<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mesut yıldırım | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/mesut-yildirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2018 13:17:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kağıttan Yalnızlıklar 3</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kagittan-yalnizliklar-3/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kagittan-yalnizliklar-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2011 09:07:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıttan Yalnızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım kağıttan yalnızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kağıttan Yalnızlıklar 3... Dema, o günden sonra Ekini görmedi ve onun yüzünü anlamsız bir şekilde 3 yıl boyunca unutamadı. Bu sırada o yerleşkeye başka insanlar geliyor, başka kızlar türlü türlü bahaneler ile Dema&#8217;nın yanında olmak istiyordu. Dema bu durumdan bazen rahatsız oluyor, bazen hiç sesini çıkarmıyordu: halinden memnundu. Yaşamak için balık tutmak ve satmak zorundaydı. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kagittan-yalnizliklar-3/">Kağıttan Yalnızlıklar 3</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #800000;"><br />
Kağıttan <span style="color: #999999;"><span style="color: #339966;">Yalnızlıklar </span>3</span><span style="color: #ffcc00;">.</span><span style="color: #800000;">.</span><span style="color: #339966;">.</span></span></h1>
<table style="border-collapse: collapse; height: 211px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="262" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="254" height="200"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-6173" title="Flying_Brain_by_Pixelnase" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/Mesut_YILDIRIM_KA%C4%9EITTAN_YALNIZLIKLAR.jpg" alt="Kağıttan Yalnızlıklar..." width="250" height="200" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Dema, o günden sonra Ekini görmedi ve onun yüzünü anlamsız bir şekilde 3 yıl boyunca unutamadı. Bu sırada o yerleşkeye başka insanlar geliyor, başka kızlar türlü türlü bahaneler ile Dema&#8217;nın yanında olmak istiyordu. Dema bu durumdan bazen rahatsız oluyor, bazen hiç sesini çıkarmıyordu: halinden memnundu. Yaşamak için balık tutmak ve satmak zorundaydı. Balık tutmak için diğer zenginler gibi motorlu teknesi yoktu. Kürekleri aynı oranda çekmeliydi. Sabah saatlerinde şafak sökmeden balığa çıkması ve erken dönerek balıkları satması gerekiyordu. Dema, bu işi çok iyi biliyor, büyük balıkların hangi saatlerde genelde nerelerde olduğunu çok iyi tahmin ediyordu. Bu yüzden bazı kötü niyetli insanlar Dema&#8217;yı istemiyor, onun kazanmasını kendilerine hakaret olarak görüyor ve onu çok kıskanıyorlardı. </p>
<p>Dema&#8217;ya kötü kötü bakıyor, sadece bununla kalmıyor kötü planlar düşünüyorlardı. O günün akşam vakti, diğer balıkçılar aralarında toplanarak sinsice bir plan yaptılar. O gece aralarından seçtiği bir balıkçı, Dema&#8217;nın ağını kesti ve gizlice uzaklaştı. Dema, bundan habersiz ihtiyacı olduğu parayı kazanmak için erkenden kalktı ve kürekleri çekmeye başladı. Dema, ağın kesildiğinden habersiz yoluna devam ediyordu. Ağı atmak üzere olan</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="250" height="250"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Dema, ağda bir kesilme meydana geldiğini fark etti. Üzülerek, evine doğru yola koyuldu. Yolda, bu işin kimin yaptığını düşünmedi. Düşündüğü tek şey nasıl yaşayacağıydı. Dema, asık bir surat ile teknesini bağladı. Dema, hemen başka bir iş aramaya koyuldu. Çarşıda gezdi ve iş ilanı aramaya başladı. Çarşıda Dema, uzun süredir adada kalmış ve yeni karaya ayak basmış birini andırıyordu. Garip bakışlara aldırmayan Dema, keskin bakışlarını güzel kızların gözlerine yöneltiyor, onları etkiliyordu. Dema, bakır işçiliği ile uğraşan yaşlı bir ustanın dükkanındaki camda asılı duran kağıtta yazan yazıyı uzun bir yazı varmışçasına okur gibi yaptı. İncelerken kağıdın hemen üstünde gözüken yaşlı usta, Demaya gülümseyerek baktı. Dema uzun bir süre burada çalıştı ve yaşlı ustanın kızı ile evlendi. Tatil zamanları denize kıyısı olan küçük evinde eşi ile kalıyordu. Mutlu bir yaşam süren Dema, güzel eşi ve iki çocuğu ile mutlu bir yaşam sürdüler&#8230; SON  / Mesut Yıldırım (bilgicik.com)</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kagittan-yalnizliklar-3/">Kağıttan Yalnızlıklar 3</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kagittan-yalnizliklar-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kağıttan Yalnızlıklar 2</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jul 2011 07:23:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıttan Yalnızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kağıttan Yalnızlıklar 2... Ardından bu öfkenin dinmesini tekrar bekledi. Bu sefer sonuç olumluydu. Ancak, her defasında sinirli olmayacağına, durgun ve suskun olacağına dair söz veriyor, bu sözünü bozuyordu. Bozduktan sonra üzüntü duyuyor, bazen ağlıyordu. Dema, çok yalnızdı. Kimsenin duyamayacağı kadar içinde bir şeyler yaşar ve onları gömerdi. Dema, duygusal biriydi, isminin anlamı &#8220;Durgun, Suskun&#8221; ancak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar-2/">Kağıttan Yalnızlıklar 2</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #800000;"><br />
Kağıttan <span style="color: #999999;">Yalnızlıklar 2</span><span style="color: #ffcc00;">.</span><span style="color: #800000;">.</span><span style="color: #339966;">.</span></span></h1>
<table style="border-collapse: collapse; height: 211px;" width="262" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="254" height="200"><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-6173" title="Kağıttan Yalnızlıklar" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/Mesut_YILDIRIM_KA%C4%9EITTAN_YALNIZLIKLAR.jpg" alt="Kağıttan Yalnızlıklar..." width="250" height="200" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ardından bu öfkenin dinmesini tekrar bekledi. Bu sefer sonuç olumluydu. Ancak, her defasında sinirli olmayacağına, durgun ve suskun olacağına dair söz veriyor, bu sözünü bozuyordu. Bozduktan sonra üzüntü duyuyor, bazen ağlıyordu. Dema, çok yalnızdı. Kimsenin duyamayacağı kadar içinde bir şeyler yaşar ve onları gömerdi. Dema, duygusal biriydi, isminin anlamı &#8220;Durgun, Suskun&#8221; ancak bu bazen sadece anlamlarda kalıveriyordu. Durgun olamıyor, tatillerde bile sabah saatlerinde deniz kenarında yalnız kalmak istiyor, bunu emekli olup köpeğini gezdiren insanlar bozuyordu. Mutlaka bir kişi onunla konuşmak istiyor, Dema bu durumdan her defasında rahatsız oluyordu. Bir süre sonra insanlardan kaçamayacağını anladı ve artık iletişimden kaçmamaya karar verdi. Ertesi sabah, golden cinsi köpeği ile sabah saatlerinde gezen yaşlı adam ile diyalog kurdu. Ardından, balık avlamak için salyangoz topladığı öğle vakitlerinde kendisinin hayalinde doğup büyüttüğü o güzel kıza benzeyen bir kız ile muhabbeti oldu. Dema, salyangoz toplarken, beyaz tenli, simsiyah saçları ve güzel gözleri ile ilgi çeken kıza baktı. Su içinde aynı adımlar ile Dema&#8217;ya yaklaşarak gülümseyen bu güzel kız hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Omuzlarına kadar gelen suda duran Dema ile kız arasında bir karış mesafe vardı. Kız güzel gözleri ile Dema&#8217;yı etkiliyor, Dema ise kızın yüzünü ezberlemek istermişçesine bakıyordu. Yosun tutmuş kayalıklar üzerine basan kız dengesini kaybedince Dema, ani bir refleks ile kızı belinden sardı ve elinden tutarak dengesini korudu. Gözlerine hiç beklemediği anda yaklaşan Dema ile kız bu garip duruma gülmeye başladılar. Kız, Dema&#8217;ya küçük kız kardeşinin yüzüğünü denize attığını belirterek &#8220;Beraber arayabilir miyiz?&#8221; dedi. Dema, hızlı bir çıkış ile &#8220;Tabii ki&#8221; dedi ve gülümsedi. Deniz içinde yürürlerken kız tekrar dengesini kaybedince Dema, kızın bileğinden sıkıca kavradı ve içtenlikle güzel kızın yüzüne baktı. Dema, suyun altında durma rekoru kırmaya çalıştığı zamanlardan geldiği tecrübe ile uzun zaman suyu altında durabiliyor, yüzüğü aramaya zamanı oluyordu.</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" width="250" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="250" height="250"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kız da dalıyor, beraber yüzüğü arıyorlardı. Suyun altında durabilmek için kayalıklara tutunan kız, böyle kalmayı çok seviyordu. Suyun altında göz göze gelen Dema ile Kız, uzunca bakıştılar. ardından Dema&#8217;nın gözüne bir parıltı geldi. Parıltıya doğru giden Dema yüzüğü bulmuştu. Dema yüzüğü kıza verdikten sonra tekneye gitmesi gerektiğini hatırladı ve kızın uzattığı eli geri çevirmeyerek &#8220;Dema, ben hep buradayım&#8221; dedi. Kız ise &#8220;Ekin, sizi görmeye geleceğim, memnun oldum&#8221; dedi ve gitti. Dema bu garip olayı zihninde defalarca tekrarladı. Garip bir kızdı ve Dema, Ekin ile konuşurken ayağına batan kestanelerden habersizdi.</p>
<p>DEVAMI İÇİN, bilgicik.com&#8217;u takip ediniz:) Mesut Yıldırım</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar-2/">Kağıttan Yalnızlıklar 2</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kağıttan Yalnızlıklar 1</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jul 2011 10:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıttan Yalnızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kağıttan Yalnızlıklar... Dema, tozlu raflar arasında gördüğü kitabın kapağını çok beğenmişti. Haftada en az 3 kitap bitiriyor, gününün büyük bir bölümünü odasında (kütüphaneye benzer odasında) veya kütüphanede geçiriyordu. St. Petersburg’un sakin bir sokağında bir yaz akşam yağmur’un çiselemesini hayal eden Dema, hayalkırıklığına uğramıştı. Yüzünde tedirgin bir ifade vardı, evinden çıkarken.Her zaman böyle olmazdı ancak “O [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar/">Kağıttan Yalnızlıklar 1</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #800000;"><br />
Kağıttan <span style="color: #999999;">Yalnızlıklar</span><span style="color: #ffcc00;">.</span><span style="color: #800000;">.</span><span style="color: #339966;">.</span></span></h1>
<table style="border-collapse: collapse; height: 211px;" width="262" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="254" height="200"><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-6173" title="bilgicik.com mesut yıldırım kağıttan yalnızlıklar" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/Mesut_YILDIRIM_bilgicik.com_kagittan_yalnizliklar-150x150.jpg" alt="Kağıttan Yalnızlıklar..." width="250" height="200" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Dema, tozlu raflar arasında gördüğü kitabın kapağını çok beğenmişti. Haftada en az 3 kitap bitiriyor, gününün büyük bir bölümünü odasında (kütüphaneye benzer odasında) veya kütüphanede geçiriyordu. St. Petersburg’un sakin bir sokağında bir yaz akşam yağmur’un çiselemesini hayal eden Dema, hayalkırıklığına uğramıştı. Yüzünde tedirgin bir ifade vardı, evinden çıkarken.Her zaman böyle olmazdı ancak “O An” geldiği zaman, ne yapacağını bilmez, insanlardan gözlerini kaçırırdı.</p>
<p>Bunun yanı sıra, kağıt ve kalem büyük dostuydu, kalemin ve kağıdın o sıcak yüzü her zaman kendini göstermezdi. Ani ve zamansız gelen o sıcaklık, yine aynı şekilde onu terk ediyordu. Onlara hiç bir zaman kızamazdı, bunu onlar da biliyordu. Ya onlar da Dema’yı terk ederse?&#8230; Dema bunu aklının</p>
<p>ucundan geçirdi, saçmaladığını düşündü, eve doğru yola koyuldu. Eve vardığında kütüphaneden aldığı kitabın yerini hatırlamaya çalıştı, sonunda buldu ve ağır hareketlerle sayfalara dokundu. Burada yapması gereken, kapağı açıp hemen okumaya başlamaktı ama içini yine zamansızca gelen ve tırnaklarına varıncaya kadar huzursuz eden his geldi.</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" width="250" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="250" height="250"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu hissi, hemen kovmak istedi. Çünkü kitaba başlamak istiyordu. Ancak, kovamadı ve içindeki huzursuluk ile anlaşma yaparmışçasına durdu. Saçma bulduğu ama anlayamadığı bu huzursuzluğu bir süre dinledi.</p>
<p>Bir şeyler söylüyordu: ayrılıktan, acıdan ve aşktan bahsediyordu.Zaten kaldığıramadığı ve yıllar önce gömmüş olduğu bu hisleri tekrer gün yüzüne çıkaran huzursuzluğa büyük bir öfke besledi.</p>
<p>DEVAMI YARIN&#8230;/<strong>bilgicik.com</strong>’u takip ediniz:) <strong>Mesut Yıldırım</strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar/">Kağıttan Yalnızlıklar 1</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-kagittan-yalnizliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tecellilerimin mecali&#8230;</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tecellilerimin-mecali/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tecellilerimin-mecali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 07:23:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Tecellilerimin mecali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tecellilerimin mecali... İşte yine ağır bir yenilginin tecellisidir yalnızlığım. Kitapları ve kelimeleri geride bırakmışlığım yine zuhur eder ruhuma. Benim hep bir tarafım Dostoyevski’nin yalnızlığıdır. Binalar gözümde büyür, ben küçülürüm, ezilirim. Duvarlar beni iter, yüzümde alışkın bir korku ifadesi. Rüzgar sadece ben korkmadığım zamanlarda dostumdur. Ormia sineği, tek dostumdur yalnızlığıma, soğuk ama üşütmeyen gecemde. Ayın son [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tecellilerimin-mecali/">Tecellilerimin mecali…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #800000;"><br />
</span><span style="color: #99cc00;">Tecellilerimin </span><span style="color: #993366;">mecali</span><span style="color: #cc99ff;">.</span><span style="color: #808000;">.</span><span style="color: #993300;">.</span></h1>
<table style="border-collapse: collapse; height: 211px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="262" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="254" height="200"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-6173" title="Flying_Brain_by_Pixelnase" src="https://img.mynet.com/ha3/a/ay.jpg" alt="Tecellilerimin mecali..." width="250" height="200" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İşte yine ağır bir yenilginin tecellisidir yalnızlığım. Kitapları ve kelimeleri geride bırakmışlığım yine zuhur eder ruhuma. Benim hep bir tarafım Dostoyevski’nin yalnızlığıdır. Binalar gözümde büyür, ben küçülürüm, ezilirim. Duvarlar beni iter, yüzümde alışkın bir korku ifadesi. Rüzgar sadece ben korkmadığım zamanlarda dostumdur. Ormia sineği, tek dostumdur yalnızlığıma, soğuk ama üşütmeyen gecemde.<br />
Ayın son dördüne hiç yetişemem. Ben hep kendi yalnızlığıma çekilmişimdir. Ben kendi boşluğunda dönen bir dünyayım. Hüsran ve hicran çevremi saran ve beni iki ayağımı zor değdirebileceğim bir toprak, sesimi iç dünyamdan dış dünyama zor aktarabileceğim bir seviyeye indiren yoğun ve nefes kesen bulutlardır.<br />
Yaprakları yeşil ama kökleri kurumuş olan ağaçlarıma hep erken düşer yağmurlarım. Her zaman bir yerlerde köklerim kendini bir şekilde umutsuzca gösterir. Kurumuştur, inatla “Ben buradayım” demek ister gibi, yeryüzüne çıkmaya çalışır, ancak yaşaması için toprağın altına girmesi gerekmektedir, çok geçmeden yeryüzünden ayrılır. İşte benim hayatım da hep kararsızlıklarla ve yenilgilerle geçti. Tecellilerimin mecali, çok geride kaldı. İşte yine ağır bir yenilginin tecellisi, yalnızlığım.</p>
<p>Ruh gitti, ruhsuz bir bedeni, düzeltiyorum: beni de alıp gitti. Kitapları ve kelimeleri mecalimle birlikte geride bırakmış olduğumu söylemiş miydim? Ölü bir bedeninin omuzlarından silkeleyerek uyandırmaya çalışıyor gibi oluyorum, zor bir tebessüm sonrası cümlelerimde.</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="250" height="250"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Titremek en candan zuhurdur, en gizli yapabildiğim bir fiildir ve tebessümlerime verdiğim en güzel hediyedir. Tebessümlerimi hiç yalnız bırakmadım. O beni, sebepsiz yere terk ediyor ve sonrası sebepsiz yere geri dönüyor olsa da (bazıları, düzeltiyorum birçoğunda olduğu gibi) aramızda çıkarlar doğrultusunda hep bir bağ vardı. O, benim yaşayabilmem için gerekli tebessümü veriyor, fazlasını vermekten kaçınıyordu. Ben, hep içten ve derin yaşamak için onun buralarda kalmasını istemiyordum. Sanırım, yeryüzüne alışmamamış olan köklerimin ve biraz da yeryüzünden ayrılmak zorunda kalan köklerimin kaderini paylaşıyordum. Bunu şu kısa ama her defasında uzunmuşçasına kendini göstermek isteyen hayata uyarlarsak, o sıcak ama soğuk olan bakımlı yüzlere artık hiç kanmıyordum&#8230; Mesut Yıldırım</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tecellilerimin-mecali/">Tecellilerimin mecali…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tecellilerimin-mecali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olgunluğa geçiş süreci&#8230;</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-olgunluga-gecis-sureci/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-olgunluga-gecis-sureci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2011 12:13:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım Olgunluğa geçiş süreci...]]></category>
		<category><![CDATA[Olgunluğa geçiş süreci...]]></category>
		<category><![CDATA[Olgunluğa geçiş süreci... mesut yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Olgunluğa geçiş süreci ... Babasının kendisini sevdiğini hiç görmemiş, bir başkasını sevdiğine hiç şahit olmamıştı. Öyle ki onun için “asık suratlı olmak” olgun olmaktı. Çünkü tanıdığı tüm olgun insanların kaşları çatıktı. Toplumda böyle bir yargı vardı.  Olgun musun? O zaman asıt suratlı olacaksın, sert konuşacaksın. İnsanların yüzüne bakmayacak ve sürekli sert cevap vermeye hazır biri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-olgunluga-gecis-sureci/">Olgunluğa geçiş süreci…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #800000;"><br />
Olgunluğa <span style="color: #ff6600;">geçiş </span><span style="color: #ff0000;">süreci </span><span style="color: #ffcc00;">.</span><span style="color: #800000;">.</span><span style="color: #339966;">.</span></p>
<p></span></h1>
<table style="border-collapse: collapse; height: 211px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="262" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="254" height="200"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-6173" title="Flying_Brain_by_Pixelnase" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/Flying_Brain_by_Pixelnase-300x244.jpg" alt="Olgunluğa geçiş süreci..." width="250" height="200" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-weight: normal;">Babasının kendisini sevdiğini hiç görmemiş, bir başkasını sevdiğine hiç şahit olmamıştı. Öyle ki onun için “asık suratlı olmak” olgun olmaktı. Çünkü tanıdığı tüm olgun insanların kaşları çatıktı. Toplumda böyle bir yargı vardı.  Olgun musun? O zaman asıt suratlı olacaksın, sert konuşacaksın. İnsanların yüzüne bakmayacak ve sürekli sert cevap vermeye hazır biri olarak duracaksın. Olgunluk bu mu? Böyle olmakla, gergin ve sinirli bir insan olma karakterini kendilerinde oturtup, hayatları boyunca sinirli bir insan oluyorlar. Olgun olmak aslında, olaylara ağırbaşlılık ile yaklaşmak, sorunları yine ağırbaşlılık ile çözmektir. Bunu yaparken usta bir hakem gibi davranmalı, var olan sorunu en sorunsuz bir şekilde çözüme ulaştırmalıdır. Annesinden, Babasından, Ailesinden ve çevresinden gördüğü tüm karakter tiplemelerini bir kenara bırakmalı, kendi karakterini oluşturmalıdır.  Kendi karakterini kendi ruhunda oluşturmak, oturtmak ve geliştirmek insanın kendi elindedir. Ancak bu, sabır ve metanet ile gerçekleştirilebilir. Bu huzura ve özgüvene ulaştıktan sonra insanlar resmen çağ atlarlar, kültür ve medeniyet çağına geçerler. Okumak onlar için en büyük zenginlik olur. Okumak, Allah tarafından verilmiş ve insanı yücelten en büyük hediyedir&#8230;</span></p>
<p>Peki burada sormamız gereken bir soru vardır: “Ne Okumak?” Kişisel bir savaş içinde olan ve bir iç savaş halinde olan insan için “Martin Eden”, Felsefe’yi anlamak için “Sofie’nin Dünyası” ve daha bir çok örnek verilebilecek olan kitaplar var.</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="250" height="250"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kitaplar,  bir ilaç kadar etkili olabilir. Sizin yaşadıklarınızı herhangi bir “Mizah” olmadan, anlatan yazarlar var, üstelik bunu öyle bir ustalıkla anlatıyorlar ki, okurken nefesiniz kesiliyor ve aynı durumu “Yaşadım!” diye haykırıyorsunuz. Kitap okumak, yaşanılan veya yaşanması mümkün olan / olmayan hikayelerden, olaylardan ve karakterlerin üzerinden gidilen bir eser olabilir. Ne olursa olsun “Okumak” fiili’ni dolu dolu yaşamak için, okunacak kitapları iyi seçmek gerekir. Bilgicik.com’u takip ederseniz, usta yazarların tavsiye ettiği 100 Roman’ı yayınlayabilirim. Bu liste herhangi bir yerde bulunmamaktadır, teşekkürlerimle;</p>
<p>Mesut Yıldırım</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-olgunluga-gecis-sureci/">Olgunluğa geçiş süreci…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-olgunluga-gecis-sureci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taşınmak&#8230;</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tasinmak/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tasinmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Jul 2011 13:28:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım taşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[taşınmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6167</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taşınmak... Belki de bu yazıyı okuyan çoğu değerli arkadaşımız bu olayı yaşamadı. Ancak, bir ailenin başka bir eve gitme fiili aslında çok zordur; sizlere bu zorluğu anlatmaya çalışacağım, biraz duygusal&#8230; 1 Eylül 1997 Tarihinde, ben 3 yaşındayken İstanbul&#8217;a taşındık&#8230; Teyzemler&#8217;in oturmuş olduğu sokağa taşınmamız bizi bu yabancılık hissinden bir nebze olsun uzaklaştırdı. 1 Eylül benim [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tasinmak/">Taşınmak…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #ff6600;">Taşınmak<span style="color: #800000;">.</span><span style="color: #333300;">.</span><span style="color: #ff0000;">.</span> </span></h1>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-thumbnail wp-image-6168" title="kolay-tasinabilmenin-puf-noktalari-7642[1]" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/kolay-tasinabilmenin-puf-noktalari-76421-150x150.jpg" alt="Taşınmak... " width="183" height="183" align="right" />Belki de bu yazıyı okuyan çoğu değerli arkadaşımız bu olayı yaşamadı. Ancak, bir ailenin başka bir eve gitme fiili aslında çok zordur; sizlere bu zorluğu anlatmaya çalışacağım, biraz duygusal&#8230; 1 Eylül 1997 Tarihinde, ben 3 yaşındayken İstanbul&#8217;a taşındık&#8230; Teyzemler&#8217;in oturmuş olduğu sokağa taşınmamız bizi bu yabancılık hissinden bir nebze olsun uzaklaştırdı. 1 Eylül benim doğum günüm, o gün çok güzel geçmişti&#8230;   İlk arkadaşım olan Eyüp ve Yunus ile dostluğumuz hala devam etmekte. İlk arkadaşlarım onlar benim, İstanbulda&#8230; Doğrusu bu duruma bilimsel olarak yaklaşırsak İnsan Beyni 3 yaşından sonra hafıza&#8217;ya kaydediyor bilgileri. Bu anlamda da olsa ilk arkadaşlarımdır onlar. Şahin ve Mehmet Emin&#8217;de sırası ile gelmiştir. Hüseyin, Süleyman hepsi benim için çok değerlidir. Sokağımız her zaman renklidir, mahallenin en kalabalık sokaklarından biridir. Çocuklar ile aram çok iyidir aynı zamanda. Yaşlı insanlarla da muhabbetim vardır, 5 yaşındaki çocuklarla da&#8230;</p>
<p>Tüm günün yorgunluğunu bir çocuğun gözlerinin içini gülümsetmek ile atabilirim. 14 yıldır aynı evde yaşıyorduk, taşınma &#8220;muhabbeti&#8221; canımı iyice sıkmıştı, arkadaşlarıma bahsettiğimde de onların gözlerindeki hüznü ve sonraki benzer soruları hala an ve an hatırlıyorum. &#8220;Uzak mı?&#8221; diye sorulan ve bir süre soğuk bir yüz ile beklenilen o yüzlerin tamamı benim dostumdur&#8230; Başka bir ilçe&#8217;de arayışlara giren ailem&#8217;e sitemkâr dolu cümlelerim sonuç vermişti, yan sokağa taşınmıştık. Taşınırken yine o günkü gibi arabayı izlemeye koyuldum&#8230;</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İçimde acı bir his vardı ama yakın olmamız bunu azaltıyordu. Artık o yokuşu daha sık çıkıyor ve eski sokağımdan geçiyordum, yeni evimize giderken. Farkettiğim bir şey daha var ki; arkadaşlarım ile daha sık görüşmeye başladım. Sanırım bu biraz olsa da uzak kalışımdaki o az olan hissi bastırmaktı, taşınmak çok ağır bir yüktür, onca anıyı onca sevinci de taşımak istersin, yolda dökülür&#8230;</p>
<p>Sevdiklerinizin değerini &#8220;yakınken&#8221; de biliniz, gülümseyin!</p>
<p>Mesut Yıldırım</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tasinmak/">Taşınmak…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-tasinmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okumak ve Yazmak</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-okumak-ve-yazmak/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-okumak-ve-yazmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 14:48:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım okumak ve yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[okumak ve yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okumak ve Yazmak Kitap okumak, insanı sürükleyen tatlı bir bağımlılık. Kitap okumak ne kadar zevkli ise, yazmak da o kadar acı verebilir bir yazara. Yazar’ın aktarmak istediği bir cümleyi okuyucu kavrayamayabilir ancak yazar o cümlede derin mevzulardan bahsetmiş olabilir. Yazar aslında sır dolu cümleler yazarak okuyucunun kafasını bulandıran ve bir gizem yaratarak üç noktaya sığınan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-okumak-ve-yazmak/">Okumak ve Yazmak</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #333399;"><img loading="lazy" decoding="async" style="border: 1px solid black; margin: 8px 5px;" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/turkiyede-kitap-okumak1-150x150.jpg" alt="Okumak ve Yazmak  " width="216" height="171" align="right" />Okumak</span> <span style="color: #993300;">ve</span> <span style="color: #99cc00;">Yazmak</span></h1>
<p>Kitap okumak, insanı sürükleyen tatlı bir bağımlılık. Kitap okumak ne kadar zevkli ise, yazmak da o kadar acı verebilir bir yazara. Yazar’ın aktarmak istediği bir cümleyi okuyucu kavrayamayabilir ancak yazar o cümlede derin mevzulardan bahsetmiş olabilir. Yazar aslında sır dolu cümleler yazarak  okuyucunun kafasını bulandıran ve bir gizem yaratarak üç noktaya sığınan bir birey değildir. Gerçekten yazan ve okuyucuyu için bunu yapmayan, yazmanın kendisinde bir gereklilik olduğunu bilmeden veya bilinçlice bu fiili gerçekleştiren topluma yararlı bir bireydir.</p>
<p>Bu durumda okuyucu pastanın büyük bir dilimini alır. Okuyucu’nun önünde bir çok seçenek vardır. Kitaplar insanların deneyimlerinden akıtılarak gelir ve okuyucunun binlerce kitap arasından hangi kitabı okuyacağı seçimi büyük bir lütuftur.</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tüm yaşamını yazmaya adamış bir insan’ın bir çok kitabı olması olağanüstü bir durum değildir lakin gerçekten “değerler” taşıyan bir kitap olması için dayanması zor olan acılar çekmek gerekmektedir&#8230;Yazmak, insanı sürekli didikleyen bir gelişme sürecidir, okumak gibi&#8230; Okumak o derin hazineyi anlayanlar için bulunmaz bir lütuftur. Asosyalleşmemek şartı ile okumak en büyük zenginliktir&#8230;</p>
<p>Mesut Yıldırım</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-okumak-ve-yazmak/">Okumak ve Yazmak</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-okumak-ve-yazmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sendrom</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-sendrom/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-sendrom/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2011 09:20:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6151</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsime uymayan bir çorap giymişti yaşlı adam. Ayakkabısı en az iki numara büyüktü. Komşusunun çöpe atmayıp, ona verdiği ayakkabılar gibi bu da ayağına oturmamıştı. İyi ki bağcıklar vardı. Bu yaşlı adam deli falan değildi. Fakat o kadar güçlü bir hayal gücü vardı ki; çoğu zaman taşıyordu yüreği…Bu taşma ancak böyle açıklanabilir ; “Hemen şimdi birine [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-sendrom/">Sendrom</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsime uymayan bir çorap giymişti yaşlı adam. Ayakkabısı en az iki numara büyüktü. Komşusunun çöpe atmayıp, ona verdiği ayakkabılar gibi bu da ayağına oturmamıştı. İyi ki bağcıklar vardı. Bu yaşlı adam deli falan değildi. Fakat o kadar güçlü bir hayal gücü vardı ki; çoğu zaman taşıyordu yüreği…Bu taşma ancak böyle açıklanabilir ; “Hemen şimdi birine kızdığını düşün. Seni hayatında hiç kimse bu kadar sinirlendirmemiş olsun. İçinden küfürler savur, için içini yesin. Fakat bu kişiye hiçbir şey hissettirmemiş ol. Moralinin bozuk olduğunu bile anlamayacağı cinsten.. Bu sinirden hemen sonraki ilk yalnızlığında aklına düştüğü zaman o kişi, ne hayal edersin? En fazla ne kadar düşünebilirsin, ne kadar yaşayabilirsin o nefreti?” İşte o yaşlı adamın hayal gücü o kadar fazlaydı ki kendi yalnızlığının da vermiş olduğu güçsüzlük onu bu anormal tavırlara itiyordu. Bu hayal gücü sendromlarından birini yaşarken dalıp gitmiş olmalı ki yayaların girilmemesi gereken bir yola doğru koyuldu. Yürüyünce alt dudağını dişlerinin arasına alır hazmedemediği şeyleri derinlerde hatırlardı. Hatta o kadar kaptırıyordu ki kendini, dişlerinin arasındayken alt dudağı; küfür etmeye çalışıyordu. Sarhoş değildi. Sakallarının ucundaki sarılık kirden başka bir şey değildi. Uzun ve kirli paltosu ile dolaşmak zorundaydı, bir evi yoktu. Girmemesi gereken yola girmişti artık.</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" width="250" cellspacing="5" cellpadding="5" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Emniyet şeridinden gidiyor, tek tük geçen arabaların arkasından baka kalıyordu. Karşıya geçmek istedi. Elleri cebindeydi, ayakkabılarının büyük oluşu onu yürürken rahatsız ediyordu. Yola girdi, birkaç adım attı, sağına soluna bakmadan, bir sarhoş ‘misali’… Başını aşağıya eğdiği zaman yerdeki kedi ölüsü gözüne çarptı, irkildi, titredi basmamak için elinden geleni yaptı. Bu olay, uzaktan gelen Peugeot 206 ‘yı görmemesine neden olacaktı. Etrafı kedi ölüsünün leşinden gelen pis bir koku sardı. Yaşlı adam ibresi sona dayanmış üstüne gelen arabadan kaçmak istiyordu. Duruşu ters V’yi andırıyordu. Sağa mı gitsem sola mı gitsem diye düşünecek vakti yoktu. Acele etmeliydi. Sağ ayağının altı kaşındı. Küçük sorunlar bozuyordu nedense her defasında kafasını… Attığı büyük adımı tamamlamak adına yarım adım ilerledi araba hızla yanından geçti fakat sağ aynası yaşlı adamın beline değmişti. Yaşlılığının vermiş olduğu zayıflık ile yere düştü. Sağ eli beline doğru gitmeye çalışıyordu fakat bu konuda hiç başarılı olamamıştı. Kedi ölüsü ve onun pis kokusu uzakta kalmıştı. Onun yanında böyle düşüp o kokunun ve pis görüntünün kahrını çekmemesine sevine dursun, belinin ağrısı yüzünde çirkin bir ifade oluşturdu. Bu çirkin ifadeyi yüzüne bakan birisi sakallarından anlayamazdı. Kimseler yoktu, fakat burası kalabalık bir cadde de olsaydı yaşlı adamın yüzüne bakmayacaklardı. Çünkü bunu daha önce yaşamıştı. Kalabalık ortamlarda ezilmişliği anımsadı ve kimsenin olmamasına sevindi. Dudağı mı? Kanıyordu… Mesut Yıldırım</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-sendrom/">Sendrom</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mesut-yildirim-sendrom/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>küçük pişmanlıkların üremesi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-pismanliklarin-uremesi-mesut-yildirim/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-pismanliklarin-uremesi-mesut-yildirim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 11:19:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[küçük pişmanlıkların üremesi]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6143</guid>

					<description><![CDATA[<p>küçük pişmanlıkların üremesi... Demiştim, diyeceğim: Küçük pişmanlıklar, büyük pişmanlıklar doğuracak ve her zaman sancı yaratacaktır. Hangi kaldırımda yürüyeceğin, hangi bardakta su içeceğin, hangileriyle arkadaşlık kuracağın bunlar dahil her şey bir kararla başlar. Her kararın ince bir zamanı vardır, o zaman ne aşılması gerekir ne de ona geç kalınması gerekir. Ona geç kalmak büyük pişmanlıklar doğurur, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-pismanliklarin-uremesi-mesut-yildirim/">küçük pişmanlıkların üremesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #800000;">küçük </span><span style="color: #ff6600;">pişmanlıkların </span><span style="color: #993300;">üremesi<span style="color: #008000;">.</span><span style="color: #ffff00;">.</span><span style="color: #ff0000;">.</span></span></h1>
<p><img loading="lazy" decoding="async" style="border: 1px solid black; margin: 8px 5px;" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/yhythsj91-150x150.jpg" alt="küçük pişmanlıkların üremesi" width="216" height="171" align="right" />Demiştim, diyeceğim: Küçük pişmanlıklar, büyük pişmanlıklar doğuracak ve her zaman sancı yaratacaktır. Hangi kaldırımda yürüyeceğin, hangi bardakta su içeceğin, hangileriyle arkadaşlık kuracağın bunlar dahil her şey bir kararla başlar. Her kararın ince bir zamanı vardır, o zaman ne aşılması gerekir ne de ona geç kalınması gerekir. Ona geç kalmak büyük pişmanlıklar doğurur, erken gitmek her zaman ya hızlı yaşatır hayatı ya da hiç bir şey yaşamana izin vermeden çeker gider.</p>
<p>Burada yapılması gereken tek şey &#8220;zamanında&#8221; davranmaktır. Ağzından çıkan kelimeler cümleye dönüşür. Kimi insanlar söylediği cümleler yüzünden hayatı boyunca pişmanlık duyabiliyor, büyük bir üzüntü içinde vaktini öldürebiliyor. Noktaları ve virgülleri zamanında koymak, sizi her anlamda yükseltir</p>
<p>Virgül yüzünden işten atılan adam:</p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="5" cellpadding="5" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kendisini askerliğini tamamlamış, askerlikte girişimci ruhunun da vermiş olduğu destek ile hayalinde şirketler kurmuş, hiç bir zaman batırmamış, başarılı bir Türk olarak hayal ederdi. Bunlardan gerçekleşmiş olanı sadece askerliği bitirmiş olmasıydı. İyi bir televizyon kanalında editör olarak işe başlamıştı. Her şey yolundaydı, edebiyatın hayatının büyük bir bölümünü kapsaması burada çok işine yarıyordu. Haber olan yerlere kameraman arkadaşı ile götürülüyor, haber yazıyor, ofisine gelip redaktelerini tamamlıyordu. 4 yıl o işyerinde çalıştı, artık hatırı sayılır bir konuma gelmişti. Ancak yine de editörlük mesleğine ait bir kaç iş veriliyor, o da ustaca işini yapıyordu. Bir gün, üst düzey bir yönetici odasına çağırdı, yönetici elindeki kağıdı uzatarak &#8220;Redakte mükemmel olmalı&#8221; dedi ve gülümsedi. İşyerinden ayrıldıktan sonra evine doğru yol alan hayalperest kahramanımız, gözü anlam bozukluğu olan bir cümle arayarak evin yolunu tuttu. Bir tane bulduğu için sevinmeli miydi, üzülmeli miydi karar veremedi. Virgül&#8217;ü kaldırsa, Türkçe&#8217;nin açık uçlu bir dil olmasından ötürü, başka bir anlam kazanabilirdi&#8230; En azından &#8220;bazı&#8221; insanlar, argoyu sökmüş insanlar bunun başka bir anlama gelebileceğini de belirtebilirdi. Yorgundu, aldırmadı. Argo yüzünden sorun mu çıkacak? diye söylendi. Önemsiyordu işini lakin bu argo muhabbetini yapması canını sıkmıştı. Üstelik bunu kendi ile yapması da işin tadını iyice kaçırıyordu. Zaten muhabbet edebileceği hiç kimse yoktu evinde.</p>
<p>Ertesi gün</p>
<p>Yönetici, kahramanımızı odasına çağırarak sordu. &#8220;Bitirebildin mi?&#8221; diyerek sağ eli ile faul&#8217;ünü kaşıdı. Bunu bir kaç kez yaptıktan sonra sert bir ifade ile kahramanımıza baktı, kahramanımız gülümseyerek ve biraz eğilerek ( ki bunu gerçekten istemeden yapmıştı ) kağıdı uzattı.</p>
<p>Ertesi gün</p>
<p>Tekrar çağırılan kahramanımız bu kez odada birini gördü. Gülümseyerek ( bu gülümseme hiç doğal değildi ) Merhaba dedi.</p>
<p>Hemen konuya giren misafir, cümledeki virgül&#8217;ün kaldırılmaması gerektiğini başka bir anlam çıkarılabileceğini belirtti. Beklenmedik bir tepki veren kahramanımız, edebiyat söyleşine giriyor gibi değildi. Elleri bağlıydı, yeni traş olmuştu, deneyimsiz bir genci andırıyordu fakat bu bakışların, cümlelerin altında kalmamalıydı. Çünkü hayatı boyunca hiç cümlelerin onu ezmesine izin vermemişti. Uzun bir süre, bazen sert ifadeler ile ayakta cümlelerini sıraladı, boş konuşmuyordu, örnekler veriyordu. Lakin yöneticisinin sert bakışını yakaladıktan sonra ve misafire eğilmiş olduğunu hissettikten sonra bir süre sustu.</p>
<p>Haftabaşında işe koyulduğunda işe başlamadan yöneticisi tarafından çağırıldı ve artık yollarını ayırmak istediğini, &#8220;virgül&#8221; konusundan sonra tatsızlıkların yaşanabileceği endişeni yaşıyor olduğunu, arkadaşına karşı çok hassas olduğunu belirtti. Kahramanımız yine gülümsedi, bu gülümseme çok doğal bir gülümsemeydi ve yerindeydi. Tepkisiz kalmasına şaşıran yönetici, kahramanımızın gidişini izleyebildi. Yönetici şaşırmıştı. Kahramanımız o an gerçekten &#8220;gitmek&#8221; eklemek isterim ki &#8220;hiç bir şey söylemeden&#8221; gitmek istedi. Başka ve büyük bir televizyon kanalında iş hayatına devam eden kahramanımız, nerede nokta koyması gerektiğini, nerede virgül ile devam etmesi gerektiğini artık çok iyi biliyordu. Yöneticisinin tahtını sallamış, ardından liderlik koltuğuna oturmuştu. Ülkesinin medya sektörü çoğunlukta onun elindeydi. Ama o bunlara rağmen &#8220;nokta&#8221; ve &#8220;virgül&#8221; &#8216; ün yerini hiç kaçırmadı&#8230;</p>
<p>&#8220;İyi bilirdik&#8221; demek zorunda bile değilsin dostum. İyi mi bilirdin? Küçük pişmanlıklar her zaman büyük pişmanlıkları doğurur, küçük pişmanlıkların üstünü örtecek küçük cesaretleri kendinde bulamazsan  ( ki bu ölene kadar sende olacaktır ), büyük cesaretleri hayal edecek bir yürek bile kalmaz bedeninde. Yüreğin seni terk etmiş olabilir. Buna dikkat et. Hiç bir şeye dikkat etmediğin kadar, işte buna dostum evet şaşırma. Boşluğa itildiğin veyahut bile bile, bir uyuşturucu bağımlısı gibi boşluğa düşmek istediğin zamanların hesabını tek tek soracaksın, artık vaktidir! Kimden mi? Kendinden&#8230; O &#8220;görsem&#8221; diye söylendiğin gecelere ve buğulanan gözlerine haksızlık ettiğin günlerin hesabını tek tek soracaksın kendinden. Zaman, şüphesiz değerini bilmediğimiz şeylerden biri. Parmakuçları ile gözyaşlarını sildiğin, uyuyamadığın, dağıldığın, parçalandığın o günleri hatırla. O günleri; şu kadarını söylüyorum bu kitabı şimdi fırlat ve boşa geçirdiğin zamana ağla. Sen neyi kaybettiğinin farkında mısın dostum? Bunu şu kağıdın dolması ve bir an önce kitabımın bitmesi için söylemiyorum, lanet olsun sen farkında mısın onu hissettir bana! Sanki güç hiç senin elinde değilmiş gibi davranmayı bırak artık! Güç sende olmasaydı bu dünyada olmazdın unutma.</p>
<p>Yaralarını, yaşayamadığın ve onda bulduklarını başka birinde bulamadığın o acı hisler dahil, tüm hisleri topla dostum, artık &#8220;yaşamak&#8221; kelimesini hakkıyla yerine getirme vaktidir. Onları senin bile göremeyeceğin, hatta yüreğinde o günlere ait acı hatıraları, özellikle mutlulukları bırakacaksın&#8230; Bırakacaksın ki, daha güzel ve daha gerçekçi gülümsemeler seni beklesin. Sırtını dönüp, öyle bir yürüyeceksin ki, varmak istediğin yere vardığında ne olup bittiğine dair bir tek soru bile sormayacaksın kendine. Yaptığın şeyin doğru olup olmadığını, bundan sonra nasıl bir hayat süreceğini hiç bir şeyi&#8230; Düşünmeyeceksin. Sana bahşedilen o güzel şeyi bir anlığına kullanmayacaksın. Burada yaşanılası şeyleri kaybettiğin anlar oldu. Sen bir hiç&#8217;e; evet bir hiçe ağladığın zamanlarda dostların dahil tüm insanlar, evet onlar tam anlamıyla bir &#8220;yaşam&#8221; sürdü&#8230; Evet belki bu düşünce ile kendini bir nebze olmuş olsun kandırabilirsin, çünkü herkesin iyi bir yaşam sürüp, kendi yaşamanın sırf bir kaç neden yüzünden tamamiyle kötü gidiyor olduğu düşüncesi, toparlanmana bir hayli yarayacaktır.</p>
<p>Kandır kendini lakin acıtmadan&#8230;</p>
<p>Burada kandırmanın anlamını ve o ince çizgiyi kavramak gerekiyor. Bunu anlamam geç oldu. Zor bir yöntemi öğrendikten sonra kolay yöntemi öğrendiğim zaman bana öğreten kişiye ettiğim siteme benzeyecekti kendimi kandırdıktan sonra kurduğum cümlelerim&#8230; İşte tüm küçük pişmanlıklar, güzel bir yazı yazdığın düşüncesine kapılmana ve sonrasında &#8220;Son cümle en etkili cümledir&#8221; akımına kapılarak güzel bir son cümle bulamamandır mesela&#8230; Vazgeçmektir&#8230;</p>
<p>Mesut Yıldırım</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-pismanliklarin-uremesi-mesut-yildirim/">küçük pişmanlıkların üremesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-pismanliklarin-uremesi-mesut-yildirim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duyarlılık ve Ölüm</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/duyarlilik-ve-olum/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/duyarlilik-ve-olum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Jul 2011 12:59:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Sizin Yazılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[Duyarlılık ve Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duyarlılık ve Ölüm Bugün duyarsızlık üzerine bir yazı yazmak istedim. Duyarlılığın önemi hakkında konuşmak günümüzde belki biraz ilgi çekmeyebilir. Çünkü neredeyse bitmek üzere olan bir duygu üzerine konuşmak yanlış olur. İş yerlerinde, evlerde bir duyarsızlık söz konusu&#8230; Bazen ne kadar sinirli olduğumuzu, gereksiz olaylara vermemiz gereken tepkilerden fazla oranda tepkiler verdiğimizi düşünüyorum. Burada sinirli bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/duyarlilik-ve-olum/">Duyarlılık ve Ölüm</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" style="border: 1px solid black; margin: 8px 5px;" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/yardim21-300x200.jpg" alt="Duyarlılık ve Ölüm" width="216" height="171" align="right" /></p>
<h1><span style="color: #800000;"><span style="color: #ff6600;">Duyarlılık </span><span style="color: #ff0000;">ve </span><span style="color: #993300;">Ölüm</span></span></h1>
<p>Bugün duyarsızlık üzerine bir yazı yazmak istedim. Duyarlılığın önemi hakkında konuşmak günümüzde belki biraz ilgi çekmeyebilir. Çünkü neredeyse bitmek üzere olan bir duygu üzerine konuşmak yanlış olur. İş yerlerinde, evlerde bir duyarsızlık söz konusu&#8230; Bazen ne kadar sinirli olduğumuzu, gereksiz olaylara vermemiz gereken tepkilerden fazla oranda tepkiler verdiğimizi düşünüyorum. Burada sinirli bir toplumun birey olarak bize ne zararlar getireceği konusunda konuşmak isterim. Gergin bir toplumda sakin bir birey olmak ayrı bir başarıdır. Dolmuşta, metrobüste her nerede olursak olalım ( eğer yeteri kadar sosyal bir insan isek) sürekli bir gerginlik ile karşılaşabiliriz. Bunun yanında duygusal bir insansak her şey değişebilir&#8230;</p>
<p>Sinirli insanlar var ve bunlar ama az ama çok sizi etkiliyorlar. Aynı şekilde zorluklara olumlu bir şekilde yakşalabilen birisini gördüğümüzde moralimiz düzelebiliyor. Küçük bir bakıştan bile mutlu olabilen insanlar varken, bunca durgunluğa ve suskunluğa gerek mi var? Duyarlılık, belki de mutlu olabilmenin ilk basamağıdır. Sokağınızda miyavlayan bir yavru kediye süt vermek ve bu davranışınızın kimsenin görmediğini bilmek ve ayrıca kimseye söylememek o duyguyu içinde yaşamak ve onu saklamak ve kısa bir sonra unutmak bile sizi hayata bağlar. Hayata bağlamak mı? Bağlanmak mı? Benim için çok ilginç. Hayata bağlanmak yapabileceğim en son şeylerden biri. Duyarlı biri olmak güzel, iyi niyetli olmak mükemmel. Karşınızdaki insan öyle mi, sizin kadar duyarlı birisi mi?..<br />
[ad1]<br />
Belki tamamen duyarlı ve iyi bir insan karşısındaki insanın vasıflarını düşünmeden tüm iyiliklerini yapar. Ancak en çok kendi yorulur. Bu karşılık sız ve çok güzel bir hizmettir.</p>
<p>Şimdi konu dışına çıkıyor gibi olmayacağız lakin ben insan psikolojisinin duyarlılık ve ölüm üzerine etkisini anlatmak isterim. İnsan psikolojisi şeytan ile sürekli bir savaş içersinindedir. Şeytan ona her zaman kötü bir insan olmasını söyler. Kulağına fısıldar lakin bunu şeytan dayatamaz, emredemez hiç bir şekilde bizim yerimize fiiliyata geçemez. Ancak sürekli fısıldar, yapabileceği en fazla derecede vesvese budur. İnsanoğlu sürekli bir çıkmaz içindedir. Sürekli şeytan ile savaşır, şeytan sizi kazandıktan sonra sizi serbest bırakır. Ancak bunu sizin tam olarak kendi başınıza kötü bir insan olduğunuz zaman yapar. Kötülük direksiyonu sizdedir ancak şeytan her zaman yan koltukta oturur. Siz doğru yola girmek istediğinizde kulağınıza fısıldar, direksiyonu hiç bir şekilde elleyemez ama sürekli kulağınıza fısıldar, demiştik yapabileceği en büyük şey budur. İnsan&#8217;a Allah tarafından verilen duyguların yönetimi tamamen bizim elimizdedir, bunu kullanabilmek de irademiz ile ilgilidir.</p>
<p>İrade&#8230; Tüm sorular ve tüm bu soruların cevabı iki kelimede kesişiyor, &#8220;İrade&#8221; ve &#8220;Niyet&#8221;&#8230; Yapılan her davranışta, insanoğlu çıkmaza girer ise bu iki anahtar kelimeden birini kullanmalıdır, söz konusu davranışta, &#8220;Niyet&#8221; Neydi? Davranış ile amaçlanan şey neydi? İstenmeden yapılan davranışlar ise neden irade kontrolden çıktı? Sorular, çıkmazda olan bir insanı çıkmaza sürüklemez. Sorular korkunç gözükebilir, sizi korkutabilir. Ancak sorular çıkmaza sürüklemez, sizi eğer uçurumda olacak kadar ciddi bir durumda iseniz, size dalını uzatabilir. Yıllarca harcanan belki &#8220;boşa harcanan zaman&#8221; &#8216;lara da acınabilir. Burada yapılabilecek en doğru şey, kendini sorgulamaktır. Kendinizi sorgulayın&#8230; Bu belki ölümü hatırlatır, belki hesap vereceğiniz o büyük günü hatırlatır belki sizi çok korkutur ama siz her zaman &#8220;Siz&#8221; olun ve hiç bir zaman kendinizi kaybedip uçurumlara sürmeyin, o elinizdeki direksiyonun hakimiyeti her zaman sizde, bunu unutmayın&#8230;</p>
<p>Mesut Yıldırım</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/duyarlilik-ve-olum/">Duyarlılık ve Ölüm</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/duyarlilik-ve-olum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
