<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>peygamber | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/peygamber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Feb 2018 08:36:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Din Felsefesi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/din-felsefesi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/din-felsefesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jun 2013 11:21:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Din Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Din Felsefesinin Temel Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[Dine Felsefi Açıdan Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Tanri]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=38398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Din Felsefesi Tanımı ve Konu Alanı Dinin ilkelerini, özünü ve anlamını sorgulayan ve bu sorgulanmaları temellendirmeyi amaçlayan felsefe dalına din felsefesi denir. Din Felsefesinin Konusu Din; bilim, ahlak, sanat, siyasi gibi insan ve toplum yaşamını ilgilendiren en temel kurumlardan biridir. Din, bir insan ihtiyacı olarak ilkel toplumlardan günümüze gelinceye kadar her toplumda değişik biçimlerde de olsa varlığını sürdürmüştür. Korunma, sığınma türünden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/din-felsefesi/">Din Felsefesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Din Felsefesi</h1>
<p><strong>Tanımı ve Konu Alanı</strong><br />
Dinin ilkelerini, özünü ve anlamını sorgulayan ve bu sorgulanmaları temellendirmeyi amaçlayan felsefe dalına din felsefesi denir.<br />
<strong>Din Felsefesinin Konusu</strong><br />
Din; bilim, ahlak, sanat, siyasi gibi insan ve toplum yaşamını ilgilendiren en temel kurumlardan biridir. Din, bir insan ihtiyacı olarak ilkel toplumlardan günümüze gelinceye kadar her toplumda değişik biçimlerde de olsa varlığını sürdürmüştür. Korunma, sığınma türünden gereksinimler sonucunda birçok türe ayrılsa ve başkalaşsa da, hiçbir zaman sona ermemiştir. Günümüzde din, halen farklı kültür ve topluluklarda farklı kabullerle varlığını sürdürmektedir.</p>
<h3><strong>Din Felsefesinin Temel Kavramları</strong></h3>
<h4><strong>Tanrı</strong></h4>
<p>Din felsefesinin en temel kavramıdır. Tanrı, evrendeki her şeyin yaratıcısı olan, doğanın üstünde ve ötesinde olan, kudret sahibi en yüce varlıktır. Ezeli ve ebedidir. Tekliğine inanılan en üstün varlıktır.</p>
<p><strong>Peygamber</strong></p>
<p><strong></strong>Bir dinde Tanrı&#8217;nın, buyruklarını insanlara bildirmesi için seçtiği elçidir. Tanrı, bu elçileri insanlar içinden seçer. Vahiy Vahiy, Tanrı&#8217;nın peygemberlerine çeşitli biçimlerde ilettiği<br />
ilahi mesajdır. Bu mesajlar ya melekler aracılığla ya rüya ya da ilham yoluyla iletilir. Bu ilahi mesajları almak peygamberlere özgürdür. <strong>İman</strong></p>
<h4></h4>
<p>Tanrı&#8217;nın elçileri ile insanlara gönderdiği doğrulara inanma, onun buyruklarına içtenlikle bağlanmadır.</p>
<h4>İbadet</h4>
<p>imanın gerekil kıldıklarını, Tanrı&#8217;nın buyruklarını yerine getirmeye ibadet adı verilir.</p>
<h4>Yüce</h4>
<p>insanca ölçüleri aşan, sınırlanamayan, kendisine saygı duyulan ve güven duyulan üstün varlık anlamına gelir. Tanrı&#8217;nın en üstün niteliğidir.</p>
<h4>  Kutsal</h4>
<p>Dini saygı uyandıran, saygı değer ve dokunulmaz kabul edilen, Tanrı ve peygamberler tarafından kutsanmış olan varlıkların niteliğidir. Her dinin kutsal saydığı şeyler vardır.</p>
<h3><span style="font-size: 1.17em;">Din Felsefesinin Temel Soruları</span></h3>
<ul>
<li>Tanrı var mıdır?</li>
<li>Vahiy yaratılmış mıdır?</li>
<li>Ruh ölümsüz müdür?</li>
</ul>
<p>Düşünürler bu sorulara getirdikleri farklı yanıt ve açıklamalarla, dini anlamlandırmaya ve temellendirmeye çalışırlar.</p>
<h3>Dine Felsefi Açıdan Yaklaşım</h3>
<p>Dine felsefi açıdan yaklaşmak, din gerçeğini kabul ederek onu anlamlandırmaya çalışmak demektir. Din felsefesi yapmak, dinin temel iddiaları hakkında rasyonel (akılcı), objektif, kapsamlı ve tutarlı bir biçimde düşünmektir. Dini ele alan tek disiplin din felsefesi değildir. Teoloji (ilahiyat) de, tıpkı din felsefesi gibi dini ve tanrıyı konu alır. Teolojinin en önemli amacı, belirli bir dini temellendirmek, açıklamak ve o dine inananların inançlarını güçlendirmeye çalışmaktır. Genel olarak felsefe, dine yaklaşırken şunlara dikkat etmelidir:</p>
<ul>
<li> Din temellendirilirken akılcı bir biçimde mantıksal analizle sonuca gidilmelidir.</li>
<li>Konuya olabildiğince geniş kapsamlı ve kuşatıcı bir bakışla yaklaşmalıdır.</li>
<li>Dini temellendirme çabasında tutarlı olmaya çalışmalı, çelişkilere ve uyuşmazlıklara düşülmemelidir.</li>
<li>Din temellendirilirken, konu olabildiğince açık ve seçik ifade edilmelidir, kavramlar eksiksiz bir biçimde açıklanmalıdır.</li>
<li>Dini temellendirme çabasında felsefe, nesnel olmak ve eleştirel bir tavır takınmak durumundadır.</li>
</ul>
<h3>Din Felsefesinin Temel Soruları</h3>
<p><strong>a. Tanrının Varlığı Sorunu</strong><br />
Din, tanrının var olduğu inancına dayanır. Dinin temellendirilmesi için tanrının varlığının kanıtlanması gerekir. &#8220;Tanrı var mıdır; tanrının varlığını gösteren kanıtlar nelerdir?&#8221;<br />
gibi sorulara cevap aranır.<br />
<strong>b. Evrenin Yaratılış Problemi</strong><br />
&#8220;Evren tanrı tarafından yaratılmış mıdır; evren ezeli ve ebedi midir?&#8221; Buna göre bir kısım düşünürler, evrenin Tanrı tarafından yaratıldığını, bir kısım düşünürler de ve evrenin tanrı tarafından yaratılmadığını, hep var olduğunu savunmuşlardır.<br />
<strong>c. Vahyin İmkanı Sorunu</strong><br />
Bu sorunda &#8220;Vahiy mümkün müdür?&#8221; sorusu tartışılır. Tanrı gibi doğaüstü bir varlık nasıl olup da doğal bir varlık olan peygamberlere buyruklarını ve isteklerini iletmektedir?</p>
<h3><strong>a. Tanrının Varlığına İlişkin Bazı Farklı Yaklaşımlar</strong></h3>
<h4><span style="font-size: 1em;">A. Tanrının Varlığını Kabul edenler </span></h4>
<h5>Teizm</h5>
<p>Teizm, Tanrı&#8217;nın varlığını ve onun evrenin yaratıcısı, koruyucusu ve egemeni olduğunu kabul eden görüştür. Teizme göre tanrı, öncesiz ve sonrasızdır. Dünyayla sürekli ilişki içindedir. Evrende olup biten her şey onun iradesinin ürünüdür. Teist düşünürler, tanrının var oluşunu akıl yoluyla açıklamak ve temellendirmek için birtakım kanıtlar ileri sürmüşlerdir.<br />
<strong>a. Ontolojik Kanıt</strong><br />
Burada Tanrı&#8217;nın varoluşu, tanrı tanımından çıkartılır. Tanrı kavramından hareket edip, bu kavramın içeriğini analiz etmek suretiyle, ondan tanrının varlığını kanıtlamaktır.</p>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Anselmus.png"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38404" alt="Anselmus" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Anselmus-243x300.png" width="243" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Anselmus-243x300.png 243w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Anselmus.png 293w" sizes="(max-width: 243px) 100vw, 243px" /></a></p>
<p>Bu kanıtı, Anselmus ve Descartes da kullanmıştır. insan yetkin olmayan bir varlıktır, ancak yetkin olmayan bir varlık olarak insanda en yüksek derecede yetkin bir varlık düşüncesi vardır. Bu düşünceyi insan zihnine yetkin bir varlık olarak Tanrı koymuştur. O halde Tanrı vardır.<br />
<strong> b. Kozmolojik Kanıt</strong></p>
<p>ilk neden kanıtı olarak da bilinen bu kanıt, aynı zamanda o nedensellik ilkesine dayanır. Hiçbir şey nedensiz olarak □ meydana gelmez. Buna göre var olan her şeye mutlak olarak, kendisinden önce gelen bir şey neden olmuştur. Evrenin var olduğunu bildiğimize göre, onu bugünkü durumuna bir dizi neden-sonuç ilişkisinin getirmiş olduğunu önce sürebiliriz. Bu neden-sonuç zincirini sonuna kadar götürürsek evrenin temelindeki ilk nedeni bulabiliriz.<br />
Bu ilk neden, Tanrı&#8217;dır.<br />
<strong>c. Düzen ve Amaç Kanıtı (Teleolojik Kanıt)</strong><br />
Bu kanıt, çevremize, doğal dünyaya baktığımızda her şeyin kendi işlevini yerine getirecek şekilde, en ince ayrıntısına kadar düzenlemiş ve ayarlanmış olduğunu göreceğimizi belirtir.<br />
işte bu durum bir yaratıcının var oluşunu kanıtlar. Gözün yapısındaki düzen ve amaç, bu kanıtı örneklendirir. Hiçbir doğal nesne kendisine düzen veremez. Evrendeki her şeyde bir düzen görülmektedir.</p>
<ul>
<li>Bu düzen belli amaçlarına hizmet etmekte ve evrende yaşamın sürmesini sağlamaktadır.</li>
<li>Ne düzen ne de amaç kendi kendine ortaya çıkamaz.</li>
<li>O halde, evrene düzen ve amaç veren, bilgi, güç, bilinç, irade sahibi bir varlık bulunması gerekir. Bu da Tanrıdır.</li>
</ul>
<p><strong> d. Ahlak Kanıtı</strong></p>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Kant.png"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38407" alt="Kant" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Kant-218x300.png" width="218" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Kant-218x300.png 218w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Kant.png 271w" sizes="(max-width: 218px) 100vw, 218px" /></a></p>
<p>I. Kant&#8217;ın; Tanrı&#8217;nın varlığını açıklamakta kullandığı bir yoldur.<br />
Kant&#8217;a göre; insan eylemde bulunan bir varlıktır. Eylemler iyi de kötü de olabilir. O halde iyi ve kötünün bir anlam ifade edebilmesi, iyilerin ve kötülerin yaptıkları eylemlerin karşılıklarını görebilmeleri için ahlakın teminatı olacak bir Tanrı&#8217;nın var olması gerekir.</p>
<h5>Deizm</h5>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Voltaire.png"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38409" alt="Voltaire" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Voltaire-231x300.png" width="231" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Voltaire-231x300.png 231w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Voltaire.png 326w" sizes="(max-width: 231px) 100vw, 231px" /></a></p>
<p>Tanrı&#8217;nın varlığını kabul eden; ama dinlerin varlığını kabul etmeyen bir Tanrı görüşüdür. Deizm; kilise ideolojisine karşı ateizmin ortaya çıktığı bir dönemde, her ikisine de alternatif olacak şekilde ortaya çıkmıştır. En önemli temsilcisi Voltaire&#8217;dir. Tanrı&#8217;ya inanmakla birlikte belli bir dinin dogmalarını ve ilkelerini benimsemeyen bir tanrı öğretisidir. Deizm, Aydınlanma döneminde akıl dini olarak kabul edilmiştir. Deizme göre bütün kainatı yaratan tanrıdır. Ama Tanrı bir kez evreni yarattıktan sonra bir kez daha dönüp evren ile<br />
ilgilenmez.</p>
<h5>Panteizm</h5>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/G.-Bruno.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38414" alt="G. Bruno" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/G.-Bruno-225x300.png" width="225" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/G.-Bruno-225x300.png 225w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/G.-Bruno.png 262w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></a></p>
<p>Tanrı&#8217;nın varlığı ile doğanın varlığının bir ve aynı şey olduğunu savunan bir Tanrı anlayışıdır. En önemli temsilcisi Giordano Bruno&#8217;dur. Panteizm tanrının doğasına ait farklı bir tasarım geliştirmiştir. Aristoteles’in ideanın bu evrende ve varlığın içinde bulunduğu söylemesi ile başlamıştır. Bu görüş daha sonraki Tanrı tanımlamalarında Tanrı doğanın kendisidir gibi bir anlayışa dönüşmüştür.</p>
<p><strong>b. Tanrım Varlığını Reddedenler</strong></p>
<h5><strong></strong> Ateizm (Tanrıtanımazcılık)</h5>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Lamettrie1.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38418" alt="Lamettrie" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Lamettrie1-250x300.png" width="250" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Lamettrie1-250x300.png 250w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Lamettrie1.png 291w" sizes="auto, (max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>Ateizm, dine inançsızlığı ve tüm dinlere karşı olmayı ifade eder. Din felsefesinde ateizm, evreni, evrene dayanarak açıklayan, dolasyısıyla tanrının ya da doğaüstü bir gücün varlığını yadsıyan öğretidir. Ruha, ölümden sonraki hayata inanmamakla kalmaz, onların yokluğunu da kanıtlamaya çalışır. Ateizmin felsefi temeli materyalizmdir. Bu görüşü Lamettrie, Holbach, Nietzsche, K.Marx, Proudhon, Sartre gibi düşünürler savunmaktadır. Ateistler de bazı kanıtlara dayandırarak, tanrının varlığının olanaksız olduğunu savunmaktadırlar.</p>
<p><strong>a. Evrendeki kötülükler kanıtı</strong><br />
içinde yaşadığımız dünyada savaş, hastalık, doğal afetler, açlık gibi kötü oluşumlar vardır. Ateister burada, Tanrı&#8217;nın bu kötülüklerin ortaya çıkmasına neden engel olmadığını sorgular.<br />
Lamettrie, Holbach, D. Hume gibi ateist düşünürler, evrendeik kusurlardan, yetersizliklerden, kötülüklerden yola çıkmışlardır. Buna göre mutlak anlamda iyi olan Tanrı olsaydı bütün bunlar olmazdı.<br />
<strong>Kötülük kanıtına göre:</strong></p>
<ul>
<li> Tanrı, yeryüzündeki kötülükleri önlemek istiyorsa gücü yetmiyorsa, güçsüzdür.</li>
<li> Tanrın kötülükleri önlemeye gücü yetiyor da önlemek istemiyorsa; o halde o kötü niyetlidir.</li>
<li> Tanrı hem güçlü hem de kötülüğü ortadan kaldırmak niyetinde olsa, bunca kötülük var olmaz. Yaşadığımız dünyada kötülük olması, Tanrı&#8217;nın olmadığının kanıtıdır.</li>
</ul>
<p><strong> b. İnsan bilgisindeki artış kanıtı</strong><br />
insan bilgisindeki artışı bir kanıt olarak kabul edenleri ise; insan aklının evren hakkında gittikçe daha çok bilgiye sahip olmasının, Tanrı varsayımını gereksiz kıldığını düşünmektedirler.<br />
<strong>c. Dinin temeline bilimsel olarak yönelenlerin kanıtı</strong><br />
Dinin kökenine bilimsel açıdan yönelerek Tanrı&#8217;nın varlığını reddedenler de vardır. Bu türden reddedişler:</p>
<ul>
<li>Dinin kaynağının ne olduğu</li>
<li>Toplumda din ve Tanrı fikrinin nasıl ve hangi sebeplerle ortaya çıktığı</li>
<li>insanda hangi tür ihtiyaca cevap verdiği türünden sosyolojik, psikolojik ve tarihsel açıklamalara dayanmaktadır.</li>
</ul>
<p><strong> d. Ahâk Kanıtı</strong><br />
Bazı ateistler ise, Tanrı&#8217;nın varlığını kabul etmenin, ahlâki anlamda özgürlükten vazgeçmek anlamına geldiğini düşünür. Bu görüş özellikle Nietzsche tarafından ortaya konulmuştur.<br />
Nietzshe&#8217;ye göre insanın insan olmasının önündeki en büyük engel, Tanrı inancı ve dindir. Ona göre insanın özünü yaratabilmesi için, Tanrı&#8217;dan vazgeçilmesi gerekir.<br />
<strong>c. Tanrının Varlığının da Yokluğunun da Bilinemeyeceğini Savunanlar (Agnostisizm)</strong></p>
<p>Tanrı&#8217;nın var olduğunun ya da var olmadığının ilke olarak veya uygulama olarak bilinemeyeceğini savunan görüştür. Felsefe tarihinde bu görüş en çok Protagoras ve D.Hume tarafından savunulmuştur.</p>
<ul>
<li>Agnostisizm; yalnızca tanrının varlığı konusunda değil, genel olarak, evrenin kaynağı, evrenin yaratılış amacı, insan ruhunun geleceği gibi konularda da karar bildirmemektedir.  Protogoras: &#8220;Tanrılar üzerine bilgi edinmede çaresizim; ne var oldukları ne de var olmadıkları ne de ne şekilde olduklarını bilebilirim. Çünkü önümde, konunun karanlık oluşu ve insan yaşamının kısalığı gibi birçok konu vardır.&#8221;</li>
<li>William James ise agnostisizm yaklaşımını söyle ifade eder: &#8220;insanın evrendeki durumu, bir kedinin kitaplıktaki durumu gibidir. Görür, işitir; ama hiçbir  zaman anlayamaz.&#8221;</li>
</ul>
<p><strong> ÖRNEK:</strong> Umberto Eco&#8217;ya göre insan zihni, kendi dünyasını belirler, sonra da bu kendi belirlediği dünya içinde değerlerini oluşturur. Küçük bir çocuğun kendi hayalinde oluşturduğu<br />
canavarlardan korkması gibi, yetişkinler de kendi hayalinin ürünü olana, bunun hayal ürünü olduğunu bilseler bile inanmayı sürdürürler.<br />
Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisi çıkarılabilir?<br />
A) inançların gizli kalması gerektiği<br />
B) inanmanın temelinde korkunun bulunduğu<br />
C) inancın nesnesinin, zihnin ürünü olduğu<br />
D) insanın bir şeylere inanmak zorunda olduğu<br />
E) inanmanın, insanı diğer canlılardan ayıran özellik olduğu<br />
<strong>2008 ÖSS</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM</strong>: Parçada görüşleri aktarılan Umberto Eco&#8217;ya göre, inanç,inanan insanın hayal dünyasının sonucudur.<br />
<strong>Yanıt C</strong></p>
<p>[felsefe_ygs_lys]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/din-felsefesi/">Din Felsefesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/din-felsefesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk&#8217;ün Ulu Atası: &#8220;Oğuz Kağan&#8221; &#8211; (Tanrıkut Mete Han)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkun-ulu-atasi-oguz-kagan-tanrikut-mete-han-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkun-ulu-atasi-oguz-kagan-tanrikut-mete-han-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 14:59:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bağatur]]></category>
		<category><![CDATA[Bahaeddin Ögel]]></category>
		<category><![CDATA[Bozoklar]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Hun İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Çalap]]></category>
		<category><![CDATA[Cin]]></category>
		<category><![CDATA[Gök Tanrının Elçisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hun imparatorlugu]]></category>
		<category><![CDATA[Hun Kağanı Mete Han]]></category>
		<category><![CDATA[Hun Kağanı Oğuz Kağan]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[Komutan]]></category>
		<category><![CDATA[Mete]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Han]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Han Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Hanın Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Metenin Onluk Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Mitolojik Ögeler]]></category>
		<category><![CDATA[Mucize]]></category>
		<category><![CDATA[Oguz]]></category>
		<category><![CDATA[Oguz Kagan]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuz Kağan Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuz Kağan Peygamber mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuz Kağanın Doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuz Kağanın Gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuz Kağanın Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuzname]]></category>
		<category><![CDATA[Ongun]]></category>
		<category><![CDATA[Onluk Sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Asyanın Bozkurdu]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrıkut]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrıkut Mete Han]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman]]></category>
		<category><![CDATA[Tuman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkün Ulu Atası]]></category>
		<category><![CDATA[Üçoklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Yalavaç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=5163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk&#8217;ün Ulu Atası: &#8220;Oğuz Kağan&#8220; (Tanrıkut Mete Han) Orta Asya&#8217;nın bozkurtları olan Türkler, M.Ö. 234 yılına geldiklerinde Tanrı tarafından Oğuz (Mete) adında bir kişi oğlu ile ödüllendirilmişlerdi. Çin&#8217;in kendisini mutlak egemen olarak bildiği ve çevresindeki uluslar üzerinde baskı kurmaya çalıştığı bir dönemde, Orta Asya çok büyük olayların yaşanacağı bir döneme adım atıyordu. Bir cihan imparatorluğu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkun-ulu-atasi-oguz-kagan-tanrikut-mete-han-2/">Türk’ün Ulu Atası: “Oğuz Kağan” – (Tanrıkut Mete Han)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="color: #999999;"><span style="font-size: 18pt;">Türk&#8217;ün  Ulu Atası:</span></span><span style="font-size: 18pt; color: #999999;"> &#8220;</span><span style="color: #00ccff;"><span style="font-size: 25pt;">Oğuz  Kağan</span></span><span style="color: #999999;"><span style="font-size: large;">&#8220;</span><span style="font-size: 16pt;"><br />
</span></span><span style="font-size: 16pt;"> <span style="color: #00cc66;">(Tanrıkut</span><span style="color: #ff9933;"> Mete Han)</span></span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/oguz-kagan.jpg" alt="Oğuz Kağan - Mete Han" align="right" />Orta Asya&#8217;nın bozkurtları olan  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a>, M.Ö. 234 yılına  geldiklerinde  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Tanrı</span></a> tarafından Oğuz (Mete) adında bir kişi oğlu ile  ödüllendirilmişlerdi. Çin&#8217;in kendisini mutlak egemen olarak bildiği ve  çevresindeki uluslar üzerinde baskı kurmaya çalıştığı bir dönemde,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Orta-Asya/"> <span style="color: #000000;">Orta Asya</span></a> çok  büyük olayların yaşanacağı bir döneme adım atıyordu. Bir cihan imparatorluğu  kuracak olan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oguz-kagan-biyografi-hayati-kim-kimdir/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Kağan</span></a> acuna gelmiş ve daha gözlerini açtığı andan itibaren  mucizeleriyle kutluluğunu ortaya koymaya başlamıştı&#8230;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"> <span style="color: #000000;">Türk tarihi</span></a>nin kuşkusuz en büyük  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #000000;">kağanlar</span></a>ından biri olan  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Oguz/"> <span style="color: #000000;">Oğuz</span></a> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #000000;">Kağan</span></a>, gerek yazılı kaynaklarda, gerekse de  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozlu-edebiyat-turk-edebiyatinin-donemleri/"> <span style="color: #000000;">sözlü edebiyatta</span></a> süregelen <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/hun-oguz-destani/"> <span style="color: #000000;">Oğuz  Destanı</span></a>&#8216;nda anlatıldığı üzere, yaşamı mucizelerle dolu olan bir  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> yiğididir.  Doğduğu gün onun Tanrı&#8217;nın kutuna sahip olduğu anlaşılmış ve mucizeleri  görülmeye başlamıştır. Yalnızca doğduğu gün annesinden süt emmiş, daha sonra bir  daha süt emmemiştir. Çok kısa sürede büyümüş ve bir yaşına girmeden konuşmaya  başlamıştır. Yaşını doldurmadan okunu ve yayını alıp ava gittiği ve tüm  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk  elinde</span></a> ününün hızla yayıldığı, yine mitolojik ögeleri de barındıran  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/"> <span style="color: #000000;">Türk  destanları</span></a>nda belirtilmektedir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Oğuz Kağan&#8217;ın adı, doğduktan bir süre sonra konulmuştur.  Çünkü Türklerde ad verme geleneği böyledir. Gök sakallı ve ay yüzlü bir bilge  (bu bazen de çocuğun babası &#8211; annesi olur) çocuğun özelliklerine bakarak, ona  uygun bir ad verir.<sup><strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">1</span></a></strong></sup> Hatta bir rivayete göre, Oğuz Kağan  kendisine &#8220;<strong>Oğuz</strong>&#8221; adının verilmesini kendisi istemiştir. Burada belirtilmesi  gereken başka bir konu da, Oğuz Kağan ile  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/mete-han-turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #000000;">Mete Han</span></a>&#8216;ın aynı kişi olduklarıdır.  Oğuz adı, babası Teoman tarafından verilen addır. Mete ise, Çin kaynaklarında  Oğuz Kağan&#8217;ı belirtmek için kullanılan addır. Orta Asya Türk tarihi hakkında,  Türkler tarafından yazılmış yazılı kaynaklar olmadığı veya henüz bulunamadığı  için, Türklerin çevresindeki ulusların tarihi kaynaklarına bakarak bilgi  edinilir. Bu kaynaklar içinde kuşkusuz en önemli olanları, Çin kaynaklarıdır.  Çin kaynaklarında  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oguz-kagan-biyografi-hayati-kim-kimdir/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Kağan</span></a> için &#8220;<strong>Mao-tun</strong>&#8221; (Mete) diye seslendirilen bir ad  kullanılmıştır. Bu sesletim, bugünkü Çinceye göre yapılmaktadır. Eski Çinceye  göre sesletim yapılacak olursa, &#8220;<strong>Bak-tut</strong>&#8221; biçiminde bir ad karşımıza çıkar. Bu  adın da, Eski Türkçedeki &#8220;<strong>Bağatur</strong>&#8221; adını karşıladığı düşünülmektedir. Bu  bilgiler göz önünde bulundurulursa, Oğuz Kağan&#8217;ın adının Bahadır&#8217;dan başka bir  ad olmadığı da söylenebilir. Fakat Türklerce yaygın olarak kullanılan ve  benimsenenler  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Oguz/"> <span style="color: #000000;">Oğuz</span></a> ve  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Mete/"> <span style="color: #000000;">Mete</span></a> adlarıdır.</span></p>
<p><center>[ad1]</center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Mete-Han/"> <span style="color: #000000;">Mete Han</span></a>&#8216;ın acuna gelişi,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/hun-oguz-destani/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Destanı</span></a>&#8216;nda şöyle dile  getirilir:</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">[&#8230;] Aydın oldu gözleri, renklendi, ışık doldu,<br />
Ay Kağan&#8217;ın o  gündü, bir erkek oğlu oldu.<br />
Gömgök, gök mavisiydi, bu oğlanın yüz rengi,<br />
Kıpkızıl ağzıyla, ateş gibiydi benzi.<br />
Al al idi gözleri, saçları da kapkara!<br />
Perilerden de güzel, kaşları var ne kara!<br />
Geldi ana göğsünde, aldı emdi  sütünü,<br />
İstemedi bir daha, içmek kendi sütünü.<br />
Pişmemiş etler ister, aş, yemek  ister oldu.<br />
Etraftan şarap ister, eğlenmek ister oldu.<br />
Ansızın dile geldi,  söyler konuşur oldu.<br />
Kırk gün geçtikten sonra, yürür oynaşır oldu. [&#8230;] <sup> <strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">2</span></a></strong></sup></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Oğuz Kağan&#8217;ın betimlemelerinden hareketle çizilen farklı  resimler:</span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/oguz-1.jpg" alt="" /><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/oguz-2.jpg" alt="" /><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/oguz-3.jpg" alt="" /></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Oğuz Kağan&#8217;ın babası, Teoman&#8217;dır.<sup><strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">3</span></a></strong></sup> Bu ad da  Çin kaynaklarından alınmıştır. Teoman adı, bu hâliyle yabancı kökenli bir  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">sözcük</span></a> gibi durmaktadır. Fakat bu adın aslı, Eski Türkçedeki &#8220;<strong>Tuman</strong>&#8221; (duman) adıdır. O  dönemde Tuman, Türkler arasında sıkça kullanılan bir addır. Mete&#8217;nin babası olan  Tuman&#8217;ın iki oğlu vardır. Teoman&#8217;ın büyük oğlu olan Mete Han, küçük yaşta  kahraman bir savaşçı gibi ava gitmeye başlamıştır. Yine Oğuzname&#8217;de geçen bir  olay şöyledir: <strong><sup><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"> <span style="color: #000000;">4</span></a></sup></strong> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/"> <span style="color: #000000;">Türk yurdu</span></a>nda Türk budununa musallat olan;  koyunları, geyikleri ve insanları yiyen bir gergedana kimsenin gücü yetmiyormuş. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Oguz-Kagan/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Kağan</span></a> resimlerde tek boynuzlu, gergedana benzeyen bu hayvanla yiğitçe  mücadele etmiş ve sonunda onu öldürmüştür. Bu olaydan sonra Mete&#8217;nin  kahramanlığı tüm Türk eline yayılmaya başlamıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Mete büyüyünce, babası ile  arası açılmıştır. Bunun için iki rivayet vardır: Birincisine göre Oğuz (Mete), atalarının inancına ters  düşünceleri benimsemiştir. Eski Türk inancında var olan Ongunlara ve kutsal  sayılan nesnelere karşı çıkmıştır. Bu da tüm budun (ulus) tarafından kötü  karşılanmıştır. Babası, Oğuz ile evlenmesini istediği gelinlerini yanına çağırır  ve onlara, neden onlarla değil de kendi seçtiği kişiyle evlendiğini sorar.  Kızlar ise,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oguz-kagan-biyografi-hayati-kim-kimdir/"> <span style="color: #000000;">Oğuz</span></a>&#8216;un farklı bir dini benimsediğini ve  evlenmek için kendilerinin de o dini  benimsemesini şart koştuğunu söylerler. Yalnızca son kız bu dileği kabul ettiği için,  onunla evlendiğini belirtirler. Bunun üzerine Teoman, kutsal değerlere ihanet  eden oğlunun öldürülmesi gerektiğini söyler ve ordusuyla birlikte harekete  geçer. Oğuz&#8217;un karısı hemen bir kadınla Mete&#8217;ye haber gönderir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/mete-han-turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #000000;">Mete Han</span></a>, babasının kendisini ortadan kaldırmayı düşündüğünü  öğrenince Türk eline bir elçi gönderip &#8220;<em>Babamdan yana olanlar orada kalsın,  benden yana olanlar ise benimle gelsin.</em>&#8221; demiştir. Mete&#8217;nin din değiştirdiğini  düşünen  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turk-Budunu/"> <span style="color: #000000;">Türk budunu</span></a>, çoğunlukla Teoman&#8217;ın (Kara Han&#8217;ın) yanında kalmış, bir  kısım ise Mete&#8217;nin yanına gitmiştir. Bunun üzerine iki taraf da hazırlıklara  başlamış ve Mete&#8217;nin ordusu ile Mete&#8217;nin babası olan Kara Han&#8217;ın ordusu  vuruşmaya başlamıştır. Bu vuruşmada Kara Han ölmüş ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/mete-han-turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #000000;">Mete</span></a> M.Ö. 209&#8217;da tüm Türk iline  kağanlığını duyurmuştur.<sup><strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">5</span></a></strong></sup> </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">İkinci rivayete göre ise  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Teoman/"> <span style="color: #000000;">Teoman</span></a>,  tahtını küçük oğluna bırakmak istediği için, Mete&#8217;yi ortadan kaldırmayı  düşünmektedir. Bunun için Mete&#8217;yi, Tanrı Dağları&#8217;nın kuzeybatısında yerleşmiş  bir topluluk olan Yüe-çi&#8217;lerin yanına göndermiştir. Bir süre sonra da nedensiz  olarak Yüe-çi&#8217;lere akın başlatmıştır. Bunun üzerine Yüe-çi&#8217;ler Mete&#8217;yi öldürmek  veya tutsak etmek için yakalamak istemişler; fakat Mete Han, atı hızlı koştuğu  için kaçmayı başarmıştır. Mete&#8217;nin gösterdiği bu yiğitlik üzerine  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Teoman/"> <span style="color: #000000;">Teoman</span></a>, Mete&#8217;yi ödüllendirmiş ve 10.000  kişilik bir tümeni oğluna armağan etmiştir. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Mete-Han/"> <span style="color: #000000;">Mete Han</span></a>, babasının armağan ettiği 10 bin çerilik orduyu  kendi yöntemine göre eğitmiş ve tarihin en disiplinli ordularından birini  kurmuştur. Askeri dehası ile onluk sistemi kurmuş ve vızlayan okları icat  etmiştir.<sup><strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">6</span></a></strong></sup> Kemik okların ucuna açılan deliklerin vızıldaması  ile gittiği yere işaret eden bu oklar, Mete&#8217;nin çerilerini (askerlerini)  eğitmesinde çokça işe yaramıştır. Çerilerini çok disiplinli olarak yetiştirmek  isteyen  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/mete-han-turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #000000;">Mete Han</span></a>, buyruklarını yerine getirmeyen çerilerinin başını kesmiştir.  Çerilere, nereye ok atarsa bütün erlerin oraya ok yağdırmasını emretmiştir. Dağın  eteğindeki bir taşa ok atan Mete&#8217;nin tüm askerleri, taşı ok yağmuruna  tutmuşlardır. Daha sonra okunu, üzerindeki atın gövdesine doğru atan Mete&#8217;nin  çerilerinin bir kısmı, Mete&#8217;nin atına ok atmaktan çekinince, ok atmayanların  başını kesmiştir. Hatta bir gün Mete, sevgilisine ok atmış, bunun üzerine  Hatun&#8217;a ok atmaya cesaret edemeyenlerin yine başını kestirmiştir.<sup><strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">7</span></a></strong></sup></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Mete-Han/"> <span style="color: #000000;">Mete Han</span></a>&#8216;ın Türklerin büyük kağanı oluşu, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/hun-oguz-destani/"> <span style="color: #000000;">Oğuzname</span></a>&#8216;de şöyle  anlatılmaktadır:</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Emir verdi Oğuz Han, kendinin iç iline,<br />
Toplandı halk,  sözleşti, koştu onun eline,<br />
Oğuz kırk masa ile, sıra dizdirmiş idi,<br />
Türlü  şaraplar ile, aşlar pişirtmiş idi.<br />
Halk oturdu sofraya, ne kımızlar içtiler,<br />
Ne şaraplar içildi, ne tatlılar yediler.<br />
Toy bitince Oğuz Han, verdi şu  buyruğunu:<br />
Ey benim beğlerimle, ilimin ey budunu!<br />
Sizlerin başınıza, ben oldum artık kağan.<br />
Elimizden düşmesin, ne yayımız ne kalkan!<br />
Damgamız olsun bize, yol gösteren  bir buyan.<br />
Alpler olun savaşta, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/bozkurt-resimleri/"> <span style="color: #000000;">Bozkurt</span></a> gibi uluyan! [&#8230;]<br />
Yurdumuz  ırmaklarla denizler ile dolsun.<br />
Gökteki güneş ise, yurdun bayrağı olsun!<br />
İlimizin çadırı, yukardaki gök olsun,<br />
Dünya devletim olsun, halkımız da çok  olsun!</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/buyuk-hun-imparatorlugu/"> <span style="color: #000000;"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/buyuk-hun.jpg" alt="Büyük Hun İmparatorluğu" align="left" />Büyük Hun İmparatorluğu</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Teoman/"> <span style="color: #000000;">Teoman</span></a>&#8216;dan sonra en parlak devrini  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oguz-kaganin-turkluk-duasi/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Kağan</span></a> (Mete Han) zamanında yaşamıştır. Mete Han, kağanlığı elde ettikten  sonra dört yöne akınlar düzenlemiştir. Bugünkü İran, Suriye, Moğolistan,  Hindistan, Çin ve Rusya topraklarında egemenlik kurmuştur. Batıda Japon  Denizi&#8217;ne; güneyde Hint Okyanusu&#8217;na; kuzeyde Sibirya Ovası&#8217;na ve doğuda  Anadolu&#8217;ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada kurduğu büyük imparatorlukta,  acunun en köklü ve güçlü uluslarına baş eğdirmiştir. Mete Han&#8217;dan önce Çin,  kendisini yenilmez güç olarak görüyordu. Fakat Oğuz Han, Çin&#8217;e yaptığı seferler  sonucunda Çin&#8217;in tamamını egemenliği altına almıştır. Hatta Hun akınlarından  korkan Çinlilerin,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/cin-seddi/"> <span style="color: #000000;">Çin Seddi</span></a>&#8216;ni yaptıkları meşhurdur. Bu başarılarla bir cihan  imparatorluğu kuran Mete, Türk tarihinin en büyük komutanlarından ve  kağanlarından biri olmayı başarmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Mete-Han/"> <span style="color: #000000;">Mete Han</span></a> ile babasının arasının açılmasına neden olan ikinci  rivayette belirtildiği üzere, Oğuz Kağan eski Türk inancında bulunan bazı  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kutsal-dil-var-midir/"> <span style="color: #000000;">kutsal</span></a> değerlere karşı çıkmıştır. O dönemde Türkler, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Gök Tanrı dinini</span></a> benimsemişlerdi.  Bu dinde, tek Tanrı bulunuyordu. Fakat yeri, göğü ve tüm evreni yaratan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Gök  Tanrı</span></a>&#8216;nın yardımcıları sayılabilecek Ongunlar ve Çalaplar da bulunmaktaydı.<strong><sup><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">8</span></a></sup></strong> Oğuz, bu düşünceye karşı çıkmış ve bunu yanlış bulmuştur. Ona göre acunun tek  yaratıcısı ve yöneticisi vardır, o da <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Gök Tanrı</span></a>&#8216;dır. İşte bu baş kaldırış,  Türkler arasında çok Tanrılı bir dine karşı, tek Tanrı&#8217;nın varlığını ispata  benzeyen bir durum almıştır. Oğuz, çevresindeki herkesi kendi düşüncesine  çekmeye çalışmıştır. Önce annesinden ve sevgilisinden başlamıştır. Kuşkusuz Oğuz  Kağan&#8217;ın bu düşünceleri, sıradan insanların inançlarından değildir. O, güçlü  düşünme ve sezgi yeteneğiyle Tanrısal bir görevi yerine getiriyordu ve  kutsal  ülküsü (inancı) uğruna savaşan bir alperendi. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Acundaki her ulusa bir peygamber gönderilmiştir. Mete&#8217;nin  yaşadığı döneme kadar Türklere gönderilen peygamber hakkında kesin bir bilgi  yoktur.<sup><strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">9</span></a></strong></sup> Oğuz Kağan&#8217;ın büyük bir komutan ve lider olmasının yanında, Tanrı&#8217;nın  elçisi olduğu da söylenir. Oğuzname&#8217;nin (<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/hun-oguz-destani/"><span style="color: #000000;">Oğuz Destanı</span></a>&#8216;nın) birçok bölümünde, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Oguz-Kagan/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Kağan</span></a>&#8216;ın mucizelerle dolu yaşamında Tanrısal bir gücü olduğuna da dikkat  çekilir. Ayrıca Eski Türkçenin  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>&#8216;ndan sonra yazılan bazı  kaynaklarda,  &#8220;<strong>peygamber</strong>&#8221; anlamına gelen &#8220;<strong>yalavaç</strong>&#8221; sözcüğü  bulunmaktadır. Bir ulus, bilmediği &#8211; tanımadığı bir nesne veya varlığa ad  vermeyeceğine göre, Türklere o zamana kadar bir elçi gönderildiği düşünülebilir.<sup><strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">10</span></a></strong></sup> Bu bilgilere dayanarak, Oğuz Kağan&#8217;ın Gök Tanrı dinini sistemleştiren bir yalavaç (peygamber) olduğu söylenebilir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Oğuz Kağan, yaşamı boyunca iki kız ile evlenmiştir. Bunların  birisini, bir gün Tanrı&#8217;ya yakarışta bulunurken tanımıştır. Bir anda karanlık  çökmüş ve gökten bir ışık ile bir kız inmiştir. Oğuz bu kıza aşık olmuş ve  onunla evlenmiştir. Oğuz&#8217;un bu evliliğinden üç tane oğlu olmuştur. Bunların  adları Gök, Dağ ve Deniz&#8217;dir. İkinci evliliği ise, ava gittiği bir gün gölün  ortasındaki bir adada, ağacın kovuğunda oturan bir kız ile yapmıştır. Bu  evlilikten de Gün, Ay ve Yıldız adında üç oğlu olmuştur. Oğuz Ata&#8217;nın bu altı  oğlunun da, dörder oğlu olmuş ve bugünkü <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/24-oguz-turk-boyu/"> <span style="color: #000000;">24 Oğuz Boyu</span></a>,  böylece oluşmuştur.  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Oguz-Kagan/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Kağan</span></a>&#8216;a göre ilk evliliğini &#8220;<strong>göğün kızı</strong>&#8220;; ikinci  evliliğini ise &#8220;<strong>yerin kızı</strong>&#8221; ile yapmıştı. Gök Tanrı inancında &#8220;<strong>yer</strong>&#8221;  ve &#8220;<strong>gök</strong>&#8221; kutluydu; fakat acunun yüce Gök Tanrı&#8217;sı, gökte bulunduğu için  ilk evliliği daha kutsaldı. Ondan olan üç çocuk da, son evliliğinden olan üç  çocuğa göre daha kutlu ve üstündü.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hun devletine altın çağını yaşatan Oğuz Kağan, artık  kendisinden sonra devletin başına geçecek kişiyi belirleme zamanının geldiğini  düşündüğü için, bir gün çocuklarını ava göndermiştir. Gök, Dağ ve Deniz Han&#8217;ı  bir yöne; Gün, Ay ve Yıldız Han&#8217;ı da öteki yöne göndermiştir. Göğün kızından  olan üç oğlu, avlanıp da dönerken bir altın yay bulmuştur. Yerin kızından olan  üç oğlu ise yine avlanıp dönerken üç altın ok bulmuştur. Bunları babalarına  getirince,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Oguz-Kagan/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Kağan</span></a> şöyle buyurmuştur: &#8220;<em>Kutlu altın yayı bulan Gök, Dağ ve  Deniz Han oğullarım, bu yayı aranızda bölüşünüz.</em>&#8221; Bunun üzerine yayı üç  parçaya ayırarak &#8211;<em>&#8216;boz&#8217;arak</em>&#8211; böldükleri için bu üç oğluna &#8220;<strong>Boz-Ok</strong>&#8221; adını  vermiştir. Üç tane altın ok bulan oğullarına ise, &#8220;<em>Sizler de o okları  paylaşınız.</em>&#8221; demiş ve yerin kızından olan üç oğluna &#8220;<strong>Üç-Ok</strong>&#8221; adını  vermiştir. Oğuz&#8217;un altı oğlu, böylece Boz-Ok ve Üç-Ok olarak iki kola  ayrılmıştır. Oğuz Kağan, çocukları içinde en büyüğü ve kutlusu olarak kabul  ettiği Gök Han&#8217;a da, kendisinden sonra tahta geçmesini buyurmuştur.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Acundaki görevini başarıyla yaptığını düşünen  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oguz-kaganin-duasi/"> <span style="color: #000000;">Oğuz Ata</span></a>, son  akınından ordusu ve çocuklarıyla birlikte sağ ve esen döndüğü için, büyük bir  toy (şölen) hazırlatmak için çerilerine emir vermiştir. Kağan için, direkleri  altından kaplı, bir saray kadar büyük otağ yapılmıştır. Otağ&#8217;ın çevresi yakut,  safir, zümrüt ve firuze gibi değerli taşlarla süslenmiştir. Dokuz yüz tane yılkı  (at) ile dokuz bin tane koyun kesilmiş; doksan dokuz tane havuz içine kımız  doldurulmuştur. Toy sırasında oğullarına yararlı bilgiler öğretmiş, öğütlerde  bulunmuştur. Bazı illeri oğulları arasında paylaştırmış ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/buyuk-hun-imparatorlugu/"> <span style="color: #000000;">Büyük Hun  İmparatorluğu</span></a>&#8216;nun kendisinden sonra da aynı güçte kalması için oğullarına  uyarılarda bulunmuştur. Bu hâlde M.Ö. 174 yılında uçmağa varmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><em><strong>Yavuz TANYERİ</strong></em></span></p>
<hr />
<div id="dipce"></div>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>1. </strong> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #000000;">Dede Korkut</span></a>, Boğaç Han&#8217;ın bir boğa ile mücadele edip, onu boğduğunu  görünce o yiğide &#8220;Boğaç&#8221; adını vermiştir.<br />
<strong>2.</strong> Oğuz&#8217;un yüzüne  &#8220;<strong>gök mavisi</strong>&#8220;, gözlerine ise &#8220;<strong>al al</strong>&#8221; betimlemelerinin yapılması, şöyle  açıklanabilir: Gök adı, o zamanlar hem Tanrı&#8217;yı, hem gök maviliğini hem de gün  görmüşlüğü, bilgeliği ifade etmektedir. Burada Oğuz&#8217;un yüzüne &#8220;<strong>gök</strong>&#8221;  benzetmesinin yapılmasının amacı, onun Tanrı kutuyla acuna geldiğini  belirtmektir. Yani burada Oğuz&#8217;un bilgeliği dile getirilmiştir. Gözlerinin &#8220;<strong>al  al</strong>&#8221; oluşu ise, Türk mitolojisine ait bir durumdur. Türk destan ve efsanelerinde,  gözlerinden ışık &#8211; alev saçan olağanüstü kişiler hep var olmuştur. Oğuz Kağan  da, insan üstü bir kişi olarak görüldüğü için, bu şekilde betimlenmiştir.<br />
<strong>3. </strong>Teoman&#8217;ın  kaynaklarda geçen diğer adı, &#8220;<strong>Kara Han</strong>&#8220;dır. Uygur kaynaklarında ise Kara Han, &#8220;<strong>Ay  Kağan</strong>&#8221; olarak geçmektedir. Uygurların benimsediği Mani inancına göre, &#8220;<strong>Ay</strong>&#8221;  kutludur. Gök Tanrı inancına göre ise, Gök ve Güneş kutlu iki nesnedir.  Uygurların Kara Han&#8217;a &#8220;<strong>Ay Kağan</strong>&#8221; demelerinin nedeni de, işte bu inancın  etkisidir.<br />
<strong>4.</strong> ÖGEL, Bahaeddin, &#8220;Türk Mitolojisi&#8221;, 1. Cilt, s. 115, TTK  Yay., Ankara, 2003<br />
<strong>5. </strong>Mete&#8217;nin tahta geçtiği tarih olan M.Ö. 209, Kara  Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nın kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. Bunda,  Mete&#8217;nin onluk sistemle ilk büyük sistemli Türk kara ordusunu kurmuş olması  etkili olmuştur.<br />
<strong>6.</strong> Bu oklar, Osmanlı döneminde bile &#8220;<strong>çavuş oku</strong>&#8221; adıyla  kullanılmıştır.<br />
<strong>7. </strong>Bu olayın şu biçimi de vardır: Mete askerlerinin   karşısına sevgililerini koymuştur. Hepsine birden, sevgililerine ok atmalarını  emretmiştir. Ok atmayanlar, Kağan buyruğuna uymadığı için oklanarak  öldürülmüşlerdir. Bu konu, büyük  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuk/"> <span style="color: #000000;">Türkçü</span></a> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Nihal ATSIZ</span></a>&#8216;ın <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/nihal-atsizin-essiz-romanlari/"> <span style="color: #000000;">romanları</span></a>nda da  işlenmiştir.<br />
<strong>8. </strong>Ulusların kendisinden türediği düşünüldüğü için kutsal  saydığı hayvan, ağaç veya türlü nesnelere &#8220;ongun&#8221; denilmektedir. Türkler,  bozkurdu ongun olarak kabul etmiştir. Çalap ise, Türklerde Tanrı karşılığı  kullanılan bir addır. Fakat bu adın bazen, belli ongun veya totemlerin yerine de  kullanıldığı görülmektedir.<br />
<strong>9. </strong>Nuh peygamberin Türk soyundan olduğu ve  Nuh&#8217;un oğlu Yafes&#8217;in Türk adlı oğlunun, Türklerin atası olabileceği  düşünülmektedir. Fakat bu bilgi, Tevrat kaynaklı olup, kesin değildir.<br />
<strong>10. </strong>Yalavaç adının, farklı bir ulustan alınmış olduğu düşünülebilir; fakat bu  ad, Gök Tanrı inancı içinde var olan ve komşu uluslarda olmayan bir addır. Kaldı  ki o dönemde Türklerin komşusu olan Çin, İran ve Hindistan&#8217;dan etkilenilseydi,  yine de &#8220;<strong>peygamber</strong>&#8221; (yalavaç) kavramına ulaşılamazdı.<br />
</span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkun-ulu-atasi-oguz-kagan-tanrikut-mete-han-2/">Türk’ün Ulu Atası: “Oğuz Kağan” – (Tanrıkut Mete Han)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkun-ulu-atasi-oguz-kagan-tanrikut-mete-han-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>17</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dini Bilgiler ve Terimler</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 14:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Terimler]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Bilgiler ve Terimler]]></category>
		<category><![CDATA[Hac]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[Komsu]]></category>
		<category><![CDATA[melek]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Oruc]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Terim]]></category>
		<category><![CDATA[Zekat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Dini Bilgiler ve Terimler&#8230; Dini Bilgiler ve Terimler (1) Dini Bilgiler ve Terimler (2) Dini Bilgiler ve Terimler (3) Dini Bilgiler ve Terimler (4) Dini Bilgiler ve Terimler (5) Dini Bilgiler ve Terimler (6) Dini Bilgiler ve Terimler (7) &#160; Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler/">Dini Bilgiler ve Terimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> <font style="font-size: 18pt" color="#3366ff"> &#8230;Dini Bilgiler ve  Terimler&#8230;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/islamiyet/dini_bilgiler_ve_terimler.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/islamiyet/dini_bilgiler_ve_terimler.jpg" /></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD"><strong>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler-1/" title="Dini Bilgiler ve Terimler (1)" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#ff0066">Dini  Bilgiler ve Terimler (1)</font></span></a><span style="font-size: 15pt"><font color="#ff0066"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler-2/" title="Dini Bilgiler ve Terimler (2)" style="text-decoration: none"> <font color="#33cc33">Dini  Bilgiler ve Terimler (2)</font></a><font color="#33cc33"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler-3/" title="Dini Bilgiler ve Terimler (3)" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">Dini  Bilgiler ve Terimler (3)</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler-4/" title="Dini Bilgiler ve Terimler (4)" style="text-decoration: none"> <font color="#33cccc">Dini  Bilgiler ve Terimler (4)</font></a><font color="#33cccc"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler-5/" title="Dini Bilgiler ve Terimler (5)" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Dini  Bilgiler ve Terimler (5)</font></a><font color="#808080"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler-6/" title="Dini Bilgiler ve Terimler (6)" style="text-decoration: none"> <font color="#6699ff">Dini  Bilgiler ve Terimler (6)</font></a><font color="#6699ff"><br />
</font></span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler-7/" title="Dini Bilgiler ve Terimler (7)" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#ff99cc">Dini  Bilgiler ve Terimler (7)</font></span></a></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler/">Dini Bilgiler ve Terimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dini-bilgiler-ve-terimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Muhammedin Hayatı (Peygamberimizin Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 12:55:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Peygamber'in Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti MUhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Muhammedin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Hüzün Yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed (sav)]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammedin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammedin Kısaca Hayatı Özet Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[İsra]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[mirac]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[musluman]]></category>
		<category><![CDATA[Muslumanlik]]></category>
		<category><![CDATA[Nebi]]></category>
		<category><![CDATA[Olum]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimizin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimizin Hayatı Kısaca Ödev Özet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Çocukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatı Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatının Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Kısaca Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<category><![CDATA[Yas]]></category>
		<category><![CDATA[yil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Hz. Muhammed&#8217;in Hayatı&#8230; İslamiyetten Önce Arabistan Hz. Muhammed’in Çocukluk Dönemi Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu Hüzün Yılı İsrâ ve Mirâc Mucizesi Medine’ye Hicret Hicretin Birinci Yılı Hicretin İkinci Yılı Hicretin Üçüncü Yılı Hicretin Dördüncü Yılı Hicretin Beşinci Yılı Hicretin Altıncı Yılı Hicretin Yedinci Yılı Hicretin Sekizinci Yılı Huneyn Gazvesi Hicretin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">Hz. Muhammedin Hayatı (Peygamberimizin Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="5"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">&#8230;Hz. Muhammed&#8217;in  Hayatı&#8230;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/islamiyet/hz_muhammedin_hayati.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/islamiyet/hz_muhammedin_hayati.jpg" height="143" width="200" /></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetten-once-arabistan/" title="İslamiyetten Önce Arabistan" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 13pt"><font color="#ff0066">İslamiyetten</font></span><span style="font-size: 13pt"><font color="#ff0066">  Önce Arabistan</font></span></a><span style="font-size: 13pt"><font color="#ff0066"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-cocukluk-donemi/" title="Hz. Muhammed’in Çocukluk Dönemi" style="text-decoration: none"> <font color="#00cc99">Hz.  Muhammed’in Çocukluk Dönemi</font></a><font color="#00cc99"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-peygamber-olusu/" title="Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">Hz.  Muhammed’in Peygamber Oluşu</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-omer-ve-hamzanin-musluman-olusu/" title="Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu" style="text-decoration: none"> <font color="#6699ff">Hz.  Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu</font></a><font color="#6699ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huzun-yili/" title="Hüzün Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff99cc">Hüzün  Yılı</font></a><font color="#ff99cc"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/isra-ve-mirac-mucizesi/" title="İsrâ ve Mirâc Mucizesi" style="text-decoration: none"> <font color="#33cc33">İsrâ  ve Mirâc Mucizesi</font></a><font color="#33cc33"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/medineye-hicret/" title="Medine’ye Hicret" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Medine’ye  Hicret</font></a><font color="#808080"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-birinci-yili/" title="Hicretin Birinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#da46ff">Hicretin  Birinci Yılı</font></a><font color="#da46ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-ikinci-yili/" title="Hicretin İkinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff0066">Hicretin  İkinci Yılı</font></a><font color="#ff0066"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-ucuncu-yili/" title="Hicretin Üçüncü Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#00cc99">Hicretin  Üçüncü Yılı</font></a><font color="#00cc99"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-dorduncu-yili/" title="Hicretin Dördüncü Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">Hicretin  Dördüncü Yılı</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-besinci-yili/" title="Hicretin Beşinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#6699ff">Hicretin  Beşinci Yılı</font></a><font color="#6699ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-altinci-yili/" title="Hicretin Altıncı Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff99cc">Hicretin  Altıncı Yılı</font></a><font color="#ff99cc"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-yedinci-yili/" title="Hicretin Yedinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#33cc33">Hicretin  Yedinci Yılı</font></a><font color="#33cc33"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-sekizinci-yili/" title="Hicretin Sekizinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Hicretin  Sekizinci Yılı</font></a><font color="#808080"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huneyn-gazvesi/" title="Huneyn Gazvesi" style="text-decoration: none"> <font color="#da46ff">Huneyn  Gazvesi</font></a><font color="#da46ff"><br />
</font></span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-onuncu-yili/" title="Hicretin Onuncu Yılı" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 13pt"><font color="#ff0066">Hicretin  Onuncu Yılı</font></span></a></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">Hz. Muhammedin Hayatı (Peygamberimizin Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>301</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslamiyetten Önce Arabistan</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetten-once-arabistan/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetten-once-arabistan/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 12:46:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Peygamber'in Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetten-once-arabistan/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslamiyetten Önce Arabistan 1 &#8211; GİRİŞ Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Arap yarımadasının Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu. O&#8217;nun hayâtını ve insanlık târihinde yaptığı büyük inkılâbı kavrayabilmek için, yaşadığı asırda Arabistan&#8217;ın genel durumunun ve Arapların yaşayışlarının, ana hatları ile de olsa, bilinmesinde fayda vardır. İslâmiyet&#8217;ten önce Araplar, henüz millet hâline gelemedikleri için; kabîleler hâlinde yaşıyorlardı. Her [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetten-once-arabistan/">İslamiyetten Önce Arabistan</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="3"> <span style="font-size: 18pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> İslamiyetten Önce Arabistan</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<strong>1 &#8211; GİRİŞ</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)</font></a> Arap  yarımadasının Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu. O&#8217;nun hayâtını ve insanlık  târihinde yaptığı büyük inkılâbı kavrayabilmek için, yaşadığı asırda  Arabistan&#8217;ın genel durumunun ve Arapların yaşayışlarının, ana hatları ile de  olsa, bilinmesinde fayda vardır.</p>
<p>İslâmiyet&#8217;ten önce Araplar, henüz millet hâline gelemedikleri için; kabîleler  hâlinde yaşıyorlardı. Her kabîle, diğerlerinden ayrı bir devlet gibiydi. Kabîle  başkanına &#8220;Şeyh&#8221; deniyordu. Hicaz ve Yemen bölgelerinde bazı şehirler kurulmuşsa  da, genellikle çöllerde çadır ve göçebe hayâtı geçiriyorlardı. Hicaz bölgesinde  üç önemli şehir, Mekke, Yesrib (Medine) ve Tâif&#8217;ti. Mekke&#8217;de Kureyş Kabîlesi,  Tâifte Sakîf Kabîlesi, Yesrib (Medine) de Evs ve Hazreç adlı Arap kabîleleri ile  Kaynukaoğulları, Nadîroğulları ve Kurayzaoğulları olmak üzere üç yahûdi kabîlesi  bulunuyordu. Diğer kabîleler genellikle göçebe idiler.</p>
<p>Kabîleler arasında kan davası ve sınır anlaşmazlıkları gibi sebepler yüzünden  savaş eksik olmazdı. Yalnızca yılın dört ayında (Muharrem, Recep, Zilka&#8217;de ve  Zilhicce aylarında) harbetmezlerdi. Bu aylara &#8220;eşhür-i hurum&#8221;(1) (savaşılması,  kan dökülmesi haram olan hürmetli aylar) denir. Bu esnâda, bütün kabîleler  güvenlik içinde seyâhat edebildikleri için, genellikle büyük panayırlar bu  aylarda kurulurdu. Mekke&#8217;nin hâkimi, Kâbe ve civârındaki putların koruyucusu  oldukları için Kureyş kabîlesi, diğer bütün kabîlelerden saygı görürdü. Bu  sebeple Kureyşliler, senenin her mevsiminde diledikleri yere seyâhat  edebiliyorlardı.(2)</p>
<p>Hicaz bölgesindeki panayırların en önemlileri, Mekke civârında kurulmakta olan  Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz panayırlarıydı. Bu panayırlara ülkenin dört bir  yanından akın akın gelenler arasında satıcılar, iffetsiz kadınlar, şâirler,  hatipler, kâhinler ve çeşitli dinlere mensup kimseler de bulunuyordu. Tâif&#8217;le  Nahle arasında kurulmakta olan Ukaz panayırında, şiir yarışmaları yapılır;  beğenilip derece alan şiirler, Kâbe&#8217;nin duvarlarına asılırdı. Bu şekilde Kâbe  duvarında asılmış olan yedi ünlü kasideye &#8220;el-Muallekatü&#8217;s-seb&#8217;a&#8221; (Yedi Askı)  denilmiştir.</p>
<p>Müslümanlıktan önce, Arapların çoğunluğu putperestti. Yapmış oldukları bir takım  heykellere ilâh diye tapıyorlardı. En önemli putlar, Hubel, Lât, Menât, Uzzâ,  Vedd, Suva&#8217;, Yeğûs, Yeûk ve Nesr adlarını taşıyanlardı. Mekke&#8217;de Kâbe ve  civârına 360 kadar put yerleştirilmişti. Her kâbîlenin ayrı bir putu, her putun  özel bir ziyâret günü vardı. Böylece yılın her gününde putlarını ziyârete  gelenlerle dolup taşan Mekke, bir ticâret merkezi olduğu kadar, putperestliğin  de merkezi hâline gelmiş bulunuyordu.</p>
<p>Arabistan&#8217;da putperestlerden başka, Mûsevî, Hıristiyan, Mecusî (ateşe tapan) ve  Sâbiî dinlerine mensup kimseler de vardı. Bunlardan başka, çok az sayıda, Hz.  İbrahim&#8217;in tebliğinden o devre ulaşan dinî esasları benimsemiş tek Tanrı  inancında olan &#8220;Hanîf&#8221;ler vardı. Nevfel oğlu Varaka, Cahş oğlu Abdullah,  Huveyris oğlu Osman ve Sâide oğlu Kuss bunlardandı.</p>
<p>İslâmiyetten önce Arap Yarımadasının kuzeyinde (Sûriye&#8217;de) &#8220;Nebtî&#8221;, güneyinde  (Yemen&#8217;de) &#8220;Himyerî&#8221;, Irak&#8217;ta ise &#8220;Süryânî&#8221; yazıları kullanılıyordu. Hicaz  Arapları Sûriye ve Irak&#8217;a ticâret için yaptıkları seyâhatlarda Arapça&#8217;yı Nebtî  ve Süryânî yazıları ile yazmayı öğrendiler. Daha sonraki asırlarda, Nebtî  yazısından &#8220;Nesih&#8221;; Süryânî yazısından da &#8220;Kûfî&#8221; denilen yazı sitilleri  doğmuştur. Ancak, Araplar arasında okuyup yazma bilenlerin sayısı son derece  azdı. Cömertlik, konukseverlik, sözde durma, düşmanları bile olsa kendilerine  sığınanları himâye, cesâret.. gibi bazı iyi hasletleri yanında, soygunculuk,  faizcilik, zenginleri üstün, fakirleri hor görme, içki ve kumar düşkünlüğü,  kabilecilik gayreti ile kan dökme gibi son derece çirkin âdetleri de vardı. Hele  köle ve kadınlara insan değeri vermezlerdi. Kadınlar, ölen kocasından,  babasından ve diğer yakınlarından mirâs alamadıkları gibi, kendileri mirâs  malları arasında, mirâscılara kalırdı. Erkekler istedikleri kadar kadınla  evlenebilirlerdi. Fuhuş âdeta meslek hâline gelmişti. Bu yüzden bazı kimseler  kız çocuklarını diri diri kumlara gömecek derecede vahşet göstermişlerdi.(3)</p>
<p>İslâmiyetin doğuşu sırasında yalnız Araplar ve Arabistan değil, bütün dünya,  zulüm, sefâhet ve cehâletin karanlığı içindeydi. Maddî ve rûhî sıkıntılar içinde  bunalmış olan insanlık, bir mürşit, bir kurtarıcı beklemekteydi.<br />
Kur&#8217;ân-ı Kerîm &#8220;Câhiliyet Devri&#8221; denilen bu karanlık dönemi, &#8220;İnsanların kendi  elleriyle işledikleri kötülükler yüzünden, fesat (her tarafı kapladı) karada ve  denizde yayıldı.&#8221;(4) ifâdesiyle en vecîz bir şekilde anlatmaktadır.</p>
<p>&#8220;Aralarında birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman, içi gamla dolarak yüzü  simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye  çalışır. Şimdi onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü hüküm  veriyorlar.&#8221; (en-Nahl Sûresi, 58-59. Ayrıca bkz. ez-Zuhruf Sûresi, 17; et-Tekvîr  Sûresi,8-9)</p>
<p></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2�MEKKE VE KÂBE </strong></p>
<p>Yeryüzünde <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Allah" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Allah</font></a>&#8216;a ibâdet için yapılan ilk binâ, bütün  namazlarda kıblegâh olarak yönelmekte olduğumuz Kâbe&#8217;dir.(5) Allah&#8217;ın emriyle  Hz. İbrâhim ve oğlu Hz. İsmâil tarafından(6) Milattan 2000 yıl kadar önce  Mekke&#8217;de yapılmıştır.(7) Tavâfa başlama yerinin işâreti olmak üzere, Kâbe&#8217;nin  güney-doğu köşesi (Rükn-i Hacer-i Esved) nde bulunan &#8220;Hacer-i Esved&#8221; denilen  siyah taşı Hz. İbrâhim, Ebu Kubeys dağından getirerek hâlen bulunduğu köşeye  koymuştur. İnşaatın tamamlanmasından sonra Hz. İbrâhim ilk tavâfı oğlu Hz.  İsmâil&#8217;le beraber yapmış, bütün insanları hacca, Kâbe&#8217;yi ziyârete dâvet  etmiştir.(8)</p>
<p>Mekke şehri, Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in büyük dedelerinden Kusayy tarafından,  Kâbe&#8217;nin inşâsından çok sonra kurulmuştur. Allah&#8217;a ibadet için yapılmış olan  Kâbe, zamanla &#8220;Tevhid İnancı&#8221;nın unutulmasıyla, putlarla doldurulmuş; Mekke  puperestliğin merkezi hâline gelmiştir. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>a) Mekke ve Kâbe ile İlgili Özel Vazifeler </strong></p>
<p>Mekke şehrini kuran Kusayy, şehrin idâresi, Kâbe&#8217;nin bakımı ve Kâbe&#8217;yi ziyârete  gelenlere hizmetle ilgili bazı görevler ihdâs etti. Bu hizmetler Hz. İsmâil&#8217;in  neslinden olan kimseler tarafından yerine getiriliyordu. Bu hizmet ve  görevlerden bir kısmı şunlardır:</p>
<p><strong>1- Hicâbe:</strong> Kâbe&#8217;nin perdedarlığı ve anahtarlarını taşıma görevidir.</p>
<p><strong>2- Sikâye:</strong> Kâbeyi ziyârete gelenlerin suyunu temin etme ve Zemzem  kuyusuna bakma görevidir.</p>
<p><strong>3- Rifâde:</strong> Kâbeyi ziyâret için Mekke&#8217;ye gelenleri ağırlama, barındırma ve  muhtaçlara yardımcı olma hizmetidir.</p>
<p><strong>4- Nedve:</strong> Kusayy tarafından yapılan &#8220;Dâru&#8217;n-Nedve&#8221; adlı istişâre meclisi  binâsında yapılan toplantılara başkanlık etme görevidir. Savaş, sulh ve  memleketin diğer bütün önemli işlerinin kararı, burada yapılan toplantılarda  verilirdi. Kırk yaşından küçük olanlar, bu meclise alınmazlardı.</p>
<p><strong>5- Livâ:</strong> Savaş zamanında ve askerin toplanmasında sancağı taşıma  görevidir.</p>
<p><strong>6- Kıyâde:</strong> Savaşta askere komuta etme görevidir.</p>
<p><strong>7- Sefâre:</strong> Aynı toplum içindeki fertler veya kabîleler arasında meydana  gelen çekişmelerde hakem olarak arabulma hizmetidir.</p>
<p><strong>8- Hazine-i emvâl:</strong> Savaş için hazırlanan silâh, mal ve âletleri muhâfaza  etme görevidir.</p>
<p><strong>9- Ezlâm:</strong> Oklar ile fal bakma işidir.</p>
<p>Kâbe&#8217;nin üzerine konulmuş olan Hubel adlı putun yanında üç fal oku vardı.  Birinde: &#8220;emeranî rabbî&#8221; (Rabbım bana emretti); diğerinde &#8220;nehânî rabbî&#8221; (Rabbım  bana yasak kıldı), yazılıydı. Üçünçüsü ise boştu.</p>
<p>Yapacağı iş konusunda karar veremeyen kişi, ezlâm işiyle görevli kimse aracılığı  ile bu oklardan birini çekerdi. Birinci ok çıkarsa, tasarladığı işi yapar,  ikincisi çıkarsa o işten vazgeçerdi. Üçüncüsü çıkarsa, o işi bir yıl erteler,  ertesi sene falı yenilerdi.</p>
<p><strong>10- Nezâre:</strong> Bir yerden başka bir yere nakledilecek eşyayı kontrol ve  muâyene ettikten sonra &#8220;taşıma ruhsatı&#8221; verme görevidir.</p>
<p>Araplar arasında her biri büyük bir şeref sayılan bu hizmet ve görevlerin hepsi  Kusayy&#8217;ın elinde toplanmışken daha sonra Kureyş arasında dağılmıştır.</p>
<p></font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>b) Zemzem Suyu </strong></p>
<p>Hz. İbrâhim, Milâttan yaklaşık 2000 yıl kadar önce, Irak&#8217;ta Sümer şehirlerinden  &#8220;Ur&#8221; sitesinde dünyaya geldi. Peygamber olduktan sonra, halkı tek Allah&#8217;a imâna  dâvet ettiği için, Bâbil Hükümdârı Nemrut tarafından ateşe atıldı. Fakat  Allah&#8217;ın emri ile ateş onu yakmadı.(9) Kendisine imân eden İbrâni&#8217;lerle  Filistin&#8217;e göçtü. Birara Mısır&#8217;a gitti, orada da kendisine imân eden kimse  bulamadığı için, tekrar Filistin&#8217;e döndü.</p>
<p>Hz. İbrâhim, karısı Hâcer ile henüz annesini emmekte olan oğlu Hz. İsmâil&#8217;i  Allah&#8217;ın emri ile Filistin&#8217;den alıp, Mekke&#8217;ye, Kâbe&#8217;nin bulunduğu yere götürdü.  Onlara bir dağarcık hurma ve bir kırba su bırakarak yanlarından ayrılıp  Filistin&#8217;e döndü. O esnâda, henüz Kâbe yapılmamış, Mekke şehri kurulmamıştı.  Etrâfta ne insan, ne su, ne de hayat işâreti vardı.</p>
<p>Hz. İbrâhim, eşi ve çocuğundan ayrılıp onları göremeyecek kadar uzaklaştıktan  sonra, Kâbe&#8217;nin bulunduğu yere yönelerek:</p>
<p>&#8220;Rabbımız, zürriyetimden bir kısmını senin kutsal evinin yanında, ekin bitmez  (çorak), bir vâdi içinde yerleştirdim. Rabbımız, (beyt&#8217;inde) namaz kılmaları  için, insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için  onları meyvelerle rızıklandır&#8230;&#8221;(10) diye duâ etti ve uzaklaşıp gitti.</p>
<p>Yanlarındaki hurma ve su bittikten sonra, Hâcer çocuğunu olduğu yerde bırakıp,  bir can yoldaşı görebilmek ve birkaç yudum su bulabilmek ümidiyle Safâ ile Merve  tepeleri arasında gidip geldiği esnâda bir melek, ökçesiyle Zemzem suyunu ortaya  çıkarmıştı. Hâcer bu sudan kana kana içti, çocuğunu emzirdi ve Allah&#8217;a hamdetti.</p>
<p></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>c) Mekke Şehrinin Kurulması </strong></p>
<p>Hz. İsmâil, daha sonra bu bölgeye yerleşen &#8220;Cürhümîler&#8221; den bir kızla evlendi.  Kendisi İbrânî, Cürhümîler Yemenli Âribe (halis) Arablarındandı. Bu sebeple  İsmâiloğullarına &#8220;müsta&#8217;rabe (arablaşmış) arabları&#8221; denilir.</p>
<p>Yemen&#8217;de &#8220;Seylü&#8217;l-arim&#8221;(11) denilen sel felâketinden sonra bu bölgeye gelen  Huzâa Kabîlesi, İsmâiloğullarının da yardımı ile, Cürhümîleri Mekke&#8217;den sürüp  çıkardılar. Cürhümîler, Kâbe&#8217;ye hediye edilmiş olan altın geyik heykelleri ile  diğer kıymetli eşyayı Zemzem kuyusuna atıp, üzerini toprakla doldurduktan sonra,  kuyuyu belirsiz hâle getirerek Mekke&#8217;den kaçtılar. Bu yüzden Zemzem kuyusu uzun  müddet kapalı kaldı.</p>
<p>Mekke bölgesinin hâkimiyeti ve Kâbe muhafızlığı üç asır kadar Huzâalılarda  kaldıktan sonra Kilâb (Hâkim)&#8217; in oğlu Kusayy, milâdî 5 inci asırda Kâbe  muhafızlığını ele geçirdi. Kureyş&#8217;in başına geçerek, Huzâalıları bu bölgeden  çıkardı. Kâbe&#8217;nin etrâfında bugünkü Mekke şehrini kurdu. Ölümünden sonra kabîle  başkanlığı ve Kâbe muhâfızlığı oğlu Abdimenâfa, ondan da oğlu Hâşim&#8217;e kaldı.  Haşim ticâret için gittiği Şam seferinde Gazze&#8217;de ölünce, rifâde (ziyâretçileri  ağırlama ve barındırma) ve sikaye (ziyâretçilere su temin etme) vazifelerini  küçük kardeşi Muttalib üzerine aldı. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>d) Şeybe&#8217;nin adı Abdülmuttalib kaldı </strong></p>
<p>Hâşim, Medine&#8217;de Hazrec kabîlesinin Neccâr oğulları kolundan Amr kızı Selmâ ile  evlenmiş, &#8220;Şeybe&#8221; adında bir oğlu olmuştu. Selmâ Medine&#8217;den ayrılmadığından,  Şeybe de Medine&#8217;de dayılarının yanında büyümüştü. Hâşim&#8217;in vefâtından sonra,  amcası Muttalib O&#8217;nu Mekke&#8217;ye getirdi. Mekkeliler Muttalibin yanında  tanımadıkları bir çocuk görünce, Şeybeyi Muttalib&#8217;in kölesi sanarak, Ona &#8220;Abdülmuttalib&#8221;  dediler. Bu yüzden Şeybe, Abdülmuttalib adıyla anıldı.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>e) İki Kurbanlığın Oğlu</p>
<p></strong>Abdülmuttalib, 10 oğlu olduğu takdirde, bunlardan birini Allah için kurban  etmeyi adamıştı.(12) Bu eski âdet, bize Hz. İbrâhim&#8217;in gördüğü bir rüyâ üzerine  oğlu Hz.İsmâil&#8217;i kurban etmek istemesini(13) hatırlatmaktadır.</p>
<p>Abdülmuttalib, çeşitli zevcelerinden 10 oğlu olunca aralarında kur&#8217;a çekerek  adağını yerine getirmek istedi. Kur&#8217;a sonucuna göre, ileride Rasûlullah  (s.a.s.)&#8217;in babası olacak olan Abdullah&#8217;ın kurban edilmesi gerekiyordu. Bir  arrafe (kadın kâhin)nin tavsiyesine uyularak, belirli sayıda deve ile Abdullah  arasında kur&#8217;a çekildi. Kur&#8217;a Abdullah&#8217;a düştükçe, develerin sayısı onar onar  arttırılarak, yeniden çekildi. 10 deve ile başlayan kur&#8217;a çekimi, develerin  sayısı 100 olunca nihâyet develere isâbet etti.(14) Böylece Abdullah&#8217;ın yerine  100 deve kurban edildi. Bu olaya ve neslinden geldiği Hz. İsmail&#8217;in kurban  edilmesi teşebbüsüne işâretle Rasûlulllah (s.a.s.) Efendimizin:</p>
<p>&#8220;Ben iki kurbanlığın oğluyum&#8221; (15) buyurduğu nakledilmiştir. O zamana kadar 10  deve olan diyet (öldürülen bir kimsenin kan bedeli) de, bu olaydan sonra, 100  deveye yükselmiştir.(16) İslâm Hukuku&#8217;nda kan bedelinin 100 deve olması, zamanla  örf hâline gelen bu olaya dayanmaktadır. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>f) Zemzem Kuyusunun Temizlenmesi </strong></p>
<p>Muttalib&#8217;in ölümünden sonra, kabîle başkanlığı ile Rifâde ve Sikâye hizmetleri  Abdülmuttalib&#8217;e verilmişti. Abdülmuttalib, Zemzem&#8217;in yerini bulup yeniden  kazdırdı. Cürhümîlerin Mekke&#8217;den kaçarken kuyuya attıkları altın geyik  heykelleri, kılıç ve zırhlar çıkarılarak kuyu temizlendi. Zemzem kuyusunun  idâresi, Abdülmüttaliboğullarında kaldı. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>3- FİL VAK&#8217;ASI (Ebrehe&#8217;nin Kâbe&#8217;ye  Saldırması) (571 M.) </strong></p>
<p>Habeşistan Kırallığı&#8217;nın Yemen Vâlisi Ebrehe, Hristiyanlığı Arabistan&#8217;da yaymak  ve Arapları Kâbe ziyâretinden vazgeçirmek için, San&#8217;a&#8217;da muhteşem bir kilise  yaptırmıştı. Fakat, Araplardan bu kiliseye ilgi gösteren olmadı. Üstelik, Kinâne  Kabîlesi&#8217;nden bir Arap, bir gece gizlice kilise içine pisledi. Ebrehe bunu  bahâne ederek büyük bir ordu ile Kâbe&#8217;yi yıkmak üzere Mekke üzerine yürüdü.  Arapların bu orduya karşı koyabilecek güçleri yoktu. Mekkeliler şehri boşaltarak  etraftaki dağlara çekildiler.</p>
<p>Ebrehe, Mekke yakınlarında karargâhını kurdu. Kureyş Kabîlesinin reisi olan  Abdülmuttalib&#8217;e elçi göndererek, kan dökmek üzere değil, sâdece Kâbe&#8217;yi yıkmak  için geldiğini bildirdi. Bu esnâda Ebrehe&#8217;nin öncü kuvvetleri Mekkelilerin  sürülerini yağmalayıp ordugâha götürmüşlerdi. Bunlar arasında Abdülmuttalib&#8217;in  de yüz devesi vardı. Abdülmuttalib, Ebrehe&#8217;ye giderek yağmalanan sürülerin geri  verilmesini istedi. Ebrehe: </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>-&#8220;Ben, Kâbe&#8217;yi yıkmamam için ricâya  geldiğini sanmıştım. Görüyorum ki sen, develerinin derdindesin, bunu sana  yakıştıramadım&#8230;&#8221; deyince, Abdülmuttalib büyük bir vakarla:</p>
<p>-&#8221; Ben, develerin sâhibiyim, onları istiyorum. Kâbe&#8217;nin de sâhibi var. O&#8217;nu  sâhibi koruyacaktır&#8221; diye cevap vermişti. Bu cevap karşısında Ebrehe,  Abdülmuttalib&#8217;in develerini ve Mekkelilerin yağmalanan bütün mallarını geri  verdi. </strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de de açıklandığı üzere, Ebrehe  amacına ulaşamadı. Kâbe&#8217;yi yıkmak üzere hücûma geçileceği sırada, Ebrehe&#8217;nin her  seferinde berâberinde bulundurduğu Mamut adlı büyük fil ile diğer filler her  türlü çabaya rağmen, diz çöküp oldukları yerde kaldılar; Kâbe cihetine  yürümediler. Bu esnâda gök yüzünde beliren sürü sürü kuşlar, ağızlarında ve  pençelerinde taşıdıkları küçük taşları Kâbe&#8217;ye hücûma hazırlanan askerlerin  üzerine bıraktılar. Ebrehe&#8217;nin büyük ordusu bir anda perişan oldu.(17) Büyük bir  kısmı orada telef oldu. Kaçıp kurtulabilen askerlerin bir kısmı ile Ebrehe  San&#8217;a&#8217;ya döndü ise de, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak çok geçmeden öldü.</p>
<p>Ordu&#8217;nun önünde yürüyen filler sebebiyle, tarihte bu hâdiseye &#8220;Fil Vak&#8217;ası&#8221;, bu  olayın meydana geldiği seneye de &#8220;Fil Yılı&#8221; denilmiştir. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
&#8220;Kâbe&#8217;yi yıkmağa gelen fil sâhiplerine, Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?  Onların kötü plânlarını (hile ve düzenlerini) boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine  sert taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Sonunda onları yenilmiş ekin yaprağı  gibi yapıverdi&#8221;. (Fil Sûresi, 1-5)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Rasûlllah (s.a.s.) Efendimiz</font></a>, Fil Vak&#8217;ası&#8217;ndan  52 gün kadar sonra dünyaya geldiği için bu olayı görmemişti. Fakat bu Sûre  indiği esnâda bu olay o kadar iyi biliniyordu ki, hayatta olanlardan, olayı  görmemiş olanlar da sanki görenler kadar olaydan haberdardı. Bu sebeple Hz.  Muhammed (s.a.s.) olay sırasında henüz dünyaya gelmemiş olduğu halde &#8220;görmedin  mi?&#8221; buyrulmaktadır. Burada görmek , &#8220;bilmek ve duymak&#8221; anlamında  kullanılmıştır. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">»<span lang="tr">  “Peygamberimizin Hayatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetten-once-arabistan/">İslamiyetten Önce Arabistan</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetten-once-arabistan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>30</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Muhammedin Çocukluk Dönemi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-cocukluk-donemi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-cocukluk-donemi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 12:43:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Peygamber'in Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[cocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammed%e2%80%99in-cocukluk-donemi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Muhammed’in Çocukluk Dönemi &#8221; Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik&#8221;. (el-Enbiyâ Sûresi, 107) l- HZ. MUHAMMED (S.A.S)&#8217;İN ÇOCUKLUK DÖNEMİ 1- DOĞUMU: Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı&#8217;nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke&#8217;nin doğusunda bulunan &#8220;Hâşimoğulları Mahallesi&#8221;nde, babasından kendisine mirâs kalan evde doğdu. Arapların takvim başı olarak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-cocukluk-donemi/">Hz. Muhammedin Çocukluk Dönemi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="3"> <span style="font-size: 18pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">Hz.  Muhammed’in Çocukluk Dönemi</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> </span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>&#8221; Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak  gönderdik&#8221;.<br />
(el-Enbiyâ Sûresi, 107)</strong> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>l- HZ. MUHAMMED (S.A.S)&#8217;İN ÇOCUKLUK  DÖNEMİ </strong><br />
<strong><br />
1- DOĞUMU: </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571  senesi, Fil Yılı&#8217;nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı,  Mekke&#8217;nin doğusunda bulunan &#8220;Hâşimoğulları Mahallesi&#8221;nde, babasından kendisine  mirâs kalan evde doğdu. Arapların takvim başı olarak kullandıkları &#8220;Fil Vak&#8217;ası&#8221;,  Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;in doğumundan 52 gün kadar önce olmuştu.(18)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Abdülmuttalib, torununun doğumu şerefine  verdiği ziyâfette çocuğun adını soranlara:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Muhammed adını verdim. Dilerim ki, gökte Hakk,  yeryüzünde halk, O&#8217;nu hayırla yâdetsinler&#8230;&#8221; cevâbını verdi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Annesi de &#8220;Ahmed&#8221; dedi. (Muhammed, üstünlük ve  meziyetleri anılarak çok çok övülüp senâ edilen; Ahmed de Cenab-ı Hakk&#8217;ı yüce  sıfatları ile öven, hamdeden kimse demektir.(19) İslâm târihçileri,  Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;in doğduğu gece bir takım olağanüstü olayların meydana  geldiğini naklederler. O gece İran Kisrâsı (Hükümdarı)&#8217;nın Medâyin şehrindeki  sarayının 14 sütûnu yıkılmış, mecûsîlerin İran&#8217;da Istahrâbat şehrinde bin yıldan  beri yanmakta olan &#8220;ateşgede&#8221;leri sönmüş, Sâve (Taberiyye) gölü yere batmış, bin  yıldan beri kurumuş olan Semâve deresi&#8217;nin suları taşmış, mecûsîlerin büyük  bilgini Mûdibân korkunç bir rüya görmüş, Kâbe&#8217;deki putların yüz üstü  devrildikleri görülmüştü. Gerçekten O&#8217;nun doğması ile bütün dünyada hüküm  sürmekte olan cehâlet ve küfür ateşi sönmüş, putperestlik yıkılmış, zulmün  baskısı son bulmuştur.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2- SOYU (NESEBİ) </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)&#8217;in babası,  Abdülmuttalib&#8217;in oğlu Abdullah; annesi ise Vehb&#8217;in kızı Âmine&#8217;dir. Babası  Abdullah, Kureyş Kabîlesinin Hâşimoğulları kolundan, annesi Âmine ise  Zühreoğulları kolundandır. Her ikisinin soyu, bir kaç batın yukarıda, &#8220;Kilâb&#8221;da  birleşmektedir. Her ikisi de Mekke&#8217;lidir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, Hz.İbrâhim&#8217;in  büyük oğlu Hz. İsmâil&#8217;in neslindendir. Soyu Adnân&#8217;a kadar kesintisiz  bellidir.(20) Adnân ile Hz.İsmâil arasındaki batınların sayısında neseb  bilginleri ihtilâf etmişlerdir.(21)<br />
Peygamber (s.a.s.) Efendimizin soyu, çok temiz ve çok şerefli bir neseb  zinciridir. Bir hadisi şerifte Rasûl-i Ekrem Efendimiz:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ben devirden devire, (nesilden nesile,  âileden âileye) seçilerek intikal eden Âdemoğulları soylarının en temizinden  naklolundum, sonunda içinde bulunduğum &#8216;Hâşimoğulları&#8217; âilesinden neş&#8217;et ettim&#8221;,  buyurmuştur.(22)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Diğer bir hadisi şerifte bu seçilme işi şöyle  anlatılmıştır.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Allah, Hz İbrâhim&#8217;in oğullarından Hz.  İsmâil&#8217;i, İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını, Kinâneoğullarından Kureyşi,  Kureyşden Hâşimoğul-larını, Hâşimoğullarından da beni seçmiştir.&#8221; (23)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bir başka hadis-i şerifinde de Rasûl�i Ekrem  Efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Allah beni, dâima helâl babaların sulbünden,  temiz anaların rahmine naklederek, sonunda babamla annemden ızhâr etti.  Âdem&#8217;den, anne-babama gelinceye kadarki nesebim içinde nikâhsız birleşen  olmamıştır&#8221;. (24)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in doğumundan iki ay  kadar önce babası Abdullah, Suriye seyâhatinden dönerken Yesrib (Medine)&#8217;de  hastalanarak 25 yaşında vefât etmiş ve orada defnedilmişti. Peygamberimiz  (s.a.s.)&#8217;e, babasından mirâs olarak beş deve, bir sürü koyun, doğduğu ev ve  künyesi Ümmü Eymen olan Habeşli Bereke adlı bir câriye kalmıştır.(25)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>3- HZ. MUHAMMED (S.A.S.) SÜT ANNE YANINDA </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Başlangıçta çocuğu (3 veya 7 gün) annesi Âmine  emzirdi.(26) Sütü yetmediği için, daha sonra amcası Ebû Leheb&#8217;in azatlı câriyesi  Süveybe tarafından emzirildi.(27)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Fakat Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in devamlı süt  annesi Hevâzin Kabîlesinin Sa&#8217;doğlulları kolundan Halîme oldu.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Mekke&#8217;nin havası ağır olduğu için, Mekkeliler  yeni doğan çocuklarını çölden gelen süt annelere verirlerdi. Çöl ikliminde  çocuklar hem daha gürbüz yetişiyor, hem de bozulmamış (fasih) Arapça  öğreniyorlardı. Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;de bu âdete göre süt annesi Halîme&#8217;ye  verildi. Halîme, yetim bir çocuğu emzirmenin kârlı bir iş olmayacağı  düşüncesiyle, başlangıçta tereddüt göstermişse de, daha sonra bu çocuğun  evlerine uğur ve bereket getirdiğini görmüş ve O&#8217;nu öz çocuklarından daha çok  sevmiştir. Süt kardeşi Şeyma da bakımında annesine yardımcı olmuştur.(28)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Hz.Muhammed (s.a.s.)</font></a> süt annesi ve süt  kardeşleri ile sonraki yıllarda dâima ilgilenmiştir. Halîme kendisini ziyârete  geldiği zaman onu &#8220;anacığım&#8221; diyerek karşılamış, altına elbisesini yayarak,  saygı göstermiştir.(29)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşına kadar, süt  annesinin yanında çölde kaldı. Dört yaşında Halîme çocuğu Mekke&#8217;ye götürerek  annesine teslim etti. İslâm târihçileri, bu esnada &#8220;şakk-ı sadr&#8221; (göğüs açma)  olayının meydana geldiğini, çocukta görülen bu gibi olağanüstü hallerin  Halîme&#8217;yi endişelendirdiğini, bu yüzden çocuğu annesine teslime mecbûr kaldığını  naklederler.(30)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>4- MEDİNE ZİYÂRETİ </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşından altı  yaşına kadar, öz annesi Âmine ile kaldı, O&#8217;nun şefkat ve ihtimâmı ile yetişip  büyüdü. Altı yaşında iken, babasının Medine&#8217;de bulunan kabrini ziyâret etmek  üzere, annesi ve sadık hizmetçileri Ümmü Eymen&#8217;le beraber Medine&#8217;ye gittiler.  Medine&#8217;deki akrabaları Neccâroğullarında bir ay kadar misâfir kaldılar. Dönüşte,  Medine&#8217;nin 23 mil güneyinde Ebvâ Köyü&#8217;nde Âmine hastalandı.(31) Henüz doğmadan  babasından yetim kalmış olan Hz. Muhammed (s.a.s.) altı yaşında iken annesinden  de öksüz kalıyordu. Bu acıyı bütün varlığı ile hisseden anne, oğlunu şefkat dolu  gözlerle süzdü. Bağrına basıp uzun uzun öptü. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Masûm yüzüne bakarak</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Her yeni eskiyecek, her fâni yok olup gidecek,<br />
Ben de öleceğim, fakat buna gam yemem,</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Namımı ebedi kılacak hayırlı bir halef bırakıyorum&#8230;&#8221; anlamına bir şiir  söyledi. Bu sözlerden sonra vefât etti.(32)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Annesinin ölümünden sonra çocuğu Ümmü Eymen  Mekke&#8217;ye götürüp dedesi Abdülmuttalib&#8217;e teslim etti.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Altı yaşından sekiz yaşına kadar, çocuğa  dedesi Abdülmuttalib baktı. Abdülmuttalib seksen yaşını geçmiş bir ihtiyârdı.  Peygamber (s.a.s.) Efendimiz sekiz yaşında iken dedesi de öldü. Ölürken, on oğlu  içinden Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin yetiştirilmesini, öz amcası Ebû  Tâlib&#8217;e bıraktı.(33/1)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Yıllar sonra, Hicret&#8217;in 6&#8217;ıncı yılı Hudeybiye  Barışı dönüşünde Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz, annesinin kabrini ziyâret edip,  teessürle gözyaşı döktü.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Annemin bana olan şefkatini hatırlayarak  ağladım, buyurdu. (33/2) </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>BİR GECE<br />
Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,<br />
Kumdan, ayın ondördü bir Öksüz çıkıverdi!<br />
Lâkin, o ne hüsrândı ki: Hissetmedi gözler;<br />
Kaç bin senedir, halbuki bekleşmedelerdi!<br />
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabiî<br />
Bir kerre, zuhûr ettiği çöl, en sapa yerdi.<br />
Bir kerre de, mâmûre-i dünyâ, o zamanlar.,<br />
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.<br />
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;<br />
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!<br />
Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zemînin.<br />
Salgındı, bugün Şark&#8217;ı yıkan, tefrika derdi.<br />
Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki Öksüz,<br />
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!<br />
Bir nefhada insanlığı kurtardı O Mâsum,<br />
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!<br />
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;<br />
Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!<br />
Âlemlere rahmetti, evet, şer�i mübîni,<br />
Şehbâlini, adl isteyenin yurduna gerdi.<br />
Dünya neye sâhipse, O&#8217;nun vergisidir hep;<br />
Medyûn O&#8217;na cem&#8217;iyyeti, medyûn O&#8217;na ferdi.<br />
Medyûndur O mâsûm&#8217;a bütün bir beşeriyyet&#8230;<br />
Yârab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.</strong></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Mehmed Âkif ERSOY</strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rasûlüllah (s.a.s.) 1 Rebiülevvel 11 H./27  Mayıs 632 M. târihine rastlayan Pazartesi günü öğleden sonra vefât etmiştir.  (Bkz. Tecrid Tercemesi,9/298 ve 11/5-6) Sahih hadislerde, Peygamber (s.a.s.)  Efendimiz&#8217;in 63 yaşında vefât ettiği belirtilmiştir (Bkz. Tecrid Tercemesi,  9/298, Hadis No. 1442 ve 11/33, Hadis No.1671)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rasûlüllah (s.a.s.)&#8217;in, Hz. Mâriye&#8217;den olan  oğlu İbrâhim&#8217;in vefât ettiği gün, güneş tutulmuştu. (Bkz. Buhârî, 2/29-30;  Tecrid Tercemesi, 3/428, Hadis No. 547) Mısır&#8217;lı Muhammed Felekî Paşa, yaptığı  hesaplama ve araştırma sonucu, bu tutulma olayının, Milâdi 632 yılının 7 Ocak  günü saat 8.30&#8217;a rastladığını tesbit etmiştir. <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Rasûlüllah</font></a> (s.a.s.)&#8217;in vefâtı, 1 Rebiülevvel 11  H/27 Mayıs 632 M. Pazartesi günü olduğuna göre, Muhammed Felekî Paşa bu tarihten  63 kameri yıl geri giderek, Rasûlüllah (s.a.s.)&#8217;in doğumunun 9 Rebiülevvel/20  Nisan 571 veya 2 Rebiülevvel/13 Nisan 571 pazartesi olması gerektiği sonucuna  varmıştır. (Bkz. Asr-ı Saadet 1/191).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Fetih Sûresinde bu ism&#8217;i şerif, ayrıca &#8220;Rasûlüllah&#8221;  olarak vasıflanmıştır. Saf Sûresinin 6. âyetinde ise:<br />
&#8220;Meryem oğlu İsâ: Ey İsrâiloğulları! Doğrusu ben, benden önce indirilen Tevrât&#8217;ı  tasdik edici, benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygemberi de  müjdeleyici olarak, Allah&#8217;ın size gönderilmiş bir peygemberiyim demişti&#8230;&#8221;  buyrulmuştur.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu ayet-i celilede Hz. İsâ&#8217;nın, kendinden  sonra &#8220;Ahmed&#8221; adında bir peygamberin geleceğini müjdelediği bildirilmektedir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bugün elimizde, Hz. İsâ&#8217;ya indirilen İncil&#8217;in  orjinal nüshası bulunmayıp, ondan çok sonraki târihlerde kaleme alınmış muharref  nüshalar bulunduğundan Hz. İsâ tarafından verilen bu müjdenin aslını bugünkü  İncillerde aynen bulmak mümkün olmamaktadır. Ancak Yunanca&#8217;dan Türkçe&#8217;ye  çevrilen Yuhanna İncili&#8217;nin 14. babı&#8217;nın 26 âyeti şöyledir:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Baba&#8217;dan size göndereceğim &#8220;Tesellici&#8221;,  &#8220;Babadan çıkan hakikat Ruhu geldiği zaman benim için o şehâdet edecektir.&#8221;<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Burada geçen &#8220;Tesellici&#8221; kelimesi, İncilin  Yunancasında &#8220;Faraklit&#8221; dir. İncil&#8217;in eski Arapça tercemelerinde bu kelime &#8220;Hammâd&#8221;  veya &#8220;Hâmid&#8221; olarak terceme edilmiştir. Nitekim bir kısım Hıristiyan bilginleri  de bu kelimeyi &#8220;Hammâd, yani çok hamd eden kimse olarak açıklamışlardır ki aşağı  yukarı &#8220;Ahmed&#8221; anlamındadır.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">İncil&#8217;deki &#8220;Faraklit&#8221; kelimesini &#8220;Tesellici&#8221;  diye terceme etmiş de olsalar, Hz. İsâ ile Hz. Muhammed (s.a.s.) arasında  bilinen bir peygamber bulunmadığına ve günümüze kadar da zuhûr etmediğine göre,  Hz. İsâ&#8217;nın gönderileceğini bildirdiği &#8220;Tesellici&#8221; veya &#8220;Faraklit&#8221; Rasûlüllah  (s.a.s.) den başka kim olabilir? (Bkz. Tecrid Tercemesi, 9/291-293, Hadis No:  1439 ve izâhı.)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Buhârî&#8217;nin Cübeyr b. Mut&#8217;ım&#8217;den rivâyetine  göre, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in eski kutsal kitaplarda, eski ümmetlerce bilinen  üç adı daha vardır: Mâhi, Hâşir, Âkıb. Bu konuda şöyle buyurmuştur:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Bana âit beş yüce isim vardır. Ben Muhammed  ve Ahmed&#8217;im. Ben Mâhi&#8217;yim, ki Allah benim (nübüvvetim)le küfrü izâle edecektir.  Ben Hâşir&#8217;im ki (kıyamet gününde) insanlar benim ardımdan haşrolunacaklardır.  Ben Âkib&#8217;im, Çünkü peygamberlerin sonuyum. (Buhârî 4/11;Tecrid Tercemesi, 9/291,  Hadis No: 1439; Müslim, 4/1827, Hadis No: 2354. Rasûlüllah (s.a.s.)&#8217;in diğer  isimleri için bkz. Tecrid Tercemesi, 9/291-294 ve 10/43)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Annesinin nesebi de şöyledir: Vehb, Abdümenâf,  Zühre, Kilâb, Mürre&#8230; Görüldüğü üzere her iki tarafın nesebi Kilâb&#8217;da  birleşmektedir. (İbn Hişam, 1/115)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong><br />
</strong>II- HZ. MUHAMMED (S.A.S.)&#8217;İN GENÇLİK DÖNEMİ<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1- EBÛ TÂLİB&#8217;İN HİMÂYESİ </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamberimizin hayâtının sekiz yaşından  yirmibeş yaşına kadar olan dönemine &#8220;gençlik devresi&#8221; denilir. Bu devrede  Rasûlullah (s.a.s.) amcası Ebû Tâlib&#8217;in yanında, onun himâyesi altında  bulunmuştur.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ebû Tâlib, zeki ve âlicenâb bir zâtdı. Zengin  olmamakla beraber, asâleti ve âlicenâplığı sebebiyle herkesten saygı görüyordu.  Yeğeni Hz. Muhammed&#8217;i çok seviyor, hiç yanından ayırmıyordu.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2- SEYÂHATLERi</strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>a) Şam Seyâhati </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Mekke iklimi zirâate elverişli olmadığından,  Mekkeliler ticâretle uğraşırlar, çocuklarını da ticârete alıştırırlardı. Ticâret  için kervanlarla, yazın Şam&#8217;a, kışın Yemen&#8217;e seyâhet ederlerdi. Ebû Tâlip de  diğer Mekkeliler gibi kervan ticâreti yapıyordu. Bir defasında Şam&#8217;a giderken,  Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e amcasından ayrılmak zor geldi; kendisini de yanında  götürmesini istedi. Ebû Tâlib çok sevdiği yeğenini kırmadı. O&#8217;nu da kafileyle  beraberinde götürdü. Bu esnâda henüz oniki yaşındaydı.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Şam&#8217;ın 90 km. kadar güneyinde Busrâ (Eski Şam)  denilen kasabada &#8220;Bahîra&#8221; adında bir Hıristiyan râhibi vardı. Kasabaya uğrayan  kervanlarla hiç ilgilenmediği halde, Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in içinde bulunduğu  kervanı karşılayarak bütün kafileye bir ziyâfet verdi. Bahîra okuduğu kutsal  kitaplardan edindiği bilgilerle, Hz Muhammed (s.a.s.)&#8217;in simâsından, O&#8217;nun  istikbâlini sezmişti. O&#8217;nunla konuştu. Sorular sordu. Aldığı cevâplar, kanâatini  kuvvetlendirdi. Şam yolculuğunun bu çocuk için tehlikeli olacağını düşündü. Ebû  Tâlib&#8217;e:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">-&#8220;Bu çocuk son Peygamber olacaktır. Şam  Yahûdîleri içinde O&#8217;nun alâmet ve vasıflarını bilen kâhinler vardır. Tanırlarsa,  ihânet ve kötülüklerinden korkulur. Bu çocuğu Şam&#8217;a götürmeyiniz&#8230;&#8221;dedi. Bu  sözler üzerine Ebû Tâlib Şam&#8217;a gitmekten vazgeçti. Alışverişini burada bitirip,  geri döndü.(34)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Son Peygamberin geleceği ve O&#8217;nun bir çok  vasıfları Tevrât ve İncil&#8217;de bildirilmişti. Bu sebeple, Yahûdî ve Hristiyan  bilginleri, O&#8217;nun alâmetlerini ve vasıflarını biliyorlardı. Hicretten sonra  Müslüman olan Medineli Yahûdi âlimi Abdullah İbn Selâm&#8217;ın &#8220;Tevrat&#8217;ta Hz.  Muhammed (s.a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın sıfatları vardır&#8221; dediğini, &#8220;Kütüb-i  Sitte&#8221; denilen altı güvenilir hadis kitabından Tirmizi&#8217;nin es-Sünen&#8217;inde rivâyet  edilmiştir.&#8221;(35)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Gülünç Bir İddiâ </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in 12 yaşında yaptığı bu  seyâhatta râhip Bahîra ile görüşmesini, bazı Hıristiyan yazarlar,  Hıristiyanlığın bir zaferi gibi göstermek istemişler, Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;in  bütün dinî esasları bu râhipten öğrendiğini iddia etmişlerdir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu iddia son derece gülünç ve tutarsızdır.  Oniki yaşındaki bir çocuğun, İslâm gibi mükemmel bir dinin esaslarını bir kaç  saatlik görüşme esnâsında öğrenmesi mümkün değildir. Bu râhip bu esasları  bilseydi, kendisi tebliğ ederdi. Eğer burada böyle bir konu konuşulsaydı,  kafilenin gözü önünde yapılan bu konuşma ağızdan ağıza yayılırdı.  Peygamberliğini ilân ettiği zaman inanmayanlar, &#8220;bunlar Bahîra&#8217;nın sözleri&#8221;  demezler miydi? Üstelik İslâmiyet, Hıristiyanların &#8220;teslis&#8221; (üçlü tanrı sistemi)  inancını tamâmen reddetmiş &#8220;Tevhid inancını&#8221; getirmiştir. Görüldüğü üzere, bu  iddia son derece çürük ve çirkin bir iftirâdan başka bir şey değildir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>b) Yemen Seyâhati </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Muhammed (s.a.s.) 17 yaşında iken de,  diğer bir ticâret kafilesi ile amcalarından Zübeyr ve Abbâs&#8217;la birlikte Yemen&#8217;e  gidip gelmiştir.(36)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>3- FİCÂR SAVAŞINA KATILMASI </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Müslümanlıktan önce (Câhiliyet Döneminde)  Araplar arasında iç savaşlar eksik olmazdı. Yalnızca &#8220;Eşhür-i hurum&#8221; denilen  dört ayda savaşmak haram sayılırdı. Bu dört ayda (Zilka&#8217;de, Zilhicce, Muharrem,  Receb) savaş yapılacak olursa fâcirane sayıldığı için buna &#8220;Ficâr Savaşı&#8221;  denirdi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kureyş kabîlesi ile Hevâzin kabîlesi arasında  kan davası yüzünden bir savaş başlamış, dört yıl sürmüştü. Savaş, kan dökülmesi  haram olan aylarda da devâm ettiği için &#8220;Ficâr Savaşı&#8221; denildi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamberimiz (s.a.s.) yirmi yaşlarında iken  bu savaşa amcaları ile birlikte katıldı. Fakat kimseye ok atmamış, kimsenin  kanını dökmemiştir. Sâdece karşı taraftan atılan okları toplayıp, amcalarına  vermiştir.(37)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>4- HILFU&#8217;L-FUDÛL CEMİYETİNDE ÜYELİĞİ </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Uzun süren Ficâr savaşı esnâsında Mekke&#8217;de  âsâyiş bozulmuş, can ve mal güvenliği kalmamıştı. Özellikle dışarıdan mal  getiren yabancıların malları yağmalanıyordu.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Vâil oğlu Âs, Mekke&#8217;ye gelen Yemen&#8217;li bir  tâcirin bütün malını gasbetmiş, haksız olarak elinden almıştı. Yemen&#8217;li, Ebû  Kubeys dağına çıkarak uğradığı haksızlığa karşı, bütün kabîleleri yardıma  çağırdı. Yemenlinin bu feryâdı üzerine Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;in amcası Zübeyr,  Kureyşin bütün ileri gelenlerini çağırdı. Hâşimoğulları, Zühreoğulları,  Esedoğulları, Temimoğulları, Abdülluzzaoğulları, Zübeyrin dâvetine icâbet  ederek, Beni Temîm&#8217;den Cüd&#8217;ân oğlu Abdullah&#8217;ın evinde toplandılar.&#8221;Mekke&#8217;de  zulmü önlemeğe yerli-yabancı hiç kimseye karşı haksızlık ettirmemeğe&#8221; karar  verdiler. Haksızlığa uğrayan kimselere yardım edeceklerine yemin ettiler. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Yemenlinin hakkını Âs&#8217;tan alıp geri verdiler.  Mekke&#8217;de âsâyişi yoluna koydular.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Vaktiyle, Cürhümîler zamanında Fadl b. Hâris,,  Fudayl b. Vedâa ve Mufaddal b. Fedâle isimlerinde üç kabîle başkanı, kabîleleri  ile toplanarak,&#8221;Mekke&#8217;de zulme meydan vermeyeceğiz, zayıfların hakkını adâlet  üzere alacağız&#8230;&#8221;(38) diye yemin etmişlerdi. Onların bu yeminlerine &#8220;Hılfu&#8217;l-fudûl&#8221;  (Fadılllar yemini) denilmişti. Cüd&#8217;ân oğlu Abdullah&#8217;ın evinde aynı konuda  yapılan yemine de bu sebeple &#8220;Hılfu&#8217;l-fudûl&#8221; denildi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamberimiz (s.a.s.) 20 yaşında iken bu  toplantıda amcaları ile beraber üye olarak bulundu. Bu cemiyetin çalışmalarından  son derece memnun kaldığını Peygamberliğinden sonra: &#8220;İslâm&#8217;da da böyle bir  cemiyete cağrılsam, yine icâbet ederim&#8221;, sözleriyle ifâde etmiştir.(39)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">III- HZ. MUHAMMED (S.A.S.)&#8217;İN EVLİLİK DÖNEMİ<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1- TİCÂRET HAYÂTI </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bütün Mekke&#8217;liler gibi Hz. Muhammed (s.a.s.)  de amcasıyle birlikte ticâret yapıyordu. Gerek çocukluğunda, gerekse ticâret  hayâtında, dürüstlüğü ile tanınmıştı. Sözünde durmadığı, yalan söylediği,  başkalarına zarar verecek bir davranışta bulunduğu, bir kimseyi incittiği asla  görülmemiş; dürüstlüğü dillere destan olmuştu. Bu yüzden Mekke&#8217;liler O&#8217;na  &#8220;el-Emîn&#8221; (her konuda güvenilir kişi) diyorlardı. O&#8217;nun bu yüksek ahlâkını  öğrenen Kureyşin zengin kadınlarından Hatice, kendisine sermâye vererek ticâret  ortaklığı teklif etti. Böylece Peygamber (s.a.s.) ile Hatice arasında ticâret  ortaklığı başladı.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2- HZ. HATİCE İLE EVLENMESİ </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kureyşin Esed oğulları kolundan Huveylid kızı  Hatice zeki, dirâyetli, şeref ve asâlet sâhibi, 39-40 yaşlarında zengin ve güzel  bir hanımdı. Daha önce iki defa evlenmiş ve dul kalmıştı. Kureyşin ileri  gelenlerinden pek çok isteyenler olmuş, fakat hiç biri ile evlenmemişti.  Güvendiği kimselere sermâye vererek ticâret ortaklığı yapıyor, böylece servetini  artırıyordu. Yüksek ahlâk ve âli-cenâblığı sebebiyle, kendisine Müslümanlıktan  önce &#8220;Tâhire&#8221; denildiği gibi, sonra da &#8220;Haticetü&#8217;l-Kübra&#8221; denilmiştir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Hatice bir ticâret kafilesiyle  Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;i Şam&#8217;a gönderdi. Kölesi Meysere&#8217;yi de hizmetine verdi.  Fakat Hz. Peygamber (s.a.s.) Şam&#8217;a kadar gitmedi; malları Busra&#8217;da satarak geri  döndü. Çünkü Bahîra&#8217;nın ölümünden sonra yerine geçen Râhip Nestûra da, Hz.  Muhammed (s.a.s.)&#8217;in Şam&#8217;a gitmesini uygun bulmamıştı.(40)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Üç ay kadar sonra, Hz. Muhammed (s.a.s.)  beklenilenin çok üzerinde kazanç elde ederek döndü. Hz. Hatice, bu büyük insanın  emniyet, dürüstlük ve gayretine hayran oldu. Daha sonra araya vasıtalar girdi;  evlenmeleri kararlaştırıldı. Bu esnâda Hz.Muhammed (s.a.s.) 25, Hz Hatice ise 40  yaşlarındaydı.(41)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Nikâh, Hatice&#8217;nin amcazâdesi, Varaka oğlu  Nevfel tarafından Hz. Hatice&#8217;nin evinde kıyıldı. Ebû Tâlib ile Varaka birer  hitâbede bulunarak, her iki âilenin üstünlük ve meziyetlerini dile  getirdiler.(42) Esâsen, Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Hz. Hatice&#8217;nin nesebleri  Kusayy&#8217;da birleşir. Hz. Hatice&#8217;ye 20 dişi deve mehir verildi.(43) Nikâhtan sonra  develer kesilerek dâvetlilere ziyâfet çekildi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Evlenmelerinden sonra, Hz. Muhammed (s.a.s.),  Hz. Hatice&#8217;nin evine geçti. Örnek ve mutlu bir âile yuvası kurdular. Hz. Hatice,  Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e derin bir saygı ve sevgi ile bağlıydı. Peygamberliğinden  önce olduğu gibi, Peygamberlik devrinde de en büyük yardımcısı oldu. Yüksek ve  eşsiz ruhlu bir hanım olduğunu gösterdi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;de ondan son derece  memnundu. O devirde çok evlilik âdet olduğu ve bir çok teklifler aldığı ve  aralarında yaş farkı da bulunduğu halde, onun üzerine evlenmedi; ölümünden sonra  da onu hep hayırla andı.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>3- HZ. PEYGAMBER (S.A.S)&#8217;İN ÇOCUKLARI </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;in Hz. Hatice&#8217;den ikisi  erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla, Kaasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm,  Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu. Arablarda ilk çocuğun adı ile  künyelendirme âdet olduğundan Hz.Peygamber (s.a.s.)&#8217;e de &#8220;Ebü&#8217;l-Kaasım&#8221; denildi.  Kaasım ile Abdullah küçük yaşta öldüler. Kızları büyüdüler. Fakat Fâtıma&#8217;dan  başka hepsi de babalarından önce vefât ettiler. Yalnız Fâtıma, Peygamber  (s.a.s.)&#8217;in vefâtından sonra altı ay daha yaşadı.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rasûl-i Ekrem (s.a.s), kızlarının en büyüğü  Zeyneb&#8217;i Ebu&#8217;l-Âs ile evlendirdi. Ebü&#8217;l Âs, Müslüman olmadığı için, Zeyneb&#8217;in  hicretine izin vermemişti. Bedir Savaşında esir düştü. Zeyneb&#8217;i Medine&#8217;ye  göndermek şartı ile serbest bırakıldı. Daha sonra Müslüman olarak Medine&#8217;ye  geldi. Zeyneb&#8217;i tekrar aldı.(44)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rukiyye ile Ümmü Gülsüm&#8217;ü, amcası Ebû Leheb&#8217;in  oğullarından Utbe ve Uteybe ile evlendirmişti. İslâmiyetten sonra Ebû Leheb, Hz.  Peygamber (s.a.s.)&#8217;e olan düşmanlığı sebebiyle oğullarına eşlerini boşamaları  için baskı yaptı. Onlar boşadıktan sonra, Rasûlullah (s.a.s.) Rukiyye&#8217;yi Hz.  Osman&#8217;la evlendirdi. Rukiyye&#8217;nin ölümünden sonra da Ümmü Gülsüm&#8217;ü nikâhladı. Bu  yüzden Hz. Osman&#8217;a &#8220;iki nûr sâhibi&#8221; anlamına &#8220;Zi&#8217;n-nûreyn&#8221; denildi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">En küçük kızı Fâtıma&#8217;yı ise Hz. Ali ile  evlendirdi. Hasan ve Hüseyin, Hz. Fâtıma&#8217;nın çocuklarıdır. Rasûl-i Ekrem  (s.a.s.)&#8217;in nesli, Hz. Fâtıma ile devâm etmiştir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;in Mısırlı eşi  Mâriye&#8217;den de İbrâhim adlı bir oğlu olmuş, fakat Hicretin 10&#8217;uncu yılında henüz  iki yaşına girmeden ölmüştür.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>4- KÂBE&#8217;NİN TÂMİRİNDE HAKEMLİĞİ (605 M.) </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. İbrâhim ve Hz. İsmâil tarafından yapılmış  olan Kâbe, geçen uzun asırlar içinde yağmur ve sel suları ile harabolmuş, tâmir  edilmesi gerekmişti.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kureyşliler, Kâbe binasını yıkarak, yeniden  yapmaya karar verdiler. Yardımlar toplandı, gerekli malzeme temin edildi. Hz.  İbrâhim&#8217;in yaptığı temele kadar yıkarak, duvarları yeniden örmeğe başladılar.  Ancak; &#8220;Hacer-i Esved&#8221;i yerine koyma sırası gelince anlaşamadılar. Kureyş&#8217;in  bütün kolları, bu şerefin kendilerine âit olmasını istiyordu. Anlaşmazlık dört  gün sürdü, kan dökülmek üzereydi ki,(45) Kureyş&#8217;in en ihtiyarı Ebû Ümeyye veya  Huzeyfe b. Muğîre&#8221;Harem kapısından ilk girecek zâtın hakem yapılarak, onun  vereceği karara uyulmasını&#8221; teklif etti.(46) Bu teklif kabul edildi. Az sonra  kapıdan Hz. Muhammed (s.a.s) girmişti. Buna o kadar sevindiler ki, &#8220;el-Emîn,  el-Emîn, O&#8217;nun hakemliğine râzıyız&#8230;&#8221; diye bağrıştılar.Yanlarına gelince,  durumu anlattılar.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Muhammed (s.a.s.), üzerine Hacer-i Esved-i  koyduğu yaygının uçlarını Kureyşin ulularına tutturdu; hep berâber, konulacağı  yere kadar taşıdılar. Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;de taşı alıp yerine yerleştirdi.  Anlaşmazlığın bu şekilde çözümlenmesi herkesi memnûn etti. Böylece büyük bir  felâket önlenmiş oldu.(47)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu olay, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Hz. Muhammed (s.a.s.)</font></a>&#8216;in zekâ ve dirâyeti  yanında, O&#8217;nun Mekkeliler arasındaki sonsuz itibâr ve güvenini de  göstermektedir. Bu esnâda Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) 35 yaşında idi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kâbe&#8217;nin tâmirinde Hz. Peygamber (s.a.s.) de  bizzât çalışmış, taş taşımış, hatta bu yüzden omuzları yara olmuştu. Bir defa,  amcası Abbâs&#8217;ın sözüne uyarak, taş acıtmasın diye elbisesini omuzuna  topladığında vücûdu açılıverince baygın halde yere düşmüştü. Rasûlullah (s.a.s.)  o andan sonra hiç üryân görülmemiştir.(48)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">»<span lang="tr">  “Peygamberimizin Hayatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-cocukluk-donemi/">Hz. Muhammedin Çocukluk Dönemi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-cocukluk-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>177</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Muhammedin Peygamber Oluşu</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-peygamber-olusu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-peygamber-olusu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 12:34:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Peygamber'in Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-peygamber-olusu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu Hz. Muhammed (s.a.s.) 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik devresinin 13 yılı Mekke&#8217;de, 10 yılı Medine&#8217;de geçti. Bu itibârla Peygamberlik devresinin: a) Nübüvvet&#8217;den Hicret&#8217;e kadar devâm eden 13 yıllık süresine &#8220;Mekke Devri&#8221; (610- 622); b) Hicretten vefâtına kadar olan 10 yıllık süresine de &#8220;Medine Devri&#8221; (622-632) denir. BİRİNCİ BÖLÜM MEKKE [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-peygamber-olusu/">Hz. Muhammedin Peygamber Oluşu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"><span style="color: #3366ff; font-size: medium;"> <span style="font-size: 18pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: bold;">Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center">
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>Hz. Muhammed (s.a.s.) 40 yaşında <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> oldu. 23 yıllık <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>lik devresinin 13 yılı Mekke&#8217;de, 10 yılı Medine&#8217;de geçti. Bu itibârla <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>lik devresinin:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>a) Nübüvvet&#8217;den Hicret&#8217;e kadar devâm eden 13 yıllık süresine<br />
&#8220;Mekke Devri&#8221; (610- 622);</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>b) Hicretten vefâtına kadar olan 10 yıllık süresine de<br />
&#8220;Medine Devri&#8221; (622-632) denir. </strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>BİRİNCİ BÖLÜM MEKKE DEVRİ </strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>I- HZ.MUHAMMED (S.A.S.)&#8217;İN <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> OLUŞU</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>1- HİRA&#8217;DA İNZİVÂ </strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Eskiden beri Mekke&#8217;deki hanîf ve zâhitler, recep ayında inzivâya çekilirlerdi. Her biri, Mekke&#8217;nin 3 mil (bir saat) kuzeyinde Hira (Nûr) dağında bir köşeye çekilir, tefekküre dalardı. (49)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">40 yaşlarına doğru Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;in kalbinde de bir yalnızlık sevgisi belirdi. O da Hira (Nûr) Dağında bir mağaraya çekilip, günlerce orada kalıyor, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın sonsuz kudret ve azametini düşünerek O&#8217;na ibâdet ediyordu. Giderken azığını da berâberinde götürüyor, bitince evine dönüyor, sonra tekrar gidiyordu. Böylece Cenâb-ı Hakk, O&#8217;nu büyük vazifesine hazırlıyordu. Zaman zaman &#8220;Sen Allah elçisisin&#8230;&#8221; diye kulağına sesler geliyor, fakat etrafta hiç bir şey göremiyordu.(50)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e ilâhi vahyin başlangıcı, sâdık rüyâlar şeklinde oldu. Gördüğü her rüya, olduğu gibi çıkıyordu. (51) Bu hâl, altı ay kadar devam etti.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>2-İLK VAHY </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">610 yılı Ramazan ayının(52) Kadir Gecesinde,(53) ridâsına bürünüp Hira&#8217;daki mağarada düşünmeye dalmış olduğu bir sırada, bir sesin kendisini ismi ile çağırmakta olduğunu duydu. Başını kaldırıp etrafına baktı; kimseyi göremedi. Bu sırada her tarafı ansızın bir nûr kaplamıştı; dayanamayıp bayıldı. Kendisine geldiğinde karşısında vahiy meleği Cebrâil&#8217;i gördü. Melek O&#8217;na:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>-&#8220;Oku&#8221; Dedi. Hz. Muhammed (s.a.s.):</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>-&#8220;Ben okuma bilmem&#8221;, diye cevap verdi. Melek, Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;i kucaklayıp güçsüz bırakıncaya kadar sıkdı.</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>-&#8220;Oku&#8221; diye emrini tekrarladı. Hz. Muhammed (s.a.s.) yine:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>-&#8220;Ben okuma bilmem&#8230;&#8221; cevâbını verdi. Melek emrini tekrarlayıp üçüncü defa Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;i sıktıktan sonra &#8220;el-Alak&#8221; Sûresi&#8217;nin ilk beş âyetini okudu.</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>&#8220;Yaratan Rabb&#8217;ının adıyle oku. O, insanı alak&#8217;tan (aşılanmış yumurtadan) yarattı. Oku, kalemle (yazmayı) öğreten, insana bilmediğini belleten Rabb&#8217;ın sonsuz kerem sahibidir.&#8221; (El-Alak Sûresi, 15).</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>Meleğin arkasından Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;de bu âyetleri tekrarladı. Heyecanla mağaradan çıkarak evine geldi. Yolda ilerlerken gök yüzünden bir sesin:<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>&#8220;Ya Muhammed. Sen Allah&#8217;ın elçisisin, Ben de Cibril&#8217;im&#8221; dediğini duydu. Başını kaldırdığı zaman, Cebrâil&#8217;i gördü.</strong>(54)<strong> Korku içinde evine vardı. Eşi Hz. Hatice&#8217;ye:<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>&#8220;Beni örtünüz, çabuk beni örtünüz&#8221; dedi. Bir müddet dinlenip heyecânı geçtikten sonra gördüklerini Hz. Hatice&#8217;ye anlattı, kendimden korkuyorum, dedi. Hz. Hatice, O&#8217;nu şu ölmez sözlerle teselli etti.<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>&#8220;Öyle deme. Allah&#8217;a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hakk hiç bir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen , akrabanı gözetirsin. İşini görmekten âciz kimselerin ağırlıklarını yüklenirsin, Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Misâfiri ağırlarsın. Hak yolunda zuhûr eden olaylarda halka yardım edersin&#8230;&#8221; </strong>(55)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>3- VARAKA&#8217;NIN SÖZLERİ </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hatice daha sonra Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;i amcazâdesi Nevfel oğlu Varaka&#8217;ya götürdü. Varaka hanîflerdendi. Tevrât ve İncil&#8217;i okumuş, İbrânî dilini ve eski dinleri bilen bir ihtiyardı. Varaka <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>imiz (s.a.s.)i dinledikten sonra:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Müjde sana yâ Muhammed, Allah&#8217;a yemin ederim ki sen Hz. İsâ&#8217;nın haber verdiği son <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>sin. Gördüğün melek, senden önce Cenâb-ı Hakk&#8217;ın Musâ&#8217;ya göndermiş olduğu Cibril&#8217;dir. Keşki genç olsaydım da, kavmin seni yurdundan çıkaracağı günlerde sana yardımcı olabilseydim&#8230; Hiç bir <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> yoktur ki, kavmi tarafından düşmanlığa uğramasın, eziyet görmesin&#8230;&#8221; (56) dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>II-<br />
[ad1]<br />
NEBÎLİK VE RASÛLLUK</strong><br />
<strong><br />
Şüpheziz, seni biz, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik&#8221;.<br />
(Fetih Sûresi, 8) </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İlk vahiy&#8217;den sonra, kısa bir süre vahyin arkası kesildi.(57) Bir gün Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.) Hira&#8217;dan dönerken, bir ses işitti. Başını kaldırıp semâya bakınca, kendisine daha önce Hira&#8217;daki mağarada gelen meleği gördü. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Korku ve heyecân içinde evine döndü.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Hemen beni örtünüz, beni örtünüz.&#8221; dedi. Bu esnada Cebrâil, el-Müddessir Sûresinin ilk âyetlerini getirdi.<br />
&#8220;Ey örtüsüne bürünen (<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"><span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>). Kalk, (insanları) azâb ile korkut. Rabb&#8217;ının adını yücelt (Namaz&#8217;da tekbir getir.) Elbiseni temiz tut. Kötü şeyleri terket.&#8221; (el-Müddessir Sûresi, 1-5).<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İlk vahiy ile Hz. Muhammed (s.a.s.) &#8220;Nebî&#8221; olmuş, henüz başkalarına &#8220;Hak Dini&#8221; tebliğ ile görevlendirilmemişti. Bu ikinci vahiy ile &#8220;Risâlet&#8221; verildi. Hak Dini tebliğ ile görevlendirildi. Ancak açık dâvet emredilmedi.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>1- İSLÂMDA İLK İBÂDET </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İslâmda Allah&#8217;a imândan sonra ilk farz kılınan ibâdet, namazdır. İkinci vahiy ile el-Müddessir Sûresinin ilk âyetlerinin indirilmesinden sonra, Mekke&#8217;nin üst yanında bir vâdide, Cibril (a.s.), Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e gösterip öğretmek için abdest almış, peşinden Cibril&#8217;den gördüğü şekilde Rasûlullah (s.a.s.) de abdest almıştır.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Sonra Cibril (a.s.) Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;e namaz kıldırmış ve namaz kılmayı öğretmiştir.(58)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Eve dönünce Rasûlullah (s.a.s.) abdest almayı ve namaz kılmayı eşi Hz. Hatice&#8217;ye öğretmiş, o da abdest almış ve ikisi birlikte cemâatle namaz kılmışlardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>2- İLK MÜSLÜMANLAR </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.&#8221;<br />
(Vâkıa Sûresi, 10)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;e ilk imân eden ve O&#8217;nunla birlikte ilk defa namaz kılan kişi, eşi Hz. Hatice oldu. Daha sonra evlâtlığı Hârise oğlu Zeyd.(59) ve amcasının oğlu Hz. Ali Müslüman oldular.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>a ) Hz. Ali&#8217;nin İslâm&#8217;ı Kabûl Etmesi </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ebû Tâlib, Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;i, 8 yaşından 25 yaşına kadar evinde barındırmış O&#8217;nu öz çocuklarından daha çok sevmişti. Evliliğinden sonra Hz. Muhammed (s.a.s.), eşi Hz. Hatice&#8217;nin evine geçmiş ve maddî bakımdan refâha kavuşmuştu. (60) Ebû Tâlib&#8217;in âilesi ise pek kalabalıktı. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>imiz (s.a.s.) amcasının sıkıntısının biraz azalması için 5 yaşından itibâren Ali&#8217;yi yanına almıştı. Bu yüzden Ali, Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s)&#8217;in yanında kalıyordu.(61)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hz. Ali, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>imiz (s.a.s.) ile Hz. Hatice&#8217;yi namaz kılarken görünce, bunun ne olduğunu sordu. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> Efendimiz, O&#8217;na Müslümanlığı anlattı. O da Müslümanlığı kabûl etti. Bu esnâda Hz. Ali henüz on yaşlarında bir çocuktu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>b) Hz. Ebû Bekir&#8217;in Müslüman Olması </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in yakın ve en samîmi dostu olan Ebû Kuhâfe oğlu Ebû Bekir, Kureyş kabîlesi&#8217;nin Teymoğulları kolundandır. Baba ve anne tarafından soyu, Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;in soyu ile Mürre&#8217;de birleşir.<br />
Hz. Ebû Bekir&#8217;in Mekke&#8217;de Kureyş arasında büyük bir itibârı vardı. Zengin ve dürüst bir tüccârdı. Aralarındaki güven ve samîmiyet sebebiyle, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>imiz (s.a.s.) âilesi dışındakilerden ilk olarak Hz. Ebû Bekir&#8217;i İslâm&#8217;a dâvet etti. Hz. Ebû Bekir bu dâveti tereddütsüz kabûl etti. Esâsen, câhiliyet devrinde bile putlara hiç tapmamış, ağzına bir yudum içki koymamıştı. Hz. Ebû Bekir&#8217;in Müslüman olmasıyla, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>imiz (s.a.s.) büyük bir desteğe kavuştu. Onun gayret ve delâletiyle, Mekke&#8217;nin önemli şahsiyetlerinden Affân oğlu Osmân, Avf oğlu Abdurrahman, Ebû Vakkas oğlu Sa&#8217;d, Avvâm oğlu Zübeyr, Ubeydullah oğlu Talha da Müslümanlığı kabûl ettiler. Hz. Hatice&#8217;den sonra Müslüman olan bu 8 zata &#8220;İlk Müslümanlar&#8221; (Sabıkûn-i İslâm) denilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>3- AÇIK DÂVETİN BAŞLAMASI (613-614 M)</strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.) Efendimiz ilk üç yıl halkı gizlice İslâm&#8217;a dâvet etti. Yalnızca çok güvendiği kimselere İslâm&#8217;ı açıkladı. (62) Başta Hz. Ebû Bekir olmak üzere, Hak dini kabul etmiş olanlar da, el altından güvendikleri arkadaşlarını teşvik ediyorlardı. Bu üç yıl içinde Müslümanların sayısı ancak 30&#8217;a çıkabildi.(63) Bunlar ibâdetlerini evlerinde gizlice yapıyorlardı.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>liğin dördüncü yılında (614 M.) inen: &#8220;Sana emrolunan şeyi açıkca ortaya koy, müşriklere aldırma&#8221;. (el-Hicr Sûresi, 94) anlamındaki âyet-i celile ile İslâm&#8217;ı açıktan tebliğ etmesi emrolundu. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) halkı açıktan İslâm&#8217;a dâvete başladı.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Harem-i Şerif&#8217;e gidip kendisine inen âyetleri açıktan okuyordu:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>&#8220;Ey insanlar şüphesiz ben, göklerin ve yerin mülk (ve hâkimiyetine) sâhip ve kendinden başka hiç bir tanrı olmayan, dirilten ve öldüren Allah&#8217;ın sizin hepinize gönderdiği <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>iyim. O halde Allah&#8217;a, ümmî nebiy olan Rasûlune-ki O&#8217;da Allah&#8217;a ve O&#8217;nun sözlerine inanmıştır,- imân edin, O&#8217;na uyun ki doğru yolu bulmuş olasınız&#8230;&#8221;</strong> (el-A&#8217;raf Sûresi, 158) diyerek onları İslâm&#8217;a dâvet ediyordu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Açık dâvetin başlamasından sonra, halkla daha kolay temas edebilmek için Rasûlullah (s.a.s.), kendi evinden, Safâ ile Merve arasında işlek bir yerde bulunan &#8220;Erkam&#8221;ın evine taşındı. Bir çok kimse bu evde İslâm&#8217;la şereflendiği için bu eve &#8220;Dâr-ı İslâm&#8221; denildi.(64/1)</p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>4- YAKIN AKRABASINI İSLÂM&#8217;A DÂVETİ </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Önce en yakın akrabanı (Allah&#8217;ın azâbıyla) korkut&#8221; (eş Şuarâ Sûresi, 214) anlamındaki âyet-i celîle inince Rasûl-i Ekrem (s.a.s.), Safâ Tepesi&#8217;ne çıkarak:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Ey Abdülmuttaliboğulları, Ey Fihroğulları, Ey Abdimenâfoğulları, Ey Zühreoğulları&#8230;&#8221; diyerek bütün akrabasına oymak oymak seslendi. Hepsi toplandıktan sonra:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Ey Kureyş cemâati, size &#8220;şu dağın eteğinde veya şu vâdide düşman süvârisi var. Üzerinize baskın yapacak desem, bana inanır mısınız?&#8221; diye sordu. Hepsi bir ağızdan:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Evet, inanırız, çünkü şimdiye kadar senden hiç yalan duymadık, sen yalan söylemezsin&#8230;&#8221; dediler. O zaman Rasûlullah (s.a.s.):<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;O halde ben size, önümüzde şiddetli bir azâb günü bulunduğunu, Alah&#8217;a inanıp, O&#8217;na kulluk etmeyenlerin bu büyüyk azâba uğrayacaklarını haber veriyorum&#8230; Yemin ederim ki, Allah&#8217;tan başka ibâdete lâyık tanrı yoktur. Ben de Allah&#8217;ın size ve bütün insanlara gönderdiği <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>iyim&#8230;(Rasûl-i Ekrem her bir oymağa ayrı ayrı hitâb ederek) Allah&#8217;tan kendinizi ibâdet karşılığında satın alarak, azâbından kurtarınız. Bu azâbtan kurtulmanız için, ben Allah tarafından verilmiş hiç bir nüfûza sâhip değilim&#8230;&#8221;(64/2)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Ey Kureyş Cemâati! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi dirileceksiniz. Kabirden kalkıp Allah divânına varınca, muhakkak dünyadaki bütün yaptıklarınızdan hesâba çekileceksiniz. İyiliklerinizin mükâfâtını, kötülüklerinizin de cezâsını göreceksiniz. &#8220;O Mükâfât ebedi Cennet, cezâ da Cehennem&#8217;e girmektir&#8230;&#8221; (65) diyerek sözlerini bitirdi.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>imiz (s.a.s.)&#8217;in bu sözleri, umumi bir muhâlefetle karşılanmadı. Yalnızca Ebû Leheb:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Helâk olasıca, bizi bunun için mi çağırdın?&#8221; sözleriyle Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in gönlünü kırdı. Bunun üzerine onun hakkında:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Ebû Leheb&#8217;in iki elleri kurusun,yok olsun. O&#8217;na ne malı ne de kazandığı fayda verdi. Alevli bir ateşe yaslanacaktır O. Boynunda bükülmüş bir ip olduğu halde, karısı da odun hammalı olarak.&#8221; (Leheb Sûresi, 1-5) meâlindeki sûre-i celîle nâzil oldu.(66)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>III- MEKKE MÜŞRİKLERİNİN MÜSLÜMANLARA KARŞI DAVRANIŞLARI</strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İslâm&#8217;ın Mekke&#8217;de yayılmaya başlaması ile Mekke halkı iki kısma ayrıldı. l) Müslümanlar, 2) Müslümanlığı kabûl etmeyen müşrikler.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Müşriklerin, Müslümanlara karşı davranışları, sırasıyla beş safha geçirdi: Alay, hakaret, işkence, ilişkileri kesme (boykot), memleketten çıkarma ve öldürme (şiddet politikası).<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>1- ALAY VE HAKARET DÖNEMİ </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kureyşliler başlangıçta Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;in <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>liğini önemsememiş göründüler. İmân etmemekle beraber, putlar aleyhine söz söylemedikçe, Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;in dâvetine ses çıkarmadılar. Yalnızca, Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;i gördüklerinde, &#8220;İşte gökten kendisine haber geldiğini iddia eden&#8230;&#8221; diyerek eğlendiler. Müslümanları alaya alıp küçümsediler. Böylece &#8220;alay devri&#8221; başlamış oldu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kurân-ı Kerîm, onların bu tutumlarını bize bildirmektedir.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Suçlular, şüphesiz mü&#8217;minlere gülerlerdi. Yanlarından geçtiklerinde, birbirlerine göz kırpıp, kaş işâretiyle istihzâ ederlerdi. Arkadaşlarına döndüklerinde, eğlenerek (neş&#8217;e içinde) dönerlerdi. Mü&#8217;minleri gördüklerinde, &#8220;bunlar gerçekten sapık kimseler&#8221; derlerdi. (el-Mutaffifîn Sûresi, 29-32)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Putlarla ilgili, &#8220;Siz de; Allah&#8217;ı bırakıp tapmakta olduklarınız (putlar) da, hiç şüphesiz Cehennem odunusunuz&#8230;&#8221; (el-Enbiya Sûresi, 98) anlamındaki âyet-i kerîme inince, müşrikler son derece kızdılar. Artık Müslümanlara düşman olup, hakaret ettiler. Böylece, &#8220;hakaret devri&#8221; başladı.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kureyş&#8217;in puta tapıcılıkta yararı vardı. Mekke puta tapıcıların merkezi durumundaydı. Kâbe ve civârındaki putları ziyâret için gelenlerle Mekke hergün dolup taşıyor, bu yüzden Kureyş, hem para, hem itibâr kazanıyordu. Mekke&#8217;de Müslümanlık yayılırsa bütün bu menfaatler elden gittiği gibi, diğer kabîleler Kureyş&#8217;e düşman olabilirlerdi. Üstelik Müslümanlık herkesi eşit sayıyor, soy-sop, asâlet, zenginlik-fâkirlik farkı gözetmiyordu. Bu yüzden Kureyş ileri gelenleri Müslümanlığı kendi çıkarları için tehlikeli gördüler. Müslümanlığın yayılmasını önlemek ve ortadan kaldırmak için her çâreye başvurdular.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>2- İŞKENCE DÖNEMİ </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>a) Kureyş&#8217;in Ebû Tâlib&#8217;e Başvurması: </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kureyş&#8217;in ileri gelenlerinden Utbe b. Rabia, Şeybe b. Rabia, Ebû Cehil, Ebû Süfyan, Velîd b. Muğıra, Âs b. Vâil ve Âs b. Hişâm&#8217;dan oluşan bir hey&#8217;et Hâşimoğullarının reisi Ebû Tâlib&#8217;e gelerek:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Kardeşinin oğlu ilâhlarımıza hakaret ediyor, dinimizi yeriyor, bizi aptal, dedelerimizi sapık gösteriyor. Ya O bu işten vazgeçsin, yahut sen himâyeden vazgeç de, biz hakkından gelelim&#8230;&#8221; dediler. Ebû Tâlib onları tatlılıkla savdı.(67) Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;in eskisi gibi görevine devam ettiğini görünce yeniden Ebû Tâlib&#8217;e geldiler.<br />
&#8220;Artık sabır ve tahammülümüz kalmadı. Ne olacaksa olsun, iki taraftan biri yok olsun, diğeri kurtulsun&#8230;&#8221; diye tehdit ettiler. Ebû Tâlib durumun nâzik olduğunu gördü. Bütün Kureyş&#8217;e karşı koyamazdı. Yeğeni Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e durumu anlatarak:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Bak oğlum, akraba arasında düşmanlık sokmak iyi olmaz. Sen yine dinine göre hareket et, ama onların putlarını aşağılama, onlara sapık deme. Kendini de , beni de koru, bana gücümün üstünde yük yükleme&#8230;&#8221; dedi. Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.) üzüldü. Artık amcası da kendisini koruyamıyacaktı. Müslümanlar henüz sayıca az ve zayıftı. Mübârek gözleri yaşlarla dolarak:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Ey amca, Allah&#8217;a yemin ederim ki, onlar sağ elime Güneş&#8217;i, sol elime de Ay&#8217;ı koysalar, ben yine görevimi bırakmam&#8230;&#8221; diyerek ayrılmak üzere yerinden kalktı.Yeğeninin gücenmesine dayanamayan Ebû Tâlib:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Ey kardeşimin oğlu, istediğini söyle, yemin ederim ki, seni hiç bir zaman, hiç bir şey karşısında himâyesiz bırakacak değilim.&#8221; dedi.(68) Daha sonra Ebû Tâlib, Hâşimoğullarını toplayarak durumu anlattı ve Kureyş&#8217;e karşı âile şerefi adına Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;in korunmasını istedi. Ebû Leheb&#8217;den başka bütün âile fertleri, Müslüman olsun, olmasın, bu teklifi kabûl ettiler.(69)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>b) Kureyş&#8217;in Hz.<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"><span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s)&#8217;e Başvurması </strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ebû Tâlib&#8217;e yaptıkları mürâcaatlardan bir sonuç alamayınca Kureyş uluları bizzât, Hz. Peygember (s.a.s.)&#8217;e geldiler:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Yâ Muhammed! Sen soy ve şeref yönünden hepimizden üstünsün. Fakat Araplar arasında, şimdiye kadar hiç kimsenin yapmadığını yaptın; aramıza ayrılık soktun, bizi birbirimize düşürdün. Eğer maksadın zengin olmaksa, seni kabîlemizin en zengini yapalım. Reislik istersen, başkan seçelim. Evlenmek düşünüyorsan, Kureyş&#8217;in en asil ve en güzel kadınları ile evlendirelim. Eğer cinlerin kötülüğüne kapılmışsan, seni tedâvî ettirelim. İstediğin her fedakârlığa katlanalım. Bu davâ&#8217;dan vazgeç, düzenimizi bozma&#8230;&#8221; dediler. Rasûlullah (s.a.s.):<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Söylediklerinizden hiç biri bende yok. Beni Rabb&#8217;ım size <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> gönderdi, bana kitâp indirdi. Cenâb-ı Hakk&#8217;ın emirlerini size tebliğ ediyorum. İmân ederseniz, dünya ve âhirette mutlu olursunuz. İnkâr ederseniz, Cenâb-ı Hak aramızda hükmedinceye kadar sabredip bekleyeceğim. Putlara tapmaktan vazgeçip, yalnızca Allah&#8217;a ibadet ediniz&#8230;.&#8221; diye cevâp verdi. (70)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8211; &#8220;Bizim 360 tane putumuz Mekke&#8217;yi idâre edemezken bir tek Allah dünyayı nasıl idâre eder&#8230;&#8221; diyerek gittiler.(71)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;O kâfirler, içlerinden bir uyarıcının (<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"><span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>in) geldiğine şaştılar. &#8216;Bu yalancı bir sihirbâzdır&#8217; dediler. O (<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"><span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>) bütün ilâhları tek bir Tanrı mı yapmış? Bu cidden şaşılacak birşey&#8230; dediler&#8221;. (Sa&#8217;d Sûresi, 4-5). </span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">c) İlk Müslümanların Gördükleri Eza ve Cefalar<br />
</span><br />
[m2]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Müşrikler, Ebû Tâlib ve Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>le yaptıkları görüşmelerden netice alamayınca Müslümanlara ezâ ve işkenceye başladılar.(72)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman gibi kuvvetli ve itibârlı bir âileye mensup olanlara pek ilişemiyorlardı. Fakat kimsesiz, fakir Müslümanlara, özellikle köle ve câriyelere cihân târihinde eşine rastlanmayan vahşet derecesinde işkenceler yapıyorlardı. Ebû Füheyke, Habbâb, Bilâl, Suhayb, Ammâr, Yâsir ve Sümeyye bunlardandı.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Safvân b. Ümeyye&#8217;nin kölesi olan Ebû Füheyke, efendisi tarafından her gün ayağına ip bağlanarak, kızgın çakıl ve kumlar üzerinde sürükletilirdi.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Demirci olan Habbâb, kor hâlindeki kömürlerin üzerine yatırılmış; kömürler sönüp kararıncaya kadar, göğsüne bastırılarak kıvrandırılmıştı.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ammâr&#8217;ın babası Yâsir, bacaklarından iki ayrı deveye bağlanıp, develer ters yönlere sürülerek parcalanmış, kocasının bu şekilde vahşice öldürülmesine dayanamayıp müşriklere karşı söz söyleyen Sümeyye, Ebû Cehil&#8217;in attığı bir ok darbesiyle öldürülmüştü.(73)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Halef oğlu Ümeyye, kölesi Habeşli Bilâl&#8217;i hergün çırılçıplak kızgın kumlar üzerine yatırır, göğsüne kocaman bir taş koyarak güneşin altında saatlerce bırakır; Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;e küfretmesi, Müslümanlığı terk etmesi için ezâ ederdi. Birgün, ellerini ayaklarını sımsıkı bağlayarak boynuna bir ip geçirmiş, sokak çocuklarının eline vererek çıplak vücûdunu kızgın kumlar üzerinde Mekke sokaklarında sürütmüştü. Sırtı yüzülüp kanlar içinde kalan Bilâl, bu durumda yarı baygın halde bile &#8220;Ehad, Ehad&#8221; (Allah bir, Allah bir) diyordu.(74)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Anne ve babası vahşice öldürülen Ammâr, gördüğü işkencelere dayanamamış, müşriklerin istedikleri sözleri söylemişti. Ellerinden kurtulunca, ağlayarak Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;e durumu anlatmış, Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;de: &#8220;Sana tekrar eziyet ederlerse; kurtulmak için yine öyle söyle&#8221; demişti.&#8221;(75)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hz. Ebû Bekir, müşrik sâhiplerinin işkencelerinden kurtarmak için, yedi tane Müslüman köle ve câriyeyi büyük bedeller ödeyerek satın alıp âzâd etmişti. Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in müezzini Bilâl bunlardandı.(76)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hâşimîlerden çekindikleri ve Ebû Tâlib&#8217;in himayesinde olduğu için önceleri Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in şahsına dokunamıyorlardı. Zamanla &#8220;mecnûn, falcı, şâir sihirbaz&#8221; gibi sözler söylemeğe başladılar. En sonunda fırsat buldukça O&#8217;na da hakaret, işkence ve her türlü kötülüğü yapmaktan çekinmediler. Geçeceği yollara dikenler döküyorlar, üzerine pis şeyler atıyorlar, kapısına kan ve pislik sürüyorlar, evinin önüne pislik atıyolardı. Bir defa Harem-i Şerifte namaz kılarken &#8220;Ukbe b. Ebî Muayt&#8221; saldırıp boğmak istemiş, Hz. Ebû Bekir kurtarmıştı (77) Başka bir zaman, Kâbe&#8217;nin yanında namaz kılarken, Ukbe b. Ebî Muayt Ebû Cehil&#8217;in teşvikiyle yeni kesilmiş bir devenin iç organlarını, secdeye vardığında üzerine atmış; kızı Fâtıma yetişip üzerindeki pislikleri temizledikten sonra, başını secdeden kaldırabilmişti.(78) Müşriklerin kötülükleri giderek dayanılmaz bir duruma gelmiş. Müslümanlar Mekke&#8217;de barınamaz hâle gelmişlerdi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>3- HABEŞİSTAN&#8217;A HİCRET</strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>&#8220;Zulme uğradıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri, and olsun ki, dünyada güzel bir yerde yerleştiririz. Âhiret ecri ise daha büyüktür.&#8221;<br />
(en-Nahl Sûresi, 41) </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>a) Habeşistan&#8217;a İlk Hicret Edenler (615 M.) </strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Müşriklerin ezâları dayanılmaz bir hal almıştı. Müslümanlar serbestçe ibâdet edemiyorlardı. Bu sebeple Rasûlullah (s.a.s.) Müslümanların Habeşistan&#8217;a hicret etmelerine izin verdi.<br />
Müslümanlar Habeşistan&#8217;a iki defa hicret ettiler. İlk defa 12&#8217;si erkek, 4&#8217;ü kadın 16 kişi Mekke Devri&#8217;nin (<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"><span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>liğin) 5&#8217;inci yılında (615 M.) Recep ayında Mekke&#8217;den gizlice ayrılarak Kızıldeniz kıyısında birleştiler. Başlarında bir reisleri yoktu. Buradan kiraladıkları bir gemi ile Habeşistan&#8217;a geçtiler. İçlerinde, Hz. Osman, eşi Rukiyye, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf ve Abdulllah b. Mes&#8217;ûd gibi muhterem zâtlar da vardı.(79) </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>b) İkinci Habeşistan Hicreti (616 M.) </strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İlk hicret edenler Habeşistan&#8217;da iken inen &#8220;en-Necm Sûresi&#8221;ni Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.) Hârem-i Şerifte müşriklere okudu. Bitince, sûrenin sonunda &#8220;secde âyeti&#8221; bulunduğu için, Allah&#8217;a secde etti. Bu sûrenin 19 ve 20&#8217;inci âyetlerinde müşriklerin putlarından &#8220;Lât, Uzza ve Menât&#8217;ın&#8221; isimleri de geçtiğinden müşrikler de Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> (s.a.s.)&#8217;le birlikte putları için secde etmişlerdi. Bu olay, &#8220;Mekkeliler toptan Müslüman oldu&#8221; diye bir şâyianın çıkmasına sebep olmuş, bu asılsız şâyia tâ Habeşistan&#8217;da duyulmuş, bu yüzden hicret eden Müslümanlar da, Habeşistan&#8217;da üç ay kaldıktan sonra dönmüşlerdi.(80) Müslümanlar, Habeşistan&#8217;dan döndüklerine pişman oldular. Çünkü müşrikler zulüm ve işkencelerini daha da artırmışlardı. Bu sebeple Müslümanlar, Mekke Devri&#8217;nin 7&#8217;inci yılında (616 M.) 77&#8217;si erkek, 13&#8217;ü kadın olmak üzere 90 kişi 2&#8217;inci defa Habeşistan&#8217;a hicret ettiler. Bu ikinci hicrette kafile başkanı Hz. Ali&#8217;nin ağabeyi Câfer Tayyar&#8217;dı.(81) </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>c) Kureyş Elçileri İle Câfer Arasında Geçen Münâzara </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Müslümanların Habeşistan&#8217;a hicreti, müşrikleri endişelendirdi. Müslümanlığın etrâfa yayılmasından korktular. Hicret eden Müslümanların kendilerine teslim edilmesi için Habeşistan Necâşi&#8217;si (82) Ashame&#8217;ye kıymetli hediyelerle Amr b. Âs ile Abdullah b. Ebî Rabia&#8217;yı elçi olarak gönderdiler.(83) Necâşi Müslümanlarla Kureyş elçilerini huzurunda karşılaştırdı. Müslümanlara:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Kureyşliler elçi göndermişler, sizi geri istiyorlar, ne dersiniz&#8221; diye sordu. Müslümanların reisi Câfer ayağa kalkarak:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Ey hükümdar, sorunuz onlara, biz onların kölesi miyiz?&#8221;<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kureyş delegeleri adına Âs oğlu Amr (Amr b.Âs) cevâp veriyordu:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-Hayır, hepsi hürdür.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-Onlara borcumuz mu var?<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-Hayır, hiç birinde alacağımız yok.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-Kısas edilmemiz için, onlardan öldürdüğümüz kimse var mı?<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-Öyle bir isteğimiz yok.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-O halde bizden ne istiyorlar?<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Amr cevap verdi:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Bunlar atalarımızın dininden çıktılar, ilâhlarımıza hakaret ettiler, gençlerin inançlarını bozdular, aramıza ayrılık soktular.&#8221;<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bu iddialara karşı Câfer:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Ey hükümdar, biz câhil bir kavimdik. Taştan, ağaçtan yaptığımız putlara tapıyorduk. Kız çocuklarımızı diri diri taprağa gömüyor, ölmüş hayvanların leşlerini yiyorduk. İçki, kumar, fuhuş ve hertürlü ahlâksızlığı yapıyorduk. Hak hukuk tanımıyorduk. Kuvvetliler zayıfları eziyor, zenginler fakirlerin sırtından geçiniyordu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Cenâb-ı Hakk bizim hidâyetimizi diledi. İçimizden soyu-sopu, asâleti, ahlâk, fazilet ve dürüstlüğü hakkında kimsenin kötü söz edemeyeceği bir <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> gönderdi. O bizi puta tapma zilletinden kurtardı. Tek, Allah&#8217;ı tanıttı. Yalnız O&#8217;na kulluğa çağırdı. Bütün ahlâksızlıklardan uzaklaştırdı. Doğru söylemeği, emâneti gözetmeyi, akrabalık haklarına riâyeti, komşularla hoş geçinmeyi öğretti. Yalan söylemeği, yetim malı yemeği, haksızlık etmeği yasakladı.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Biz O&#8217;na inandık. O&#8217;nun gösterdiği Hak Dini kabûl ettik. Bu yüzden kavmimizin hakaret ve işkencelerine uğradık. Fakat dinimizden dönmedik. Dayanamaz hâle gelince onlardan kaçıp, sizin himâyenize sığındık&#8230;&#8221; dedi. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;den âyetler okuyarak herkesi heyacâna getirip ağlattı.(84) Hz. İsâ ve Meryem&#8217;le ilgili olarak:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Meryem çocuğu alıp kavmine getirdi. Onlar: Meryem, utanılacak bir şey yaptın. Ey Harûn&#8217;un kızkardeşi, baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi&#8230; dediler. Meryem çocuğu gösterdi: Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz&#8230; dediler. Çocuk: Ben şüphesiz Allah&#8217;ın kuluyum, bana kitap verdi ve beni <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a> yaptı. Nerede olursam olayım, beni mübârek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekât vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti, beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde ve dirileceğim günde bana selâm olsun.. dedi&#8221;.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsâ gerçek söze göre budur.&#8221; (Meryem Sûresi, 27, 34)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bu âyetleri dinleyen Habeş hükümdarı:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki, bu sözler Hz. İsây&#8217;a gelen sözlerle aynı kaynaktan,&#8221; dedi ve Kureyş elçilerinin teklifini reddetti.(85)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ertesi gün, Amr Necâşi&#8217;nin huzuruna çıkarak:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Onlar Hz. İsâ hakkında yakışıksız sözler söylüyorlar&#8221;, diyerek hükümdarı tahrik etmek istedi. Çünkü Habeş Necâşisi Ashame Hırıstiyandı.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bu idiaya karşı Câfer:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Biz, Hz. İsâ hakkında Cenâb-ı Hak Kur&#8217;ân&#8217;da ne bildirmişse ancak onu söyleriz&#8221; dedi ve sonra şu anlamdaki âyeti okudu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Meryem oğlu İsâ Mesih, Allah&#8217;ın <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>i, Meryem&#8217;e ulaştırdığı kelimesidir. O, Allah tarafından bir rûhdur&#8230;&#8221; (en-Nisâ Sûresi, 171)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bunun üzerine Necâşi yerden bir çöp alıp göstererek:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;-Hz. İsâ&#8217;nın dedikleri ile sizin söyledikleriniz arasında şu çöp kadar bile fark yok. Sizi ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>inizi tebrik ederim. Şehâdet ederim ki, O zât, hak <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>dir. O&#8217;nu Hz İsâ müjdelemişti&#8230;&#8221; dedi. Sonra, Kureyş elçilerine:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;-<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"><span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>lerini yalanlayan kavmin hediyesi bana lâzım değil,&#8221; diyerek getirdikleri hediyeleri geri verdi.(86)<br />
Habeşistan&#8217;da Müslümanlar güven içinde kaldılar. Bunlardan bir kısmı, Müslümanlar Medine&#8217;ye hicret edince Medine&#8217;ye gittiler (622 M.). Bir kısmı Hudeybiye barışına kadar orada kaldılar. (628 M.) Câfer&#8217;in başkanlığında son 16 kişilik kafile ise Hayber&#8217;in fethi esnâsında Medine&#8217;ye döndü. (628 M.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: 15pt;"><span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">»<span lang="tr"> “Peygamberimizin Hayatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-peygamber-olusu/">Hz. Muhammedin Peygamber Oluşu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-peygamber-olusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>65</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-omer-ve-hamzanin-musluman-olusu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-omer-ve-hamzanin-musluman-olusu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 12:30:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Peygamber'in Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[musluman]]></category>
		<category><![CDATA[Omer]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/hz-omer-ve-hamzanin-musluman-olusu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu a) Hz. Hamza&#8217;nın Müslüman Olması Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe&#8217;den O da emdiği için, Rasûlullah (s.a.s.) ile süt kardeştir. Mekke Devri&#8217;nin 6&#8217;ıncı (616 M.) yılında Müslüman olmuştur. Peygamberimiz bir gün &#8220;Safâ&#8221; tepesinde otururken yanından Ebû Cehil geçti. Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e çirkin sözlerle hakarette bulundu. Peygamberimiz hiç bir karşılık vermedi. Hamza o [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-omer-ve-hamzanin-musluman-olusu/">Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"><span style="color: #3366ff; font-size: medium;"> <span style="font-size: 22pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: bold;">Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong><br />
a) Hz. Hamza&#8217;nın Müslüman Olması </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe&#8217;den O da emdiği için, Rasûlullah (s.a.s.) ile süt kardeştir. Mekke Devri&#8217;nin 6&#8217;ıncı (616 M.) yılında Müslüman olmuştur.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Peygamberimiz bir gün &#8220;Safâ&#8221; tepesinde otururken yanından Ebû Cehil geçti. Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e çirkin sözlerle hakarette bulundu. Peygamberimiz hiç bir karşılık vermedi.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hamza o gün ava gitmişti. Dönüşünde, bir câriye, olayı Hamza&#8217;ya anlattı. Hamza henüz Müslüman olmamıştı. Yeğenine hakaret edilmesine dayanamadı, silahını çıkarmadan, derhal Kureyşin toplantı yerine gitti. &#8220;Kardeşimin oğluna hakaret eden sen misin?&#8221; diyerek yayı ile Ebû Cehil&#8217;in kafasına vurup yaraladı. Ebû Cehil, &#8220;Hamza Müslüman oluverir&#8221; korkusu ile ses çıkarmadı. (87) Ebû Cehil&#8217;den, Peygamberimize yaptığı hakaretin öcünü alan Hamza, Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e giderek O&#8217;nu teselli etmek istedi. Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in ancak imân etmesi ile memnûn olacağını söylemesi üzerine, şehâdet getirip Müslüman oldu.(88)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hz. Hamza son derece cesûr, kuvvetli, gözünü budaktan sakınmaz bir kişiydi. Kendisinden üç gün sonra da Ömer Müslüman oldu. Bu ikisinin Müslüman olmalarıyla, Müslümanlar büyük destek buldular.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>b) Hz. Ömer&#8217;in Müslüman Olması </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hz. Hamza&#8217;nın İslâm&#8217;ı kabûlü, Müslümanları sevindirmiş fakat müşrikleri telaşlandırmıştı. Kureyş ileri gelenleri &#8220;Dârü&#8217;n-Nedve&#8221; de toplandılar. &#8220;Bunlar gittikce çoğalıp kuvvetleniyorlar, çabuk çâresine bakmazsak, ileride önünü alamayacağımız tehlikeler doğar&#8230; Buna kesin çâre bulmalayız&#8221; dediler. Çeşitli teklifler ortaya atıldı. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ebû Cehil:<br />
&#8220;-Muhammed (s.a.s.)&#8217;i öldürmekten başka çıkar yol yok. Bu işi yapana şu kadar deve ve altın verelim,&#8221; deyince Ömer ayağa kalktı:<br />
&#8220;-Bu işi ancak Hattâb oğlu yapar&#8221;? dedi. Ömer alkışlar arasında yola çıktı. Silahlarını kuşanıp giderken yolda Abdullah oğlu Nuaym&#8217;e rastladı. Nuaym:<br />
&#8220;-Nereye böyle ya Ömer&#8221;? diye sordu. Ömer:<br />
&#8220;-Araplar arasına ayrılık sokan Muhammed&#8217;in vücûdunu ortadan kaldırmağa&#8221;&#8230; diye cevâp verdi.<br />
&#8220;-Ya Ömer, sen çok zor bir işe kalkışmışsın. Müslümanlar Muhammed (s.a.s.)&#8217;in etrafında pervane gibi dönüyor, seni O&#8217;na yaklaştırmazlar. Yapabildiğini kabûl etsek, Hâşimoğulları seni yaşatmazlar&#8221;&#8230; dedi. Ömer bu sözlere kızdı.<br />
&#8220;-Yoksa sen de mi onlardansın&#8221;? diye çıkıştı. Nuaym:<br />
&#8220;-Sen benden önce kendi yakınlarına bak. Enişten Saîd ile kız kardeşin Fâtıma Müslüman oldular,&#8221; dedi.<br />
Ömer buna hiç ihtimâl vermedi. Fakat içine düşen şüpheyi gidermek için, yolunu değiştirip doğru eniştesi Saîd b. Zeyd&#8217;in evine vardı. Bu esnâda içeride Kur&#8217;ân-ı Kerîm okunuyordu. Ömer, kapı önünde okunanları işitti. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kapıyı kırarcasına vurdu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İçerdekiler Ömer&#8217;i görünce telaşlandılar. Ömer&#8217;in İslâm&#8217;a olan düşmanlığını biliyorlardı. Hemen Kur&#8217;ân sahifesini sakladılar ve kapıyı açtılar. Ömer:<br />
-&#8220;Nedir o okuduğunuz şey&#8221;? diye bağırdı. Eniştesi:<br />
-&#8220;Bir şey yok&#8221;, diye cevap verdi. Ömer:<br />
-&#8220;İşittiklerim doğruymuş&#8221; diyerek, hiddetle eniştesinin üzerine atıldı. Araya giren kız kardeşinin, bir tokatla yüzünü kan içinde bıraktı. Canı yanan kızkardeşi Fâtıma:<br />
-&#8220;Ya Ömer, Allah&#8217;tan kork. Ben ve eşim Müslüman olduk, bundan gurur duyuyoruz ve senden korkmuyoruz. Öldürsen de dinimizden dönmeyiz&#8221;&#8230; dedi ve şehâdet getirdi. Yüzü kan içindeki kız kardeşinin bu hâli ve sözleri Ömer&#8217;i sarstı, kalbinde bir yumuşama başladı, âdeta yaptıklarına pişmandı. Olduğu yere oturdu:<br />
-&#8220;Hele şu okuduğunuz şeyi getirin, göreyim&#8221;, dedi. Kız kardeşi Kur&#8217;ân-ı Kerîm sahifesini O&#8217;na verdi. Bu sahife &#8220;Tâ Hâ&#8221; veya &#8220;Hadîd&#8221; Sûresinin ilk âyetleriydi. Ömer büyük bir ilgi ile sahifeyi okumaya başladı.<br />
&#8220;Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah&#8217;ı tesbîh ederler. Yegâne galip ve hikmet sahibi olan O&#8217;dur. Göklerin ve yerin hükümranlığı O&#8217;nundur, hem diriltir, hem öldürür. O her şeye hakkıyla kâdirdir. O her şeyden öncedir. Kendisinden sonra hiç bir şeyin kalmayacağı Son&#8217;dur, varlığı aşikârdır, gerçek mâhiyeti insan için gizlidir, O her şeyi bilir&#8221;&#8230; (el- Hadîd Sûresi, 1-3)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ömer bu âyetleri okuduktan sonra derin bir düşünceye daldı. Allah Kelâmı&#8217;nın yüksek mânâ ve fesâhati onun kalbine işlemişti. &#8220;Göklerde ve yerde olan şeyler hepsi Allah&#8217;ın, bizim putlarımızın bir şeyi yok&#8230;,&#8221; diye düşündü. &#8220;Beni Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in yanına götürün&#8221; dedi O esnada Hz. Peygamber (s.a.s.) Safâ semtinde Erkâm&#8217;ın evindeydi.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ömer&#8217;in silahlı olarak geldiğini gören Müslümanlar telaşlandılar. Yalnızca, Hz. Hamza:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-İyilik için gelirse ne âlâ, aksi halde geleceği varsa, göreceği de var, telâşa gerek yok&#8230; dedi. Sağından ve solundan iki kişi tutarak Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in huzuruna götürdüler. Ömer, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Hz. Peygamber (s.a.s.)</span></a>&#8216;in önünde diz çökerek şehâdet getirdi. Orada bulunanlar sevinçlerinden hep birden tekbir getirdiler. Safâ tepesinde yükselen &#8220;Allâhü Ekber&#8221; sadâsı ile Mekke ufuklarını çınlattılar.(89)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ömer:<br />
-&#8220;Kaç kişiyiz&#8221;? diye sordu.<br />
-&#8220;Seninle 40 olduk,&#8221; dediler. Ömer:<br />
-&#8220;O halde ne duruyoruz&#8221;? Hemen çıkalım, Harem-i Şerîf&#8217;e gidelim, dedi. Bütün Müslümanlar toplu halde Kâbe&#8217;ye gittiler.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kureyş, Dâru&#8217;n-Nedve&#8217;de sonucu merak içinde beklemekteydi. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Musluman/"> <span style="color: #000000;">Müslüman</span></a>ların toplu halde Harem-i Şerîf&#8217;e ilerlediğini görünce:<br />
-&#8220;İşte Ömer, hepsini önüne katmış getiriyor&#8230; &#8221; dediler.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ömer Kureyşlileri görünce:<br />
-&#8220;Beni bilen bilsin, bilmeyen öğrensin, Ben Hattab oğlu Ömer&#8217;im. İşte Müslüman oldum&#8230;&#8221; dedi ve şehâdet getirdi. Kureyşliler şaşkına döndüler. Her biri bir tarafa savuştu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Müslümanlar ilk defa Harem-i Şerîfte saf olup topluca <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/namaz/"> <span style="color: #000000;">namaz</span></a> kıldılar.(90)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Hamza ve Ömer&#8217;in Müslüman olmalarıyla, İslâm&#8217;ın yayılması hız kazandı. Daha önce 6 yılda sayıları ancak 40 kişiye ulaşabilmişken bir yıl sonra Müslümanların sayısı 300&#8217;ü geçmiş, bunlardan 90 kişi Habeşistan&#8217;a hicret etmişti.</span></p>
<p>&nbsp;<br />
[ad1]<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>5- MÜŞRİKLERİN BOYKOT İLÂNI</strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>a) Müslümanların Muhâsaraya Alınması (616 M.) </strong></span></p>
<p>Mekke müşrikleri, İslâm nûrunun sönmesi için , ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Alay, hakaret ve işkencenin her çeşidini denediler. Bütün bunlar İslâm&#8217;ın yayılmasına, Müslümanların sayılarının günden güne artmasına engel olamıyordu.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/mekke/"> <span style="color: #000000;">Mekke</span></a> Devri&#8217;nin 7&#8217;nci yılı (616 M.) Muharrem ayında Kureyş ileri gelenlerinden 40 kişi Ebû Cehil&#8217;in başkanlığında toplandılar. Hâşim oğullarıyla alış-veriş yapmamağa, kız alıp-vermemeğe, görüşüp buluşmamağa, ekonomik ve sosyal her türlü ilişkiyi kesmeğe karar verdiler. Bu kararı bir ahidnâme şeklinde yazıp mühürlediler ve bir beze sararak Kâbe&#8217;nin içine astılar. Böylece Müslümanları canlarından bezdirip Hz. Peygamberin kendilerine teslim edileceğini umdular. Karara aykırı hiç bir şey yapmayacaklarına dâir yemin ederek karar hükümlerini müsâmahasız uygulamağa başladılar.(91)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bu karardan sonra, şurada-burada dağınık halde olan bütün Müslümanlar Ebû Tâlib mahallesi&#8217;nde Hâşimî&#8217;lerle birleştiler. Ebû Leheb, Hâşimî&#8217;lerden olduğu halde, müşriklerle beraber oldu ve mahalleden çıktı. Ebû Tâlib, Müslüman olmadığı halde, Müslümanların başına geçti. Hz. Peygamber de üç yıldan beri ikamet etmekte olduğu Erkâm&#8217;ın evinden, Ebû Tâlib Mahallesine taşındı. Müslümanlar burada üç yıl (616-619 M.) abluka altında kaldılar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>b) Acıklı Günler </strong><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Müslümanlar abluka altında kaldıkları bu üç yıl içinde çok sıkıntı çektiler. Yeteri kadar erzâk temin edemedikleri için, açlıktan ağaç yapraklarını yediler. Bazı küçük çocuklar, gıdasızlıktan öldü. Ebû Cehil gece-gündüz Ebû Tâlib Mahallesi&#8217;ne girip çıkanları kontrol ediyor, mahalleye gizlice yiyecek maddesi sokulmasına imkân vermiyordu. Hamza ve Ömer gibi cesûr olanların dışında kimse çarşıya çıkıp alış-veriş yapamıyordu. Sa&#8217;d İbn Ebî Vakkas, bir defa bulduğu bir deri parçasını ıslatmış, ateşte kavurarak yemişti. Kadınların ve çocukların açlıktan feryatları mahalle dışından duyuluyordu. Müslümanlar yıllık yiyecek ve diğer ihtiyâçlarını ancak &#8220;eşhür-i hurum&#8221; denilen kan dökülmesi yasak dört ayda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) temin etmeğe çalışıyorlardı. Peygamber Efendimiz de dâvet ve tebliğ vazifesini, özellikle Mekke&#8217;ye dışarıdan gelenlere ancak bu aylarda yapabiliyordu. Müslümanlar üç yıl süren bu boykot esnâsında dayanılmaz sıkıntılara katlandılar. Fakat Kureyş bundan da hiç bir netice alamadı.</span></p>
<p>[m2]</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>c) Boykot Anlaşması&#8217;nın Yırtılması </strong></span></p>
<p>Müslümanların bu acıklı durumu müşriklerden bazı insaflı kimseleri de rahatsız etmeğe başladı. Hişâm b. Amr, Züheyr b. Ebî Ümeyye, Mut&#8217;im b. Adıy, Ebu&#8217;l-Bahterî, Zem&#8217;a b. Esved ve Adıy b. Kays bu kararı bozmak üzere anlaştılar.(92) Kureyş&#8217;in toplu bulunduğu bir anda Harem-i Şerîf&#8217;e gittiler. İçlerinden Züheyr:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Ey Kureyş topluluğu, şu yaptığımız şey, insanlığa yakışmaz. Biz her imkândan yararlanırken, bizim kabilemizin bir kolu olan Hâşimoğullarının aç bırıkılması insâfla bağdaşmaz. Bu kararın bozulması gerekir&#8230; Yemin ederim ki bu zâlim ahidnâme yırtılmadıkça buradan ayrılmıyacağım.&#8221; diye söze başladı. Ebû Cehil, Züheyr&#8217;i susturmak istediyse de, diğerleri de onu destekledikleri için muvaffak olamadı.(93)<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Esâsen Kâbe&#8217; ye astıkları bu ahidnâmenin ağaç kurtları tarafından yendiğini Hz. Peygamber (s.a.s.) haber vermişti. Bir köşede oturmakta olan Ebû Tâlib de:<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">-&#8220;Gidin, bakın. Eğer yeğenimin sözü doğru çıkmazsa ben her istediğinize râzıyım. Ama doğru ise sizin de bu zulme son vermeniz gerekir.&#8221; demiş, bu haber bütün Mekke&#8217;de yayılmıştı. Gerçekten, ahidnâmeyi yırtmak için ellerine aldıklarında, bütün yazıların kurtlar tarafından yenilmiş olduğunu gördüler.(94) Müslümanlar Mekke Devri&#8217;nin 10&#8217;uncu yılında böylece bu korkunç boykottan kurtulmuş oldular.</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">»<span lang="tr"> &#8220;Peygamberimizin Hayatı&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-omer-ve-hamzanin-musluman-olusu/">Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/hz-omer-ve-hamzanin-musluman-olusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>20</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hüzün Yılı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/huzun-yili/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/huzun-yili/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 12:27:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Peygamber'in Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[huzun]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[mirac]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<category><![CDATA[yil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/huzun-yili/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hüzün Yılı (Nübüvvetin 10.Yılı) 1- İKİ BÜYÜK ACI; EBÛ TÂLİB VE Hz. HATİCE&#8217;NİN VEFATLARI Müslümanlar ablukadan kurtuldukları için sevindiler. Çektikleri sıkıntıları unutmağa başladılar. Fakat sevinçleri uzun sürmedi. Boykotun kalkmasından 8 ay kadar sonra, iki büyük acı ile karşılaştılar. Mekke Devri&#8217;nin 10&#8217;uncu yılı Şevvâl ayında önce Ebû Tâlib, üç gün sonra da Hz. Hatice vefât etti.(95/1) [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huzun-yili/">Hüzün Yılı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="3"> <span style="font-size: 22pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">Hüzün  Yılı</span><span style="font-size: 16pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"><br />
(Nübüvvetin 10.Yılı)</span></font></p>
<p><font size="3"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1- İKİ BÜYÜK ACI; EBÛ TÂLİB VE Hz.  HATİCE&#8217;NİN VEFATLARI </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Müslümanlar ablukadan kurtuldukları için  sevindiler. Çektikleri sıkıntıları unutmağa başladılar. Fakat sevinçleri uzun  sürmedi. Boykotun kalkmasından 8 ay kadar sonra, iki büyük acı ile  karşılaştılar. Mekke Devri&#8217;nin 10&#8217;uncu yılı Şevvâl ayında önce Ebû Tâlib, üç gün  sonra da Hz. Hatice vefât etti.(95/1)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ebû Tâlib, Müslüman olmamıştı.(95/2) Fakat Hz.  Peygamber (s.a.s.)&#8217;e son derece bağlıydı. O&#8217;nu çok seviyor, bu yüzden her  fedâkârlığa katlanarak, müşriklerden gelecek kötülüklere karşı O&#8217;nu koruyordu.  Ölürken bile, Hâşimoğullarına, &#8220;O&#8217;na bağlı kalmalarını, uğrunda her fedâkârlığı  yapmalarını, sözünden çıkmamalarını&#8221; vasiyyet etmişti.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Hatice O&#8217;nun gam ortağı, şefkatli bir  hayat arkadaşıydı. En sıkıntılı anlarında O&#8217;nu teselli ediyor, bütün varlığı ile  O&#8217;na destek oluyordu.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">En büyük desteği olan, sevdiği iki insanı  peşpeşe kaybettiği için Rasûlullah (s.a.s.) çok üzüldü. Bu sebeple Mekke  Devri&#8217;nin 10&#8217;uncu yılına &#8220;Senetü&#8217;l-huzn&#8221; (Hüzün yılı ) denildi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Müşrikler, Ebû Tâlib&#8217;in sağlığında, Hz.  Peygamber (s.a.s.)&#8217;in şahsına pek ilişemiyorlardı. O&#8217;nun ölümünden sonra,  Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in şahsına da her türlü kötülüğü yapmağa başladılar. Bir  defa, Kâbe&#8217;de <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/namaz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">namaz</font></a> kılarken, Ebû Cehil&#8217;in teşvîki ile Ebû  Muayt oğlu Ukbe, yeni kesilmiş bir devenin barsaklarını getirip, secdede iken  üzerine koymuş, Rasûlullah (s.a.s.) başını secdeden kaldıramamıştı. Kızı Fâtıma  yetişerek, üzerini temizlemiş, Rasûlullah (s.a.s.) namazını bitirdikten sonra  etrâfında gülüşen müşrikleri işâret ederek üç defa:<br />
-&#8220;Allah&#8217;ım Kureyşten şu zümreyi sana havâle ediyorum&#8221; dedikten sonra:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ebû Cehil&#8217;i, Ebû Muayt oğlu Ukbe&#8217;yi, Haccâc  oğlu Şu&#8217;be&#8217;yi, Rabîa&#8217;nın oğulları Utbe ve Şeybe&#8217;yi, Halef&#8217;in oğulları Übeyy ve  Ümeyye&#8217;yi, sana havâle ediyorum.&#8221; diye isimlerini birer birer saymıştı.  Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in isimlerini saydığı bu azılı müşriklerin hepsi de Bedir  Savaşı&#8217;nda katledilip, leşleri Bedir&#8217;deki &#8220;Kalîb&#8221; denilen kuyuya atılmıştır.(96)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2- TÂİF YOLCULUĞU (620 M.) </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>a) Hz. Peygamber&#8217;in Tâif&#8217;te Karşılanışı </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kureyş&#8217;in zulümleri artık katlanılamaz bir  duruma gelmişti. Bu yüzden Hz. Peygamber (s.a.s.) Mekke Devri&#8217;nin 10&#8217;uncu yılı  (620 M.) Şevvâl ayında, yanına evlâtlığı Hârise oğlu Zeyd&#8217;i de alarak Tâif&#8217;e  gitti. Tâiflileri &#8220;Hak Din&#8221;e dâvet edecekti.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Tâif&#8217;te Sakiyf Kabîlesi vardı, onlar da  putperestti. Rasûlullah (s.a.s.) 10 gün kadar, onlara İslâm&#8217;ı anlatmağa çalıştı,  ileri gelenleri ile görüştü. Hiç biri Müslüman olmadığı gibi, &#8220;Senden başka  Peygamberlik gelecek kimse kalmadı mı?&#8221; diye alay ettiler &#8220;Memleketimizden çık  da nereye gidersen git..&#8221; diye Allah sevgilisini kovup hakaret ettiler. Tâif&#8217;ten  ayrılırken de çoluk çocuğu ve ayak takımı düşük tabîatlı kişileri yolun iki  tarafına sıralayıp taşlattılar. Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in ayakları, atılan taşlarla  yara-bere içinde kaldı, ayakkabıları kanla doldu. Ayaklarındaki yaraların  verdiği acıdan yürüyemez hâle gelip oturmak istedikçe, zorla kaldırıp yaralı  ayaklarını taşlamağa devâm ediyorlar, bu yürekler parçalayan acıklı hâline gülüp  eğleniyorlardı. Vucûdunu atılan taşlara siper eden evlâtlığı Zeyd, bir kaç  yerinden yaralandı. Rasûlullah (s.a.s.) hayâtı boyunca karşılaştığı  sıkıntılardan en büyüğünü o gün yaşamıştı. Nihâyet Rabîa&#8217;nın oğulları Utbe ve  Şeybe&#8217;nin yol üstündeki bağına sığınarak ayak takımının tâkiplerinden  kurtulabildi. Burada bir çardağın gölgesinde, ellerini kaldırıp şu hazîn duâyı  yaptı:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">-&#8220;İlâhi, kuvvetimin za&#8217;fa uğradığını,  çâresizliğimi, halkın gözünde hor ve hakîr görüldüğümü ancak sana arzederim. Ey  merhametlilerin en merhametlisi, herkesin zayıf görüp de dalına bindiği  bîçârelerin Rabbı sensin, İlâhî, huysuz ve yüzsüz bir düşmanın eline beni  düşürmeyecek, hatta hayâtımın dizginlerini eline verdiğim akrabamdan bir dosta  bile bırakmayacak kadar bana merhametlisin.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Yâ Rabb, eğer bana karşı gazablı değilsen,  çektiğim belâ ve sıkıntılara hiç aldırmam, fakat senin esirgeyiciliğin bunları  da göstermeyecek kadar geniştir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Yâ Rabb gazabına uğramaktan, rızandan mahrûm  kalmaktan, senin karanlıkları aydınlatan, din ve dünya işlerini dengeleyen  yüzünün nûruna sığınırım. Râzı oluncaya kadar işte affını diliyorum. Bütün  kuvvet ve kudret ancak seninledir&#8230;&#8221; (97)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Görüldüğü üzere yapılan bunca ezâ ve cefâya  rağmen bedduâ etmemiş, hatta yolda Mekke&#8217;ye iki konak mesâfede &#8220;Karn&#8221; denilen  yerde kendisine Cebrâil gelerek:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">-&#8220;Ey Allah&#8217;ın Rasûlü, Allah kavminin sana  söylediklerini işitti, yaptıklarını gördü, sana şu Dağlar Meleği&#8217;ni gönderdi.  Kavmin hakkında ne dilersen, bu meleğe emredebilirsin&#8230;&#8221; dedi. Dağlar emrine  verilmiş olan melek de kendisini selâmladıktan sonra:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">-&#8220;Ya Muhammed, emrine hazırım. (Ebû Kubeys ile  Kayakan denilen) şu iki yalçın dağın Mekkeliler üzerine devrilip, birbirine  kavuşarak müşrikleri tamâmen ezmelerini istersen emret&#8230;&#8221; dedi. Fakat  Rasûlullah (s.a.s.):<br />
-&#8220;Hayır, onların ezilip yok olmalarını değil, Rabbımın bu müşriklerin sulbünden,  O&#8217;na hiç bir şeyi ortak kılmayan ve yalnız Allah&#8217;a ibâdet eden bir nesil meydana  getirmesini istiyorum&#8230;&#8221; demiştir.(98)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rabîa&#8217;nın oğulları, Peygamber Efendimizin  acıklı hâlini gördüler. Hıristiyan köle Addâs ile O&#8217;na bir salkım üzüm  gönderdiler. Rasûlullah (s.a.s.) &#8220;Bismillah&#8230;&#8221; diyerek üzümü yemeğe başlayınca,  Addâs hayretle:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">-&#8220;Bu bölge halkı böyle söz söylemezler, onlar  Allah adını anmazlar&#8221;, dedi. Hz. Peygamber ona nereli olduğunu sordu. Addâs:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">-&#8220;Ninovalıyım, Hıristiyanım&#8221;, diye cevâp  verdi. Rasûlullah(s.a.s.):<br />
-&#8220;Demek kardeşim Yunus Peygamberin memleketindensin&#8221;&#8230;. dedi. Addâs:<br />
-Sen Yûnus&#8217;u nerden biliyorsun? diye sordu. Rasûlullah (s.a.s.):<br />
-Yûnus benim kardeşim, O&#8217;da benim gibi Peygamberdi, dedi. Daha sonra Rasûl-i  Ekrem Addâs&#8217;a İslâmiyeti anlattı. Addâs da orada Müslüman oldu.(99)<br />
Hz. Muhammed (s.a.s.) en zor ve en sıkıntılı anlarında bile Peygamberlik  görevini ihmâl etmiyordu</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>b) Mekke&#8217;ye Dönüş </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rasûl-i Ekrem&#8217;in himâyesiz Mekke&#8217;ye girmesi  imkânsızdı. Esasen, hayâtı tehlikede olduğu için Mekke&#8217;den Tâif&#8217;e gitmişti. Bu  sebeple dönüşte, Hira (Nûr) Dağına çıkarak, Kureyşin hatırı sayılır  büyüklerinden Adiyy oğlu Mut&#8217;im&#8217;e haber gönderdi. O&#8217;nun himâyesinde gece vakti  Mekke&#8217;ye girdi. Kâbe&#8217;yi tavâf edip Hârem-i Şerif&#8217;de iki rek&#8217;at namaz kıldıktan  sonra evine döndü. Arap âdetlerine göre, bir kimse himâyesine aldığı kişiyi  korumağa mecburdu. Bu sebeple, Mut&#8217;im ve çocukları silahlanıp Kâbe&#8217;nin dört bir  tarafını tuttular. Peygamber Efendimizin Mekke&#8217;ye girip serbestçe tavâf etmesini  ve evine gitmesini sağladılar.(100) (620 M.)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Mut&#8217;im, Bedir savaşında müşrik olarak öldü.  Peygamber Efendimiz, Mut&#8217;im&#8217;in bu iyiliğini unutmamış, Bedir esirlerinin  kurtarılması için Medine&#8217;ye gelen oğlu Cübeyr b. Mut&#8217;im&#8217;e:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; &#8220;Eğer senin o ihtiyar baban, sağ olsaydı da  bu murdar herifleri benden isteseydi, hepsini ona bağışlardım.&#8221; demişti. (101)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>V- KABÎLELERİ İSLÂMA DÂVET ve AKABE  BÎATLARI</strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1- KABÎLELERİ İSLÂMA DÂVET </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Peygamber (s.a.s.) Tâif&#8217;e Şevvâl ayında  gitmişti. Dönüşünde &#8220;eşhür-i hurum&#8221; denilen kan dökülmesi yasak aylardan Zilkade  girmiş hac mevsimi başlamıştı.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rasûlullah (s.a.s.) Hac mevsiminde Mekke  yakınlarında kurulan Ukaz, Mecenne, Zülmecâz.. gibi panayırlara gidiyor,  oralarda toplanan diğer Arap kabîleleriyle görüşüyor, onlara Kur&#8217;ân-ı Kerîm  okuyor, Hak Dini tebliğe çalışıyordu.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kureyşin ileri gelenleri Müslümanlığın Mekke  dışında, diğer kabîleler arasında yayılmasından endişeye düştüler. Rasûlullah  (s.a.s.)&#8217;in gayretlerini boşa çıkarmak, O&#8217;nun sözlerine diğer kabîlelerin değer  vermelerini önlemek için çâre aradılar. &#8220;Hz. Muhammed (s.a.s.) için ne  diyelim?&#8230;&#8221; diye düşündüler. İçlerinden en isâbetli karar verdiğini kabûl  ettikleri Muğire oğlu Velîd&#8217;den bu konuda yardım istediler.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Velîd, edebiyatın her çeşidinden anlayan, pek  çok şâir ve hatibin düşünce ve bilgisinden yararlandığı son derece zeki, zengin  ve itibârlı bir yaşlıydı. Rasûlullah (s.a.s.) ile görüşerek O&#8217;ndan Kur&#8217;ân-ı  Kerîm dinledikten sonra kanaatini şöyle özetledi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; &#8220;Ben şiirin her çeşidini bilirim.  Muhammed&#8217;den dinlediklerim şiir değil. O halde O&#8217;na şâir denilemez.  Dinlediklerim, nesir de değil. O sözlerdeki güzellik ve belâgat hiç bir sözde  bulunmaz.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Muhammed (s.a.s.)&#8217;e sihirbaz veya falcı da  diyemeyiz. Çünkü sözlerinin sihir ve fal ile bir ilgisi yok. Mecnûn veya deli de  denilemez. Çünkü bu takdirde size kimse inanmaz. Bu derece güzel sözleri, değil  bir delinin, akıllı kimselerin bile söyleyebilmesi mümkün değildir. Muhammed  (s.a.s.)&#8217;e sihirbâz da diyemezsiniz. Çünkü okuyup üflemiyor, düğüm bağlamıyor,  sihirle ilgili hiç bir şey yapmıyor&#8230;&#8221;<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; &#8220;O halde ne diyeceğiz?&#8221; diye sordular.<br />
&#8211; &#8220;Ne diyeceğinizi bilemem. Fakat sizin isnâd ettiğiniz, (şâir, falcı, mecnûn,  sihirbâz.. gibi) sözlerin hiç biri O&#8217;na uymuyor. O&#8217;nda böyle vasıflar yok.  Kimseyi bu sözlere inandıramazsınız&#8230;&#8221; dedi.<br />
Fakat, Velîd ertesi gün:<br />
&#8211; &#8220;O&#8217;na sihirbâz demek, başka sıfatlardan daha uygun. Çünkü sözleri kardeşi  kardeşten ayırıyor. Akraba arasına ayrılık sokuyor. Bu sebeple O&#8217;nun sözleri  sihir ve büyüden başka bir şey değil. O&#8217;na sihirbâz deyin.&#8221; dedi. (102)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kur&#8217;ân-ı Kerîm Velîd&#8217;in bu tutumunu şöyle  anlatır:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">-&#8220;Çünkü o, düşündü, ölçtü, biçti. Canı çıkası  ne biçim ölçtü biçti&#8230; Sonra baktı (düşündü), sonra kaşlarını çattı, suratını  astı. Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı. Bu sâdece öğretilen bir sihirdir,  bu Kur&#8217;ân yalnızca bir insan sözüdür&#8221; dedi&#8230; (el-Müddessir Sûresi, 18-25)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Böylece O&#8217;na &#8220;sihirbâz, büyücü&#8221; demeğe karar  verdiler. Rasûlullah (s.a.s.) kiminle, hangi toplulukla görüşse, arkasından  gidip:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Sakın O&#8217;nu dinlemeyin, sözlerine kanmayın.  Büyücüdür, kardeşi kardeşten ayırır&#8230; diye propaganda yapıyorlardı.(103) Fakat  müşriklerin bütün çabaları İslâm nûru&#8217;nun yayılmasını önleyemeyecekti.<br />
&#8220;Allah&#8217;ın nûrunu ağızlarıyle söndürmek isterler. Oysa, kâfirler istemese de  Allah nûrunu mutlaka tamamlayacaktır.&#8221; (et-Tevbe Sûresi, 32)</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2- AKABE BİATLARI Zilhicce (621 ve 622 M.) </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>a) Akabe Görüşmeleri </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Peygamber (s.a.s.) Efendimiz Hac  mevsimlerinde, Mekke yakınlarında kurulan panayırlara gelen, Kâbe&#8217;yi ve  putlarını ziyâret eden kabîleler arasında dolaşıyor, onlara Kur&#8217;ân okuyor,  onları İslâm&#8217;a dâvet ediyordu. Bir gün Mekke&#8217;nin kuzeyinde, Mekke ile Mina  arasında &#8220;Akabe&#8221; denilen bir tepede altı kişilik bir topluluğa rastladı. Bunlar,  Medine&#8217;den &#8220;Hazrec&#8221; kabîlesinden idiler.(104) Rasûlullah (s.a.s.) onlarla  konuştu. Kur&#8217;an-ı Kerîm okudu, İslâm Dini&#8217;ni anlattı ve onları Müslümanlığa  dâvet etti.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Medine&#8217;deki &#8220;Evs&#8221; ve Hazrec&#8221; adlı Arap  kabîleleri ile &#8220;ehl-i kitâb&#8221; olan Yahûdiler arasında eskiden beri geçimsizlik  vardı. Ne zaman aralarında bir tartışma veya kavga çıksa, putperest olan Evs ve  Hazreçlilere<br />
Yahûdîler:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Yakında bir Peygamber gelecek, biz O&#8217;na uyar,  kuvvetleniriz, öcümüzü sizden o zaman alırız.. derlerdi. Medine&#8217;liler yakında  bir Peygamber geleceğini yaşlı kimselerden de sık sık duyuyorlardı. Hz.  Peygamber (s.a.s.), onları yeni dine dâvet edince birbirlerine bakıştılar.  &#8220;Yahûdilerin bekleyip durdukları, yaşlıların haber verdikleri Peygamber işte  budur, biz Yahûdîlerin önüne geçelim&#8230;&#8221; diyerek, kelime-i şehâdet getirip,  hemen Müslüman oldular.(105)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Mekke Devri&#8217;nin 10&#8217;uncu yılının Zilhicce  ayında (Nisan 620 M.) gerçekleşen bu olaya &#8220;Birinci Akabe Görüşmesi&#8221;, burada  İslâm&#8217;ı kabûl eden altı kişiye de &#8220;İlk Medineli Müslümanlar&#8221; denir.(106)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Medine&#8217;liler  arasında, hac mevsimlerinde &#8220;Akabe&#8221; tepesinde yapılan görüşmeler, Mekke  Devri&#8217;nin 10-11 ve 12&#8217;inci yıllarında olmak üzere üç defa oldu 11 ve 12&#8217;inci  yıllardaki görüşmelerde &#8220;Bîat&#8221; da yapıldı. Bu sebeple, Akabe görüşmelerinin  sayısı üç; Akabe Bîatları&#8217;nın sayısı iki&#8217;dir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>b) Birinci Akabe Bîatı (Zilhicce 621 M.) </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Akabe Tepesinde Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;le  görüşüp Müslüman olan bu 6 kişi, hac mevsimi sonunda Medine&#8217;ye döndüler.  Gördüklerini, yakınlarına ve dostlarına anlatarak, Medine&#8217;de Müslümanlığı  yaymağa başladılar.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bir sene sonra, hac mevsiminde <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Hz. Peygamber (s.a.s.)</font></a> ile görüşmek üzere  Medine&#8217;den Mekke&#8217;ye 10&#8217;u Hazrec, 2&#8217;si Evs kabîlesinden olmak üzere 12 Müslüman  geldi. Bunlardan 5&#8217;i, bir yıl önceki ilk Akabe görüşmesinde bulunanlardandı.  Başkanları yine, birinci görüşmede olduğu gibi &#8220;Zürâre oğlu Es&#8217;ad&#8221;tı. Mekke  Devri&#8217;nin 11&#8217;inci yılı Zilhicce ayında Rasûlullah (s.a.s.) ile buluştular. Bu  ikinci buluşmada Medine&#8217;li 12 Müslüman(107) &#8220;Allah&#8217;a şirk koşmayacaklarına,  hırsızlık ve zinâ yapmayacaklarına, (kız) çocuklarını öldürmeyeceklerine,  kimseye iftirâ etmeyeceklerine, Allah ve Peygamberine itâatten  ayrılmayacaklarına&#8221; dâir Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e taahhütte bulundular; Hz.  Peygamber (s.a.s.)&#8217;in elini tutarak bîat ettiler.(108)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Medine&#8217;li Müslümanlar, bu görüşme ve bîattan  sonra, Müslümanlığın yayılmasına gayret etmek üzere, memleketlerine döndüler.  Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in Medine&#8217;de Müslümanlığı ve Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;i öğretmek üzere  öğretmen olarak görevlendirdiği &#8220;Umeyr oğlu Mus&#8217;ab&#8221;ı da berâberlerinde  götürdüler.(109)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Mus&#8217;ab, Akabe&#8217;de bîat edenlerin reisi Hazrec  kabîlesinden Es&#8217;ad b. Zürâre&#8217;nin evinde misâfir olmuştu. Evs ve Hazrec  kabîlesi&#8217;nden Müslümanlığı kabûl edenlerin evlerine birer birer giderek, onlara  Kur&#8217;ân-ı Kerîm ve din bilgileri öğretiyor, güzel ahlâkı, nezâketi ve kibarlığı  ile herkesi İslâm&#8217;a bağlıyordu.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Es&#8217;ad b. Zürâre ve Mus&#8217;ab b. Umeyr&#8217;in  gayretleriyle Medine&#8217;de Müslümanların sayısı hızla artıyordu. Yalnız Evs  kabîlesi reislerinden Sa&#8217;d b. Muâz ile Üseyd b. Hudayr Müslümanlığı henüz kabûl  etmemişlerdi. Bir gün Esâd ile Mus&#8217;ab çevrelerine toplananlara Müslümanlığı  anlatırken Üseyd yanlarına geldi, maksadı onlara mâni olmaktı.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Siz ne yapmak istiyorsunuz? Halkı atalarının  yolundan saptırıyorsunuz&#8230; diye söylendi. Mus&#8217;ab O&#8217;na çok nâzik davrandı.  Kurân-ı Kerîm okudu. Kısaca Müslümanlığı anlattı. Üseyd, Kur&#8217;ân-ı Kerîm &#8216;in  tesirinde kaldı, &#8220;Bu ne güzel şey&#8230;&#8221; diyerek Müslüman oldu ve şöyle dedi:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Ben gidip Sa&#8217;d b. Muâz&#8217;ı göndereyim. Eğer o  da Müslümanlığı kabûl ederse, bu memlekette Müslüman olmayan hiç kimse kalmaz.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Sa&#8217;d, Medine&#8217;de Müslümanlığın yayılmasından  memnûn değildi. Es&#8217;ad ve Mus&#8217;ab&#8217;ın yanlarına öfke ile gitti.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ey Es&#8217;ad, seninle aramızda akrabalık bağları  olmasaydı, kabilemiz arasına bu ayrılık tohumlarını sokmana katlanmazdım&#8230;  diyerek çıkıştı. Mus&#8217;ab ona da son derece yumuşak ve kibar davrandı. Kısaca  Müslümanlığı anlattı. Kur&#8217;ân-ı Kerîm okudu. Neticede Sa&#8217;d b. Muâz da Müslüman  olarak oradan ayrıldı. Bu iki reisin tesiriyle Evs ve Hazrec kabîleleri içinde  hemen hemen Müslüman olmayan kimse kalmadı.(110)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Mus&#8217;ab, Medine&#8217;deki bu memnûniyet verici  gelişmeleri Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;e bildirdi. Rasûlullah (s.a.s.) ve  Müslümanlar bu duruma çok sevindiler. Bundan dolayı bu seneye &#8220;Senetü&#8217;l İbtihâc&#8221;  (Sevinç yılı) denildi.(111)</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>c) İkinci Akabe Bîatı (Zilhicce 622 m.) </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Mekke Devri&#8217;nin 12&#8217;inci yılı hac mevsiminde,  Medine&#8217;den Mekke&#8217;ye gelen ziyâretçiler arasında (73&#8217;ü erkek, 2&#8217;si kadın) 75  Müslüman vardı. Bunlar hac&#8217;dan sonra (eyyâm-ı teşrik&#8217;in 2&#8217;nci gecesi), gece  yarısı Hz. Peygamber (s.a.s.) ile gene Akabe tepesi&#8217;nde gizlice buluştular.  Dikkati çekmemek için, her biri, değişik zamanlarda ve ayrı yollardan gelerek  burada toplandılar. İçlerinde, Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in Medine&#8217;li akrabası  Neccâr oğullarından Zeyd oğlu Hâlid (Ebû Eyyûb el-Ensârî) de vardı.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Rasûlullah (s.a.s.)</font></a> toplantıya amcası Abbâs&#8217;la  birlikte geldi. Abbâs henüz Müslüman olmamıştı. Fakat yeğenine son derece  bağlıydı. Ebû Tâlib&#8217;in ölümünden sonra, Arab âdetine göre O&#8217;nu himâyesine  almıştı. Bu sebeple önce toplantıda Abbâs konuştu:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Ey Hazrec ve Evs Cemaati,<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Siz de bilirsiniz ki, Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in  aramızda üstün bir yeri vardır. Biz, O&#8217;nu şimdiye kadar, düşmanlarına karşı  koruduk, yine de koruyacağız. Siz şimdi O&#8217;nu, Medine&#8217;ye dâvet ediyor, orada  kalmasını istiyorsunuz. Kendisi de böyle arzu ediyor.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ancak siz O&#8217;nu düşmanlarına karşı  koruyabilecekseniz, götürünüz. O&#8217;nu ele verecekseniz, bundan şimdiden  vazgeçiniz.&#8221;.. dedi.(112) Medineliler Abbâs&#8217;ı dinledikten sonra:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Yâ Rasûlallah, siz de konuşunuz. Bizden,  Allah için, kendiniz için istediğiniz andı alınız. Hazırız&#8230; dediler.<br />
Hz. Peygamber (s.a.s.) bir mikdâr Kur&#8217;ân-ı Kerim okuduktan sonra:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Sevinçli hâlinizde de, kederli hâlinizde de  din işinde kusur etmeyeceğinize, hakkın yerine getirilmesi için hiç bir şeyden  çekinmeyeceğinize, yurdunuza hicret ettiğimde beni âileleriniz ve çocuklarınız  gibi koruyacağınıza.. sizden söz (and) istiyorum&#8221; dedi. Medineli Zürâreoğlu  Es&#8217;ad:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Yâ Rasûlallah, biz buraya sana bîat etmeğe  geldik. Sen nasıl emredersen öyle yaparız. Çocuklarımızı, âilelerimizi nasıl  korursak, seni daha fazla koruruz . Sözümüzde dururuz. İnâyet Allah&#8217;tandır&#8230;  dedi. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Medineliler:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Yâ Rasûlallah, Senin uğrunda, gösterdiğin  yolda ölürsek bize ne var? diye sordular.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Peygamber (s.a.s.):<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Ahirette mükâfat olarak Cennet, dedi.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Öyleyse ver elini, dediler. Hepsi de Hz.  Peygamber (s.a.s.)&#8217;in elini tutarak, &#8220;İslâm yolunda gerekirse öleceklerine&#8221; and  verip bîat ettiler.(113)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in ve Müslümanların  Medine&#8217;ye hicreti de bu görüşmede kararlaştırıldı. Toplantı bittikten sonra,  müslümanlar, geldikleri gibi, gene gizlice ayrı ayrı yollardan dağıldılar.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kureyşliler 2&#8217;nci Akabe Bîatını, ancak  kabîleler Mekke&#8217;den ayrıldıktan sonra duyabildiler.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">»<span lang="tr">  &#8220;Peygamberimizin Hayatı&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huzun-yili/">Hüzün Yılı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/huzun-yili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsrâ ve Mirâc Mucizesi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/isra-ve-mirac-mucizesi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/isra-ve-mirac-mucizesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 12:25:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Peygamber'in Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/isra-ve-mirac-mucizesi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrâ ve Mirâc Mucizesi (Receb 621 M.) a) Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in Mîrâcı İkinci Akabe görüşmesinden sonra, Mekke Devri&#8217;nin 11&#8217;inci yılı Recep ayının 27&#8217;inci gecesi (Hicretten 19 ay önce) Peygamber Efendimizin &#8220;İsrâ ve Mîrâc&#8221; mûcizesi gerçekleşti. İsrâ, gece yolculuğu ve gece yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. Bu büyük mûcize, gecenin bir bölümünde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/isra-ve-mirac-mucizesi/">İsrâ ve Mirâc Mucizesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><font size="3"> <span style="font-size: 22pt; font-family: Maiandra GD; color: #3366ff; font-weight: 700"> İsrâ ve Mirâc Mucizesi</span></font><font color="#3366ff" size="3"><span style="font-size: 16pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"><br />
(Receb <st1:metricconverter productid="621 M" w:st="on">621 M</st1:metricconverter>.)</span></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD"><br />
</font></strong><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>a) Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in  Mîrâcı </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">İkinci Akabe görüşmesinden sonra, Mekke  Devri&#8217;nin 11&#8217;inci yılı Recep ayının 27&#8217;inci gecesi (Hicretten 19 ay önce)  Peygamber Efendimizin &#8220;İsrâ ve Mîrâc&#8221; mûcizesi gerçekleşti.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">İsrâ, gece yolculuğu ve gece yürüyüşü; Mîrâc  ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. Bu büyük mûcize, gecenin bir  bölümünde cereyân ettiği ve Rasûlullah (s.a.s.) bu gece semâlara ve yüce  makamlara yükseldiği için bu mûcizeye &#8220;İsrâ ve Mîrâc&#8221; denilmiştir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de el-İsrâ Sûresi&#8217;nin 1&#8217;inci  âyetinde:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Kulu Muhammed (s.a.s.)&#8217;i, bir gece Mescid-i  Harâm&#8217;dan, kendisine bir kısım âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek  kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya götüren Allah&#8217;ın şânı ne yücedir. Doğrusu O işitir  ve görür.&#8221; buyrulmuştur.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)&#8217;in Mekke&#8217;deki Mescid-i  Harâm&#8217;dan Kudüs&#8217;teki Mescid-i Aksâ&#8217;ya olan mîrâcı, yukarıda anlamı yazılan  âyet-i kerime ile sâbittir. Mescid-i Aksâ&#8217;dan semâlara ve yüce makamlara  yükseldiğini ise, Peygamber Efendimizden nakledilen sahîh hadîs-i şerîflerden  öğrenmekteyiz. Hadîs-i şerîflerde anlatılanların özeti şöyledir.(114)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rasûlullah (s.a.s.) bir gece Kâbe&#8217;nin &#8220;Hatîm&#8221;  denilen kısmında iken, Cebrail&#8217;in getirdiği &#8220;Burak&#8221; denilen bineğe binerek  Kudüsteki Mescid-i Aksâ&#8217;ya gelip burada namaz kılmıştır. Buradan da &#8220;Mîrâc&#8221;  denilen âlete binerek, semâlara yükselmiştir. 1&#8217;inci semâda Hz. Âdem, 2&#8217;inci  semâda Hz. Yahyâ ve Hz. İsâ, 3&#8217;üncü semâda Hz. Yûsuf, 4&#8217;üncü semâda Hz. İdrîs,  5&#8217;inci semâda Hz. Harûn, 6&#8217;ıncı semâda Hz. Mûsâ ve 7&#8217;inci semâda Hz. İbrâhim ile  görüştü. Bunlardan her biri Rasûlullah (s.a.s.) &#8216;i selâmlayıp tebrik ettiler, &#8220;hoşgeldin  sâlih kardeş,&#8221; dediler.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Daha sonra &#8220;Sidretü&#8217;l-müntehâ&#8221;ya yükseldi.  Orada kazâ ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesler duyuluyordu. Sidretü&#8217;l-müntehâ&#8217;dan  ötesi, sözle anlatılması mümkün olmayan bir âlemdi. Buraya kadar beraber  oldukları Cebrâil de buradan öteye geçememiş, &#8220;benim için burası sınırdır,  parmak uçu kadar daha ilerlersem, yanarım&#8230;&#8221; demiştir<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Mîrâcta Cenab-ı Hakk, sevgili <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Peygamber</font></a>ine nice âlemler gösterdi. Kuluna  vahyedeceğini vâsıtasız vahyetti. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu makamda Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;e üç şey  verildi.(115)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1) Beş vakit <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/namaz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">namaz</font></a> farz kılındı.</strong>(116) <strong><br />
2) Bakara Sûresi&#8217;nin son iki âyeti (Amene&#8217;r-rasûlü&#8230;) vahyedildi.<br />
3) Ümmetinden şirk koşmayanların Cennet&#8217;e girecekleri müjdesi verildi.</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Bunu O söylemişse inandım gitti. Ben O&#8217;nu  bundan daha önemli olan konularda tasdik ediyorum. Akşam- sabah göklerden vahiy  geldiğini söylüyor, buna inanıyorum&#8230;&#8221; dedi. Bu yüzden Hz. Ebû Bekir&#8217;e &#8220;Sıddîk&#8221;  denildi.<br />
Ehli- sünnet bilginlerinin çoğunluğuna göre, İsrâ ve Mîrâc aynı gecede;  Rasûlullah (s.a.s.) &#8216;in rûh ve vücuduyla birlikte uyanık hâlde iken olmuştur.  İsrâ ile Mîrâcın ayrı gecelerde olduğunu, rüyâ hâlinde ve rûhâni olarak vuku  bulduğunu kabûl eden bilginler de vardır; fakat bunların sayısı azdır.(119)<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>c) Mîrâc&#8217;ta Teşri Kılınan Hükümler </strong><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de, Mirâc&#8217;ın en yüksek hâli  anlatılırken:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;(Rabbına) iki yay kadar veya daha da yakın  oldu. Allah Kulu&#8217;na vahyettiğini o anda vahyetti&#8230;&#8221; (en Necm Sûresi, 9-10)  buyrulmaktadır.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu âyetlerden Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e, Mîrâc&#8217;ta  pek çok esrâr ve maârifin bildirildiği anlaşılmaktadır.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Baştan sona Mîrâc ve Mîrâc&#8217;ta teşri kılınan  hükümlerin anlatıldığı el-İsrâ Sûresi&#8217;nin 80&#8217;inci âyetinde Hz. Peygamber  (s.a.s.)&#8217;e: &#8220;Rabbim, beni şerefli bir girişle (Medine&#8217;ye) koy, sâlim bir çıkışla  da (Mekke&#8217;den) çıkar&#8221; diye <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunluk-dualar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dua</font></a> etmesi emredilerek yakında hicretine izin  verileceğini; 81 &#8216;inci âyetinde ise:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;De ki: Hakk geldi, bâtıl yok olup gitti,  esâsen bâtıl yok olmağa mahkûmdur&#8221; buyurularak çok yakında İslâm&#8217;ın küfre galebe  çalacağına, neticede Mekke&#8217;nin Rasûlullah (s.a.s.) tarafından fethedilip  Kâbe&#8217;nin putlardan temizleneceğine işâret olunmuştur. Yine aynı sûrenin  23-29&#8217;uncu âyetlerinde dinin temelini teşkil eden hükümler yer almıştır. Bu  âyetlerin anlamları şöyledir:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Rabb&#8217;ın şunları kesinlikle hükmetti:  Kendisinden başkasına kulluk etmeyin. Ana-babaya iyilik edin. Onlardan biri veya  her ikisi, senin yanında ihtiyarlayacak olursa, onlara &#8220;öf&#8221; bile deme, onları  azarlama, her ikisine de hep tatlı söyle. Onlara şefkatle tevâzu kanadını ger ve  &#8216;Rabbım, onlar, küçükken beni nasıl ihtimâmla yetiştirmişlerse, sen de  kendilerini öylece esirge..&#8217; diye onlar için duâ et.<br />
</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rabbınız, içinizdekini en iyi bilendir. İyi  kimseler olursanız, kendisine yönelip tevbe edenleri bağışlar.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hısıma, yoksula, yolda kalmışa, herbirine  hakkını ver. Elindeki malını saçıp savurma, saçıp savuranlar, şüphesiz şeytânla  kardeş olmuşlardır. Şeytân ise Rabb&#8217;ına karşı son derece nankördür.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Rabbından umduğun rahmeti elde etmek için hak  sahiplerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, bâri onlara yumuşak söz söyle (sert  davranma).<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Elini boynuna bağlayıp cimrilik etme, onu  büsbütün açıp hepsini de saçma. Yoksa pişmân olur, açıkta kalırsın,<br />
Şüphesiz Rabb&#8217;n, dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğininkini daraltır,  ölçü ile verir. O, kullarını gören ve her şeyden haberdâr olandır.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Çocuklarınızı yoksulluk korkusu ile  öldürmeyin. Onları da sizi de Biz rızıklandırırız. Şüphesiz ki onları öldürmek  büyük bir suçtur.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Sakın zinâya yaklaşmayın. Doğrusu bu çirkindir  ve çok kötü bir yoldur.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Allah&#8217;ın harâm kıldığı cana, haklı bir sebep  olmadıkça kıymayın. Haksız yere öldürülen kimsenin velisine bir yetki  vermişizdir. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Çünkü o, ne de olsa yardım  görmüştür.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Erginlik çağına ulaşıncaya kadar, yetîmin  malına, en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Bir de verdiğiniz sözü yerine  getirin. Çünkü verilen sözde sorumluluk vardır.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ölçtüğünüz zaman ölçeği tam yapın, doğru  terâzi ile tartın. Bu daha iyi ve sonuç bakımından daha güzeldir.<br />
Bilmediğin şeyin ardına düşme. Doğrusu kulak, göz ve kalb, bunların hepsi o  şeyden sorumlu olur.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü ne yeri  delebilir, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin, (onlarla büyüklük yarışı  yapabilirsin). Rabb&#8217;ının katında bunların hepsi, beğenilmeyen kötü şeylerdir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bunlar Rabb&#8217;ının sana bildirdiği hikmetlerdir.  Sakın Allah&#8217;la beraber bir başka tanrı edinme. Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak  Cehennem&#8217;e atılırsın.&#8221; (İsra Sûresi, 23-29).<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu âyetlerdeki ilâhî emirler şöylece  özetlenebilir:<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1) Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyin,<br />
2) Anne-babaya iyi muâmele edin,<br />
3) Hısıma,yoksula, yolda kalmışa haklarını verin,<br />
4) Ne hasis, ne cimri, ne de müsrif (savurgan) olun,<br />
5) Çocuklarınızı öldürmeyin,<br />
6) Zinâya yaklaşmayın,<br />
7) Haklı bir sebep olmadıkça cana kıymayın,<br />
8) Daha iyiye götürmek amacı dışında yetim malına yaklaşmayın,<br />
9) Verdiğiniz sözü yerine getirin, sözünüzde durun,<br />
10) Ölçü ve tartıyı tam yapın,<br />
11) Hakkında bilginiz olmayan şeyin peşine düşmeyin,<br />
12) Yeryüzünde kibir ve azametle yürümeyin, alçak gönüllü olun.<br />
</strong><br />
Bu iki vakit namazdan başka, &#8220;Müzzemmil Sûresi&#8221;nin ilk âyetleri ile &#8220;gece  namazı&#8221; farz kılınmıştı. Müslümanlar geceleri ayakları şişinceye kadar namaz  kılıyorlardı. Gece namazı bir sene kadar farz olarak devâm ettikten sonra, aynı  sûre&#8217;nin son âyeti (Müzzemmil Sûresi, 20) ile farziyeti kaldırıldı, nâfile (tatavvu)  namaz oldu. Mîrâc&#8217;da farz kılınan 5 vakit namaz ile bütün bu namazlar  kaldırıldı. Ancak, Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;e hâs, ona âit olmak üzere gece  namazının farziyeti devâm etti. (Bkz. İsrâ Sûresi, 79; Tecrid Tercemesi,  2/231-232, Hadis No: 227&#8217;nin açıklaması; Tahir Olgun, İbâdet Târihi, 28-38,  İst., 1946) </font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">»<span lang="tr">  &#8220;Peygamberimizin Hayatı&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/isra-ve-mirac-mucizesi/">İsrâ ve Mirâc Mucizesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/isra-ve-mirac-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
