acil kitap


Bahtiyar’ın Ardından

Yetim kalmış şiirler Azerbaycan ilimde
Bir uluca şairin uçmağa göçü vardır.
O ki ağızlara bal, şerbet Türk’ün dilinde
O ki Türk’tür, Türkçüdür bu yüzden bahtiyardır.

İnlediniz yıllarca Moskof’un zulmü ile
Nice düşündüğünü yazamamıştır elin.
Yıldırmamıştır seni, O; en insafsız bile
Yıldırmadı soysuz ve kâfir dölü Stalin.

Senin çetin hayatın şiirle anlatılmaz
Şu acun var oldukça okunur her eserin.
Türk diline verdiğin emekler unutulmaz
Son Türkçü ölmedikçe silinemez tesirin.

Bizim geleceğimiz sayenizde şan dolsun
De ki: Bir Türk balası; şair Ertuğrul’um var.
Hep Turan’a nağmeler düzeceğim ant olsun
Seni şad edeceğim… Şad olasın Bahtiyar.

Mehmet ERTUĞRUL

Can Azerbaycan’ımızın büyük şairlerinden, Bahtiyar Vahapzede’yi rahmet ve minnetle anıyorum…


İstek

Bir umman gizlenmiş bendeki özde,
Gözünle gözüme dal istiyorum.
Su misali aksın, bağını çöz de,
Saçını omzundan sal istiyorum.

Kâh kül eyle…
Kâh buz eyle, kâh kül eyle.
Beni yakan saçlarından,
Perçem eyle, kahkül eyle.

Ne gece yarısı ne öğlen vakti,
Ayrılık olmasın dileğim tekti.
Yüzünü görmeyi bak, canım çekti;
Her zaman yanımda kal istiyorum.

Gör düğümü…
Gönlüme bak, gör düğümü.
Sen de âşık olmaz mıydın?
Görsen sende gördüğümü


Şiir Sevmeyen Sever mi?

Birçok insan şiir sevmediğini söylemektedir. Bence onlar şiiri sevmediklerinden değil şiirin büyüleyici dünyasına giremedikleri için böyle düşünüyorlar. Okudukları şiirlere bir anlam yükleyemedikleri, şiirin duygu denizinde yüzemedikleri, yaşamsal birikimleri ile şiirle bütünleşemedikleri için şiiri sevmediklerini sanıyorlar. Oysa şiir insan demektir, insanın iç dünyasındaki sınırlanamayan duyguların çarpışmasıdır. Şiiri sevmemek, ya da güzel sanatların bir kolu olan edebiyatı (yazını) sevmemek insanın kendisini sevmemesi demek değil midir?

Sanat, şiir günlük hayatta yaşadığımız, gördüğümüz birçok olay ve varlıkların düşünce ve duygu gözüyle görülebilen insanca güzellikleri, duyarlılıkları bizim önümüze sermiyor mu? Fakat genellikle hayatımızı daha çok fiziksel ihtiyaçlarımız nesnelliğinde algılama alışkanlığımız şiiri de anlatmak istediği derinlikte yorumlamamıza engel olmaktadır. Şiiri okurken yürek kulaklarımızı açamıyoruz genellikle. İsterseniz bunu gelin hep birlikte örnek bir şiir üzerinde test edelim. Ne dersiniz? Örnek olarak benim çok sevdiğim Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” şiirinin ilk beyitiyle başlayalım.


Kabus

Onurumuz yitirilen;
Sahip çıkmak zormuş gibi…
İhanetle bitirilen,
Beş bin yıllık bir düş gibi…

İnançlar tam, gayret yarım,
Tarihtedir anılarım;
Her asırda destanlarım,
Bir yokmuş bir varmış gibi…

Turan yurtta batı-doğu,
Yaşamalı altın çağı,
Fakat nice kahpe yağı,
Etrafımı sarmış gibi…


TÜRK Gencinden ATSIZ ATA’ya

Tanrı Dağı’nın kutlu yolunda incinir Kızılelma
Yalımlar altında esen yelle buluşur Kürşad’ın ruhu.
Kapalı bakışlar çevrelerken usları, bilinçsiz yaşamda.
Alpagut Türk geni çizecektir yolunu.

Yastığı gecedir Türk gencinin, yatağı toprak
Bilge Kağan’ı işitir sona değin, akan süreyi izler.
Adı kazınmıştır tunçluğuna, atasından kalma kanı Türk
Göklerde demlenir yiğitliğimiz, sürgündeyken dizeler.

Gök girsin, kızıl çıksın unutmam Türklüğümü.
Türküler yanar, sular çağlar, yollar kıvrılır bu anda.
Pusatlanıp akla, alırız göğsümüze al bayrağı da
Ruhumuzun erkinliğiyle çıkarız uluğ Tanrı Dağı’na.


Sayfalar: « 1 2 3 4 5 6 7 8 ...16 17 18 »