<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Azerbaycan Edebiyati 19 ve 20. Dönem | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/azerbaycan-edebiyati-19-ve-20-donem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Dec 2007 03:30:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Azerbaycan Edebiyatı: 19 &#8211; 20. yy Dönemi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati-19-20-yy-donemi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati-19-20-yy-donemi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 03:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati 19 ve 20. Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati-19-20-yy-donemi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Edebiyatı: 19 &#8211; 20. yy Dönemi (1920 yılına kadarki Azerbaycan Edebiyatı) XVIII. yy. sonu, Azerbaycan tarihinin en ka-rışık ve en bunalımlı dönemi olmuştur. Ülkenin siyasî, ekonomik ve kültürel hayatında ardı arkası gelmeyen buhranlar yaşanmıştır. Türk asıllı Sa-feviler sülâlesinin, çöküşünden ve 1747 yılında, Avşarlar soyundan gelen Nâdir Şah&#8217;m ölümünden sonra İran&#8217;ı saran iç savaş Azerbaycan&#8217;ı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati-19-20-yy-donemi/">Azerbaycan Edebiyatı: 19 – 20. yy Dönemi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <span style="font-weight: 700">   <font color="#3366ff">   <font size="5">Azerbaycan Edebiyatı: </font></font>   <font style="font-size: 15pt" color="#ff9933">19 &#8211; 20. yy Dönemi</font></span><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">   (1920 yılına kadarki Azerbaycan Edebiyatı)</span></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XVIII. yy. sonu,    Azerbaycan tarihinin en ka-rışık ve en bunalımlı dönemi olmuştur. Ülkenin    siyasî, ekonomik ve kültürel hayatında ardı arkası gelmeyen buhranlar    yaşanmıştır. Türk asıllı Sa-feviler sülâlesinin, çöküşünden ve 1747 yılında,    Avşarlar soyundan gelen Nâdir Şah&#8217;m ölümünden sonra İran&#8217;ı saran iç savaş    Azerbaycan&#8217;ı da et-kilemişti. Bu asrın sonlarına doğru Azerbaycan, birçok    hanlığa, belli sınırları olmayan, planlanmış ve istikrarlı politikalar    yürütemeyen, zaman zaman birbirleriyle kanlı çatışmalara giren küçük, feodal    devletlere bölünmüştü. Ülkenin top-raklarında; Guba, Karadağ, Tebriz, Derbent,    Şa-mahı, Baku, Karabağ, Gence, Talış, Nahçivan, Seki hanlıkları, Marağa ve    Urmiya Malikâneleri, Şem-seddin Gazah ve İlisu Sultanlıkları, Car-Balakend    Icmâsi gibi küçük, mahallî devletler kurulmuştu. Bu siyasî parçalanma,    iktisadî ve kültürel hayatta da bir gerilemeye yol açmaktaydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan&#8217;ın tarihî    bağlarla, dil ve din bir-liğiyle sıkı sıkıya bağlı bulunduğu Osmanlı İm-paratorluğu    ve İran&#8217;ın zayıflamaya başladığı bu dönemde, kuzeydeki komşu Rus İmparatorluğu    gittikçe güçleniyordu. Deli Petro&#8217;nun ger-çekleştirdiği ıslahatlar sonucunda,    batıya daha fazla yakınlaşmış olan Rusya, yalnız askeri açıdan değil, ekonomik    ve kültürel yönden de kısa za-manda büyük başarılar elde etmişti. Bu durum    Rusya&#8217;yı, Azerbaycan&#8217;la ilgili emellerinde, Osmanlı İmparatorluğu ve İran    karşısında son derece avan-tajlı bir konuma getirmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">180ı&#8217;den itibaren Rusya,    Azarbaycan Han-lıkları&#8217;m işgal etmek için silahlı müdahaleye baş-ladı. Bu    hanlıkları şeklen kendi devletinin uzantıları sayan İran&#8217;la, 1805-1812 ve    1826-1828 yıl-larında girişilen savaşlar Rusların zaferiyle so-nuçlandı.    1813&#8217;te yapılan Gülistan Anlaşması ve 1828&#8217;de imzalanan Türkmençay barış söz-leşmesiyle    Kuzey Azerbaycan, kesin olarak Rus İmparatorluğu&#8217;na katılmış oldu. Araş nehri,    Rusya ile İran arasında sınır olarak kabul edildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Böylece, XIX. yy.    başlarına gelindiğinde, Azer-baycan bu iki devlet arasında paylaşılmış oldu.    Ül-kenin tarihî ve siyasî hayatındaki bu köklü de-ğişiklikler, elbette ki onun    manevî hayatına ve kültürüne de yansıyacaktı. Nitekim Azerbaycan, bir Rus    sömürgesi olmanın bütün ağırlığını ya-şadığı bu dönemde Rus ve Avrupa    medeniyeti ile ilişkiye girmiş ve uygar dünya ile temas kur-muştur. Firidrih    Engels&#8217;in, Kari Marks&#8217;a gön-derdiği bir mektupta yazıldığı gibi; XIX yüzyılın    ilk yarısında Rusya, bütün rezilliğine ve Slavyen çirkefine rağmen, Volgaboyu    ve Kafkas halklarıyla ilişkilerinde, belli ölçüde medenîleştirici bir rol oy-namıştır.    Farsların esareti altında kalan ve her türlü millî his ve fikirlerden mahrum    bırakılan Güney Azerbaycan&#8217;dan farklı olarak, Kuzey Azer-baycan&#8217;da bir yandan    yabancı işgaline ve kendi üzerindeki sömürgeci siyasete duyulan tepkinin    sonucu olarak &#8220;milliyetçilik&#8221; şuuru, öte yandan, batı medeniyetiyle büyük    ölçüde bütünleşmiş Rusya&#8217;nın medenîleştirici fonksiyonundan ya-rarlanma    eğilimi kısa zamanda kendisini gös-termeye başladı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1830&#8217;dan başlayarak,    Kuzey Azer-baycan&#8217;ın muhtelif şehirlerinde, Rusça eğitim yapan ve modern    bilimleri öğreten, çağdaş okullar açıldı. 1828&#8217;de Azerbaycan Türkçesi ile ilk    ga-zetenin yayınlanmasına teşebbüs edildi. Öte yandan, aynı yıllarda    neşrolunan ve Türkçe&#8217;yi iyi bilen Ermeni ve Rus memurlarca yayma hazırlanan,    &#8220;Tatar Exbârı&#8221; ve 1845&#8217;te Tiflis&#8217;te yayma başlayan &#8220;Kafkasya&#8217;nın Bu Tarafının    Exbârı&#8221; gibi, devlet po-litikalarına hizmet eden gazeteler halk arasında    iti-bar görmedi. Azerî matbuatının ilk gerçek numunesi, ilk sayısı 22 Temmuz    1875&#8217;te Bakü&#8217;de, Hasan Bey Zerdabî&#8217;nin başyazarlığı ile çıkan &#8220;Ekin-ci&#8221; oldu.    &#8220;Ekinci&#8221;nin ardından, Kafkasya&#8217;nın o de-virdeki asıl kültür merkezi sayılan    Tiflis&#8217;te, &#8220;Ziya&#8221;, &#8220;Ziya-yi Kafkaziyye&#8221;, &#8220;Keşkül&#8221; gibi gazeteler or-taya çıktı    ve zaman içerisinde, bir yandan gazeteye ciddî bir talep ve ilginin, öbür    yandan kü-çümsenemeyecek seviyede bir gazetecilik ge-leneğinin doğmasına    hizmet ettiler. &#8220;Ekinci&#8221; ise, yalnız Azerbaycan&#8217;ın değil, bütün Rusya Türk-lerinin    ilk gazetesi olarak, onların arasında millî ve dinî birlik fikirlerinin    doğmasında ve ya-şatılmasında önemli rol oynadı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yüzyılda Kuzey    Azerbaycan&#8217;da yepyeni bir aydın nesil yetişmiş, kültür hayatının bütün sa-halarında    bir ilerleme ve gelişme yaşanmıştır. 1873&#8217;te Azerbaycan Millî Tiyatrosu&#8217;nun    temeli atıl-dı. Müzik, resim gibi sanat dallarında önemli ge-lişmeler    kaydedildi. Dilcilik, tarih, coğrafya, İslam hukuku vb. alanlarda dünya    çapında tanınmış âlimler yetiştiler. &#8220;Rus Şarkiyatçılığının Babası&#8221; kabul    edilen Mirze Mehemmedeli Kâzımbey (1802-1870) Kazan ve Petersburg    üniversitelerinde, Mirze Cafer Topçubaşı (1784-1869) Petersburg üni-versitesinde    Türk-İslâm dünyasının tarihi, dili, ede-biyatı hakkında değerli araştırmalara    girişiyor, Türk Edebiyatının klasik örneklerini çağdaş-ilmî metodlarla    hazırlayarak yayınlıyorlardı. Abbaskulu Ağa Bakıhanov (1794-1846), Mirze    Adıgözel Bey (1769-1854), Mirze Cemal Karabaği (1784-1860), Şeyh İbrahim    Gencevi (1815-1865) vb. tarihçilerin eserlerinde, Azerbaycan ve Kafkasya    tarihinin ayrı ayrı dönemleri, çeşitli tarihî kaynaklardan ha-reketle    araştırılıyordu. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî okullar ve millî    ede-biyatla beraber, tarihî eserler de, Azerbaycan Türk-leri arasında, millî    şuurun yayılmasında önemli rol oynamışlardır. Asrın 80. yıllarına doğru, millî    mat-buat sahifelerinde yayınlanan makalelerde, Azer-baycan&#8217;da yaşayan yerli    halkın, Rusların ifade ettiği şekliyle &#8220;Tatar&#8221;, yahut halkın söylediği gibi    yalnız &#8220;Müslüman&#8221; değil, Türk olduğu, dinlerinin İslâm olduğu, Tatarların da    Türklerin bir kolu, bir boyu olduğu fikri vurgulanıyordu. Bir taraftan Batı    kül-türüne aşinalık, diğer yandan Ruslaştırma po-litikalarına bir tepki olarak    doğan milliyetçilik dü-şüncesi, Kuzey Azerbaycan&#8217;da çok kısa bir zamanda    kendine yer edinmişti. Müslüman İran-devletinin terkibinde olan Güney    Azerbaycan&#8217;daysa, tek din, tek dil ve tek İran sloganları altında, bu hisler    her vesileyle bastırılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yüzyılın birinci    yarısında, Azerbaycan Edebiyatı, ister türler, ister konular, ister üslûp ve    isterse kullanılan sanatlar açısından, eski gelenek-lerden pek de    uzaklaşmamıştı. Evvelki dönemlerde olduğu gibi, gazel tarzı hâlâ edebiyatın    sürükleyici türüydü. XVIII. asırda Vâgif ekolünün ve âşık ede-biyatının    tesiriyle halk şiiri üslûbu ortaya çıkmış ve bu üslûp, edebiyatın genellikle    dil açısından halkla bütünleşmesine,halka yakınlaşmasına imkan ya-ratmıştı.    Edebiyat, epiklikten, sosyal ve manevî ha-yatta ortaya çıkan ciddi    değişiklikleri süratle takip ederek değerlendirmekten henüz uzaktı. Divan ede-biyatı    tarzında yazan şairlerin lirik gazelleri, yahut âşık koşmaları, Azerbaycan    Türklerinin hayatlarını bütün yönleriyle ve belirli bir yeterlilikte iş-leyebilme    kabiliyetinden uzaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yenileşen hayatla    birlikte belli bir değişime uğ-rayan insanlar, edebiyatı da yeni şekil ve yeni    tarz-lara zorluyordu. Edebiyattaki bu yenilenme ih-tiyacını, eski dönemin son,    yeni dönemin ilk büyük sanat adamlarından biri sayılan Abbaskulu Ağa Ba-kıhanov-Gudsi    anladı ve 1838&#8217;de yazdığı &#8220;Kitab-ı Esgeriyye&#8221; adlı eseriyle, Azerbaycan    Edebiyatına yeni, çağdaş nesir türünü getirmeye çalıştı. Bu eser-de,    gazel-kaside türünün geleneksel kah-ramanlarından, ızdırap çeken âşıklardan,    gözyaşı döken sevgililerden farklı olarak, halkın arasından çıkmış sade    insanlar, kendi problemleriyle ede-biyatın konusu haline getirildi. &#8220;Kitab-ı    Es-geriyye&#8221;de hâlâ eski dönemin etkisinde kalındığı, Arapça-Farsça söz ve    terkiplere sıkça yer verildiği, secîli nesir prensibine bağlı kalındığı    söylenebilirse de, eserin farklılığı, edebiyatın geleneksel türlere ve    konulara bağlı kalınarak gelişemeyeceğini anlamış olmasındaydı Bakıhanov da,    bu yeni anlayışın, söz konusu eseriyle Azerbaycan Edebiyatına girdiğini    belirtmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Edebiyatın    yenileştirilmesi sahasında ilk adım-lan XIX. yüzyılın birinci yarısında,    Abbaskulu Ağa Bakıhanov, İsmayılbey Kutkaşmlı, Mirze Şefî Vezeh almışlarsa da,    onlar tüm çabalarına rağmen, kültür ve edebiyatta yeni bir devrin başlatıcısı    ola-mamışlardır. XIX. yy. Azerbaycan Edebiyatında gerçek mânâda modernleşme,    Mirze Fetheli Ahundzâde&#8217;nin adı ve edebî faaliyetleriyle ya-kından ilgili bir    gelişmedir. Mirze Fetheli, Azer-baycan Edebiyatını, eski divan şiirinin bin    yıllık ca-zibesinden kopardı, onu, yeni mazmun ve yeni biçimlerle    zenginleştirdi. Azerbaycan Edebiyatına ilk defa dram türünü o getirdi. Edebî    tenkidin pren-siplerini ortaya koydu ve ilk tarihî romanın müellifi olarak    tanındı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiire gazellerle başlayan    Ahundzâde, kısa zamanda bu tür eserlerin dev-rinin geçtiğini, gazel    Edebiyatının, artık halkın manevî beklentilerine cevap veremediğini ileri    sür-meye ve bu fikirleriyle bütün Orta Doğu halk-larının edebiyat çevrelerinde    büyük bir ıslahatçı olarak tanınmaya başladı. O&#8217;nun, 1850-1855 yılları    arasında yazdığı altı komedi, Azerbaycan Ede-biyatının daha sonraki gelişimi    üzerinde belirleyici olmuş, Ahundzâde edebî mektebinin başlangıcını teşkil    etmiştir. Ahundzâde&#8217;den sonra, Necefbey Ve-zirov, Ebdürrehimbey Hakverdiyev,    Neriman Ne-rimanov, Reşidbey Efendiyev, Sultan Mecid Ganizâde gibi yazarlar    da, edebî çalışmalarında dram türüne sık sık yer vererek, çağdaş konu ve    problemleri ele alan eserlerinde halk hayatından çe-şitli levhaları gözler    önüne serdiler. Eksiklik ve yanlışları gösterdiler. Daha güzel, daha anlamlı    bir hayatın yollarım açıklamaya çalıştılar. İlk ör-neklerini Ahundzâde&#8217;nin    verdiği dram eserleri, millî-realist edebiyatın da dikkate değer ilk ör-nekleri    oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İster Mirze Fetheli    Ahundzâde&#8217;nin, isterse de O&#8217;nun takipçilerinin kaleme aldıkları dram eserleri,    Azerbaycan Edebiyatının mücerretçilikten uzak-laşmasına, yaşayan, reel    insanların hayatlarıyla il-gilenmesine imkan yarattı. Eski gazel edebiyatının,    toplum içinde küçük bir gruba dönük tesirine kar-şılık, millî tiyatronun kısa    bir zaman zarfında olu-şumu ile çok daha geniş kitlelerin dikkatine su-nulan    dram eserleri, sözün gerçek manasında, bütün halkın hayatına dâhil oluyor,    ahlâkî de-ğerlerin yüceltilmesine ve güzelleşmesine, halkın dost ve    düşmanlarını tanımasına, insanın kendini idrakine hizmet ediyordu.    Azerbaycanlı yazarların, XIX. yy. boyunca, dram eserler içinde komediye daha    fazla ağırlık vermeleri, herşeyden önce, on-ların edebiyatı, halkı içten içe    kemiren manevî has-talıkların tedavisi için bir ilaç gibi kul-lanmalarından    ileri geliyordu. Asrın sonlarına doğru, komedilerin yanında ilk piyesler,    trajedi ve vodviller de ortaya çıkmaya başladı. Mirze Fetheli Ahundzâde&#8217;nin    büyük istidadı sayesinde, XIX. yüz-yıl, Azerbaycan Edebiyatı tarihine    neredeyse bir dram çağı gibi damgasını vurmuş oldu. Millî Azerbaycan    dramaturjisi, yalnız Azer-baycan Türkleri arasında değil, İdilboyu ve Orta    Asya Türkleri arasında da popüler oldu ve onların da edebiyatlarında dram    türünün ortaya çıkmasına zemin hazırladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yy. aynı zamanda    Azerbaycan nesrinin ilk numunelerinin ortaya çıkışıyla da dikkati çek-mektedir.    Abbaskulu Ağa Bakihanov&#8217;un &#8220;Kitab-ı Esgeriyye&#8221; eserinden sonra, Mirze Fetheli    Ahundzâde&#8217;nin &#8220;Aldanmış Kevâkib&#8221; (1857) romanı yazıldı. Tarihî konulu bu    eserinde yazar, tarihî olaylar ve şahsiyetlerin ardına gizlenerek, daha çok    yaşanılan devri ve bütün zamanların en önemli problemi olan &#8220;hükümdar-halk&#8221;    çekişmesini ön plana çıkarmıştı. XIX.yy. sonlarına doğru, dram sa-hasında    olduğu gibi nesirde de Mirze Fetheli Ahundzâde&#8217;nin takipçileri yetişmiş ve ilk    eserlerini vermişlerdir. Neriman Nerimanov&#8217;un, Sultan Mecid Ganizâde&#8217;nin,    Zeynelabidin Merağayî&#8217;nin ve bunlar gibi daha birçok yazarın romanları, artık    çağdaş Azerbaycan hayatı, Azerbaycan varlığı, hal-kın yüz yüze geldiği    problemlerle ilgili konuları ih-tiva etmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yy. Azerbaycan    Edebiyatında, edebî ten-kidin ilk numuneleri de yine Mirze Fetheli Ahundzâde    tarafından kaleme alınmıştır. Her ne kadar, söz konusu dönemden önce,    Azerbaycan&#8217;da edebiyat tarihçiliği ve edebî tenkit sahalarında bazı    çalışmaların yapıldığı doğruysa da, bu çalışmalar daha ziyade eski    &#8220;Tezkirecilik&#8221; geleneğine da-yanıyordu. Yalnız Şark değil, Rus ve Batı ede-biyatına    da hakim olan Ahundzâde ise, tenkidde tasvircilik ve eserin mazmunlarının nak-ledilmesiyle    yetinmiyordu. O&#8217;nu bir sanat eserinin her şeyden evvel estetik açıdan, sanat    açısından araştırılması, edebiyata ne getirdiğinin açıklanması    ilgilendiriyordu. Hayatla ilgisi olmayan edebiyat ve sanat, onun düşüncesine    göre sahte ve kalptı. Öyle ki, güncel hayattan, onun toplum gündemine    getirdiği çeşitli problemlerden uzaklaşan her türlü hayalperver şiirin,    mersiye ve medhiyenin, bir kısım mevhumların ardınca giden mistisizmin kar-şısında,    gittikçe realizm prensiplerine dayanan hi-kaye, roman ve dramları, halk ve    edebiyat için en lüzumlu eserler olarak kabul ediyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Edebiyatta yeni türlerin    ortaya çıkması, şiirin de kendi içinde yenileşmesinde etkili olmuştu.    Her-şeyden önce şiir yeni mazmunlar edinmişti. 1840 yıllarından itibaren,    Azerbaycan&#8217;da mizahî şiir büyük önem kazanmıştı. Bu tür şiirlerin hemen hemen    tamamı, ülkenin genel durumu, Rus me-murların ve onları destekleyen yerli    asilzadelerin keyfîlikleri, ülkeyi saran kanunsuzluklar, rüşvet ve    istikrarsızlık üzerineydi. Mirze Bahış Nadim, Baba Bey Şâkir, Kasım Bey Zâkir    gibi Azerbaycan şa-irlerinin mizahî şiirlerinde, yalnız yerli memurlar değil,    gemilikle Çarlık Dönemi idari sistemi, Rus sömürgeciliği, imparatorluğun    Ruslaştırma po-litikası gibi konular cesaretle işlenmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">. Dilinin berraklığı ve    güzelliği, mazmunların herkesçe anlaşılabilir olmasıyla farklanan âşık şiiri    ile dîvan edebiyatının sentezi şeklinde ortaya çıkan ve &#8220;halk şiiri&#8221; adını    alan yeni tarz şiir de, XIX. yy. boyunca büyük bir gelişme dönemi geçirmişti.    Azerbaycan âşık şiirinin usta temsilcileri Aşık Ales-ker, Âşık Alı, Âşık    Hüseyn Şemkirli, Âşık Musa gibi sanatçıların kurduğu ekol, çeşitli türlerde    yaz-dıkları eserler, besteledikleri yeni saz havaları, ye-tiştirdikleri    talebeler, bunların Rus İm-paratorluğunun Türk ve Müslüman bölgelerine, Iran    ve Osmanlı İmpara torluğu&#8217;na seyahatleri ve te-sirlerini oralara kadar    yaymaları ile uluslararası bir şöhrete ulaştıklarını, başarılarını her yerde    aynı us-talıkla devam ettirdiklerini görmekteyiz. Onların temsil ettiği halk    şiiri, bir yandan lirik-samimi ko-nuların, şahsi duygu ve düşüncelerin ele    alınması, diğer yandan halkın hayatı, günlük mücadelesi, ge-leceğe dönük    ümitleri ve beklentilerini dile getiren konuları yüksek bir sanatkarlıkla    işleyebilmiş ol-masıyla dikkat çekiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tek bir Dünya    Edebiyatının konuşulduğu, me-deniyetler ve edebiyatlar arası karşılıklı    ilişkilerin güçlendiği ve hızlandığı bir dönem olan XIX. Yy. Azerbaycan    Edebiyatının da mahalliliğin ka-lıplarını kırdığı, bir ölçüde de olsa Dünya    Ede-biyatıyla entegre olma sürecine girdiği bir devredir. 1830 yıllarından    itibaren, Azerbaycan Edebiyatının muhtelif örnekleri yabancı dillere çevrilir.    Bu dö-nemin ilk nesir örneklerinden olan &#8220;Reşidbey ve Seadet Hanım&#8221; kısa    hikayesi (müellifi Ismayılbey Kutkaşmlı) Fransızcaya çevrilerek Varşova&#8217;da ya-yınlanmıştı.    1850-1880 yıllarında, şair Mirze Şefî&#8217;nin şarkıları, dünyanın onlarca diline    çevrilerek, büyük tirajlarla basılmıştı. Çağdaş Batı matbuatının,    &#8220;Müslümanların Molier&#8221;i olarak tanıttığı Mirze Fet-heli Ahundzâde&#8217;nin    komedileri İngilizce, Fransızca, Almanca gibi yabancı dillere çevrilmiş, Türk    leh-çeleri dersi okutan üniversitelerin büyük bir kıs-mında en önemli konuşma    ve dil örneklerinden biri sayılmıştı. XIX. yy. Azerbaycan yazarlarından Ab-baskulu    Ağa Bakıhanov&#8217;un, Ismayılbey Kut-kaşanlı&#8217;nm, Mirze Şefî Vazeh ve benzerlerinin    ad-ları, Rusya&#8217;da geniş şöhret bulmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Edebiyatının    örnekleri dünya dil-lerine çevrildiği gibi, dünya dillerinden muhtelif    numunelerin de Azerbaycan Türkçesine ter-cümesine teşebbüs edilmişti. Rus    Edebiyatı kla-siklerinden Krılov&#8217;un, Puşkin&#8217;in, Lermontov&#8217;un, Nekrasov&#8217;un ve    daha birçok şairin şiirleri, Lev Tols-toy&#8217;un hikaye ve dramaları, Şekspir&#8217;in &#8220;Otello&#8221;su,    Ghöte&#8217;nin &#8220;Faust&#8221; adlı eserinin bazı bölümleri, İran ve Hind Edebiyatından    örnekler bu dönemde ter-cüme edilmişlerdir. Söz konusu tercümeler, Azer-baycan    Edebiyatının gelişmesinde belirli ölçüde et-kili olmuş, Batı Edebiyatı ve    batılı yazarlar hakkındaki düşüncelerin netleşmesine ve pe-kişmesine hizmet    etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yy. Azerbaycan    Edebiyatı, bütün cep-heleri ve istikametiyle bir eğitimci edebiyattı. Azer-baycan    Edebiyatı tarihinde &#8220;maarifçilik&#8221; olarak ad-landırılan bu akım, XVIII. yy.    Fransız ansiklopedistleri gibi, eğitimi cemiyetin asıl mu-harrik güçlerinden    biri olarak kabul ediyor, eğitim yoluyla toplumun tamamen    değiştirilebileceğine, yeniden düzenleneceğine büyük bir ümit ve imanla    inanıyordu. Bu yüzden, geniş halk kitlelerinin eğitimsizliği, kültürel    geriliği, bütün mevcut prob-lemlerin gerçek sebebi olarak kabul edilir ve    siyasî, iktisadî ve kültürel kalkınmada eğitime büyük önem verilirdi. Mirze    Fetheli Ahundzâde&#8217;nin, Ne-cefbey Vezirov&#8217;un, Ebdürrehimbey Hakverdiyev&#8217;in,    Neriman Nerimanov ve benzeri yazarların eser-lerinde bir kural, bir usûl    olarak eğitimin ışığıyla, cehaletin karanlığı karşılaştırılır, cahil kitleler    içine düşmüş aydınların faciası ve felaketli, ölümle so-nuçlanan mücadelesi    gözler önüne serilirdi. Tabii ki, XJX. yy. Azerbaycan toplumunda bütün ke-simlerin    eğitime büyük ihtiyacı vardı. Bununla be-raber eğitim, bütün problemlerin    çözümü ola-mazdı. Şüphesiz halk için en büyük eğitim, ona kimliğini anlatmak,    kendi köklerini tanıtmak, ne-reden gelip nereye gittiğini göstermekti. XIX.    yy. Azerbaycan Edebiyatı bu bakımdan yer yer başarılı olmuşsa da, Türkçülük ve    milliyetçilik duy-gularının, Azerbaycan Türkleri arasında daha geniş çapta ve    daha inandırıcı bir tarzda yayılması- XX. yy. başlarındaki edebiyatın payına    düşecekti.</font><font color="#000000" face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" alt="Türkçenin (Türk Dilinin) Tarihi Gelişimi" style="text-decoration: none"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Türkçenin Tarihi</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-gokturk-abideleri/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Orhun Abideleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Anlatım Bozuklukları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Cümlenin Öğeleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yazım ve Noktalama</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri/" alt="Türkoloji" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Türkoloji Makaleleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebiyat Nedir?</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Alfabelerimiz</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" face="comic sans ms" size="2"><font color="#000000" size="2"> <a href="http://atasozleri.bilgicik.com/" title="Atasözleri" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Atasözleri</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="http://bulmaca.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Bulmacalar</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font><font color="#000000" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial">Edebi Sanatlar</font></a></font></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="comic sans ms">, </font> <font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Sınav Soruları</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Kpss</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff" face="Arial" size="2">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Oks</font></a></font><font style="font-size: 1pt" color="#000000" face="Arial" size="2"><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sinav-sorulari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Öss</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçe</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Masallar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Destanlar</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruya-tabirleri-astroloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Astroloji</font></a></font><font color="#ffffff" face="Arial">, </font> <font color="#000000" face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yy. başlarına kadar,    Azerbaycan Ede-biyatı, Şark Edebiyatı gelenekleri arasında şe-killenmişti.    Kuzey Azerbaycan, Rusya&#8217;nın ha-kimiyetine geçtikten sonraysa, buradaki edebî    hayat, Rus ve Batı Edebiyatlarının tecrübelerinden ve birikimlerinden    faydalanabildi. Asrın ikinci ya-rısına doğru yetişen yazarların ve şairlerin    büyük bir kısmı Türk, Arap ve Fars dillerinin yanı sıra Rus dilini, bazı    durumlardaysa Batı dillerinden birisini biliyorlardı. Bunlardan bazıları Rus    ve Avrupa üni-versitelerinde tahsil görmüşler, çağdaş dünya kül-türlerine    âşinâ olmuşlardı ve çeşitli milletlerin tem-silcilerinden oluşan kültür    muhitlerinin adamıydılar. Zihniyet ve dünya görüşleri daha ile-riciydi ve    bütün bunlar da hiç şüphe yok ki, onların eserlerinde, tahlil ettikleri    olaylarda, işledikleri kah-raman tiplerinde şu ya da bu şekilde kendini gös-teriyordu.    Başka bir deyişle, bugün &#8220;entelektüel edebiyat&#8221; dediğimiz edebiyatın da    temelleri, Azer-baycan Edebiyatı ve düşünce tarihinde, özellikle XIX. yüzyılda    atılmıştır.<br />
Nihayet, XIX. yy. Azerbaycan Edebiyatında kendini gösteren mahiyet    değişikliği, onun maz-mun ve biçim açısından demokratikleşmesi, halka    yakınlaşması, edebiyatı gereksiz seçkincilikten kur-tardı. Tabii ki, kitap    neşrindeki nispî artış, ilk ga-zete ve dergilerin yayınlanmaya başlaması, ede-biyatın    kütleyi bir karakter kazanmasını sağlayan millî tiyatronun ortaya çıkışı gibi    faktörler, bu sa-hada önemli rol oynamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yy, Azerbaycan    Edebiyatının asırlar süren tarihinde, şahsiyetler ve edebî eserler açısından    en zengin, en verimli dönemdir. Bu asrın, aynı za-manda bütün dünya    halklarının kültür hayatında bir dönüm noktası olduğunu göz önüne alırsak;    Azerbaycan Türkleri de, uygar dünyanın pek çok halkı gibi, bu dönüm    noktasında, devrin ve milletin taleplerine cevap veren, eski geleneklerin en    fay-dalılarını alıp muhafaza eden, aynı zamanda ye-nileşmenin, çağdaşlaşmanın    bütün nimetlerinden faydalanmaya gayret gösteren bir edebiyat oluş-turmuşlardır    diyebiliriz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. YY. AZERBAYCAN    ÂŞIKLARI VE HALK ŞAİRLERİ</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yüzyılda,    Azerbaycan&#8217;ın pek çok böl-gesinde, yazılı edebiyatın yanı sıra, âşık şiiri de    hızlı bir gelişme dönemi yaşamaktaydı. Azerbaycan âşık sanatının zirvelerinden    sayılan Âşık Alı, Âşık Ales-ker gibi üstad âşıklar bu dönemde yaşamış ve ken-dilerine    şöhret kazandıran eserlerini yazmışlardır. XIX. yy. âşık şiiri, ister şekü-tür,    ister sosyal prob-lemlere yaklaşım tarzları ve isterse yepyeni ko-nulara    elatmaları açısından, millî edebiyat tarihinde zengin ve önemli bir merhaleyi    teşkil etmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Âşığın sosyal hayattaki    rolünün ve öneminin artması, yalnız kendi his ve düşüncelerinin değil, halkın    fikir ve arzularının da sözcülüğünü üst-lenmesi bu devre rastlar. Azerbaycan    halkının ha-yatında başgösteren önemli değişiklikler; ülkenin Rus işgaline    uğraması, millî istiklal mücadelesi, eği-tim seferberliği ve uygar dünyanın    üyesi olma ide-ali, her türlü zulme karşı direnme vb. gibi, toplum gündemini    sürekli meşgul eden konular âşık şi-irinde de sık sık ele alınmaktaydı.    Âşıklar, halk ara-sında, yalnız saz çalan, koşma okuyan, destan söy-leyen şair    ve müzisyenler olarak değil, aynı zamanda ezilen kitlelerin, hakkı yenenlerin    ko-ruyucusu, halkın istek ve şikayetlerini üst ma-kamlara ulaştıran ve    bunların takipçisi olan söz-cüleri, değerli bilgi ve telkinleri ile darda    kalanlara yardımcı olmaya çalışan ve onlara yol gösteren halk önderleri olarak    tanınırlardı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu dönemde or-taya çıkan;    &#8220;Âşık halkın anasıdır&#8221;, &#8220;Aşık gör-düğünü söyler&#8221; gibi atasözleri, halkın âşığa    iti-madını ve onun manevî-kültürel hayatta tuttuğu Önemli mevkiiyi    açıklamaktadır. Halk, kendi arasından çıkarak yetişen âşığına, onun aklına, ze-kasına,    bilgi birikimine, mücadele ruhuna inanır; onu her yerde kendi temsilcisi    olarak görürdü. Öte yandan, âşıkların da bu minval üzere söylenmiş şi-irleri,    hayat karşısında halka gereken moral desteği verir, sosyal hayattaki akıl,    güzellik, adalet gibi değer yargılarının güçlenerek ayakta kalmasına hizmet    ederdi. Özellikle, âşık sanatının XIX. yüz-yıldaki üstad temsilcileri, sazları    ve sözleri, dav-ranışları ve mücadeleleriyle, bir halk âşığı imajı ya-ratılmasında    son derece başarılı olmuşlardır. Âşık Alesker, halk adına konuşan, eline saz    alıp, söz meydanına çıkan bütün âşıklarda aşağıdaki özel-liklerin bulunmasını    istiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Âşık olup terk-i veten olanın,<br />
Ezel başdan pürkamah gerekdir.<br />
Oturub durmakda edebin bile,<br />
Me&#8217;rifet elminde dolu gerekdir.<br />
Halka hegigetten metleb kandıra,<br />
Şeytanı öldüre, nefsin yandıra,<br />
El içinde pâk otura, pâk dura,<br />
Dalısmca hoş sedalı gerekdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sinkretik bir özelliği olan, yani bir kişinin şah-sında müzisyenliği, şairliği    ve aktörlüğü birleştiren âşık edebiyatı, halkın kültürel eğitiminde önemli rol    oynar ve yeni, çağdaş düşüncelerin yayılmasına da vesile olurdu. Önceki    dönemlerin aksine, XIX. yüzyılda, Azerbaycan Türklerinin hayatında ortaya    çıkmış hiçbir ciddî-tarihî hadise, devrin âşıklarının dikkatinden kaçmamıştır.    Azerbaycan âşık şiirinin etkisi altında XIX. yy. Transkafkasyası&#8217;nın diğer    bölgelerinde, Ermeniler, Gürcüler, Dağıstanlılar arasında da, Azerbaycan    Türkçesiyle şiirler söyleyen âşıklar yetişmekteydi. Dünya kültür tarihinde    benzeri olmayan bu olay, Azerbaycan âşık sanatının son derece zengin    olu-şundan, halka yakınlığından, her yerde büyük ilgi ve sevgi görmesinden    kaynaklanıyordu. XIX. yy. Azerbaycan âşık şiiri, aynı zamanda uluslararası bir    şöhret kazanmıştı. Âşık şiirinin önde gelen tem-silcileri, Âşık Alı, Âşık    Alesker vb. Transkafkasya sınırlarıyla bağlı kalmayarak, kardeş Türkiye&#8217;yi,    İran&#8217;ı, Rusya ve Ort: Asya&#8217;yı gezip dolaşmış, bu-radaki düğünlerde, çeşitli    merasim ve halk şen-liklerinde sanatlarını icra etmişlerdir, XIX. yy. âşık    musikisinin gelişmesi, yeni saz havalarının ortaya çıkması ve nihayet, bazı    saz havalarının notaya ge-çirilmesi açısından da önemli bir dönem olmuştur.    Âşık şiirinin temasında ortaya çıkan değişiklikler tabii ki, onun şekline de    yansımış, yeni mazmunu yeni ruhu açıklayan yeni türler, yahut bir başka    deyişle geleneksel türlerin değişimi de ortaya ko-nulmuştur. Nihayet, XIX. yy.    yeni âşık des-tanlarının doğuşu açısından da verimli olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Evvelki devirlerde olduğu    gibi, XIX. yüzyılda da, Azerbaycan Türkleriyle meskun Göyçe (şimdi Ermenistan    smırlarmdadır), Borçalı (şimdi Gür-cistan smırlarmdadır), Kazak, Tovuz, Şemkir,    Sal-yan vb. bölgeler âşık sanatının önemli gelişme mer-kezleri olmuşlardır. Bu    bölgelerde yetişen Âşık Alı, Şemkirli Âşık Hüseyn, Âşık Musa, Molla Cuma, Âşık    Mahmud, Âşık Esed, Âşık Hüseyn Bozalkanlı, Âşık Beşti, Varhiyanlı Âşık    Mehemmed, Âşık Eles-ker, Zodlu Abdulla, Padarlı Mehemmed, Yehya Bey Diygem,    Âşık Ahmed vb. ünlü halk sanatçıları, Azerbaycan&#8217;ın ve Transkafkasya&#8217;nm her    yanında çok iyi tanınmaktaydılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XVIII. yüzyılın    sonlarından başlayarak, Âşık şiiri üslûbu, yazılı edebiyatta da geniş yer    tutmaya başlar. Bu da, herşeyden evvel, âşık şiirinin hızlı ge-lişimi, onun    halk içinde son derece popüler ol-masıyla alakalı bir husustu. Âşık    edebiyatında sık sık kullanılan koşma, geraylı, tecnis, bayatı vb. tür-ler    artık yazılı edebiyata da girmişti. Azerbaycan&#8217;ın farklı bölgelerinde    Mehemmedbey Âşig, Âşık Peri, Mirze Hesen Mirze, Kazım Ağa Sâlik, Mücrim Kerim    Verdânî, Melikbalh Kurban vb. halk şairleri, kendi şiirlerinde, âşık    edebiyatının geleneklerinden yararlanarak, sade ve anlaşılır bir üslûbla, ede-biyatın    yazılı ve sözlü kolları arasında adeta bir köprü kurdular.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yazılı edebiyattaki âşık    şiiri üslûbu elbetteki sentetikti. Bu üslûbu yazılı edebiyata sokan mü-ellifler,    bir yandan âşık şiirini esas alıyor, diğer yandan dîvan şiirinin    tecrübelerinden fay-dalanıyorlardı. Böylece, Azerbaycan Edebiyatının iki    farklı üslûbunu birbiriyle yakınlaştırıp kay-naştırarak, tek bir Azerbaycan    Edebiyatının ger-çekleşmesine hizmet ediyorlardı. Yazılı edebiyatta, âşık    şiiri üslûbunu kullanan müelliflerin büyük bir kısmı, kendi devirlerine göre    iyi eğitim gör-müşlerdi. Farsçayı, hatta bazıları Arapça ve Rus-çayı    biliyorlardı ve çağdaş kültürlerle aşinalıkları vardı. Onlar, halk şiirinin    gelenekleri ile birarada, klasik şiir sanatının kurallarına, Firdevsi, Nizâmı,    Hakanı, Hayyam, Rûmî, Sadî, Hafız, Neva, Fuzûlî, Nesîmî gibi büyük şark    şairlerinin eserlerine sık sık müracaat ediyorlardı. Halk şairleri içerisinde,    bazı eserleri Farsça yazanlar bile vardı. Her şeye rağ-men bu şairlerin    eserleri, halk arasında daha çabuk kendine yer edinir, tıpkı âşık şiirleri    gibi sevilir ve ezberlenirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Âşık şiiri üslûbunda    yazan halk şairleri, dil, vezin, kafiye, söz sanatları gibi konularda hem âşık    şiirinden, hem de dîvan şiirinin tecrübe ve ge- leneklerinden ustalıkla    faydalanıyorlardı. Dîvan edebiyatı şairlerinden farklı olarak, anlaşılması zor    Arapça-Farsça kelime ve tamlamalar nispeten az yer tutardı. Bu tür sözleri    kullanmak icap ettiğinde, gerek kullanım yaygınlığı ve gerekse an-laşılabilirlik    özelliği olanlar tercih edilirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Âşık şiirinde olduğu    gibi, onun etkisiyle ortaya çıkan halk şiirinde de aşk, güzelin ve güzelliğin    tasviri, aşkın ve ayrılığın ızdırabı gibi konular önemli yer tutardı. Buradaki    aşk ve sevgi, dîvan şi-irinde olduğu kadar tasavvûfî bir mana taşımaz, aşkın    ilâhileştirilmesine fazla gayret sarf edilmezdi. Burada daha reel, bazı    hallerdeyse sırf cismanî aşk gündeme getirilir ve mücerretlikten, sûfilikten    her fırsatta uzaklaşılırdı. Hayat, insani ilişkiler, sev-gililer arasındaki    ilişkiler bu şiirlerde olduğu gibi takdim ediliyorlardı. Özellikle de, insanın    iç dün-yasının, onun duygu ve düşüncelerinin, fikir ve his-lerinin, istek ve    ihtiraslarının gerçekçi tahliline büyük önem veriliyordu. Öte yandan bu    şiirlerde, Fuzûlî gibi üstad şairlerden gelen güçlü bir ro-mantizm de dikkati    çekmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halk şiiri tarzında yazan    şairler, âşıklardan daha fazla bir bilgi ve istekle, sosyal hayattaki hak-sızlıkları,    Rus yönetiminin getirdiği çarpıklık ve ek-siklikleri, adaletsizlik ve    rüşvetçiliği ifşa ediyor ve bu olumsuzluklara karşı kitleleri mücadeleye ça-ğırıyorlardı.    Baba Bey Şâkir, Mirza Bakış Nadim, Genceli Hesen, Sekili Hatem, Abdurrahman    Ağa Dilbazov gibi halk şairlerinin eserlerinde sosyal ha-yatın tahlil ve    tenkidi önemli yer tutuyordu. Onlar, bir yandan da yönlerini, mensubu    oldukları halkın tarihî geçmişine çevirmiş, onu manevî bunalımdan kurtarmak    için dedelerinin şanlı mücadele gün-lerinden söz açıyorlardı. Mesela 1804&#8217;te    Gence&#8217;nin Ruslar tarafından işgal edilmesi sırasında halkm gösterdiği büyük    kahramanlık, mücadele ruhu, verdiği şehitler, bu şairlerin eserlerinde    iftiharla gündeme getirilir, bu tür tarihî hatıralarla, aynı ruhun yeniden    canlandırılmasına çalışılırdı. Sosyal hayatın olumsuzlukları, Rus yönetiminin    bölgede yarattığı huzursuzluklar, mizahî şiirlerin de halk şi-irleri    içerisinde önemli bir yer tutmasına yol açı-yordu. Bu tür şiirlerde, milletçe    maruz kalman zulüm, halkın içerisine düştüğü haksızlıklar, ka-nunsuzluklar,    acımasız bir dille tasvir ediliyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Edebiyatın dil ve tür    açısından modernleştiril-mesinde, geniş halk kitlelerinden hızla uzak-laşmakta    olan dîvan edebiyatı ile, halkın manevî dünyası arasında sıkı bağlar    kurulmasında ve mil-letin kültürel bütünlüğünün tesisinde XIX. yy. Azerbaycan    âşık şiiri ve bu şiirin etkisi altında or-taya çıkan halk şiiri tarzı büyük    rol oynamıştır.</font></p>
<p align="center"><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"> <span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">  “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati-19-20-yy-donemi/">Azerbaycan Edebiyatı: 19 – 20. yy Dönemi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati-19-20-yy-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
