Eurovision‘da AzerbaycanTürkiye Kardeşliği

Dün gece 56. Eurovision yarışmasında kardeş, soydaş, kandaş, dildaş Azerbaycan‘ın 211 puanla, rakiplerine fark atarak birinci seçilmesi hepimize çok büyük bir coşku yaşattı. Azerbaycan’dan katılan değerli soydaşlarımızın yarışmadan önce “Biz bütün Türk dünyasını temsil edeceğiz, merak etmeyin.” açıklamasını yapmaları ve yarışma sonunda birinciliklerini sahnede ellerine Türkiye ve Azerbaycan bayraklarını sallayarak kutlamaları, gerçekten bizler için çok büyük bir sevinç ve gurur oldu. Tüylerimizi diken diken eden bu görüntü, bütün Türk dünyasında olduğu gibi Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşliğin ve dostluğun çok güzel bir gösterisi oldu…

Daha önce Azerbaycan Türkiye kardeşliğini vurgulamak için birçok yazı yazdık. Bu yazılarda Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmek isteyen düşman çevrelerden ve Türk dünyasının dil – soy bağı ile bağlı olduğunu defalarca tekrar ettik. Fakat bunu inkâr edenler çıktı, bizi suçlayanlar oldu. Bu şarkı yarışmasında yaşanan olaylar, haklılığımızı ve gerçek kardeşliğimizi çok güzel bir biçimde ortaya koydu, ne mutlu!


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

En Büyük TÜRK Bayramı: Nevruz

Çok iyi anımsıyorum, bundan 6 – 7 yıl önce, baharın geldiği bu dönemlerde, babam sabah erkenden hepimizi uyandırırdı ve coşkuyla oturduğumuz yere yakın bir küçük dağa giderdik. Önceki senelerde de bunu yaptığımız için bulmamız gereken “Nevruz” çiçeğini biliyorduk ve heyecanla dağın dört tarafını dolaşıyorduk. Toprağı henüz delip çıkmış bu nevruz çiçeklerinden bulabildiğimiz anda, dünyalar bizim oluyordu sanki. Çiçeklerden birkaç tanesini, itinayla kökünden sökerek çıkarıp güvenilir bir yere koyduktan sonra, bayram havası içinde yedi kiremit, ebelemece veya ağaç kapmaca… gibi oyunlar oynuyorduk.

Bu anlatılması çok güç duyguları yaşadığımız dönemde atalarımızın “ana” olarak kabul ettiği “toprak” ile, elden geldiğince bütünleşmeye çalışıyorduk. O coşkuyla, sanki 2000 yıl geriye gidip atam Oğuz Kağan ile Nevruz toyunu kutluyor gibi oluyorduk. O gün, hepimiz iyilik meleği gibi oluyorduk. Birbirimizi kırmadan, dostluk ve kardeşlik içinde günü geçiriyorduk. Elbette o güne özgü değişik adetler de vardı; ama hepsinin ortak noktası “güzellik ve doğa ile buluşma” heyecanını yaşatmasıydı.

Bilindiği gibi insanlığın ortaya çıkmasından sonra, “kültür“ler oluşmaya başlamıştır. Bugün “toplum” olarak nitelendirilebilecek bütün ulusların, bir kültürü vardır. Hiçbir toplumla karşılaştırılamayacak kadar köklü, güçlü ve zengin bir geçmişi bulunan Türk ulusu, binlerce yıl önceden beri güçlendirerek devam ettirdiği kültürünü, bugünlere kadar taşımıştır. Türk kültür öğelerinden birisi de kuşkusuz “Nevruz“dur. Kökeni itibariyle Farsça olan “Nevruz“, Türkler’de “Yeni Gün” anlamına gelecek biçimde kullanılmıştır.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Yahşi Cazibede Türkçenin Hâlleri

Yahşi Cazibe - Türkçenin Hâlleri

Televizyon dizilerini neredeyse hiç takip etmeyen biri olduğum hâlde, son zamanlarda Atv’de yayımlanan Yahşi Cazibe adlı dizinin sıkı izleyicilerinden biri oldum. Baş oyuncular içinde Azerbaycan göçmeni Cazibe’nin bulunması, bir Azerbaycan Türk’ü olduğum için beni diziye bağladı. Konuları Türk insanının en neşeli yanlarından seçmeleri ve bunu çok iyi bir oyuncu kadrosuyla ekrana taşımaları nedeniyle, Yahşi Cazibe’nin şu anda Türkiye’de izlenmeye değer nadir televizyon programlarından biri olduğunu söylemem mümkün.

Dizinin şenlenmesinde, Türkçenin esnek yapısından çok etkin bir biçimde yararlanıldığını söylemek için tek bölümü izlemek bile yeterli oluyor. Azerbaycan’dan Türkiye’de göç eden Cazibe’nin Kemal’i bulması ve iş hayatını düşündüğü için patronunun kızı olan Simge‘den bir türlü kurtulamayan Kemal’in hâlâ aynı evde yaşadığı Cazibe ile ciddi bir birliktelik sağlayamaması ve ev – iş yaşamında sıkça karşımıza çıkabilecek gülünç tiplerle süslenen kurgunuın ortaya çıkmasında Türkçenin gücü ön plana çıkıyor. Azerbaycan Türkçesinde farklı kullanılan sözcüklerin, Türkiye Türkçesinde ortaya çıkardığı gülünç durumların üzerine Simge gibi Avrupa hayranı – bilinçsizlik abidesi bir kişiliğin Türkçeye kastı varmışçasına yabancı sözcükleri kullanması ve ikisi arasında kalan Kemal’in desteğiyle verilen mesajlar oldukça güzel ve anlamlı oluyor.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Güney Azerbaycan Kardeşimizden
Türkçe Sitemi

Türkiye’de pek az kimsenin haberdar olduğu dış Türkler, birçok yazı ve paylaşımımızda belirttiğimiz üzere Türk Ulusu için vazgeçilmez ve yegane kurtuluş yoludur. Doğu Türkistan‘da Uygur TÜRKlerinin zalim – komünist Çin’e karşı verdikleri var olma savaşı; Güney Azerbaycan Türklerinin İran‘daki Farslaştırma çabalarına karşı koyuşu ve Kerkük’teki Türkmen kandaşlarımızın ABD’nin maşası – sömürgesi hâline gelen Irak’taki oyunlara müdahil olmadan TÜRKlüklerini koruma mücadeleleri gibi Türkiye dışında yaşayan Türk soylu toplulukların büyük sıkıntılar içinde olduğundan çoğu kişi habersiz yaşıyor…

Yukarıdaki videoda Güney Azerbaycan’da yaşayan bir TÜRK kızının anadili Türkçeyi korumak, onu koruyarak gelecek kuşaklara aktarmak için seslendirdiği Bahtiyar Vahapzade‘ye ait “Ana Dili” adlı güzel bir şiir bulunuyor. Bu küçük bozkurt balasının, Türkiye’nin herhangi bir şehrinde yaşayan Türk kızlarından daha bilinçli olduğunu görmemek mümkün müdür? Türkiye Türkleri olarak bizler çocuklarımıza bu kadar anadil bilinci ve sevgisi aşılayabiliyor muyuz?


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...36 37 38 »

Yukarı