<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Dili | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2018 13:47:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Yazıtlar Hakkında Bilgi (1. Bölüm)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-1-bolum/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-1-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2014 15:31:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=88781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik san’a-tının esasları. Türk gururun ilâhi yüksekliği. Türk feragat ve faziletinin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-1-bolum/">Yazıtlar Hakkında Bilgi (1. Bölüm)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik san’a-tının esasları. Türk gururun ilâhi yüksekliği. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği. Türk içtimai hayatının ulvi tablosu. Türk edebiyatının ilk şaheseri. Türk hitabet sanatının erişilmez şaheseri. Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı. Yalın ve keskin üslûbun şaşırtıcı numunesi. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık. Türk dilinin mübarek kaynağı. Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği. Türk yazı dilinin başlangıcını milâdın ilk asırlarına çıkartan delil. Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser. İnsanlık âleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezar taşları. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı. vs. vs.</p>
<p>Orhun âbidelerini vasıflandırmak isteyince, insanın zihninde işte bu gibi ifadeler sıralanmaktadır. Orhun âbideleri Göktürk devrinden kalma kitabelerdir. Göktürkler, milâttan önceki asırlarda Hunlar tarafından kurulup, değişen sülâleler ve boylar idaresinde devam edegelen Asya’daki büyük Türk imparatorluğunun 6. asırla 8. asır arasındaki devresinde hüküm sürmüşlerdir. 6. asrın ilk yarısında Türk devletinin başında Avarlar bulunuyordu. 552 tarihinde Bumın Kağan Avar idaresine son vererek Türk devletinin Göktürk hanedanı devrini açtı. O devirde büyük kağanlığın merkezi devletin doğu kısmında idi ve batı kısmı da doğuya bağlı tâbi bir kağanlıkla idare ediliyordu. Bumın Kağanın kardeşi İstemi Kağan da 576′ya kadar bu batı bölümünün kağanı idi.</p>
<p>Bumın Kağan, Göktürk hâkimiyetini kurduğu sene içinde Öldü ve sırasıyla üç oğlu, büyük kağanlık yaptılar. Birincisi 553′te, ikincisi 553-572′de, üçüncüsü de 572-581 tarihlerinde hüküm sürdüler. Bunlardan ikincisi olan Mukan zamanında devlet Mançurya’dan İran’a kadar uzanan kuvvetli bir imparatorluk hâline geldi. Daha sonra devlet, bir yandan kuvvetli hakanların yokluğu ve devleti teşkil eden kavimlerin çekişmeleri, öte yandan bilhassa Çin entrikası yüzünden bir sürü karışıklıklar geçirdi ve nihayet 630′da devletin asıl doğu kısmı Çin hâkimiyetine geçti. Zamanla Çin hâkimiyeti batı kısmına da sira&gt; ~; etmeğe başladı. Fakat bu Çin esareti daha fazla devam etmedi ve Kutluğ Kağan veya ikinci adıyla îltiriş Kağan, Çin hâkimiyetine son vererek 680-682 senesinde devleti yeniden toparladı. İltiriş Kağan ve 691′de ölünce yerine geçen kardeşi Kapgan Kağan idaresinde devlet yeniden eski haşmetini buldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><center></center>&nbsp;</p>
<p>İltiriş Kağan’ın Bilge ve Kül Tigin adlı iki oğlu vardı. Öldüğünde bunlar 8 ve 7 yaşlarında idiler. Kapgan Kağan 716′da ölünce idareyi onun oğullan almak istedi. Fakat Bilge ve Kül Tigin kardeşler buna mâni olarak ve amcazadelerini tasfiye ederek babalarının devletine el koydular ve Bilge Kağan hükümdar oldu. İki kardeş babalarının ve amcalarının devrinden kalmış ihtiyar vezir, Bilge Kağan’ın kayınpederi Tonyukuk’un da yardımıyla devleti daha da kuvvetlendirdiler. Sonra 731′de Kül Tigin, 734′te de Bilge Kağan öldü. Bilge Kağan’ın ölümünden 10 sene kadar sonra da Uygurlar, devleti ele geçirerek 745′te Göktürk hâkimiyetine son verdiler.</p>
<p>İşte bu kitapta sunduğumuz Orhun âbideleri, bu Türk hanedanının Bilge Kağan devrinin mansulleri-dir. Birincisi olan Kül Tigin âbidesini ağabeyisi Bilge Kağan 732′de diktirmiş, ikincisi olan Bilge Kağan âbidesini de ölümünden bir yıl sonra 735′te kendi oğlu olan kağan diktirmiştir. Üçüncü olarak verilen Tonyukuk âbidesi ise 720-725 senelerinde kendisi tarafından dikilmiştir. Orhun civarında Orhun yazısı ile yazılı daha başka kitabeler de bulunmuştur. Belli başlıları altı tanedir. Fakat bunların en büyükleri ve mühimleri bu üç tanesidir.</p>
<p>Orhun âbidelerine Orhun kitabeleri de denir. Şüphesiz bunlar kitabedir. Fakat hem maddî bakımdan, hem manevi bakımdan bu kitabeler söz götürmez birer abidedirler. Muhtevaları gibi heybetli yapıları da âbide hüviyetindedir. Onun için bunları ifade eden en iyi isim Orhun âbideleri tâbiridir.</p>
<p>Kül Tigin âbidesi, kağan olmasında ve devletin kuvvetlenmesinde birinci derecede rol oynamış bulunan kahraman kardeşine karşı Bilge Kağan’ın duyduğu minnet duygularının ve kendisini sanatkârane bir vecd ve coşkunluğun içine atan müthiş teessürün ebedî bir ifadesidir. Bilge Kağan bu ruh hâli ile âbide inşaatının başında oturup, eserin hazırlanmasına bizzat nezaret etmiştir. Abidedeki ulvî ve mübarek hitabe onun ağzından yazılmıştır, âbidede o konuşmaktadır, müellif odur.</p>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-2-bolum/">2 BÖLÜM &gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;</a></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-1-bolum/">Yazıtlar Hakkında Bilgi (1. Bölüm)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazıtlar Hakkında Bilgi (2. Bölüm)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-2-bolum/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-2-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2014 15:31:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=88782</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kül Tigin âbidesi, kaplumbağa şeklindeki oyuk bir kaide taşına oturtulmuştur. Keşfedildiği zaman, bu kaidenin yanında devrilmiş bulunuyordu. Bilhassa devrik vaziyette rüzgâra maruz kalan kısımlarında tahribat ve silintiler olmuştur. Sonradan yerine dikilmiştir. Yüksekliği 3,75 metredir. İtina ile yontulmuş, bir çeşit kireç taşı veya saf olmayan mermerdendir. Yukarıya doğru biraz daralmaktadır. Dört cephelidir. Doğu ve batı cephelerinin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-2-bolum/">Yazıtlar Hakkında Bilgi (2. Bölüm)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kül Tigin âbidesi, kaplumbağa şeklindeki oyuk bir kaide taşına oturtulmuştur. Keşfedildiği zaman, bu kaidenin yanında devrilmiş bulunuyordu. Bilhassa devrik vaziyette rüzgâra maruz kalan kısımlarında tahribat ve silintiler olmuştur. Sonradan yerine dikilmiştir. Yüksekliği 3,75 metredir. İtina ile yontulmuş, bir çeşit kireç taşı veya saf olmayan mermerdendir. Yukarıya doğru biraz daralmaktadır. Dört cephelidir. Doğu ve batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimdir. Güney ve Kuzey cepheleri ise aşağıda 46, yukarıda 44 santimdir. Âbidenin üstü kemer şeklinde bitmektedir ve yukarı kısımda beş kenarlı olmaktadır. Doğu cephesinin üstünde kağanın işareti vardır. Batı cephesi büyük bir Çince kitabe ile kaplıdır. Diğer üç cephesi Türkçe kitabelerle doludur.</p>
<p>Cepheler arasında kalan ve keskin olmayan kenarlarda ve Çince kitabenin yanında da Orhun yazısı vardır. Doğu cephesinde 40, güney ve kuzey cephelerinde 13′er satır vardır. Satırlar yukarıdan aşağıya doğru yazılmış ve sağdan sola doğru istif edilmiştir. Satırların uzunluğu aşağı yukarı 235 santim kadardır. Cetvelden çıkmış gibi, çok muntazam, düzgün ve güzel harflerle yazılmıştır. Âbidenin Çince kitabesinde Türk-Çin dostluğu, Türk imparatorluğu ve Kül Tigin methedilmekte ve tanıtılmakta, “Gelecek hadsiz, hesapsız nesillerin dimağlarında, onların müşterek muvaffakiyetlerinin şaşaası her gün yeniden canlansın diye, uzakta ve yakında bulunan herkesin bunu öğrenmesi için, bilhassa muhteşem bir kitabe yaptık” ve “Böyle adamların ebediyen payidar olacaklarının muhakkak olmadığını kim söyleyebilir? Uğurlu haberleri ebediyen ilân için şimdi dağ gibi yüksek bir âbide dikilmiştir.” gibi ifadeler sıralandıktan sonra, tarih kaydedilmektedir.</p>
<p>Abidenin civarında türbe enkazı, pek çok heykel parçalan ve âbideye çıkan iki tarafı heykeller, taşlar dizili 4, 5 kilometrelik bir yol bulunmuştur. Bu heykel parçaları arasında son zamanlarda Kül Tigin-’in başı ve karısının gövdesi ve yüzünün bir kısmı da bulunmuştur. Abidenin ve türbenin inşasında Türk ve Çin sanatkârları beraber çalışmışlardır. Âbidedeki kitabeleri Bilge Kağan ve Kül Tigin’in yeğeni Yollug Tigin yazmıştır.</p>
<p>Bilge Kağan âbidesi, aynı yerde Kül Tigin âbidesinin bir kilometre uzağındadır. Şekli, tertibi ve yapısı tamamıyla birincisine benzemektedir. Yalnız bu bir kaç santim daha yüksektir. Bu yüzden doğu cephesinde 41 ve dar cephelerinde 15′er satır vardır. Bunun da batı cephesinde asıl Çince kitabe vardır, Çince kitabenin üstünde ayrıca Türkçe kitabe devam etmektedir. Çince kitabe hemen hemen tamamıyla silinmiştir.</p>
<p>Bilge Kağan âbidesi kendisinin 734′te ölümünden sonra 735′te oğlu tarafından dikilmiştir. Bu âbidede de Bilge Kağan konuşmaktadır. Esasen âbidenin kuzey cephesinin ilk 8 satırı Kül Tigin âbidesinin güney cephesinin, doğu cephesinin 2-24 satırları ise Kül Tigin âbidesinin doğu cephesinin mukabil satırlarına benzemektedir. Bu âbidede ayrıca Kül Tigin’in ölümünden sonraki vakaların ilâve edildiği görülür.</p>
<p>Bilge Kağan âbidesi hem devrilmiş, hem de parçalanmıştır. Onun için tahribat ve silinti bunda çok fazladır. Bu âbideyi de yeğeni Yollug Tigin yazmıştır. Her iki âbidede de Bilge Kağan’ın sözlerinin dışında Yollug Tigin’in kitabe kayıtlan ve ilâveleri yer almaktadır. Bu âbidenin etrafında da yine türbe enkazı ve daha az olmak üzere heykeller, balballar ve taşlar vardır.</p>
<p>Tonyukuk âbidesi, diğer iki âbidenin biraz daha doğusunda bulunmaktadır. Devrilmemiş, dikili dört cepheli iki taş halindedir. Birinci ve daha büyük olan taşta 35, ikinci taşta 27 satır vardır. İkinci taşta yazılar daha itinasızdır ve aşınma da daha çoktur. Bu âbidenin yazıları Kül Tigin ve Bilge Kağan’ınki kadar düzgün değildir. Bu âbidede de yazı yukarıdan aşağı yazılmıştır. Fakat diğer ikisinin aksine satırlar soldan sağa doğru istif edilmiştir. Tezyinatı da diğer kitâbelerdeki kadar sanatkârane değildir. Tonyukuk âbidesinin yanında büyük bir türbe kalıntısı, heykeller, balballar ve taşlar vardır.</p>
<p>Tonyukuk âbidesini, lltiriş Kağan’ın isyanına iştirak eden ve o günden Bilge Kağan devrine kadar devlet idaresinin baş yardımcısı olarak kalan büyük Türk devlet adamı ve başkumandanı Tonyukuk, ihtiyarlık devrinde bizzat diktirmiştir. Bu âbidede Tonyukuk konuşmaktadır, bu âbidenin müellefi odur.</p>
<p>Kül Tigin ve Bilge Kağan âbideleri Baykal gölünün güneyinde Orhun nehri vadisinde Koşo Tsay-dam gölü civarında 47,1. arz ve 101 1/2 tul derecelerinde bulunmaktadır. Ötüken ormanının da buradaki Hangay sıradağlarının bir parçası olduğu anlaşılmaktadır. Tonyukuk âbidesi ise biraz daha doğuda 48. arz ve 107. tul dereceleri arasında Tola nehrinin yukarı mecrasında Bayn Çokto denilen yerin yakınında bulunmaktadır.</p>
<p>Orhun âbidelerinin bulunuşu insanlığın en büyük keşiflerinden biridir. Orhun harfleri ile yazılı kitabelerden daha 12. asırda tarihçi Cuveynî Târih-i Cihanküşa’smda bahsetmişti, ayrıca Çin kaynakları da çok eskiden bu âbidelerin dikildiğini bildirmekte idi. Fakat 18. ve 19. asırlara kadar Orhun harfli yazılar ve âbideler ilim âleminin meçhulü olarak kalmıştı. Önce Kırgızlara ait mezar taşlarından ibaret bulunan ve tek tük kelimelerle isimleri ihtiva eden Yenisey kitabeleri bulunmuştur, tik defa nebatatçı Daniel Gott-lieb Messerschmidt, kılavuzluğunu yapan Philipp Johan von Tabbert (Strahlenberg) ile birlikte 1721 yılında Yenisey vadisinde bu yazı ile yazılı bir taşı tesbit etmiştir. Fakat Orhun harfli kitabelerin yolunu açan ve bu hususta ilim âleminin dikkatini çeken Philipp Johan von Tabbert (Strahlenberg) olmuştur.</p>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-3-bolum/">3 BÖLÜM &gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;&gt;</a></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-2-bolum/">Yazıtlar Hakkında Bilgi (2. Bölüm)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazıtlar Hakkında Bilgi (3. Bölüm)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-3-bolum/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-3-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2014 15:31:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=88783</guid>

					<description><![CDATA[<p>1709′da Poltava muharebesinde esir düşen bu İsveçli subayı Ruslar Sibirya’ya sürmüşlerdir. Sürgünde 13 sene kalan ve Messerschmidt’e kılavuzluk ederek serbestçe gezip dolaştığı yerlerde incelemelerde bulunan Strahlenberg 1722′de vatanına döndükten sonra 1930′da araştırmalarının neticesini yayınlamış ve bu arada eserinde meçhul Yenisey kitabelerinden de bahsederek bazılarını yayımlamıştır. Bu yayın derhal ilim aleminin dikkatini çekmiş ve Orhun âbidelerinden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-3-bolum/">Yazıtlar Hakkında Bilgi (3. Bölüm)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1709′da Poltava muharebesinde esir düşen bu İsveçli subayı Ruslar Sibirya’ya sürmüşlerdir. Sürgünde 13 sene kalan ve Messerschmidt’e kılavuzluk ederek serbestçe gezip dolaştığı yerlerde incelemelerde bulunan Strahlenberg 1722′de vatanına döndükten sonra 1930′da araştırmalarının neticesini yayınlamış ve bu arada eserinde meçhul Yenisey kitabelerinden de bahsederek bazılarını yayımlamıştır. Bu yayın derhal ilim aleminin dikkatini çekmiş ve Orhun âbidelerinden bir iki asır öncesine âit bulunan Yenisey kitabeleri arka arkaya bulunmaya başlamıştır. Nihayet 1899′da Rus bilgini Yadrintsev, sonradan Kül Tigin ve Bilge Kağan âbideleri olduğu anlaşılan Orhun kitabelerini bulmuş, bunun üzerine 1890 tarihinde He-ikel’in başkanlığında, bir Fin, 1891′de de Radloff-’un başkanlığında bir Rus ilmî sefer heyeti mahalline gönderilmiştir. Her iki sefer heyeti de âbideleri yakından tetkik etmiş ve fotoğraflarını alarak dönmüştür.</p>
<p>Fin heyeti getirdiği mükemmel fotoğrafları Avrupa ilim merkezlerine dağıtmış, öte yandan hem Fin heyeti, hem de Radloff getirdikleri malzemenin fotoğraflarını büyük atlaslar halinde neşretmişlerdir. Bu atlas yayınları ile âbidelerin okunması çalışmaları hızlanmış ve daha başka yazıları da çözmüş bulunan Danimarkalı büyük âlim Vilhelm Thomsen, kısa bir zaman sonra, 1893′te Orhun yazısını çözmeye muvaffak olmuştur. Önce, âbidelerde çok geçen tengri, Türk ve Kül tigin kelimelerini çözen Thomsen, sonra bütün âbideleri okumuş ve böylece Türk milletinin ebedî minnettarlığına mazhar olmuştur.</p>
<p>Artık bu çözümden sonra bir yandan Thomsen, bir yandan Radloff abidelerin metni ve tercümeleri üzerinde adeta yarışa girmişler, bunu diğer âlimler takip etmiş ve zamanımıza kadar bu büyük Türk âbideleri elden düşmemiştir.</p>
<p>Amerika’dan Japonya’ya kadar Avrupa’da ve medeni âlemde hemen hemen her dilde bu âbideler üzerinde araştırmalar yapılmış, 6 tanesi büyük olan Orhun harfli yeni kitabeler ve metinler bulunmuş, neşirler birbirini kovalamıştır. Son olarak genç Türk âlimi Talât Tekin Amerika’da Orhun Türkçesinin mükemmel bir gramerini ve kitabelerin yeni bir neşrini yapmıştır. Son zamanlarda Orhun sahası arkeolojik araştırmalarda da ön plâna geçmiş ve burada yüzlerce heykel, balbal, çeşitli eserler .ve şehir harabeleri bulunmuştur. Bu arada Çekoslovak âlimi L. Jisl Kül Tigin heykelinin başını da bulup gün ışığına çıkarmıştır.</p>
<p>Bugün, Orhun kitabeleri üzerinde yapılan araştırmaların adları bile bir kitap teşkil eder. Biz kitabın sonunda bunlardan ancak kısa bir bibliyografya vermekle yetineceğiz. Orhun âbidelerinin manzum olduğunu ileri sürenler vardır. Hatta Rus bilgini İya Vasilyevna Stebleva bu hususta geniş bir deneme yapmış ve âbideleri manzum olarak yayınlamıştır. Tabiî, bu görüş doğru değildir. Fakat âbidelerdeki dilin ve üslûbun ahengini göstermesi bakımından dikkate değer bir husustur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><center></center>&nbsp;</p>
<p>Boğaziçi Yayınevi’nin ilk kitabı olarak, Orhun âbidelerinin yeni bir neşrini yapıyoruz. Bu neşirde en büyük ve en mühim üç âbideyi, Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk âbidelerini veriyoruz. Kitabımız Ön söz, bibliyografya, Orhun yazısı, metin, tercüme, sözlük ve vesikalar bölümlerini içine almaktadır.</p>
<p>Metin kısmında âbidelerin asılları ve belli başlı bütün neşirleri karşılaştırılarak son bir neşir yapılmış ve bu arada tereddütlü noktalar için bazı yeni tekliflerde bulunulmuştur. Kül Tigin ve Bilge Kağan âbidelerinin benzeyen satırları şimdiye kadar umumiyetle Kül Tigin âbidesinde çift satır halinde yayınlanmış veya farklara işaret edilmiştir. Her iki halde de Bilge Kağan âbidesinin yalnız fazla kısımları müstakil yayınlanmıştır. Biz hem Bilge Kağan âbidesinin bütünlüğünü göstermek maksadiyie, hem de kolay istifadeyi temin için hem metin, hem tercüme bölümünde âbideyi bütün olarak verdik. İki âbidenin benzeyen kısımlarını iki nüsha gibi kullanarak birbirini tamamladık. Türk çocukları 1250 sene evvelki Türk-çeyi’bu metin bölümünde yakından göreceklerdir.</p>
<p>Tercüme bölümünde metnin kelime kelime çevrilmesine, aynen tercümesine itina edilmiş, serbest tercümeden ve tefsirlerden kaçınılmıştır. Buna mukabil sözlük bölümünde kelimelerin ikinci, üçüncü mânaları ve tefsirleri de verilmiştir. Sözlük bölümünde bütün kelimeler verilmiştir.</p>
<p>Metinler bölümünde ise âbidelerin S. E. Malov ve H. N. Orkun yayımlarından bazı fotoğraflar verilmiştir. Gerçekten Orhun âbidelerini, bugün Türkiye’den binlerce kilometre uzakta eski Türk yurdunda, bugünkü Moğolistan’da Türklüğün şehadet parmakları olarak yükselen bu mübarek taşları kana kana okumak, her kelimesi üzerinde derin derin düşünmek, resimlerini huşu içinde seyrederek ruhu yıkamak, her Türk için millî ibâdettir. İşte bu kitap, bu ibâdetin hizmetine sunulmaktadır.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-3-bolum/">Yazıtlar Hakkında Bilgi (3. Bölüm)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yazitlar-hakkinda-bilgi-3-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Divân Edebiyatında Gazel</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatinda-gazel/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatinda-gazel/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Mar 2013 15:25:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Yeni Türk Edebiyatı)]]></category>
		<category><![CDATA[beytül gazel]]></category>
		<category><![CDATA[Divan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Divân Edebiyatında Gazel]]></category>
		<category><![CDATA[hüsnü matla]]></category>
		<category><![CDATA[mahlas beyit]]></category>
		<category><![CDATA[makta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=29376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Divân Edebiyatında Gazel: Arapça bir kelime olan gazel, kadınlar için söylenen güzel ve aşk dolu söz anlamındadır. Divan edebiyatında en çok kullanılan nazım şekli gazeldir. Başlangıçta Arap edebiyatında müstakil bir şekil olarak karşımıza çıkmayan gazel, kasidelerin içinde bulunan ve tegazzül denilen bir bölümü ifade ederdi. Daha sonraları, özellikle Emeviler döneminde tek başına bir şeklin adı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatinda-gazel/">Divân Edebiyatında Gazel</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><a name="_GoBack"></a> <span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><b>Divân Edebiyatında Gazel:</b></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;">Arapça bir kelime olan gazel, kadınlar için söylenen güzel ve aşk dolu söz anlamındadır. Divan edebiyatında en çok kullanılan nazım şekli gazeldir. Başlangıçta Arap edebiyatında müstakil bir şekil olarak karşımıza çıkmayan gazel, kasidelerin içinde bulunan ve <i><b>tegazzül</b></i> denilen bir bölümü ifade ederdi. Daha sonraları, özellikle Emeviler döneminde tek başına bir şeklin adı olmuştur.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;">Eski Arap edebiyatında gazeller <span style="text-decoration: underline;">kasidelerin</span> nesib veya teşbib bölümlerinden sonra gelirdi. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;">Gazel daha sonra İran edebiyatında ondan sonra ise Türk edebiyatında kullanılmaya başlanmıştır. Türk edebiyatında ilk gazel tecrübeleri 12.-13.yy da başlar. Ahmet Yesevî’nin Divan-ı Hikmet adlı eserinde bazı şiirlerin gazel nazım şekliyle söylendiği görülür. Mevlânâ şiirlerinde Türkçeyi kullanmamasına rağmen gazel nazım şeklinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Oğlu Sultan Veled Türkçe gazelleri ile Anadolu coğrafyasında bu nazım şeklinin ilk ve mühim örneklerini ortaya koymuştur. Yine bu yüzyılın hatırlanması gereken gazel şairleri Şeyyâd Hamza ve Yûnus Emre’dir.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY">
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;">Divan edebiyatında gazel, beyitler halinde yazılır ve beyit sayısı 4-15 arasında değişir. Ancak 4 beyitten oluşan gazellerin azlığı bu aralığı 5-15 arasında kabul etmemize neden olur. Gazeller daha ziyade 5-7-9 gibi tek numaralı beyitler olarak karşımıza çıkarlar. Bir gazelin kendi içinde kafiyeli olan ilk beyitine <i><b>matla</b></i>, onu takip eden ve matla beyitine göre daha güzel olması beklenen ikinci beyitine <i><b>hüsnü matla</b></i> denilmektedir. Gazelde son beyite <i><b>makta</b></i>, ondan bir önce gelen ve makta beyitinden daha güzel olması beklenen beyite ise <i><b>hüsnü makta</b></i> ismi verilmektedir. Matla beyite genelde şairin mahlasının bulunduğu yer olduğu için <i><b>mahlas beyit </b></i>ismi de verilmektedir. Gazelin en güzel beyitine ise <i><b>beytü’l-gazel</b></i> yahut <i><b>şah </b></i>beyit denilir. Kafiye dizilişi aa-xa-xa-xa şeklindedir.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;">Eskiden gazellerin bestelenerek okunduğu da bilinmektedir. Hatta bestelenmek üzere yazılmış gazeller de vardır. Gazelleri makam ile okuyan kişiye ise <i><b>gazel-han, gazel-gû, gazel-pervaz</b></i> adı verilmektedir. Eğer gazel baştan sona aynı konuyu işliyor, aynı anlam dairesinde devam ediyorsa böyle gazellere ‘ <i><b>yek-ahenk</b></i>’ ismi verilmektedir. Gazelin tamamı aynı söyleyiş güzelliğine sahipse böyle gazellere de ‘ <i><b>yek-avaz</b></i>’ ismi verilmiştir.</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: 'Monotype Corsiva', serif;"><span style="font-size: large;"><i>Matla</i></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Ey fitnesi çok kavli yalan yandım elinden</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Bir nâz ile bin gönül alan yandım elinden</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: 'Monotype Corsiva', serif;"><span style="font-size: large;"><i>Hüsnü matla</i></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Sen şem gibi gayr ile meclisde gülersin</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Ben akıtırım yaş ile kan yandım elinden</i></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Ney gibi delindi ciğerim aşkın elinden</i></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Her dem ederim âh u figân yandım elinden</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: 'Monotype Corsiva', serif;"><span style="font-size: large;"><i>Beytü’l gazel</i></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Yandı dü-cihân âteş-i âhımla velîkin</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Ben senin eyâ şâh-ı cihân yandım elinden</i></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Şol sunduğun âteş midir ey sâki bana kim</i></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Sen aldın ele câm hemân yandım elinden</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: 'Monotype Corsiva', serif;"><span style="font-size: large;"><i>Hüsnü makta</i></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Her hâl ile sen sohbet edersin dün ü gün ben</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Derdin ederim mûnis-i cân yandım elinden</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: 'Monotype Corsiva', serif;"><span style="font-size: large;">Makta</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Ahmed çeke cevrini ve lütfun göre ağyâr</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Ey şefkati az şûh-ı cihân yandım elinden</i></span></span></p>
<p align="CENTER"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Ahmed Paşa</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Cihân-ârâ cihan içredür ârâyı bilmezler</i></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>O mâhiler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: 'Monotype Corsiva', serif;"><span style="font-size: large;"><i>Yek-avaz gazel</i></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Harâbât ehlini dûzah azâbın anma ey zâhid</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Ki bunlar ibn-i vakt oldu gam-ı ferdâyı bilmezler</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Hayâlî fakr şalına çekenler cism-i uryânı</i></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Anunla fahr ederler atlas u dîbâyı bilmezler</i></span></span></p>
<p align="CENTER"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>Hayâlî</i></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;">Gazeller işledikleri konu açısından da isimlendirilir. Aşktan ve onun ızdırabından bahseden gazeller <i><b>âşıkâne</b></i>, içkiden servetin malın geçiciliğinden, hayattan zevk almanın gereğinden bahsedenler <i><b>rindâne</b></i>, sevgilinin güzelliğinden veya ona duyulan dünyevi aşktan bahseden gazeller <i><b>şuhâne</b></i>, öğretici, didaktik gazellere ise <i><b>hikemî</b></i> gazel veya <i><b>hâkimhâne</b></i> ismi verilir.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;">15 beyiti aşan gazellere ise <i><b>mutavvel </b></i>veya <i><b>müzeyyel</b></i> gazel denir. Şairin tamamlamaya imkân bulamadığı gazellere ise <i><b>nâ-tamam</b></i> gazel ismi verilir.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: small;"><i>13. yüzyılda</i> Hoca Dehhanî <i>14. yüzyılda</i> Kadı Burhaneddin Âşık Paşa ve Ahmedî gazel nazım şeklini kullanmış şairler olarak öne çıkar. <i>15.yüzyılda</i> Şeyhî, Ahmet Paşa, Hamdullah Hamdi, Eşrefoğlu Rumî, Ruşenî, Muradî, Avnî, Adlî gibi daha birçok şair Anadolu sahasında gazel söyleyen isimlerdir. Bu yüzyılın önemli gazel şairlerinden biri de Çağatay edebiyatının en güçlü temsilcisi olan Alî Şîr Nevâyî’dir. Ortaya koyduğu eserler ve sanat anlayışı bakımından divan şairlerini derinden etkilemiş ve üstad mevkine yükselmiştir. <i>16. yüzyıl</i> divan edebiyatının en güçlü şairlerinin yetiştiği dönem olarak dikkat çeker. Fuzûlî, Bakî, Taşlıcalı Yahya, Edirneli Nazmî, Bağdatlı Ruhî, Hayalî Bey, Muhibbî yüzyılın önemli şairleridir. <i>17. yüzyılda</i> İsmetî, Neşatî, hikemî üslubun temsilcisi Nâbî, bu anlayışın dışında kalan Şeyhülislam Yahya, Şeyhülislam Bahaî, Nef’î gibi şairler gazelleriyle tanınan isimlerdir. <i>18. yüzyılda</i> Nedîm, Şeyh Gâlib, Koca Ragıp Paşa, Nahifî, Sünbülzâde Vehbi dikkat çeken gazel şairleridir. <i>19. yüzyılda</i> Enderunlu Vasıf, Yenişehirli Avnî, Enderunlu Fazıl, Arif Hikmet gazelleriyle tanınan şairlerdir. <i>20. yüzyılda</i> ise Yahya Kemal dönemin ünlü gazel şairidir.</span></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatinda-gazel/">Divân Edebiyatında Gazel</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatinda-gazel/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dilin İşlevleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dilin-islevleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dilin-islevleri-nelerdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 20:22:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Alıcıyı Harekete Geçirme İşlevi]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatımsal İşlev]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Atalayın Türk Diline Katkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Ötesi İşlev]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Ötesi İşlev Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Göndergesel İşlevi]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin İşlevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin İşlevleri Nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin İşlevlerine Örnek]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin İşlevlerine Örnekler]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Kanalı Kontrol İşlevi]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Temel İşlevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Tüm İşlevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Göndericilik İşlevi]]></category>
		<category><![CDATA[Heyecan Bildirme İşlevi]]></category>
		<category><![CDATA[Heyecan Bildirme İşlevi Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Ögeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirsel İşlev]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirsel İşlevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=5617</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dilin İşlevleri Nelerdir? Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessesedir. (Muharrem Ergin) Düşünce, duygu ve isteklerin; bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan öğeler ve kurallardan yararlanarak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dilin-islevleri-nelerdir/">Dilin İşlevleri Nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="font-size: 25pt;"> <span style="color: #33ccff;">Dilin</span> <span style="color: #ff6600;">İşlevleri</span> <span style="color: #00cc99;">Nelerdir</span><span style="color: #c0c0c0;">?</span></span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" class="alignleft" style="border: 1px solid black; margin: 5px 8px;" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/dilin-islevleri.jpg" alt="Dilin İşlevleri" width="200" height="232" align="left" />Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessesedir. (<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-muharrem-ergin/"><span style="color: #000000;">Muharrem Ergin</span></a>) Düşünce, duygu ve isteklerin; bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan öğeler ve kurallardan yararlanarak başkalarına aktarılmasını sağlayan çok yönlü ve çok gelişmiş bir dizgedir. (<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-dogan-aksan/"><span style="color: #000000;">Doğan Aksan</span></a>) Türk Dil Kurumu&#8217;nun ise &#8220;insanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">kelime</span></a>lerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan&#8221; olarak tanımladığı dil, bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere belli başlı özelliklere sahiptir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Dilin başlıca özellikleri şöyle sıralanabilir:</strong></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">• Dil, her şeyden önce sürekli gelişme gösteren canlı bir varlıktır.<br />
• Dil, onu oluşturan topluma aittir, bunun için toplumsal bir değer taşır.<br />
• Dil, sistemli ve gelişmiş bir iletişim aracıdır.<br />
• Dil, düşünce ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/zeka-iq-testi/"> <span style="color: #000000;">zeka</span></a>nın bir göstergesidir.<br />
• <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Dil/"> <span style="color: #000000;">Dil</span></a>, sosyal ve canlı bir varlıktır.<br />
• Dil birliği, bir milleti oluşturan özelliklerin başında gelir.<br />
• Dil, en küçük birimi olan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ses-bilgisi/"> <span style="color: #000000;">ses</span></a>lerden örülmüş bir yapıdır.<br />
• Dil, toplumsal rolü sayesinde kişiler arasında duygu ve düşünce ortaklığı sağlar.<br />
• Bir milletin dili, onun <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"> <span style="color: #000000;">tarihi</span></a>, dini ve kültürüyle iç içedir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">İnsanoğlunun en büyük icatlarından biri olan dil, kişiler arasında iletişimi sağlayan en önemli araçlardan biridir. İletişimin dille gerçekleştirilen, jest ve mimiklerle gerçekleştirilen, resim, şekil, çizgi gibi sembollerle gerçekleştirilen ya da simgelerle gerçekleştirilen türleri vardır. &#8220;Bir bilginin, bir niyetin ilkel ya da gelişmiş bir işaret dizgesinden yararlanarak, bir zihinden başka bir zihne ya da bir merkezden başka bir merkeze ulaştırılması&#8221; olarak tanımlanan bildirişimin sağlanabilmesi için, iletişim öğelerinin bilinmesi gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="text-decoration: underline;">İletişim öğeleri şunlardır:</span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>Kaynak (Gönderici): </strong>Duygu, düşünce ve isteğin aktarılmasında <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/"> <span style="color: #000000;">söz</span></a>ü söyleyen kişi ya da topluluk.<br />
<strong>Alıcı: </strong>Vericinin gönderdiği iletiyi alan ve anlamlandıran kişi veya topluluktur.<br />
<strong>İleti (Mesaj): </strong>Gönderici ile alıcı arasında aktarılmakta olan duygu, düşünce ya da istek.<br />
<strong>Kanal (Oluk): </strong>Bildirişimde kullanılan yoldur. Alıcı ile verici arasındaki iletiler sözlü veya yazılı olabilir.<br />
<strong>Dönüt (Geri Bildirim): </strong>Alıcının iletiye verdiği her türlü yanıt, geri bildirim. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/iletisim/"> <span style="color: #000000;">İletişim</span></a>in başarılı olduğuna işarettir.<br />
<strong>Bağlam (Çevre): </strong>İletişimin gerçekleştiği ortam ve bu çevrenin uygunluğudur.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dilin özelliklerini ve iletişim sürecinin öğelerini kısaca belirttikten sonra, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilin-islevleri/"> <span style="color: #000000;">dilin işlevleri</span></a> üzerinde durabiliriz. Dilin 6 tane işlevi bulunmaktadır. Bu işlevleri <span style="color: #000000;">Roman Jakobson</span> adında bir Rus <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-dilbilim/"> <span style="color: #000000;">dil bilim</span></a>ci ortaya koymuştur. Bunlar şöyledir:</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff6600;"> <strong>1. GÖNDERGESEL İŞLEV: </strong></span>Bir ileti dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi için düzenlenerek oluşturulmuşsa dil göndergesel işlevde kullanılmıştır. Bu başka bir ifadeyle dilin bilgi verme işlevidir. Herhangi bir konunun açıklığa kavuşmasını sağlayacak bilgilerin ortaya konulması, dilin göndergesel işlevine işaret eder. Burada amaç, gönderge konusunda doğru, nesnel, gözlemlenebilir bilgi vermektir. Bu işlev daha çok kullanma kılavuzlarında, nesnel anlatılarda, bilimsel bildirilerde, kısa not ve özetlerde karşımıza çıkar.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>ÖRNEK:</strong> &#8221; Hegel&#8217;in felsefesinin çıkış noktası bilim değil, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"> <span style="color: #000000;">tarih</span></a>tir.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff6600;"> <strong>2. HEYECANA BAĞLI İŞLEV: </strong></span>Bir ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dil heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır. Bu işlev, göndericinin kendi iletisine karşı tutum ve davranışını belirtir. Bu işlevde çoğunlukla duygular, heyecanlar, korkular, sevinç ve üzüntüler dile getirilir.</span></p>
<p>[ad1]</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dilin göndergesel işlevinde nesnellik, heyecana bağlı işlevinde öznellik hâkimdir. Özel mektuplarda, öznel betimlemeler ve anlatılarda, lirik şiirlerde, eleştiri yazılarında dilin heyecana bağlı işlevinden sıkça yararlanılır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>ÖRNEK:</strong> &#8220;Ben bu davranışınızı etik bulmuyorum, siz yanlış davranıyorsunuz.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff6600;"> <strong>3. ALICIYI HAREKETE GEÇİRME İŞLEVİ:</strong></span> Bu işlevde ileti alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmiştir. İletinin bir çeşit çağrı işlevi gördüğü bu işlevde amaç, alıcıda bir tepki ve davranış değişikliği yaratmaktır. Propaganda amaçlı siyasi söylevler, reklâm metinleri, genelgeler, el ilanları genellikle dilin bu işleviyle oluşturulur. Dilin alıcıyı harekete geçirme işleviyle hazırlanan metinlerde gönderici, iletiyi alanı işin içine sokmayı, onu sorgulamayı ister.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>ÖRNEK:</strong> &#8220;Sınıfı hemen terk et.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff6600;"> <strong>4. KANALI KONTROL İŞLEVİ: </strong></span>Bir ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse dil, kanalı kontrol işlevinde kullanılmıştır. Gönderici ile alıcı arasında iletişimin kurulmasını, sürdürülmesini ya da kesilmesini sağlayan bu işlevde iletinin içeriğinden çok iletişimin devam ettirilmesi olgusu ağır basar. Törenlerde, uzun söylevlerde, aile yakınları ya da sevgililer arasındaki konuşmalarda; dilin kanalı kontrol işlevini yansıtan iletiler sıkça kullanılır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>ÖRNEK:</strong> &#8220;Beni anladınız değil mi?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff6600;"> <strong>5. DİL ÖTESİ (ÜST DİL)İŞLEVİ:</strong></span> Bir ileti dille ilgili bilgi vermek üzere düzenlenmişse o iletide dil, dil ötesi işlevde kullanılmıştır. Dilin dil ötesi işlevinde iletiler, dili açıklamak, dille ilgili bilgi vermek için düzenlenir. Daha çok bilimsel metinlerde ve öğretme amaçlı konuşmalarda karşımıza çıkan ve &#8220;yani, demek istiyorum ki, bir başka deyişle&#8221; gibi sözcüklerde kendini gösteren dil ötesi işleve, günlük yaşamda da sıkça başvurulur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>ÖRNEK:</strong> &#8220;Beni yanlış anlamayın, ben bu sözcüğü <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcukte-anlam/"> <span style="color: #000000;">mecaz anlam</span></a>da kullandım.&#8221;cümlesinde ileti, dille ilgili bilgi vermek, başka bir iletiyi açıklamak üzere düzenlenmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff6600;"> <strong>6. ŞİİRSEL (SANATSAL)İŞLEV: </strong></span>Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil şiirsel işlevde kullanılmıştır. Dil bu işlevde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisindedir. Bu durumda ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi ifade etmez, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Örneğin dilin şiirsel işlevde kullanıldığı metinler olan lirik anlatılarda ve şiirlerde şiirin amacı o şiirin kendisidir. Şiirsel metinler, kendinden başka bir şeyi ifade etmeye ihtiyaç duymaz, bir şiir sadece şiir olduğu için önemli ve anlamlıdır, yani şiirin gerçeği, şiirin kendisidir. Dilin şiirsel işleviyle kullanıldığı <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/metinlerin-siniflandirilmasi-metin-turleri/"> <span style="color: #000000;">metinler</span></a>de gönderici alıcıda hissettirmek istediği etkileri uyandırmak için, dili istediği gibi kullanır, yani kendi özgün üslubunu oluşturmak için bir anlamda dili yeniden yaratır. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/"> <span style="color: #000000;">Edebi sanatlar</span></a>dan, karşılaştırmalardan, çağrışım gücü yüksek <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">sözcük</span></a>lerden yararlanarak imgeler oluşturur, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcukte-anlam/"> <span style="color: #000000;">sözcük</span></a>leri daha çok yan ve mecaz anlamlarda kullanır. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebi-metinler-sanat-metinleri-metinlerin-siniflandirilmasi/"> <span style="color: #000000;">Edebi metinler</span></a>de dil şiirsel işlevde kullanılır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dil ve konuşabilme yeteneği, insanoğluna yaratılışıyla birlikte bağışlanmış ve onu diğer canlılar üzerinde üstün kılmış en önemli özelliklerinden birisidir. İnsan adı verilen bu canlı türünün en üstün özelliği düşünebilmesi ve muhakeme edebilmesidir. Dil-düşünce ilişkisi ise, yüzyıllardan beri araştırılan bir konudur. Kimi dilbilimcilere göre, dil, düşüncenin evidir. Diğer bir söyleyişle, düşünce ancak dille oluşur ve yine dil sayesinde dış dünyaya aktarılır. Çok yeni sayılabilecek bir bakış açısına göre ise, adlandırma ve kavramlar olmadan düşünce üretilemez. Öyle anlaşılıyor ki insanı insan yapan bu iki temel özelliği, birbiriyle yakından ilgilidir.<br />
[m2]<br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dil, bireye düşünce üretebilme, düşüncelerini dışa vurma, bilgi edinme, geçmişini hatırlama, gününü yaşama, geleceğine yön verme, kişiliğini kazanma, hayatını sürdürme gibi daha pek çok açıdan yardımcı olmaktadır. Bu yönüyle dil, daha çok bireyseldir. Çünkü, kişiliğimiz biraz da dilimizle kazanılır ve kişiliğimiz aslında dilimizde gizlidir. Dil, ferdî ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-benlik-huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">millî</span></a> kişilik ve kimliğimizi bünyesinde barındırır. Dil, hayatın her safhasını kapsayan, her an onun içinde yaşadığımız genişçe bir dünyadır. Kısacası, dil, aslında hayatın kendisidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İnsanoğlu, toplu hâlde yaşamaya mecbur ve muhtaç olan bir canlı türüdür. Hiçbir insan tek başına yaşayamaz. İnsanların bir arada yaşayabilmeleri için, aralarında birtakım ortak özelliklerin bulunması gerekir. İnsanları bir araya getirip aralarında ortak duygusal bağlar kuran vasıtalardan birisi de dildir. Dilin insanlar arasında iletişimi sağlaması, onun çok küçük bir yönünü ifade etmektedir. Dil, asla mekanik değil, duygusal bir iletişim aracıdır. Dilin asıl işlevi, insanlar arasında doğal, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/icsel-duygusal-zeka-coklu-zeka-kurami/"> <span style="color: #000000;">duygusal</span></a> ve ruhsal bağlar kurmasıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Böylelikle diller, insan topluluklarını birbirlerine yaklaştırarak &#8220;<strong>millet</strong>&#8221; adı verilen sosyal kurumun oluşmasına zemin hazırlarlar. Bu yönüyle dil, milleti oluşturan bireyler arasında tam bir birleştirici unsur görevini üstlenir. Onları duygu, düşünce, hayal ve en önemlisi dış dünyayı algılama açısından birbirine yaklaştırır. Dil sayesinde ortak duygu, düşünce ve ideallere sahip olan bireyler arasında, aynı zamanda ortak bir şuur da oluşur. Bu şuur ferdî şuurun çok ötesinde millî bir şuurdur. Millî şuur ise, bir milleti ayakta tutan, geçmişini hatırlatan, değerlerini bugüne taşıyan, bugününü en güzel şekilde yaşatan ve bütün bunları kapsayacak şekilde geleceğe yön veren hareketlerin bütünüdür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İleti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla düzenlenerek oluşturulmuşsa dilin &#8220;<strong>göndergesel işlev</strong>&#8220;de; ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dilin &#8220;<strong>heyecana bağlı işlev</strong>&#8220;de; ileti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmişse dilin &#8220;<strong>alıcıyı harekete geçirme işlevi</strong>&#8220;nde; ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse &#8220;<strong>kanalı kontrol işlevi</strong>&#8220;nde; ileti, dille ilgili bilgiler vermek üzere düzenlenmişse &#8220;<strong>dil ötesi işlev</strong>&#8220;de ve iletinin iletisi kendinde ise dilin &#8220;<strong>şiirsel işlevi</strong>&#8220;nde (Poetik) kullanıldığı vurgulanır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebi-metinler-sanat-metinleri-metinlerin-siniflandirilmasi/"> <span style="color: #000000;">Edebî metinler</span></a>de, şiirsel işlevinin hakimiyetinde dilin diğer işlevlerinin de kullanıldığı belirtilir. Bazı metinlerde, birkaç işlevin birlikte kullanılabileceği sezdirilir. Dil &#8220;<strong>şiirsel işlevi</strong>&#8220;nde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez, yansıtmaz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/nesne-cumlenin-ogeleri-konu-anlatimi/"> <span style="color: #000000;">Obje</span></a> iletinin kendisidir. Ancak bu, iletinin insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü gerçeklik vurgulanmalıdır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu konu ile ilgili &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/dilin-temel-islevleri/"><span style="font-size: 15pt; color: #33ccff;">Dilin Temel İşlevleri</span></a></strong>&#8221; adlı yazıdan da yararlanabilirsiniz.</span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dilin-islevleri-nelerdir/">Dilin İşlevleri Nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dilin-islevleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>14</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>K Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/k_harfi_ile_baslayan_deyimler/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/k_harfi_ile_baslayan_deyimler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 10:15:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=112941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kabak (birinin) başına (başında) patlamak: Birçok kimsenin ilgili olduğu olaydan yalnızca bir kimse zararlı çıkmak; beklenmediği hâlde, bir işin zararlı sonucuna katlanmak. Kabak tadı vermek: Bıktırmak, usanç vermek, tatsız olmaya başlamak.&#8221;Senin bu konuşmaların da artık kabak tadı vermeye başladı.&#8221; Kabına sığmamak: Sevinç ve heyecanından taşkın hareketlerde bulunmak. Kabir azabı çekmek: Çok sıkılmak, eziyet çekmek.&#8221;Kabir azabı çekmeye daha ne kadar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/k_harfi_ile_baslayan_deyimler/">K Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kabak (birinin) başına (başında) patlamak:</strong> Birçok kimsenin ilgili olduğu olaydan yalnızca bir kimse zararlı çıkmak; beklenmediği hâlde, bir işin zararlı sonucuna katlanmak.</p>
<p><strong>Kabak tadı vermek:</strong> Bıktırmak, usanç vermek, tatsız olmaya başlamak.&#8221;Senin bu konuşmaların da artık kabak tadı vermeye başladı.&#8221;</p>
<p><strong>Kabına sığmamak:</strong> Sevinç ve heyecanından taşkın hareketlerde bulunmak.</p>
<p><strong>Kabir azabı çekmek:</strong> Çok sıkılmak, eziyet çekmek.&#8221;Kabir azabı çekmeye daha ne kadar devam edeceğiz.&#8221;</p>
<p><strong>Kabuğuna çekilmek:</strong> Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.&#8221;Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi.&#8221;</p>
<p><strong>Kaçın kur`ası:</strong> Aldatılması güç, kurnaz; gün görmüş, geçirmiş; tecrübeli.&#8221;O kaçın kur`ası, boşuna uğraşma, sen onu kandıramazsın.&#8221;</p>
<p><strong>Kafadan atmak:</strong> Bir konu üzerinde inceleme yapmadan, rast gele konuşmak.&#8221;Derse hiç çalışmadığın belli, öyle kafadan atıyorsun ki&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>Kafadan kontak (sakat):</strong> Düşüncesiz, delice işler yapan, aklı kıt.&#8221;Bırak şu elindeki baltayı, kafadan kontak mısın nesin?&#8221;</p>
<p><strong>Kafa dengi:</strong> Davranışları, anlayışları, dünya görüşleri birbirine uymuş kimselerden her biri.&#8221;Kafa dengi bir arkadaşa öylesine ihtiyacım var ki.&#8221;</p>
<p>[ad1]</p>
<p><strong>Kafa patlatmak:</strong> Bir konu üzerinde pek çok düşünmek, zihin yormak.&#8221;Bu makine üzerinde az kafa yormamışsın, öyle karışık ki.&#8221;</p>
<p><strong>Kafa tutmak:</strong> Karşı gelmek, direnmek, boyun eğmemek.&#8221;Her önüne gelene kafa tutmakla bir yere varacağını mı sanıyorsun?&#8221;</p>
<p><strong>Kafası almamak:</strong> 1. Anlayıp kavrayamamak. 2. Zihin yorgunluğundan ötürü anlayamaz olmak. 3. Olabileceğine inanmamak.&#8221;Boşuna nefes tüketme, kafası almaz onun.&#8221;</p>
<p><strong>Kafası işlemek (çalışmak):</strong> Bir konu üzerinde kavrayışı çok iyi olmak.</p>
<p><strong>Kafası kazan (gibi) olmak, (veya kafası şişmek):</strong> 1. Zihni yorulmak. 2. Gürültülü, patırtılı şeyler dinlemekten rahatsız olmak, yorgunluk duymak.&#8221;Kesin artık şu makinenin sesini, kafam kazan gibi oldu.&#8221;</p>
<p><strong>Kafası kızmak:</strong> Çok öfkelenip sinirlenmek.&#8221;Kafamı kızdırmadan çekip gidin buradan.&#8221;</p>
<p><strong>Kafasına dank etmek (demek):</strong> Çoktandır anlayamadığı bir meseleyi bir olay sebebiyle birden bire kavramak, doğruyu yakalamak.</p>
<p><strong>Kafasına koymak:</strong> Bir şeyi yapmaya kararlı olup zamanını beklemek.&#8221;Yarın onunla görüşmeyi kafama koydum.&#8221;</p>
<p><strong>Kafası yerinde olmamak:</strong> 1. O anda kafası çok yorgun olmak. 2. Başka şeyler düşündüğünden, o anda konuşulana hemen intibak edememek.&#8221;Kusura bakmayın, ne söylediğinizi anlayamadım, kafam yerinde değildi de.&#8221;</p>
<p><strong>Kafese girmek:</strong> 1. Hapse girmek. 2. Aldatılmak, hile yoluyla kendisinden çıkar sağlanmak, oyuna gelmek.&#8221;Zavallı kafese girmekten kurtulduğunu sanmıştı.&#8221;</p>
<p><strong>Kafese koymak:</strong> Tuzağa düşürüp çıkar sağlamak.</p>
<p><strong>Kâğıda dökmek:</strong> Düşüncelerini, duygularını yazıya geçirmek.</p>
<p><strong>Kâğıt üzerinde kalmak:</strong> Yapılması kararlaştırıldığı hùlde uygulanmamak; konuşulan, kararlaştırılan yazıda kalmak.&#8221;O kadar yol yapımı, sulama kanalı hep kâğıt üzerinde kaldı.&#8221;</p>
<p><strong>Kalbini kırmak:</strong> İncitmek, küstürecek kadar üzmek, gönlünü kırmak, gücendirmek.&#8221;Onu, kalbini kırmadan uyarmaya çalış.&#8221;</p>
<p><strong>Kalburla su taşımak:</strong> Verimsiz, verim alınamayacak, olmayacak bir işle uğraşmak.</p>
<p><strong>Kalbur üstü:</strong> Benzerleri arasında üstün, seçkin, görünür.</p>
<p><strong>Kaldırım mühendisi:</strong> İşsiz güçsüz, sokaklarda dolaşan kimse.</p>
<p><strong>Kaale almamak:</strong> Önemsiz görmek, sözünü etmeye değer bulmamak.&#8221;O, kaale alınacak bir insan değil.&#8221;</p>
<p><strong>Kalem efendisi:</strong> Kalemde çalışan görevli, yazman.</p>
<p><strong>Kalem oynatmak:</strong> 1. Yazı yazmak. 2. Bir yazıyı düzeltmek. 3. Bir yazıda değişiklik yapmak.&#8221;Ben senin gibi kalem oynatmayı beceremiyorum.&#8221;</p>
<p><strong>Kaleyi içinden fethetmek:</strong> Karşı taraftan birinin yardımını alarak davasını kazanmak.</p>
<p><strong>Kalıbını basmak:</strong> Bir şeye bütün içtenliği ile güvenmek, bir şeyi doğrulamak.&#8221;Kalıbımı basarım ki o, bu işi yapmamıştır.&#8221;</p>
<p><strong>Kalıbının adamı olmamak:</strong> Görünüşünden bekleneni yapamaz olmak, umulanı ortaya koymamak.</p>
<p><strong>Kalıptan kalıba girmek:</strong> 1. Sık sık iş değiştirmek. 2. Çıkar sağlamak için değişik kılıklara girmek.</p>
<p><strong>Kalp kazanmak:</strong> Güzel bir davranış ve sözle birilerinin sevgisini kazanmak, ilgisini çekmek.&#8221;Bir demet çiçekle annemizin kalbini kazanabiliriz.&#8221;</p>
<p><strong>Kambersiz düğün olmaz (olur mu?):</strong> &#8220;Bir toplantı, eğlence veya iş, en çok ilgili kişiler bulunmadan yapılırsa tadı çıkmaz&#8221; anlamında alay yollu kullanılır.</p>
<p><strong>Kambur üstüne kambur (kambur kambur üstüne):</strong> &#8220;Sıkıntı üstüne sıkıntı, terslik üstüne terslik, borç üstüne borç, aksilikler birbirini kovalıyor&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p><strong>Kanadı altına almak:</strong> Korumak, gözetmek, himayesi altına almak.&#8221;Yeğenini kanadının altına aldı.&#8221;</p>
<p><strong>Kan ağlamak:</strong> Büyük bir üzüntü içinde olup yakınmak.&#8221;Dört çocuk tek başıma kaldım, çaresizim, içim kan ağlıyor ama kimseye açılamıyorum.&#8221;</p>
<p><strong>Kana susamak:</strong> Birini öldürme hırsı içinde olmak.&#8221;Bırak elindeki bıçağı dedim ama dinletemedim, kana susamış gibiydi.&#8221;</p>
<p><strong>Kanat germek:</strong> Birini korumak, gözetimi altına almak.</p>
<p><strong>Kan başına sıçramak (beynine çıkmak):</strong> Çok sinirlenmek, öfkelenmek,&#8221;Kan başına sıçramıştı, sağa sola bağırıp duruyordu.&#8221;</p>
<p><strong>Kancayı takmak:</strong> Bir kimsenin zararı, kötülüğü için uğraşmak.</p>
<p><strong>Kan çıkmak:</strong> Cinayet işlenmek, kan dökülmek.&#8221;Şu adamı götürün gözümün önünden, yoksa kan çıkacak.&#8221;</p>
<p><strong>Kandilli temenna:</strong> Eli yere kadar uzatarak yapılan selâmlama.</p>
<p>[ad2]</p>
<p><strong>Kan dökmek:</strong> Ölüme yol açmak, yaralanıp ölmek veya birini yaralayıp öldürmek.</p>
<p><strong>Kan gövdeyi götürmek:</strong> Çok kan akıtılmış olmak, çok insan öldürülmek.&#8221;Düşmanla göğüs göğüse gelmiştik, biliyordum ki birazdan kan gövdeyi götürecek ve pek çoğumuz ölecekti.&#8221;</p>
<p><strong>Kan gütmek:</strong> Kan dökerek öç almayı istemek.</p>
<p><strong>Kanı ağır:</strong> Davranışları yavaş, sevimsiz, konuşması insana sıkıntı veren, hoşa gitmeyen kimse.</p>
<p><strong>Kanı bozuk:</strong> Soysuz, iğrenç işler yapmaktan geri durmayan.&#8221;Toplum bu kanı bozuk insanlardan temizlenmelidir.&#8221;</p>
<p><strong>Kanı kaynamak:</strong> 1. Hareketli, coşkun olmak. 2. Birine içten bir sevgi beslemek, yakınlık duymak.&#8221;Çocuğa, ilk rastladığımda kanım kaynamıştı.&#8221;</p>
<p><strong>Kanına girmek:</strong> 1. Birini öldürtmek veya öldürmek. 2. Bir şeyi harcamak, ziyan etmek.</p>
<p><strong>Kanına susamak:</strong> Belâsını aramak, kendisinin öldürülmesine yol açacak bir davranışta bulunmak.&#8221;Kanına mı susadın sen, o katilin üstüne böyle gidilir mi hiç!&#8221;</p>
<p><strong>Kanını emmek:</strong> Hiç insaf etmeden sömürmek, varını yoğunu elinden almak.&#8221;Yıllardır kanımızı emiyor bu soysuz herifler!&#8221;</p>
<p><strong>Kanı pahasına:</strong> Yaralanmayı veya öldürülmeyi göze alarak.&#8221;Kanım pahasına da olsa, o adamlara, buradan adımlarını attırmayacağım.&#8221;</p>
<p><strong>Kanı sıcak:</strong> Sevimli, kendisini sevdiren, sempatik, sıcakkanlı.</p>
<p><strong>Kanıyla ödemek:</strong> Yaptığı işin cezasını hayatıyla ödemek.&#8221;Yaptığını kanıyla ödettiler zavallıya.&#8221;</p>
<p><strong>Kan kusmak:</strong> Çok eziyet, sıkıntı çekmek.</p>
<p><strong>Kan kusturmak:</strong> Çok büyük sıkıntı ve eziyet çektirmek.&#8221;Bana kan kusturmaya yemin etmişler, haydi görelim.&#8221;</p>
<p><strong>Kanlı bıçaklı olmak:</strong> Birbirlerinin kanını dökecek, birbirlerini öldürecek kadar birbirlerine düşman olmak.&#8221;Küçücük bir tarla yüzünden kanlı bıçaklı olduk.&#8221;</p>
<p><strong>Kanlı canlı:</strong> Sağlıklı, sapasağlam, dinç ve diri olduğu yüzünden belli olan.&#8221;Kanlı canlı oluncaya kadar hastanede tutuldum.&#8221;</p>
<p><strong>Kan ter içinde kalmak:</strong> Çok yorgun, terli, bitkin ve perişan durumda olmak.&#8221;Elindeki kazmayı bırakmaya niyetli değildi, kan ter içinde kalmış bedenini doğrultarak yüzüme baktı.&#8221;</p>
<p><strong>Kan tutmak:</strong> 1. Kan görünce bayılmak. 2. (Adam öldüren kimse korku ve heyecandan) şok geçirmek, kaçamamak, olduğu yere yığılıp kalmak.</p>
<p><strong>Kapağı atmak:</strong> Sıkıntılı bir yerden kurtulup rahat edeceği bir yere kavuşmak; uygun bir yere yerleşmek, işe girmek.&#8221;Evimize kapağı attık mı tamam, gel keyfim gel o zaman.&#8221;</p>
<p><strong>Kapalı kutu:</strong> İçinde ne sakladığını belli etmeyen, niteliği gizli kalan.</p>
<p><strong>Kapı dışarı etmek</strong>: Kovmak, dışarı atmak.&#8221;Ben de bu evin insanıyım, beni kapı dışarı edemezsiniz!&#8221;</p>
<p><strong>Kapı kapı dolaşmak:</strong> 1. Ev ev gezmek, her eve uğramak. 2. Hemen her devlet dairesine başvurmak.&#8221;Kapı kapı dolaştı, ne var ki bir iş bulamadı.&#8221;</p>
<p><strong>Kapı komşu:</strong> Bitişikte oturan komşu, evleri yan yana olan ailelerden her biri.&#8221;Kapı komşum öyle iyi bir insan ki..&#8221;</p>
<p><strong>Kapısında büyümek:</strong> Birinin evinde eğitim görüp yetişmek.&#8221;Onun kapısında büyümüştü, ona bu kötülüğü nasıl yapmıştı aklı almıyordu.&#8221;</p>
<p><strong>Kapısını aşındırmak:</strong> İstediğini elde edinceye kadar birinin yanına çok sık gidip gelmek.</p>
<p><strong>Kapı yoldaşı:</strong> Herhangi bir yerde aynı hizmette bulananlardan her biri.</p>
<p><strong>Kapıyı açmak:</strong> 1. Başlama. 2. Bir işte birilerine örnek olmak.&#8221;Açık artırmada kapı bir milyon liradan açıldı.&#8221;</p>
<p><strong>Karaborsa:</strong> Piyasada olmayan malın gizlice, el altından yüksek fiyatla alınıp satılması.&#8221;Karaborsacılar toplumun kanını emiyorlar.&#8221;</p>
<p><strong>Kara cahil:</strong> Hiçbir şey bilmeyen, çok bilgisiz.&#8221;Onun kara cahil birisi olduğunu ilk konuşmamızda fark etmiştim.&#8221;</p>
<p><strong>Kara çalı:</strong> İki kişi, iki dost arasına girerek arayı bozan kimse.</p>
<p><strong>Kara çalmak:</strong> Birine iftira etmek, leke sürmek, haksız yere suçlamak.&#8221;Kadıncağıza yok yere kara çaldılar.&#8221;</p>
<p><strong>Kara gün:</strong> Sıkıntılı, üzüntülü, büyük bir yasa düşülen gün.&#8221;Allah kimseye kara gün göstermesin.&#8221;</p>
<p><strong>Kara gün dostu:</strong> Yalnız iyi günlerde değil sıkıntılı, üzücü, düşkünlük günlerinde de insanın yardımına koşan, dostunu yalnız bırakmayan kimse.</p>
<p><strong>Kara haber:</strong> Ölüm veya felâket haberi, çok üzücü haber.&#8221;Fatma kadına bu kara haberi vermeye kimse yanaşmadı.&#8221;</p>
<p><strong>Karalar bağlamak (giymek):</strong> Bir felâket dolayısıyla yas tutmak, siyah elbise giymek ya da siyah örtü bağlamak.</p>
<p><strong>Kara liste:</strong> Zararlı görülüp cezalandırılmaları, öldürülmeleri düşünülen kimseler hakkında tutulan liste.&#8221;Köy muhtarını da kara listeye almışlar.&#8221;</p>
<p><strong>Karaman`ın koyunu sonra çıkar oyunu:</strong> &#8220;Dış görünüşe aldanmamalı, bir kişi ya da iş olağan görünebilir, ancak altından neler çıkabileceği hiç belli olmaz, o sonra görünür.&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p><strong>Karar kılmak:</strong> Dönüp dolaşıp o şeyin üstünde durmak, onu tercih etmek, birçok şeyi deneyip onu seçmek.&#8221;Ben bu elbisede karar kıldım.&#8221;</p>
<p><strong>Karda gezip izini belli etmemek:</strong> Kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli bir iş çevirmek, uygunsuz işler yapmak.&#8221;Onun ne biçim bir insan olduğunu bana sorun; o, karda gezer izini belli etmez biridir.&#8221;</p>
<p><strong>Kargacık burgacık:</strong> Eğri büğrü, kötü, okunması güç, çarpık, düzensiz (yazı).</p>
<p><strong>Kardeş payı yapmak:</strong> Eşit oranlarda bölmek, taksim etmek, paylaştırmak.&#8221;Çok açtılar, buldukları ekmeği oracıkta kardeş payı yaptılar.&#8221;</p>
<p><strong>Karga tulumba etmek:</strong> Birkaç kişi, birini kollarından bacaklarından tutup havaya kaldırmak.&#8221;Hep birlikte babalarını karga tulumba edip havuzun başına getirdiler.&#8221;</p>
<p><strong>Karınca duası gibi:</strong> Çok küçük, sık ve okunaksız, birbirine girmiş (yazı).</p>
<p><strong>Karınca yuvası gibi kaynamak: </strong>Çok kalabalık ve hareketli olmak (bir yer).&#8221;Pasajın girişi âdeta karınca yuvası gibi kaynıyordu.&#8221;</p>
<p><strong>Karınca kararınca:</strong> Az, önemsiz ve küçük de olsa, gücü yettiği kadar, elinden geldiğince.&#8221;Caminin yapımına karınca kararınca o da katkıda bulunmaya karar verdi.&#8221;</p>
<p><strong>Karman çorman</strong>: Karmakarışık, çok karışık, düzensiz, alt üst olup birbirine girmiş.&#8221;Ortalık karman çormandı, nereden işe başlayacağını bilemiyordu.&#8221;</p>
<p><strong>Karnı geniş:</strong> Hiçbir şeyi tasa etmeyen, titizlenmeyen, gamsız, umarsız.</p>
<p><strong>Karnı karnına geçmek:</strong> Çok acıkmak, çok zayıflamış olmak.&#8221;Günlerdir ağzına bir lokma koymamıştı, karnı karnına geçmiş ve bitap düşmüştü.&#8221;</p>
<p><strong>Karnım tok:</strong> &#8220;O sözlerine kanmıyorum, önem vermiyorum&#8221; anlamında kullanılır.&#8221;Geç babam, geç bu sözleri, karnımız tok bu sözlere, paradan söz et sen, verecek misin, vermeyecek misin?&#8221;</p>
<p><strong>Karnı tok sırtı pek:</strong> Geçimi iyi, hâli vakti yerinde, para sıkıntısı olmayan, birinin yardımına ihtiyaç duymayan (kimse).&#8221;Herkesin karnı tok sırtı pek olacaktır, bize güvenin!&#8221;</p>
<p><strong>Karnı zil çalmak:</strong> Çok acıkmış olmak.&#8221;Bugün hiçbir şey yiyemedim, karnım zil çalıyor!&#8221;</p>
<p><strong>Karşı çıkmak:</strong> 1. Gelenleri karşılamak üzere yola ya da kapı önüne çıkmak. 2. İleri sürülen fikrin, tutulan yolun yanlış olduğunu söylemek.&#8221;Her fikrime karşı çıkmak zorunda mısın?&#8221;</p>
<p><strong>Karşı durmak:</strong> Bir güce boyun eğmemek, direnmek.&#8221;Düşmana karşı durmak boynumuzun borcudur.&#8221;</p>
<p><strong>Karşı koymak:</strong> Engel olmaya çalışmak, direnmek, güç kullanarak dayanmak, boyun eğmemek.&#8221;Hırsızlar polise silâhla karşı koymaya çalıştılar.&#8221;</p>
<p><strong>Kasıp kavurmak:</strong> 1. Bir afet çok zarar vermek, mahvetmek. 2. Baskı yaparak, kıyıcı davranışlarda bulunarak bir topluluğu ezmek; zulmetmek, ortalığı korku ve dehşet içinde bırakmak.&#8221;Eşkıyalar ortalığı kasıp kavurmaya başladılar!&#8221;</p>
<p><strong>Kaş göz etmek:</strong> Kaş ve göz hareketleriyle bir işaret vermeye, istediğini bu yolla anlatmaya çalışmak.&#8221;Kalabalıkta kaş göz ederek Hasan`ı çağırmayı düşündü.&#8221;</p>
<p><strong>Kaşıkla yedirip, sapıyla göz çıkarmak:</strong> Bir iyilik yaptıktan sonra, bu iyiliği hiçe indirecek bir kötülük yapmak.</p>
<p><strong>Kaşla göz arasında:</strong> Çok çabuk, kimsenin sezmesine fırsat vermeyecek kadar az bir zaman içinde.&#8221;Kaşla göz arasında kapıverdi mendili.&#8221;</p>
<p><strong>Kaşlarını çatmak:</strong> Kızgın, öfkeli ve sinirli olduğunu kaşlarını birbirine yaklaştırarak göstermeye çalışmak.&#8221;Bana öyle kaşlarını çatıp durma!&#8221;</p>
<p><strong>Kaş yapayım derken göz çıkarmak:</strong> İşi düzelteyim, bir iyilik yapayım derken büsbütün bozmak ve büyük bir zarar vermek.</p>
<p><strong>Katı yürekli:</strong> Acımasız, merhametsiz, acı veren şeylere aldırmayan.&#8221;Onun gibi katı yürekli bir insan daha görmedim desem yeridir.&#8221;</p>
<p><strong>Kayıtsız kalmak:</strong> Umursamamak, önem vermemek, ilgi göstermemek.&#8221;Onun bu kötülüklerine kayıtsız kalmak mümkün mü?&#8221;</p>
<p><strong>Kazan kaldırmak:</strong> Yönetime karşı topluca karşı gelmek, baş kaldırmak.&#8221;Maden işçileri kazan kaldırmış diyorlar.&#8221;</p>
<p><strong>Kazık yutmuş gibi:</strong> Dimdik (duran, oturan, yürüyen).</p>
<p><strong>Kazın ayağı öyle değil:</strong> &#8220;Durum, mesele senin sandığın gibi değil&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p><strong>Keçileri kaçırmak:</strong> Düşünme yeteneğini kaybetmek, aklını oynatmak, delirmek, bunalım içinde olmak,&#8221;Doktor, keçileri kaçırmış diyorlar!&#8221;</p>
<p><strong>Kedi ciğere bakar gibi (bakmak):</strong> İmrenerek, iştahla, ele geçirme isteği ile bakmak.</p>
<p><strong>Kedi gibi dört ayak üstüne düşmek:</strong> En zor, en tehlikeli durumdan zarar görmeden kurtulmak.</p>
<p><strong>Kedi olalı bir fare tuttu:</strong> İlk defa, neden sonra kendisinden beklenen bir iş yapabildi.&#8221;Temsilcimiz, nihayet kedi olalı bir fare tuttu, yüklü bir iş yakaladı.&#8221;</p>
<p><strong>Kefeni yırtmak:</strong> Ağır bir hasta ölüm tehlikesini atlamak.&#8221;Üzülmeyin, kefeni yırttı büyük anneniz.&#8221;</p>
<p><strong>Kel başa şimşir tarak:</strong> Pek çok ihtiyaç giderilmeyi beklerken gereksiz özenti ve gösterişi belirtmek için kullanılır.</p>
<p><strong>Keli görünmek:</strong> Bir kabahati, kusuru ortaya çıkmak.&#8221;Kelinin görünmeyeceğini sanıyordu şapşal!&#8221;</p>
<p><strong>Kel kâhya:</strong> Bilgisi olsun olmasın her işe karışan, burnunu sokan.</p>
<p><strong>Kelle götürür gibi:</strong> Gerekli olmayan bir acelecilikle, bir şey ulaştıracakmış gibi çok hızlı koşarak.</p>
<p><strong>Kelleyi koltuğuna almak:</strong> Ölümü göze alarak bir işe kalkışmak.&#8221;Kelleyi koltuğuna alıp düşman karşısına çıkmak her babayiğidin harcı değil.&#8221;</p>
<p><strong>Kemerleri sıkmak:</strong> Tutumlu davranmak, açlığa ve susuzluğa katlanmak.&#8221;Kemerleri sıktıra sıktıra millette hâl bırakmadılar.&#8221;</p>
<p><strong>Kem küm etmek:</strong> Anlatmak istediğini açık seçik ifade edememek, bir soru karşısında bocalayıp cevap bulamayarak anlamsız sözler söylemek.&#8221;Kem küm etme de ne söyleyeceksen söyle çabuk!&#8221;</p>
<p><strong>Kendi hâlinde:</strong> Sessiz, hiçbir şeye karışmayan, karışmak istemeyen, sakin (kimse).&#8221;Yazık olmuş, kendi hâlinde biriydi, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmazdı.&#8221;</p>
<p><strong>Kendi göbeğini kendi kesmek:</strong> İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.&#8221;O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir.&#8221;</p>
<p><strong>Kendi kendine gelin güvey olmak: </strong>Başkalarının ne diyeceğini hesaba katmadan, bir işi sadece kendi başına tasarlayıp olmuş sayarak sevinmek.&#8221;Kendi kendine gelin güvey olmayı bırak, bakalım kız ne diyecek bu işe.&#8221;</p>
<p><strong>Kendi kendini yemek:</strong> İstediği iş olmadı diye gizli gizli üzülmek, kaygı duymak.&#8221;Kendi kendimi yedim bitirdim bu iş yüzünden.&#8221;</p>
<p><strong>Kendinden geçmek:</strong> 1. Kendini kaybetmek, bayılmak, bilinci işlemez olmak. 2. Sevindirici bir olay karşısında coşkuya kapılmak, duygulanmak.&#8221;Dün gece bizim adam yine kendinden geçti, hastaneye zor yetiştirdik.&#8221;</p>
<p><strong>Kendinden pay (paha) biçmek:</strong> Bir durumu kendi durumu ile ölçüştürmek.</p>
<p><strong>Kendine gelmek:</strong> 1. Sarhoşluktan, bayıldıktan sonra ayılmak. 2. Aklı başına gelmek. 3. Bozuk olan durumu düzelmek.&#8221;Oh, nihayet kendine geldi bizim adam!&#8221;</p>
<p><strong>Kendine yedirememek:</strong> Yapılan bir işi onur kırıcı görüp, kişiliğine dokunmuş sayarak tepki göstermek; kendisinin başkasına yapması söz konusu olan işi, kişiliği için uygun görmeyip yapmamak.</p>
<p><strong>Kendine yontmak</strong>: Ortaya çıkan fırsattan yararlanıp başkalarını düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlayacak yönde hareket etmek.&#8221;Hep kendine yontma, biraz da bizi düşün, biz de insanız!&#8221;</p>
<p><strong>Kendini ağır satmak:</strong> Kendisinden yapılması istenen işi, birçok ricadan, birçok ısrardan sonra yapmayı kabul etmek.&#8221;Kendini ağır satmakla adam olduğunu mu kanıtlayacak?&#8221;</p>
<p><strong>Kendini alamamak:</strong> İstemeyerek bir işi yapmak durumunda kalmak, yapmamayı edememek, kendini tutamayıp yapmak.&#8221;Ona bir tokat atmaktan kendimi alamadım işte!&#8221;</p>
<p><strong>Kendini ateşe atmak:</strong> Bilerek zor ve tehlikeli bir işe girişmek.&#8221;Kendisini ateşe atmasına izin mi vereceksiniz?&#8221;</p>
<p><strong>Kendini bulmak:</strong> 1. İyi bir duruma kavuşmak. 2. Kişilik kazanıp olgunluğa erişmek. 3. Farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak.&#8221;Nihayet kendimi buldum, bundan böyle ekonomik sıkıntı çekmeyeceğim.&#8221;</p>
<p><strong>Kendini dev aynasında görmek:</strong> Kendisini olduğundan büyük bir adam sanmak; üstün, yetenekli, güçlü görmek.&#8221;Kendini dev aynasında görmekten ne zaman vaz geçeceksin ha!..&#8221;</p>
<p><strong>Kendini dinlemek:</strong> 1. Önemsiz, küçük rahatsızlıkları büyütmek; hastalık kuruntusu içinde bulunmak. 2. Yalnız, sakin kalmak.&#8221;Uzun bir süre kendimi dinledim, olup biteni tekrar tekrar gözden geçirdim.&#8221;</p>
<p><strong>Kendini göstermek:</strong> 1. Ortaya çıkmak, belirmek. 2. Beğenilecek, takdir edilecek niteliklerini ortaya koymak; gücünü göstermek.&#8221;Uzun bir aradan sonra sergi açmaya, kendini göstermeye karar verdi.&#8221;</p>
<p><strong>Kendini kaptırmak</strong>: Bir şeyin etkisinden kendini kurtaramamak.&#8221;Bu yaştan sonra kendimi sigaraya kaptıracağım hiç aklıma gelmezdi doğrusu.&#8221;</p>
<p><strong>Kendini kaybetmek:</strong> 1. Düşüp bayılmak. 2. Kızgınlık, öfke yüzünden ne yaptığını bilmeyecek hâle gelmek.&#8221;Bir iki söz söyledikten sonra kendini kaybetti, oraya yığılıverdi.&#8221;</p>
<p><strong>Kendini toplamak:</strong> 1. Kötü, bozuk olan durumunu düzeltmek. 2. Bir konu üzerinde dikkatini yoğunlaştırmak. 3. Şişmanlamak.&#8221;Bizim oğlan kendini iyice toparladı, şimdi ev almayı düşünüyor.&#8221;</p>
<p><strong>Kendini tutamamak:</strong> Bir durum karşısında sessiz ve heyecana kapılmadan durmayı başaramamak, kendine hâkim olamamak.&#8221;Kendimi tutamadım, ben de ağlamaya başladım.&#8221;</p>
<p><strong>Kendini vermek:</strong> Bir şeye bütün varlığıyla bağlanmak, başka şeylerle ilgisini kesip yalnızca onunla ilgilenmek, bir şeyi tüm gücüyle yapmaya çalışmak.&#8221;İşe henüz kendini vermiş sayılmaz.&#8221;</p>
<p><strong>Kendi payıma:</strong> &#8220;Bana gelince, bana kalırsa, fikrime göre, bana sorarsanız&#8221; anlamlarında kullanılır.</p>
<p><strong>Kendi yağıyla kavrulmak:</strong> Elindekiyle yetinmeye, kimseye muhtaç olmadan yaşamaya çalışmak; ihtiyaçlarını kendi karşılayarak kimseden yardım istememek.&#8221;Nasıl olalım, kendi yağımızla kavrulup gidiyoruz işte&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>Kene gibi yapışmak:</strong> Yakasını bir türlü bırakmamak; istenmediği hâlde, çıkar sağladığı için birinin peşini bırakmamak.&#8221;Kene gibi yapışmıştı adamın yakasına, peşini bir türlü bırakmıyordu.&#8221;</p>
<p><strong>Kesenin ağzını açmak:</strong> Bol para harcamaya başlamak.&#8221;Babam kesenin ağzını açtı nihayet.&#8221;</p>
<p><strong>Keyfinin kâhyası (olmamak):</strong> Birisine karışmaya hakkı olmamak, istediği gibi yaşamasına engel olmamak.&#8221;O benim keyfimin kâhyası olamaz, ben dilediğim gibi yaşarım, karışamaz bana!&#8221;</p>
<p><strong>Keyif çatmak:</strong> Neşeli olmak, hoş ve eğlenceli zaman geçirmek.&#8221;İşi nihayet bitirmiştik, sıra şimdi keyif çatmaya gelmişti.&#8221;</p>
<p><strong>Keyif ehli</strong>: Rahatına düşkün kimse, zevkinden bol bol yararlanan.&#8221;Oldukça rahat, keyif ehli bir insandı.&#8221;</p>
<p><strong>Kılı kırk yarmak:</strong> Titizlenmek, çok dikkat ederek en ince ayrıntılarına kadar incelemek, önemle üstünde durmak.&#8221;Bir malı almadan önce kılı kırk yararcasına evirir çevirir ve öyle alırdı.&#8221;</p>
<p><strong>Kılına dokunmamak:</strong> Bir kimseye, zarar verebilecek en ufak davranıştan bile kaçınmak.&#8221;İnan anne, kılına bile dokunmadım kardeşimin!&#8221;</p>
<p><strong>Kılını bile kıpırdatmamak (veya oynatmamak):</strong> Bir durum karşısında en küçük bir tepki bile göstermemek, ilgisiz kalmak, harekete geçmemek.&#8221;Onca insan üstüme yürüdü ama o kılını bile kıpırdatmadı.&#8221;</p>
<p><strong>Kıl payı (kalmak):</strong> Çok az, az bir fark (kalmak).&#8221;Araba o hızla virajı alamadı, uçuruma yuvarlanmasına kıl payı kalmıştı.&#8221;</p>
<p><strong>Kıran girmek:</strong> 1. Daha önce bulunan şey bulunmaz olmak. 2. Hayvanlar ya da insanlar arasında öldürücü bir hastalık yayılmak.&#8221;Kıran girdi, bütün koyunlar telef oldu.&#8221;</p>
<p><strong>Kırık dökük:</strong> 1. Eski çürük, sağlam olmayan, değersiz (şey). 2. Düzgün olmayan, parça parça, dağınık (söz).&#8221;Şu kırık dökük eşyaları ortadan kaldırın hemen!&#8221;</p>
<p><strong>Kırıp geçirmek:</strong> 1. Yakıp yıkarak, baskı yaparak, öldürerek büyük zarar vermek. 2. Çok sert davranarak darıltmak. 3. Garip olan söz ve davranışlarıyla herkesi güldürmekten katıltmak.</p>
<p><strong>Kırk dereden su getirmek:</strong> Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.&#8221;Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su getirtti bana.&#8221;</p>
<p><strong>Kırklara kırışmak:</strong> Bir kimse artık ortalıkta görünmez olmak.</p>
<p><strong>Kırk tarakta bezi bulunmak:</strong> Birbirinden farklı birçok işle uğraşmak, birçok ilişkisi bulunmak, gizli ilişkileri olmak.&#8221;Ne iş yaptığı belli değil, kırk tarakta bezi var adamın.&#8221;</p>
<p><strong>Kısmeti açılmak:</strong> 1. Kazancı artıp bolluğa erişmek. 2. Bir kızı isteyenlerin çoğalması.&#8221;Bu miras kızın kısmetini de açtı hani!&#8221;</p>
<p><strong>Kısmetini (nimetini) ayağıyla tepmek:</strong> Kavuşacağı iyi bir durumu, kıymetini bilmeyerek reddetmek; istememek, değerlendirememek.</p>
<p><strong>Kıssadan hisse almak:</strong> Bir olaydan, anlatılan bir hikâyeden ders almak.</p>
<p><strong>Kıt kanaat (geçinmek):</strong> Yoksulluk içinde, zar zor ve güçlükle (geçinmek).&#8221;Bir zamanlar biz de kıt kanaat geçiniyorduk.&#8221;</p>
<p><strong>Kıvamına gelmek (bulmak):</strong> En uygun zamanında olmak, gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, istenilen duruma gelmek.</p>
<p><strong>Kıyamet kopmak:</strong> 1. Kıyamet günü gelmek. 2. Bir yerde çok gürültü ve patırtı kavga, telâş olmak.&#8221;Kıyamet günü gelecek ve insanlar sonunda hesaba çekilecekler.&#8221;</p>
<p><strong>Kızarıp bozarmak:</strong> Utanarak renkten renge girmek, kimi duyguların etkisiyle yüzünün rengi değişmek.&#8221;Pot kırdığını anlayınca ne yapacağını şaşırdı, kızarıp bozaran yüzünü kapatmaya çalıştı.&#8221;</p>
<p><strong>Kızıl (kızılca) kıyamet kopmak:</strong> Bir meselede büyük, aşırı, gürültülü bir kavgaya yol açmak; yüksek sesli tartışma başlatmak.&#8221;Sizin bostanlara su vermeyeceğim deyince kızılca kıyamet koptu.&#8221;</p>
<p><strong>Kilit noktası:</strong> Bütün işlerin çözümlenmesi ona bağlı olan önemli unsur, üzerinde durulması gereken en önemli nokta, makam veya yer.</p>
<p><strong>Kimseye eyvallah etmemek:</strong> Kimseden yardım ve iyilik beklememek, kimsenin minneti altına girmemek.&#8221;Bu yaşa kadar kimseye eyvallah etmedim, bundan sonra da edecek değilim.&#8221;</p>
<p><strong>Kim vurduya gitmek:</strong> Bir kargaşa anında ve kalabalık arasında kimin tarafından vurulduğu veya dövüldüğü belli olmamak.</p>
<p><strong>Kirişi kırmak:</strong> Kaçıp gitmek, bulunduğu yerden gizlice ve çabucak ayrılmak.&#8221;Kavga başlayınca kirişi kırarım diye düşündü.&#8221;</p>
<p><strong>Kirli çamaşırlarını ortaya dökmek</strong>: Ayıp, suç ve kusurlarını, gizli kalmış yolsuzluklarını açığa çıkarmak; açıklamak, söylemek.&#8221;Kirli çamaşırları ortaya dökülünce ne yapacağını şaşırdı.&#8221;</p>
<p><strong>Kitaba el basmak:</strong> Elini kutsal kitap olan Kur`ân-ı Kerim üzerine koyarak yemin etmek.</p>
<p><strong>Kitabına uydurmak:</strong> Kanunî olmayan bir işi kimi boşluklardan yararlanarak kanunî imiş gibi göstermek.&#8221;İşi kitabına uydurmuşlar, çok zengin olmuşlardı.&#8221;</p>
<p><strong>Kof çıkmak:</strong> İşe yaramadığı, sanıldığı gibi olmadığı, boş ve değersiz bir kişi olduğu anlaşılmak.</p>
<p><strong>Kokusu çıkmak:</strong> Gizli yapılmış bir iş, daha sonra herkes tarafından bilinir olmaya başlamak.&#8221;Bu işin kokusu çıkar diye korkuyorum.&#8221;</p>
<p><strong>Kolaçan etmek:</strong> Çevresini ya da kendisinden istenilen yeri dolaşıp ne var ne yok diye bakmak, olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak.&#8221;Bir kişi etrafı şöyle bir kolaçan etsin de gelsin.&#8221;</p>
<p><strong>Kol kanat olmak:</strong> Yardım etmek, gözetmek, bir kimseyi koruyuculuğu altına almak.</p>
<p><strong>Koltukları kabarmak:</strong> Kendisine ya da yakınlarına yapılan övgüden ötürü kıvanç duyup büyüklenmek, böbürlenmek.&#8221;Oğlun oldukça becerikli dedikleri zaman koltuklarım kabardı doğrusu.&#8221;</p>
<p><strong>Kolu kanadı kırılmak:</strong> Çaresiz duruma düşmek, bir şey yapamaz hâle gelmek.&#8221;Kolu kanadı kırılmış bir vaziyette dolaşıyordu.&#8221;</p>
<p><strong>Korktuğu başına gelmek:</strong> Endişe duyduğu, kaygılandığı, olmasını istemediği şeyle karşı karşıya gelmek.&#8221;Korktuğum başıma geldi, ne yapacağım şimdi ben!&#8221;</p>
<p><strong>Koyun kaval dinler gibi:</strong> Düşünmeden, hiçbir şeyi anlamadan, ne denildiğini kavramadan dinlemek.&#8221;Beni koyun dinler gibi dinleyip çekip gittiler.&#8221;</p>
<p><strong>Kozunu paylaşmak:</strong> Aradaki anlaşmazlığı zora başvurarak, üstün olan güce dayandırarak çözümlemek, sona erdirmek.&#8221;Onunla kozunu paylaşmaya can atıyordu.&#8221;</p>
<p><strong>Kök salmak:</strong> 1. Bir yere iyice, ayrılmamacasına yerleşmek. 2. İyice tutunmak, köklenmek, sağlamlaşmak, yayılmak.&#8221;Onun sevgisi, içine iyice kök salmıştı.&#8221;</p>
<p><strong>Kök söktürmek:</strong> Uğraştırmak, güçlük çıkarmak, engel olmak.&#8221;O takıma kök söktürmeye yemin ettik.&#8221;</p>
<p><strong>Köküne kibrit suyu dökmek:</strong> Bir daha belirmeyecek, ortaya çıkmayacak biçimde yok etmek, ortadan kaldırmak.</p>
<p><strong>Köprüleri atmak:</strong> Girişilen, başlanılan bir işten vazgeçmeye ya da geri dönmeye imkânı kalmayacak şekilde kesin bir davranış göstermek; ilişkileri bir daha kurulamayacak biçimde bozmak.</p>
<p><strong>Kör değneğini beller gibi:</strong> Bir değişiklik, yenilik düşünmeden, hep aynı biçimde davrananların durumunu anlatmak için kullanılır.</p>
<p><strong>Kör dövüşü:</strong> Sonuç alınamayacak ve birbirini engelleyecek biçimde, bir birinden habersiz düzensiz ve uyumsuz çabalama.</p>
<p><strong>Kör kadı:</strong> Sözünü esirgemeyen; doğru bildiğini hatır gönül dinlemeden her yerde, herkesin yüzüne karşı söyleyen.</p>
<p><strong>Köstek olmak:</strong> Engel olmak.&#8221;Sen köstek olma yeter.&#8221;</p>
<p><strong>Körü körüne:</strong> Düşünüp taşınmadan, nasıl sonuçlanacağını hesaplamadan, dikkat etmeden.&#8221;Bu işe öyle körü körüne giremem, anladın mı?&#8221;</p>
<p><strong>Köşe bucak:</strong> Göze çarpmayan, önemsiz yer.</p>
<p><strong>Kötüye kullanmak:</strong> Suiistimal etmek, yetkisini yanlış bir yolda kullanmak, istenilmeyen yolda yararlanmak.&#8221;Benim yumuşaklığımı kötüye kullandı.&#8221;</p>
<p><strong>Kraldan çok kralcı olmak:</strong> Birinin davasını ondan daha çok savunur olmak.</p>
<p><strong>Kucak açmak:</strong> İhtiyaç sahibi birine sığınacak yer vermek, onu korumak.&#8221;Muhtaçlara kucak açmak insanlık görevidir.&#8221;</p>
<p><strong>Kumkumav gibi:</strong> Yapayalnız, tek başına.</p>
<p><strong>Kulağı delik:</strong> Olup bitenleri çabuk haber alan, hemen her şeyden haberi olan.&#8221;Hasan mı, ne kulağı delik adamdır o, ne öğreneceksen ona sor.&#8221;</p>
<p><strong>Kulağı kirişte (olmak):</strong> Söylenecek sözü, gelecek haberi dikkatlice (beklemek).&#8221;Kulağınız kirişte olsun, ne duyarsanız iletin hemen.&#8221;</p>
<p><strong>Kulağına çalınmak:</strong> Bir söz, bir haber başkasına söylenirken kendisi de şöyle böyle duymak. o&#8221;Senin şehre gideceğin kulağıma çalındı, ne diyorsun?&#8221;</p>
<p><strong>Kulağına kar suyu kaçmak:</strong> Rahatını bozan bir haber işitmek, sıkışık bir duruma düşmek.</p>
<p>[ad3]</p>
<p><strong>Kulağına küpe olmak</strong>: Başına gelen bir işten, gördüğü olaydan ders alıp hiç unutmamak.&#8221;Umarım bu iş senin kulağına küpe olur da aynı hataya bir daha düşmezsin.&#8221;</p>
<p><strong>Kulağını açmak:</strong> Bütün dikkatini vererek dinlemek, söylenenlere dikkat etmek.&#8221;Kulağını aç da beni iyi dinle!&#8221;</p>
<p><strong>Kulağını bükmek:</strong> Dikkatli olması için uyarıda bulanmak.</p>
<p><strong>Kulağını çekmek:</strong> 1. Uyarmak için hafif bir ceza vermek. 2. Ceza olarak kulağını büküp çekmek.&#8221;Şimdi bana kulağınızı çektireceksiniz!&#8221;</p>
<p><strong>Kulak asmamak:</strong> Aldırıp önemsememek, dinlememek.&#8221;Kulak asma sen onun söylediklerine.&#8221;</p>
<p><strong>Kulak dolgunluğu:</strong> Duya duya elde edinilen yarı buçuk bilgi.</p>
<p><strong>Kulak kabartmak:</strong> Çaktırmadan, belli etmemeye çalışarak dinlemek.&#8221;Dayanamayıp yanındakilerin konuşmalarına kulak kabarttı.&#8221;</p>
<p><strong>Kulak kesilmek:</strong> Çok iyi, bütün dikkatini vererek dinlemek; dikkatini toplayarak duymaya çalışmak.&#8221;Ne konuştuklarını merak ediyordum, yanlarına yaklaşarak kulak kesildim.&#8221;</p>
<p><strong>Kulaklarını çınlatmak:</strong> Birini iyi duygularla anmak.</p>
<p><strong>Kul hakkı:</strong> İslâm dinine göre, insanların birbirleri üzerindeki hakları.&#8221;Öte dünyaya kul hakkıyla gitmem inşallah.&#8221;</p>
<p><strong>Kul köle (veya kurban) olmak</strong>: Tam bir doğruluk içinde gönülden bağlanmak, bağlılığın gerektirdiği fedakârlığı yapmaya hazır olmak.</p>
<p><strong>Kulp takmak</strong>: Bir kusur, bir bahane bulmak.</p>
<p><strong>Kumpas kurmak:</strong> Birini aldatmak için tuzak kurmak, gizli bir iş düzenlemek.</p>
<p><strong>Kundak sokmak:</strong> 1. Yangın çıkarmak için bir yere tutuşmuş yağlı bez parçası koymak. 2. Ara bozacak bir söz ya da davranışta bulunmak.</p>
<p><strong>Kurban olayım:</strong> 1. Aşırı sevgi ve hayranlık anlatmak için kullanılır. 2. Yalvarmak için söylenir.&#8221;Kurban olayım yavruma dokunmayın!&#8221;</p>
<p><strong>Kurşuna dizmek:</strong> Ölüm cezasını askerî bir birliğin attığı kurşunlarla yerine getirmek, sıkılan kurşunlarla öldürmek.&#8221;Bütün köy halkını kurşuna dizdiler!&#8221;</p>
<p><strong>Kurtlarını dökmek:</strong> Öteden beri yapmak istediği şeyi bol bol yapıp hevesini almak.&#8221;Bu akşam biraz kurtlarımızı dökelim, ne dersin?&#8221;</p>
<p><strong>Kurt masalı okumak:</strong> İnandırıcı, gereksiz, asılsız sözler (söylemek).</p>
<p><strong>Kuru iftira:</strong> Hiçbir kanıtı olmayan suçlama.&#8221;Allah kuru iftiradan korusun hepimizi!&#8221;</p>
<p><strong>Kuru kalabalık:</strong> 1. Yararsız kırık dökük eşya. 2. Hiçbir işe yaramayan insan topluluğu.&#8221;Bu kuru kalabalığa güvenip de sakın yola çıkma.&#8221;</p>
<p><strong>Kuru kuruya:</strong> Boşuna, boş yere.</p>
<p><strong>Kuru sıkı:</strong> 1. Korkutmak amacıyla söylenen sözler, blöf. 2. Yalnız barutla sıkılanmış tüfek veya fişek dolgusu.</p>
<p><strong>Kuş beyinli:</strong> Akılsız, aptal, ahmak.</p>
<p><strong>Kuş kadar canı olmak:</strong> Küçük, cılız, zayıf, çelimsiz bir vücuda sahip olmak.</p>
<p><strong>Kuş sütüyle beslemek:</strong> En pahalı, değerli az bulunur besinlerle yiyip içirmek.</p>
<p><strong>Kuş uçmaz, kervan geçmez:</strong> Çok ıssız, sapa, kır, insanın uğramadığı yer.&#8221;Başını alıp kuş uçmaz kervan geçmez bir diyara gitti.&#8221;</p>
<p><strong>Kuş uçurmamak</strong>: Hiç kimsenin geçmesine, kaçmasına izin vermemek; imkân tanımamak, bunun için çok dikkatli davranmak.&#8221;Sıkı gözcülerdir, kuş uçurtmazlar, merak etme!&#8221;</p>
<p><strong>Kuvvetten düşmek (kesilmek):</strong> Gücü iyice azalmak.</p>
<p><strong>Kuyruğuna basmak:</strong> Birini tahrik etmek, incitip saldırmasına yol açmak.</p>
<p><strong>Kuyruklu yalan:</strong> İnsanın kanması için süslenmiş büyük yalan.&#8221;İnanmayın ona, söyledikleri kuyruklu yalandan başka bir şey değil!&#8221;</p>
<p><strong>Kuyruk sallamak:</strong> Yaltaklanmak, birisine yaranmak için yapmacık davranışlarda bulunup şirin görünmeye çalışmak.&#8221;Bütün gece boyunca şirket müdürüne kuyruk sallayıp durdu.&#8221;</p>
<p><strong>Kuyusunu kazmak:</strong> Birinin kötü duruma düşmesi, felâkete uğraması, zarar görmesini sağlamak için zemin hazırlamak, tuzak kurmak.&#8221;Adamın kuyusunu kazıp da elinize ne geçecek.&#8221;</p>
<p><strong>Küçük dilini yutmak:</strong> Çok şaşmak, hayrete düşmek, donakalmak, hiçbir şey söyleyemez hâle gelmek.&#8221;Ne o dostum, küçük dilini mi yuttun?&#8221;</p>
<p><strong>Küçük düşürmek:</strong> Onurunu kırmak, birilerinin yanında itibarını sarsmak ve değerini düşürmek.&#8221;Dikkatli ol, bir pot kırıp da kendini küçük düşürme sakın.&#8221;</p>
<p><strong>Küçük görmek:</strong> Önemsememek, değer vermemek.&#8221;Hasmınızı sakın küçük görmeyin çocuklar!&#8221;</p>
<p><strong>Külâhıma anlat:</strong> &#8220;Söylediklerin hiç de inandırıcı değil, sana inanmıyorum&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p><strong>Külâhını ters giydirmek:</strong> Çok kurnaz olmak; oyuna getirmek, kendisine iyi davranmayanları bir hile ile yaptıklarına pişman etmek.</p>
<p><strong>Külâhları değişmek:</strong> &#8220;Araları bozulmak, bozuşmak&#8221; anlamında tehdit olarak kullanılır.&#8221;Hareketlerini düzeltmezsen külâhları değişiriz, ona göre!&#8221;</p>
<p><strong>Kül kedisi:</strong> 1. Çok üşüyen, ateşin yanından ayrılmayan (kimse). 2. Uyuşuk, miskin, rahatına düşkün, tembel.</p>
<p><strong>Kül kesilmek:</strong> Heyecan ve korkudan yüzünün rengi atmak, solmak.&#8221;Katili karşısında görünce yüzü kül kesildi.&#8221;</p>
<p><strong>Kül olmak:</strong> 1. Bir şey bütünüyle yanmak. 2. Varını yoğunu yitirmek, elinde bulunanlar yok olmak. 3. Büyük bir felâkete uğrayıp çok üzülmek.</p>
<p><strong>Külünü (göğe) savurmak:</strong> Bir şeyi tamamiyle bitirip yok etmek, harcayıp tüketmek, telef edip bir şey bırakmamak.</p>
<p><strong>Kül yutmamak</strong>: Oyuna gelmemek, tuzağa düşmemek, kurnazca yapılan bir hileye aldanmamak.&#8221;Bana kül yutturamazsınız diyemem ama yeterince dikkatli olduğumu söyleyebilirim.&#8221;</p>
<p><strong>Künyesi bozuk:</strong> Eskiden kötü durumları görülmüş olan, kötü işlere girmiş bulunan.&#8221;Künyesi bozuk diye, bu adama hiç kimse iş vermeyecek mi?&#8221;</p>
<p><strong>Küplere binmek</strong>: Haddinden fazla öfkelenme, kızmak, sağa sola ateş saçmak.&#8221;Yeni saatimi kırdığımı öğrenen annem küplere bindi.&#8221;</p>
<p><strong>Küpünü doldurmak:</strong> Eline geçen fırsatları değerlendirerek çok para biriktirmek.&#8221;Küpünü doldurmayı becerebilenlerden olamadım hiç.&#8221;</p>
<p><strong>Kürek kadar (pabuç kadar) dili olmak:</strong> Hemen her söze cevap yetiştirmek, büyüklerine karşı saygısızca karşılıklar verir olmak.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/k_harfi_ile_baslayan_deyimler/">K Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/k_harfi_ile_baslayan_deyimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İ Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/i_harfi_ile_baslayan_deyimler/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/i_harfi_ile_baslayan_deyimler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 09:48:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=112938</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbret almak: Kötü bir olaydan etkilenerek ders almak.&#8221;Görmesini bilseydi ibret alırdı her hâlde.&#8221; İcabına bakmak: 1. Gereğini yerine getirmek. 2. Yok etmek, ortadan kaldırmak.&#8221;O adamın icabına bakarız, merak etme sen.&#8221; İç çekmek: Üzüntüyle göğüs geçirmek, derin derin soluk alıp hıçkırıkla ağlamak.&#8221;Yavrucağın iç çekişi dayanılır gibi değildi.&#8221; İç etmek: Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeden kendisine mal etmek, ortadan kaldırıp [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/i_harfi_ile_baslayan_deyimler/">İ Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İbret almak:</strong> Kötü bir olaydan etkilenerek ders almak.&#8221;Görmesini bilseydi ibret alırdı her hâlde.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İcabına bakmak:</strong> 1. Gereğini yerine getirmek. 2. Yok etmek, ortadan kaldırmak.&#8221;O adamın icabına bakarız, merak etme sen.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İç çekmek:</strong> Üzüntüyle göğüs geçirmek, derin derin soluk alıp hıçkırıkla ağlamak.&#8221;Yavrucağın iç çekişi dayanılır gibi değildi.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İç etmek:</strong> Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeden kendisine mal etmek, ortadan kaldırıp kimseye göstermemek.&#8221;Babasına bildirmeden o kadar parayı iç etmiş.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İç gıcıklamak:</strong> 1. Huylandırmak. 2. İstek uyandırmak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi açılmak:</strong> Sıkıntısı dağılıp gitmek, ferahlamak.&#8221;Denizi, kuşları, ağaçları seyre dalarım, böylelikle içim açılır, rahatlarım.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi cız etmek:</strong> Ansızın içi sızlamak, çok üzülmek.&#8221;O zavallı ihtiyarı birden bire karşımda görünce içim cız etti.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi çekmek: </strong>Canı arzu etmek, istek duymak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi çıfıt çarşısı: </strong>1. Başkaları için daima art niyet besleyen, içinden türlü kötülükler geçiren. 2. Çok karışık.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi dışı bir: </strong>İkircikli olmayan, iki yüzlü davranmayan, düşündüğünü açıkça söyleyen, özü sözü bir olan.&#8221;İçi dışı bir olan insanlara her zaman güvenebiliriz.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi dışına çıkmak: </strong>1. Kusmaktan ötürü çok fena olmak. 2. Bindiği taşıtın çok sarsılması yüzünden bedenî rahatsızlık duymak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi erimek: </strong>Kaygı duymak, çok üzülmek.</p>
<p>[ad1]</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi geçmek:</strong> 1. İstemediği hâlde uyuya kalmak. 2. İşe yaramaz duruma gelmek. 3.<strong> </strong>Yaşlılıktan, zayıflıktan gücü azalmış olmak; hiçbir şeye ilgi duymamak.&#8221;O artık içi geçmiş bir ihtiyardır.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi gitmek:</strong> Çok fazla istek duymak.&#8221;Vitrindeki kızarmış tavuklara içim gidiyordu ama param olmadığı için alıp yiyemiyordum.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi içine sığmamak:</strong> Çok heyecanlanmak, coşkunluk duymak ve sevincini belli etmekten kendini alamamak.&#8221;Annemi karşımda görünce ne yapacağımı şaşırdım, içim içime sığmıyordu, koşup boynuna sarıldım.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi kabarmak (kalkmak):</strong> 1. Midesi bulanmak. 2. Duygulanıp heyecanlanmak. 3. Taşkın bir ağlama duygusu içinde olmak.&#8221;Ne berbat bir koku, içimiz kabarmadan kalkalım buradan.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi kan ağlamak:</strong> İçten, büyük bir üzüntü duymak; dıştan belli etmeyerek çok acımak.&#8221;Çocuğunun yüzüne bakarken içim kan ağlıyordu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi kazınmak:</strong> Çok acıktığından ötürü midesinde eziklik duymak.&#8221;Sabahtan beri açtı, içi kazınıyor ama belli etmemeye çalışıyordu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçinden gülmek:</strong> Birisine sezdirmeden içten içe gülmek, eğlenmek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçinden okumak:</strong> 1. Dudaklarını kıpırdatmadan, hiç ses çıkarmadan okumak. 2. Ses çıkarmadan sövmek, beddua etmek.&#8221;Hikâyeyi şimdi de içinizden okuyacaksınız.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçinden pazarlıklı:</strong> Sinsi, yapacağı kötülükleri sezdirmeyen.&#8221;Senin gibi içten pazarlıklı adamlarla iş yapmam ben.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine atmak:</strong> 1. Derdini, sıkıntısını kimseye söylememek. 2. Kendisine yapılan kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla beraber, bunu unutmamak.&#8221;O her şeyi içine atar, bir gün kanser olacak diye korkuyorum.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine dert olmak:</strong> Yapmak istediği bir şeyi yapamadığı için kaygılanıp üzüntü duymak.&#8221;Hastahanedeki arkadaşımı ziyarete bir türlü gidemedim, bu da içime dert oldu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine doğmak:</strong> Malûm olmak, bir işin olduğunu ya da olacağını sezinlemek, tahmin etmek.&#8221;Onun bize geleceği sanki içime doğmuştu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine işlemek:</strong> Duygulanmak, etkilenmek, dokunmak.&#8221;Babamın o etkili sözleri âdeta içime işlemişti sanki.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine çekilmek (kapanmak):</strong> Duygularını kimseye açmamak, çevresindeki kişilerle ilişkisini kesmek, yalnızlığa gömülmek.&#8221;Kardeşinin ölümünden sonra içine çekildi, kimseyle görüşmüyor.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine kurt düşmek:</strong> Kuşkulanmak, kendisine zarar geleceğinden şüphe etmek.&#8221;Tilkiyi civarda dolaşırken gördüğü andan itibaren içine kurt düşmüştü.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine sindirmek:</strong> Benimsemek, iyice kabul etmek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine sinmemek:</strong> 1. İçi rahat etmemek, yaptığı şeyden memnun olmamak. 2. İstediği gibi olmadığı için rahatlık, mutluluk duymamak; tadına varamamak.&#8221;İşi bitirdim ama hiç de içime sinmedi.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine sokacağı gelmek:</strong> Birini aşırı ölçüde, çok sevmek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçine yedirememek:</strong> Benimsememek, kabul edememek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçini dökmek:</strong> Dertlerini, sıkıntılarını, üzüntülerini anlatmak.&#8221;Şu koca dünyada içimi dökecek bir insan bulamadım.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçini kemirmek:</strong> Bir üzüntü ve düşünce dolayısıyla rahatsızlık duymak.&#8221;İçini kemiren bu düşünceden kurtulmak istiyordu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçini (bir) kurt yemek:</strong> Sürekli olarak bir kaygı içinde olmak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi parçalanmak (paralanmak):</strong> Birine acıyarak çok üzülmek.&#8221;Onun bu hâlini gördükçe içim parçalanıyor.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi rahat etmek:</strong> Endişelenecek bir durum bulunmadığını öğrenerek sıkıntıdan kurtulmak, rahatlamak.&#8221;Ne yapayım, ben anneyim, onlar sağ salim dönerlerse içim rahat edecektir ancak.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi sızlamak:</strong> Bir şey veya kişinin içine düştüğü durum sebebiyle üzülmek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi titremek:</strong> 1. Çok üşümek. 2. Çok istek duymak. 3. Bir zarar gelecek korkusu içinde bulunmak.&#8221;Hava iyice soğudu, içim titremeye başladı, haydi içeri girelim.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçi yanmak:</strong> 1. Çok susamak. 2. Büyük bir acı sebebiyle çok fazla üzülmek.&#8221;Sanki yalnız onun içi yanıyordu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçler acısı:</strong> Oldukça üzücü, çok acıklı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçli dışlı olmak:</strong> Teklifsiz, çok samimi, sıkı fıkı, senli benli olmak.&#8221;Biz Fatma`yla iyice içli dışlı olduk.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İçtikleri su ayrı gitmemek:</strong> Sıkı fıkı dost, samimi arkadaş olmak; birbirlerinden saklayacakları bir şeyleri bulunmamak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İdare etmek:</strong> 1. Yönetmek, çekip çevirmek. 2. Tutumlu olmak, kullanmak. 3. Elvermek, yetmek, yetişmek, korumak, kurtarmak. 4. Hoş görmek, göz yummak. 5. Örtbas etmek.&#8221;Bu ayakkabıyı bu fiyata veremem, çünkü idare etmez.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İfade vermek:</strong> Sorguya cevap vermek.</p>
<p>[ad2]</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İflâhını kesmek:</strong> Gücünü tamamiyle yok edip bir daha karşı koyamayacak, düzelemeyecek, iş yapamayacak duruma getirmek.&#8221;Ben adamın iflâhını keserim, anladın mı?&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İfrit olmak:</strong> Çok öfkelenmek; aşırı ölçüde, kendini kaybedecek kadar sinirlenip kızmak.&#8221;İfrit oluyorum şu adamın hareketlerine.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İğne atsan yere düşmez:</strong> Çok kalabalık, yürünecek gibi değil.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İğne ile kuyu kazmak:</strong> Zor denecek bir işi yetersiz araç ve gereçlerle başarmaya çalışmak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İğne ipliğe dönmek:</strong> Aşırı derecede zayıflamak, kilo vermek.&#8221;O iri yarı adam hapisten çıktı ki iğne ipliğe dönmüş.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İğneli söz:</strong> Dokunaklı, kırıcı, üzücü söz.&#8221;O iğneli sözlere ben bile dayanamazdım doğrusu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İki ahbap çavuşlar:</strong> Hemen her yerde birlikte görülen, birbirlerinden ayrılmayan iki arkadaş, dost.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İki arada bir derede (kalmak):</strong> Sıkışık, zor şartlar altında (kalmak).</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İki ayağını bir pabuca sokmak:</strong> Bir kimseyi, bir işi yapması için zorlamak, sıkıntıya sokmak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İki cami arasında kalmış beynamaza dönmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> İki yoldan hangisini tutacağını; şöyle mi, böyle mi yapacağını bilememek; şaşırıp bir şey yapamaz olmak.</span></p>
<p><strong>İki cihanda yüzü ak olmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Doğru ve faziletli yaşayıp dünya ve ahrette mükâfat görmek.</span></p>
<p><strong>İki çift söz etmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Bir araya gelip birkaç söz söylemek.&#8221;Ne zamandır seninle bir araya gelip de iki çift söz edemedik.&#8221;</span></p>
<p><strong>İki eli kanda olsa:</strong><span style="font-weight: 400;"> Ne kadar önemli olursa olsun, elindeki iş hiç bırakılamayacak derecede olsa bile.&#8221;Söyleyin ona, iki eli kanda olsa da durmasın gelsin.&#8221;</span></p>
<p><strong>İki eli (birinin) yakasında olmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Ahrette, hesap gününde ondan davacı olmak; hakkını istemek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>İki gözü iki çeşme:</strong> Sürekli, çok ağlayarak.&#8221;Kadıncağız iki gözü iki çeşme ağlayıp duruyormuş.&#8221;</span></p>
<p><strong>İkili oynamak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Birbirine karşı olanlardan hem birini, hem ötekini çıkarı için destelemek.&#8221;Sendika başkanı ikili oynuyormuş.&#8221;</span></p>
<p><strong>İki paralık etmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Değerini, onurunu çok düşürmek.&#8221;Seni arlanmaz utanmaz seni, beni iki paralık ettin, senin yüzünden topluma çıkamaz oldum!&#8221;</span></p>
<p><strong>İki rahmetten biri:</strong><span style="font-weight: 400;"> Ağır hasta olan birisi için &#8220;ya şifa, ya ölüm&#8221; anlamında kullanılır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>İki sözü bir araya getirememek:</strong> Düşüncelerini, duygularını düzgün bir biçimde anlatamamak, güzel konuşma becerisinden yoksun olmak.</span></p>
<p><strong>İki yakası bir araya gelmemek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Geçim sıkıntısı içinde olmak ve borçtan kurtulamamak, gelir ve giderini denkleştirememek.&#8221;Bilmiyorum ne zaman iki yakamız bir araya gelecek.&#8221;</span></p>
<p><strong>İleri geri konuşmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Yersiz, kırıcı, yaralayıcı biçimde konuşmak.</span></p>
<p><strong>İleri gitmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Söz ve davranışta ölçü dışına çıkmak; gereksiz, aşırı davranışta bulunmak ve haddi aşmak.&#8221;O saygısız adamın daha fazla ileri gitmesine fırsat verilmemelidir.&#8221;</span></p>
<p><strong>İlk göz ağrısı:</strong><span style="font-weight: 400;"> 1. İlk doğan çocuk. 2. İlk sevgili.</span></p>
<p><strong>İmana gelmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> 1. Hak dini olan İslâm`ı kabul etmek. 2. En sonunda doğruyu söylemek. 3. Önceden kabul etmediği şeyi sonradan kabul edip uymak.&#8221;İmana gel, tövbe et ki öbür dünyada mutluluğa eresin.&#8221;</span></p>
<p><strong>İnce eleyip sık dokumak</strong><span style="font-weight: 400;">: Titizlik göstermek, bir şeyi en ince ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden geçirmek.&#8221;O kadar da ince eleyip sık dokunacak bir iş değil, kaygılanma.&#8221;</span></p>
<p><strong>İn cin top oynamak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Issız, sessiz olmak, bir yerde hiçbir canlı yaratık bulunmamak.&#8221;Adada in cin top oynuyordu sanki.&#8221;</span></p>
<p><strong>İncir çekirdeğini doldurmaz:</strong><span style="font-weight: 400;"> Çok az veya pek önemsiz.&#8221;Ne akılsız adam bunlar, kavga etmelerine sebep olan mesele incir çekirdeğini doldurmaz bile, ayırın şunları.&#8221;</span></p>
<p><strong>İnme inmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Felç olmak, bedenin bir yeri hareketsiz ve duygusuz duruma gelmek.&#8221;Adamın sağ yanına inme inmiş diyorlar.&#8221;</span></p>
<p><strong>İnsan eti yemek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Birini çekiştirmek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>İnsan evlâdı:</strong> İyi, anlayışlı, ahlâk sahibi insan.&#8221;İnsan evlâdı olmasaydı, tanımadığı birine onca yardım yapar mıydı?&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>İnsan hâli:</strong> Olabilir, doğaldır, hoş karşılamak gerekir.</span></p>
<p><strong>İnsanlıktan çıkmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> 1. Çok zayıflamış, bir deri bir kemik kalmış olmak. 2. İnsanî niteliklerini yitirmek, insana yakışmayacak davranışlarda bulunmak.</span></p>
<p><strong>İnsan sarrafı (olmak):</strong><span style="font-weight: 400;"> İnsanların karakterini çabucak anlayacak duruma gelmiş (olmak).&#8221;Dedem insan sarrafıdır, onu bir görse ne biçim bir adam olduğunu hemen anlayıverir.&#8221;</span></p>
<p><strong>İpe çekmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Asarak öldürmek.</span></p>
<p><strong>İpe un sermek:</strong><span style="font-weight: 400;"> İstenilen işi yapmamak için birtakım bahaneler, sebepler ileri sürmek, güçlük çıkarmak, engeller göstermek.</span></p>
<p><strong>İpi koparmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Bağlı bulunduğu yer ya da kişi ile ilişkisini kesmek, aradaki anlaşmazlığı artırmak.</span></p>
<p><strong>İpin ucunu kaçırmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Bir yeri yönetmede veya bir şeyi kullanmada gereken ölçüyü kaçırıp, artık duruma hâkim olamamak; çıkmaza girmek.&#8221;Biraz daha dikkatli olmalıyız, yoksa ipin ucunu kaçıracağız.&#8221;</span></p>
<p><strong>İpi sapı yok:</strong><span style="font-weight: 400;"> Birbirini tutmaz, yersiz, anlamsız, işsiz, yersiz yurtsuz, saçma sapan.&#8221;İpi sapı yok bu sözlerin, daha inandırıcı olmalısın.&#8221;</span></p>
<p><strong>İpiyle kuyuya inilmez:</strong><span style="font-weight: 400;"> Kendisine güvenilmez, ona güvenilerek bir işe girilmez.&#8221;O ipiyle kuyuya inilmez adamla yola çıkmam ben.&#8221;</span></p>
<p><strong>İple çekmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Zamanın gelmesini sabırsızlıkla beklemek, çok istemek.&#8221;Yarını iple çekiyorum.&#8221;</span></p>
<p><strong>İpucu vermek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Aranılan şeyi bulmaya yarayan işareti, onu açıklamaya yarayan bilgiyi vermek.&#8221;Bir ipucu vermezsen bu bilmeceyi çözemeyeceğim.&#8221;</span></p>
<p><strong>İsabet etmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> 1. Nişan alınan yere değmek, rastlamak. 2. Çıkmak. 3. Yerinde iş görmüş olmak.&#8221;Böyle karar vermekte çok isabet ettiniz.&#8221;</span></p>
<p><strong>İskele vermek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Vapura binmek, vapurdan inmek için iskeleyi uzatmak.</span></p>
<p><strong>İsmi var, cismi yok:</strong><span style="font-weight: 400;"> 1. Sözü edilen bir kimse veya şeyin gerçekte var olmadığını anlatmak için kullanılır. 2. Adı olmasına karşılık görevini ve etkinliğini yerine getirmeyen, varlığı ile yokluğu arasında bir fark bulunmayan.</span></p>
<p><strong>İster istemez:</strong><span style="font-weight: 400;"> 1. Zorunlu olarak, elinde olmadan. 2. İstemesi üzerine, hiç vakit geçirmeden, istediği anda.&#8221;İster istemez ben de ona bağırdım.&#8221;</span></p>
<p><strong>İstifini bozmamak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Bir olay karşısında aldırış etmemek, durum ve davranışını hiç değiştirmemek.&#8221;Karşıma geçmiş avazı çıktığı kadar bağırıyordu, bense istifimi bozmadan bekledim.&#8221;</span></p>
<p><strong>İş ayağa düşmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> İş sorumsuz, yetkisiz ve beceriksizlerin elinde kalmak.&#8221;Bunlar da işi iyice ayağa düşürdüler.&#8221;</span></p>
<p><strong>İş başa düşmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Beklediği yardım gelmeyince, kendi işini kendisi yapmak zorunda kalmak.&#8221;İş başa düştü desene!..&#8221;</span></p>
<p><strong>İş çatallanmak (çatallaşmak):</strong><span style="font-weight: 400;"> Bir işin sonuca oluşması konusunda türlü güçlüklerle karşılaşmak, ya da çeşitli seçeneklerle yüz yüze gelmek, sonuca nasıl ulaştırılacağı bilinemez olmak.&#8221;İş gittikçe çatallaşıyor, sense aldırmıyorsun bile.&#8221;</span></p>
<p><strong>İş çığırından çıkmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Bir iş asıl amaçtan çıkarak düzelmesi güç bir durum almak, bir bozukluk ve kargaşalık baş göstermek.</span></p>
<p><strong>İş inada binmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Bir işi yapmakta direnmek.</span></p>
<p><strong>İşi düşmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Birinin yardımına ihtiyaç duymak.&#8221;Eh, onun da bize işi düşecek bir gün.&#8221;</span></p>
<p><strong>İşe koşmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Birini bir iş yapmak üzere görevlendirmek, göndermek.</span></p>
<p><strong>İşi ağırdan almak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Acele etmemek, bir işi yapmak için isteksiz görünmek.&#8221;Söyle onlara, işi ağırdan almasınlar, müşteriler mal bekliyor.&#8221;</span></p>
<p><strong>İşi azıtmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Yanlış ve aşırı yollara sapmak.&#8221;Bu çocuk da işi iyice azıttı.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>İşi Allah`a kalmak:</strong> Güç şartlar altında, beşerden hiçbir yardım umudu kalmamak.&#8221;Kime baş vurduysa bir sonuç alamadı, artık işi Allah`a kalmıştı.&#8221;</span></p>
<p><strong>İşi başından aşmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Pek çok işi olmak, iş içinde kaybolmak.</span></p>
<p><strong>İşi bitmek</strong><span style="font-weight: 400;">: 1. Hâli, gücü kalmamak. 2. Yaptığı işi sona ermek.&#8221;Git de bak, babanın işi bitmiş mi?&#8221;</span></p>
<p><strong>İşi duman olmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> İşi ve durumu kötü olmak, berbat bir durumda bulunmak.</span></p>
<p>[ad3]</p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>İşi iş olmak</strong>: İşi yolunda, iyi olmak; hâlinden memnun bulunmak.&#8221;İşi iş herifin, baksana yan gelip yatıyor her gün.&#8221;</span></p>
<p><strong>İşinden olmak</strong><span style="font-weight: 400;">: Bir süredir yaptığı işi elinden gitmek, görevini yitirmek.&#8221;Haydi canım, yoluna git de patronunla kavga etme; yoksa işinden olacaksın.&#8221;</span></p>
<p><strong>İşi sıkı tutmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Gevşekliğe yol açmamak, işe gereken önemi vermek ve sağlıklı yürümesini sağlamak.</span></p>
<p><strong>İşi tıkırında olmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> İşi çok uygun ve iyi olmak.&#8221;O konuşmayacak da ben mi konuşacağım, işi tıkırında adamın.&#8221;</span></p>
<p><strong>İşi yokuşa sürmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Yapılabilir, görülebilir işi yapmamak için güçlük çıkarmak, bahaneler ileri sürmek.</span></p>
<p><strong>İşkembeden atmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Uydurarak söylemek, tutarı olmayan sözler sarf etmek.&#8221;Ona sakın inanmayın, işkembeden atıyor.&#8221;</span></p>
<p><strong>İş sarpa sarmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> İş, içinden çıkılması zor bir durum almak; engellerle karşılaşmak.&#8221;İşler sarpa sarmadan çekip gidelim buradan.&#8221;</span></p>
<p><strong>İşten el çektirmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Görevden uzaklaştırmak.&#8221;Yolsuzluk yaptığı iddiası ile işten el çektirdiler ona.&#8221;</span></p>
<p><strong>İş yok:</strong><span style="font-weight: 400;"> O şeyde yarar yok, faydası olmaz.&#8221;O arabada hiç iş yok, almaya değmez.&#8221;</span></p>
<p><strong>İte kaka: </strong><span style="font-weight: 400;">Zorla, güçlükle.&#8221;Adamı her sabah ite kaka işe götürüyoruz.&#8221;</span></p>
<p><strong>İtibar kazanmak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Saygınlık görmek, kendisine değer verilmek.</span></p>
<p><strong>İt sürüsü kadar:</strong><span style="font-weight: 400;"> Gereğinden fazla, oldukça çok, kalabalık.&#8221;İt sürüsü kadar adam, nasıl başa çıkacağız bunlarla.&#8221;</span></p>
<p><strong>İyi etmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> 1. Hastalıktan kurtarmak, sıhhatine kavuşturmak. 2. Yerinde bir davranışta bulunmak. 3. Bir şeyi gizlice almak, kendisine mal etmek.</span></p>
<p><strong>İyi gözle bakmamak:</strong><span style="font-weight: 400;"> Birisi hakkında iyi düşünmemek, kötü niyet beslemek.&#8221;Komşuları ona hiçbir zaman iyi gözle bakmadılar.&#8221;</span></p>
<p><strong>İyi gün dostu:</strong><span style="font-weight: 400;"> Dostlarının sıkıntılı günlerinde onlardan kaçan kimse.&#8221;Bize iyi gün dostu gerekli değil.&#8221;</span></p>
<p><strong>İyi saatte olsunlar:</strong><span style="font-weight: 400;"> Cinlerden söz edilirken kullanılır.</span></p>
<p><strong>İzinden yürümek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Birine içten bağlanarak onun başladığı işi aynı anlayışla sürdürmek, fikirlerini ve hareketlerini aynen benimsemek.</span></p>
<p><strong>İzi silinmek:</strong><span style="font-weight: 400;"> Yok olmak, ortadan kaybolmak.&#8221;Çiçek hastalığının bu kasabada izi silindi hemen hemen, çünkü çocuklar aşılanıyorlar.&#8221;</span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/i_harfi_ile_baslayan_deyimler/">İ Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/i_harfi_ile_baslayan_deyimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/v_harfi_ile_baslayan_deyimler/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/v_harfi_ile_baslayan_deyimler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 15:05:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=112976</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vadesi gelmek (yetmek): 1. Ömrü sona ermek, eceli gelmek, ölmek. 2. Süresi dolmak, ödeme zamanı gelmek.&#8221;Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor.&#8221; Vakit geçirmek: Oyalanmak, bazı şeylerle meşgul olarak zamanın geçmesini sağlamak.&#8221;Top oynayarak vakit geçirebiliriz sanırım.&#8221; Vakit kazanmak: 1. Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak. 2. Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak.&#8221;Sen onu meşgul et [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/v_harfi_ile_baslayan_deyimler/">V Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vadesi gelmek (yetmek):</strong> 1. Ömrü sona ermek, eceli gelmek, ölmek. 2. Süresi dolmak, ödeme zamanı gelmek.&#8221;Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor.&#8221;</p>
<p><strong>Vakit geçirmek:</strong> Oyalanmak, bazı şeylerle meşgul olarak zamanın geçmesini sağlamak.&#8221;Top oynayarak vakit geçirebiliriz sanırım.&#8221;</p>
<p><strong>Vakit kazanmak:</strong> 1. Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak. 2. Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak.&#8221;Sen onu meşgul et ki hemen yola çıkmasın, bu sayede biz de biraz vakit kazanmış oluruz.&#8221;</p>
<p><strong>Vakitli vakitsiz:</strong> Rastgele bir zamanda, gelişigüzel, uygun bir zamanı gözetmeden.&#8221;Vakitli vakitsiz gelip giderdi evine.&#8221;</p>
<p><strong>Vaktini almak:</strong> Epey zaman harcanmasını gerektirmek, başka bir işe ayrılmış zamanı tutmak.&#8221;Vaktini alıyorum ama başka çarem de yok.&#8221;</p>
<p><strong>Vaktini öldürmek:</strong> Zamanını yararsız, gereksiz, boş işlerle ya da hiç iş yapmadan, boş yere geçirmek.&#8221;Bu kazanç getirmeyen işle bütün vaktini öldürecek misin yani?&#8221;</p>
<p><strong>Vaktini şaşmamak:</strong> Tam zamanında.&#8221;Vaktini şaşmaz o, göreceksin şimdi gelecek.&#8221;</p>
<p><strong>Vara yoğa karışmak:</strong> Her şeye, üstüne lâzım olsun olmasın her işe karışmak.&#8221;Üvey annemin vara yoğa karışmasından bıkmış usanmıştım iyice.&#8221;</p>
<p><strong>Varlık göstermek:</strong> Beğenilir bir iş yapmak; kendini kanıtlayacak, göze görünür bir görevini yerine getirmek; kendini göstermek.&#8221;Oynadığı ilk oyunda bir varlık gösteremedi.&#8221;</p>
<p>[ad1]</p>
<p><strong>Varlıkta darlık çekmek:</strong> Elinde her imkân olduğu hâlde bunlardan yararlanamamak, sıkıntıya düşmek.</p>
<p><strong>Vay canına!:</strong> Şaşma, öfke duygusunu dile getirmek için kullanılır.</p>
<p><strong>Vebali boynuna olmak:</strong> Bir işin günahını yüklenmek.</p>
<p><strong>Velveleye vermek:</strong> Gereksiz bir heyecana, telâşa düşürmek.&#8221;Bir anda ortalığı velveleye verdiler; bağırmaya, sağa sola koşmaya başladılar.&#8221;</p>
<p><strong>Verip veriştirmek:</strong> Ağır sözler söylemek, ağzına ne gelirse söylemek.&#8221;Yüzüne karşı verip veriştirdi ama o tek kelime bile söylemedi.&#8221;</p>
<p><strong>Veryansın etmek:</strong> Hiç insaf göstermeden, acımadan saldırmak; ağzına geleni söylemek.</p>
<p><strong>Vıcık vıcık:</strong> Sulu ve gevşek olmak, basıldığında ses çıkarmak.&#8221;Etraf vıcık vıcık çamurdu, yürüyemiyorduk.&#8221;</p>
<p><strong>Vıdı vıdı etmek:</strong> Söylenip durmak, hemen her şeyi eleştirip beğenmediğini söyleyerek durmadan konuşmak, etrafındakileri rahatsız etmek.&#8221;Sus artık, vıdı vıdı edip kafamı şişirdiğin yeter.&#8221;</p>
<p><strong>Vız gelmek (vız gelip tırıs gitmek):</strong> Hiç önemsememek, aldırış etmemek.&#8221;Onun sözleri vız gelir bana, önce kendine söz geçirsin.&#8221;</p>
<p><strong>Viraneye çevirmek:</strong> Yakıp yıkmak, yıkıntı durumuna getirmek, harap etmek.&#8221;Beş gün geçmeden viraneye çevirdiler evi.&#8221;</p>
<p><strong>Voli vurmak:</strong> Haksız olarak kazanç elde etmek, vurgun vurmak.</p>
<p><strong>Volta atmak:</strong> Bir aşağı bir yukarı dolaşmak, gidip gelmek.&#8221;Canımız sıkıldıkça avluda volta atıp dururduk.&#8221;</p>
<p><strong>Vur abalıya:</strong> Bütün yükün yumuşak huylu kişiye yüklenmesi; sessiz, güçsüz kimsenin hırpalanması, hakkının çiğnenmesi durumunda karşıdaki kişiye sitem yollu söylenir.</p>
<p><strong>Vur dedikse öldür demedik ya!:</strong> Bir isteği, dileği yerine getirirken aşırılığa kaçıp da işi berbat edene karış söylenir.</p>
<p><strong>Vurduğu yerden ses getirmek:</strong> Eli ağır olmak, çok kuvvetli vurmak.</p>
<p><strong>Vurdumduymaz Kör Ayvaz:</strong> Umursamaz, aldırmaz, duygusuz ve kayıtsız kimse.</p>
<p><strong>Vur patlasın çal oynasın:</strong> Aşırı zevk ve eğlence; aşırı zevk ve eğlenceye düşkün kimsenin parasını bu yolda harcamasını anlatır.&#8221;Vur patlasın çal oynasın sabaha kadar tepinip durdular.&#8221;</p>
<p><strong>Vurucu güç:</strong> Çok etkin silâhlarla donatılmış, özel eğitim görmüş askerî birlik.&#8221;Ordu içinde vurucu bir gücün oluşturulması konusunda fikir birliğine vardılar.&#8221;</p>
<p><strong>Vücuda getirmek:</strong> Oluşturmak, meydana getirmek, var etmek.&#8221;Bütün bu canlıları Yüce Allah`tan başka kim var edebilir ki?&#8221;</p>
<p><strong>Vücudunu ortadan kaldırmak:</strong> Öldürmek.&#8221;Sabaha kadar adamın vücudunu ortadan kaldırın, yoksa başımıza çok iş açacak.&#8221;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/v_harfi_ile_baslayan_deyimler/">V Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/v_harfi_ile_baslayan_deyimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ö Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/o_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/o_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 12:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=112957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öbür (öteki) dünya: Ahiret, insanların öldükten sonra gidecekleri ve ebedî olarak kalacakları âlem.&#8221;Öteki dünyada inşallah yüzümüz güler.&#8221; Öç almak: Yapılan bir kötülüğün acısını aynı derecede bir kötülük yaparak çıkarmak.&#8221;Öç alma fikrinden vazgeçirmeliyiz onu.&#8221; Ödü patlamak: Ani bir olay sebebiyle çok korkmak.&#8221;Fareden ödüm kopar.&#8221; Öküzün altında buzağı aramak: Kimi sebepler, bahaneler uydurarak suç ve suçlu bulma çabasında olmak. Öküz [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/o_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/">Ö Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Öbür (öteki) dünya:</strong> Ahiret, insanların öldükten sonra gidecekleri ve ebedî olarak kalacakları âlem.&#8221;Öteki dünyada inşallah yüzümüz güler.&#8221;<br />
Öç almak: Yapılan bir kötülüğün acısını aynı derecede bir kötülük yaparak çıkarmak.&#8221;Öç alma fikrinden vazgeçirmeliyiz onu.&#8221;</p>
<p><strong>Ödü patlamak:</strong> Ani bir olay sebebiyle çok korkmak.&#8221;Fareden ödüm kopar.&#8221;</p>
<p><strong>Öküzün altında buzağı aramak:</strong> Kimi sebepler, bahaneler uydurarak suç ve suçlu bulma çabasında olmak.</p>
<p><strong>Öküz öldü, ortaklık bozuldu:</strong> Aradaki yakınlık dayanağı kalktı, yakınlık da kalmadı.</p>
<p><strong>Ölçüyü kaçırmak:</strong> Uygun derecenin üstüne çıkmak, aşırı gitmek,&#8221;Sofraya her oturuşunda ölçüyü kaçırırdı.&#8221;</p>
<p><strong>Ölme eşeğim ölme (yaza yonca bitecek):</strong> Umutsuz bir bekleyişi anlatmak için kullanılır.</p>
<p><strong>Ölmek var, dönmek yok:</strong> &#8220;Neye mal olursa olsun, iş sonuna kadar götürülecektir, yapılmasından kaçınılmayacaktır&#8221; anlamında kullanılır.&#8221;Özgürlük yolunda ölmek var, dönmek yok bize.&#8221;</p>
<p><strong>Ölü fiyatına:</strong> Yok pahasına, değerinden çok ucuza, az bir para ile.&#8221;Arsaları ölü fiyatına satmak zorunda kaldık.&#8221;</p>
<p><strong>Ölü mevsim:</strong> İşin veya alışverişin az olduğu, durgun geçtiği zaman dilimi.&#8221;Bizim iş en ölü mevsimini yaşıyor.&#8221;</p>
<p>[ad1]</p>
<p><strong>Ölüm Allah`ın emri: 1</strong>. Herkes ölecek, ölüm mukadderdir. 2. Kesin karar verme durumunda kullanılır.</p>
<p><strong>Ölümü göze almak:</strong> Yaptığı iş uğruna ölmekten korkmamak, yürekli davranmak.&#8221;Allah yolunda ölümü göze aldı yiğitler.&#8221;</p>
<p><strong>Ölümüne susamak:</strong> Yapmakta olduğu tehlikeli işte ölümü kendi üzerine çekecek davranışta bulunmak.&#8221;Ölümüne mi susadın, çekil şu arabanın önünden!&#8221;</p>
<p><strong>Ölüp ölüp dirilmek:</strong> 1. Çok ağır bir hastalıktan kurtulmak. 2. Ard arda gelen sıkıntılı, acı veren durumlara düşmek.</p>
<p><strong>Ölür müsün, öldürür müsün?:</strong> &#8220;Öyle ters bir iş yaptı ki ona mı ceza vermeliyim kendime mi?&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p><strong>Ömrü billah:</strong> Hiçbir zaman, ya da şimdiye kadar.&#8221;Ömrü billah yalan söylememiştir o.&#8221;</p>
<p><strong>Ömrüne bereket:</strong> &#8220;Var ol, sağ ol, ömrün uzun olsun&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p><strong>Ömrü vefa etmemek:</strong> Bir şeye kavuşamadan, bir sonuca ulaşamadan ölmek.&#8221;Okulunu bitirip doktor olacaktı ama ömrü vefa etmedi.&#8221;</p>
<p><strong>Ömür adam</strong>: Beğenilen, çok hoşa giden, değişik düşünceleri olan adam.</p>
<p><strong>Ömür çürütmek:</strong> Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak.&#8221;Bu ev için bir ömür çürüttüm ben.&#8221;</p>
<p><strong>Ömür sürmek:</strong> İyi ve rahat yaşamış olmak.&#8221;Uzun bir ömür sürdü dedem.&#8221;</p>
<p><strong>Ömür törpüsü:</strong> İnsanı yıpratan, yoran, sıkıntıya sokan, uzun ve yorucu iş.</p>
<p><strong>Ön ayak olmak:</strong> Bir işin yapılmasında ilk başlayan olup herkesi arkasından sürüklemek.&#8221;Haydi ön ayak olda koşsunlar biraz.&#8221;</p>
<p><strong>Öne düşmek:</strong> 1. Önderlik ya da kılavuzluk etmek. 2. En önde yürümek.</p>
<p><strong>Önüne gelen:</strong> Olur olmaz kimse, herkes, karşısına çıkan.&#8221;Önüne gelene sordu ama bulamadı.&#8221;</p>
<p><strong>Öpüp başına koymak:</strong> Bir şeyi minnetle karşılamak, seve seve kabul etmek.&#8221;Adam sana iş verecekmiş, daha ne istiyorsun, öpüp başına koy.&#8221;</p>
<p><strong>Örtbas etmek:</strong> Kötü bir durumu gizlemek, yayılmasını önlemek.&#8221;Dairede yapılan yolsuzlukları örtbas edeceklerini sandılar.&#8221;</p>
<p><strong>Örümcek kafalı:</strong> Geri düşünceli, yenilikleri kolay kabul etmeyen (kimse).</p>
<p><strong>Öteden beri</strong>: Oldukça uzun zamandan beri, eskiden beri.&#8221;Öteden beri sevmem ben onu.&#8221;</p>
<p><strong>Ötesi çıkmaz sokak:</strong> &#8220;Takip edilen yol yanlıştır, bu yolla bir yere gidilemez, sonuç alınamaz, bir yere kadar gidilir ama daha fazla gidilemez&#8221; anlamında kullanılır.</p>
<p><strong>Özenip bezenmek:</strong> Çok özen gösterip titizlikle, ayrıntılarına varıncaya değin ele almak.</p>
<p><strong>Özrü kabahatinden büyük:</strong> Bir kabahat için özür dilerken daha büyük bir kabahat işleyen kimse için söylenir.</p>
<p><strong>Özür dilemek:</strong> 1. Yaptığı bir yanlıştan ötürü affedilmesini istemek. 2. Özrünü ileri sürerek yapılması kendinden istenen işi yapmamak, bundan bağışlanmasını istemek.&#8221;Özür dilerim, ben o kovayı taşıyamayacağım.&#8221;</p>
<p><strong>Özü sözü bir:</strong> Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.&#8221;Özü sözü bir olan insanlara rastlamak gittikçe zorlaşıyor.&#8221;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/o_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/">Ö Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/o_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>I Harfiyle Başlayan Deyimler</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/i_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/i_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 09:23:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=112916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Icığını cıcığını çıkarmak: 1. Her yanını ellemek, didiklemek. 2. Bir meseleyi en ince ayrıntılarına kadar soruşturmak, incelemek.&#8221;İyice ıcığını cıcığını çıkardınız meselenin.&#8221; Ikınıp sıkınmak: Bir işi yapabilmek için kendini çok zorlamak.&#8221;Ikınıp sıkındı ama bir çare bulamadı.&#8221; Isıtıp ısıtıp önüne koymak: Daha önce meydana gelmiş bir olayı ya da bir işi bir düşünceyi yeniden, sık sık tekrarlamak. Iska geçmek: 1. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/i_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/">I Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Icığını cıcığını çıkarmak:</b> 1. Her yanını ellemek, didiklemek. 2. Bir meseleyi en ince ayrıntılarına kadar soruşturmak, incelemek.&#8221;İyice ıcığını cıcığını çıkardınız meselenin.&#8221;</p>
<p><b>Ikınıp sıkınmak:</b> Bir işi yapabilmek için kendini çok zorlamak.&#8221;Ikınıp sıkındı ama bir çare bulamadı.&#8221;</p>
<p><b>Isıtıp ısıtıp önüne koymak</b>: Daha önce meydana gelmiş bir olayı ya da bir işi bir düşünceyi yeniden, sık sık tekrarlamak.</p>
<p><b>Iska geçmek:</b> 1. Hedefe isabet ettirememek, vuramamak. 2. Üzerinde durmamak, önem vermemek, atlamak.&#8221;Bu sefer de ıska geçersen kaybedeceksin.&#8221;</p>
<p><b>Iskartaya çıkarmak:</b> İşi yaramaz, değersiz bularak bir yana atmak.&#8221;Beni hiç kimse ıskartaya çıkaramaz.&#8221;</p>
<p><b>Işığı altında:</b> Bir durum veya düşüncenin konuyu aydınlatmasından yararlanarak, onu göz önünde tutarak.</p>
<p><b>Işık tutmak:</b> 1. Karanlık bir yeri ışıkla aydınlatmak. 2. Bilgisiyle, düşüncesiyle bir konuya açıklık getirmek, tutacağı yolu göstermek.&#8221;Kutlu Peygamber hemen her konuda ışık tutardı çevresindeki insanlara.&#8221;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/i_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/">I Harfiyle Başlayan Deyimler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/i_2_harfi_ile_baslayan_deyimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
