<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>40 (Kırk) Hadis | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/islamiyet/40-kirk-hadis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Nov 2007 09:39:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>40 Hadis</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/40-kirk-hadis/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/40-kirk-hadis/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Sep 2007 15:05:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[40 (Kırk) Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kirk hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Oruc]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/40-kirk-hadis/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;40 (Kırk) Hadis&#8230; Hadis-i şerifte: &#8220;Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, Allah Teâlâ onu alimler zümresinde haşreder&#8230;. Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi olurum&#8221; buyurulmuştur. İslâm âlimleri bu müjdeye erebilmek için eşitli konularda Kırk Hadisler derlemişler. Tarihte ilkönce kırk hadis derleyenin Kûfe&#8217;de oturan Merv&#8217;li Bilgin Abdullah İbn-i Mübarek olduğu bilinmektedir. İmâm [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/40-kirk-hadis/">40 Hadis</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font color="#3366ff" face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 22pt; font-weight: 700">&#8230;40 (Kırk) Hadis&#8230;</span></font></p>
<p align="center"><font color="#3366ff" face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 22pt; font-weight: 700"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/islamiyet/40_hadis.jpg" height="117" width="164" /></span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hadis-i şerifte: <strong>&#8220;Kim  ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, Allah Teâlâ onu alimler  zümresinde haşreder&#8230;. Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi olurum&#8221; </strong> buyurulmuştur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İslâm âlimleri bu müjdeye  erebilmek için eşitli konularda Kırk Hadisler derlemişler.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihte ilkönce kırk hadis  derleyenin Kûfe&#8217;de oturan Merv&#8217;li Bilgin Abdullah İbn-i Mübarek olduğu  bilinmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İmâm Nevevi&#8217;nin bu geleneği  devam ettiren elinizdeki eseri, en fazla yayınlanan ve üzerine şerhler yapılan  bir eserdir. Ayrıca, merhum Ahmed Naîm&#8217;in tercüme ve üslûbuyla sunduğumuz bu  eser, tercüme edildiği devrin dilini de vermesi bakımından bir önem  arzetmektedir.</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1. Emirü&#8217;l-Mü&#8217;minin Ebû  Hafs Ömer b. El-Hattâb (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki, kendim işittim, Resûlullâh  (sav) şöyle buyuruyordu:</font><font face="Maiandra GD" size="2">Ameller (in kıymeti)  niyetlere bağlıdır. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan odur.  Hicreti Allah&#8217;a ve Resülü&#8217;ne müteveccih olanın hicreti Allah&#8217;a ve  Resûlullah&#8217;adır. Hicreti, eline geçireceği bir dünyaya veya nikah edeceği bir  kadına müteveccih ise hicreti de gaye-i hicreti ne ise (dünya veya kadın) ona  müntehidir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, her  biri İmâmü&#8217;l-muhaddisin olan Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâil b. İbrahim b. el-Mugire  b. Berdizbe el-Buhari el-Cu&#8217;fi ile Ebü&#8217;l-hüseyn Müslim b. el-Haccac el-Kuşeyri  En-Nisabiri kütüb-i musannifenin esahhı olup sahihayı denilen kibatlarında  rivâyet emişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2. Yine Ömer b. El-Hattâb  (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki, günün birinde Resûlullah (sav) Efendimiz&#8217;in huzûrunda  bulunduğumuz sırada bir de baktık ki elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah,  üzerinde yolculuğa delalet eder hiç bir alâmet olmayan ve böyle iken yine hiç  birimizce tanınmayan bir kimse karşımıza çıka geldi. (sokula sokula) nihâyet  Nebiyy-i Ekrem (sav) Hazretleri&#8217;nin yanına (varıp) oturdu. Ve dizlerini  dizlerine dayayıp ve her iki avucunu iki uyluğu üzerine koyup: &#8220;Ya Muhammed,  İslam nedir? Bana söyle&#8221; dedi. Resûlullah (sav): &#8220;İslâm Allah&#8217;dan başka hiç bir  ilâh ve Ma&#8217;bûd-ı bi&#8217;l-hak olmadığına ve Muhammed&#8217;in Resûlullah olduğuna şehâdet  etmen, namazı ikâme etmen, zekâtı vermen, Ramazan&#8217;da oruç tutman ve yoluna gücün  yeterse Beytu&#8217;llâh&#8217;a hac etmendir.&#8221; buyurdu. O (yabancı kimse): &#8220;Doğru  söylüyorsun.&#8221; dedi. Biz onun hâline hem Cenâb-ı Resûl&#8217;e soruyor, hem de onu  tasdik ediyor diye teaccüb ettik. Ondan sonra: &#8220;Bir de imân nedir?&#8221; söyle.&#8221; diye  sordu. Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz: &#8220;İmân Allah&#8217;a, meleklerine, kitablarına,  peygamberlerine, âhiret gününe imân etmendir. Bir de hayır ve şer (tatlı, acı  hangi türlüsü olursa olsun) kadere imân etmendir.&#8221; buyurunca yine: &#8220;Doğru  söylüyorsun.&#8221; dedi. Ve: &#8220;ihsan nedir? söyle&#8221; diye bir daha sordu. Cenâb-ı  Risâlet-meâb Efendimiz de: &#8220;İhsan, Allah&#8217;a sanki görüyormuş gibi ibâdet  etmendir. Zirâ sen O&#8217;nu görmüyorsan, O seni görüyor.&#8221; buyurdu. O, yine: &#8220;Doğru  söylüyorsun.&#8221; dedikten sonra: &#8220;Kıyâmet (in ne zaman kopacağın)ı bana haber ver.&#8221;  dedi. Cevâben: &#8220;Bunda sorulanın ilmi sorandan ziyâde değildir.&#8221; buyurdu. &#8220;Öyle  ise emârelerin (yani daha evvelki alâmetlerini) bildir&#8221; dedi. Cevâbında:  &#8220;Câriye-i memlûkenin kendi sâhibini doğurması ve yalın ayak, sırtı çıplak, fakir  davar çobanlarının hangimizin kurduğu binâ daha yüksektir diye (servet ve  sâmânca) yarışa çıktıklarını görmendir.&#8221; buyurdu. Bundan sonra o (yabancı) kimse  gitti. Nebiyy-i Ekrem (sav) Hazretleri de durdu durdu da neden sonra: &#8220;Yâ Ömer,  bilir misin o soran kim idi?&#8221; diye sual buyurdu. &#8220;Allah ve Resûlü a&#8217;lemdir&#8221;.  dedim. Buyurdular ki: &#8220;O, Cibril idi. Size dininizi öğretmek için geldi.&#8221;</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivayet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>3. Ebû-Abdü&#8217;r-Rahmân  Abdullah b. Ömer b. El-Hattâb (ra)&#8217;dan:</strong>Demiştir ki, kendim işittim,  Resûlullâh (sav) şöyle buyurdu: (Binâ-yı) İslâm beş şey üzerine kurulmuştur:  Allah&#8217;dan başka hiç bir ilâh ve Ma&#8217;bûd-ı bi&#8217;l-hak olmadığına ve Muhammed&#8217;in  O&#8217;nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet, namazğ ikâme, zekâtı vermek, hacc-ı  Beytu&#8217;llâh, savm-ı Ramazan.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i Şerifi, Buhâri  ile Müslim tahric etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>4. Ebû-Abdi&#8217;r-Rahman  Abdullah b. Mes&#8217;ud (ra)&#8217;den:</strong></font><font face="Maiandra GD" size="2">Demiştir ki; Resûlullâh (sav) &#8220;ki sadık ve  masdûk O&#8217;dur&#8221; bize şöyle buyurdu: &#8220;Her birinizin (mâye-i) hilkati ana rahminde  nutfe olarak kırk gün derlenir toplanır. Sonra tıpkı öyle alâka (kan pıhtısı)  olur. Sonra yine tıpkı öyle mudğa (et parçası) olur. Ondan sonra da melek  gönderilir, ona nefh-ı rûh eder. Ve dört kelimeyi yani rızkını, ecelini, amelini  ve şâki mi yoksa saîd mi olacağını (hükm-i kazâ ve kader olarak) yazması (o  meleğe) emrolunur. Kendisinden başka hak ilâh olmayan Allah&#8217;a kasem ederim ki,  içinizde öyle adam bulunur ki, ehl-i Cennet amelleriyle âmil ola ola kendisi ile  Cennet arasında bir arşından ziyâde mesâfe kalmaz. Derken (hükm-i) kitab (yâni o  yazının hükmü) ona galebe eder, ehl-i nâr ameli ile âmil olur da Cehennem&#8217;e  girer. Kezâlik içinizde öyle adam bulunur ki, ehl-i nâr ameli ile amil ola ola  kendisi ile Cehennem arasında bir arşından ziyâde mesâfe kalmaz. Derken (hükmü-i  kitab ona galebe eder, ehl-i Cennet ameli ile âmil olur da Cennet&#8217;e girer.(Bu  hadis-i şerifi, Bihari ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>5. Ümmü&#8217;l-Mü&#8217;minin Ümm-i  Abdu&#8217;llah Aişe-i Sıddika (ra)&#8217;dan:</strong>Demiştir ki, Resûlullâh (sav) Efendimiz  Hazretleri şöyle buyurdu: &#8220;Her kim bizim bu işimizin (yâni dinimizin) içine  ondan olmayan bir şeyi yeniden sokarsa (o yaptığı iş) merdûddur, başına  çalınır.&#8221;</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhari  ve Müslim rivâyet etmişlerdir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Müslim&#8217;den gelen diğer bir  rivyaette de şöyle denilmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Her kim emrimize (ahkâm-ı  dinimize) uygun olmayan bir amel işlerse o ameli merdûddur, başına çalınır.<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>6. Ebu Abdi&#8217;llâh Nu&#8217;mân  b. Beşir (ra)&#8217;dan:</strong>Demiştir ki, Resûlullâh (sav) Hazretlerinden kendim  işittim; şöyle buyuruyordu: Halâl belli, haram da bellidir. İkisi arasında da (halâl  mi, haram mı belli olmayan birtakım) şüpheli şeyler vardır ki, çok kimseler  onları bilmezler. Şüpheli şeylerden her kim sakınırsa, dinini ve ırzını  kurtarmış olur. Her kim şüpheli şeylerin içine dalarsa harâmın da içine dalmış  olur. (böylesi) tıpkı (içine girmek yasak edilen) koru etrâfında davar otlatan  çoban gibidir ki, sürüsünü o koruya (düşünüp) otlatmak tehlikesi karşısında  bulunur. Haberiniz olsun, her padişahın bir korusu olur. Biliniz ki, Allah&#8217;ın  korusu da harâm ettiği şeylerdir. Ağah olunuz, cesedin içinde bir et parçası  vardır ki, iyi olur olursa bütün cesed iyi olur. Bozuk olursa bütün cesed bozuk  olur. İşte o (et parçası) kalbdir.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhâri  ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>7. Ebu Rukayye Temin b.  Evs ed-Dâri (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki, Nebiyy-i Ekrem (sav) Efendimiz şöyle  buyurdu: &#8220;Din hemen nasihattır. Din hemen nasihattir. Din hemen nasihattir.&#8221; &#8220;Yâ  Resûla&#8217;llâh, kimin için nasihat?&#8221; diye sorduk. &#8220;Allah için, kitâbı için, Resûlü  için, Eimme-i müslimin ve âmme-i müslimin için.&#8221; buyurdular.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>8. Abdullah b. Ömer (rha)&#8217;dan:</strong>Demiştir  ki, Resûlullâh (sav) Efendimiz Hazretleri şöyle buyurdu: &#8220;Allâh&#8217;tan başka Hak  İlâh olmadığına ve Muhammed&#8217;in Resûlu&#8217;llâh olduğuna (zahirde) şehadet, namazı  ikâme, zekâtı edâ edinceye kadar nâs ile muhârebe etmek bana emrolundu. Onlar  bunları yapınca &#8220;Müslümanlık hakkın muktezâsı (olan hudûd) müstesnâ olmak üzere&#8221;  canların ve mallarını benim elimden kurtarırlar. (Batınlarından dolayı olan)  hesaplarına gelince, o (hesâbı görmek) Allâh&#8217;a kalmıştır.&#8221;</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>9. Ebû Hureyre Abdu&#8217;r-Rahmân  b. Sahr-ı Devsi (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki, kendim işittim, Resûlullâh (sav)  Efendimiz şöyle buyurdu: &#8220;Sizi her neden nehyedersem ondan ictinâb ediniz. Size  her neyi emredersem kudretiniz yettiği kadar yapınız (da nasıl yapacağınızı  sormayınız.) Zirâ sizden evvelki (ümmet)leri helâk eden, ancak onların çok çok  sormaları ve peygamberlerine muhâlefet etmeleri olmuştur.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhari  ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>10. Ebû Hüreyre (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki, Resûlullâh (sav) şöyle buyurdu: &#8220;Allahû Teâla pâkdır. Pâk olandan başkasını  kabûl etmez. Allahu Teâla mürsel olan Peygamberlerine neyi emrettiyse mü&#8217;minlere  de onu emretmiştir. (Peygamberler): &#8220;Ey peygamberler, pâk ve halâl taâmlardan  yiyiniz ve sâlih amel işleyiniz&#8221; (Mü&#8217;minlere de) &#8220;Ey iman edenler, rızk olarak  size verdiğimiz pâk ve halâl şeylerden yiyiniz&#8221; buyurdu. Ondan sonra Resûl-i  Ekrem (sav) Hazretleri (sözü döndüre dolaştıra) buyurdu ki, insan (Allah yolunda  uzun seferlere katlanır, saçları birbirine karışmış, yüzü gözü toza bulanmış,  &#8220;Yâ Râb! Yâ Rab!&#8221; diyerek ellerini gök yüzüne açar. Halbuki, yediği haram,  içdiği haram, giydiği haram. Haram ile beslenmiş. Böylesinin duâsı nereden  müstecâb olacak?&#8221;</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir.<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>11. Resulullah (sav)&#8217;in  torunu ve sevgili yavrusu Ebû Muhammed Hasan b. Ali b. Ebi Talîb (rha)&#8217;dan:</strong></font><font face="Maiandra GD" size="2">Demiştir ki, Resûlullah (sav) Hazretleri&#8217;nin  &#8220;(Hill ve hürmeti, fâide ve zararı) seni şüpheye düşüren şey&#8217;i bırak da  düşürmeyene bak.&#8221; buyurduklarını kendilerinden işitip belledim.(Bu hadis-i  şerifi Ahmed b. Şuayb-ı Nesei ile Ebu İsâ muhammed b. İsâ-yı Tirmizi rivâyet  etmişlerdir. Tirmizi: &#8220;Bu hadis hasen&#8217;dir, şahiddir.&#8221; diyor.)</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>12. Ebû Hüreyre (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki, Resûlullâh (sav) Hazretleri: &#8220;Kişinin mâlâya&#8217;niyi terketmesi, iyi müslüman  olduğu(nun alâmetleri)ndendir.&#8221; buyurdu.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerif hasen  olup onu Tirmizi gibi başkan da böylece (mevsülen) rivayet etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>13. Resûlullâh (sav)&#8217;in  hadimi Ebû Hamza Enes b. Malik (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki: Resûlullâh (sav)  Efendimiz: &#8220;Her biriniz kendi nefsi için neyi severse (yani arzu ederse  Müslüman) kardeşi için de onu arzu etmedikçe mü&#8217;min olmuş olmaz.&#8221; buyurdu.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Bûhari  ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>14. İbn-i Mes&#8217;ud (rha)&#8217;den)</strong>Demiştir  ki: Resûlullâh (sav) şöyle buyurdu: (Şu) üç sebebden biri olmadıkça hiç bir  Müslümanın kanı halâl olmaz: Biri, seyyib zâninin (yani başından nikâh geçmiş  zaninin ki, recm olunur), diğeri kat-i nefs edenin (ki maktûle bedel kısas  olunur), biri de dinin terk eden ve cemâatten ayrılanın (ki, katl olunur).</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhari  ve Müslim rivâyet etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>15. Ebu Hüreyre (rha)&#8217;den:</strong>Demiştirki:  Resûlullâh (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: &#8220;Allah&#8217;a ve âhiret gününe imânı olan,  ya hayır söylesin, ya ağzını mühürlesin. Allah&#8217;a ve âhiret gününe imânı olan,  komşusuna ikrâm etsin. Allah&#8217;a ve âhiret gününe imânı olan, misafirine ikrâm  etsin.&#8221;</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhâri  ile Müslim rivayet etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>16. Ebû Hüreyre (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki: biri Nebiyy-i Ekrem (sav) Hazretlerine &#8220;Yâ (Resûla&#8217;llah), bana vasiyyet yâni  nasihat et&#8221; dedi. (Cevâben) gazab etme, buyurdu. O kimse talebini birkaç defa  tekrâr etti. (Hepsinde) gazab etme cevâbını verdi.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhari  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>17. Ebû Ya&#8217;lâ Şeddâd b.  Evs (ra)den:</strong>Demiştir ki, Resûl-i Ekrem (sav) efendimiz şöyle buyurdu: Allahû  Teâla (cc) ve Tekaddes Hazretleri her şeye güzel muâmele edilmesini (iyilikle  davranılmasını) emretmiştir. Öyle ise (canlı bir mahlûku haklı olarak)  öldüreceğiniz vakitte (maktûlü ta&#8217;zîb etmiyecek) güzel bir sûret-i katli ihtiyâr  ediniz. Kezâlik bir hayvanı boğazladığınız vakitte (hayvana ezâ vermiyecek)  güzel bir sûrette boğazlayınız. Her hanginiz böyle bir işe girişecek olursa,  bıçağını (iyice) bilesin ve zebîhasını (yâni keseceği hayvanı) rahatlandırsın.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadîs şerîfi, Müslim  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>18. Ebû Zer Cündüb b.  Cünâdete&#8217;l-Gıfârî ile Ebû Abdi&#8217;r-Rahmân Muâz b. Cebel (rha)dan:</strong>Demişlerdir  ki, Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: Her nerede olursan ol,  Allah&#8217;tan ittikâ üzere bulun (yâni hakkını gözet ve gözetmemekten sakın).  Seyyienin ardınca hemen haseneyi yetiştir ki, o seyyieyi mahvedesin. Halka da  güzel huy ile muâmele et.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadîs-i Tirmizî rivâyet  etmiş olup (Hadis-i Hasen) olduğunu da tasrif eylemiştir. Bâzı nüshalara göre, (Hasen,  Sahîh) diye kayıdlamıştır.<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>19. Ebu&#8217;l-Abbâs Abdullâh  b. Abbâs (ra)&#8217;dan:</strong>Demiştir ki, birgün Resûl-i Ekrem (sav)&#8217;in terkisinde  idim. Buyurdu ki: Evlâd, sana bir kaç söz belleteyim: Allah&#8217;ı (yâni emir ve  nehyini) gözet ki, Allah&#8217;da seni gözetsin. Allah&#8217;ı gözet ki, O&#8217;nu karşında  bulasın. (Bir şey) istediğin vakit Allah&#8217;tan iste. Yardım dilediğin vakit  Allah&#8217;tan dile. Şunu bil ki, cemi mahlûkat el birliğiyle sana bir fâide ve  menfaat bahş etmek isteseler, Allah&#8217;ın sana yazdığından fazla bir şey  bahşedemezler. Kezâlik cemi mahlûkat el birliğiyle sana bir zarar vermek  isteseler, Allah&#8217;ın sana takdir ettiği zarardan ziyadesini yapamazlar. Kalemler  (işleri hitâma erip) kaldırılmış, sahifeler de (üzerlerindeki yazılar tamam  olup) kurumuştur.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i Şerifi, Termizi  rivâyet edip, (Hasen, Sahih) olduğunu söylemiştir. Tirmizi&#8217;den başkasını  rivâyetine göre ise şöyle buyrulmuştur.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Allah&#8217;ı gözet ki, O&#8217;nu  önünde bulasın. Geniş zamanında Allah&#8217;a kendini sevdir ki, O da seni sıkıntı  zamanında tanısın (sevsin). Bilmiş ol ki, (takdir-i İlâhi&#8217;ye göre) başına  gelmiyecek olan şeyin sana isabet edeceği yok. Ve sana isabet edecek olan şeyden  de senin kurtulacağın yok. Bilmiş ol ki, nusrat (-ı İlâhiyye) sabır ile,  küşâyiş-i kalb de gam ve gussa ile beraberdir. Her güçlükle berâber bir kolaylık  vardır.<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>20. Ebû Mes&#8217;ûd Ukbe b.  Amr el-Ensâri el-Bedri (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki, Resûlullah (sav) Hazretleri  şöyle buyurdu: &#8220;Utanmadıktan sonra dilediğini yap&#8221; sözü, ilk nübüvvet  zamanlarından nâsın hatırında kalan sözlerdendir.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhari  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>21. Ebû Amr (yahud ebû  Amre) Süfyan b. Abdullâh Sakafi (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki: &#8220;Yâ Resûla&#8217;llah!  İslâm&#8217;a dâir bana bir söz söyle ki, Senden başka birinden daha sormaya muhtaç  olmayayım.&#8221; dedim. &#8220;Âmentü bi&#8217;llâh&#8230;. de ondan sonra da dosdoğru ol (yâni  Allah&#8217;ın emrine imtisâl ve nehyinden içtinâbda sâbit ol).&#8221; buyurdu.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>22. Ebû Abdillah Câbir  b. Abdillhah Ensari (ra)&#8217;dan:</strong>Demiştir ki, biri Resûlullah (sav)  Hazretleri&#8217;nden şu suâli sordu: &#8220;Ne buyurursunuz? Eğer ben (beş vakit) <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/32-otuz-iki-farz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">farz</font></a> namazları kılar, Ramazan&#8217;ı tutar, halâli  helal ve harâmı haram kılar da bundan ziyâde hiç bir şey yapmasam Cenne&#8217;te girer  miyim? Resûl-i Ekrem (sav), &#8220;Evet&#8221; buyurdular.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir. Harâm haram kılmaktan murad haramdan içtinâbdır. Halâli halâl  etmek de onu halâl i&#8217;tikâd ederek yapmak demektir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>23. Ebû Mâlik Hâris b.  Âsım Eş&#8217;ari (rha)&#8217;den:</strong>Demiştir ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle  buyurdu: (Abdest veya sâir) temizlik, imânın yarısıdır. &#8220;El-Hamdü li&#8217;llah&#8221;  (sözü) mizânı doldurur. &#8220;Subhâna&#8217;llâh ve&#8217;l-hamdü li&#8217;llâh&#8221; (sözleri) de gözlerle  yerin arasını doldurur. Namaz nûrdur. Sadaka (imâna) bürhandır. Sabır (zulumât-ı  gam ve gussayı gideren) zıyâdır. Kur&#8217;ân da (haline göre) ya lehine ya aleyhine  hüccettir. Herkes sabah olunca işine gücüne gider. ve nefsini (ya Allah&#8217;a, ya  mâsiva&#8217;llâh&#8217;a) satar da (neticede) ya âzâd, ya helâk eder.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadisi-i Şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>24. Ebû Zerr-i Gıfâri (ra)&#8217;den:</strong>Nebiyy-i  Ekrem (sav) Efendimiz Rabb-ı Celil-i Teâla ve Tekaddes Hazretlerinden rivâyet  ettiklerinden olmak üzere âdideki Hadis-i Kudsi&#8217;yi nakil buyurdu:</font><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ey kullarım, muhakkak  biliniz ki, ben zulmü kendime harâm ettim. (Zulümden müteâli ve münezzehim.)  Sizin aranızda da zulmü harâm ettim. Öyle ise, birbirinize zulmetmeyiniz. Ey  kullarım, benim hidâyet ettiklerimden başka hepiniz dalâlettesiniz. Öyle ise  benden hidâyet dileyiniz de size hidâyet vereyim. Ey kullarım, benim  beslediklerimden başka hepiniz açsınız. Öyle ise benden taâm dileyiniz ki, sizi  besliyeyim. Ey kullarım, benim giydirdiklerimden başka hepiniz çıplaksınız. Öyle  ise benden giyecek isteyiniz ki, sizi giydireyim. Kullarım, siz gece gündüz hep  hatâ işlerseniz. Ben de baştan başa bütün günahları mağfiret ederim. Öyle ise  bana istiğfar ediniz ki, size mağfiret edeyim. Ey kullarım, sizin bana zarar  vermek elinizden gelmez ki, bana zarar verebilesiniz. Bana menfaat vermek  elinizden gelmez ki, bana nef&#8217;iniz dokunabilsin. Ey kullarım, eğer evveliniz,  âhiriniz, insiniz, cinniniz içinizde en takıy olan kim ise onun kalbi gibi (hep  mut&#8217; kalbli) olsanız yine mülküme ziyâde hiç bir şey katılmış olmaz. Ey  kullarım, eğer evveliniz, âhiriniz, insiniz, cinniniz içinde en fâcir olan kim  ise onun kalbi gibi (hep âsi, kalbi) olsanız yine mülkümden bir şey eksilmez. Ey  kullarım, eğer evveliniz, âhiriniz, insiniz, cinniniz hep bir yerde durup benden  matlublarınız dilesiniz de hep birinize (ayrı ayrı) dileğini versem bu bahşayış  nezdimdeki hazine-i atâdan iğne denize girdiğinde denizden ne eksiltirse ondan  ziyâde bir şey eksiltmez. Ey kullarım, ameller hep sizin amellerinizdir. Ben  onları sizin hesâbınıza noksansız olarak zabtederim. Sonra karşılığını size  tastamam gösteririm. Artık her kim (karşılık olarak) hayır bulursa, Allah&#8217;a hamd  etsin. Her kim de başka şey bulursa, kendisinden başkasına levm etmesin.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>25. Ebû Zerr-i Gıfâri (ra)&#8217;den:</strong>Ashâb-ı  Resûlullah (sav)&#8217;den (ve fukarâ-yı Muhacirinden) bazı kimseler Nebiyy-i Ekrem  (sav)&#8217;e dediler ki:</font><font face="Maiandra GD" size="2">Ya Resûla&#8217;llah, ehl-i  servet olanlar (büyük büyük) ecirleri alıp gidiyorlar. Hem bizim gibi namaz  kılıyor, bizim gibi oruç tutuyarlar, hem de artan mallarıyla sadaka veriyorlar.  Hazret-i Resûl (sav) buyurdu ki:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Allahû Teâla ve Tekaddes  Hazretleri size tasadduk edecek şey vermemiş mi (ki, böyle söylüyorsunuz)? her  tesbihinize mukâbil sadaka (ecri) vardır. Her tekbirinize mukâbil sadaka (ecri)  vardır. Her tahmidinize mukâbil sadaka (ecri) vardır. Her tehlilinize mukabil  sadaka (ecri) vardır. Emr-i bi&#8217;l-ma&#8217;rufda da sadaka ecri var. Nehy-i ani&#8217;l-münkerde  de sadaka ecri var. Hattâ birinizin (ehline) mukârenet etmesinde de sadaka ecri  var.&#8221; dediler ki:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ya Resûla&#8217;llâh, birimiz  şehvetini kazâ ederse, yine nâil-i ecir mi olur? (Cevâben) buyurdu ki:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Söyleyin! O kimse şehvetini  harâm ile kazâ edeydi ona vizr (yâni günah) olmayacak mıydı? İşte bunun gibi  halâl ile de kazâ-ı şehvet ederse ecre nâil olur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i Şerifi, Müslim  rivayet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>26. Ebû Hüreyre (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki, Resûlullâh (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: &#8220;insanın mefâsılından her biri  için güneş doğar her günde (şükrâne-i afiyet olarak) bir sadaka lâzımdır. İki  kimsenin arasını bulup ıslâh etmen sadakadır. Bir kimseye, hayvanına binerken  yardım edip bindirmen yâhud yükünü hayvanına yüklemekte ona muavenette bulunman  sadakadır. Kelime-i Tayyibe sadakadır. Namaza gitmek için attığın her adıma  bedel bir sadaka (ecri) vardır. Ezâ verecek şeyi geçecek yoldan uzaklaştırman  (bile) sadakadır.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu Hadis-i şerifi, Bûhari  ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>27. Nevvâs b. Sem&#8217;ân (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki, Nebiyy-i Ekrem (sav) Hazretleri şöyle buyurdu:</font><font face="Maiandra GD" size="2">Birr (yani iyi iş, iyilik)  ahlak güzelliğidir. İsm (yani günâh) da nefsinde iz bırakıp da başkalarınca  ma&#8217;lûm olmasını istemediğin şeydir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivayet etmiştir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Vâbisete&#8217;bn-i Ma&#8217;bed (ra)  de rivâyete göre şöyle demiştir:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Resûlullah (sav)&#8217;in  huzûruna vardım.Birr&#8217;in ne olduğunu sormağa mı geldin? diye ben suâl etmeden)  sordu. Evet, dedim. Buyurdu ki:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Kalbine danış (kalbinden  fetvâ iste). İyilik nefsi te&#8217;min, kalbi tatmin eden; günah da nefiste iz bırakan  ve başkaları fetva verseler, fetvalar verseler bile sînede yine tereddüdden  kurtulmayan (vicdânı teskin etmeyen) şeydir.&#8221;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu, Ahmed b. Hanbel ile  Dârimi&#8217;nin müsnedlerinde isnâd-ı ceyyid ile bize rivâyet olunan bir hadis-i  sahihdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>28. Ebû Nech Irbâd b.  Sâriye (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki, Resûlullah (sav) (bir gün) bize öyle bir va&#8217;zda  bulundu ki, (dinleyenlerin) gönülleri titredi. Gözleri yaşardı. Dedik ki:</font><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ya Resûla&#8217;llâh, bu, vedâ&#8217;  edip gidecek kimsenin va&#8217;zına benziyor. (Bâri) bize bâzı vesâyâda bulun.&#8221;  Cevâben buyurdu ki:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Size Allâh&#8217;a karşı  ittikâyı ve üzerinize emir olan bir kimse abd(-i Habeşi) de olsa, sözünü  dinleyip ona itâat etmegi vasiyet ederim. Bir de içinizden yaşayan olursa, bir  çok ihtilâflar görecektir. İşte böyle zamanlarda benim sünnetime ve hidâyet  üzere olan Hulefâ-yı Râşidin&#8217;in sünnetine yapışınız. Sünnete dört el ile  sarılınız. Ve muhaddesât-ı umûrdan sakınınız. Zirâ her bid&#8217;at dalâletdir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Ebû  Davut ile Tirmizi rivâyet etmişlerdir. Tirmizi hadisi &#8220;hasen, sahih&#8221; kaydı ile  tansif eylemiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>29. Muâz b. Cebel (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki: (Resûlullah (sav) ile Tebük gazâsına çıkmıştık. Sıcak bastı. Herkes birer  tarafa dağıldı. Bir de baktım ki, Resûlullâh (sav) yanı başımdadır. Hemen ona  yaklaşıp: &#8220;Ya Resûla&#8217;llah, beni Cenne&#8217;te sokacak ve Cehennem&#8217;den uzaklaştıracak  bir ameli bana haber ver&#8221; dedim. Buyurdu ki: &#8220;Sen çok büyük bir şey sordun.  Maahâzâ Allahû Teâla&#8217;nın müyesser kıldığı kimseye göre herhalde âsândır. Allah&#8217;a  &#8220;hiç bir şeyi şerik etmemek üzere&#8221; ibâdet edersin. Namazı kılar, zekâtı verir,  Ramazan&#8217;ı tutar, Beytu&#8217;llâh&#8217;ı Hacc edersin.&#8221; Ondan sonra buyurdu ki: &#8220;Sana hayır  kapılarına delalet edeyim mi? Oruç siper ve kalkandır. Sadaka günâhı, &#8220;su ateşi  söndürür gibi&#8221; söndürür. Gece ortasında adamın namaz kılması da böyledir.&#8221;  Sonra: &#8220;Onlar (mü&#8217;minler) öyle kimselerdir ki, yanları yataklarından uzak durup  ibâdete kıyâm ederler. Rab&#8217;larına kâh korkarak, kâh umarak duâ ederler. Ve rızık  olarak kendilerini verdiğimizden de infak ederler. İşte bunlar için&#8221; yapmış  oldukları amellerin mükâfatı olar&#8221; ne sevinçler sakladığımızı hiç bir kimse  bilemez&#8221; âyet-i kerimelerini (Secde Sûresi:16-17) tilâvet buyurdu. Ondan sonra:  &#8220;İşin (dinin) başı, direği, en yüce tarafı nedir sana haber</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Termizi  rivâyet edip &#8220;Hasen, Sahih&#8221; demiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>30. Ebû Sa&#8217;lebete&#8217;l-Huşeni  Cürsûmi&#8217;bn-i Nâşir (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle  buyurdu: Allahû Teâla bir takım şeyleri <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/54-elli-dort-farz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">farz</font></a> kılmıştır. Onları zâyi&#8217; etmeyiniz. (Bâzı  meâsi için) birtakım hadler (yâni cezâlar) göstermiştir. Onlara da tecâvüz  etmeyiniz. Bir takım şeyleri harâm etmiştir. Onlara el uzatmayınız. Bir takım  şeylerden de unutkanlık (eseri) olmayarak size (mahzâ) merhamet olsun için sükût  etmiştir. Onları soruşturmayınız.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerif,  Dârekutni ile diğerlerinin tahric ettiği bir Hadis-i Hasen&#8217;dir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>31. Ebû&#8217;l-Abbâs Sehli&#8217;bn-i  Sa&#8217;di&#8217;s-Sâidi (ra)&#8217;den</strong>Demiştir ki, Bir zât Nebiyy-i Mükerrem (sav)&#8217;in  huzûruna gelerek: &#8220;Yâ Resûla&#8217;llah, bana öyle bir amel göster ki, onu yaptığım  zaman beni hem Allah sevsin, hem de halk sevsin&#8221; dedi. (Resûlullah (sav) buyurdu  ki: &#8220;Dünyâdan rağbetini kes ki, Allah seni sevsin. Herkesin elinde olandan da  rağbetini kes ki, halk seni sevsin.&#8221;</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerif, İbn-i  Mâce ile diğerlerinin esânid-i hasena ile rivâyet ettikleri bir Hadis-i  Hasen&#8217;dir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>32. Ebû Said Sa&#8217;di&#8217;bn-i  Mâliki&#8217;bn-i Sinân-ı Hudri (ra), Resûlullah (sav)&#8217;in:</strong>&#8220;Zarar vermek de, zarar  ile karşılamak da yok&#8221; buyurduğunu rivâyet ediyor.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerif, İbn-i  Mâce ve Dârekutni ile başkalarının müsned (yani mevsûl) olarak rivâyet ettiği  bir Hadis-i Hasen&#8217;dir. İmam-ı Malik de &#8220;Muvatta'&#8221;nda bu hadis-i şerifi Amr b.  Yahyâ&#8217;dan, o da babasından olmak üzere Nebiyy-i Ekrem (sav)&#8217;den mürsel olarak  rivâyet etmiş ve Ebû Said-i Hudri-yi iskat eylemiştir. Bunun yekdiğeri takviye  eden başka tarikleri de vardır.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>33. İbn-i Abbâs (rha)&#8217;dan:</strong></font><font face="Maiandra GD" size="2">Demiştir ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle  buyurdu: Herkese (mücerred) da&#8217;vâları üzerine diledikleri verilmiş olsa bir çok  adamlar bir çok kimselerin mallarını, canlarını iddiâ eder dururlar. Lâkin  beyyine müddeiye, yemin de inkâr edene düşer.(Bu hadis-i şerif, hasen olup  Beyhaki ile başkaları bunu bu lâfz ile rivâyet etmişlerdir. Bir parçası  Sahihayn&#8217;da da vardır.)</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>34. Ebû Sâid-i Hudri (rha)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: İçinizden her kim bir münker  görürse onu eliyle, buna kudreti yetmezse, dili ile tağyir etsin. Ona da kudreti  yetmezse kalbi ile inkâr etsin (yâni beğenmesin). Bu sonuncusu imânın en  zaifidir.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>35. Ebû Hüreyre (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: Birbirinize hased etmeyiniz. Alış  verişte birbirinizi aldatmayınız. Birbirinize buğzetmeyiniz. Birbirinize dargın  durmayınız. Birbirinizinin pazarlığı bitmiş alış verişini bozmayınız. Ey  Allah&#8217;ın kulları, kardeş olunuz. Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez.  (İmdad ve nusret deminde) onu kendi hâline bırakmaz. Ona yalan söyleyip  aldatmaz. Ona hor bakmaz. (�ç kere sadr-ı şerifine işaret buyurarak:) Takvâ işte  buradadır. Bir kimse müslüman kardeşine hor bakdımı, işte şerrin bu kadarı ona  yeter (artar bile). Müslümanın her şeyi; canı, malı, ırzı müslümana haramdır.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>36. Ebû Hüreyre (ra)&#8217;den:</strong>Demiştir  ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: Her kim bir mü&#8217;minin dünya  derdlerinden bir derdini def&#8217; ederse, Allah da onun kıyâmet günündeki  dertlerinden bir (büyük) derdi def&#8217; eder. Her kim muzâyakada bulunan (bir boçlu  veya diğer bir) fakîre kolaylık gösterirse, Allah da dünya ve âhirette ona  kolaylık gösterir. Her kim bir Müslüman(ın ayıbını ve çıplak ise bedeni)ni setr  ederse, Allah da onu dünya ve âhirette setreder. Bir kul, kardeşinin yardımında  oldukça Allah da o kula hep yardım eder durur. Her kim ilm(-i nâfi&#8217;) aramak için  bir târika sülûk ederse, bu sâyede Allah da ona Cennet&#8217;e doğru kolay bir tarik  açar. Allah evlerinden bir evde Kitâbu&#8217;llâh&#8217;ı tilâvet ve aralarında O&#8217;nu tedris  ve tederrüs halinde bulunan hiç bir kavim yoktur ki, üzerlerine sekinet nazil  olmuş, rahmet-i İlâhiyye kendilerini bürümüş, her yanlarını sarmış ve Allahu  zü&#8217;l-Celâl kendilerini (mel-i A&#8217;lâ&#8217;da) nezdinde olanlara anmış olmasın. her kim  ameli geri bırakırsa sebebi ile götüremez.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Müslim  bu lâfz ile rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>37. İbn-i Abbâs (rha)&#8217;den:</strong></font><font face="Maiandra GD" size="2">Demiştir ki, Resûlullah (sav) Rabb-ı Celili  Tebârek ve Teala Hazretlerinden rivâyet ettiklerinden olmak üzere âtideki  Hadis-i Kudsi&#8217;yi nakl buyurdu:Allâhu Teâla ve Tekaddes Hazretleri hasenât ile  seyyiâtı yazmış (ezelden takdir etmiş ve Levh-i Mahfûz ile defâtir-i a&#8217;mâle  geçirmiş)dir. Ondan sonra (bu icmâli tefsil ve) beyân buyurarak dedi ki:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Her kim bir haseneye kasd  ve niyet eder de onu işlemezse, onu Cenâb-ı Hak nezd-i İlâhisinde bir hasene-i  kâmile olarak yazar. Eğer kasd eder ve işlerse, onu nezd-i İlâhisinde on  haseneden yediyüz kata kadar, belki ed&#8217;âf-ı kesiresi ile yazar. Her kim de bir  seyyieye kasd edip işlemezse, onu nezd-i İlâhisinde bir hasene-i kâmile olarak  yazar. Eğer kasd edip işlerse, onu yalnız bir seyyie olarak yazar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhari  ile Müslim rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>38. Resûlullâh (sav)&#8217;in  şöyle buyurduğu Ebû Hüreyre (ra)&#8217;den rivâyet olunuyor:</strong>Allahu Teâla buyurdu  ki:</font><font face="Maiandra GD" size="2">Her kim benim velilerimden  bir veliye düşmanlık ederse, şüphesiz ben ona i&#8217;lân-ı harb ederim. Benim kulum,  üzerine farz ettiğim şeyden daha sevgili hiç bir şey ile bana tekarrüb edemez.  Bir de kulum nevâfil ile bana peyderpey tekarrüb ede ede nihâyet öyle bir hâle  gelir ki, ben onu severim. Onu sevdiğim vakitte de onun işitmesine vâsıta olan  kulağı, görmesine vâsıta olan gözü, tutup yakalamasına vâsıta olan eli,  yürümesine vâsıta olan ayağı, (anlamasına vâsıta olan kalbi, söylemesine vâsıta  olan dili) olurum. Öylesi benden (bir şey) isterse muhakkak veririm. Bana  sığınırsa, onu hıfz ve siyânet ederim.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhâri  rivâyet etmiştir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Lâkin Onun metninde:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ölmeyi istemeyen,  kendisine sû-i muâmelede bana hoş gelmeyen, halbuki (Hasbe&#8217;l-takdir) ölmemesine  de çâre olmayan mü&#8217;min kulumun rûhunu kabzetmekteki tereddüdüm kadar fâili  olduğum hiç bir şeye tereddüt göstermedim.&#8221;<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>39. İbn-i Abbâs (rha)&#8217;dan:</strong>Demiştir  ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: Şüphesiz Allahû Teâla ümmetimden  hatayı, nisyânı, ikrâh olundukları şeyler (den hâsıl olacak günahlar)ı bana  bağışladı.</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerif, bir  Hadis-i Hasen olup, İbn-i Mâce ile Beyhaki ve mâadâları rivâyet etmişlerdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>40. İbn-i Ömer (rha)&#8217;dan:</strong>Demiştir  ki, Resûlullah (sav) (birgün) omuzumdan tutup buyurdu ki: Dünyâda bir garib  (yabancı) yâhud bir yolcu imişsin gibi ol. (Ve kendini ehl-i kuburdan say.)</font><font face="Maiandra GD" size="2">İbn-i Ömer (rha):  &#8220;Akşamladığın vakit sabaha (çıkmağa) muntazır olma. Sabahladığın vakit de akşama  (varmağa) muntazır olma. Sıhhatinden istifâde edip marazına, hayâtından istifâde  edip mevtine hazırlık yap.&#8221; der idi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Buhari  rivâyet etmiştir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>41. Ebû Muhammed  Abdullâh b. Amr b. El-Âs (rha)&#8217;dan</strong>Demiştir ki, Resûlullah (sav) Hazretleri  şöyle buyurdu: &#8220;Hiç birinizin iradesi (arzuzu) benim tebliğ ettiğim şeylere  tâbi&#8217; olmadıkça mü&#8217;min olmuş olmazsınız.&#8221;</font><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, &#8220;Kitâbü&#8217;l-Hücce&#8221;de  isnâd-ı sahih ile bize rivâyet olunan bir hadis-i sahihdir.)<br />
</font></p>
<hr align="justify" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>42. Rasûlullah (sav)&#8217;in  şöyle buyurduğu Enes (ra)&#8217;den rivâyet olunuyor:</strong>Allahû Teâlâ buyurdu ki:</font><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ey Âdem-oğlu, sen bana  yalvarıp benden ümmid-vâr oldukça senden sâdır olan (günahlar) her ne olursa  olsun sana mağfiret ederim ve aldırmam. Ey Âdem-oğlu, senin günahların gökyüzünü  kaplayacak dereceyi bulsa da benden mağfiret dilesen sana mağfiret ederim. Ey  Âdem-oğlu, bütün yer dolusu günahlar getirirsen de sana bana hiç bir şeyi şerik  tutmayarak huzûruma çıksan herhalde ben sana bütün yer dolusu mağfiret veririm.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Bu hadis-i şerifi, Tirmizi  rivâyet etmiş olup, &#8220;Hadis, Hasendir, Sahihdir&#8221; demiştir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Kavâid-i İslâm&#8217;ı cem&#8217; edip  usül ve furû&#8217; ve edâb ile sâir vücûh-ı ahkâma dâir sayıya gelmez envâ-ı ulûmu  mutazammın olan Ahâdis-i şerife&#8217;den beyânına niyet ettiklerim işte burada  bitiyor.&#8221; (Mütercim:Ahmed Naîm) vereyim mi?&#8221; dedi. Evet ya Resûla&#8217;llâh, dedim.  Dedi ki: &#8220;İşin başı İslâm&#8217;dır. Direği namazdır. En yüce tarafı cihâddır.&#8221; Ondan  sonra: &#8220;Bu dediklerimin hepsini tutan, sebeb-i bakâ ve kemâli olan nedir sana  söyliyeyim mi?&#8221; diye sordu. Evet yâ Resûlallah deyince mübâret dilini (eliyle)  tutup, &#8220;İşte şunu tut&#8221; buyurdu. Dedim ki: Ya Nebiyya&#8217;llâh, biz söylediğimiz  sözlerle de mi muâhaze olunacağız?&#8221; Buyurdu ki: &#8220;Herkesi Cehennem&#8217;de yüzükoyun  düşüren, dillerinin biçtiklerinden (yâni kazandıklarından) başkası mı  zannedersin.&#8221;</font></p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/40-kirk-hadis/">40 Hadis</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/40-kirk-hadis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>22</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
