<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkologlarin Hayati | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/turkologlarin-hayati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Mar 2015 12:28:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Prof. Dr. Saim Sakaoğlu &#8211; (Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 12:16:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Sakaoglunun Hayati ve Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[TDK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog Prof. Dr. Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlarin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Saim Sakaoğlu (Hayatı) Elif KARAKUŞ&#8217;un Saim Sakaoğlu ile yaptığı bir söyleşiden&#8230; &#8211; Sayın Sakaoğlu, bize kendinizden söz eder misiniz? Kendimi biraz farklı bir biçimde, biraz da uzunca tanıtacağım. Böylece, bazı sorularınızı da önceden cevaplandırmış olacağım. Bu, biraz hayatım, biraz da bilimimin tarihçesi olacaktır.   Doğum tarihimi, o eskinin 28 sayfalık Hüviyet Cüzdanı, 20 [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px;" align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: x-large;">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu</span><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 18pt;"><br />
</span></span><span style="font-size: 15pt; color: #ff6600; font-family: 'Maiandra GD';"> (Hayatı)</span></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px;" align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><em>Elif KARAKUŞ&#8217;un Saim Sakaoğlu ile yaptığı bir söyleşiden&#8230;</em></span></strong></p>
<p align="justify">

<a href='https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-3.jpg'><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-3-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-3-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-3-50x50.jpg 50w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-4.jpg'><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-4-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-4-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-4-50x50.jpg 50w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-2.jpg'><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-2-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-2-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-2-50x50.jpg 50w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-1.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-1-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-1-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/12/prof-dr-saim-sakaoglu-1-50x50.jpg 50w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>

<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #ff0000;"><strong> <span class="resim_alt"><span style="font-size: small;">&#8211; <em>Sayın Sakaoğlu, bize kendinizden söz eder misiniz?</em></span></span><span style="font-size: small;"><br />
</span></strong></span><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> Kendimi biraz farklı bir biçimde, biraz da uzunca tanıtacağım. Böylece, bazı sorularınızı da önceden cevaplandırmış olacağım. Bu, biraz hayatım, biraz da bilimimin tarihçesi olacaktır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">  Doğum tarihimi, o eskinin 28 sayfalık <em>Hüviyet Cüzdanı</em>, 20 Mart 1939 olarak gösteriyor. Galiba biraz geç yazılmışım. Araştırmalarıma göre bu tarih 28 Şubat olmalı… Yani 20 günlük bir gecikme var. Günlerden ise salı. Fala filan inanmam ama meraklısı için hatırlatayım, burcum Balık imiş!</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Doğum yerim ise Konya’nın en eski mahallelerinden biri: Fahrünnisa Mahallesi. Bugün dört caddeye dağılan mahallemizin en ünlü caddesi ise evimizin bulunduğu Çaybaşı Caddesi. Caddenin ünlü olması benden değil, benim bir kitabımdan kaynaklanıyor. 2000 ve 2002 yıllarında iki baskısı yapılan<em> Çaybaşı Yazıları</em>adlı kitabım, pek çok bölümün yanında 80 kadar da renkli fotoğrafıyla, ilk defa bir yerleşim yerine bağlı caddenin değerlendirilmesini içine alıyor&#8230; Sekseni geçen yaşıyla, hâlâ 22 numarayı taşıyan iki kanatlı kapıdan girilen, iki katlı kerpiç evimiz ise yaşlanmanın izlerini göstermeye başladı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Mahallemizin adı, Hz. Mevlâna’nın hanım öğrencilerinden Fahrünnisa Hatun’un, aynı adı taşıyan caminin avlusunda gömülü olmasından kaynaklanıyor. Caddemizin adı ise, bir zamanlar Konya’nın üçte birinin bağ ve bahçelerini sulayan suların akıp gittiği çaydan geliyor. Barajların suya gem vurmasıyla öksüz kalan çayımız, 1970’li yılların başında kanalizasyona çevriliverdi. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Babam, aynı mahalle eşrafından olan Hacı Hasan Efendi&#8217;nin dört çocuğunun ikincisi ve ilk oğlu olan [hattat, hafız] Mehmet (1318-1975)’tir. Annem ise, o dönemin geçerli mesleklerinden biriyle uğraşan Nalbantların Salih [Köseoğlu] Efendi&#8217;nin dört çocuğunun üçüncüsü ve tek kızı olan Zeliha (1318-1999)’dır. Ninelerim ise sırasıyla Fatma ve Emine adlarını taşımaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> İlk ağabeyim daha Cumhuriyet ilan edilmeden doğmuş ve ölmüş; Mustafa Kemal. Hâlen hayattaki ağabeyim Hasan da 1923’te doğmuş. Evin tek kızı Hayriye Karpuzoğlu 1927-1959 yılları arasında yaşadı. Ben, evin küçüğü, “tekne kazıntısı”, ablamdan 12 yaş küçüğüm; 1939. Beni annemle birlikte ablam büyütmüş, birazını ben de hatırlıyorum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bugün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik İlköğretim Okulunun birinci kademesini oluşturan Hâkimiyeti Milliye İlkokulunu (1946-1951), Konya Lisesinin orta (1951-1955) ve lise (1955-1959) kısımlarını bitirdim. Lise son sınıf öğrenciliğimle ilgili olarak bir notu eklemeliyim. O yıl, üç arkadaşımla aylık bir fikir ve sanat dergisi yayımlamaya başladık: <em>Özlem. </em>Mezun olduğumuz için kısa ömürlü oldu. Burada; Cahit Öztelli, Mehmet Önder, Feyzi Halıcı, H. Zekai Yiğitler, Abdülkadir Bulut, Kemal Or gibi adlar da yer alıyordu. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> 1960 güzünde sınavsız girdiğim İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden, 1965 Şubatında, <em>Umumî Türk Dili</em> sertifikasından tez hazırlayarak diploma aldım. Rahmetli hocam Ord. Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat ile başladığım tezimi, onun hastalığı ve vefatı sebebiyle tamamlayamamıştım. Rahmetli Prof. Dr. Muharrem Ergin’in yönetimde tamamladım: <em>Ebû’l-leys Semerkandî’nin Kitâbü’l- Mukaddimetü Fi’s-</em>salât </span><em><span style="font-size: small;"> Adlı Eseri Üzerine Bir Gramer Denemesi.</span></em></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> O yıllarda kimlerden ders aldığımı da belirtmek isterim. Yukarıda adlarını saydığım iki dil hocamın dışında Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sadeddin Buluç, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş’tan Türk Dili; Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, Prof. Fahir İz, Prof. Dr. Abdülkadir Karahan’dan Eski Türk Edebiyatı; Prof. Ahmet Hamdi Tanpınar, Prof. Dr. Mehmet Kaplan ve Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’den Yeni Türk Edebiyatı dersleri aldım. Bu hocalarımızın bazıları o yıllarda henüz profesör olmamışlardı. Ayrıca, bölümümüzün genç araştırmacılarından Dr. Necmeddin Hacıeminoğlu ile Birol Emil de derslerimize yardımcı olarak girerlerdi. Bunlardan sadece İz, Akün ve Emil hayatta. </span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Aynı zamanda, tarihî Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu da bitirdim (Mart 1961- Şubat 1965). </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Okulu bitirdikten (26 Şubat 1965) 32 gün sonra (30 Mart 1965), Tokat Gazi Osman Paşa Lisesine edebiyat öğretmeni olarak atandım. Orada, okulun yatılı kısmı da olduğu için belletici olarak da görev yapmaya başladım. Ne de olsa evli olmayan hocalar için en iyi ikinci görev. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Mehmet İstemi (1968-1969), Selcen (1969) ve Seren (1976)’in anneleri Yurdanur Hanımla Tokat’ta tanışıp evlendik (26 Mart 1966). </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Asistanlık, üniversite yıllarındaki hayallerimden biri idi. Tokat’ta bir yandan hocalık, bir yandan yöneticilik yapıyor, bir yandan da İngilizce çalışıyor, bilim kitaplarını okuyordum. O güne göre iyi bir kitaplığım var idi. O günlerde verilen bir ilan için hocam Muharrem Bey&#8217;i telefonla aradım. Biz de bir gelenek vardır: Önce hocanın izni alınmalı. O, “Saim dedi, Kemal Ağabeyin de başvuracak, o belki senden daha şanslıdır.” Doğruydu. Ben, Rahmeti Beyin sağlığında, Türkiyat Enstitüsündeki odasına bitirme tezi için giderken Kemal [Eraslan] Ağabey de doktora çalışması için gelirdi. Hatta, benim işim daha kısa süreceği için önceliği bana verirlerdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Rahmetli Prof. Dr. Harun Tolasa’yı, Konyalı olmakla birlikte, Edebiyat Fakültesinde dersler başladıktan sonra tanımıştım. Konya il merkezinde ayrı ayrı okullarda okumuştuk. İkimizin de amacı asistan olmaktı. O, bir süre sonra Atatürk Üniversitesinde asistan olarak göreve başladı. Onun sık sık, “Yakında ilan verilecek!” uyarıları benim çalışma hızımı yükseltiyordu. Sonunda istediğimiz oldu. 10 Temmuz 1967 Pazartesi günü yabancı dil ve bilim sınavına alındık. Ertesi gün ise mülakat vardı. Hepsi doçent olan Niyazi Akı, Kaya Bilgegil ve Ahmet İhsan Türek’ten oluşan bilim kurulu önünde terledik. Sonucun ilanı epey gecikti. O günlerde Tokat-Erzurum telefon hattını herhâlde en çok ben işgal ediyordum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Ders yılı liselerde erken başladığı için, Bakanlıktan izin çıkıncaya kadar iki haftaya yakın hocalığa devam ettim. 27 Eylül, tam 21 yıl kalacağım Erzurum’da göreve başlama tarihim olacaktı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Atatürk Üniversitesine Türk Dili asistanı olarak atanmıştım. Bir süre bu alanda çalıştım. Okuduğum kitaplar, üzerinde çalıştığım çeviriler, hatta almaya başladığım kitaplar hep bu alanla ilgili idi. Bir süre sonra, bölüm başkanımız Kaya Bey, yeni alınan beş asistandan dilci olan dördünden birini halk edebiyatına kaydırmak istiyordu. Hocanın üzerinde durduğu arkadaş ise buna kesinlikle karşı çıkıyordu. O, 1416 sayılı kanunla Almanya’ya doktora yapmaya gidecekti ve gerekli başvuruları yapmıştı. Ortalık toz duman değilse de kendi çapında bir bulanıklığa bürünmüştü. Bir gün rahmetli Tolasa’ya dedim ki:</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> “<em>Bilimse bilim, dilde de yapılır, halk edebiyatında da… Söyle hocaya, ben halk edebiyatına geçeyim</em>.”</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Benim halk edebiyatı uzmanı olmam böyle bir “zıtlaşma”nın tarafımdan çözülmesinin sonucudur.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bir süre sonra N. Y. Almanya’ya gitti ve dönüşte de mezun olduğu fakültede göreve başladı. Uzun süre Türk Dil Kurumunda da bilim kurulu üyesi olan bu arkadaşımız 15 yıllık profesördür. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> O günlerde bölümde iki halk edebiyatı asistanı daha vardı. Muhan Bali 1967 baharında Dr. olmuştu; Bilge Palandöken [Seyidoğlu] ise tezine çalışıyordu. Bizim zamanımızda yüksek lisans yoktu, hatta doktora dersleri de yoktu. Bir “doktora babası” belirleniyor, onun yol göstericiliği altında kitapları okuyor, makaleleri inceliyor ve tezinizi hazırlıyordunuz. Ülkemizde, bu yeni alanın henüz profesörü de yoktu, doçenti ise bir tane idi: Şükrü Elçin. Prof. Mehmet Kaplan, Atatürk Üniversitesinin kuruluşunda görev almış, dekanlık ve rektör vekilliği gibi yönetim görevlerinde bulunmuştu. Bali ve Palandöken’in doktora babası o idi. Bana da bir doktora babası gerekiyordu. Prof. Kaplan’ın dersini 1963 Haziranında vermiştim ve şimdi 1968 idi. Zaten bizim sınıfımız yeterince kalabalıktı; acaba beni hatırlayacak mıydı? Kaya Bey onunla bir telefon görüşmesi yaptı. Sonuç olumlu idi. Hemen izin alıp İstanbul’un yolunu tuttum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Hocamla uzun uzun konuştuk. Ben, biraz da bölge şartlarını göz önüne alarak bir halk hikâyesi belirlemiştim. Bunu hem çocukluğumda ninemden dinlemiştim, hem de bir Ramazan gecesi, Erzurum’da, Gürcükapısı’ndaki Taksim Çay Evinde, sonradan adının Nalbant İshak Kemâlî olduğunu öğreneceğim bir meddahtan…</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Sevinçle eve döndüm; ancak sevincim kısa sürdü. Çünkü konu ile ilgili yeterli malzeme bulamamıştım. Durumu telefonla Prof. Kaplan’a bildirip yeni bir randevu aldım.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Ben, arkadaşlarımdan ve Dr. Kırzıoğlu’ndan aldığım yeni tez konularıyla yine hocamın huzurunda idim. “Konya Masalları” üzerinde çalışmak istiyordum. Hocam, “Saim, Konya bir kültür merkezidir, halk kültürü ile aydınların kültürleri karışmış olabilir…” deyince hemen, “Tokat Masalları…” adı dökülüverdi dilimden. Çünkü eşim Tokatlıydı ve ben o yıllarda ilin tek klasik lisesinde öğretmenlik yapmıştım. Her ilçeden öğrencilerim olmuştu.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Tokat yanlış hesabı bu kez Erzurum’dan döndü. Bu coğrafyaya da, daha sonra dekanımız olacak olan bölüm başkanımız Prof. Selâhattin Olcay karşı çıktı. Atatürk Üniversitesinin bir bölge üniversitesi olduğunu, aynı konuyu bir Doğu Anadolu ilinde çalışmamı istedi. Doğruydu. Dilciler Erzurum, Artvin; halk edebiyatçılar Erciş ve Erzurum üzerinde çalışıyorlardı. Açtım önüme Faik Sabri Duran’ı… Erzincan, Muş, Bingöl, Ağrı, Gümüşhane… Gerçi bu sonuncu il İç Karadeniz Bölgesindeydi ama önemli bir bölümü de (ki sonradan il olacak Bayburt ve çevresi) Doğu Anadolu Bölgesindeydi. Trabzon-Erzurum-İran transit yolunun dışında hiçbir önemli yolu yoktu. Derleme çalışması için uygundu bu il. Doktora çalışması olarak Gümüşhane masallarını ele almayı uygun bulmuştum. Bu çalışmam daha sonra, <em>Gümüşhane Masalları/Metin Toplama ve Tahlil</em> (Ankara 1973) ve <em>Gümüşhane ve Bayburt Masalları</em> (Ankara 2002) adıyla iki defa yayımlandı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> 1969 yaz aylarında, Haziran-Eylül arasında haftalarca derlemeye çıktım. Dekanımız Prof. Şaban Karataş’ın, emrime verdiği bir jeep ile kaptanı güzel derlemelerin aracılarıdır. Sonrası, Ankara ve İstanbul’da kitaplık araştırmaları… Ankara’da Millî Kütüphane, Türk Dil Kurumu ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi arasındaki geliş gidişler, İstanbul’daki resmîsiyle, özeliyle, yabancılarınkiyle kütüphaneler derken, ünlü 12 Mart 1971 muhtırasının 15. gününde (26 Mart), Hacettepe Üniversitesinin, o zaman Tıp Fakültesindeki birkaç odada faaliyet gösteren Edebiyat Fakültesinde sıygaya çekildim. Prof. Kaplan’dan başka, Prof. Elçin ile Prof. Olcay da kurulda yer almışlardı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Derken 112. dönemde Tuzla ve Sivas’ta kutsal görevimizi, piyade olarak tamamladık. 2 Şubat 1974-23 Mayıs 1975 tarihleri arasında ABD yolculuğu… Amerika’daki ilk durağım Texas’ın Lubbock şehri oldu. O yıllarda nüfusu Konya’nınki kadardı ama gelişmiş üniversiteleri, kolejleri vardı. Ben, <em>Archive of Turkish Oral Narrative</em> (ATON)’in misafiri idim. Prof. Warren S[tanley] Walker ile eşi ATON müdiresi Barbara K[erlin] Walker yardımcı oldular. Arşiv binası henüz tamamlanmadığı için malzemeler Walker ailesinin üç daire büyüklüğündeki evlerinde korunuyordu. Ben, orada kalıyor, arşiv malzemelerini değerlendiriyordum. Ayrıca yerleşkeye gidip kütüphane araştırması yapıyor, Prof. Walker’ın halk edebiyatı alanında vermekte olduğu yüksek lisans derslerine katılıyordum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> 1974’ün Mayıs başında, uzun bir kara yolculuğuna çıktım: Texas-New Mexico-Arizona-California. Uçak ve otobüs fiyatları arasındaki fark azdı ve dostlarım benim uçmamı istiyorlardı. Oysa benim amacım çevreyi görmekti. 30 saatlik bir yolculuktan sonra Los Angeles’a indim. 13 ay kalacağım bu şehri bütün eğitim kurumlarıyla, kitaplıklarıyla tanımaya çalıştım. <em>Folklore and Mythlogy Departmant</em>’ta değişik hocaların yüksek lisans ve doktora derslerine girdim. Bunlar arasında, özellikle efsaneler üzerinde çalışan Prof. Dr. Wayland D. Hand’ı anmalıyım. Başka bir departmanda görevli Macar asıllı bilgin Prof. Dr. Andreas Bodrogligeti’nin derslerine de girdim. Türk tarihi ile ilgili dersler veren değişik alanların öğretim üyelerinin derslerini de fırsat buldukça dinliyordum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> ABD dönüşü, hocalarıma danışarak doçentlik tezimin konusunu belirledim. Zaten orada iken birkaç konu üzerinde yoğunlaşmış, ona göre malzeme toplamıştım: <em>Anadolu-Türk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Kataloğu. </em>Bu uzun adlı tezi sunmadan önce 1977 Mayısında yabancı dil sınavını vermiştim. Bilim kurulu tezimi kabul edip beni 28-29 Kasım 1977 tarihlerinde sınava çağırmıştı. Prof. Dr. Ali G. Akıncı’nın başkanlığındaki profesörler Ş. Elçin, S. Olcay, Ö. F. Akün ve Talât Tekin’in huzurunda sözlü sınavı ve deneme dersini vermiş, başarılı bulunmuştum. Bu tezim, 1980 yılında Kültür Bakanlığınca yayımlanmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Nice dersler, nice makale ve bildiriler, nice kitaplar… Yıllar akıp gitmektedir. 13 Mart 1988’de profesörlük yabancı dil sınavını verdim. Ancak, dönemin bir kuralı vardı: Kendi üniversitende profesör olamıyorsun. YÖK’ün, Selçuk Üniversitesi adına verdiği ilana başvuruyorum. <em>Kadirlili Âşık Halil Karabulut </em>adlı çalışmamı “Başlıca eser” olarak sunmuştum. Profesörler Ş. Elçin, Umay Günay ve Abdurrahman Güzel’in raporlarıyla profesörlüğe yükseltilmiş oldum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Konya’ya gelişimin üzerinden bir ay geçmeden, kısa bir süre vekâletle yönettiğim kardeş kurum Eğitim Fakültesinde dekanlığa başladım. Altı yıldan fazla süren bu yöneticiliğimin kayıpları yanında ‘insan’ı tanımam açısından çok büyük kazançları da oldu. Bu arada, benden önce başlatılan, hatta yönetmeliği bile yayımlanmadığı hâlde bazı kurumlardan kitap bağışı isteyen bir araştırma merkezi vardı. Her şeyi sil baştan edip sıfırdan işe koyuldum. İki arkadaşımızla hazırladığımız Selçuk Üniversitesi Türk Halk Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezinin yönetmeliği 12 Ocak 1989’da <em>Resmî Gezete</em>’de yayımlandı. 25 Ocak’ta atandığım başkanlık görevim dördüncü defa uzatıldı. Merkezimize bir uzmanlık kitaplığı kurdum, öğrencilerimizin destekleriyle oluşturduğumuz bir ses arşivine kavuştuk. Burada ses kayıtları bilgisayar ortamına aktarılarak daha kolay yararlanılabilir hâle getirildi. Merkezimizin yönetmeliği pek çok üniversitemizce örnek olarak alındı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Dekanlığımın sona ermesi üzerine (9 Aralık 1994) Fakültemdeki görevime döndüm, hem de bölüm başkanı olarak… Uzun yıllar tek profesör olarak süren bu görevim, Aralık 2003’te, ilk ve son defa, ana bilim dallarınca gönderilen teklif yazılarıyla uzatıldı. Bu son dönem dolmadan, kısmet olursa, 20 Mart 2006’da emekli olacağım.<br />
Çaybaşı Caddesi’nde başlattığım hayat yolculuğumu yerleşkemin başkanlık odasında üç nokta ile beklemeye alıyorum…</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Dediğim gibi, uzun oldu olmasına ama beni tanımak için bunların bilinmesinde yarar vardır. Şunu açık kalplilikle söylemek isterim; bu yazılanlara eklenecek o kadar çok şey daha var ki… Ama sayfa sayımızın sınırlı olması, kalanları bir “hatıra” kitabına aktarmamıza yol açmıştır.</span></p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> <em class="resim_alt"> &#8211; Halk edebiyatı çalışmalarına nasıl ilgi duydunuz? Bu alandaki çalışmalarınıza ne zaman başladınız?</em></span></strong></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Şiiri çok severdim çocukluğumda. Ağabeyimin aldığı, <em>7 Gün</em> dergisinde rahmetli Nihad Sâmi Banarlı’nın bir köşesi vardı. İşte o köşe benim çok ilgimi çekiyordu. İlkokul kitaplarımla dergilerimde de güzel şiirler yer alıyordu. Ben, hiçbir ayırım yapmadan bu iki ayrı dünyanın şiirlerini boş bir “okul defteri”ne yazıyordum.<br />
Masallarla tanışmam okul öncesine rastlar; ninem Safiye Sakaoğlu’ndan dinlemiştim ilk örneklerini. Âşık şiirini tanımam ise ortaokul Türkçe kitaplarıyla gerçekleşti. İlkokuldan getirdiğim şiir zevkim Karaca Oğlan’la, Süm­manî ile birleşiverdi. O yılların şiirlerini çok iyi hatırlıyorum. Bunlardan, Pir Sultan adına türkü olarak TRT dağarcığına girdiği için bir türlü Karaca Oğlan’a mal edemediğimiz, “Dinle sana bir nasihat edeyim”i, kitaplarda Süm­manî adına kayıtlı olan, “Şu karşıki yüce dağlar”ı unutmam mümkün mü? Bunlar belki halk edebiyatına karşı ileride filizlenecek ilk tohumlardı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bir güzel olayı daha anlatmak isterim. Yıl 1958’in sonları, belki de 1959’un başları… Konya Lisesinin 83 kişilik tek 6 edebiyat şubesinde öğrenciyiz. (6 Fenler A ve B diye 40’ar kişilik iki sınıfta okuyor!) Edebiyat öğretmenimiz, Ticaret Lisesinden geliyor: Cahit Öztelli. Ben Öztelli’yi, Ticaret Lisesinde okuyan, bir yaş küçüğüm amcamın oğlu İsmail dolayısıyla tanıyorum. Rahmetli sınıf arkadaşımız Lâtif Çakıcı pire gibi biri… Bir gün oturup karar aldık. Edebiyat derslerinin bir saatinde özel bir halk edebiyatı programı sunacağız. Önce nelerin anlatılacağı, nelerin örneklerinin verileceği konusunu belirledik. Sonra, can sıkıcı olmasın diye örneklerin bir bölümünü arkadaşlarımıza sundurmaya karar verdik. Masallar, fıkralar, atasözleri, bilmeceler ve daha neler… O dersin programını hâlâ saklarım.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bu alanda çalışmaya başlamamın tarihi ise, biraz önce de dediğim gibi, Atatürk Üniversitesindeki dil asistanlığımdan halk edebiyatı asistanlığına geçişimle yakından ilgilidir. Başlayış o başlayış…</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Hemen şunu belirteyim; İstanbul’daki öğrencilik yıllarımızda, boş derslerde hemen bir “fırt” uğrayıverdiğimiz Sahhaflar Çarşısı’ndan aldıklarım arasında âşık edebiyatıyla ilgili olanlar da vardı, halk edebiyatı ile ilgili olanlar da… </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bu konu ile ilgili son bir cümle… Benim kuşağım, üniversite yıllarında ne halk edebiyatı dersi gördü ne de âşık edebiyatı dersi…</span></p>
<p class="resim_alt" align="justify"><strong> <span style="color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><em> -Yetişmenizde rolü olan bilim ve kültür adamları kimlerdir?</em></span></strong></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Yetişmemde çeşitli bilim dallarına mensup hocalarımın önemli rolleri oldu. Hiç şüphesiz Prof. Arat bunların başında gelmektedir. Bizim Fakültede öğrenciler dört sertifikayı tamamlayarak mezun olurlardı. Bunlardan üç tanesi üç yıl süreli idi. Sonuncusu ise tez hazırlayacağınız sertifikayla ilgili olup dört yıl sürerdi. Sizin sonuncu yılınız, sadece tezinizin yöneticisinin dersine girerek tamamlanırdı. Koskoca sınıftan Prof. Arat’ı üç kişi seçmiştik: Nahide, Atila ve ben. Atila pek derslere gelmezdi; Nahide’yle ben devamlı öğrenciydik. Arat Bey ikimize âdeta özel ders verirdi. Anlattıkları hem bilimdi, hem de hayat tecrübesi idi. Tez aşamasında ise hocam, bazı günler evine gelmemi, orada çalışmamızı isterdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Prof. Kaplan’ı zaten lisans yıllarımdaki derslerinden tanırım. Hatta onun farklı konuları işlediği öbür sınıflarındaki derslerine de girerdik. Doktora hocam olduktan sonra onu daha yakından tanıma şansını yakaladım. İstanbul’a çalışma için gittiğim yıllarda, her cumartesi, 15.00-17.00 arasında beni Moda’daki evinde kabul ederdi. Onun çalışma ortamı da beni etkilemiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Prof. Elçin’i, üniversiteyi bitirdikten birkaç yıl sonra tanıdım. Henüz doçentti. Sonra çok iyi iki dost olduk. İlerlemiş yaşında bile bir şeyler yapmak istemesi, millî konulardaki duyarlılığı beni etkilemiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bu soruyu şöylece sonuçlandırabiliriz: Her hocamın kaptığım özellikleri vardır. Prof. Ergin’in ders anlatması, Prof. Timurtaş’ın hoşgörüsü, Tarlan’ın metin incelemesi, Prof. Tanpınar’ın ders anlatma sırasındaki daldan dala konması, Prof. Akün’ün konulara derinlemesine inmesi vb.</span></p>
<p class="resim_alt" align="justify"><span style="color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong> &#8211; “Masal, fıkra ve efsane benim bilim hayatımın üç vazgeçilmez güzelliğidir.” demişsiniz. Bu alanda yaptıklarınızı ve yapmak istediğiniz hâlde yapamadıklarınızı anlatır mısınız?</strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Galiba bu güzel konuşmanın sonunda yayımlanmış kitaplarımın listesini de isteyeceksiniz. Bu sebeple fazla ad vermeden sorunuzu cevaplandırayım. Hayatımı anlatırken de söylemiştim; benim doktoram masallar üzerinedir. Doçentlik çalışmamı ise genelde efsaneler üzerine, özelde taş kesilme motifine yer veren efsaneler üzerine kurmuştum. Bu çalışmanın sonundaki tip kataloğu ise dünyada benzeri olamayan bir çalışmadır. Benim beş masal, dört efsane kitabım var. Fıkra ise bir yandan Nasreddin Hoca, bir yandan da yöre tipleri olarak ilgimi çekiyordu. Bu alanda tek kitap yayımladım. İki yıl sonrası için Nasreddin Hoca kitabı hazırlıkları sürüp gidiyor. Yapamadıklarıma gelince… Vallahi buraya pek çok “yapamadığım” giriyor. Mesela Konya masalları, mesela Türk masalları tip kataloğunun uluslararası ölçülere uygun biçimde hazırlanması, Türk efsaneleri tip kataloğu vb. Ancak, bunları yapamasam bile hayalini kurarak alt yapısını oluşturup gelecek kuşaklara armağan etmek güzel bir duygu.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong> <span class="resim_alt"> &#8211; Türk Dil Kurumunda yaptıklarınız, yapmak istedikleriniz nelerdir?</span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Türk Dil Kurumuna yaptıklarımı, üniversite öğrenciliği yıllarıma kadar götürebiliriz. Rahmetli Ömer Asım Aksoy’un öncülüğünde başlatılan atasözlerimizi ve deyimlerimizi derleme seferberliğine genç bir öğrenci olarak ben de katılmıştım. <em>Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler </em>adlı kitabın ikinci cildinin başındaki, “Derleyici adları, nerelerden derleme yaptıkları ve gönderdikleri söz sayısı” bölümünde ‘Konya’ başlığı altında adımın karşısında 60 sayısı yer almaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> 1983’te bilim kurulu üyesi olduktan sonra, Ad Bilimi Çalışma Grubunun üyeliğini, iki ayrı dönemde de başkanlığını yaptım. Erzurum’da bulunduğum yıllarda, özellikle kış aylarında düzenli olarak Ankara’ya gelmek zor olduğu için pek fazla görev alamadım. Yabancı Kelimelere Karşılık Bulma, İmla ve Yayın Komisyonları; Atatürk ve Türk Dili ile Halk Bilimi Metinleri Çalışma Gruplarında görev aldım. 1996-1999 yılları arasında bir dönem yürütme kurulu üyesi seçildim. Daha sonraki dönemde de bir boşalma sonucu, yeniden aynı göreve getirildim. Uzun zamandan beri <em>Türk Dili </em>dergimizin yazı kurulu üyeliğini yürütüyorum. Bir ara da, <em>Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi</em>’nin yazı kurulunda görevli idim.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;"> Kurum yayınları arasında yer alması için gönderilen eserlere de raporlar yazdım. Bu arada üç kitabım kurum yayınları arasında yer aldı: W. Radloff-I. Kúnos’un <em> Proben 8</em>’ini alfabemize aktardık (Metin Ergun ile), Cumhuriyetimizin 75. yılında âşıkların Cumhuriyetimize bakışını anlatan şiirlerden oluşan bir antoloji hazırladık (Zekeriya Karadavut ile). Son olarak da, alanında, dilimizde ilk defa olmak üzere özgün bir çalışmam yayımlandı: </span><em><span style="font-size: small;"> Türk Ad Bilimi I / Giriş.</span></em></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Yapmak istediklerime gelince… Türk Dil Kurumunun arşivinde bulunan ve doktora çalışmalarım sırasında yararlandığım masal derlemelerini kitaplaştırmak, ad bilimi kitabımın devamı olan <em>Ad Yazıları’</em>nı tamamlamak, ad ve soyadlarının hikâyelerini kitap hâline getirmek.</span></p>
<p align="justify">
<p align="right"><span lang="en"><span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD';"> <a style="text-decoration: none; font-weight: bold;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/"> <span style="color: #6699ff;">» Devamı »</span></a></span></span></p>
<p align="right">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu – (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Saim Sakaoğlu &#8211; (Hayatı &#8211; 2)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 12:14:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Sakaoglunun Hayati ve Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[TDK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog Prof. Dr. Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkologlarin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Saim Sakaoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolojiye Gönül Verenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Saim Sakaoğlu (Hayatı &#8211; 2) Elif KARAKUŞ&#8217;un Saim Sakaoğlu ile yaptığı bir söyleşiden&#8230; &#160; &#8211; Türk Dil Kurumunca yayımlanan dergileri değerlendirir misiniz? Yazı Kurulu üyesi olarak Türk Dili dergisi ve gelen yazılar konusunda neler düşünüyorsunuz? Kurumumuzun yayımladığı dergileri bir hatırlayınız. 50 yaşlarını aşan aylık Türk Dili ve yıllık Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten ile [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu – (Hayatı – 2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Hayatı &#8211; 2)</font></strong></p>
<p style="color: #c0c0c0; font-size: 10pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD"><em>Elif KARAKUŞ&#8217;un Saim Sakaoğlu ile yaptığı bir  söyleşiden&#8230;</em></font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          &#8211; Türk Dil  Kurumunca yayımlanan dergileri değerlendirir misiniz? Yazı Kurulu üyesi olarak  Türk Dili dergisi ve gelen yazılar konusunda neler düşünüyorsunuz?</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Kurumumuzun  yayımladığı dergileri bir hatırlayınız. 50 yaşlarını aşan aylık <em>Türk Dili </em> ve yıllık <em>Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten</em> ile onuncu yılına  doğru yol alan <em>Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. </em>Aylık dergi üzerinde  ayrıca duracağım için öbürlerine kısaca değinmek istiyorum. Kısaca <em>Belleten </em>diye tanınan yıllık dergimiz bilimselliği tartışılmaz dil ve edebiyat  yazılarının yer aldığı bir hazinedir. 1995’te yayımlanan dizinine şöyle bir  bakmak bile onun nelerle zenginleştiğini görmemizi sağlayacaktır. En genç  dergimiz ise Türk dünyasını dil ve edebiyat yazılarına yer vermesi açısından  önemlidir. Ayrıca bilgi alışverişinin yapıldığı bir sergidir âdeta. Her ikisinde  de yazılarımın yer alması, doğrusu bana mutluluk vermektedir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Aylık dergimize,  626 aylık <em>Türk Dili</em>’ne gelince söyleyecek epey sözümüz var. Dergiyle lise  yıllarımda, galiba 1956’da tanıştım. O yıllarda dergiyi gazete satıcısından  alıyor, okuyordum. Bir yaz günü, Konya’da biraz da sahhaf sayılabilecek bir  kitapçının dükkânının önünde, farklı ve dikkati çeken kapaklarıyla birkaç dergi  gördüm. Bunlar <em>Türk Dili</em>’nin ilk sayılarıydı. Hepsini alıverdim. Ve hep  aldım, abone oldum. Yurt dışında iken bile aboneliğimi devam ettirdim. 1969  yılında da eksiklerimi tamamladım. Bu dergi çok sevdiğim birkaç dergiden  biridir. Ben, 1999’un Ocak ayından beri (sayı 565), dergimizin Yazı Kurulu  üyesiyim. Bu işi severek, isteyerek ve zevkle yapıyorum. Ben daha çok şiir ve  hikâye ile tanıtma, edebiyat ve halk bilimi konulu yazıları inceliyorum.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Dergimize gelen  yazıların ağırlığını şiirler oluşturuyor. Hatta şairlerimiz 8-10 şiirini birden  gönderiyorlar. Birkaç hikâyecimiz var; güzel yazıyorlar, biz de sıra ile  yayımlıyoruz. Tabii başka hikâyecilerimiz de var. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bilim yazılarımız  daha çok dille, biraz da edebiyatla ilgili. Uzunluğu ve konusu gereği <em> Belleten’</em>e veya <em>Türk Dünyası’</em>na gönderilmesi gerekenleri oralara  aktarıyoruz.<br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">           Dergimize  gençler de ilgi gösterip şiir ve hikâyelerini gönderiyorlar; onları da  değerlendiriyoruz. Hemen şunu belirteyim ki artık günümüzde herkes her dergiye  yazı vermiyor, göndermiyor. Bunu, “Herkes belli dergilerde yazıyor.” diye de  özetleyebiliriz. Özel sayılar için yazı istememiz yadırganmamalı. Bir de doğum  ve ölüm yılları 0 ve 5’li yıllarına rastlayanlar için özel yazı isteklerimiz  oluyor. Özetlersek, <em>Türk Dili </em>üzerine düşeni yapıyor.</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <em class="resim_alt">          &#8211; Sürekli yazdığınız dergi var mı? Bunlar  hangileridir?</em></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Sürekli yazdığım  dergi sayısı fazla değildir. <em>Türk Dili</em> dergimize epeydir yazıyorum.  Konya’da üç aylık ve mevsim adlarına göre yayımlanan <em>Meram</em> dergisinde de  yazılarım çıkıyor. Bu yıllarda daha çok kitap yayınlarıyla uğraştığım için  doğrusu sürekli yazmaya zaman kalmıyor. Ayrıca, araya giren onca konu (bildiri,  rapor, konferans vb.) da engellerin başında gelmektedir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font color="#ff0000"><strong> <span class="resim_alt"><font size="2">          &#8211; Akademik hayatınızda  aldığınız ödüller nelerdir?</font></span></strong></font><font size="2"><br />
</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">           Bilirsiniz,  ödüllere ya siz aday olursunuz veya yakınlarınız sizi aday gösterirler. Bazen de  yarışmayı kazanınca ödül alırsınız. Her neyse, ben, türü ne olursa olsun aldığım  ödülleri ve dereceleri sıralayayım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Üç defa yarışmaya  katıldım, üçünde de birincilik ödülünü aldım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Atatürk’ün  doğumunun 100. yılı münasebetiyle <em>Tercüman </em>gazetesi 1981’de <em>Atatürk ve  Türkçe</em><strong> </strong>konulu bir eser yarışması açmıştı. <em>Atatürk’ün Dili: Türkçe</em><strong> </strong>adlı eserimle, 23 eser arasında birinciliğe layık bulundum. VI+200 sayfa  olan bu çalışmam basılı değildir. Türkiye İş Bankası 1980’den beri, her yıl üç  dalda <em>Büyük Ödül </em>verir. Bu dallardan biri olan ‘Sosyal Bilimler’in 1990  yılına ait olanının konusu<strong> “</strong>Halk Edebiyatı<strong>” </strong>idi. Yukarıda adını  andığım doçentlik tezimle bu yarışmaya katıldım. Çalışmam, 17 eser arasında  birinciliğe layık bulundu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          İlk ödülüm daha  küçük çapta biri yarışmayla ilgili idi. <em>Tercüman</em> gazetesinin yayımlamaya  başladığı <em>1001 Temel Eser </em>dizisinin 20. kitabı Emin Nihat Beyin <em> Müsameretname / Gece Hikâyeleri </em>adlı eseri idi. Her ay bir kitabın tenkidi  yapılıyordu. Ben 1 Eylül 1973’te üç hikâyesi <em>Gece Hikâyeleri </em>adıyla  yayımlanan <em>Müsameretname</em>’nin tenkidinde birinci olmuştum. O günlerde Dr.  asistandım. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Aldığım  armağanlar da var. Bunlar, bilgimiz dışında layık görüldüğümüz için verilen  değerbilirliklerdir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Kayseri  Sanatçılar Derneği (KASD), 1982 yılı için verdiği “Yılın Folklorcusu” armağanına  beni uygun görmüş. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Folklor  Araştırmaları Kurumu, o zamanki adı “İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet Ödülü”  olan ödülü, 1985 yılında birkaç arkadaşımla birlikte bana vermişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          1990 yılından  sonra ne bir yarışmaya katıldım, ne de bir ödülü kabul ettim. Bu perhizimi 65.  yaşımda bozacağım. Ödül verilirse kabul edeceğim, uygun yarışmalara da  katılacağım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><span class="resim_alt"> <font size="2">          &#8211; Üyesi olduğunuz bilim kuruluşları, dernekleri,  vakıfları nelerdir?</font></span><font size="2"><br />
Üye olduğum derneklerin sayısı pek fazla değildir. American Folklore  Society’nin 1974-1988 yılları arası üyesi idim. Türk Kültürünü Araştırma  Enstitüsü, Folklor Araştırmaları Kurumu, Konya Fikir, Sanat ve Kültür Adamları  Birliği Derneği ile İLESAM’ın üyesiyim. Üyelik olmasa bile onu hatırlayacak bir  olay daha var. Almanya’da yayımlanan <em>Ethnos</em> dergisinin de uzun yıllar  Türkiye adına Editorial Board üyeliğini yürütmüştüm.</font></font></p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          &#8211; Bugüne kadar  kaç eser yayımladınız ve hâlen üzerinde çalıştığınız eser var mı? İleriye dönük  projeleriniz nelerdir?</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/doktor.jpg" align="left" hspace="12" />          Bugüne  kadar 39 kitabım yayımlandı. Bunlardan biri üç, yedi tanesi de ikişer defa  basıldı. Basım sayısı en yüksek olan kitabım, <em>Türk Çocuklarına Masallar</em>’dır,  60 bin adet basılmıştır. Ayrıca, birer kitap hacminde olan makalelerim veya  kitap bölümlerim de vardır: <em>Türkçe’de Soyadları</em> (1979, 46 s.), <em>Dünya  Folklor Dergileri Bibliyografyası</em> (1980, 56 s.), <em>Masallar</em> (2002, 181  s., metin yoktur), vb.<br />
Üzerinde çalışmakta olduğum eser “hayatımın kitabı” diyebileceğim <em>Karaca  Oğlan</em>’dır. Bu yılın yaz başında herhâlde piyasaya sunulacaktır. Derleme ile  ilgili ders notlarımı da basıma hazırlıyorum. </font><font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Âşık edebiyatı  konusunda özgün makale ve bildirilerimin bir bölümünü de bir kitapta topluyorum. <em>Konya Yazıları</em><strong> </strong>adlı kitabımın da sonuna yaklaştık. <em>Meram  Yazıları</em> ise ilgililere teslim edildi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          İleriye dönük  projelerim var. Birkaç eseri ortak olarak hazırladığımız en eski öğrencim Prof.  Dr. Ali Berat Alptekin ile ikimizin öğrenci Prof. Dr. Esma Şimşek ile ortak bir  “Türk Halk Edebiyatı” dizisi hazırlamak istiyoruz. 4-5 cilt olabilecek bu eser  için bazı eksiklerimiz var, onları tamamlamaya çalışıyoruz. Bu kadar yeter  herhâlde… Şimdi de basılı kitaplarımız listesi vereyim:</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><em><font size="2">           Gümüşhane Masalları</font></em><font size="2"> / <em>Metin Toplama ve  Tahlil</em>, 1973, (2. bs. Gümüşhane ve Bayburt Masalları, 2002); <em>Halk  Şiirinde Atatürk</em>, 1974 (Turgut Günay ile); <em>101 Anadolu Efsanesi</em>,  1976, 1989 ve 2003; (İlk 71 efsane 1978’de Japoncaya çevrilmiştir.); 4. <em>Türk  Çocuklarına Masallar</em>, 1977; <em>Sarı Çiçek / Sivaslı Âşık Kul Gazi</em>, 1980; <em>Anadolu &#8211; Türk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip  Kataloğu</em>, 1980; <em>Kıbrıs Türk Masalları</em>, 1983 ve 1986; <em>Azerbaycan  Âşıkları ve El Şairleri I</em>, 1985 (Ali Berat Alptekin ve Esma Şimşek ile).  (1989’da Tebriz’de Azerbaycan Türkçesiyle de yayımlanmıştır.); <em>Azerbaycan  Âşıkları ve Halk Şairleri II</em>, 1986 (Alptekin ve Şimşek ile); <em>Dadaloğlu</em>,  1986 ve 1993; <em>Ercişli Emrah</em>, 1987; <em>Senin Aşkınla / Kadirlili Âşık  Halil Karabulut</em>, 1987; <em>Bayburtlu Zihnî</em>, 1988; <em>Dadaloğlu  Bibliyografyası</em>, 1990 (Alptekin ile); <em>Bayburtlu Zihnî Bibliyografyası</em>,  1990 (Alptekin ile); <em>Atatürk, Gençlik ve Kültür</em>, 1990; <em>Türkmen Halk  Masalları</em>, 1991 (Metin Ergun ile); <em>Folklor Bibliyografyaları  Bibliyografyası Üzerine Bir Deneme</em>, 1991; <em>Azerbaycan Tapmacaları /  Bilmeceleri</em>, 1992 (Alptekin ve Şimşek ile); <em>Türk Fıkraları ve Nasreddin  Hoca,</em> 1992; <em>Hikâye-i Garîbe</em>, 1992 (Ahmet Sevgi ile); <em>Efsane  Araştırmaları</em>, 1992; <em>Hurşit ile Mahmihri Hikâyesi</em>, 1996  (Ali Duymaz  ile); <em>Proben VIII</em>, 1997 (Ergun ile);  <em>Meddah Behçet Mahir’in Bütün  Hikâyeleri I</em>, 1997 (Alptekin, Yurdanur Sakaoğlu ve Şimşek ile); <em>Âşıkların  Diliyle Cumhuriyet</em>, 1998 (Zekeriya Karadavut ile); <em>Dede Korkut Kitabı /  İncelemeler-Derlemeler-Aktarmalar</em>, 2 C. 1998; <em>80. Doğum Yılında Şair  Ahmet Tufan Şentürk</em>, 1999, 2002; <em>Masal Araştırmaları</em>, 1999 ve 2003; <em>Meddah Behçet Mahir’in Bütün Hikâyeleri II</em>, 1999 (Alptekin, Sakaoğlu ve  Şimşek ile); <em>Azerbaycan Âşıkları ve Halk Şairleri Antolojisi I (16-18.  Yüzyıl), </em>(Alptekin ve Şimşek ile) 2000; <em>Çaybaşı Yazıları, </em> 2000 ve  2002; <em>Türk Ad Bilimi I / Giriş</em>, 2001; <em>İslâmiyet Öncesi Türk Destanları  / İncelemeler &#8211; Metinler</em>, (Duymaz ile), 2002 ve 2003; <em>Destan Destan  Üstüne / Kadirlili Âşık Halil Karabulut’un Destanları</em>, 2002; <em>Ercişli  Emrah Bibliyografyası</em>, 2002 (Alptekin ile); <em>Konya Üzerine Şiirler</em>,  2002; <em>101 Türk Efsanesi</em>, 2003; <em>Türk Gölge Oyunu Karagöz,</em> 2003.<br />
2004 yılında yayımlanacak olanlar: <em>Meram Yazıları</em>; <em>Karaca Oğlan</em>; <em>Konya  Yazıları</em>; <em>Dîvânü Lûgati’t Türk’te Türk Halk Edebiyatı</em>.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          &#8211; Bir Konyalı olarak Konya kültürüne ait ne  gibi çalışmalar yaptınız? Uzun yıllar Erzurum’da kaldınız. Konya ile Erzurum  kültürlerini karşılaştırır mısınız?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Konya ile ilgili  kültür çalışmalarımı iki döneme ayırmak gerekir. Profesör olarak Konya’ya  gelmeden önceki Erzurum dönemi ve geldikten sonraki dönem. Doğrusunu söylemek  gerekirse birinci dönemimi pek verimli saymıyorum. Daha çok metin yayımlamak,  Konyalı öğrencilere Konya halk edebiyatı konulu tezler yaptırmak, özellikle  Konya’daki toplantılarda Konya konulu bildiriler sunmak ve <em>Çağrı </em>başta  olmak üzere bazı dergilerde yazmak. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bu dönemi bir  hazırlık, bir ısınma dönemi olarak kabul edersek ikincisinin yerini daha iyi  anlamış oluruz. Bu dönemde, özellikle Türk Dil Kurumunun bütün kongrelerinde  Konya ağzı ile ilgili bildiriler sundum. Konya ağzını ve Konya’daki dil  hareketlerini gündeme taşıdım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Benim Konya’ya  gelişimle birlikte üniversitemizdeki halk edebiyatı ve halk bilimi çalışmaları  bir canlılık kazandı. Selçuk Üniversitesindeki son halk edebiyatı öğretim üyesi,  eski bir öğrencim olan yardımcı doçent de ben gelmeden önce ayrılıp gidince  doğrusu üzülmüştüm. Neyse, önce iki fakültede birden (Fen-Edebiyat Fakültesi,  Eğitim Fakültesi) halk edebiyatı dersleri vermeye başladım. Sosyal Bilimler  Enstitüsüne bağlı olarak bir halk edebiyatı programı vardı, ancak hoca  azlığından doktora programı yoktu. Onu açtırdım ve hemen öğrenci kabulüne  başladık. Bu öğrencilerin, gerek yüksek lisans, gerek doktora programlarındaki  seminer, yüksek lisans ve doktora tezlerinin çoğunluğu Konya ve çevresi ile  ilgilidir. Bugün, Enstitü Kütüphanesinde güzel bir koleksiyon oluşmuştur. Yanlış  anlaşılmasın, konu Konya il merkezi ile sınırlı değildir. Ereğli, Akşehir,  Beyşehir vb. ilçelerimiz ile ilgili tezler de hazırlatılmıştır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bu arada Konya  basınında, uzun süre haftalık köşe yazısı kaleme aldım; bunların da ağırlığını  kültür konuları oluşturuyordu. Ayrıca, bu gazetelerde hazırlanan özel sayfa,  bölüm veya eklerde de Konya kültürü ile ilgili yazılarım yayımlandı. <em> Kırkambar, Konya, Cönk, Akademik Sayfa </em>vb. adlarla yayımlanan bölümlerde pek  çok yazım yer aldı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Doğup büyüdüğüm  Çaybaşı Caddesi ile ilgili yazılarım Meram Belediyesince bir kitapta toplandı:<em>  Çaybaşı Yazıları</em> (2000, 2002). Aynı belediye bu sefer de <em>Meram Yazıları</em>’nı  basım aşamasına getirmiştir. Bu alandaki üçüncü kitabım <em>Konya Yazıları</em> da  düzenleme aşamasındadır. Bir de mahallemiz var… Onunla ilgili yazılarım da  artmaktadır. Galiba sıraya girecek.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Daha lise  yıllarımdan itibaren biriktirmeye başladığım Konya konulu şiirleri, 500 sayfalık  bir antolojide topladım. Konya Ticaret Odasının yayımladığı <em>Konya Üzerine  Şiirler</em> adlı bir kitabım düzenlenmesi açısından, antoloji hazırlama  anlayışına bir çığır açmıştır. Daha önce de söylemiştim galiba… Konya masalları,  efsaneleri benim hayalimde her zaman için canlılığını koruyor. Fıkra tipimiz  Tayyip Ağa’yı da unutmuş değilim. Hepsi zaman işi…</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bilir misiniz,  benim kızlarıma, “Nerelisiniz?” diye sorulunca “Erzurumluyuz.” derler. Doğrudur;  orada doğdular, orada büyüdüler. Ben de, hayatımın en güzel 21 yılını  (1967-1988) Erzurum’da geçirdiğim için hiç şikâyetçi değilim. Çünkü orası da bir  Konya idi benim için. Ailecek hâlâ Erzurum’u özleriz. Neyse, ben her yıl, fahri  hemşerisi olduğum Bayburt’a gidip gelirken bir Palandöken havası alıyorum.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Siz bilmem  hatırlayabilecek misiniz, bir türkümüz var; şöyle başlar: </font></p>
<p align="justify"><em><font face="Maiandra GD" size="2">          Yaylalar  içinde Erzurum yayla</font></em></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">          </font><em><font size="2">Şehirler  içinde Konya’dır Konya</font></em></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Vallahi bu  türküyü söyleyen ya benim gibi Erzurum’da kalan bir Konyalı veya Konya’da  bulunan bir Erzurumlu olmalı. Her iki ilimiz de insanlarıyla, kültürüyle  geleneklerine sahip çıkmaları ile âdeta kardeş şehir gibidir. Ben Erzurum’un her  yönünü çok seviyorum, tıpkı Konya’mızın her yönünü sevdiğim gibi.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">&#8211; Bugün dilimizin bir anarşi içinde olduğunu kabul  ediyor musunuz? Türk dilinin içinde bulunduğu sorunlar sizce nelerdir? Bu  sorunların çözümünde Türk Dil Kurumunun rolü nedir ve ne kadar etkili  olabilmektedir?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Evet, bugün  dilimiz bir anarşinin içindedir; acı ama doğru. İnsanlar dillerini bilmiyor,  onun değerini anlamıyor. Yazarken veya konuşurken dilimize asla özen  göstermiyoruz. <em>Türk Dili’</em>nin geçen sayılarında bir yazım yayımlanmıştı:  “Cumhuriyetten Günümüze Konya’da İş Yeri Adları” (622, Ekim 2003, 410-420). Ben  1922’deki gazetelerden yola çıkarak bu araştırmayı yapmıştım. Son 15-20 yıl  içindeki bozulmayı, hatta çürümeyi büyük bir üzüntüyle karşılıyorum. Özellikle  ticaret hayatımız üç kuruş için her türlü yanlışa koşuyor, yabancılaşmaya  koşuyor. Dil sevgisi olmayan insanlara bunu anlatmak zor. Bu konuları ele  aldığımız bir televizyon programına telefonla katılan sayın seyircimiz “İş yeri  adlarının ticaretle ne ilgisi var?” şeklinde gayet mantıklı (!) bir soru  yöneltmişti. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Bir büyük  gazetemizin özel giyimli kültür-edebiyat köşesi yazarı da birkaç yıl önce,  “Türkçe, tabelalarla düzeltilmez.” anlamını veren bir başlık atıvermişti. Ama  unutulmasın, Türkçeyi bozan üç zararlıdan biri tabelalardır (Tabii siz bunu iş  yeri adları olarak algılayacaksınız.). <em>Tempo </em>dergisinin bu aylarda her  hafta vermekte olduğu, illerimizle ilgili rehber kitapçığının İzmir ile ilgili  olanına bir göz atınız (31 Aralık 2003, 52 / 837). Yemek yediğimiz, çay  içtiğimiz, sohbet ettiğimiz yerlerin adlarına bir bakın Allah aşkına… Türkiye’de  olduğunuzdan şüphe edersiniz. “Tabelana ‘Show Room’ yazdırmazsan sana bayilik  vermeyiz!” diyecek kadar ileri giden büyük iş yeri patronlarının adı acaba;  Ahmet, Mehmet mi, yoksa James veya George mu? İki defa kadük olan Türk Dili  Kanunu mutlaka bir an önce çıkarılmalıdır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Her şeyden önce  insanımıza Türkçe sevgisini aşılamalıyız. Sonra belirli yöntemlerle bazı meslek  sahiplerini eğitmeliyiz. Mesela düğün davetiyesi veya kartvizit basanlara,  tabelacılara, bilgisayar üzerine çalışanlara, vb. yabancı adlara özenmemek  gerektiğini açıkça anlatmalıyız. Türkçenin de çok güzel bir dil olduğunu, zengin  bir kelime dünyasının olduğunu belirtmeliyiz. Çoğunun bir moda diye ayak  uydurduğu bu insanlarımızı uyarmanın da yararlı olacağına inanıyorum.<br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Türk Dil Kurumu  bu konuda elinden geleni yapıyor. Konferanslarıyla, kongreleri ile, <em>Türk Dili</em>’ndeki  yazıları ile epey yol alındı. Ancak toplumuzun bu konuda gereken duyarlılığı  göstermemesi gelişme hızını kesmektedir. Özel kitap yayınlarımız var, ama okunup  uygulanabilme oranı ülkemin okuma alışkanlığı ile yakından ilgili. Eğer bu  ülkenin Türkçe veya edebiyat öğretmeni 70 yıllık <em>Varlık</em>’ın, 53 yıllık<em>  Türk Dili</em>’nin adını duymamışsa anarşiyi başka yerlerde aramalıyız.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          &#8211; Halk edebiyatının dil çalışmalarına ne gibi  katkısı olmuştur?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/doktor2.jpg" align="left" hspace="12" />          Halk  edebiyatı, bilirsiniz,  sözlü olma özelliği ağır basan bir edebiyattır. Bu  edebiyatın başka bir özelliği de genelde halkın arasında yaşamasıdır. Bu sebeple  halk edebiyatı dil çalışmalarına, özellikle ağız araştırmalarına büyük ölçüde  yardımcı olmaktadır. Rahmetli hocamız, Kurumumuzun eski üyelerinden Prof. A.  Caferoğlu’nun Anadolu ağızlarından derlediği ciltler dolusu dil malzemesinin  tamamına yakını halk edebiyatı ürünleridir. Bizim derlediğimiz ürünleri ağız  araştırıcıları da rahatlıkla kullanabilirler. Ayrıca, ürünlerimizin kelime  dağarcığı da sözlüğümüze yeni yeni kelimeler kazandırmaktadır. Bu iki dalı ayrı  ayrı düşünemeyiz, ikisi birden ele alınmalıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><span class="resim_alt"> <font size="2"> </font><font color="#ff0000"><strong><font size="2">         &#8211; Yeni  nesillere halk edebiyatını, halk bilimini sevdirmek için neler yapılabilir?</font></strong></font></span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Aslında içinde  bir cevher olana, bu iki alanı sevdirmek için hiçbir şey yapmaya gerek yoktur;  ancak bu türün örneği pek azdır. O hâlde, biz onları bu alana çekebilecek işler  yapmalıyız. Son yıllarda televizyon kanallarına kök salan tuhaf yarışmalar  gençliği yanına alabilmektedir. Yararlı olduğu veya bir şeyler verdiğinden değil  tabii; onlar da bir yerden sonra televole kültürünün bir başka görünüşüdür. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Önce bu alanları  sevdirmeliyiz; bu alanlarda yazılanları okutmalıyız. Ayrıca, katılımın çok  olacağı yarışmalar düzenlemeliyiz. Ben, özellikle ödülü iyi olan yarışmalara  katılımın çok olacağına inanıyorum. Mesela âşık tarzı şiir yazma yarışması, halk  türküsü derleme yarışması, bir halk bilimi olayının filme alınması (bir çocuk  oyunu, yağmur duası, seyirlik oyunları vb.), masal veya hikâye anlatma yarışması  vb.</font></p>
<p class="resim_alt" align="justify"> <font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>          &#8211; Türk halk  biliminin tanıtılması ve yaşatılması amacıyla ne gibi çalışmalar yapılmalıdır?</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Halk biliminin  yabancı dillerin pek çoğundaki karşılığı <em>folklor</em>dur. Ancak başka  ülkelerde <em>folklor</em> denilince bir bütün akla gelirken bizde bütünün bir iki  parçası hatırlanmaktadır: Halk oyunları, halk türküleri vb. Onun için halk  bilimi bir bütün olarak ele alınmalıdır. Biz, halk bilimi yazılarımızla ve  onunla ilgili bildirilerimizle bu alanı tanıtmaya çalışıyoruz. Bu alanda asıl  yetkili olan Kültür ve Turizm Bakanlığının ilgili birimleri başta olmak üzere  çeşitli kurumlar ve kuruluşlar tanıtım faaliyetlerini geniş bir alana  yaymalıdır. Sergiler, gösteriler vb. deyip de bilinenleri tekrarlamayayım. Kâğıt  üzerinde kalan güzel düşüncelerin yarısı bile uygulansa gereken yapılmış olur.</font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" face="Maiandra GD" size="2"><strong> <span class="resim_alt">          &#8211; Dünya halk biliminde ve kültüründe yerimiz  ne durumdadır?</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">          Halk oyunları  ekiplerimiz bizlere güzel dereceler kazandırıyor. Biraz da el sanatlarımızın adı  anılabilir. Yazdıklarımız yabancı dillere çevrilmezse sizin görüşleriniz nasıl  olur da değerini ortaya koyabilir ki? Bir bilim adamı yıllarını verip yazdığı  bir kitabını bir de oturup İngilizceye veya Almancaya mı çevirsin? Bu işler için  yetişmiş çevirmenlerden yararlanılmalıdır; onların işi çeviri olmalıdır.  Yerimizin ne olduğunu söylemek ise zor. Üç beş ülkeyi göz önüne alıp sonuca  ulaşmak yanıltıcı olabilir.</font></p>
<p align="justify"><span class="resim_alt"><font face="Maiandra GD" size="2">           &#8211; Sayın Hocam, değerli vaktinizi bize ayırdığınız ve sorularımıza  cevap verdiniz için teşekkür ederim.</font></span></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr">  Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/">Prof. Dr. Saim Sakaoğlu – (Hayatı – 2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-saim-sakaoglu-hayati-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
