<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nevzat Gözaydin | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/nevzat-gozaydin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Mar 2015 12:34:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Gözaydın</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 00:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gözaydin]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gözaydin Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gözaydin Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gözaydinin Yasami]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Gözaydin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Gözaydinin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Nevzat Gözaydın (Hayatı) Ayda Konukoğlu&#8217;nun Nevzat Gözaydın ile yaptığı söyleşiden&#8230; &#160; &#8211; Sayın Gözaydın bize kendinizden söz eder misiniz? Ankara’da 1938 yılında doğmuşum. Babam MSB Emekli Şubesinde bir sivil memur ve annem ev hanımı. Beş kardeşten ortadakiyim; bir erkek bir kız benden büyük ve küçük&#8230; İlkokulu Denizciler Caddesi ile Anafar­talar Caddesi arasında kalan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/">Prof. Dr. Nevzat Gözaydın</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Prof. Dr. Nevzat Gözaydın</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Hayatı)</font></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><em><font face="Maiandra GD">Ayda Konukoğlu&#8217;nun Nevzat Gözaydın ile yaptığı  söyleşiden&#8230;</font></em></strong></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">        &#8211; Sayın Gözaydın bize kendinizden söz eder  misiniz?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />          Ankara’da 1938 yılında doğmuşum. Babam MSB Emekli Şubesinde bir sivil  memur ve annem ev hanımı. Beş kardeşten ortadakiyim; bir erkek bir kız benden  büyük ve küçük&#8230; İlkokulu Denizciler Caddesi ile Anafar­talar Caddesi arasında  kalan İstiklâl Mahallesi&#8217;ndeki büyük ve eski bir konağın selamlık bölümünde  erkek çocuklarla birlikte İstiklâl İlkokulunda 4. sınıfa kadar okudum. Kız  çocukları konağın harem bölümünde, Albayrak İlkokulunda okurlardı. O güzelim  koca konak yok artık! Son yılı sınıf yokluğundan kale yolundaki Ulus İlkokulunda  bitirdikten sonra Sıhhiye’deki Atatürk Lisesinin orta kısmına yazıldım ve liseyi  de orada tamamladım. Çok sıkı disiplinli, fevkalade değerli ve bilgili  öğretmenlerim oldu. Türkçe ve edebiyat derslerine gelen öğretmenlerim arasında  Cahit Okurer, Şükrü Elçin, Şeref Tarlan, Hicran Aktürk ve Fevziye Abdullah  Tansel’in de etkileriyle kendime bu dalı yol olarak seçtim. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> O  zamanlar YÖK ve  ÖSYM olmadığından serbestçe dilediğim dal olan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü  (DTCF’de) seçip giriş kartımı aldım ve kürsü başkanı Prof. Kenan Akyüz’e bu  öğretmenlerimin adlarını sayınca ancak kartımı onaylatıp imzalatabildim. 1958’in  Ekim ayında derslere başladığımızda birinci sınıfta 17 kişiydik (5 askerî, 3  erkek, 9 kız öğrenci). Burada Necmettin Halil Onan (sadece 2 ay), Seyid Yüksel,  Ali Gündüz Akıncı, Hasibe Mazıoğlu, Zeynep Korkmaz, Saadet Çağatay, Vecihe  Hatipoğlu, Ahmet Temir, Hasan Eren hocalarımızdı. Genel Türk Tarihi dalın­da  Şinasi Altındağ, M. Altay Köymen, Farsçada Walther Björkman, Meliha Anbarcıoğlu,  Arapçada Şevkiye İnalcık’tan dersler aldım. Yeni açılan Tiyatro bölümünde İrfan  Şahinbaş, Bedretttin Tuncel, Cüneyt Gökçer’in derslerini izledim. İngilizcemi  Hamit Dereli ve A. Edip Uysal ile geliştirdim. Sözün kısası her şeyiyle mükemmel  bir kadro sayesinde DTCF’de yoğruldum. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#ff0000"><strong><span class="resim_alt">        &#8211; Doktoranızı  Almanya’da yaptığınızı biliyorum. Oraya nasıl gittiniz?</span><br />
</strong></font><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />        Lisedeki  mayam, çok iyi ve kaliteli öğretmenlerin sayesinde, sağlamdı ve DTCF’de hiç  sıkıntı çekmedim. Fakülte bitince 8 ay Alanya Lisesinde öğretmen olarak görev  yaptıktan sonra MEB’in doktora öğrenimi için, 1416 sayılı kanuna göre yurt  dışına gönderdiği ilk öğrencilerdenim. Alanım folklor idi ve İngiltere’ye  gidecektim. Ancak Almanların bu konuda daha iyi olmasından ve o zamanki kanuna  göre ileride ikinci bir dil sınavından geç­memiz gerektiğinden, yolumu  Almanya’ya çevirdim. 12 Şubat 1964 günü Münih’te birinci kuşak işçilerimizle  trenden indiğimde bando-mızıka ile karşılandık. Onları otobüsler alıp gittiğinde  yapayalnız ve tek kelime Almanca bilmeden ortada kaldım. Bonn’daki öğrenci  müfettişliğine uğramam, gideceğim dil okulunu öğrenmem gerekiyordu. Gece  yolculuğu yapıp Bonn’a vardım. Mart başında Brilon/Westf. kasabasındaki Goethe  Institut ilk dil okulumdu. Sonra Lüneburg’da da bir ay okudum. Orada birçok  Orientalist ve Türkolog ile yazıştım, sonunda Mainz’a İstanbul’dan yeni gelmiş  olan Prof. Dr. Johannes Benzing’in yönetiminde J. Gutenberg Üniversitesi  Orientalistik ve Türkoloji bölümünde derslere başladım. Helmuth Scheel, Heribert  Horst, Hanna Erdmann bu bölümde, Lutz Röhrich, Günter Wielgelmann, Bischoff,  Herbert Schwedt Alman folkloru kürsüsünde, E. Haberland, E. W. Müller, Sulzmann  ve Nowotny Etnoloji kürsüsünde benim yetişmeme yardımcı oldular. </font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#ff0000"><strong><em class="resim_alt">        &#8211; Ne zaman Türkiye’ye  döndünüz temelli olarak?</em><br />
</strong></font><br />
1969-1972 arasındaki mecburi vatan görevimi önce 6 ay Polatlı’da sonra  Gen. Kur. Bşk. Lojistik Plan Dairesinde Almanca mütercimi olarak bitirip yine  Mainz’a döndüm. Evliya Çelebi Seyahatnamesi üzerinde hazırladığım doktora tezimi  ve son sözlü sınavlarımı başarıyla verip Kasım 1974’te Ankara’ya kesin dönüş  yaptım. Eski yuvam DTCF’de folklor kadrosu olmadığından kadrolar gelene kadar  kendime iş bulmam tavsiye edildi. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine  bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Y.O. Müdürü Doç. Cevdet Perin ile görüşüp  orada “Folklor ve Halk Edebiyatı” dalında “Dr. Asis.” olarak Aralık 1974’te  göreve başladım. Bir süre sonra Türk Dili, Türk Edebiyatı, Kompozisyon, Dünya  Edebiyatı, Folklor ve İletişim konularındaki derslere öğretim görevlisi olarak  girdim. Bir ara 1980-1981’de Almanya’da Türk öğrencileri arasında araştırmalar  yaptım. Doçentlik sınavını başardıktan sonra ve DTCF’de nihayet kadro ilan  edilince 1987’de yuvama dönebildim. Şimdi burada göreliyim. 1976-1980 arasında  Fırat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne ayda bir  kez gidip bir hafta boyu kalarak Folklor ve Halk Edebiyatı derslerini düzenli  olarak verdim. 1979’da bir yıl Eskişehir Anadolu Üniversitesinde aynı dersi  verdim. 1985/86 döneminde Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı  Bölümünde de bir yıl öğrencilerim oldu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Çok geniş bir yelpazedeki öğrenci  topluluğuna ders vermişsiniz. Bunun yararı oldu mu?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />          Görüyorsunuz ya, bilim eri olma yolunda geçen yıllar pek de kolay geçmemiş,  Almanya’da yeterli olmayan öğrenci aylığı yüzünden her yaz bir iş bulup  çalıştım, para biriktirdim kitap ve diğer masraflar için&#8230; Marangozluk,  dülgerlik, garsonluk, yeminli tercümanlık bu işlerden bazıları&#8230; Böylece  insanları ve hayatı daha iyi tanıdım, ki bir halk bilimcinin böyle bir donanıma  mutlak ihtiyacı var. Alandaki derleme ve araştırmalarımda bu deneyimlerimin çok  yararını gördüm. İnsanlarla çok çabuk iletişim kurabiliyorum, onların kullandığı  dille kendilerine yaklaştığım için&#8230; Bu öğretimi ve eğitimi veren bütün  hocalarımı saygı ve minnetle anmak isterim.</font></font><font color="#000000" face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin  Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><em class="resim_alt"><font size="2">        <font color="#ff0000"><strong> -Dile, kültüre, iletişime nasıl bakıyorsunuz?</strong></font></font></em></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2">Dil iletişimin, ilişki kurmanın temeli olduğuna göre, çok iyi  bilinmelidir. Bütün kıvraklığı, farklı anlamları, bunların kullanım yerleri ve  zamanları tam olarak değerlendirilmezse, arada oluşması düşünülen bağ güçlü  olmaz. O zaman -ki buna yanlış anlaşılma da diyebilirim- ters düşmeler, aykırı  tutum ve davranışlar, kırgınlıklar, bölünmeler, parçalanmalar ortaya çıkar. Ana  dilimiz, Türkçemiz ifade gücüyle, bu ifadeyi kolayca belirleyecek kök ve  ekleriyle oluşturduğu kelime dünyasıyla gerçekten verimli ve zengin bir dil&#8230;  Usta kalemlerin romanları, yazıları bunu zaten çoktan kanıtlamış bile&#8230; Bizlere  ve gençlere düşen görev, bu değerli verilere sık sık başvurmak, bol bol  okumak&#8230; Böyle yaparsak kendi dil zevkimizin geliştiğini görecek, kelime  hazinemizin giderek zenginleştiğinin farkına varacağız. Ama televole-magazin  dilinin kısır döngüsüne bel bağlayan gençlerin biraz da geleceklerini  düşünmeleri gerekmez mi? Dil ve kültür birikimi, bu birikimin doğru, iyi ve  güzel kullanılması onları her zaman ve her yerde başarılı kılacaktır,  diyebilirim. Bu birikim için de günlük yaşamamaları, <em>eski</em> dediklerini <em> yeni</em> ile bağlayabilmeleri, sebep-sonuç ilişkisini göz önünde tutup biraz  şüpheci olmaları, araştırmaları, bu yolda çaba harcamaları, onları çok daha  güzel günlere kavuşturacaktır sanıyorum.<br />
<span class="resim_alt"><br />
<font color="#ff0000"><strong>         &#8211; Uzun yıllardan beri dergimizde de  görevlisiniz. Türk Dili için neler söylemek istersiniz?</strong></font></span><font color="#ff0000"><strong><br />
</strong></font><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />        Dergimize  gelen yazıların bilimsel olanlarının dışındakiler ne yazık ki çok kaliteli  değil&#8230; Yazılı kültüre pek önem vermediğimizden, sözü yazıya dökmekten  kaçındığımızdan, bol bol test çözerek eğitildiğimizden Türkçeyi kullanmakta  zorluk çeken genç kuşaklardan gelen yazı ve şiirler, dergi yazı kurulunda hayal  kırıklığı yaşatıyor. Gönderilenler arasından nispeten daha iyiceymiş gibi  görünenleri seçmek bir hayli zor. Bunları ayırıp bir sonraki ay tekrar tekrar  okuyoruz, dergimizde basılabilir mi sorusuna cevap arayarak&#8230; Hani nerede,  yüzlerce olmasa bile, onlarca hikâyecimiz, romancımız, şairimiz, eleştirmenimiz,  yorumcumuz?&#8230; Askerlikteki gibi sağdan say aynı, soldan say aynı sayı çıkıyor  karşımıza&#8230; Kitap, gazete, dergi okuma alışkanlığını çocuklarımıza,  gençlerimize kazandırmadığımız sürece, testlerden de başımızı kaldıramadığımız  takdirde, önümüze gelen yemek bu sonuçta&#8230; Çürük, bozuk, kokuşmuş sebzeden,  yanmış yağla nasıl nefis ve lezzetli bir yemek pişirilemezse, okumayı  beceremeyen bir toplumda yazarak güzel şeyler ortaya çıkaran bir kadronun size  kaliteli yazılar, şiirler göndermesini de bekleyemezsiniz. Haa, bu kaliteyi  sağlamak nasıl olur derseniz, tek cevabım şu: Kaliteli öğretmenler sayesinde  olur bu!&#8230; Geçim derdine düşmüş veya öğrencisine özel ders verip geçiren yahut  onlardan pahalı hediyeler bekleyip alan öğretmenlerden kalite bekleyemezsiniz.  Acı ama gerçek&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Günümüzdekileri sizi yetiştiren  öğretmenlerle mi karşılaştırarak bu düşünceye vardınız?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Değerini bütün Türkiye’ye kabul ettirmiş lise yıllarımdaki edebiyat  öğretmenlerimin destekleriyle dil ve edebiyat konularına kendimi yakın  hissettiğim için, hiç duraksamadan ve sınavsız kaydolma fırsatı varken, diğer  fakültelere başvurmadım. Benim idealim gençlik yıllarının heyecanıyla ya pilot  olmak, ya da edebiyat profesörlüğüne yükselmekti. Bunu daha lise birinci sınıfta  doldurduğum bir anket defterindeki “ileride ne olmayı hayal ediyorsunuz?”  sorusuna cevap olarak yazdığımı biliyorum, çünkü bu defter şu anda elimde, bir  sınıf anısı olarak saklamışım&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Türkçeye olan ilginiz mi bilimsel  çalışmalarınıza yön verdi? Bilim dünyası biraz farklı yapıda değil mi?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />        Almanya’da  doktoramı yaparken Türk dilinin ne kadar zengin ve yaygın olduğunun bilincine  daha iyi varmıştım. Orada Türk lehçeleriyle ilgili dil ve folklor metinleri  üzerinde her dönem Prof. Dr. Benzing ile durmuştuk. Araştırılacak konu ve  soruları hemen her derste hocam not ettirir, Türkiye’ye dönünce bunlarla  uğraşmamı isterdi. O notlarımı hâlâ saklıyorum. Ama bir ömür yetmiyor bu kadar  soruya cevap bulmaya, konuları araştırmaya&#8230; Bunun için daha çok ortak  çalışmalara yönelmek istedim. Türk Dil Kurumu bünyesinde görev verildiğinde hiç  yüksünmeden bu tür çalışma gruplarında diğer meslektaşlarımla birlikte olmaktan  büyük zevk aldım. Yine eski hocalarımla oldum, onlardan yeni şeyler öğrendim.  Genç arkadaşlara mesleki birikimimden -isterlerse- bazı şeyleri aktarmaktan,  onlarla tartışmaktan mutluluk duydum. <em>Türkçe Sözlük</em> ile <em>Okul Sözlüğü</em>  ve diğer katkı yaptığım çalışmalarda, <em>Türk Dili</em> dergisinde, Kütüphane  Komisyonunda, <em>İmla Kılavuzu</em> toplantılarında, Yabancı Kelimelere  Karşılıklar Çalışma Grubunda yahut diğer faaliyetlerde heyecanla ve şevk duyarak  bilgilerimi, düşüncelerimi sundum. Belki biraz yararlı olmuşumdur&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Sizin, Basın-Yayın Yüksek  Okulundan kalan bir basın ilginiz ve çok geniş bir kupür arşiviniz varmış. Buna  biraz açıklık getirir misiniz?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Türkiye’de basın uzun yıllardan beri “alaylı” tabir edilen kişilerin  tekelinde kaldığından, “okullu” olmak bir suç gibi, bir eksiklik gibi  nitelendirildi. Şu son on yıldır okullulara yer veriliyor. O da tekelleşen  iletişim dünyasında gerçek gazetecilerin değil, patronların arzu ve eğilimlerine  göre&#8230; Ankara’daki lisede basketbola heves ettiğimden ve bir ara fakültede  okurken Yenimahalle Genç Futbol Takımını çalıştırdığımdan spora ilgi duyuyordum;  hâlâ da vazgeçmedim. Bu bakımdan YÖK sonrası adıyla İletişim Fakültesinde ders  verirken önce Türkçemizin doğru, iyi ve güzel kullanılması konusuna dikkat  çektim. Hele spordaki haber ve yorumlar üzerinde daha çok durmanın ne kadar  önemli olduğunu vurgulamıştım. Bu çabalarımı mezun olup basında ve  televizyonlarda görev alan öğrencilerim unutmamışlar. Birkaç yıl üst üste  Türkiye Spor Yazarları Derneği Genel Merkezince İstanbul, KKTC., Antalya ve  Abant’ta düzenlenen seminerlere dil ve eğitim-öğretim konularını götürüp, sporla  uğraşanlara yardımcı olmaya çalıştım. Dilimizi kullanmada ve titizlik göstermede  bir hayli düzelme varsa, bunda bir tutam tuzu da benim koyduğumu söyleyebilirim.  Türk dili bilinci geliştirildikçe gençlerin titizlendiklerini ve başarılı olma  yolunda yürüdüğünü görünce gerçekten mutluluk duyuyorum.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Yurt dışı bilgi, görgü ve  deneyimlerinizle yabancıların dil ile ilgisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Yurt dışında uzun yıllar kaldım. Birçok ülkeyi gezdim, insanlarını  tanıdım. İngilizce ve Almanca iyi-kötü iletişim kurdum. Gördüm ki, herkes kendi  dili, kendi kültürü, kendi varlığı konusunda tam anlamıyla “şoven” bir anlayış  ve tutum içinde&#8230; En küçük bir yanlışa bile tahammül edemiyorlar&#8230;  Sokaktakiler de, köylüler de, bilim adamları da&#8230; Vatandaş, yurttaş olmanın  temelini buna dayandırıyorlar ve asla taviz vermiyorlar. Bizdeki tablo ise çok  farklı: Bırakınız sokaktaki insanımızı, “sözde” bilim adamlarımız bile kendi  varlığının temeli olan Türkçeyi aşağılamaktan tuhaf bir zevk alıyor. Hadi  televoleciler, manken ve “sanatçı” geçinen ayak takımı bu yabancı dil  hayranlığına kendini kaptırabilir, diyelim; ama devleti ve hükûmetleri  yönetenlerin, bürokratların, üniversitelilerin bu yaklaşımı, ancak Atatürk’ün  dediği gibi, “gaflet ve dalalet, hatta hıyanet” ile açıklanabilir. Bunların kısa  vadeli, verimsiz, tutarsız, tuhaf, gösteriye dönük, aciz, zavallı tutum ve  davranışları Türk­çemizin gelişmesine de ayak bağı, köstek olmuştur ve  olmaktadır da&#8230; Kendi kendine, kendi diline, kültürüne, varlığına böylesine  yabancı kalmak isteyen hiçbir ülke vatandaşını görmedim, doğrusu&#8230;  “İmam-cemaat” meselesi&#8230; Böyle olunca da sokaktaki insanımızın, esnafın,  memurun, köylünün, işçinin  ne suçu var ki?&#8230;</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><font color="#ff0000"><strong><em class="resim_alt">        &#8211; Sayın Gözaydın, Türk  dili ile ilgili yurt içindeki programları, oluşumları, düşünceleri genel olarak  nasıl değerlendirirsiniz?</em><br />
</strong></font><br />
Yıllardan beri <em>Türk Dili</em>’nde, derslerimde, konferanslarımda, 18  yıldır sürdürdüğüm TRT radyo programlarında hep yabancıların Türkçeye,  kültürümüze yaptığı katkıları işledim, işliyorum&#8230; Onların eserlerini görüp  okudukça, Türkçeyi, Türkiye’yi, Cumhuriyetimizi, bizlere bunu sağlayan  Atatürk’ümüzü ve yakın arkadaşlarını binlerce kez saygı ve rahmetle anıp daha  çok seviyorum. Bunları bizlerin gözüne sokarcasına işleyen yabancılar bizim için  çalışıyorlar, bize hizmet ediyorlar bu kadar masraf edip ömür çürüterek&#8230;  Bunlara karşılık bizim yöneticilerimiz, politikacılarımız ne yapıyor? Kendini  sömürülen bir ülkenin uşağı gibi niteleyip, batı ülkelerinden gelen ve çoğu  kasıtlı olan önerilere uysallıkla boyun eğiyor. Bunun eksisini, artısını  düşünmüyor, tartışmıyor, önünü-ardını araştırmıyor&#8230; Millete, memlekete yararı  var mı, yok mu? Uzun vadede sonuçları ne olur? Niye böyle bir öneri geldi? Amaç  nedir gerçekte? Ne çıkar sağlayacaklar bu öneriyle?&#8230; ve daha birçok sorunun  cevabını arayıp açıklamadan paldır küldür her öneriyi kabul edip teslimiyetimizi  bildiriyoruz. Osmanlı Devleti topraklarını böyle böyle yitirdi, Balkanlar,  Girit, Adalar, bereketli Mezopotamya toprakları ve bugünlerde de Kıbrıs&#8230;  Gitti&#8230; Gidiyor&#8230; İki yüz yıldır hep aynı oyunu yabancı politikacılar sahneye  koyup, bizi de işlerine geldiği yerde ve zamanda oynatıyorlar&#8230; Kendi  ülkelerinde yapmadıklarını, yapılmasına izin vermedikleri uygulamaları bizden  “hemen, derhâl, acilen” isteyip “uyum paketleri” içinde koyduruyorlar. Sanki  Lozan’dan yüz geri edip, Sevr’e yönelmişiz ve onu onaylamışız gibi azın­lık  kavramı böyle, adlarla ilgili oyunu böyle, alfabe değişikliği böyle, federasyon  yönetiminin başlangıç olan yerel yönetim-eyalet düşüncesi böyle, UEFA tutumu  böyle, böyle, böyle&#8230; Kendimizi aynaya bakıp düzeltmezsek, daha ne öneriler  gelecek, göreceksiniz&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Size göre, AB ülkeleri Türkiye’yi  istemiyorlar mı? Bir yandan yabancıların araştırmalarını övüyorsunuz, diğer  yandan onların “şoven” yaklaşımını vurguluyorsunuz? Bunu biraz daha açıklar  mısınız?</font></em></strong></font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2">Evet, tam da söylediğiniz gibi!&#8230; Yabancılar Türk dili, kültürü,  ekonomisi vb. konularla bizleri daha iyi tanıyıp bilmek istiyorlar. Türkiye’nin  ve Türk dünyasının gücünü, azmini, başarılarını, özellikle jeopolitik durumunu,  stratejik konumunu çok iyi biliyorlar. Onun için bu toprakları kendi denetimleri  altında bulunduracak önerilerle geliyorlar. Bu ticarette, ekonomide, politikada  çabucak onların lehine sonuç veriyor, ama kültürde daha uzun bir süre alıyor.  Bunu da düşünce ve görüş farklılıklarını körükleyerek kendilerine yandaş arayıp  buluyorlar. Yandaşlarını da basın, politika ve üniversite gibi etkili  çevrelerden seçiyor, onlara maddi-manevi çıkarlar sağlıyorlar. Dergimizde ve TTK  kongrelerinde Atatürk dönemi ile ilgili belgeleri yayımladığımda, bu rüşvet  olayı apaçık ortaya çıktı. O gün neyse, bugün de aynı; değişmedi bir şey! </font> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Bizim için AB öyleyse bir rüya mı,  demek istiyorsunuz?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Bakınız hiç çekinmeden şunu belirteyim. AB’ye bizi değil 2010’da,  2020’de bile almayacaklar. Türkiye 90-100 milyonluk genç nüfusuyla onları  korkutuyor. Osmanlının geri geleceğinden çekiniyorlar. Zaten Ostlaender  “Kemalizmden vazgeçin” demedi mi? Verheugen durmadan olumsuz görüşlerle çıkış  yapmıyor mu? 2004 seçimlerinde Almanya’da iktidara gelecek Hristiyan Demokratlar  Türkiye’nin AB’de asla yeri olmadığını açıkça ve şimdiden söylemiyorlar mı?  Yarın da KADEK’le görüşün, TBMM’ye girsin; ordunuzu küçültün, Ege Ordusunu hatta  3. Orduyu kaldırın o topraklardan, azınlıklara daha çok hak verin, ekümenik  patriği kabul edin Ermenilere tazminat verin, soy kırımını yaptığınızı kabul  edin ve daha neler ileri sürecekler, AB’ye alınabilmemiz için&#8230; Perşembenin  gelişi çarşambadan belli&#8230; Türkiye Cumhuriyeti’ni neredeyse hakaret dolu  sözlerle aşağılamaktalar ama bunları niye politikacılarımız sineye çekiyor, asla  anlamıyorum (bkz. <em>Türk Dili</em>, sayı: 608, Ağustos 2002). Böylesine  kişiliksiz bir toplum muyuz biz? Bütün bunlar gözler önünde&#8230; Daha şimdiden  Fransa-Almanya güç birliği yapıp, AB içinde borçlarını ödemekten vazgeçtiler,  ötekilerin muhalefetine rağmen&#8230; Kuzey-güney ülkeleri, aralarında bile,  özellikle kültür konularında anlaşamıyorlar. Şimdi de ekonomik ayrılık  belirginleşti. AB bence uzun vadede pek de bir arada kalacak gibi değil! Gücü  olan, güçlü görünen ülke, ötekilere her dediğini yaptıracak gibi&#8230; Zaten her  ülke kendi dilini, alfabesini, kültürünü ön plana çıkararak gücünü kanıtlamak  için uğraşıyor ve hatta savaş veriyor (Bk. <em>Türk Dili</em>, sayı: 619, Temmuz  ve 620, Ağustos 2003). Bu da nereye kadar sürer?&#8230; Benim ömrüm yetmez ama siz  gençler bunları göreceksiniz&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Böyle giderse, kısa zamanda olursa,  siz de görürsünüz inşallah, ama buna bağlı olarak bir sorum daha var. Bu yıl  Frankfurt Kitap Fuarına katıldınız. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?  Türkiye’deki kitap fuarlarıyla bir karşılaştırma yapılacak olursa izlenimleriniz  nelerdir?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Yaklaşık 5-6 yıldan beri katılıyorum. Çok büyük bir hareket&#8230; 6-7 gün  içinde yaklaşık üç yüz bin kişi sekiz adet hangar gibi binalarda (her biri de üç  kat!) dolaşıyor, kitap seçiyor. Dünyanın her yerinden yüzlerce yayın evi, kurum  ve kuruluş geliyor, kendi ülkesinin propagandasını yapıyor. “Yılın ülkesi” olma  fırsatı geçti 2-3 yıl önce elimize, ama kısır görüşlü, aciz Kültür Bakanlığımız  bu öneriyi reddetti ve olağanüstü bir tanıtım faaliyetini kaçırdık. Bir daha da  kolay kolay böyle bir öneri bize yapılmaz. Türkiye küçük bir bölümde, Yayıncılar  Birliği aracılığıyla ve KB desteğiyle, parasıyla tanıtılıyor. Ayrıca her yayın  evi isterse küçük bölümler kiralıyorlar. Bizim AKDTYK olarak, TDK ve TTK olarak  mutlaka buralara (Frankfurt’tan başka önemli olan yerler de var.) yayınlarımızı  götürmemiz gerek! AB içinde Türkçe, oralardaki Türklerin de etkisiyle giderek  daha çok ilgi görüyor. Bunu desteklememiz şart!</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Sayın Gözaydın, devletimizin kültür  politikası, hele de dış dünyada eksik mi demek istiyorsunuz?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Kültürü politikadan, hele de şu günlerde, ayıramazsınız. Ayırırsanız,  başınıza olmadık çoraplar örülür uzun vadede&#8230; Devletimizin gücünü hafife  almamak gerekiyor, ama bu işleri de iyi bilen insanlarla pişirip kotarmak şart;  öyle eş-dostla, akraba-arkadaş-yandaş firmalarla yola çıkılmaz&#8230; Oralarda  Türklerle ilgili yayın yapan yabancı yayın evlerinin yayınlarından da örnekler  gösterilir; Türk dilinin, kültürünün kendi kalemleriyle nasıl araştırıldığı  toplu olarak sergilenir, anlatılır. Çok iyi dil bilen insanlarımızın katılacağı  konferanslar, paneller, açık oturumlar kitap fuarı haftası önünde, içinde ve  sonrasında düzenlenir. Hatta Alman Türkologlara bir yıl öncesinden konular  ısmarlanır, konuşmaları sağlanır. Yoğun bir ön çalışma ile bütün bunlar  yapılabilir. Yoksa burada olduğu gibi, biz bize konuşuruz, sohbet edip güya  tanıtım yapmış oluruz. Özellikle Almanya, Hollanda, Avusturya gibi ülkelerdeki  Türkleri düşünüp (yaklaşık üç milyon!) oralara sık sık insanlarımızı gönderip,  konferans turları düzenlememiz şart! Onlar bizleri bekliyor. Her yıl böyle  isteklerle karşılaşıyorum, ama ancak bir ikisini kendi gücümle ve oradakilerin  maddi desteğiyle gerçekleştirebiliyorum. Çocuklarımız, gençlerimiz bilgiye aç;  heyecanla, istekle bunu gidermek istiyorlar. İyi bir düzenleme yapılarak hemen  her konuda (dil, edebiyat, ekonomi, hukuk, politika, ilahiyat, halk kültürü,  sağlık vb.) Türkçe ve Almanca konferans turları yapmanın tam da zamanı, bu AB  curcunası, propagandası, hareketliliği sürerken&#8230; Kıbrıs, Ege adaları, hava  saldırısı, Ermeni komploları, barajlar ve su sorunları, Yunan emelleri, Orta  Doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Türk cumhuriyetleri ve Rusya’daki diğer yarı otonom  topluluklar vb. konularda iyi yetişmiş bilim adamlarımızın bu turlarda, on-on  beş gün içinde, çok yararlı bilgilerle vatandaşlarımızın kafasındaki sorulara  açıklık getireceğine eminim.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><em class="resim_alt"> <font color="#ff0000"><strong><font size="2">        -Halk bilimi toplumun her alanı  kapsamasına rağmen “folklor” birçok kişi tarafından halk oyunu olarak  algılanmakta. Siz halk biliminin şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?  Ülkemizin tanıtımında yeteri kadar kullanılıyor mu? Türk folklorunun dünya  kültüründeki yeri nedir? </font></strong></font><font size="2"><br />
</font></em><font size="2"><br />
Kendimizi en iyi tanımanın yolu, dilimizi ve kültürümüzü bilmenin  çaresi, halk biliminin (folklorun) bütün alt dallarıyla anlatılması,  öğretilmesidir. İlköğretimden başlayıp liselerde, fakültelerde bu dersler  verilmeli&#8230; Böylece yargıcımız, doktorumuz, kaymakamımız, öğretmenimiz,  subayımız ve diğer üst görevlerde bulunan aydınlarımız karşılarına gelen  vatandaşı daha iyi anlar, onun ne hâlde olduğunu bilir&#8230; Kendi sırça  saraylarında, halktan kopuk evlerinde, klüplerinde oturup zar veya taş atarak,  kâğıt oynayarak zaman öldürmez. Millî kültürün ana damarı “folklor”, halk  oyunları anlamına kaymışsa bu yanlışı düzeltmek için basının, TV’nin, MEB’in,  hatta herkesin katkısı gerekiyor. Halk bilimi konusunu daha geniş bir yazıyla  gelecek sayılarımızda ele alacağım için şimdilik buraya bir noktalı virgül  koyalım, olur mu?</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Son zamanlarda Türkçenin bilim dili  olamayacağı konusunda yorumlar yapıldı. Sizin bir bilim adamı olarak bu konudaki  fikriniz nedir?<br />
</font></em></strong></font><font size="2"><br />
Atatürk döneminden beri asıl amaç Türkçenin geliştirilmesi,  zenginleştirilmesi, geniş kitlelere sevdirilip işlenmesidir. TDK bu amacı  gerçekleştirmek için kurulmuş olup, yirmi yıldan beri bunu akademik çalışmalarla  ortaya koymaktadır. Ancak iki yıldır elinden tutan yoktur, daha verimli  çalışabilmesi için zemin hazırlığı (kanunun çıkarılması) yapılmamaktadır.  Yapılırsa, bilim adamlarının gayretleriyle elbette Türkçenin bilim dallarında  gelişmesi görülecek, Türkçe bilim dili olarak kendini kanıtlayacaktır. Bu iş  amatörlerle, uzman olmayan kişilerle, yarım aydınlarla yürümez. Gidilecek yol,  Atatürk’ün sağlığındaki temel yapıyı, amacı yeniden yürürlüğe sokan bir yol  olmalıdır; boşuna “<em>Hayatta en hakiki mürşit ilimdir</em>” dememiştir, büyük  önderimiz&#8230; Politikaya, çıkar ilişkilerine girmeden ve sadece bilim yolunda  giderek, Türkçeyi işleyerek başarıya ulaşabiliriz&#8230;</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong><font size="2"><em class="resim_alt">        &#8211;  Sayın hocam, değerli vaktinizi bize ayırdığınız ve sorularıma içtenlikle cevap  verdiğiniz için teşekkür ederi<span class="resim_alt">m</span></em></font><span class="resim_alt"><font size="2">.</font></span></strong></font></font></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/">Prof. Dr. Nevzat Gözaydın</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
