<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/bizim-kalemimizden/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 May 2018 22:21:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Tarihi Bir Değer: Herakles Lahdi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihi-bir-deger-herakles-lahdi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihi-bir-deger-herakles-lahdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 May 2018 08:54:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=113946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda Türkiye&#8217;ye iade edilen tarihi eserler arasında en önemli olanlardan birisi de Herakles Lahdi’dir Herakles Lahdi milattan sonra 2. asırda Roma dönemi eserlerinden birisidir.Yaklaşık olarak 235 santimetre boyunda, 3 ton ağırlığında ve 112 santimetre genişliğinde olan lahit, arkeoloji literatüründe Torre Novee olarak adlandırılmaktadır. Asya lahit grupları içerisinde yer alan Herakles Lahdi, Antalya Müzesi&#8217;nde düzenlenen [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarihi-bir-deger-herakles-lahdi/">Tarihi Bir Değer: Herakles Lahdi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Son yıllarda Türkiye&#8217;ye iade edilen tarihi eserler arasında en önemli olanlardan birisi de Herakles Lahdi’dir</em></strong> Herakles Lahdi milattan sonra 2. asırda Roma dönemi eserlerinden birisidir.Yaklaşık olarak 235 santimetre boyunda, 3 ton ağırlığında ve 112 santimetre genişliğinde olan lahit, arkeoloji literatüründe <strong><em>Torre Novee</em></strong> olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p><strong><em>Asya lahit grupları içerisinde yer alan Herakles Lahdi, Antalya Müzesi&#8217;nde düzenlenen bir törenle Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş tarafından ziyaretçilere açıldı.</em></strong> Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin girişimleriyle sonuçlanan ve İsviçre&#8217;de sergilenmekte olan lahit, bakanlık yetkilileri tarafından Cenevre kentinde teslim alınarak 6 Eylül&#8217;de Cenevre&#8217;den çıkışı sağlanmış ancak İsviçre&#8217;deki resmi tatil sebebiyle gümrük deposunda bir süre bekletildikten sonra Cenevre Başkonsolosluğu tarafından 13 Eylül&#8217;de Zürih&#8217;e götürülmüştür.Lahit Türk Hava Yolları kargo uçağı ile aynı gün içerisinde Atatürk Havalimanı&#8217;na ulaştırılmıştır.</p>
<p>[ad1]</p>
<p>Yunan mitolojisine göre Herakles, Roma Mitolojisine göre ise Herkül adıyla bilinen mitolojik bir kahraman Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene’nin oğludur.Lahitteki yazılarda Herakles&#8217;in yaptığı işler sırasıyla 12 bölüm halinde anlatılır.Her bölümde Herakles&#8217;in fizyolojik olarak değişim gösterdiği, olgunlaştığı ve yaşlandığı görülmektedir. Mitolojilerdeki efsaneye göre Amphitryo’nun savaşa gitmesi üzerine onun kılığına girerek Alkmene ile ilişkiye giren Zeus&#8217;un, ondan Herakles isminde bir çocuğu olur.Alkmene’nin Zeus’tan hamile kalması tanrıça Hera’yı kızdırır. Hera’ya ve onun tanrısal güçlerine karşı gelemeyen Herakles, bir cinnet sonucu ailesini öldürür.Bu cinayetin sonucunda Herakles bir kâhine giderek ona danışır. Kâhinin verdiği görevler 12 iş olarak isimlendirilir.</p>
<p>Herakles Lahdi’nin son yüzyıldaki hikâyesi şöyledir:<strong><em>Antalya&#8217;nın Aksu ilçesindeki Perge Antik Kenti içerisinde 1960&#8217;lı yıllarda kaçak kazılar sonucunda bulunup yurt dışına kaçırılmıştır.</em></strong>Herakles Lahdi’nin İngiltere&#8217;de restorasyonu yapıldıktan sonra lahde 2010 yılında İsviçre&#8217;ye götürülme esnasında Cenevre Serbest Limanı’nda İsviçre Federal Gümrük yetkilileri tarafından yapılan kontrolde, İsviçre kanunları uyarınca el konulmuştur.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-113947" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2018/05/herakles-lahdi.png" alt="" width="649" height="649" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2018/05/herakles-lahdi.png 649w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2018/05/herakles-lahdi-150x150.png 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2018/05/herakles-lahdi-300x300.png 300w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2018/05/herakles-lahdi-198x198.png 198w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2018/05/herakles-lahdi-64x64.png 64w" sizes="(max-width: 649px) 100vw, 649px" /></p>
<p><strong><em>Perge Antik Kenti nekropolünde bulunup kaçırılan ve İsviçre&#8217;de bulunan lahit; İsviçre Hükümeti tarafından 2011 yılında Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;na haber verilmiştir.Konunun uzmanlarınca incelenen lahdin Perge Bölgesi&#8217;ne ait olduğu anlaşılmıştır.Bunun üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış ve bu soruşturmaya istinaden Cenevre Başsavcılığı 21 Eylül 2015 tarihinde Herakles Lahdi’nin Türkiye&#8217;ye iadesine karar vermiştir.</em></strong>Aynı zamanda bu karar 2 Mayıs 2016&#8217;da Cenevre Adalet Mahkemesi Ceza Dairesince onanmış ve iade kararı bir kez daha kesinleşmiştir.</p>
<p><strong><em>Perge Antik Kenti nekropolünde bulunan ve İsviçre&#8217;ye kaçırılan lahit, Roma Dönemine ait olup Herakles&#8217;in 12 işinin tasvir edildiği yazılar ve şekillerle birlikte Antalya Medeniyetler Müzesi&#8217;ne getirilip ziyarete açılmıştır.</em></strong>Herakles Lahdi ile birlikte Türkiye&#8217;den kaçırılan yüzlerce eserden birisi daha ait olduğu topraklara getirilmiştir.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarihi-bir-deger-herakles-lahdi/">Tarihi Bir Değer: Herakles Lahdi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihi-bir-deger-herakles-lahdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Mirası Efes Antik Kenti</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dunya-mirasi-efes-antik-kenti/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dunya-mirasi-efes-antik-kenti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 May 2018 12:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=112843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Antik Kenti Ne Zaman Dünya Miras Listesine Girmiştir? Efes Antik Kenti İzmir&#8217;in Selçuk ilçesi sınırları içerisinde bulunan, Antik Yunan devrinden kalma, daha sonra Roma İmparatorluğu himayesine geçen bir antik kenttir.Klasik Yunan Dönemine ait İyonya’daki 12 şehirden birisi olan Efes, Cilalı Taş Devri &#8211; milattan önce 6000 yıllarına dayanan tarihi ile bugün Efes Antik KentiUNESCO [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dunya-mirasi-efes-antik-kenti/">Dünya Mirası Efes Antik Kenti</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Efes Antik Kenti Ne Zaman Dünya Miras Listesine Girmiştir? </strong></h2>
<p><strong><em>Efes Antik Kenti İzmir&#8217;in Selçuk ilçesi sınırları içerisinde bulunan, Antik Yunan devrinden kalma, daha sonra Roma İmparatorluğu himayesine geçen bir antik kenttir.</em></strong>Klasik Yunan Dönemine ait İyonya’daki 12 şehirden birisi olan Efes, Cilalı Taş Devri &#8211; milattan önce 6000 yıllarına dayanan tarihi ile bugün <strong><em>Efes Antik KentiUNESCO tarafından 2015 yılında Dünya Mirası listesine alınmıştır.1994&#8217;te UNESCO tarafından geçici miras listesinde olan Efes Antik Kenti dünyadaki sayılı antik kentlerden birisidir.</em></strong></p>
<h2><strong>Efes Antik Kentin Tarihçesi</strong></h2>
<p><strong><em>Efes Antik Kenti 1996 yılında Selçuk, Aydın ve Efes yol üçgeninin 100 metre güneybatısında ve Derbent çayının kıyısında saptanmıştır.</em></strong>Yapılan kazılarda taş ve bronz baltalar, iğneler, açkılı seramik parçaları, ağırşaklar, volkanik cam ve çakmaktaşı, deniz kabukları, öğütme ve perdah aletleri bulunmuştur. Adil Evren başkanlığındaki arkeolog ekibi tarafından bulunmuştur.</p>
<p>[ad1]</p>
<p>Bu kalıntıların Neolitik döneme ait olduğu saptanmıştır.Milattan önce 1050 yıllarında Yunanistan&#8217;dan gelen göçmenlerin yaşadığı bir liman kenti olan Efes, milattan önce 560 yılında ise Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır.Bugün kalıntıları bulunan Efes Harabeleri Büyük İskender&#8217;in komutanlarından Lisimahos tarafından milattan önce 300 yılları civarında kurulmuştur.</p>
<p>Roma İmparatorluğu döneminde özerk bir yönetime ve yapıya sahip olan Efes kentinde, bütün cadde ve sokaklar birbirini dik olarak kesmektedir.Helenistik ve Roma döneminde en ihtişamlı zamanlarını yaşayan Efes, Roma imparatoru Augustus döneminde Asya eyaletine başkentlik yapmış, o dönemdeki nüfusu bile 200.000 kişinin üzerine çıkmıştır.Bu dönemde Efes&#8217;in her yeri mermerden yapılmış anıtsal yapılarla donatılmıştır.Dördüncü asırda Efes Limanı&#8217;nın dolmasıyla Efes&#8217;te ticaret gerilemeye başlar. Roma imparatoru Hadrian Limanı birkaç defa temizlenmiştir limon kuzeyden gelen Marnas çayı ve Küçük Menderes ırmaklarının getirmiş olduğu alüvyonlarla dolmuştur.Denizden iyice uzaklaşan Efes&#8217;e yedinci asırda MüslümanAraplar taarruzda bulunmuştur. Bizans İmparatorluğu döneminde yeniden yer değiştirilen ve ilk kez kurulduğu Selçuk’takiAyasuluk Tepesi’ne getirilen Efes, 1334 yılında Aydınoğulları tarafından alınmıştır. Aydınoğulları’ndan sonra Osmanlı hâkimiyetine geçen Efes, 16. asırdan itibaren küçülmeye başlamış ve bölgede Selçuk ilçesi daha aktif hale gelmiştir.</p>
<p>Doğu ile Batı arasında bir kapı mesafesinde olan Efes, bir liman kenti olarak bazı devirlerde ticaret merkezi haline gelmiştir. Anadolu&#8217;daki eski ana tanrıça Kybele geleneğine dayalı Artemis kültürünün en büyük Tapınağı da Efes Antik kentinde yer almaktadır. milattan önce altıncı asırda bilim sanat ve kültür alanlarında Milet ile beraber en ön sırada yer alan Efes Antik Kenti,Bilge Herakleitos, Rüya Tabircisi Artemidoros, şair Callinos ve Hipponaks, gramer bilgini Zenodotos, Hekim Soranos ve Rufus gibi önemli kişilerin yetiştiği yerdir.</p>
<p><strong><em>Efes tarih boyunca çok defa yer değiştirdiği için kalıntılar 8 kilometrelik geniş bir alanda kendini göstermektedir.Ayasuluk Tepesi,Artemision, Efes ve Selçuk olarak 4 ana bölgede konumlanmıştır.</em></strong> Efes Harabeleri yılda bir buçuk milyon kişi tarafından ziyaret edilmekte olup bütünüyle mermerden yapılmış olan kent, başlıca şu yapılardan oluşmuştur:</p>
<p>[ad2]</p>
<p><strong>Artemis Tapınağı:</strong> Dünyanın 7 harikasından birisi olan Artemis Tapınağı’nın geçmişi Milattan Önce 7. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Mermerden inşa edilmiş ilk tapınak olma özelliğini taşıyan Artemis Tapınağı, tanrıça Artemis’e ithaf edilerek Lidya Kralı Croesus tarafından yaptırılmıştır. Dönemin en meşhur heykeltıraşları tarafından yapılan tapınak bronz heykeller ile süslenmiştir. Tapınaktaki Ana Tanrıça Artemis yüzünü batıya dönmüştür.Tapınaktan günümüze ulaşan sadece birkaç mermer blok kalmıştır. Artemis Tapınağı&#8217;nın temellerini 1863 yılında British Museum katkılarıyla ulaşılmıştır.</p>
<p><strong>Celsus Kütüphanesi:</strong> Roma dönemi yapılarının en güzellerinden birisi olan Celsus Kütüphanesi, hem anıtmezar hem de kütüphane olarak yapılmıştır. Efes valisi olan Celcius ölünce oğlu tarafından 106 yılında onun adına yapılan anıt mezardır.</p>
<p><strong>Bülbül Dağı:</strong>İsa&#8217;nın annesi olan Meryem&#8217;in yaşamının son yıllarını Yuhanna ile birlikte getirdiğine inanılan kilisedir. Burası aynı zamanda Hristiyanlar için bir hac yeridir ve birçok papa tarafından ziyaret edilmiştir. Meryem Ana&#8217;nın burada ölü bulunduğuna dair düşünceler olmasına karşın Eski ve Yeni Ahit&#8217;te Meryem Ana&#8217;nın mezarının Silifke&#8217;de olduğu ifade edilmektedir.</p>
<p><strong>Yedi uyurlar (Ashabı Kehf):</strong> Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu mekân, Roma imparatorlarından Decius döneminde putperestlerin zulmünden kaçarak 7 Hristiyan gencin Panayır dağı eteklerine sığındıkları rivayet edilen mağara olduğu inancı hâkimdir. Bu yüzden burası Hristiyanlarca kutsal sayılmaktadır. Türkiye&#8217;de Yedi Uyurlar Mağarası olarak ve Müslümanlarca ziyaret edilen mağara ise Mersin&#8217;in Tarsus İlçesi&#8217;ndedir. Türkiye&#8217;de bulunan diğer Ashabı Kehf ise Diyarbakır Lice&#8217;de bulunmaktadır. Bu mağaranın dualarında yedi uyurlara ithafen yazılmış yazılar bulunmaktadır.</p>
<p>[ad3]</p>
<p><strong>İsa Bey Camii</strong>: Aydınoğulları tarafından 1374-75 yılında İsa Bey tarafından Ayasuluk Tepesi&#8217;ne inşa ettirilmiştir. Artemis Tapınağı ile Saint Jean Kilisesi arasında yer alan İsa Bey Camii Anadolu mimarisinin ilk örneklerini ve zengin süslemelerini çinileriyle göstermektedir. On dokuzuncu asırda kervansaray olarak da kullanılmıştır. Antik kentte bulunan diğer yapılar ise;<strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Hadrian Tapınağı </strong></li>
<li><strong>Domitian Tapınağı </strong></li>
<li><strong>Serapis Tapınağı </strong></li>
<li><strong>Meryem Kilisesi </strong></li>
<li><strong>Yukarı Agora ve Bazilika </strong></li>
<li><strong>Oktagon Odeon, </strong></li>
<li><strong>Prytaneion (Belediye Sarayı),</strong></li>
<li><strong>Mermer Cadde, </strong></li>
<li><strong>Domitianus Meydanı, </strong></li>
<li><strong>Magnesia Kapısı (Üst Kapı) ve Doğu Gymnasiumu, </strong></li>
<li><strong>Herakles Kapısı’dır.30</strong></li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dunya-mirasi-efes-antik-kenti/">Dünya Mirası Efes Antik Kenti</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dunya-mirasi-efes-antik-kenti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>20 TL&#8217;nin Üzerinde Resmi Bulunan Mimar Kemaleddin Kimdir?</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/20-tlnin-uzerinde-resmi-bulunan-mimar-kemaleddin-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/20-tlnin-uzerinde-resmi-bulunan-mimar-kemaleddin-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2018 13:59:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=112812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mimar Kemaleddin Kimdir? Asıl adı Ahmet Kemaleddin olan Mimar Kemaleddin 1873 yılında İstanbul&#8217;un Acıbadem semtinde, orta halli bir ailenin tek çocuğu olarak doğmuştur. Annesi Sadberk Hanım babası ise Bahriye miralaylarından Ali Bey’dir. İlköğrenimini İbrahim Ağa İptidai Mektebi’nde 1975&#8217;te başlayan Mimar Kemaleddin, ortaöğrenimini 1881&#8217;de babasının işi vesilesiyle gittiği Girit&#8217;te devam ettirdi.Ailesiyle birlikte İstanbul&#8217;a dönen Mimar Kemaleddin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/20-tlnin-uzerinde-resmi-bulunan-mimar-kemaleddin-kimdir/">20 TL’nin Üzerinde Resmi Bulunan Mimar Kemaleddin Kimdir?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Mimar Kemaleddin Kimdir?</h2>
<p>Asıl adı <strong>Ahmet Kemaleddin</strong> olan <strong>Mimar Kemaleddin</strong> 1873 yılında İstanbul&#8217;un Acıbadem semtinde, orta halli bir ailenin tek çocuğu olarak doğmuştur. Annesi Sadberk Hanım babası ise Bahriye miralaylarından Ali Bey’dir. İlköğrenimini İbrahim Ağa İptidai Mektebi’nde 1975&#8217;te başlayan Mimar Kemaleddin, ortaöğrenimini 1881&#8217;de babasının işi vesilesiyle gittiği Girit&#8217;te devam ettirdi.Ailesiyle birlikte İstanbul&#8217;a dönen Mimar Kemaleddin orta öğrenimini burada tamamladı.Henüz lise yıllarında mühendisliğe merak duymaya başlayan Kemaleddin, 1887 yılında Hendese-i Mülkiye Mektebi’ne yani İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;ne kayıt oldu. Buradaki mühendislik eğitimini birincilikle tamamlayan Kemaleddin, aynı bölümde 1891 yılında Alman akademisyen Jachmund’un asistanlığı ile öğrenimine devam etti. Bu vazifede dört yıl boyunca bulunan Kemaleddin, açtığı özel bir ofiste kendi eserlerini üzerinde çalışmaya başladı.</p>
<p>[ad1]</p>
<p>Jachmund’un desteği ve teşviki ile mimarlık eğitimini geliştirmek amacıyla ve devlet bursuyla Almanya&#8217;ya gönderilen Kemaleddin; Berlin&#8217;de Berlin Teknik Üniversitesi&#8217;nde iki yıl eğitim gördü. Orada çeşitli mimarlık ofislerinde iki buçuk yıl deneyim sahibi oldu. 1900 yılında İstanbul&#8217;a dönüp öğretim üyeliğine başladı.Jachmund’unTürkiye&#8217;deki derslerini o devam ettirdi. 1908 yılında <strong><em>Osmanlı Mimar ve Mühendis Cemiyeti</em></strong>’ni kurdu. Bu anlamda Türkiye&#8217;deki ilk meslek odasını kurmuş olan Mimar Kemaleddin İkinci Meşrutiyet’ten sonra Evkaf Nezareti İnşaat ve Tamirat müdürü olarak çalışmaya başladı. Şark Demiryolları Şirketi adına 4 tane tren istasyonu tasarladı. Şirket adına Filibe Garı mimarisini tasarlayan Kemaleddin, Edirne ve Selanik Garı’nın da tasarısını yapmış, temellerini atmıştır ancak Edirne Gar&#8217;ı 1914 yılında tamamlanmıştır. Edirne&#8217;deki Ticaret Lisesi binasını 1908 yılında tasarlayan Mimar Kemaleddin, Sofya Garı’nı da İkinci Meşrutiyet’ten önce tasarlamıştır. Mimar Kemaleddin bu dönemde tarihi yapıların restorasyonu ve yeni yapı tasarımlarıyla ilgilendi.</p>
<p>Osmanlı Mimarisini yakından inceleyen ve bunun üzerine kendi üslubunu şekillendiren Kemaleddin, ulusal bir mimari geliştirme konusunda kendisini yetiştirdi. 1910’dan itibaren daha sıkı bir tempo ile Türkiye’de, İstanbul&#8217;da ve yurt dışında birçok mimari çalışmaya imza attı.</p>
<p>Kudüs&#8217;te bir süre Mescidi Aksa’nın restorasyonu için çalıştı. Türkiye&#8217;ye döndüğünde Ankara&#8217;da kurulan yeni yapılar üzerinde yoğunlaşmaya başladı. Birçok mimari yapının restorasyonunda ve yeniden tasarlanmasında emsallerinden çok farklı çalışmalarda bulunan Kemaleddin, 1927 yılında beyin kanaması sonucunda Ankara&#8217;da vefat etti. Beyazıt Camii avlusunda bulunan kabri 2007&#8217;de yeniden düzenlenerek anıt mezar haline getirildi.</p>
<p>Mimar Kemaleddin&#8217;in oğlu ise besteci İlhan Mimaroğlu’dur. Mimar Kemaleddin 16. asırda yaşamış olan ve Beyazıt Camii&#8217;nin mimarlarından birisi olan Kemaleddin ile farklı kişidir. Mimar Kemaleddin 20. yüzyılın en tanınan Türk mimarı olarak <strong><em>Birinci Ulusal Mimarlık Akımı</em></strong>nın önde gelen isimlerinden birisidir.<br />
[ad2]<br />
Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşu ile Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun yıkılışı arasındaki devrin en büyük Mimarlarından olan Mimar Kemaleddin, 20 Türk lirasının arka yüzünde bir portresi ve en büyük yapıtlarından birisi olan Gazi Üniversitesi Rektörlük binasının resmi yer almaktadır.</p>
<h2><strong>Ünlü Osmanlı Mimarı Mimar Kemaleddin&#8217;in Eserleri Nelerdir?</strong></h2>
<ul>
<li>Eyüp Anadolu Lisesi</li>
<li>Çapa Fen Lisesi</li>
<li>Şemsipaşa İlköğretim Okulu</li>
<li>Ankara Evkaf Apartmanı</li>
<li>Çamlıca Kız Lisesi</li>
<li>Bostancı Camii</li>
<li>Bebek Camii</li>
<li>Yeşilköy Camii</li>
<li>Kamer Hatun Camii</li>
<li>Reşadiye Mektebi</li>
<li>Sultan Reşat Türbesi</li>
<li>Gazi Osman Paşa Türbesi</li>
<li>Mahmut Şevket Paşa Türbesi</li>
<li>Ahmet Cevat Paşa Türbesi</li>
<li>Ali Rıza Paşa Türbesi</li>
<li>Hüsnü Paşa Türbesi</li>
<li>Fethiye Camii</li>
<li>Koca Sinan Paşa Medresesi</li>
<li>Laleli Tayyare Apartmanları</li>
<li>İstanbul Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Vakıf Hanları</li>
<li>Gazi Üniversitesi Rektörlük Binası</li>
<li>İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi</li>
<li>Filibe Gar binası</li>
<li>Edirne Gar binası</li>
<li>Bandırma Haydar Çavuş Camii</li>
<li>Gazi Eğitim Enstitüsü binası</li>
<li>Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Müdürlüğü binası</li>
<li>Ankara Palas projesinin son şekli</li>
<li>Kudüs Mescid-İ Aksa Restorasyonunun Projelendirilmesi</li>
<li>Eski Çukurcuma Hanı</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/20-tlnin-uzerinde-resmi-bulunan-mimar-kemaleddin-kimdir/">20 TL’nin Üzerinde Resmi Bulunan Mimar Kemaleddin Kimdir?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/20-tlnin-uzerinde-resmi-bulunan-mimar-kemaleddin-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbni Sina ve Tıpçılar</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-sina-ve-tipcilar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-sina-ve-tipcilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2016 10:16:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=106773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok eski çağlarda hastalanan veya yaralanan insanları sadece büyücülerin iyileştirebileceği sanılıyordu. Hastalanan veya yaralanan hayvanların bazı otları yiyerek iyileştiğini gören sonraki insanlar tedavi yöntemleri konusunda yeni bir ufka sahip oldular. Diyelim ki, eski çağda yaşıyorsunuz ve diyelim şiddetli migreniniz var. Zamanın tabibi kafa tasınıza delikler açarak ağrıyı çıkarmaya çalışıyor. Bilim dallarının içerisinde kuralları çok hızlı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-sina-ve-tipcilar/">İbni Sina ve Tıpçılar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok eski çağlarda hastalanan veya yaralanan insanları sadece büyücülerin iyileştirebileceği sanılıyordu. Hastalanan veya yaralanan hayvanların bazı otları yiyerek iyileştiğini gören sonraki insanlar tedavi yöntemleri konusunda yeni bir ufka sahip oldular. Diyelim ki, eski çağda yaşıyorsunuz ve diyelim şiddetli migreniniz var. Zamanın tabibi kafa tasınıza delikler açarak ağrıyı çıkarmaya çalışıyor.</p>
<p>Bilim dallarının içerisinde kuralları çok hızlı değişen tek bilim dalıdır tıp. Ama bazı tabipler var ki, 1000 yıl önce önerdikleriyle bugün kabul edilen doğrular hala aynı.</p>
<h2>İbn-i Sina (980-1037)</h2>
<p>Bağışıklık sistemini bağışıklık sistemini bulmuş ve izah etmiştir. Anatomik çalışmalar yapan Müslüman Türk bilim adamlarının başında gelir. Daha çok küçük yaşta,</p>
<ul>
<li>Edebiyat</li>
<li>Matematik</li>
<li>Geometri</li>
<li>Müzik</li>
<li>Fizik</li>
<li>Doğa Bilimleri</li>
<li>Felsefe</li>
<li>Mantık</li>
</ul>
<p>öğrenen İbn-i Sina, dece Doğu&#8217;da değil Batı&#8217;da da ünlenmiştir. En ünlü eseri olan &#8220;<strong>El-Kanun Fi&#8217;t-Tıb&#8221;</strong> 12. yüzyılda Latince&#8217;ye çevrilerek Avrupa üniversitelerinde 19. yüzyıla kadar tam 700 yıl temel ders kitabı olarak kabul edilmiş okutulmuştur.</p>
<p><img class="alignnone wp-image-106777 lazy" alt="ibni-sina-kimdir" width="601" height="419" data-original="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/08/ibni-sina-kimdir.jpg" /></p>
<p>El-Kanun&#8217;da söz edilen tıbbi bilgilerin büyük bölümü bugün dahi geçerliliğini korumaktadır. <strong>İbn-i Sina</strong> tıp alanında,</p>
<ul>
<li>Halk Sağlığı</li>
<li>Çevre Sağlığı</li>
<li>Göz</li>
<li>Diş</li>
<li>Kalp</li>
<li>Kan ve Damar Hastalıkları</li>
<li>Cerrahi</li>
<li>Yanık Tedavisi</li>
<li>Spor</li>
<li>Çocuk Sağlığı</li>
<li>Patoloji</li>
<li>Eczacılık</li>
<li>Koruyucu Hekimlik</li>
<li>Teşhis ve Tedavi Yöntemleri</li>
</ul>
<p>gibi tıbbın birçok alanında ki görüş ve uygulamalarıyla tıp bilimine evrensel boyutta katkılar da bulunmuş. Bu nedenle kendisine Batı&#8217;da &#8220;Tıbbın Kralı&#8221; denmiştir.</p>
<div style="width: 600px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-106773-1" width="600" height="400" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/08/Bunu-biz-yaptık-İBNİ-SİNA-VE-TIPÇILAR.mp4?_=1" /><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/08/Bunu-biz-yaptık-İBNİ-SİNA-VE-TIPÇILAR.mp4">https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/08/Bunu-biz-yaptık-İBNİ-SİNA-VE-TIPÇILAR.mp4</a></video></div>
<h2>İbnü-n Nefis (12010-1288)</h2>
<p>Kan dolaşımını bulmuş ve izah etmiştir. <strong>İbnü-n Nefis</strong> 1242&#8217;de insan vücudundaki kan dolaşımını doğru bir biçimde tanımlayan ilk kişidir. Anatomik bilgisi doğrultusunda kalp ve akciğer arasındaki bağlantıları ve atardamarların temiz kan, toplardamarların kirli kan taşıdığını, kanın akciğerlerde temizlendiğini, kalbe dönen temiz kanın beyne ve vücudun diğer organlarına aort tarafından taşındığını net bir şekilde ifade etmiştir.</p>
<p><img class="alignnone wp-image-106778 lazy" alt="ibnun-nefis" width="601" height="338" data-original="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/08/ibnun-nefis.jpg" /></p>
<h2>Akşemseddin (1389-1459)</h2>
<p>Mikrobu Pasteur&#8217;dan 400 yıl önce bulmuş ve izah etmiştir. <strong>Hacı Bayram Veli</strong>&#8216;nin talebesi<strong> Fatih Sultan Mehmed</strong>&#8216;in hocasıdır. İstanbul&#8217;un alınmasında Fatih&#8217;e akıl hocalığı yapmış, Ayasofya&#8217;da ilk namazı o kıldırmıştır. Hastalıklara sebep olan mikropları ve karantinanın mantığını <strong>&#8220;Maddet-ül Hayat&#8221;</strong> adlı eserinde mikrobu şöyle anlatır. &#8221; Hastalıkların insanlarda teker teker peyda olduğunu zannetmek yanlıştır. Hastalıklar insandan insana gözle görülmeyecek kadar küçük tohumlar vasıtasıyla geçer.&#8221; Buna rağmen mikrop teorisi Pasteur&#8217;e mal edilmiştir.</p>
<p><img class="lazy alignnone wp-image-106779" alt="aksemseddin" width="600" height="287" data-original="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/08/aksemsettin.jpg" /></p>
<p>Aynı zamanda ilk kanser araştırmacılarından olan Akşemseddin, o devirde &#8220;Seratan&#8221; denilen bu hastalıkla ilgili önemli tedavi yöntemleri  geliştirmiştir. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa&#8217;nın kanser hastası olan oğlu <strong>Kazasker Süleyman Çelebi</strong>&#8216;yi tedavi ettiği nakledilmektedir. Ayrıca hangi hastalıklara ne tür bitkiler kullanılarak ilaç hazırlanabileceğini formülleriyle yazdığı bir eser vardır.</p>
<h2>Şerafettin Sabuncuoğlu (1386-1470)</h2>
<p>Laparoskopik Cerrahi&#8217;nin ilk uygulayıcısıdır. İdrar torbasını gümüş bir kanülle delerek boşalttığı bir ameliyatı vardır. Ameliyatı çizimlerle destekleyerek anlattığı eseri bulunmaktadır. Bu ameliyatta <strong>Laparoskopik Cerrahi</strong>&#8216;nin ilk uygulayıcısı olduğu anlaşılmıştır.</p>
<p><img class="alignnone wp-image-106780 lazy" alt="serafettin-sabuncuoglu" width="601" height="405" data-original="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/08/serafettin-sabuncuoglu.jpg" /></p>
<p>Fatih Sultan Mehmed döneminin ünlü doktoru ve tıp bilginidir. Döneminde yaşayan hekimlerden farklı olarak cerrahlığa ağırlık vermiştir. Cerrahi alanda birçok uygulama geliştirmiş ve bu uygulamalarına da yine resimli olarak eserlerinde yer vermiştir.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-sina-ve-tipcilar/">İbni Sina ve Tıpçılar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-sina-ve-tipcilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/08/Bunu-biz-yaptık-İBNİ-SİNA-VE-TIPÇILAR.mp4" length="14492915" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Nedir?</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-nedir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 May 2016 08:06:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=104594</guid>

					<description><![CDATA[<p>19 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul&#8217;dan Bandırma vapuru ile milli mücadeleyi başlatmak adına Mustafa Kemal Paşa Samsun&#8217;a gelmiştir. Ve o günden sonra her yıl 19 Mayıs günü Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak yurdun dört bir yanında tören ve spor gösterileri ile birlikte kutlanmaktadır. Ülkenin her köşesinde 19 Mayıs günü öğrenciler, izciler ve gençler spor [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-nedir/">19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>19 Mayıs</strong> 1919 tarihinde İstanbul&#8217;dan Bandırma vapuru ile milli mücadeleyi başlatmak adına <strong>Mustafa Kemal Paşa</strong> Samsun&#8217;a gelmiştir. Ve o günden sonra her yıl 19 Mayıs günü Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak yurdun dört bir yanında tören ve spor gösterileri ile birlikte kutlanmaktadır. Ülkenin her köşesinde 19 Mayıs günü öğrenciler, izciler ve gençler spor gösterileri yapmaktadırlar. Aynı zamanda 19 Mayıs 1919 tarihi Ulusal Kurtuluş Savaşınında başladığı gündür. Öncesinde 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanan 19 Mayıs, 1981 yılından itibaren Atatürk&#8217;ü Anma Günü olarak da kutlanmaya başlanmıştır.</p>
<p><img class="alignnone wp-image-104596 lazy" alt="19-mayıs-1919-mustafa-kemalin-samsuna-cikisi" width="550" height="439" data-original="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/05/19-mayıs-1919-mustafa-kemalin-samsuna-cikisi.jpg" /></p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk bir söyleşi de &#8220;Ben 19 Mayıs&#8217;ta doğdum&#8221; demiştir. Bir yandan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı olan kutlanan 19 Mayıs, diğer yandan da ülkemizin kurtarıcı Atatürk&#8217;ün doğum yıl dönümü olarak da törenler eşliğinde kutlanmaya devam etmektedir. Her yıl 19 Mayıs&#8217;ta kutlanan Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin milli bayramıdır. <strong>Gençlik ve Spor Bayramı</strong> 24 Mayıs 1935 tarihinde ilk defa <strong>&#8220;Atatürk Günü&#8221;</strong> olarak kutlanmıştır.</p>
<p>Beşiktaş&#8217;ın girişimleri sonucu Fenerbahçe Stadı&#8217;nda ilk defa kutlanan 19 mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçe&#8217;li yüzlerce sporcunun katılımı sonucu bir spor günü haline gelmiştir. Bir süre sonra Spor Kongresi gerçekleşmiş ve Beşiktaş Kurucusu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni söz almış ve kutlanan Atatürk Günü&#8217;nü tüm gençliğe armağan edilmesi için &#8220;19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı&#8221; adı altında her yıl kutlanmasını teklif etmiştir. Kongrede onaylanan bu öneri Atatürk&#8217;ün de onayı ile yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanun ile &#8220;Gençlik ve Spor Bayramı&#8221; olarak kutlanan ulusal bayramımız 12 Eylül darbesinden sonra &#8221; Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı&#8221; adını almış ve her yıl böyle kutlanmaya devam etmiştir.</p>
<p><img class="alignnone wp-image-104598 lazy" alt="19-mayis-ataturk'u-anma-genclik-ve-spor-bayrami" width="551" height="245" data-original="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/05/19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami.jpg" /></p>
<p><strong>19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma, Genlik ve Spor Bayramı</strong> günü her yıl Türkiye&#8217;nin dört bir yanında tören ve gösterilerle gençler eşliğinde kutlanmaktadır. &#8220;Sevgi Bayrağı&#8221; olarak bilinen ve üzerinde &#8220;Gençlikten Atatürk Sevgisiyle Cumhurbaşkanına&#8221; yazan dev bir bayrak Kurtuluş Yolu&#8217;nda ki Tütün İskelesi&#8217;nden karaya çıkartılıp Samsun valisine teslim edilir. Sonrasında bayrak genç atletlere Cumhurbaşkanı&#8217;na sunulmak üzere teslim edilir. Samsun&#8217;dan yola çıkarılan dev bayrak Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Kırıkkale&#8217;den sonra 19 Mayıs töreninde Ankara&#8217;da Cumhurbaşkanı&#8217;na sunulur. 19 Mayıs kutlamaları Cumhuriyet ile aynı yaştadır. Yalnızca Cumhurbaşkanı&#8217;nın katılımı ile Ankara&#8217;da kutlanmakla sınırlı kalmaz, Türkiye&#8217;nin her köşesinde stadyumlarda kutlanırdı. Ancak 2012 yılı Mayıs ayında havanın soğuk olacağı ve bu açıdan öğrenciler ve vatandaşlara yük olmaması gerekçesi ile Başkent Ankara dışındaki illerin stadyumlarında kutlanması Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen yazı ile engellenmiştir. Verilen bu karar Cumhuriyetçi kesim tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Bu konu ile alakalı Alper Ayhan dava açmış ve dava kazanılmıştır.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-nedir/">19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih Kokan Halfeti Nerededir?</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/tarih-kokan-halfeti-nerededir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/tarih-kokan-halfeti-nerededir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Feb 2016 11:04:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=102962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halfeti , milattan önce 500&#8242; lü yıllar da kurulmuştur. Asurlardan itibaren birçok medeniyetin yaşadığı çok eski ve tarihi bir yerdir. Yunanlılar Urima adını verirlerken Osmanlı zamanında Urumgala adı verilmiştir. Halfeti 1945 yılında ilçe olmuş ve ilçe olana kadar Rumkale adıyla bilinmiş. Önce Gaziantep&#8217;e bağlı iken sonrasında Şanlıurfa&#8217;ya bağlanmış olan Halfeti , Atatürk Barajı yapımı sırasında [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarih-kokan-halfeti-nerededir/">Tarih Kokan Halfeti Nerededir?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halfeti</strong> , milattan önce 500&#8242; lü yıllar da kurulmuştur. Asurlardan itibaren birçok medeniyetin yaşadığı çok eski ve tarihi bir yerdir. Yunanlılar Urima adını verirlerken Osmanlı zamanında Urumgala adı verilmiştir. Halfeti 1945 yılında ilçe olmuş ve ilçe olana kadar Rumkale adıyla bilinmiş. Önce Gaziantep&#8217;e bağlı iken sonrasında Şanlıurfa&#8217;ya bağlanmış olan Halfeti , Atatürk Barajı yapımı sırasında büyük bir kısmı Fırat nehri altında kalması sebebi ile ikiye ayrılmış ve o günden sonra yeni Halfeti eski Halfeti olarak yaşanmaya devam edilmiştir.Sadece ilçenin özelliği olan güllerin efendisi &#8221;<strong>siyah gül</strong>&#8221; Halfeti de açmaktadır. Başka yerlere götürüldüğünde özelliğini kaybeden gül sadece Halfeti de siyah açıyor.</p>
<p><img class="alignnone wp-image-102963 lazy" alt="halfetinin-tarihi" width="578" height="365" data-original="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2016/02/halfetinin-tarihi.jpg" /></p>
<h2>Halfeti&#8217;nin Kültürel Özellikleri Nelerdir?</h2>
<p>Günümüzde turizm beldesi olan Halfeti, kendine özgü bir mimari dokuya sahiptir. Cennet görünümlü tarihi ve doğal güzellikleri olması sebebi ile ilçe koruma altındadır. Turkuaz renkli Fırat suları altında kalan yerli ve yabancı turistleri kendine çekmiş ve o günden sonra kayıp kent olarak anılmaya başlanmıştır. Renkli evleri ile yüzünü güneşe dönen ve uluslararası koordinasyon komitesi tarafından sakin şehir unvanı alan Halfeti ,yaz-kış bir çok ziyaretçisini ağırlamaya devam etmektedir. Ayrıca, Türkiye&#8217;nin ilk kalesi olan <strong>Rum kalesi</strong>nin Halfeti de yer alması ilçenin güzelliğine güzellik katmaktadır.</p>
<p>Yukarı Göklü kasabası ve Arğıl kasabası olarak iki kasabası bununla beraber 36 köyü ve 34 tane de mezraası bulunmaktadır. 120 km ile <strong>Şanlıurfa&#8217; </strong>ya 105 km ile Gaziantep&#8217;e bağlanan 40 km uzunluğunda asvalt bir yolu vardır .35 km lik sahil yolu ile de Birecik&#8217;e bağlanmaktadır.İlçe Şanlıurfa&#8217;ya bağlı olması sebebi ile resmi işler için Urfa&#8217;yı alışveriş ve de ticaret için Antep&#8217;i tercih etmektedirler. Bu sebeple  merkez ve köylerinden Antep&#8217;e giden bir çok vasıta mevcuttur. Yaz kış ulaşımı kolaydır. Halfeti&#8217;nin köylerinde aile veya  sülale lakabı kullanılması çok yaygın bir gelenektir. Örneğin; küçükgiller( küçük Ahmet) gibi.</p>
<p>Fırat nehri üzerinde birden fazla iskele mevcuttur. Sebebi ise , yöre halkının diğer köylere ulaşım sağlayabilmesi için ve turistleri çevrenin tarihi ile tanıştırmak adına ulaşımları kolay olsun diyedir.Tekne ise Halfeti&#8217;nin vazgeçilmezidir. Çünkü ,iskeleden çıkıp kıyı şeridindeki her yere ulaşım kolay olmaktadır. 2000 yıllarında nüfusu 33.467 ye ulaşan ilçenin şuan nüfusu 35.000 civarıdır. Nüfus artışı yeni Halfeti de olmaktadır çünkü , eski Halfeti daha çok turizme açılmıştır bu sebeple imar izni yoktur. Halfeti de dil batı özelliğini taşır ve Antep ağzı ile de çok benzerlik göstermektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesine göre ilçe de %99 &#8216;un okuryazar  olması çok yüksek bir orandır. Eskilerde yerleşim yeri olan evler şuan restore olmuş şekilde turizme hizmet veriyor.Halfeti doğallığı korunmuş yerleri ve özellikleri ile her gün daha da fazla ziyaretçi kazanmaktadır.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarih-kokan-halfeti-nerededir/">Tarih Kokan Halfeti Nerededir?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/tarih-kokan-halfeti-nerededir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Piri Reisin Haritası</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/piri-reisin-haritasi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/piri-reisin-haritasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2015 08:30:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=102058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Piri Reisin Hayatı Türk Osmanlı devletinin en önemli denizci, coğrafyacı ve haritacıdır. Asıl adı Muhyiddin Piri Bey olmasına rağmen dünya onu Piri reis olarak bilir. Karamanlı bir ailenin çocuğu olan Piri reis Padişahın emriyle İstanbul&#8217; a göç ettirilen ailelerdendir. Piri reisin denizciliği amcası Kemal Reisten öğrenmiştir. 1487-1493 yıllarında birlikte Akdeniz&#8217;de korsanlık yaptılar. İspanya&#8217;da bulunan Müslümanlar zulme uğrayınca [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/piri-reisin-haritasi/">Piri Reisin Haritası</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Piri Reisin Hayatı</h2>
<p>Türk Osmanlı devletinin en önemli denizci, coğrafyacı ve haritacıdır. Asıl adı <b>Muhyiddin Piri Bey </b>olmasına rağmen dünya onu Piri reis olarak bilir. Karamanlı bir ailenin çocuğu olan Piri reis Padişahın emriyle İstanbul&#8217; a göç ettirilen ailelerdendir. Piri reisin denizciliği amcası Kemal Reisten öğrenmiştir. 1487-1493 yıllarında birlikte Akdeniz&#8217;de korsanlık yaptılar. İspanya&#8217;da bulunan Müslümanlar zulme uğrayınca Osmanlı&#8217;dan yardım istediler, o zamanlar deniz donanması bulunmayan Osmanlı Kemal Reisi Osmanlı bayrağı altında İspanya&#8217;ya gönderdi. Bu sefere <strong>Piri Reis</strong> amcası ile birlikte burada ki Müslümanları Kuzey Afrika&#8217;ya taşıdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" size-full wp-image-102068 alignleft" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/Piri-Reis.jpg" alt="Piri-Reis" width="200" height="200" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/Piri-Reis.jpg 200w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/Piri-Reis-150x150.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/Piri-Reis-64x64.jpg 64w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" />II. Beyazıt Akdeniz&#8217;de korsanlık yapan denizcileri Osmanlı donanmasına katmak istemesi ile 1494 yılında İstanbul&#8217;a gelerek padişahın huzuruna çıktılar ve amcası ile birlikte donanmaya katıldılar. Denizlerde bir çok yere giden Piri Reis 1513 yılında ilk dünya haritasını çizdi. Osmanlı ordusunda Yavuz Sultan Selim döneminde de bir çok başarı göstermiş ve Padişahın övgüsünü kazanmıştır.</p>
<p>Piri reis 1526 kadar olan yaşamını konu alan<strong> Kitab-ı Bahriye</strong> kitabını yazdı. 1528 yılında ikinci defa dünya haritasını çizdi. Osmanlı donanmasında yaptığı son görevde ki hatasıyla ölümle cezalandırıldı ve idam edildi.</p>
<h2>Piri Reis&#8217;in Dünya Haritası</h2>
<p>16. yüzyılda yaşamış büyük bir denizci ve coğrafyacı olan Piri reis bunların yanında haritacılığı ile de bilinmektedir. 1513 yılında yazmış olduğu Kitab-ı Bahriye eserinde denizle ilgili tüm bilgilerini burada anlatmıştır. Ayrıca kitabında Ege ve Akdeniz adalarını tanıtarak denizle ilgili bilgi ve tecrübelerini paylaşmıştır.</p>
<p>Haritanın açıklamalı bir şekilde anlatımı ise Çanakkale Boğazından başlayarak, Ege denizi kıyıları ve adaları, Anadolu kıyıları ile çevresindeki adalarla ilgili tarihi ve coğrafi bilgiler verilerek son bulur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-102067" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/piri-reis-haritasi.jpg" alt="piri-reis-haritasi" width="712" height="508" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/piri-reis-haritasi.jpg 712w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/piri-reis-haritasi-300x214.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 712px) 100vw, 712px" /></p>
<p>Piri Reis çizmiş olduğu ilgili araştırmalar ilk defa 1952 yılında Amerikalı harita uzmanı Mallery tarafından incelendi. Mallery yaptığı araştırmada şaşırtıcı sonuçlara ulaştı. Çizilen haritada teferruatı doğruydu ve haritayı çizen kişi sanki dünyanın yuvarlak olduğunu biliyordu. O dönemde böyle bir bilginin imkansız olduğunu düşünen araştırmacı Amerikan Deniz Kuvvetleri Hidrografi Bölümüne başvurdu. Haritalar burada küre geometrisine göre çizilmiş son dünya haritaları ile karşılaştırıldı ve tamamı ile aynı doğrulukta çıktı. Üstelik bu bilgi sadece Ege, Akdeniz kıyıları değil, Kuzey Amerika ve Güney Amerika haritaları da tıpa tıp doğru çıkmıştır. Piri reis bu sonuca göre dünyanın yuvarlak olmasının yanında küre şeklinde olduğunu da biliyordu. 16. yüzyılda bu denli doğru bir harita nasıl çizildiğine dair bir araştırma yürütülmeye başlandı ve daha da sırlı hale getirdi. Çünkü, Amerika kıyıları hem kanada dağ ve gölleri kusursuza yakın çizilmişti. 1956’da Georgetown Üniversitesi Piri Reis’in haritacılığı üzerine bir açık oturum düzenledi. Toplantıya dünyaca ünlü &#8220;Yer Yüzünün Kayan Kabuğu&#8221; adlı kitabın yazarı Prof. Charles Hapgood ve matematikçi Richard Strachan dönemin harita uzmanları da katıldı. Bu iki bilim adamı, söz konusu Piri Reis&#8217; in haritalarını uydularla çekilen haritalarla karşılaştırınca ortaya daha şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıktı. 16. yüzyılda çizilen haritalar 20. yüzyılda çizilen haritalarla birbirini tutuyordu. Durum bu olunca akıllara çok fazla soruda beraberinde geldi, acaba o zamanın imkan ve şartlarında bu kadar doğru ölçülerde harita nasıl çizilebilmişti? Amerika&#8217;ya bizzat gitmediği halde hatta o zamanlar Amerika bile keşif edilmemişken bu haritada nasıl oluyor da her şey doğru olarak tutuyordu?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-102066" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/piri-reis-haritasi-1.jpg" alt="piri-reis-haritasi-1" width="712" height="496" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/piri-reis-haritasi-1.jpg 712w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/piri-reis-haritasi-1-300x209.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 712px) 100vw, 712px" /></p>
<p>Piri Reis&#8217;in haritasından çıkarılan sonuç; Osmanlı o zaman en geniş topraklara sahip olması askeri gücünün yanında bilim ve araştırma alanında da gelişmiştir. Piri Reis&#8217;in çizmiş olduğu harita ile Galile&#8217;nin yaşadıkları medeniyetler arasında farklılıklar görülmektedir. Galile güneşin hareketleri ile dünyanın yuvarlak olduğunu iddaa etmiş ve bu düşünce kilisenin fikri ile ters düşünce, Galile mecburen bu düşüncelerinin yanlış olduğunu söylemiş ve mahkeme kararıyla ölümden kurtulmuştu yalnız evde gözetim altında tutulması gerekiyordu. Piri Reis ise Padişahlara sunduğu haritalar sayesinde ödüllendirilmiştir.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/piri-reisin-haritasi/">Piri Reisin Haritası</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/piri-reisin-haritasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Posta Teşkilatı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-posta-teskilati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-posta-teskilati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2015 11:14:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=102045</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk posta teşkilatı ne zaman kuruldu? İlk posta kim tarafından kurulmuştur? Osmanlıda ilk posta teşkilatı? Posta teşkilatı ile ilgili sorular aklıma takılmaktadır. Bizde bu sorulara cevaplar verelim. Türkiye&#8217; de ilk posta teşkilatlanması Osmanlı döneminde başlamış yılı ise 1834 olarak bilinmektedir. Bu yıl Osmanlı İmparatorluğunun başında II. Mahmut saltanat sürmekteydi. O zamana kadar Türklerde posta gönderme uygulaması orta [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-posta-teskilati/">İlk Posta Teşkilatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlk posta teşkilatı ne zaman kuruldu? İlk posta kim tarafından kurulmuştur? Osmanlıda ilk posta teşkilatı?</strong></p>
<p>Posta teşkilatı ile ilgili sorular aklıma takılmaktadır. Bizde bu sorulara cevaplar verelim. Türkiye&#8217; de ilk posta teşkilatlanması Osmanlı döneminde başlamış yılı ise 1834 olarak bilinmektedir. Bu yıl Osmanlı İmparatorluğunun başında II. Mahmut saltanat sürmekteydi. O zamana kadar Türklerde posta gönderme uygulaması orta çağdan süregelen şeklin devam şeklinde uygulanmıştır. İlk posta teşkilatının kurulma amacı hem gelir elde etmek, hemde halkın haberleşmesini sağlamaktır. Avrupa&#8217; da bu sistem daha önceden kurulmuştur.<img loading="lazy" decoding="async" class=" size-full wp-image-102048 aligncenter" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/osmanli_dagitici.jpg" alt="osmanli_dagitici" width="472" height="310" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/osmanli_dagitici.jpg 472w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/osmanli_dagitici-300x197.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 472px) 100vw, 472px" /></p>
<p>Sultan Mahmut vezirine, mektupların İstanbul&#8217;dan diğer şehirlere diğer şehirlerden de İstanbul&#8217; a düzenli bir şekilde gidip gelmesini ve bu gidip gelen postalardan da devletin para kazanmasını, bütün bunları sağlayacak bir postalanma teşkilatı kurulmasını da emretmiştir. Teşkilatlanma oluşmadan önce saraydan diğer şehirlere gönderilen mektupları çavuşlar, divan-ı Hümayundan taşraya, taşradan da divan-ı Hümayuna gönderilen mektupları da tatarlar götürürlerdi. Tatarlar taşıdıkları mektupları atlar vasıtasıyla götürüp geri getirirlerdi. Genel olarak 1834 yılına kadar posta gönderme şekli bu şekilde uygulanırdı. Yani postalama işlemi sadece resmi evraklarda kullanılmaktaydı. Bu dönemde Avrupa&#8217; da uygulanan <strong>posta teşkilatı</strong> çok daha fazla gelişmişti. Bu gelişim farkına varan Sultan Mahmut yenileme istemişti. 1837 yılında ilk kez <strong>Postahane-i Amire müdürlüğü </strong>kuruldu. Bu sayede tatarlar yerine posta memurları ve arabaları menzilhaneler yerine de posta merkezleri yerini aldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" size-full wp-image-102047 alignleft" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/posta-teskilati.jpg" alt="posta-teskilati" width="300" height="201" />Üsküdar’dan İzmit’e kadar bir posta yolu ve bu yolu muhtelif yerlerine posta merkezleri inşa edilmiş, Hassa Müşiri Mareşal Ahmed Fevzi Paşa sorumlu olarak atandı. Bu posta yolu, kısa bir sürede tamamlanarak hizmete açıldı. Kartala kadar olan bölümü tamamlandığında, açılışında II. Sultan Mahmud bizzat bulundu. Türkiye’de, halkın hizmetine ayrılmış ilk postahane, İstanbul Yenicami yakınındaki Cizyehane dairesinde Postahene-i Amire adıyla 1840 yılında hizmete açılmıştır. Bu binanın bulunduğu arsa üzerine daha sonradan eski postane olarak bilinen kagir bina inşa edilmiştir. Bu bina 1927 yılından bu güne İş Bankası olarak hizmet vermektedir.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-posta-teskilati/">İlk Posta Teşkilatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-posta-teskilati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Truva</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/truva/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/truva/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2015 13:06:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=102006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Troia o zamanlar dünyanın en büyük surlarından çevrili ve geçilmesi aşılması zor bir şehirdi. Şehir görüntü itibari ile dağların arasını birleştiren ve kat kat yükselen görünüşü ile olduğu kadar stratejik olarak da önemli bir yere sahipti. Bu şehrin en önemli özelliği düşman ne kadar güçlü olursa olsun surları aşamıyorlardı, surlar şehri korumaya yetiyordu. Truva Atının çıkışı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/truva/">Truva</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Troia o zamanlar dünyanın en büyük surlarından çevrili ve geçilmesi aşılması zor bir şehirdi. Şehir görüntü itibari ile dağların arasını birleştiren ve kat kat yükselen görünüşü ile olduğu kadar stratejik olarak da önemli bir yere sahipti. Bu şehrin en önemli özelliği düşman ne kadar güçlü olursa olsun surları aşamıyorlardı, surlar şehri korumaya yetiyordu.</p>
<p><strong>Truva Atının </strong>çıkışı burada başlamıştır. Şehri kuşatmış olan düşman askerleri bir türlü kaleyi aşıp şehre giriş yapamıyorlardı, savaş yaklaşık on yıl sürdü, askerler bitkin ve yorgun düştüler, çok daha fazla kişiye ve silah gücüne sahip olmalarına rağmen şehri alamayacaklarını düşündüler. İşte tam bu zamanda da akıllarına bir fikir geldi, biraz da kurnazca davranarak tahtadan bir at yaparlar. Plana göre savaştan çekileceklermiş gibi yaparlar ve arkalarında tahtadan atı bırakırlar. Kral <strong>Odysseus</strong>, seçkin komutanlar ve askerler atın içine gizlenirler. Diğerleri gemileri Bozcaada&#8217;nın diğer tarafına Troyalıların göremeyecekleri bir yere gizlerler. Amaç Truva atını, Troianın surları içine almasını beklemektir ve beklenen gerçekleşir içeri girerler gece el ayak çekildiğinde kalenin kapısını açarlar ve gemide bekleyenleri içeri alırlar, böylece savaşı kazanırlar ve bu da Odysseus&#8217;un efsanesi olarak bilinir. Troia şehrin asıl adıdır günümüzde ise Truva olarak geçmektedir. Truva&#8217;da 3 bin yıldan beri çok fazla uygarlık yaşamıştır ama Truva&#8217;yı ortaya çıkaran Alman tarihçi <strong>Schliemann</strong>  olmuştur</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-102013" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva-1.jpg" alt="truva-1" width="712" height="570" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva-1.jpg 712w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva-1-300x240.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 712px) 100vw, 712px" /></p>
<p><strong>Schliemann</strong>, Osmanlı İmparatorluğu’ndan aldığı ferman ve izinlerle kazı çalışmalarına başlamış ve kısa sürede <strong>Truva</strong>‘nın ilk katlarına ulaşmıştır. Zamanın tarihçileri buranın sadece mezarlık olduğunu söylemişler şehrin ise çok farklı yerde olduğunu savunmuşlardı. Alman bilimci kendin emin şekilde kazılarına devam etmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-102011" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva-sehri.jpg" alt="truva-sehri" width="712" height="498" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva-sehri.jpg 712w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva-sehri-300x210.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 712px) 100vw, 712px" /></p>
<p>Zaman geçtikçe çokta bir netice alamıyorlardı kazıyı sadece eşi ve birde Rum bir araştırmacı ile yapmaktaydı. Böyle kazılarla umutsuz bir şekilde devam ettiler pek bir netice almayacağını eşiyle dertleşirken söylüyordu, bu konuşma esnasında birden gözüne bir çukur ilişti ve eşelemeye başladı. Burada gördüğü tarihte meşhur bir yere sahip olan &#8220;<strong>Kral Priamos’un Hazineleri</strong>&#8221; olarak bilinen hazineye ulaştılar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-102012" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva.jpg" alt="truva" width="712" height="647" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva.jpg 712w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/truva-300x273.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 712px) 100vw, 712px" /></p>
<p>Hazineyi kimseye sezdirmeden Osmanlı topraklarından sızdırmaya çalıştılar ve başarılı oldular bunu durumun ortaya çıkmasından sonra Osmanlı devleti dava açtı ve dava Atina şehrinde görüldü. Schliemann&#8217; a 10 bin frank gibi gülünç bir rakam ceza verildi, buna dünden razı olan ünlü tarihçi bunun 5 katını ödeyerek 50 bin frank ödedi. Schliemann kazı çalışmalarında tarihçiler için öneme alınmasa da o haklı çıktı adına efsaneler yazılan <strong>Truva şehri </strong> tüm dünya tarafından kabul edildi.</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/truva/">Truva</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/truva/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nostradamus Kehanetleri</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/nostradamus-kehanetleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/nostradamus-kehanetleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2015 11:21:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=101979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçmişten günümüze tarihte ileride ne olacaklar hakkında yorumlar yapılmaktadır. İnsanoğlu sürekli ileriyi merak eden bir yapıya sahip olmuş bunlar hakkında yorum yapanları dinlemiş ve hatta kendi tahminince olacaklar hakkında yorumlar yapmışlardır. Bunlardan en çok kendinden söz ettiren ve kehanetlerini tutacağına inan Nostradamus dur. Nostradamus yaklaşık 500 yıl önce yaşamış ve açık açık kehanetleri söylememiş sadece şifreli [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nostradamus-kehanetleri/">Nostradamus Kehanetleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişten günümüze tarihte ileride ne olacaklar hakkında yorumlar yapılmaktadır. İnsanoğlu sürekli ileriyi merak eden bir yapıya sahip olmuş bunlar hakkında yorum yapanları dinlemiş ve hatta kendi tahminince olacaklar hakkında yorumlar yapmışlardır. Bunlardan en çok kendinden söz ettiren ve kehanetlerini tutacağına inan Nostradamus dur.</p>
<p>Nostradamus yaklaşık 500 yıl önce yaşamış ve açık açık kehanetleri söylememiş sadece şifreli bin kıta halinde yazmıştır. Her biri uyaklı iki beyitten oluşan 4&#8242; lükleri, asırlar sonra bilinen 100&#8242; lük guruplar halindedir. Asırlar önce tüm dörtlükleri tahminen 1555 yılında yayınlamıştır. <b>Kehanet </b>dediğimizde aklımıza ilk gelen isim <strong>Nostradamus </strong>olmuştur. Çok önceden öngördüğü şimdiler de ortaya çıktığı düşünülmektedir.</p>
<p class="title single-title"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-102001 size-full alignleft" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/Nostradamus_Predictions_2013-150x150-e1429788390112.jpg" alt="Nostradamus" width="150" height="150" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/Nostradamus_Predictions_2013-150x150-e1429788390112.jpg 150w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/Nostradamus_Predictions_2013-150x150-e1429788390112-64x64.jpg 64w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" />Nostradamus varlıklı bir ailede doğmuştur. Daha çocuk yaşlarda ileri görüşlü davranışlar sergilemiş bunu da ilk keşfeden büyük babası olmuştur. Büyük babası, eski Yunancayı, Latinceyi, İbraniceyi öğretmiş ve bunların yanında matematik ile simyayı da öğretmişti. Büyük babası hemen hemen her konuda eğitimler veriyordu, klasik edebiyat, tarih, tıp, astroloji ve şifalı otlarla tedavi gibi alanlarda torununu eğitti ve küçük yaşta bilgi birikimini arttırdı. Nostradamus bu bilgi birikimi ile tıp alanını tercih etti ve dedesinden almış olduğu eğitim kendisine çok faydası oldu. Hastalarına ilaç vermek yerine şifalı bitkilerle tedavi etmeyi tercih etti. Sonra soylu bir ailenin kızı ile evlendi ve iki çocuğu oldu, salgın hastalıkta eşini ve çocuklarını kaybetti. Bu hastalıkta ailesini kaybetmesi sonucu kendisine duyulan güven azaldı, saygınlığı geriledi. İlerleyen dönemde ikinci defa evlendi 6 çocuğu oldu. Evde ki herkes uyurken o çalışmalarına devam etti ve bu çalışmaları sırasında insanoğlunun kıyamete kadar karşılaşacağını düşündüğü olayları beyitler halinde &#8220;<strong>Yüzyıllar</strong>&#8221; kitabını yazdı. İşte</p>
<p class="title single-title"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-102000" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/nostradamus-kehanetleri.jpg" alt="nostradamus-kehanetleri" width="712" height="451" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/nostradamus-kehanetleri.jpg 712w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/04/nostradamus-kehanetleri-300x190.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 712px) 100vw, 712px" /></p>
<p class="title single-title">Nostradamus kehanetleri;</p>
<ul>
<li class="title single-title">&#8220;2016-2020 yılları arasında Mehdi Asya&#8217;dan çıkacak ve dünya o çıktığında altın çağını yaşayacak&#8221; demiştir.</li>
<li class="title single-title">Atomik bir saldırının gerçekleşeceğini ve bu saldırıdan sonra taş üstünde taş kalmayacağını söylemiştir.</li>
<li class="title single-title">2025 yılına kadar dünya eksenin değişeceğini söylemiştir. ABD&#8217; nde bir bilim adamı bunu doğrulayıcı açıklamalarda bulunmuştur.</li>
<li class="title single-title">2050 Yılında, iki Almanya’nın birleşmesi ve Yerküre üzerinde 57 yıl süreyle barışın hakim olması. Ayrıca, Nostradamus’un büyük bir kahin olarak tanınıp herkesçe kabul edilmesi.</li>
<li class="title single-title">2076 Yılında, bir ihtimal, Avrupa ile Asya / Afrika ülkeleri arasındaki 4. Dünya Savaşı’nın çıkması. Savaşın 25 yıl sürmesi ve bitiminde yarı yarıya çöle dönmüş bir dünya bırakması.</li>
<li class="title single-title">2106 Yılında, 4. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve 1000 yıllık barış döneminin başlaması. Bugün için düşünülmesi bile zor olan olağanüstü buluş ve gelişmelerin ortaya çıkması. Yüksek bir yaşam düzeyi.</li>
<li class="title single-title">3750 Yılında, yeni bir savaş ve o güne değin yaşanmamış ölçüde bir korku dalgası.</li>
<li class="title single-title">3797 Yılında, son günün gelip çatması ve yeryüzü ile gökyüzünün yepyeni bir çevreye bürünmesi. İnsanoğlunun ölümsüzlüğe erişmesi. Her türlü kötülüğün, bir daha geri gelmemek üzere saf dışı edilmesi ve ölümün ölümsüzlüğe dönüşmesi.</li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nostradamus-kehanetleri/">Nostradamus Kehanetleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/nostradamus-kehanetleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
