<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önemli Türkologlar | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/onemli-turkologlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Mar 2015 12:34:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Mehmet Fuat Köprülü &#8211; (Önemli Türkologlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mehmet-fuat-koprulu-onemli-turkologlar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mehmet-fuat-koprulu-onemli-turkologlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 10:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fuat Köprülü]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fuat Köprülü Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fuat Köprülü Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fuat Köprülü Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fuat Köprülü Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fuat Köprülünün Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fuat Köprülünün Türk Diline Katkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fuat Köprülünün Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Mehmet Fuat Köprülü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/mehmet-fuat-koprulu-onemli-turkologlar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Fuat Köprülü (1882 &#8211; 1965) Türk tarihçi, edebiyat araştırmacısı ve siyaset adamıdır. 4 Aralık 1890’da İstanbul’da doğdu. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’nın soyundan gelmektedir. Ayasofya Rüşdiyesi’ni ve Mercan İdadisi’ni bitirdikten sonra Hukuk Mektebi’ne devam etti (1907-1910), burada özel Fransızca dersleri aldı. Ancak, asıl ilgisini çeken edebiyat ve tarih alanında ilerlemek için hukuk öğrenimini yarıda bıraktı. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mehmet-fuat-koprulu-onemli-turkologlar/">Mehmet Fuat Köprülü – (Önemli Türkologlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong> <font style="font-size: 22pt" face="Maiandra GD">Mehmet Fuat Köprülü<br />
</font><font color="#ff6600" face="Maiandra GD" size="2">(1882 &#8211; 1965)</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk tarihçi,  edebiyat araştırmacısı ve siyaset adamıdır. 4 Aralık 1890’da İstanbul’da doğdu.  Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’nın soyundan gelmektedir. Ayasofya Rüşdiyesi’ni ve  Mercan İdadisi’ni bitirdikten sonra Hukuk Mektebi’ne devam etti (1907-1910),  burada özel Fransızca dersleri aldı. Ancak, asıl ilgisini çeken edebiyat ve  tarih alanında ilerlemek için hukuk öğrenimini yarıda bıraktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1909’da Fecr-i Ati topluluğuna katıldı. Şiirlerini 1913’e kadar Mehasin ve  Servet-i Fünun dergilerinde yayımladı. Bu yıllarda “Milli Edebiyat” ve “Yeni  Lisan” akımlarına karşıydı. 1910’dan sonra İstanbul’un çeşitli okullarında  Türkçe ve edebiyat okuttu, liselerin edebiyat programını düzenledi. Ziya Gökalp  çevresine girdikten sonra Milli Edebiyat akımını benimsedi; Türk tarihinin ilk  dönemlerine kadar indi, ilk Türk topluluklarının tarih ve edebiyatlarını  inceledi. 1913’te, Halit Ziya Uşaklıgil’den boşalan İstanbul Darülfünunu Türk  Edebiyatı Tarihi müderrisliğine getirildi. Aynı yıl Bilgi dergisinde Türk  edebiyatının hangi yöntemle incelenmesi gerektiğini tartışan “Türk Edebiyatı  Tarihinde Usul” adlı yazısı çıktı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1919’da uluslar arası ün kazanmasını sağlayan ilk büyük yapıtı Türk  Edebiyatı’nda İlk Mutasavvıflar’ı yayımlandı. 1923’te Edebiyat Fakültesi dekanı  oldu, Türkiye Tarihi adlı kitabını çıkardı. 1925’te Türkiyat Mecmuası’nı  çıkarmaya başladı, ünü giderek dünyaya yayıldı, birçok uluslar arası kongreye  Türkiye temsilcisi olarak katıldı. 1928’de Türk Tarih Encümeni başkanlığına  seçildi. 1931’de Türk Hukuk Tarihi Mecmuası’nı çıkarmaya başladı; 1932-1934  arasında Divan Edebiyatı Antolojisi’ni çıkardı. 1933’te ordinaryüs profesör  oldu, İstanbul Üniversitesi’nde birkaç kez dekanlık yaptı. 1934’te siyasete  atılarak Kars milletvekili oldu. 1936-1941 arasında Dil ve Tarih Coğrafya  Fakültesi ’yle Siyasal Bilgiler Okulu’nda ders verdi. 1935’te, Paris’te Türk  Tetkikleri Merkezi’nde verdiği konferansların toplamı olan Les Origines de  L’Empire Otoman (Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu) adlı kitabı yayımlandı ve  büyük yankı uyandırdı. Heidelberg , Atina ve Sorbonne üniversitelerince onursal  doktorluk sanı verilen, bilim kuruluşlarınca onur üyeliğine seçilen Köprülü  1941’den sonra İslam Ansiklopedisi’nin yayımına katıldı. 31 Mayıs 1935&#8217;te  yapılan Genel Seçimlerde Kars Milletvekili oldu. 1943&#8217;e kadar hem  Milletvekilliğine, hem de İstanbul ve Ankara Üniversitelerindeki görevlerine  devam etti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">12 Haziran 1945&#8217;de siyasî yayınlarından dolayı CHP&#8217;den ihraç edildi. 7 Ocak  1946&#8217;da Celal Bayar, Adnan Menderes ve Refik Koraltan ile birlikte Demokrat  Parti yi kurdu. Demokrat Parti iktidara gelince dışişleri bakanı oldu. 1956’ya  kadar sürdürdüğü bu görevi sırasında Türkiye’nin NATO’ya girişinde etkin rol  oynadı. 5 Temmuz 1957&#8217;de Demokrat Partiden resmen istifa ederek aynı yıl  Hürriyet Partisi ne girdi. 1960’tan sonra 6-7 Eylül Olaylarıyla  ilişkilendirilerek tutuklandı, dört ay Yassıada’da kaldı. 27 Mayıs 1960’tan  sonra Yeni Demokrat Parti yi kurdu. Ancak parti pek ilgi görmedi. Amblem olarak  seçtiği &#8220;Kıratı&#8221; Adalet Partisi ’ne bırakarak siyasi yaşamdan ayrıldı. Asıl  yararlı çalışmalarını Türk Edebiyatı ve Türk Halk Edebiyatı araştırmaları  oluşturur. Çok verimli bir araştırmacı olan Köprülü, ardında 1500ü aşkın kitap  ve makale bırakmıştır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mehmet Fuat Köprülü 28 Haziran 1966’da İstanbul’da, bir trafik kazası sonucu,  kaldırıldığı Baltalimanı Hastanesi’nde öldü. Çemberlitaş’taki Köprülü  Türbesi’nde babasının yanına gömüldü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Başlıca Eserleri</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı (1916)<br />
* Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (1919-1966)<br />
* Nasrettin Hoca (1918-1981)<br />
* Türk Edebiyatı Tarihi (1920)<br />
* Türkiye Tarihi (1923)<br />
* Bugünkü Edebiyat (1924)<br />
* Azeri Edebiyatına Ait Tetkikler (1926)<br />
* Milli Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri ve Divan-ı Türk-i Basit (1928)<br />
* Türk Saz Şairleri Antolojisi (1930-1940, üç cilt)<br />
* Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar (1934)<br />
* Anadolu’da Türk Dili ve Edebiyatı’nın Tekamülüne Bir Bakış (1934)<br />
* Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu (1959)<br />
* Edebiyat Araştırmaları Külliyatı (1966)<br />
* İslam ve Türk Hukuk Tarihi Araştırmaları ve Vakıf Müessesesi (1983, ölümünden  sonra)</font></p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mehmet-fuat-koprulu-onemli-turkologlar/">Mehmet Fuat Köprülü – (Önemli Türkologlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mehmet-fuat-koprulu-onemli-turkologlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Besim Atalay &#8211; (Önemli Türkologlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/besim-atalay-onemli-turkologlar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/besim-atalay-onemli-turkologlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 10:35:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalay]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalay Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalay Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalay Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalay Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalayın Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalayın Türk Diline Katkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalayın Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Besim Atalay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/besim-atalay-onemli-turkologlar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Besim Atalay (1882 &#8211; 1965) Hayatı Besim Atalay 1882&#8217;de Uşak&#8217;da doğmuş, Türk dilbilimci, yazar ve politikacıdır. Özellikle dilbilimi alanındaki çalışmaları ile tanınmıştır. Uşak Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Uşak’ta medrese eğitimi gördü. 1909’da medrese diploması (icazet) aldı. 1912’de Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdi. Konya Öğretmen Okulu’nda öğretmenlik; Trabzon, Ankara Öğretmen okullarında müdürlük; İstanbul Darüşşafaka Lisesi’nde öğretmenlik yaptıktan sonra [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/besim-atalay-onemli-turkologlar/">Besim Atalay – (Önemli Türkologlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong> <font style="font-size: 22pt" face="Maiandra GD">Besim Atalay<br />
</font><font color="#ff6600" face="Maiandra GD" size="2">(1882 &#8211; 1965)</font></strong></p>
<p style="color: #ff6600; padding-bottom: 0px" align="center"><u><strong> <font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD">Hayatı</font></strong></u></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Besim Atalay  1882&#8217;de Uşak&#8217;da doğmuş, Türk dilbilimci, yazar ve politikacıdır. Özellikle  dilbilimi alanındaki çalışmaları ile tanınmıştır. Uşak Rüştiyesi’ni bitirdikten  sonra Uşak’ta medrese eğitimi gördü. 1909’da medrese diploması (icazet) aldı.  1912’de Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdi. Konya Öğretmen Okulu’nda öğretmenlik;  Trabzon, Ankara Öğretmen okullarında müdürlük; İstanbul Darüşşafaka Lisesi’nde  öğretmenlik yaptıktan sonra Konya Öğretmen Okulu Müdürü oldu. Maraş, İçel ve  Niğde’de milli eğitim müdürlüğü yaptı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Silifke’de  Müdafaayi Hukuk Cemiyeti’ni kuranlar arasındaydı; Kurtuluş Savaşı’nı destekleme  çalışmalarını Uşak’ta sürdürdü. 1920’de Kütahya bağımsız milletvekili olarak  TBMM’ne girdi ve milletvekilliğini yedi dönem sürdürdü.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milli Eğitim  Bakanlığı’nda Kültür Müdürlüğü görevi yaptı ve bu görev sırasında halk ağzından  söz derleme çalışmaları yürüttü. Türk Dil Kurumu’nda 19 yıl yönetici olarak  çalıştı (1932-1951). Aynı zamanda Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya  Fakültesi’nde ve Polis Enstitüsü’nde Farsça dersleri verdi (1937-1942).  Türkçenin biçimbilgisiyle (morfoloji) ilgili incelemeler yayımladı: Türk dili  kuralları (1931), Türkçemizde –men, -man (1940), Türk dilinde ekler ve kökler  üzerine bir deneme (1942), Türkçede kelime yapma yolları (1946).</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dilinin  tarihsel dönemleriyle ilgili bazı dil yapıtlarını günümüz Türkçesine çevirerek  bilimsel yayınlarını yaptı: Divani lügat it-türk (5 cilt, 1939-1943), Et-Tuhfet  üz-zekiyye fi’l lügat it-Türkiyye (1946), Müyessiret ül-ulum (1946). Destan ve  öyküler de yazmıştır: Tan Destanı (1925), Onuncu Yıl Destanı (1933), Suna ile  Çoban (1938). Ayrıca Baş belaları adlı 3 perdelik bir tiyatro oyunu vardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">7 Kasım 1965’te Ankara’da vefat etmiştir</font></p>
<p><font style="font-size: 15pt; text-decoration: underline" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> <strong>TÜRK DİLİNE KATKILARI</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kâşgarlı Mahmut’un büyük eseri Divanü Lûgati’t-Türk, Araplara Türk dilini  öğretmek amacıyla yazılmış bir sözlüktür. Dilimizin bilinen ilk sözlüğü olan bu  eserde Türkçe kelimeler Arap sözlükçülük kurallarına göre sıralanmaktadır. Eser,  Besim Atalay tarafından Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Çeviride önce Türkçe  kelimenin Arap harfleriyle yazılışı daha sonra okunuşu ve diğer açıklamalar yer  almaktadır. Birinci cildi 1939’da, ikinci cildi 1940’ta, üçüncü cildi ve  tıpkıbasımı 1941’de, dizin cildi olan dördüncü cildi de 1943’te basılmıştır.  Dizinde sözlükte geçen bütün kelimeler, yeni Türk alfabesine göre sıralanmış,  anlamları verilmiş ve ekleriyle birlikte geçtiği yerler gösterilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Divanü Lûgati’t-Türk ve Kitâbü’l-İdrâk’ten sonra üçüncü önemli eser olan, 15.  yüzyılın ilk yarısında (Hicri 829’dan önce) Araplara Türk-Kıpçak dilini öğretmek  amacıyla yazılmış Et-tuhfetü’z-Zekiyye Fi’l-Lûgati’t-Türkiyye iki bölümden  oluşmaktadır. İlk bölüm sözlük, ikinci bölüm ise Türkçenin dil bilgisiyle ilgili  bilgilerinin verildiği bölümdür. Besim Atalay tarafından Türkiye Türkçesine  çevrilen eser 1945 yılında yayımlanmıştır.</font></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/besim-atalay-onemli-turkologlar/">Besim Atalay – (Önemli Türkologlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/besim-atalay-onemli-turkologlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Gözaydın</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 00:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gözaydin]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gözaydin Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gözaydin Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Gözaydinin Yasami]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Gözaydin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Gözaydinin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Nevzat Gözaydın (Hayatı) Ayda Konukoğlu&#8217;nun Nevzat Gözaydın ile yaptığı söyleşiden&#8230; &#160; &#8211; Sayın Gözaydın bize kendinizden söz eder misiniz? Ankara’da 1938 yılında doğmuşum. Babam MSB Emekli Şubesinde bir sivil memur ve annem ev hanımı. Beş kardeşten ortadakiyim; bir erkek bir kız benden büyük ve küçük&#8230; İlkokulu Denizciler Caddesi ile Anafar­talar Caddesi arasında kalan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/">Prof. Dr. Nevzat Gözaydın</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Prof. Dr. Nevzat Gözaydın</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Hayatı)</font></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><em><font face="Maiandra GD">Ayda Konukoğlu&#8217;nun Nevzat Gözaydın ile yaptığı  söyleşiden&#8230;</font></em></strong></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">        &#8211; Sayın Gözaydın bize kendinizden söz eder  misiniz?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />          Ankara’da 1938 yılında doğmuşum. Babam MSB Emekli Şubesinde bir sivil  memur ve annem ev hanımı. Beş kardeşten ortadakiyim; bir erkek bir kız benden  büyük ve küçük&#8230; İlkokulu Denizciler Caddesi ile Anafar­talar Caddesi arasında  kalan İstiklâl Mahallesi&#8217;ndeki büyük ve eski bir konağın selamlık bölümünde  erkek çocuklarla birlikte İstiklâl İlkokulunda 4. sınıfa kadar okudum. Kız  çocukları konağın harem bölümünde, Albayrak İlkokulunda okurlardı. O güzelim  koca konak yok artık! Son yılı sınıf yokluğundan kale yolundaki Ulus İlkokulunda  bitirdikten sonra Sıhhiye’deki Atatürk Lisesinin orta kısmına yazıldım ve liseyi  de orada tamamladım. Çok sıkı disiplinli, fevkalade değerli ve bilgili  öğretmenlerim oldu. Türkçe ve edebiyat derslerine gelen öğretmenlerim arasında  Cahit Okurer, Şükrü Elçin, Şeref Tarlan, Hicran Aktürk ve Fevziye Abdullah  Tansel’in de etkileriyle kendime bu dalı yol olarak seçtim. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> O  zamanlar YÖK ve  ÖSYM olmadığından serbestçe dilediğim dal olan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü  (DTCF’de) seçip giriş kartımı aldım ve kürsü başkanı Prof. Kenan Akyüz’e bu  öğretmenlerimin adlarını sayınca ancak kartımı onaylatıp imzalatabildim. 1958’in  Ekim ayında derslere başladığımızda birinci sınıfta 17 kişiydik (5 askerî, 3  erkek, 9 kız öğrenci). Burada Necmettin Halil Onan (sadece 2 ay), Seyid Yüksel,  Ali Gündüz Akıncı, Hasibe Mazıoğlu, Zeynep Korkmaz, Saadet Çağatay, Vecihe  Hatipoğlu, Ahmet Temir, Hasan Eren hocalarımızdı. Genel Türk Tarihi dalın­da  Şinasi Altındağ, M. Altay Köymen, Farsçada Walther Björkman, Meliha Anbarcıoğlu,  Arapçada Şevkiye İnalcık’tan dersler aldım. Yeni açılan Tiyatro bölümünde İrfan  Şahinbaş, Bedretttin Tuncel, Cüneyt Gökçer’in derslerini izledim. İngilizcemi  Hamit Dereli ve A. Edip Uysal ile geliştirdim. Sözün kısası her şeyiyle mükemmel  bir kadro sayesinde DTCF’de yoğruldum. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#ff0000"><strong><span class="resim_alt">        &#8211; Doktoranızı  Almanya’da yaptığınızı biliyorum. Oraya nasıl gittiniz?</span><br />
</strong></font><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />        Lisedeki  mayam, çok iyi ve kaliteli öğretmenlerin sayesinde, sağlamdı ve DTCF’de hiç  sıkıntı çekmedim. Fakülte bitince 8 ay Alanya Lisesinde öğretmen olarak görev  yaptıktan sonra MEB’in doktora öğrenimi için, 1416 sayılı kanuna göre yurt  dışına gönderdiği ilk öğrencilerdenim. Alanım folklor idi ve İngiltere’ye  gidecektim. Ancak Almanların bu konuda daha iyi olmasından ve o zamanki kanuna  göre ileride ikinci bir dil sınavından geç­memiz gerektiğinden, yolumu  Almanya’ya çevirdim. 12 Şubat 1964 günü Münih’te birinci kuşak işçilerimizle  trenden indiğimde bando-mızıka ile karşılandık. Onları otobüsler alıp gittiğinde  yapayalnız ve tek kelime Almanca bilmeden ortada kaldım. Bonn’daki öğrenci  müfettişliğine uğramam, gideceğim dil okulunu öğrenmem gerekiyordu. Gece  yolculuğu yapıp Bonn’a vardım. Mart başında Brilon/Westf. kasabasındaki Goethe  Institut ilk dil okulumdu. Sonra Lüneburg’da da bir ay okudum. Orada birçok  Orientalist ve Türkolog ile yazıştım, sonunda Mainz’a İstanbul’dan yeni gelmiş  olan Prof. Dr. Johannes Benzing’in yönetiminde J. Gutenberg Üniversitesi  Orientalistik ve Türkoloji bölümünde derslere başladım. Helmuth Scheel, Heribert  Horst, Hanna Erdmann bu bölümde, Lutz Röhrich, Günter Wielgelmann, Bischoff,  Herbert Schwedt Alman folkloru kürsüsünde, E. Haberland, E. W. Müller, Sulzmann  ve Nowotny Etnoloji kürsüsünde benim yetişmeme yardımcı oldular. </font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#ff0000"><strong><em class="resim_alt">        &#8211; Ne zaman Türkiye’ye  döndünüz temelli olarak?</em><br />
</strong></font><br />
1969-1972 arasındaki mecburi vatan görevimi önce 6 ay Polatlı’da sonra  Gen. Kur. Bşk. Lojistik Plan Dairesinde Almanca mütercimi olarak bitirip yine  Mainz’a döndüm. Evliya Çelebi Seyahatnamesi üzerinde hazırladığım doktora tezimi  ve son sözlü sınavlarımı başarıyla verip Kasım 1974’te Ankara’ya kesin dönüş  yaptım. Eski yuvam DTCF’de folklor kadrosu olmadığından kadrolar gelene kadar  kendime iş bulmam tavsiye edildi. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine  bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Y.O. Müdürü Doç. Cevdet Perin ile görüşüp  orada “Folklor ve Halk Edebiyatı” dalında “Dr. Asis.” olarak Aralık 1974’te  göreve başladım. Bir süre sonra Türk Dili, Türk Edebiyatı, Kompozisyon, Dünya  Edebiyatı, Folklor ve İletişim konularındaki derslere öğretim görevlisi olarak  girdim. Bir ara 1980-1981’de Almanya’da Türk öğrencileri arasında araştırmalar  yaptım. Doçentlik sınavını başardıktan sonra ve DTCF’de nihayet kadro ilan  edilince 1987’de yuvama dönebildim. Şimdi burada göreliyim. 1976-1980 arasında  Fırat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne ayda bir  kez gidip bir hafta boyu kalarak Folklor ve Halk Edebiyatı derslerini düzenli  olarak verdim. 1979’da bir yıl Eskişehir Anadolu Üniversitesinde aynı dersi  verdim. 1985/86 döneminde Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı  Bölümünde de bir yıl öğrencilerim oldu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Çok geniş bir yelpazedeki öğrenci  topluluğuna ders vermişsiniz. Bunun yararı oldu mu?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />          Görüyorsunuz ya, bilim eri olma yolunda geçen yıllar pek de kolay geçmemiş,  Almanya’da yeterli olmayan öğrenci aylığı yüzünden her yaz bir iş bulup  çalıştım, para biriktirdim kitap ve diğer masraflar için&#8230; Marangozluk,  dülgerlik, garsonluk, yeminli tercümanlık bu işlerden bazıları&#8230; Böylece  insanları ve hayatı daha iyi tanıdım, ki bir halk bilimcinin böyle bir donanıma  mutlak ihtiyacı var. Alandaki derleme ve araştırmalarımda bu deneyimlerimin çok  yararını gördüm. İnsanlarla çok çabuk iletişim kurabiliyorum, onların kullandığı  dille kendilerine yaklaştığım için&#8230; Bu öğretimi ve eğitimi veren bütün  hocalarımı saygı ve minnetle anmak isterim.</font></font><font color="#000000" face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin  Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><em class="resim_alt"><font size="2">        <font color="#ff0000"><strong> -Dile, kültüre, iletişime nasıl bakıyorsunuz?</strong></font></font></em></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2">Dil iletişimin, ilişki kurmanın temeli olduğuna göre, çok iyi  bilinmelidir. Bütün kıvraklığı, farklı anlamları, bunların kullanım yerleri ve  zamanları tam olarak değerlendirilmezse, arada oluşması düşünülen bağ güçlü  olmaz. O zaman -ki buna yanlış anlaşılma da diyebilirim- ters düşmeler, aykırı  tutum ve davranışlar, kırgınlıklar, bölünmeler, parçalanmalar ortaya çıkar. Ana  dilimiz, Türkçemiz ifade gücüyle, bu ifadeyi kolayca belirleyecek kök ve  ekleriyle oluşturduğu kelime dünyasıyla gerçekten verimli ve zengin bir dil&#8230;  Usta kalemlerin romanları, yazıları bunu zaten çoktan kanıtlamış bile&#8230; Bizlere  ve gençlere düşen görev, bu değerli verilere sık sık başvurmak, bol bol  okumak&#8230; Böyle yaparsak kendi dil zevkimizin geliştiğini görecek, kelime  hazinemizin giderek zenginleştiğinin farkına varacağız. Ama televole-magazin  dilinin kısır döngüsüne bel bağlayan gençlerin biraz da geleceklerini  düşünmeleri gerekmez mi? Dil ve kültür birikimi, bu birikimin doğru, iyi ve  güzel kullanılması onları her zaman ve her yerde başarılı kılacaktır,  diyebilirim. Bu birikim için de günlük yaşamamaları, <em>eski</em> dediklerini <em> yeni</em> ile bağlayabilmeleri, sebep-sonuç ilişkisini göz önünde tutup biraz  şüpheci olmaları, araştırmaları, bu yolda çaba harcamaları, onları çok daha  güzel günlere kavuşturacaktır sanıyorum.<br />
<span class="resim_alt"><br />
<font color="#ff0000"><strong>         &#8211; Uzun yıllardan beri dergimizde de  görevlisiniz. Türk Dili için neler söylemek istersiniz?</strong></font></span><font color="#ff0000"><strong><br />
</strong></font><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />        Dergimize  gelen yazıların bilimsel olanlarının dışındakiler ne yazık ki çok kaliteli  değil&#8230; Yazılı kültüre pek önem vermediğimizden, sözü yazıya dökmekten  kaçındığımızdan, bol bol test çözerek eğitildiğimizden Türkçeyi kullanmakta  zorluk çeken genç kuşaklardan gelen yazı ve şiirler, dergi yazı kurulunda hayal  kırıklığı yaşatıyor. Gönderilenler arasından nispeten daha iyiceymiş gibi  görünenleri seçmek bir hayli zor. Bunları ayırıp bir sonraki ay tekrar tekrar  okuyoruz, dergimizde basılabilir mi sorusuna cevap arayarak&#8230; Hani nerede,  yüzlerce olmasa bile, onlarca hikâyecimiz, romancımız, şairimiz, eleştirmenimiz,  yorumcumuz?&#8230; Askerlikteki gibi sağdan say aynı, soldan say aynı sayı çıkıyor  karşımıza&#8230; Kitap, gazete, dergi okuma alışkanlığını çocuklarımıza,  gençlerimize kazandırmadığımız sürece, testlerden de başımızı kaldıramadığımız  takdirde, önümüze gelen yemek bu sonuçta&#8230; Çürük, bozuk, kokuşmuş sebzeden,  yanmış yağla nasıl nefis ve lezzetli bir yemek pişirilemezse, okumayı  beceremeyen bir toplumda yazarak güzel şeyler ortaya çıkaran bir kadronun size  kaliteli yazılar, şiirler göndermesini de bekleyemezsiniz. Haa, bu kaliteyi  sağlamak nasıl olur derseniz, tek cevabım şu: Kaliteli öğretmenler sayesinde  olur bu!&#8230; Geçim derdine düşmüş veya öğrencisine özel ders verip geçiren yahut  onlardan pahalı hediyeler bekleyip alan öğretmenlerden kalite bekleyemezsiniz.  Acı ama gerçek&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Günümüzdekileri sizi yetiştiren  öğretmenlerle mi karşılaştırarak bu düşünceye vardınız?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Değerini bütün Türkiye’ye kabul ettirmiş lise yıllarımdaki edebiyat  öğretmenlerimin destekleriyle dil ve edebiyat konularına kendimi yakın  hissettiğim için, hiç duraksamadan ve sınavsız kaydolma fırsatı varken, diğer  fakültelere başvurmadım. Benim idealim gençlik yıllarının heyecanıyla ya pilot  olmak, ya da edebiyat profesörlüğüne yükselmekti. Bunu daha lise birinci sınıfta  doldurduğum bir anket defterindeki “ileride ne olmayı hayal ediyorsunuz?”  sorusuna cevap olarak yazdığımı biliyorum, çünkü bu defter şu anda elimde, bir  sınıf anısı olarak saklamışım&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Türkçeye olan ilginiz mi bilimsel  çalışmalarınıza yön verdi? Bilim dünyası biraz farklı yapıda değil mi?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/nevzatgozaydın.jpg" align="left" hspace="12" />        Almanya’da  doktoramı yaparken Türk dilinin ne kadar zengin ve yaygın olduğunun bilincine  daha iyi varmıştım. Orada Türk lehçeleriyle ilgili dil ve folklor metinleri  üzerinde her dönem Prof. Dr. Benzing ile durmuştuk. Araştırılacak konu ve  soruları hemen her derste hocam not ettirir, Türkiye’ye dönünce bunlarla  uğraşmamı isterdi. O notlarımı hâlâ saklıyorum. Ama bir ömür yetmiyor bu kadar  soruya cevap bulmaya, konuları araştırmaya&#8230; Bunun için daha çok ortak  çalışmalara yönelmek istedim. Türk Dil Kurumu bünyesinde görev verildiğinde hiç  yüksünmeden bu tür çalışma gruplarında diğer meslektaşlarımla birlikte olmaktan  büyük zevk aldım. Yine eski hocalarımla oldum, onlardan yeni şeyler öğrendim.  Genç arkadaşlara mesleki birikimimden -isterlerse- bazı şeyleri aktarmaktan,  onlarla tartışmaktan mutluluk duydum. <em>Türkçe Sözlük</em> ile <em>Okul Sözlüğü</em>  ve diğer katkı yaptığım çalışmalarda, <em>Türk Dili</em> dergisinde, Kütüphane  Komisyonunda, <em>İmla Kılavuzu</em> toplantılarında, Yabancı Kelimelere  Karşılıklar Çalışma Grubunda yahut diğer faaliyetlerde heyecanla ve şevk duyarak  bilgilerimi, düşüncelerimi sundum. Belki biraz yararlı olmuşumdur&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Sizin, Basın-Yayın Yüksek  Okulundan kalan bir basın ilginiz ve çok geniş bir kupür arşiviniz varmış. Buna  biraz açıklık getirir misiniz?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Türkiye’de basın uzun yıllardan beri “alaylı” tabir edilen kişilerin  tekelinde kaldığından, “okullu” olmak bir suç gibi, bir eksiklik gibi  nitelendirildi. Şu son on yıldır okullulara yer veriliyor. O da tekelleşen  iletişim dünyasında gerçek gazetecilerin değil, patronların arzu ve eğilimlerine  göre&#8230; Ankara’daki lisede basketbola heves ettiğimden ve bir ara fakültede  okurken Yenimahalle Genç Futbol Takımını çalıştırdığımdan spora ilgi duyuyordum;  hâlâ da vazgeçmedim. Bu bakımdan YÖK sonrası adıyla İletişim Fakültesinde ders  verirken önce Türkçemizin doğru, iyi ve güzel kullanılması konusuna dikkat  çektim. Hele spordaki haber ve yorumlar üzerinde daha çok durmanın ne kadar  önemli olduğunu vurgulamıştım. Bu çabalarımı mezun olup basında ve  televizyonlarda görev alan öğrencilerim unutmamışlar. Birkaç yıl üst üste  Türkiye Spor Yazarları Derneği Genel Merkezince İstanbul, KKTC., Antalya ve  Abant’ta düzenlenen seminerlere dil ve eğitim-öğretim konularını götürüp, sporla  uğraşanlara yardımcı olmaya çalıştım. Dilimizi kullanmada ve titizlik göstermede  bir hayli düzelme varsa, bunda bir tutam tuzu da benim koyduğumu söyleyebilirim.  Türk dili bilinci geliştirildikçe gençlerin titizlendiklerini ve başarılı olma  yolunda yürüdüğünü görünce gerçekten mutluluk duyuyorum.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Yurt dışı bilgi, görgü ve  deneyimlerinizle yabancıların dil ile ilgisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Yurt dışında uzun yıllar kaldım. Birçok ülkeyi gezdim, insanlarını  tanıdım. İngilizce ve Almanca iyi-kötü iletişim kurdum. Gördüm ki, herkes kendi  dili, kendi kültürü, kendi varlığı konusunda tam anlamıyla “şoven” bir anlayış  ve tutum içinde&#8230; En küçük bir yanlışa bile tahammül edemiyorlar&#8230;  Sokaktakiler de, köylüler de, bilim adamları da&#8230; Vatandaş, yurttaş olmanın  temelini buna dayandırıyorlar ve asla taviz vermiyorlar. Bizdeki tablo ise çok  farklı: Bırakınız sokaktaki insanımızı, “sözde” bilim adamlarımız bile kendi  varlığının temeli olan Türkçeyi aşağılamaktan tuhaf bir zevk alıyor. Hadi  televoleciler, manken ve “sanatçı” geçinen ayak takımı bu yabancı dil  hayranlığına kendini kaptırabilir, diyelim; ama devleti ve hükûmetleri  yönetenlerin, bürokratların, üniversitelilerin bu yaklaşımı, ancak Atatürk’ün  dediği gibi, “gaflet ve dalalet, hatta hıyanet” ile açıklanabilir. Bunların kısa  vadeli, verimsiz, tutarsız, tuhaf, gösteriye dönük, aciz, zavallı tutum ve  davranışları Türk­çemizin gelişmesine de ayak bağı, köstek olmuştur ve  olmaktadır da&#8230; Kendi kendine, kendi diline, kültürüne, varlığına böylesine  yabancı kalmak isteyen hiçbir ülke vatandaşını görmedim, doğrusu&#8230;  “İmam-cemaat” meselesi&#8230; Böyle olunca da sokaktaki insanımızın, esnafın,  memurun, köylünün, işçinin  ne suçu var ki?&#8230;</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2"><font color="#ff0000"><strong><em class="resim_alt">        &#8211; Sayın Gözaydın, Türk  dili ile ilgili yurt içindeki programları, oluşumları, düşünceleri genel olarak  nasıl değerlendirirsiniz?</em><br />
</strong></font><br />
Yıllardan beri <em>Türk Dili</em>’nde, derslerimde, konferanslarımda, 18  yıldır sürdürdüğüm TRT radyo programlarında hep yabancıların Türkçeye,  kültürümüze yaptığı katkıları işledim, işliyorum&#8230; Onların eserlerini görüp  okudukça, Türkçeyi, Türkiye’yi, Cumhuriyetimizi, bizlere bunu sağlayan  Atatürk’ümüzü ve yakın arkadaşlarını binlerce kez saygı ve rahmetle anıp daha  çok seviyorum. Bunları bizlerin gözüne sokarcasına işleyen yabancılar bizim için  çalışıyorlar, bize hizmet ediyorlar bu kadar masraf edip ömür çürüterek&#8230;  Bunlara karşılık bizim yöneticilerimiz, politikacılarımız ne yapıyor? Kendini  sömürülen bir ülkenin uşağı gibi niteleyip, batı ülkelerinden gelen ve çoğu  kasıtlı olan önerilere uysallıkla boyun eğiyor. Bunun eksisini, artısını  düşünmüyor, tartışmıyor, önünü-ardını araştırmıyor&#8230; Millete, memlekete yararı  var mı, yok mu? Uzun vadede sonuçları ne olur? Niye böyle bir öneri geldi? Amaç  nedir gerçekte? Ne çıkar sağlayacaklar bu öneriyle?&#8230; ve daha birçok sorunun  cevabını arayıp açıklamadan paldır küldür her öneriyi kabul edip teslimiyetimizi  bildiriyoruz. Osmanlı Devleti topraklarını böyle böyle yitirdi, Balkanlar,  Girit, Adalar, bereketli Mezopotamya toprakları ve bugünlerde de Kıbrıs&#8230;  Gitti&#8230; Gidiyor&#8230; İki yüz yıldır hep aynı oyunu yabancı politikacılar sahneye  koyup, bizi de işlerine geldiği yerde ve zamanda oynatıyorlar&#8230; Kendi  ülkelerinde yapmadıklarını, yapılmasına izin vermedikleri uygulamaları bizden  “hemen, derhâl, acilen” isteyip “uyum paketleri” içinde koyduruyorlar. Sanki  Lozan’dan yüz geri edip, Sevr’e yönelmişiz ve onu onaylamışız gibi azın­lık  kavramı böyle, adlarla ilgili oyunu böyle, alfabe değişikliği böyle, federasyon  yönetiminin başlangıç olan yerel yönetim-eyalet düşüncesi böyle, UEFA tutumu  böyle, böyle, böyle&#8230; Kendimizi aynaya bakıp düzeltmezsek, daha ne öneriler  gelecek, göreceksiniz&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Size göre, AB ülkeleri Türkiye’yi  istemiyorlar mı? Bir yandan yabancıların araştırmalarını övüyorsunuz, diğer  yandan onların “şoven” yaklaşımını vurguluyorsunuz? Bunu biraz daha açıklar  mısınız?</font></em></strong></font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font size="2">Evet, tam da söylediğiniz gibi!&#8230; Yabancılar Türk dili, kültürü,  ekonomisi vb. konularla bizleri daha iyi tanıyıp bilmek istiyorlar. Türkiye’nin  ve Türk dünyasının gücünü, azmini, başarılarını, özellikle jeopolitik durumunu,  stratejik konumunu çok iyi biliyorlar. Onun için bu toprakları kendi denetimleri  altında bulunduracak önerilerle geliyorlar. Bu ticarette, ekonomide, politikada  çabucak onların lehine sonuç veriyor, ama kültürde daha uzun bir süre alıyor.  Bunu da düşünce ve görüş farklılıklarını körükleyerek kendilerine yandaş arayıp  buluyorlar. Yandaşlarını da basın, politika ve üniversite gibi etkili  çevrelerden seçiyor, onlara maddi-manevi çıkarlar sağlıyorlar. Dergimizde ve TTK  kongrelerinde Atatürk dönemi ile ilgili belgeleri yayımladığımda, bu rüşvet  olayı apaçık ortaya çıktı. O gün neyse, bugün de aynı; değişmedi bir şey! </font> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        &#8211; Bizim için AB öyleyse bir rüya mı,  demek istiyorsunuz?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Bakınız hiç çekinmeden şunu belirteyim. AB’ye bizi değil 2010’da,  2020’de bile almayacaklar. Türkiye 90-100 milyonluk genç nüfusuyla onları  korkutuyor. Osmanlının geri geleceğinden çekiniyorlar. Zaten Ostlaender  “Kemalizmden vazgeçin” demedi mi? Verheugen durmadan olumsuz görüşlerle çıkış  yapmıyor mu? 2004 seçimlerinde Almanya’da iktidara gelecek Hristiyan Demokratlar  Türkiye’nin AB’de asla yeri olmadığını açıkça ve şimdiden söylemiyorlar mı?  Yarın da KADEK’le görüşün, TBMM’ye girsin; ordunuzu küçültün, Ege Ordusunu hatta  3. Orduyu kaldırın o topraklardan, azınlıklara daha çok hak verin, ekümenik  patriği kabul edin Ermenilere tazminat verin, soy kırımını yaptığınızı kabul  edin ve daha neler ileri sürecekler, AB’ye alınabilmemiz için&#8230; Perşembenin  gelişi çarşambadan belli&#8230; Türkiye Cumhuriyeti’ni neredeyse hakaret dolu  sözlerle aşağılamaktalar ama bunları niye politikacılarımız sineye çekiyor, asla  anlamıyorum (bkz. <em>Türk Dili</em>, sayı: 608, Ağustos 2002). Böylesine  kişiliksiz bir toplum muyuz biz? Bütün bunlar gözler önünde&#8230; Daha şimdiden  Fransa-Almanya güç birliği yapıp, AB içinde borçlarını ödemekten vazgeçtiler,  ötekilerin muhalefetine rağmen&#8230; Kuzey-güney ülkeleri, aralarında bile,  özellikle kültür konularında anlaşamıyorlar. Şimdi de ekonomik ayrılık  belirginleşti. AB bence uzun vadede pek de bir arada kalacak gibi değil! Gücü  olan, güçlü görünen ülke, ötekilere her dediğini yaptıracak gibi&#8230; Zaten her  ülke kendi dilini, alfabesini, kültürünü ön plana çıkararak gücünü kanıtlamak  için uğraşıyor ve hatta savaş veriyor (Bk. <em>Türk Dili</em>, sayı: 619, Temmuz  ve 620, Ağustos 2003). Bu da nereye kadar sürer?&#8230; Benim ömrüm yetmez ama siz  gençler bunları göreceksiniz&#8230;</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Böyle giderse, kısa zamanda olursa,  siz de görürsünüz inşallah, ama buna bağlı olarak bir sorum daha var. Bu yıl  Frankfurt Kitap Fuarına katıldınız. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?  Türkiye’deki kitap fuarlarıyla bir karşılaştırma yapılacak olursa izlenimleriniz  nelerdir?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Yaklaşık 5-6 yıldan beri katılıyorum. Çok büyük bir hareket&#8230; 6-7 gün  içinde yaklaşık üç yüz bin kişi sekiz adet hangar gibi binalarda (her biri de üç  kat!) dolaşıyor, kitap seçiyor. Dünyanın her yerinden yüzlerce yayın evi, kurum  ve kuruluş geliyor, kendi ülkesinin propagandasını yapıyor. “Yılın ülkesi” olma  fırsatı geçti 2-3 yıl önce elimize, ama kısır görüşlü, aciz Kültür Bakanlığımız  bu öneriyi reddetti ve olağanüstü bir tanıtım faaliyetini kaçırdık. Bir daha da  kolay kolay böyle bir öneri bize yapılmaz. Türkiye küçük bir bölümde, Yayıncılar  Birliği aracılığıyla ve KB desteğiyle, parasıyla tanıtılıyor. Ayrıca her yayın  evi isterse küçük bölümler kiralıyorlar. Bizim AKDTYK olarak, TDK ve TTK olarak  mutlaka buralara (Frankfurt’tan başka önemli olan yerler de var.) yayınlarımızı  götürmemiz gerek! AB içinde Türkçe, oralardaki Türklerin de etkisiyle giderek  daha çok ilgi görüyor. Bunu desteklememiz şart!</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Sayın Gözaydın, devletimizin kültür  politikası, hele de dış dünyada eksik mi demek istiyorsunuz?</font></em><font size="2"><br />
</font></strong></font><font size="2"><br />
Kültürü politikadan, hele de şu günlerde, ayıramazsınız. Ayırırsanız,  başınıza olmadık çoraplar örülür uzun vadede&#8230; Devletimizin gücünü hafife  almamak gerekiyor, ama bu işleri de iyi bilen insanlarla pişirip kotarmak şart;  öyle eş-dostla, akraba-arkadaş-yandaş firmalarla yola çıkılmaz&#8230; Oralarda  Türklerle ilgili yayın yapan yabancı yayın evlerinin yayınlarından da örnekler  gösterilir; Türk dilinin, kültürünün kendi kalemleriyle nasıl araştırıldığı  toplu olarak sergilenir, anlatılır. Çok iyi dil bilen insanlarımızın katılacağı  konferanslar, paneller, açık oturumlar kitap fuarı haftası önünde, içinde ve  sonrasında düzenlenir. Hatta Alman Türkologlara bir yıl öncesinden konular  ısmarlanır, konuşmaları sağlanır. Yoğun bir ön çalışma ile bütün bunlar  yapılabilir. Yoksa burada olduğu gibi, biz bize konuşuruz, sohbet edip güya  tanıtım yapmış oluruz. Özellikle Almanya, Hollanda, Avusturya gibi ülkelerdeki  Türkleri düşünüp (yaklaşık üç milyon!) oralara sık sık insanlarımızı gönderip,  konferans turları düzenlememiz şart! Onlar bizleri bekliyor. Her yıl böyle  isteklerle karşılaşıyorum, ama ancak bir ikisini kendi gücümle ve oradakilerin  maddi desteğiyle gerçekleştirebiliyorum. Çocuklarımız, gençlerimiz bilgiye aç;  heyecanla, istekle bunu gidermek istiyorlar. İyi bir düzenleme yapılarak hemen  her konuda (dil, edebiyat, ekonomi, hukuk, politika, ilahiyat, halk kültürü,  sağlık vb.) Türkçe ve Almanca konferans turları yapmanın tam da zamanı, bu AB  curcunası, propagandası, hareketliliği sürerken&#8230; Kıbrıs, Ege adaları, hava  saldırısı, Ermeni komploları, barajlar ve su sorunları, Yunan emelleri, Orta  Doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Türk cumhuriyetleri ve Rusya’daki diğer yarı otonom  topluluklar vb. konularda iyi yetişmiş bilim adamlarımızın bu turlarda, on-on  beş gün içinde, çok yararlı bilgilerle vatandaşlarımızın kafasındaki sorulara  açıklık getireceğine eminim.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><em class="resim_alt"> <font color="#ff0000"><strong><font size="2">        -Halk bilimi toplumun her alanı  kapsamasına rağmen “folklor” birçok kişi tarafından halk oyunu olarak  algılanmakta. Siz halk biliminin şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?  Ülkemizin tanıtımında yeteri kadar kullanılıyor mu? Türk folklorunun dünya  kültüründeki yeri nedir? </font></strong></font><font size="2"><br />
</font></em><font size="2"><br />
Kendimizi en iyi tanımanın yolu, dilimizi ve kültürümüzü bilmenin  çaresi, halk biliminin (folklorun) bütün alt dallarıyla anlatılması,  öğretilmesidir. İlköğretimden başlayıp liselerde, fakültelerde bu dersler  verilmeli&#8230; Böylece yargıcımız, doktorumuz, kaymakamımız, öğretmenimiz,  subayımız ve diğer üst görevlerde bulunan aydınlarımız karşılarına gelen  vatandaşı daha iyi anlar, onun ne hâlde olduğunu bilir&#8230; Kendi sırça  saraylarında, halktan kopuk evlerinde, klüplerinde oturup zar veya taş atarak,  kâğıt oynayarak zaman öldürmez. Millî kültürün ana damarı “folklor”, halk  oyunları anlamına kaymışsa bu yanlışı düzeltmek için basının, TV’nin, MEB’in,  hatta herkesin katkısı gerekiyor. Halk bilimi konusunu daha geniş bir yazıyla  gelecek sayılarımızda ele alacağım için şimdilik buraya bir noktalı virgül  koyalım, olur mu?</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <em class="resim_alt"><font size="2">        -Son zamanlarda Türkçenin bilim dili  olamayacağı konusunda yorumlar yapıldı. Sizin bir bilim adamı olarak bu konudaki  fikriniz nedir?<br />
</font></em></strong></font><font size="2"><br />
Atatürk döneminden beri asıl amaç Türkçenin geliştirilmesi,  zenginleştirilmesi, geniş kitlelere sevdirilip işlenmesidir. TDK bu amacı  gerçekleştirmek için kurulmuş olup, yirmi yıldan beri bunu akademik çalışmalarla  ortaya koymaktadır. Ancak iki yıldır elinden tutan yoktur, daha verimli  çalışabilmesi için zemin hazırlığı (kanunun çıkarılması) yapılmamaktadır.  Yapılırsa, bilim adamlarının gayretleriyle elbette Türkçenin bilim dallarında  gelişmesi görülecek, Türkçe bilim dili olarak kendini kanıtlayacaktır. Bu iş  amatörlerle, uzman olmayan kişilerle, yarım aydınlarla yürümez. Gidilecek yol,  Atatürk’ün sağlığındaki temel yapıyı, amacı yeniden yürürlüğe sokan bir yol  olmalıdır; boşuna “<em>Hayatta en hakiki mürşit ilimdir</em>” dememiştir, büyük  önderimiz&#8230; Politikaya, çıkar ilişkilerine girmeden ve sadece bilim yolunda  giderek, Türkçeyi işleyerek başarıya ulaşabiliriz&#8230;</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong><font size="2"><em class="resim_alt">        &#8211;  Sayın hocam, değerli vaktinizi bize ayırdığınız ve sorularıma içtenlikle cevap  verdiğiniz için teşekkür ederi<span class="resim_alt">m</span></em></font><span class="resim_alt"><font size="2">.</font></span></strong></font></font></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/">Prof. Dr. Nevzat Gözaydın</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-nevzat-gozaydin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Efrasiyap Gemalmaz &#8211; (Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-efrasiyap-gemalmaz-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-efrasiyap-gemalmaz-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 23:06:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Efrasiyap Gemalmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Efrasiyap Gemalmaz Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Efrasiyap Gemalmaz Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Efrasiyap Gemalmazin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Efrasiyap Gemalmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Efrasiyap Gemalmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-efrasiyap-gemalmaz-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Efrasiyap Gemalmaz (Hayatı) Belgin Tezcan Aksu&#8217;nun Efrasiyap Gemalmaz ile yaptığı söyleşiden&#8230; 8.9.1937 tarihinde Erzurum’da doğan sayın Gemalmaz üniversite hayatına Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümünde başlamasına rağmen ailevi sebeplerle Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde yeni açılmış olan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1963 yılında mezun olmuştur. 1966-1968 yılları arasında Fransa’da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-efrasiyap-gemalmaz-hayati/">Prof. Dr. Efrasiyap Gemalmaz – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Prof. Dr. Efrasiyap Gemalmaz</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Hayatı)</font></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><em><font face="Maiandra GD">Belgin Tezcan Aksu&#8217;nun Efrasiyap Gemalmaz ile yaptığı  söyleşiden&#8230;</font></em></strong></p>
<p align="justify"><span class="metin"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/gelalmaz.jpg" align="left" hspace="12" />          <font face="Maiandra GD" size="2">8.9.1937  tarihinde Erzurum’da doğan sayın Gemalmaz üniversite hayatına Ankara  Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümünde başlamasına  rağmen ailevi sebeplerle Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi  bünyesinde yeni açılmış olan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1963 yılında  mezun olmuştur. 1966-1968 yılları arasında Fransa’da Strasbourg Üniversitesi  Edebiyat Fakültesinde Türkçe Okutmanı olarak çalışmış, 1973 yılında “Erzurum İli  Ağızları” konulu doktora tezini savunarak Atatürk Üniversitesinde Edebiyat  Doktoru unvanını almış, 1978 tarihinde Doçentlik kadrosuna atanmıştır. 1989  yılında YÖK tarafından Türk Dil Kurumu üyeliğine seçilen sayın Gemalmaz, 1993  yılında profesör olmuştur. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Dekan  Yardımcısı ve Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuş ve 2001  yılında emekli olmuştur. Hâlen bilgisayar dilleri ve tabii dillerin -özellikle  Türkçenin- bilgisayar yardımıyla incelenmesi konularında kişisel olarak  çalışmakta olan sayın Gemalmaz ile Türk dili konusunda yaptığımız söyleşiyi  sunuyorum:</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><span class="resim_alt"> <font size="2"> </font><font color="#ff0000"><strong><font size="2">         -Türkçe  sizce yazıldığı gibi okunan bir dil midir?</font></strong></font></span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Türkçeyi  öğrenenlere, doğru telaffuz ve doğru imla kazandırmak için, önce, Türkçe  öğretiminde düstur hâline getirdiğimiz “Türkçe yazıldığı gibi okunur ve  söylendiği gibi yazılır.” sloganını zihinlerden silmemiz gerekir. Şunu  bilmeliyiz ki en gelişmiş fonetik alfabe bile bir dilin doğru telaffuz  inceliklerini yazıya aktarmakta yetersiz kalır. Konuşma dili ve yazı dili ayrı  ayrı öğrenilmeli ve öğretilmelidir. Birincisi işitme, ikincisi görme yoluyla  algılanır. Bu iki yol arasındaki ilişki ancak zihinde gerçekleştirilen karmaşık  bir işlem sonucunda kurulur.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          -Türkçe, fiil veya isim köklerine ekler  getirerek yeni kelimeler oluşturma imkânı tanıyan eklemeli bir dildir. Buradan  yola çıkarak şu anda okullarda kullanılan tümden gelim metodunu değerlendirir  misiniz?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diller insanların  haberleşme ihtiyacını karşılamak üzere oluşturulmuş birer avadanlık, birer alet  takımıdır. Her alet takımı gibi bir dilin de kendine özgü kullanım yöntemleri  vardır. Bu alet takımının belli başlı parçaları, söz konusu dilin, soyut bir  alet çantası olarak görebileceğimiz sözlüğünde; bu parçaların kullanımıyla  ilgili bilgiler de yine bir kullanım kılavuzu olarak görebileceğimiz o dilin dil  bilgisi kitaplarında yer alır. Bu alet takımı ve bu alet takımının kullanım  yöntemleri, her alet takımında olduğu gibi ya kişinin yakınlarından bir şekilde  -aynı ortamda uğraşmak gibi, bağışlama, miras gibi- devralınır ya da ödenen bir  bedel karşılığında -ders araçları gibi, ders gibi- satın alınır. Hangi yolla  alınmış olursa olsun, dil öğreniminde en doğal yol, her zanaat ve sanatta olduğu  gibi, sınama yanılma yoludur. Kullanımda, haberleşmenin ürünü olarak  seslendirilmiş veya yazıya geçirilmiş ifadeler vardır. Bu ifadelerin ihtiyacımız  doğrultusunda benzerlerinin üretilebilmesini sağlamak için, önce bunlara ilgi  duymamız ve duyurmamız, bunların ayrıntılarını kavramamız ve kavratmamız  gerekir. Bu sebeple öğrenirken ve öğretirken bütünden parçaya gitmek; üretimde  ustalık kazanmak ve kazandırmak için de parçalardan bütüne giden alıştırmalar  yapmak ve yaptırmak gerekir. Alfabe ezberleyerek ve ezberleterek, ses, harf,  hece tarif ederek, zihinleri dil bilgisi terimleri ve bu terimlerin tarifleriyle  doldurarak dil öğrenilemez ve öğretilemez.</font><font color="#000000" face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin  Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          -Türkçenin ilkokul ve orta öğretimde  gerektiğince öğretilemeyişinin nedenleri müfredatın yetersizliği mi, öğretmenin  yetersizliği midir?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Müfredatın da,  öğretmenin de yetersizlikleri olabilir. Ancak en önemli yetersizlik ihtiyaç  duyma yetersizliğidir. İnsanlarımıza, Türkçeyi değil, iyi öğrenme ihtiyacını  bile duyurmuyoruz. Duyursak, müfredat da, öğretmen de gelişir, yenilenir  elbette. Toplumumuzda genel olarak bir kimseyi değerli görme eğilimi, o  kimsenin, neyi bildiği, neyi becerdiği yönünde değil; hangi yüksek notu, hangi  diploma ve sertifikayı aldığı, hangi unvanı taşıdığı, ne kadar çok para  kazandığı yönünde geliştirilmiştir. İnsanımızdan Türkçeyi bilmesini değil,  Türkçe dersinden de ne yolla olursa olsun sınıfını geçmiş olmasını bekleriz.  Hele, benim gibi -bir zamanlar- hangi konuda olursa olsun profesör unvanı  taşımış olanlarını bulunmaz bir şey sanırız.</font></p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD" size="2">           -İnsanın ufkunu açmak, eğitmek, onu duyan, düşünen bir insan yapmak  gibi amaçları olan edebiyat ile sosyal hayatın birbirinden ayrılması mümkün  değildir. Bu nedenle hazırlanacak müfredatta yaşayan dilin esas alınması  gerekmektedir. Bu yapılabilmiş midir sizce?</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Gerekçenize  katılmamam mümkün değil. Ancak böyle bir müfredatın oluşturulması için toplumun  yukarıda belirttiğim değer hükümlerinin değişmesi gerekir. Bu değişme  sağlanmadıkça müfredatın belirttiğiniz yönde değişmesi şekilden öteye gidemez.  Dilin gelişmesi düşünceye; düşüncenin gelişmesi ifade edilip tartışılmasına  bağlıdır. En aykırı, en saçma, en edepsiz düşünceler bile ifade edilip  tartışılmalıdır. İfade özgürlüğünün sınırlı olduğu ülkelerde düşünce gelişemez;  düşünce gelişmeyince dil de gelişemez.</font></p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          -Çocuğu okumaya  alıştırma ilk etapta ailelerin kültür seviyesine daha sonra öğretmenlerinin  yönlendirmelerine bağlıdır. Bu konuda aileleri ve öğretmenleri yeterli görüyor  musunuz?</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/gelalmaz.jpg" align="left" hspace="12" />          Ben  soruyorum: “Neden çok okuyalım? Okumak bir işe yarıyor mu? Okuyup bir şeyler  öğrenip; sonra da sağda solda sarf edip başımıza iş mi açalım? Ülkemizde  düşünen, düşündüğünü, özellikle aykırı düşüncesini ifade eden insanlarımızın  sonu pek iyi olmamıştır. Bu deneyimleri yaşayan ve izleyen aileler, öğretmenler,  öğrencilerin, devletimizin uygun gördüğü ders kitabı ve yardımcı kitaplar  dışında başka kitap okumalarını pek istemezler. Bunları da sınıf geçecek kadar  okumak yetişir. Yazacak bir şeyimizse yok denecek kadar az zaten. Adımızdan,  numaramızdan tutun, hayatımızı dolduran at yarışı, spor toto, çoktan seçmeli  sınav sorularının cevaplarına kadar her şeyi kodluyoruz. Küçük bir ovalin,  yuvarlağın içini karaladık mı yetiyor. İnsandan yazacak bir şeyi olmasını  beklemediğimize göre bir şeyler okumasını beklemenin bir anlamı olur mu?    Önemli olan bilgi değil; “bilgilidir” diyen resmî belge değil mi? Toplum olarak  ailelerin kültürlüsünü değil, ne yolla olursa olsun zenginini; öğretmenlerin  kültürlüsünü değil, ne yolla olursa olsun bol not verenini; öğrencilerin ne  yolla olursa olsun sınıfını geçip diplomasını alanını baş tacı ettiğimiz sürece,  insanlardan çok okumasını beklemek safdillik olmaz mı?!</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><span class="resim_alt"> <font size="2">          </font><font color="#ff0000"><strong><font size="2">-Yabancı  dil öğrenimi konusunda düşündükleriniz nelerdir?</font></strong></font></span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Dil, bence ana  dili bile, amaçlı olarak öğrenilir. Bu amaç; aş ekmek istemekten, kız ve erkek  tavlamaya, KPDS’den geçip dil tazminatı almaya, UDS’den geçip doktor, doçent,  profesör unvanlarını ve varsa bunların tazminatlarını almanın yolunu açmaya  kadar “çıkarcı ve ilkel” bir amaç olabildiği gibi ticaret ve siyaset yapmaktan,  bilgi edinip ülke ve insanlık yararına uygulamaya kadar “evrensel ve gelişmiş”  bir amaç da olabilir. Bizde yabancı diller genelde “çıkarcı ve ilkel” amaçlar  için öğrenilmeye çalışılır; ileri toplumlarda ise Türkçe de dâhil bütün yabancı  diller genelde “evrensel ve gelişmiş” amaçlar için öğrenilir. Sözün gelişi, ben,  Fransızcayı, ortaokul ve lisede diğer dersler gibi ders olduğu için öylesine  okudum ve sınıflarımı geçtim; Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde okurken yabancı  dil barajını geçmek için öğrenmeye başladım ve barajı geçecek kadar öğrendim;  daha sonra, Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenci olan eşim İnci Hanımı  tavlamak için geliştirdim; daha daha sonra da profesör oluncaya kadar her önüme  çıkan yabancı dil sınavında, Fransızcamı, kimse “neden Fransızca” diye sormadığı  için rahat rahat utanmadan kullandım. Doğrusunu söylemek gerekirse, diğer birkaç  dile ilgim ise bir hobi olarak gördüğüm mesleğimdeki bilgimi ve diğer hobilerimi  geliştirmek için oldu.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          -Atatürk dil devrimi ile dilimizi yabancı  kökenli söz ve tamlamalardan kurtarmayı amaçlamıştır. Nasıl ki Osmanlı aydını  Arapça ve Farsça özentisi içindeyse bugün de bazı aydınlarımızın batı kökenli  kelimeleri kullanma özentisi içinde olduğunu görüyoruz. Aydınlarımız bu  durumdayken toplumumuzdan ne bekleyebiliriz?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Toplumların  kültürlerini tanımak için dillerinden yararlanırız. Bu yararlanma işini ya söz  konusu toplumun dilini öğrenerek doğrudan ya da o toplumun dilini ve bizim  bildiğimiz bir dili bilen birisinin aracılığıyla dolaylı olarak  gerçekleştiririz. Bir kültür, bir şekilde ilgimizi çekiyorsa her iki hâlde de az  ve çok o kültürün taşıyıcısı olan dili ya doğrudan ya da dolaylı olarak tanımak  zorunda kalırız. Doğal olarak kendi kültürümüz içinde doğrudan ulaştığımız yeni  bir kavramı kendi dilimizin imkânlarıyla işaretlemeyi deneriz. Çok kere başarılı  da oluruz. Ancak, bir başka kültür içinde ulaşılmış ve o kültürün taşıyıcısı  dilin imkânlarıyla işaretlenmiş bir kavramı yeniden işaretlemek, iki dili bilen  bir kimse için fazladan bir düşünme ve karar verme zamanı alarak haberleşmenin  hızını keseceğinden gereksiz ve zorlama bir davranış olarak görülür. Hele anında  çeviri yapılırken böyle bir davranışa girmek, çok kere, zor anlaşılabilir olanı  da hiç anlaşılmaz hâle koyar. Osmanlı aydını, ufkunu açan kendi kültüründe  bulamadığı kavramları, Arap ve Fars kültüründe bulmasaydı Arapça ve Farsça  kökenli dil ögeleri; çağımız aydını da, ufkunu genişleten kendi kültüründe  bulamadığı kavramları, batı kültüründe bulmasaydı batı kökenli dil ögeleri  dilimize giremezdi. Gönül isterdi ki; bırakalım teknolojinin son ürünlerini; hiç  olmazsa bugün hemen bütün işlemleri ülkemizde gerçekleştirilen bir “tişörtü” ilk  biz tasarlayıp üretip dünyaya “Te-gömlek” adıyla tanıtabilseydik&#8230; Teknoloji ve  kültürel değer üretmeyen toplumlar, ya bunları üreten toplumlara özenecekler ya  da içlerine kapanıp yok olacaklardır. Adı konulmuş bir çocuğa yeniden bir ad  koymak işgüzarlık; bu ikinci adı zorla kabul ettirmekse zorbalıktan başka nedir?  Engelsiz özenti, giderek özene dönüşür ve yaratıcılığın yolunu açar.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          -Aydınlarımız arasında ancak matematik gibi  kuralları olan bir dilin bilim dili olabileceği konusunda bazı düşünceler var.  Bu konuda neler düşünüyorsunuz?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/gelalmaz.jpg" align="left" hspace="12" vspace="12" />          Bilim  dili olmak, her konuda en çok ve en yetkin telif ve tercüme bilim eserini  bulunduran dilin hakkıdır. Telif ve tercüme bilim eserlerinin çoğalması da  sadece her alanda bilim adamlarının çokluğuyla değil; oturmuş, tutarlı ve yoruma  kapalı terminoloji sözlüklerinin varlığına da bağlıdır.  Bir bilim dilinin en  önemli kusurları ise ya birden fazla kavramı tek bir terimle ya da bir tek  kavramı birden fazla terimle karşılamaktır. Türkçeleştireceğiz diye giriştiğimiz  terim üretme gayretimiz ve ürettiklerimizi çeşitli sebeplerle beğenmeyerek  yenileriyle değiştirmemiz Türkçemizi hızla bilim dili olmaktan  uzaklaştırmaktadır. Bilim dili her şeyden önce görsel, grafik ve daha  daraltılmış bir ifade ile bir çeşit yazı dilidir. 24 büyüklü küçüklü grup fiil  ve bir o kadar isim çekiminin olduğu, birçok anlam ve görev ögesinin bitişik  yazıldığı ve anlamla ilgisiz şekli uyumlar yüzünden, aynı kavramı karşılayan bir  ekin sekiz şekilde; bir kelimenin iki üç şekilde yazıldığı bir dil nasıl  matematik bir düzen gösterir. Türkçe, bir oyun oynar gibi öğrendiğimiz ana  dilimiz olduğu için bize kolay ve düzenli gelmektedir. Türkçenin çetrefilli  yapısını ancak onu bir yabancıya öğretirken görebiliriz. Ben bu durumu yaşamış  birisi olarak dil bilgisi kitaplarımızın bu konuda ne kadar yetersiz olduğunu  itiraf etmeliyim. Üzülerek söylemeliyim ki yazı dili olarak İngilizce bu  bakımdan da bilim dili olmaya Türkçeden daha yatkın.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><span class="resim_alt"> <font size="2">    </font><font color="#ff0000"><strong><font size="2">      -Bilgisayar  teknolojisinde Türkçenin kullanımı konusunda düşünceleriniz nelerdir?</font></strong></font></span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Teknoloji,  özellikle bilgisayar yazılımlarının Türkçeleştirilmesi konusunda hâlâ işimizi  zorlaştırıyor. Seri üretilen ve sürümü fazla olan malların fiyatlarının düşmesi  ekonominin önemli bir kuralıdır. Ne yazık ki, Türkçe bilgisayar ortamında  oldukça az kullanılan dillerden biridir. Yazılımları Türkçeleştirecek ve Türkçe  yeni yazılımlar üretecek insan gücümüz ise yeterli değil. Birçok yazılım modası  geçtikten sonra Türkçeye kazandırılmış oluyor ve bunların çoğu da ya orijinali  gibi çalışmıyor ya da eksiklerle dolu. Yasal yollardan bir yazılımın  İngilizcesini, hatta Arapçasını temin etmek Türkçesini temin etmekten kat kat  ucuza gelmektedir. Yabancı dil bilenler pahalı Türkçe yazılımları kullanmaktansa  temini kolay, ucuz ve sağlam yabancı dildeki yazılımları kullanmayı tercih  ediyorlar. Gördüğüm kadarıyla bu konuda da “vatan, millet, Sakarya” nutukları  bir işe yaramıyor.</font></p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          -Fransa’da bir  süre görev yaptığınızı biliyoruz. Oradaki bilim adamlarının Türkçeye ve Türk  dili konusunda Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmalara karşı olan bakış  açılarını bizim için değerlendirir misiniz?</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Tanıdığım, Türkçe  ile ilgilenen yabancılar, her şeyi olduğu gibi Türkçeyi de amaçlı olarak  öğrenirler. Adını şimdi hatırlayamadığım öğrencilerimden biri kendi ifadesiyle  kendisine yeterli ölçüde Arapça ve Farsça biliyordu ve bir üniversitede tarih  profesörüydü. Türkçeyi neden öğrenmek istediğini sorduğumda; tarihte Türk-Leh  münasebetleri üzerinde çalıştığını, Lehçe bildiğini ve Osmanlıca kaynaklardan da  yararlanmak istediğini söyledi. Diğer bir tarihçi hanım öğrencim de tarihte  Türk-İsveç münasebetleri üzerinde çalışıyordu. Bir diğeri Türkiye ile ilişkileri  olan ticari bir şirkette, bir başkası Türkiye’de arkeolojik kazılar yapan bir  ekipte çalışmak amacıyla Türkçe öğrenmek istediklerini söylemişlerdi&#8230;  Öğrencilerim arasında sınavda neler sorabileceğimi, diplomayı veya sertifikayı  ne zaman alabileceğini, notunu soran tek bir öğrenci çıkmadı. En zorlandıkları  konu ünlü uyumu ve ekleme sırasında karşılaşılan diğer ses türeme ve  değişmeleriydi. Özellikle bu oluşumların yazıda gösterilmeye çalışılmasının  sözlük kullanmayı zorlaştırdığını söylüyorlardı.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          -Standart Türkiye Türkçesi konusuna niçin ilgi  duyduğunuzu anlatabilir misiniz?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Dillere hep  hayatımızı kolaylaştıran alet takımlarından biri olarak baktım. Ben geçmiş bir  daha gelmemek üzere geçmiş olduğu için hep hâli ve geleceği düşledim. Standart  Türkiye Türkçesine ilgim de bu sebeple arttı. Çağdaş bir insan olarak kendimi  bir Türkten çok Türkiyeli olarak görmeye çalıştım. Bir milletten olmanın gönül  işi; ama bir dili öğrenmenin akıl işi olduğunu biliyorum. Özellikle doğduğumuz  ülkeyi, anamızı, babamızı, etnik kökenimizi seçemeyiz; ama, yaşayacağımız  ülkeyi, kullanacağımız dili zor da olsa seçebilme ihtimal ve imkânımız vardır.  Ben ve yakınlarım, Türkiye’de yaşıyoruz ve devletimizin resmî dili olan standart  Türkiye Türkçesini bugün kullanıyor; onunla etkinliklerimize değer katıyoruz.  Her üretimimizin olduğu kadar onun da standardını yükseltmenin, yararlılığını  arttırmanın; etnik kökenimiz, dinimiz, ana dilimiz, örfümüz, âdetimiz, hangisi  olursa olsun; Türkiye’de yaşayan herkesin görevi olduğuna inanıyorum. Türkiye  Cumhuriyeti devletinin resmî dili standart Türkiye Türkçesidir. Devlet kurum ve  kuruluşlarında sadece resmî dilin kullanılması gerekir.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          -Ters Sözlük hakkında bize biraz bilgi  verdikten sonra kullanım alanı konusunda düşüncelerinizi bizimle paylaşır  mısınız?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/gelalmaz.jpg" align="left" hspace="12" />          Sözlüklerimiz  gibi, dil bilgisi kitaplarımız da, çok kere başka dillerin dil bilgisi  kitaplarına benzetilerek, aklımıza geldiği gibi yazılmaktadır. Verilen kurallar  ya yanlıştır, ya kesin değildir. Niçin, geniş zamanda /gel-/, /gel-<strong>i</strong>r/;  /gi<strong>t</strong>-/, /gi<strong>d</strong>&#8211;<strong>e</strong>r/; /bi<strong>t</strong>-/, /bi<strong>t</strong>&#8211;<strong>e</strong>r/  olur. Kuralı var mıdır? Yoksa; her bir durumun benzer şekilleri nelerdir ve kaç  tanedir? Daha bunun gibi, yazıma yansıtılsın yansıtılmasın, ekleme sırasında  karşılaşılan nice ses değişmeleri, dil bilgisi kitaplarında gereği gibi ortaya  konulamamıştır. Neden, “at, yağız”; “kedi, kara”; “gömlek, siyah” olur? Bütün bu  değişmeleri yeterince eksiksiz görebilmek için düz sıralanmış<strong> </strong>bir sözlüğe  gerek duyulduğu kadar, özellikle sondan eklemeli bir dil olan Türkçenin, kök,  köken, gövde, taban ve ek arası ilişkilerini görmek için de ters sıralanmış bir  sözlüğe gerek duyulmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Şimdi adını  hatırlayamadığım bir yabancının güzel bir sözü var; anlamca şöyle: “<em>Bir  dilin, bütün bir dil bilgisi değil; belki her ögesinin kendine özel bir dil  bilgisi vardır</em>”. Bir sözlük nasıl eksiksiz düzenlenemezse, bir dil bilgisi  de eksiksiz yazılamaz. Ancak, bir dil bilgisinde kurallar yanlış olmamalı;  eksikler en aza indirilmelidir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Ters sıralanmış  bir sözlük, bize, uyak arama dışında kelime sonlarında hangi harflerin,  dolayısıyla seslerin bulunduğu ve kelimelere ekler getirildiğinde, kelime  sonlarında ve ek başlarında hangi harflerin, dolayısıyla seslerin değiştiği;  hangi eklerin, ne türlü kelimeler türettiği konularında bilgimizi denetlememizi;  dilimizin, eklemeyle ilgili kurallarını daha incelikli belirlememizi; varsa  kural dışı örneklerin, hemen eksiksiz bir listesini oluşturmamızı sağladığı  gibi, söz dizimi konusunda da, düz sıralanmış sözlükte tamlayanlarına göre  verilmiş birleşik yapılara, tamlananlarına göre de ulaşmamızı sağlar.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          -Genel ağ sayfamızda kullanıma açtığımız  Güncel Türkçe Sözlük ve yapısı konusunda neler düşünüyorsunuz? Eleştiri ve  katkılarınızı söyler misiniz?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Yaklaşık on yıl  önce İnternetle ilk tanıştığımda, yabancı dillerdeki sözlükler dikkatimi çekmiş;  standart Türkiye Türkçesinin de en az bir sözlüğünün İnternette bulunmasını  istemiş; bu dileğimi Türk Dil Kurumunun bilim kurulu toplantılarında zaman zaman  dile getirmiştim. Başlangıçta pek ilgi görmeyen bu isteğim birkaç yıldan beri  gerçekleşmiş bulunuyor. Bu yolda çalışan arkadaşlara sonsuz teşekkür ediyorum.  Şimdi Türk Dil Kurumunun İnternete Türkçeden, başta İngilizce olmak üzere  yabancı dillere; ve yabancı dillerden Türkçeye sözlükler; terim sözlükleri  koymasını da bekliyorum. Ayrıca Türkçe sözlüğe telaffuz eklenmesi de  gerekmektedir.</font></p>
<p class="resim_alt" align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">           -Türk Dil Kurumunun diğer çalışmaları konusunda neler söylemek  istersiniz?</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bugünkü durumuyla  Türkçe; İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Fransızca, Almanca, Arapça ve  benzerleri kadar fen bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında yaygın  yararlanılan bir bilim dili değil. Ancak, Türk Dil Kurumu sayesinde en azından  Türkoloji alanında en çok ve en yetkin telif ve tercüme bilim eserini bulunduran  ve evrensel değeri de olan bir kitaplığın sahibi olmuştur.</font></p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          -Sayın Gemalmaz,  değerli düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.</strong></font></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-efrasiyap-gemalmaz-hayati/">Prof. Dr. Efrasiyap Gemalmaz – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-efrasiyap-gemalmaz-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu &#8211; (Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 22:59:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Mazioglu]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Mazioglu Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Mazioglu Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Mazioglunun Yasami]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hasibe Mazioglu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hasibe Mazioglunun Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu (Hayatı) Mesut Çetintaş&#8217;ın Hasibe Mazıoğlu ile yaptığı söyleşiden&#8230; -Sayın Mazıoğlu biraz kendinizden bahseder misiniz? Gördüğünüz eğitim, yetiştiğiniz çevre hakkında neler söylersiniz? Neden Türkoloji gibi bir alanı seçtiniz? Burada özel yaşamımı ve meslek hayatımı ayrıntılı olarak yeniden anlatmak istemiyorum. Harward Üniversitesi yayınlarından Journal of Turkish Studies (Türklük Araştırmaları) 21 1977, Hasibe Mazıoğlu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati/">Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Hayatı)</font></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><em><font face="Maiandra GD">Mesut Çetintaş&#8217;ın Hasibe Mazıoğlu ile yaptığı  söyleşiden&#8230;</font></em></strong></p>
<p align="justify">   <font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong><span class="resim_alt">   <font size="2">          -Sayın Mazıoğlu biraz kendinizden bahseder misiniz?    Gördüğünüz eğitim, yetiştiğiniz çevre hakkında neler söylersiniz? Neden    Türkoloji gibi bir alanı seçtiniz?</font></span></strong></font><font size="2"><font color="#ff0000"><strong><br />
</strong></font><br />
<img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/hasibe.jpg" align="left" hspace="8" /><em><span class="resim_alt">          </span>Burada    özel yaşamımı ve meslek hayatımı ayrıntılı olarak yeniden anlatmak    istemiyorum. Harward Üniversitesi yayınlarından </em>Journal of Turkish Studies<em>    (Türklük Araştırmaları) 21 1977, </em>Hasibe Mazıoğlu Armağanı I-III<em> ile    Bütün Yönleriyle Develi, Bilgi Şöleni, 26-28 Ekim 2002, Bildiriler, s.    425-429’da özel yaşamım ve meslek hayatımla ilgili bilgi bulunmaktadır. Bu    ikisinde bulunan bilgilere doğum yerim, doğum tarihim yetiştiğim çevre ve    ailemle ilgili olarak şunları ekleyebilirim:</em></font></font></p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Bana ‘Nerelisin?’ diye sorduklarında:    ‘Öğünmek gibi olmasın, Kayseriliyim’ derim. Aslında Kayseri’nin ilçesi olan    Develi’denim. Kayseri ile Develi arasında Erciyes Dağı vardır. Yalnız,    Develi’den Erciyes’in görünüşü değişiktir. Kayseri yönü kayalıklı, muhteşem    tek bir zirvedir. Develi’den ise düzgün üç zirve hâlinde görünür. Çok az    yükseklikte olan ortadaki zirvenin üzerinden yaz aylarında bile kar hiç eksik    olmaz. Develi’nin konumu Kayseri’den daha yüksekte, Erciyes’e daha yakın    olduğundan yazları serin olur. Kayseri ile Develi arası 80 km olup    Kayseri-Adana tren yolu üzerindeki Kayseri’nin İncesu ilçesinden ayrılan    asfalt bir yolla Erciyes’in güneyinde bulunan Develi’ye varılır. Develi’nin    bulunduğu yer sapa olup ticarete elverişli değildir. Bundan dolayı gençler    ancak okuyarak iyi bir gelecek elde edebilirler. Bu yüzden Develi’de bütün    çocuklar okutulur. </font></font></p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Develi’nin eski adı Everek’ti.    Selçuklular zamanında Everek’e 4 km uzaklıktaki tepenin üzerinde Dev Ali    adındaki bir Selçuklu kahramanı, askerî yönden önemli olan Kayseri-Adana    yolunun gözetlenmesi için bir gözetleme yeri kurmuş. Dev Ali adının halk    tarafından zamanla Develi biçiminde söylenmesinin yer adı olarak kullanıldığı    halkın anlattığı etimolojik bir açıklamadır. Cumhuriyet&#8217;ten sonra Everek adı    kullanılmamış, Develi bütün ilçenin adı olmuştur. Selçukluların kurduğu    gözetleme yeri olan Develi, Yukarı Develi adıyla Develi ilçesinin bir    mahallesidir. Bu yüzden XIX. yüzyılın tanınmış halk şairlerinden Seyranî    hakkında yayımlanmış ilk eserde Everek adının belirtilmesi gerekli görülmüş    olup: “Ahmet Hazım, Everekli Sânihât-ı Seyranî, 1924” yazılmıştır.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Develi’de eskiden Ermeni ve Rum    çokmuş Ermenilerin çoğu “tehcir” olayında Suriye’ye gönderilmiş. Rumların    hepsi mübadele yoluyla değiştirilerek Yunanistan’a gitmişler, Türklerle    evlenen Rum kadınlardan çocuğunu bırakıp gidenler olmuş. Çocukları olan Ermeni    kadınlar Türk adları alıp Müslüman olduklarını söyleyerek Develi’de    kalmışlardır. Erkek çocuklar büyüyünce ayakkabıcılık, terzilik, marangozluk    gibi işler yaparlardı. Kadınların hepsinin kıyafeti aynı olup kalın siyah    kumaştan etek ve üstlük giyerlerdi. Bunun yas kıyafeti olduğunu sanıyorum.    Genç kadın ve kızların giyinişi normal ve sade idi. Cumhuriyet Döneminde pazar    günleri kiliseye giderek ayinlerini rahat yaparlardı. Develi’de kalanlar birer    birer İstanbul’a göçtüler ve çok zengin oldular. Ancak yeşil Everek’i hâlâ    unutmadıklarını söylerler.<br />
</font></font></p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center> <font face="Maiandra GD"><font size="2">  </font></font><br />
<font face="Maiandra GD"><font size="2"> <span class="resim_alt">          </span>Develi’nin Türk halkı XII. ve XIII.    yüzyıllarda Orta Asya’dan birbiri ardınca sürekli olarak Anadolu’ya gelen Oğuz    Türklerinden güneyde Maraş yoluyla gelmiş olan Türkmen aşiretleridir. Bu    tarihî yerleşme dolayısıyla Develi halkı ile Kayseri halkı arasında Erciyes    Dağı kadar fark vardır. Bu yüzdendir ki ben de Kayseri’de işe yaramayan    okumuşlar sınıfındanım.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">1928 Temmuzunda yeni Türk harflerini    öğretmek için ev kadınları ve okulu eski yazıda bitirenlerle okumakta olan    öğrenciler için “Halk Mektepleri” adıyla kurs açılmıştı. İlkokul ikinci    sınıfta olan küçük ablamın yanında ben de altı yaşında bu kursa giderek    okumayı öğrendiğimden, eylül ayında ilkokula başladım. 1933’te yaşımın    küçüklüğü nedeniyle ortaokula gidebilmem için mahkeme kararıyla yaşım    büyütülerek doğum tarihim nüfusa 1922 olarak kaydedildi.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Ortaokulda başarılı bir öğrenci idim.    Özellikle edebiyat ile Fransızca derslerinde durumum çok iyi idi. Edebiyatı üç    yıl Makbul Özdil Bey okuttu. Makbul Özdil Hoca deneyimli, bilgili, anlayışlı    ve çok kibar bir öğretmendi. Öğrencilerle ayrı ayrı ilgilendiğinden edebiyatı    bütün öğrencilerine sevdirmişti. Makbul Özdil Hocanın dersi beni de    etkilemişti. Edebiyatı çok seviyordum. Yazmış olduğum iki kompozisyon ödevimi    o zamanki adıyla Maarif Vekâletine gönderdiğini söyleyerek beni yönlendirmek    istemişti. 1940 yılının Haziran ayında Kayseri Lisesinin Edebiyat Şubesini    birincilikle bitirmemde ve Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin Türk    Dili ve Edebiyatı Bölümüne girmemde Makbul Özdil Hocamın beni yönlendirmesi    etkili olmuştur.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Türkolojiyi meslek olarak seçmemin    ikinci bir nedeni de ailemin edebiyata ve sanata olan sevgisi ve eğilimidir.    Fakültenin ikinci sınıfında iken İranlı bilgin şair Sa’di’nin tanınmış eseri   <em>Gülistan</em>’ı yaz tatilinde babamla birlikte okumuştuk. O zaman 60    yaşlarında olan babacığım rüştiyede okuduğu Farsçayı unutamamıştı. Hâlâ    sakladığım diplomasında (şahâdet-nâme) şu dersler yazılıdır: Arabî, Farisî,    Türkî, İmlâ ve İnşa, Tarih-i İslâm, Hesap, Hendese, Coğrafya, Sülüs, Rik’a.    Not toplamı pekiyi (aliyyü’l-a’lâ) olan Şahâdet-nâme Muallim-i Evvel,    Muallim-i Sâni ve beş mümeyyizin mühürlü imzası ile 1306’da Develi    Kaymakamlığı tarafından verilmiştir. Bugün edebiyat fakültelerinin Türk Dili    ve Edebiyatı Bölümünde Arapça, Farsça, Rik’a ve Sülüs (Paleografya) seçmeli    yardımcı ders olarak okutulmaktadır.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2"> Ben doğduğumda babam 45, annem 42    yaşındaymış. İkisi erkek dört de kız kardeşin en küçükleri bendim. Anneciğim    Ankara’ya beni görmeye geldiğinde veya ağabeylerimin yanına gittiğinde babam,    annemin özlemiyle yazdığı şiirleri bizlere gönderirdi. Her iki ağabeyim de    vakit buldukça şiir yazarlardı. Büyük ağabeyim saz, küçük ağabeyim de keman    çalardı. Üç ablam eski yazı ile yeni yazıyı okurlar ve yazarlardı. Ortanca    ablam ut dersleri de almıştı. Ben müzikle hiç uğraşmadım. Türk müziği ile    klasik batı müziğini dinlemeyi severim. Benim de aruzla ve serbest olarak    yazılmış birkaç şiirim vardır.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><font color="#ff0000"><strong><span class="resim_alt">          &#8211; Türk dili ile    kültürü ve medeniyeti arasında nasıl bir ilişki vardır?</span><br />
</strong></font><br />
<em><span class="resim_alt">          </span>Dil ile kültür ve medeniyet    arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bu konuda önce dil ile kültür arasındaki    ilişkiyi açıklamaya çalışayım. Yalnız daha önce kültürün ve medeniyetin    tanımının yapılması yararlı olacaktır. Kültür ve medeniyetle ilgili eserlerde    her ikisinin de çeşitli tanımları yapılmıştır. Burada ben kültürün kısa bir    tanımını yaptıktan sonra dil ile olan ilişkisini belirtmeye çalışayım: Kültür,    bir toplumun, bir ülke halkının tarih boyunca toplumsal yaşama biçiminin    bütünüdür. Kültür, o toplumun veya o ülke halkının gelenekleri, ahlak görüşü,    inancı, sanatı gibi toplumsal yaşama özgü maddi ve manevi bütün özelliklerini    içine alır. Dil ile kültürün ilişkisine gelince: Toplumsal bir varlık olan    insanlar konuşmak, düşündüklerini birbirlerine söylemek ihtiyacıyla dili    yaratmışlardır. Dil ile düşünce arasında sıkı bir bağ, karşılıklı bir    etkileşim vardır. Bir insan düşüncesini anlatırken kullandığı sözcüklere özen    gösterdiği ölçüde dilini geliştirir. Ancak dil, asıl eğitim ve öğretimle    geliştirilir. Eğitim ve öğretimde önde gelen en önemli araç dildir. Eğitim ve    öğretimle geliştirilmiş bir dille kültürün tanıtılması daha etkili olur. Bu    yüzden Türk kültürünün dünyaya tanıtılmasında Türk dilinin geliştirilmesi    büyük önem taşır. Türk Dil Kurumunun, daha ilk kurultayında “Türk dilini    kültürümüzün eksiksiz anlatım aracı durumuna getirmek” amacı belirtilmiştir    (İstanbul, 17 Ekim 1933, s. 10; S. D. I, 380).</em></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Dilin medeniyetle olan ilişkisi    üzerinde durmadan önce medeniyetin de bir tanımını yapmaya çalışayım:    Medeniyet, bir toplumun veya bir ülke halkının toplumsal yaşamında bir sorunu    yoksa, insanlar düşünce ve inançlarını belirtmekte özgürse, başkalarının    düşünce ve inançlarına da saygılıysa, insan sevgisi, toplumsal yardım, hoşgörü    gibi insanlık duyguları gelişmişse, eleştiride gerçeği söylemekten    korkulmuyorsa ve kişinin onuru düşünülerek ölçülü davranılıyorsa o toplum    uygar olup medeniyette ilerlemiştir. Böyle bir toplumun insanları    birbirleriyle ilişkilerinde düşünceli ve nazik davranırlar. İnsanlar bu düzeye    eğitim ve öğretimle erişebilir. Dil ve kültür ilişkilerinde olduğu gibi bu    konuda da dil en başta gelen önemli bir araçtır. Uygarlık yani medeniyet    aileden başlayarak eğitim ve öğretimle gelişir. Eğitim ve öğretimin bütün    basamaklarında gençlere yukarıda tanımlamaya çalıştığım niteliklerin    kazandırılması, eğitim ve öğretimin bilimsel temele dayalı programlarla    düzenlenmiş olan Türk dili ve Türk kültürünün okutulup öğretilmesine bağlıdır.    Ulu önder Atatürk Türk milletinin kültürde ve medeniyette yükselebilmesi için    ilimde ve teknikte (fende) yüksek meslek sahiplerinin yetiştirilmesini    istemişlerdir (S. D. I. S. 230). Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve en uygar    ülkeleri düzeyine eriştirmek yüce Atatürk için en büyük ideal olmuştur (S. D.    II, s. 271).</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><font color="#ff0000"><strong><span class="resim_alt">          -Üzerinde    çalışmalar yaptığınız Eski Anadolu ve Osmanlı Türkçesi göz önüne alınırsa Türk    dili, Türk kültürünü ve medeniyeti ne ölçüde yansıtmaktadır?</span><br />
</strong></font><br />
<span class="resim_alt">          </span>Eski Anadolu ve Osmanlı    <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none">   <font color="#000000">Türkçe</font></a>sinin    Türk kültürünü ve medeniyetini ne ölçüde yansıttığı sorusunun yanıtı oldukça    geniştir. Bu geniş kapsamlı soruyu burada ancak özetleyerek yanıtlamaya    çalışayım:</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Eski Anadolu Türkçesi bilindiği üzere    12. yüzyıldan 1453’te İstanbul’un fethine kadar olan dönemdir. 1071’de    Malazgirt zaferiyle Oğuz Türklerine Anadolu’nun kapıları kesin olarak    açılmıştır. 12. yüzyılda Anadolu’nun Türkleştirilmesi mücadelesi verilirken    Oğuz Türklerinin sözlü gelenekle getirdikleri Oğuz Destanı, Ahmed-i Yesevî’nin    hikmetleri, din büyüklerinin kahramanlık destanları, Anadolu’da yaratılmış    olan <em>Battal-nâme</em>, <em>Dânişmen-nâme</em>, <em>Dede Korkut</em> gibi destan    ve hikâyelerle birlikte atasözleri, fıkralar ve masallar vb. ile Türk kültürü    Anadolu’da yerleşmektedir. Bunda savaşçı alperenlerin, şehirlerde ve köylerde    yerleşmiş Türk halkı ile aşiretler arasında dolaşan Ahmed-i Yesevî, Harezmli    Rıfâî, Kalenderî, Hayderî, vb. dervişlerle birlikte Rum (Anadolu) erenleri    abdalların yararları olmuştur. Orta Asya’da Cengiz’in askerlerinin korkunç    yıkıcı istilâsının önünden kaçarak Anadolu’ya sığınan bu derviş grupları    arasında Yesevî, Kübrevî, Rıfâî gibi Sünnî inançlı dervişler yanında, toplum    yaşamına ve karşı şeriata aykırı, Bâtınî düşünceler   <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/hasibe.jpg" align="left" hspace="8" vspace="8" />taşıyan    Kalenderîler gibi yarı çıplak giyinişli, saç, sakal kaşlar tıraşlı cavlaklar (cevlakan)    denen dervişler bulunmaktadır.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Ayrıca Cengiz istilâsından kaçarak    Anadolu’ya sığınmış büyük mutasavvıflar vardır. Daha önce Âlimlerin sultanı (Sultânü’l-ulemâ)    lâkabıyla ünlü Bahaüddin Sultan Veled, oğlu Mevlânâ Celâlüddin ile birlikte    Harezm’de Belh’ten ayrılmış, İran yoluyla Hicaz’a gitmiş, oradan Anadolu’ya    gelerek önce Karaman’da sonra da Konya’da yerleşmiştir. Sultanü’l-ulemâ’nın    talebesi ve Mevlânâ’nın hocası Seyyid Burhanüddin Tirmizî de Konya’da    yerleşmiş mutasavvıf bir bilgindir. Konya’da Sadrüddin-i Konevî, Mahmud-ı    Hayrânî, Kayseri ve Sivas’ta Necmüddin-i Dâye, Tokat’ta Fahrüddin-i Irakî gibi    büyük mutasavvıflar yaşamaktadır. Sadrüddin-i Konevî’yi yetiştiren Muhiddin    İbni Arabî de Anadolu’da büyük ilgi ve saygı görmüştür. Bu mutasavvıflar    eserlerini Farsça ve Arapça yazdıklarından dolayı bunların eserlerindeki    tasavvuf düşüncesinden ancak medreseden yetişmiş olan insanlar    yararlanmışlardır.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Hacı Bektaş-ı Velî Horasan’dan (Nişabur-1271    Hacıbektaş) Anadolu’ya gelmiş bir mutasavvıftır. Ahmed-i Yesevî (öl. 1166)    etkisi altında kalarak onun ocağında yetişmiştir. Anadolu’ya Yesevî’nin    işaretiyle <em>geldiği Vilâyet-nâme</em> menkıbesinde anlatılır. Hacı Bektaş    Selçuklu Devleti’ne karşı isyan eden Baba İshak’ın müritlerindendir. Hacı    Bektaş-ı Veli <em>Makalât</em> adındaki eserini Arapça ile yazmıştır. Hacı    Bektaş şeriata bağlı bir mutasavvıf olduğunu <em>Makalât</em> adlı eseriyle    göstermektedir. Ahmed-i Yesevî’nin <em>Fakr-nâme</em>’siyle aynı konuda yazılmış    olan <em>Makalât</em>’da şeriat, tarikat, marifet ve hakikat ile bunlara bağlı    kırk kapı anlatılır. 14. yüzyılda Yunus Emre’nin etkisi altında şiirler yazan    Said Emre <em>Makalât</em>’ı nesirle, 15. yüzyılda Muhammed Hatipoğlu manzum    olarak Türkçeye çevirmişlerdir. Esat Coşan <em>Makalât</em>’ın eksik ve dağınık    el yazmalarını karşılaştırarak tam metnini tespite çalışmış ve kurduğu metni    Türkçeye çevirmiştir (Seha Neşriyat, Ankara, 1971).</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><em><span class="resim_alt">          </span>Hacı Bektaş-ı Velî şehirlerde halk    arasında özellikle köylerde dolaşarak Türkmenlere tasavvufu anlatmış, onları    aydınlatıp doğru yola yöneltmeye çalışmıştır. Tanrı’ya sevgi ile    ulaşılacağını, Tanrı’nın niteliklerini taşıyan insanı sevmeyi, bütün    insanların kardeş olduğunu, bu yüzden dinî ayrılıkların gereksizliğini anlatan    Hacı Bektaş-ı Veli halk arasında büyük bir ün kazanmıştır. Bektaşîlik tarikatı    Hacı Bektaş-ı Veli tarafından kurulmamıştır. Balım Sultan (öl. 1516) Hacı    Bektaş‘ın düşünceleriyle hakkında söylenegelen  menkıbeleşmiş bilgilerden de    yararlanarak Bektaşîlik tarikatının esaslarını kurmuştur. Bundan dolayı    Bektaşîler Balım Sultanı ikinci pir olarak kabul ederler. Hacı Bektaş’ın    menkıbeleştirilmiş olan hayatını 15. yüzyılın ilk yarısında II. Murad    zamanında yazıya geçirilmiş olan </em>Vilâyet-nâme<em>’den öğrenmekteyiz. (Abdülbaki    Gölpınarlı, </em>Vilâyet-nâme<em>, Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî,    İstanbul, 1958). </em></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><em><span class="resim_alt">          </span>Hacı Bektaş’ın </em>Vilâyet-nâme</font><em><font size="2">’sinde    anlatıldığına göre Ahi Evren de Hacı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu’ya Horasan’dan    gelmiş bir mutasavvıftır. Kırşehir’de kurduğu tekkesinde Horasan’dan getirdiği    Ahilikle ilgili düşüncelerini halka yaymaya çalışmıştır.    Dinî-tasavvufi-ekonomik bir lonca kuruluşu olan Ahilik 13. yüzyılın ikinci    yarısında Selçuklu Devleti’nin zayıfladığı, Moğollara verilen ağır vergiler    yüzünden halkın sıkıntı çektiği bir dönemde çok yararlı olmuş dinî-tasavvufî    toplumsal bir kuruluştur. Zengin kişilerin yardımıyla kurulan vakıfların    imarethanelerinde açlar doyurulmuş, yolcular yaptırılan hanlarda parasız    yatırılmış, yedirilmiştir. İlk kuruluşta dokumacılık ve dericilik (debbağlık)    geçerli iş olduğundan Ahi Evren ilk olarak debbağlık loncasını kurarak    loncanın şeyhi olmuştur. Ahi Evren insanların Ahilik yoluna girerek dine ve    tasavvufa bağlanıp çalışmakla iki dünya için de yararlı bir insan olmalarını    öğütlemiştir. 676 / 1277 tarihinde düzenlenmiş Arapça vakfiyesi Vakıflar Genel    Müdürlüğünde vardır. Vakfiyenin çevirisi de yaptırılmıştır. Elimizde başka    eseri yoktur.</font></em></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD">   <span class="resim_alt"><font size="2">          </font></span><font size="2">    13. yüzyılda Anadolu’da din ve tasavvufun iyice yerleşmiş ve yayılmış olması    edebiyat alanını da etkilemiştir. Şairlerin ve yazarların eserlerinde din ve    tasavvuf konusu ağırlıktadır.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Mevlânâ bütün eserlerini Farsça    olarak yazmıştır. Mevlânâ’nın <em>Dîvân-ı Kebîr</em> veya <em>Şemsü’l-Hakayık</em>    adındaki Divanı’nında Türkçe ancak bir iki dize ve birkaç kelime vardır.    Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled’in Farsça Divan’ındaki tasavvuf konusunda    yazılmış olan Türkçe gazelleriyle Farsça yazılmış <em>İbtidâ-nâme</em>    mesnevisinde 76 Türkçe beyit, <em>Rebab-nâme</em> mesnevisinde 162 Türkçe beyit    vardır. Mecdut Mansuroğlu tarafından<em> Sultan Veled’in Türkçe Manzumeleri</em>    adıyla yayımlanmıştır (İstanbul 1958). Bu Türkçe şiirler daha önce Veled    Çelebi (İzbudak) tarafından <em>Dîvân-ı Türkî-i Sultan Veled</em> adıyla eski    harflerle bastırılmıştı (İstanbul 1341). Sultan Veled’in Türkçe şiirlerinde    dili kuru olup başarılı değildir. Kendisi de Farsça daha kolay şiir yazdığını    söyler. Mevlevîlik tarikatını Sultan Veled kurmuş ve 28 yıl Mevlevî    tarikatının şeyhliğini yapmıştır.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Ahmed Fakih <em>Câmiü’n-nezâir</em>’de    bulunan “Çarh-nâme Der Bî-vefâî-i Rûzgâr” başlıklı tasavvufî şiiriyle ilk kez    Fuat Köprülü tarafından tanıtılmıştır. Köprülü, Fakih’in 13. yüzyılda yaşamış    olduğu görüşündedir. Mevlânâ’nın babası Bahâüddin Veled’in talebesi ve    Mevlânâ’nın da hocası olan Ahmed Fakih ile <em>Çarh-nâme</em> yazarı Ahmed Fakih    karıştırılmıştır. Mevlânâ’nın hocası Ahmed Fakih’in Konya’nın batısında    türbesi vardır. Türbenin kapısı üzerindeki taşta ölüm tarihi h. 618 ve 628    okunabilmektedir. Çünkü taşın tarih kısmında hafif bir kırıklık vardır. Ben de    Konya’da türbeyi ziyaret ettiğimde bu durumu gördüm.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><em><span class="resim_alt">          </span>British Museum Kütüphanesinde    Ahmed Fakih’in </em>Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe<em> adıyla Hicaz’a giderken    ziyaret ettiği camileri anlattığı 339 beyitli bir eserini buldum. Önce </em>   Türk Dili<em> dergisinde ve X. Türk Dili Kurultayı’nda eseri tanıttıktan sonra    yayımladım (TDK yayını 1974). Bu eserin de </em>Çarh-nâme<em>’nin yazarı Ahmed    Fakih’e ait olduğu kanaatindeyim.</em></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><font color="#ff0000"><strong><span class="resim_alt">          -Bu duruma göre bir    yazar hem din hem de tasavvuf konusunda eser verebilir mi?</span><br />
</strong></font><br />
<span class="resim_alt">          </span>Bir yazarın hem din hem tasavvuf    konusunda eserler ve şiirler yazdığının örnekleri çoktur. Vezinleri aynı,    dilleri birbirinden farksız, konuları tasavvuf ve din olan <em>Çarh-nâme</em>    ile <em>Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerife</em>’nin ikisi de Ahmed Fakih’in    eseridir. Fuat Köprülü’nün <em>Çarh-nâme</em> yazarı Ahmed Fakih’in 13. yüzyıl    şairi olduğunu herhangi bir araştırma gereğini duymadan ben de kabul etmiştim.    Osman Fikri Sertkaya’nın Ahmed Fakih’in dil özelliği dolayısıyla 14. yüzyılın    ikinci yarısı ya da 15. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olabileceğini ve <em>   Çarh-nâme</em> sahibi olan Ahmed Fakih’ten başka bir Ahmed Fakih olduğunu ileri    sürmesi yetersiz bir dayanaktır. Bir eserin yalnız dili, yazıldığı zamanı    göstermeye yetmez. 13. yüzyılda Dehhânî’nin, 14. yüzyılın başında Yunus    Emre’nin (öl. 1320) dillerinin özelliğinden ve güzelliğinden dolayı 15. yüzyıl    başında yaşadıklarını söyleyebilir miyiz? Ben <em>Çarh-nâme</em> ile <em>   Mesâcidi’ş-Şerîfe</em> yazarı Ahmed Fakih’in en geç 14. yüzyılın ilk yarısında    yaşamış olacağını söyleyebilirim.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">13. yüzyıl şairlerinden Dehhânî    Horasan’dan gelerek Konya’da I. Alâüddin Keykubad (veya III. Alâüddin Keykubad)    zamanında yaşamıştır. Dehhânî’nin Alâüddin Keykubad’a yazdığı bir kasideyle 6    gazeli vardır. Kasidesinde memleketine dönmesi için padişahtan izin    istemektedir. Alâüddin Keykubad’ın emriyle yazdığı 20 bin beyitli Farsça    Şehnâme kaybolmuştur. Dehhânî usta bir şairdir. Kasidesinde ve gazellerinde    dilinin güzel ve akıcı olması Farsçayı çok iyi bilmesi yüzündendir. Anadolu’da    divan şiirini ilk başlatan şair Dehhânî’dir.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Şeyyad Hamza’yı da ilk kez tanıtan ve    13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış olduğunu bildiren Fuat Köprülü’dür. Şeyyad    Hamza gezgin bir şair olup aruz ve hece vezinleriyle din ve tasavvuf konusunda    şiirler yazmıştır. Kızının Akşehir’de bulunan mezar taşından, Şeyyad Hamza’nın    Akşehir’den veya yöresinden olduğu sanılmaktadır. Din dışı konuda iki gazel    ile doğu Türkçesine yakın bir de gazel yazmıştır. Şeyyad Hamza’nın <em>Yûsuf ve    Zeliha</em> mesnevisi Anadolu’da bu konuda yazılmış ilk eserdir. <em>Yûsuf ve    Zeliha</em>’nın elde bulunan tek ve bozuk yazması Dehri Dilçin tarafından Türk    Dil Kurumu yayını olarak bastırılmıştır (1946). 1529 beyit olan eldeki tek    yazmada bulunan dil bozuklukları düzeltilemediğinden eserin dilinden yeterince    yararlanılamamaktadır. Metin Akar tarafından yayımlanan bir kasidesinde veba    salgınını anlatması, kasidenin sonunda tarihini de vermiş olmasından Şeyyad    Hamza’nın 14. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı kesinleşmiştir. Metin Akar bu    önemli bilgiyi V. Millî Türkoloji Kongresi’ndeki (1983) bildirisiyle    duyurmuştur.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">13. yüzyılın ikinci yarısı ile 14.    yüzyılın başlarında yaşamış olan Yunus Emre (1240-1320) yalnız Eski Anadolu    Türkçesi döneminin değil Anadolu’da gelişen Türk dili ve edebiyatının en büyük    ilk şairidir. Yunus Emre, dehasıyla Oğuzcanın yaşadığı dönemde mükemmel edebî    bir dil olduğunu şiirleriyle göstermiştir. 13. yüzyılda Anadolu’yu kaplamış    olan tasavvuf düşüncesini en rahat bir söyleyişle şiirlerinde anlatmıştır.    Yunus Emre’nin içtenlikle söylediği şiirleri sekiz yüzyıl boyunca canlılığını    yitirmemiş, her devirde halkın en çok severek okuduğu tek şairimiz olmuştur.    İlahi aşkın yüceliğini, Tanrı aşkının gerçek aşk olduğunu içten duymuş, gece    ve gündüz (dün ü gün) hep bu heyecanın coşkusuyla yaşamıştır. Bazı yazarların    hümanist (insanlık yanlısı) bir şair olduğunu vurguladıkları Yunus Emre insan    sevgisinde ruhunun bütün inceliklerini doruğa çıkarmıştır. Tasavvuf ona yetmiş    iki millete bir gözle bakılmasını öğretmiştir.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Yunus Emre’nin en çok okunan şiirleri    hece vezniyle millî nazım birimimiz olan dörtlük biçiminde söylenmiş    olanlardır. Bunlar yazma Yunus Emre divanlarında divan şairlerinin şiirleri    gibi beyitler hâlinde yazılmıştır. Onun aruz vezniyle yazdığı şiirleriyle <em>   Risâletü’n-Nushiyye</em> adındaki tasavvuf ve ahlak konulu mesnevisi de ustaca    yazılmış şiirlerdir. Yunus Emre’nin dili arı bir Türkçe değildir. Arapça ve    Farsça kelimelerin de kullanıldığı herkesin anlayabileceği sade bir Türkçedir.    Yunus Emre’nin etkisiyle 14. yüzyılda şiirler yazan Said Emre ile tasavvuf    konusunda manzum ve mensur eserler yazmış olan Kaygusuz Abdal tasavvufi halk    edebiyatını başka bir deyişle tekke edebiyatını başlatmışlardır.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">14. yüzyıldan 15. yüzyılın ortasında    1453 İstanbul’un alınmasına kadar süren Beylikler Döneminin Türk dilinin    gelişmesine büyük katkısı olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti Döneminde    Anadolu’nun uç sınırlarına çoğu Türkmen aşireti olan beyler yerleştirilmişti.    Selçuklu Devleti 1343’te Moğollara Kösedağ Savaşı’nda yenilmiş, 1346’da Sultan    II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in de ölümüyle büsbütün zayıflayarak Moğolların    egemenliği altına girmiştir. Selçukluların gücünü yitirmesini ve Moğolların    bütün Anadolu’yu ele geçirmemiş olmasını fırsat bilen uç beylerinin    özgürlüklerini elde etmesiyle büyüklü küçüklü yirmi kadar beylik ortaya    çıkmıştı. Beyliklerin başında bulunan beylerin yeterli kültürleri    bulunmadığından, Arapçayı ve Farsçayı da bilmediklerinden bilginleri,    yazarları ve şairleri korumuşlar, kendilerinin ve halkın yararlanması için    onlardan din, ahlak, tarih, tıp gibi konularda eserler yazmalarını, tanınmış    Arapça ve Farsça eserlerinden de Türkçeye çeviriler yapmalarını istemişlerdir.    Bundan dolayı yazarların ve şairlerin sayıları arttığı gibi telif ve tercüme    pek çok eser yazılmıştır. Din ve tasavvuf konusunda yazılan eserlerden başka    din dışı konularda da eserler, şiirler yazılmış, şairler divanlar    düzenlemişlerdir. 14. yüzyılda yazılmış bütün eserlerde 13. yüzyılda olduğu    gibi Arapça, Farsça kelimeler ve tamlamalar bulunmakla birlikte Türkçe    kelimeler ağırlıkta olup dil çok sadedir.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font></font></span><font face="Maiandra GD"><font size="2">Beyliklerde beyler birbirleriyle    yarışırcasına bilginleri, yazarları, sanatçıları koruduklarından beyliklerin    bazılarında daha çok eser ortaya konmuştur. Aydınoğulları bölgesinde Hacı Paşa    adıyla ünlü Celâlüddin Hızır (1325-1425) tıpta Arapça olarak çok önemli    eserler yazmıştır. Aydınoğlu Mehmed Bey adına 1381’de Arapça olarak yazdığı <em>   Şifâu’l-eskam ve devâu’l-âlâm</em> adlı önemli eserinden dolayı Hacı Paşaya    Anadolu’nun İbn-i Sînâ’sı denilmişti. Mehmed Bey adına <em>Kısasu’l-Enbiya</em>    ile <em>Tezkiretü’l-Evliyâ</em> adında iki eser de Arapçadan çevrilmiş olup    kimin çevirdiği bilinmemektedir. Mehmed Beyin oğlu İsa Beyin isteği üzerine    Hacı Paşa, tıptaki bilgisini <em>Teshîlü’ş-şîfâ</em> adlı eseriyle özetleyerek    onun yararlanmasını sağlamıştır. Kütüphanelerde kısaca <em>Teshîl </em>adıyla    kayıtlı olan bu eser halk tarafından da çok okunmuştur. Fahrî adındaki şair    İsa Beyin isteği üzerine Nizâmî’nin Farsça <em>Hüsrev ü Şîrin</em> mesnevîsini    Türkçeye çevirmiştir (Barabara Flemming, 1974, Wiesbaden). Mehmed Beyin oğlu    Aydınoğlu Umur Bey adına Kul Mes’ud aslı Sanskritçe olan ahlaki hayvan    hikâyeleri Kelile ve Dimne’yi Farsçadan Türkçeye çevirmiştir.</font></font></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="justify">&nbsp;</p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 15pt; padding-bottom: 0px" align="right"> <span lang="en"><font face="Maiandra GD"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-2/" style="text-decoration: none; font-weight: 700"> <font color="#6699ff">»  Devamı »</font></a></font></span></p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati/">Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu &#8211; (Hayatı &#8211; 2)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 22:48:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Mazioglu]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Mazioglu Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Mazioglu Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Mazioglunun Yasami]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hasibe Mazioglu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hasibe Mazioglunun Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu (Hayatı &#8211; 2) Mesut Çetintaş&#8217;ın Hasibe Mazıoğlu ile yaptığı söyleşiden&#8230; Germiyan Beyliğinde Şeyhoğlu Sadrüddin Merzuban-name ile Kabus-name’yi Germiyanoğlu Süleyman Şah adına Farsçadan çevirmiştir. Merzuban-name aslı Hintçe olan öğretici hayvan hikâyeleridir. Sadrüddin’in Farsçadan yaptığı bu çeviri Zeynep Korkmaz tarafından yayımlanmıştır (1973). Kabus- name de Farsça bir nasihatname olup öğretici bir eserdir. II. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-2/">Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu – (Hayatı – 2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px;" align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: x-large;">Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu</span><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 18pt;"><br />
</span></span><span style="font-size: 15pt; color: #ff6600; font-family: 'Maiandra GD';"> (Hayatı &#8211; 2)</span></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px;" align="center"><strong><em><span style="font-family: 'Maiandra GD';">Mesut Çetintaş&#8217;ın Hasibe Mazıoğlu ile yaptığı söyleşiden&#8230;</span></em></strong></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: small;"><br />
<em>Germiyan Beyliğinde Şeyhoğlu Sadrüddin </em>Merzuban-name<em> ile </em>Kabus-name<em>’yi Germiyanoğlu Süleyman Şah adına Farsçadan çevirmiştir. </em>Merzuban-name <em>aslı Hintçe olan öğretici hayvan hikâyeleridir. Sadrüddin’in Farsçadan yaptığı bu çeviri <img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-98183" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati.jpeg" alt="prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati" width="148" height="146" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati.jpeg 148w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-50x50.jpeg 50w" sizes="(max-width: 148px) 100vw, 148px" />Zeynep Korkmaz tarafından yayımlanmıştır (1973). </em>Kabus- name<em> de Farsça bir nasihatname olup öğretici bir eserdir. II. Murad’ın emriyle Mercimek Ahmed’in sade bir dille yaptığı </em>Kabus-name<em> çevirisi bastırılmıştır. (O. Ş. Gökyay, İstanbul, 1944) Şeyhoğlu Mustafa’da 1387’de yazdığı 7640 kayıtlı büyük mesnevîsi </em>Hurşid-nâme<em>’yi de Germiyan Beyi Süleyman Şah adına yazmıştı. Candaroğullarından İsfendiyar Beyin adına </em> Cevâhirü’l-esdâf<em> adıyla </em>Kur’an<em> çevirisi yapılmıştır.</em><br />
Beylikler zamanında hayvan bakımı ile ilgili olarak <em>Baytar-nâme</em> çevirisi avcılıkla ilgili <em>Bâz-nâme</em>, kıymetli taşlar hakkında <em>Cevâhir-nâme</em>, rüyaları açıklayan <em>Tabir-nâme</em> gibi pratik hayatta yararlı olan eserler de yazılmıştır. Beyliklerin başındaki beyler yazarları, şairleri, sanatkârları koruyarak beyliklerini kültür ve sanat yönünden değerli ve güzel eserlerle zenginleştirmişlerdir. Camiler, medreseler, hanlar, hamamlar gibi yapılarda mimarlar kendilerine özgü değerli buluşlar göstermişlerdir. Taş ve tahta işçiliğinde insanı hayrette bırakan incelikte ve güzellikte sanat eserleri yaratılmıştı.</p>
<p>Yukarıda Beylikler Döneminde yazılmış olan eserlerden çok kısa olarak söz edebildim. Bu dönemde yazılmış olan bütün eserler hakkında <em>benim Türk Ansiklopedisi</em>’ne yazdığım Eski Türk Edebiyatı maddesinde daha geniş bilgi bulunmaktadır (cilt XXXII, 1982, s. 80-134) 14. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Gülşehrî ile Âşık Paşa iki büyük mutasavvıf şairdir. Gülşehrî’nin <em>Mantıku’t-tayr</em> ve Âşık Paşanın <em>Garib-nâme</em> adlı mesnevileri halka tasavvufu öğretmek için yazılmış iki önemli eserdir. Adı Süleyman olan Gülşehrî Ahi Evren’in dervişidir. Gülşehrî Kırşehir (Gülşehir)’de kurduğu tekkesinde tasavvufu özellikler de Mevlevîliği yaymıştır. Gülşehrî <em>Mantıku’t-tayr</em> adlı eserini 1317’de bitirir. Eser İranlı tanınmış mutasavvıf şair Feridüddin Attâr’ın <em>Mantıku’t-tayr</em> adlı eserinden yapılmış bir çeviridir. Ancak Attâr’ın eserinin tam bir çevirisi değildir. Attâr’ın eserine bazı yerlere Mevlâna’nın <em>Mesnevî</em>’sinden, <em> Kelile ve Dimne</em>’den, <em>Kabus-name</em>’den alınmış olan metne uygun hikâyeler konularak yapılmış bir çeviridir. Böylece Gülşehrî’nin <em>Mantıku’t-tayr</em>’ı telif bir eser hâlini almıştır. Gülşehrî <em>Mantıku’t-tayr</em>’ın içinde Kudûrî (972-1037) den fıkıhla ilgili manzum bir çeviri yaptığını yazmışsa da eser elde yoktur. Gülşehrî bir gazelinde kasideler, gazeller yazdığını söyler. Ancak elimizde yalnız yedi gazeli vardır. (A. Sırrı Levend, <em>Mantıku’t-tayr</em>, TDK yayını, tıpkı basım, s. 30-31) Gülşehrî’nin tasavvuf konusunda Farsça olarak yazıdğı <em>Felek-nâme</em> (Sadettin Kocatürk, Ankara 1982) ile <em> Kerâmât-ı Ahi Evren</em> (Franz Taeschner, Wiesbaden 1955) yayımlanmıştır. Bu son eserin Gülşehrî’nin olduğu şüphelidir. Gülşehrî’nin bir şair olduğu Mantıku’t-tayr’ı ile gazellerinden anlaşılmaktadır. Gülşehrî’nin dili sade, üslubu akıcıdır. Şiirlerinde şairliği ile övünmüş olduğundan çağdaşı şair Ahmedî tarafından eleştirilmiştir.</span></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Âşık Paşa da Gülşehrî gibi 14. yüzyılın önemli bir kültür merkezi olan Kırşehir’dendir. Âşık Paşa&#8217;nın dedesi Baba İlyas Anadolu’ya Horasan’dan gelmiştir. Babası Muhlis Paşa Anadolu’da doğmuştur. Kırşehir’de doğan Âşık Paşa iyi bir öğrenim görmüş, Arapçayı, Farsçayı ve İslami ilimleri öğrenmiştir. Oğlu Elvan Çelebi <em>Menâkıbu’l-Kudsiye</em>’sinde yazdığına göre Âşık Paşa dünya işleri ile uğraşmayıp kendisini yalnız tasavvufa vermiş bir mutasavvıftır. 10 bin beytin üzerinde olan <em>Garib-nâme</em> eserini halka tasavvufu öğretmek için yazmıştır. Mevlâna’nın <em>Mesnevi</em> ile halka tasavvufu öğretmek ve yaymak isteğini Âşık Paşa Türk diliyle yazarak yerine getirmiştir. Âşık Paşa&#8217;nın 1330’da bitirdiği <em>Garib-nâme</em>’de Türk diline kimsenin önem vermemesi ve Türklerin hiç beğenilmemesi yüzünden millî duygularını yaralamıştır. <em>Garib-nâme</em>’de dile getirdiği yakınmaları arasındaki &#8221;Türk diline kimesne bakmazıdı <em>Türklere hergiz gönül akmazıdı</em>&#8221; <em>beytiyle Türk’e ve Türkçeye önem verilmesini istemiştir. Âşık Paşa&#8217;nın bu ünlü beyti dilini seven her Türk için geniş anlamlı özlü bir söz, bir uyarıdır. Türk Dil Kurumu </em>Garib-nâme<em>’nin güzel bir yazma nüshasının metnini tıpkıbasım olarak 4 cilt hâlinde yayımlamıştır (İstanbul 2000). Eser Kemal Yavuz tarafından baskıya hazırlanmıştır.</em></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><em>Eski Anadolu Türkçesinde dinî-destani konuda yazılmış mesneviler de vardır. Peygamber’in mucizelerinin anlatıldığı </em>Kesikbaş Destanı<em>, </em>Güvercin Destanı<em>, </em>Ejderha Destanı<em>, </em>Geyik Destanı<em> gibi. Bunların yazarları belli değildir. Destanın bir yazmasının (altında bulunan ad ile) değişik nüshalarında farklı adlar bulunduğundan yazar ile destanı anlatan karıştırılmıştır. Bu yüzden destanı yazanın hangisi olduğunun tespit etmek güçtür. Dinî-destani konularda yazılmış başka mesneviler de vardır. Tursun Fakı’nın </em>Kıssa-i Mukaffa<em> adıyla Peygamber’in Mukaffa adındaki putla savaşı, Maazoğlu Hasan’ın Selâsil Kal’ası, Cenâdil Kal’ası savaşları, Meddah Şâzî’nin Maktel-i Hüseyin’i gibi konularda yazılmış bu dinî-destanî hikâyeler halk meclislerinde kıssa-hân denilen hikâye okuyucular tarafından anlatılmıştır. Dinî-destani mensur destanlardan Hamzavî’nin Hamza-nâme’si, Ebû Müslim Destanı, Battal-nâme, Dânişmend-nâme, Dede Korkut Destanı da halk meclislerinde okunan ve ilgiyle dinlenen hikâyelerdir.</em></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><br />
<img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-98184" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-300x225.jpg" alt="prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati" width="300" height="225" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-300x225.jpg 300w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati.jpg 480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />14. yüzyılda şair ve yazar sayısının arttığını din ve tasavvuf dışı şiirler ve eserler yazıldığını ve divanlar düzenlendiğini söylemiştim<em>. Kadı Burhanüddin’in Divanı</em>’nın British Museum’da bulunan tek yazma nüshasının Türk Dil Kurumu tarafından tıpkıbasımı yapılmıştır (1944). Muharrem Ergin tıpkıbasım hâlindeki <em>Kadı Burhaneddin Divanı</em>’nı yeni harflerle yayımlamıştır (1980). Ahmedî Divanı basılmamıştı. Tunca Kortantamer’in doktora tezi olan Ahmedî Divanı üzerindeki incelemesi Almanya’da bastırılmıştır (Fribourg, 1973). Şeyhî Divanı’nın en eski yazmasının tıpkıbasımı Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanmıştır (1946). Divanın içinde bulunan Har-nâme 126 beyitli küçük bir mesnevi olup sosyal hiciv konusunda yazılmıştır. Har-nâme Divan şiirinde zarif ve ince hiciv örneği olarak çok tanınmış bir mesnevîdir. Ali Nihat Tarlan’ın <em>Şeyhî Divanı’nı Tetkik</em> (1964) adlı önemli eserinden başka Mustafa İsen-Cemal Kurnaz Şeyhî Divanı’nı yeni harflerle bastırmıştır (Akçağ yayını, Ankara 1990).</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Ahmed-i Dâî <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com//"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> ve Farsça olmak üzere iki divan düzenlemiştir. Türkçe Divanı’nı Mehmet Özmen yayımlamıştır (Konya, 1949). Ahmed-i Dâî’nin hayatı ve eserleri üzerinde İsmail Hikmet Ertaylan değerli bir monografi yayımlamıştır (İstanbul 1952). Fatih’in babası II. Murad’a Şehzadeliğinde hocalık yapmış olan Ahmed-i Dâî’nin eserleri hakkında Ertaylan ‘ın kitabında verilen eserler içerisinde ona ait olmayanlar da vardır. Bununla birlikte Ahmed-i Dâî kesin olarak 13 değerli eser yazmıştır. Şehzade Murad’ın yararlanması için yazdığı <em>‘Teressül</em> mektup yazma kurallarını öğreten bir inşa kitabı olup medreselerde de okutulduğundan kütüphanelerde yazma nüshaları çoktur.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">14. yüzyılda Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış belli başlı mesneviler Ahmedî’nin tıp konusunda yazılmış <em>Tervîhü’l-ervâh</em>’ı 10 bin beyit dolayında büyük bir mesnevi olup basılmamıştır. Ahmedî’nin tanınmış bir mesnevî olan 8754 beyitli <em>İskender-name</em>’si bastırılmıştır (İsmail Ünver 1983). Şeyhî’nin 6944 beyit olan <em>Hüsrev ü Şîrin</em>’i Faruk Timurtaş tarafından bastırılmıştır (İstanbul, 1963). Daha sonraki yüzyıllarda bu konuda yazılmış olan mesnevilerin de en güzeli olduğu görüşü yaygındır. Şeyhî’nin Divan’ı içinde bulunan 126 beyitli sosyal mesnevîsinden daha önce söz etmiştim. Ahmed-i Dâî’nin <em>Çeng-nâme</em> adındaki tasavvufi-temsilî eseri orijinal konusuyla dikkat çekici bir mesnevidir (Gönül Alpay Tekin, Cambridge, 1975).</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış olup konularının ağırlığı din ve tasavvuf dışı olan romantik aşk hikâyeleri vardır. Bunların çoğu bastırılmıştır. Yayımlanmamış olanlar daha azdır. Bunlar <em>Yûsuf ile Züleyhâ</em>, <em>Ferhâd ile Şîrin</em> veya <em>Hüsrev ü Şîrin</em> vb. adlarla yazılmış olan mesnevilerdir. Bunlar İran edebiyatında daha önce yazılmış olan mesnevilerin çevirileridir. Şairlerimiz İran şairlerinin yazdıkları mesnevileri çevirirken çok kez yalnız konuyu alarak olaylarda değişiklikler yapmışlar, bazı olayları eklemişler veya çıkarmışlardır. Mesnevideki kahramanların adlarını da ya aynen almışlar veya değiştirmişlerdir. Şairlerimiz yaptıkları bu değişikliklerle kendi şairlik güçlerini gösterebilmek için edebî bir yarış yapmak gereğini duymuşlardır. Yazarların bir konuyu birkaç kez yazmalarının İslami edebiyatta ve Batı edebiyatlarında örneği çoktur. Hatta hem İran şairleri hem divan şairleri aynı konuyu birkaç kez yazmışlardır. Önemli olan konunun işlenişi ve ortaya konan eserin sanat değeridir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Eski Anadolu Türkçesiyle <em>Kur’an</em>’daki Yûsuf Suresi’den ilham alınarak romantik mesneviler yazılmıştır: Bunlardan Şeyyad Hamza’nın <em>Yûsuf ve Zelihâ</em> mesnevisini Dehri Dilçin’in yayımladığını söylemiştim (TDK yayını İstanbul 1946). Sulı Fakih’in <em>Yûsuf ve Zeliha</em>’sı yayımlanmamış olup üç bin beyitten fazladır. Erzurumlu Darîr’in <em>Kıssa-i Yûsuf </em>da denilen <em>Yûsuf ü Züleyhâ</em> mesnevisi Leylâ Karahan tarafından bastırılmıştır (TDK yayını, 1994).</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Nizâmî aslında Türk olan büyük bir şairdir. Farsça ile yazdığı beş mesnevisi (Penc Genc) bizim şairlerimizi çok etkilemiştir. Eski Anadolu döneminde Nizâmî’nin mesnevileri az çok değiştirilerek Türkçeye çevrilmiştir. Bunlardan Şeyhoğlu Mustafa’nın 1387 de yazdığı 1740 beyitli <em>Hurşid-nâme</em>’sini Hüseyin Ayan Atatürk Üniversitesi yayını olarak bastırmıştır (1979). Ahmedî’nin 1403’te yazdığı 4799 beyit olan <em>Cemşîd u Hurşîd</em> mesnevisini Mehmet Akalın Atatürk Üniversitesi yayınları arasında bastırmıştır (Ankara, 1975).</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Yine Nizâmî’nin Eski Anadolu Türkçesiyle yapılan çevirilerinden Fahrî’nin 1367’de yazdığı <em>Hüsrev ü Şîrin</em>’i Barbara Flemming tarafından yayımlanmıştır (Wiesbaden 1975). Şeyhî’nin II. Murad adına çevirdiği <em>Hüsrev ü Şîrin</em> mesnevîsi Faruk Timurtaş tarafından bastırılmıştır (İstanbul 1990).</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış <em> Süheyl ü Nev-bahâr</em> ile <em>Işk-nâme</em> mesnevilerinin Farsça hangi eserlerden çevrilmiş olduğu belli değildir. 1354’te yazılmış olan 5703 beyitli <em>Süheyl ü Nev-bahâr</em> Hoca Mes’ud tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Cem Dilçin’in doktora tezi olarak hazırladığı eseri Atatürk Kültür Merkezi bastırmıştır (Ankara 1991).</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Mehmed’in <em>Işk-nâme</em>’si Ferrûh ile Hümâ arasındaki aşkın hikâyesidir. Farsça aslından Doğu Türkçesine nesirle çevrilmiş bu hikâyeyi Mehmed manzum olarak yazmıştır. 8000 beyitten fazla olan hikâye 1398’de bitirilmiştir. Bibliothèque Nationale’de tek yazması bulunan bu romantik mesnevîyi Sedit Yüksel yayımlamıştır (İstanbul, 1965).</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><em>Yukarıda özetle anlatmaya çalıştığım Eski Anadolu Türkçesi Döneminde bilginlerin, şairlerin, sanatkârların eserleriyle Türk dilinin, Türk kültürünü ve medeniyetini geniş ölçüde yansıtmış olduğu açıkça görülmektedir.</em></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span class="resim_alt"> -14. yüzyıldaki bu edebî miras Osmanlı Devleti Döneminde şair ve yazarları nasıl etkilemiştir?</span><br />
</strong></span><br />
Fatih Sultan Mehmed 1453’te Doğu Roma İmparatorluğu’nun merkezini fethederek Osmanlı Devleti’ne başkent yapınca en büyük arzusu öncelikle İstanbul’u doğunun en büyük kültür merkezi yapmak olmuştur. Bunun için İran’dan, Arabistan’dan gelen şairlere ve sanatçılara çok ilgi göstermiştir. Padişahın bu ilgisi İstanbul şairlerinin yakınmalarına neden olmuştur. İyi bir şair ve usta bir hattat olan Priştinalı Mesihî şöyle yakınır:</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><em>Mesihî gökten insen sana yer yok</em> <em>Yürü var gel Arabdan ya Acemden</em> Fatih’in amacı Araptan ve Acemden gelen şair ve sanatçıların Türk şair ve sanatçılarını yetiştirmesidir. Ne var ki bu durum Türk şairlerinin Arapça ve Farsçaya daha çok yönelmelerine neden olmuştur. Bu duruma tepki olarak 15. yüzyılda Aydınlı Visâlî, 16. yüzyılda Edirneli Nazmi, Tatavlalı Mahremî Arapça Farsça kelime kullanmadan şiirler yazarak “Türkî-i basît” denen bir yol açmak istemişlerse de özellikle o dönemde şairler için çok zor olan bu tarz tutunmamıştır. Bu yüzden edebiyat tarihimizde Klasik Devir denen 16 ve 17. yüzyıllarda divan şiirinde Türkçe daha çok kaside alanında Arapçanın ve Farsçanın gerisinde kalmıştır.16. yüzyılda özellikle de 17. yüzyıldan itibaren mesnevilerde yerli renklere önem verilmesinin gittikçe artması Türkçenin daha çok kullanılmasına yardım etmiştir. Türk dili sağlam gramer yapısıyla kaside ve özellikle de gazelde ahenkli ve güzel sesini her yüzyılda daha çok duyurmuştur. Böylece Osmanlı Türkçesi şiir alanında doruğa yükselmiştir. Ancak Osmanlı Türkçesinin Türk kültürünü ve medeniyetini yeterince yansıtmış olduğu söylenemez.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span class="resim_alt"> -Bir Türkolog olarak Eski Anadolu Türkçesini ele alırsak, söz gelimi 12. ve 14. yüzyıl Anadolu Türkçesi ile Orta Asya Türkçesi ne kadar benzeşmektedir?</span><br />
</strong></span><br />
12. ve 14. yüzyıl Anadolu Türkçesi ile aynı yüzyılda Orta Asya’daki Türkçesi kökleri bir olan iki lehçedir. Coğrafi ve tarihî sebeplerle aralarında farklılıklar meydana gelmiştir. Bu yüzden kelimelerdeki fonetik ayrılıklar yanında kelime yapımında (morfoloji) kelimelerin önüne ve sonuna getirilen eklerde değişiklikler olmuştur. Ayrıca yakın komşularından giren yabancı kelimelerle söz hazineleri değişmiştir. Doğu Türkçesi benim çalışma alanım değildir. Bu konuda örneklerle karşılaştırmalar yapılarak her iki lehçe arasındaki ayrılıkların birer birer gösterilmesi gerekir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span class="resim_alt"> -Türk medeniyetinin nasıl bir geleceğe uzandığını Türk dilinden yola çıkarak nasıl açıklayabiliriz?</span><br />
</strong></span><br />
İlimde ve teknikte ilerlemiş ülkelerin çalışma yöntemlerinden, ilim ve teknik alanlardaki üstünlüklerinden yararlanabilmek için Türkçenin ilim dili olarak geliştirilmesi üzerinde önemle durmamız gerekmektedir. Ancak bu sayede medeniyette ilerleyebiliriz. Türkiye’de eğitim ve öğretimin bazı meslek okulları ve üniversitelerde yabancı dilde yapılmasının Türkçenin bilim dili olarak gelişmesini önleyeceği kanısındayım. Medeniyette ilerleyememenin en büyük sebebi budur. Bilimde kullanılan yabancı terimlere Türkçe karşılıkların bulunması Türk dilinin bilim dili olarak gelişmesinin tek yoludur. Ancak pek çok ulusun ortak olarak kullandığı yabancı sözcüklerden televizyon, radyo sinema gibi yaygın olanları biz de kullanıyoruz. Yalnız bunlarla ilgili terimlere Türkçe karşılıklar bulmalıyız. Devlet dairelerinde, hastanelerde yabancı bir çok kelime ve terim maalesef yerleşmiş durumda. Medya, spor ve moda yoluyla giren yabancı kelimeler bir bilgiçlik gösterisi olarak kullanılıyor. Mağazalar, dükkânlar, çiçekçiler vb. tabelalarında yabancı kelime yazarak müşteri çekmeye çalışıyor. Onlar için para millî duygudan önce geliyor. Bütün bunlar dil bilincimizin yetersiz olmasından ileri geliyor. Bu bilinci ancak eğitimle güçlendirebiliriz. İlkokulda ve ortaöğretimde Türk diline ve kültürüne ağırlık verilip okutulması yararlı olacaktır. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim: Türk dili bilimsel bir dil olarak gelişmedikçe Türk medeniyeti çağdaş bir düzeye erişemeyecektir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span class="resim_alt"> -Bir Türkolog olarak tarihten günümüze Türkiye Türkçesi açısından düşünecek olursak bir dil felsefesinden söz edilebilir mi?</span><br />
</strong></span><br />
Türkler Orta Asya’da tarih sahnesinde göründükleri çok eski dönemlerden beri <em>dillerini yitirmeyerek</em> varlıklarını ve kimliklerini koruyabilmişlerdir. Türk insanı yaratılışında bulunan yöneticilik karakteriyle her dönemde Türk boylarını bir araya getirerek bir devlet kurmuştur. Çeşitli nedenlerle yıkılan bir Türk devleti yok olmayıp arkasından yeni bir devlet kurulmuştur. Kurulan her devletin adaleti ve çalışkanlığı, Türkün yaratılışındaki doğruyu, yeniliği ve güzelliği sevme eğilimi ve yardımlaşma duygusu ile kurulan her yeni devlet, döneminin en güçlü devleti olmuştur. Böylece Türklerin yok olmamaları dillerini korumaları sayesinde mümkün olmuştur. Bu durum Türk dilinin bir felsefesidir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Atatürk’ün Afet İnan’ın <em>Medenî Bilgiler</em> kitabına (Ank. 1969) kendi el yazısıyla yazdıkları düşünceleri de Türk dilinin felsefesidir: “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkı Türk milletidir. Türk milleti demek Türk dili demektir. Türk dili Türk milleti için en kutsal bir hazinedir, çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlakını, ananelerini, hatıralarını, menfaatlerini, kısacası bugün kendi milletini yapan her şeyinin dili sayesinde muhafaza olunduğunu gösteriyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir.”</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span class="resim_alt"> -Genç bilim adamlarına Türkoloji alanının özellikleriyle ilgili olarak ne gibi bilgi donanımlarını önerirsiniz? Türkologlar hangi tür yan bilgi alanları ve dallarıyla yüklü olmalıdırlar?</span><br />
</strong></span><br />
Türkoloji alanında çalışan gençlere önerilerim şunlar olacaktır:</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">1. Gençlerin Türkolojide seçtikleri uzmanlık alanının başından başlayarak yazılmış olan bütün metinlerini okumalarını ve anlamlarını da bilmeleri;</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">2. Uzmanlık alanına yakın ilgisi olan Arapça, Farsça, Çince, Sanskritçe, Moğolca vb. yardımcı dillerden en az birini iyi bilmeleri;</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">3. Batı dilerinden, çalışma alanı için yararlı olacak dillerden yine birini iyi derecede bilmeleri; Türkolojide birkaç dil bilmenin büyük yararı vardır. Gençlerin bir tek yabancı dil bilmekle yetinmemeleri;</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">4. Çalışma alanındaki yayımlanmamış metinleri tespit ederek en az bir tanesini yayımlamaları; böylece metin yayımında deneyimleri olacaktır.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">5. Bütün bunların yanında elbette ki, Türkoloji alanında çalışan gençlerin Türk tarihini çok iyi bilmeleri başlıca önerimdir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span class="resim_alt"> -Eski Anadolu Türkçesiyle günümüz Türkçesi arasındaki ses değişiklikleriyle, gramer ve anlam açısından farklılıklar nelerdir?<br />
</span></strong></span><br />
Eski Anadolu Türkçesindeki kelimelerin çoğu günümüzde halk ağızlarında yaşamaktadır. Ancak her ikisi arasında fonetik, kelime yapımı ve kelimelere getirilen eklerde değişiklikler olmuştur. Bütün değişikliklerin metotlu bir biçimde karşılaştırılarak ve transkripsiyon işaretleri de konularak gösterilmesi gereklidir. Ben burada söz gelimi aklıma gelen Eski Anadolu Türkçesindeki birkaç kelimenin karşılığını söyleyeyim: degül: değil, yanut: yanıt, eyü: iyi, karındaş: kardaş, gelür: gelir, alup: alıp, idüpdür: itmiştir, ol geliser: o gelecek, men gelürem: ben gelirim ya da gelirin, men alurven: ben alırım alırın, anuñ gözi: onuñ gözü, odanıñ öñi: odanın önü, binüm sözü: benim sözüm vb. Karşılıklı olarak verdiğim bu kelimelerde Türk dilinin büyük ahenk kanunu olan kalın seslerle kalın sesli, ince seslerle ince sesli harf uyumunun değişmediği görülmektedir. Ancak Eski Anadolu Türkçesinde kelime ve eklerdeki ünlü seslerde çok kez bir yuvarlaklaşma olmaktadır. Bu yuvarlaklaşma bugünkü ağızlarda düzleşmiştir. Bütün halkın konuşmasında da düz sesli ünlü ile düz, yuvarlak sesli ünlü ile yuvarlak ünlü gelmektedir. Yalnız şimdiki zaman eki olan -yorur ile -yor eki Eski Anadolu Türkçesinde, halk ağızlarında ve bütün halkın konuşmasında ve edebî yazı dilinde düz ünlü sesle düz, yuvarlak ünlü sesle yuvarlak uyumunun dışındadır: Eski Anadolu Türkçesinde “geliyorur”, bugünkü Türkçede “geliyor”dur.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Eski Anadolu Türkçesinde bulunan kelimeler yerinde bugünkü ağızlarda Arapça, Farsça karşılıkları kullanılan ya da büsbütün unutulmuş olan kelimeler ve deyimler vardır. Unutulmuş olan kelime ve deyimlerin hepsinin tespit edilmesiyle Türk dilinin zenginliğine önemli bir katkı yapılmış olacaktır.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Halk ağızlarında bugün unutulmuş olan kelimelere örnek olarak: assı: fayda, issi: sahip, sin: mezar, iltürmek: iletmek, eslemek: dinlemek, köymek (göymek): yakmak, köynük (göynük): yanmış ilk aklıma gelen kelimelerdir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Eski Anadolu Türkçesiyle bugünkü halk ağızları arasındaki bütün değişikliklerin gösterilmesi geniş bir inceleme konusudur. Bu konuda bilimsel, doyurucu çalışmaların artırılması Türk dilinin ve kültürünün daha etraflı tanınmasına yardım edecektir.<br />
Bölgeler arası ağızlarda bulunan değişiklikler bugün ilköğretim ve ortaöğretim ders ve kitaplarında “İstanbul ağzı” edebî konuşma ve yazı dili uygulamalarıyla düzeltilmektedir. Ancak ağızlar bazı eserlerde belli bir amaçla kullanılabilir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span class="resim_alt"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> -Burada sözünü ettiğiniz “belli amacın” ne olduğunu açıklar mısınız?</span></span></span><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><br />
Belli amaçtan maksadım bazı yazarların hikâye ve romanlarında köylerde, kırda ve yaylalarda yaşanan hayatı ve doğanın güzelliklerini kendi şiveleriyle betimleyerek tanıtmaktan hoşlanmalarıdır.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><strong><span class="resim_alt"> -Türkiye Türkçesinde yaşanan değişiklikleri belirlemek için bir dil laboratuvarına gereksinim var mıdır? Bu konuda neler söylersiniz?</span><br />
</strong><br />
Türk Dil Kurumunun Ağız Araştırmaları Kolundaki çalışmaların son teknik olanaklardan yararlanabilmesi için bir dil laboratuvarının kurulması düşüncesindeyim. Çünkü sözlü kayıtları ses değişimi açısından değerlendirecek olan laboratuvarın Türk Dil Kurumunda bulunması gereklidir. Ancak sözlü kayıtların ve ses bantlarının yazıya geçirilmesinin uzman kişiler tarafından yapılmasını uygun bulmaktayım.<br />
<span class="resim_alt"><br />
-Genel Dil Bilimi ile Türk dili tamamen birbirlerinden ayrı iki bilim dalıdır. Her iki bilim dalının birbirleriyle ilgisi nedir? Bu konuda neler söylersiniz?</span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Dil Bilimi Kolunun çalışma konularının açıkça belli olması ve dil biliminin Türk dili ile olan ilişkisinin birbirinden ayrılan ve ortak olan yönlerinin belirtilmesini çok yararlı buluyorum. Ancak bu soru benim çalışma alanım dışında olan bir konudur.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;"><strong><em class="resim_alt"> -Bugün Türk dilinde karşılaşılan sorunlar nelerdir? Toplumda bir dil bilincinin oluşturulması için neler yapılabilir?</em><br />
</strong></span><br />
<em>Bugün Türk dilinde karşılaşılan en önemli sorun yabancı sözcüklerin özellikle İngilizcenin Türk dilini istila etmesidir. Bu durum ile Türk Dil Kurumu çok yakından ilgilenmektedir. Bu konuda duyarlı olan belediyeler, öğrenciler ödüllendirilmekte, seminerler, açık oturumlar ve yayınlar yapılmaktadır. Ancak Kurumun bu saldırıyı durduracak bir yaptırım gücü yoktur. Öncelikle her aydın insanın ana dili olan Türkçe konusunda çok dikkatli olması gereklidir. Ne yazık ki bu konuda yeterli bilincimizin bulunmadığını yukarıda söyledim. Benim öteden beri düşündüğüm ve söylediğim resmî bir önlemdir. Yüce Atatürk bu konuda bütün devlet kurumlarının dikkatli ve ilgili olmalarını istemişlerdir: “</em>Türk dilinin kendi benliğine, güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet kurumlarımızın dikkatli, ilgili olmasını dileriz<em>.” (S. D. I, 332) Bunun için parlamentodan çıkartılacak bir kanunla bütün resmî ve özel bütün kurumlar Türk dilini korumaya zorunlu tutulmalıdır.</em></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span class="resim_alt"><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><em> &#8211;</em>Zamanınızı bize ayırdığınız, anılarınızı ve bilgi birikiminizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz.</span></span></strong></span></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px;" align="justify">
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: 15pt;"><span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr"> Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-2/">Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu – (Hayatı – 2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasibe-mazioglu-hayati-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Saim Sakaoğlu &#8211; (Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 12:16:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Sakaoglunun Hayati ve Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[TDK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog Prof. Dr. Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlarin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Saim Sakaoğlu (Hayatı) Elif KARAKUŞ&#8217;un Saim Sakaoğlu ile yaptığı bir söyleşiden&#8230; &#8211; Sayın Sakaoğlu, bize kendinizden söz eder misiniz? Kendimi biraz farklı bir biçimde, biraz da uzunca tanıtacağım. Böylece, bazı sorularınızı da önceden cevaplandırmış olacağım. Bu, biraz hayatım, biraz da bilimimin tarihçesi olacaktır.   Doğum tarihimi, o eskinin 28 sayfalık Hüviyet Cüzdanı, 20 [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px;" align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: x-large;">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu</span><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 18pt;"><br />
</span></span><span style="font-size: 15pt; color: #ff6600; font-family: 'Maiandra GD';"> (Hayatı)</span></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px;" align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><em>Elif KARAKUŞ&#8217;un Saim Sakaoğlu ile yaptığı bir söyleşiden&#8230;</em></span></strong></p>
<p align="justify">

<a href='https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-3.jpg'><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-3-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-3-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-3-50x50.jpg 50w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-4.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-4-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-4-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-4-50x50.jpg 50w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-2.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-2-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-2-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-2-50x50.jpg 50w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-1.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-1-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-1-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-1-50x50.jpg 50w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>

<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #ff0000;"><strong> <span class="resim_alt"><span style="font-size: small;">&#8211; <em>Sayın Sakaoğlu, bize kendinizden söz eder misiniz?</em></span></span><span style="font-size: small;"><br />
</span></strong></span><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> Kendimi biraz farklı bir biçimde, biraz da uzunca tanıtacağım. Böylece, bazı sorularınızı da önceden cevaplandırmış olacağım. Bu, biraz hayatım, biraz da bilimimin tarihçesi olacaktır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">  Doğum tarihimi, o eskinin 28 sayfalık <em>Hüviyet Cüzdanı</em>, 20 Mart 1939 olarak gösteriyor. Galiba biraz geç yazılmışım. Araştırmalarıma göre bu tarih 28 Şubat olmalı… Yani 20 günlük bir gecikme var. Günlerden ise salı. Fala filan inanmam ama meraklısı için hatırlatayım, burcum Balık imiş!</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Doğum yerim ise Konya’nın en eski mahallelerinden biri: Fahrünnisa Mahallesi. Bugün dört caddeye dağılan mahallemizin en ünlü caddesi ise evimizin bulunduğu Çaybaşı Caddesi. Caddenin ünlü olması benden değil, benim bir kitabımdan kaynaklanıyor. 2000 ve 2002 yıllarında iki baskısı yapılan<em> Çaybaşı Yazıları</em>adlı kitabım, pek çok bölümün yanında 80 kadar da renkli fotoğrafıyla, ilk defa bir yerleşim yerine bağlı caddenin değerlendirilmesini içine alıyor&#8230; Sekseni geçen yaşıyla, hâlâ 22 numarayı taşıyan iki kanatlı kapıdan girilen, iki katlı kerpiç evimiz ise yaşlanmanın izlerini göstermeye başladı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Mahallemizin adı, Hz. Mevlâna’nın hanım öğrencilerinden Fahrünnisa Hatun’un, aynı adı taşıyan caminin avlusunda gömülü olmasından kaynaklanıyor. Caddemizin adı ise, bir zamanlar Konya’nın üçte birinin bağ ve bahçelerini sulayan suların akıp gittiği çaydan geliyor. Barajların suya gem vurmasıyla öksüz kalan çayımız, 1970’li yılların başında kanalizasyona çevriliverdi. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Babam, aynı mahalle eşrafından olan Hacı Hasan Efendi&#8217;nin dört çocuğunun ikincisi ve ilk oğlu olan [hattat, hafız] Mehmet (1318-1975)’tir. Annem ise, o dönemin geçerli mesleklerinden biriyle uğraşan Nalbantların Salih [Köseoğlu] Efendi&#8217;nin dört çocuğunun üçüncüsü ve tek kızı olan Zeliha (1318-1999)’dır. Ninelerim ise sırasıyla Fatma ve Emine adlarını taşımaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> İlk ağabeyim daha Cumhuriyet ilan edilmeden doğmuş ve ölmüş; Mustafa Kemal. Hâlen hayattaki ağabeyim Hasan da 1923’te doğmuş. Evin tek kızı Hayriye Karpuzoğlu 1927-1959 yılları arasında yaşadı. Ben, evin küçüğü, “tekne kazıntısı”, ablamdan 12 yaş küçüğüm; 1939. Beni annemle birlikte ablam büyütmüş, birazını ben de hatırlıyorum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bugün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik İlköğretim Okulunun birinci kademesini oluşturan Hâkimiyeti Milliye İlkokulunu (1946-1951), Konya Lisesinin orta (1951-1955) ve lise (1955-1959) kısımlarını bitirdim. Lise son sınıf öğrenciliğimle ilgili olarak bir notu eklemeliyim. O yıl, üç arkadaşımla aylık bir fikir ve sanat dergisi yayımlamaya başladık: <em>Özlem. </em>Mezun olduğumuz için kısa ömürlü oldu. Burada; Cahit Öztelli, Mehmet Önder, Feyzi Halıcı, H. Zekai Yiğitler, Abdülkadir Bulut, Kemal Or gibi adlar da yer alıyordu. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> 1960 güzünde sınavsız girdiğim İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden, 1965 Şubatında, <em>Umumî Türk Dili</em> sertifikasından tez hazırlayarak diploma aldım. Rahmetli hocam Ord. Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat ile başladığım tezimi, onun hastalığı ve vefatı sebebiyle tamamlayamamıştım. Rahmetli Prof. Dr. Muharrem Ergin’in yönetimde tamamladım: <em>Ebû’l-leys Semerkandî’nin Kitâbü’l- Mukaddimetü Fi’s-</em>salât </span><em><span style="font-size: small;"> Adlı Eseri Üzerine Bir Gramer Denemesi.</span></em></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> O yıllarda kimlerden ders aldığımı da belirtmek isterim. Yukarıda adlarını saydığım iki dil hocamın dışında Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sadeddin Buluç, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş’tan Türk Dili; Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, Prof. Fahir İz, Prof. Dr. Abdülkadir Karahan’dan Eski Türk Edebiyatı; Prof. Ahmet Hamdi Tanpınar, Prof. Dr. Mehmet Kaplan ve Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’den Yeni Türk Edebiyatı dersleri aldım. Bu hocalarımızın bazıları o yıllarda henüz profesör olmamışlardı. Ayrıca, bölümümüzün genç araştırmacılarından Dr. Necmeddin Hacıeminoğlu ile Birol Emil de derslerimize yardımcı olarak girerlerdi. Bunlardan sadece İz, Akün ve Emil hayatta. </span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Aynı zamanda, tarihî Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu da bitirdim (Mart 1961- Şubat 1965). </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Okulu bitirdikten (26 Şubat 1965) 32 gün sonra (30 Mart 1965), Tokat Gazi Osman Paşa Lisesine edebiyat öğretmeni olarak atandım. Orada, okulun yatılı kısmı da olduğu için belletici olarak da görev yapmaya başladım. Ne de olsa evli olmayan hocalar için en iyi ikinci görev. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Mehmet İstemi (1968-1969), Selcen (1969) ve Seren (1976)’in anneleri Yurdanur Hanımla Tokat’ta tanışıp evlendik (26 Mart 1966). </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Asistanlık, üniversite yıllarındaki hayallerimden biri idi. Tokat’ta bir yandan hocalık, bir yandan yöneticilik yapıyor, bir yandan da İngilizce çalışıyor, bilim kitaplarını okuyordum. O güne göre iyi bir kitaplığım var idi. O günlerde verilen bir ilan için hocam Muharrem Bey&#8217;i telefonla aradım. Biz de bir gelenek vardır: Önce hocanın izni alınmalı. O, “Saim dedi, Kemal Ağabeyin de başvuracak, o belki senden daha şanslıdır.” Doğruydu. Ben, Rahmeti Beyin sağlığında, Türkiyat Enstitüsündeki odasına bitirme tezi için giderken Kemal [Eraslan] Ağabey de doktora çalışması için gelirdi. Hatta, benim işim daha kısa süreceği için önceliği bana verirlerdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Rahmetli Prof. Dr. Harun Tolasa’yı, Konyalı olmakla birlikte, Edebiyat Fakültesinde dersler başladıktan sonra tanımıştım. Konya il merkezinde ayrı ayrı okullarda okumuştuk. İkimizin de amacı asistan olmaktı. O, bir süre sonra Atatürk Üniversitesinde asistan olarak göreve başladı. Onun sık sık, “Yakında ilan verilecek!” uyarıları benim çalışma hızımı yükseltiyordu. Sonunda istediğimiz oldu. 10 Temmuz 1967 Pazartesi günü yabancı dil ve bilim sınavına alındık. Ertesi gün ise mülakat vardı. Hepsi doçent olan Niyazi Akı, Kaya Bilgegil ve Ahmet İhsan Türek’ten oluşan bilim kurulu önünde terledik. Sonucun ilanı epey gecikti. O günlerde Tokat-Erzurum telefon hattını herhâlde en çok ben işgal ediyordum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Ders yılı liselerde erken başladığı için, Bakanlıktan izin çıkıncaya kadar iki haftaya yakın hocalığa devam ettim. 27 Eylül, tam 21 yıl kalacağım Erzurum’da göreve başlama tarihim olacaktı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Atatürk Üniversitesine Türk Dili asistanı olarak atanmıştım. Bir süre bu alanda çalıştım. Okuduğum kitaplar, üzerinde çalıştığım çeviriler, hatta almaya başladığım kitaplar hep bu alanla ilgili idi. Bir süre sonra, bölüm başkanımız Kaya Bey, yeni alınan beş asistandan dilci olan dördünden birini halk edebiyatına kaydırmak istiyordu. Hocanın üzerinde durduğu arkadaş ise buna kesinlikle karşı çıkıyordu. O, 1416 sayılı kanunla Almanya’ya doktora yapmaya gidecekti ve gerekli başvuruları yapmıştı. Ortalık toz duman değilse de kendi çapında bir bulanıklığa bürünmüştü. Bir gün rahmetli Tolasa’ya dedim ki:</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> “<em>Bilimse bilim, dilde de yapılır, halk edebiyatında da… Söyle hocaya, ben halk edebiyatına geçeyim</em>.”</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Benim halk edebiyatı uzmanı olmam böyle bir “zıtlaşma”nın tarafımdan çözülmesinin sonucudur.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bir süre sonra N. Y. Almanya’ya gitti ve dönüşte de mezun olduğu fakültede göreve başladı. Uzun süre Türk Dil Kurumunda da bilim kurulu üyesi olan bu arkadaşımız 15 yıllık profesördür. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> O günlerde bölümde iki halk edebiyatı asistanı daha vardı. Muhan Bali 1967 baharında Dr. olmuştu; Bilge Palandöken [Seyidoğlu] ise tezine çalışıyordu. Bizim zamanımızda yüksek lisans yoktu, hatta doktora dersleri de yoktu. Bir “doktora babası” belirleniyor, onun yol göstericiliği altında kitapları okuyor, makaleleri inceliyor ve tezinizi hazırlıyordunuz. Ülkemizde, bu yeni alanın henüz profesörü de yoktu, doçenti ise bir tane idi: Şükrü Elçin. Prof. Mehmet Kaplan, Atatürk Üniversitesinin kuruluşunda görev almış, dekanlık ve rektör vekilliği gibi yönetim görevlerinde bulunmuştu. Bali ve Palandöken’in doktora babası o idi. Bana da bir doktora babası gerekiyordu. Prof. Kaplan’ın dersini 1963 Haziranında vermiştim ve şimdi 1968 idi. Zaten bizim sınıfımız yeterince kalabalıktı; acaba beni hatırlayacak mıydı? Kaya Bey onunla bir telefon görüşmesi yaptı. Sonuç olumlu idi. Hemen izin alıp İstanbul’un yolunu tuttum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Hocamla uzun uzun konuştuk. Ben, biraz da bölge şartlarını göz önüne alarak bir halk hikâyesi belirlemiştim. Bunu hem çocukluğumda ninemden dinlemiştim, hem de bir Ramazan gecesi, Erzurum’da, Gürcükapısı’ndaki Taksim Çay Evinde, sonradan adının Nalbant İshak Kemâlî olduğunu öğreneceğim bir meddahtan…</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Sevinçle eve döndüm; ancak sevincim kısa sürdü. Çünkü konu ile ilgili yeterli malzeme bulamamıştım. Durumu telefonla Prof. Kaplan’a bildirip yeni bir randevu aldım.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Ben, arkadaşlarımdan ve Dr. Kırzıoğlu’ndan aldığım yeni tez konularıyla yine hocamın huzurunda idim. “Konya Masalları” üzerinde çalışmak istiyordum. Hocam, “Saim, Konya bir kültür merkezidir, halk kültürü ile aydınların kültürleri karışmış olabilir…” deyince hemen, “Tokat Masalları…” adı dökülüverdi dilimden. Çünkü eşim Tokatlıydı ve ben o yıllarda ilin tek klasik lisesinde öğretmenlik yapmıştım. Her ilçeden öğrencilerim olmuştu.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Tokat yanlış hesabı bu kez Erzurum’dan döndü. Bu coğrafyaya da, daha sonra dekanımız olacak olan bölüm başkanımız Prof. Selâhattin Olcay karşı çıktı. Atatürk Üniversitesinin bir bölge üniversitesi olduğunu, aynı konuyu bir Doğu Anadolu ilinde çalışmamı istedi. Doğruydu. Dilciler Erzurum, Artvin; halk edebiyatçılar Erciş ve Erzurum üzerinde çalışıyorlardı. Açtım önüme Faik Sabri Duran’ı… Erzincan, Muş, Bingöl, Ağrı, Gümüşhane… Gerçi bu sonuncu il İç Karadeniz Bölgesindeydi ama önemli bir bölümü de (ki sonradan il olacak Bayburt ve çevresi) Doğu Anadolu Bölgesindeydi. Trabzon-Erzurum-İran transit yolunun dışında hiçbir önemli yolu yoktu. Derleme çalışması için uygundu bu il. Doktora çalışması olarak Gümüşhane masallarını ele almayı uygun bulmuştum. Bu çalışmam daha sonra, <em>Gümüşhane Masalları/Metin Toplama ve Tahlil</em> (Ankara 1973) ve <em>Gümüşhane ve Bayburt Masalları</em> (Ankara 2002) adıyla iki defa yayımlandı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> 1969 yaz aylarında, Haziran-Eylül arasında haftalarca derlemeye çıktım. Dekanımız Prof. Şaban Karataş’ın, emrime verdiği bir jeep ile kaptanı güzel derlemelerin aracılarıdır. Sonrası, Ankara ve İstanbul’da kitaplık araştırmaları… Ankara’da Millî Kütüphane, Türk Dil Kurumu ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi arasındaki geliş gidişler, İstanbul’daki resmîsiyle, özeliyle, yabancılarınkiyle kütüphaneler derken, ünlü 12 Mart 1971 muhtırasının 15. gününde (26 Mart), Hacettepe Üniversitesinin, o zaman Tıp Fakültesindeki birkaç odada faaliyet gösteren Edebiyat Fakültesinde sıygaya çekildim. Prof. Kaplan’dan başka, Prof. Elçin ile Prof. Olcay da kurulda yer almışlardı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Derken 112. dönemde Tuzla ve Sivas’ta kutsal görevimizi, piyade olarak tamamladık. 2 Şubat 1974-23 Mayıs 1975 tarihleri arasında ABD yolculuğu… Amerika’daki ilk durağım Texas’ın Lubbock şehri oldu. O yıllarda nüfusu Konya’nınki kadardı ama gelişmiş üniversiteleri, kolejleri vardı. Ben, <em>Archive of Turkish Oral Narrative</em> (ATON)’in misafiri idim. Prof. Warren S[tanley] Walker ile eşi ATON müdiresi Barbara K[erlin] Walker yardımcı oldular. Arşiv binası henüz tamamlanmadığı için malzemeler Walker ailesinin üç daire büyüklüğündeki evlerinde korunuyordu. Ben, orada kalıyor, arşiv malzemelerini değerlendiriyordum. Ayrıca yerleşkeye gidip kütüphane araştırması yapıyor, Prof. Walker’ın halk edebiyatı alanında vermekte olduğu yüksek lisans derslerine katılıyordum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> 1974’ün Mayıs başında, uzun bir kara yolculuğuna çıktım: Texas-New Mexico-Arizona-California. Uçak ve otobüs fiyatları arasındaki fark azdı ve dostlarım benim uçmamı istiyorlardı. Oysa benim amacım çevreyi görmekti. 30 saatlik bir yolculuktan sonra Los Angeles’a indim. 13 ay kalacağım bu şehri bütün eğitim kurumlarıyla, kitaplıklarıyla tanımaya çalıştım. <em>Folklore and Mythlogy Departmant</em>’ta değişik hocaların yüksek lisans ve doktora derslerine girdim. Bunlar arasında, özellikle efsaneler üzerinde çalışan Prof. Dr. Wayland D. Hand’ı anmalıyım. Başka bir departmanda görevli Macar asıllı bilgin Prof. Dr. Andreas Bodrogligeti’nin derslerine de girdim. Türk tarihi ile ilgili dersler veren değişik alanların öğretim üyelerinin derslerini de fırsat buldukça dinliyordum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> ABD dönüşü, hocalarıma danışarak doçentlik tezimin konusunu belirledim. Zaten orada iken birkaç konu üzerinde yoğunlaşmış, ona göre malzeme toplamıştım: <em>Anadolu-Türk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Kataloğu. </em>Bu uzun adlı tezi sunmadan önce 1977 Mayısında yabancı dil sınavını vermiştim. Bilim kurulu tezimi kabul edip beni 28-29 Kasım 1977 tarihlerinde sınava çağırmıştı. Prof. Dr. Ali G. Akıncı’nın başkanlığındaki profesörler Ş. Elçin, S. Olcay, Ö. F. Akün ve Talât Tekin’in huzurunda sözlü sınavı ve deneme dersini vermiş, başarılı bulunmuştum. Bu tezim, 1980 yılında Kültür Bakanlığınca yayımlanmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Nice dersler, nice makale ve bildiriler, nice kitaplar… Yıllar akıp gitmektedir. 13 Mart 1988’de profesörlük yabancı dil sınavını verdim. Ancak, dönemin bir kuralı vardı: Kendi üniversitende profesör olamıyorsun. YÖK’ün, Selçuk Üniversitesi adına verdiği ilana başvuruyorum. <em>Kadirlili Âşık Halil Karabulut </em>adlı çalışmamı “Başlıca eser” olarak sunmuştum. Profesörler Ş. Elçin, Umay Günay ve Abdurrahman Güzel’in raporlarıyla profesörlüğe yükseltilmiş oldum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Konya’ya gelişimin üzerinden bir ay geçmeden, kısa bir süre vekâletle yönettiğim kardeş kurum Eğitim Fakültesinde dekanlığa başladım. Altı yıldan fazla süren bu yöneticiliğimin kayıpları yanında ‘insan’ı tanımam açısından çok büyük kazançları da oldu. Bu arada, benden önce başlatılan, hatta yönetmeliği bile yayımlanmadığı hâlde bazı kurumlardan kitap bağışı isteyen bir araştırma merkezi vardı. Her şeyi sil baştan edip sıfırdan işe koyuldum. İki arkadaşımızla hazırladığımız Selçuk Üniversitesi Türk Halk Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezinin yönetmeliği 12 Ocak 1989’da <em>Resmî Gezete</em>’de yayımlandı. 25 Ocak’ta atandığım başkanlık görevim dördüncü defa uzatıldı. Merkezimize bir uzmanlık kitaplığı kurdum, öğrencilerimizin destekleriyle oluşturduğumuz bir ses arşivine kavuştuk. Burada ses kayıtları bilgisayar ortamına aktarılarak daha kolay yararlanılabilir hâle getirildi. Merkezimizin yönetmeliği pek çok üniversitemizce örnek olarak alındı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Dekanlığımın sona ermesi üzerine (9 Aralık 1994) Fakültemdeki görevime döndüm, hem de bölüm başkanı olarak… Uzun yıllar tek profesör olarak süren bu görevim, Aralık 2003’te, ilk ve son defa, ana bilim dallarınca gönderilen teklif yazılarıyla uzatıldı. Bu son dönem dolmadan, kısmet olursa, 20 Mart 2006’da emekli olacağım.<br />
Çaybaşı Caddesi’nde başlattığım hayat yolculuğumu yerleşkemin başkanlık odasında üç nokta ile beklemeye alıyorum…</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Dediğim gibi, uzun oldu olmasına ama beni tanımak için bunların bilinmesinde yarar vardır. Şunu açık kalplilikle söylemek isterim; bu yazılanlara eklenecek o kadar çok şey daha var ki… Ama sayfa sayımızın sınırlı olması, kalanları bir “hatıra” kitabına aktarmamıza yol açmıştır.</span></p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> <em class="resim_alt"> &#8211; Halk edebiyatı çalışmalarına nasıl ilgi duydunuz? Bu alandaki çalışmalarınıza ne zaman başladınız?</em></span></strong></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Şiiri çok severdim çocukluğumda. Ağabeyimin aldığı, <em>7 Gün</em> dergisinde rahmetli Nihad Sâmi Banarlı’nın bir köşesi vardı. İşte o köşe benim çok ilgimi çekiyordu. İlkokul kitaplarımla dergilerimde de güzel şiirler yer alıyordu. Ben, hiçbir ayırım yapmadan bu iki ayrı dünyanın şiirlerini boş bir “okul defteri”ne yazıyordum.<br />
Masallarla tanışmam okul öncesine rastlar; ninem Safiye Sakaoğlu’ndan dinlemiştim ilk örneklerini. Âşık şiirini tanımam ise ortaokul Türkçe kitaplarıyla gerçekleşti. İlkokuldan getirdiğim şiir zevkim Karaca Oğlan’la, Süm­manî ile birleşiverdi. O yılların şiirlerini çok iyi hatırlıyorum. Bunlardan, Pir Sultan adına türkü olarak TRT dağarcığına girdiği için bir türlü Karaca Oğlan’a mal edemediğimiz, “Dinle sana bir nasihat edeyim”i, kitaplarda Süm­manî adına kayıtlı olan, “Şu karşıki yüce dağlar”ı unutmam mümkün mü? Bunlar belki halk edebiyatına karşı ileride filizlenecek ilk tohumlardı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bir güzel olayı daha anlatmak isterim. Yıl 1958’in sonları, belki de 1959’un başları… Konya Lisesinin 83 kişilik tek 6 edebiyat şubesinde öğrenciyiz. (6 Fenler A ve B diye 40’ar kişilik iki sınıfta okuyor!) Edebiyat öğretmenimiz, Ticaret Lisesinden geliyor: Cahit Öztelli. Ben Öztelli’yi, Ticaret Lisesinde okuyan, bir yaş küçüğüm amcamın oğlu İsmail dolayısıyla tanıyorum. Rahmetli sınıf arkadaşımız Lâtif Çakıcı pire gibi biri… Bir gün oturup karar aldık. Edebiyat derslerinin bir saatinde özel bir halk edebiyatı programı sunacağız. Önce nelerin anlatılacağı, nelerin örneklerinin verileceği konusunu belirledik. Sonra, can sıkıcı olmasın diye örneklerin bir bölümünü arkadaşlarımıza sundurmaya karar verdik. Masallar, fıkralar, atasözleri, bilmeceler ve daha neler… O dersin programını hâlâ saklarım.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bu alanda çalışmaya başlamamın tarihi ise, biraz önce de dediğim gibi, Atatürk Üniversitesindeki dil asistanlığımdan halk edebiyatı asistanlığına geçişimle yakından ilgilidir. Başlayış o başlayış…</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Hemen şunu belirteyim; İstanbul’daki öğrencilik yıllarımızda, boş derslerde hemen bir “fırt” uğrayıverdiğimiz Sahhaflar Çarşısı’ndan aldıklarım arasında âşık edebiyatıyla ilgili olanlar da vardı, halk edebiyatı ile ilgili olanlar da… </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bu konu ile ilgili son bir cümle… Benim kuşağım, üniversite yıllarında ne halk edebiyatı dersi gördü ne de âşık edebiyatı dersi…</span></p>
<p class="resim_alt" align="justify"><strong> <span style="color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><em> -Yetişmenizde rolü olan bilim ve kültür adamları kimlerdir?</em></span></strong></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Yetişmemde çeşitli bilim dallarına mensup hocalarımın önemli rolleri oldu. Hiç şüphesiz Prof. Arat bunların başında gelmektedir. Bizim Fakültede öğrenciler dört sertifikayı tamamlayarak mezun olurlardı. Bunlardan üç tanesi üç yıl süreli idi. Sonuncusu ise tez hazırlayacağınız sertifikayla ilgili olup dört yıl sürerdi. Sizin sonuncu yılınız, sadece tezinizin yöneticisinin dersine girerek tamamlanırdı. Koskoca sınıftan Prof. Arat’ı üç kişi seçmiştik: Nahide, Atila ve ben. Atila pek derslere gelmezdi; Nahide’yle ben devamlı öğrenciydik. Arat Bey ikimize âdeta özel ders verirdi. Anlattıkları hem bilimdi, hem de hayat tecrübesi idi. Tez aşamasında ise hocam, bazı günler evine gelmemi, orada çalışmamızı isterdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Prof. Kaplan’ı zaten lisans yıllarımdaki derslerinden tanırım. Hatta onun farklı konuları işlediği öbür sınıflarındaki derslerine de girerdik. Doktora hocam olduktan sonra onu daha yakından tanıma şansını yakaladım. İstanbul’a çalışma için gittiğim yıllarda, her cumartesi, 15.00-17.00 arasında beni Moda’daki evinde kabul ederdi. Onun çalışma ortamı da beni etkilemiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Prof. Elçin’i, üniversiteyi bitirdikten birkaç yıl sonra tanıdım. Henüz doçentti. Sonra çok iyi iki dost olduk. İlerlemiş yaşında bile bir şeyler yapmak istemesi, millî konulardaki duyarlılığı beni etkilemiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bu soruyu şöylece sonuçlandırabiliriz: Her hocamın kaptığım özellikleri vardır. Prof. Ergin’in ders anlatması, Prof. Timurtaş’ın hoşgörüsü, Tarlan’ın metin incelemesi, Prof. Tanpınar’ın ders anlatma sırasındaki daldan dala konması, Prof. Akün’ün konulara derinlemesine inmesi vb.</span></p>
<p class="resim_alt" align="justify"><span style="color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong> &#8211; “Masal, fıkra ve efsane benim bilim hayatımın üç vazgeçilmez güzelliğidir.” demişsiniz. Bu alanda yaptıklarınızı ve yapmak istediğiniz hâlde yapamadıklarınızı anlatır mısınız?</strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Galiba bu güzel konuşmanın sonunda yayımlanmış kitaplarımın listesini de isteyeceksiniz. Bu sebeple fazla ad vermeden sorunuzu cevaplandırayım. Hayatımı anlatırken de söylemiştim; benim doktoram masallar üzerinedir. Doçentlik çalışmamı ise genelde efsaneler üzerine, özelde taş kesilme motifine yer veren efsaneler üzerine kurmuştum. Bu çalışmanın sonundaki tip kataloğu ise dünyada benzeri olamayan bir çalışmadır. Benim beş masal, dört efsane kitabım var. Fıkra ise bir yandan Nasreddin Hoca, bir yandan da yöre tipleri olarak ilgimi çekiyordu. Bu alanda tek kitap yayımladım. İki yıl sonrası için Nasreddin Hoca kitabı hazırlıkları sürüp gidiyor. Yapamadıklarıma gelince… Vallahi buraya pek çok “yapamadığım” giriyor. Mesela Konya masalları, mesela Türk masalları tip kataloğunun uluslararası ölçülere uygun biçimde hazırlanması, Türk efsaneleri tip kataloğu vb. Ancak, bunları yapamasam bile hayalini kurarak alt yapısını oluşturup gelecek kuşaklara armağan etmek güzel bir duygu.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong> <span class="resim_alt"> &#8211; Türk Dil Kurumunda yaptıklarınız, yapmak istedikleriniz nelerdir?</span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Türk Dil Kurumuna yaptıklarımı, üniversite öğrenciliği yıllarıma kadar götürebiliriz. Rahmetli Ömer Asım Aksoy’un öncülüğünde başlatılan atasözlerimizi ve deyimlerimizi derleme seferberliğine genç bir öğrenci olarak ben de katılmıştım. <em>Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler </em>adlı kitabın ikinci cildinin başındaki, “Derleyici adları, nerelerden derleme yaptıkları ve gönderdikleri söz sayısı” bölümünde ‘Konya’ başlığı altında adımın karşısında 60 sayısı yer almaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> 1983’te bilim kurulu üyesi olduktan sonra, Ad Bilimi Çalışma Grubunun üyeliğini, iki ayrı dönemde de başkanlığını yaptım. Erzurum’da bulunduğum yıllarda, özellikle kış aylarında düzenli olarak Ankara’ya gelmek zor olduğu için pek fazla görev alamadım. Yabancı Kelimelere Karşılık Bulma, İmla ve Yayın Komisyonları; Atatürk ve Türk Dili ile Halk Bilimi Metinleri Çalışma Gruplarında görev aldım. 1996-1999 yılları arasında bir dönem yürütme kurulu üyesi seçildim. Daha sonraki dönemde de bir boşalma sonucu, yeniden aynı göreve getirildim. Uzun zamandan beri <em>Türk Dili </em>dergimizin yazı kurulu üyeliğini yürütüyorum. Bir ara da, <em>Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi</em>’nin yazı kurulunda görevli idim.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> Kurum yayınları arasında yer alması için gönderilen eserlere de raporlar yazdım. Bu arada üç kitabım kurum yayınları arasında yer aldı: W. Radloff-I. Kúnos’un <em> Proben 8</em>’ini alfabemize aktardık (Metin Ergun ile), Cumhuriyetimizin 75. yılında âşıkların Cumhuriyetimize bakışını anlatan şiirlerden oluşan bir antoloji hazırladık (Zekeriya Karadavut ile). Son olarak da, alanında, dilimizde ilk defa olmak üzere özgün bir çalışmam yayımlandı: </span><em><span style="font-size: small;"> Türk Ad Bilimi I / Giriş.</span></em></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Yapmak istediklerime gelince… Türk Dil Kurumunun arşivinde bulunan ve doktora çalışmalarım sırasında yararlandığım masal derlemelerini kitaplaştırmak, ad bilimi kitabımın devamı olan <em>Ad Yazıları’</em>nı tamamlamak, ad ve soyadlarının hikâyelerini kitap hâline getirmek.</span></p>
<p align="justify">
<p align="right"><span lang="en"><span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD';"> <a style="text-decoration: none; font-weight: bold;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/"> <span style="color: #6699ff;">» Devamı »</span></a></span></span></p>
<p align="right">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Saim Sakaoğlu &#8211; (Hayatı &#8211; 2)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 12:14:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Sakaoglunun Hayati ve Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[TDK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog Prof. Dr. Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlarin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Saim Sakaoğlu (Hayatı &#8211; 2) Elif KARAKUŞ&#8217;un Saim Sakaoğlu ile yaptığı bir söyleşiden&#8230; &#160; &#8211; Türk Dil Kurumunca yayımlanan dergileri değerlendirir misiniz? Yazı Kurulu üyesi olarak Türk Dili dergisi ve gelen yazılar konusunda neler düşünüyorsunuz? Kurumumuzun yayımladığı dergileri bir hatırlayınız. 50 yaşlarını aşan aylık Türk Dili ve yıllık Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten ile [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu – (Hayatı – 2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Hayatı &#8211; 2)</font></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD"><em>Elif KARAKUŞ&#8217;un Saim Sakaoğlu ile yaptığı bir  söyleşiden&#8230;</em></font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          &#8211; Türk Dil  Kurumunca yayımlanan dergileri değerlendirir misiniz? Yazı Kurulu üyesi olarak  Türk Dili dergisi ve gelen yazılar konusunda neler düşünüyorsunuz?</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Kurumumuzun  yayımladığı dergileri bir hatırlayınız. 50 yaşlarını aşan aylık <em>Türk Dili </em> ve yıllık <em>Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten</em> ile onuncu yılına  doğru yol alan <em>Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. </em>Aylık dergi üzerinde  ayrıca duracağım için öbürlerine kısaca değinmek istiyorum. Kısaca <em>Belleten </em>diye tanınan yıllık dergimiz bilimselliği tartışılmaz dil ve edebiyat  yazılarının yer aldığı bir hazinedir. 1995’te yayımlanan dizinine şöyle bir  bakmak bile onun nelerle zenginleştiğini görmemizi sağlayacaktır. En genç  dergimiz ise Türk dünyasını dil ve edebiyat yazılarına yer vermesi açısından  önemlidir. Ayrıca bilgi alışverişinin yapıldığı bir sergidir âdeta. Her ikisinde  de yazılarımın yer alması, doğrusu bana mutluluk vermektedir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Aylık dergimize,  626 aylık <em>Türk Dili</em>’ne gelince söyleyecek epey sözümüz var. Dergiyle lise  yıllarımda, galiba 1956’da tanıştım. O yıllarda dergiyi gazete satıcısından  alıyor, okuyordum. Bir yaz günü, Konya’da biraz da sahhaf sayılabilecek bir  kitapçının dükkânının önünde, farklı ve dikkati çeken kapaklarıyla birkaç dergi  gördüm. Bunlar <em>Türk Dili</em>’nin ilk sayılarıydı. Hepsini alıverdim. Ve hep  aldım, abone oldum. Yurt dışında iken bile aboneliğimi devam ettirdim. 1969  yılında da eksiklerimi tamamladım. Bu dergi çok sevdiğim birkaç dergiden  biridir. Ben, 1999’un Ocak ayından beri (sayı 565), dergimizin Yazı Kurulu  üyesiyim. Bu işi severek, isteyerek ve zevkle yapıyorum. Ben daha çok şiir ve  hikâye ile tanıtma, edebiyat ve halk bilimi konulu yazıları inceliyorum.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Dergimize gelen  yazıların ağırlığını şiirler oluşturuyor. Hatta şairlerimiz 8-10 şiirini birden  gönderiyorlar. Birkaç hikâyecimiz var; güzel yazıyorlar, biz de sıra ile  yayımlıyoruz. Tabii başka hikâyecilerimiz de var. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bilim yazılarımız  daha çok dille, biraz da edebiyatla ilgili. Uzunluğu ve konusu gereği <em> Belleten’</em>e veya <em>Türk Dünyası’</em>na gönderilmesi gerekenleri oralara  aktarıyoruz.<br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">           Dergimize  gençler de ilgi gösterip şiir ve hikâyelerini gönderiyorlar; onları da  değerlendiriyoruz. Hemen şunu belirteyim ki artık günümüzde herkes her dergiye  yazı vermiyor, göndermiyor. Bunu, “Herkes belli dergilerde yazıyor.” diye de  özetleyebiliriz. Özel sayılar için yazı istememiz yadırganmamalı. Bir de doğum  ve ölüm yılları 0 ve 5’li yıllarına rastlayanlar için özel yazı isteklerimiz  oluyor. Özetlersek, <em>Türk Dili </em>üzerine düşeni yapıyor.</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <em class="resim_alt">          &#8211; Sürekli yazdığınız dergi var mı? Bunlar  hangileridir?</em></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Sürekli yazdığım  dergi sayısı fazla değildir. <em>Türk Dili</em> dergimize epeydir yazıyorum.  Konya’da üç aylık ve mevsim adlarına göre yayımlanan <em>Meram</em> dergisinde de  yazılarım çıkıyor. Bu yıllarda daha çok kitap yayınlarıyla uğraştığım için  doğrusu sürekli yazmaya zaman kalmıyor. Ayrıca, araya giren onca konu (bildiri,  rapor, konferans vb.) da engellerin başında gelmektedir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <span class="resim_alt"><font size="2">          &#8211; Akademik hayatınızda  aldığınız ödüller nelerdir?</font></span></strong></font><font size="2"><br />
</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">           Bilirsiniz,  ödüllere ya siz aday olursunuz veya yakınlarınız sizi aday gösterirler. Bazen de  yarışmayı kazanınca ödül alırsınız. Her neyse, ben, türü ne olursa olsun aldığım  ödülleri ve dereceleri sıralayayım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Üç defa yarışmaya  katıldım, üçünde de birincilik ödülünü aldım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Atatürk’ün  doğumunun 100. yılı münasebetiyle <em>Tercüman </em>gazetesi 1981’de <em>Atatürk ve  Türkçe</em><strong> </strong>konulu bir eser yarışması açmıştı. <em>Atatürk’ün Dili: Türkçe</em><strong> </strong>adlı eserimle, 23 eser arasında birinciliğe layık bulundum. VI+200 sayfa  olan bu çalışmam basılı değildir. Türkiye İş Bankası 1980’den beri, her yıl üç  dalda <em>Büyük Ödül </em>verir. Bu dallardan biri olan ‘Sosyal Bilimler’in 1990  yılına ait olanının konusu<strong> “</strong>Halk Edebiyatı<strong>” </strong>idi. Yukarıda adını  andığım doçentlik tezimle bu yarışmaya katıldım. Çalışmam, 17 eser arasında  birinciliğe layık bulundu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          İlk ödülüm daha  küçük çapta biri yarışmayla ilgili idi. <em>Tercüman</em> gazetesinin yayımlamaya  başladığı <em>1001 Temel Eser </em>dizisinin 20. kitabı Emin Nihat Beyin <em> Müsameretname / Gece Hikâyeleri </em>adlı eseri idi. Her ay bir kitabın tenkidi  yapılıyordu. Ben 1 Eylül 1973’te üç hikâyesi <em>Gece Hikâyeleri </em>adıyla  yayımlanan <em>Müsameretname</em>’nin tenkidinde birinci olmuştum. O günlerde Dr.  asistandım. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Aldığım  armağanlar da var. Bunlar, bilgimiz dışında layık görüldüğümüz için verilen  değerbilirliklerdir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Kayseri  Sanatçılar Derneği (KASD), 1982 yılı için verdiği “Yılın Folklorcusu” armağanına  beni uygun görmüş. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Folklor  Araştırmaları Kurumu, o zamanki adı “İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet Ödülü”  olan ödülü, 1985 yılında birkaç arkadaşımla birlikte bana vermişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          1990 yılından  sonra ne bir yarışmaya katıldım, ne de bir ödülü kabul ettim. Bu perhizimi 65.  yaşımda bozacağım. Ödül verilirse kabul edeceğim, uygun yarışmalara da  katılacağım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><span class="resim_alt"> <font size="2">          &#8211; Üyesi olduğunuz bilim kuruluşları, dernekleri,  vakıfları nelerdir?</font></span><font size="2"><br />
Üye olduğum derneklerin sayısı pek fazla değildir. American Folklore  Society’nin 1974-1988 yılları arası üyesi idim. Türk Kültürünü Araştırma  Enstitüsü, Folklor Araştırmaları Kurumu, Konya Fikir, Sanat ve Kültür Adamları  Birliği Derneği ile İLESAM’ın üyesiyim. Üyelik olmasa bile onu hatırlayacak bir  olay daha var. Almanya’da yayımlanan <em>Ethnos</em> dergisinin de uzun yıllar  Türkiye adına Editorial Board üyeliğini yürütmüştüm.</font></font></p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          &#8211; Bugüne kadar  kaç eser yayımladınız ve hâlen üzerinde çalıştığınız eser var mı? İleriye dönük  projeleriniz nelerdir?</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/doktor.jpg" align="left" hspace="12" />          Bugüne  kadar 39 kitabım yayımlandı. Bunlardan biri üç, yedi tanesi de ikişer defa  basıldı. Basım sayısı en yüksek olan kitabım, <em>Türk Çocuklarına Masallar</em>’dır,  60 bin adet basılmıştır. Ayrıca, birer kitap hacminde olan makalelerim veya  kitap bölümlerim de vardır: <em>Türkçe’de Soyadları</em> (1979, 46 s.), <em>Dünya  Folklor Dergileri Bibliyografyası</em> (1980, 56 s.), <em>Masallar</em> (2002, 181  s., metin yoktur), vb.<br />
Üzerinde çalışmakta olduğum eser “hayatımın kitabı” diyebileceğim <em>Karaca  Oğlan</em>’dır. Bu yılın yaz başında herhâlde piyasaya sunulacaktır. Derleme ile  ilgili ders notlarımı da basıma hazırlıyorum. </font><font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Âşık edebiyatı  konusunda özgün makale ve bildirilerimin bir bölümünü de bir kitapta topluyorum. <em>Konya Yazıları</em><strong> </strong>adlı kitabımın da sonuna yaklaştık. <em>Meram  Yazıları</em> ise ilgililere teslim edildi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          İleriye dönük  projelerim var. Birkaç eseri ortak olarak hazırladığımız en eski öğrencim Prof.  Dr. Ali Berat Alptekin ile ikimizin öğrenci Prof. Dr. Esma Şimşek ile ortak bir  “Türk Halk Edebiyatı” dizisi hazırlamak istiyoruz. 4-5 cilt olabilecek bu eser  için bazı eksiklerimiz var, onları tamamlamaya çalışıyoruz. Bu kadar yeter  herhâlde… Şimdi de basılı kitaplarımız listesi vereyim:</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><em><font size="2">           Gümüşhane Masalları</font></em><font size="2"> / <em>Metin Toplama ve  Tahlil</em>, 1973, (2. bs. Gümüşhane ve Bayburt Masalları, 2002); <em>Halk  Şiirinde Atatürk</em>, 1974 (Turgut Günay ile); <em>101 Anadolu Efsanesi</em>,  1976, 1989 ve 2003; (İlk 71 efsane 1978’de Japoncaya çevrilmiştir.); 4. <em>Türk  Çocuklarına Masallar</em>, 1977; <em>Sarı Çiçek / Sivaslı Âşık Kul Gazi</em>, 1980; <em>Anadolu &#8211; Türk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip  Kataloğu</em>, 1980; <em>Kıbrıs Türk Masalları</em>, 1983 ve 1986; <em>Azerbaycan  Âşıkları ve El Şairleri I</em>, 1985 (Ali Berat Alptekin ve Esma Şimşek ile).  (1989’da Tebriz’de Azerbaycan Türkçesiyle de yayımlanmıştır.); <em>Azerbaycan  Âşıkları ve Halk Şairleri II</em>, 1986 (Alptekin ve Şimşek ile); <em>Dadaloğlu</em>,  1986 ve 1993; <em>Ercişli Emrah</em>, 1987; <em>Senin Aşkınla / Kadirlili Âşık  Halil Karabulut</em>, 1987; <em>Bayburtlu Zihnî</em>, 1988; <em>Dadaloğlu  Bibliyografyası</em>, 1990 (Alptekin ile); <em>Bayburtlu Zihnî Bibliyografyası</em>,  1990 (Alptekin ile); <em>Atatürk, Gençlik ve Kültür</em>, 1990; <em>Türkmen Halk  Masalları</em>, 1991 (Metin Ergun ile); <em>Folklor Bibliyografyaları  Bibliyografyası Üzerine Bir Deneme</em>, 1991; <em>Azerbaycan Tapmacaları /  Bilmeceleri</em>, 1992 (Alptekin ve Şimşek ile); <em>Türk Fıkraları ve Nasreddin  Hoca,</em> 1992; <em>Hikâye-i Garîbe</em>, 1992 (Ahmet Sevgi ile); <em>Efsane  Araştırmaları</em>, 1992; <em>Hurşit ile Mahmihri Hikâyesi</em>, 1996  (Ali Duymaz  ile); <em>Proben VIII</em>, 1997 (Ergun ile);  <em>Meddah Behçet Mahir’in Bütün  Hikâyeleri I</em>, 1997 (Alptekin, Yurdanur Sakaoğlu ve Şimşek ile); <em>Âşıkların  Diliyle Cumhuriyet</em>, 1998 (Zekeriya Karadavut ile); <em>Dede Korkut Kitabı /  İncelemeler-Derlemeler-Aktarmalar</em>, 2 C. 1998; <em>80. Doğum Yılında Şair  Ahmet Tufan Şentürk</em>, 1999, 2002; <em>Masal Araştırmaları</em>, 1999 ve 2003; <em>Meddah Behçet Mahir’in Bütün Hikâyeleri II</em>, 1999 (Alptekin, Sakaoğlu ve  Şimşek ile); <em>Azerbaycan Âşıkları ve Halk Şairleri Antolojisi I (16-18.  Yüzyıl), </em>(Alptekin ve Şimşek ile) 2000; <em>Çaybaşı Yazıları, </em> 2000 ve  2002; <em>Türk Ad Bilimi I / Giriş</em>, 2001; <em>İslâmiyet Öncesi Türk Destanları  / İncelemeler &#8211; Metinler</em>, (Duymaz ile), 2002 ve 2003; <em>Destan Destan  Üstüne / Kadirlili Âşık Halil Karabulut’un Destanları</em>, 2002; <em>Ercişli  Emrah Bibliyografyası</em>, 2002 (Alptekin ile); <em>Konya Üzerine Şiirler</em>,  2002; <em>101 Türk Efsanesi</em>, 2003; <em>Türk Gölge Oyunu Karagöz,</em> 2003.<br />
2004 yılında yayımlanacak olanlar: <em>Meram Yazıları</em>; <em>Karaca Oğlan</em>; <em>Konya  Yazıları</em>; <em>Dîvânü Lûgati’t Türk’te Türk Halk Edebiyatı</em>.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          &#8211; Bir Konyalı olarak Konya kültürüne ait ne  gibi çalışmalar yaptınız? Uzun yıllar Erzurum’da kaldınız. Konya ile Erzurum  kültürlerini karşılaştırır mısınız?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Konya ile ilgili  kültür çalışmalarımı iki döneme ayırmak gerekir. Profesör olarak Konya’ya  gelmeden önceki Erzurum dönemi ve geldikten sonraki dönem. Doğrusunu söylemek  gerekirse birinci dönemimi pek verimli saymıyorum. Daha çok metin yayımlamak,  Konyalı öğrencilere Konya halk edebiyatı konulu tezler yaptırmak, özellikle  Konya’daki toplantılarda Konya konulu bildiriler sunmak ve <em>Çağrı </em>başta  olmak üzere bazı dergilerde yazmak. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bu dönemi bir  hazırlık, bir ısınma dönemi olarak kabul edersek ikincisinin yerini daha iyi  anlamış oluruz. Bu dönemde, özellikle Türk Dil Kurumunun bütün kongrelerinde  Konya ağzı ile ilgili bildiriler sundum. Konya ağzını ve Konya’daki dil  hareketlerini gündeme taşıdım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Benim Konya’ya  gelişimle birlikte üniversitemizdeki halk edebiyatı ve halk bilimi çalışmaları  bir canlılık kazandı. Selçuk Üniversitesindeki son halk edebiyatı öğretim üyesi,  eski bir öğrencim olan yardımcı doçent de ben gelmeden önce ayrılıp gidince  doğrusu üzülmüştüm. Neyse, önce iki fakültede birden (Fen-Edebiyat Fakültesi,  Eğitim Fakültesi) halk edebiyatı dersleri vermeye başladım. Sosyal Bilimler  Enstitüsüne bağlı olarak bir halk edebiyatı programı vardı, ancak hoca  azlığından doktora programı yoktu. Onu açtırdım ve hemen öğrenci kabulüne  başladık. Bu öğrencilerin, gerek yüksek lisans, gerek doktora programlarındaki  seminer, yüksek lisans ve doktora tezlerinin çoğunluğu Konya ve çevresi ile  ilgilidir. Bugün, Enstitü Kütüphanesinde güzel bir koleksiyon oluşmuştur. Yanlış  anlaşılmasın, konu Konya il merkezi ile sınırlı değildir. Ereğli, Akşehir,  Beyşehir vb. ilçelerimiz ile ilgili tezler de hazırlatılmıştır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bu arada Konya  basınında, uzun süre haftalık köşe yazısı kaleme aldım; bunların da ağırlığını  kültür konuları oluşturuyordu. Ayrıca, bu gazetelerde hazırlanan özel sayfa,  bölüm veya eklerde de Konya kültürü ile ilgili yazılarım yayımlandı. <em> Kırkambar, Konya, Cönk, Akademik Sayfa </em>vb. adlarla yayımlanan bölümlerde pek  çok yazım yer aldı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Doğup büyüdüğüm  Çaybaşı Caddesi ile ilgili yazılarım Meram Belediyesince bir kitapta toplandı:<em>  Çaybaşı Yazıları</em> (2000, 2002). Aynı belediye bu sefer de <em>Meram Yazıları</em>’nı  basım aşamasına getirmiştir. Bu alandaki üçüncü kitabım <em>Konya Yazıları</em> da  düzenleme aşamasındadır. Bir de mahallemiz var… Onunla ilgili yazılarım da  artmaktadır. Galiba sıraya girecek.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Daha lise  yıllarımdan itibaren biriktirmeye başladığım Konya konulu şiirleri, 500 sayfalık  bir antolojide topladım. Konya Ticaret Odasının yayımladığı <em>Konya Üzerine  Şiirler</em> adlı bir kitabım düzenlenmesi açısından, antoloji hazırlama  anlayışına bir çığır açmıştır. Daha önce de söylemiştim galiba… Konya masalları,  efsaneleri benim hayalimde her zaman için canlılığını koruyor. Fıkra tipimiz  Tayyip Ağa’yı da unutmuş değilim. Hepsi zaman işi…</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bilir misiniz,  benim kızlarıma, “Nerelisiniz?” diye sorulunca “Erzurumluyuz.” derler. Doğrudur;  orada doğdular, orada büyüdüler. Ben de, hayatımın en güzel 21 yılını  (1967-1988) Erzurum’da geçirdiğim için hiç şikâyetçi değilim. Çünkü orası da bir  Konya idi benim için. Ailecek hâlâ Erzurum’u özleriz. Neyse, ben her yıl, fahri  hemşerisi olduğum Bayburt’a gidip gelirken bir Palandöken havası alıyorum.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Siz bilmem  hatırlayabilecek misiniz, bir türkümüz var; şöyle başlar: </font></p>
<p align="justify"><em><font face="Maiandra GD" size="2">          Yaylalar  içinde Erzurum yayla</font></em></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font><em><font size="2">Şehirler  içinde Konya’dır Konya</font></em></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Vallahi bu  türküyü söyleyen ya benim gibi Erzurum’da kalan bir Konyalı veya Konya’da  bulunan bir Erzurumlu olmalı. Her iki ilimiz de insanlarıyla, kültürüyle  geleneklerine sahip çıkmaları ile âdeta kardeş şehir gibidir. Ben Erzurum’un her  yönünü çok seviyorum, tıpkı Konya’mızın her yönünü sevdiğim gibi.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">&#8211; Bugün dilimizin bir anarşi içinde olduğunu kabul  ediyor musunuz? Türk dilinin içinde bulunduğu sorunlar sizce nelerdir? Bu  sorunların çözümünde Türk Dil Kurumunun rolü nedir ve ne kadar etkili  olabilmektedir?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Evet, bugün  dilimiz bir anarşinin içindedir; acı ama doğru. İnsanlar dillerini bilmiyor,  onun değerini anlamıyor. Yazarken veya konuşurken dilimize asla özen  göstermiyoruz. <em>Türk Dili’</em>nin geçen sayılarında bir yazım yayımlanmıştı:  “Cumhuriyetten Günümüze Konya’da İş Yeri Adları” (622, Ekim 2003, 410-420). Ben  1922’deki gazetelerden yola çıkarak bu araştırmayı yapmıştım. Son 15-20 yıl  içindeki bozulmayı, hatta çürümeyi büyük bir üzüntüyle karşılıyorum. Özellikle  ticaret hayatımız üç kuruş için her türlü yanlışa koşuyor, yabancılaşmaya  koşuyor. Dil sevgisi olmayan insanlara bunu anlatmak zor. Bu konuları ele  aldığımız bir televizyon programına telefonla katılan sayın seyircimiz “İş yeri  adlarının ticaretle ne ilgisi var?” şeklinde gayet mantıklı (!) bir soru  yöneltmişti. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bir büyük  gazetemizin özel giyimli kültür-edebiyat köşesi yazarı da birkaç yıl önce,  “Türkçe, tabelalarla düzeltilmez.” anlamını veren bir başlık atıvermişti. Ama  unutulmasın, Türkçeyi bozan üç zararlıdan biri tabelalardır (Tabii siz bunu iş  yeri adları olarak algılayacaksınız.). <em>Tempo </em>dergisinin bu aylarda her  hafta vermekte olduğu, illerimizle ilgili rehber kitapçığının İzmir ile ilgili  olanına bir göz atınız (31 Aralık 2003, 52 / 837). Yemek yediğimiz, çay  içtiğimiz, sohbet ettiğimiz yerlerin adlarına bir bakın Allah aşkına… Türkiye’de  olduğunuzdan şüphe edersiniz. “Tabelana ‘Show Room’ yazdırmazsan sana bayilik  vermeyiz!” diyecek kadar ileri giden büyük iş yeri patronlarının adı acaba;  Ahmet, Mehmet mi, yoksa James veya George mu? İki defa kadük olan Türk Dili  Kanunu mutlaka bir an önce çıkarılmalıdır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Her şeyden önce  insanımıza Türkçe sevgisini aşılamalıyız. Sonra belirli yöntemlerle bazı meslek  sahiplerini eğitmeliyiz. Mesela düğün davetiyesi veya kartvizit basanlara,  tabelacılara, bilgisayar üzerine çalışanlara, vb. yabancı adlara özenmemek  gerektiğini açıkça anlatmalıyız. Türkçenin de çok güzel bir dil olduğunu, zengin  bir kelime dünyasının olduğunu belirtmeliyiz. Çoğunun bir moda diye ayak  uydurduğu bu insanlarımızı uyarmanın da yararlı olacağına inanıyorum.<br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Türk Dil Kurumu  bu konuda elinden geleni yapıyor. Konferanslarıyla, kongreleri ile, <em>Türk Dili</em>’ndeki  yazıları ile epey yol alındı. Ancak toplumuzun bu konuda gereken duyarlılığı  göstermemesi gelişme hızını kesmektedir. Özel kitap yayınlarımız var, ama okunup  uygulanabilme oranı ülkemin okuma alışkanlığı ile yakından ilgili. Eğer bu  ülkenin Türkçe veya edebiyat öğretmeni 70 yıllık <em>Varlık</em>’ın, 53 yıllık<em>  Türk Dili</em>’nin adını duymamışsa anarşiyi başka yerlerde aramalıyız.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          &#8211; Halk edebiyatının dil çalışmalarına ne gibi  katkısı olmuştur?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/doktor2.jpg" align="left" hspace="12" />          Halk  edebiyatı, bilirsiniz,  sözlü olma özelliği ağır basan bir edebiyattır. Bu  edebiyatın başka bir özelliği de genelde halkın arasında yaşamasıdır. Bu sebeple  halk edebiyatı dil çalışmalarına, özellikle ağız araştırmalarına büyük ölçüde  yardımcı olmaktadır. Rahmetli hocamız, Kurumumuzun eski üyelerinden Prof. A.  Caferoğlu’nun Anadolu ağızlarından derlediği ciltler dolusu dil malzemesinin  tamamına yakını halk edebiyatı ürünleridir. Bizim derlediğimiz ürünleri ağız  araştırıcıları da rahatlıkla kullanabilirler. Ayrıca, ürünlerimizin kelime  dağarcığı da sözlüğümüze yeni yeni kelimeler kazandırmaktadır. Bu iki dalı ayrı  ayrı düşünemeyiz, ikisi birden ele alınmalıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><span class="resim_alt"> <font size="2"> </font><font color="#ff0000"><strong><font size="2">         &#8211; Yeni  nesillere halk edebiyatını, halk bilimini sevdirmek için neler yapılabilir?</font></strong></font></span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Aslında içinde  bir cevher olana, bu iki alanı sevdirmek için hiçbir şey yapmaya gerek yoktur;  ancak bu türün örneği pek azdır. O hâlde, biz onları bu alana çekebilecek işler  yapmalıyız. Son yıllarda televizyon kanallarına kök salan tuhaf yarışmalar  gençliği yanına alabilmektedir. Yararlı olduğu veya bir şeyler verdiğinden değil  tabii; onlar da bir yerden sonra televole kültürünün bir başka görünüşüdür. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Önce bu alanları  sevdirmeliyiz; bu alanlarda yazılanları okutmalıyız. Ayrıca, katılımın çok  olacağı yarışmalar düzenlemeliyiz. Ben, özellikle ödülü iyi olan yarışmalara  katılımın çok olacağına inanıyorum. Mesela âşık tarzı şiir yazma yarışması, halk  türküsü derleme yarışması, bir halk bilimi olayının filme alınması (bir çocuk  oyunu, yağmur duası, seyirlik oyunları vb.), masal veya hikâye anlatma yarışması  vb.</font></p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          &#8211; Türk halk  biliminin tanıtılması ve yaşatılması amacıyla ne gibi çalışmalar yapılmalıdır?</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Halk biliminin  yabancı dillerin pek çoğundaki karşılığı <em>folklor</em>dur. Ancak başka  ülkelerde <em>folklor</em> denilince bir bütün akla gelirken bizde bütünün bir iki  parçası hatırlanmaktadır: Halk oyunları, halk türküleri vb. Onun için halk  bilimi bir bütün olarak ele alınmalıdır. Biz, halk bilimi yazılarımızla ve  onunla ilgili bildirilerimizle bu alanı tanıtmaya çalışıyoruz. Bu alanda asıl  yetkili olan Kültür ve Turizm Bakanlığının ilgili birimleri başta olmak üzere  çeşitli kurumlar ve kuruluşlar tanıtım faaliyetlerini geniş bir alana  yaymalıdır. Sergiler, gösteriler vb. deyip de bilinenleri tekrarlamayayım. Kâğıt  üzerinde kalan güzel düşüncelerin yarısı bile uygulansa gereken yapılmış olur.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          &#8211; Dünya halk biliminde ve kültüründe yerimiz  ne durumdadır?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Halk oyunları  ekiplerimiz bizlere güzel dereceler kazandırıyor. Biraz da el sanatlarımızın adı  anılabilir. Yazdıklarımız yabancı dillere çevrilmezse sizin görüşleriniz nasıl  olur da değerini ortaya koyabilir ki? Bir bilim adamı yıllarını verip yazdığı  bir kitabını bir de oturup İngilizceye veya Almancaya mı çevirsin? Bu işler için  yetişmiş çevirmenlerden yararlanılmalıdır; onların işi çeviri olmalıdır.  Yerimizin ne olduğunu söylemek ise zor. Üç beş ülkeyi göz önüne alıp sonuca  ulaşmak yanıltıcı olabilir.</font></p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD" size="2">           &#8211; Sayın Hocam, değerli vaktinizi bize ayırdığınız ve sorularımıza  cevap verdiniz için teşekkür ederim.</font></span></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu – (Hayatı – 2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Hasan Eren</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 00:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Merhum Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Önemli Türkologlar Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[TDK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu Baskani]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu Baskani Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu Eski Baskani]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Hasan Eren (Hayatı) Prof. Dr. Hasan Eren, 15 Mart 1919 tarihinde Vidin (Bulgaristan)’de doğdu. Annesi Mahmure Hanım, babası ise Mustafa Nuri Bey’dir. İlkokulu ve rüştiyeyi Vidin’de bitirmiş, daha sonra Bulgar Lisesine girmiş ve liseden 1936-37 öğretim yılında birincilikle mezun olmuştur. Lisede Bulgarca, Rusça, Fransızca derslerine ve özellikle de Türklerle ilgili bilgilere ulaşma konusuna [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/">Prof. Dr. Hasan Eren</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Prof. Dr. Hasan Eren</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Hayatı)</font></strong></p>
<p align="justify"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/onemli_turkologlar/hasan_eren.jpg" align="right" height="194" width="150" /><font face="Maiandra GD" size="2">Prof.  Dr. Hasan Eren, 15 Mart 1919 tarihinde Vidin (Bulgaristan)’de doğdu. Annesi  Mahmure Hanım, babası ise Mustafa Nuri Bey’dir. İlkokulu ve rüştiyeyi Vidin’de  bitirmiş, daha sonra Bulgar Lisesine girmiş</font><font face="Maiandra GD" size="2">  ve liseden 1936-37 öğretim yılında birincilikle mezun olmuştur. Lisede Bulgarca,  Rusça, Fransızca derslerine ve özellikle de Türklerle ilgili bilgilere ulaşm</font><font face="Maiandra GD" size="2">a  konusuna önem vermiştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Macar Türkoloğu Gyula Nemeth Hasan Eren’in Türk diline olan ilgisi nedeniyle  “Budapeşte’de okumak isteyip istemediğini sorar. Olumlu yanıtı üzerine Ekim  1938’de Budapeşte Üniversitesine kaydını yaptırır. Üniversitenin Türkoloji  bölümünün tek öğrenicisi Hasan Eren’dir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hasan Eren, Türkolojinin yanı sıra Moğolca ve Macar dili derslerine de devam  eder. 1940 yılında “Türk Söz Bilgisine Katkılar” başlığını taşıyan bir yazı  yazıp Türkoloji Bölümü Başkanı Gyula Nemeth’e sunduğunda Nemeth “Anlaşılan Türk  dilinin etimolojik sözlüğünü siz yazacaksınız” demiştir. Bu görüşü 1999 yılında  gerçekleşmiş ve Hasan Eren Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü adlı eserini  yayımlamıştır.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="240" width="124">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_120x240--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1942 yılında doktora tezini sunar ve başarılı olur. 1946 yılında “Türk Söz  Bilimi” alanında doçent unvanını alır. 1948 yılında Türkiye’ye gelerek Ankara  Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde doçent olarak göreve başlar.  Fakültede Çuvaşça ve Yakutça derslerine önem verir. Derslerinin yanı sıra Türk  Dil Kurumunda çalışmalarına başlayan Prof. Dr. Hasan Eren, Türkçe Sözlük’ün  ikinci baskısından itibaren sözlük çalışmalarına önemli katkılar sağlar. Hasan  Eren, Türkçe Sözlük ile âdeta iç içedir ve onunla özdeşleşmiştir. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Dil Kurumunun çatısı  altında Türkçe Sözlük’ün yeni baskılarını hazırlamaya, birtakım yenilikler  getirmeye kendini adamıştır. Türk dili ve edebiyatı alanında başarılı olmuş  yazarların eserlerinin taranmasına geniş ölçüde yer vererek seçilen örnek  cümlelerin sözlüğe eklenmesini sağlamıştır. Sözlük çalışmaları içinde sürekli  yer alan Hasan Eren, 1988 yılında yayımlanan yeni baskıda da başkanlık görevini  üstlenmiş, baştan sona kadar sözlüğü birkaç kez okuyarak yeni kelime ve deyimler  ekleyerek sözlüğü denetlemiştir.</font><font color="#000000" face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kurumda 1957 yılında ikinci başkanlık görevini yürütmüş, daha sonra bu görevden  ayrılarak terim kolu başkanı olmuştur. Kol başkanı iken yaptığı ilk iş  üniversite öğretim üyeleri ile iş birliği yaparak çeşitli alanlara ait terimleri  bir araya getirmek ve yayımlamak olmuştur. 1960 yılında Türk Dil Kurumundaki  görevinden ayrılmıştır. 1985 yılından itibaren Türk Ansiklopedisi  başredaktörlüğüne getirilmiş ve bu ansiklopedinin tamamlanmasını sağlamıştır.  Prof. Dr. Hasan Eren, 17 Ekim 1983’te Türk Dil Kurumu başkanlığına getirilmiş,  bu görevi 20 Eylül 1993 tarihine kadar sürmüştür. 1984’te TRT Radyo ve  Televizyon Yüksek Kurulu üyeliğine atanmış ve 6 yıl görev yapmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Prof. Dr. Hasan Eren, ulusal ve uluslararası bilim çevrelerinde pek çok ödüle ve  şeref üyeliğine değer görülmüştür. 1966’da Macar Dil Bilimi Derneği şeref üyesi,  1972’de Macar Doğu Bilimleri Derneği şeref üyesi, 1988’de Macar Bilimler  Akademisi şeref üyesi, 1996’da Uluslararası Hungaroloji Derneği şeref üyesi  olmuş, kendisine 24 Haziran 2000’de Macaristan cumhurbaşkanı tarafından en  yüksek sivil Macar liyakat nişanı verilmiştir. Prof. Dr. Hasan Eren’e Türk Dil  Kurumu da 26 Eylül 1996’da şükran beratı ve onurluğu vermiştir.</font></p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/">Prof. Dr. Hasan Eren</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-hasan-eren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Osman Nedim Tuna &#8211; (Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-osman-nedim-tuna-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-osman-nedim-tuna-hayati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Dec 2007 10:27:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Calismalar]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Tuna]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Nedim Tuna]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Nedim Tuna Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Nedim Tuna Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Nedim Tunanin Bilimsel Calismalari]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Nedim Tunanin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Nedim Tunanin Tezleri]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Nedim Tunanin Yasami]]></category>
		<category><![CDATA[Sümer Dili Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tezler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Çalismalari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-osman-nedim-tuna-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Osman Nedim Tuna (1923 &#8211; 1995) (Hayatı) 1 Ocak 1923&#8217;te Düzce&#8217;de doğdu. İstanbul Kabataş Erkek Lisesi Fen kolundan mezun oldu (1941). 1941 yılında istanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümüne girdi. Bu bölümde öğrenim gördüğü yıllarda, Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünde Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat&#8217;ın bir dersini dinledi. O ders kendisini çok etkiledi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-osman-nedim-tuna-hayati/">Prof. Dr. Osman Nedim Tuna – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <font face="Maiandra GD"><strong><span style="font-size: 16pt">Prof. Dr. </span></strong> <span style="font-size: 16pt"><strong>Osman Nedim Tuna</strong></span></font><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 16pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 10pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (1923 &#8211; 1995)</font></strong></p>
<p style="color: #ff6600; font-size: 13pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD">(Hayatı)</font></strong></p>
<p style="color: #1f86de; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <font face="Maiandra GD"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/onemli_turkologlar/osman_nedim_tuna.jpg" align="right" height="190" width="150" /></font></p>
<p style="font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="justify"><font face="Maiandra GD">1 Ocak 1923&#8217;te Düzce&#8217;de doğdu. İstanbul Kabataş Erkek  Lisesi Fen kolundan mezun oldu (1941). 1941 yılında istanbul Üniversitesi Fen  Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümüne girdi. Bu bölümde öğrenim gördüğü  yıllarda, Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünde Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat&#8217;ın  bir dersini dinledi. O ders kendisini çok etkiledi ve Türkoloji öğrenimi görmeye  karar verdi. 1950 yılında Mukayeseli Türk Dili alanında &#8220;Orhon Yazıtlarının İmla  Kaideleri ve Fonolojisi&#8221;; (XVII+459 s.) adlı tezini savunarak Türkoloji  bölümünden diplomasını aldı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1952&#8217;de askerliğini yaptı. 1953&#8217;ten 1959&#8217;a  kadar Bayındırlık ve Sanayi Bakanlıklarında devlet hizmetinde bulundu.  1959-1961&#8217;de Türk Dil Kurumu&#8217;nda uzman, 1961- 1962&#8217;de üç kurucudan biri ve ilk  as başkan sıfatı Ue Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü&#8217;nde çalıştı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1962-1968&#8217;de Amerika&#8217;da University of  Washington&#8217;da (Seattle; Wash.) Nicholas N. Poppe idaresinde Türkoloji,  Mongolistik, Altayistik, Lengüistik alanlarında doktorasını tamamladı ve Ph. D.  unvanını aldı. Tezi, Studies on Nahjul-Faradis: A Methodfor Turkic Historical  Dialectology (3+V+444 s.)&#8217;dir. 1963-1969 yıllarında aynı yerde müstakillen  Türkoloji programının bütün derslerini verdi. 1969&#8217;dan 1976&#8217;ya kadar University  of Pennsylvania (Philadelphia, PA.)&#8217;da kendisinin kurup geliştirdiği Türkoloji  bölümünde lisans, lisans üstü, doktora dersleri verdi ve iki Türkoloji doktoru  yetiştirdi.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="240" width="124">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_120x240--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">1982&#8217;de Türkiye&#8217;ye döndü ve gönüllü olarak İnönü Üniversitesi&#8217;ne (Malatya)  katılarak Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü&#8217;nü kurdu.  15.11.1984&#8217;te doçent oldu; aynı yıl Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu,  Türk Dil Kurumu üyeliğine, 1987&#8217;de Türkoloji Uygulama Kolu Başkanlığına seçildi,  29.12.1989&#8217;da Profesör unvanını aldı. 31.12.1989&#8217;da İnönü Üniversitesi&#8217;nden  emekli oldu. Bu tarihten 1991 eğitim-öğretim yılı sonuna kadar İnönü  Üniversitesi Eğitim Fakültesi&#8217;nde ücretli Öğretim Üyesi olarak çalışmalarını  sürdürdü.</font><font color="#000000" face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osman-nedim-tuna-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Prof. Dr. Osman Nedim Tuna</font></a>, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve  Edebiyatı Eğitimi Bölümü&#8217;nü kurduktan sonra Aralık 1983&#8217;ten Ekim 1984&#8217;e kadar ve  Nisan 1987&#8217;den Aralık 1989&#8217;a kadar Bölüm Başkanlığı yapmış, bu görevinin yanı  sıra degişik tarihlerde Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcılığı, Fakülte Yönetim  Kurulu Üyeliği, İnönü Üniversitesi Senatosu&#8217;nda Fakülte Temsilciliği, İnönü  Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü&#8217;nde Yönetim ve Kurul Üyeliği görevlerini  de yürütmüştür. Türk Dil Kurumu&#8217;nca düzenlenen 3. Uluslar Arası Türk Dili  Kurultayı&#8217;nda Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi İle Türk Dili&#8217;nin Yaşı  Meselesi adlı kitabı için kendisine &#8216;Türk Dili&#8217;ne Üstün Hizmet Ödülü ve  Onurluk&#8217;u verilmiştir.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">06.10.1993 ile 01.01.1995 arasında Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;nün kurucusu oldu ve bölüm başkanlığını yürüttü.  Yeni kurulan üniversitelerde, emeklilik yaşının 72&#8217;ye çıkartılmasından  faydalanarak Sakarya Üniversitesi&#8217;nde çalışan O. Nedim Tuna, Ocak 1995&#8217;te tekrar  emekli oldu. Bu yıldan 1997 yılının Haziran ayına kadar aynı üniversitede  ücretli Öğretim Üyesi olarak çalıştı.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">1997 yılının Haziran ayında İstanbul&#8217;da Kadıköy&#8217;deki evinde sabaha karşı beyin  kanaması geçirerek kısmi felç oldu. Bir ay kadar yoğun bakımda kaldıktan sonra  22 Temmuz 1997&#8217;de özel bir uçakla Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne gönderildi.  Vefat ettiği tarihe kadar evinde hemşire gözetiminde ailesi tarafından  tedavisine devam edildi. 17 Temmuz 2001 Salı günü Türkiye saati ile 14.10&#8217;da  kontrol için yatırıldığı hastanede vefat etti. ABD&#8217;de toprağa verildi.<br />
Prof. Dr. Osman Nedim Tuna evli ve üç kız çocuğu sahibi idi.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">Prof. Dr. Osman Nedim Tuna, yazdığı eserlerle önemli bir görevi yerine  getirmiştir.Ancak,  <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türklük</font></a> ve   <font color="#000000">Türklük bilimi</font> için yaptığı en önemli hizmetin,  &#8220;öğrenci yetiştirmek&#8221; olduğunu düşünürdü. Hocanın yanında çalışma fırsatı  bulanlar, bir bilim adamının titizliğini, yılmazlığını, sabrını bizzat görmüş  oldu. Osman Nedim Tuna&#8217;yı yakından tanıyanlar ise, &#8220;adil insan&#8221;ın, &#8220;adaletli davranma&#8221;nın ne olduğunu Osman Nedim Tuna&#8217;nın şahsında bizzat görmenin lezzetini  yaşadı.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">Hocamıza Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz. Mekanı cennet olsun!</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"> <em><strong><font size="2">Prof. Dr. Gürer GÜLSEVİN </font></strong></em></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><em><strong> </strong></em></font></p>
<hr />
<p style="text-align: center"><font face="Maiandra GD"><strong> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osman-nedim-tunanin-bilimsel-calismalarinin-listesi/" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 10pt"><font color="#ff0066">Bilimsel çalışmaları&#8217;nın  listesi için buraya dokunun&#8230;</font></span></a></strong></font></p>
<hr />
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-osman-nedim-tuna-hayati/">Prof. Dr. Osman Nedim Tuna – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-osman-nedim-tuna-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
