<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Azerbaycan Türk Edebiyati | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/azerbaycan-turk-edebiyati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 May 2018 14:08:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Hüseyin Cavit &#8211; (Yaşamı &#8211; Hayatı &#8211; Şiirleri)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-cavit-yasami-hayati-siirleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-cavit-yasami-hayati-siirleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 15:42:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Şairi Hüseyin Cavit]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Şair Hüseyin Cavit]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cavit]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cavit Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cavit Şiirlerinden Örnekler]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cavit Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cavitin Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=3514</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hüseyin Cavit (Yaşamı ve Şiirlerinden Örnekler) Hüseyin Abdullah oğlu Rasizade. Ünlü Azerbaycan şairi ve dramaturgudur. 1882 yılında Nahçıvan’da doğmuştur. İlk eğitimini Nahçıvan’da molla okulunda, orta eğitimini Mekteb-i terbiye adlı yeni usullu okulda almıştır (1894-1898). 1899-1903 yıllarında Güney Azerbaycan’da Tebriz’in Talibiye medresesinde eğitimine devam etmiştir. Hüseyin Cavit yüksek tahsilini İstanbul üniversitesi’nin edebiyat fakültesinde almıştır (1909). Nahçıvan, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-cavit-yasami-hayati-siirleri/">Hüseyin Cavit – (Yaşamı – Hayatı – Şiirleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #00ccff;"> <span style="font-size: 25pt; font-weight: 700;">Hüseyin Cavit<br />
</span></span> <span style="font-family: Maiandra GD; color: #c0c0c0;"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700;">(Yaşamı ve Şiirlerinden  Örnekler)</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hüseyin Abdullah oğlu Rasizade. Ünlü  Azerbaycan şairi ve dramaturgudur. 1882 yılında Nahçıvan’da doğmuştur. İlk  eğitimini Nahçıvan’da molla okulunda, orta eğitimini Mekteb-i terbiye adlı yeni  usullu okulda almıştır (1894-1898). 1899-1903 yıllarında Güney Azerbaycan’da  Tebriz’in Talibiye medresesinde eğitimine devam etmiştir. Hüseyin Cavit yüksek  tahsilini İstanbul üniversitesi’nin edebiyat fakültesinde almıştır (1909).  Nahçıvan, Gence, Tiflis ve 1915 yılından itibaren de Bakü’de öğretmenlik  yapmıştır. 1941 yılında Sibirya’da ölmüştür. Haydar Aliyev tarafından naşı  Sibirya’dan Nahçıvan’a getirtilmiş ve adına anıt mezar dikilmiştir. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hüseyin Cavit klasik Azerbaycan  edebiyatının geleneklerini devam ve inkişaf ettiren büyük bir edebi simadır. 20.  Yüzyıl Azerbaycan romantizmi onun adı ile bağlıdır. Hüseyin Cavit’in çok geniş  bir yaratıcılığı vardır. Lirik şiir, lirik-epik, epik manzumeler yazmıştır. İlk  manzum facia ve dramların yazarıdır. Daha çok dramaturg olarak tanınmıştır.  Azerbaycan dramının konu sınırlarını genişlendirir, trajik karakterin, romantik  kahramanın, dramın yeni tiplerini yaratır. Hüseyin Cavit kahramanı kadın olan  ilk Azerbaycan faciasını kaleme alır. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dramaturg olarak 1910-1912  yıllarında tanınmaya başlamış, 1910 yılında yazdığı bir perdeli ilk “Ana”  sahnesi ile büyük bir usta olacağını ispat etmiştir. İyi kalpli ana kendi  çocuğunun henüz ölmesine bakmadan, onun namert kanlısına kurtuluş yolunu  gösterir, beşeri analık sevgisi şahsi kin duygusuna galip gelir. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"></span></p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">1913 yılında şairin “Geçmiş Günler”  adlı ilk şiirler toplusu yayımlanmıştır. Bu lirik ve romantik şiirlerde şair  çağdaş toplum sınıfını eleştirir, eskiyen inançlara, din ve felsefelere karşı  çıkar. Aynı zamanda ferdin arzuları ile toplumun istekleri arasındaki  karşıtlıkları bir mütefekkir gibi açıp gösterir. Onun hayattan rahatsızlığı,  rahatsız olan ruhu, ülkü arayışı onun “Bahar Şebnemleri” adlı ikinci kitabında  toplanmış şiirlerinde hissedilir. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-cavit-yasami-hayati-biyografisi-siirleri/"> <span style="color: #000000;">Cavit</span></a>’in şiir dili samimi, saf insan  duygularının terennümünde ne kadar hazin, ağlamaklı, lirikse de insanlara zulüm  eden, hayvani duygulara sahip olan, halkı cehalet ve karanlıkta bırakan  ikiyüzlülere karşı kavgası da o kadar keskin, amansızdır. Şairin karamsarlığı,  ruh düşkünlüğü ve ümitsizliği zaman geçtikçe yeni bir ‘inkılapçılığa’ dönüşür. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">19. yüzyılın geleneklerine uygun  olarak Cavit farsça gazeller de yazmıştır. Ancak ana dilinde yazdığı şiirlerle  bunları hiçbir şekilde karşılaştırılamaz. Farsça gazellerinin biri vatan diğeri  ise aşk mevzusundadır. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">1912-1918 yıllarında arka arkaya iki  büyük facia yazar. Konusu mülkdar hayatı, aile ve geçim ilişkisinden alınan  “Maral” (1912) eserinin merkezinde Azerbaycan kadınının faciası durur. İlk  baskısı “zavallı kadın” adında idi. Eserde, zorla yaşlı bir padişahla  evlendirilen Maral altın kafeste yaşayan kuş gibidir. Bu talihine isyan eder,  adet ve ananeleri çiğneyip geçme kararına varır. Ama bir anda Maral bin yıllık  içgüdülerin etkisi altında tereddütte kalır. Dini ahlak kuralları ve bundan  doğan yasaklar bütün dehşeti ile Maral’ın gözlerinde canlanır, kutsal sayılan  gelenek ve görenekler onun yolunu keser. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Cavit’in bütün facialarının esas  kahramanı gerçek arayıcısıdır.  1914 yılında “Şeyh Sinan” adlı en önemli  facialarından birini yazar. Şeyh Sinan aşkın kutsiyeti hakkında duygusal,  şairane bir nağmedir.</span></p>
<p>Nedir manası aşkın? Söyleyenler nerde, bir gelsin<br />
Görüp kusiyet-i Sinan’ı lal olsun hacsaletten.</p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Aşkı terennüm etmek için şair önce  kendi felsefesini kadına, dünyevi aşka karşı koyan bir filozofu tasvir eder. Bu  filozof hem din hem de tarikat lideridir. Eserin kadın kahramanı da başka cinse  gönül vermeme kararı almıştır. Şeyh Sinan aşk-ı ruhani hatırına Zehra’nın ateşli  muhabbetini reddederek çöllere düştüğü gibi kadın da kendini manastıra kapatmaya  hazırlanır. Ancak eser iki kahramanda da bu sahte inancın sarsılması ve büyük,  temiz bir aşkın her şeyin üzerinde olduğu düşüncesi ile biter. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bunların dışında İblis, Şeyda,  Uçurum, Afet, Topal Teymur (Timur), Peygamber, Azer, Knyaz faciaları; Telli Saz,  Seyavuş, Şehla, İblisin İntikamı, Hayyam dram eserleri vardır. </span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
<span style="color: #ff9966;"><span style="font-size: 22pt; font-weight: 700;">ŞİİRLERİ </span></span></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #00ccff;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">BENİM TANRIM </span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;">Her kulun cihanda bir penahı var,<br />
Her ehl-i halın bir kıblegahı var,<br />
Herkesin bir aşkı, bir ilahı var,<br />
Benim tanrım güzelliktir, sevgidir.<br />
Haz etmedim fırkadan, cemiyetten,<br />
Zevk alamam harpten, siyasetten,<br />
Bir şey duymam felsefeden, hikmetten,<br />
Benim ruhum güzelliktir, sevgidir.<br />
Güzel sevimlidir, cellat olsa da,<br />
Sevgi hoştur, sonu feryat olsa da,<br />
Uğrunda benliğim berbat olsa da,<br />
Son dildarım güzelliktir, sevgidir.<br />
Güzelsiz bir gülşen zindana benzer,<br />
Sevgisiz bir başta akrepler gezer,<br />
Ne görsem, hangi bezme etsem güzar,<br />
Hep duyduğum güzelliktir, sevgidir. </span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
<strong><span style="font-size: 15pt; color: #00ccff;">BİR ZAMANLAR </span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bir zamanlar senin pembe gölgende,<br />
Pek bahtiyar idim nazlı dilberim,<br />
Henüz bahtiyarlık duyulmaz bende,<br />
Yalnız gülümserdi mahzun gözlerim.<br />
Ayrılık ne yaman dert imiş, aman!<br />
Sensiz halim günden güne perişan,<br />
Vuslat demlerini arar da her an,<br />
İzler yollarını yorgun gözlerim.<br />
Sensiz bütün duygularım bunalmış,<br />
Zihnim, fikrim durmuş, hep donakalmış,<br />
Uykum çekilmiş, gönlümü gam almış,<br />
Yalnız arar seni vurgun gözlerim. </span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
<strong><span style="font-size: 15pt; color: #00ccff;">GİT </span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bana anlatma ki aşk, alem-i sevda ne  imiş?<br />
Bilirim ben seni git! Her sözün efsane imiş<br />
Git gülüm, git güzelim! Başka bir aşık ara, bul!<br />
Duydum artık senin aşkındaki mana ne imiş?<br />
Bivefasın, melek olsan bile uymam daha, git.<br />
Kim ki uymuş sana, gönlüm gibi divane imiş<br />
Yetişir, git! Beni kahreyleme tersa kızı, git!<br />
Anladık şefkat-i ayin-i mesiha ne imiş!<br />
Seni bir sadedil, azade melek sanmış idim,<br />
Neyleyim! Ahhh gönül ruhuna bigane imiş.<br />
Seni takdis ederek bir daha sevmem asla,<br />
Ne imiş sanki bu aşk, aşık-i Şeyda ne imiş?<br />
Alem-i zevkü sefadan bana bahsetme sakın<br />
Bildik artık bu cihan mülkü ne virane imiş. </span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
<strong><span style="font-size: 15pt; color: #00ccff;">GÖRMEDİM </span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bilmedim uydum şu mecnun gönlümün  feryadına<br />
Aşka dil verdim, beladan başka bir şey görmedim<br />
Ruh-i mecruhum güzellerden vefa bekler yine<br />
Ben henüz asla cefadan başka bir şey görmedim<br />
Görmedim asla dikensiz gül, karanlıksız ışık<br />
Her visali daima takip eder bir ayrılık<br />
Söylüyorlar: “Daima zevk-i saadet var”, yazık!<br />
Seyredip boş iddiadan başka bir şey görmedim.<br />
Gördüğüm her muzdarip simaya duydum merhamet<br />
Yara, hem ağyara yar oldum da sevdim bicihet<br />
Aşina zannettiğim her yüzde heyhat! Akıbet<br />
Boş temelluktan, riyadan başka bir şey görmedim.<br />
Her muhabbet bir hıyanet, her gülüş bir hile<br />
Her saadet ruhu okşar pek sönük bir şuledir<br />
Belki var sehvim fakat gördüklerim hep böyledir<br />
Görmedim asla beladan başka bir şey görmedim. </span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
<strong><span style="font-size: 15pt; color: #00ccff;">ŞEYH SİNAN </span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;">Uyan, ey pir-i hoşdil! Kalk ayıl bir  hab-i rahatdan<br />
Kıyamettir kıyamet! Kalk uyan zevk al bu fırsattan<br />
Melekler gökten inmiş feyz alırlar hak-i pakinden<br />
Seçilmez şimdi asla makberin gülzar-i cennetten<br />
Donanmış her taraf pürşule yıldızlarla caizdir<br />
Ki, Tiflis arş-i pürehterle dem vursun rekabetten<br />
Ayıl ey şeyh-i vecdaver! Ayıl bak gör ne alemdir<br />
Cihan sermest olup raks eyliyor şevk-i şetaretten<br />
Uyup sen bir melek simaya sattın dini imanı<br />
Atıp ahkam-i Kuranı uzaklaştırdın tarikattan<br />
Fakat hoş bir tarikat koydun asla mahvolup gitmez<br />
Cihan durdukça parlar, yükselir, düşmez taravetten<br />
Ziyaretgahını gül buseler tezyin eder her an<br />
Sen ehli aşk için bir kabe yaptırdın muhabbetten<br />
Nedir manası aşkın? Söyleyenler nerde? Bir gelsin<br />
Görüp kutsiyet-i Sinan’ı lal olsun hacaletten<br />
Muhabbetsiz bütün mana-i hilkat şüphesiz hiçtir<br />
Muhabbettir evet, maksat şu pür efsane hilkattan. </span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
<strong><span style="font-size: 15pt; color: #00ccff;">SEVİNME, GÜLME KUZUM! </span> </strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sevinme, gülme kuzum kimsenin  felaketine<br />
Bu hal, evet, iyi bir şey değil sevinme sakın<br />
Sevinme başkasının hal-i pürsefaletine<br />
Dokunma kalbine bikeslerin, zavallıların.<br />
İnan ki bir acı söz, bir bakış, bir ince gülüş<br />
Kederli, sıtmalı kalbi tırmalar, yaralar<br />
O kalp avunsa da aldanma, incinip küsmüş<br />
Sağalmaz işte o, yıllar geçer de hep sızlar.<br />
Dokunma ruhum! Evet kinlidir felek, bir gün<br />
Kızar hemen gücenip intikam alır senden<br />
Bugün gülen yarın ağlar, sakın öğünme, düşün<br />
Düşün de munis ol, incitme, kırma kimseyi. </span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
<span style="color: #00ccff;"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700;">NİÇİN </span></span></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ben niçin meşk-i aşk-ı yar oldum?<br />
Bu ne hülya ki ben düçar oldum?<br />
Ben niçin böyle dilfigar oldum?<br />
Niye meftun-i zülf-i tar oldum?<br />
Niye bedbaht-ı ruzigar oldum?<br />
Merhametsiz melek, edalı güzel<br />
Gör neler yaptı bir visale bedel<br />
Yeni gülmek dilerdi şems-i emel<br />
Ahh pek bahtiyar idim evvel<br />
Ben niçin mest-i aşk-ı yar oldum?<br />
Severim son nefeste inlerken<br />
Yine atmam o nazlı dilberi ben<br />
O güzel gözler, ah o gonca dehen<br />
Çıkmıyor bir dakika fikrimden<br />
Bu ne hülya ki ben düçar oldum<br />
Seher aşık o nurun ismetine<br />
Bayılır pembe gül taravetine<br />
Cümle hayran iken nezaketine<br />
Uyar uymaz onun muhabbetine<br />
Ben niçin böyle dilfigar oldum<br />
Her gönül bağlı bir vefakara<br />
Arıyor derd-i aşka bir çare<br />
Ben niçin kaldım böyle avare<br />
Niçin uydum o çeşm-i sehhare<br />
Niye meftun-i zülf-i tar oldum<br />
Ne olur beş dakika lebberleb<br />
Yaşasaydık onunla mest-i tarab<br />
Of, bilmem ki merhamet ya Rab<br />
Beni kahretti ızdırabı taab<br />
İşte bedbaht-ı ruzigar oldum </span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <strong><span style="font-size: 15pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #808080;">|</span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr"> “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></strong></span></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #ff0000;"> Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</span></strong></span></p>
<p align="center">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-cavit-yasami-hayati-siirleri/">Hüseyin Cavit – (Yaşamı – Hayatı – Şiirleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-cavit-yasami-hayati-siirleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 15:25:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Azerbaycan Türk Edebiyatı&#8230; (Görüntülemek istediğiniz başlığa dokunun.) Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel Bakış) Azerbaycan Türkleri’nin Edebiyatı (Kısaca Özellikleri) Azerbaycan Tarihi’nden Ebulfez Elçibey Almas Yıldırım Bahtiyar Vahapzade Rüstem Behrudi Şah İsmail Hatayi Mirze Elekber Sabir Halil Rıza Ulutürk Cefer Cabbarlı İmadeddin Nesimi Hüseyin Cavit Bakü Notları: Azerbaycan Dili ve Edebiyatı (Bahadır Akın) 20. yy&#8217;ın Başlarına Doğru Azerbaycan’da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">Azerbaycan Türk Edebiyatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #3366ff;"> <span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"> &#8230;Azerbaycan Türk Edebiyatı&#8230;<br />
</span></span> <span style="color: #c0c0c0;"> <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700"> (Görüntülemek istediğiniz başlığa dokunun.)</span></span></span></p>
<p align="center"><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/azerbaycan.jpg" alt="Azerbaycan" /></p>
<p align="center"><strong> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Azerbaycan Türk Edebiyatı - Genel bir bakış… (Bölüm - 1)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-1/"> <span style="font-size: 15pt; font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff0066;"> Azerbaycan Türk Edebiyatı<br />
</span></span> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #ff6600;">(Genel Bakış)</span></a><span style="font-size: x-small;"><br />
</span><span style="color: #ff0066;"><span style="font-size: 15pt"><br />
</span></span></strong></p>
<p align="center"><a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Azerbaycan Türkleri’nin Edebiyatı - (1. Bölüm)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turklerinin-edebiyati-1-bolum/"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #999999;">Azerbaycan Türkleri’nin Edebiyatı<br />
</span></span> <span style="font-weight: 700; font-family: Maiandra GD; color: #33cccc; font-size: x-small;"> (Kısaca Özellikleri)</span></a></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"> </span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"><span style="font-weight: 700; font-family: Maiandra GD; color: #999999; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Azerbaycan Tarihi’nden…" href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-tarihinden/"> <span style="color: #33cccc;">Azerbaycan Tarihi’nden</span></a><span style="color: #33cccc;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Ebulfeyz Elçibey" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ebulfeyz-elcibey/"> <span style="color: #33cc33;">Ebulfez Elçibey</span></a><span style="color: #33cc33;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Almas Yıldırım" href="https://www.bilgicik.com/yazi/almas-yildirim/"> <span style="color: #ff6600;">Almas Yıldırım</span></a><span style="color: #ff6600;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Bahtiyar Vahapzade" href="https://www.bilgicik.com/yazi/bahtiyar-vahapzade/"> <span style="color: #6699ff;">Bahtiyar Vahapzade</span></a><span style="color: #6699ff;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Rüstem Behrudi" href="https://www.bilgicik.com/yazi/rustem-behrudi/"> <span style="color: #ff0000;">Rüstem Behrudi</span></a><span style="color: #ff0000;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Şah İsmail Hatayi" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sah-ismail-hatayi/"> <span style="color: #33cccc;">Şah İsmail Hatayi</span></a><span style="color: #33cccc;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Mirze Elekber Sebir" href="https://www.bilgicik.com/yazi/mirze-elekber-sabir/"> <span style="color: #33cc33;">Mirze Elekber Sabir</span></a><span style="color: #33cc33;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Halil Rıza Ulutürk" href="https://www.bilgicik.com/yazi/halil-riza-uluturk/"> <span style="color: #999999;">Halil Rıza Ulutürk</span></a><span style="color: #999999;"><br />
</span><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/cefer-cabbarli/"><span style="font-size: 15pt"><span style="color: #ff9966;">Cefer Cabbarlı</span></span></a></strong></span></span></span><br />
<span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/imadeddin-nesimi-yasami-hayati-biyografisi-siirleri/"><span style="font-size: 15pt"><span style="color: #ff6699;">İmadeddin Nesimi</span></span></a><span style="color: #ff6699;"><span style="font-size: 15pt"><br />
</span></span><a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-cavit-yasami-hayati-siirleri/"><span style="font-size: 15pt"><span style="color: #00ff99;">Hüseyin Cavit</span></span></a></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/cefer-cabbarli/"></a></strong></span><br />
</span><span style="font-weight: 700; font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Bakü Notları: Azerbaycan Dili ve Edebiyatı (Bahadır Akın)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/baku-notlari-azerbaycan-dili-ve-edebiyati-bahadir-akin/"> <span style="color: #ff33cc;">Bakü Notları: Azerbaycan Dili ve Edebiyatı (Bahadır Akın)</span></a><span style="color: #ff33cc;"><br />
</span></span> <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycanda-siyasi-ve-edebi-durum/"> <strong><span style="font-family: Maiandra GD; color: #33cc33; font-size: x-small;">20. yy&#8217;ın Başlarına Doğru    Azerbaycan’da    Siyasi ve Edebi Durum</span></strong></a><span style="font-weight: 700; font-family: Maiandra GD; color: #33cc33; font-size: x-small;"><br />
</span> <strong><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"> <a style="text-decoration: none" title="Bu yazıya bak Azerbaycan Edebiyatı: 19 - 20. yy Dönemi" href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati-19-20-yy-donemi/"> <span style="color: #33cccc;">Azerbaycan Edebiyatı: 19 &#8211; 20. yy Dönemi</span></a></span></strong><span style="font-size: 10pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD; color: #33cccc;"><br />
</span> <span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"><br />
</span> <span style="font-size: 1pt; font-family: Maiandra GD;"> </span></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"> </span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"> <span style="font-size: 9pt"> <span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></span></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"> </span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;"> <strong><span style="font-size: 8pt; font-family: Maiandra GD; color: #c0c0c0;">Derlemeyi  oluşturmamda değerli paylaşımlarıyla beni destekleyen &#8220;</span><span style="font-size: 8pt; font-family: Maiandra GD; color: #33cccc;">Afiq  Ağdami</span><span style="font-size: 8pt; font-family: Maiandra GD; color: #c0c0c0;">&#8221;  kandaşıma sonsuz teşekkürler.</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">Azerbaycan Türk Edebiyatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>25</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı &#8211; Genel bir bakış&#8230; (Bölüm &#8211; 1)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-1/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-1/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 14:50:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir 
Bakis]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bakis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-1/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel bir bakış&#8230;) (Bölüm &#8211; 1) Türk edebiyatlarının, büyük tarihe ve ge leneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan Edebiyatı oluşturmaktadır. Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nm tarihi, onu yaratan halkın tarihî gibi eski ve zen gindir. Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle dolu hayat yolu, yaşadıkları sevinçli ve kederli dönemler, elde ettikleri bilgi ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-1/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 1)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-weight: 700">Azerbaycan Türk    Edebiyatı</span></font><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700">   (Genel bir bakış&#8230;)<br />
</span></font>   <font color="#ff9933">   <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">   (Bölüm &#8211; 1</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font style="font-size: 15pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk edebiyatlarının, büyük tarihe ve ge  leneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan Edebiyatı oluşturmaktadır. Azerbaycan  Edebiyatı&#8217;nm tarihi, onu yaratan halkın tarihî gibi eski ve zen gindir.  Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle  dolu hayat yolu, yaşadıkları sevinçli ve kederli dönemler, elde ettikleri bilgi  ve tecrübeler, inandıkları manevî ve ahlâkî kanaatler tüm yönleri ile bu  edebiyatta yansımıştır. Son derece elverişli coğrafî mevkide, Asya ile  Avrupa&#8217;nın kapısında yerleşen, tabiatının güzelliği, topraklarının verimliliği,  doğal kay naklarının zenginliği ile seçilen Azerbaycan, zaman zaman kanlı  savaşlara sahne olmuş, muh telif zümre ve kavimler bu ülkenin topraklarından  geçmiştir. Bu, bir taraftan Azerbaycan&#8217;ın kültür servetlerine acımasız darbeler  indirmiş, binlerce edebiyat ve medeniyet abidesinin ebediyen mah vına neden  olmuştur, öbür taraftan ise, farklı dil lerde konuşan, farklı dinlere inanan,  farklı kültür geleneklerine sahip olan muhtelif toplulukların Azerbaycan&#8217;da  olması, bu eski Türk yurdunun özgün ve tekrarsız bir edebiyat oluşturmasına  imkan sağlamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan tarihinin, özellikle de kültür  tarihinin en eski dönemleri hala yeterince bilinmese de, burada zengin kültür  katlarının, hem de biribirini etkileyen, biribirinin gelişmesine neden olan  kültür katlarının varlığı kuşkusuzdur. Farklı dillerde eser veren, farklı  kültürlerin etkisini taşıyan Azerbaycan Edebiyatının bin yıllık tarihî de bu  kültür katlarının genişliği ve zenginliği hakkında fikir vermektedir. Şimdiki  Azerbaycan topraklarındaki ilk siyâsî kurumManna Devleti, üç bin yıl önce  kurulmuştu. Tarihî kaynaklar, Urartu ve Asuri devletleri ile bazen barış, bazen  de savaş şartlarında yaşayan Mannalıların, ekonomi ve kültür açısından zamanın  gelişmiş halklarından birisi oldukları hakkında bilgi verirler. Mannalılardan  kalmış bazı kültür abideleri de bu fikri doğrulamaktadır. Kuşkusuz, Mannalıları  yahut, daha sonra MÖ. VII yy. Azerbaycan&#8217;da devlet kurmuş Midiyalıları, çağdaş  Azerbaycan Türklerinin ecdadları saymak ilmî ve tarihî açıdan doğru değildir.  Burada önemli olan, Azerbaycan&#8217;ın en eski dönemlerden beri dünyanın kültür merkezlerinden  biri olarak öne çıkmasıdır. Bu gelenek ülkenin bütün tarihî boyunca devam  ettirilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">Halk Edebiyatı</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diğer dünya halkları gibi Azerbaycan Türklerinin  de yazılı edebiyatlarının temelinde şifahî edebiyat, yahut halk edebiyatı  vardır. Gerek dil, gerekse konu açısından yabancı etkilerden her zaman uzak  kalmış olan halk edebiyatı, onu yaratan, muhafaza eden ve gelecek nesillere  ulaştıran milletin iç dünyasını, hayata bakışını, yaşam felsefesini herhangi bir  yazılı kaynaktan daha sağlıklı yansıtır. Diğer taraftan, halk edebiyatındaki mitoloji  unsurları, rumuzlar, tarihî olaylarla çağrışımlar, onların en eski dönemlerin  yadigârı olduklarını, halkın hafızasında bin yıllar boyu yaşayarak  günümüze ulaştıklarını göstermektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Halk Edebiyatı şekil ve tür açısından  çok zengindir. Burada, bir satırlık, ama bir satırında büyük manalar taşıyan  atasözlerinden, büyük hacimli destanlara kadar, halk yaratıcılığının en farklı  örnekleri vardır. Uzun asırlar boyu derlenip toplanmadığından, araştırıcı, incelemeci  nazarlarından uzak kaldığından, halk edebiyatı numunelerinin büyük bir kısmı unutulmuştur.  Derlenenler, kitap şeklinde yayımlananlar, alimlerce  incelenenler, belki de halkın yarattıklarının binde biridir. Ama deryada damla  gibi görünen bu binde bir de, halkın hayatım tüm ayrıntıları ile, tüm renkleri  ile anlatmaya yeterlidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2">Halk yaratıcılığımızın en eski türlerinden  biri Emek, yahut Zahmet nağmeleridir. Her halkın şifahî edebiyatmda tesadüf  olunabilen bu nağmeler, insanın söylediği ilk şiir, bestelediği ilk şarkı olarak  adlandırılabilir. Halk edebiyatının diğer örnekleri, özellikle de bayatılar  (maniler) ve aşık yaratıcılığı ile mukayesede zahmet nağmeleri edebî  yönden basit gözükür. Ama bu basitliğin arkasından ilkinlik, en eskilik  durmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Emek nağmelerinin Azerbaycan Halk Edebiyatında  en çok yayılmış türleri Holavarlar ve Sayacı sözlerdir. Azerbaycan folklörcülerinin bir kısmının fikrine göre &#8220;holavar&#8221; terimi &#8220;Ho&#8221;  hayvan ve  &#8220;var&#8221;  yani &#8220;git&#8221; sözlerinin birleşmesinden türemiştir. Bu manada holavar,  hayvanı işe çalışmaya çağıran nağmelerdir. Prof. Dr. Azad Nebiyev ise bu meseleye  farklı bakmaktadır. Onun fikrine göre, &#8220;Çin, Hind ve İskandinav halklarının  folklöründeki &#8220;ho&#8221;, mukaddes öküz (inek) toteminin adı olmuştur. Türk  halklarının Azerbaycan, Özbek, Uygur vb. folklorundaki merasim nağmelerinin ekseriyetinde  &#8220;ho&#8221;lar, mukaddes varlık, mutluluk simgesi gibi terennüm olunur. &#8220;Holavar&#8221;  mukaddes  varlık hakkında mahni manasını taşır.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Emek nağmelerinin geniş yayılmış numunelerinden  olan Sayacı sözleri ise, göçebe hayatının başka bir alanı ile, koyunculukla  ilgilidir. Sayacı sözlerinin menşei hakkında da farklı mülâhazalar mevcuttur. Bu  folklor türünün halk arasında yayılmış örneklerini ilk defa derleyerek yaymlayan  Feridunbey Köçerli, (18631920) sayacı sözünün Fars dilinde ki &#8220;saye&#8221;, yani &#8220;kölge&#8221;  sözünden alındığına ihtimal verir. Fars dilinde bu sözün mecazî manası &#8220;himaye  etmek&#8221;, &#8220;savunmaktır&#8221;. Fars dilinden Azerbaycan Türkçesine de geçen  &#8220;saye&#8221; sözü Kafkasya Türkleri arasında &#8220;bolluk&#8221;, &#8220;bereket&#8221; vb. manalarda kullanılmaktadır.  Buradan da &#8220;sayacı sözlerinin&#8221;, yahut &#8220;sayacıların&#8221; halk arasında &#8220;bolluk  getiren&#8221;, &#8220;bereket getiren&#8221; vs. anlamlarında kullanıldığı anlaşılıyor.  Sayacılar da aşıklar ve dervişler gibi halk arasında gezerek dolaşır ve kendi  şarkılarını söylerdi. Sayacı sözleri orjinal müracaatlarla başlar:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Salammelik, say beyler,<br />
Bir birinden yey beyler,<br />
Saya geldi, gördünüz?<br />
Salam verdi, aldınız?<br />
Alnı tepel qoç quzu<br />
Sayacıya verdiniz?<br />
Sefa olsun yurdunuz,<br />
Ulumasın qurdunuz.<br />
Ac getsin avanınız,<br />
Tox gelsin çobanınız.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun ardınca sayacı, ev hayvanlarını, özellikle de koyunu vasfeder, ondan bolluk ve bereket simgesi gibi söz açar:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Qoyunlu evler gördüm, Qurulu yaya benzer.<br />
Qoyunsuz evler gördüm,<br />
Qurumuş çaya benzer.<br />
Qoyun var kere gezer,<br />
Qoyun var küre gezer,<br />
Geder dağları gezer,<br />
Geler evleri bezer.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan folkloru bir insanın doğuşundan,  mezara konulmasına kadar, hayatının tüm aşamalarını yansıtır. Bu açıdan folklor  örnekleri, halk edebiyatı numuneleri çok konulu ve çok çeşitlidir. Emek  nağmeleri insanı çalışma anında, iş sürecinde tasvir ediyorsa, merasim  nağmeleri de, onun şenliklerini ve törenlerini, çocuk folkloru aile ocuk sevgisi  ile ilgili duygularını, tapmacalar (bilmeceler) aklını, zekasını nasıl  geliştirdiğini, atasözleri geçmiş nesillerin ilim ve idraklerinin tecrübesinden  hangi yollarla behrelendiğini, efsane ve esatirler tarihe, düne bağlılığım,  latifeler, dünyayı, olayları gülerek anlamak arzusunu vs. açıklamaktadırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuşkusuz, halk arasında en fazla popüler  olan merasim nağmeleri de Azerbaycan şifahi edebiyatının en eski örnekleri  sırasındadır. Belli bir alanda çalışan meslek adamlarının emek nağmelerinden  farklı olarak merasim nağmeleri her evde, her ailede bilinir, tanınır. Çünkü bu nağmeler her Azeri Türkünün kutladığı bayramlarla, katıldığı törenlerle  ilgilidir. Ecdadlarımızm arzu ve umutları, kaygı ve beklentileri, aynı zamanda  onların dünyayı anlamak isteği bu nağmelerde akseder, Folklor uzmanları  Azerbaycan Türkleri arasında yayılmış halk merasim nağmelerini ikiye ayırırlar.  Bunların bir kısmını, mevsim merasimleri ile bağlı nağmeler, ikinci kısmını ise  maişet merasimleri ile bağlı nağmeler oluşturmaktadır. Yeni gün anlamına gelen  Nevruz, eski Azerbaycanlıların tasavvurunda, dünyanın yenileşmesi, doğanın  tazelenmesi, kışın sıkıntılarından sonra tabiatın yeniden canlanması olarak  anlaşılıyordu. Nevruzla ilgili imevsim nağmelerinde, bu halk bayramının  getirdiği iyimserlik hissi, hayata, geleceğe güven duygusu önemli yer  tutmaktadır:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Novruz, Novruz bahara, Güller, güller  bahara, Novruz gelir, yaz gelir, Neğme gelir, saz gelir. Bağçamızda gül olsun,  Gül olsun, bülbül olsun. Bağçalarda gül olsun, Gül üste bülbül olsun. Mevsim  nağmeleri içerisinde eskiden beri Azerbaycan Türkleri arasında çok yayılmış,  Xıdır ve QoduQodu merasimleri ile ilgili olarak yaratılmış nağmelere de sık  şekilde tesadüf olunmaktadır. Xıdır, Xıdır Nebi, yahut Xıdır İlyas hakkındaki  nağmelerde yeşillik, barbahar ve bereket arzusu, gıda ve ruzi isteği esas yer  tutar. Ebedî hayat simgesi olan Xıdır, zor duruma düşenlerin, darda kalanların  kurtarıcısı ve yolgöstereni gibi takdim olunur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Xanım ayağa dursana,<br />
Yük dibine varsana,<br />
Boşqabı doldursana,<br />
Xızırı yola salsana.&#8221;<br />
Maişet merasimi folkloru vasfıhaller, ağılar,<br />
nişan ve toy nağmeleri vs.den oluşmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vasfıhaller kuruluş açısından bayatıları  ha tırlatmaktadır. Adından da anlaşıldığı gibi, burada halin vasfı, durumun  açıklanması esastır. Vasfı hallar daha çok genç kızlar ve kadınlar arasında  yayılmıştı. Nevruz bayramı arefesinde, gelen yeni yılın nasıl olacağı, kimin ne  beklediği vs. hakkında vasfıhallar vasıtası ile fal açılarak bilgiler alınırdı.  Azerbaycan folklorunun ilk tetkikçilerinden yazar Yusuf Vezir Çemenzeminli bu  merasimi şöyle tas vir eder: &#8220;Xalqımız arasında Novruz bayramına bir ay  qalmışdan başlayaraq çerşenbe axşamı vasfıhal salmag kimi bir adet vardı. Qadın  ve qızlar top lanaraq bir badya su qoyar ve hereden bir nişan alaraq suya  salardılar. Badya başında oturan qadın tesadüfen eline keçen nişanı sudan  çıxarıb bir vasfıhal söyler, bu qayda ile fala saxardılar. De meli, nişan  verenin üreyinde bir niyyet olar ve niy yetinin baş vereceyini ve ya  vermeyeceyini söy leyen vasfhaldan duyardı&#8221;. Mesela birini seven kız için,  böyle bir vasfıhalın okunması uğur ala meti idi:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Oturmuşdum sekide,<br />
Üreyim seksekide,<br />
Yardan üç alma geldi,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir qızıl nelbekide. Ağılar da halk  edebiyatının en eski ve etkili örneklerindendir. Tarihî kaynaklardan da belli olduğu gibi, eski Azerbaycanda yuğ olarak adlanan merasim mevcut idi. Ölen  kahramanlar için yuğlama merasimi yapılırdı. Bu merasimde yuğçular ölen  kahramanın sıfatlarını anlatırlardı. Yuğ ve yuğçu sözü Azerbaycan Türkçesinde  değişikliğe uğrayarak ağı ve ağıçı şeklini almıştır. Halk edebiyatındaki  ağılara hem nesir, hem de şiir şekillerinde tesadüf etmek mümkündür. Nesirle  olan ağılarda daha çok ölen adamın keyfiyetleri anlatılır, bayanlardan oluşan  kısa şiirlerle söylenen ağılarda ise bu ölümün doğurduğu ıstırablar, onun  yakınlarına, çocuklarına etkisi vs. tasvir edilir. Azerbaycan ağıları onu  yaratan halkın, özellikle de Azerbaycan kadınlarının iç dünyası, onların  kardeş, er, evlat ve anababa sevgisi hakkında açık fikir verir. Hacim açısından  küçüklüğüne rağmen, her ağı insan hislerinin, insan duygularının derinliğini ve  sonsuzluğunu açığa çıkaran dolgun bir eserdir:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bostanda tağım ağlar,<br />
Basma, yarpağım ağlar. Ne qeder sağam, ağlaram, Ölsem torpağım ağlar.<br />
Keder ve derd üzerinde köklenmiş ağılardan</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">farklı olarak nişan ve toy nağmeleri  şenliği, şuhluğu, esprili havası ve oynaklığı ile seçilir. Azerbaycan halk  edebiyatında nişan ve toyun bütün aşamaları ile bağlı şiirler, nağmeler  mevcuttur. Bunların arasmda, elçilerin gelmesi, nişan getirilmesi, gelinin  eline kına yakılması, gelinin oğlan evine getirilmesi, gelinin ve damadın tarifi  vs. merhaleleri ve onlarla ilgili nağmeleri hatırlatmak mümkündür. Aynı zamanda  bu nağmeler hal mizahının, alaycılığının tüm inceliklerini yansıtır. Mesela,  elçilik yahut nişan için gelen oğlan tarafının nezaketli davranışları, onlarm  okudukları nağmelerden de bilinir:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Quda, gelmişikbiz size,<br />
Hörmet ediniz bize,<br />
Bu gün qızımız sizdedir,<br />
Sabah aparırıq bize.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kızın ata anasmın rızası alındıktan ve toy  merasimi gerçekleştikten sonra ise, onlarm okudukları nağmelerin tonu ve  mazmunu tamamen değişir:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Verdim bir dana, Aldım bir sona,<br />
Ay kız anası, Qalyanayana<br />
Yeni yuvasma sevdiği oğlanın evine getirilen geline müracaatla okunan nağmeler  ise inceliği, samimiliği, ile seçilir:<br />
Anam, bacım qız gelin, Elayağı düz gelin.<br />
Yeddi oğul isterem,<br />
Birce dene qız, gelin.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toy merasimi sona erer, yeni aile kurulur,  genç ataananın ilk çocuğu dünyaya gelir. Çocuk folklorunda, babaananm  çocuklarının sağlam ve mutlu büyümeleri ile bağlı arzuları var; çocukları  eğitmek, onlarm akimi, zekasını geliştirmek, niteliklerini inkişaf ettirmek  için zaman zaman halk bilgilerine, halk tecrübesine dayanarak ortaya konulan  oyunlar ve nağmeler, bilmeceler ve yanıltmacalar da var. Analık sevgisini,  evlat mehebbetini ifade eden laylalar ve okşamalar Azerbaycan çocuk, folklorunun  en yaygın numunelerindendir. Bu beşik nağmeleri en munis, derunî  hislerin ifadesidir.<br />
Laylalar ve okşamalarla birlikte, Azerbaycan çocuk folklorunda, arzulamalar,  beslemeler, nazlamalar, azizlemeler, eğlendirmeler vs. gibi çocuk hayatı ve  anaçocuk münasebetleri ile ilgili diğer numuneler de mevcuttur. Mesela, beşikte  yatan küçük oğlunu yahut kızını okşayan ana onun nişanı, düğünü vs. ile ilgili  nağmeler okur:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Elinde var def,<br />
Üstüde sedef,<br />
Kırmızı köynek,<br />
Geler qızımçün.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Küçük yaşlı çocuklar arasındaki oyunlarla  ilgili folklor numunelerinin çeşidi de Azerbaycan halk edebiyatında oldukça  geniştir. Buraya sanamalar, düzgüler, acıtmalar, çatdırmalar, bahisleşmeler  vs. dahildir. Sanamlalar ve düzgüler çocukların hafızalarını geliştirdiği gibi,  dilin zenginliklerini açıklayan yanıltmacalar da, onlarm konuşma ka&#8217; biliyetlerinin  gelişmesinde önemli rol oynar. Biri birine benzer, ama farklı manalara sahip  sözlerden oluşan yanıltmaçlar, aynı zamanda halk edebiyatında  dil unsurlarının ne kadar başarılı bir şekilde kullanıldığı hakkında fikir  verir: &#8220;Getdim gördüm bir derede bir berber bir berberi ber ber beğirdir. Dedim,  a berber bu berberi niye ber ber beğdirdirsen? Dedi bu berber ber ber beğiresi  berberdir&#8221;. Ve yahut: &#8220;Bu mis ne pis mis imiş, Bu mis Kaşan misiymiş&#8221; gibi  yanıltmaçlar, yalnız çocuk konuşmasının gelişmesinde, onlarm düzgün telaffuz  kurallarını öğrenmelerinde değil, ayni zamanda çocuklarda bir humor hissinin  oluşmasmda da önem taşımaktadır.<br />
Türk halkları arasında bilmece, tapışmak, cummak vs. adlar altında tanınan  tapmacalar da Azerbaycan Halk Edebiyatının, özellikle de Azerbaycan çocuk  folklorunun geleneksel ve yaygın şekillerinden biridir. Tapmacalar halk  hayatının hemen tüm alanlarını ihata eder. klasik Azerbaycan şiirlerindeki  muamma ve loğaz, aşık edebiyatındaki bağlama ve gıfübend gibi şiir şekillerinin  meydana çıkmasına halk edebiyatındaki tapmacaların da büyük bir etkisi olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Halk Edebiyatının mühim bir kısırımı  ata sözleri ve darbimeseller oluşturmaktadır. Halkın tarihî tecrübesini  aksettiren ata sözlerimiz, diğer Türk boylarının ata sözlerinden fazla farklı  değildir. Bu da yalnız soyumuzun ve dilimizin değil, tarihî bilgi ve  tecrübelerimizin de aynı olduğunun bir işaretidir. Türk millî kültürünün  muhteşem numunelerinden olan &#8220;Kitabı Dede Korkut&#8221; destanlarının ata sözleri ile  açılması, halkın bu zeka ve idrak numunelerine her zaman büyük önem verdiğini  göstermektedir. Nesîmî, Fuzûlî, Vakif vs. gibi orta çağ Azerbaycan şairlerinin  eserlerinde de bol bol işlenen ata sözleri, yalnız asırlar boyu smavdan  geçirdikleri gerçeklerin değil, hem de onun tarihinin, manevîahlâkî kanaatlarınm ifadesidir. Azerbaycan atalar sözlerinin toplanmasına ve tetkikine  XIX. yy.&#8217;m ikinci yarısından sonra başlanmıştır. Bütün hayatını bu zengin halk  hazinesinin yazıya alınmasına vermiş folklor uzmanı Ebülkasım Hüseynzade&#8217;nin  tahminen yetmiş yıl zarfmda on binden fazla atalar sözleri toplaması Azerbaycan  Halk Edebiyatının diğer alanlarda olduğu gibi bu sahada da zenginliğini,  verimliliğini göstermektedir. Azerbaycan atalar sözlerinin büyük ekseriyeti  manzumdur. Dahilî kafiyelerden ibaret ata sözleri ile bir sırada iki, bazen dört  mısradan oluşan ata sözlerine rastlamak mümkündür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diğer halkların edebiyatlarında olduğu gibi  Azerbaycan Türklerinin halk edebiyatında da şiir ve nesir türleri birlikte  kullanılmıştır. Ancak şiir türleri daha fazladır. Sözlü edebiyatın bu türleri  içerisinde en yaygın olanı bayatılar (maniler)dır. Azerbaycan folklorcuları  arasında bayatıların menşei ile ilgili farklı fikirler mevcuttur. Tetkikatçıların  büyük ekseriyeti bu popüler halk edebiyatı türünü Bayat adlı Türk boyunun adı  ile ilgili göstermektedirler. Bayatlar eskiden beri Kuzey Azerbaycan sınırları  içerisinde yaşamaktadırlar ve bazı rivayetlere göre Türk dünyasının büyük söz  ustası Fuzûlî de bu boydandır. Bayatıların &#8220;kadim&#8221;, &#8220;eski&#8221; manalarını bildiren  &#8220;boyat&#8221; sözünden türediğini ve bununla da bu poetik türün en eski zamanlardan  beri halkın manevî hayatına dahil olduğunu savunan edebiyatçılar da vardır.<br />
Bayatı halk edebiyatından yazılı edebiyata da geçmiştir. XVI. yy. Azerbaycan  klasik şiirinin tanınmış temsilcilerinden birisi olan Şah İsmayıl Hatai aynı zamanda  güzel, düşündürücü bayatılar şairidir. XVII. yy. Azerbaycan şairlerinden Mehemmed  Emani&#8217;nin de kendi yaratıcılığında bayatıya önem verdiği bilinmektedir.  Azerbaycan halk edebiyatında müellifli bayatıların en olgun ustası ise, XVII.  yy. da yaşamış Sarı Aşık olmuştur. Şiirlerinin birinde &#8220;Külli Qarabağın abiheyatı,  Nermü nazit bayatıdır, bayatı&#8221; diyen XVIII. yy. büyük Azerbaycan şairi Molla  Penah Vaqif, bayatıdan bir güzellik, incelik ve olgunluk simgesi gibi söz  ediyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bayatılar da diğer halk edebiyatı  örnekleri, özellikle de atalar sözleri gibi halkın tarihini, bu tarihin önemli  olaylarını yaşatmakdadır. Mesela,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Apardı tatar meni,<br />
Qul edib satar meni,<br />
Yarım vefalı olsa, Axtarıb tapar meni<br />
bayatısı hiç şübhesiz ki, Azerbaycan&#8217;ın Mogoltaralarm yönetimi altına geçtiği XIIXIV  yy. eseridir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan folklorunun başka bir şiir  türühalk mahnıları, musiki ile bedii sözün birleşmesinden türemiştir. Onlar  sevgi ve kahramanlık mahnıları olarak iki kısma ayrılmaktadırlar. Sevgi  mahnıları derin ve ince lirizmi, hislerin samimiliği ve kıvraklığı ile seçilir.  Kahramanlık mahnılarmda ise adından da anlaşıldığı gibi, mücadele, savaş,  haksızlıklara karşı barışmazlık ahvaliruhiyyesi öne çıkarılmaktadır. Sevgi  konulu halk mahnılarının bazıları diyalogdeyişme şeklindedir. Halk mahnıları  popülerlik açısından atalar sözleri ve bayatılarla aynı seviyededir. Buraya  kadar üzerinde durduklarımız Azerbaycan halk edebiyatının lirik türleridir.  Şiirle birlikte epik tür, yahut nesir de, bu edebiyatta yaygındır. Nağıllar,  destanlar, qaravelliler, rivayetler, efsaneler, esatirler, latifeler vs. millî  folklordaki nesir türlerini oluşturmaktadırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Her Azerbaycan Türkü, çocuk yaşlarından  başlayarak Azerbaycan nağıllarmın çekici ve sihirli dünyasının içine girer, bu  dünya ile büyür. Azerbaycan nağıllarında onu yaratan ve yaşatan halkın millî  özellikleri, gelenek ve görenekleri, örf ve âdetleri, geçimi dünya görüşü,  insanlarla münasebeti, manevî özgürlük uğrunda mücadelesi ön plana çıkar.  Azerbaycan nağılları, zaman zaman yazılı edebiyatın faydalandığı zengin kaynaklardan  biri olmuştur. XII. asrın büyük Azerbaycan şairi Nizami Gencevi&#8217;den başlayarak  Azerbaycan Edebiyatının bütün büyük simaları kendi yaratıcılıklarında nağıllara  sık sık müracaat etmiş, nağıllardan aldıkları konularda, yeni devirle, yeni  meselelerle sesleşen eserler yazmışlardır. Bu açıdan millî folklorun diğer  türleri ile mukayesede nağılla daha büyük bir çapta yazılı edebiyatın malzemesini  oluşturmuşlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nağıl toplayıcıları ve araştırıcıları,  dünya folklorunun da tecrübesine dayanarak Azerbaycan nağıllarını muhtelif,  yönlerden tasnif etmişlerdir. Mesela, bu sahanın ilk araştırıcılarından biri  olan yazar Yusuf Vezir Çemenzeminli nağıllarımızı üç gruba ayırmıştır: eski  tasavvur ve ayinlerle ilgili nağıllar; tarihî nağıllar ve çocuk nağılları.  Çağdaş folklorcular ise derlenmiş ve araştırılmış daha fazla nağıl örneklerini  göz önünde tutarak Azerbaycan nağıllarının konu açısından daha geniş tasnifini   vermişlerdir. Buraya hayvanlar hakkında nağülar, sihirli nağıllar, tarihî  nağıllar, ailegeçimle ilgili nağıllar ve satirik (mizahi) nağıllar  dahildirler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hayvanlar hakkındaki nağıllar mana açısından  daha evvelce sözü edilen sayacı sözlerine benzer. Bu nağıllarda halkın tarihî  gelişme merhalelerinde totem olarak kabul ettiği, bu veya başka açıdan  kutsallaştırdığı hayvanlarla ilgilidirler. Mesela, Azerbaycan&#8217;da yılanın bir  totem olarak alındığı çok sayıda nağıllar vardır. Diğer taraftan, Azerbaycan&#8217;da  yılan pirlerinin, yılan tapmaklarının varlığı da bilinmektedir. Tarihçiler bunu  Azerbaycan&#8217;ın en eski nüfusunun, özellikle de Midiyalılarm yılana tapınması ile  ilişkili göstermekdedirler. Diğer taraftan, yılan dünya folklorunda idrak,  zekâ simgesi olarak alınmıştır. Bu, yılanla ilgili Azerbaycan nağıllarında da gözükmektedir.  Mesela, &#8220;Ovçu Pirim&#8221; nağılmda yılan Ovçu Pirim&#8217;in ağzına tükürür ve  bundan sonra Pirim tüm hayvanların dilini anlar. Azerbaycan nağıllarında yılanla  birlikte canavar, horoz, it, öküz, inek vb. hayvanlar da totem olarak geçmişlerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sihirli nağıllar da ortaya çıkış açısından  eski nağıllardandır. Bu nağıllarda insanın mitolojik varlıklara, doğanın  dağıtıcı kuvvetlerine karşı mücadelesi yer alır. Adından da anlaşıldığı gibi,  Azerbaycan sihirli nağıllarında kahramanlar sihir, cadı, efsun ve mitolojik  yardımcılarının sayesinde devler, ejderhalar, periler, cadıkarılar, tılsımlar  vs. ile mücadele ediyorlar. Bu nağıllardaki hadiseler, ekser hallerde, zulmet  dünyasında, yerin altında, periler ve devler ülkesinde ve diğer fantastik  mekânlarda geçer. Sihirli nağıllar tüm fantastik süsüne rağmen aslında halkın  sevmediği, barışmadığı kuvvetlere karşı mücadele ruhundan ve isteğinden  kaynaklanırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihî nağıllar ise, adından da anlaşıldığı  gibi, Azerbaycan tarihinin ayrı ayrı olayları, şahsiyetleri yahut da  faaliyetleri, bu ülke ile ilgili olmuş insanların hayatı ile ilgilidir. Azerbaycanda İskender, Dara Şah Abbas ve başka tarihî şehsiyetler hakkında  nağıllarm varlığı bu folklor türünün yalnız halk fantazisine değil, aynı zamanda  tarihî gerçekliklere dayandığını göstermektedir. Maişeti nağıllar konusu  nağıllarm daha büyük bir bölümünü oluşturur. Bu nağıllarm konusu, gündelik  hayattan gerçek mücadeleden alınmıştır. Maişet nağıllarının esas kahramanları  halkın arasından çıkmış adamlardır. Çoban, nöker, işçi, köylü vb. meslek  adamlarından oluşan bu kahramanlar maişet nağıllarında bir kural olarak, nağılın  başlangıcında zayıf, kuvvetsiz, zavallı adamlar gibi tasvir olunurlar. Ama  içerisine girdikleri hayat şartları, farklı olaylar onları sanki yeniden  yetiştirir. Onlar hem aklî, hem de fizikî açıdan kuvvetlenir, karşılarına çıkan  zorlukları başarı ile geçerek nağılın sonunda ülke yöneten bir padişah, akıllı  bir vekil, adaleti ile tanınan yönetici seviyesine yükselirler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Esas kahramanlar Keçel, Koşa vb. olan  satirik (mizahî) nağıllarda ise, halk gülüş yolu ile kendi düşmanlarına karşı  mücadele verir. Bu nağıllarm kahramanları en zor durumlardan, akılları, hazırcevaplılıkları  ile kurtulabilirler; özlerinden kat kat kuvvetli düşmanı akim, sözün kudreti ile  yenerler. Yüzyıllar boyu, halkın yediden yetmişe her temsilcisi için hayat  mektebi olmuş nağıllarm, Azerbaycan folklorunda kendi gelenekleri, üslûp  özellikleri meydana gelmiştir. Her bir nağıl peşrev yahut nağılbaşı ile  başlayıp, nağılsonu ile biter. Nağılbaşılar diğer dünya halklarının nağıllarının da esas üslubî özelliklerindendir. Ama Türk nağıllarının  (Azerbaycan, Özbek, Türkmen vs.) başlangıcındaki nağübaşlarm özelliği ve farkı,  onların kural olarak humoristik karakterde olmasındadır. Diğer taraftan,  nağılbaşı nağılın mazmunu, konusu ile bağlı kalmaz. Mesela, &#8220;Hamam hamam içinde,  xelbir saman içinde, deve delleklik eyler, köhne hamam içinde. Hamamcının tası  yox, baltacının bal tası yox, Orda bir tazı gördüm, onon da xaltası yox. Qarışqa  şıllaq atdı devenin budu batdı, milçek mindim çay keçdim, yabaynan dovğa içdim,  heç bele yalan görmemişdim&#8221; vs.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Halk Edebiyatında efsaneler, esatirler  ve rivayetlerin de çok sayıda örnekleri vardır. Hayvanlar, kuşlar, yer adları,  kaleler, boy halk, nesil, totem adları, sema cisimlerinin adları, tarihî olaylar  ve şahsiyetler, dinî unsurlar yanında, Azerbaycan efsanelerinin her birisinde  halkın fikir ve amaçları, onun geçmişini anlamak ve geleceği bilmekle ilgili  istek ve çabaları esas yeri tutar. Azerbaycan efsane ve esatirlerinin halk  arasında toplanmasına yirminci yüzyılın başlarmda başlanmıştır. Arif Acalov&#8217;un  esatirler, Sednik Pirsultan&#8217;m ise efsanelerle ilgili toplama ve derlemeleri,  tetkik ve değerlendirmeleri bu folklor türlerinin de Azerbaycan halk  edebiyatındaki yaygınlığını, farklı örneklere malik olduğunu ortaya koymuştur.  Azerbaycan epik folklorunun halk arasında popüler olan türlerinden biri de  latifelerdir. Latifeler aynı zamanda Türk folklorunun konu ve kahraman açısından  ortak türüdür. Türk halklarının ortak bir gülüş, mizah kahramanı var. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O, farklı Türk boyları arasında Molla  Nesreddin, Nasrettin Hoca, Nesreddin Efendi, Hoca Nasır Efendi vs. adlarıyla  tanınan ve anılan büyük mizah ustasıdır. Azerbaycan folklorunda Molla Nesreddin  gibi tanman bu idrakli insanla ilgili yüzlerle latife yazıya alınmıştır. Molla  Nesreddin sevinç anlarında da, keder dakikalarındada, toyda da, yasta da her  zaman halkın yanında olan, her zaman ona destek veren, maceraları ile onu  güldürerek düşündüren ve düşündürerek güldüren büyük bir ustadır. Ama, Molla Nesreddin Azerbaycan latifelerinin yegâne kahramanı değildir. Behlül Danende,  Aptal Kasım gibi gülüş ustalarının da çok sayıda latifeleri yazıya alınmış ve  halk arasında yayılmıştır. Ayrıca, Azerbaycan&#8217;da her bölgenin kendi mizah  kahramanları olmuştur ve onların gelenekleri şimdi de yaşamaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diğer halkların sözlü edebiyatlarında  olduğu gibi, Azerbaycan Halk Edebiyatmda da bu edebiyatın zirvesini destanlar  oluşturmaktadırlar. Destanlar Azerbaycan folklorunun halk arasında yaygın ve  hacim açısından büyük türlerinden biridir. Destan kelimesi Azerbaycan  Edebiyatında bin yıllar boyu kullanılmıştır. Bilindiği gibi, Nizami Gencevide  &#8220;Hamseye&#8221; dahil olan eserlerini &#8220;destanlar&#8221; olarak adlandırmıştır. Azerbaycan  destanları hem şiir, hem de nesrin unsurlarını taşımaktadır. Başka sözle  söyleyecek olursak, destanlarda nesr ve nazm parçalan birbirini takip eder;  fikir ve mana açısından birbirini tamamlar. Destanm nesr parçaları olayları,  durumları anlatırken, şiir parçaları daha fazla kahramanların lirik his ve düşüncelerinden,  onların heyecan ve ıstıraplarından söz açarlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Asırlardan beri malum olan, halk arasmda  geniş alanlara yayılmış, derlenmiş Azerbaycan destanları halk edebiyatı ile  ilgili tetkiklerde kahramanlık ve sevgi destanları olarak tasnif edilmiştir.  Bu destanların arasındaki farklar da her şeyden önce onların adlarında kendini  gösterir. Halkın farklı tarihî dönemlerde kendi bağımsızlığı, egemenliği, insan  hakları, toprağının ve yurdunun, kadının ve akrabalarının hür yaşamı için  verdiği mücadeleler esasen kahramanlık destanlarına yansımıştır. Bundan farklı  olarak sevgi destanları daha fazla aşk romanlarını hatırlatmaktadırlar. Bu destanlarda  sevgilisine kavuşmak için mücadeleye başlayan genç aşığın ıstırapları, sevgi  yolunda karşılaştığı zorluklar, verdiği savaşlar vs. esas konuyu  oluşturmaktadır. Ancak, kahramanlık destanlarında sevgi sahnelerinin, bunun  aksine olarak sevgi destanlarında kahramanlık ve savaş sahnelerinin olması da  doğaldır. Destan diğer halk edebiyatı türlerinden farklı olarak hayatı daha  geniş boyutlarda, daha çeşitli ölçülerde aydınlattığından, tabii ki, burada  insan hayatının daha farklı sahneleri göz önüne alınabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Halk Edebiyatında &#8220;Kitabi Dede  Korkut, Koroğlu, Molla Nur, Kaçak Nebi, Kaçak Kerem, Settarhan&#8221; vs. kahramanlık  destanları yaygındır. Bu destanlar farklı tarihî dönemlerin eseri olduğu gibi,  onlarda akseden olaylar, tarihî gerçekler de, Azerbaycan halkının hayatının  farklı devirleri ile ilgilidir. Mesela, Kitabi Dede Korkut&#8217;ta  Azerbaycanlıların, daha geniş anlamda ise Oğuz Türkleri&#8217;nin X.XI. yy. hayatı  söz konusudur. Koroğlu destanı Kafkasya&#8217;da ve Azerbaycan&#8217;da XVI.XVII. yy.&#8217;da  cereyan eden tarihî olayların edebî ürünü olarak meydana çıkmıştır. &#8220;Kaçak Nebi,  Kaçak Kerem, Sattarhan&#8221; vb. kahramanlık romanları ise, Azerbaycan Türklerinin  Rus ve İran zulmüne karşı teşkilatlanmış bir halde mücadele verdikleri XIX.XX.  yy. edebî ürünleridir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Halk Edebiyatının ve Türk lehçelerinin  muhteşem abidesi olan Kitabi Dede Korkut tam olarak bin yıl önceki  AzerbaycanTürk hayatının ansiklopedisi olarak adlandırılabilir. İlim alemine  ilk kez, 1815&#8217;te Alman şarkiyatçısı Henrif fon Dits&#8217;in tetkikatıyla çıkan bu  eser Azerbaycan&#8217;da ilk defa 1938&#8217;de yayınlanmıştır. Prof. Hemid Araslı&#8217;nm  hazırladığı bu neşir bütünlükle Türkiye&#8217;de yayınlanan Orhan Saik Gökyay neşrine  dayanmakta idi. Azerbaycan halk edebiyatı araştırıcılarının Kitabı Dede  Korkut destanı ile ilgili tetkikleri ise 192030 yıllarına tesadüf etmektedir.  Stalin&#8217;in eski Sovyetler Birliği&#8217;nde 1937&#8217;de başlattığı &#8220;Büyük terör&#8221; de zarar  gören edebî eserlerden birisi de Kitabı Dede Korkut destanları olmuştur.  Pantürkizm tebliği ve milletçiliği ileri sürülerek bu edebî abide yasaklanmış,  onunla ilgili tetkikleri olan araştırmacıların bazıları da cezalandırılmıştır.  Destanın 1950 &#8216;de Bakü&#8217;de, akademisyen V. V. Bartold&#8217;un çevirisinde Azerbaycan  alimleri tarafından yayınlanması eski Soyvet yönetimi arasında gerçek bir hiddet  fırtınası doğurmuştur Kitabı Dede Korkut destanları üzerindeki yasak,  Stalin&#8217;in ölümünden sonra kaldırılmış, bu destanla ilgili yalnız Türkiye&#8217;de  Azerbaycan&#8217;da değil diğer Türk Cumhuriyetlerinde (Türkmenistan, Kazakistan),  yabancı ülkelerde (ABD, İngiltere, Hindistan vs.) bir sıra dikkati çeken  araştırmalar ortaya çıkarılmıştır. Rus dilinin yanısıra destanın tam metni  İngilizce, Almanca, İtalyanca, Hırvatça, Litva vs. dillere aktarılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuşkusuz, Kitabı Dede Korkut Oğuz Türkleri&#8217;nin  ortak edebî abidesidir. Bu fikri kabul etmekle birlikte, destanın  tetkikatçılarmın çoğu onun ortaya çıkış yeri olarak Azerbaycan üzerinde dururlar.  Rusya&#8217;da bu destanın en tanınmış araştırıcılarından olan V. V. Bartold sonuçta  şöyle bir neticeye gelmiştir: &#8220;Bu destan çok çetin ki, Kafkasya muhitinden  dışarıya formalaşabilirdi&#8221;. Gerçekten de destandaki olayların büyük bir kısmı  şimdiki Azerbaycan&#8217;ın sınırları içerisinde gelişir. Destanın farklı boylarında  Gence, Berde, Nahçıvan, Şerur, Dereşam, Derbend, Göğce Gölü vs. gibi bugün de  coğrafî açıdan Azerbaycan&#8217;a bağlı bölgelerin adı geçer. Destan kahramanları bü  bölgelerin vatandaşlarıdır, onların yakın komşuları ise, Gürcü, Abhaz ve  başkalarıdır. Destanların tanınmış Türk araştırıcılarından Muharrem Ergin de  onların hem dil, hem de tarihîcoğrafî açıdan Azerbaycan&#8217;la ilgisi fikrini  kabul eder. Muharrem Ergin&#8217;in fikrince Türklüğün ortak edebî habidesi, ortak  halk destanı olan Kitabı Dede Korkut Azerbaycan&#8217;la daha sıkı şekilde bağlıdır.</font></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">   <span lang="en"><font face="Maiandra GD">   <font color="#c0c0c0">| </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-2/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Sonraki</font></a><font color="#c0c0c0"> »</font> </font>   </span><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font></span></strong></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">    “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">Kaynak: &#8220;</span></font><span style="font-size: 8pt"><font color="#0099cc">Azerievi.Com</font></span><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">&#8220;</span></font></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-1/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 1)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı &#8211; Genel bir bakış&#8230; (Bölüm &#8211; 2)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 14:49:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir 
Bakis]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bakis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel bir bakış&#8230;) (Bölüm &#8211; 2) XVII. yy. ortalarında Şamahı&#8217;ya gelen meşhur Türk seyyahı Evliya Çelebi, Seyahatnamesi&#8217;nde, Dede Korkut&#8217;un mezarının Derbend&#8217;de olduğunu ve Şamahıların bu mezarı saygı ile ziyaret ettiklerini yayar. Çağdaş Azerbaycan alimlerinden Emin Abid, Ahmet Caferoğlu, Mikayıl Refili, Ali Sultanlı, Hemid Araslı, Mirali Seyıdov, Şamil Cemşidov, Kamal Abdullayev, Feryad Zenynalov [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-2/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-weight: 700">Azerbaycan Türk    Edebiyatı</span></font><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700">   (Genel bir bakış&#8230;)<br />
</span></font>   <font color="#ff9933">   <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">   (Bölüm &#8211; </span></font></font><span style="font-weight: 700">   <font style="font-size: 15pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">2)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XVII. yy. ortalarında Şamahı&#8217;ya gelen  meşhur Türk seyyahı Evliya Çelebi, Seyahatnamesi&#8217;nde, Dede Korkut&#8217;un mezarının  Derbend&#8217;de olduğunu ve Şamahıların bu mezarı saygı ile ziyaret ettiklerini  yayar. Çağdaş Azerbaycan alimlerinden Emin Abid, Ahmet Caferoğlu, Mikayıl Refili, Ali  Sultanlı, Hemid Araslı, Mirali Seyıdov, Şamil Cemşidov, Kamal Abdullayev, Feryad  Zenynalov vb. Kitabı Dede Korkut destanları ile ilgili araştırmalar  yayınlanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kitabı Dede Korkut destanında orta çağ  AzerbaycanTürk hayatı tüm boyutları, tüm sahaları ile aksetmiştir. Çocuk  eğitiminden devletin yönetilmesine kadar, en farklı meseleler aydınlatılmış,  aynı zamanda Oğuz Türklerinin hayat özellikleri, onları başka halklardan ayıran  cihetler, dikkati çekecek bir şekilde verilmiştir. Kuşkusuz destan, Türklerin,  özellikle de Azerbaycan Türklerinin yalnız çağdaş, yani destanın yazıya alındığı  dönemdeki hayatını değil, eski düşünce ve tasavvurlarını, inanç ve kanaatlerini  öğrenmek açısından da en kıymetli edebî kaynaklardan birisidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kitabı Dede Korkut kahramanlık destanıdır.  Çünkü burada ilk sırada, ilinin, ulusunun, kendinin özgürlüğü, egemenliği  uğrunda savaş veren, düşman gördüğünde öc almayı düşünen, hakkı, adaleti savunan  alp erenlerin hayatı ve mücadelesi tasvir edilmiştir.Çünkü burada vatan uğrunda  ölüm, ölümlerin en mümtazi ve şereflisi sayılır; aile şerefi ve namusu her  şeyden yüce tutulur. Çünkü buradaki kahramanlar savaş meydanlarında korkunç  düşmanla karşılaşmaktan sevinç ve mutluluk duyarlar; zor durumlarda hiç bir  zaman birbirlerini yalnız bırakmazlar. Hiç şüphesiz, kahramanlık sayfaları ile  birlikte Kitabı Dede Korkut&#8217;ta, gönül okşayan sevgi sahneleri, karşılıklı inanma  ve inanca dayanan, muhabbetleri yolunda her ıstıraba dayanmayı beceren samimi ve  vefalı aşıklar da vardır. Ama destanların tarihietnografik açıdan bir  özgürlüğü ve özelliği de, eski Türklerin savaşta, kılıç kullanmakta, ok atmada  kadınla erkek arasında fark gözetmeyişini, kahramanlık ve sevgi konuları  üzerinde kökleşmiş boylarda, yüksek bedii ustalıkla aksettirmesidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kitabı Dede Korkut yalnız kahramanlığın ve  sevginin değil, ayrıca bilgeliğin destanıdır. Destanda bu halk bilgeliğinin  taşıyıcısı, tüm boylara katılan, her boyun sonunda boy boylayıp soy soylayan,  Oğuz kahramanlarının şerefine yeni bir Oğuznâme yaratan Dede Korkut&#8217;tur. Dede  Korkut&#8217;un tarihî bir şahıs olup olmadığı hakkında elde hiç bir ilgi yoktur. Bu  açıdan onu, destanın müellifi olarak, adlandırmak da gerçeklikten uzaktır. Dede  Korkut sadece efsanevî bir obrazdır, Türk tecrübesinin, Türk bilgeliğinin  simgesidir. Dede Korkut, farklı destanlarda tesadüf edilen aşıkozanbakışlarm  umumileştirilmiş, toplu bir timsalidir. Kitabi Dede Korkud destanının etkisi  ile Azerbaycan yine orta çağ halk edebiyatında gerek konu, gerekse dil açısından  bu destana yakın olan &#8220;Karaoğlu&#8221; adlı başka bir destanın ortaya çıkması da,  Dede Korkut&#8217;un Azerbaycan muhiti, Azerbaycan Türklerinin varlığı ve hayatı ile  ilgisi yönünde yorumlanabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Başka bir kahramanlık destanı, Köroğlu XVIXVII  yy. Azerbaycan&#8217;da cereyan eden tarihîsiyâsî olaylarla, ilgili olarak meydana  çıkmıştır. Bu destandaki tarihîlik Kitabı Dede Korkut&#8217;taki tarihîlikten daha  kesin ve bazı kaynaklarla tasdik olunan bir tarihîliktir. Tarihçi alimlerin ve  edebiyat araştırmacılarının ortak fikrine göre, Köroğlu destanında aksetmiş  olayların esasında bütün Azerbaycan&#8217;ı bürümüş Celaliler isyanı bulunmaktadır.  Köroğlu destanının manzum bölümünü oluşturan şiirlere hala XVIII. asrın  başlarında yaşamaya alınmış eserlerde tesadüf edilmektedir. Tebrizli Elias  Muşeğin 1721&#8217;de yazıya alınmış &#8220;Neğmeler&#8221; kitabında Köroğlu destanmdan  götürülmüş 13 koşmaya yer verilmiştir. Azerbaycan şairi Endelib Karacadaği de  halk edebiyatı seçmeleri esasında tertip ettiği elyazma antolojisine Köroğlu  koşma ve geraylılarını dahil etmişti. Köroğlu destanı da Kitabı Dede Korkud gibi  uluslararası bir edebî abidedir. Hem de, yalnız Türk halkları arasında yaygın  olan Dede Korkut&#8217;tan farklı şekilde Köroğlu, hem Türk (Azerbaycan,  Türkmen, Özbek vs.), hem Fars kökenli (İran, Tacikistan), hem de Hıristiyan  (Gürcü, Bulgar vs.) halklar arasında yayılmıştır. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diğer Halk Edebiyatı örneklerimiz (mesela  elyazması Vatikan&#8217;da, Berlin&#8217;de ve Drezden&#8217;de muhafaza edilen Kitabı Dede  Korkut, Rus diline tercümesi elde olan, orjinali ise şimdiye kadar bulunmayan onlarla Azerbaycan masalı vs.) gibi Köroğlu destanının  da ilginç bir kaderi vardır. Destanın metni ilk defa Güney Azerbaycan  topraklarında derlenmiş ve  yazıya alınmıştır. Köroğlu destanını ilk kez derleyen Polonya kökenli Rus  diplomatı Aleksandr Hodzko idi. O, XIX. yy. başlarında Sent, Petersburg  Üniversitesi&#8217;nin Şarkiyat Bölümü&#8217;nde tanınmış Azerbaycan şarkiyatçısı Prof.  Mirze Cafer Topçubaşı&#8217;nm (17892869) talebesi olmuştu, Azerbaycan Türkçesini ve  Fars dilini mükemmel bilirdi. Hodzko Azerbaycan Türkçesi ile derlediği destan  metnini İngiliz diline aktararak 1842&#8217;de Londra&#8217;da kitap halinde yayınlatmıştı.  Daha sonra 1856&#8217;da destanı İngilizce&#8217;den Rus diline tercüme etmiş ve Tiflis&#8217;te  kitap olarak bastırmıştı. Romantik kahraman tipi olan Köroğlu XIX. yy.&#8217;da bir  sıra Batılı ve Rus alimlerinin, şarkiyatçılarının dikkatini çekmiş, destanla  ilgili makale ve araştırmalar yayınlanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan ise Köroğlu destanının derlenmesine 1920 yıllarından sonra  başlanmış, destanın ilk ilmîtenkitli metni 1949&#8217;da yayınlanmıştır. Halk  edebiyatı uzmanı Memmedhüseyn Tehmasıb&#8217;ın tertip ettiği bu kitaba destanın 17  kolu (yahut boyu) dahil edilmişti. Son yılların folklor derlemeleri sırasında  halk arasında Köroğlu destanının yeni kolları yazıya alınmıştır. Köroğlu destanı  hakkında 1979&#8217;da, Azerbaycan kökenli Fransa alimi Şirin Melikoff&#8217;un Paris&#8217;te  yayınlanan tetkikatı onun geçen asırda olduğu gibi şimdi de Avrupa&#8217;nın  edebîilmî dairelerinin ilgisini çektiğini göstermekdedir. Köroğlu destanının  kahramanı olan Köroğlu Azerbaycan Türkleri arasında bir millî kahraman ve  genellikle kahramanlık simgesi durumuna gelmiştir. Büyük Azerbaycan bestekarı  Üzeyir Hacıbeyli, bu destan esasında dünyaca ünlü Köroğlu operasmı  bestelemiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yalnız Azerbaycan Köroğlusunun kahramı  değil, Türkmen, Türk, Özbek, Kazak, Tacik, Gürcü, Kürt, Bulgar Köroğluları da,  adaletsizliklere karşı savaşan, ezilenlerin hak ve hukunu savunan cesur bir  cengâverdir. Destanın Kafkasya versiyonunun, Gürcü, Ermeni ve Kürt arasında  yayılmış Köroğlu boylarının onlara Azerbaycan Türklerinden geçtiği konusunda  tetkikatçılar arasında hiç bir fikir ayrılığı yoktur. Orta Asya Köroğlusu ise  tabii ki, daha farklıdır. Eğer Kafkasya Köroğlusunda tarihî roman unsurlarını  andıran hatlar varsa, Orta Asya Köroğlusu daha çok masal tiplidir, daha fazla  nağıl, efsaneye dayanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Köroğlu kendi kişiliğinde, kılıç vuran bir  kahramanla, saz çalarak şiir koşan ince ruhlu bir aşıkı maharetle  birleştirmiştir. Bütün destan boyunca o, ezilen halkın, hukuku çiğnenen  insanların yanlısı, yardımcısı gibi takdim olunur. Köroğlu halkın yanında  olmayı kulların önünde gitmeyi kendisi için şeref bilir;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Qul deyerler, qulun boynun burarlar,  Çullar qabağıda geden tirem men&#8230;&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Delileri ile Çamlıbel&#8217;e çekilen Köroğlu her  zaman elini ülkenin nabzı üzerinde tutar, nerede bir haksızlık duyulsa, nerede  bir adaletsizlik iş lense oraya koşar. Bazen kılıcı, bazen otoritesi, bazen de  sazı ile hakkı çiğnenenin hakkını ken disine verir. Bu açıdan da Köroğlu  destanın bir çok boyları, Köroğlu&#8217;nun muhtelif seferleri (Kö roğlu&#8217;nun Bağdad  seferi, Köroğlu&#8217;nun Erzurum se feri, Köroğlu&#8217;nun Tokat seferi vs.) şeklinde dü  şünülmüştür. Destanda Köroğlu yalnız kahraman bir savaşçı, yalnız güzel şiirler  yaratan aşık değil, aynı zamanda ince muhabbetle seven, sevgilisi Nigar&#8217;m  yolunda ölüme bile göz kırpmadan giden sadakatli bir eş, Çamlıbel&#8217;deki yüzlerce  yiğitdeli için şefkatli bir atadır. Destan Köroğlu&#8217;nun do ğumundan ölümüne  kadar onun tüm hayat ta rihçesini aksettirir. Azerbaycan Türklerinin vefa,  sadakat, yiğitlik, kahramanlık hakkındaki bir çok düşünce ve kanaatler Köroğlu  destanında gün ışı ğına çıkarılmış, oradaki bir sıra bilgice şiirler, hal kın  arasında yayılarak ata sözü ve masal gibi kul lanılmıştır.</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX.XX. yy. Azerbaycan tarihinde Rus ve  İran baskısına karşı barışmaz mücadeleleri ile halkm arasında tanınan Kaçak  Nebi, Kaçak Kerem, Katır Memmed, Settarhan vb. kahramanlık hakkındaki destanlar  da kuşkusuz kahramanlık destanları sırasına dahildir. Ama bu eserler Kitabı  Dede Korkut ve Köroğlu gibi mükemmel değildir. Onlarda yazılı edebiyata etkisi  daha dikkati çeken bir şekilde gözükmektedir. Bu da adı geçen destanlarm bir  aşığm yaratıcılığının eseri olmasından kaynaklanmaktadır. Muhabbet destanları,  yahut bir başka bir deyişle, halk romanları, Azerbaycan Halk Edebiyatının  önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eğer kahramanlık destanları mücadele ve  savaş dönemlerinin eserleriyse, muhabbet destanları da, daha çok dinç, barışçı  hayatı yansıtırlar. Saf, sa mimi sevgi duyguları, sadakat, mânevi bütünlük  dostluk, insanperverlik bu destanların esas ko nularıdır. Muhabbet destanlarının  tüm dünya folk lorunda olduğu gibi, iki esas kahramanı vardır. Bunlardan  birincisi sevgili; ikincisi ise ona ka vuşmak yolunda cefalara, ıstıraplara  göğüs geren, bir an olsun geri çekilmeyi düşünmeyen aşıktır. Her aşk destanı,  sonu ya mutluluk, ya da kederle biten böyle bir masala çevrilmiş sevgi üzerine  ku rulmuştur. Muhabbet destanları bazı özellikleri ile kah ramanlık  destanlarından ayrılmaktadır. Bu des tanlar bir kural olarak üstadnamelerle  başlar. Her destanın başlangıcında eğitici nasihatçı mazmunu ile dikkati çeken  üç üstadname verilir. Üs tadnameler için usta aşıkların eserleri alınır. Des  tan güzelleme, yahut duvakkapma ile tamamlanır. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonda okunan bu aşk şiiri, mutluluğu,  birlikte ge çecek hayatın güzelliklerini anlatır; sevgililere güzel hisler  iletir. Azerbaycan&#8217;da Aşık Garip, Esli ve Kerem, Abbas ve Gülgez, Şah İsmayıl  vs. mu habbet destanları halk arasında yaygındır. &#8220;Ferhad ve Şirin&#8221;, &#8220;Leyli ve  Mecnin&#8221;, &#8220;Tabir ve Zöhre&#8221; vb halk destanlarının ise halk edebiyatından  klasik  şiire, yahut aksine, Nizami gibi kudretli bir şairin yaratıcılığından halk  edebiyatına geçmesi konusu ise hala edebiyat uzmanları arasmda tar tışılmaktadır.  Tabii ki, muhabbet destanlarının dili, üslûbu, kuruluşu, buradaki şiir  parçalarının tonu ve mazmunu kahramanlık destanlarından farklıdır. İkinci kısım  destanlarımızdaki kahramanlık, harbcilik, savaş rüzgârlarına karşılık; muhabbet  konulu halk romanlarında ince, zarif hisler, lirizm hakim durumdadır. Asrımızın  başından itibaren, Azerbaycan muhabbet destanlarının bir çoğu esas alınarak  halkın geniş ilgi duyduğu opera ve operetler bestelenmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Halk Edebiyatı yalnız lirik ve  epik türlerdeki eserlerle sınırlanmamıştır. Halk edebiyatı örnekleri içerisinde  en eski zamanlardan beri dramatik türhalk dramları da yer almaktadırlar. Bu halk  dramları ve gösterileri çeşitli münasebetlerle düzenlenen merasimlerden  doğarak türemişlerdir. Bu açıdan bu dram ve oyunlar merasimlerle ilgili, sosyal  konulu ve ailemaîşet konulu dramlar olarak tasnif edilirler. Mesela, eskiden  beri Azerbaycan Türkleri arasında çok yaygın olan halk dramı örneklerinden biri  &#8220;Kosakosa&#8221; oyunudur. Bu oyun Tamahkâr Koşa (köse) ile alçak gönüllü Keçinin  karşılaştırılması üzerine kurulmuştur. Nevnji bayramının kutlandığı günlerde  sokak ve meydanlarda gösterilen bu gösteride, Tüğsüz Koşa kışın, uzun sakallı  Keçi ise baharın simgesi gibi tasvir olunurlar. Zamanın bittiğini, artık gitmeye  zorlandığını gören Koşa, kendisi ile mümkün olduğu kadar çok şey götürmek ister.  Ama sonunda, Keçi ile savaşta yalnız götürmek istediklerini değil, yaşamını da yitirir. Böylece, sembolik planda bahar kışa üstün gelir,  her şey değişir, yenilenir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Tenbel Kardeş&#8221;, &#8220;Ekende yok, biçende yok,  yeyende ortak kardeş&#8221; vs halk dramları da merasim karakterli idi. Bu  dramlar, halkın her sene kutladığı mahsul bayramları zamanı oynanırdı. Böyle  dramların konusu köy hayatından alınır tarlasında çalışmayanlar, işinin peşinde  koşmayanlar, ama sonunda herkesten daha fazla yemek fikri ile yaşayanlar mizahi  bir tarzda sahneye getirilirler. Edebiyatın ve hayatın esas konularından biri  olan zenginlerle yoksullar, hilekârlarla namuslular arasındaki ebedî mücadele  ise &#8220;Hanhan&#8221;, &#8220;Keçel&#8221; vs. gibi sosyal konulu halk dramlarında ele alınır.  Karagöz tiyatrosu, Kilimarası oyunları, (cambaz), Kendirbaz gösterileri vs.  diğer Türk boylan gibi Azerbaycan Türklerinin de gelişmiş bir halk tiyatrosuna,  halk dramları geleneğine sahip olduklarını gösteriyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Halk Edebiyatının çok az bir  kısmı derlenmiş ve incelenmiştir. Ama elde olan bu küçük kısım örnekler de  Azerbaycanlıların zengin ve özgün bir manevî mirasa malik olduklarının  nişanesidir. Azerbaycan Halk Edebiyatının sistemli şekilde öğrenilmesi,  derlenmesi ve tetkik edilmesi yolunda ilk adımlara 1880 yıllarında başlanmıştır.  Rusya&#8217;nın öğretmen okullarından, özellikle de Gori Öğretmenler Seminarisi&#8217;nden  mezun olan genç Azerbaycanlı öğretmenler çalıştıkları yörelerdeki, aşık  şiirlerini, nağılları, bayatıları, latifeleri, efsaneleri vs. derleyerek Tiflis  Rus dilinde 1811916 yılları arasında her sene bir cild olarak yayınlanan  SMOMPK (Sbornikpo opisaniyu mestnostey i plemyon KavkazaKafkasyanın yerlerini  ve tayfalarını tetkik eden mecmue) toplusunda bazen orijinalleri ile birlikte,  bazen de sadece Rusça tercüme olarak yayınlatmıştılar. Azerbaycan Halk  Edebiyatının tetkiki, 193040 yıllarında daha ciddî ve ilmî esaslar üzerine  geçirilmiştir. Prof. Bagri, Henefi Zeynallı, Veli Huluflu, Yusuf Vezir  Çemenzeminli, Emin Abid, Hümmet Alizade, Salman Mümtaz Memmedhüseyn Tehmasıb,  Ehliman Ahundov vb. folklor araştırmacıları, halk edebiyatının yüzlerce örneğini  derlemiş, onları edebî açıdan tetkik etmişlerdir. Son yıllar zarfında Azerbaycanda ve Azerbaycan Türkleri&#8217;nin  yaşadıkları diğer bölgelerde bir taraftan halk edebiyatı numuneleri derleniyor, öbür taraftan ise onların tetkiki  sahasında çalışılıyor. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Bilimler Akademisinin Nizami  Edebiyat Araştırmaları Enstitüsü&#8217;nde Azerbaycan&#8217;ın tüm tarihî bölgelerini  kapsayan halk edebiyatı antolojilerinin ve halk edebiyatı türlerinin yayılma  haritalarının neşrolunmasına başlanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Aşık Şiiri<br />
</strong>Azerbaycan Halk Edebiyatının önemli bir kısmını Azerbaycan aşık şiiri,  yahut aşık yaratıcılığı oluşturmaktadır. Aşık şiirinin yaratıcıları halkın  arasından yetişmiş sanatkarlaraşıklardır. Âşık, Azerbaycan çevresinde zaman  zaman halkın inandığı, güvendiği, kendi derd ve kederlerini açıkladığı, zor  durumlarda yardımına koştuğu bilge bir insandır. Aşık halkın düşünce ve  fikirlerinin danışmanıdır. Ona göre de ata sözlerinin birinde &#8220;Aşık el (halk  anlamındaV. M.) anasıdır.&#8221; denilir. Aşık doğrunun, gerçeğin terennümcüsü ve  taraftarıdır. Ona göre de başka bir atalar sözünde &#8220;Aşık gördüyünü çağırar&#8221; (yahi  aşık her şeyi olduğu gibi açıklar, söyler manasında) denilir. İlk millî  gazetemizin naşiri ve başyazarı Hesenbey Zerdabi şöyle yazar: &#8220;Azerbaycan halkı  aşığa ele kulak asır ki, lap etini kessen de xeberi olmaz&#8221;. Millî musiki  sanatımızın klasiği, yalnız aşık şiirinin değil, aşık musikisinin de mahir  bilicilerinden biri olarak tanınan Üzeyir Hacıbeyli ise, aşığın Azerbaycan  hayatının, Azerbaycan varlığının ve tabiatının ayrılmaz bir parçası olduğunu  göstererek şöyle yazıyor: &#8220;Aşığa temiz hava, yaşıl çemen, çöl çiçeklerinin etiri,  uca dağlar, geniş tarlalar, guşların cehcehi, çayların şırıltısı ilham getirir,  aşıg esi azad ressamdır&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aşık halkın arasında yalnız koşma yahut geraylı  çağıran, destan söyleyen, saz çalıp söz koşan bir sanatçı değil, aynı zamanda  aklı, büyük hayat tecrübesi, hazırcevaplığı, her açıdan iyimserliği, insanperverliği  ile seçilen bir halk öğretmeni olmuştur. Azerbaycan&#8217;da aşığa yalnız saygı ile  değil, aynı zamanda beklenti ile yaklaşılmış, ondan herkese örnek olabilecek  bir yaşam tarzı, bir davranış biçimi beklenmiştir. Azerbaycan aşık şiirinin klasiği  Aşık Alesger halkın bu istek ve düşüncelerini dile getiren şiirlerinin birinde  şöyle söyler:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aşık olub terki veten olanın, Ezel başdan  pürkamalı gerekdir. Oturub durmaqda edebin bile, Me&#8217;rifet elminde dolu gerekdir.<br />
Xalqa heqiqetden metleb qandıra,<br />
Şeytanı öldüre, nefsin yandıra,<br />
El içinde pak otura, pak dura,<br />
Dalısmca xoş sedalı gerekdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan halk kültüründe önemli yeri olan  aşık, en eski zamanlardan beri halkın arasına varsak, ozan, dede, aksakkal,  yanşak ve nihayet aşık isimleriyle tanınmıştır. Azerbaycan folklorcularının  araştırmaları VI. VII. yy. da aşığın halk arasında Varsak adıyla tanındığını ve  bu addan da varsağı şiir şeklinin günümüze ulaştığını ortaya çıkarmıştır.  Sonraki yüzyıllarda, özellikle de VIII. X .asırlarda aşık daha fazla Ozan yahut  Dede adı ile meşhur olmuştur. Sonraki asırlarda da sanatı ile ün kazanmış  Azerbaycan aşıklarının bir kısmının Dede mahlası ile tanınması bu adın XVI.  yüzyıla kadar halk arasında ve aşıklar içerisinde geçerli olduğunu  göstermektedir. Halk arasında bugün de popüler olan </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Qızım, qızım qız ana, Qızımı verem ozana,  Ozan axça qazana, Qızım geye, bezene.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">bayatısı eski Azerbaycan çevresinde ozanaşığm,  cemiyetin seçkin temsilcilerinden olduğunu, herkesin ona saygı ile yanaştığını  göstermektedir. Azerbaycan&#8217;ın eski kültür merkezlerinden biri olan Gence&#8217;de  şimdi de Ozanlar mahallesi mevcuttur. Orta çağda aşık anlamında kullanılan  &#8220;Yanşak&#8221; sözü, zaman geçtikçe ilk manasını yitirmiştir. Bugünkü Azerbaycan  Türkçesi&#8217;nde fazla konuşan, geveze anlamlarında kullanılmaktadır. Halk arasında  başarısız aşıklara&#8221; Yanşak&#8221; denilmesi de, bu terimin değişikliğe uğramasının,  aslında kötü aşık, beceriksiz aşık manalarını ifade ettiğini gösteriyor. Aşık  terimi Azerbaycan Türkçesi&#8217;ni XIV. yy. sonrasında dahil olmuştur. Azerbaycan  aşık edebiyatının ilk belli temsilcisi XVI yy. &#8216;da yaşamış ve Şah İsmayıl  Hetai&#8217;nin muasırı olmuş Aşık Kurbani sayılır. Ama Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nın ve  folklorunun ünlü araştırmacısı Salman Mümtaz 1929&#8217;da yayımladığı makalelerinin  birinde, XIII. yüzyılda yaşamış halk aşığı Molla Kasım&#8217;m şiirlerinden örnekler  vermişti:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mügabirden güzar etdim,<br />
Ecaib merdüman gördüm.<br />
Qaranqu topraq altında,<br />
Yatar cism ile can gördüm.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan aşıklarının yaratıcılığı, konu  açısından oldukça farklıdır. Her zaman hakkın, ezilenin, halkın tarafında olan  aşıklar kendi eserlerinde, içinde yetiştikleri toplumun arzu ve isteklerini  karşılamaya çaba göstermiş; onun dostunun dostu, düşmanının düşmanı olmak için uğraşmışlardır. Güzelin ve güzelliğin terennümü, sevgi motifleri de Azerbaycan  aşıklarının asırlar boyu ele aldıkları, sık sık müracaat ettikleri esas  konulardandır. Aşıklar Azerbaycan tabiatının güzelliğini, Azerbaycan insanının  manevî sıfatlarım tasvir eden yüzlerce koşma ve geraylı müellifidirler.  Azerbaycan Türklerinin tarihi, onların kendi varlıkları, hak ve hukukları  uğrunda verdikleri kanlı mücadeleler de aşıkların nazarından kaçmamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan aşıkları da diğer Türk  boylarının halk sanatkârlarıAnadolu aşıkları, Kazak ve Kırgız akınları,  Türkmen ve Özbek barışılan gibi kendilerinde üç sanatçıyı, şairi, besteciyi ve  şarkıcıyı birleştirmiş, halk şenliklerinin, toy ve düğünlerinin tüm  ağırlıklarını omuzlarına almışlardır. Büyük geleneklere sahip Azerbaycan aşık sanatı,  aşık şiiri şekil açısından da oldukça zengindir. Bazı tetkikatlarda millî aşık  şiirimizin 71, bazılarmde ise 84 şeklinin olduğu gösterilmektedir. Türk halk  yaratıcılığının hem dil, hem de şekil açısından tam millî örnekleri gibi aşık  şiirinin bütün şekilleri hece veznindedirler. Azerbaycan aşık şiirinin en geniş  yayılmış şekilleri geraylı, tecnis, koşma, üstadnâme, deyişme, mühemmes, vücudnâme,  divani, qıfılbend, recez ve başkalarıdır. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu şiir şekilleri kendi aralarında da bazı  forma değişikliklerine uğramış ve onların daha farklı şekilleri meydana  çıkmıştır. Mesela, kendi başına bir aşık şiiri şekli olan koşmanın koşayarpak,  koşmamüstezad, sallama koşma vs. gibi şekilleri vardır. Tecnislerin de kendi  arasında, cığalı tecnis, ayaklı tecnis, dudak değmez tecnis vs. şekilleri mevcuttur.  Bu şekil çeşitliliği, herşeyden önce aşık sanatının zenginliğinin ve büyük  geleneklere dayanmasının mahsulüdür. Evvelce de bildirildiği gibi, Azerbaycan  aşık şiirinin ilk belli temsilcisi XVI yy. &#8216;da yaşamış Aşık Kurbani&#8217;dir. Güney  Azerbaycan&#8217;ın Diri köyünde doğduğundan, Dirili Kurbani olarak da tanınmaktadır.  Bu aşığın hayatı hakkında Kurbani adlı bir destan da vardır. Kurbani Şah İsmayıl  Hetaî&#8217;nin çağdaşı olmuş, onun daveti üzerine Tebriz&#8217;e gelerek şahın sarayında  yerleşmiş ve bir kısım şiirlerini burada yazmıştır. Bu şiirlerin çoğunda aşık  kendinden değil, halkın içerisinde yaşadığı kötü durumdan söz açmıştır:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Men haqq aşiqeyem, haq yola mayii,<br />
Kitabım Qur&#8217;andır, olmuşam qayil,<br />
Müridim, mürşidim ey Şah İsmayil,<br />
Derdimin elinden feryada geldim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XVII. XVIII. yy. Azerbaycan&#8217;ın güneyinde ve  kuzeyinde yaşamış Aşık AbbasTufarqanlı, Sarı Aşık, Heste Kasım vs gibi üstad  sanatkârlar aşık şiirini dikkati çekecek bir düzeye yükseltmiş, onun yeni şekil  ve yeni mazmunlarla zenginleştirmiş, halk arasında aşık kültünün daha da  gelişmesine imkan sağlamışlardı. Bunlar arasmda Sarı Aşık, bayatının emsalsiz  bir üstadı olarak tanınmıştı. Aşık Abbas ve Aşık Valeh&#8217;in destan yaratıcılığı sahasında  da önemli hizmetleri olmuştur. Onlarn koştukları &#8220;Abbas ve Gülgez&#8221;, &#8220;Valeh  ve Zernigar&#8221; gibi destanlar yalnız bu sanatkârların hayatı ve çevresi hakkında  bilgi vermekle kalmamış, aynı zamanda onların eserlerinden bir sıra örnekleri günümüze  taşımışlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan&#8217;da XIX. yüzyılda yaşanan büyük  kültürel gelişme, edebiyat ve medeniyetin yenileşmesi aşık edebiyatını da  etkilemiştir. Bu asır içerisinde Azerbaycan aşık edebiyatının, Aşık Alı,  Şemkirli Aşık Hüseyin, Aşık Musa, Molla Cüme, Varhiyanh Aşık Mehemmed, Aşık  Ehmed, Aşık Elesger, Aşık Hüseyin Bozalqanlı, Aşık Peri, Aşık Beşti, Haltanlı  Tağı vb. tanınmış temsilcileri yetişmiştir. XIX. yy. Azerbaycan aşıkları, aşık  sanatının geleneklerini devam ettirmekle birlikte, aşık şiirine yeni şekiller  ve yeni konular getirmiş, özellikle de bir musiki aleti olarak sazın  tekmilleştirilmesi ve aşık havalarının inşâsı sahasında ileri adımlar  atmışlardı. Diğer taraftan, evvelki devirlerde yaşamış meslektaşlarından farklı  olarak XIX yy. aşıkları sosyal konulara daha fazla ilgi gösterdiler.  Azerbaycan&#8217;da Çarlık idaresinin tenkidi, halka yapılan mezalim ve baskılara  karşı barışmazhk ve mücadele ruhu, yenileşmeye, eğitime ve kültüre çağrı, bu  devir aşık şiirinin esas konularını oluşturmakta idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan aşıkları XIX. yy.&#8217;da yalnız  kendi ülkelerinde değil, yurt dışında da iyi tanınıyorlardı. Aşık Ah ve Aşık  Alesger Türkiye&#8217;de bulunmuşlardı. Dağıstan&#8217;da, Kuzey Kafkasya&#8217;da,Orta Asya&#8217;da ve  İran&#8217;da Azerbaycan aşıklarının adları ve eserleri biliniyordu. Azerbaycan aşık  edebiyatının etkisi ile komşu Ermeniler, Gürcüler, Avarlar, Lezgiler ve diğer  Kafkasya halklarının temsilcileri arasında şiirlerini Azerbaycan Türkçesi ile  yazan onlarca istidadlı halk sanatkârıaşık yetişmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. asırda aşık şiirinde çağdaş kültürün  ve yazılı edebiyatın da bazı etikileri gözükmekte idi. Aşık Alesger, Molla Cuma,  Mirze Beyler vs. gibi aşıklar edebiyat geleneklerine de sahip idiler; bazı  aşıklar kendi ana dillerinin yanı sıra Arap, Fars, hatta Rus ve Fransız dilini  de biliyorlardı. Bu da onların şiirlerinin tekmilleşmesine, dil açısından  zenginleşmesine ve güzelleşmesine imkan sağlıyordu.<br />
Kuşkusuz, XIX. yy. Azerbaycan aşık şiirinin tarihinde bir yükseliş merhalesi  idi. Hiç tesadüf değil ki, yalnız Azerbaycan&#8217;da değil, tüm Türk dünyasında aşık  şiirinin en yüce zirvelerinden biri olarak kabul edilebilecek olan Aşık Alesger,  bu dönemde yaşamış ve kendi geleneklerini, aşık şiirini okulunu yaratmıştı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XX. yy. Sovyet döneminde faaliyet gösteren  aşıklar, bu gelenekleri yeterli bir şekilde devam ettiremediler. Doğrudur, XX.  yy.&#8217;da Azerbaycan&#8217;da Aşık Mirze, Aşık Esed, Aşık Hüseyin Cavan, Aşık Şemşir  gibi halkın ruhuna yakm, samimi şiirleri ile tanınan aşıklar yetiştiler. Ama XIX.  yy. üstad aşıkları ile mukayesede XX. yy. aşıklarının büyük bir kısmı yalnız  irsan aşıklar idi. Onlar daha çok üstad sanatkârlarının eserlerini kitle  içerisinde irsa ile yetinirlerdi. Diğer taraftan, Azerbaycan aşık şiirinin kendi  geleneklerinden uzaklaşmasında, edebiyatın, sanatın, kültürün tüm sahalarının  ideolojiye tâbi kılınması da önemli rol oynadı. Aşıklar da, bazı şairler gibi  eserlerinden Leninizm fikirlerinin, Sosializm&#8217;in üstünlüklerini işlediler. Ve  tabii ki, halk, ruhuna uygun gelmeye böyle yabancı aşık şiirlerini halk  edebiyatı örneği gibi yaşatmayı düşünmek bile istemiyordu. Bunun da nitecesincîe  çağdaş Azerbaycan aşık şiiri bazı başarılarına rağmen tümü ile bir düşüş dönemi  yaşamaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan halk edebiyatı Azerbaycan Türklerinin  en büyük serveti, onların manevî kimliği durumundadır. Zaman geçtikçe bu büyük  servetin değeri daha da artar. Çünkü bu edebiyat, asırların tecrübesini ve  bilgilerini yaşadı; çünkü ona halkın tabiatına, düşünce tarzına yabancı olan hiç  bir şey katışmamıştır. Tabii ki, Azerbaycan&#8217;da yaşanan şimdiki millî özüne  geliş, kendine dönüş sürecinde, bu manevî servet hazinesinin önemi ve değeri  daha da artmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Yazılı Edebiyat<br />
</strong>Azerbaycan yazılı edebiyatı da halk edebiyatı gibi eski bir tarihe maliktir.  Ama tabii ki, sözlü edebiyat örneklerinin ortaya çıkış tarihini, yaşını,  ihtimallerle, analojilerle belirlemek mümkün olduğu halde, yazılı edebiyat  örneklerinin her birinin arkasında müşahhas, gerçek tarih durmaktadır. Şüphesiz,  Azerbaycan&#8217;ın eski kültür yurdu olması, onun topraklarında farklı devletlerin  kurulması, farklı dinî anlayışların yayılması, dünya medeniyetinin &#8220;Avesta&#8221;  gibi muhteşem bir abidesinin burada meydana gelmesi Azerbaycan&#8217;da yazılı  edebiyatın erken doğuşunu da etkilememiş değildi. Ama hafızalarda yaşayan halk  edebiyatı örneklerinden farklı olarak, ömrünü kağıt, deri, pergament, papirüs  üzerinde sürdüren yazılı edebiyat örneklerinin büyük bir kısmı, savaşlar,  yangınlar vs. nedeniyle günümüze ulaşamamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bazı edebiyat tarihçileri Azerbaycan edebiyatının  tarihini 2500 sene önce yazıldığı tahmin edilen &#8220;Avesta&#8221;dan  başlatışlar. Tabii ki, Azerbaycan Edebiyatı tarihî ile Azerbaycanda ortaya çıkan edebiyatın tarihî  farklı anlayışlardır ve millî edebiyatın esas faktörü, esas alameti millî  dildir. Dünya kültürünün en eski örneklerinden birisi olan &#8220;Avesta&#8221;nm  ve onun yaratıcısı Zerdüşt&#8217;ünSoroastr&#8217;ınZaratuştra&#8217;nm Azerbaycan&#8217;la ilgili olması  kendi başına dikkat çekicidir. Zerdüştün kitabının eski Azerbaycanlıların dünya  görüşü ve düşünceleri ile ilgisi, bu arada, dünya görüşünü belli bir ölçüde  etkilemesi fikri de kabul edilebilir. Ama, tamamen başka bir dilde yazılmış &#8220;Avesta&#8221;  dan Azerbaycan Türklerinin edebiyatının bir örneği gibi söz açmak elbetteki  inandırıcı değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ama şunu da unutmamak gerekir ki; Azerbaycan  zaman zaman büyük savaşlara sahne olmuş, buraya farklı dillerin, dinlerin  temsilcileri gelmiş ve onlar Azerbaycan toprakları üzerinde yüzyıllar boyu  yaşamışlardır. Tabii ki, gelen bu medeniyetle yerli Azerbaycan medeniyeti  karşılıklı temasta olmuş, biribirini etkilemiştir. Öbür taraftan, savaş ve siyâsî sebeple gelenlerin dili üstün bir duruma geldikçe, Azerbaycan nüfusunun  bir bölümü bu dili benimsemek, fikirlerini bu dilde açıklamak zorunda kalmıştır.  Mesela, ikiyüz yıla yakın devam eden Rus iktidarı döneminde, Azerbaycan, Özbek,  Kazak, Kırgız, Tatar, Türkmen, Başkırt vs. edebiyatlarında millî mensupluk açısından  Türk olan, ama aldığı eğitim nedeniyle eserlerini Rus dilinde yazmaya zorlanan  bir takım şair ve yazarlar yetişmiştir. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu yazarların eserleri ekser hallerde millî  konulardadır; mensup oldukları milletin hayatını anlatmaya, onun psikolojisini  dile getirmeye özen gösteriyorlar, ama bütün bunlara rağmen onların eserleri  yabancı bir dilde kaleme alınmıştır. Aynı durum, Azerbaycan&#8217;da VII. VIII yy.  Arap işgali döneminde ve bundan sonra başlayan Fars siyâsî ve medenî baskısı  ile karakterize edilen dönemde tekrarlanmıştır. Başka türlü söylersek, VII. VIII.  yy. Azerbaycan&#8217;da bir Arapdilli edebiyat, felsefî ve ilmî fikir gelişmiş, bu  edebiyatın yaratıcıları, bu ilmi ve felsefi fikrin temsilcileri Azerbaycan  Türkleri olmuş, ama yukarıda anlatılan nedenlerle onlar kendi eserlerini Arap  dilinde yazmışlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Arapdilli Azerbaycan Edebiyatı<br />
</strong>Araplar Azerbaycan&#8217;a yerleştikten sonra VII. yy. sonlarına doğru burada  Arapdilli bir edebiyat ve kültür gelişmeye başlamıştır. Eserlerini Arap dilinde,  ama her zaman ElAzerbaycani mahlası ile yazan şairlere, yalnız Azerbaycan  sınırları içerisinde değil, hilafetin Şam, Bağdad, Medine gibi kültür  merkezlerinde sık sık tesadüf olunuyordu. Arap edebiyatı tarihçilerinden İbn  Kuteybe&#8217;nin &#8220;Kitab eş şiir ve şuarâ&#8221;, Ebulferec İsfehâni&#8217;nin &#8220;Kitab eleğani&#8221;  eselerinin ve diğer kaynakların verdiği bilgilerden VII. asrın sonu VIII. asrın  başlarında Medine&#8217;de Azerbaycan&#8217;dan gelmiş şairlerin tanındıklarını ve şöhret  kazandıklarını öğrenmek mümkündür. Eski devir Azerbaycan edebiyatının  tetkikatçılarından Eliyar Seferli ve Halil Yusifli, İbn Kuteybe&#8217;nin adıgeçen  kitabından şöyle bir cümleye dikkati çekiyorlar: &#8220;Medine&#8217;de mevalilerden öyle  bir şair yoktur ki, aslen Azerbaycanlı olmasın&#8221;. Böyle şairlerinden birisi olan  Musa Şehevat, VIII. yy. başlarındaki Arapdilli edebiyatta hicivlerin ve  medhiyelerin büyük üstadı gibi tanınmıştı. Musa Şehevat&#8217;m Azerbaycanlı çağdaşı  İsmayıl Yassar ise hemaselerin savaş ve kahramanlık şiirlerinin müellifi olarak  edebiyat tarihine girmiştir. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Onun eserlerinden, babasının esir olarak  Azerbaycan&#8217;dan Medine&#8217;ye getirildiği, şairin kendisinin ise tam bir Arap eğitimi  ve terbiyesi aldığı öğrenilmektedir. Ama hayatını Arap topraklarında geçirmesine  rağmen İsmayıl İbn Yassar&#8217;ın eserlerinde Azerbaycan&#8217;la ilgili motiflere,  açıklamalara da rastlanır. Kaynaklar Ismayıl&#8217;m kardeşi &#8220;Ebubekir&#8221; künyeli  İbrahim&#8217;in ve Mehemmed&#8217;in de güzel şiirler müellifi olarak tanındıklarını  gösteriyorlar. ,„ Arap Edebiyatı tarihine &#8220;ElAzerbaycani&#8221; mahlası ile girmiş  olan Abdül Abbas elEma, Emeviler hanedanı döneminde Medine&#8217;de yaşamış,  medhiyeler, mersiyeler ve hicivler müellifi olarak tanınmıştır. O, aynı zamanda  savaşı, kahramanlığı terennüm eden şiirler yazmış, eserlerinde Arapların diğer  halklara Acem diyerek hakaret etmelerini keskin şekilde tenkit etmiştir.<br />
IX. yy. başlarından itibaren Azerbaycan&#8217;da halk kahramanı Babekin önderliğinde,  Araplara karşı yirmi iki sene devam eden bir isyan olmuştur. Bu isyan  Azerbaycan&#8217;da Arap hakimiyetini bütünüyle yıkmasa da, herhalde şuurlarda, bir  değişiklik meydana getirebilmiştir. Bu dönemde edebiyat tarihinde elAzerbaycani  mahlaslı şaire tesadüf edilmiyor. X. yy. Berekeveyh Zencani ve Ebu Abdulla  Marağayi gibi Azerbaycan&#8217;ın güneyinde yetişmiş şairlerin Arapdilli edebiyatın  örneklerini yarattıkları görülüyor. Ama XI. yy.&#8217;den başlayarak, Arap dili bir  şiir, edebiyat dili olmaktan çıkar. İlim dili olarak, bazı hallerde XIX. yy.&#8217;a  kadar Azerbaycan kültüründe yerini muhafaza eder. Firdevsi&#8217;den sonra hızlı bir  kalkınma merhalesi yaşıyan Fars dili Yakın ve Orta Doğudaki diğer edebiyatlar  gibi Azerbaycan edebiyatını da kendi etkisi altına alır. XII. XIII. yy. Mevlana  Celâleddin Rûmî Nizamî Gencevî, Hakânî Şirvani vs. gibi büyük Türk  sanatkârlarının eserlerini Fars dilinde kaleme almaları da her şeyden önce  Farsçanın bir şiir ve sanat dili olarak gelişmesi ile ilgili idi.</font></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">   <font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font><span lang="en"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">    « </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-1/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Önceki</font></a><font color="#6699ff"> </font>   <font color="#c0c0c0">| </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-3/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Sonraki</font></a><font color="#c0c0c0"> »</font> </font>   </span><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font></span></strong></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">    “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">Kaynak: &#8220;</span></font><span style="font-size: 8pt"><font color="#0099cc">Azerievi.Com</font></span><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">&#8220;</span></font></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-2/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı &#8211; Genel bir bakış&#8230; (Bölüm &#8211; 3)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-3/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-3/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 14:44:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir 
Bakis]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bakis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel bir bakış&#8230;) (Bölüm &#8211; 3) Farsdilli Azerbaycan Edebiyatı &#160; Azerbaycan&#8217;da Arap baskısının zayıflaması sonucu olarak ülkenin güneyinde Revvadi&#8217;lerin, Kuzeyinde ise Şeddadilerin devletleri kuruldu. X. yy. sonlarında tarih sahnesine çıkan bu devletler ti caretin, şehirlerin gelişmesine, ilmin ve kültürün yayılmasına gereken dikkati gösderdiler. XI. yy. sonlarında Azerbaycan&#8217;ın Selçuklular&#8217;m hakimiyeti altma geçmesi bu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-3/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 3)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-weight: 700">Azerbaycan Türk    Edebiyatı</span></font><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700">   (Genel bir bakış&#8230;)<br />
</span></font>   <font color="#ff9933">   <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">   (Bölüm &#8211; </span></font></font><span style="font-weight: 700">   <font style="font-size: 15pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">3)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Farsdilli Azerbaycan Edebiyatı</strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan&#8217;da Arap baskısının zayıflaması sonucu olarak ülkenin güneyinde Revvadi&#8217;lerin, Kuzeyinde  ise Şeddadilerin devletleri kuruldu. X. yy. sonlarında tarih sahnesine çıkan bu  devletler ti<br />
caretin, şehirlerin gelişmesine, ilmin ve kültürün yayılmasına gereken dikkati  gösderdiler. XI. yy. sonlarında Azerbaycan&#8217;ın Selçuklular&#8217;m hakimiyeti altma  geçmesi bu vaziyeti fazla değiştirmedi. Revvadiler ve Şeddadiler devrinde  Azerbaycan&#8217;da gelişmeye başlayan İntibahRönesans hareketi yeni hanedanın  hakimiyeti döneminde de devam etti. XI yy. Azerbaycan&#8217;da tedricen Farsdilli  edebiyatın ağırlık kazandığı görülür. Arap dili bu dönemde Azerbaycan ilim,  özellikle de felsefe, edebiyat tarihçiliği, tarih vs. ilim sahalarında  kullanılan bir dil idi. XI. yy. dünya çapında tanınan edebiyat nazariyecilerinden  Hatib Tebrizî, şiir sanatı, kafiye vs. hakkındaki meşhur eserlerini bu dilde  kaleme almıştı. Onun çağdaşı ve hemşehrisi Katran Tebrizi ise edebiyat tarihine  Fars dilinde yazılmış güzel tabiat Tasvirli kasideleri ile dahil olmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XI. XII. asrlarda Ömer Genci, Yusuf İbn  Tahir, Eynel güzzat Miyaneçi vs gibi Azerbaycan filozof ve alimleri, Arap  dilinde onları bütün Şarkta tanıtmaya imkan sağlayan eserlerini yazdıkları sırada  EbülUla Gencevi, Kivami Müterrizi Fencevi, Mehseti Gencevi, Mücireddin  Beylegani, Kemaleddin Nahçıvani, Feleki Şirvani, İzeddin Şirvani, Hakani  Şirvani, Nizami Gencevi vs. gibi Azerbaycan şairleri de Fars dilinde gazel ve kasideler  yazıyorlardı. XII yy. Azerbaycan&#8217;ın ekonomik hayatında yer alan kalkınma,  şehirlerin gelişmesi ve zenginleşmesi, ticaret ve sanatkârlığın artması ülkenin  yalnız sosyal ve siyâsî hayatında değil, kültürel hayatında da yeni bir dönemin  başlangıcını göstermekte idi. Bu devirde Azerbaycan topraklarında iki devlet  mevcut idi. Kür nehrinin kuzey tarafında Şirvanşahlar, güney tarafından ise  İldenizler hanedanları hükümranlık ediyorlardı. İçsavaşlarm olmaması,  Şirvanşahlar ve ildenizler arasında normal münasebetlerin sürdürülmesi,  Azerbaycan topraklarının Batı ile Doğuyu birleştiren büyük kervan yolunun  üzerinde olması, burada, iki asır sonra Avrupa Rönesansmı doğuran münbit zeminin  daha önce oluşmasına imkan sağlamıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devletlerin varlığı, ilim, sanat  adamlarının sarayın çevresinde toplanması, XI. XII. yy. Azerbaycan&#8217;ında saray  edebiyatı olarak adlandırılan bir edebiyat doğurmuştu. Saray şairleri Şirvan&#8217;da  Şirvanşahlar&#8217;m, Tebriz&#8217;de ise İldenizlerin sarayları etrafında toplanmıştı.  Saray şairlerinin, eserlerinde ele aldıkları konular sınırlı idi. Hükümdarları  ve asilzadeleri öven medhiyeler, hükümdarın akrabalarının ve saraya yakın  kimselerin ölümü halinde mersiyeler yazar, devlet hayatındaki önemli olayları  şiirle anlatırlardı. Şirvanşahlar sarayında şairlerinden oluşan bir edebî meclis  oluşmuştu. Bu meclisin başında devrinin istidadh şairi EbülÜla Gencevi  (10961159) vardı. Gence&#8217;de doğmuş EbülÜla 44 yaşında Şirvan&#8217;a göçmüş ve burada Melikü&#8217;ş Şüera (Şairler sultanı) unvanını kazanmıştı. EbülÜla üslûp güzelliği  ile seçilen kasidelerin yazarıdır. Hakani Şirvani&#8217;nin bir şair gibi  yetişmesinde ve ün kazanmasında onun rolü olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu şairler meclisine dahil olan Feleki  Şirvani (?1160) yalnız bir şair olarak değil, aynı zamanda bir  müneccimastrolog olarak da devirde yaygın bir üne sahipti. Feleki, orta çağlar  Azerbaycan şiirinde yaygınlaşan &#8220;Hebsiyye&#8221; lerin ilk örneğini vermiştir. EbülÜla&#8217;nm  çevresine toplanan şairlerden İzeddin Şirvani, daha çok Qetran Tebrizi&#8217;nin geleneklerini  devam ettirerek tabiat tasvirli eserler yapardı.<br />
XII. asrın Farsdilli Azerbaycan şiirinde Şirvan mektebinin yanı sıra Gence ve  Tebriz mektepleri de yetiştirdiği ünlü şairlerle temsil edilir. Gence&#8217;de yetişen  şairlerden biri de Givami Müterrizi Gencevi (71190) idi. Şark kaynakları,  özellikle de en meşhur tezkire müelliflerin biri olan Devletşah Semerkandî onun  Nizami Gencevi ile yakın akraba olduğunu söylemektedir. Givami de, Nizami gibi  hayatının sonuna kadar saraylardan uzakta yaşamış, şair bağımsızlık ve  özgürlüğünü saraya ve hükümdarlara bağlılıktan üstün tutmuş ibrera rağmen  İldeniz hükümdarlarından Cahan Pehlivan&#8217;a, Kızıl Arslan&#8217;a ve başkalarına  medhiyeler yazmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2">Gence mektebinin başka bir istidadh temsilcisi,  ayni zamanda Azerbaycan edebiyatı tarihinde ilk kadın şaire olarak tanınan  Mehseti Gencevi, güzel rubailer müelifi idi. Kaynaklarda onun üç yüz kadar  rubaisi kayıt olunmuştur. Bu rubailerde aşk, insanın azadhğı ve hürriyeti,  hayatın tüm neşelerini tatmak arzusu, önemli yer tutar. Farsdilli şiirde &#8220;şehraşub&#8221;  adını alan &#8220;şehir şiiri&#8221;nden ilk örneklerinin de müellifi olarak bilinen  Mehseti, rubailerinin bir kısmında XII. yy. Gence şehir esnafının hayatını  tasvir etmiştir. Şiir sanatında Hakani&#8217;nin devamcılarından biri gibi tanınan  Mücireddin Beylagani (71191) de kendi mualliminin yolunu devam ettirerek zamaneye,  haksızlıklara karşı isyankar şiirler yazmıştır. Onun böyle eserlerinin birinin  Azerbaycan Türkçesi&#8217;ne tercümesinde aşağıdaki keskin, barışmaz mısraları  okuyabiliriz:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Zamanla kertenkele olub keçinnem susuz,<br />
Abırımı tökmerem, yaşamaram duygusuz.<br />
Su te&#8217;bimin odunu söndürüb qoysa minnet,<br />
Susuzluqdan ölerem, suya baxmaram elbet.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hayatı Tebriz&#8217;de sona eren Mücireddin  Beylagani burada Megberetü&#8217;ş  şüera (Şairler kabristanı) olarak bilinen  mezarlıkta defnedilmiştir. Onun Londra&#8217;da, Britanya müzesinde olan Divan&#8217;ında  şairin beş bin beytten fazla şiirleri toplanmıştır. Farsdilli Azerbaycan  şürindeki Tebriz edebî mektebi, iki kudretli sanatkârın, Katran Tebrizi  (10121088) ve Hatib Tebrizi&#8217;nin (10301109) adları ile temsil olunur. Tebriz  yakınlarındaki Şadiabad köyünde, bir köylü ailesinde doğan Katran Tebrizi  hayatını Gence ve Tebriz&#8217;de sürdürmüştür. 1042 yılı Tebriz depremini anlattığı  büyük kasidenin ve zengin tabiat tasvirleri ile dolu çok sayılı şiirlerin  müellifi olarak tanınmaktadır. Katran Tebrizi&#8217;nin Fars dilinde yazmış olduğu  şiirlerinde Türk, güzellik ve kahramanlık simgesi olarak kullanılır. Fars  dilinde yazan çağdaşları içerisinde Katran ilk defa olarak, şiirlerinde  Azerbaycan Türkçesi&#8217;nden bir çok kelimeler ve deyimler kullanmıştır. Kasidelerinin  birinde &#8220;İnsanların hepsi sanki dikendirler. Ben boş yere bu dikenlerin  arasında çiçek arıyorum&#8221; diye zamana ve insanlara acı acı sitem etmesine, rağmen  Katran&#8217;ın şiirlerinde insan sevgisi, insana, onun hayırseverliğine inancı kuvvetlidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Katran&#8217;m çağdaşı Hatib Tebrizi, adını  kendine mahlas olarak aldığı bu şehirde doğmuşsa da, yirmi yaşında doğduğu şehri  terketmiş, bütün ha yatını Bağdat&#8217;ta, meşhur Nizamiye Medresesinin müderrisi  olarak geçirmiş ve 1109 da burada öl müştür. Hatib Tebrizi hem devrinin ünlü  alim lerinden biri, hem de şair olarak tanınmaktadır. O, ilmî araştırmalarını  Arap dilinde, şiirlerini ise Fars dilinde yazmıştır. İlim öğrenmek için, yaya  olarak Tebriz&#8217;den Şam&#8217;a yollanan Hetib Tebrizi devrin büyük Arap şairi ve alimi  EbülÜla Müerri&#8217;nin ya nında eğitim görmüştü. Arap kaynakları Hatib Tebrizi&#8217;nin  Azerbaycan Türkü olduğunu ve uzun süre Bağdat&#8217;ta, Araplar içerisinde yaşamasına  rağ men kendi dilini unutmadığını ve Bağdat&#8217;ta ona uğrayan hemşehirlileri ile bu  dilde konuştuğunu yazıyorlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Buraya kadar adları hatırlatılan şairlerin  hümanist mazmunlu eserleri, diğer taraftan çok sayıda bilim adamının, mimarın  varlığı, mûsikî ve minyatür sanatlarının genişmesi, şehirlerin kalkınması,  eğitimin geniş çapta yayılması XII. yy. Azerbaycanmda, özellikle de onun Şamahı,  Gence ve Tebriz gibi kültür merkezlerinde bir Rönesans havasının yaşandığını  gösteriyordu. Avrupa Rönesansma ön alanı DoğuAzerbaycan Rönesansı fikrini, ilk  defa ünlü Azerbaycan edebiyat araştırmacısı Prof. Mikayıl Refili ileri sürmüş  ve tarihîilmî açıdan temellendirmiştir. 1940 yıllarında ortaya atılan bu  görüşe, bir kısım Rus, özellikle de Ermeni ve Gürcü alimleri büyük tepki göstermişlerdir.  Ancak, aradan geçen yıllar içinde ilim dünyasına sunulan yeni eserler,  araştırmalar, Türkİslam dünyasında bir Rönesans yaşandığım ve Azerbaycan&#8217;ın da,  bu büyük çaplı kültür harekitinin dışında kalmadığını, aksine, onun gelişme  merkezlerinden biri olduğunu açıklamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan&#8217;da yaşanan Rönesans devri edebiyatının  ilk büyük temsilcisi Hakani Şirvani olmuştur. Efzeleddin Hakani 1126 &#8216;da  Şamahı&#8217;da doğmuş, 1199 da Tebriz&#8217;de vefat etmiştir.Olaylarla dolu, gergin ve  fırtınalı bir ömür yaşamış, çağdaşları arasıda isyankâr, bir şair olarak  tanınmıştır. Kuşkusuz, Hakani, Nizami&#8217;ye kadarki Azerbaycan Edebiyatında yetişen  en büyük şahsiyet, en istidadlı şairdir. Bu edebiyatta mesnevinin ilk örneklerini  Hakani vermiş, zengin tarihî geleneklere malik kaside türünü ulaşılmaz bir  yüksekliğe çıkarmıştır. Hakani&#8217;nin eserlerinde kötülüklerin inkârı ve  güzelliklerin tasdiki alevli bir dille, büyük inanç ve ihtirasla kaleme  alınmıştır. Onun zengin edebî mirası on yedi bin beytlik divanından, &#8220;Töhfetü&#8217;l  Irageyn&#8221; (&#8220;İki Iragm hediyesi&#8221;) mesnevisinden ve XII. yy.  Azerbaycan nesrinin ilgi çekici örneklerinden sayılabilecek altmış mektubundan oluşmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gence yaşlarında saraya giren şair, burada  hükümdar Şirvanşah Minüçehrün dikkatini çekmiş ve onun üzerine, Hakani, adını  kabul etmiştir. Eğitimini döneminin tanınmış ilim adamlarından olan amcası Kafieddin Ömer İbn Osman&#8217;ın yanında alan Hakani, Kurani Kerim&#8217;i deriden  öğrenmiş, dilcilik, edebiyat, matemetik ve felsefe hakkında yeterince bilgi  almıştı. Bu yüksek medhiyelerle onun sevgisini kazanan Hakani çok geçmeden saray  çevresinde yaşayamayacağını ikiyüzlü ve entrikalı bir hayatın onun bağımsızlık  tutkusu ve isyankâr ruhu ile uyuşmadığını görerek, saraydan uzaklaşmak istemiş  ancak, hakanın emri ile zindana atılmıştı. Meşhur Şabran Kalası&#8217;nda mahpus  hayatı geçirdiği aylarda, edebiyat tarihine &#8220;Hebsiyye&#8221; adı ile geçen  şiirler silsilesini yaratmıştı. Bu şiirler silsilesine dahil olan kasidelerinin  birinin çağdaş Azerbaycan Türkçesine tercümesinde aşağıdaki ıstıraplı ve isyankâr,  devre muhite ve kul tabiatli insanlara karşı barışmazhkla dolu satırları  okuruz:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Her seher qalxar göye ah ile efğanım menim,  Qerq olar qanda şefeq tek çeşmigiryanım menim. Boynuma Zöhhak ilanı saldı  ahenger bu gün, Çün Firudin xeznesidir eqlü irfanım bu gün. Oxşayır künde  ayağımda deyirman daşına, Qanlı göz yaşımla işler bu eğirmanım menim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hakani&#8217;nin &#8220;Medain harabeleri&#8221;, &#8220;Gesideyi Şiniyye&#8221; gibi kasideleri derin felsefi mazmunu ve sosyal konunun isyankâr bir  tarzda ele alınması ile dikkati çeker. Bir zamanlar saray hayatını öven,  hakanları ve onların yakınlarını medheden şair bu eserlerinde, artık en kudretli  hakanın da hiçliğe, yokluğa, unutulmaya mahkûm olduğunu, dünya üzerinde ebedî  yaşayacak kuvvetin ise söz, fikir olduğu kanaatına gelir. Medain&#8217;in  herabelerini seyreden sanatkâr bir taraftan kederlenir  çünkü burada toprak  altına düşünen beyinler, duyan yürekler gömülmüştür, öbür taraftan ise  sevinirçünkü Medain&#8217;i harabe durumuna getiren Sasani padişahlarının mezalimi,  acımasızlığı olmuştur. Zulm ise her yerde mahva mahkûmdur. Ona göre de şair  tabiatın, dünyanın bu ezeli kanununun bir daha gerçekleşmesinden sevinç duyar ve  Medain herabelerinin zulme dayanan diğer şahlar ve sultanlar için de bir ibret  olmasını temenni eder. Hakani&#8217;nin zamanı, çağdaşları, kendi hayat yolu,  edindiği siyâsî, sosyal, manevî, ahlâkî, kanaatlar onun başka bir büyük eserinde  &#8220;Töhfetülİrageyn&#8221; mesnevisinde akseder. Hakanî, Farsdilli Azerbaycan  şiirini, felsefî ruh ve sosyal mazmunla zenginleştirmiş, şiiri sarayın  hizmetçisi olmaktan uzaklaştırmıştı. Kurduğu gelenek, sonraki asırlarda gerek Farsdilli,  gerekse anadilli Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nı ve Fars Edebiyatı&#8217;nı kuvetli bir  şekilde etkilemiştir. Emir Hüsrev Dehlevi, Cami, Türk şiirinin büyük üstadı Fuzûlî onun &#8220;Kesideyi Şiniyye&#8221;sine nazire yazmışlar. XIX. XX.  yy. Azerbaycan  Edebiyatı&#8217;nm Seyid Ezim Şirvani ve Sabir gibi sanatkârları aradan yüzyıllar  geçmesine rağmen Hakani&#8217;yi sanat hocaları olarak adlandırmışlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XII yy. da Farsdilli Azerbaycan  Edebiyatının en büyük temsilcisi hiç şüphesiz, Nizami Gencevi (11411209)  olmuştur. Azerbaycan&#8217;ın eski kültür merkezlerinden ve XII. yy. İslam Şarkı&#8217;nın  büyük şehirlerinden biri olan Gence&#8217;de doğan Nizami bütün hayatını burada  südürmüş, ona dünya şöhreti kazandıran meşhur eserlerini burada yaratmış ve  burada da toprağa verilmiştir. Kendine kadarki ilim ve kültür geleneklerini  dikkatle takip eden ve derinden benimseyen Nizami, Doğu edebiyatlarında bu gün  de sürdürülen büyük bir edebî geleneğin yaratıcısı oldu; lirik ve epik şiirin  ulaşılmaz örneklerini ortaya koydu. Nizami&#8217;nin sanatı her şeyden önce hümanizmi  ve demokratizmi ile seçilir. Şahların, sergerdelerin, saray güzellerinin bir  kahraman olarak alınıp terennüm edildiği Şark edebiyatına o, ilk defa sıradan  olan insanı getirdi, onun düşünce ve isteklerini açıkladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dünya edebiyatı tarihine Nizami Gencevi adı  ile girer. İlyas Yusufoğlu&#8217;nun bir Azerbaycan Türkü olduğunu, Fars dilinde  yazdığı eserlerin hemen hepsinde Türk&#8217;ten, bir bilgelik, kahramanlık, yiğitlik  sembolü gibi söz açtığını, hatta Peygamber&#8217;in kendisini, böyle akılda ve zekada  bir Türk&#8217;e benzettiğini, XX. yy. Azerbaycan&#8217;ının büyük devlet adamı ve fikir  mücahidi Memmed Emin Resulzade 1951&#8242; de Ankara&#8217;da yayınladığı &#8220;Büyük Azerbaycan  şairi Nizami Gencevi&#8221; adlı kitabında, şairin kendi eserlerine dayanarak  ispatlamıştır. Nizami&#8217;nin anasının Kürt kökenli olduğu, şairin kendisinin ise  İran&#8217;ın Kum şehrinde doğduğu yolunda İran Nizamişinasları&#8217;nm incelemelerinde  ileri sürülen mülahazaların tarihî esastan mahrum olduğu, genellikle şüpheli  kaynaklara dayandırıldığı anlaşılmıştır. Nizami devrin talebine uygun şekilde  ve aldığı talimterbiye icabmca, eserlerini Fars dilinde yazmak zorunda kalmışsa  da, her zaman bir Türk gibi düşünmüş, destanlarında Azerbaycan Türkleri&#8217;nin eski  tarihî ile ilgili konulara ilgi göstermiş, bütün eserlerini Türk hükümdarlarına  sunmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nizami Şark Edebiyatı tarihinde ilk &#8220;Hamse&#8221;  müellifidir. Sonralar onun bu yaratıcılık geleneği Emir Hüsrev Dehlevi, Nevai,  Cami vs gibi büyük söz üstadları tarafından devam ettirilmiş, yalnız Fars  dilinde değil, Türk lehçelerinde de Nizami sanatının etkisi ile &#8220;Hamse&#8221;ler  yazılmıştır. Nizami&#8217;nin eserlerini iki kışıma ayırmak mümkündür. Bunların bir  kısmını, şairin lirik mirası onun gazel, kaside, rubai vs. türlerinde yazdığı  eserler oluşturmaktadır. Kaynaklar şairin, bir divan oluşturacak kadar lirik  eserler yazmış olduğunu gösteriyorlar. &#8220;Tezkiretü&#8217;şşüera&#8221; müellifi Devletşah  Semerkandi, Nizami&#8217;nin yirmi bin beytlik Divanının varlığını gösteriyor. Amma,  bu divana dahil olan eserlerin hepsi günümüze kadar oluşmamışlardır. Nizami&#8217;nin  kaynaklarda adıgeçen büyük divanından şimdi ele yalnız yüz yirmi gazel, altı  kaside ve otuz rubai bilinmektedir. Gazellerin esas konusu muhabbettir. Tabii  ki, Nizami gibi büyük bir şairin muhabbet anlayışı da geniştir. Buraya, yalnız  güzele, sevgiliye olan muhabbet değil, aynı zamanda insana muhabbet, Allah&#8217;a  muhabbet motifleri de dahildir. Kasidelerinde ise, daha çok bir filozof etkisi  bırakır. Devrin mühim meseleleri, insanı, beşer neslini zaman zaman düşündüren,  ilgilendiren önemli sorunlar, yüzyıllardan beri cavapsız kalan sorular  Nizami&#8217;yi çok ilgilendirir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nizami &#8220;Hamse&#8221; umumî adı altında birleştirilen  beş büyük eserin müellifi olarak daha meşhurdur. Şairin kendisi bu eserlerin  türünü &#8220;destan&#8221; olarak göstermiştir. Ama çağdaş Azerbaycan edebiyatşinaslığmda  bu eserleri &#8220;poema&#8221;, bazen de &#8220;menzum roman&#8221; olarak adlandırmak fikri kabul  edilmiştir. Bu eserlerden ilki 11741175 yılında tamamlanan &#8220;Mehzenü&#8217;lesrar&#8221;  (&#8220;Sırlar hazinesi&#8221;) destanıdır. Nizami&#8217;nin eserleri üzerinde çalışanlar, &#8220;Mehzenü&#8217;lesrar&#8221;la, XI. yy. Türk şiirinin büyük örneklerinden biri olan Yusuf Has Hacib&#8217;in &#8220;Kutadgu  Bilik&#8221; adlı eseri arasında bir yakınlık ve bağlılık görmektedirler. Nizami,  özüne kadarki dönemde Şark Edebiyatı&#8217;nda artık bir sıra örnekleri verilmiş  didaktik şiirin geleneklerinin devam ettirmiş ve onları daha da zenginleştirmiştir.  Şair bu ilk büyük hacimli eserini, Selçuk hükümdarı Fahreddin Behramşah Selçuki&#8217;ye  sunmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yirmi bölümden oluşan &#8220;Mehzenü&#8217;lesrar&#8221;  manzum destanında, bir şair olarak Nizami&#8217;yi düşündüren, onun ilgisini çeken  problemleradaletli hükümdar, olgun insan, kötülüklere, haksızlığa karşı  mücadele; emek veren insanın hükümdarlardan da üstün tutulması vs gibi  sosyalahlakî meseleler olmuştur. Her bölüm de kendi içinde iki kısımdan  ibarettir: birinci kısımda şair felsefî planda fikirlerini açıklar, ikincisi  ise, bu fikirleri açıklayan, destekleyen, ibretamiz hikayeler verir. Bu eserle  Nizami, devrinin, geniş çok farklı insanların ve sosyal tabakaların hayatını  tasvir etmiştir. Ayrıca, Nizami, üstünlüğü sade insana vermiş, zulümkar,  adaletsiz hükümdarlara, devlet adamlarına nasihat etmiş, doğru yol göstermiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">11801181&#8217;de tamamladığı &#8220;Hüsrev ve Şirin&#8221;  manzum destanını Nizami, Azerbaycan Atabeyler Devleti&#8217;nin hükümdarı Cihan  Pehlivan&#8217;a sunmuştur. Bu eser gerçekten de insan hakkında, onun kalp dünyasının  büyüklüğü, fikirlerinin genişliği, aşkın ve zekanın her şeye galip gelen kudreti  hakkında güzel bir destandır. Nizami&#8217;den evvel bu mevzuyu İran&#8217;ın büyük şairi  Firdevsi işlemişti. Ama Firdevsi yalnız İran şahlarının tarihini tasvir etmeyi  amaç edindiğinden, efsanedeki büyük muhabbeti görmemiş, onun uzağında kalmıştı.  Nizami ise her şeyden önce insanı saflaştıran, güzelleştiren bir muhabbet  destanı yaratmıştı &#8220;Hüsrev ve Şirin&#8221; aynı zamanda Nizami&#8217;nin Azerbaycan&#8217;la  en fazla ilgili olan eserlerindendir. Eserdeki olayların mühim bir kısmı  Azerbaycan topraklarında geçer, İran hükümdarlarına siyaset ve ahlak dersi  veren Şirin, Azerbaycan prensesidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şirvanşah Ahsitân&#8217;m arzusu ile yazılan ve  1188&#8217;de tamamlanan &#8220;Leyli ve Mecnun&#8221; manzum arzusu destanında Nizami, daha eski  zamanlara dönmüş, VI. VII. yy. Arap hayatını canlandırmıştır. Ama Nizami&#8217;nin bir  şair olarak büyüklüğü onun en eski konuları bile yaşadığı dönemle bağlayabilmesi,  çağdaşlaştırması, hem de bu konuya bir ebedî hayat kazandırabilmesi idi. Bu  açıdan, &#8220;Leyli ve Mecnun&#8221; destanında, eski bir Arap efsanesine dayansa da,  bütün zamanlar ve bütün halklar için yakın ve anlaşılır olan güzel bir aşk romanı  ortaya koymuştur. Nizami&#8217;nin bu eseri, yalnız sevginin büyüklüğüne değil, aynı  zamanda bu muhabbeti yaşan ve yaşatan insanın büyüklüğüne ve azametine okunan  bir şarkıya benzetilebilir. Nizami bütün eserlerinde olduğu gibi burada da  insanın zulme, haksızlıklara boyun eğmesini, yüreğinde doğan itiraz sesini  boğmaya çalışmasını, her zaman suyun akarı ile yüzmeye can atmasını, insanlık  şerefini ve insan adını lekeleyen bir rezillik sayar; insana yiğit ve cesur  yaşamayı, aslan yürekli olmayı tavsiye eder.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Yedi güzel&#8221; destanı (1197&#8217;de tamamlanmıştır)  sanat yolunda olgunlaşan, büyük tecrübe kazanmış bir şairin eseri olarak dikkati  çeker. Bu destan, kuruluş açısından da Nizami&#8217;nin en olgun eserlerinden biridir.  &#8220;Yedi güzel&#8221; Merağa hükümdarı, Aksungur Alaeddin Körpe Aslan&#8217;ın isteği üzerine  yazılmış ve ona sunulmuştur. Şair bu eserinin konusunu eski İran tarihinden,  Sasani hanedanının beşinci hükümdarı Behram Gur&#8217;un hayatından almışsa da,  daima takip ettiği geleneklere sadık kalarak bu defa çağdaş bir eser yaratmış, &#8220;Mehzenü&#8217;lesrar&#8221;,  &#8220;Hüsrev ve Şirin&#8221; destanlarında başlattığı ideal hükümdar tipini yeni fikir ve  görüntülerle zenginleştirmiştir. Bu destanda Nizami&#8217;nin geniş bilgilerini  ortaya koyan zengin semboller mevcuttur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şair, hayatının son senelerini, hacim  açısından da, edebî önemi açısından da en büyük eseri olan, &#8220;İskendername&#8221; nin  yazılmasına sarfetmiştir. İki kısımdan ibaret destanın &#8220;Şerefname&#8221; isimli  birinci kitabı 1203&#8217;te, &#8220;İkbalname&#8221; isimli ikinci kitabı ise 1209&#8217;da,  şairin ölümünden az evvel tamamlanmıştır. &#8220;Şerefname&#8221; de, bu eserin  kahramanı olarak seçilen Makedonyalı İskender&#8217;den bir başbuğ ve komutan gibi, &#8220;İkbalname&#8221;  de ise bir filozof ve hakikat yolcusu, hatta peygamber gibi söz edilmiştir.  İskender tipine Nizami&#8217;den evvel de dünya edebiyatı tarihinde defalarca müracaat  edilmişti. Bunların arasında antik Yunan müellifi Yalancı Kallisfe&#8217;nin, Mısırlı yazar  Nektanebe&#8217;nin adları söylenebilir. Firdevsi&#8217;nin &#8220;Şahname&#8221; eserinin de mühim bir  bölümü İskender&#8217;e ve onun İran şahı Dârâ ile savaşlarına hasrolunmuştur. Bütün  bu edebî kaynakları bilen Nizami, İskender&#8217;i her açıdan kendi arzularına cevap  veren ideal bir hükümdar gibi almış ve eserinde canlandırmıştır. Nizami&#8217;nin  tasvir ettiği İskender yalnız kılıcının kuvveti ile ülkeler fetheden bir başbuğ  değil, bundan daha fazla, zekâları, gönülleri fethetmeyi bilen bir âlim,  filozof, şair ve musikişinastır. İskender, kendi çevresine zamanının en tanınmış  filozoflarını toplar; devleti, onların yardımı ve nasihatları ile yönetmeye  çaba gösterir. Büyük fetihler, elde ettiği sonsuz topraklar İskender&#8217;i tatmin  etmez. O, sürekli arayış halindedir; savaşta bulamadıklarını kitapların  sayfalarında, filozofların öğretilerinde bulmaya çalışır. Nizami&#8217;nin &#8220;İskendername&#8221;si;  bu, rahatlık bilmeyen insan zekâsının destanı idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nizami kendi sanatının büyüklüğünü,  azametini anlayan sanatkârlardandı. Şiirlerinin birinde o, geleceğine  sarsılmaz güven hissi içinde şu mısraları yazmıştı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yüz il sonra sorsan haradadır o?<br />
Her yerden ses gelerBuradadır o.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nizami, Fars dilinde yazılan Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nm son büyük temsilcisi idi. Gerçi, Nizami&#8217;den sonra da Farsdilli  edebiyat Azerbaycan&#8217;da durumunu korudu. Nitekim, XIII. XIV. yy. da hatta millî  şuurun ve milliyetçilik duygularının geliştiği XIX yy.&#8217;da Fars dilinde eserler  yazan Azerbaycanlı müelliflere rastlanırdı. Ama bu, sadece bir edebî geleneğin  devam ettirilmesinden başka bir şey değildi. Azerbaycan şairlerinin, edebiyat  adamlarının büyük bir kısmı, eserlerini ikiAzerbaycan Türkçesi ve Fars,  bazıları ise üçAzerbaycan Türkçesi, Fars ve Arap dillerinde kaleme  alıyorlardı. Eğitim sistemi öyle kurulmuştu ki, tahsil görmüş her aydın bu  dilleri öğrenir ve onlarla kendi fikirlerini, düşüncelerini zorluk çekmeden  açıklayabilirdi. Bu açıdan da, Azerbaycan şair ve yazarları XII. yy.&#8217;dan  itibaren ana dillerinde eserler yaratmaya ağırlık vermekle beraber,  geleneklerine bağlı oldukları ve iyi bildikleri Fars ve Arap dillerinde de  yazıyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nizami Farsdilli Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nm  zirvesini oluşturdu. Nizami&#8217;den sonra gelen şairler onun işlediği konularda  eserler verseler de &#8220;Hamse&#8221; müellifinin ulaştığı sanat zirvesine yükselemediler.  Bunun en önemli sebeplerinden birisi de, artık Farsdilli şiirin rekabet  meydanında tek olmaması, onun karşısına Nizami kadar büyük adlarla temsil  olunan Türkdilli edebiyatın çıkması idi.</font></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">   <font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font><span lang="en"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">    « </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-2/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Önceki</font></a><font color="#6699ff"> </font>   <font color="#c0c0c0">| </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-4/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Sonraki</font></a><font color="#c0c0c0"> »</font> </font>   </span><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font></span></strong></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">    “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">Kaynak: &#8220;</span></font><span style="font-size: 8pt"><font color="#0099cc">Azerievi.Com</font></span><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">&#8220;</span></font></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-3/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 3)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı &#8211; Genel bir bakış&#8230; (Bölüm &#8211; 4)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-4/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 14:41:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir 
Bakis]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bakis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-4/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel bir bakış&#8230;) (Bölüm &#8211; 4) Anadilli Azerbaycan Edebiyatı &#160; Şüphesiz, her millî edebiyatın esas göstericisi, başlıca amili, evvelce de ifade edildiği gibi, bu edebiyatın yazıldığı, yaratıldığı dildir. Bu açıdan, Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nm ilk tarihçisi, dört cildlik &#8220;Azerbaycan Edebiyatı&#8221; kitabını ilk defa 1925&#8242; te yayınlayan Feridunbey Köçerli (18631920) millî edebiyatımızın tarihini Fuzûlî&#8217;den başlatıyordu. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-4/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 4)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-weight: 700">Azerbaycan Türk    Edebiyatı</span></font><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700">   (Genel bir bakış&#8230;)<br />
</span></font>   <font color="#ff9933">   <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">   (Bölüm &#8211; </span></font></font><span style="font-weight: 700">   <font style="font-size: 15pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">4)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Anadilli Azerbaycan Edebiyatı</strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şüphesiz, her millî edebiyatın esas  göstericisi, başlıca amili, evvelce de ifade edildiği gibi, bu edebiyatın  yazıldığı, yaratıldığı dildir. Bu açıdan, Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nm ilk tarihçisi,  dört cildlik &#8220;Azerbaycan Edebiyatı&#8221; kitabını ilk defa 1925&#8242; te yayınlayan  Feridunbey Köçerli (18631920) millî edebiyatımızın tarihini Fuzûlî&#8217;den  başlatıyordu. Son incelemeler ise, Azerbaycan&#8217;da Türkdilli şiirin ilk  örneklerinin XII. yüzyılda yazıldığını ortaya koymuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak, dikkat etmek gerekir ki, Azerbaycan  Edebiyatı yalnız şimdi değil, en eski dönemlerinden itibaren Türk  Edebiyatlarının bir kolu, bir parçası niteliğinde idi. Bu açıdan, en eski Türk  edebî abidelerinde diğer Türk boyları ile birlikte Azerbaycan Türklerinin de  payı vardır. Eski Türk Edebiyatı araştırmacılarından İ. S. Braginski&#8217;nin yazdığı  gibi, &#8220;VVII. asırlarda meydana gelen Runik ve Uygur abideleri, yalnız  bir halkın değil; bütün, Türk dilinde konuşan halkların umumî edebî mirası  olarak alınmalıdır&#8221;. Eski Türk şiiri hakkında değerli bir inceleme eserinin  müellifi olan İ. V. Stebleva ise, bu umumilik ve ortaklığı, dil faktörü ile  açıklayarak şöyle yazar: &#8220;Çünkü bu asırlarda Merkezî ve Orta Asya&#8217;da, Güney Sibirya&#8217;da  tek ve genel Türk edebî dili hakimdir&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Böylece, ilk örnekleri XII. yüzyılda  meydana çıkan anadilli Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nm kökü, asırların derinliklerine  gidiyor ve hiç şüphesiz Muharrem Ergin&#8217;in haklı olarak &#8220;Türk Töresinin, Türk  medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası&#8230; Türk dilinin mübarek  kaynağı&#8230; Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği&#8230;&#8221; diye adlandırdığı  Bengütaş Edebiyatı&#8217;na, OrhonYenisey Kitabeleri&#8217;ne dayanıyordu. Şüphesiz, bu  edebiyatm tarih sahnesine gelişinde, onun millî kültür hadisesi olarak  oluşmasında, Mahmut Kaşgari&#8217;nin &#8220;Divani Lügat itTürk&#8221;ü Yusuf Has Hacib Balasağunlu&#8217;nun  &#8220;Kutadgu Biliğ&#8221;i, Kul Alinin &#8220;Kıssa yiYusuf&#8217;u, &#8220;Oğuzname&#8221;ler ve Kitabi Dede  Korkut destanı, önemli rol oynamıştı. Elbetti ki, bütün bu temel eserlerin, bu  kaynakların dışında, Azerbaycan&#8217;da, Azerbaycan Türklerinin ana dillerinde bir  edebiyatın oluşması imkânsız idi. Millî edebiyatın oluşmasında millî devletin ve  siyâsî hayatın da etkili olduğu kabul edilmelidir. XIII. yüzyılda Azerbaycan&#8217;da,  yalnız kültür açısından değil, siyâsî açıdan da Türkçe edebiyatın doğuşu için  müsait bir ortam gelişmekte idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu asırda Azerbaycan bir Türk İmparatorluğu&#8217;nunAltm  Ordu&#8217;nun içinde idi. Biri birini takip eden savaşlara rağmen, Selçuklular ve  Atabeylerin hakimiyet dönemlerinde temeli atılan kültür hayatı, bütün  boyutlarıyla yaşanıyor ve hatta hızlanıyordu. XIII. XIV. yüzyılda, Azerbaycan  Edebiyatı&#8217;nm ve medeniyetinin Zülfüqar Şirvani, Hümam Tebrizi, Evhedi Marağayi,  Essar Tebrizi, Arif Erdebili gibi üstadlan yetişmişti. Mimarlık, hattatlık,  musikî nazariyesi vb. sanat alanları, millî esas üzerinede gelişmekte idi. Şark  musikî sanatının, Azerbaycan&#8217;da yetişen Seyfeddin Urmevi, Mehemmed Ebubekir oğlu  Şirvani, Farabi ve İbn Sina&#8217;dan sonra musiki sahasında Üstadısalis (Üçüncü  ustad) admı almış Hoca Abdülkadir Merağalı gibi temsilcileri çağlarını aşan  eserler vermişlerdi. Ressamlık sanatında &#8220;Tebriz mektebi&#8221; adını almış olan okul  da, XIV. yüzyılın eseri idi. Mahmud Sarraf, Seyid Haydar, Sefer Tebrizi, Abudullah  Seyreği gibi hattatların adları yalnız kendi vatanlarında değil, bütün müslüman  Şarkında tanınıyordu. 1259&#8217;da meşhur Merağa rasadhanesini kuran Hoca Nasireddin  Tusi, yalnız astronomi ve astroloji sahalarında devrinin ünlü alimi değil, aynı  zamanda tarih, felsefe, poetika üzerine araştırmaların ve bedii eserlerin  müellifi idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2">XIYXY yy. Azerbaycanında, Mehemmed Hinduşah  Nahçıvani, Abdullah Fezlullahoğlu, Hamdullah Gazvini, Sami vs. gibi tarihçiler,  Abdürreşid Bakuvi gibi coğrafyacı, Mahmud Şebüsteri gibi filozof yetişmiş,  Tebriz&#8217;de bir üniversite niteliğinde olan &#8220;DarüşŞifa&#8221; medresesi faaliyete  başlamıştı. Tabii ki, edebiyat da bu genel kültür canlanmasının dışında  kalamazdı, Merağalı Evhedi&#8217;nin (12741338) meşhur &#8220;Cam iCem&#8221; ve &#8220;Dehname&#8221;  mesnevileri, Arif Erdebili&#8217;nin (XIY yy.) &#8220;Ferhadname&#8221; manzum destanı, Mahmud Şebüsteri&#8217;nin  &#8220;Gülşeni Raz&#8221; felsefî manzumesi, Essar Tebrizi&#8217;nin &#8220;Mehr ve Müşteri&#8221; destanı,  Fezlullah Naimi&#8217;nin (13391396) &#8220;Cavidanname&#8221;si vs. bu devrin edebî mahsûlleri  arasındadır. Ama hiç şüphesiz ki, kültürel gelişme açısından şahsiyet ve olay  yaratacak eserlerle zengin olan bu yüzyılın en mühim edebî hadisesi, Azerbaycan  Türkçesi&#8217;nin ilk örneklerinin ortaya konulması ile ilgili idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Edebiyatı tarihinde ana diliyle  yazılmış bilmen ilk eserin müellifi Hasanoğlu&#8217;dur. &#8220;Tezkiretü&#8217;şşuara&#8221; müellifi Devletşah Semerkandi onun eserlerini Türkçe ve Farsça kaleme aldığını, Rum&#8217;da ve  Azerbaycan&#8217;da tanındığını söylüyor. Bu şair Türkçe şiirlerinde Hasanoğlu  mahlasını, Farsça şiirlerinde ise aynı mânada Puri Hasn mahlasını  kullanmıştır. Hasanoğlu hakkında Türk Edebiyatı tarihinde ilk defa bilgi veren  Prof. Mehmet Fuat Köprülü olmuştur. Şairin biri Türkçe, öbürü Farsça yalnız iki  gazeli elde olduğundan, onun edebî kişiliği hakkında geniş söz açmak tabii ki,  zordur. 1968&#8242; de Alman şarkiyatçı Barbara Fleming Mısır kütüphanelerinin  birindeki elyazmaları arasında Hasanoğlu&#8217;nun Türkçe bir başka gazelini daha bularak  yayınlamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hasanoğlu&#8217;nun doğum ve ölüm tarihî belli  değildir. Ancak, iki Türkçe şiirinin dil açısından tahlili, diğer taraftan, XIV.  yy. tezkirecisi Semerkandi&#8217;nin kendi eserinde onun hakkında bilgi vermesi,  şairin en geç, XIV. yüzyılda yaşadığını düşündürmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hasanoğlu&#8217;nun gazeli bu eserin yazıldığı döneme kadar Azerbaycan Türkçesi&#8217;nin  belli bir gelişme dönemi yaşadığını ve şiir diline çevrildiğini gösteriyor.  Gazel, geleneksel konudamuhabbet üzerine yazılmışsa da, şekil açısından yeni ve  özgündür; baştan sona kadar, sorular ve onlara verilen cevaplar üzerine  kurulmuştur:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Apardı könlümü bir hoş qemer yüz, canfeza  dilber, Ne dilber? Dilberişahid. Ne şahid? Şahidiserver.<br />
Men ölsem sen, bütişengül, sürahi, eyleme qülqül, Ne qülqül? Qülqüli bade. Ne  bade? Badeyiehmer.<br />
Başımdan getmedi hergiz seninle içdiyim bade, Ne bade? Badeyimesti. Ne mesti? Mestiyisağer.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hasanoğlu&#8217;nun Barbara Fleming tarafından  yayınlanan ikinci gazelinin dili daha açık ve anlaşılırdır. Ayrıca, birinci  gazelden farklı olarak, burada ilahî aşk değil, reel, gerçekçi aşk terennüm  olunur, insanî his ve duygular ön plana getirilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gerçi Hasanoğlu&#8217;nun, edebiyat tarihimize  iki şiiri girmiştir. Ama, muhakkak ki; bu iki şiir, millî dil ve millî  edebiyatımız için, cilt cilt eserlerden daha önemlidir. Hasanoğlu&#8217;nun açtığı  yolda giden Şah Kasim Envar (13561434), Gazi Bürhaneddin gibi (13441398) gibi  şairler Azerbaycan Türkçesi&#8217;ni bir şiir dili olarak daha da geliştirdiler, onun  zengin üslûp ve ifade imkânlarını meydana çıkardılar. Aynı zamanda, bu dil  vasıtası ile klasik Şark Edebiyatı&#8217;na yeni konular ve yeni edebî türler  getirdiler. Mesela, Şah Kasim Envar ilk defa olarak Azerbaycan bayatılarınm,  geraylı ve koşmalarım havasını, dilini, ifade tarzını, şeklini klasik şiire  getirmiştir. Mesela, aşağıdaki şiirinde olduğu gibi:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sabahın olsun mübarek, Çelebi, bizi unutma.  Salam ile can verdik, Çelebi, bizi unutma.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Türkünün yazmış olduğu bu mısralarda  yalnız halk edebiyatının havası değil, Anadolu&#8217;nun bağrından kopmuş başka bir  meşhur Türk şairinin,Yunus Emre&#8217;nin ve onların her ikisinin hocası sayılan  Türkistanlı bilge Hoca Ahmet Yesevi&#8217;nin nefesi duyulmaktadır. Gazi Burhaneddin  ise, çağdaş edebiyata eski Türk şiirinin çok yaygın türlerinden biri olan  tuyuğ&#8217;u getirmiş ve onun klasik örneklerini ortaya koymuştur:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hemişe aşiq könlü büryan bolur,<br />
Her nefes qerib gözi giryan bolur,<br />
Sufilerin dileki mehrab, namaz,<br />
Er kişinin  arzusu meydan bolur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yalnız şairlikle yetinmeyen, aynı zamanda  ülke önderi ve yiğit bir başbuğ olan Gazi Burhanaddin muhabbet lirizminin, dinîahlakî konuların  ve sufi görüşlerin dışına çıkamayan AzerbaycanTürk şiirine alplik, erenlik,  kahramanlık ve savaş ruhu ve konuları getirmiştir. Böylece o, bir taraftan  edebiyatı kendi fikir ve amaçlarının hizmetine verirken, öbür taraftan onu fantazi semalarından yere indirmiş, gerçekliğe ve onun sorunlarına  yaklaştırmıştır. Türkçe&#8217;nin bir şiir diline çevrilmesinde de Gazi Burhaneddin&#8217;in  şahsiyeti ve edebî yaratıcılığı merhale niteliğindedir. Onun Türkçesi aradan  asırlar geçmesine rağmen, tam anlaşılır, oynak ve çekicidir. Şair, halk dilinin  unsurlarından büyük maharetle faydalanır, halk edebiyatı örneklerinden,  özellikle de atalar sözlerinden ve mesellerden gereken şekilde yararlanır. Onun  tasvirleri hayatî ve canlıdır.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gazi Burhaneddin Azerbaycan Türkçesi&#8217;nin  bütün zenginliklerini ilk defa ortaya koyan ve bu açıdan millî edebiyatın sonraki  gelişme merhalelerini, özellikle de Nesimi, Hatai, Fuzûlî, Vagif gibi ustaların  yaratıcılıkların etkiyen üstad bir sanatkârdır.Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nda ana  dilinde yazılmış mesnevinin ilk numunesi de XIII. yy. mahsulüdür. Müellifi belli  olmayan bu eser, Nizami yaratıcılığmdaki manzum destan geleneğinin muhtemelen  aynı tarihî dönemdeki anadilli edebiyatta da sürdürüldüğünün bir  işaretidir. &#8220;Destani Ahmed Herami&#8221; adlı mesneviyi, ilk defa 1928&#8242; de Türk  alimi Telet Onay eski elyazmaları içerisinde, bularak yayınlamış ve kitaba  yazdığı önsözde destanı, Türkçe&#8217;nin bir abidesi olarak değerlendirmiştir.  Destan dil ve üslup bakımından, Türk Edebiyatı&#8217;nın eski abidelerine, özellikle  de &#8220;Kitabi Dede Korkut&#8221;a yakmdır. Nizami&#8217;nin manzum destanlarındaki konuların  ve kahramanların tekrar tekrar ele alındığı bir devirde yazılmış &#8220;Destani Ahmed Herami&#8221;, konusunun yeniliği ve halk edebiyatına bağlılığı ile dikkat  çeker. Destanın, zamanımızın günlük konuşma dilini andıran dilinde, halk  edebiyatı geleneklerine ve tecrübesine dayanmak temayülü kuvvetlidir. Mesela,  aşağıdaki örnek, &#8220;Destanı Ahmed Herami&#8221; de ata sözlerinden ne kadar sık,  fakat yerinde istifade edildiğini belirtebilir:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Meseldir, seveni sevmek gerekdir,<br />
Eyi niyyetlere irmek gerekdir.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gülendam dexi söylemedi tekrar, Heqiqet  dinmemeklik olur iqrar. Meseldir, kendi düşen ağlamaz der, Axan deryayı kimse  bağlamaz der. Kırım&#8217;da, Şiraz&#8217;da, Bağdat&#8217;ta cereyan eden olaylar, maceralar  üzerine kurulmuş bu ilgi çekici destan, Oğuz Türklerinin ortak edebî abidesi olarak  adlandırılmak hakkına sahiptir. Azerbaycan Türkçesi&#8217;nin kısa bir zaman içerisinde Farsça ile rekabet edebilen  bir şiir dili seviyesine yükselmesi, onun yaslandığı edebî geleneklerin  eskiliğini ve zenginliğini gösterirken, bu edebiyatın eski örneklerinin günümüze  ulaşamamış olması ihtimalini artırmaktadır. Türk şiirindeki Yunus Emre  mucizesi gibi, Hasanoğlu yahut Gazi Burhaneddin de, halk edebiyatı kaynaklarından  gıdalandılar; ama, onların klasik üslupta yazılmış mükemmel eserleri, başka kaynakların da varlığına işaret etmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIV. asrın sonu, XV. asrın başlarındaki anadilli Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nın en  büyük zirvesi şüphesiz Nesimi&#8217;dir., 1369&#8242; da, büyük bir ihtimalle Şirvan&#8217;da  doğmuş, mücadele ve isyanlarla dolu hayatını 1417&#8242; de Haleb&#8217;te, idam sehpasında  sona erdirmişti. Mükemmel bir eğitim alan, devrinin en kâmil insanlarından biri  olarak tanınan Nesimi, üç klasik şark dilindeTürkçe, Farsça ve Arapça eserler  yazmıştır. Şirvan&#8217;da ve Bakü&#8217;de yaşadığı dönemde, Hurufilik taliminin banisi Fezlullah Heimi ile tanışıp, dost olmuş, kısa zaman sonra da, onun sadakatli  müridlerinden biri haline gelmiştir. Neimi&#8217;nin tutuklanarak idam edilmesi ve  hürûfilerin takibi üzerine, Nesimi Azerbaycan&#8217;ı terkederek Anadoluya gelmiş,  burada da takip ve tehditlere uğrayarak Halep&#8217;e gitmek zorunda kalmıştır.  Anadolu&#8217;da Nesimi ile görüşen XV. asr Türk şairi, &#8220;Beşaretname&#8221; eserinin  müellifi Refii, Nesimi hakkında, adı geçen eserinde şöyle yazmıştır:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ol Nesimirehmeti fezli hüda,<br />
Ol İmaddeddin  Sirri Mürteza.<br />
Ol şehidi aşki fezli zülcelal,<br />
Bendü zindanlarda yatan mahü sal.<br />
Ol beladan ahü efğan etmeyen,<br />
Söyleyen esrarı, pünhan etmeyen</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nesimi&#8217;nin dünya görüşü şarkın iki büyük dinifelsefi tarîkatmmsufi/min ve  hürûfiliğin etkisi altında biçimlenmiş ve olgunlaşmıştı. Şairin, bu felsefî  anlayışların etkisi altında yapılmış eserlerinin temelinde  Allah fikri vardır ve insanın manevîahlâkî olgunlaşmak yoluyla O&#8217;na kavuşması  fikri ön plandadır. Nesimi için insanın en büyük mutluluğu yaradana kavuşması,  O&#8217;nunla bir vahdet halinde birleşmesidir. İnsanı yardılmışlarm en olgunu, en  kutsalı olarak gören Nesimi, onda Allah&#8217;a mahsus sıfatların tecelli etdiğini  savunur; böylece, insanı Allah&#8217;laştırır, Allah&#8217;ı insanlaştırır. Nesimi&#8217;nin bu  isyancı panteizmi, insanı değersiz kılan, onu her açıdan kula, köleye çeviren,  zamana ve zamanın hükümdarlarına karşı bir baş kaldırış olarak düşünülebilir.  Nesimi Azerbaycan Edebiyatı Tarihi&#8217;ne hem şair, hem de büyük, hümanist filozof  olarak girmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nesîmî yaratıcılığının mühim bir kısmını oluşturan,  coşkun bir ilham ve alevli bir kalbin ürünü olan gazellerinde yalnız Allah  sevgisini değil, aynı zamanda insan sevgisini, hayatını verdiği güzel sevgisini,  yüksek şiiriyet ve ihtirasla terennüm etmiştir. Nesîmî kendinden önce gelen şairlerle kıyaslandığında,  Azerbaycan Türkçesi&#8217;ni bir edebiyat dili, şiir dili olarak daha da geliştirmiş,  bu dilin bütün elvanlığmı, canlılığını, mûsikisini ve şirinliğini şiirlerinde askettirebilmiştirüşdü yene deli könül gözlerinin xeyaline, Kim ne bilir bu  könlümün firi nedir, xeyali ne? Al ile ala gözlerin aldadıb aldı canımı, Alını  gör ne al eder, kimse irişmez aline.Nesimi&#8217;nin hemen her gazelinde bu tür dil sehirbazlıklarma  rastlamak mümkündür. İnsanı yaratılmışların yücesi sayan şair, onu layıkıyla terennüm  ve vasfedebilmek için, kullandığı şiirin dilini de öylece yüceltebilmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XVI. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nm hiç şüphesiz ki, iki büyük zirvesi vardır.  Bunlar, Hatai ve Fuzûlî&#8217;dir. Tabii ki, bu sanat zirvelerinden baktığımızda  onların çağdaşı olan, onlarla bir devirde yaşayıp, yazan bazı şairlerin eserleri  ve şahsiyetleri ikinci derecede gözükürler. Aslında, XIV. XVI. yy. Edebiyatı&#8217;nda  Nesimi&#8217;nin, yahut Fuzûlî&#8217;nin zirvesine yükselmeseler de, yine millî edebiyat tarihinde kendi yerleri ve adları olan bir sıra istidatlı şairfer yetişmiştir.  Karakoyunlu hükümdarı, şiirde Nesimi&#8217;nin takipçisi olarak tanınan Cihanşah  Hekiki, Fuzûlî&#8217;nin seleflerinden biri sayılan Nimetullah Kişveri, Hebibi  Hamidi, Süruri, Sahi, Helili, Kâtibi, Bedr Şirvani, Gülşeni, Hezani, Beşiri,Sahi  vs. gibi onlarla şair, bu devir edebiyatının temsilcileri idiler. Onların hepsi  eserlerinin Azerbaycan Türkçesi ile yazmış bu dilin gelişmesine  çaba göstermişlerdi.  </font></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">   <font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font><span lang="en"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">    « </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-3/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Önceki</font></a><font color="#6699ff"> </font>   <font color="#c0c0c0">| </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-5/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Sonraki</font></a><font color="#c0c0c0"> »</font> </font>   </span><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font></span></strong></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">    “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">Kaynak: &#8220;</span></font><span style="font-size: 8pt"><font color="#0099cc">Azerievi.Com</font></span><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">&#8220;</span></font></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-4/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 4)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı &#8211; Genel bir bakış&#8230; (Bölüm &#8211; 5)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-5/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-5/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 14:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir 
Bakis]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bakis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-5/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel bir bakış&#8230;) (Bölüm &#8211; 5) Timurîler İmparatorluğunun dağılmasından sonra, Azerbaycan&#8217;ın güneyinde meydana çıkan Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletleri, daha sonra ise bütün Azerbaycan topraklarını kendi idaresi altında birleştiren Safeviler hanedanının hükümdarları, Fars etkisinden tam uzaklaşarak Azerbaycan Türkçesi&#8217;ne büyük önem verir, onun tam bir sanat ve edebiyat dili, aynı amanda devlet dili olarak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-5/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 5)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-weight: 700">Azerbaycan Türk    Edebiyatı</span></font><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700">   (Genel bir bakış&#8230;)<br />
</span></font>   <font color="#ff9933">   <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">   (Bölüm &#8211; </span></font></font><span style="font-weight: 700">   <font style="font-size: 15pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">5)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Timurîler İmparatorluğunun dağılmasından sonra,  Azerbaycan&#8217;ın güneyinde meydana çıkan Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletleri, daha  sonra ise bütün Azerbaycan topraklarını kendi idaresi altında birleştiren  Safeviler hanedanının hükümdarları, Fars etkisinden tam uzaklaşarak Azerbaycan  Türkçesi&#8217;ne büyük önem verir, onun tam bir sanat ve edebiyat dili, aynı amanda  devlet dili olarak kabul edilmesi ve kullanılmasına çalışırlar. Bu devletlerin  temelini oluşturan terekeme soyluları millî geleneklere göre yetişmişti. Onlar  artık evvelki devirlerin saray muhitinden uzaklaşamayan hükümdarları gibi Fars  kültürünün etkisi altında değildiler. Nihayet Türklük düşüncesinin, Türklük  şuurunun kendi uyanış dönemini yaşaması, dünyanın üç kıtasında hükümdarlık eden  Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun varlığı ve bütün Avrupa&#8217;nın Türk adı karşısında titremesi  de, Türkçe&#8217;nin hayatın bütün sahalarında hakim dil oluşunda etkili oldu. Bu  tesirlerle, XV. yy. sonlarında Azerbaycan Fars devletçiliği geleneklerinin ve  Fars kültürünün son kalesi olan Şirvanşahlar devleti Safevi hanedanının savaşı  siyâsî ve manevî baskısı ile çöktü ve bu saray etrafında toplanan Farsdilli  şairler, dönemin edebiyatında hiç bir iz bırakmadan silindiler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XV. XVI. yüzyılda, Türk dünyasında kültür açısından bir yakınlaşma ve bütünleşme  oluştuğu dikkati çeker. Türk hükümdarları biri birleri ile çekişseler de bu  hükümdarların memleketlerinde yaşayan Türk şairleri bir manevî birlik havası  oluşturmaya çaba gösteriyorlardı. Mesela, Güney Azerbaycan&#8217;da, Serab  kasabasında doğan, Şah Kasım Envar; Orta Asya&#8217;ya göçerek burada hem büyük şair,  hem de tarikat mürşidi gibi tanınmış, onun takipçileri arasında Emir Tiymur&#8217;un  torunu Mirze Uluğbey bile bulunmuştur. 1488&#8242; de Sultan Hüseyin Baykara&#8217;nın  veziri Emir Ali Şir Nevai&#8217;nin Azerbaycanlı şairin mezarı üzerine türbe yaptırması,  sözünü ettiğimiz manevî birliğin bir simgesi gibidir. XVI. yy. Azerbaycan  şairlerinin faydalandıkları en büyük edebî örneklerden biri de Orta Asya Türk  şiirinin ünlü üstadı Nevai&#8217;nin eserleri idi. Nevai şiiri yalnız bedii  özellikleri ve konusu açısından değil, dil özellikleri açısından da Azerbaycan  şairlerini etkilemişti. Mesela, kendim Nevai ile kıyaslayan ve Sultan Hüseyin  Baykara gibi şiire, sanata değer veren bir koruyucu bulamadığı için adını  dünyaya duyuramadığını söyleyen Kişveri, eski ÖzbekÇağatay Türkçesi&#8217;nin kelime  ve terkiplerini de bol bol kullanıyordu:Kişveri şiiri Nevai şiirinden eskik imes,  Bextine düşseydi bir Sultan Hüseyni Baykara.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sanatta bu manevî birlik havasını  geliştiren, siyasette ise zayıflatan şairhükümdar Şah İsmayıl Hataî  (15861624) Azerbaycan Türkçesi&#8217;ni bir devlet diline, hatta uluslararası  diplomatik münasebet diline çevirdi. O, Akkoyunlu ve Şirvanşahlar devletinin  varlıklarına son vererek Azerbaycan&#8217;ın kuzeyi ile güneyini birleştirdi ve 1502&#8242;  de, onaltı yaşında iken Tebriz&#8217;de, kurucusu olduğu Savefiler Devleti&#8217;nin başına  geçti. Bundan sonra genç şahın İran, Irak ve Orta Asya üzerine zefer yürüşleri  başlar. Ama 1514&#8242; te, Şah İsmayil Çaldıran&#8217;da kendisi gibi şairhükümdar Sultan  Selim&#8217;e yenilir ve bundan sonra savaşlardan uzaklaşır, hayatının geri kalan on  yılını bütünüyle sanata, ülkesinde kültürün ve sanatın gelişmesine verir. Diğer hükümdarşairler gibi Hatai de bazen şiiri kendi siyâsî  fikirlerinin niyetlerinin ifadesi için kullanmaktan geri kalmamıştır. Onun şiirlerinin mühim  bir kısmı Hatai&#8217;nin hakimiyeti döneminde Azerbaycan ve İran&#8217;da siyâsî ideolojiye  çevrilen şiiliğin tebliğine ve terennümüne hasredilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hatai kısa ömür sürmesine, bir devlet adamı  ve başbuğ olmasına rağmen, kendinden sonra zengin bir edebî miras bırakmıştır.  Hem aruz, hem hece vezninde eserler yazmıştır. Çok sayıda gazel, tuyug vs.  eserleri ile birlikte özgün üslûbu ile tanınan &#8220;Dehname&#8221; adlı mesnevinin müellifi olarak ta tanınmaktadır. Hatai&#8217;nin  şiirlerinde onu farklı görüş noktalarından müşahede etmek mümkündür. Bu  şiirlerin bir kısmında o, yenilmez bir savaşçıdır, bir kısmında bilge bir  tarikat şeyhidir, bir kısmında ise, kalbi sevgi ateşi ile dolu bir aşıktır. Ama  her zaman samîmidir, her zaman inançlıdır, her zaman içten gelen duygu ve düşüncelerini  anlatır. Hatai&#8217;nin şiirlerinden insanın manevî özgürlüğü ön plandadır. Dünyaya  bakışı açısından Hatai panteizm felsefi anlayışına taraftar görülür. Nesimi ve  Hellacı Mansur&#8217;un fikirlerini devam etdirir. Hatai&#8217;nin gerek aruz vezninde yazdığı  gazellerinde, gerekse halk şiiri üslubundaki eserlerinde kullandığı Azerbaycan  Türkçesi günümüz okurları için de tam anlaşılır, halk ağzından alınmış bir  dildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2">Şüphesiz, orta çağ Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nm ve bütün Türk şiirinin en büyük ve  ulaşılamaz sanat zirvesi, bütün devirlerin ve bütün halkların benzersiz sevgi  şairi Muhammed Fuzûlî&#8217;dir. 1494 &#8216;de Kerbela&#8217;da doğan, 1556&#8217; da, şiirlerinde  &#8220;Kutsal Toprak&#8221; diye adlandırdığı Kerbela&#8217;da Hakk&#8217;m rahmetine kovuşan Fuzûlî,  Türk şiirinin tarihinde en büyük edebî mektebin kurucusu, beş yüz seneden beri  yaşamakta olan edebî geleneklerin yaratıcısıdır. &#8220;Fars lafzı&#8221; ile güzel  şiirlerin çokluğunu, &#8220;Türk lafzı&#8221; ile nezmi nazik yaratmanın zorluklarını  söyleyen şair, Türkçe&#8217;nin güzelliklerini ortaya çıkarmak, şiirde onu Fars dili  ile rekabet edebilecek bir duruma getirmek vazifesini üstlenmiş ve bu amacına  ulaşmıştır. Fuzûlî, Türk dilini en yüce hakikatleri, en ince psikolojik durumları  ifade edebilecek seviyeye yükseltmiş, onu &#8220;namerbutluktan&#8221; ve &#8220;nahamvarlıktan&#8221;  arındırmış, yalnız &#8220;hüner dili&#8221; değil, aynı zamanda aşk dili, ülfet dili,  güzellik dili olduğunu, ölmez eserleri ile bir daha ispatlamıştır. Fuzûlî,  Azerbaycan&#8217;a şiirininin sonraki devirlerini ve temsilcilerini o kadar kuvvetli  etkilemiştir ki, asırlar boyunca şairler Fuzûlî sözünün sihrinden, cazibesinden  uzaklaşamamış, onun bir beytinin, bir mısrasının yorumlanmasına günler, aylar  verilmiş, her gazeline onlarca, belki de yüzlerce nazire yazılmıştır.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Farsdilli  Azerbaycan şiirinde, klasik örneğini Nizami&#8217;nin ortaya koyduğu &#8220;Leylâ ve  Mecnun&#8221; konusunu anadilli edebiyata ilk defa Fuzûlî getirmiş ve kendisinden  sonraki &#8220;Leyli ve Mecnun&#8221;lar için mükemmel bir numune yaratmıştır. Keder, yas,  gam, elem şairi gibi tanınan Fuzûlî aynı zamanda insan kalbinin, insan  hislerinin en büyük araştırıcısı olarak edebiyat tarihimizde yer almıştır.  Fuzûlî hangi konuya, hangi şiir türüne elatmışsa, onun sonraki dönemlerde bir  kalıp gibi kullanılabilcek klasik örneklerini yaratmıştır. Türkiye&#8217;de Fuzûlî  hakkında yazan ilk müelliflerden biri olan Muhammed Celal 1894&#8242; de yaymlatdığı  &#8220;Osmanlı Edebiyatı Numuneleri&#8221; kitabında büyük söz üstadının yaratıcılığmtaki bu  yöne dikkat çekerek şöyle yapar: &#8220;Bağdat edebiyat gülzarmın güzel nağmeli  bülbülü olan Fuzûlî, Osmanlı şairlerinden karşısında hiçbir üstad, rehber görmediği  halde, edebiyata yeni hayat veren bir sanat yaratmış; hem de bu sanatı,  derelerin cuşişinden, rüzgârın iniltisinden, bir tebessümün tesirinden, bir  bedevi kızının masum güzelliğinden iktibas eyle. Bu cephede birinci şairimiz  mutlaka Fuzûlî&#8217;dir.&#8221; Fuzûlî&#8217;nin mükemmel bildiği üç dildeTürk, Arap ve Fars  dillerinde, yarattığı eserler, onu yalnız Türk edebiyatlarının değil, bütün Doğu Edebiyatı&#8217;nm en büyük simalarından biri, dünya edebiyatmdaki hümanizm  fikirlerinin, insanseverlik duygularının en büyük terennümcülerinden biri  yapmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tabii ki, Fuzûlî&#8217;den sonra Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nda ana dilinde eserler  yaratmak hem kolay, hem de zordu. Kolaydı çünkü, ortada Fuzûlî örnekleri vardı;  zordu, çünkü, ortada yine Fuzûlî örnekleri vardı. Fuzûlî&#8217;den daha güzel yazmak  mümkün olmasa da, dil açısında artık geriye dönüş yolu kapatılmıştı. Fuzûlî&#8217;den  sonra Türkçe&#8217;nin yayıldığı yerlerde Farsça şiirlerle dikkat çekmek imkansız idi.  Azerbaycan şairleri, ilk edebiyat tarihçimiz Firudin Bey Köçerli&#8217;nin de üzerinde  durduğu bu gerçeğin farkında idiler ki,&#8221; &#8230;Türk diline revnak veren  ve onu har ve haşakdan temizleyip bir göyçek ve sefalı çemene benzeden Fuzûlî  olubdur ve bununla türklerin üste ümumen ve Azerbaycan Türklerinin boynuna böyük  minnet qoyubdur&#8221;.Edebiyatın gelişmesi, onun büyük eserler ve büyük isimler  yetiştirmesi, aynı zamanda bu edebiyatın yeşerdiği ülkenin sosyal ve siyâsî  durumu ile ilgili XVII. XVIII. asırlarda Azerbaycan&#8217;da merkezi devletin  zayıflaması, iç savaşlar, Azerbaycanda siyâsî güç kazanmak için İran&#8217;la Osmanlı  imparatorluğu arasında süren mücadeleler, edebiyatın gelişmesini de  etkilemişti.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu devirde millî edebiyatın gelişmesinde iki esas çizgi dikkati çekiyordu.  Bunlardan birincisi, Fuzûlî etkisi ile doğan klasik şiir üslubu, diğeri ise,  halk edebiyatının etkisi ile doğan halk şiiri üslubu idi. XVII. XVIII. yy.  şiirinin başka bir özelliği, halkın tarihi, çağdaş siyâsî ve manevî durumu,  yaşam zorlukları, bağımsızlığı ve özgürlüğü uğrundaki mücadelelerine ilişkin  sosyal konuların sık sık ele alınması idi. Azerbaycan&#8217;da, yalnız bir grubun  bedii zevki için hizmet veren saray edebiyatından halk edebiyatına, halkın  durumunu ve problemlerinin açıklayan yeni bir edebiyata geçiş dönemi yaşanmakta  idi. Tarihî manzumeler, hükümdarlara yazılan kasidelerin, gerçeklikten uzak medhiyelerin  yerini almakta idi. Bu manzumelerde, ülkede baş gösteren sosyalsiyâsî olaylar,  halkın inandığı, günvendiği ayrı ayrı tarihî şahsiyetlerin faaliyetleri, zamanın  gündeme getirdiği problemler vs. mesnevi tarzında tasvir olunuyordu. Bu  manzumeler tarihî eserleri tamamlıyor, aynı zamanda bu eserlerde arka planda  kalmış olan psikolojik yaşantıları, devrin, değişen olayların getirdiği  heyecan ve üzüntüleri açıklıyordu. Tarihî şahsiyetlerde II. Şah İsmayil, Şah  Abbas, Nadir şah, Seki hakimi Hacı Çelebi han, Hüseyin Müştak Han vb. hakkında,  Şakir Şirvani, Ağa Mesih Şirvani, Vidadi vb. şairler tarafından tesirli  manzumeler yazılmış ve halk arasında yayılmıştı. 1 Edebiyatta klasik şiir  üslûbunun. Fuzûlî mektebinin geleneklerini Mehemmed Emani (15361610), Fedai, Mesihi (15751655), Saib Tebrizi (16011679),*Gövsi Tebrisi, Mechur Şirvani vs.  gibi şairler devam ettirirdiler. Onların hemen hepsi, iki dilli idiler  eserlerini hem Azerbaycan Türkçesi, hem Fars dillerinde yazıyor, ama, ana  dillerine daha fazla önem veriyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Adları geçen bu şairlerin ve onların diğer  çağdaşlarının yaratıcılıklarında  lirizm esas yer tutsa da, epik eserlere, mesnevi ve manzum hikayelere de ilginin  arttığı müşahede edilmektedir. Mesela, sevgi şiirlerinde Fuzûlî&#8217;nin takipçisi  olarak tanınan Mehemmed Emani, bu muhabbet şiirlerinin yanısıra, konusunu halkın  hayatından, gündelik yaşamından alan &#8220;Devesi ölmüş karı&#8221;, &#8220;Tiryekçi&#8221;, &#8220;Hatemi  Tai ve karib&#8221; gibi manzum hikayeler kaleme almıştır. Tebriz&#8217;de doğup, büyüyen  Fedai, tahminen 1580 de &#8220;Bahtiyarname&#8221; adlı eserini tamamlamıştı. İfade edelim  ki, Bahtiryarname de &#8220;Leyli ve Mecnun&#8221; yahut &#8220;Hüsrev ve Şirin&#8221; gibi  klasik  Azerbaycan Edebiyatının geleneksel konulandandır. Fedai&#8217;den önce Penahi ve  Şemseddin Mehemmed gibi Azerbaycan şairleri de aynı isimde eserler yazmışlardı.  Fedai&#8217;nin özelliği bu konuyu Azerbaycan Türkçesi ile işlemesinde idi. &#8220;Bahtiyarname&#8221;  bir macera hikayesi idi ve Arap şarkında yaygın &#8220;Sindbadname&#8221;leri  hatırlatıyordu. Ama Fedai, bu geleneksel konudan yararlanarak, bu döneme kadar  daha çok aşığın ıstıraplarından ve maşuğun zulümlerinden söz açan edebiyata, sıradan  adamları, tacirleri, esnafları, denizcileri getirmiş, onların maceralarına  dayanarak bir sıra mühim manevîahlakî problemleraçgözlülük, tamahkârlık,  zenginlik ihtirası, yalancılık, dolandırıcılık gibi menfî sıfatlar hakkında  muhakeme ve mülâhazalar yürütmüştür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orta asırlar tezkirecilerinin verdikleri bilgiye göre; edebî mirası yüzbin  beyitten fazla olan Mesihi de, lirik şiirleri ile birlikte &#8220;Dane ve Dam&#8221;, &#8220;Zenbur  ve Esel&#8221;, &#8220;Verga ve Gülşa&#8221; gibi menzum roman niteliğinde olan  mesnevileri ile tanınmıştır. Evvelki iki mesnevi şimdiye kadar elde edilmemişse de, sonuncu  eser, yani &#8220;Verga ve Gülşa&#8221; Mesihi sanatı hakkında fikir sahibi olmak için  yeterlidir. Şark edebiyatında XI. yüzyıldan başlayarak işlenen bu mevzu,  Mesihi&#8217;nin 1629&#8242; da tamamladığı onbin mısralık mesnevide, . yeni keyfiyetleri  ve farklı cihetleri ile ele alınmıştır. XVII yy. Azerbaycan&#8217;ının önemli bir şairi , Saib Tebrizi&#8217;dir. Hayatı devamlı  olarak seyahetlerde geçen bu şair, altı sene Hindistan&#8217;da yaşamış ve Farsdilli  şiire &#8220;Hind sebkini&#8221;  &#8220;Hind üslubunu&#8221; getirmiştir. Hayatının son otuz yılını  Safevi hükümdarı II Şah Abbas&#8217;m sarayında yaşamış ve Melikü&#8217;şşüara adını  taşımıştır. Yüz yirmi bin beyitlik Divan&#8217;ın ve şark şairlerinin eserlerinden  seçmelerden oluşan Bayaz&#8217;m müellifi olarak tanınan Saib Tebrizi, Farsdilli  şiirin Azerbaycan edebiyatındaki son büyük temsilcisi sayılmalıdır. Aynı  zamanda araştırmacısı olan Ş. Tebrizi, bu edebiyatı Farsdilli ve anadilli  Azerbaycan şiirinin bir köprüsü olmuş, Farsça yazdığı eserlerde Nizami&#8217;nin,  Türkçe şiirlerinde ise Fuzûlî&#8217;nin geleneklerinin takipçisi olmuştur.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan&#8217;ın  güneyinde, millî edebiyata üç meşhur şair bahşetmiş Gövsiler ailesinden olan ve Saib Tebrizi gibi hayatının bir  kısmını Hindistan&#8217;da sürdüren Gövsi Tebrizi de Saib&#8217;le birlikte iki geleneğin,  iki edebî mektebin takipçileri arasındadır.Yeni Devir Arefesinde XVIII. yy.  başlagmcmdan itibaren Azerbaycan, fasılasız savaşlara sahne olmuştu. 1729&#8217;da, hükümdarlarının  hepsi Türk kökenli olan, kurucusu Şah İsmayil Safevi&#8217;nin ölümünden sonra ama  Farsçı politika yürüten Safeviler Devleti çöktü. Türklerin Afşar boyundan olan  Nadir Şah, İran&#8217;ı yeniden kuvvetli bir devlet durumuna getirmeye uğraştıysa da,  onun 1747&#8242; de öldürülmesi, bu planlarının gerçekleşmesine imkan vermedi.  İran&#8217;daki saltanat çekişmeleri ve merkezî hükümetin zayıflaması sonunda  Azerbaycan, İran egemenliğinden ayrıldı; ancak küçük hanlıklara parçalandı.  Ülkenin kuzeyinde ve güneyinde Küba, Derbend, Şamahı, Baku, Karabağ, Gence Talış,  Nahçıvan, Seki, Karadğ, Tebriz hanlıkları, Marağa ve Urmiya malikaneleri,  Şemşeddin, Kazak, İlisu sultanlıkları, CarBalakan İcması gibi devlet sayılamayacak  feodal kurum ve kuruluşlar ortaya çıktı.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu hanlıkların arasında barışı devam ettirmek  imkansız idi. Toprak iddiaları ve çeşitli nedenlerle daima  biribirlerine saldırdılar. Ülke bütünüyle bir iç kargaşa yaşamakta idi. Yüz  yıldan beri Kafkasya&#8217;yı işgal etmek, Karadenize ve Boğazlara çıkmak planları  ile yaşıyan Rusya İmparatorluğu ise kuvvetlenmekte idi. Kafkasya üç büyük  devletinOsmanlı İmparatorluğu&#8217;nun, Rusya&#8217;nın ve İran&#8217;ın menfaetleri çatışmakta  idi. Millî devlet geleneğine sahip olmayan Azerbaycan Hanları ise kendi yakın  çıkarlarını esas alarak bu devletlerden birini destekler, hetta Rus orduları ve  Gürcü Çarları ile birlikte kendi kardeşlerinin üzerine gitmektan çekinmezler.  Azerbaycan&#8217;da siyâsî düzenbazların, sahte hanların ve sultanların sayısı artar.  Hakimiyet ihtirası ile halkı kana ve ölüme sürükleyenler tarih sahnesinde  birbirlerini takip eder. Bu çalkantılı ve karanlık dönemin ıztıraplarını  yaşayan şairler eserlerini, artık geleneksel gülbülbül, aşıkmaşuk konusunda  değil, gözleri önünde cereyan eden kederli olaylar üzerine yazarlar. Şakir  Şirvani ve Ağa Mesih Şirvani gibi şairler, XVIII. yy. başlangıcında  Azerbaycan&#8217;ın en karışık bölgelerinden birisi olan Şirvan&#8217;daki kanlı olayları,  gerçek tarihî hadiseleri, iri hacimli mesnevilerinde tasvir ederler.</font></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">   <font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font><span lang="en"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">    « </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-4/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Önceki</font></a><font color="#6699ff"> </font>   <font color="#c0c0c0">| </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-6/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Sonraki</font></a><font color="#c0c0c0"> »</font> </font>   </span><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font></span></strong></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">    “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">Kaynak: &#8220;</span></font><span style="font-size: 8pt"><font color="#0099cc">Azerievi.Com</font></span><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">&#8220;</span></font></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-5/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 5)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-5/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı &#8211; Genel bir bakış&#8230; (Bölüm &#8211; 6)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-6/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-6/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 14:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir 
Bakis]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bakis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-6/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel bir bakış&#8230;) (Bölüm &#8211; 6) Azerbaycan, manevî ve kültürel alanda da İran tesirinden uzaklaşır. Bu gelişme edebiyatta, Halk Edebiyatı üslûbunun, halk şiirinin öne çıkması, şiir dilinin temizlenmesi ve saflaşması, edebiyatın daha büyük bir ölçüde halk hayatına girmesi, millî özellikleri ve millî psikolojiyi daha büyük çapta yansıtması ile kendini gösterir. Azerbaycan şairleri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-6/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 6)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-weight: 700">Azerbaycan Türk    Edebiyatı</span></font><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700">   (Genel bir bakış&#8230;)<br />
</span></font>   <font color="#ff9933">   <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">   (Bölüm &#8211; </span></font></font><span style="font-weight: 700">   <font style="font-size: 15pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">6)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan, manevî ve kültürel alanda da  İran tesirinden uzaklaşır. Bu gelişme edebiyatta, Halk Edebiyatı üslûbunun, halk  şiirinin öne çıkması, şiir dilinin temizlenmesi ve saflaşması, edebiyatın daha  büyük bir ölçüde halk hayatına girmesi, millî özellikleri ve millî psikolojiyi  daha büyük çapta yansıtması ile kendini gösterir. Azerbaycan şairleri ve yazarları yüzlerini, mensub  oldukları halka  çeviriyorlardı; mitolojik şahların değil, bu halkın tarihini öğrenmek, saray güzellerini  değil, gözleri önündeki halk güzellerini terennüm etmek zaruriyetini  anlıyorlardı. Edebiyata küçük ölçüde de olsa milliyetçilik duyguları yerleşiyordu  ve bu duygular her şeyden önce edebiyatın; dilinin, konularının,  kahramanlarının halka yakınlaşmasından, halka kavuşmasından ortaya çıkıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yazılı edebiyatta böyle bir yakınlaşmanın ilk temsilcileri XVIII. asır  şairlerinden Molla Veli Vidadi (17091809) ve Molla Penah Vakıf (17171797)  idi. Birbirine sıkı dostluk bağlan ile bağlı olan bu sanatkarlar, klasik şiirin  geleneklerine ve özelliklerine hakim olmalarına, klasik Azerbaycan ve şark  şairlerinin eserlerini, Fars ve Arap dillerini mükemmel bilmelerine rağmen,  yüzlerini halk edebiyatına çevirdiler. Azerbaycan Halk Edebiyatı&#8217;nm koşma,  geraylı, tecnis vs. gibi türlerini yazılı edebiyata getirdiler. Onlar şiiri  yalnız şekil açısıdan değiştirmekle, halka yakınlaştırmakla yetinmediler, onun  konusunu, kahramanlarım da değiştirmeye, yenilemeye çalıştılar. Özellikle de  Vakıf, sanatını derinden bildiği ve sevdiği Fuzûlî&#8217;nin sihrinden kurtulabildi ve  Fuzûlî&#8217;den sonraki &#8220;edebî zirvesizlik&#8221; dönemini sona erdirerek Azerbaycan  şiirinin tarihinde yeni bir zirve, yeni bir edebî geleneğin ve şiir mektebinin  kurucusu oldu. Vakıf beş yüz seneden beri Arap Edebiyatı&#8217;ndan gelme aruz  vezninin sınırlarına kapanıp kalan Türk şiirini, bu sınırlardan çıkardı, millî  şiire hece veznini getirdi. Aruzdan uzaklaşma büyük ölçüde Arap ve Fars  dillerinin etkisinden, şiirde kendine yer bulan çak sayıda yabancı kelimelerden  kurtulmak için de yol açtı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vakıfın dil ve biçim açısından yenileşmeye  başlayan Azerbaycan Edebiyatı Tarihi&#8217;ndeki başka bir önemli hizmeti, onun canlı  insanı, hayattan zevk alan insanı, bütün his ve heyecanları ile edebiyat  getirmesidir. Vakıf asırlar boyu keder, elem, hicran, ayrılık, gam, vefasızlık,  şikayet, sitem, küskünlük,  bedbinlik vs. motifleri üzerinde köklenmiş klasik şiirin karşısına yaşama  sevinci, hayat sevgisi ile coşuptaşan, hayattan zevk almaya çağıran, iyimser,  neşeli bir şiir koydu. Azerbaycan tarihinin karanlık ve kederli bir döneminde  yaşayan Vakıf hayatta da, edebiyatta da her zaman ışık aradı ve buldu. Vakıf XVIII.  yy. Azerbaycan&#8217;ının yalnız edebiyatında değil, siyâsî hayatında da iz  bırakmış büyük şahsiyetlerdendir. O, otuz yıla yakın bir zaman, 1747&#8217;de Penap  Han tarafından kurulmuş olan Karabağ Hanlığı&#8217;nın baş vezirliğini yapmıştır.  Vakıf, şiirlerinde içerisinde yaşadığı muhitin her yönüyle aksettirmeye  çalışmıştır. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hayatının sonuna, doğru, yaşadığı dehşetli olayların etkisi  altında şiirlerinde, her zaman reddettiği keder motifleri ağırlık kazanmışsa  da, Vakıf Azerbaycan şiirinin tarihine hayat, sevinç ve mutluluğun şairi olarak  girmiştir. Şiirlerinin birinde,Toybayramdır bu dünyanın ezabı, Eqli olan ona  getirir tabı, diyen şair, gerçekten de edebî kişiliği ve yaratıcılığı ile azaplar arasında bir  sevgi, bir sevinç, bir inanç yaşatmanın örneğini vermiştir. XVIII. asrın ikinci yarısından itibaren edebiyata gelen şairlerin büyük bir  kısmı Vakıfın yolundan giderler. O&#8217;nu kendilerine sanat hocası sayar ve Vakıf  koşmaları üslubunda eserler yazarlar. Mehemmed Bey Cavanşir, Aşık Peri, Kasım  Bey Zakir, Yehya Bey Dilgem ve onlarca diğer Azerbaycan şairinin eserlerinde  yaşatılan bu gelenek XX asr Azerbaycan şiirinde de devam ettirilmektedir.  Vakıf orta çağ Azerbaycan şiirinin son büyük klasiğidir. Ama o, sanatının bütün  ruhu ile geleceğe istikametlenmiş bir şairdir. Diğer taraftan Vakıfın zengin  yaratıcılığı ortaçağ ve yeni Azerbaycan edebiyatlarını birleştiren, biri birine  bağlayan bir köprü timsalindadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yüzyılın başlangıcı, aynı zamanda Azerbaycan&#8217;da Rus işgalinin  başlangıcıdır. Aslında bu işgalin planı yüzyıl önce, sadece Avrupa&#8217;ya değil,  Doğuya da pencere açmak isteyen Rus imparatoru I. Pyotr&#8217;unTürk kaynaklarında  denildiği gibi Deli Petro&#8217;nun, zamanında çizilmişti. 1722&#8242; de Baku üzerinden  yürüyen ve Derbent&#8217;e kadar gelen Deli Petro iç ayaklanma nedeni ile geri dönmek  zorunda kalmıştı. Hayatının son aylarmda vasiyetini yazarak hayalinde  yaşattıklarının gerçekleştirilmesini varislerine havale etmiştir. XVIII. yy.  ortalarında Osmanlı Devleti&#8217;nin evvelki gücünü ve kudretini kaybetmesi, İran&#8217;ın  iyice zayaflaması Rusya&#8217;ya Kafkaslarda daha aktif bir politika yürütmek  imkanını verdi. 1783&#8242; te Gürcistan Rusya&#8217;nın himayesine geçti. Buradan, Rusların  yolu artık doğrudan Azerbaycan&#8217;a idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1804&#8242; de Rus orduları Gence&#8217;yi ele geçirdiler. Rusların, uygun şartlar altında  teslim olma teklifini nefretle reddeden Gence Hakimi Cevad Han, kale  duvarlarının üzerinde şehit oldu. Gence&#8217;nin ardından, aynı yıl Karabağ Hanlığı  ve CarBalaken icması, 1805&#8217;te Şamahı Hanlığı, 1806&#8217;da Baku, Derbend, Küba  hanlıkları Rusya&#8217;nın işgaline uğradı. Rusya&#8217;ya savaş ilan eden İran, 1813&#8217;te  mağlup oldu. 12 Ekim 1813&#8217;te Karabağ&#8217;daki Gülistan köyünde İran&#8217;la Rusya  arasında imzalanan barış anlaşmasına göre İran; Gence, Karabağ, Seki, Şirvan,Küba, Baku, Talış  hanlıkları, Doğu Gürcistan ve Dağıstan&#8217;a üzerindeki iddialarından el çektiğini  bildirdi.1826&#8217;da İran, İngiltere ve Fransa&#8217;nın da tahriki ile yeniden savaşa  girdi. Ama, bu savaş da İranlıların yenilgisi ile  sonuçlandı. Neticede 1828 yılının Türkmençay barış anlaşmasına göre Nahçıvan  ve İrevan hanlıkları da Rusya&#8217;ya geçti ve böylece Azerbaycan&#8217;ın kuzeyinin Rusya  İmparatorluğu tarafından işgali tamamlandı. Araz nehri sınır olarak kabul  edilmekle, Azerbaycan ikiye bölündü. Yeni topraklara sahip olan Rusya çok  geçmeden buradaki hanlık idare sistemine son verdi; eski hanların yerine Rus  subaylarından oluşan komendantlar tayin etti. Birbirinin ardınca geçirilen  ıslahatlar, Azerbaycan&#8217;m İmparatorluğun içerisinde eriyip gitmesi, yerli halkın  bir Rus tebaasına çevrilmesi amacını gütmekte idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Marksizmin banilerinden biri olarak tanınan  F. Engels, K. Marks&#8217;a gönderdiği 13 Mayıs 1851 tarihli mektubunda, Rusya&#8217;nm  doğudaki, özellikle de Kafkasya&#8217;daki fetihlerine değinerek şöyle yazar; &#8220;Bütün  rezilliğine ve Slav çirkefine rağmen Rusya Şarkla münasebette gerçekten ilerici  bir rol oynuyor&#8230; Rusya&#8217;nm  hakimiyeti Karadeniz ve Hazar Denizi için Merkezi Asya için, Tatar ve Başkırtlar  için medenileştirici rol oynuyor&#8230; Bu fikirde bir gerçek payı vardır. Ancak,  son dönemlere kadar Engels&#8217;in bu fikrine istinad olunurken onun birinci kısmı  (&#8220;Rusya bütün rezilliğine ve Slav çirkefine rağmen&#8230;) bir kenara atılır, yalnız  ikinci kısmı verilirdi. Aslında XIX yy. evvellerinde bağımsızlıklarını ve  özgürlüklerinin kaybederek Rusya&#8217;nın işgali altına düşen, Türk boyları, hem  imparatorluk politikasının rezillik ve çirkeflerini kendi hayatlarında yaşamış,  hem de gerçekten şark ülkeleri ile kıyaslandığında daha ilerici gözüken  Rusya&#8217;nın medenileştirici etkisini hissetmişlerdi. Daha doğrusu, Rusya bu  halklar için, Avrupa kültürüne bir geçit, bir köprü işlevini taşımıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya işgalinden sonra dağınık, her zaman  birbiri ile savaş ve kargaşa durumunda olan Azerbaycan hanlıkları, yalancı bir  devletin, işgalci bir imparatorluğun çatısı altında da olsa, birleştiler.  Çekişmelere ve iç savaşlara, İran&#8217;ın eksilmeyen baskınlarına son verildi. Toprak  cihetinden birleştirilen  Azerbaycan&#8217;da, zaman geçtikçe hanlık döneminin oluşturamadığı birlik duygusunun  ilk ışıltıları gözükmeye başladı. Rus idaresinin getirdiği sıkıntılar, kendi  topraklarında her adım hak ve hukuklarının çiğnenmesi, imparatorluk siyasetine  karşı bir tepki olarak millî ve dinî hisselerin sürekli ayakta tutulmasını  sağladı. Artık edebiyat da, edebiyat adamları da uçurulmuş saraylardan,  dağıtılmış hanedanladan uzaklaşarak halkın, toplumun arasına girmişti; onunla  birlikte yüzüyor, onunla aynı hayatı yaşıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan&#8217;ın yeni bir döneme girdiği, yeni ekonomik, siyâsî, kültürel  ilişkilere koşulduğu XIX. yy. başlarında Azerbaycan Edebiyatı birkaç çizgi  üzerinde gelişmekte idi. Bunlardan birincisi, edebiyatta klasik sanat  geleneklerine, Fuzûlî edebî mektebinin geleneklerine dayanan divan şiiri idi.  Divan Edebiyatı&#8217;nın temsilcileri ülkenin hayatında baş gösteren köklü  değişikliklerden habersizmiş gibi geleneksel konularda eserler yazmakta, nazireler  uydurmakta idiler. XIX. asrın, bu şiir üslubunda, bu edebî mektep  temsicilerinin yaratıcılığına getirdiği esas yeniliklerden biri, dinî mevzuların  daha sık şekilde ele alınması, Tarikat Edebiyatı&#8217;nın güçlenmesi idi. Mersiye  şiiri Azerbaycan&#8217;ın gerek kuzeyinde, gerekse güneyinde yaygınlık  kazanmış, bu şiirin Raci, Gumri, Dehil, Şüai, Süpehri, Mirza Hebib Kudsi,  Pürgem Bedii, Ahi vs. istidatlı temsilcileri yetişmiştiler. Mersiye şiiri baştan  başa şiilik ideolijisinin tebliğine, şii mukaddeslerinin hayatının tasvirine ve  Kerbela olaylarının açıklanmasına hasredilmişti. Azerbaycan&#8217;ın Rusya işgali  altında olan Kuzey kesiminde mersiye ve tarikat şiirinin yayılmasının, yerli  halkın dinî hislerini her zaman ayakta tutmak ve böylece onlara yabancılar  karşısında bir direniş gücü ve inan<br />
cı kazandırmak açısından önemi vardı.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diğer taraftan dinî edebiyat, özellikle  de mersiye şiiri, halkın geniş tabakalarına ulaştırılabilen az sayıda edebiyat  örneklerinden birincisi ve muhtemelen de sonuncusu idi.Millî edebiyatın  gelişmesindeki ikinci çizgi Vakıf geleneklerinin ve halk şiiri üslubunun yeni  şartlardaki devamı ile ilgili idi. Vakıftan sonra XIX. asrın birinci yarısında  onun adı ile ilgili olarak bu edebî cereyan Azerbaycan&#8217;ın güneyinde ve kuzeyinde,  bütün bölgelerde yaygınlaşmıştı. Yazılı edebiyatta aşık şiiri geleneklerinin yer  alması, ilk merhalede, Aşık Edebiyatı&#8217;nın halk kitleleri içerisinde bilinir  olması ve herkes tarafından kolaylıkla anlaşılması ile ilgili idi. Ama yazılı  edebiyat, Şah İsmail Hatai döneminden başlayarak, yalnız aşık şiirinin şeklini,  mevzunu kullanmakla sınırlanmamıştı. Eğer böyle olsaydı, o zaman zaten yazılı  edebiyatla, aşık şiirinin, Vakıfla Aşık Ali&#8217;nin hiçbir farkı olmazdı. Halk şiiri  üslubunda güzel, oynak, anlaşılır eserler yazan Zakir, Mehemmed Bey Aşık, Aşık  Peri, Mirz Hasan Mirz, Kâzım Ağa Salik, Mücrüm Kerim Vardani, Melikballı Kurban  vb. aynı zamanda klasik şiirin tecrübesinden ve kurallarından da  faydalanıyorlardı. Onlar kendi eserlerinde iki geleneği bir araya getirip, onun  birliğine, sentezine ulaşıyorlardı. Nihayet, yazılı edebiyattaki halk şiiri  üslûbu, aşık şiirinden farklı olarak ilmî, tarihî kaynaklara dayanır. Hem  çeşitli, hem de ekseri hallerde bilgi ve okumayı gerektiren sosyal, siyâsî ve  tarihî konuları ele alıyorlardı.</font></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">   <font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font><span lang="en"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">    « </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-5/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Önceki</font></a><font color="#6699ff"> </font>   <font color="#c0c0c0">| </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-7/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Sonraki</font></a><font color="#c0c0c0"> »</font> </font>   </span><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font></span></strong></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">    “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">Kaynak: &#8220;</span></font><span style="font-size: 8pt"><font color="#0099cc">Azerievi.Com</font></span><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">&#8220;</span></font></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-6/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 6)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-6/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı &#8211; Genel bir bakış&#8230; (Bölüm &#8211; 7)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-7/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-7/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 14:36:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir 
Bakis]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bakis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-7/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel bir bakış&#8230;) (Bölüm &#8211; 7) Azerbaycan, manevî ve kültürel alanda da İran tesirinden uzaklaşır. Bu gelişme edebiyatta, Halk Edebiyatı üslûbunun, halk şiirinin öne çıkması, şiir dilinin temizlenmesi ve saflaşması, edebiyatın daha büyük bir ölçüde halk hayatına girmesi, millî özellikleri ve millî psikolojiyi daha büyük çapta yansıtması ile kendini gösterir. Azerbaycan şairleri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-7/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 7)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-weight: 700">Azerbaycan Türk    Edebiyatı</span></font><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700">   (Genel bir bakış&#8230;)<br />
</span></font>   <font color="#ff9933">   <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">   (Bölüm &#8211; </span></font></font><span style="font-weight: 700"><font style="font-size: 15pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">   7)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan, manevî ve kültürel alanda da  İran tesirinden uzaklaşır. Bu gelişme edebiyatta, Halk Edebiyatı üslûbunun, halk  şiirinin öne çıkması, şiir dilinin temizlenmesi ve saflaşması, edebiyatın daha  büyük bir ölçüde halk hayatına girmesi, millî özellikleri ve millî psikolojiyi  daha büyük çapta yansıtması ile kendini gösterir. Azerbaycan şairleri ve yazarları yüzlerini, mensub  oldukları halka  çeviriyorlardı; mitolojik şahların değil, bu halkın tarihini öğrenmek, saray güzellerini  değil, gözleri önündeki halk güzellerini terennüm etmek zaruriyetini  anlıyorlardı. Edebiyata küçük ölçüde de olsa milliyetçilik duyguları yerleşiyordu  ve bu duygular her şeyden önce edebiyatın; dilinin, konularının,  kahramanlarının halka yakınlaşmasından, halka kavuşmasından ortaya çıkıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yazılı edebiyatta böyle bir yakınlaşmanın ilk temsilcileri XVIII. asır  şairlerinden Molla Veli Vidadi (17091809) ve Molla Penah Vakıf (17171797)  idi. Birbirine sıkı dostluk bağlan ile bağlı olan bu sanatkarlar, klasik şiirin  geleneklerine ve özelliklerine hakim olmalarına, klasik Azerbaycan ve şark  şairlerinin eserlerini, Fars ve Arap dillerini mükemmel bilmelerine rağmen,  yüzlerini halk edebiyatına çevirdiler. Azerbaycan Halk Edebiyatı&#8217;nm koşma,  geraylı, tecnis vs. gibi türlerini yazılı edebiyata getirdiler. Onlar şiiri  yalnız şekil açısıdan değiştirmekle, halka yakınlaştırmakla yetinmediler, onun  konusunu, kahramanlarım da değiştirmeye, yenilemeye çalıştılar. Özellikle de  Vakıf, sanatını derinden bildiği ve sevdiği Fuzûlî&#8217;nin sihrinden kurtulabildi ve  Fuzûlî&#8217;den sonraki &#8220;edebî zirvesizlik&#8221; dönemini sona erdirerek Azerbaycan  şiirinin tarihinde yeni bir zirve, yeni bir edebî geleneğin ve şiir mektebinin  kurucusu oldu. Vakıf beş yüz seneden beri Arap Edebiyatı&#8217;ndan gelme aruz  vezninin sınırlarına kapanıp kalan Türk şiirini, bu sınırlardan çıkardı, millî  şiire hece veznini getirdi. Aruzdan uzaklaşma büyük ölçüde Arap ve Fars  dillerinin etkisinden, şiirde kendine yer bulan çak sayıda yabancı kelimelerden  kurtulmak için de yol açtı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vakıfın dil ve biçim açısından yenileşmeye  başlayan Azerbaycan Edebiyatı Tarihi&#8217;ndeki başka bir önemli hizmeti, onun canlı  insanı, hayattan zevk alan insanı, bütün his ve heyecanları ile edebiyat  getirmesidir. Vakıf asırlar boyu keder, elem, hicran, ayrılık, gam, vefasızlık,  şikayet, sitem, küskünlük,  bedbinlik vs. motifleri üzerinde köklenmiş klasik şiirin karşısına yaşama  sevinci, hayat sevgisi ile coşuptaşan, hayattan zevk almaya çağıran, iyimser,  neşeli bir şiir koydu. Azerbaycan tarihinin karanlık ve kederli bir döneminde  yaşayan Vakıf hayatta da, edebiyatta da her zaman ışık aradı ve buldu. Vakıf XVIII.  yy. Azerbaycan&#8217;ının yalnız edebiyatında değil, siyâsî hayatında da iz  bırakmış büyük şahsiyetlerdendir. O, otuz yıla yakın bir zaman, 1747&#8217;de Penap  Han tarafından kurulmuş olan Karabağ Hanlığı&#8217;nın baş vezirliğini yapmıştır.  Vakıf, şiirlerinde içerisinde yaşadığı muhitin her yönüyle aksettirmeye  çalışmıştır. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2">Hayatının sonuna, doğru, yaşadığı dehşetli olayların etkisi  altında şiirlerinde, her zaman reddettiği keder motifleri ağırlık kazanmışsa  da, Vakıf Azerbaycan şiirinin tarihine hayat, sevinç ve mutluluğun şairi olarak  girmiştir. Şiirlerinin birinde,Toybayramdır bu dünyanın ezabı, Eqli olan ona  getirir tabı, diyen şair, gerçekten de edebî kişiliği ve yaratıcılığı ile azaplar arasında bir  sevgi, bir sevinç, bir inanç yaşatmanın örneğini vermiştir. XVIII. asrın ikinci yarısından itibaren edebiyata gelen şairlerin büyük bir  kısmı Vakıfın yolundan giderler. O&#8217;nu kendilerine sanat hocası sayar ve Vakıf  koşmaları üslubunda eserler yazarlar. Mehemmed Bey Cavanşir, Aşık Peri, Kasım  Bey Zakir, Yehya Bey Dilgem ve onlarca diğer Azerbaycan şairinin eserlerinde  yaşatılan bu gelenek XX asr Azerbaycan şiirinde de devam ettirilmektedir.  Vakıf orta çağ Azerbaycan şiirinin son büyük klasiğidir. Ama o, sanatının bütün  ruhu ile geleceğe istikametlenmiş bir şairdir. Diğer taraftan Vakıfın zengin  yaratıcılığı ortaçağ ve yeni Azerbaycan edebiyatlarını birleştiren, biri birine  bağlayan bir köprü timsalindadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yüzyılın başlangıcı, aynı zamanda Azerbaycan&#8217;da Rus işgalinin  başlangıcıdır. Aslında bu işgalin planı yüzyıl önce, sadece Avrupa&#8217;ya değil,  Doğuya da pencere açmak isteyen Rus imparatoru I. Pyotr&#8217;unTürk kaynaklarında  denildiği gibi Deli Petro&#8217;nun, zamanında çizilmişti. 1722&#8242; de Baku üzerinden  yürüyen ve Derbent&#8217;e kadar gelen Deli Petro iç ayaklanma nedeni ile geri dönmek  zorunda kalmıştı. Hayatının son aylarmda vasiyetini yazarak hayalinde  yaşattıklarının gerçekleştirilmesini varislerine havale etmiştir. XVIII. yy.  ortalarında Osmanlı Devleti&#8217;nin evvelki gücünü ve kudretini kaybetmesi, İran&#8217;ın  iyice zayaflaması Rusya&#8217;ya Kafkaslarda daha aktif bir politika yürütmek  imkanını verdi. 1783&#8242; te Gürcistan Rusya&#8217;nın himayesine geçti. Buradan, Rusların  yolu artık doğrudan Azerbaycan&#8217;a idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1804&#8242; de Rus orduları Gence&#8217;yi ele geçirdiler. Rusların, uygun şartlar altında  teslim olma teklifini nefretle reddeden Gence Hakimi Cevad Han, kale  duvarlarının üzerinde şehit oldu. Gence&#8217;nin ardından, aynı yıl Karabağ Hanlığı  ve CarBalaken icması, 1805&#8217;te Şamahı Hanlığı, 1806&#8217;da Baku, Derbend, Küba  hanlıkları Rusya&#8217;nın işgaline uğradı. Rusya&#8217;ya savaş ilan eden İran, 1813&#8217;te  mağlup oldu. 12 Ekim 1813&#8217;te Karabağ&#8217;daki Gülistan köyünde İran&#8217;la Rusya  arasında imzalanan barış anlaşmasına göre İran; Gence, Karabağ, Seki, Şirvan,Küba, Baku, Talış  hanlıkları, Doğu Gürcistan ve Dağıstan&#8217;a üzerindeki iddialarından el çektiğini  bildirdi.1826&#8217;da İran, İngiltere ve Fransa&#8217;nın da tahriki ile yeniden savaşa  girdi. Ama, bu savaş da İranlıların yenilgisi ile  sonuçlandı. Neticede 1828 yılının Türkmençay barış anlaşmasına göre Nahçıvan  ve İrevan hanlıkları da Rusya&#8217;ya geçti ve böylece Azerbaycan&#8217;ın kuzeyinin Rusya  İmparatorluğu tarafından işgali tamamlandı. Araz nehri sınır olarak kabul  edilmekle, Azerbaycan ikiye bölündü. Yeni topraklara sahip olan Rusya çok  geçmeden buradaki hanlık idare sistemine son verdi; eski hanların yerine Rus  subaylarından oluşan komendantlar tayin etti. Birbirinin ardınca geçirilen  ıslahatlar, Azerbaycan&#8217;m İmparatorluğun içerisinde eriyip gitmesi, yerli halkın  bir Rus tebaasına çevrilmesi amacını gütmekte idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Marksizmin banilerinden biri olarak tanınan  F. Engels, K. Marks&#8217;a gönderdiği 13 Mayıs 1851 tarihli mektubunda, Rusya&#8217;nm  doğudaki, özellikle de Kafkasya&#8217;daki fetihlerine değinerek şöyle yazar; &#8220;Bütün  rezilliğine ve Slav çirkefine rağmen Rusya Şarkla münasebette gerçekten ilerici  bir rol oynuyor&#8230; Rusya&#8217;nm  hakimiyeti Karadeniz ve Hazar Denizi için Merkezi Asya için, Tatar ve Başkırtlar  için medenileştirici rol oynuyor&#8230; Bu fikirde bir gerçek payı vardır. Ancak,  son dönemlere kadar Engels&#8217;in bu fikrine istinad olunurken onun birinci kısmı  (&#8220;Rusya bütün rezilliğine ve Slav çirkefine rağmen&#8230;) bir kenara atılır, yalnız  ikinci kısmı verilirdi. Aslında XIX yy. evvellerinde bağımsızlıklarını ve  özgürlüklerinin kaybederek Rusya&#8217;nın işgali altına düşen, Türk boyları, hem  imparatorluk politikasının rezillik ve çirkeflerini kendi hayatlarında yaşamış,  hem de gerçekten şark ülkeleri ile kıyaslandığında daha ilerici gözüken  Rusya&#8217;nın medenileştirici etkisini hissetmişlerdi. Daha doğrusu, Rusya bu  halklar için, Avrupa kültürüne bir geçit, bir köprü işlevini taşımıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya işgalinden sonra dağınık, her zaman  birbiri ile savaş ve kargaşa durumunda olan Azerbaycan hanlıkları, yalancı bir  devletin, işgalci bir imparatorluğun çatısı altında da olsa, birleştiler.  Çekişmelere ve iç savaşlara, İran&#8217;ın eksilmeyen baskınlarına son verildi. Toprak  cihetinden birleştirilen  Azerbaycan&#8217;da, zaman geçtikçe hanlık döneminin oluşturamadığı birlik duygusunun  ilk ışıltıları gözükmeye başladı. Rus idaresinin getirdiği sıkıntılar, kendi  topraklarında her adım hak ve hukuklarının çiğnenmesi, imparatorluk siyasetine  karşı bir tepki olarak millî ve dinî hisselerin sürekli ayakta tutulmasını  sağladı. Artık edebiyat da, edebiyat adamları da uçurulmuş saraylardan,  dağıtılmış hanedanladan uzaklaşarak halkın, toplumun arasına girmişti; onunla  birlikte yüzüyor, onunla aynı hayatı yaşıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan&#8217;ın yeni bir döneme girdiği, yeni ekonomik, siyâsî, kültürel  ilişkilere koşulduğu XIX. yy. başlarında Azerbaycan Edebiyatı birkaç çizgi  üzerinde gelişmekte idi. Bunlardan birincisi, edebiyatta klasik sanat  geleneklerine, Fuzûlî edebî mektebinin geleneklerine dayanan divan şiiri idi.  Divan Edebiyatı&#8217;nın temsilcileri ülkenin hayatında baş gösteren köklü  değişikliklerden habersizmiş gibi geleneksel konularda eserler yazmakta, nazireler  uydurmakta idiler. XIX. asrın, bu şiir üslubunda, bu edebî mektep  temsicilerinin yaratıcılığına getirdiği esas yeniliklerden biri, dinî mevzuların  daha sık şekilde ele alınması, Tarikat Edebiyatı&#8217;nın güçlenmesi idi. Mersiye  şiiri Azerbaycan&#8217;ın gerek kuzeyinde, gerekse güneyinde yaygınlık  kazanmış, bu şiirin Raci, Gumri, Dehil, Şüai, Süpehri, Mirza Hebib Kudsi,  Pürgem Bedii, Ahi vs. istidatlı temsilcileri yetişmiştiler. Mersiye şiiri baştan  başa şiilik ideolijisinin tebliğine, şii mukaddeslerinin hayatının tasvirine ve  Kerbela olaylarının açıklanmasına hasredilmişti. Azerbaycan&#8217;ın Rusya işgali  altında olan Kuzey kesiminde mersiye ve tarikat şiirinin yayılmasının, yerli  halkın dinî hislerini her zaman ayakta tutmak ve böylece onlara yabancılar  karşısında bir direniş gücü ve inan<br />
cı kazandırmak açısından önemi vardı.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diğer taraftan dinî edebiyat, özellikle  de mersiye şiiri, halkın geniş tabakalarına ulaştırılabilen az sayıda edebiyat  örneklerinden birincisi ve muhtemelen de sonuncusu idi.Millî edebiyatın  gelişmesindeki ikinci çizgi Vakıf geleneklerinin ve halk şiiri üslubunun yeni  şartlardaki devamı ile ilgili idi. Vakıftan sonra XIX. asrın birinci yarısında  onun adı ile ilgili olarak bu edebî cereyan Azerbaycan&#8217;ın güneyinde ve kuzeyinde,  bütün bölgelerde yaygınlaşmıştı. Yazılı edebiyatta aşık şiiri geleneklerinin yer  alması, ilk merhalede, Aşık Edebiyatı&#8217;nın halk kitleleri içerisinde bilinir  olması ve herkes tarafından kolaylıkla anlaşılması ile ilgili idi. Ama yazılı  edebiyat, Şah İsmail Hatai döneminden başlayarak, yalnız aşık şiirinin şeklini,  mevzunu kullanmakla sınırlanmamıştı. Eğer böyle olsaydı, o zaman zaten yazılı  edebiyatla, aşık şiirinin, Vakıfla Aşık Ali&#8217;nin hiçbir farkı olmazdı. Halk şiiri  üslubunda güzel, oynak, anlaşılır eserler yazan Zakir, Mehemmed Bey Aşık, Aşık  Peri, Mirz Hasan Mirz, Kâzım Ağa Salik, Mücrüm Kerim Vardani, Melikballı Kurban  vb. aynı zamanda klasik şiirin tecrübesinden ve kurallarından da  faydalanıyorlardı. Onlar kendi eserlerinde iki geleneği bir araya getirip, onun  birliğine, sentezine ulaşıyorlardı. Nihayet, yazılı edebiyattaki halk şiiri  üslûbu, aşık şiirinden farklı olarak ilmî, tarihî kaynaklara dayanır. Hem  çeşitli, hem de ekseri hallerde bilgi ve okumayı gerektiren sosyal, siyâsî ve  tarihî konuları ele alıyorlardı.</font></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">   <font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font><span lang="en"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">    « </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-6/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Önceki</font></a><font color="#6699ff"> </font>   <font color="#c0c0c0">| </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-8/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Sonraki</font></a><font color="#c0c0c0"> »</font> </font>   </span><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font></span></strong></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">    “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">Kaynak: &#8220;</span></font><span style="font-size: 8pt"><font color="#0099cc">Azerievi.Com</font></span><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">&#8220;</span></font></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-7/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 7)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-7/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Türk Edebiyatı &#8211; Genel bir bakış&#8230; (Bölüm &#8211; 8)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-8/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-8/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 14:34:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Dili ve Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türk Edebiyatina Genel Bir 
Bakis]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bakis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-8/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Türk Edebiyatı (Genel bir bakış&#8230;) (Bölüm &#8211; 8) Azerbaycan edebîbedii fikrinin tarihinde XIX asrın ilk on yılında meydana çıkan üçüncü çizgi ise, tamamıyla yeni, modern, batılı bir edebiyat yaratmak çabaları idi. Edebiyatın, millî özelliklerini korumak şartı ile, konu ve şekil açısından köklü değişikliklere gitmesi kişisel isteklerin, yahut edebî zevklerin eseri değildi; yenileşen devrin zamanın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-8/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 8)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD">   <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-weight: 700">Azerbaycan Türk    Edebiyatı</span></font><font color="#3366ff"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700">   (Genel bir bakış&#8230;)<br />
</span></font>   <font color="#ff9933">   <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">   (Bölüm &#8211; </span></font></font><span style="font-weight: 700"><font style="font-size: 15pt" color="#ff9933" face="Maiandra GD">   8)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan edebîbedii fikrinin tarihinde XIX  asrın ilk on yılında meydana çıkan üçüncü çizgi ise, tamamıyla yeni, modern,  batılı bir edebiyat yaratmak çabaları idi. Edebiyatın, millî özelliklerini  korumak şartı ile, konu ve şekil açısından köklü değişikliklere gitmesi kişisel  isteklerin, yahut edebî zevklerin eseri değildi; yenileşen devrin zamanın talebi  idi. Ama bu yenileşme, edebî ve kültürel bir birikim üzerine  gerçekleştirilebilirdi. Bu birikimin elde edilmesi Rus ve Avrupa kültürü ile  temasta olmayı, bu kültürleri öğrenmeyi, onları millî şartlara tatbik etmeyi gündeme getiriyordu. Şüphesiz, XIX yy. Azerbaycan Edebiyatındaki bu gelişme çizgileri birbirinden  ayrılmış, tecrit edilmiş şekilde değildi. Şiirde Fuzûlî mektebinin devamcısı  gibi takdim edebileceğimiz Seyid Ebülgasim Nebati aynı zamanda halk şiiri  üslubunda yazılmış güzel koşmaların, geraylıların ve tecnislerin müellifi idi.  Yahut, Vakıfın takipçisi ve Vakıf edebî mektebinin XIX. yy.&#8217;da en büyük  temsilcisi olarak adlandırabileceğimiz Kasım Bey Zakir, mükemmel gazellerin,  tercîi bend ve terkibi bendlerin, muhammes ve müseddeslerin de müellifi  olarak millî edebiyat tarihimize girmiştir. Diğer taraftan, Zakir, Vakıf  geleneklerini daha da zenginleştirerek, millî edebiyatta sosyal mazmunlu  yergilerin ilk örneklerini yaratmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nın, öz doğulu dünyasının,  doğulu düşüncelerinin içerisinde yaşadığı dönemlerde belki de onun, halkın adına  koşmasına,halkm hak  ve hukuklarını savunmasına ihtiyaç yoktu. Ama XIX. yy.&#8217;da durum kökünden değişmişti.  Azerbaycan halkı tamamıyla farklı bir dünyanın, değişken bir düşünce tarzının  içerisine girmişti ve burada onun edebiyatının, onun yazarlarının üzerine son  derece büyük görev düşüyordu. Bu edebiyat ve onun temsilcileri bir taraftan  Azerbaycan Türkleri&#8217;nin kim olduklarını, nereden geldiklerini, hangi tarihî  kökene, kültürel birikime, manevî ve ahlâkî kanaatlere sahip olduklarını dış  dünyaya anlatmalı, öbür taraftan da, bu dış dünyanın, bu çevrenin ne olduğunu  Azerbaycan Türkler&#8217;ine açıklamalı idiler. Tabii ki, gazel ve kasidelerin, bayatı  ve koşmaların Azerbaycan Edebiyatı için bütün doğallığına ve dogmacılığına,  Azerbaycan Türkü için bütün yakınlığına ve anlaşılırhğına rağmen, bu edebî  türlerin, daha doğrusu yalnız bu edebî türlerin yardımı ile  dünyaya açılmak ve dünyayı kendisi için açmak son derece zor idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanlığın sosyal yükselmenin yeni bir aşamasına kavuştuğu, tek dünya  edebiyatının ortaya çıkmaya başladığı bir dönemde, bu problemi millî  edebiyatların, özellikle de Şarkİslam Edebiyatları&#8217;nm büyük çoğunluğu  yaşamakta idi. Tabii ki, Azerbaycan Edebiyatı da onların arasında yer almıştı.  Hem de, yenileşmenin, kaçınılmazlığını, bu edebiyatın temsilcileri daha erken  anlamıştılar. Bu da, daha ziyade Azerbaycan&#8217;ın jeopolitik mevkii, onun Türk Dünyası&#8217;nm  Orta Asya ve Türkiye gibi mühim merkezlerinden yapay bir şekilde ayrılması,  Hıristiyan çevresinde kalması ile ilgili idi. Rusya ile daha aktif ilişkiler  kuran, Rus diline, Rus eğitimine sahip olan, Rus memurları arasında yeralarak  yönetime el koyan Ermeni ve Gürcüler&#8217;in tecrübesi, kendi milletine faydalı olmak  açısından Azerbaycan Türklerine aynı yoldan gitmeyi telkin ediyordu. 1830&#8242; dan  sonra Azerbaycan&#8217;da yeni tipte, Rus dilinde eğitim veren okulların açılması,  Azerbaycan asilzadelerinin Rusya ordusuna alınması vs. Ruslarla Azerbaycan  Türkleri arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin hız kazanmasına yol açtı. Rusya  üniversitelerinde ilk Azerbaycanlı öğrenciler ve profesörler gözükmeye  başlamıştı. Şair ve bilim adamı Mirza Cafer Topçubaşi (17841869) Sant Petersburg  Üniversitesi&#8217;nin profesörü ve kürsü başkanı olarak Azerbaycan, Osmanlı, Fars  Edebiyatlarının ve dillerinin öğretim ve incelenmesi alanında en  otoriteli uzmanlardan biri sayılıyordu.  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2">Kazan Üniversitesinin profesörü, Sankt  Petersburg Üniversitesi Şarkiyat Fakültesi&#8217;nin kurucusu ve ilk dekanı Mirza  Kâzımbey (18021870) Rus Şarkiyatçılığının atası olarak ilim tarihine girmişti.  Onun ilk defa 1839&#8242; da Kazan&#8217;da yaymlanan &#8220;Türk Dili Grameri&#8221; eseri bu sahede  Rusya&#8217;da ilk örnek idi. Mirza Kâzımbey aynı zamanda Osmanlı Edebiyatı klasiklerine  dair bir sıra ilgi çekici incelemelerin, Osmanlı tarihî üzerine araştırmaların  müellifi idi.XIX. yy. başlarında edebiyata gelen Abbaskulu Ağa Bakıhanov Kudsi  (17941847), İsmayılbey Kutkaşmlı (18061861) gibi Azerbaycan yazarları, hem  anadilli edebiyatın geleneğini, hem de Rus ve Avrupa edebiyatının tarihini ve  esas gelişme çizgilerini mükemmel biliyorlardı. Bakıhanov son Baku hanı II  Mirze Mehemmed&#8217;in, İsmayılbey Kutkaşmlı ise İlisu sultanı Nasrullah Sultan&#8217;ın  oğlu idi. Her ikisi de Rus ordusunda hizmet etmiş, birincisi Albay, ikincisi  ise General rütbesine yükselmişti. Ama ikisi de hayatlarının sonunda bundan  pişman olmuş, Hacca giderek tövbe etmişlerdi. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Abbaskulu Ağa Mekke yolculuğu sırasında  ölmüş ve ziyaretine gittiği kutsal topraklarda defnolunmuştu.Yaratıcılık  alanının genişliği açısmdan Bakıhanov, XVIII. yüzyıl Fransız ansiklopedistleri  ile kıyaslanabilir. O, şair ve yazar, tarihçi, dilci, coğrafyacı ve filozof  idi. Rusya&#8217;da Fars dilinin ilk gramerini yazmış, Azerbaycan tarihî üzerine &#8220;Gülüstani  İrem&#8221; adlı bugün de önemini yitirmeyen bir eser kaleme almıştı. Bakıhanov&#8217;un  felsefeye, astronomiye vs. hasrolunmuş eserleri, onun geniş bilgi dairesi,  yenilikçi ve çağdaş düşüncesi hakkında fikir vermektedir. Bilimsel  araştırmalarında Bakıhanov Kurani Kerim ayetleri ile çağdaş ilmî bilgileri bir  araya getirmeye, bir sıra tarihî, ilmî konuların bu Kutsal Kitap&#8217;ta ele  alınması fikrini temellendirmeye çaba gösteriyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiirlerini Kudsî mahlası ile yazan Bakıhanov edebî yaratıcılığa, geleneksel bir  divan şairi gibi başlamış, ama aradan çok geçmeden edebiyatta gerek biçim  gerekse konu açısından modernleşmenin gereğini duyarak gazelcilikten uzaklaşmıştı.  Bakıhanov XIX. yy. Azerbaycan Edebiyatı&#8217;nın ve kültürünün tarihinde  &#8220;Maarifçilik harekatı&#8221; adı ile tanınan herekatm ilk temsilcilerinden ve  önderlerinden biri idi. Fransız eğitimcilerinin ardınca, onların  Azerbaycan&#8217;daki hemfikirleri de, cemiyetteki butun belaların kökünü  ilimsizlikte, cahillikte, nadanlıkta görür ve halk arasında eğitimin geniş çapta  yayılması ile bir sıra sosyal sıkıntıların, fanatizmin, nadanlığın ortadan  kaldırılacağına içten inanıyorlardı. Aralarında, XIX. yy. Azerbaycan  Edebiyatı&#8217;nm Abbaskulu Ağa Bakıhanov, İsmayılbey Kutkaşmlı, Kasımbey Zakir,  Mirza Şefi Vazeh, Mirza Fetheli Ahundov, Hasanbey Zerdabi, Necefbey Vezirli gibi  tanınmış temsilcilerinin de bulunduğu &#8220;maarifçiler&#8221; mücadelelerini iki alanda  sürdürüyorlardı. Bir taraftan toplum içerisinde eğitimi yaymak, bilgili insan  yetiştirmek için, okulların açılmasına, ders kitaplarının yazılmasına, ders  programlarının hazırlanmasına katılıyor, öbür taraftan ise, maarifçi bir  edebiyat oluşturarak, eserleri vasıtası ile eğitimcilik fikirlerini toplum  arasında yayıyorlardı. Onlar eğitim yolu ile halkın gaflet uykusunda  uyanacağına, kendi hak ve hukukuna sahip çıkacağına, zulme, istismara, millî  ve dinî baskılara karşı mücadele vereceğine inanıyor ve eserlerinde bazen  simgelerle bazen de açık şekilde bu fikri açıklıyorlardı. Azerbaycan  maarifçileri basit şekilde de olsa, milliyetçilik duygularını uyandırmayı,  herkesin kalbinde bir vatan sevgisi doğurmayı kendileri için amaç bilip, bu  yoldan, milleti Ruslaştırma politikasına karşı manevî ve aklî tepkiyi  hazırlıyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">BakıhanovKudsî &#8220;Tezhibü&#8217;lahlak&#8221; (Ahlakın güzelleştirilmesi), &#8220;Kitabi nesihet&#8221;,  &#8220;Gülüstani irem&#8221; gibi eserlerinde zengin tarih ve kültür geleneklerine  dayanarak yetişmiş millettaşlarmı, çağdaş eğitime sahip çıkmak yolu ile  cahillikten ve fanatizmden uzaklaşmaya çağırıyordu. İsmayıl Kutkaşınlı Fransız  dilinde kaleme aldığı ve 1835&#8242; te Varşova&#8217;da yayınlattığı Reşidbey ve Seadet  Hanım adlı küçük romanındaki, aynı adlı kahramanlarının örneğinde, eğitim  görmüş insanın her açıdan eğitimden uzak kalmış insandan üstünlüğünü,  avantajlarını gösteriyordu. Kasımbey Zakir (17841857) ve Mirza Şefi Vazeh  (17921852) şiirlerinde Azerbaycan Türklerinin ve bütünüyle Türkİslam  dünyasının yürekler yakıcı durumunu eğitimsizlikle açıklıyor ve kurtuluş yolunu  bir an önce okullar açmakta, öğretmenler yetiştirmekte, milleti temsil edecek,  her yerde onun hukukunu savunabilecek şahsiyetler yetiştirmekte görünüyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tabii ki, edebiyatın, sosyal hayatın problemleri ile sıkı şekilde ilgilenmesi,  onun hem mezmununu, hem de biçimini ciddi değişikliklere uğrattı. Abbaskulu  Ağa Bakıhanov &#8220;Mişkatü&#8217;lenvar&#8221; ve &#8220;Miratü&#8217;lcamal&#8221; eserleri ile maarifçi şiirin  ilk örneklerini ortaya koydu. &#8220;Kitabi Esgeriyye&#8221; hikayesi ile yeni tipte,  çağdaş ve dünyevî mazmunlu, konusu halk hayatından alınmış ilk nesir örneğim  vermeye teşebbüs etti. Zakir, şark edebiyatlarının bir çoğunda olduğu gibi Azerbaycan edebiyatında da yaygın olan kişisel  karakterli hicivlerden, ciddî içtimaî yergiye geçişi, kendi şiirleri ile  gerçekleştirdi. Bababey Şakir, Mirza Bakış Nadim, Fazilhan Şeyda, daha sonraki  devirlerde ise Seyid Azim Şirvani vb. şairler bu geleneği devam ettirerek XIX.  yy. Azerbaycan şiirinde her açıdan maarifçiliği savunan, terakkiyi ve gelişmeyi destekleyen, isyankâr ve mücadeleci ruhu ile seçilen yergici bir mektep  oluşturdular. Bu yergilerin asıl tenkit hedefi, Azerbaycan&#8217;ı soyup talayan Rus  memurları ve onların yerli işbirlikçileri, cahil mollalar, kendi milletlerinin  düşmanı haline getirilmiş millî mankurtlar, köylünün kanını içen toprak  sahipleri vb. halka karşı güçler idi. Tabii ki, gazelden, koşmadan yergici  şiire geçiş zamanı, yalmz şekil değil, dil, üslub, benzetme ve mukayeseler,  kısaca bütün atributlar yenileşmiş, değişmişti. Satirik şiirle divan şiiri  arasında artık geçilmesi mümkün olmayan bir ara, mesafe vardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ama bütün çabalara rağmen XIX. yüzyılın birinci  yarısında, Azerbaycan şair ve yazarları halâ eski edebiyatın etkisinden tam  şekilde kurtulamamıştılar.  Edebiyat yine de, cemiyet hayatında baş gösteren ciddî değişikliklerin merkezinde  değildi; halkı birleştiren ve seferber eden bir güce çevrilmişti. Sadece,  asırlardan beri varlıklarını korumakta olan eski türler, hızla değişen yeninin  bütün yönlerini aksettirmekten aciz idi. Devrin yeni mazmunu ile millî  edebiyatın eski biçimleri arasında bir barışmazlık, uyuşmazlık ortaya  çıkmıştı. Azerbaycan Maarifçi Edebayatı&#8217;nm ilk temsilcileri ve XIX yüzyılın  birinci yarısındaki edebibedii fikrin sürükleyici temsilcileri olan Abbaskulu  Ağa Bakıhanov, Kutkaşmlı, Zakir, Mirza Şefi Vazeh, Nebati vb. bu gerçeği  hissetseler de, yeni, modern edebiyatın yalnız temel taşlarmıkoyabilmiştiler.Azerbaycan  Edebiyatı&#8217;nı yenileştiren, onu mazmun ve tür açısmdan zenginleştiren, Avrupa  Edebiyatı&#8217;nm gelenekleri, şekil ve formalarını cesaretle millî edebî zemine  tatbik eden ilk yazar Mirza Feteli Ahundov (18121878) oldu. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski tip okuldamollahanede  eğitim görem ve gelecekte bir din adamı olmayı hedefleyen Ahundov büyük ve  çağdaş muallimi Mirza Şefi Vazeh&#8217;in teşviki üzerine, bu fikrinden vazgeçmiş ve  Tiflis&#8217;e giderek doğu dilleri tercümanı olarak devlet hizmetine girmişti.  Kafkasya&#8217;nın aynı zamanında kültür merkezi niteliğinde olan Tiflis&#8217;te geçirdiği  yıllar onun fikri gelişmesinde son derece önemli rol oynamıştı. 1837&#8242; de,  Puşkin&#8217;in ölümüne &#8220;Şark poeması&#8221; adlı ilk kasidesini Fars dilinde yazmış ve  kendisi Rus diline çevirerek Moskova dergilerinde yayınlatmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu eser ilgi ile karşılanmıştı. Ancak, tuttuğu yolun millî edebiyat yolu  olmadığını anlamış ve &#8220;Bugün milletin menfaatleri için faydalı olan roman ve dramadır&#8221; kanaatına gelmişti. Bu kanaatin tesiri ile de 18501855 yılları arasında adını  bütün dünyada duyuran altı komedisini yazmıştı. Mirza Feteli Ahundov bütün  Müslüman şarkında drama türünün ilk örneklerini ortaya koymuş ve mensup olduğu  halkın edebiyatında yeni edebî mektebin kurucusu olarak tarihe geçmişti.Ahundov&#8217;u  dramaturjiye, hem de onun sırf komedi türüne sevkeden şeyler nelerdir? Önce,  söylemek gerekiyor ki, Mirza Feteli, edebiyatın karşısına ciddî talepler koyan,  onun halkın ve cemiyetin en önemli sorunlarını gündeme getirmesini isteyen bir  sanatkâr idi. Ahundov&#8217;un nazarında çağdaş hayatın dışında toplumun, halkın menfaatlari  ile ilgili olmayan edebiyatın hiç bir değeri yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu açıdan o,  geleneksel şiirin, klasik Divan Edebiyatı&#8217;nm tam bir inkarcısı gibi tanınmakta  idi. Hatta inkarcı düşüncelerinde o kadar ileri gitmişti ki, büyük Fuzûlî de  onun nazarında bir &#8220;Üstadı nazm&#8221; idi. Tabii ki, böyle değerlendirmede bir  aşırılık vardı. Ama bu aşırılık, herşeyden önce Ahundov&#8217;un edebiyatı halka  yakınlaştırmak, onu halk hayatının tercümanı haline getirmek isteğinden  kaynaklanıyordu. Diğer taraftan, o, tenkidin değerine inanırdı. Ahundov Şark  Edebiyatı Tarihi&#8217;ni iyi bilirdi. Bu açıdan da, yüzlerce değerli örneği ortada  bulunan Şark Didaktik Edebiyatı&#8217;nm, nasihatçi şiirin, hiçbir şeyi değiştirmediğini  görüyordu. Bu yüzden de o, mizah yolu ile, gülmekle, eleştirmekle, ayıpları göstermekle  ıslah etmek yolunu daha makbul sayıyordu. Büyük yazarın millî edebiyat tarihinde  tamamen yeni bir geleneğin başlangıcı olan &#8220;Komedi&#8221; türüne müracaatı  da bununla ilgili idi.</font></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">   <font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font><span lang="en"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">    « </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-7/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Önceki</font></a><font color="#6699ff"> </font>   <font color="#c0c0c0">| </font>   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-9/" style="text-decoration: none">   <font color="#6699ff">Sonraki</font></a><font color="#c0c0c0"> »</font> </font>   </span><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">|</font></span></strong></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">    “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center">    <span style="font-size: 9pt">  <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">Kaynak: &#8220;</span></font><span style="font-size: 8pt"><font color="#0099cc">Azerievi.Com</font></span><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">&#8220;</span></font></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-8/">Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 8)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati-genel-bir-bakis-bolum-8/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
