<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Okur Yazar | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/okur-yazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Oct 2007 00:54:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Eski Türkler Okuryazar mıydı? (Prof. Dr. Osman F. Sertkaya)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/eski-turkler-okuryazar-miydi-prof-dr-osman-f-sertkaya/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/eski-turkler-okuryazar-miydi-prof-dr-osman-f-sertkaya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2007 00:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turkler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Okur Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/eski-turkler-okuryazar-miydi-prof-dr-osman-f-sertkaya/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski Türkler Okuryazar mıydı? (Prof. Dr. Osman F. Sertkaya) Oturum Başkanı Sayın Hocamız Mustafa Kafalı benim konuşma konumu “Gök-Türk kültürüne genel bir bakış” şeklinde ilan etti. Gerçekten de biz öyle anlaştık ama, program bana geldiğinde, bana 1 saat yerine 20 dakika zaman verildiğini görünce konuşma konumu değiştirdim; Benim 20 dakikada sunacağım yeni konum, &#8220;Eski Türkler [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/eski-turkler-okuryazar-miydi-prof-dr-osman-f-sertkaya/">Eski Türkler Okuryazar mıydı? (Prof. Dr. Osman F. Sertkaya)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #3366ff"> Eski Türkler Okuryazar mıydı?<br />
</span> <span style="font-family: 'Maiandra GD'; color: #ff6600"> (Prof. Dr. Osman F. Sertkaya)</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">        </span></strong></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Oturum  Başkanı Sayın Hocamız Mustafa Kafalı benim konuşma konumu “Gök-Türk kültürüne  genel bir bakış” şeklinde ilan etti. Gerçekten de biz öyle anlaştık ama, program  bana geldiğinde, bana 1 saat yerine 20 dakika zaman verildiğini görünce konuşma  konumu değiştirdim; Benim 20 dakikada sunacağım yeni konum, &#8220;Eski Türkler okur  yazar mıydı?&#8221; olacak ve ben sizlerle bu konuda sohbet edeceğim. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">27 yıl önce  &#8220;Nihal Atsız Armağanı&#8221; için bir yazı hazırladım. &#8220;İnel Kağan mı? Yoksa İni İl  Kağan mı?”[1] başlığını taşıyan bu yazımda Göktürk İmparatorluğu&#8217;ndan  bahsettiğim zaman, Sayın hocamız Mustafa Kafalı beni uyardı, &#8220;Biz bugün Göktürk  İmparatorluğu diyoruz ve bu imparatorluğu Göktürk, Uygur, Kırgız diye devrelere  ayırıyoruz. Bu ayrım o devirde var mıydı bilmiyoruz. Sen istersen &#8220;Göktürk  İmparatorluğu&#8221; deme, &#8220;Türk Kağanlığı&#8221; de. Oradaki iktidarın değişmesi, aynı  coğrafyada, aynı halk içerisinde olup, bugün bir partinin seçimi kaybederek  yerine bir başka partinin gelmesi gibidir. Türkün birliği, bütünlüğü böylece  daha iyi anlatılır&#8221; dedi. O yüzden, ben burada Göktürk Devleti&#8217;nin kuruluşunun  1450. yılının kutlanışını, esasında Türk Kağanlığının kuruluşunun 1450.  yıldönümü olarak alıyorum. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Şimdi nasıl  oluyor; aynı coğrafyada bir aile, &#8220;Bozkurt oğulları hanedanı&#8221; dediğimiz, &#8220;Açina/Asena  oğulları&#8221; gibi çeşitli söyleyişlerle isimlendirdiğimiz bir aile 200 yıl devam  ediyor, ondan sonra başka bir Türk boyundan, Uygur Türklerinden, &#8220;Yaglakar  Hanedanı&#8221; geliyor. Halk aynı halk, coğrafya aynı coğrafya, yazı aynı yazı,  toprak aynı toprak, kültür aynı kültür. İşte o zaman anlaşılıyor ki, Türkün  birliği ve bütünlüğü esastır onu yöneten boyların veya ailelerin değil. Bizim  bugün üniversite kürsülerinde söylediğimiz &#8220;Göktürk, Uygur, Kırgız&#8221; şeklindeki  ayrımlar da, eski Türkleri müstakil olarak araştırma ve inceleme arzumuzdan  kaynaklanmaktadır; yoksa, onların hepsi bizim ecdadımızdır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Şimdi  konumuza geçelim. Acaba ecdadımızın bir yazısı var mıydı? Bu konuyu incelemek  için bugünden hareket ederek geriye doğru gidelim. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Cumhuriyet  devrinde 1928 yılında Latin harflerine geçtik ve bizim Latin harflerimizin,  müsaade ederseniz ben &#8220;alfabe&#8221; demeyeyim &#8220;abece&#8221; diyeyim, yani Rumca&#8217;sını değil,  Türkçe&#8217;sini söyleyeyim, Türk &#8220;abece&#8221;sinin bir sırası var, &#8220;a, be, ce, çe, de, e,  f, ge, ğe, he, ı, i, je, ke, le, me, ne, o, ö, p, r, s, ş, t, u, ü, v, y, z&#8221;  diye sıralanıyor; ama, bu abeceden önce 700 yıl, belki de 1000 yıl Arap  harflerini de kullandık. Arap “elif-ba”sının da kendi içerisinde bir sırası  vardı. Bu sıra, &#8220;elif, be, pe, te, se, cim, çim, ha, hı, dal, zel, rı, zı, jı,  sin, şın, sad, dad, tı, zı, ayın, gayın, fe, kaf, kef, lam, mim, nun, vav, he,  ye&#8221; şeklinde söylenen, ancak harflerin gruplar halinde biraraya gelmesiyle de  &#8220;ebcet, hevvez, hutti, kelemen, sa&#8217;fas, karaşet, sahhaz, dazıglen&#8221; şeklinde  sıralanan bir sistemdi.[2] </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Arap  &#8220;elifba&#8221;sından önce Uygurların, daha sonra Moğolların kullandığı, bir İran kavmi  olan Soğut&#8217;lardan alınan &#8220;abece&#8221;nin de bir sırası vardı. Onları da elimizdeki  Uygur abecesi cetvellerinden &#8220;a-ba-ka, va-sa-ka, ya-ka,da, ma-na-za, pa-ça-ra,  şa-da-la ve şa-ma-ka&#8221; şeklinde üçer harflik sıralanmalarla görüyoruz. [3]</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table14" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img fetchpriority="high" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.01.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.01.jpg (24473 bytes)" height="265" width="300" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<h2><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Uygur  abecesi örneği </span></h2>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Demek ki,  Türklerin kullandığı harfleri bugünden geriye doğru götürürsek, onların belirli  bir söyleyiş sırası var. Peki, acaba Göktürklerin kullandığı harflerin de böyle  bir sırası var mıydı? Eğer üç abecemizde böyle bir sıra varsa, en eskisinde de  böyle bir sıra olmalı diye düşünüyorum. Ancak, hepimizin de bildiği gibi,  Göktürk harfli metinlerimiz bizler tarafından bulunmadı, bu tamamıyla bir  tesadüf olarak bulundu. Poltova savaşında esir düşen İsveçli Subay Philipp  Johann von Tabbert, Çar 1. Petro (Türk kaynaklarındaki Deli Petro) tarafından  Sibirya&#8217;ya sürüldüğünde Sibirya&#8217;nın güzel bir haritasını yaptı, daha sonra da  oraya gönderilen botanik alimi Daniel Gottlieb Messerschmidt&#8217;in kılavuzu olarak  görevlendirildi [4]. Messerschmidt ile Strahlenberg 1722 yılında arazide atla  gezerlerken birdenbire iki üç metrelik bir Yenisey dikili taşını görerek  şaşırdılar. Çünkü, taştaki işaretler kendi İsveç harflerine benziyordu. &#8220;Bizim  runlara benziyor&#8221; dediler. İsveç hecelerinin, harflerinin, işaretlerin adı &#8220;runa&#8221;  olduğu için Göktürklerin kullandığı bu harflerin veya işaretlerin adı &#8220;runik  harf, runik abece&#8221; olarak yerleşti. Acaba bu &#8220;runik harf&#8221; veya &#8220;runik abece&#8221;nin  bir sırası var mıydı? </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Tabii ki,  1722&#8217;de bunun Türkçe metinler olduğu da düşünülmedi. Hiç barbar olan Türklerin  böyle bir harfi, böyle büyük yazıtları olabilir miydi? Ancak, dahi bir dilci,  İngilizce dili profesörü olan ve Türkçe&#8217;yi bilmeyen Vilhelm Thomsen, Köl Tigin  yazıtının ve Bilge Kağan yazıtının Çince yüzündeki metinden hareket ederek bu  taşların Türklere ait olduğunu tahmin etti ve 25 Kasım 1793&#8217;te &#8220;Göktürk  abece”sini çözdü. Bu keşfini de 15 Aralık 1893&#8217;te Danimarka İlimler Akademisinin  özel bir oturumunda açıkladı. Böylece de Türk milletinin kalbi şükranlarını  kazandı. Ancak, diyelim ki Thomsen de bu yazıyı okumasaydı ne olacaktı? Hiç  şüpheniz olmasın ki, 10-15 yıl içerisinde yine bunların Türk harfleri olduğu  bilinecekti.</span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table15" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.02.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.02.jpg (21569 bytes)" height="242" width="346" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<h2><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Mani  Göktürk abece örneği </span></h2>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Çünkü,  görmüş olduğunuz şu &#8220;abece&#8221; örneği, Göktürk &#8220;abece&#8221;si örneği, Doğu Türkistan&#8217;da  1903&#8217;ten itibaren 1914&#8217;e kadar dört büyük Alman keşif seyahatlerinde yapılan  kazılarda bulunan abeceden bir tanesidir. Yalnız, bu abecenin özelliği,  harflerin okunuşunun altında mani harfleri ile transkripsiyonlanmasıdır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Türkçe de  harfler daima bir ünsüzden sonra gelen bir ünlüyle, yani eb şeklinde değil be  şeklinde, el şeklinde değil le şeklinde, em şeklinde değil me şeklinde  söylenir; </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Türkçe&#8217;de  genel söyleyiş budur. Ama, burada daima ön ünlü ile söyleniyor, yani el, em, en  sırası gidiyor. Bu, bütün Türkologlarca, eski Türklerde ünsüzler ön ünlüyle  söylenir iddiasına yol açtı. Ben hiç öyle düşünmedim. Bana göre, burada yazılan  Mani söyleyişi, kendi dillerindeki transkripsiyon olup Türkçe harflerin  okunuşunu göstermez. Dolayısıyla, Göktürk devrinde de hiçbir zaman el  denmemiştir kanaatindeyim. Bana göre le denmiştir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Gördüğünüz  bu &#8220;abece&#8221;den sonra, başka bir &#8220;abece&#8221;yi göreceğiz. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bir başka  &#8220;abece&#8221; daha bulundu. Bu, Berlin koleksiyonunda bulunan ve Mainz 171 (T M 340)  numarası ile tanınan Çift &#8220;abece&#8221;li bir örnektir.</span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table16" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.03.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.03.jpg (16809 bytes)" height="275" width="371" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><em> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Çift harfli  Göktürk &#8211; Uygur abece örneği (Mz. 171)</span></em></p>
<p>  <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Burada, B1  W (bu) yazılışının okunuşunu sonraki Uygur harfleriyle &#8220;bu&#8221; yazılışından   okuyacak ve biz B1- (b) ve W (u)&#8217;nun değerini bulacaktık. Örtün yazılıyor,  baştaki &#8220;t&#8221; ile sondaki &#8220;ç&#8221; belgede yırtılmış. Onun t]örtün[ç &#8220;dördüncü&#8221;  olduğunu sonraki Uygur harfleriyle yazılışından çözecektik. Burada y, me, e,  yanında Uygur harfleriyle &#8220;yime&#8221; yazıyor. Kısacası Uygur harflerinin vasıtasıyla  1910&#8217;larda bu metinler çözülecek ve bu taşların Türk milletine ait olduğu  meydana çıkacaktı. Bu iki abece, ilim aleminde bilinir. Birincisi daha fazla  bilinir[5], ikincisi pek neşredilmedi. Bir A. Von Le Coq, bir de ben  yayınladım.[6] Ancak, Japonya&#8217;ya götürülen Uygur metinleri koleksiyonunda, başka  bir abece parçası bulundu.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table17" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img loading="lazy" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.04.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.04.jpg (44011 bytes)" height="504" width="450" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bu yeni  bulunan abece parçası, bir &#8220;abece&#8221;nin son kısmı, bir cetvelin son kısmı. Şimdi  bu cetveli buraya yazdığımız zaman ve Mani harfleriyle olan &#8220;abece&#8217;yi de  yazdığımız zaman, bu ikisinin mevcut olan harfleri yeni terimle söyleyeyim  örtüştü, üst üste geldi. Yani, Türkistan&#8217;ın iki ayrı bölgesinde, iki ayrı  devrede, arada belki yıl farkı olan bir zamanda yazılan &#8220;abece&#8221;ler birbiriyle  aynı.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table18" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img loading="lazy" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.05.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.05.jpg (22641 bytes)" height="254" width="488" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">O halde,  birbiriyle aynı ise, demek ki bir söyleyiş sırası var. Aksi takdirde harfler  birbirini takip etmezdi. Biz şimdi kendi eski &#8220;abece&#8221;mizin, en eski Türk  damgalarından çıktığını kabul ettiğimiz bu en eski harflerimizin telaffuz  sırasını bilmediğimiz için, harflerin veya işaretlerin telaffuzu acaba ikişer  ikişer mi söyleniyordu, çünkü her iki harften sonra noktalama var, yoksa dörder  dörder mi söyleniyordu bilmiyoruz. Bu husus henüz meçhulümüzdür. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Şimdi bu  iki abece üst üste geldiği zaman bize yeni ufuk açıyor. Nasıl bir yeni ufuk  açıyor? Abecedeki harf sayısı kaç tane? Biz bunları üst üste koyduğumuz zaman,  eksik olan yerdeki harf sayısını da gördüğümüz için, üç büyük yazıtta 38 işaret  olarak kullanılan harfin, haddi zatında 66 tane harf olması gerektiğini  anlıyoruz. Ancak, abecelerin o kısımları eksik olduğu için metinlerden bunları  çıkartıyoruz. Bunlar da pek muhtemel ki ligatürlerdir, yani harflerin özel  transkripsiyonlu şekilleri. &#8220;N1&#8221; harfini tek işaretle yazar, burundan söylediği  zaman göbeğine bir çizgi çeker. Yani, ikinci bir işaret koyar, işte bu iki  işaretle, üç işaretle bir birlik, birleşik sesler ifade ediliyorsa buna ligatür  diyoruz. Bu ligatür konusu teknik bir konu olduğu için bunu geçiyorum. Sadece  bizim eski abecemizin 66 harf civarında olduğunu tahmin ettiğimi söylüyorum. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Ben bu  fikirlerimi on yıl önce, 24-29 Haziran 1990&#8217;da Budapeşte&#8217;de toplanan Parmanent  International Altaistic Conference (=PIAC)&#8217;ın 33. toplantısında İngilizce olarak  sundum. Beş yıl önce de Türk Kültürü Araştırmaları Enstitüsü tarafından  yayınlanan kitabımda hem Türkçe hem de İngilizce olarak yayımladım. Görüşlerimi  ilim aleminde herkes okudu, bugüne kadar bir itiraz eden de olmadı. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">(Sayın  Bakan, Prof. Dr. Abdulhaluk Çay, arşiv metinlerimizin bir envanterinin henüz  yapılmadığı şeklinde bir görüş ileri sürdüler) </span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center>  <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Biz üç  büyük yazıtı iyi biliyoruz. Bu üç büyük yazıt, Bilge Kağan, Köl Tigin ve  Tonyukuk yazıtlarıdır. Bunun yanında, Sayın Bakana hemen cevap vereyim; biz  Moğolistan metinlerinin envanterini hazırladık, Sibirya&#8217;daki Yenisey Yazıtları  envanterini de hazırladık. Bunlar 10 yıl önceden hazırlandı. Ben 1990/1991&#8217;de  Sibirya&#8217;yı alt-üst ettim, gezmediğim görmediğim bir metin kalmadı. Benden sonra  yeni bulunan da bana bildirildi. Dolayısıyla. Sayın Bakanın bahsettiği geniş  envanterin, yani mezar külliyeleri, binalar falan, bunun metinlerle ilgili kısmı  tarafımızdan hazırlanmıştır. Ekim 2000 itibarı ile son bilgiler de bize, öğleden  sonra dinleyeceğimiz sayın meslektaşımız Cengiz Alyılmaz tarafından  getirilmiştir, Moğolistan&#8217;da halen 56 tane yazıt bilinmektedir. Bu bakımdan  elimizde metinlerle ilgili bir envanterimiz var. Bundan sonrası Türk Tarih  Kurumu başkanımız Yusuf Halacoğlu&#8217;na düşüyor, tarihi belgelerin, yapıların  envanterinin çıkartılması. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Göktürk  yazısı bizim karşımıza daima büyük anıtlarda çıktı. Yani biz yazı tiplerini V.V.  Radlov&#8217;un atlasından Bilge Kağan, Köl Tigin, Tonyukuk, Köl-İç-Çor, Ongin ile  diğer külliyelerdeki büyüt yazıtlardan ve Yenisey boylarındaki küçük yazıtlardan  gördük. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Yazı  tiplerinin birincisi, Bilge Kağan, Köl Tigin, Tonyukuk yazıtlarında olduğu gibi  taşın içerisine kazılan özel hakkakların yapmış olduğu yazıdır. En güzel örneği,  en sağlam kalan örneği bugün Tonyukuk Yazıtıdır, ancak zamanın tahribatı  dolayısıyla o da mahvolmak üzeredir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">İkinci yazı  tipine örnek verelim. Savaşa gidiyorsunuz, mesela İstanbul&#8217;dan Ankara&#8217;ya kadar  bir uzak yere gidiyorsunuz. Evinizden, yurdunuzdan 400 kilometre ileride savaş  yapıyorsunuz. O dağlardan ölüyü nasıl getireceksiniz? Bir taş buluyorsunuz,  yazıtını yazıyor ve orada gömdüğümüz kişinin başına dikiyorsunuz. Yurda  döndüğünüz zaman falına bakıp yoğ merasimini yapıyorsunuz. Ancak taşını  dikerken, yanınızda hakkak yok, yazıyı kim kazıyacak? 0 zaman, kesme yazı  dediğimiz yahut çizme yazı dediğimiz, kılıcın, bıçağın ucuyla yapılan yazıtlar,  mesela 134 numaralı Yenisey yazıtı gibi yazıtlar, meydana geliyor. 134 numaralı  Yenisey yazıtı üzerinde Dimitri Vasillev ile ayrı ayrı çalıştık. sonra  çalışmalarımızı birleştirdik. Sadece &#8220;tengrim&#8221; kelimesini aynı okumuşuz,  diğerlerini o ayrı okumuş, ben ayrı okumuşum. Karşılaştırıp esas metni çıkardık.  Niçin birbirimizden farklı okuduk? Çünkü o bıçakla kesme yazı 1000 yıldan beri  artık tahrip olma durumundaydı. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Demek ki  kesilme ve çizilme yazı var, bir de Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan,  Tacikistan&#8217;daki arkeolojik kazılarda bulunan küpler üzerindeki kesme yazılar  var. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bunun  yanında, duvara, taşa boyama ile yapılan henüz daha yayımlanmamış ya-zıtlar var.  Yani Türkler, bin yıl önce kırmızı boyayla, yeşil boyayla yazıtlar yazmışlar.  Bir tanesi Hoytu Tamır külliyesi yazıtlarıdır. Bir Kazak dostumuz buradaki yeni  yazıtları keşfetmiştir. Hoytu Tamır bir tepedir ve erimek üzeredir. Kazak  Türkolog Sarthocaoğlu Harcavbay o kayayı incelerken sanki birdenbire gök  delinmiş gibi bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında kalmış ve sadece  dağı seyretmiştir. Dağ yavaş yavaş renklenmeye ve yeşil, mavi, kırmızı  mürekkeple, gözün görmediği yazıtlar belirlemeye başlamış. Çünkü; güneş o  mürekkepleri soldurduğu için göz bunları fark etmiyor. Ama yağmur yağınca  boyalar ıslandığı için Harcavbay o yazıtları görmüş, yerlerini işaretlemiş. Bir  saat sonra yağmur dinince güneş çıkmış ve yazılar yine kaybolmuş, ama yerleri  işaretli olduğu için Harcevbay atla su getirmiş, oraları ıslatmış, yeniden  onları kopya etmiş. Bizim bugün Hoytu Tamır&#8217;ın, Radlov&#8217;un neşrettiği 10 yazıtını  22&#8217;ye yükseltecek şekilde daha büyük hacimli eklerimiz var. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bunun  yanında, Türklerde kağıda yazılı olan metinler de var. Kimse bunları Türkiye&#8217;de  yazmıyor yahut kültür açısından üzerinde durmuyor. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Irk Bitik  adlı bir fal kitabı var. Bu Çince, bir fal kitabının Türkçe&#8217;ye tercümesi.  Göktürk harfleriyle kağıda yazılmış 110 sayfalık bu en eski kitabımız  İngiltere&#8217;de, Britsh Museum&#8217;da bulunuyor. Yani, bizim en eski yazılı belgemiz,  kağıda yazılı belgemiz bir kitap, bin yıl önce yazılmış, üstünde tarihleri var.  Bunun yanında, kağıda yazılı, değişik kazılarda, değişik coğrafyalarda bulunan  metinler var. Berlin koleksiyonundaki bu metinlerden sekiz tanesini A. Von Le  Coq yayınlamıştı. Berlin&#8217;de bulunduğum sırada ben bütün metinleri tek tek  kontrol ettim, 16 tane kağıda yazılmış yeni yazıt buldum. İlimler akademisi bu  metinlerin yayın hakkını bana verdi. Ben de meslektaşlarım Edward Tryjarski ve  Hans Wilhelm Haussig&#8217;le birlikte üçüncü yazarı olduğum Bilge Kağan&#8217;ın vefatının  1250. yıldönümü dolayısıyla &#8220;Societas-Uralo-Altaica&#8221; tarafından yayımlanan Runen,  Tamgas und Graffiti aus Asien und Osteuropa isimli kitapta bu yeni belgeleri  Almanca olarak yayımladım. Bir Alman kuruluşu olan Societas Uralo-Altaica  (Ural-Altay Derneği) Bilge Kağan için 1985 yılında bir kitap yayımlamamıştır.  Bunlar da bizim eksiklerimiz, hatalarımız. Hastalığı doğru teşhis etmezsek,  tedavisini yapamayız. Şimdi, bu yazı cinslerinden sonra sizi pek fazla  tutmayayım. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Ben kağıda  yazılı bu metinlerin envanterini yaptım. Irk Bitik&#8217;in haricinde büyüklü küçüklü  50 aynı parça. Şimdi hızlı konuşarak birkaç resim üzerinde size konu ile ilgili  bilgi vereyim. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bu, çok  yeni bir belge, üzerinde runik harfler olan bir altın para belki. Bazılarına  göre Hun devrine bazılarına göre de VIII-IX. yüzyıllara ait. Sergey Grigoriyeviç  Klyaştornıy, runik harfli yazıtı ang (e) b(e)g şeklinde Türkçe olarak okudu.[10]  Eğer bu para Göktürklerden daha eski devreye ait, Hun devrine ait bir para ise,  üzerinde Türk harfleri ile Türkçe kullanılmış. Bu bizim için son derece yenidir  son derece mühimdir. Eğer bunu Osman Fıkri Sertkaya söylerse, siz Osman Fikri  Sertkaya&#8217;ya Türkçü, nasyonalist, faşist diyebilirsiniz. Ama, bunu tanınmış bir  Rus alimi olan Sergey Grigoriyeviç Klyaştornıy söylerse, o ilim adamına Türkçü,  nasyonalist, faşist diyemezsiniz, ona ilim adamı dersiniz. Bu bakımdan bir Rus  aliminin bunu ortaya koyması, bizim milletimizin abece-sinin, yazısının tarihî  devrelere aidiyetini göstermesi bakımından Türk tarihinde bir yeniliktir.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table19" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img loading="lazy" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.06.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.06.jpg (39805 bytes)" height="215" width="410" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<h2><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bilge  Kağan Yazıtı</span></h2>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bakın,  Bilge Kağan Yazıtı. Bilge Kağan Yazıtı, en büyük hacimli yazıtımız. Maalesef üç  parçaya ayrılmış durumda. Acilen kurtarılmayı bekliyor. Bu konuda Cengiz  Alyılmaz Bey benden sonra size çok fazla bilgi verecek, onun bildiri konusu bu.  Ancak, şimdi büyük tehlike, oraya giden turistler taşın üzerine gidip resim  çektikleri için kabarmış olan harfleri kırıyorlar. 10 yıl önce benim çok  dikkatle çektiğim bu resimlerle Cengiz Bey&#8217;in yeni getirdiğinde tahribat %50,  metin gidiyor, Sayın Bakanımız Abdülhaluk Çay Bey&#8217;in ne yapıp yapıp bunları  kurtarması lazım.</span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table20" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img loading="lazy" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.07.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.07.jpg (13375 bytes)" height="370" width="297" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<h2><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Tonyukuk Yazıtı </span></h2>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Tonyukuk  yazıtını görüyorsunuz. Harfler biraz daha büyük kazılmış. Satırlar altı satır,  yedi satır. Nispeten sağlam bir metin. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Moğolistan  İlimler Akademisi mensupları Şine-usu yazıtında silinebilir siyah boya kullanıp  harf çukurlarını boyadılar ve metni dia filmine çektiler. Taşın normal  fotoğrafı-nı çektiğinizde harfleri göremiyorsunuz. Boyanmış metni diaya  çektiğiniz zaman, siyah zemin üzerinde beyaz harfleri görüyorsunuz. Benim  elimdeki Şine-usu metni, Hüseyin Namık&#8217;ın neşrettiğine %50 ilavelidir. Metin  yeniden kurulmuştur. Türk tarihinin bu anıtta belirtilen bütün tarihleri açığa  çıkmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Köl-iç-çor  Anıtı; bu da büyük yazıtlardan birisidir. Bizim Hüseyin Namık&#8217;tan &#8220;Kü-liçur  yazıtı&#8221; diye bildiğimiz. Şimdi bunun bir sonraki resmine bakarsanız, taşın  yukarıdan nasıl yendiğini göreceksiniz. Bakın, metin ortaya doğru gittikçe  azalıyor, artık bu taşlar mahvoluyor. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Burada,  henüz neşredilmemiş, Kopelko isimli bir ressamın Hakasya&#8217;da bize, Di-mitri  Vasilyev ile bana, haber verdiği, kırmızı mürekkeple yazılan bir yazıtı  görüyorsunuz. Bu Yenisey havalisi yazıtıdır, henüz bunu yayınlamadık.  Yayımlamama sebebimiz de şudur. Bunu bizden önce gören bir Türkolog-arkeolog  meslektaşımız, İgor Leonidoviç Kızlasov metnin yayın hakkını almış, üzerinde  çalışıyor. O meslektaşımız yayınını yapana kadar beklememiz ve ilmi nezaket  göstermemiz lazım. Aksi takdirde ben bunu 10 defa yayınlardım. Ama, önce  Kızlasov&#8217;unki çıkmalı, ben yeni bir şey söylüyorsam daha sonra söylemeliyim.  Aksi takdirde, sizin yapacağınız orijinal bir yayını da başkası engeller. Bu  bakımdan, bu salonda olan genç araştırıcılara, daha tecrübeli bir ağabeyler  olarak bunu belirtmeliyim. Balıklama atlayarak bir metni yayımlamaya  kalkmasınlar. Yani, ilim nezaketini unutmasınlar. Siz niye neşretmediniz  derseniz, Kızlasov&#8217;un neşri bizim için önceliklidir, o neşrettikten sonra biz de  notlarımızı yayınlayacağız. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Kızılkaya  külliyesi. Yenisey&#8217;in kollarının birisinin yanında bir geçit dağı. Bu dağ da  artık yavaş yavaş eriyor. Dağın parçalarını alabilirsiniz. Yenisey 24 numaralı  metin için ben oraya çıktım. Ama, iyi ki çıkmışım; orada kaybolmakta olan Moğol  harfleriyle, Çin harfleriyle geceleri orada konaklayanların yazmış olduğu  yazıtlar var. Ben Moğol ve Çin harflerini kopyaladım. Ama, yine oraya gidip  mütehassıslarıyla bunların kalıplarını almak lazım. Buradaki kabartmalardan bir  tanesinin kalıbını Profesör Yakop Abramoviç Şer&#8217;e aldırdım, onu üniversitede  öğrencilerime her yıl, bir kalıp nasıl alınır, ölçüler nasıl tespit edilir, onu  göstermek için kullanıyorum. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Buradaki  yazı, Türklerin sırlı metinlerinden biri. Çünkü Türkler, Göktürk yazısını  kullanırken, aynalı yazı dediğimiz, normal yazıyı yazıyor, aynısını üstüne ters  çevirip yazıyor. Birinci aynalı yazı bu, bu Moğolistan&#8217;da bulundu. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">İkinci  aynalı yazı, Yenisey 24. Bakın, ben eski metinden kopya ediyorum. Okuyamamışlar,  çünkü birinci kelimeli düz yazmış, ikinci kelimeyi ters çevirip yazmış, üçüncü  kelimeyi düz yazmış, dördüncü kelimeyi ters çevirip yazmış. Sistemi anladınız mı  metin anlam kazanıyor; aksi takdirde harfler bir araya geliyor, ama anlam  çıkmıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table21" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img loading="lazy" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.08.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.08.jpg (14420 bytes)" height="145" width="476" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Üçüncü bir  metin, Yenisey 70 numaralı metindir. Ben kitabımda yayınladım onu. Harflerin  bazılarını ters çevirip yazıyor, o zaman kelimeyi anlayamıyorsunuz. Aynalı yazı  olduğunu anladığınızda, o şifreyi çözdüğünüzde fevkalade güzel bir anlam  çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bakın,  kağıda yazılı metinler, bunlar 10. yüzyıldan kalma. Bunlar kitap parçaları.  Bunları ben yayımladıktan sonra bunların Manice asıllarını bulmuşlar. Çünkü  metin okunmamıştı. Bu sefer meslektaşlarım bana mektup yazdılar, &#8220;Biz falan Mani  metninde bunun parçasını bulduk, sana gönderiyoruz&#8221; diye. Henüz bende  yayınlanmamış dört beş yazı örneği var. Bu kağıda yazılı metinleri, Ahmet Bican  Bey çok ısrar ediyor, inşallah önümüzdeki yıl ona bir kitap olarak vereceğim.  Eski Türklerin Göktürk harfleriyle yazmış olduğu kağıda yazılı metinler. Yani  kitap çok gecikti, zamanında veremedim.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table22" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img loading="lazy" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.09.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.09.jpg (23028 bytes)" height="196" width="416" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<h2><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Göktürk  parası</span></h2>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Şimdi bir  parayı görüyorsunuz. Bu para, Moğolistan&#8217;da bulunan anıtların en doğusunda  bulunan bir noktadır. Oralarda anıt yok, ama bu para bulunmuştur. Para, tamamen  Çin usulüdür, Çin parası tarzında. Belki de Çin&#8217;de basıldı, biz bunu  bilemiyoruz, ama yazı Türkçe. Metin yayınlanmıştır.[12]</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table23" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img loading="lazy" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.10.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.10.jpg (16418 bytes)" height="164" width="369" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<h2><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Kutlug  yazılı yüzük</span></h2>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bu daha  enteresan bir şey, bu bir dört köşe yüzüğün kaşı. Bu dört köşe yüzüğün kaşında  iki satırda Kutluğ yazıyor. Adamın adı &#8220;Kutlu&#8221;. Bunu mühür olarak kullanıyor,  vuruyor, damgası çıkıyor. Yani, aynısı Asurlularda, Orta Anadolu&#8217;da,  Mezopotamya&#8217;da olan şeylerin daha güzel örneği bizimkidir. Bakınız paradan sonra  yüzükte de &#8220;kutluğ&#8221; şeklinde Göktürk yazısının kullanıldığını gördük. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Şimdi bu  taşın tefsiri çok enteresan. Şivet-Ulan külliyesi İl Tiriş Kağan&#8217;ın mezar  külliyesidir. Pek muhtemelen bu taş da İl Tiriş Kağan&#8217;ın yog törenine katılan  Türk boylarının kabile damgaları dedi. Bu, bu taşı yog törenine katılan Türk  ailelerinin, Türk boylarının şeref levhası olarak kabul ediliyorum. Ancak bu  taşın yeni izahları da olabilir.</span></p>
<p align="center">
<table class="MsoNormalTable" style="width: 100%" id="table24" border="0" cellpadding="0" cellspacing="1" width="100%">
<tr>
<td style="padding: 0cm; width: 100%" width="100%">
<p style="text-align: center" align="center">       <font face="Maiandra GD" size="2">       <img loading="lazy" decoding="async" src="http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/resimler/EskiTurklerOkurYazarmiydi.11.jpg" style="border: 1px solid " alt="EskiTurklerOkurYazarmiydi.11.jpg (19816 bytes)" height="286" width="232" /></font></p>
</td>
</tr>
</table>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><em> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">İlteriş  Kağan külliyesi yazıtı</span></em><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p>  <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Evet, bakın  şimdi birkaç slayt getirdim. Yenisey yazıtlarından toplamalar. Ben iki yıl Çince  okudum. Çince&#8217;de bir ideogramda bir aileyi göstermek için aile armasını  yazdığınızda o abeceye belirli işaretler koyarsınız, o mezarda olan kişinin, o  ailenin reisi mi, reisin küçük kardeşi mi, büyük oğlu mu, küçük oğlu mu,  işaretten anlaşılır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Şimdi,  damgalar çoğaldıkça, Yenisey&#8217;deki bu damgalan taşıyan külliye mezarlıklarında,  babanın, oğulun, torunun mezarını, izini metinden takip ettikçe, Türklerde de  aynı sistemin olduğunu görüyoruz; aile damgalan ve aile damgalarının değişik  yerlerine konulan işaretle babanın, oğulun, torunun mezarlarının ifade edilmesi  amaçlanmıştır. Yani damgalarımız da abecemiz gibi bir sistem göstermektedir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bunlar  Moğolistan&#8217;daki ad damgaları. Harferle olan ilişkisi için gösteriyorum.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Sahte  anıtlardan da örnek vereyim. Bunu meşhur profesör Rinçen, Çingiz Kağan Alp Kağan  Ermiş şeklinde yan kıymetli bir taşın üzerine yazdı ve bu taş üzerine  &#8220;Moğolların kullandığı harfler, Göktürk harfleri ve Moğollar Türk asıllıdır&#8221;  konulu yedi bildiri yapıldı. Ancak Macar Profesör Lajos Ligeti Moğol Profesör  Rinçen&#8217;e, &#8220;Bu sahtekarlıktır, bunu sen yaptın&#8221; dediği zaman Profesör Rinçen  inkar etmedi, &#8220;Evet, ben yaptım, sizlerin mesleki seviyesini ölçmek için  cevabını verdi. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Bu çok  enteresan; Altın Köl yazıtının bulunduğu tepede bulunan bir harita. Zannediyoruz  ki, bu harita -ben onu yerinde gördüm- bir okla aşağıyı gösteriyor, çünkü ovada  olan savaşı gösteriyor. Orada Altın Köl yazıtları, yani Yenisey 28 ve 29  numaralı yazıtlar dikilmiş. Bu, eski Türklerin yapmış olduğu en büyük harita,  çünkü ovanın haritası. Rus meslektaşlarım aradaki yerlerin, nehirlerin, belki o  an, savaş başlamadan bir kurban kesilerek kurban kanıyla dolduğunu söylüyorlar;  ama bu bir tahmin. Yani, eski Türklerin bir haritası da var; hala orada Tuva’da  yerinde duruyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Bu, daha  sonra Runik harflerden sonra, eski Göktürk harflerinden sonra gelen, kayaya  yazılı Uygur harfli metinler.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Son olarak  şunu söylemek istiyorum. Eski Türkler, Batılıların dediği gibi barbar kişiler  değillerdi. En az, Çin yazısında olduğu gibi, çok sistemli düzgün bir abeceleri  vardı. Pek muhtemeldir ki, bunlar, Türkün kendi yaratıcılığıyla at damgalarından  çıkmış olsun. Bunların, elimizdeki metinlere göre sayısı 38&#8217;le 42 arasında  değişiyor ama, yeni bulunan belgelerle, yeni bilgilerle sayısı 66&#8217;ya çıkartmak  mümkündür ve bu yazılarla eski</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Türkler  çok geniş bir coğrafyada eğitim, öğretim yaptılar. Çünkü yazı, bu taşların,  söylediğim malzemenin dışında parada, bardakta, tabakta, çanakta, küpede,  yüzükte, bilezikte, kılıcın, bıçağın kabzasında, tabip generalin kemer  tokasında, atın geminde, yani günlük hayatta kullanılan nesneler üzerine  yazılarak kullanıldığına göre, süs için yazılmış olması mümkün olmaz. Demek ki o  halk, bunu okuyor ve yazıyordu, günlük eşyalarında kullanıyordu. Daha sonra  Uygur devrinde biz Uygur okullarının listesini bulduk. 23 tane Uygur okulunun  listesi olduğuna göre, pek muhtemel ki, Göktürklerin de böyle okulları vardı ve  bu harflerle eğitim yapıyorlardı. </span></p>
<h1><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Dipnotlar</span></h1>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> [1]  &#8220;Göktürk tarihinin meseleleri: İnel Kağan mı &#8211; İni İl Kağan mı?&#8221; Atsız Armağanı,  İstanbul 1976. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">[2] Ferit  Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Eski ve Yeni Harflerle (5000  kelime ilaveli 2. Ofset baskı), Ankara-1970. s. 233-234. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">[3] Raşit  Rahmeti Arat, Uygur Alfabesi, İstanbul ,1937 </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">[4]  Doğumunun 311. ölümünün 240. yıl dönümünde Philipp Johann von Tabbert-Strahlenberg  (1676-1747) ,Türk Kültürü , XXV/ 285 (Ocak 1987), s. 16-17. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">[5] A. Von  Le Coq, &#8220;Köktürkisches aus Turfan (Munuskriptfragmente in köktürkischen &#8216;Runen&#8217;  aus Toyoq und Idiqut-Schahri) [Oase von Turfan))&#8221;, SPAW. Phil.-Hist. Klasse,  1909/41, s. 1047-1061. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">[6] &#8220;Kağıda  yazılı Göktürk metinleri ve kağıda yazılı Göktürk alfabeleri&#8221; ve &#8220;Some problems  of köktürk history: Do the köktürk characters have an alphabetical order?&#8221;,  Göktürk Tarihinin Meseleleri/Probleme der köktürkischen Geschichte / Some  Problems of Köktürk History, Ankara, 1995, s. 284-292 ve 293-301. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">[8] A. Von  Le Coq, &#8220;Köktürkisches aus Turfan (Manuskiptfragmente in Köktürkischen &#8220;Runen&#8221;  aus Toyoq und Idiqut-Schahri [Oase von Turfan]&#8221;, SPAW, Phil.-Hist. Klasse,  1909/41, s. 1047-1061. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">[9] Runen,  Tamgas und Graffiti aus Asien und Osteuropa, herausgegeben von K. Röhrborn und  W. Veenker, Veröffentlichungen der Societas Uralo-Altaica, 19, Wiesbaden, 1985,  IX+164 s. Bk. &#8220;Fragmente in alttürkischen Runenschrift aus den Turfan-Funden&#8221;,  s. 133-164. Bu makalenin bütün resimlerle birlikte ikinci yayımı için bk.  Göktürk Tarihinin Meseleleri/Probleme der Köktürkischen Geschichte / Some  Problems of Köktürk History, Ankara, 1995, s. 225-276.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> [10] S.  Klyaştırnıy-D. Savinov, V. Şkoda, &#8220;The golden bracteatus from Mongolia, A  Byzantine motif in the Central Asian toreutics&#8221;, Information Bulletin, 16,  International association for the Study of the Cultures of Central Asia, Moscoıv,  1989, s. 5-19.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> [11] Osman  F. Sertkaya, &#8220;Yenisey yazıtlarının yayınlarındaki bazı okuma ve  anlamlandırmaların düzeltilmesi , yeni okuma ve anlamlandırma teklifleri”,  Göktürk Tarihi’nin Meseleleri, s 204-205.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> [12]  Sergey G. Klyaştornıy, &#8220;Moneta s runiçeskoy nadpisyu iz mongolii&#8221;,  Tyurkologiçeskiy Sbomik 1972, Moskova, 1973, 334-338.</span></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-eski-turk-dili/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. (E. Türk Dili)” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/eski-turkler-okuryazar-miydi-prof-dr-osman-f-sertkaya/">Eski Türkler Okuryazar mıydı? (Prof. Dr. Osman F. Sertkaya)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/eski-turkler-okuryazar-miydi-prof-dr-osman-f-sertkaya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
