<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sah Ismail Hatayi | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/sah-ismail-hatayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 May 2018 14:06:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>1. Şah İsmail &#8211; (Türk Kağanları ve Sultanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/1-sah-ismail-turk-kaganlari-ve-sultanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/1-sah-ismail-turk-kaganlari-ve-sultanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 14:57:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Kağanları ve Sultanları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[1. Şah İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[1. Şah İsmail Biyografi Hayatı Yaşamı Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[1. Şah İsmail Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[1. Şah İsmail Türk Kağanları ve Sultanları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Han]]></category>
		<category><![CDATA[Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümdarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kagan]]></category>
		<category><![CDATA[Rafızilik]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[Sah Ismail Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Beyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devlet Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hanları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hükümdarı 1. Şah İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hükümdarları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kağanı Hakanı 1. Şah İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kağanları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sultanı 1. Şah İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sultanları]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu Şah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/1-sah-ismail-turk-kaganlari-ve-sultanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>1. Şah İsmail (Türk Kağanları ve Sultanları) -1. Kaynak- 14 yaşında tahta geçen Şah İsmail, Osmanlı tarihçilerinin göstermek istedikleri gibi Acem değildir. &#8221;Acem mülküne oturmuş bir Türk Hakanı&#8217;dır&#8221;. Tıpkı Rum topraklarında oturan Osmanlı&#8216;nın Rum olması gerekmediği gibi, Acem topraklarını ele geçiren Şah İsmail&#8217;in de İran topraklarında hüküm sürdüğü için Acem olması gerekmez. Safevi devletinin başkenti [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/1-sah-ismail-turk-kaganlari-ve-sultanlari/">1. Şah İsmail – (Türk Kağanları ve Sultanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #0099cc;"> <span style="font-size: 30pt; font-weight: 700;">1. Şah İsmail<br />
</span></span><span style="color: #ff9933;"> <span style="font-size: 10pt; font-weight: 700;">(Türk Kağanları ve Sultanları)</span></span></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #808080;"><strong><span style="font-size: 15pt;">-1.  Kaynak-</span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">14 yaşında tahta geçen Şah İsmail, Osmanlı tarihçilerinin göstermek  istedikleri gibi Acem değildir. &#8221;Acem mülküne oturmuş bir Türk Hakanı&#8217;dır&#8221;.  Tıpkı Rum topraklarında oturan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanli-imparatorlugu-1bolum/"> <span style="color: #000000;">Osmanlı</span></a>&#8216;nın Rum olması gerekmediği gibi, Acem  topraklarını ele geçiren Şah İsmail&#8217;in de İran topraklarında hüküm sürdüğü için  Acem olması gerekmez. Safevi devletinin başkenti Tebriz, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-turk-edebiyati/"> <span style="color: #000000;">Azerbeycan</span></a>&#8216;ın en  önemli kentlerinden biridir. Gerek nüfus, gerekse kültür bakımından Tebriz <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a>&#8216;tür. Bugünkü İran devletinde nüfusun yarıya yakını Azeri Türkü&#8217;dür.  Tarihte coğrafya adları kavim adları yerine sık sık kullanılmaktadır. Urfalı Mateos  da vakayinamesinde Anadolu&#8217;ya gelen Selçuklu ordularını &#8221;İranlı kavimler  &#8221;olarak tanımlar.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bugün İran&#8217;da yaşayan Türk boyları  şunlardır; Azeri, Kaşgay, Avşar, Kaçar, Şahseven, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkmenistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türkmen</span></a>, Karakalpak, Hamse, Kengürülü,  Karadağlı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şah İsmail, devşirme Osmanlı  tarihçilerinin &#8220;etrak-ı bi-idrak&#8221;&#8216; veya &#8220;nadan&#8221; olarak tanımladığı Türkmen-Türk  adına şiirlerinde şu güzel anlamı yükler &#8221;Sen ey Türk-i peri peyker &#8221;(Sen ey  peri vücutlu, melek endamlı Türk). Ulu atası Şeyh Safi &#8221;Pir-i Türk &#8221; olarak  tarihi belgelere kayıt düşülmüştür. Hırslı, zeki, iyi eğitimli, inançlı,  adaletli, şair ruhlu ve cömert bir liderdir. &#8221;Ululuk istersen, kulluk eyle&#8221;  diyecek kadar alçak gönüllü, topların, tüfeklerin üzerine yalın kılıç gidecek  kadar cesur fakat tüm bu olumlu yanlarına rağmen düşmanlarına karşı oldukça  acımasızıdır.</span></p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/divani-lugatit-turk/"> <span style="color: #000000;">Divan</span></a>ında Türk kimliği karşısında Arap ve Acem kimliğini küçümser.Hatta onları  haksızlıkla suçlar.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yetdükçe tükenir Arab&#8217;un kuy u  meskeni,<br />
Bağdat içinde her nice Türkman kopar.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şirvan halaiki kamu Tebriz&#8217;e daşına<br />
Mülk-i Acem sorar ki, kıyamet kaçan kopar ?</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/1-sah-ismail-turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #000000;">Şah İsmail</span></a>, Şirvan&#8217;da hüküm süren  Şirvanşahlar hanedanlığının kendisini Anuşirevan veya Acem soyuna dayandırdığı  gerçeğinden yola çıkarak Acemliler için kıyametin geldiğine hükmetmektedir. Bu  Şah İsmail&#8217;de &#8221;Türk &#8221; kimliğinde duyulan aşırı bağlılığın &#8221;milli taassup  &#8221;duygusuyla bütünleştiğini açıkça ortaya koymaktadır. &#8221;Ey Türk titre ve  kendine gel&#8221; diyen  <span style="color: #000000;">Göktürk</span> Hakanını göz önüne almazsak  &#8216;kavmiyetçilik&#8217; bilinci bu denli yüksek başka bir yöneticiye rastlamak mümkün  değildir. (bkz.5)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Zamanla devşirme yöneticilerin eline geçen Osmanlı,  kuruluşundan bir süre sonra kurucu unsurlar olan Türkmenlere artık sırtını  dönmüştür. Askerini, yöneticisini devşirme Hiristiyan ahaliden alan Osmanlı,  Türkmen&#8217;i ordusunu besleyecek, vergi alacak, savaşlarda ön saflara sürülecek bir  zümre olarak görmektedir. Tabii ki burada Osmanlı&#8217;nın bir kurnazlığı da gözden  kaçırılmak lazım. Devşirme görevini icra edip gitmektedir, yönetimde hak iddia  edecek ne siyasi ne de etnik bir gücü vardır. Oysa Türkmen&#8217;in arkasında bazen  binlerce obadan oluşan boyu-aşireti vardır. Oğuz -Türk töresine göre güçlü bir  Türkmen beyi yönetimde hak iddia edebilir. Osmanlı basit bir şekilde bu törenin  önüne geçmiştir.Devşirmeleri kullanarak Türkmen&#8217;leri yönetimden uzak tutmuş,  onları her zaman bir tehlike unsuru olarak görmüş, yer yer büyük aşiretleri  bölerek yerleşik hayata geçirmeye çalışmış yer yer de Hiristiyan azınlıkları ve  yerleşik Türkmen&#8217;leri Sünni-İslam potası içinde eritmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Amerikalı ortaçağ tarihi uzmanı Rudi Paul Lindner,  Göçebeler ve Osmanlılar adlı eserinde, Osmanlı-Safevi çatışmasının basit bir  İslami anlayış faklılığı olarak değerlendirmemesi gerektiğini, olayın kır ve  tarım, göçebe ve çiftçi, Habil ve Kabil arasındaki eski bir mücadelenin devamı  olduğunu belirtiyor ve ekliyor; Habil&#8217;in katili Kabil yerleşik bir çiftçiydi,  Habil de göçebe. İran Safevileri 16. yüzyıl başlarında Osmanlı güçleriyle savaşa  tutuştuğunda, &#8221;İran &#8221; güçleri büyük ölçüde Türk&#8217;lerden, Osmanlı&#8217;nın &#8221;Türk&#8221;  askerleri de büyük ölçüde Balkan halklarından oluşuyordu. Sırp ya da Arnavutları  Osmanlı&#8217;ya dönüştüren yanlızca çocuklarının askere alınması değildi. Türk  olmayan Osmanlılar yanlızca Bizanslılar değildi. (bkz.10)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Gerçekten de olay merkez-çevre çelişkisidir.  Yerleşik unsurların hakim olduğu Osmanlı ordusu merkezde, göçebe unsurlara  dayanan Türkmenler yani Safeviler merkezin dışındadır. Oysa Osmanlı ordusunun  bel kemiğini oluşturan Yeniçeriler aynen Safevi Türkmenleri gibi İmam Cafer  mezhebinden, Hacı Bektaş tarikatındandır. Buradaki asıl çelişki ekonomik ve  etniktir. Yeniçeriler ve diğer devşirmeler merkezde oldukları için yerleşik  sistemin ve devletin tüm nimetlerinden fazlasıyla faydalanmaktadırlar,  Türkmenler için böyle bir durum söz konusu değildir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bektaşilerle Kızılbaş Türkmenlerin kaderi ise  Bektaşilerin 16 Haziran 1820 tarihinde Padişah 2.Mahmut tarafından  yasaklanmaları ile kesişir. Devletin içinde olan Bektaşiler artık Kızılbaşlar  gibi taşraya sürülmüştür. Tekkelerin kapatılması, kovuşturmalar, sürgünler,  idamlar ve benzeri uygulamalar Yavuz&#8217;un döneminde Kızılbaşların başına  gelenlerle benzerlik arz etmektedir. Tabii ki zor koşullar inanç olarak aynı  olan bu iki gurubu birleştirmiştir. Artık adları Alevi-Bektaşi olarak birlikte  anılır olmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Safeviler devleti, Anadolu&#8217;dan giden 24 Oğuz boyuna  bağlı Türkmenler tarafından kurulmuş, Türk kültür ve töresine göre düzenlenmiş  bir devletidir. İçinde Acem, Arap, Kürt vs. etniklerden tebalar vardır ama  kurucu unsurları ve yöneticileri Anadolu Türkmen&#8217;leridir. Osmanlı tarihçisi Hoca  Saadeddin Efendi, &#8221;bir alçak başına tac alıp çıktı, idraksiz Türkler etrafında  mürid oldular &#8221;(bkz.4)diyerek, Şah İsmail&#8217;i ve Kızılbaş Türkmen devleti  Safevileri kast etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şevket Süreyya Aydemir&#8217;den alınan aşağıdaki  diyaloglar Osmanlı&#8217;daki Türk kavramını ve Kızılbaşların Türklüğünü çok yalın bir  şekilde yansıtmaktadır ;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8221;Fakat asıl şaşkınlığım ikinci derste oldu. Daha  ilk sual cevaplarda anlaşıldı ki bu askerler yalnız hangi dinden olduklarını  değil, hangi milletten olduklarını da bilmiyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Biz hangi milletiz ? deyincede her kafadan bir ses  çıktı ;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Biz Türk değil miyiz? deyincede hemen</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Estağfurullah !!!..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">diye karşılık verdiler. Türklüğü kabul etmiyorlardı.  Halbu ki biz Türk&#8217;tük. Bu ordu Türk ordusuydu. Türklük için savaşıyorduk.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Asırlarca süren maceradan sonra tek sığınağımız  ancak Türklük olabilirdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Fakat ne çare ki bu &#8221;Biz Türk değil miyiz ?&#8221; diye  sorunca &#8221;Estagfurullah diye cevap verenlerin görünüşüne göre TÜRK demek  KIZILBAŞ demekti.&#8221; (bkz.14)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı devletinin kuruluşunda da Türkmenler kızıl  börk giymektedir. İtalyan kaynakları Osman Bey&#8217;i &#8221;kızıl börk Otman&#8217; &#8216;olarak  kaydetmişlerdir. Orhan Bey zamanında devlet görevlilerine ak börk giydirilmiş,  böylece yönetici sınıf ile halk (Türkmen) birbirinden ayrılmıştır. Osmanlı  tarihçileri, Anadolu Türkmenlerinden oluşan Osmanlı ordusu askerlerini &#8221;kızıl  börklü&#8221;olarak tanımlamaktadır. (bkz. 3 )Daha sonraları Otman Gazi her nasılsa  Osman Gazi olmuş, kızıl börke (Kızılbaş) de oldukça kötü anlamlar yüklenmiştir.  Aslında Safeviler devletinin kuruluşu, Osmanlı&#8217;nın kuruluşu ile  benzeşmektedir.Ana kaynak &#8221;kızıl börklü Türkmenler&#8221;dir, gazilerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı vergi toplama işini bazı yöneticilere ve  derebeylerine &#8221;götürü &#8221; vermiş &#8221;sen bana bu kadar ver, ne toplarsan topla &#8221;  demiştir. Devşirme yöneticilerin akıl vermesiyle o kadar ileri gidilmiş ki  Orta-çağ Avrupa&#8217;sında görünen &#8221;bekaret vergisini &#8221; aynen taklit ederek  &#8221;gerdek gecesi hakkı&#8221;adı altında, Anadolu topraklarında uygulamışlardır.  Ekende biçende ortalıkta görünmeyen Osmanlı yemeye gelince ortaktır Türkmene.  Anadolu, Türkmen için yaşanır bir yer olmaktan çıkmıştır. Ağır vergiler altında  ezilen, horlanan Anadolu Türkmenleri bunlardan dolayı &#8221;Açılın kapılar Şaha  gidelim &#8221; demektedir. Bir Osmanlı tarihçisinin(Kemal Paşazade) de belirttiği  gibi &#8221;Türkler terk ettiler diyarlarını, yok pahaya sattılar davarlarını. &#8220;Pir  Sultan&#8217;ın dizelerindeki bazı detaylar o günlerin Anadolu&#8217;sundaki sosyal  kargaşayı açıkça anlatmaktadır. &#8221;Türkmen kalkıp yaylasına yürümez, bozulmuş  aşiret, il boz uk, bozuk &#8221;.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Erdebil dergahı Anadolu Türkmenleri için bir çekim  merkezi olmuş, Anadolu&#8217;dan İran&#8217;a çok ciddi bir nüfus göçü başlamıştır. Rumlu,  Ustacalu, Tekelü, Şamlu, Varsak, Çepni, Arabgirlü, Turgudlu, Bozcalu, Acirlu,  Hınıslu, Çemişkezeklu, Kaçar, Avşar, Bayat, Karamanlu, Bayburtlu, İspürlü,  Beydili (bkz. 11) boylarına mensup Türkmenler akın akın Safevi&#8217;ye katılmışlar,  Kızılbaş-Türkmen devletini yüceltmişlerdir. Bu Anadolu Türkmenlerinin devşirme  Osmanlı&#8217;ya tepkisi olarak algılanmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">15. yüzyılda Anadolu&#8217;daki bazı Türkmen ayaklanmaları  şunlardır: Şah Kulu Baba ayaklanması (1511), Nur Ali Halife ayaklanması (1512),  Bozoklu Şah Celal ayaklanması (1518), Şah Veli ayaklanması (1519), Baba Zünnun  ayaklanması (1526, Zünnunoğlu Halil ayaklanması (1527), Kalender Çelebi  ayaklanması (1527).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu ayaklanmalar Osmanlı ve Selçuklu tarihçilerinin  sık sık söz ettikleri &#8221;ayağı çarıklı, başı kızıl börklü &#8221;Türkmenler tarafından  icra edilmiştir. Bu ayaklanmalarda esas neden iktisadidir. Dinsel ve etnik boyut  daha sora gelir. Bu dönemde Anadolu çoğunlukla Alevi-Türkmenlerden oluşmaktadır.  Bu niteliğiyle Türkmenler, Sünni-devşirme Osmanlı&#8217;ya muhalif olup Safevi-Türkmen  devletine daha yakındır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şah İsmail&#8217;in ortaya çıkışıyla Anadolu Türkmenleri,  kendi soylarından, kendi inancından bir öndere sahip olmuş ve onu bir kurtarıcı  görerek bağlanmışlardır. Dünya tarihinde bir lidere bu derece bağlılık örneği  yoktur. Yavuz Sultan Selim, Çaldıran yolunda geri dönmek isteyen askerlerine,  Şah&#8217;ın askerlerinin &#8221;Şah için ölmek &#8221; için birbirleriyle yarıştıklarını  söyleyerek, &#8216;sizler geri dönelim derken utanmıyor musunuz?&#8217; diye sormuştur  (Kühün-ül-Ahbar bkz.2). Gerçekten de kendilerinden sayıca oldukça fazla olan ve  çağının son tekniği toplar, tüfeklerle donanmış Osmanlı ordusuna karşı ok, yay,  kılıç gibi klasik silahlarla cesurca savaşmışlar fakat toplar ve tüfekler  karşısında yenik düşmüşlerdir. Yavuz topların tüfeklerin ardında savaşırken, Şah  atına binmiş kılıç elde en önde savaşmış, hatta bir ara Yavuz&#8217;un çadırına çok  yaklaşmış, Osmanlı askerleri bütün güçleriyle ordugahı savunmak zorunda  kalmışlardır. Şah, Yavuz&#8217;un en iyi adamlarından biri olan Malkoçoğlu&#8217;nu kendi  elleriyle bir kılıç darbesiyle ortadan ikiye, kelleden ata kadar bölmüştür. Şah  İsmail bu olayı kendi dizelerinde şöyle anlatıyor:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şah bir kılıç urdu ki<br />
Kelleden indi ata<br />
Melhuçoğlu (Malkoçoğlu) attan düştü<br />
Şah anda geriye kaçtı<br />
Beş yüz elli tüfekçi<br />
Şah&#8217;ın ardına düştü</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">1783&#8217;de Paris&#8217;de yayınlanan Osmanlı İmparatorluğu  Tarihi adlı eserde Selim&#8217;in, Şah İsmail&#8217;in güçlerinin sayısını bir türlü  öğrenemediğini yazıyor ve ekliyor &#8221;İranlılar hükümdarlarına o kadar bağlıydılar  ki, içlerinden bir tanesi bile Selim&#8217;in tarafına geçmedi ; oysa Türklerden bir  çoğu <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Sah-Ismail/"> <span style="color: #000000;">Şah İsmail</span></a>&#8216;in ordugahına sığındılar&#8221;Bu  kaynakta Şah &#8216;ın güçlerinin sayısı 30.000 olarak verilmiş ve tamamının atlı  süvari birliği olduğunu, Şah&#8217;ın piyade askerinin olmadığını aktarıyor. &#8221;Osmanlı  güçlerinin çok altında &#8221; olduğu da özellikle belirtiliyor (Osmanlı güçleri  150.000 civarında kaydedilmiş kayıpları da 30.000 olarak veriliyor). Diğer  kaynaklarda olmayan başka bir detay ise şöyle aktarılıyor ;İran geleneklerine  göre (bu Türkmen geleneklerine göre olacak çünkü bunun örneğini Türk tarihinde  Baba İshak yakalanmasında en son olarak da Kurtuluş Savaşımızda görebiliriz)  kocalarını savaşta yalnız bırakmamış bir çok kadın buldular. Ayrıca ölüler  arasında kocalarıyla birlikte omuz omuza savaşmış olan bir çok silahlı kadının  cesedine rastlandı. Selim bunların kendilerine yakışır bir şekilde gömülmelerini  emretti. Şah İsmail, kendi tarihçisi Rumlu Hasan&#8217;ın, Ahsenü&#8217;t Tevarih adlı  eserinde aktardığı gibi Tanrının kendisine ve askerlerine yardım ettiğine  inanıyor ve (Bakara suresi 249)&#8221; Nice az topluluk var ki, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Tanrı</span></a>nın izniyle çok topluluğa galip  gelmiştir&#8221; ayeti doğrultusunda hareket ediyor, kendisinden kat kat büyük  ordulara saldırmaktan çekinmiyordu. Çaldıran&#8217;a kadar da hiç bir savaşında  yenilgi görmedi.Osmanlı ateşli silahları kullandığı halde Şah İsmail bunları  inancı gereği kullanmıyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/eser-yazar-eslestirmeleri/"> <span style="color: #000000;">eser</span></a>de (1783 Paris) aktarılan başka bir  konu ise iki hakanın savaşmalarının bir sebebinin de &#8221;Kürtlerin kışkırtması&#8221;  olduğu yolundadır.Başka kaynaklar da bu görüşü destekliyor.Kürtlerin sık sık yön  değiştirdikleri, ikili oynadıkları ve Safevi&#8217;ye karşı Osmanlı&#8217;yı kışkırttıkları,  savaştan sora da bu hizmetleri karşılığında Doğu Anadolu&#8217;yu Osmanlı&#8217;dan  aldıkları tarihi bir gerçek.(Bu gün de aynı oyunu Ortadoğu&#8217;da malum güçleri  arkalarına alarak oynamaya çalışıyorlar mı?Başkaları savaşacak, onlar toprak  sahibi olacaklar.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dilerseniz Safevi &#8211; Kürt- Osmanlı ilişkilerine bir  göz atalım:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Paolo Giovio &#8216;nun Türklerle İranlılar arasındaki  savaşla ilgili anlattıkları işte bunlardır.Söyledikleri Şah İsmail&#8217;in selefi ve  kayınpederi Uzun Hasan&#8217;ın ordusunda hizmet etmiş olan Angiolello&#8217;un  anlattıklarına üç aşağı beş yukarı uymaktadır. Bu yazar, eğer Sultan, İsmail&#8217;in  Türkiye sınırındaki derebeyleri ve özellikle Şah&#8217;ın düşmanı olan Kürtler  tarafından kışkırtılmamış olsaydı, hiç bir zaman İsmail&#8217;e karşı savaşa  girişmemiş olacağını söyler.Bitlis dağlarında yaşayan Kürtler, İsmail&#8217;in  Tatarlara karşı savaşmakta olduğu ve kuvvetlerinin uzakta, ta Horasan&#8217;da  bulunduğu sırada Selim&#8217;i İran&#8217;a davet etmişlerdir. (bkz 10)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kürtlerin Safevi düşmanlığının nedenini Safevi  kaynaklarında bulmak mümkün. Han <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a> Ustacalu ve Sarıkaptan Zülkadir  arasındaki savaş;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Han Muhammed, padişah ordusundan ayrılıp, Kara Hamit  &#8216;e yöneldi. Oranın egemeni Emir Bey Musullu&#8217;nun kardeşi Gaytemiz Bey karşı geldi  ve şehri teslim etmedi. Bu nedenle yiğit gaziler çölde kışladılar. Diyarbakır  kürtleri, ordunun dört bir yanına saldırıp, tek tek yakaladıklarını  öldürüyorlardı. Gıda stoku yok denecek kadar azalmıştı. Gıda stokunun tükenmekte  olduğunu öğrenen Han Muhammed, kürtlerin kışlasına yöneldi, fakat Kürtlerin  bulunduğu yere ulaşmanın ve onları ele geçirmenin zor olduğunu görünce, (bir  savaş hilesine başvurdu) onlardan kaçmaya başladı. Kürtler de kendisini  izlediler. Düzlüğe geldiğinde, Muhammed Han, can yakan bir şimşek gibi onlara  çarptı. Kürtlerden bir çoğunu öldürdü ve yaraladı. Kürtler de kılıç ve  süngülerle kıyamet gibi etkin ordudan bazılarını öldürdüler. Sonunda fetih ve  zaferin esintisi Muhammed Han&#8217;dan yana oldu ve Kürtler kaçtılar. Gaziler onları  izlediler ve yaklaşık yedi bin kişiyi öldürdüler. Onların bölgesinden çok  miktarda ganimet ve yiyecek ele geçiren gaziler daha sonra ordularına döndüler.  (bkz. 1)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>912 &#8211; (1506/7) YILININ OLAYLARI:</strong> Hakan  İskender Şan ( Şah İsmail) bu yıl Hoy&#8217;da Kışladı. Büyük emirlerini Kürt Sarım&#8217;  ın üzerine yolladı. Zafere sığınmış ordu, o yolunu yitirmiş gurubun ülkesine  varınca, Kürt&#8217;ler gök gibi yüksek dağlara sığındılar. Gaziler onların  memleketini yağmaladılar ve o imansızların çoğunu öldürdüler. Bu sıralarda  Sarım&#8217;ın çatışmaya hazırlandığını ve bu amaçla dağın eteğinde bulunduğunu  öğrendiler. Zaferi ilke edinmiş askerler o işe yaramazı defetmeye yöneldiler.  Kürtler de savaş amaçlı adımlarını ileriye atınca aralarında çetin bir savaş  cereyan etti. Her taraftan da çok sayıda insan öldürüldü. Ünlü Emirlerden Şamlu  Abdi Bey ve Tekeli Mühürdar Sarı Ali de öldürülenler arasındaydılar. Bayram Bey  Karamanlu ve Hulefa Bey padişah ordusuna döndüler. (bkz 1)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>914 &#8211; (1508/9) YILININ OLAYLARI: </strong>Han Muhammed  Ustacalu, Mardin yaylasını onurlandırdı, Kardeşi Kara Bey&#8217;i Cezire&#8217;yi yağmalamak  için gönderdi. Kara Bey buyruğu yerine getirdi ve imansız Kürtlerin çoğunu  öldürdü ve çok miktarda ganimetle Mardin&#8217;de Han&#8217;ın ordusuna katıldı. (bkz. 1)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yukarda da görüldüğü gibi Safevi güçleri sık sık  kürtlerle savaşmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>Osmanlı &#8211; Kürt ilişkileri:</strong> Şark <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-kurt-istilasi/"> <span style="color: #000000;">kürt</span></a> beylerine yazılan Çaldıran  fetihnamesidir: Emirlerin iftiharlısı, büyüklerin, Allah&#8217;ın esirgeleyiciliğini  kazanan doğu memleketleri beyleri ikbaliniz devamlı ve sonunuz hayırlı olsun.  Diğer kürt aşiretleri ve kabile reisleri, temiz askerleri, bu meliklerin ve  illerin kethüdaları ve erleri, Allah şanınızı islah etsin.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu fermanım size ulaşınca herbirinize malum olsun ki  iş bu (Recebin 2.günü-Yevmelerbaa) 23 Ağustos 1514 çarşamba günü öğle vaktine  yakın (Zuhu-i Kübara) Erdebil Oğlu İsmail dinsiz ve ayini fesatlı olan karşıma  çıktı.Allahın yardımı ile göz açıp kapayıncaya kadar malup olup kaçtı. Ne tarafa  kaçtığı da bilinemedi. Şimdi temiz inanışlarımız ve bağlılığımızla saadet kapıma  olan sadakatinizi ortaya koyma fırsatını kaçırmamanız için cihan değerindeki  uyulması gereken fermanımı gönderip buyurdum ki&#8230; (bkz. 7)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Çaldıran her iki Türk devleti için de dönüm  noktasıdır. Savaştan sonra Yavuz Hilafeti de ele geçirip Osmanlı&#8217;yı koyu sünni  bir <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Seriat/"> <span style="color: #000000;">şeriat</span></a> devleti haline getirmiştir.  Mısır&#8217;dan getirdiği ve İran&#8217;dan kaçıp kendisine sığınan sünni ülemanın da  desteğiyle Anadolu&#8217;yu hızla sünnileştirme eylemine başlamıştır. Fakat bu Osmanlı  için sonun başlangıcıdır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Koyu bir taassup devri başlamış, &#8221;mest üstüne mesh  verilebilir&#8221;diye fetva veren Şeyh-ül İslam Çivizade, 1542 tarihinde Kanuni  tarafından görevden alınmıştır. Ebussuud Efendi kahve içmeyi, satranç oynamayı,  ipek giymeyi, altın ve gümüş takıları hıdırellez kutlamalarını günah saymıştır.  Din yoluyla insan davranışlarını ve sosyal hayatı tekelci bir biçimde kontrol  eylemi, yeşil salatayı bile dini bir mesele yapacak kadar ileri gitmiştir. 17.  yüzyıldan sonra Osmanlı toplumunda dini hoşgörü iyice azalmış (Avrupa bilim ve  teknolojide ilerlerken) Osmanlı sigara, kahve içmenin, büyüklerin elini öpmenin,  mezar ziyaretlerinin sema ve raks, matematik eğitimi almanın haram olup  olmadığını sorgular hale gelmiştir. (bkz.13 )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">21.yüzyıl Türkiye&#8217;sinde de ne yazık ki benzer  eğlimler gittikçe artmaktadır. Diğer taraftan Çaldıran sonrası Anadolu  Türkmenleri Safevi devletindeki etkisini yitirmiş, Safeviler de giderek Şii-Fars  devletine doğru dönüşüm başlamıştır. Bu durumda Anadolu Alevi- Türkmenleri Şii-  İran&#8217;a da, Sünni- Osmanlı&#8217;ya da mesafeli kalarak erimekten kurtulmuşlar,  kültürlerini ve kendilerini bu güne taşımışlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Savaşın diğer bir olumsuz yönü ise Türkistan-Anadolu  yolunun kapanmasıdır. Ertuğrul oğlu, Sultan Osman oğlu, Uğurhan oğlu, Sultan  Murat oğlu, Yıldırım Beyazıt oğlu, Sultan Muhammed oğlu, Sultan Murat oğlu,  Sultan Muhammed oğlu, Sultan Beyazıt oğlu, Sultan Selim veba hastalığıyla  (şirpençe&#8217;den ölmüştür ) öldü. Acımasız bir padişahtı. Saltanatı sekiz yıl,  sekiz ay ve sekiz gün sürdü. Memleketi Anadolu, Rumeli, Teke ili, Maraş, Kefe,  Şam, Halep, Mısır ve Diyarbekir idi. Dört kez savaştı. (1)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sultan Şeyh Safiyeddin (Safi) oğlu, Sultan Sadreddin  oğlu, Sultan Hace Ali oğlu, Şeyh İbrahim oğlu, Sultan Cüneyd oğlu, Sultan Haydar  oğlu, Şah İsmail&#8217;e hastalık musallat oldu. Receb ayının on sekizi (22 mayıs 1524  ) inde Hakka yürüdü.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">O <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Hazret</span></a>, halka ve emrinde olanlara karşı  adalet ve sevecenlikle yaşadı, büyüklüğünün korkusundan kimse halka karşı zulüm  ve zorbalık kapılarını açamazdı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ne kılıçlar kullandı nezaketinden,<br />
Ortaya koydu çıplak varlığını.<br />
Ne egemenlerde istek ve amaç birliği,<br />
Ne kadılarda rüşvet zayıflığı.<br />
O devirde dürüstlüğünden,<br />
Yoktu kehribarın çekiciliği.<br />
Her kim ki gece gibi sakladı,<br />
Sabah vakti cezası müjde oldu.<br />
Terazi gibi taşlandı,<br />
Zenginliğe yönelen boşuna&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Otuz sekiz yıl yaşadı. Saltanat dönemi yirmi dört  yıl oldu. Memleketi Azarbaycan, Irak-ı Acem, Horasan idi. Bazen de Diyarbakır,  Belh ve Mevr&#8217;i de elinde bulundurudu. O Hazret, savaş meydanında etkili kılıç  kullanan yırtıcı aslan, toplantılarda ise cevher yağdıran bulut gibiydi.  Bonkörlükte, tam ayarlı altınla değersiz bir taş, onun gözünde  farksızdı.İradesinin yüceliğinden deniz ve madenden elde ettikleri, onun bir  günlük bahşişini bile karşılayamazdı.Hazinesi çoğunlukla boştu.Avlanmaya  düşkündü, sadece aslan öldürüdü, aslan haberi getirene at ve eyer, panter haberi  getirene deeyersiz at verilmesini buyurmuştu.Aslan ve panter öldürmeye yalnız  giderdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">O Hazret, saltanat döneminde beş savaş yapmıştır.  Birincisi Cebani&#8217;de Şirvan Şahı Ferruhyesar ile, ikincisi Şerur&#8217;da Elvende ile,  üçüncüsü Hemedan&#8217;ın Alma Kulağında Sultan Murat ile, dördüncüsü Mevr civarında  Şeybek Han ile ve beşincisi de Çaldıran&#8217;da Sultan Selim ile. (bkz.1)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Anadolu topraklarındaki Baba İshak ayaklanmasından  sonra ikinci büyük Türkmen hareketi olan Safeviler ve önderi Şah İsmail Hatayi,  Anadolu Aleviliğinin yedi ulu <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Ozan/"> <span style="color: #000000;">ozan</span></a>ından biridir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkce-adlar/"> <span style="color: #000000;">Öz Türkçe</span></a> söylediği şiirlerle, liderlik  vasıflarıyla, Anadolu Alevi- Türkmenlerin gönlüne taht kurmuş, aradan yüzyıllar  geçmesine rağmen değerini yitirmemiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Allah-Allah deyin gaziler, gaziler deyin şah menem.<br />
Karşu gelin, secde kılın, gaziler deyin şah menem.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Uçmakta tuti kuşuyam, ağır leşkerlü başıyam,<br />
Men sufiler yoldaşıyam, gaziler deyin şah menem.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ne yerde eksen biterem, handa çağırsan yeterem<br />
Sufiler elün dutaram, gaziler deyin şah menem.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Mansur ile darda idim, Halil ile narda idim<br />
Musa ile Tur&#8217;da idim, gaziler deyin şah menem.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bir sıradan berü gelün, Nevruz edün şaha yetün<br />
Hey gaziler secde kılın, gaziler deyin şah menem.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kırmızı taclı, boz atlı, ağır leşkerlü heybetlü<br />
Yusuf peygamber sıfatlu gaziler deyin şah menem.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hatayi&#8217;yem al atluyam, sözi şekerden datlıyam<br />
Murtaza Ali zatluyam, gaziler deyin şah menem.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><em><strong>Altuğ Öztürk</strong></em></span></p>
<hr />
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #808080;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">-2. Kaynak-</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İran&#8217;da Safevi soyundan gelen  bir Türk. Erdebil&#8217;de doğdu. Ana tarafından Uzun Hasan&#8217;ın torunu Bilki Aka&#8217;nın  oğludur. Babası Haydar&#8217;ın ölümünden (1488) sonra dayısı tarafından iki  kardeşiyle birlikte düşmanlarından kaçırılarak Şiraz&#8217;a gönderildi. Şiraz  valisinin, üç kardeşi bir süre hapsettiği söylenir. Akkoyunlu hükümdarı Sultan  Yakup&#8217;un ölümü üzerine oğlu Rüstem saltanat mücadelesinde onlardan yararlanmak  amacıyla üç kardeşi hapisten kurtarır, Şah İsmail&#8217;in ağabeyi Sultan Ali,  katıldığı iki savaşı da kazanarak Tebriz&#8217;e döndüğünde parlak bir törenle  karşılanır. Ama üç kardeşin halk üzerinde manevi etkisi, Sultan Ali&#8217;nin  kazandığı zaferler Rüstem Bey&#8217;i korkutur, onları ortadan kaldırmanın yollarını  ararken durumu sezen Sultan Ali kardeşleriyle birlikte Erdebil&#8217;e kaçar. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sultan Ali yolda kendilerini  izleyen Rüstem Bey&#8217;in askerleri tarafından öldürülür. Ama iki kardeşini yedi  müridiyle Erdebil&#8217;e göndermeyi başarır. Şah İsmail ve kardeşi İbrahim burada  müritlerince korunur. Sürekli izlendikleri için bir süre sonra Bağru dağına,  oradan da Gilan, Gaskar, Reşt ve Lahican&#8217;a kaçırılırlar. Lahican&#8217;da Kar Kaya&#8217;nın  evinde saklanan Şah İsmail ilk öğrenimini özel bir öğretmenden gördü. Babasının  müritleri dört bir yandan onu görmeye geliyorlardı. Yakalanamadığını gören  Rüstem Bey, Lacihan üzerine yürümeye hazırlanırken öldürülünce (1497), Şah  İsmail harekete geçer. Müritlerini toplayıp Hazer kıyılarındaki Aravan&#8217;a (1500),  oradan Erdebil&#8217;e gelir. Kendisine katılan Türk oymaklarıyla birlikte yeterince  kuvvet topladığını görünce ilk olarak babasının ve Şiilere yapılan eziyetlerin  öcünü alma yolunu tutar. Tebriz&#8217;e gelip taç giydiğinde (1502), babasının öcünü  almış, Baku&#8217;yü zaptetmiş, Nehcivan&#8217;da Elvend Bey&#8217;i yenmiştir. Şah İsmail&#8217;in  bundan sonraki yaşamı Şiiliği yaymak, Safevi devletinin sınırlarını genişletmek  için yaptığı savaşlarda geçer. Devletin sınırları genişleyip Şiilik Anadolu&#8217;ya  doğru hızla yayılınca Osmanlı&#8217;larla çatışır. Sonunda Çaldıran&#8217;da Yavuz&#8217;a yenilir  (1514) ve kaçar. Bu yenilgiden sonra Tebriz&#8217;e döndüyse de eski gücünü yitirdiği  gibi uğradığı ruhsal çöküntüyle de kendisini şaraba verir. Oğlu Tahmasb&#8217;ı yerine  atabey olarak bırakır, her yılını ayrı bir kentte geçirerek yaşamını tamamlar.  Azerbaycan&#8217;da iken ölür. Cenazesi Erdebil&#8217;e götürülür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şah İsmail, Hatayi mahlasıyla şiirler yazdı. Sanatçı  kişiliği çok zor koşullar altında geçen çocukluğu sırasında oluştu. Aruz ve  heceyle yazdığı şiirler Azerbaycan edebiyatının Nesimi ve Fuzuli arasındaki  döneminin en güçlü temsilcisi olduğunu kanıtlar. Özellikle heceyle yazdığı  şiirler Anadolu&#8217;da gelişen tekke edebiyatını büyük ölçüde etkiler. Alevi  -Bektaşi edebiyatının en güzel örneklerini sunar. Sadettin Nüzhet, şiirlerini  dörde ayırıyor:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>a)</strong> Tasavvufi  düşüncelerini içerenler,<br />
<strong>b) </strong>Aleviliği dile getirenler,<br />
<strong>c) </strong>Hurufiliğin ilkelerini yansıtanlar,<br />
<strong>d) </strong>Aşıkane olanlar. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/aruz-olcusu/"> <span style="color: #000000;">Aruz</span></a>la yazdığı şiirlerinin ise daha çok  tasavvufi olduğu görülür. Bu şiirlerinde kullandığı dil klasik şiirin dilidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hece ölçüsüyle koşma ve semai biçiminde yazdığı  nefesler ise Yunus&#8217;un izlerini taşır. Ama <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Hatayi/"> <span style="color: #000000;">Hatayi</span></a>&#8216;nin kendine özgü şiir yolu  oluşturduğu da belirtilmelidir. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerini kapsayan  Divan&#8217;ı basıldı (Sadettin Nüzhet Ergun, Hatayi divanı, 1956; bütün nüshaları  karşılaştırılarak yapılan basımı için bkz. Aziz Aka Mehmedof, Şah İsmail Hatayi  Eserleri 1, Bakü 1966). Ayrıca Dehname adlı Ali&#8217;yi öven bir mesnevisi (Baku  1946) ile yine mesnevi biçiminde yazılmış bir Nasihatnamesi vardır. Değerli  araştırmacı Nejat Birdoğan Alevilerin Hükümdarı Şah İsmail Hatayi adlı yapıtında  bu büyük ozanın yaşam öyküsünü, Osmanlı ve Safevi yanlarından topladığı  şiirlerini daha geniş ve gerçekçi biçimde vermiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>KİŞİLİĞİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yaşamına can korkusu ile  başladı. Daha altı yaşında iken dedesinin müritlerince kaçırılmasaydı  öldürülecekti. Gilyan&#8217;da altı yıl gizlilik içinde yaşadı. On iki yaşında  Ercuvan&#8217;da Taliş Mehmed Bey&#8217;in elinden zor kurtuldu. Bu yaşında yandaşlarına  kalelerin nasıl alınacağını öğretiyordu. Ele geçmeden yandaş toplayabilmek için  binlerce kilometre yol yapıyor, ayrı ayrı iklimlere, huyunu suyunu bilmediği  topluluklar arasına giriyor, karşılaştığı herkesi inandırıp yanına alıyordu.  Anadolu&#8217;dan binlerce, on binlerce kişi yalınayak bu genç adam için yollara  düşüyordu. Bu yollara düşmede eski <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> inancının etkisi ve inancı olduğu  kadar çocuk Şah&#8217;ın kişiliği de etkin rol oynuyordu. Osmanlı&#8217;da aradığını  bulamayan Anadolu halkı, özellikle Erzincan, Sivas, Karaman Türkmenleri Şah&#8217;a  doğru yola çıktılar. Bu gidiş yıllarca sürünce <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/hakkimda/"> <span style="color: #000000;">Yavuz</span></a>&#8216;a verilen bir dilekçede &#8220;İşte bir  zaman geldi ki Rum ülkesinin halkının çoğu Erdebil olup kafir oldu.&#8221;  denilecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hoca Sadeddin, bu göçü &#8221;Ol taifenin kalanı dahi  terk-i diyar etmek istediler. Ölüsü, dirisine yüklenip cümlesi çıkup gitmek  istediler.&#8221; diye anlatır. Kuşkusuz bu gidişi, Anadolu&#8217;da kimsesiz kalan Türk&#8217;ün  orada önem ve güven kazanma isteğine bağlayanlar da vardır. &#8221;Ömründe ve  diyarında kendüye adem dinmeyen bikarlar tuman (tümen) beyleri olup hadden  ziyade itibar buldular. İşiten çıktı gitti. Yerinden ayrılup yurdunu terk idüp  çiftin çubuğun dağıttı.&#8221; Osmanlı ve Dulkadrlı önlemleri bu yürüyüşü  durduramıyordu. Hac yerine Erdebil ziyaretini yeğleyenler, &#8221;Biz diriye varırız,  ölüye değil.&#8221; diyorlardı. Bu bilgiyi Aşık Paşazade, bir söylenti olarak  aktarıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kuşkusuz bu oluk oluk akışın sonunda karşılaşılan  kişi öyle sıradan biri değildir. Bir kez, kesinlikle çok iyi bir eğitim ve  öğrenim görmüştür. Bu eğitim kavramında daha on iki yaşında iken değme  babayiğitlerin katlanamayacağı bir gövde dayanıklılığı bulunmak tadır. Bu yaşta  en kanlı boğuşmaların içine girip çıkmıştır. İyi bir dövüşçü ve avcıdır. 1500  yılında Tercan-Sarıkayasında bir mağarada yaşayan ve insanlara saldıran bir  ayıyı okla vurup öldürecek kadar bilekli ve yüreklidir. O kış Erdebil yöresinde  kuşların donup düştüğü havalarda adamlarına kardan kale yaptırıp kuşatıyor ve  onları oyalıyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>SANATI</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şirvanlı Melikü&#8217;ş Şüera  Habibi&#8217;nin öncülük ettiği Türkçe edebiyatın bir çok uğraşanları devletçe korunma  altına alınmıştır. Şah İsmail&#8217;in kendisinin hece ve aruz ozanı olması ününü  artırmış, bilime saygısı da duyulunca kimi bilginler Erdebil&#8217;e gelmiş, kimisini  de kendisi getirtmiştir. O dönem kaynaklarında Şah İsmail&#8217;i sıradan bir hükümdar  olmaktan çok, eski Hurremi&#8217;liğin, Babeki&#8217;liğin sürücüsü ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Turan</span></a> düşüncesinin yeni temsilcisi olarak  düşünmek mümkün. Bunun için Yavuz Selim, Şah İsmail&#8217;e &#8220;Afrasiyab -1 Ahd&#8221;  diyecektir. İsmail&#8217;e olan sevgi ve sığınma yürüyüşlerine böylece <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-sanatlari/"> <span style="color: #000000;">sanat</span></a> adamları da katıldı. Sultan Hüseyin  Baykara&#8217;nın (rn. 1447 -1505) oğullarına hile ile ağır yenilgiler vuran Özbek  hanı Şeybani&#8217;yi 1510&#8217;da ortadan kaldıran İsmail&#8217;e bu tarihte ilk sığınmalar  oluyor. İsmail, bu sanatçıları saygı ile karşılayıp seçkin görevlere atıyor. Bu  sanatçıların başında Kemaleddin Behzad (1455 -1535) vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu dönemin tarihçilerinden Hvodemir&#8217;in anlattığına  göre &#8220;Üstad Behzad, dönemin en olgun nakkaşlarının ustasıdır. Bir süre, doğruluk  örneği Emirin (Hüseyin Baykara&#8217;nın) yanında eşsiz işlerle uğraşırken şimdi yüce  mertebeli Sahib Kıranın (Şah İsmail&#8217;in) yanındadır.&#8221; Hvodemir, bu kitabını H.  904&#8217;te (rn. 1498) Ali Şir Nevai adına yazmaya başlamış, H. 905&#8217;te (rn. 1499)  bitirmiştir. Böylelikle Kemaleddin Behzad&#8217;ın Şah İsmail&#8217;e sığınışı daha önceki  yıllara geçiyor. Bu kitaba göre Nakkaş Ağa Mirek, Hüseyin Baykara yanında iken  Kemaleddin Behzad, Şah İsmail&#8217;in yanındadır. Belki de Hüseyin Baykara, döneminin  geleneğine uyarak Şah İsmail&#8217;e bir çok sanatçıyla birlikte Behzad&#8217;ı armağan  etmiştir. Behzad, özel bir fermanla 1521&#8217;de nakkaşhaneye müdür ve sahib-i  ihtiyar (yetkili) atandı. O güne değin dağınık olan Safevi nakşına artık bir  biçim vermişti. Ağa Mirek, Muhammed Tebrizli, Hace Abdül Aziz, Muzaffer Ali  Muhammed vb. bu okulun öbür öğretmenleri idi. Bu dönemde arta kalan kimi saray  süslemelerinin yanı sıra son yıllarda bulunan &#8220;Cihan Ara-yı Şah İsmail Safevi&#8221;  kitabındaki yirmi kadar minyatür de dönemine ışık tutması bakımından oldukça  değerlidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>ESERLERİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şah İsmail her şeyden önce bir  şiir adamıdır, bir gönül adamıdır. Dönemindeki şiir türlerinin tümünü  denemiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ey Hatai zikr-i fikrin eyledin eş&#8217;are sarf<br />
Tuttu irfan defterini ehl-i divan şimdiden</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">dediğine göre irfanının ululuğu dünyayı çok erken  tutmuş. Mesnevi de olsun divan şiirlerinde olsun dönemin din ve edebiyat  bilgilerine iyice egemen olduğu bir gerçek. Yapıtlarına Farsça ve Arapça  eklediğine göre bu dilleri de biliyor. Cavidan-Name&#8217;den söz ettiğine göre  Fazlullah&#8217;ı ve Hurufi&#8217;liği biliyor. Kur&#8217;an ayetlerine kafiyeli dizeler yazıyor.  Ayetleri açıklıyor. Ebced&#8217;i biliyor. Özetle şiir bilgilerinde oldukça güçlü.  Dehname mesnevisini 19 yaşında yazmıştır. Halk şiiri türlerini biliyor ve  ustalıklı kullanıyordu.<br />
Hatai&#8217;nin aruzla yazdığı şiirlerini çıraklık ve ustalık dönemlerine ayırmak  olası. Çaldıran vuruşmasından sonra bu büyük adamın duygularında geniş ölçüde  değişmeler olmuş. O, gururlu ve kendini yenilmez sanan egemenin yerini daha  durgun, yenilmiş ve gururu kırılmış bir adam aldı. Şiirleri de bu duygulara  paralel olarak değişti. Böylelikle duygu yönü ağır basan şiirlerinde bir  güçlenme görüldü.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Diyarı aşka sultanam dila men de zamanılda<br />
Vezirimdir gam u gussa oturmuş iki yanımda<br />
Men ol şahbaz-ı kühsarem başeğmem gülle-i Kare<br />
Nice anka kimi yavru uçurdum aşiyanımda</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">gazelinde en içli divan ozanının gücü görülür.  Hatai, elbette bir Fuzuli değil. Şiir anlayışı değişik. Hatai&#8217;nin şiirlerinde  düşüncelerini şiir diliyle yaymak isteyen bir Şah&#8217;ın çabalaması var. Şah için  şiir bir araçtır. Hatai&#8217;nin iki katı yaşayan ulu ozan Fuzuli&#8217;de şiirin amaç  olduğu açıktır. Hatai bir yandan boğuşurken bir yandan yeni bir devlet  kuruyordu. Buna karşın kimi şiirlerinde kendisini güçlü görür:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Çün tecella nurını görmek temenna eylerem,<br />
Şimdi Mansur&#8217;am meni bir dara göndermek gerek</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">beyti herhalde benzerlerinin önünde yer alacak  güçte.<br />
Şiirdeki gücü asıl hece ile söylediği deyişlerdedir. Bunlar, yüzyıllardır onun  inancından olsun olmasın Türk halkının dil-ezberi olmuştur. Kimi törenlerde  semahların, cüş havalarının, düvaz imamların hep bu deyişlerden seçildiğini  herkes bilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkiye&#8217;de hakkında ilk kez Rahmetli Sadeddin Nüzhet  Ergun ciddi bir kitap yazar. Kitapta hece ile şiirlerinin yanı sıra, Nasihatname  mesnevisinin tümü, ikinci bir mesnevi ve &#8221;Dehname&#8221; den kimi kısa bölümler  alınır. Rahmetli Sadeddin Nüzhet kuşku yok ki alanının en yetkilisi. Kitabın  sunuş yazısındaki incelemesi son derece değerli. Konuyu ve bu alandaki  çalışmaları iyi incelemiş. Azerbaycan yayınlarının temelini Leningrad ve Taşkent  nüshaları oluşturuyor. Düzenleyenler, Paris ve Londra nüshalarını da gözden  geçirmişler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hatayimdir Şah Hatai<br />
Amma adım Ömer dunır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Demek ki &#8221;Şah Hatai&#8221; veya yalnız &#8221;Hatai&#8221; adını  kullanan başka başka ozanlar var. İlginçtir ki bunlardan birinin adı da Ömer.  Kimi deyişler değişik yerlerde eksik dörtlüklerle yayınlanıyor. Azerbaycan ve  Erdebil nüshaları tapşırmayı &#8221;Hatai&#8221;, Napoli nüshası ile Sadeddin Nüzhet  yayını ise &#8221;Hatayi&#8221; olarak alıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Geldi Cebrail çağırdı ya Muhammed Mustafa</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">dizesiyle başlayan şiir Alevi cemlerinde çok  söylenen &#8221;Mihraçlama&#8221; dır. Türkiye&#8217;de ise ilk kez Sefer Aytekin&#8217;in 1958&#8217;de  yayınladığı Buyruk kitabında yer almış. Buyruk&#8217;un Şeyh Safi&#8217;ye ait olmadığının  kesin kanıtı da kendisinden çok sonra yaşayan torununun bu şiirinin o yapıtta  yer alması. Dehname&#8217;nin yalnız Leningrad müzesinde aslı vardır. Bu şiir Şah  İsmail&#8217;in 19 yaşında yazdığı bir aşk öyküsü. 1532 ikiliden oluşmuş. Bölüm  başlıkları Farsça verilmiş. Altlarında Azeri ağzıyla çevirileri var. Bu <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/icerik/google-ceviri-translate/"> <span style="color: #000000;">çeviri</span></a>ler Şah İsmail&#8217;in değil.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Son bölümde,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hicrinde üç zid ü nun geçti<br />
Sin&#8217;din dahi bir füzun geçti</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">dediğine göre ebcetle bu açıklama h. 911&#8217;i (m. 1506)  gösteriyor. Şiirlerinden bir örnek:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sufi Mezhebimin Nesin Sorarsın<br />
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz<br />
Gözlüye Gizli Yok Ya Sen Ne Dersin<br />
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Eğnimize Kırmızılar Giyeriz<br />
Halimizce Her Manadan Duyarız<br />
Katarda İmam Cafer&#8217;e Uyarız<br />
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Her Kimin Ki Çerağını Hak Yakar<br />
Mümin Olanları Katara Çeker<br />
Aslımız On İki İmama Çıkar<br />
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Biz Tüccar Değiliz Alıp Satmayız<br />
Erkan Gözetiriz Yoldan Sapmayız<br />
Gönlümüz Ganidir Kibir Tutmayız<br />
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Muhammed Ali&#8217;dir Kırkların Başı<br />
Uralım Yezid&#8217;e Laneti Taşı<br />
Hünkar Hacı Bektaş Veli&#8217;dir Eşi<br />
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Baharda Açılır Gonca Gülümüz<br />
Ol Dergaha Doğru Gider Yolumuz<br />
On İki İmam İsmin Okur Dilimiz<br />
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şah Hatayi&#8217;m Eydür Muhammed Ali<br />
Onlardan Öğrendik Erkanı Yolu<br />
Ali Muhammed&#8217;dir Muhammed Ali<br />
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> <span style="font-size: 15pt;"><span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-kaganlari-ve-sultanlari/">»<span lang="tr"> “Türk Kağanları ve Sultanları” Say. Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="font-size: x-small; color: #ffffff;">Türk Kağanları</span></a><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ffffff;">, </span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #ffffff;">Türk Sultanları</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Hukumdarlar/"><span style="color: #ffffff;"> Hükümdarlar</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #ffffff;">Türkçe</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span></span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/"> <span style="font-size: x-small; color: #ffffff;">Edebiyat</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/1-sah-ismail-turk-kaganlari-ve-sultanlari/">1. Şah İsmail – (Türk Kağanları ve Sultanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/1-sah-ismail-turk-kaganlari-ve-sultanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>19</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şah İsmail Hatayi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sah-ismail-hatayi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sah-ismail-hatayi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 02:31:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Abide Sahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Sairi Sah ismail Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[Sah Ismail]]></category>
		<category><![CDATA[Sah Ismail Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[Sah Ismail Xetayi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sah-ismail-hatayi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şah İsmail Hatayi (Yaşamı) (17.7.1487-23.5.1524,Erdebilde defn olunmuşdur) &#8211; Azerbaycan Sefeviler dövletinin banisi. Dövlet xadimi ve serkerde, şair. Şeyx Heyderin oğludur (anası Ağqoyunlu hökmdarı Uzun Hesenin qızı Alemşah beyimdir). Ağqoyunlu Sultan Yaqub (1478-90) Şeyx Heyderin ölumünden (1488) sonra kiçik yaşlı Ismayılı anası ve qardaşları (Sultaneli ve İbrahim) ile birlikde hebs etdirdi. Sultan Yaqubun ölümünden sonra Rüstem [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sah-ismail-hatayi/">Şah İsmail Hatayi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: bold;"> <span style="color: #3366ff; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: x-large;">Şah İsmail Hatayi</span></span><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #3366ff;"><span style="font-size: 18pt; font-weight: bold;"><br />
</span></span> <span style="color: #ff6600;"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: bold;"> (Yaşamı)</span></span></span></p>
<p align="center"><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/sahismail.jpg" width="175" height="206" align="right" /></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">(17.7.1487-23.5.1524,Erdebilde defn olunmuşdur) &#8211; Azerbaycan Sefeviler dövletinin banisi. Dövlet xadimi ve serkerde, şair. Şeyx Heyderin oğludur (anası Ağqoyunlu hökmdarı Uzun Hesenin qızı Alemşah beyimdir). Ağqoyunlu Sultan Yaqub (1478-90) Şeyx Heyderin ölumünden (1488) sonra kiçik yaşlı Ismayılı anası ve qardaşları (Sultaneli ve İbrahim) ile birlikde hebs etdirdi. Sultan Yaqubun ölümünden sonra Rüstem Mirzenin emri ile Şeyx Heyderin oğlanları 1492-ci ilde hebsden azad olundu.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Böyük qardaşı Şeyx Sultaneli Ismayılı özünün veresesi teyin ederek Erdebile gönderdi.Bir müddet Erdebilde ve Reştde gizledilen İsmayıl sonralar Lahicanda Gilan hakimi Mirze Elinil sarayına aparıldı.1499-cu ilin avqust ayında İsmayıl özünün yaxın terbiyeçisi ve meslehetçisi olan bir neçe qızılbaş tayfa başçısı ile birlikde qoşun toplamaq üçün Erdebile yollandı. O, 1500-cü ilin yazında şamlı ve rumlu tayfalarından,habele Qaradağ ve Talış ehalisinden ona qoşulmuş 2 mine yaxın qızılbaşla Qarabağ, Çuxursed, Şuragil, Kağızman, Tircan yolu ile Erzincana geldi. Burada qızılbaş tayfalarından, habele Qaradağ sufilerinden teqriben 7 min terefdar toplayaraq 1500-cü ilin axırlarında Şirvana hücum etdi ve Şirvanşah qoşunlarını meğlubiyyete uğratdı. Döyüşde Şirvanşah Ferrux Yasar öldürüldü.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1501-ci ilin payızında Tebrize daxil olan Ismayıl özünü şah elan etdi. Bununla da paytaxtı Tebriz olan Azerbaycan Sefeviler dövletinin esası qoyuldu. I Şah İsmayılın tabe olmaq teklifini redd eden Ağqoyunlu hökmdarı Muradla 1503-cü il iyunun 21-de Hemedan yaxınlığında döyüş de qızılbaşların qelebesi ile neticelendi. Sonrakı illerde Şah İsmayıl bütün İranı, Xorasanı, İraqi-erebi Sefeviler dövletine qatdı.Onun dövründe Sefeviler dövleti Yaxın Şerqin qüdretli dövletlerinden birine çevrldi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1514-cü ilde sultan I Selimin (1512-20) başçılıq etdiyi Osmanlı ordusu ile Çaldıran düzünde baş vermiş döyüşde qızılbaşlar meğlubiyyete uğradılar. Sonrakı illerde Şah İsmayıl Şeki hakimliyini, Şirvanşahları, gürcü çarlarını Sefevilerden asılı veziyyete saldı. O, Şekiye növbeti seferden Erdebile qayıdarken vefat etdi.Yerine oğlu I Tehmasib keçdi. Türk, fars ve ereb dillerinide gözel şerler yazan görkemli şair Şah İsmayıl Xetayi eserlerinin çox hissesini ana dilinde yazmışdır ve onun yaradıcılığı Azerbaycan poeziyası tarixinde mühüm merhele teşkil edir. Onun yaradıcılığının teşekkül ve inkişafında Nesimi şeri başlıca yer oynamışdır.</span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Şah İsmayıl Xetayi eruz ve heca veznlerinde hem klassik, hem de xalq şeri formalarında epik ve lirik eserler yazmışdır. «Dehname» («On mektub»,1506) poeması, exlaqi-didaktik ve felsefi «Nesihetname» mesnevisi ana dilli şerimizin ilk nümunelerindendir. O, poeziyanın inkişafına müstesna ehemiyyet vermiş, türk dilinde yazan şairlere hamilik etmiş, sarayında şairler meclisi yaratmışdı. Onun hakimiyyeti illerinde türk dili neinki hakim edebi dile çevrilmiş, eyni zamanda, dövlet dili seviyyesine yükselmiş, diplomatik yazışmalarda bele istifade olunmuşdur. Şah İsmayıl Xetainin eserleri Yaxın Şerqin bir sıra ölkelerinde yayılmışdır. Eserlerinini elyazmaları dünyanın meşhur elyazma fondlarında ve müzeylerinde saxlanılır</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Keçen minillikde Azerbaycanda en uzun süren müddetde (1501-1736) hakimiyyetde olmuş Sefeviler sülalesinin banisi I Şah İsmayıl Xetai ve onun davamçıları olanlar- Sefeviler sülalesinin nümayendeleri Azerbaycanın siyasi tarixinde xüsusi ve müstesna ehemiyyete malik siyasi xadimlerdir. Azerbaycanın erazi bütövlüyünün te&#8217;min olunması, türk dilinin (Azerbaycan) dövlet dili kimi işledilmesi ve beynelxalq ehemiyyet kesb etmesi, elmin, medeniyyetin, incesenetin coşqun inkişafı, sosiyal edaletin tentenesi kimi yüksek qiymetlendirilen siyasetin aparılması onlara müstesna nüfuz qazandırmışdır. Azerbaycan şifahi xalq edebiyyatında I Şah Abbas Sefevi edaletli hökmdar kimi xüsusile ferqlenir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İster Qerb, isterse de Şerqde bu sülalenin nümayendeleri çox yüksek qiymetlendirilmişler. I Şah İsmayıl Sefevi, I Şah Tehmasib Sefevi, I Şah Abbas Sefevi haqqında yazılanlar onları çox böyük ve tanınmış siyasi xadimler kimi xarakterize edir. Monteskyönün &#8220;İran mektubları&#8221; eserine daxil olan mektublarının birinde I Şah Abbas Sefevinin adının bütün dünyaya yayıldığı yazılır. Mirze Kazim beyin &#8220;Bab ve babiler&#8221; eserinde &#8220;Şanlı Sefeviler sülalesi&#8221; ifadesi işledilir. Qeyd edek ki, dünya şöhretli şerqşünasın bele yazması bu sülalenin nümayendelerinin ciddi elm nümayendesi terefinden qiymetlendirilmesidir. M. Terbiyyet meşhur &#8220;Danişmendan-i Azerbaycan&#8221; (danişmend &#8211; sözünün lüğetde tercümesi &#8220;alim&#8221;, &#8220;bilikli&#8221; demekdir) eserinde bu sülalenin nümayendeleri haqqında yazılanlar çox ciddi ehemiyyet kesb edir. Me&#8217;lum olduğu kimi bu eser Qerbde çox yüksek qiymetlendirilmişdir. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Abasqulu Ağa Bakıxanovun &#8220;Gülüstan-i İrem&#8221; eserinde Sefevi şahlarının adları çekilir ve onlara esasen, müsbet münasibet ifade olunur. Böyük Britaniya ve Şimali İrlandiya karllığında R. Seyvori, V. Minorskinin Sefevilerle bağlı yazdıqları çox yüksek elmi seviyyeye malik olan eserler bu sahede mühüm ehemiyyet kesb edir. M. Terbiyyetin yuxarıda adı çekilen eserinde Şah İsmayıl Xetai haqqında &#8220;dünyanı itaete getiren bu hökmdar&#8221; ifadesi yazılır. Qeyd edek ki, hemin kitabda bu sülalenin hakimiyyetden evvelki dövrünün nümayendeleri olan Şeyx Sefi ve Şeyx Heyderin de adları çekilir. Kitabda Şeyx Sefi &#8220;bizim dünya mürşidi&#8221; kimi adlandırılır. Sefeviler sülalesinin nümayendelerinin alim, bilikli, me&#8217;lumatlı şexsler kimi qiymetlendirilmeleri enenevi Azerbaycan siyasetinin çox yüksek seviyyesini ve nüfuzunu ifade edir. E. Braunun meşhur &#8220;İran edebiyyatı&#8221; eserinde Sefeviler sülalesinin nümayendeleri haqqında xüsusile yazılıb. Sefeviler sülalesinin siyasi nüfuzlarının yüksek seviyyede olmalarına sübut kimi Avropada onların &#8220;böyük sufiler&#8221; adlanmalarını nümune göstermek olar. Me&#8217;lum olduğu kimi, I Şah Abbas Sefevi hem Qerbde, hem de Şerqde &#8220;böyük&#8221; kimi tanınmışdır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Sefeviler sülalesinin banisi I Şah İsmayılın edebi yaradıcılığı Türkiyede çox yüksek qiymetlendirilmişdir. S. N. Ergün, F. Köprülüzade Şah İsmayıl Xetai yaradıcılığını tedqiq etmişler. Şah İsmayıl Xetainin siyasi nüfuzunun mühüm göstericisi kimi böyük ingilis filosofu F. Bekonun, Azerbaycanın mütefekkir şairi M. Füzulinin Şah İsmayılı qiymetlendirmeleri böyük ehemiyyet kesb edir. F. Bekon hem zahiri görünüşü, hem yüksek menevi keyfiyyetlerine göre onu çox yüksek qiymetlendirmişdir. Azerbaycan edebiyyatında Şah İsmayıl Xetai merhelesi Nesimiden sonra, Füzuliden ise bir qeder evveldir. Azerbaycan edebiyyatında bu iki klassikin yaradıcılıqları arasında zamanda orta mövqe tutan Xetai yaradıcılığının xüsusi merhele kimi deyerlendirilmesi ciddi elmi esasa malik olan bu şe&#8217;r senetinin layiqli qiymetidir. Xetainin üç dilde (Azerbaycan türkcesi, Fars ve Ereb) şe&#8217;r yazması, öz şanlı genetik seleflerinin (hem ata terefden &#8211; Şeyx Sefi, hem ana terefden Hesen Şah Ağqoyunlu), elece de, şe&#8217;r seneti korifeylerinin Nizami, Yunis İmre, Nesimi enenelerini davam ve inkişaf etdirmesi onun edebiyyat tarixinde xüsusi bir senetkar olduğunu xarakterize edir. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bu senet yüksek elmilik, sade xalq diline yaxınlığı ile seçilir. Şah İsmayıl Sefevi siyaset sahesinde olduğu kimi edebiyyat sahesinde de elmiliyi ile xüsusi seçilen bir dahi kimi qebul edilebiler. Şah İsmayıl Xetainin tebieti gözel, elmi suretde bilmesi &#8220;Dehname&#8221; mesnevisinin meşhur &#8220;Bahariyye&#8221; hissesinde me&#8217;lum olur (&#8220;Sifet-i gülşen-i bahar&#8221; &#8211; Bahar güllüyünün tesviri). Bu hissede faxte (qumru, çöl göyerçini), durna, laçın, bülbül, turrac, qumru, qu, üqab (qaraquş, qartal), qurqura, qaz, keklik, bayquş, sığırçın, ötkün quşu, gögerçin (göyerçin), şahbaz, serçe, tuti kimi quş adları çekilir. Bu hissede adı çekilen bitki adları da hemçinin onun tebieti sevmesinin ifadesi kimi qebul edile biler. O, burada tebieti tam suretde tesvir etmeye müveffeq olabilib. Heç şübhesiz ki, bu gözel tesvirde Xetai Azerbaycan tebietine esaslanmışdır. Şah İsmayıl Xetainin şe&#8217;rleri onun felsefe (bu söze şe&#8217;rlerinde bir defe rast gelinir), astronomiya, riyaziyyat, musiqi, edebiyyatşünaslıq kimi elmleri derinden bilmesini eks etdirir. Xetainin Azerbaycan şifahi xalq edebiyyatına yaxınlığı ve sevmesi de şe&#8217;rlerinde aydın suretde ifade olunur. Onun şifahi xalq edebiyyatına münasibeti ciddi elmi yanaşmaya göre çox mühüm ehemiyyet kesb edir. Şah İsmayıl Sefevi (Xetai) Azerbaycan tarixinde çox böyük siyasetçi kimi dövlet senedleri sahesindeki xidmetlerine göre de xüsusile qeyd olunabiler. Onun xarici ölkelerle apardığı diplomatik yazışmalar ciddi elmi ve siyasi mezmuna malik olan senedler kimi xüsusi tarixi ehemiyyete malikdir.</span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong> <span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"><span style="color: #808080;"> <span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr"> “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 9pt;"> <span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230; </span></strong></span></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sah-ismail-hatayi/">Şah İsmail Hatayi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sah-ismail-hatayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
