<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dilimiz | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/dilimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2018 14:20:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Dil Güneşinin İnsanlık Tarihine Doğuşu</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-gunesinin-insanlik-tarihine-dogusu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-gunesinin-insanlik-tarihine-dogusu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 21:59:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Güneşi]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Güneşinin İnsanlık Tarihine Doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Dili Kim Buldu]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[Diller]]></category>
		<category><![CDATA[Diller Nasıl Oluştu]]></category>
		<category><![CDATA[Dillerin Kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[Dillerin Kökenine İnmek]]></category>
		<category><![CDATA[Dillerin Oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[Dillerin Oluşumu Nasıldır]]></category>
		<category><![CDATA[Dillerin Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Dillerin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Dilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Dillerinin Doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Dil]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Dil Nasıl Oluştu]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Dilin Oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Dilin Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Diller]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzündeki Dillerin Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=5816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dil Güneşinin İnsanlık Tarihine Doğuşu Canlılığıyla insana adeta hayat veren dil, insan yaşamının her anında sır dolu yapısıyla değişmez olan özel yerini almıştır. Duygu ve düşüncelerimizin hayatımıza aksi olarak nitelendirebileceğimiz dilimiz; kendimizi ifade etmemizi sağlayan, toplulukları toplumlaştıran ve toplumları uluslaştıran en önemli unsurdur. Ve dil; insanlık tarihine güneş gibi doğuşuyla geçmişin pek çok sırrını günümüze [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dil-gunesinin-insanlik-tarihine-dogusu/">Dil Güneşinin İnsanlık Tarihine Doğuşu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="font-size: 20pt;"> <span style="color: #00ccff;">Dil</span> <span style="color: #ff6600;">Güneşinin</span> <span style="color: #00cc99;">İnsanlık</span> <span style="color: #ff66cc;">Tarihine</span> <span style="color: #b0b0b0;">Doğuşu</span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter" style="border: 1px solid black;" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/dil-gunesi.jpg" alt="Dil Güneşi" width="450" height="191" /></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Canlılığıyla insana adeta <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturkun-hayati/"> <span style="color: #000000;">hayat</span></a> veren dil, insan yaşamının her anında sır  dolu <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/cekim-ve-yapim-ekleri/"> <span style="color: #000000;">yapı</span></a>sıyla değişmez olan özel yerini almıştır.  Duygu ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/dusunceyi-gelistirme-yollari/"> <span style="color: #000000;">düşünce</span></a>lerimizin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturkun-hayati/"> <span style="color: #000000;">hayatı</span></a>mıza aksi olarak nitelendirebileceğimiz <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/"> <span style="color: #000000;">dilimiz</span></a>; kendimizi ifade etmemizi sağlayan,  toplulukları toplumlaştıran ve toplumları uluslaştıran en önemli unsurdur. Ve  dil; insanlık tarihine <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/"> <span style="color: #000000;">güneş</span></a> gibi doğuşuyla geçmişin pek çok sırrını  günümüze ve geleceğe taşımaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Geçmişe doğru kısa bir yolculuğa  çıkalım ister misiniz? İmkansız gibi görünen bu tarihsel yolculuğu bize mümkün  kılacak araç dilin ta kendisidir. Dil geçmişten geleceğe olan yolculuğunda nesil  duraklarındaki alacaklarını bir sonraki kuşaklara aktaracak ve bu böyle sürüp  gidecektir. Siz de dil ile bu tarihi yolculuğu tadacaksınız. O halde  kemerlerinizi sıkı bağlayın nesilden nesile aktarımda en harika araçla tarihin  derinliklerine yol alalım&#8230; Toplumlar tarih boyu birçok özelliklerini dile  nakşetmişlerdir. Böylelikle bir dile bakarak o toplumun geleneklerini, yaşam  biçimini, hayat felsefesini, tarihini vs birçok özelliğini öğrenebiliriz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/"> <span style="color: #000000;">Türkçemiz</span></a>i baz alacak olursak güzel dilimizi  incelediğimizde atalarımızın yaşadığı o kutlu çağlara gitmek mümkündür. Bu  yönden dili incelerken heyecanlandığımı söyleyebilirim.</span></p>
<p><center>[ad1]</center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gelin-turkceyi-yok-edelim/"> <span style="color: #000000;">Gelin</span></a> biraz da yolculuğun başlangıç noktasına, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/fiilerde-anlam-zaman-kaymasi/"> <span style="color: #000000;">zaman</span></a> tünelinin başına gidelim, bizleri tarihe  götüren tarihi bize getiren capcanlı yapı dil nasıl oluşmuş hep birlikte  görelim…</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bizler için geçmişin karanlığını  aydınlığa boğan toplumların pek çok özelliğini dünden bugüne aktaran dilin  doğuşu asırlar boyu merak konusu olmuştur. Dilin doğuşu üzerine pek çok teorem  ortaya atılmışsa da kanıtlanabilirlik açısından bakıldığında ortaya konulan  görüşlerin varsayımlardan ileri gidememesi, bizleri; dilin doğuşunun sadece  fikirlerle açıklanabileceği sonucuna götürür. İnsanlık tarihinin en eski  çağlarının aydınlatılması dilin doğuşunu da ortaya çıkaracaktır. Dil kuşkusuz  insanoğlunun belli ihtiyaçları sonucu meydana gelmiş ve insana pek çok yönden  fayda sağlamıştır. Dilin doğuşu üzerine yapılan araştırma ve çalışmalar Eski  Hint, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/eski-yunan-edebiyati-dunya-edebiyati/"> <span style="color: #000000;">Eski Yunan</span></a>&#8216;a kadar kökleri uzanan bir koca  ağaçtır. Bu koca ağacın her bir meyvesi çeşitli fikirlerdir ki dilin doğuşunu  açıklamaya çalışır. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"> <span style="color: #000000;">Tarih</span></a>te dil konusuna eğilim din ile başlar. Din  olgusu içerisinde <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Tanrı</span></a>ya yakarış, şükür ve istek olan duaların  en güzel şekilde ve hatasız söylenebilmesi için dile özen gösterilmeye  başlanmıştır. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/dil-bilgisi-sunulari/"> <span style="color: #000000;">Dil bilgisi</span></a> kurallarının temeli kutsal  kitapların nesilden nesile aktarımındaki çabanın ürünü olduğu düşünülmektedir.  Birçok dinde dilin var oluşunu insanlara açıklayan ilahi bir kaynak olduğu  görülmektedir. Örneğin; Tanrı’nın Adem&#8217;i yarattıktan sonra yarattığı her canlıyı  Adem’in seslendiği gibi isimlendirişidir.Ya da bir Hindu inanışına göre diller  Brahma’nın eşi Sarasvati tarafından yaratıldığının düşünülmesi gibidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İnsanın doğadan duyduğu sesleri taklit yoluyla  konuşmaya başladığını ve dilin kökeninin bu taklit sesler olduğunu öne süren <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/"> <span style="color: #000000;">dilbilimciler</span></a> de vardır. Ama bir dil  sadece varlıkların isimlerinden oluşmayacağı için bu görüş dillerdeki soyut <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">kelimeler</span></a>in açıklanmasında kısır  kalmıştır. Bir fikre göre dilin ağız hareketlerinden kaynaklandığı; fiziksel  hareketler ve ağız hareketleri arasındaki bağlantıya değinilerek fiziksel  hareketlerle açıklanamayacak duygu durumlarının ağız hareketleriyle  açıklanmasıyla dilin gelişmiş olabileceği öne sürülmüştür. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kinestetik-bedensel-zeka-coklu-zeka-kurami/"> <span style="color: #000000;">Bedensel</span></a> hareketler ve ağız hareketleri  bir dildeki bütün dilsel iletileri karşılamayacağı için bu sav da yetersiz  kalmıştır. Bir başka görüş dilin doğuşunu çeşitli olaylar karşısında insanların  gösterdikleri bedensel ve ruhsal tepkiler sonucu çıkarmış oldukları <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ses-bilgisi/"> <span style="color: #000000;">ses</span></a>lerle ilişkilendirmektedir. İnsanların  birlikte iş gördükleri esnada çıkardıkları <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/muziksel-ritmik-zeka-coklu-zeka-kurami/"> <span style="color: #000000;">ritmik</span></a> seslerin dilin oluşumuna zemin  hazırladığını ileri süren dil bilimciler de vardır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Ulu önder Atatürk</span></a> dilin doğuşuna milli bir  bakış açısı kazandıran Güneş Dil Teorisi&#8217;ne büyük destek vermiştir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Mustafa Kemal</span></a> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/"> <span style="color: #000000;">Güneş Dil Teorisi</span></a>&#8216;yle dilin oluşumunu milli bir  görüşle ortaya koymuş o dönemki halkın ve batılı bilim adamlarının Türkçemize  olan yanlış düşünce ve tutumları yok etmek, kutlu dilimizi hak ettiği yere  çıkarabilmek için bu teoriye desteğini vermiştir. Teori; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/?s=T%C3%BCrk%C3%A7e"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> “<strong><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/"><span style="color: #000000;">güneş</span></a></strong>”  sözcüğünün bütün dillerin türeyiş noktası olduğunu ileri sürerek; dünyanın en  eski dilinin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> olduğunu ispat etmek çabasındadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bunun yanı sıra <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-dilbilim/"> <span style="color: #000000;">dil bilim</span></a>ciler arasında bütün dünya dillerinin  ortak bir kökenden geldiği görüşü vardır. Diller incelendiğinde şaşırtıcı bir  sonuç olarak ortak kökler tespit edilmişse de bu görüş de dilin doğuşunu  açıklamakta kesin bulgular ortaya koyabilmiş değildir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Görüldüğü üzere dilin doğuşu;  çözülmesi ve ispatlanması zor bir problem gibidir. İnsanların zihnindeki soru  işaretlerini gidermek adına yapılan çalışmalar bugün birer fikir olmaktan ileri  gidememişse de insanoğlunun meraka olan susuzluğu dinmiş değildir. Dil  bilimcilerin gelecekte yapacakları yeni çalışmalar ile dil güneşinin doğuşunu  insanlığa izlettirmek belki de gerçek olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><em>Ayk</em></strong><em><strong>onçuy</strong></em></span></p>
<p><em><strong></strong></em></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dil-gunesinin-insanlik-tarihine-dogusu/">Dil Güneşinin İnsanlık Tarihine Doğuşu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-gunesinin-insanlik-tarihine-dogusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş Dil Teorisi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2008 09:52:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkadir İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Bati]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Heyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Dilleri]]></category>
		<category><![CDATA[En Eski Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Gunes]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Dil Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Dil Teorisi ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kalem]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Phill H. Kvergiç]]></category>
		<category><![CDATA[Prensibal Kökler]]></category>
		<category><![CDATA[Sozcuk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dillerinin Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeleşmiş Sözcükler]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcelestirme]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancilasma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş Dil Teorisi Geçen günlerde Güneş Dil Teorisi konusunda bir araştırma yapıyordum. Genel ağda yaptığım aramada, bu konuyla ilgili adamakıllı bilgi bulamadım. Birçok ağelinde kaynağı belli olmayan birkaç satırlık bilgiden başka bir içerik bulunmuyor bu konuyla ilgili. Hatta bazı kendini bilmez kişilerin yazmış oldukları bir yazıyı da üzülerek okudum. Atatürk ve Türk karşıtı bir duruşla [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/">Güneş Dil Teorisi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #ff9933;"> <span style="font-size: 25pt; font-weight: bold;">Güneş Dil Teorisi</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/gunes_dil_teorisi.jpg" alt="" align="right" />Geçen günlerde Güneş Dil Teorisi konusunda bir araştırma yapıyordum. Genel ağda yaptığım aramada, bu konuyla ilgili adamakıllı bilgi bulamadım. Birçok ağelinde kaynağı belli olmayan birkaç satırlık bilgiden başka bir içerik bulunmuyor bu konuyla ilgili. Hatta bazı kendini bilmez kişilerin yazmış oldukları bir yazıyı da üzülerek okudum. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Atatürk</span></a> ve Türk karşıtı bir duruşla yazılmış o yazı, birçok bölümünde gerçeklikten tamamen uzak tutumlarla işlenmiştir. İdeolojik görüşlerini tarihi çarpıtmak için kullanan ve bu yolla Türk insanının değerleriyle oynamaya kalkışan kişilerin de bu yazıyı okumalarını umut ediyorum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">1930&#8217;lu yıllarda, Türkçenin yabancı dillerin etkisiyle ne kadar geri plana atıldığı anlaşılmış ve bu yabancılaşmanın ortadan kaldırılması için çalışmalara başlanmıştır. Bu tarihten önce de bu konuda çalışma yapanlar olmuştur; fakat büyük çaplı ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/etkili-ders-calismanin-ilkeleri/"> <span style="color: #000000;">etkili çalışma</span></a>lar bu dönemden sonra başlamıştır. O yıllarda <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/"> <span style="color: #000000;">dilimiz</span></a>, Arapça ve Farsçanın yoğun etkisi altındadır ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/"> <span style="color: #000000;">Türkçemiz</span></a>deki yabancılaşma oranı %7-80&#8217;lere kadar ulaşmıştır. Şöyle ki <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkiye-Turkcesi/"> <span style="color: #000000;">Türkiye Türkçesi</span></a>, büyük bir sayfalık metinde ancak birkaç sözcük veya dil bilgisi öğesiyle yaşamaktadır. Fakat burada değinilmesi gereken bir şey vardır: Bu yabancılaşma, büyük oranda &#8220;<strong>aydın</strong>&#8221; (?) kesimin yazı dilinde oluşmuştur. Kendini daha bilge gösterebilmek için, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">TÜRK</span></a>&#8216;ün olmayan bütün <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">sözcükler</span></a> ve kalıplar, yüksek kesimin diline alınmıştır. Halkın dili çok daha sadedir ve hatta bu dönemde yazılan metinleri, sıradan insanların anlaması da çok güçtür. Bu kötü durumun düzeltilmesi için, dilimizdeki yabancı sözcüklerin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkcelestirme-calismalari/"> <span style="color: #000000;">Türkçeleştirilme</span></a>si için çalışmalar yapılmak istenmiştir.</span></p>
<p><center>[ad1]</center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yabancılaşmanın doruğa çıktığı dönemde, dilimizde olmayan sözcüklerin yerine yeni sözcükler alınmamış; tam tersine binlerce yıldır kullandığımız sözcükler bile atılarak yerlerine <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Arapca/"> <span style="color: #000000;">Arapça</span></a> ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Farsca/"> <span style="color: #000000;">Farsça</span></a>ları getirilmiştir. Bunun için dili yeniden canlandırıp özüne döndürmek daha kolay olmuştur. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Ozlestirme/"> <span style="color: #000000;">Özleştirme</span></a> çalışmalarında, ilk başta dilimizdeki bütün yabancı sözcükleri atıp yerlerine Türkçe kökenli karşılıklarının koyulması düşünülmüştür. Bu anlayışla çalışan dil ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/"> <span style="color: #000000;">edebiyat</span></a> bilginleri, dilimize yerleşip Türkçeleşmiş sözcükleri de dilden çıkarmaya başlamışlardır. &#8220;<strong>Kalem, kültür, insan</strong>&#8221; gibi Türkçeleşmiş sözcüklerin de dilden atılması gerektiği düşünülmüş; fakat bu <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">sözcük</span></a>lerin yerine koyulan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> kökenli sözcükler eski sözcüklerin gücünde olmayınca, dil bir çıkmaza doğru gitmeye başlamıştır. Tamamen iyi niyetle başlatılan Türkçeleştirme çalışmaları, farklı bir boyut kazanarak Türkçeyi özleştirmesi beklenirken dili çıkmaza doğru sürüklemeye başlamıştır. Çünkü yapılan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkcelestirme-calismalari/"> <span style="color: #000000;">Türkçeleştirmeler</span></a> düzensiz ve basittir. Bugün bir sözcük türetilirken <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turk-Dil-Kurumu/"> <span style="color: #000000;">Türk Dil Kurumu</span></a> yüzlerce kişinin görüşünü alır, o sözcüğün yerine kullanılabilecek diğer sözcükleri de inceler ve kurulun onayından geçirdikten sonra kullanmaya başlar. O dönemde ise, üç beş kişinin her gün onlarca sözcüğü <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkcelestirme-calismalari/"> <span style="color: #000000;">Türkçeleştirmeler</span></a>i böyle sıkıntılı bir ortam yaratmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Atatürk</span></a>, Cumhuriyet&#8217;in ilanından sonra devrimlerine hız kazandırmış ve uygar bir Türkiye yaratabilmek için dilimizin de yabancı dillerin etkisinden kurtulması gerektiğini düşünmüştür. O dönemde yapılan Türkçeleştirme çalışmalarının bilinçsizce yapılması sonucu dilimizi, girdiği çıkmazdan kurtarmak için bir şeyler yapılması gerektiğini düşünen Atatürk&#8217;e, 1935 yılında Viyanalı doktor Phill H. Kvergiç, hiç yayımlamadığı 41 sayfalık bir çalışmasını göndermiştir. Bu çalışmanın adı &#8220;<strong>Türk Dillerinin Psikolojisi</strong>&#8220;dir. Atatürk, bu çalışmayı incelemiş ve çok beğenmiştir. Bunun üzerine çalışmayı, incelenmesi üzerine dil heyetine göndermiştir. Fakat dil heyetindeki kişiler, çalışmanın incelemeye değer bir içerik sunmadığını ve temelsiz olduğunu söylemişlerdir. Atatürk&#8217;ün ısrarı üzerine, Abdülkadir İnan, Naim Nazım ve Hasan Reşit gibi bilim adamları, bu çalışmadan hareketle &#8220;<a style="text-decoration: none; font-weight: bold;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Gunes-Dil-Teorisi/"><span style="color: #000000;">Güneş Dil Teorisini</span></a>&#8221; oluşturmuşlardır. Atatürk, bu çalışmayı desteklemiş ve 3. Dil Kurultayı&#8217;na davet edilen yabancı dil bilimcilere de sunulmasını sağlamıştır. Kurultay&#8217;da bu teori birçok yabancı bilim adamı tarafından yorumsuz bırakılmış veya gerçeklik taşımadığı söylenmiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Atatürk</span></a>&#8216;ün bu çalışmayı desteklemesinin bazı nedenleri bulunmaktadır. Bu dönemde dilimiz yabancı dillerin etkisinden kurtarılmak istenirken, daha kötü bir çıkmaza sokulmuştur. Bunun için dilin önündeki engeli kaldırarak, daha düzenli ve bilinçli Türkçeleştirme yapılabilmesi için bu teori bir çıkış yolu olarak görülmüştür. Ayrıca o dönemde halk, yüzünü Batı&#8217;ya dönmüş durumdadır. Uygarlığın ve gelişmişliğin ölçüsü olarak, Batı&#8217;yı kabul etmeye başlayan toplumu, öz değerlerimiz içinde yüceltebileceğimiz yönünde düşündürmek için, önce batılı bilim adamlarının Türk Dili üzerindeki yanlış düşüncelerini yıkmak gerektiği düşünülmüştür. Böylece halkı daha &#8220;<strong>milliyetçi</strong>&#8221; bir duruşa çekebilmek için, bu teori desteklenmiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/"> <span style="color: #000000;">Güneş Dil Teorisi</span></a>, temel olarak dünyadaki bütün dillerin &#8220;<strong>güneş</strong>&#8221; sözcüğünden başlayarak oluştuğunu kabul eder. Bu teoriye göre, bütün dünya toplumları için güneş çok önemlidir. Çünkü güneş, &#8220;<strong>ısıtma, ışıtma ve yükselme</strong>&#8221; özellikleriyle, bütün toplumların nazarında değerli ve yüce görülmüştür. Isıtma özelliği, ateş, duygu, heyecan ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/karisik-basliklar/guzel-sozler/ask-ve-sevgi-sozleri/"> <span style="color: #000000;">sevgi</span></a>; ışıtma özelliği, aydınlık, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/zeka-iq-testi/"> <span style="color: #000000;">zeka</span></a>, parlaklık ve güzellik; yükselme özelliği ise, esas, sahip, efendi, çokluk ve güç olarak kabul edilmiştir. Isısının insanların yaşamlarını devam ettirmesini sağlaması, ışığının yol gösterici olması, insanların yiyeceklerini güneş sayesinde bulmaları nedeniyle, insanların güneşe bu kadar önem vermeleri, onu bir şekilde ifade etme isteğini doğurmuştur. Bunu da en kolay ifade edilebilen &#8220;<strong>A</strong>&#8221; sesiyle dillendirmiştir. İlk bilinçli ses olan &#8220;<strong>A</strong>&#8221; sesinin yanında, sanki bir &#8220;<strong>Ğ</strong>&#8221; sesi de varmış gibi görünmektedir. Ömer Asım Aksoy&#8217;a göre yalnızca bu bile, fonetik olarak bu sözcüğün Türkçe kökenli olduğunu göstermeye yeterlidir; çünkü &#8220;<strong>Ğ</strong>&#8221; sesi, yalnızca <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a>&#8216;de bulunmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;<strong>A</strong>&#8221; sesinden sonra gelen &#8220;<strong>Ğ</strong>&#8221; sesinin yerine, &#8220;<strong>Y, G, K, H, U, B, M, P, T</strong>&#8221; sesleri de kullanılabilmektedir. Bunları 8 sesli harfle birleştirdiğimizde 72 tane kök oluşturulur. Bunlara da &#8220;<strong>birinci dereceden prensibal kökler</strong>&#8221; denir. Belirtilen harflerin dışındaki sessiz harflerle 8 ünlünün birleştirilmesinden ise 88 kök oluşur. Bunlara da &#8220;<strong>ikinci dereceden prensibal kökler</strong>&#8221; denir. böylece <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçenin</span></a> 168 tane ana kökü meydana getirilmiş olmaktadır. Bu ana köklerden hareketle, güneş sözcüğünün <span style="color: #000000;">Türkçe</span> kökenli olduğu kanıtlanmaya çalışılmaktadır. Arapçadaki &#8220;<strong>şems</strong>&#8221; sözcüğünün de &#8220;<strong>güneş</strong>&#8221; sözcüğündeki seslerin yer değiştirmesiyle oluştuğu kabul edilmektedir. Ayrıca bazı adların da Türkçe kökenli olduğu, &#8220;<strong>Amazon</strong>&#8221; sözcüğünün &#8220;<strong>amma uzun</strong>&#8221; ifadesinden oluştuğu veya &#8220;<strong>Niyagara</strong>&#8221; adının &#8220;<strong>ne yaygara</strong>&#8221; ifadesinden oluştuğu gibi örnekler verilerek kanıtlanmaya çalışılmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu teori, dünyanın en eski dilinin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> olduğunu ortaya koyma çabası içerisindedir. Yapılan çalışmalar sonucunda, Türkçenin insanoğlunun konuşmaya başladığı en eski dil olduğu ve son derece düzenli olduğu için bütün dillerin anası konumunda olduğu kabul edilmiştir. Zaten bugün yapılan araştırmalar da, Türkçenin en eski <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-yazili-tarihimiz-orhun-yazitlari/"> <span style="color: #000000;">yazılı kaynak</span></a>lara sahip dil olduğunu ortaya koymuştur. Güneş Dil Teorisi çalışmaları çok sağlam kaynaklara dayanılarak oluşturulmamış olabilir; fakat Türkçeleştirme çalışmalarının daha sistemli ve bilinçli olarak yapılmasında büyük rol oynamıştır.</span></p>
<p align="justify"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;">Yavuz TANYERİ</span></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/">Güneş Dil Teorisi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>16</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onaylanmayacak Yorumlar!</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/onaylanmayacak-yorumlar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/onaylanmayacak-yorumlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 15:11:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Ag Kumesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgicik.Com]]></category>
		<category><![CDATA[Bozuk Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düzgün Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Gönderilen Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Günce]]></category>
		<category><![CDATA[ileti]]></category>
		<category><![CDATA[İleti Gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[İletiler]]></category>
		<category><![CDATA[Noktalama İşaretlerine Uygun Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Onaylanmayacak Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun ve Düzgün İletiler Gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazım Anlatım ve Noktalamaya Uygunluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum Gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum Onaylama]]></category>
		<category><![CDATA[Yorumlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/onaylanmayacak-yorumlar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Onaylanmayacak Yorumlar! Keşke sizler böylesi tutumlar izlemeseydiniz de, ben de bu yazıyı yazmasaydım. Fakat bu konuda daha bilinçli olmanız için bir &#8220;uyarı&#8221; niteliğindeki bu yazı ile, sizleri Türkçemizi doğru ve güzel kullanmaya davet edeceğim. Dilimize gereken önemi ve değeri vererek takdir edilecek yorumlar gönderenlerden, onları böyle bir konu ile muhatap edebilme olasılığıma karşı özür diliyorum. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onaylanmayacak-yorumlar/">Onaylanmayacak Yorumlar!</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #ff0066;"> <span style="font-size: 25pt">Onaylanmayacak Yorumlar!</span></span></p>
<p align="justify"><img decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2049/2470383119_b898363f9a.jpg?v=0" alt="" align="right" /><span style="font-family: Maiandra GD;">Keşke  sizler böylesi tutumlar izlemeseydiniz de, ben de bu yazıyı yazmasaydım. Fakat  bu konuda daha bilinçli olmanız için bir &#8220;<strong>uyarı</strong>&#8221; niteliğindeki bu yazı  ile, sizleri  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/"> <span style="color: #000000;">Türkçemiz</span></a>i doğru ve güzel kullanmaya davet edeceğim.  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/"> <span style="color: #000000;">Dilimiz</span></a>e  gereken önemi ve değeri vererek takdir edilecek yorumlar gönderenlerden, onları böyle  bir konu ile muhatap edebilme olasılığıma karşı özür diliyorum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu ağeline her gün binlerce  kişi giriyor ve yüzlerce yorum gönderiliyor. Yorumların hepsini günlük olarak  okuyup onaylamanın sıkıntısını geçerek, yorumlarda kaç defa belirttiğimiz hâlde  düzelmeyen  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/"> <span style="color: #000000;">yazım</span></a> ve <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/"> <span style="color: #000000;">anlatım bozukluklarına</span></a> dikkat çekmek istiyorum. Bir yazıya  yorum yaparken, öncelikle &#8220;<strong>Bu yorumu niçin yapıyorum?</strong>&#8221; diye kendinize  sormanız gerekiyor. Çünkü her gün klavyenin tuşlarına rastgele basıp yorum  gönderenleri görüyorum. Ne yapmaya çalıştıklarını anlamıyorum; fakat bu  davranışla hem kendilerini boş yere zahmete sokuyorlar hem de yorumları  onaylayan bizleri&#8230; </span></p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yorum yazarken dikkat  edilmesi gereken diğer bir nokta ise, yazdıklarınızın yazara veya diğer  okuyuculara bir şeyler &#8220;<strong>düşündürme / kazandırma</strong>&#8221; amacı taşıması  gerektiğidir. &#8220;<strong>Çok beğendim.</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>Hiç güzel olmamış.</strong>&#8221; diye kısa  kısa yorumlar göndermektense, yazıyı niye çok beğendiğinizi veya yazının neden  güzel olmadığını açıklamaya çalışırsanız, bu konuda sesinize kulak verecek  birileri çıkabilir. Ayrıca yorumlar sadece &#8220;<strong>teşekkür etmek</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>istekte  bulunmak</strong>&#8221; için gönderilmemelidir. Sizden önce yorum yazanların istekleri göz  önüne alınarak onlara yardımcı olacak içerik yorumlarla gönderilebilinir ki  bunlara çok sık şahit oluyoruz. <a style="text-decoration: none; font-weight: 700" href="https://www.bilgicik.com/yazi/masal-edebi-turler/#comment-21596"> <span style="color: #0099cc;">(*)</span></a> Belli konuları açıklayan yazılarda eksik  gördüğünüz yerleri <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/tag/Yorum/"> <span style="color: #000000;">yorum</span></a>la eklemeniz de anlamlı bir davranış olacaktır. Hem  böylece &#8220;<strong>paylaşıma</strong>&#8221; değer verdiğinizi görünür bir biçimde ortaya koyacak  hem de diğer arkadaşlarınızı paylaşıma davet ederek bu ağ kümesini paylaşımcı  insanların bulunduğu bir &#8220;<strong>bilgi edinme ortamı</strong>&#8221; hâline  getirebilirsiniz.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Değinmek istediğim en  önemli şey ise, iletilerin yazılma biçimi. Kaç yerde &#8220;<strong><a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-turkce-yazilir/"><span style="color: #0099cc;">Türkçeyi  &#8216;Türk&#8217;çe kullanın!</span></a></strong>&#8221; diye uyarıda bulunduğumuz hâlde, birçok kişinin  uyarıları önemsediği yok. Evet, yorum alanına uyarı bağlantısını koyduktan sonra  yapılan yorumlarda gözle görülür düzeyde bir iyileşme oldu; fakat &#8220;<strong>yaw, yoq,  saol, güsel, ii, yha&#8230;</strong>&#8221; gibi  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcukte-anlam/"> <span style="color: #000000;">sözcük</span></a> kırmalarının hâlâ kullanıldığını görmek,  bizleri gerçekten çok üzüyor. Bazıları ise sırf yazıya estetik kazandırmak için  &#8220;<strong>β, Є</strong>&#8221; gibi bizim  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/"> <span style="color: #000000;">alfabemiz</span></a>de bulunmayan harfleri, iletilerinde  kullanıyorlar. Bu da hiç doğru değil. Ayrıca çok az ve bilinçli insanlar  &#8220;<strong><a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/noktalama-isaretleri/"><span style="color: #000000;">noktalama işaretlerini</span></a></strong>&#8221; kullanıyorlar. Zaten  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/noktalama-isaretleri/"> <span style="color: #000000;">noktalama işaretleri</span></a>ni dikkatlice kullanan  insanların çoğu, sözcüklerin yazımlarına da dikkat ediyorlar. Cümle bittiğinde  en sona uygun bir noktalama işareti (. , ? ! &#8230;) koymak çok mu zor geliyor  acaba size, anlamış değilim.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Lütfen, yorumlarında <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/"> <span style="color: #000000;">yazım</span></a>,  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/"> <span style="color: #000000;">anlatım</span></a> ve <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/"> <span style="color: #000000;">noktalama</span></a> kurallarına uymayanlar, &#8220;</span><strong><a style="text-decoration: none" onclick="opendetailwindow()" href="https://www.bilgicik.com/yorum_uyari.htm" target="detailwindow"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #0099cc;">buradaki</span></a></strong><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8221;  uyarıları dikkatlice okuyup  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçenin</span></a> genel özelliklerini göz ardı etmeden  iletiler göndersinler. Zaten almış olduğum bir kararla, bugüne kadar hep  düzelterek yayımladığım yorumlarda artık çok nadir düzeltmeler yapacağım.  Gönderilen yorumlardan, içinde &#8220;<strong>q, w, x</strong>&#8221; gibi  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/"> <span style="color: #000000;">Türk alfabesinde</span></a> bulunmayan  harfleri barındıranları ve kesinlikle karşı çıktığımız &#8220;<strong>yha, yoq, güsel, bi&#8230;</strong>&#8221;  gibi kullanımları içerenleri, çok önemli ve anlamlı bir şeyi anlatıyorsa bile  hiç düşünmeden sileceğim! Bunun için <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçeyi</span></a> yerden yere vuracak iletiler gönderip  de, sonradan &#8220;<strong>Niye benim yorumum onaylanmadı?</strong>&#8221; diye sormayın.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> Arındırılmış ve doğru kullanılan bir  <a style="text-decoration: none" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> ile yeniden görüşmek dileğiyle.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> Esenlikle kalın&#8230;</span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onaylanmayacak-yorumlar/">Onaylanmayacak Yorumlar!</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/onaylanmayacak-yorumlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>22</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Apr 2008 22:11:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Birliktelik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimize Karşı Sorumluluklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimize Önem Vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Nefer]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretim Elemanı]]></category>
		<category><![CDATA[ogretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun Kutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Realite]]></category>
		<category><![CDATA[Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Spesiyal]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçenin Kazanılması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeye Karşı Ne Yapmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeye Neler Yapılabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeye Önem Vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız İnsanlar genellikle sorumlu oldukları bazı davranışlardan kaçmak için topu başkalarına atma eğilimi içerisine girerler. Toplum içerisinde bunun örneklerine bolca rastlayabilirsiniz. Bir sokaktaki kanalizasyon borularından birisi patlar, herkes &#8220;Ya birileri mutlaka söylemiştir / söyler.&#8221; diyerek kendisini sorumlu hissettiği bazı davranışlardan kaçınır. Veya bir sokak lambası patlar; ama kimse arayıp görevlilere durumu bildirmez. Herkes [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/">Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 20pt" color="#ff66cc" face="Maiandra GD">Türkçeye Karşı  Sorumluluklarımız</font></strong></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3105/2396338325_402e022d85.jpg" align="right" height="210" width="200" /><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanlar genellikle sorumlu  oldukları bazı davranışlardan kaçmak için topu başkalarına atma eğilimi  içerisine girerler. Toplum içerisinde bunun örneklerine bolca  rastlayabilirsiniz. Bir sokaktaki kanalizasyon borularından birisi patlar,  herkes &#8220;<strong>Ya birileri mutlaka söylemiştir / söyler.</strong>&#8221; diyerek kendisini sorumlu  hissettiği bazı davranışlardan kaçınır. Veya bir sokak lambası patlar; ama kimse  arayıp görevlilere durumu bildirmez. Herkes o görevi başkasının üstüne atmaya  çalışır. Bu böyle olunca, bütün sokak pislik kokusunu günlerce solumak zorunda kalır veya karanlıkta kalır. Elbette bunları genelleme yaparak söylüyorum. Kuşkusuz böylesi  davranışlardan kaçınmayan çok insan var, onların da örneklerini görüyoruz. İşte  böylesi durumların bir örneği de  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>de yaşanıyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Dilimiz</font></a>e karşı  sorumluluklarımızı sıralamadan önce, şunu belirtmek gerektiğini düşünüyorum: <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dil/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Dil</font></a>, bir toplumun ürünüdür. Onu oluşturan da geliştiren de öldüren de toplumdur.  Yani <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dil/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dil</font></a>, tek tek kişilerin çalışmalarıyla oluşan veya gelişen bir şey değildir.  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Dilin</font></a> değişmesinde toplumun bir kesimi değil, bütünü rol oynar. Örneğin bir  varlığı veya kavramı karşılayan  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sözcük</font></a>leri, bir kişi bir biçimde kullandı diye  toplum da o şekilde kullanmak zorunda değildir. <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Toplum/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Toplum</font></a>, nasıl hoşuna gidiyorsa  veya nasıl kullanmak istiyorsa öyle kullanır. Buradan da anlaşılacağı üzere dil,  bir toplumun oluşturup geliştirdiği canlı bir varlıktır. Dili oluşturan bir kişi  değil de bir toplumsa, onu koruyup geliştirmeye çalışması gereken de yine toplum  olmalıdır.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>e karşı olan  sorumluluklarımıza kısaca değinebiliriz:</font></p>
<p align="justify"><strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD">1.</font></strong><font face="Maiandra GD" size="2"><strong> </strong>Her şeyden önce  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>i sevmemiz, onun bizim ürünümüz olduğunu düşünerek ona  değer vermemiz ve onu koruma bilincine sahip olmamız gerekir. Çünkü  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>, bu  toplumun çocuğu gibidir ve bizim yaptıklarımız karşısında birçok zaman  savunmasız durumdadır. Onun için onun durumunu düşünmeye ve onu incitmemeye  çalışmalıyız.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">2.</font><font face="Maiandra GD" size="2">  Ulu Önder  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Atatürk</font></a>&#8216;ün de  dediği gibi: &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Türk</font></a> demek,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> demektir.</strong>&#8221; sözünü kulağımıza küpe  etmeli,  <font color="#000000">Türkçe</font>nin bu ulusun en temel  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">öğeleri</font></a>nden / taşlarından biri olduğunu  hiçbir zaman unutmamalıyız.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">3.</font><font face="Maiandra GD" size="2">  Yukarıda bahsettiğimiz gibi  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>i toplumca oluşturduğumuz bilincine ulaşmalı  ve bu toplumu oluşturan bireyler olarak hepimize görevler düştüğünü bilmeliyiz.  &#8220;<strong>Dilimizi ben mi kurtaracağım?</strong>&#8221; demek gibi bir yanlışa düşmek yerine, &#8220;<strong>Bir  tek ben bile kalsam, bu uğurda savaşacağım.</strong>&#8221; diyebilmeyi başarabilmeliyiz.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">4. </font> <font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemiz</font></a>in en aşağı 8500 yıllık bir dil  olduğunu bilmeli, diğer ulusların köksüz ve güçsüz dillerine nasıl bağlı  olduklarını görerek güçlü  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>e sıkı sıkıya bağlı olmalı, onu her durumda  korumaya ve yüceltmeye çalışmalıyız.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">5. </font> <font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemiz</font></a>i korumayı sadece  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Bilim/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilim</font></a> adamlarına, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Universite/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">üniversite </font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Ogretmen/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">öğretmen</font></a>lerine veya bu işin  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Uzman/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">uzman</font></a>larına bırakmamalıyız. En azından  yazışma ortamlarında <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>nin  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">yazım</font></a>, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">anlatım</font></a> ve  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">noktalama</font></a> bakımından doğru  kullanılması; bir iş yeri sahibinin iş yerine <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe ad</font></a> vermesi;  kişilerin <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>e zarar  verebilecek özentilerden kurtularak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemiz</font></a>e verdikleri değerle dikkat çekmeye  çalışmaları, Türkçemize ve dolayısıyla bize çok şey kazandıracaktır.<br />
</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">6.</font><font face="Maiandra GD" size="2"> Daha önceden yazdığım &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-kisi-ad-ve-soyadlari/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Türkçedeki  Kişi Ad ve Soyadları Üzerine Bir Değerlendirme</font></a></strong>&#8221; adlı yazımda da  değindiğim gibi, asılsız ve saçma düşüncelerle çocuklarımıza <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> olmayan adlar vermemeliyiz.  Çocuklarımızı, bir Türk&#8217;e yakışacak biçimde adlandırmalı ve onlara <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkce-adlar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe adlar</font></a> vermeliyiz.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">7. </font> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu işte hepimize görev düştüğü gibi, en önemli  çalışmaları ilgili devlet kurumlarının ve uzmanların yapması gerekmektedir.  Bugün hâlâ birçok üniversitemizde anlamsızca yürütülmeye çalışılan &#8220;<strong>yabancı dille  öğretim</strong>&#8220;den vazgeçme; Türkçenin  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilim/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilim</font></a> ve  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> dili olabilmesi için yararlı  eserler oluşturma ve etkinlikler düzenleme;  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>in köklülüğünü ve güçlülüğünü  vurgulayarak ona bağlı bir toplum oluşturma;  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemiz</font></a>le ilgili oluşumları  destekleme&#8230; gibi görevleri devlet kurumlarının (<font color="#000000">Milli Eğitim Bakanlığı</font>,   <font color="#000000">Yüksek  Öğretim Kurumu</font>,  <font color="#000000">Türk Dil Kurumu</font>,  <a href="http://ttkb.meb.gov.tr/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Talim ve Terbiye Kurulu</font></a>&#8230;) ve bu kurumlara  bağlı uzmanların (öğretim elemanlarının, dil uzmanlarının, bilim adamlarının,   <font color="#000000">eğitim</font></a> bilimcilerin&#8230;) yerine getirmesi gerekmektedir.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">8.</font><font face="Maiandra GD" size="2"> <font color="#000000">Türkçe</font>nin özleşme ve arılaşma (sadeleşme) çalışmalarına destek vermeli, gereksiz  yabancı sözcükleri kullanmamaya özen göstermeliyiz. Örneğin bir garson olarak  görev yapıyorsak, &#8220;<em>Günün <strong>spesiyali</strong> etli ekmektir.</em>&#8221; demek yerine &#8220;<em>Bugünün  <strong>özel  yemeği</strong> etli ekmektir.</em>&#8221; diyebiliriz. Veya bir arkadaşınıza bir şey anlatırken,  &#8220;<em>Arkadaşım bunlar <strong>realitedir</strong>.</em>&#8221; demekten kaçınıp, &#8220;<em>Arkadaşım bunlar  <strong>gerçekliktir</strong>.</em>&#8221; diyebiliriz. Burada sizin söylemlerinizle, karşınızdaki insanın  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Sozcuk/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sözcük</font></a> dağarcığını etkileyeceğinizi düşünmeniz gerekmektedir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toplum içerisinde hepimiz  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font>yi korumak ve geliştirmek için çabalarsak; kendimizi bu kutlu dili bugüne  kadar koruyarak getiren şerefli insanlardan sayarsak; toplumda kendimizi bu  çalışmaların bir &#8220;<strong>kaynağı</strong>&#8221; olarak görür ve duruşumuzun halka halka yayıldığını  görmeye çalışırsak&#8230; inanın Türkçenin bir <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Dunya-Dili/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dünya dili</font> olmasına kimse engel  olamaz. Her şeyden önce bir ulusun dil ile düşündüğünü aklımıza kazımalı ve  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>in yıprandığı ölçüde düşüncelerimizin de yıpranacağını anlamalı, sağlam  bir geleceğe sahip olabilmek için Türkçeyi geliştirme ve koruma yolunda  hepimizin bir &#8220;<strong>nefer</strong>&#8221; olduğunu unutmamalı, gençlere de bu bilinci  aşılamalıyız.</font></p>
<p align="justify"><em><strong><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Orkun-Kutlu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Yavuz Tanyeri</font></a></font></strong></em></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/">Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>21</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe, TÜRK&#8217;çe Yazılır !</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-turkce-yazilir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-turkce-yazilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Feb 2008 21:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Seferberligi]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dogru Dil Kullanimi]]></category>
		<category><![CDATA[Forum]]></category>
		<category><![CDATA[Günesin Tam icinde]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[ileti]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlu Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Benlik]]></category>
		<category><![CDATA[Msn Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Kullanimi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Türk çe Yazilir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Yaz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uyari]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum Uyarilari]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum Yazmadan Önce]]></category>
		<category><![CDATA[Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Zoque]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-turkce-yazilir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe, TÜRK&#8217;çe Yazılır ! Bu ağ günlüğünü açtığım günden beri onayladığım yaklaşık 4500 yorum var. Bu yorumların birkaçına göz atarsanız, gönderilen iletilerde Türkçenin resmen baltalandığını görürsünüz. Güncemize sıkça gelen ve dil bilinci yüksek pek az kişinin dışında kalan büyük çoğunluk, ne yazık ki kutlu dilimiz Türkçemize gereken önemi vermiyor. Yorumlardaki Türkçe kullanımının hiç iç açıcı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-turkce-yazilir/">Türkçe, TÜRK’çe Yazılır !</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font color="#ff0066" face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 20pt; font-weight: 700">Türkçe, TÜRK&#8217;çe Yazılır !</span></font></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2141/2242834000_fcee753ab3.jpg?v=0" alt="https://farm3.static.flickr.com/2141/2242834000_fcee753ab3.jpg?v=0" align="left" /><font face="Maiandra GD" size="2">Bu ağ günlüğünü açtığım günden beri onayladığım yaklaşık 4500  yorum var. Bu yorumların birkaçına göz atarsanız, gönderilen iletilerde  Türkçenin resmen baltalandığını görürsünüz. Güncemize sıkça gelen ve  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dil-Bilinci/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dil bilinci</font></a>  yüksek pek az kişinin dışında kalan büyük çoğunluk, ne yazık ki  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kutlu-Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kutlu dilimiz</font></a>  Türkçemize gereken önemi vermiyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yorumlardaki  <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> kullanımının hiç iç açıcı olmadığını  görünce, bunu önlemek için bir şeyler yapmak gerek diye düşündüm. Daha önceden  yorum yazma kutucuğunun üstündeki küçük uyarı notunu, tıklanabilir biçimde  ayarlayarak, açılan pencere ile yorumları yazarken nelere dikkat edebileceğimiz  konusunda genel hatırlatmalar yazdım. Yorum yazma bölümünde göreceğiniz  aşağıdaki uyarı, bütün yorum yazarlarını dilimizi doğru kullanmaya teşvik etmek  için bir çağrıdır.</font></p>
<p align="center">  <font face="Maiandra GD">  <small><a href="https://www.bilgicik.com/yorum_uyari.htm" onclick="opendetailwindow()" target="detailwindow">(Lütfen, bu yazıya dokunarak uyarıları okuyun ve Türkçemizi doğru kullanarak iletiler oluşturun.)</a></small><font size="2"> </font></font></p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2">Yukarıdaki bağlantıya dokunarak görebileceğiniz gibi, bu hatırlatmalara uyarak   <font color="#000000">Türkçemiz</font>i doğru ve gelişimine katkı sağlayabilecek biçimde kullanmak, <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli-Benlik/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli  benliğini</font></a> seven ve onu koruyup kolllayan herkesin boynunun borcudur. Ben bu  hatırlatmaları buraya da alıyorum:</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<hr />
<p align="center"><font face="Comic Sans MS">  <strong><font color="#0099cc"> <u>Lütfen aşağıdaki uyarıları dikkate alarak doğru iletiler oluşturun!</u> </font></strong>  </font></p>
<p><center></p>
<ul>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">     Cümleler <strong>büyük harfle</strong> başlar ve <strong>nokta</strong> ile biter.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">Özel      adlar <strong>büyük harfle</strong> başlayarak yazılır.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">Bağlaç      olan </font><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">&#8220;<strong>ki</strong>&#8220;<strong> </strong> ve<strong> </strong>&#8220;<strong>de</strong>&#8220;</font><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS"> her zaman <strong>ayrı</strong> yazılır.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">Eğer      uzun iletiler yazıyorsanız, metin paragraflara bölünür.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">     Yazdığınız yorumun, konuyla <strong>ilgili</strong> olup olmadığı düşünülür.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">     İletileriniz sevgi, saygı çerçevesinde oluşturulmalıdır.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">Bütün      noktalama işaretlerinden sonra <strong>boşluk</strong> bırakmak, karışıklığı önler.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">Yazı      ile resim çizmeye çalışarak &#8220;<strong>BiçiMsiZ yApıLar</strong>&#8221; oluşturmak <u>doğru      değildir</u>.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">&#8220;<strong>ok,      bye</strong>&#8221; gibi Türkçe olmayan sözcükler, kesinlikle iletilerde <u>kullanılmaz</u>.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">Türk      alfabesinde bulunmayan &#8220;<strong>w, q, x</strong>&#8221; gibi harflerle, Türkçe katledilmez.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">&#8220;<strong>Baq,      yaw, hepimis, yha, gelior, baxsana&#8230;</strong>&#8221; gibi ne idüğü belirsiz şeyler <u>     yazılmaz</u>.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">Mecbur      kalmadıkça &#8220;ş, ç, ğ&#8221; gibi Türkçe karakterler &#8220;s, c, g&#8221; biçiminde <u>yazılmaz</u>.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">&#8220;<strong>Ya      da</strong>&#8221; sözcüğü &#8220;<strong>yada</strong>&#8221; biçiminde; &#8220;<strong>herkes</strong>&#8220;, &#8220;<strong>herkez</strong>&#8221;      diye <u>yazılmaz</u>.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">&#8220;<strong>Gelir      misin?</strong>&#8220;, doğru bir yazılıştır, &#8220;<strong>gelirmisin</strong>&#8221; biçiminde soru eki      birleşik <u>yazılmaz</u>.</font></p>
</li>
<li>
<p align="justify"><font style="font-size: 8pt" face="Comic Sans MS">&#8220;<strong>Gelcem,      olaraktan</strong>&#8221; gibi yazılışlar yanlıştır. Bunlar &#8220;<strong>geleceğim, olarak</strong>&#8221;      diye <u>yazılmalıdır</u>.</font></p>
</li>
</ul>
<p></center></p>
<p align="center"><strong> <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Comic Sans MS"> <span lang="en">»</span> Yani, Türkçe TÜRK&#8217;çe yazılır ! </font></strong> <font face="Comic Sans MS"> </font></p>
<p align="center"><font face="Comic Sans MS">  </font><strong><font style="font-size: 10pt" color="#00b039" face="Comic Sans MS">  Yukarıdaki  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Uyari/" style="text-decoration: none"> <font color="#00b039">uyarı</font></a>lara uyulmayarak oluşturulan iletiler, <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#00b039">Bilgicik.Com</font></a>&#8216;da <u>yayımlanmaz</u> ve  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font color="#00b039">bozuk</font></a> &#8211;  doğru olmayan tümceler kuranların yorumları pek <u>dikkate alınmaz</u>. Bunun  için lütfen Türkçe <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#00b039">yazım</font></a>,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#00b039">noktalama</font></a> ve  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font color="#00b039">anlatım</font></a> kurallarına uyarak iletiler  gönderiniz.</font></strong></p>
<hr />
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu konuda  <font color="#0099ff">Süleyman Sönmez</font>&#8216;in günlüğünde yazdığı <strong>  <font color="#0099ff">yazı</font></strong> ile bütün günlük yazarlarının &#8220;<strong>Türkçe,  Türkçe yazılır. Msn Türkçesiyle değil !</strong>&#8221; etkinliğine katmaya çalışması da  takdir edilecek bir davranıştır. Yapılan çalışmalar neticesinde <strong> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-turkce-yazilir/" style="text-decoration: none">Türkçe</a></strong>&#8216;da da yazanlar dahil olmak  üzere, bu konuda sayfalarında yazı yazan herkese teşekkür ederim. </font><font face="Maiandra GD" size="2">Umarım ki tüm ağ yöneticileri, bu dil sevdası  hissiyatını gösterir ve onlar da sayfalarında buna benzer uyarılarla konukların  dillerini doğru kullanmasını sağlarlar. </font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-turkce-yazilir/">Türkçe, TÜRK’çe Yazılır !</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-turkce-yazilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>22</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe’si İyi Olmayanın Yabancı Dili de Gelişmiyor</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcesi-iyi-olmayanin-yabanci-dili-de-gelismiyor/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcesi-iyi-olmayanin-yabanci-dili-de-gelismiyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jan 2008 10:56:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Guzel Turkce]]></category>
		<category><![CDATA[iyi Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkcan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçesi iyi Olmayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yabanci Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Yabanci Dil Gelisimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcesi-iyi-olmayanin-yabanci-dili-de-gelismiyor/</guid>

					<description><![CDATA[<p>”Türkçe’si İyi Olmayanın Yabancı Dili de Gelişmiyor” İsveç’te 30 yıldır öğretmenlik yapan Sema Çalışkan‚ yurtdışında çalışan Türklerin yabancı dillerini geliştirmeleri için kendi anadillerini de iyi bilmeleri gerektiğini söyledi. &#160; Ana yurdundan uzaktaki yabancıların ve özellikle Türklerin eğitimi konusunda CİHAN’a konuşan Çalışkan‚ yurtdışındaki yeni neslin eğitimi hakkında yorumlarda bulundu. &#160; Ders vermekte olduğu Stockholm Akademisyenler Derneği [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcesi-iyi-olmayanin-yabanci-dili-de-gelismiyor/">Türkçe’si İyi Olmayanın Yabancı Dili de Gelişmiyor</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font color="#6699ff" face="Maiandra GD" size="5">   ”Türkçe’si İyi Olmayanın Yabancı Dili de Gelişmiyor”</font><font color="#6699ff" face="Maiandra GD" size="5">      </font></strong></p>
<p align="justify">   <img decoding="async" src="http://resimler.haberler.com/haber/273/turkce-si-iyi-olmayanin-yabanci-dili-de-gelismiyor_o.jpg" align="left" height="133" width="181" /><font face="Maiandra GD" size="2">İsveç’te    30 yıldır öğretmenlik yapan Sema Çalışkan‚ yurtdışında çalışan Türklerin    yabancı dillerini geliştirmeleri için kendi anadillerini de iyi bilmeleri    gerektiğini söyledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ana yurdundan uzaktaki yabancıların ve özellikle Türklerin eğitimi konusunda    CİHAN’a konuşan Çalışkan‚ yurtdışındaki yeni neslin eğitimi hakkında    yorumlarda bulundu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ders vermekte olduğu Stockholm Akademisyenler Derneği isimli eğitim merkezinde    açıklamalarda bulunan Çalışkan‚ anadille eğitime önem verilmesine vurgu    yaparken‚ kendi dilini öğrenen gençlerin başka dilleri daha sağlıklı    öğrenebileceğinin altını çizdi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Semra Çalışkan‚ aslen Sivas Suşehirli. Bundan tam 30 yıl önce 1977’de İsveç’e    gelmiş. Gelmeden önce 1 yıl kadar Türkiye’de ilkokul öğretmenliği yapmış.    Geldikten sonra da öğretmenlik yapmaya devam etmiş. 1980’li yıllara kadar    Botkryka bölgesinde çalışmış olan Sema Çalışkan‚ 80 ve 90 yılları arasında da    sınıf öğretmenliği yapmış.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">30 yıllık zaman süreci içerisinde İsveç’teki    <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none">   <font color="#000000">Türkler</font></a> arasında eğitim konusunda    gözde görülür bir atılım olmadığını söyleyen Semra öğretmen‚ ”Sırf   <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none">   <font color="#000000">Türkçe</font></a>    kreşler vardı‚ tek dille okula başlayıp‚ okulda iki dile geçiyorlardı‚    zorlanıyorlardı. Maalesef üniversiteye giren pek olmadı. Çoğu pizzacı oldu‚    erken evlendirildiler. 3. neslin durumu da zor‚ çünkü bu sefer de Türk    sınıflar kaldırıldı‚ şema dışına aktarıldı. O çocuklar yorgun argın gelip‚ 90    dakika Türkçe öğrenip gidiyorlar‚ verim olmuyor” dedi.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center>[ad1]</center> <font face="Maiandra GD" size="2">  </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Türk çocukların‚ anne şefkatini Türkçe alacağına işaret eden Çalışkan‚    ”Günümüzde çocukları oyalamak için ebeveynler bilgisayarın başına oturtup oyun    oynatıyor‚ internete bağlatıyor. Hâlbuki karnıyla birlikte çocukların ruhu da    doyurulmalı” şeklinde konuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çalışkan‚ İsveç’teki okul- aile birliği ilişkilerinin çok zayıf olduğuna da    değinerek‚ bilgi kaynağı eksikliğinin göze çarptığını‚ mevcut kaynakların da    yeterince araştırılmadığını kaydetti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ailelerin okullara destek olması gerektiğini söyleyen Sema Çalışkan‚ ”Önce    aile eğitilecek. Bilinçli anne-babalardan eğitimli çocuklar olur. Fikir alış    verişleri vardı eskiden‚ şimdi yok” şeklinde ifade etti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir eğitimci olarak devletten ve İsveç hükümetinden bir beklentilerinin olup    olmadığının sorulması üzerine Sema öğretmen ”Devlet daha önceden vermiş olduğu    sözleri tutmadı ki ne isteyelim? Seçim öncesi sözler tutulmuyor.    Stockholm’deki öğretmenler olarak halen grev hakkımız yok” şeklinde tepkisini    dile getirdi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">   <font color="#ff0000">Kaynak:</font>      <font color="#000000">Haberler</font> &#8211; </font>      <font color="#000000" size="2">Türkcan</font></strong></font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD">   <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/haberler/turkce-haberleri/">»<span lang="tr">    Türkçe Haberleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr">   <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcesi-iyi-olmayanin-yabanci-dili-de-gelismiyor/">Türkçe’si İyi Olmayanın Yabancı Dili de Gelişmiyor</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcesi-iyi-olmayanin-yabanci-dili-de-gelismiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihten Geleceğe Türk Dili &#8211; (Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 00:35:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlu Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihten Gelecege]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihten Gelecege Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dilinin Gelecegi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dilinin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihten Geleceğe Türk Dili (Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN) Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 yılları arasına ait Sümerce metinlerde 300&#8217;den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/">Tarihten Geleceğe Türk Dili – (Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Tarihten  Geleceğe Türk Dili</font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"><br />
(Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)<br />
</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dilinin en eski izleri  Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 yılları arasına ait  Sümerce metinlerde 300&#8217;den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle  Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu  ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri M.Ö.  2000-3000 arasına çıkmakta, yani bundan 4-5000 yıl geriye gitmektedir. Ortak  sözler Türklerle Sümerlerin komşu olduklarını da gösterir. Türklerin hiç olmazsa  bir bölümü M.Ö. 2000-3000 yılları arasında, belki de daha önce Ön Asya&#8217;da  yaşamış olmalıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">M.Ö. 7.-3. yüzyıllar  arasında Karadeniz&#8217;le Hazar&#8217;ın kuzeyinde ve Kuzeydoğusunda yaşayan Sakaların  önemli bir bölüğü ve yöneticileri de büyük ihtimalle Türktü. M.Ö. 6. yüzyılda  yaşamış olan Sakaların kadın hükümdarının adı Yunan kaynaklarında <strong>Tomiris</strong>  olarak geçer. Bu kelime Türkçe <strong>Temir </strong>(demir) olsa gerektir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dîvânü Lûgati&#8217;t-Türk&#8217;te  anlatıldığına göre İskender&#8217;in Türkistan seferi sırasında (M.Ö. 330&#8217;lar) <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a>lerin bir kısmı, hükümdarları Şu  yönetiminde Hocent civarında, yani Seyhun&#8217;un yukarı havzalarında idiler.  İskender&#8217;in gelişiyle Şu ve idaresindeki Türkler Altaylara çekildiler; Oğuzlar  ise Hocent civarında kaldılar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çin kaynaklarındaki ilk  bilgilere göre Türkler Çin&#8217;in kuzeyindeki bozkırlarda yaşıyorlardı. M.Ö.  220&#8217;lerde ortaya çıkan <strong>Tuman </strong>(Teoman) <strong>Yabgu </strong>ve M.Ö. 209&#8217;da  hükümdar olan oğlu <strong>Motun </strong>(Mete) <strong>Yabgu</strong>, Hunların büyük hükümdarları  idiler ve merkezleri bugünkü Moğolistanda bulunan Orhun vadisinde idi. Hunlardan  sonra da Topalar, Avarlar, Göktürkler, Uygurlar dönemlerinde, M.S. 840&#8217;a kadar  Türklerin merkezi Orhun vadisinde olmuştur. M.Ö. 220 &#8211; M.S. 840 arasındaki 1000  küsur yıllık dönemde Türkler kudretli zamanlarında Okyanus kıyılarından Hazar&#8217;a,  hatta bazen Karadeniz&#8217;in kuzeyine kadar uzanan topraklara hükmediyorlardı.  Türklerden bir bölüğü M.S. 370&#8217;lerde İdil&#8217;i geçmiş ve Kafkaslarla Karadeniz&#8217;in  kuzeyine ulaşmıştı. Batı Hunları, Bulgarlar, Avarlar, Peçenekler ve Kıpçaklar  370&#8217;ten başlayarak yüzyıllar boyunca Doğu Avrupa ve Balkanları yönetimleri  altında bulundurmuşlardır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Asya ve Avrupa Hunlarına  ait herhangi bir Türkçe metin elimizde bulunmamaktadır. Ancak Çin ve Bizans  kaynaklarına geçen bazı özel adlar ve kelimeler onlara ait Türkçe veriler olarak  kabul edilmektedir. Çin kaynaklarında geçen <strong>tehri, kut, yabgu, ordu, temir</strong>  gibi sözlerin Çinceleşmiş biçimleri, milât yıllarına ait Türkçe verilerdir.  Attilâ&#8217;nın babasının adı olan <strong>Muncuk </strong>(Boncuk) ve oğullarının adları <strong> Dehizik, İrnek, İlek</strong> Türkçeyle açıklanabilmektedir. 6.-9. yüzyıllardaki Tuna  Bulgarlarından yıl ve ay adları ile birkaç kelimelik bazı küçük metinler  kalmıştır. Yıllar hayvan adlarıyla adlandırıldığı için yıl adları aynı zamanda  çeşitli hayvanların adlarını gösteriyordu. Aylar sıra sayılarıyla ifade edildiği  için Bulgar Türkçesindeki sayıların adlarını da böylece öğrenmiş oluyorduk.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Moğolistan&#8217;da bulunmuş olan  6 satırlık Çoyr yazıtı tarihi bilinen en eski metindir. İlteriş Kağan&#8217;a katılan  bir askeri anlatan metin 687-692 arasında yazılmış olmalıdır. Orhun anıtları  olarak bilinen İşbara Tamgan Tarkan (Ongin), Köl İç Çor (İhe-Huşotu), Tonyukuk,  Köl Tigin, Bilge Kağan anıtları 719-735 yılları arasında yazılmışlardır.  Uygurların ikinci kağanı Moyun Çor Kağan&#8217;a ait Taryat, Tes ve Şine-Usu anıtları  753-760 arasında dikilmiştir. Moğolistan&#8217;da, Yenisey vadisinde, Kazakistan&#8217;da,  Talas&#8217;ta (Kırgızistan), Kuzey Kafkasya&#8217;da, İdil-Ural bölgesinde, Bulgaristan,  Romanya, Macaristan ve Polonya&#8217;da Göktürk harfleriyle yazılmış daha yüzlerce  yazıt bulunmuştur. Bu küçük yazıtların 7.-10. yüzyıllar arasında yazıldığı  tahmin edilmektedir. Demek ki bu yüzyıllarda Doğu Avrupa ve Balkanlardan, hatta  Macaristan&#8217;dan Güney Sibirya&#8217;ya ve Moğolistan içlerine kadar uzanan sahada  Türkçe, Göktürk harfleriyle yazılan bir yazılı dil olarak kullanılmaktaydı.</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">9. yüzyıldan itibaren  Türkçenin yazılı ürünlerini daha güneyde, Tarım havzasında da görmeye  başlıyoruz. 840&#8217;ta Tarım havzasında ve Gansu bölgesinde devletler kuran  Uygurlar; Göktürk, Uygur, Soğdak ve Brahmi alfabeleriyle kâğıt üzerine yüzlerce  eser yazdılar, yüzlerce belge bıraktılar. Hatta bunların bir kısmı yazma değil,  basma eserlerdi. Uygur yazılı eserleri, Gansu bölgesinde 17. yüzyıla kadar devam  etmiştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">11. yüzyılda Kâşgar ve  Balasagun çevresi de bir Türk kültür çevresi olarak ortaya çıkar. 1069 tarihli <em>Kutadgu Bilig</em> Balasagun&#8217;da yazılmaya başlanmış, Kâşgar&#8217;da Karahanlı  hükümdarına sunulmuştur. 1070&#8217;lerde Bağdat&#8217;ta kaleme alınan <em>Dîvânü Lûgati&#8217;t-Türk</em>  de aslında Kâşgar muhitinin eseridir. Türkler 10. yüzyılda Müslüman oldukları  hâlde 11. yüzyılda Arap yazısı henüz Türklerin yazısı hâline gelmemişti.  Kâşgarlı Mahmud 1070&#8217;lerde Türk yazısının Uygur yazısı olduğunu kesin şekilde  kaydeder.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kâşgarlı Mahmud Türklerin  20 boy olduğunu yazar ve onları batıdan doğuya doğru şöyle sıralar: 1. <em> Beçenek</em>, 2. <em>Kıfçak</em>, 3. <em>Oğuz</em>, 4. <em>Yemek</em>, 5. <em>Başgırt</em>,  6. <em>Basmıl</em>, 7. <em>Kay</em>, 8. <em>Yabaku</em>, 9.<em>Tatar</em>, 10. <em>Kırkız</em>,  11. <em>Çigil</em>, 12. <em>Tohsı</em>, 13. <em>Yağma</em>, 14. <em>Uğrak</em>, 15. <em> Çaruk</em>, 16. <em>Çomul</em>, 17. <em>Uygur</em>, 18. <em>Tangut</em>, 19. <em>Hıtay</em>.  Listedeki Hıtay&#8217;ı Kâşgarlı&#8217;nın ifadesiyle &#8220;Çin ülkesi&#8221; olarak ayırmak gerekir.  Bu sıralamadan az sonra Kâşgarlı Beçeneklerle Kıfçaklar arasına <em>Suvarlarla  Bulgarları</em> yerleştirir. Kâşgarlı&#8217;nın iki dilli oldukları için dillerini  bozuk saydığı <em>Soğdak, Kençek, Argu </em>ve <em>Tangutlardan Arguları</em> da  Türk boyları arasında saymalıyız. Demek ki 11. yüzyılda Balkanlardaki Bizans  sınırından Çin ve Moğalistan içlerine kadar Türkçe konuşuluyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">13. yüzyılda Türk yazı  dilinin merkezîleştiği bölge Aral&#8217;ın güneyindeki Harezm bölgesidir. 13.-14.  yüzyıllarda Altınordu&#8217;nun merkezi olan Hazar&#8217;ın kuzey kıyısındaki Saray&#8217;dan  hatta daha batıdaki Kırım&#8217;dan Tarım havzasının doğusundaki Gansu&#8217;ya kadar Türk  yazı dili kesintisiz olarak kullanılıyordu. Tarım havzasıyla Gansu&#8217;da kullanılan  dile Türkoloji literatüründe Uygur Türkçesi, Altınordu ve Türkistan sahasında  kullanılan dile ise Harezm Türkçesi denmektedir. Ancak ikisi arasında ses ve  gramer yönünden hemen hemen hiç fark yoktur. Yazıları ise farklıdır. Birincisi  Uygur, ikincisi Arap yazısını kullanır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">13. ve 14. yüzyıllarda Türk  yazı dili, bu ana sahadan başka üç coğrafyada daha kullanılıyordu. Bunlardan  biri Yukarı İdil (bugünkü Tataristan) sahasıdır. Burada bulunan mezar  kitabelerinin dili İdil Bulgarcası idi. İkincisi Mısır ve kısmen Suriye idi.  Buradaki yazı dili Harezm Türkçesine çok yakındı ve Kıpçak Türkçesi adını  taşıyordu. Üçüncü saha Azerbaycan ve Anadolu sahasıydı. 13. yüzyılda bu alanda  Oğuz ağzına dayanan yeni bir yazı dili doğmuştu. Bu yazı dili Balkanlara doğru  sahasını genişleterek kesintisiz şekilde bugüne dek sürmüştür. Sadece mezar  kitabelerinde gördüğümüz İdil Bulgarcası 14. asırdan sonra yerini Kıpçakçaya  bırakır. Mısır ve Suriye&#8217;de ise 15. yüzyıldan sonra Kıpçak Türkçesi kullanılmaz  olur.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Karadeniz, Kafkaslar, Hazar  denizi ve İran, Kuzey-Doğu Türkçesi ile Batı <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>sini ayıran tabiî sınırlardır. 11.  yüzyıldan itibaren Oğuzlar İran&#8217;ı aşarak Azerbaycan ve Anadolu&#8217;ya gelmişler ve  Batı Türklüğünü oluşturmuşlardır. Batı Türklüğü 14. yüzyılda Balkanlara taşmış,  daha sonra Macaristan sınırına dayanmıştır. Bugünkü Irak ve Suriye&#8217;nin kuzey  bölgeleri de Batı Türklerinin 11. yüzyıldan itibaren yerleştikleri yerlerdi ve  buralardaki nüfus Anadolu Türklüğünün tabiî uzantısıydı. Öte yandan Kuzey Afrika  ve Arap ülkelerine de önemli miktarda Osmanlı Türkü yerleşmişti. Bütün bu  sahalarda Batı Türkçesi ortak bir yazı dili olarak kullanılmıştır. 13. ve 14.  yüzyıllarda Anadolu ve Azerbaycan&#8217;da yazılan eserleri, yazı dili olarak  birbirinden ayırmak kolay değildir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu asırlarda yazı dili  henüz standartlaşmamıştır; esasen Azerbaycan, Anadolu ve Balkanlarda henüz  siyasî birlik de yoktur; bölgede çeşitli Türk beylik ve devletleri hüküm  sürmektedir. 15. yüzyılda Osmanlılar güçlenerek birliği kurmaya yönelirler ve  yeni oluşmaya başlayan İstanbul ağzı esasında Osmanlı Türkçesi standart hâle  gelir. 16. yüzyılda Doğu ve Güney-Doğu Anadolu ile birlikte Suriye ve Irak da  Osmanlı topraklarına dahil olur; böylece bu bölgeler de Osmanlı Türkçesi alanı  içine girerler. Kuzey ve Güney Azerbaycan, İran&#8217;la birlikte bir başka Türk  devletinin, Safevîlerin yönetiminde kalır. Ancak yine de 16. asırda Azerbaycan  ve Osmanlı yazı dillerinin kesin şekilde ayrıldığını söylemek doğru değildir.  Hatayî ve Fuzulî her iki çevrenin de şairidir. 17. yüzyıldan sonra iki yazı  dilinin ayrıldığını söylemek mümkündür; ancak aralarındaki fark yok denecek  kadar azdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuzey ve doğu Türklerinde  Harezm Türkçesinin devamı niteliğindeki Çağatay Türkçesi tek ve ortak yazı dili  olarak 15. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar sürdü. Bunun bir tek istisnası  vardı: Kırım Hanlığı. Osmanlı idaresinde bulunduğu için Kırım Hanlığında  kullanılan yazı dili Osmanlı Türkçesi idi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">13. yüzyıldan itibaren iki  ayrı yazı dili hâlinde gelişen Doğu ve Batı Türkçeleri sürekli olarak  birbirleriyle temasta olmuşlardır. Çağatay sahası eserleri, özellikle Nevayî  Osmanlı ve Azerbaycan Türklerince hep okunmuştur. Buna karşılık Osmanlı eserleri  de özellikle İdil-Ural bölgesinde sürekli okunmuştur. Osmanlı ve Azerbaycan  sahasında Nevayî&#8217;ye Çağatayca olarak nazireler yazılmış ve bu 19. yüzyıla kadar  sürmüştür.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1552&#8217;de Kazan&#8217;ın düşmesiyle  başlayan Rus yayılması 1885&#8217;te Batı Türkistan&#8217;ın işgaliyle tamamlanmıştır. Doğu  Türkistan 1760&#8217;larda Çin işgaline uğramıştı. 19. yüzyılın sonuna gelindiğinde  bağımsız olan Türkler sadece Osmanlı Türkleriydi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">19. yüzyılın ortalarında  Türk yazı dilleri için yeni bir süreç başlar. Kazan Üniversitesinde hocalık  yapan müsteşrik ve papaz İlminski, her Türk boyunun konuşma dilinin ayrı bir  yazı dili hâline gelmesi gerektiği görüşünü ortaya koyar ve bunun için çalışmaya  başlar. Özellikle Tatar aydınlarıyla Kazan&#8217;da okuyan Kazak aydınları üzerinde  etkili olur. Bu iki Türk boyunun bazı yazar ve şairleri, ortak olan Çağatay yazı  dili yerine kendi konuşma dillerini yazı dili hâline getirmeye çalışırlar.  Yüzyılın sonlarına doğru Tatar ve Kazak yazı dillerinin ilk eserleri verilmeye  başlar. İlminski&#8217;ye karşılık Gaspıralı İsmail, 1884&#8217;te Bahçesaray&#8217;da (Kırım)  çıkarmaya başladığı <em>Tercüman</em> gazetesi ve Türk dünyasının her tarafında  açtırdığı usûl-i cedit okulları vasıtasıyla ortak yazı dilini savunur; bütün  Türk dünyasının sadeleştirilmiş İstanbul Türkçesinde birleştirilmesini ister. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya&#8217;da Meşrutiyetin ilân  edildiği 1905 yılından itibaren Kırım, İdil-Ural, Azerbaycan ve Türkistan  bölgelerinde Türk yazı dili konusu sıkı bir şekilde tartışılır. Gaspıralı  İsmail&#8217;in tesirinde kalan Türk aydınları yazı dilinde birlik fikrini savunurlar  ve buna uygun eserler verirler. İlminski&#8217;nin fikirleri ise başka müsteşrikler ve  Çarlık memurları tarafından yayılmaya çalışılır. İlminski gibi bir papaz ve  müsteşrik olan Nikolay Ostroumov 1870&#8217;ten 1918&#8217;e kadar <em>Türkistan Vilâyetinin  Gazeti</em>’ni çıkararak bu gazete vasıtasıyla İrancalaşmış Özbek ağızlarını yazı  dili hâline getirmeye çalışır. 1888-1902 arasında çıkarılan <em>Dala Vilâyeti</em>  gazetesi Kazakçayı, 1905-1908 arasında çıkarılan <em>Mecmûa-yı Mâverâyı Bahr-ı  Hazar </em>Türkmenceyi yazı dili yapmaya uğraşır. Her üç gazete de Çar idaresince  çıkarılmaktadır. Yüzyılın başındaki bu tartışma ve uygulamalar kaynaklara  ulaşmanın zorluğu yüzünden bugüne kadar ciddî şekilde araştırılmış değildir.  Ancak 1917&#8217;deki Bolşevik ihtilâlinden sonra serbest tartışma ortamı yok edilmiş,  İlminski ve Ostroumov&#8217;un fikirleri zorla uygulanarak her Türk boyunun konuşma  dili ayrı yazı dili hâline getirilmiştir. Bu süreç Sovyetler Birliği’nde  1930&#8217;larda tamamlanmıştır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çin idaresindeki Doğu  Türkistan&#8217;da ise Uygurca, Çağatay yazı dilinin devamı olarak sürerken 1949&#8217;daki  komünist idareden sonra mahallîleştirilmiştir. Alfabe değişiklikleriyle bu süreç  hızlandırılmış, her Türk yazı dili için ayrı alfabeler oluşturularak farklılık  artırılmaya çalışılmıştır. Bütün bu çalışmalar sonunda bugün 20 Türk yazı dili  ortaya çıkmış bulunmaktadır: 1) <em>Türkiye Türkçesi</em>, 2) <em>Gagavuz Türkçesi,</em>  3) <em>Azerbaycan Türkçesi,</em> 4) <em>Türkmen Türkçesi,</em> 5) <em>Kırım Tatar  Türkçesi,</em> 6) <em>Karaçay-Malkar Türkçesi,</em> 7) <em>Nogay Türkçesi</em>, 8) <em> Kumuk Türkçesi,</em> 9) <em>Kazan Tatar Türkçesi,</em> 10) <em>Başkurt Türkçesi,</em>  11) <em>Kazak Türkçesi,</em> 12) <em>Karakalpak Türkçesi,</em> 13) <em>Kırgız  Türkçesi,</em> 14) <em>Özbek Türkçesi,</em> 15) <em>Uygur Türkçesi,</em> 16) <em>Altay  Türkçesi, </em>17) <em>Hakas Türkçesi,</em> 18) <em>Tuva Türkçesi,</em> 19) <em>Saha </em>(<em>Yakut</em>) <em>Türkçesi</em>, 20) <em>Çuvaş Türkçesi.</em> Rusya bugün dahi  yeni yazı dilleri oluşturma fikrini bırakmış değildir. Tataristan Cumhuriyeti  dışında kalan Batı Sibirya Tatarları ile Güney Sibirya&#8217;daki Şorların ağızları  bazı fonlar ve yardımlar yoluyla yazı dili hâline getirilmeye çalışılmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dünyasında 1990&#8217;dan  beri yeni bir süreç başlamıştır. Beş Türk cumhuriyeti bağımsız olmuş, diğerleri  de daha serbest hareket edebilme imkânlarına kavuşmuştur. Şimdi artık kendi  kültür politikalarını kendileri tayin edecek duruma gelmişlerdir. Nitekim bunun  etkisi de kısa zamanda görülmeye başlanmıştır. 1991 Aralığında Azerbaycan, 1993  Nisanında Türkmenistan, 1993 Eylülünde Özbekistan, 1994 Şubatında  Karakalpakistan Lâtin alfabesine geçme kararı almışlardır. Bu ülkelerde yeni  alfabeye geçiş kademeli olarak uygulamaya konmuştur. Öte yandan Kırım Türkleri  ile Gagavuzlar da Lâtin alfabesine geçerek bazı süreli yayınlarını yeni  alfabeyle basmaya başlamışlardır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Dil dışı şartlar&#8221;  dediğimiz siyasî, iktisadî ve kültürel ilişkiler de Türk yazı dilleri arasında  yeni etkileşim ve oluşumlara yol açmaya başlamıştır. Türkiye&#8217;de Türk  cumhuriyetlerinin edebiyatlarına ait bazı parçalar lise edebiyat kitaplarına  konmuştur. Türk Ocakları, Kültür Bakanlığı, TÖMER gibi kuruluşlarca Türk  lehçelerini öğreten kurslar açılmıştır. Nihayet dört üniversitede (Ankara, Gazi,  Muğla, Atatürk) Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümleri açılmıştır. Pek  çok Türkiyeli genç Türk cumhuriyetlerinde öğrenim görmektedir. Sayıları az da  olsa sosyal bilim dallarındaki bazı genç araştırıcılar Türk toplulukları  arasında araştırmalar yapmaya başlamışlardır. Avrasya televizyonunun bazı genç  yapımcıları da Türk dünyasına sık sık giderek yeni yapımlara imzalarını  atmaktadırlar. Siyasî, iktisadî, ilmî ve kültürel heyetler de sık sık bu dünyaya  yolculuk etmektedir. Türk cumhuriyet ve topluluklarında uzun süreli kalan iş  adamları ve görevliler de az değildir. Bütn bu teşebbüs ve ilişkiler Türk  lehçelerinin Türkiyeli aydınlar ve gençler tarafından öğrenilmesine yol  açmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye Türkçesinin diğer  Türklerce öğrenilmesi ise çok daha büyük ölçülerde karşımıza çıkmaktadır.  Türkiye&#8217;de öğrenim görerek bizim lehçemizi öğrenen öğrencilerin sayısı 10.000&#8217;i  geçmiştir. İktisadî, kültürel veya ilmî sebeplerle Türkiye&#8217;ye gelip kısa veya  uzun süreli ülkemizde kalan ve Türkiye Türkçesiyle bizlerle anlaşabilen pek çok  insan vardır. Öte yandan Türk cumhuriyet ve topluluklarında pek çok okul  açılmıştır ve bu okullarda on binlerce öğrenci okumakta, Türkiye Türkçesini  öğrenmektedir. Doğrudan doğruya Türk televizyonlarını izleyebilen Azerbaycan  veya Avrasya yayınlarına bakan Türkistan cumhuriyetleri bu kanalla da Türkiye  Türkçesine aşina olmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün bu temas ve  faaliyetlerin sonuçlarını önümüzdeki yıllarda görebiliriz. Türk televizyonlarını  izleyen Azerbaycanlı çocuklar daha şimdiden Türkiye Türkçesindeki farklı  kelimeleri tanımaya ve hatta kullanmaya başlamışlardır. <em>Samaylot</em> yerine <em>uçak </em>kelimesi pek çok Türk topluluğuna ulaşmıştır. Türkiye Türkleri de  artık <em>orun </em>(yer), <em>kıyın </em>(zor), <em>çalar</em><strong> </strong>(nüans), <em> kayıtmak</em> (geri dönmek), <em>aylanmak</em> (çevresinde dönmek), <em>uçraşmak</em><strong> </strong>(karşılaşmak), <em>tapmak</em><strong> </strong>(bulmak) gibi kelimeleri tanımaya  başlamalıdırlar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski Sovyetler dışındaki  Türk dünyası ile ilişkilerimiz de artmıştır. Batı Trakya, Bulgaristan,  Makedonya, Yugoslavya, Romanya gibi Balkan ülkelerinde yaşayan Türklerle artık  daha sık temas hâlindeyiz. Balkanlardan gelen pek çok Türk genci de Türk  üniversitelerinde okumaktadırlar. Bu ülkelerin çoğunda ilk ve orta dereceli  okullarda Türkçe öğretim yapılmakta, Türkçe gazete ve dergiler çıkarılmaktadır.  Hemen hemen hepsinden Türk televizyonları izlenmektedir. İran&#8217;da da Azerbaycan  Türkçesiyle (Arap harfleriyle) dergi ve kitaplar yayımlanmakta, belirli saatlere  mahsus olarak radyo ve televizyon yayınları yapılmaktadır. İran’da artık Türkçe  eğitim talepleri başlamıştır. Irak&#8217;ta, 36. paralelin kuzeyinde birkaç yıldan  beridir Türkçe öğretim yapılmaya başlanmıştır; <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> gazete ve televizyon yayınları  yapılmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dili yarın nasıl  olacaktır? Yukarıda sayılan gelişmeler elbette Türk dilinin yarınını büyük  ölçüde belirleyecektir. 20 yıl sonra Türkiye Türkçesi, Türk dünyasındaki pek çok  aydın tarafından bilinen ve Türkler arası plâtformlarda kullanılan bir iletişim  dili olacaktır. Bu süre içinde Birleşmiş Milletlerce kabul edilmiş olması da  muhtemeldir. Türk dünyasının bazı genç aydınları az da olsa makale, şiir, hikâye  ve kitaplarını Türkiye Türkçesiyle yazmaya başlayacaklardır. Onların, bizim yazı  dilimizle yazdıkları eserlerde kendi lehçelerine ait bazı kelimeler, hatta  fonetik ve morfolojik özellikler bulunabilecektir. Böylece bizler de o  lehçelerden küçük tatlar almaya başlayacağız. Şüphesiz Türkiye Türklerinden  yetişmiş bazı şair ve yazarlar da eserlerine Türk lehçelerinden kelimeler ve  bazı özellikler serpiştireceklerdir. Bu hem Türkiye Türkçesinin kendi  kaynaklarından beslenerek zenginleşmesine, hem de yeni tatlarla çeşitlenmesine  yol açacaktır. Böylece 4000 yıl önce Sümer kaynaklarında görülen <strong>agar</strong>  (ağır), <strong>di- </strong>(demek),<strong> dingir</strong> (tenri-tanrı), <strong>dug-</strong> (dökmek), <strong>men</strong> (ben), <strong>zae</strong> (sen), <strong>zag</strong> (sağ), <strong>gişig</strong> (eşik-kapı)  gibi kelimeler önümüzdeki bin yıllarda sonsuzluğa doğru yollarına devam  edeceklerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></strong></font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><font face="Maiandra GD"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></font></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/">Tarihten Geleceğe Türk Dili – (Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Hakkında İlginç Notlar</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:42:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkce ilginc]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Notlari]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe Hakkında İlginç Notlar * Türkiye&#8217;den yapılan radyo televizyon yayınları etkisiyle Azerbaycanlı gençler artık Farsça &#8220;evet&#8221; anlamına gelen &#8220;beli&#8221; yerine &#8220;evet&#8221; demeye başlamışlar. Vaktiyle biz &#8220;vazife&#8221; diyorduk, onlar da &#8220;vazife&#8221; diyorlardı. &#8220;Görev&#8221; kelimesi kullanım alanına girmemiş olsa bile en azından duydukları zaman yadırgamıyorlar. Türkiye&#8217;deki alelade insan da Azerbaycanlı bir konuşucuyu on yıl öncesine göre daha [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/">Türkçe Hakkında İlginç Notlar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Türkçe  Hakkında İlginç Notlar</font></strong></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><font face="Maiandra GD" size="2">* Türkiye&#8217;den yapılan radyo televizyon  yayınları etkisiyle Azerbaycanlı gençler artık Farsça &#8220;evet&#8221; anlamına gelen  &#8220;beli&#8221; yerine &#8220;evet&#8221; demeye başlamışlar. Vaktiyle biz &#8220;vazife&#8221; diyorduk, onlar  da &#8220;vazife&#8221; diyorlardı. &#8220;Görev&#8221; kelimesi kullanım alanına girmemiş olsa bile en  azından duydukları zaman yadırgamıyorlar. Türkiye&#8217;deki alelade insan da  Azerbaycanlı bir konuşucuyu on yıl öncesine göre daha rahat anlayabiliyor. Hatta  Türkmenistanlı, Özbekistanlı konukları da daha rahat anlayabiliyor.</p>
<p>* Birleşmiş Milletler ve dünya İstatistik kuruluşlarının verdiği verilere göre  dünyada yaygın kullanılan dilleri kullanış alanı ve amacına göre üç kategoride  sınıflayabiliriz:</p>
<p>1. Dünyada en çok nüfus tarafından ana dil olarak kullanılan diller,<br />
2. Dünyada en geniş coğrafi alanda kullanılan diller,<br />
3. Dünyada bilimsel ve teknoloji alanda ticaret, haberleşme ve bilgi  alışverişinde yaygın kullanılan diller.</p>
<p>Birinci gruptaki diller açısından sıralama Çince, Hinduca, İngilizce,  İspanyolca, Rusça, Arapça ve diğerleri;<br />
İkinci kategoriye göre sıralama İngilizce, Çince, İspanyolca, Arapça, Türkçe,  Hinduca;<br />
Üçüncü kategoriye göre ise sıralamada başlıca Batı Avrupa Dilleri İngilizce,  Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Rusça yer almaktadır. Pasifik devletlerinden  Japonya&#8217;nın hızla gelişen Çin&#8217;in dili de yakın bir gelecekte bu kategoride yer  alacaktır.</p>
<p>* Yabancı dil öğretimi için eğitim-öğretim dilinin mutlaka yabancı dilde  olmasının gerekmediğini çarpıcı bir örnekle sunmak istiyorum. Skale dergisi 1993  yılı 1. sayısında yayınlanan &#8220;Sayılarla Avrupa Topluluğu&#8221; yazısında verilen  bilgiye göre Avrupa topluluğunda 20-24 yaş arası gençlerin % 83&#8217;ü en az bir  yabancı dile hakim, bu daha yaşlılarda % 50 civarında. Belçika, Hollanda,  İsviçre gibi ülkelerde oran çok daha yüksek. Buna karşın Avrupa&#8217;da bütün orta  öğrenim ve üniversite öğretimi kendi ana dillerinde yapılıyor. Diğer bir örnek,  nüfusu sadece 10 milyon olan Macaristan&#8217;da bütün okullar Macarca, tek bir  üniversite 1991 sonrası İngilizce açıldı, ama öğrencileri yabancı. Macarca ülke  dışında hiçbir ülkede kullanılmadığı halde her konuda bizden çok daha fazla  Macarca kitap basıyorlar ve her Macar da bir yabancı dil biliyor. SCI ce taranan  dergilerde yayınlanan makalelerin ülkelere göre sıralamasında ilk 20 sırada yer  alan ülkelerden yalnız Hindistan yabancı dilde öğretim yapıyor. Yani her ülke  kendi dilinde öğretim yaparak bilim üretebiliyor, diller bilim üretimine engel  değil.</p>
<p>* Sırf İstanbul&#8217;da İngilizce, Fransızca, Almanca İtalyanca eğitim yapan orta  dereceli okulların sayısı 150&#8217;nin üzerende. Bütün ülkede ise özel okulların  sayısı 1995 yılı itibariyle 871&#8217;dir. Eğer önlem alınmaz ve sınırlamaya  gidilmezse üniversitelerimiz de bu yola girer. Eğitim çağında 15 milyon nüfusun  tamamını böyle özel okullara göndermemiz mümkün olmadığından (14.300.000. toplam  öğrencinin sadece 200.000&#8217;i özel okullara gidebilmektedir.) talep de devamlı  kamçılandığından maalesef en seçme başarılı öğrenciler &#8220;Robert Kolej,  Galatasaray Lisesi&#8221; başta olmak üzere yabancı dilde eğitim yapan okullara  gönderiliyor ya da bu okulları tercihe zorlanıyor. Yabancı dilde öğretim yapan  üniversiteler için de aynı durum sözkonusu. Böyle olunca bütün bu üstün  yetenekli çalışkan, seçme öğrencileri alan okullar hem yabancı dilde hem de  diğer sosyal ve fen derslerinde daha başarılı oluyorlar. Bu sonuç da biraz önce  değindiğimiz genel kanaati oluşturuyor. Yani malzeme kaliteli olduğu için ürün  de kaliteli oluyor. Önemli olan bir öğretim kurumunun öğrenci alırken hangi  yüzde diliminden öğrenci aldığına bakılarak bu öğrencileri hangi yüzde  diliminden mezun ettikleridir. Mezunlar ilk yüzde diliminden daha başarılı  yüzdeye yerleştirilebiliyorsa o kurum başarılıdır.</p>
<p>* Tarihçi Jean-Paul Roux,  &#8221;Türklerin Tarihi&#8221; adlı yapıtında &#8221;Türklerle  ilgili olarak kabul edilebilecek biricik tanım dilbilgisel olandır. … Türklerin  dili çok büyük bir çekim gücüne sahip olduğundan ilişkide bulundukları birçok  insan topluluğu tarafından benimsenmiştir.&#8221; diyor. Ünlü dilbilimciler,  Türkçenin yetkinliğini ve kurallı oluş bakımından öteki dillerden üstünlüğünü  övmüşlerdir.</p>
<p>* Max Müller, Türkçe hakkındaki görüşlerini şöyle açıklıyor: &#8221;Türkçenin bir  dilbilgisi kitabını okumak, bu dili öğrenmek niyetinde olanlar için bir  zevktir.Türlü dilbilgisi kurallarının belirlenmesindeki ustalık, eylem  çekimlerindeki düzenlilik, bütün dil yapısındaki saydamlık, kolayca  anlaşılabilme niteliği, insan zekasının dil aracılığı ile beliren üstün gücünü  kavrayabilenlerde hayranlık uyandırır…. Türk dilinde her şey saydamdır,  apaçıktır.</p>
<p></font></font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
* Jean Deny, &#8221;Türk dili, seçkin bir bilginler kurulunun danışma ve tartışmaları  sonucunda oluştuğu kanısını uyandırıyor. Fakat böyle bir kurul, Türkistan  bozkırında kendi başına kalmış olarak ve kendi yasaları ya da kendi içgüdüleri  itişiyle, insan beyninin yarattığı bu sonucu sağlayamazdı !&#8221; demektedir.</p>
<p>* XIII. yüzyılda Cengiz Hanın Moğol İmparatorluğu, yaklaşık olarak, tüm Türk Dünyasını egemenliği altında toplamıştır.  Moğol İmparatorluğunun, devlet dili olarak Uygur Türkçesini ve Uygur yazısını  kullanmıştır.</p>
<p>* Türk dilinin büyüleyici etkisi kendini göstererek, Türkçe, Anadoluda hızla  yaygınlaşan halk dili olur. Moğol işbirlikçisi Anadolu Selçuklusu sultanlarının  egemenliğine başkaldıran Türkmen beyi Karamanoğlu Mehmet Bey&#8217;in Konyayı ele  geçirip Siyavuş&#8217;u Selçuklu sultanı yapması, Türk dili için mutlu bir olay olur:  Karamanoğlu Mehmet Bey, 19 Mayıs 1277&#8217;de ünlü fermanını yayınlar: &#8221;Bugünden  sonra divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden gayrı dil  konuşulmayacaktır! &#8221;. Türkçenin bu bağımsızlık bildirgesiyle, Moğolların  ilerlemesini durdurmuş olan &#8221; külahlı, ayağı çarıklı ve kara kilimli  Türkmenler&#8221;, Farsçayı benimsetmeye çalışan &#8221;Rumi&#8221; adı takınmış Selçuklulara  karşı bir dil yengisi kazanmışlardır.</p>
<p>* Yunus ,Mevlana&#8217;nın Mesnevisini okuduğunda çok uzun ve belki biraz da Farsça  yazılmış olmasını beğenmeyerek, bu Mesnevinin yerine:<br />
&#8221;Ete kemiğe büründüm<br />
Yunus deyi göründüm.&#8221;</p>
<p>beytini önermesi, Türkçeyi sevenler için etkileyicidir. Yunus&#8217;un  şiirleri yüz yılardan beri Türklerin belleğinde yaşamaktadır. Günümüzde  Birleşmiş Milletler yapısının girişinde duvara yazılan :<br />
Gelin kardeş olalım<br />
İşi kolay kılalım<br />
Sevelim sevilelim<br />
Dünya kimseye kalmaz</p>
<p>dörtlüğü ile Yunus Emre güzel Türkçe ve insancıllık dersi  vermektedir.</p>
<p>* Karacaoğlan, Dadaloğlu, Köroğlu, Kaygusuz Abdal ve daha nice Türk halk  ozanları koşmalar, koçaklamalar söyleyerek Türk dilinin gelişmesine katkıda  bulunmuşlardır. Osmanlı şairlerinden daha özgün, daha kalıcı olmuşlardır.  Örneğin en ünlü Osmanlı şairleri, Karacaoğlan&#8217;ın &#8221;Çukurova  bayramlığın giyerken / Çıplaklığın üzerinden soyarken / Şubat ayı kış yelini  kovarken / Cennet demek sana yakışır dağlar&#8221; dörtlüsü ile başlayıp  &#8221;Karacaoğlan size bakar sevinir / Sevinirken kalbi yanar göğünür / Kımıldanır  hep dertleri devinir / Yas ile sevinci yıkışır dağlar&#8221; dörtlüsü ile biten  koşmasındaki özgün doğa betimlemesinin düzeyine ulaşamamışlardır . Bu koşmadaki  anlatım akıcılığı ve sözcük zenginliği, Türkçenin gücünü ortaya koymaktadır.</p>
<p>* I. Abdülhamit&#8217;in tahta geçmesi sonrasında  Anayasanın (Kanun-u Esasi) hazırlanmasında dil sorunu ortaya çıktı: Geniş  Osmanlı topraklarından Meclise gelecek temsilciler hangi dil ile konuşacaktı?  Batı, yüzyıllar önce tek bir ulusal dili egemen kılıp geliştirerek böyle bir  sorunla karşılaşmamıştı. Uzun tartışmalardan sonra -azınlıkların tepkileri de  yatıştırılarak- Anayasanın 18. Maddesine Osmanlı Devletinin resmi dilinin Türkçe  olduğuna ve devlet hizmetlerine gireceklerin bu dili bilmesinin gerektiğine  ilişkin hüküm konuldu. II.Abdülhamit&#8217;in Meclisi kapattıktan sonra uyguladığı  ağır sansür, dili kapsamadığından, aydınların Türkçeyi geliştirme çabaları  kesintiye uğramamıştır. II. Abdülhamit, sadrazamlığa atadığı Türkçe bilmeyen  Çerkez Hayrettin Paşanın telkini ile devletin resmi dilinin Arapça olmasını  istemiş ise de, Sait Paşa&#8217;nın &#8221;Devlet dili Arapça olursa Türklük ortadan  kalkar&#8221; diyerek karşı çıkması üzerine, bu isteğinden vazgeçmiştir.</p>
<p>* Osmanlı döneminde, tıp, mühendislik ve askerlik terimlerinin Batı dillerinden  Osmanlıcaya çevrilmesi görüşü egemendi. Ancak terim türetmede Türkçe  sözcüklerden değil de Arapça ve Farsça sözcüklerden yararlanılmakta idi. Bu  &#8220;takıntıyla&#8221; kimi zaman gülünçlüklere düşülürdü.Örneğin Osmanlının İtalyadan  satın aldığı topların üzerinde &#8221;Balliemez&#8221; damgası bulunduğu için, bu toplar  Türkler arasında &#8221;Balyemez Topu&#8221; diye adlandırılmıştı. Ancak Osmanlının bilgiç  okumuşları, bu toplara Türkçe bir ad konulduğunu sanarak, Türkçe sözcükleri  aşağılık sayıp Türkçeyi bilimsel ürünleri adlandırmaya yakıştıramadıklarından,  Türkçe &#8221;Balyemez&#8221; sözcüğünü, yarısı Arapça yarısı Farsçaya çevirerek &#8221;Asalnemihored&#8221;  yapmıştı. &#8221;Asal&#8221;, Arapça &#8220;bal&#8221;, &#8221;Nemi-hored&#8221; ise Farsça &#8220;yemez&#8221; anlamına  geliyordu</p>
<p>* Abece sorununu,  Atatürk &#8221;Bizim ahenkli zengin dilimiz Yeni Türk Harfleriyle kendini gösterecektir.&#8221;  diyerek, 3 Kasım 1928 tarihinde Mecliste kabulünü sağladığı yasayla, Latin  harflerine dayanan Türk abecesini dilimize kazandırmıştır.</p>
<p>* Hint-Avrupa ve Sami dillerine göre Türkçenin  <font color="#000000">sözcük</font> ve bu arada bilim terimleri türetmede  önemli bir üstünlüğü vardır.  <font color="#000000">Prof. Doğan Aksan</font>&#8216;ın &#8221;Türkçenin Gücü&#8221;  yapıtında açıklandığı üzere, Türkçemiz bu özelliği ile benzersiz üstünlüğe  sahiptir. Bu yapıtta &#8221;sür-&#8221; kökünden, yalnızca Türkiye Türkçesinde 100 kadar  türetilmiş sözcük örneği verilmiştir.</p>
<p>* 1936 yılında Kahire&#8217;de toplanan Arap dil kurultayı,  <font color="#000000">Türkçe</font> kökenli 3600 kadar sözcüğü Arapça  sözlükten çıkarmıştır. Çıkarılan bu sözcükler arasında &#8221;sarık&#8221; sözcüğü de  vardır.</p>
<p>* 12 Eylül Darbesi sonrası, dilde geriye dönüş zorlamalarına girilmiş, kimi öz  Türkçe sözcüklerin kullanılması Yönetim Buyruğuyla yasaklanmıştır. Bu sözcükler  arasında &#8221;devrim&#8221; ve dönemin devlet başkanı Kenan Evren&#8217;in soyadı olan  &#8221;evren&#8221; sözcüğü bile bulunmakta idi&#8230;</font></font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><font face="Maiandra GD"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></font></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/">Türkçe Hakkında İlginç Notlar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-hakkinda-ilginc-notlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Sorunu (Murat Belge)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:39:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Belge]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkce Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe Sorunu (Murat Belge) Dünyada hiçbir toplumun kendi diliyle ilişkisi Türkiye&#8217;deki gibi bir sorun haline gelmemiştir. Üstelik bu durum, Türkiye tarihinin görece kısa bir dönemine de özgü değildir. Yüzyıllardır dil, seçkinler ve halk bunu ne derece bilinçli bir biçimde yaşıyor olurlarsa olsunlar, bir sorun olarak var oluyor. Bu sorun öyle bir aşamaya vardı ki bugün, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/">Türkçe Sorunu (Murat Belge)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Türkçe Sorunu<br />
</font><font style="font-size: 16pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD">(Murat  Belge)</font></span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dünyada hiçbir toplumun kendi diliyle  ilişkisi Türkiye&#8217;deki gibi bir sorun haline gelmemiştir. Üstelik bu durum,  <font color="#000000">Türkiye tarihi</font>nin görece kısa bir dönemine de  özgü değildir.</p>
<p>Yüzyıllardır dil, seçkinler ve halk bunu ne derece bilinçli bir biçimde yaşıyor  olurlarsa olsunlar, bir sorun olarak var oluyor. Bu sorun öyle bir aşamaya vardı  ki bugün, tartışan taraflarca gösterilen yönlerden herhangi birine doğru biraz  daha fazla ilerlemekle içinden çıkılır gibi değil.</p>
<p><font color="#000000">Türklerin</font> Ortadoğu&#8217;da İslam uygarlığıyla  karşılaşmaları sonucu Türk dilinin de Arap ve Fars etkisine girmesi herhalde  kaçınılmazdı. Ama sorun yalnızca İslam uygarlığı da değildi: göçebe bir  topluluk, uzun yüzyıllar boyunca «sofistike» bir uygarlık yaratmış, yerleşik  toplumlarla yüz yüze geliyor, sonra da iç içe geçiyordu.</p>
<p><font color="#000000">Türkler</font>, kendi yaratmadıkları bir hayat tarzına  girerken, bu hayat tarzının kendi yaratmadıkları kelimelerini de almak  zorundaydılar. Daha sonra birkaç örnekle göstermeye çalışacağım gibi, gündelik  hayata ilişkin en basit kavramların bile yabancı dillerden (yalnız Arapça ve  Farsça değil, başta Yunanca ve Latince olmak üzere bu yörede konuşulan bütün  diller) alınmış olması, bu büyük çaplı uygarlık değişiminin başlı başına bir  kanıtıdır.</p>
<p>Dilbilim bize bir dilin kendi başına «zengin» veya «yoksul» olmayacağını söyler.  Dil bir iletişim aracıdır ve her dil, kendisini konuşan topluluğun iletmek  ihtiyacında olduğu anlamları iletmeye yeter. İletilecek yeni anlamlar belirirse,  dil de, kendi bünyesi içinde, bu anlamları taşıyacak yeni biçimler bulabilir.  Bütün diller gelişmeye açıktır. Dili konuşan topluluğun ihtiyaçlarına göre dil  alabildiğine zenginleşebilir, incelenebilir.</p>
<p>Dilbilimcilerin bu yapısal özelliği kanıtlamak için sık sık verdikleri bir  örnekle, Eskimolarda karın ve buzun çeşitli durumlarını anlatan kelimelerin  sayısı başka hiçbir dildekilerle karşılaştırılamayacak kadar çoktur. Öte yandan,  elbette Eskimoların «otomobil» anlamına gelecek bir kelimeleri yoktu. Ama bunun  olmaması da Eskimo dilinin «yoksul» olduğunu değil, sadece otomobil gibi bir  nesnenin o dili konuşan insanların hayatına girmemiş olmasını gösterir. Başka  bir söyleyişle, bu nesneyle Eskimolar karşılaşır ve ona kendi dillerinde bir  karşılık bulmak isterlerse, dillerinin yapısı buna imkan verecektir.</p>
<p>Şu halde, «yoksul» dil veya «ilkel» dil diye bir şey olamaz. Her dil, hiç  değilse potansiyel olarak, en karmaşık ilişkileri anlatmaya yeter. Tabii bu  arada, «ilkel» diye bilinen bir dilde bir anda anlatılan son derece ince  nüansları, «gelişmiş» diye bilinen dillerde ancak uzun cümlelerle  anlatabildiğimizi de ekleyebiliriz.</p>
<p>Diller bu anlamda «eşit»tir, ama kültürler eşit değildir. Bunu «ileri» ya da  «ilkel», «aşağı» ya da «yukarı» gibi değer yargıları verme anlamında  söylemiyorum. Eskimo kültürünün otomobili yaratmamış olması benim açımdan  Eskimoların ilkelliğini veya «aşağı»lığını göstermiyor. Gelgelelim, şu  dünyamızda, kültürlerin kendi içsel değerleri ne olursa olsun, otomobili  yaratmış bir uygarlıkla yaratmamış olanı karşı karşıya geldiğinde, ikisi  arasında önemli bir dengesizlik başgösteriyor ve bu denge sonunda fiziksel  bakım-dan daha güçlü olanın lehine değişiyor (ya da öyle görünüyor). Burada  «fiziksel»i de askeri bir anlamda kullanmıyorum; ele alınan kültürün dayanma  gücünü kastediyorum bununla. Biraz fantastik bir varsayım olarak diyelim ki  Eskimolar karşılaştıkları otomobilleri tepelediler. Ama otomobilin kendisine  muhtaç kaldılarsa, onu yaratan kültüre yenik düştüler demektir. Benzer bir  biçimde,  Orta Asya&#8217;dan gelen  <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a> de fethettikleri  toplumların kültürlerini benimsemek zorunda kalmadılar mı?</p>
<p>Karşı karşıya gelen diller, soyut yapılarıyla, ne kadar «eşit» olurlarsa  olsunlar, o dilleri konuşan topluluklar aynı şekilde eşit olmadıkları için,  aralarındaki alışveriş de her zaman eşit olmaz. Hele ulusçuluk bilincinin  gelişmediği bir dönemde olup bitmiş bir karşılaşmada, X dilini konuşan  insanların gördükleri yeni nesnelere kendi dillerinde yeni karşılık  türetmektense, Y dilini konuşan insanların bu nesnelere önceden vermiş olduğu  adları kullanmaları kadar doğal bir şey olamaz. Örneğin, deniz kıyısına inen  Türkler burada gördükleri ve ilk olarak tanımaya başladıkları balıklar arasında,  bildikleri şeylere çok benzeyenlere kendi dillerinden ad takabilmişlerdir:  «kılıç», «kalkan» gibi. Ama yüzlerce başka çeşit söz konusu olduğunda, «kefal»,  «palamut», «melanur», «sinagrit» gibi Rumca adları benimsemişlerdir.</p>
<p>Gündelik hayatta bu gibi alışverişler olması çok doğal, ama seçkinlerin  Türkçe&#8217;den çok Arapça&#8217;ya ve Farsça&#8217;ya yaslanan yepyeni bir dil oluşturmaya  giriştikleri, bunun sonucunda ortaya yapay bir dil çıktığı da doğru. Ama dünyada  karma dili olan tek toplum da biz değiliz. Bugün konuşulan İngilizce&#8217;nin yüzde  ellisinden fazlası, yerli Anglo-Sakson kaynağından gelmeyen kelimelerden (Norman  istilası yoluyla gelen Fransızca, Hıristiyanlık yoluyla gelen Latince,  İskandinav işgali yoluyla gelen İskandinavca) oluşur. Sanırım bu oran bile  Türkçe&#8217;ye göre, hele şöyle bir elli yıl öncesinin Türkçe&#8217;sine göre, daha olumlu.  Ama bir dile bakarken, ölçütümüz ne olmalı? Osmanlı toplumundan beri bir sorun  olma özelliğini koruyan dil, sonraları daha da büyük bir sorun haline geldiyse,  gerekli ölçütlerin bulunamamasının bunda payı olmalı.</p>
<p>Türkçe, Arapça ve Farsça&#8217;dan oluşan karma  Osmanlı dilinin ortaya çıkması ve gelişmesi,  çağdaş dünyada alıştığımız birçok belirleyici kavramın henüz bilinmediği bir  çağda gerçekleşmişti. Bu dili oluşturan yönetici sınıf için, Osmanlıca&#8217;nın karma  olması ya da olmaması fazlaca önemli değildi, Gerçi bu dönemlerde de daha sade  bir Türkçe&#8217;yi savunanlar çıktı: Osmanlı olmayan Karamanlı Mehmet Bey ya da  Aşıkpaşazade gibi. Ancak, bu türden çıkışları, kendi dünyamızın mantıki  çerçevesine oturtarak bunları erken ulusçu tepkiler gibi görmek yanlış olur. Bu  tepkilerin ardında, etnik sorunlarla iç içe geçmiş durumda sınıfsal sorunlar  yatıyordu. Örneğin Aşıkpaşazade, döneminin yeniliği olan «devşirme»liğe karşı  çıkıyordu. Yani, Osmanlı devletinin ilk kurucuları olan Türkmen beylerinden  yanaydı. Buna bakarak Aşıkpaşazade&#8217;nin bir milliyetçi olduğunu mu söyleyeceğiz?  Hiç değil. Onun istediği, Osmanlı&#8217;nın merkeziyetçi tutumuna karşı uç beylerine  ağırlık tanıyan, daha «feodal» bir yapıydı. Padişahın merkeziyetçiliği sağlama  almak için kullandığı güç devşirmelerden değil Türklerden oluşsa da,  Aşıkpaşazade kendini yakın bulduğu Türkmen beyleri adına gene itiraz edecekti.  Yazarken kullandığı dil daha Türkçe&#8217;ydi, çünkü bağlı olduğu beylerin dili  böyleydi. Padişahların kurma yolunda olduğu merkezi devlet ise, kozmopolitleşmek  zorunluğunu duyuyordu; Türk değil, İslam temelini benimsemesi gerekti. Bunun  keyfi değil, tarihe de uygun bir seçim olduğu, Osmanlı devletinin birkaç yüzyıl  süren başarılarından da bellidir.</p>
<p>Dolayısıyla Osmanlıca, Osmanlıların İslam uygarlığı içinde kurmaya çalıştığı  sentezi olduğu gibi yansıtır. Osmanlı devletinin kendi uyruklarıyla kurduğu  ilişkilerin mantığına uygun bir biçimde, halkın bütününe aşağı yukarı eşit  derecelerde uzaktır. Kendini toplumdan tamamen ayrı, toplumun tepesinde gören  devlet için, bu karma dil son derece uygundur. Hatta, ulusallık bakımından  Selçuklulara göre biraz daha ileri sayılabilir. Çünkü orada askerlik dışında  yöneticilik görevlerini yerine getiren ulema tamamen Farsça eğitimden geçer ve  resmen Farsça kullanırlardı.<br />
</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center">   <strong><font face="Maiandra GD" size="2">SEÇKİN KÜLTÜRÜ HALK KÜLTÜRÜ</font></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
Cumhuriyet ilericiliği, Osmanlı tarihinde bulduğu bütün kusurları saraya  yükleyerek halkı da bunlardan «tenzih» etme eğilimindedir. Bu önyargılı bakış  yüzünden seçkin kültürle halk kültürü arasında kesin ayrımlar, uçurumlar olduğu  varsayılmıştır. Böylece halk dili ve saray dili, halk müziği ve saray müziği,  halk edebiyatı ve divan edebiyatı, aralarında hiç benzerlik bulunmayan apayrı  yapılar gibi görülür. Gerçekten de Osmanlı tarihi halkla seçkinlerin kültürleri  arasında büyük ve çok önemli kopukluklar görülen bir tarihtir. Ama iki kültür  birbirini bütünüyle dıştalamamış, daha çok birbirine paralel bir şekilde  ilerlemiş ve arada pek çok karşılıklı geçiş olmuştur. Sözün kısası, seçkinlerin  dillerini Arapça ve Farsça ile tıkabasa doldurmalarına karşılık halkın ulusçu  bir içgüdüyle buna tepki gösterdiğini ve dilsel arılığını korumaya çalıştığını  düşünmek yanlış olur. Halkın konuştuğu dile daha çok yabancı öğe sızmamışsa,  bunun nedeni böyle bir tepki filan değil, halkın eğitim aygıtlarından uzak  olmasıdır. Böyle olduğu halde, yalnız Arapça ve Farsça&#8217;dan değil, Anadolu&#8217;da  yaşayan bütün etnik topluluklardan öğeler halkın konuştuğu dil&#8217;e girmiş ve  yüzlerce yıl içinde yerleşmiştlr.</p>
<p>Osmanlıca&#8217;nın yapaylığında elbette bir  sağlıksızlık potansiyeli vardır, ama halkın dilinin karışması aynı şekilde  sağlıksız görülmemeli. Seçkinlerin dili, ister bürokratik, ister edebi, ister  başka nedenlerle olsun, yapmacıklığa her zaman açıktır. Ama halk dilinde  iletişimsel bir işlevsellik her zaman için uzun vadede belirleyicidir. İşlevsiz  olan, yaşamaz.</p>
<p>Osmanlı devletinin Osmanlı toplumuyla ilişkisi uzun süre değişmediği için  varolan dilsel yapı bir sorun çıkarmadı. Bunun bir sorun halinde görülmesi,  Osmanlı devletinin yeniden uygarlık değiştirme zorunluğunu duymasıyla başlar.  Tanzimat, geniş kapsamlı dil tartışmalarının başladığı ilk dönemdir. Bu dönemde  birçok yenilik yapılmakla birlikte, sorunun ele alınışı bir «özleşme» değil, bir  «sadeleşme» biçimindedir. Değişimin nasıl bir tarihi bağlamda yer aldığı  Tanpınar&#8217;ın şu özetinde açıkça görülür:</p>
<p>&#8220;Türk nesrinde değişiklik daha ziyade resmi dilde ve onun bir kolu gibi görünen  gazete dilinde başlar&#8230; Devletin içinde bulunduğu siyasi güçlük, yabancı  devletlerle olan münasebetleri artırdığı gibi, hükümeti efkarı umumiyeden  müzaheret istemeye de sevkediyordu.&#8221;(1)</p>
<p>Türkiye tarihinde hemen hemen her yenilik konusunda olduğu gibi burada da ilk  itki tepeden, «resmi» kanaldan gelmiştir. Değişiklik gereğini duyan yazar,  edebiyatçı ve düşünürler belki vardı, ama onlar da ancak devletin inisiyatifiyle  ortaya çıktılar, Tanpınar yukarıdaki kısacık paragrafta iki canalıcı noktaya da  değiniyor. İlkin, Osmanlı devleti tarihinde ilk kez olmak üzere, devlet kendi  dışında birileriyle bir «iletişim kurmak» ihtiyacını duymuştur. Kimdir bu  kamuoyu? Elbette Anadolu&#8217;daki köylüler değil (bugün bile öyle olduğu  söylenemez). İstanbul&#8217;da ve bir iki büyük merkezde bir avuç adamdır bunlar.  Eğitimleri -eğitimsiz olsalar zaten gazete okuru olamazlar- Osmanlı mantığı  çerçevesinde olmuştur. Gene de, devlet resmi dilinden taviz vermedikçe  anlaşamamaktadır bu kamuoyu ile. Dolayısıyla resmi dil sadeleştirilmekte, bu da  doğal olarak genel düzyazı diline yansımaktadır. Yeni bir dil oluşturmak söz  konusu değildir. Sadece, bir zorunluk yüzünden, devlet, her zamanki  alışkanlığından vazgeçerek, «resmen» olanı «fiilen» olana yaklaştırmakta, yani  konuşulduğu gibi yazmaktadır (Namık Kemal&#8217;in padişaha yazdığı bir mektupla  arkadaşına yazdığı bir mektubu karşılaştırırsanız, iki dilin farkını  görürsünüz).</p>
<p></font></p>
<p align="center">   <strong><font face="Maiandra GD" size="2">BATIYA AÇILMA</font></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
İkinci olay ise Batı&#8217;ya açılmadır, 0 zamana kadar zorla kapı dışında tutulan  Batı uygarlığını daha fazla bekletme imkanı kalmamıştır artık. Ama açılınca da,  içeri seller akmak durumundadır. İlk belirleyici karşılaşmalar gene pratik  alanlarda olur, Örneğin, tıp terimleri, hukuk terimleri gibi sorunlar çıkmıştır  Osmanlı devletinin karşısına. (Agâh Sırrı Levend bu konuda bilgi veriyor.) (2)  Uygarlık, hele bilim, «terimsiz» alınamaz. Bunları almak zorunlu olduğuna göre,  ne yapılacaktır? Osmanlı uygarlığı, bu noktada, asıl eksikliğinin bilincine  varmalıydı: Kelimelerin yetersizliği, dilin yetersizliği değildi söz konusu  olan. Birkaç yüzyıldır bu biçimde düşünmemişti Osmanlı uygarlığı. Dolayısıyla  eksik olan bir kavramın adı, kelimesi değil, kavramın kendisiydi. Bu tarihlerde,  «kavram» kavramını karşılayacak bir kelime bile bulunmadığını hatırlayalım -ya  da, Muallim Naci&#8217;nin «tenkid mi demeli, «intikad» mı tartışmasını. Ne deneceği o  kadar önemli değildi. 0 kavramın kendisi oluşmamıştı henüz (şimdi buna  «eleştiri» diyoruz da, «eleştiri» yaparken gerçekte ne yaptığımız hâlâ şüpheli).  Bu yeni «ıstılah»lar Arapça&#8217;dan mı bulunmalıydı? Yoksa Ali Suavi&#8217;nin dediği gibi  Batı dillerinden Türkçe telaffuza uydurularak mı alınmalıydı? Tanzimat  döneminde, bu gibi kavramlara Türkçe karşılık aranacağının pek akla gelmediği  görülüyor. Bu sorun karşısında da, en önemli iş yapan, resmi bir kuruluş, «Terceme  Odası» oldu. Pek çok Osmanlı aydını bu kuruluşta yetişip «aydın» olmuştur. Türkçe&#8217;nin söz konusu durumunda, yabancı dil  bilmek aydın olmanın ilk ve zorunlu koşulu haline gelmişti.</p>
<p>Tanzimat&#8217;da edebiyatçılar da devlet gibi,  «kamuoyu» ile karşı karşıya geliyorlardı. Dolayısıyla dil konusunda onlar da  benzer bir tutum benimsediler. Hele tiyatro ve roman gibi, sayısı görece çok  alıcılara hitap etmesi gereken türlerde, konuşma dilinin söyleyişini egemen  kılmaya çalıştılar. Gene de, gerek romanda, gerekse tiyatroda sık sık başvurulan  «tirad»larda, dil hemen ağdalanıyor, yapaylaşıyordu («resmi duygulara» hitap  eden «resmi duygu dili»). Bu dönemde yapılanlar, daha sonrakilere göre çok küçük  çaplı diye küçümsenebilir; ama atılan adımlar önemli ve belirleyiciydi. Tarihi  doğrultuya uygundu. Latin alfabesinin alınıp alınmaması bile bu dönemde  tartışıldı (tabii «hezeyan» niteliğinde birçok şey de söylendi).</p>
<p>Tarihe ve edebiyata Türkçe&#8217;nin özleşmesi perspektifinden bakanlar, bu dönemi  izleyen Edebiyat-ı Cedide hakkında olumsuz yargılara varırlar. Gerçekten de, bu  akımın başlıca temsilcilerinin kimsenin bilmediği sözlüklere dalıp çıkarak ölü  kelimeler bulmaları, bunları estetik bir matahmış gibi şiirlerinin orasına  burasına tıkıştırmaları onaylanacak bir şey değildir. Ama, uygulamadaki  yanlışlarına rağmen teoride doğru bir şeyi savunuyordu  Servet-i Fünuncular. Özellikle şiirde,  kelimenin önemine işaret ediyor, kelimenin çağrışımsal sıcaklığının şiir için  vazgeçilmezliğini öne sürüyorlardı (bunun için sözlükten ölü kelime avlamak ne  kadar geçerlidir, o da ayrı konu). Bu iddiaları bugün şöyle özetleyebiliriz:  temelde toplumsal bir dava olan dilsel «özleşme» edebiyat anlatımına yatkın  olmayan bir dil yaratabilir; yani, dilin anlatım imkanlarını yoksullaştırabilir.  Gelgelelim, bu edebiyat ve şiir akımının, herhangi bir dışsal zorlamaya  aldırmadan dili istediği gibi kullanmasına rağmen ortaya doğru dürüst bir  estetik nesne çıkaramamış olması da ilginçtir.</p>
<p>Necib Asım&#8217;ın Türkçeciliği, olayın Tanzimat döneminde aldığı boyutları aklı  başında bir biçimde özetler:</p>
<p>&#8220;Yalnız istediğim, özendiğim şey Türkçemizin mütemeddin bir kavm lisanı olduğunu  ve terakkiyatına himmet olunursa bugünkü Avrupa lisanlarından aşağı  kalmayacağını ispattı. Hatta safi Türkçe birkac makale yazışım da o maksada  mebni idi. Bunu görenler lisanımızdan, bütün Arabiden, Farisiden, Avrupa  dillerinden aldığımız kelimeleri çıkarıp yerine Çağataycadan, Kıpçakcadan,  Özbekçeden, Azerbaycandan vesaire kelime koymak istiyorum sandılar. Hatta o  fikri de beğenerek münasib görenler ve «mektup» yerine «bitik» yazanlar da  bulundu. Yine tekrar ederim, fikr ü nazarım hiç de öyle değildir. Özendiğim şey,  bugün Osmanlıların, amma haniya terbiye ve malümatı orta halli olanlarının  hepsine yazdığımızı anlatacak bir lisan kullanmaktır. Arabi ve Farisi&#8217;den  aldığımız kelimelerin lüzumlularını, taammüm edenlerini çıkarmak lisanı  züğürtleştirir. Bunlardan fakat makul bir surette iktibas etmemek öyledir. Hatta  Avrupa lisanlarından da almamakta taassub göstermek yine öyledir. Şimdiye kadar,  yani edebiyat-ı cedidemizin teşekkül tarihinden bu ana kadar lisanımızda  kullandığımız bu kelimeleri ibkaya mecburuz: bunların da içinde şu son  zamanlarda kullanılmaz derecesine kadar gelenler vardır, onları da artık kaale  almamak lazım. Arabi, Farisi terkiblerden mümkün mertebe sakınılabilir. Yahut  İranlılar gibi mutabakat filan kaideleri atılır, Türkçenin hakimiyeti  gösterilir. Avrupa lisanlarından da kelime almaya mecburuz. Bugün posta ve  telgraf, telefon, fotoğraf, kronometre gibi ulum ü fünuna sanayi ü bedayia ait  kelimelere mukabil Arabca veya Farisi&#8217;den karşılık arayacağımıza, o suretle  kamuslar ferhenkler karıştırarak kıymetli vakitlerimizi geçireceğimize bunları  olduğu gibi kabul etmeliyiz.&#8221; (3)</p>
<p><em>Murat Belge</em></p>
<p></font></p>
<hr style="clear: both" /><font face="Maiandra GD"><font size="2"><br />
<strong>Kaynakça:</strong></p>
<p></font><span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em">(1)  <font color="#000000">A.H. Tanpınar, XIX Asır Türk Edebiyatı Tarihi,  ikinci baskı, s. 78.<br />
(2) A.S. Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960, s.  68-75, 102-112.<br />
&#8220;Levend&#8217;in temel perspektifine çok yabancı olduğum halde, bu kitabından büyük  ölçüde yararlandım. Olguların dökümü iyi yapılmış, yararlı bir inceleme kitabı.&#8221;  (M.B.)<br />
(3) Aynı yerde, s. 217-18.</font></span></font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><font face="Maiandra GD"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></font></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/">Türkçe Sorunu (Murat Belge)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-sorunu-murat-belge/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Öksüz Kalmasın</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 23:34:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Oksuz]]></category>
		<category><![CDATA[Oksuz Turkce]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe Öksüz Kalmasın İnsanın duygu, düşünce ve hayallerini topluma aktarma aracı olan dil; kendi yapısı içerisinde sürekli yenilenen, seslerden örülmüş bir sistemdir. Dil, aynı zamanda insan zekâsının ve insanın diğer canlılardan farkının bir göstergesidir. Yusuf Has Hacip, “Dildedir mutluluk, dildedir değer; Dili olmayana insan mı derler? İnsanda değişir dilince kader; Ya yurda baş olur ya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/">Türkçe Öksüz Kalmasın</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Türkçe Öksüz  Kalmasın</font></span></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">İnsanın duygu, düşünce ve  hayallerini topluma aktarma aracı olan dil; kendi yapısı içerisinde sürekli  yenilenen, seslerden örülmüş bir sistemdir. Dil, aynı zamanda insan zekâsının ve  insanın diğer canlılardan farkının bir göstergesidir. Yusuf Has Hacip,</p>
<p>“Dildedir mutluluk, dildedir değer;<br />
Dili olmayana insan mı derler?<br />
İnsanda değişir dilince kader;<br />
Ya yurda baş olur ya başı gider…”</p>
<p>derken insanı insan yapan unsurların başına dili koymaktadır.<br />
Dil, aynı zamanda toplum içindeki statümüzü belirleyen bir güce sahiptir;  çünkü insan yaşadığı toplumda dili kullanma yeterliliğine göre bir değere ve  muameleye tâbi tutulur. İnsanların -ne yazık ki- dış görünüşlerine göre  karşılandığı çağımızda konuşmalarına göre muamele görmeleri yadsınamaz bir  gerçektir.</p>
<p>“Dilim, seni dilim dilim dileyim,<br />
Başıma geleni senden bileyim!”</p>
<p>diyen şair, bu söylemle savımızı güçlendirmektedir.</p>
<p>Duygu ve düşüncelerimizi ana dil vasıtasıyla diğer topluluklardan farklı  bir şekilde ifade ederiz. O hâlde ana dil, farklılığın da bir nişanesidir. Bu  özelliği ile dil, insan topluluklarına millet olma imtiyazı kazandırır. Bir  insan hangi dille duygu ve düşüncelerini daha tesirli bir şekilde aktarabiliyor,  anlatabiliyorsa o millete mensuptur. Yani dilimiz kimliğimizdir. Her yemeğin her  ülkede yenildiği, farklı kıyafetlerin dünyanın her yerinde giyilebildiği, fizikî  yapısından bir insanın hangi millete mensup olduğunun pek anlaşılamadığı  -küreselleştiği iddia edilen- dünyamızda dil, mensubiyeti yansıtan bir ayna  görevi görmektedir.</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p>Bir gün Çin filozofu Konfüçyus&#8217;a sorarlar: &#8220;Bir ülkeyi yönetmeye  çağrılsaydınız ilk iş olarak ne yapardınız?&#8221; Konfüçyus şöyle yanıtlar: &#8220;Hiç  kuşkusuz dili gözden geçirmekle işe başlardım.Çünkü düşünce iyi anlatılmazsa  yapılması gereken şeyler doğru yapılmaz, ödevler gereği gibi yapılmazsa idare ve  kültür bozulur, idare ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet  yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını  bilemez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dilden daha önemli değildir!&#8221; Buradan  da anlaşılacağı üzere dili korumak ve varlığını müdafaa etmek milleti korumak;  dili yozlaştırmak, yabancılaştırmak ise bir milleti kargaşa ortamına sürüklemek  demektir.</p>
<p>Yabancı bir ülkede, ana dilini konuşabileceği bir sima görmenin insana  verdiği haz ve tarifsiz mutluluk; dilin insan ruhuna tesir eden özelliğini  göstermesi açısından dikkate değerdir. Dil vatandır, gurbette bir dost sesidir.  Dil bir sevdadır, sahip çıkılmayınca küsen nazlı bir yârdır. Dil bir âşığın  sazında, sözünde efkârdır. Dil dumanlı dağların başında erimeyen kardır. Dil;  iplik iplik, nakış nakış, hece hece işledikçe yanına kârdır.</p>
<p><a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Türk</font></a> milletine mensup olmak, Türkçeciliği gerektirir. Türkçeciliğin gayesi  ise; Türk dilini sevmek, onun üstünlüğüne inanmak,  varlığını sürdürmek, onu başka dillerin sömürüsüne karşı korumak ve kudretli bir  edebiyat dili hâline getirmektir.</p>
<p>Âşıkların sevdaları için elerine kalem almaktan ırak durduğu bir çağda  yaşıyoruz ne hazin… Peki ya böyle bir dönemeçte Türk diline sevdasıyla,  kalemiyle, kelamıyla kim sahip çıkacak, Türkçeyi kim koruyacak? Türkçeye sevdalı  yürekleri bu kutlu davaya hizmet etmeye çağırıyor, baharı yaşadığımız şu  günlerde Türkçe yüreğinize düşen cemre olsun diyorum.</font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/">Türkçe Öksüz Kalmasın</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-oksuz-kalmasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
