<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Segrek | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/segrek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2013 22:10:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:17:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Tekür]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Segrek]]></category>
		<category><![CDATA[Segrek Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Tekur]]></category>
		<category><![CDATA[Usun]]></category>
		<category><![CDATA[Usun Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Usun Kocai Usun Koca Oglu Segrek Destani]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/">Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!--



<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı<b>)</b></h2>


<img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Oğuz  zamanında Uşun Koca derler bir kişi vardı.Onun  iki oğlu vardı. Büyük oğlunun adı Eğrek’ti. Eğrek ,cesur, deli dolu , güzel bir yiğitti. Bayındır Han'ın divanına  ne zaman istese giderdi. Beylerbeyi olan Kazan'ın divanında buna hiç kapı baca yoktu. Beyleri çiğneyip Kazan'ın önünde otururdu.Kimseye iltifat eylemezdi.

Meğer hanım yine bir gün beyleri çiğneyip oturunca, Ters Uzamış derlerdi Oğuz'da bir yiğit vardı.

<b>Ters Uzamış</b> :“Bre Uşun Kocaoğlu bu oturan beyler her biri oturduğu yeri kılıcının hakkını vererek, almıştır.Bre sen baş mı kestin, kan mı döktün, aç mı doyurdun, çıplak mı donattın?” dedi.

<b>Eğrek:</b> “Bre Ters Uzamış ,baş kesip, kan dökmek hüner midir?” dedi.

<b>Ters Uzamış</b>: “Evet hünerdir ya!” Ters Uzamış'ın sözü Egrek’e tesir etti. Kalktı, Kazan Bey'den akın diledi. Akın verdi. İlan etti, akıncı diledi. Üç yüz mızraklı yiğit bunun yanına toplandı. Meyhanede beş gün yiyilip içildi.

Ondan sonra Şirögüven kenarından Gökçe Deniz'e kadar olan memleketleri yağmaladı. Epey ganimet ele geçirildi. Yolu Alınca Kalesi’ne uğramıştı. Kara Tekür orada bir koru yaptırmıştı. Uçanlardan kaz, tavuk, yürüyenlerden geyik, tavşanı bu avluya doldurup Oğuz yiğitlerine tuzak kurmuştu.

Uşun Kocaoğlunun yolu bu koruya uğradı. Korunun kapısını ufattılar. Yabani geyik, kaz, tavuk kestiler, yediler içtiler. Atlarının eyerlerini aldılar, giyimlerini çıkardılar. Meğer Kara Tekür'ün casusu vardı, bunları gördü, gelip<b>,</b>

<b>Casus:”</b> Bre Oğuz'dan bir bölük atlı geldi, korunun kapısını ufattılar, atlarının eyerlerini alıp giyimlerini çıkardılar, bre ne duruyorsunuz?” dedi.

Altı yüz kara elbiseli kafir bunların üzerine saldırdılar. Yiğitleri öldürdüler. Eğrek’i tuttular. Alınca Kalesi’nde zindana attılar. Kara kara dağlardan haber aştı, kanlı kanlı sulardan haber geçti. Kudretli Oğuz ellerine haber ulaştı. Uşun Koca'nın ak otağı önünde feryat koptu. Kaza benzer kızı ,gelini ak çıkarıp kara giydi. Uşun Koca “oğul oğul” diye akça yüzlü anası ile ağlaştılar, sızlaştılar.

Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür. Meğer hanım, Uşun Koca'nın küçük oğlu Segrek iyi, cesur, alp, deli dolu bir  yiğit oldu. Bir gün yolu bir düğün yerine  düştü. Kondular, orada yiyip içtiler. Segrek sarhoş oldu. Dışarı ayak yoluna çıktı. Gördü ki öksüz oğlan bir çocukla kavga ediyor. “Bre ne oluyor?” diye bir tokat birine, bir tokat birine vurdu. Eski dutun biti, öksüz oğlanın dili acı olur. <b>Biri der</b>: “Bre bizim öksüzlüğümüz yetmez mi, bize niye vuruyorsun?Hünerin varsa  kardeşin Alınca Kalesi'nde esirdir, git onu kurtar.” dedi.



<b>Segrek</b>: “Bre kardeşimin adı nedir?”dedi.

<b>Öksüz Çocuk</b>: “Egrek'tir. Dedi.

Segrek,”şimdi Eğrek’e Segrek yakışır, kardeşim sağ imiş kaygılanmam, kardeşsiz Oğuz'da durmam, karanlıklı gözümün aydını kardeş. “diye ağladı.

İçeri divana girdi, müsaade istedi, beylere” hoşça kalın” dedi. Atını çektiler, bindi. Atını sürüp, anasının evine geldi. Atından indi, anasının ağzını aradı.

<b>Segrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

“Kalkıp ana yerimden doğruldum.

Yelesi kara cins atıma sıçrayıp bindim.

Çapraz yatan Ala Dağ eteğine vardım.

Kudretli Oğuz ellerinde düğün dernek varmış oraya vardım.

Yemek içmek arasında,

Ak boz atlı bir haberci geldi.

Çok zamanmış Eğrek derler bir yiğit esirmiş.

Yüce Allah yol vermiş, çıkıp gelmiş.

Büyük küçük kalmadı, o yiğide karşı gitti.

Ana ben de gideyim  mi ne dersin?”

&nbsp;

dedi.

&nbsp;

<b>Anası burada söylemiş görelim hanım ne söylemiş :</b>

&nbsp;

“Ağzın için öleyim oğul.

Dilin için öleyim oğul.

Karşı yatan kara dağın

Yıkılmıştı yüceldi ahir.

Akıntılı güzel suyun

Çekilmişti çağladı ahir.

Koca ağaçta dal budağın

Kurumuştu filizlenip yeşerdi ahir.

Kudretli Oğuz beyleri izine varsa sen var

O yiğide yetiştiğinde

Ak boz atın üzerinden yere in.

El bağlayıp o yiğide selam ver.

Elini öpüp boynunu kucakla.

Kara dağımın yükseği kardeşim, de.

Ne duruyorsun oğul ,hemen yola çık.

dedi.

<b>Oğlan anasına söylemiş, görelim ne söylemiş:</b>

“Ana ağzın kurusun,

Ana dilin çürüsün,

Benim de kardeşim varmış,

Kaygılansam olmaz.

Kardeşsiz Oğuz’da dursam olma.

Ana hakkı ,Allahı hakkı olmasaydı,

Kara çelik öz kılıcımı çekeydim,

Hemencecik  güzel başını keseydim,

Alca kanını yeryüzüne dökeydim.

Ana zalim ana.”

&nbsp;

dedi.

<b>Babası :</b> “Yanlış haberdir oğul, kaçan giden senin ağabeyin değil, başkasıdır. Ak sakallı babanı ağlatma, ihtiyarcık olmuş ananı sızlatma.” dedi.

<b>Oğlan burada söylemiş</b> ,<b>görelim ne söylemiş:</b>

“Üç yüz altmış altı alp ava binse,

Kanlı geyik üzerine kavga kopsa,

Kardeşli yiğitler kalkar kopar olur.

Kardeşsiz zavallı yiğit ensesine yumruk dokunsa,

Ağlayarak dört yanına bakar olur.

Ela gözden acı yaşını döker olur.

Ela gözlü oğlunuzu görünceye kada,

Bey baba, hatun ana esen kalın.”

&nbsp;

dedi.

<b>Ana ve babası</b>:” Yanlış haberdir, gitme oğul. dediler.

<b>Oğlan</b>: “Beni yolumdan ayırmayın, ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca, ağabeyim ölü mü diri mi bilmeyince, eğer öldüyse kanını almayınca Oğuz eline artık gelmem .”dedi.

Baba ana ağlaşıp Kazan'a adam gönderdiler. “Oğlan kardeşini andı gider, bize ne öğüt verirsin.” dediler.

<b>Kazan:</b> “Ayağına at kösteğini vurun.” dedi. Yavuklusu vardı, acele düğün dernek ettiler. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdiler. Oğlanı gelin odasına koydular. Kız ile ikisi bir döşeğe çıktılar. Oğlan kılıcını çıkarıp, kız ile kendi arasına koydu.

<b>Kız :</b> “Kılıcını gider yiğit, murat ver murat al, sarılalım.” dedi.

<b>Oğlan</b>: “Bre kavat kızı, ağabeyimin yüzünü görmeyince, ölmüş ise kanını almayınca bu gelin odasına girersem;ben kılıcıma doğranayım, okuma saplayım. Oğlum doğmasın, doğarsa on yaşına varmasın.” dedi.

Ayağa kalktı. Tavladan bir koç at çıkardı eyerledi. Zırhını giydi. Diz bağı, kol bağı bağladı.

<b>Oğlan</b>: “Kız sen beni bir yıl bekle. Bir yılda gelmezsem, iki yıl bekle, iki yılda gelmezsem üç yıl bekle. Üç yılda da gelmezsem o vakit benim öldüğümü bilesin. Aygır atımı boğazlayıp aşımı ver, gözün kimi tutarsa, gönlün kimi severse onunla evlen.” dedi.

<b>Kız burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

&nbsp;

Yiğidim ben seni bir yıl bekleyeyim,

Bir yılda gelmezsen iki yıl bekleyeyim,

İki yılda gelmezsen üç dört yıl bekleyeyim,

Dört yılda gelmezsen beş yıl altı yıl bekleyeyim,

Altı yol ayrımına çadır dikeyim,

Gelenden gidenden haber sorayım,

Hayırlı haber getirene at elbise vereyim,

Kaftanlar giydireyim,

Şer haber getirenin başını keseyim,

Erkek sineği üzerime kondurmayayım,

Murat ver murat al ,öyle git yiğidim.

&nbsp;

dedi.

<b>Oğlan:</b> “Kavat kızı ağabeyimin başına and içmişim, dönmem yok.” dedi.

<b>Kız :” </b>Ayağı uğursuz gelin diyeceklerine, hayasız gelin desinler, kayın babama, kayınanama söyleyeyim. dedi.

<b>Söylemiş :</b>

“Babamdan daha iyi kayın baba,

Anamdan daha iyi kaynana,

Develerinin erkeği ürktü gider,

Deveciler önünü kesti döndüremez.

Kara koç aygırın ürktü gider,

At çobanları önünü kesti döndüremez.

Ağıllarının koçları ürktü gider,

Çoban önünü kesti döndüremez.

Ela gözlü oğlun kardeşini andı gider,

Akça yüzlü gelinin döndüremez.

Size malum olsun.”

&nbsp;

dedi. Baba ana “ah” ettiler. “Oğul gitme” diyerek yerlerinden kalktılar, gördüler ki bu da  çare olmadı.

<b>Oğul:</b>”Elbette o ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca edemem. dedi.

<b>Babası anası:” </b>Sür oğul, yolun  açık olsun, sağ salim varıp gelesin ,geleceğin varsa.” dediler.

Babasının, anasının elini öptü, kara koç atına sıçrayıp bindi. Geceyi gündüze kattı, at sürdü. Üç gün geceli gündüzlü at koşturdu. Dereşam'ın kenarından geçti. O kardeşinin tutulduğu koruya geldi. Gördü ki at çobanı kafirler, kısrak güdüyorlar. Kılıç çekip altı kafir tepeledi. Davul çalıp kısrakları ürküttü getirip o koruya soktu.

Geceyi gündüze katmış, üç gün geceli gündüzlü at koşturmuş yiğidin  karanlıklı gözlerini uyku bürümüştü.Yiğit atının yularını bileğine bağlayıp  yattı uyudu. Meğer kafirin casusu vardı.

<b>Gelip Tekür'e</b>: “Oğuz'dan bir deli yiğit geldi, at çobanlarını öldürdü, kısrakları ürküttü ,getirip koruya soktu.

<b>Tekür:</b> “Silahlı altmış adam seçin, gidip onu tutup getirsinler.” dedi.

Altmış silahlı adam seçtiler. Vardılar ansızın altmış demir giyimli kafir oğlanın üzerine geldiler. Giyim hışırtısından, at kıpırdamasından bellidir. Meğer yiğit aygıra binerdi. Hanım at kulağı tetikte olur, çökerek oğlanı uyandırdı. Oğlan gördü ki bir alay atlı geliyor. Sıçradı Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi. Atına bindi, kara elbiseli kafire kılıç vurdu, bastı kaleye tıktı. Yine uykusunu yenemeyip yerine varıp yattı uyudu. Yine atının yularını bileğine geçirdi. Kafirlerden, sağ olanları, kaçarak Tekür'e' geldiler.

<b>Tekür</b>: Yüz kere yazıklar olsun!Altmış kişi bir oğlanı tutamadınız.” dedi.

Bu sefer yüz kafir oğlanın üzerine geldiler. Aygır yine oğlanı uyandırdı. Gördü kafirler saf bağlamış geliyorlar. Oğlan kalktı, atına bindi. Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, kafire kılıç çaldı, bastı kaleye tıktı. Atını döndürdü, yine konaklama yerine geldi. Uykusunu yenemedi, tekrar yattı uyudu. Atının yularını yine bileğine geçirdi. Bu sefer at oğlanın bileğinden boşandı kaçtı, Kafirler yine Tekür'e geldiler.

<b>Tekür :</b> “Bu defa üç yüz kişiyle gidin.” dedi.

<b>Kafirler: </b>“Varmayız, kökümüzü keser, hepimizi öldürür.” dediler.

<b>Tekür </b>: “O zaman ne yapmak  gerek? Varın o esir yiğidi zindandan çıkarın getirin, ona  at verin zırh verin.” dedi.

<b>Geldiler Eğrek’e dediler</b>: “Yiğit sana Tekür himmet eyledi.Surda bir deli yiğit yolcunun ,yola gidenin, çobanın ,çoluğun çocuğun  ekmeğini alıyor. O deliyi tut öldür.Öldürürsen  seni bırakılım var git.” dediler.

<b>Eğrek</b> :”Pekala.” dedi.

Eğrek’i zindandan çıkardılar. Saçını sakalını tıraş ettiler. Bir at, bir kılıç verdiler. Üç yüz kafiri ona arkadaşlığa verdiler. Oğlanın üzerine geldiler. Üç yüz kafir açıkta durdular.

<b>Eğrek</b>: “Gelin varalım, tutalım.”dedi.

<b>Kafirler:</b> “Tekür'den buyruk sana oldu, sen var.” dediler.

<b>Eğrek</b>:” İşte uyuyor, gelin varalım.” dedi.

<b>Kafirler:</b> “Ay ne uyuması, koltuğunun altından bakar, kalkar bize geniş ovayı dar gösteri.” dediler.

<b>Eğrek</b>:” Şimdi ben varayım, elini ayağını bağlayayım, sonra siz gelirsiniz.” dedi.

Sıçradı kafirler arasından çıktı. At sürüp bu yiğidin üzerine geldi. Atından indi, yularını bir dala iliştirdi. Baktı gördü ki ayın on dördüne benzer bir güzel ela gözlü genç yiğit boncuk boncuk terlemiş uyuyor. Gelenden gidenden haberi yok. Dolandı, başı ucuna geldi.Gördü ki belinde kopuzu var.

<b>Kopuzu çıkarıp eline aldı söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

&nbsp;

Kalkıp yerinden doğrulan yiğit,

Yelesi kara cins atına sıçrayıp binen yiğit,

Arku Beli Ala Dağdan geceleyin aşan,

Akıntılı güzel suyu delip geçen,

Gurbete gelen yatar mı olur?

Benim gibi arkasından  ak ellerini bağlatarak

Domuz damında yatar mı olur?

Ak sakallı babasını, ak bürçekli anasını,

Ağlatarak sızlatır mı olur?

Niye yatırıyorsun yiğit?

Gafil olma güzel başını kaldır yiğit,

Ela gözünü aç yiğit.

Allah’ın  verdiği tatlı canını uyku bürümüş yiğit,

Arkandan  kollarını bağlatma.

Ak sakallı babanı ihtiyarcık ananı ağlatma.

Ne yiğitsin, kudretli Oğuz ilinden gelen yiğit?

Yaradan hakkı için kalkıver,

Dört yanını kafir sardı böyle  bil yiğit.

&nbsp;

dedi.

Oğlan sıçradı ayağa kalktı. Kılıcının sapına yapıştığında  gördü ki elinde kopuz var.

<b>Oğlan:</b> “Bre kafir Dedem Korkut kopuzu hürmetine vurmadım.Eğer elinde kopuz olmasaydı ,ağabeyimin başı için seni iki parça ederdim.” dedi. Çekti kopuzu elinden aldı.

<b>Oğlan burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

Sabah erken yerimden kalktım kardeş için,

Ak boz atımı yormuşum kardeş için,

Kalenizde esir var mıdır? Kafir söyle bana.

Kara başım kurban olsun kafir sana.

&nbsp;

dedi.

&nbsp;

<b>Büyük kardeşi Eğrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

&nbsp;

Ağzın için öleyim kardeş,

Dilin için öleyim kardeş,

Memleketini ,doğum yerini sorar olsam neresidir?

Karanlık gece içinde, yolu kaybetsen ümidin nedir?

Büyük sancak tutan hanınız kimdir?

Kavga günü önden at tepen alpiniz kimdir?

Yiğit senin baban kimdir?

Alp erin, erden adını saklaması ayıp olur.

Adın nedir yiğit?

&nbsp;

dedi. <b>Bir daha söylemiş</b>:

&nbsp;

Develerimi güdünce devecim misin?

Kara koçumu güdünce at çobanım mısın?

Ağıllarımı güdünce çobanım mısın?

Kulağımda çınlayan naibim misin?

Beşikte koyup gittiğim kardeşçiğim misin?

Yiğit söyle bana.

Kara başım kurban olsun bugün sana.

&nbsp;

dedi. <b>Segrek burada büyük kardeşine söyledi:</b>

&nbsp;

“Karanlık gece içinde yolumu  kaybetsem ümidim Allah’tır.

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han’dır.

Savaş günü önden at tepen alpimiz Salur Kazan’dır.

Babamın adını sorarsan Uşun Koca’dır.

Benim adımı sorar olsan Segrek’tir.

Kardeşim var imiş adı Eğrek’tir.”

&nbsp;

dedi. <b>Bir daha söyledi:</b>

&nbsp;

Develerini güdünce devecinim.

Kara koçunu güdünce at çobanınım.

Beşikte koyup gittiğin kardeşinim.

&nbsp;

dedi. <b>Büyük kardeşi Eğrek burada söylemiş, görelim hanım nasıl söylemiş:</b>

&nbsp;

Ağzın için öleyim kardeş,

Dilin için öleyim kardeş,

Er mi oldun, yiğit mi oldun kardeş?

Gurbete kardeşini aramaya sen mi geldin kardeş?

&nbsp;

dedi.

İki kardeş kucaklaştılar. Hasret giderdiler.. Eğrek küçük kardeşinin boynunu öptü. Segrek de ağabeyisinin elini öptü. Karşı yakadan kafirler bakışıyorlardı.

<b>Kafirler</b>: “Güreştiler galiba, belki bizimki yener.” dediler. Gördüler ki kucaklaştılar, görüştüler, cins atlara biniştiler. Kara elbiseli kafire at sürdüler, kılıç yürüttüler. Kafiri bastılar öldürdüler, kaleye döktüler. Gelip yine o koruya girdiler .Atları dışarı çıkardılar. Davul çalıp atları önlerine kattılar. Dereşam suyunu at tepip geçtiler.Geceyi gündüze kattılar, Oğuz'un hudut boyuna yetiştiler. Kanlı kafir elinden kardeşçiğini çekip alan Eğrek  ak sakallı babasına müjdeci gönderip” babam bizi  karşılasın.” dedi.

Uşun Koca'ya haberci geldi. “Müjde, gözün aydın, oğulların ikisi beraber sağ slim geldi.” dediler. Uşun Koca işitip şad oldu. Gümbür gümbür davullar çalındı. Altın tunç borular öttürüldü. O gün alaca büyük otağlar kuruldu. Artan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kesildi. Uşun Koca Bey oğullarını karşıladı. Attan indi, oğlanları ile kucaklaşaştı.” İyi misiniz, esen misiniz oğullar!” dedi.

Gölgeliği altınlıca odasına geldiler. Eğlence, yemek içmek oldu. Büyük oğlana da güzel gelin getirdi. İki kardeş birbirine sağdıç oldular. Gelin odalarına koşturup indiler, murada maksuda eriştiler.

<b>Dedem Korkut gelip destan söyledi, deyiş dedi:</b>

“Ölüm vakti geldiğinde Allah imandan ayırmasın. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak bürcekli ananın yeri cennet olsun. Kadir Mevla seni namerde muhtaç etmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Amin amin diyenler Allah'ın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı Muhammed Mustafa "ya bağışlasın hanım hey!...

<span style="color: #ff0000;"> Not: Yazılar yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır</span>

--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/">Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:15:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Basat]]></category>
		<category><![CDATA[Basat Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Basatin Tepegozu Oldurdugu Destan]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Segrek]]></category>
		<category><![CDATA[Tepegoz]]></category>
		<category><![CDATA[Tepegoz Destani]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/">Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!--


<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi Destanı<b>)</b></h2>


<img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Meğer  hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi. Gece içinde ürktü ,kaçtı. Kaçıp giderken Uruz  Koca'nın oğlancığı düşmüş. Bir aslan bulup götürmüş, beslemiş. Oğuz yine zamanla gelip yurduna kondu.

Oğuz Han’ın at çobanı bir şöyle bir haber getirdi: “Han’ım, sazdan bir aslan çıkıyor, at vuruyor, sallana sallana yürüyüşü adam gibi, at basarak kan sömürüyor. “

<b>Uruz:</b> “Han’ım, ürktüğümüz zaman düşen belki benim oğlancığımdır.” dedi.

Beyler atlarına  bindiler, aslan yatağı üzerine geldiler. Aslanı kaldırıp oğlanı tuttular. Uruz oğlanı alıp evine getirdi. Şenlik yaptılar, yiyip içtiler.Oğlan aslanın yanına geri döndü. Oğlanı ne kadar getirdilerse durmadı, geri aslanın  yatağına vardı. Tekrar tutup getirdiler.

<b>Dedem Korkut geldi:</b> “Oğlum sen insansın, hayvanla arkadaş olma. Gel güzel ata bin, güzel yiğitlerle at sür, at koştur.Büyük kardeşinin adı Kıyan Selçuk'tur, senin adın Basat olsun.Adını ben verdim, yaşını Allah versin.” dedi.

Oğuz bir gün yaylaya göçtü. Uruz'un bir çobanı vardı. Adına Konur Koca Sarı Çoban derlerdi. Oğuz'dan yaylaya evvel kimse göçmezdi. Uzunpınar denmekle meşhur bir pınar var idi. O pınara periler konmuştu. Ansızın koyun ürktü. Çoban erkekçe kızdı, ileri vardı. Gördü ki peri kızları kanat kanada bağlamışlar, uçuyorlar. Çoban, keçesini üzerine attı, peri kızının birini tuttu. Tamah edip derhal temasta bulundu. Koyun ürkmeye başladı. Çoban koyunun önüne koştu.

<b>Peri kızı kanat vurup uçtu:</b> “Çoban yıl tamam olunca, bende emanetin var, gel al.Lakin  Oğuz'un başına felaket getirdin.” dedi.

Çobanın içine korku düştü. Amma, kızın derdinden, benzi sarardı. Zamanla Oğuz yine yaylaya göçtü. Çoban yine  bu pınara geldi. Geçen yılki gibi koyunlar yine  ürktü. Çoban ileri vardı. Gördü ki bir kütle yatıyor, parıl parıl parlıyor.



<b>Peri kızı geldi</b>: “Çoban emanetini gel al, lakin  Oğuz'un başına felaket getirdin. dedi.

Çoban bu kütleyi görünce dehşete düştü. Geri döndü, sapan taşına tuttu. Vurdukça büyüdü. Çoban kütleyi bırakıp  kaçtı. Koyun ardına düştü.

Meğer o sırada Bayındır Han beylerle gezintiye çıkmışlardı. Bu pınarın üzerine geldiler. Gördüler ki orada  başı kıçı belirsiz değişik bir şey yatıyor. Etrafına toplandılar.Bir yiğit attan inip  bunu tepti. Fakat o tetkikçe o şey  büyüdü. Birkaç yiğit daha indiler ,teptiler.Onlar  teptikçe  büyüdü. Uruz Koca da inip tekmeledi. Mahmuzu dokununca o garip şey  yarıldı. İçinden bir oğlan çıktı. Gövdesi adam, tepesinde bir gözü var.

<b>Uruz  bu oğlanı alıp  eteğine sardı</b>:”Hanım bu oğlanı  bana verin, oğlum Basat ile besleyeyim.” dedi. <b>Bayındır Han</b>:”Al senin olsun.” dedi.

Uruz Tepegözü aldı, evine getirdi. Buyurdu, bir dadı geldi. Memesini ağzına verdi. Bir emdi, olanca sütünü aldı. İki emdi kanını aldı, üç emdi dadının canını aldı. Birkaç dadı getirdiler, hepsini helak etti. Gördüler olmuyor, “sütle besleyelim” dediler. Günde bir kazan süt yetmiyordu. Beslediler ,büyüdü, gezer oldu, oğlancıklarla  oynar oldu. Oğlancıkların kiminin burnunu, kiminin kulağını yemeğe başladı.

Hasılı, halkın bunun yüzünden çok canı yandı, aciz kaldılar. Uruz’a  şikayet edip ağlaştılar. Uruz Tepegöz’ü dövdü, sövdü, men etti, fakat o Uruz’u  dinlemedi.Uruz sonunda dayanamayıp onu  evinden kovdu.

<b>Tepegöz’ün peri anası gelip oğlunun parmağına bir yüzük geçirdi</b>:” Oğul sana ok batmasın, tenini kılıç kesmesin.”dedi.

Tepegöz Oğuz’dan çıktı, bir yüce dağa vardı. Yol kesti, adam aldı, büyük harami oldu. Üzerine birkaç adam gönderdiler, ok attılar batmadı; kılıç vurdular,kesmedi;mızrak sapladılar ,işlemedi. Çoban çoluk kalmadı hep yedi. Oğuz'dan dahi adam yemeye başladı. Oğuz toplanıp Tepegöz’ün üzerine vardı. Tepegöz görüp kızdı, bir ağacı yerinden koparıp  atınca elli altmış adamı helak eyledi. Alpler başı Kazan'a darbe vurdu. Kazan'ın kardeşi Kara Göne, Tepegöz'ün elinde perişan oldu. Düzen oğlu Alp Rüstem şehit oldu. Uşun Koca oğlu gibi pehlivan, elinde şehit oldu. Zayıf canından iki kardeşi Tepegöz'ün elinde helak oldu. Demir giyimli Mamak, elinde helak oldu. Bıyığı kanlı Bügdüz Emen, elinde perişan oldu. Ak sakallı Uruz Koca'ya kan kusturdu. Oğlu Kıyan Selçuk'un ödü patladı.

Oğuz Tepegöz'e üstün gelemeyince  ürktü,kaçtı. Tepegöz çevirip önünü kesti. Oğuz'u bırakmadı, geri yerine kondurdu.

Hasılı Oğuz yedi kere ürktü, Tepegöz önünü kesip, yedi kere yerine getirdi. Oğuz Tepegöz'ün elinde iyice  perişan oldu. Gidip  Dede Korkut'u çağırdılar, onunla konuştular, “gelin bir miktar üzerinde anlaşıp ona haraç verlim.” dediler. Dedem Korkut'u Tepegöz'e gönderdiler.

<b>Dede Korkut geldi selam verdi</b>: “Oğul Tepegöz, Oğuz elinden perişan oldu, bunaldı, ayağının toprağına beni saldılar, sana haraç verelim, derler .”dedi.

<b>Tepegöz:</b>”Yemem için  günde altmış adam verin.” dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “Bu şekilde sen adam bırakmaz, tüketirsin. Amma günde iki adam ile beş yüz koyun verelim.” dedi.

Dede Korkut böyle söyleyince <b>Tepegöz</b>: “Tamam öyle olsun , hem bana iki adam verin benim  yemeğimi pişirsin, ben yiyeyim.” dedi.

<b>Dede Korkut döndü, Oğuz'a geldi</b>: “Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı Tepegöz'e verin, yemeğini pişirsin.Ayrıca Tepegöz günde iki adam ile beş yüz koyun istedi.” dedi. Bunlar da razı oldu.

Dört oğlu olan birini verdi, üçü kaldı. Üç oğlu olan birini verdi, ikisi kaldı.İki olan birini verdi,biri kaldı. Kapak Kan derler bir adam vardı.Bunun  iki oğlu vardı. Bir oğlunu verip biri kalmıştı. Tekrar sıra dönüp dolaşıp ona gelmişti. Anası feryat edip ağladı, figan etti.

Meğer hanım, Uruz oğlu Basat gazaya gitmişti, o sırada geldi. <b>Yaşlı kadıncağız:</b> “Basat şimdi akından geldi, varayım, belki bana bir esir verir, oğlancığımı kurtarırım.” dedi.

Basat altınlı gölgeliğini dikip otururken gördüler ki bir hatun kişi geliyor. Geldi içeri  girip Basat'a  selam verdi, <b>ağladı:</b>

&nbsp;

Avucuna sığmayan karaçalı oğlu

İri teke boynuzundan katı yaylı

İç Oğuz’da Dış Oğuz’da adı belli

Uruz oğlu Han’ım Basat bana medet!

dedi.

<b>Basat </b>: “Ne istiyorsun?”dedi.

<b>Yaşlı kadıncağız</b>: “Yalancı dünya yüzünde bir er ortaya çıktı, otlağında Oğuz elini kondurmadı, kara çelik öz kılıçlar kesilecek kılını kesemedi; kargı mızrak oynatanlar saplayamadı; kayın oku atanlar kar etmedi, alpler başı Kazan'a bir darbe vurdu; kardeşi Kara Güne elinde perişan oldu; bıyığı kanlı Bügdüz Emen elinde perişan oldu; ak sakallı baban Uruz'a kan kusturdu; meydan üzerinde kardeşin Kıyan Selçuk’un  ödü patladı, can verdi. Kudretli Oğuz beylerinin de kimisini perişan, kimisini şehit etti. Yedi defa Oğuz'u yerinden sürdü, haraç dedi kesti. Günde iki adam, beş yüz koyun istedi. Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı ona hizmetçi olarak  verdiler. Dört oğlu olan birini verdi, üçü olan birini verdi, ikisi olan birini verdi, iki oğlancığım var idi, birini verdim, biri kaldı. Döndü sıra tekrar bana geldi, onu da istiyorlar, Han’ım ne olur bana yardım et.”dedi.

Basat’ın karanlık  gözleri yaşla doldu. <b>Kardeşi için söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

Koşucu olan atlarını tavlasından,

O zalim seçtirdi demek kardeş.

Kenar yerde dikilmiş otağlarını,

O zalim yıktırdı demek kardeş.

Cins cins develerini katarından,

O zalim ayırdı demek kardeş.

Şöleninde kestiğin koyununu,

O zalim kesti demek kardeş.

Güvencimle getirdiğim gelinciğini,

O zalim senden ayırdı demek kardeş.

Ak sakallı babamı oğul diye ağlattın demek kardeş.

Akça yüzlü anamı sızlattın demek kardeş.

Karşı yatan kara dağımın yücesi  kardeş,

Akıntılı güzel suyumun taşkını kardeş,

Güçlü belimin kuvveti kardeş,

Karanlıklı gözlerimin aydını kardeşimden ayrıldım kardeş.

&nbsp;

diye feryat figan edip çok ağladı.<b>Basat o  hatun kişiye bir esir</b> <b>verdi</b>:”Var oğlunu kurtar.” dedi. Hatun aldı, oğlunun yerine verdi. Hem de “oğlun geldi” diye Uruz'a müjdeledi. Uruz sevindi. Kudretli Oğuz beyleri ile Basat’ı karşıladılar Basat babasının elini öptü, ağlaştılar ,bağrıştılar. Anasının evine geldi. Anası onu karşıladı, oğlancığını bağrına bastı. Basat anasının elini öptü, görüştüler, ağlaştılar.

&nbsp;

Oğuz beyleri toplandı. Yemeler içmeler oldu.

<b>Basat:”</b> Beyler, kardeş uğruna Tepegöz ile buluşacağım, ne buyurursunuz.” dedi.

<b> </b>

<b>Kazan Bey burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş</b>:

“Kara ejderha oldu Tepegöz,

Gökyüzünde çevirdim yenemedim Basat.

Kara kaplan oldu Tepegöz,

Kara kara dağlarda çevirdim yenemedim Basat.

Kükremiş aslan oldu Tepegöz,

Kalın sazlarda çevirdim yenemedim Basat.

Yiğit  olsan bey olsan da bre,

Ben Kazan gibi olmayasın Basat.

Ak sakallı babanı ağlatma.

Ak saçlı  ananı sızlatma.”

&nbsp;

<b>Basat:</b> “Elbette varırım.”dedi.

<b>Kazan Han:</b> “Sen bilirsin.” Dedi ve ağlayarak: “Oğul ocağımı sahipsiz koyma, kerem eyle, varma.” dedi.

<b>Basat:</b> “Yok ak sakallı aziz baba varırım.” dedi, babasını dinlemedi. Okluğundan bir tutam ok çıkardı beline soktu. Kılıcını omzundan çaprazlama kuşandı, yayını omzuna astı, eteklerini kıvırdı. Babasının anasının elini öptü, onlarla helalleşti, “hoşça kalın” dedi.

Tepegözün bulunduğu Salahana kayasına geldi. Tepegöz’ün  güneşe karşı yattığını gördü. Çekti belinden bir ok çıkardı. Tepegöz'ün sırtına bir ok vurdu. Ok geçmedi, parçalandı. Bir daha attı. O da parça parça oldu.

<b>Tepegöz ihtiyarlara dedi</b>: “Bu yerin sineği bizi usandırdı .”dedi. Basat bir daha attı. O da parçalandı. Bir parçası Tepegöz'ün önüne düştü. Tepegöz sıçradı baktı. Basat'ı gördü, elini eline vurdu,kas kas güldü.

<b>Tepegöz:</b>” Oğuz’dan yine bize yemem için kuzu geldi.”dedi.Basat’ı önüne kattı.Boğazdan salındırdı.Yanına getirip pabucunun içine soktu:” Bre kocalar, ikindi vakti bunu bana çevirin de yiyeyim.”dedi ve yine uykuya daldı.

Basat’ın hançeri vardı.Pabucu yarıp içinden çıktı.

<b>Basat:”</b>Bre kocalar,bunun<b> </b> ölümü nasıl olur?dedi.

<b>Kocalar: “</b>Onu<b> </b>bilmeyiz amma gözünden başka hiçbir yerinde et yoktur.” Dediler.<b> </b>

Basat Tepegöz’ün başucuna kadar geldi.Hangi gözün et olduğuna baktı.

<b>Basat:</b> “Bre kocalar,süngülüğü ocağa koyun da kızsın.”dedi.

Süngülüğü ocağa koydular,kızdı.Basat süngülüğü  eline aldı.Adı güzel Muhammed’e salavat getirdi.Süngülüğü Tepegöz’ün gözüne öyle bir bastı ki,Tepegöz’ün gözü helak oldu.Tepegöz öyle bir feryat etti ki,sesi dağda,taşta yankılandı.

Basat  sıçradı,mağaranın içine girdi.Tepegöz Basat’ın mağarada olduğunu anladı.Bir ayağını mağaranın kapısının bir yanına,bir ayağını da kapının diğer yanına koydu:

<b>Tepegöz:” </b>Bre koyun başları erkeç,bir bir gel geç.”dedi.

Bir bir gelip geçti.Her birinin başlarını sıvazladı.

<b>Tepegöz</b>:”Toklucuklar,devletim sakar koç,gel geç.dedi.

Bir koç yerinden kalktı,gerinip  uzadı.Basat,bir anda  koçu tutup boğazladı,derisini yüzdü.Kuyruğuyla başını deriden ayırmadı.Derinin içine girdi.Tepegöz’ün yanına geldi.Tepegöz Basat’ın derinin içinde olduğunu anladı:

<b>Tepegöz:”</b>Ey sakar koç,benim nereden helak olacağımı bildin.Seni mağara duvarına öyle bir çarpayım ki,  kuyruğun mağarayı yağlasın.”dedi.

Basat,koçun başını Tepegöz’ün eline sundu.Tepegöz boynuzundan sıkıca tuttu.Kaldırınca boynuz deriyle elinde kaldı.Basat,Tepegöz’ün bacağının arasından sıçrayıp çıktı.Tepegöz boynuzu kaldırarak yere çaldı,sordu:

<b>Tepegöz</b>:”Oğlan kurtuldun mu?”dedi.<b></b>

<b>Basat</b> :”Allah kurtardı.” dedi.

<b>Tepegöz:”</b>Bre oğlan,al şu parmağımdaki yüzüğü parmağına tak.Tak ki sana ok ve kılıç işlemesin.”dedi.

Basat yüzüğü alıp parmağına geçirdi.

<b>Tepegöz:”</b>Oğlan, yüzüğü alıp taktın mı?dedi.

<b>Basat:”</b>Taktım.”dedi.

Tepegöz,Basat’ın üzerine  doğru hamle yaptı,hançeriyle saldırdı,onu kesmek istedi.Basat sıçradı,geniş bir  yerde durdu.Gördü ki,yüzük yine Tepegöz’ün ayağı altında duruyor.

<b>Tepegöz</b>:”Kurtuldun mu?”dedi.

<b>Basat</b> :”Allah kurtardı.” dedi.

<b>Tepegöz</b>:”Oğlan şu künbedi gördün mü?”dedi.

<b>Basat</b> :”Gördüm.” dedi.

<b>Tepegöz</b>:”Orada benim hazinem var.O kocalar almadan git mühürle.”dedi.

Basat künbedin  içine girdi.Gördü ki,altın akçe dolu içinde.Bakıp dururken kendisini unuttu.

Tepegöz künbedin kapısını tutarak,sordu:

<b>Tepegöz</b>:”Künbede girdin mi?” dedi.

<b>Basat</b> :”Girdim.” Dedi.

<b>Tepegöz</b> :”Öyle vurayım  ki künbetle darmadağın olasın.”dedi.

<b>Basat:</b> “La İlahe İllallah,Muhammedün Resulullah” deyince künbet yarıldı.Yedi yerinden kapı açıldı.Birinden dışarı çıktı.Tepegöz künbete elini sokunca,öyle sarstı ki,künbet darmadağın oldu.

<b>Tepegöz</b>:”Oğlan kurtuldun mu?”dedi.

<b>Basat</b> :”Allah kurtardı.” dedi.

<b>Tepegöz:</b> “Sana ölüm yokmuş, şu mağarayı gördün mü?” dedi.

<b>Basat:</b> “Gördüm. Orada iki kılıç var, biri kınlı, biri kınsız. O kınsız keser benim basımı. Var git getir, benim basımı kes.” dedi.

Basat mağara kapısına vardı. Gördü bir kınsız kılıç, durmaz iner çıkar.

<b>Basat</b>:” Ben buna hemen tedbirsizce yapışmayayım. deyip kendi kılıcını çıkardı ,tuttu,.iki parçaya böldü. Vardı bir ağaç getirdi kılıca tuttu, onu da iki parça eyledi. Sonra yayını eline aldı, ok ile o kılıcın asıldığı zinciri vurdu. Kılıç yere düştü, gömüldü. Kendi kılıcını kınına soktu. Sapından o kılıcı sımsıkı tuttu.

<b>Basat</b>:”Bre Tepegöz nicesin?” dedi.

<b>Tepegöz:</b> “Bre oğlan daha ölmedin mi?”

<b>Basat:</b> “Allah kurtardı.”

<b>Tepegöz</b>: “Sana ölüm yokmuş.” dedi. Çağırıp <b>Tepegöz söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

Gözüm gözüm, tek  gözüm

Sen tek  göz ile ben Oğuz’u kırıp geçirmiştim.

Ela gözden ayırdın, yiğit beni.

Tatlı candan ayırsın, Kadir seni.

Öyle ki ben çekerim göz acısını,

Hiçbir yiğide vermesin Yüce Allah göz acısını.

Memleketten doğum yerinden yiğit yerin neresidir?

Karanlık gece içinde yolu kaybetsen ümidin nedir?

Büyük sancak tutan hanınız kim?

Savaş günü önden at tepen alpınız kim?

Ak sakallı babanın adı nedir?

Alp erenin, erden adını saklaması ayıp olur.

Adın nedir yiğit söyle bana?

dedi.

&nbsp;

<b>Basat Tepegözce söylemiş, görelim hanım ne söylemiş</b> :

&nbsp;

“Memleketten doğum yerinden yerim güneydir.

Karanlık gece içinde yolu kaybetsem ümidim sadece Allah’tır.

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han’dır.

Savaş günü önden at tepen alpımız Ulaş oğlu Salur Kazan’dır.

Babamın adını sorar olsan koca ağaçtır.

Anamın adını dersen kükremiş aslandır.

Benim adımı sorarsan Uruz oğlu Basat’tır.”

&nbsp;

dedi.

<b>Tepegöz:</b> “Şimdi kardeşiz, kıyma bana.” dedi.

<b>Basat:</b>

Bre kavat, ak sakallı babamı ağlatmışsın.

İhtiyarcık ak bürçekli anamı sızlatmışsın.

Kardeşim Kıyanı öldürmüşsün.

Akça yüzlü yengemi dul eylemişsin.

Ela gözlü bebeklerini öksüz koymuşsun.

Bırakır mıyım seni?

Kara çelik öz kılıcımı çekmeyince,

Tepeli börklü başını kesmeyince,

Alca kanını yeryüzüne dökmeyince,

Kardeşim Kıyan’ın kanını almayınca,

Bırakmam.

&nbsp;

dedi.

<b>Tepegöz de burada söylemiş:</b>

Kalkıp yerimden doğrulayım, derdim.

Kudretli Oğuz beyleriyle ahdimi bozayım ,derdim.

Yeniden doğanını öldüreyim, derdim.

Bir defacık olsun  adam etine doyayım, derdim.

Kudretli Oğuz beyleri üzerime toplanıp gelsin, derdim.

Kaçıp Salahana kayasına gireyim, derdim.

Ağır mancınığı taşla atayım, derdim.

İnip taş başıma düşerek öleyim, derdim.

Ela gözden ayırdın yiğit beni.

Tatlı candan ayırsın Kadir Mevlam seni.

Ak sakallı yaşlıları çok ağlatmışım,

Ak sakalının bedduası tutmuş olacak gözüm seni,

Ak bürçekli ihtiyarcıkları çok ağlatmışım,

Gözünün yaşı tutmuş olacak ,gözüm seni,

Bıyıcığı kararmış yiğitcikleri çok yemişim,

Yiğitlikleri tutmuş olacak, gözüm seni,

Elceğizi kınalı kızcağızları çok yemişim,

Bedduaları tutmuş olacak gözüm seni,

Öyle ki çekerim ben göz acısını,

Hiçbir yiğide vermesin Yüce Allah göz acısını,

Gözüm gözüm ey gözüm, yalnız gözüm!.

&nbsp;

dedi.

Basat kızıp yerinden kalkıverdi. Erkek deve gibi Tepegöz'ü dizi üzerine çökertti. Tepegöz'ün kendi kılıcıyla boynunu vurdu. Deldi, yay kirişini taktı. Sürüye sürüye mağara kapısına geldi.

&nbsp;

Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı Oğuz'a müjdeci olarak gönderdi.Ak boz atlara binerek yola çıktılar. Kudretli Oğuz ellerine haber geldi. At ağızlı Uruz Koca’nın  evine dört nala geldiler, anasına,babasına  Basat'ın sevinç haberini verip,”müjde, oğlun Tepegöz'ü tepeledi.” dediler.Kudretli Oğuz beyleri yetiştiler. Salahana kayasına geldiler. Tepegöz'ün başını ortaya getirdiler.

&nbsp;

<b>Dedem Korkut gelip neşeli havalar çaldı, gazi erenlerin başına ne geldiğini söyleyiverdi .Hem Basat'a dua etti:</b>

&nbsp;

“Kara dağa seslendiğinde cevap versin.

Kanlı kanlı sulardan geçit versin.

Erlikte kardeşinin kanını aldı.

Kkudretli Oğuz beylerini bu yükten kurtardın.

Yüce  Allah yüzünü ak etsin Basat.

Ölüm vakti geldiğinde temiz  imandan ayırmasın.” dedi.

<span style="color: #ff0000;">Not: Yazılar yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır</span>

&nbsp;
--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/">Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
