dialectologique sözlüklerimizde  de bu ad verilmemiştir. Yalnız, Söz Derleme Dergisinde apıştı maddesinde &#8220;üçbastı&#8221;  karşılığı da kullanılmıştır. (Anadolu ağızlarında sacayak yanında üçayak adı da  kullandır.) İşte Evliya Çelebi&#8217;nin apıştı biçimi yanında saydığı üçbastı adı da  anlam bakımından üçayak&#8217;tan farksızdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;araba&#8217; anlamıyle verdiği  gaŋlı biçimi de ilginçtir. Bu sözü bugün kağnı olarak kullanıyoruz. Ancak,  Seyahatnamemde verilen biçim, bu sözün eski biçimine daha yakındır.<br />
Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde üzerinde durulmaya değer birtakım meyve ve sebze  adları da vardır. &#8220;Muşmula&#8221; anlamına gelen döngel, &#8220;kestane&#8221; anlamına gelen  dombak, &#8220;lahana&#8221; anlamına gelen kelem gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Döngerin. Bolu, Denizli, İsparta, Ankara  illerinde kullanıldığını biliyoruz. Samsun, Sinop, Bolu, Giresun&#8230; illerinde  ise töngel olarak kullandır. (Anadolu&#8217;nun birçok yerlerinde döngel&#8217;e beşbıyık ve  ezgil gibi birtakım adlar da verilir. Ancak, Evliya Çelebi Tosya, Bolu,  Dörtdivan çevresi için yalnız döngefi vermekle yetinmiştir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği dombak da sağlam  bir veridir. Yalnız, dialectologique sözcüklerimizde bu biçim daha çok  &#8220;şeftali&#8221;, &#8220;zerdali&#8221; veya &#8220;kayısı&#8221; olarak verilmiştir. Anadolu ağızlarında  tombak (&gt; dombak) yanında tüylü tombak, tüylü tombalak biçimleri de kullandır.  Bunlardan başka, tombalak biçimi &#8220;domates&#8221; anlamına da gelir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Lahana&#8221; anlamına gelen kelem&#8217;e gelince:  Kelemdin Bolu çevresinde kullanıldığını biliyoruz. Bundan başka, bu söz  Safranbolu, İsparta, Kütahya, Denizli ve Kara-ağaç&#8217;ta da kelem olarak  kullanılır. (Anadolu&#8217;nun kuzeybatı illerinde &#8220;lahana&#8221;ya dürme adı da verilir.  Ancak, Seyahatname yazarının bu adı Tosya, Bolu, Dörtdivan Türkleri arasında  duymadığı anlaşılıyor.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi, &#8220;havuç&#8221; için kızıl ağaç,  pürçüklü ve yer sapı adlarını sayıyor. Anadolu ağızlarında &#8220;havuç&#8221;un türlü  adları vardır: badul (Konya), deber otu (Denizli, Bilecik), deper otu (Afyon,  İsparta, Kütahya), teber otu (Afyon, Kütahya), teper otu (Ankara, Eskişehir,  Uşak, Kütahya, İsparta, Bursa, Eskişehir, Aydın, Bilecik, Afyon, Antalya, Konya,  Denizli, Çankırı, Bolu, Muğla, içel&#8230;), kızıl ot (Muğla, İsparta, Denizli),  sarı ot (Denizli)&#8230; gibi. Yazarımızın vermiş olduğu kızıl ağaç biçimi  bakımından kızıl ot ve son ot adları üzerinde durulmaya değer.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Pürçüklü biçimine gelince: Bu, Anadolu  ağızlarında &#8220;havuç&#8221;a verilen en yaygın addır: Dialectologique sözcüklerimizde bu  adın Bolu ilinde kullanıldığı belirtilmemişse de, bu ad Niğde, İzmir, Ankara,  Çorum, Afyon, Sivas&#8230; illerinde pürçüklü, Kastamonu, Amasya, Bilecik, Tokat  illerinde ise pürçekli biçiminde kullanılır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Son olarak Evliya Çelebi &#8220;havuç&#8221;a bu  çevrede yer sapı adının verildiğini bildiriyor. Sözlüklerimizde onun verdiği bu  ada da rastlanmıyor. Ancak, yurdumuzda buna benzer birtakım adlar vardır.  Örneğin yer otu (Kayseri, Konya, Çorum, Yozgat, Adana) adı her bakımdan yer  sapı&#8217;na benzer bir addır. Kerkük&#8217;te kullanılan yer kökü adı ise yer sapı adına  büsbütün yakındır. Anadolu&#8217;da &#8220;havuç&#8221;a yerebatan (Bile-cik&gt;, yeregeçen (İsparta,  Afyon), yerekaçan (İsparta) gibi adlar da verilir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi &#8220;kereviz&#8221; için hanza veya  hınza diye bir biçim de veriyor. Anadolu ağızlarında &#8220;kereviz&#8221;, çorduk (Kayseri,  Konya), gelin parmağı (Amasya), kokar ot (Aydın) gibi adlarla anılır. Anadolu&#8217;da  çorduk biçimi daha çok &#8220;ahlat&#8221; anlamında kullanılır. Gelin parmağı ise &#8220;kereviz&#8221;  yanında &#8220;havuç&#8221; anlamına da gelir. Kokar ot&#8217;un da &#8220;kereviz&#8221;den başka &#8220;bir çeşit  yaban otu&#8221; anlamında kullanıldığım biliyoruz. Ancak, Anadolu ağızlarında  &#8220;kereviz&#8221; (veya &#8220;havuç&#8221;) anlamına gelen ve Evliya Çelebi&#8217;nin yazdığı veriye  benzer bir biçime rastlayamadık.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, &#8220;turp&#8221; anlamına geldiği  bildirilen sepüger (veya sepüker) sözüne benzer bir söz de bulamadık. Yurdumuzda  turp yanında acurga &#8220;yaban turpu&#8221; (Manisa), baştankara &#8220;kara turp&#8221; (istanbul)  gibi birtakım sözler kullanılır. Ancak, bu sözlerle Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği  veri arasında bir bağ kurmak olanaksızdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatnamemde Evliya Çelebi Tosya, Bolu,  Dörtdivan çevresinde rastladığı köpek türlerini de sırahyor: göblez &#8220;yavru  köpek&#8221;, çomar &#8220;koyun köpeği&#8221;, mastı &#8220;fino köpeği&#8221;, tula &#8220;zağar&#8221;. Bu veriler  arasında yazar, &#8220;tazı&#8221; anlamına gelen ilginç bir biçim de veriyor. Yazmalarda bu  veri yetken (veya yitken) biçiminde yazılmıştır. Topkapı Sarayı yazmasında ise  bu veri yetekez ( veya yetkez) olarak verilmiştir. Evliya Çelebi, Seyahatnamemin  başka bir yerinde, Sarıkeçili dağında yaylayan Türkmenlerin dilini tanıtırken de  bu sözü tekrarlamıştır. Atsız (Evliya Çelebi Seyahat-nâmesi&#8217;nden Seçmeler. II,  istanbul, 1972) bu veriyi tigen diye okumuştur (239. s.). Ancak, bunun bizim  üzerinde durduğumuz yetken veya yetfcez&#8217;den başka bir şey&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p style="font-style: italic; text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Kaynak: Bilimsel  Bildiriler, TDK Yayınları, 1972</span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/">Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
