<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Toplum | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/toplum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 May 2018 09:02:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Siyaset Felsefesi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/siyaset-felsefesi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/siyaset-felsefesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jun 2013 08:25:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Akli (Rasyonel) Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Birey nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Brokrasi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[İktidar nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Meşruiyetin Ölçüsü Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=38694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyaset Felsefesi Siyaset Arapça kökenli bir kelimedir. Yönetmek anlamına gelir. Batı dillerinde kullanılan politika ise eski Yunanca&#8217;da şehir ile ilgili işlerin idaresi anlamında &#8220;polis&#8221; kelimesinden gelmektedir. Günümüzde siyaset yönetim ile ilgili işlerin bütününü ifade etmektedir. Siyaset olgusuna yönelmeleri bakımından bilim ve felsefe arasında farklılıklar vardır.  Siyaset Bilimi Siyasal güçlerin nasıl ve hangi koşullarda ortaya çıktığını, yönetsel biçimler arasındaki farkları, ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/siyaset-felsefesi/">Siyaset Felsefesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Siyaset Felsefesi</h2>
<h3>Siyaset</h3>
<p>Arapça kökenli bir kelimedir. Yönetmek anlamına gelir. Batı dillerinde kullanılan politika ise eski Yunanca&#8217;da şehir ile ilgili işlerin idaresi anlamında &#8220;polis&#8221; kelimesinden<br />
gelmektedir. Günümüzde siyaset yönetim ile ilgili işlerin bütününü ifade etmektedir. Siyaset olgusuna yönelmeleri bakımından bilim ve felsefe arasında farklılıklar vardır.</p>
<h3> Siyaset Bilimi</h3>
<p>Siyasal güçlerin nasıl ve hangi koşullarda ortaya çıktığını, yönetsel biçimler arasındaki farkları, ve ilişkileri, bu yönetim biçimlerinin ne tür sonuçlar doğurduğunu olgusal bir biçimde araştıran bilim dalıdır. Siyaset bilimi de diğer bilimler gibi sebep &#8211; sonuç ilişkilerini değerlendiren kuramsal açıklamalar getiren bir alandır. Yani tüm bilimlerde bulunan deterministik yaklaşım siyaset bilimi için de söz konusudur. Siyaset bilimi, siyaseti ve bununla ilgili konularda olanı incelerken, olması gereken sorgulamak ve tasarlamak siyaset felsefesi alanında yapılır. Yani siyaset biliminin işi olması gerekeni sorgulamak, araştırmak değil, olanı sorgulamak ve açıklamaktır.</p>
<h3>Siyaset Felsefesi</h3>
<p>Yönetim, iktidar, siyaset, devlet gibi temel siyaset kavramlarını sorgulayan, açıklamaya çalışan, bunun yanında iyi bir yönetimin nasıl olması gerektiği, iyi bir yöneticide bulunması gereken özellikleri, egemenliğin kaynaklarını araştıran felsefe alanıdır. Siyaset felsefesi ve siyasetin kendisi dönemsel olarak farklı problemlerle uğraşmış farklı açıklamalar getirmiştir. Çünkü siyasetin kendisi içinde bulunduğu toplumsal koşulların bir ürünüdür. ilkçağ, ortaçağ ya da yeniçağ farklı toplumsal koşullar bütününü ifade etmektedir. Dolayısıyla, farklı ekonomik ve tarihsel koşullar altında siyaset ve siyaset felsefesi de farklı konularla ilgilenmiştir. Örneğin ortaçağda tüm insanların bir din etrafında toplanması söz konusu iken,<br />
yeniçağda birey ve bireyin özgürlükleri öne çıkmıştır.</p>
<h3>Siyaset Felsefesinin Temel Kavramları</h3>
<p><strong>Siyaset</strong><br />
insan, devlet ve ülke yönetimi ile ilgili her şey anlamında kullanılır.<br />
<strong>Birey</strong><br />
Bir toplumun üyesi olan ve üyesi olduğu toplumu oluşturan, mevcut konumunun farkında olan insandır. Siyaset felsefesinde birey, özgür olan ya da olmayan, yöneten ya da yönetilen birey olarak siyasi ve hukuki olarak konumlar alır.<br />
<strong>Toplum</strong><br />
Sınırları belirli bir toprak parçası üzerinde, karşılıklı iletişim, ve etkileşim içinde olan insanların oluşturduğu bütünlüktür. Bir toplum içinde sosyal ve ekonomik ilişkiler vardır. Bu ilişkiler tarihsel ve toplumsal bir temel üzerinde şekillenir. Çağdaş toplum anlayışı siyasal bir organizasyon anlamını da taşır. ilkel topluluklara göre, günümüz toplumlarında bireyler arasındaki ilişki doğal temellere göre değil, siyasal nitelikli hukuki sözleşmelere göre düzenlenir.<br />
<strong>Devlet</strong><br />
Sınırları belirlenmiş bir alanda yaşamakta olan toplumun en büyük siyasal ve hukuki kurumudur. Devlet toplum içersinde birtakım görevlerin yerine getirilmesinden sorumlu, hiyerarşik bir yapı içinde işleyen bir örgüttür. Devletin var olabilmesi için bir toplumun olması gereklidir. Ayrıca bu toplumun üzerinde yaşadığı, sınırları belirlenmiş bir toprak parçasının yani vatanın varlığı gereklidir. Vatanın olmadığı durumlarda bir toplumun varlığından bahsedilse bile bir devletin varlığı söz konusu olamaz.<br />
<strong>İktidar</strong><br />
Bir toplum içerisinde devletin, toplumu yönetebilme gücüne sahip olmasına iktidar denir. iktidarın gerçekleşme yolları, iktidarın kaynağı farklı temellere dayanabilir. iktidar sahibi devletin toplumu idare etmesine yönetim denir. Tarihsel koşulların değişmesi, devlet biçimlerinin, iktidarın kaynağının ve yönetim biçimlerinin değişmesinde etkilidir. Devlet, iktidar ve yönetim kavramları birbirleri ile yakından ilişkilidir.<br />
<strong>Bürokrasi</strong><br />
Devlet mekanizmasını oluşturan, devleti gerçek kılan, devlet işlerini uygulamaya geçiren, bürokratlardan (memurlardan) oluşan mekanizmadır.<br />
<strong>Meşruiyet</strong><br />
Devlet iktidarının hukuka uygunluğu, yasal bir zeminde bulunmasıdır.<br />
<strong>Hukuk</strong><br />
Toplumsal yaşantı içinde bireylerin diğer bireylere ve devlete olan ilişkilerini ya da devletin diğer devletlerle olan ilişkilerini düzenleyen ilke ve kurallar bütünüdür. Hukuka ait yazılı kurallara yasa, hukukun bireylere tandığı yetkiye hak denir. Bireylerin bu hakları kullanabilmelerine hukuki alanda özgürlük denir. Bu özgürlüklerin sonuçlarını kabul etmeye ise sorumluluk denmektedir.<br />
<strong>Sivil toplum </strong></p>
<p>Bireylerin devlet karşısında bireysel değil, birlikte davranabilmeleri, hak ve özgürlüklerini savunabilmeleri için oluşturdukları birliklerdir. Sivil toplum örgütlerinin etkin olduğu toplumlarda devlet, birey üzerinde egemenlik kuramamaktadır. insanlar biraraya gelerek devletin yıkıcı gücü karşısında bir kuvvet oluştururlar ve haklarını savunurlar. Sivil toplum, çağdaş demokratik toplumların bir özelliğidir.</p>
<h3>Siyaset Felsefesinin Temel Soruları</h3>
<h4>1) İktidarın Kaynağı Nedir?</h4>
<p>iktidarın kaynağı problemi, iktidar sahibi güç olarak devletin halkı yönetme gücünü nereden aldığı anlamına gelir<br />
<strong>Örneğin;</strong></p>
<ul>
<li> Krallıklarda: iktidarın kaynağı gelenekler ve dindir.</li>
<li> Teokrasilerde: iktidarın kaynağı Tanrı&#8217;dır.</li>
<li> Demokrasilerde: iktidarın kaynağı halkın özgür iradesidir.</li>
</ul>
<p>Platon&#8217;a göre devlet, insanların doğal ihtiyaçlarının bir sonucudur. iktidarın kaynağı ise yönetimde, adil bilgece davranacak insanların halkın işlerini idare etmelerine olan ihtiyaçtır. Böylece oluşan iktidar; kaynağını, bireylerin doğal ihtiyaçlarından almaktadır. Karl Marx&#8217;a göre ise iktidar, kaynağını toplumsal sınıflar arasındaki mücadelede bulur. Bu mücadeledeki devleti kontrol eden sınıf, iktidarını, toplumsal koşullara, ekonomik yapıya ve devlet gücüne dayandırarak sürdürür. iktidar kaynağını ekonomik, sosyal ve tarihsel altyapıdan alır.</p>
<h4>2) Meşruiyetin Ölçüsü Nedir?</h4>
<p>Meşruiyet, yönetici gücün halkı yönetirken yasal bir zemine dayanması demektir. Yasal olma durumu farklı toplumsal siyasi dönemler için farklı anlamlara gelmektedir.Bu soruya farklı üç yaklaşım yanıt verilmiştir.</p>
<ul>
<li> Birinci yaklaşıma göre devlet ve iktidar bireylerin ahlaki bakımdan olgunlaşma ihtiyacına yanıt verdiği sürece meşrudur. Aristoteles&#8217;e göre devletin meşru olabilmesi için yurttaşlarını ahlaki bakımdan olgunlaştırmalıdır. ibni Haldun&#8217;a göre de, insanların ihtiyaçlarını yasalarla garanti altına alan iktidar meşrudur</li>
<li>ikinci yaklaşıma göre meşruyetin ölçütü, Tanrı&#8217;nın emirlerini yerine getirmektir. Yani iktidar dinsel misyonu yerine getirdiği sürece meşrudur. Ortaçağ düşünürlerine göre iktidar, Tanrı&#8217;nın yeryüzündeki temsilcisi olduğu sürece meşrudur.</li>
<li>Bu konudaki diğer bir yaklaşıma göre devletin uygulamaları ortak iradeye hizmet ettiği sürece meşrudur.</li>
</ul>
<p><strong> Halkın iradesine uymayan iktidarlar gayri meşrudur.</strong></p>
<h4>3. Egemenliğin kullanılma biçimleri nelerdir?</h4>
<h5>a. Geleneksel Egemenlik</h5>
<p>Egemenliğin kaynağı; örf ve âdetlerdir. Yöneten-yönetilen ilişkisi, geleneklere ve toplumsal inançlara göre düzenlenir. Egemenlik bir soya aittir ve babadan oğula geçer<br />
(Osmanlı imparatorluğu&#8217;nda olduğu gibi).</p>
<h5>b. Karizmatik Egemenlik</h5>
<p>Yönetilenlerin; liderde bulunan olağanüstü niteliklerin, kendilerini en iyi duruma getirecek yetenekte olduğunu kabul etmesi ile ortaya çıkar. Yöneticinin kişisel otoritesine itaat vardır. Önemli olan, yasalar, yazılı kurallar değil, liderin otoritesi karizmasıdır. Bu otorite olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilir.</p>
<h5>c. Akli (Rasyonel) Egemenlik</h5>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Atatürk.png"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38695" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Atatürk-207x300.png" alt="Atatürk" width="207" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Atatürk-207x300.png 207w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Atatürk.png 314w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" /></a></p>
<p>Akla ve hukuka dayanan egemenlik türüdür. Egemenlik halka aittir; halk adına kullanılır. Yöneticiler yazılı kurallara bağlı olarak iktidara gelirler, yetkilerini kullanırlar ve iktidardan<br />
ayrılırlar. Seçim sonuçlarına göre hükümetin kurulması gibi.</p>
<h4>4. Bireyin Temel Hakları Nelerdir?</h4>
<p>Demokratik toplumlarda insanların yasalar karşısında eşit sayılmaları gerektiği kabul edilir. Bu toplumlarda bireylerin sahip olduğu baz hak ve özgürlükler vardır. Devlet<br />
bu hakları yasalar ile güvence altına alır.<br />
<strong>Kişisel Haklar:</strong> Yaşama hakkı, düşünme ve düşündüğünü ifade etme özgürlüğü örnek verilebilir.<br />
<strong>Voltaire;</strong> &#8220;Söylediklerinizin hiçbirinde sizinle aynı görüşte değilim; ancak onları söyleme hakkınızı ölünceye kadar savunacağım.&#8221; demiştir. Voltaire, bu sözüyle düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmuştur.<br />
<strong>Toplumsal ve Ekonomik Haklar :</strong> Çalışma, eğitim görme, sağlık, mülkiyet hakkı bunlar örnek verilebilir.<br />
<strong>Siyasal Haklar :</strong> Seçme ve seçilme hakkı siyasal hakların en önemlilerindendir.</p>
<h4>5. Sivil Toplumun Anlamı Nedir?</h4>
<p>Sivil toplum, devlet kurumlarının dışında, insanların veya toplumun çıkarlarını korumak amacıyla örgütlenmiş demokratik yapıdır. Sendikalar, vakıflar, dernekler, cemaatlar,<br />
okul aile birlikleri birer sivil toplum kuruluşlarıdır. Özgür vatandaşlardan meydana gelen, özerk yapılar olan, bireyin temel haklarını koruyan, yönetime dolaylı da olsa katılma işlevini yerine getiren sivil toplum örgütleri demokratik gelişmeye katkıda bulunurlar.<br />
Düşünme özgürlüğü, çoğulculuk, siyasal katılım, hoşgörü, özerk bir örgütlenme sivil toplumu meydana getiren başlıca elemenlardır.</p>
<h4>6. Bürokrasiden Vazgeçilebilir Mi?</h4>
<p>Büroksi, memurların hiyerarşik bir şekilde oluşturduğu topluluktur. Memurlar, yasalar çerçevesinde devletin işlerini yürütürler. Bürokraside memurların yetkileri kendisine<br />
değil görevine aittir. Yetkili birey bu yetkiyi, görev süresince kullanabilir. Her memurun görevi kesin sınırlarla belirlenmiştir. Bundan dolayı uzmanlaşma ve iş bölümü en üst düzeydedir. Ancak işlerin yavaş yürütülmesi bürokrasiye eleştirilerin yapılmasına neden olmuştur. Araç olması gereken bürokrasi günümüzde bir amaç durumuna gelmiştir. Siyasi gücün emrinde olması gereken bürokrasi, bugün siyasal güç haline gelmiştir. Weber bunu şu sözleriyle dile getirmiştir. &#8220;Güncel görünümlerinde siyasi iktidarı bürokrasi kullanır. Eğer yönetim makinesinin tüm dişlileri uygulamasını güvence altına almazsa, parlemento görüşmelerinde çoğunluğun aldığı kararlar,ölü satırlar olarak kalmaya mahmuk olur.&#8221; Mill&#8217;e göre bürokrasi, kuralcılığın, katılığın, beceriksizliğin, yavaşlığın, gereksiz işlerin simgesidir. Bürokrasi özgürlüğü ve iktidarı sürekli tehdit eden bir güçtür.</p>
<h2><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif;">Siyaset Felsefesinin Temel Problemleri</span></span></h2>
<h3>1) Devlet &#8211; Düzen İlişkisi</h3>
<p>Devlet, toplum içerisinde bir düzenin devamını sağlayan temel araç olma özelliğiyle, siyaset felsefesinin en temel kavramlarından biridir. Devletin nasıl bir düzen sağlayacağı, düzenin ne olduğu ya da devletin düzeni sağlayamaması durumunda ortaya çıkacak durumlar, ideal toplum ya da devlet düzen siyaset felsefesinin temel problemlerini oluşturmaktadır.</p>
<h4>a) Devleti doğanın devamı olarak gören yaklaşım</h4>
<p>Felsefe tarihinde Platon, Aristoteles, gibi filozoflarca savunulan bu görüşe göre devlet, biyolojik bir organizma gibi doğanın bir devamıdır. İnsanın kendi kesinde yetememesi onu diğer insanlarla bir bütünlük kurmasını, yani devletin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yani devlet, insan doğasının zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.</p>
<h4>b) Devleti yapay bir varlık olarak gören yaklaşım</h4>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/J.J.-Rousseau.png"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38696" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/J.J.-Rousseau-225x300.png" alt="J.J. Rousseau" width="225" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/J.J.-Rousseau-225x300.png 225w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/J.J.-Rousseau.png 312w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></a></p>
<p>Bu yaklaşıma göre devlet, insan doğasına uygun olmayan fakat toplu halde yaşamı devam ettirebilmek için bireyler arasındaki birtakım anlaşmalara, sözleşmelere dayanan bir düzen oluştururlar. Devletin ve bireyin karşılıklı sorumluluk ve hakları olduğunu savunan bu yaklaşım, bu hak ve sorumlulukların birtakım sözleşmelerle güvence altına alınmış olduğunu savunur. Böylece düzen, toplumun genel iradesini yansıtmış olmaktadır. J.J.Rousseau ve T.Hobbes gibi düşünürler bu fikri savunmaktadırlar.</p>
<p><strong>Düzen</strong><br />
Toplumsal tüm ilişkilerin sosyal, ekonomik vs. önceden belirlenmiş birtakım hukuk kurallarına uygun olarak sürdürülmesidir.<br />
<strong>Karmaşa</strong><br />
Toplumda hüküm süren düzenin çeşitli sebeplerle, ortadan kalkması, toplumsal kuralların işlemez hale gelmesi durumudur. Karmaşa durumunda alışılmış ilişkiler sona ereceğinden bir çok birey tarafından karmaşa istenmeyen bir durumudur. Karmaşa ancak ortaya çıkaranların çıkarına olan geçici bir durumdur. Yeni bir düzen ile toplumsal varlık devam eder. Diğer durumda toplumların varlıkları tehlikeye girer.</p>
<h3>A) İdeal Devlet Düzeni Olabilir mi?</h3>
<h4>1) İdeal devlet düzeninin olmayacağını savunanlar</h4>
<p><strong>Sofistler</strong></p>
<p>Bu yaklaşıma göre doğada hüküm sürmekte olan bir doğal hukuk vardır. İnsanlar da bu hukuka uymalıdırlar. İnsanlar doğal hukukun yerine, kendi yaptıkları pozitif hukuku koyarak doğadaki uyumu bozmaktadırlar. İnsan pozitif hukuku ve onun temelinde bulunduğu devlet yapısının tümden reddetmeli ve doğal hukuka uymalıdır. İnsan ancak kendi doğasına uygun bir hukuka göre hareket ederse mutlu bir yaşama sahip olabilir.<br />
<strong>Nihilistler</strong><br />
Devletin, insan özgürlüklerini kısıtlayacağını savunan nihilistler, ideal bir devlet düzeninin olmayacağını savunurlar. Onlara göre devlet insanlar arasındaki eşitsizliğin temel kaynaklarından biridir.<br />
<strong>Kinikler</strong><br />
Devletin zararlı ve insan doğasına aykırı bir kurum olduğuna inanırlar.<br />
<strong>Anarşistler</strong><br />
<a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Piotr-Kropotkin.png"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38697" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Piotr-Kropotkin-202x300.png" alt="Piotr Kropotkin" width="202" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Piotr-Kropotkin-202x300.png 202w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Piotr-Kropotkin.png 318w" sizes="(max-width: 202px) 100vw, 202px" /></a></p>
<p>Devlet hiyerarşik düzeni ile, çıkardığı yasalar ile, insanlar arasındaki eşitsizliği artırır. Kendi emrettiği gibi yaşamayan insanlara yaptırımlar uygular. O halde devlet ve insanlar arasındaki tüm hiyerarşik düzenler yıkılmalıdır. Devleti mülk sahibi bir grubun mallarının korunması için diğer insanlar üzerinde baskı kuran, özgürlükleri kısıtlayan bir kurum olarak gören anarşistlere göre ideal bir devlet düzeni olanaksızdır.</p>
<h4>2) İdeal devlet düzeninin olabileceğini savunanlar</h4>
<p><strong>Özgürlükçüler</strong><br />
<a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/John-Locke.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38698" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/John-Locke-223x300.png" alt="John Locke" width="223" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/John-Locke-223x300.png 223w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/John-Locke.png 330w" sizes="auto, (max-width: 223px) 100vw, 223px" /></a></p>
<p>ideal devletin temeline özgürlük fikrini koyan liberaller, Sanayi Devrimi sonrasında soylulara başkaldıran sanayici ve tüccarların fikirlerini simgeliyordu. Locke ve A.Smith en tanınmış<br />
liberallerdendir. Liberallere göre bir şeyin kendini devlete adaması yanlıştır. Asıl, devlet bireyler için varolmalı, bireylerin her türlü yaşam ve mülk edinme hakkını savunmalı, korumalıdır. ideal bir devlet ve toplum düzeni ancak bu şekilde gerçekleştirilebilir.<br />
<strong>Eşitlikçiler (Sosyalizm &#8211; Komünizm)</strong><br />
<a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Karl-Marx.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38699" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Karl-Marx-224x300.png" alt="Karl Marx" width="224" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Karl-Marx-224x300.png 224w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Karl-Marx.png 388w" sizes="auto, (max-width: 224px) 100vw, 224px" /></a></p>
<p>Liberalizmin ekonomik alanda büyük eşitliksizlikler ve sınıf mücadeleleri yaratacağını savunan sosyalistler, bu ayrımların ortadan kaldırılması ve toplumsal bir eşitlik &#8211; getirilmesi gerektiğini savunurlar. Paranın adaletsiz dağılımı, üretim ilişkilerindeki dengesizlikler, insanların üretitikleri şeylere sahip olmamaları, insanlar arasındaki eşitsizlikleri, insanlar ve sınıflararası mücadeleleri ortaya çıkarmaktadır. ideal devlet düzeninde devlet her türlü eşitsizliği ortadan kaldırır ve bundan sonra artık devlete de gerek kalmaz.<br />
ideal bir devlet bu ortamı sağlayabilecek bir devlet olacaktır. S. Simon, R. Owen, K. Marx, F. Engels gibi düşünürler tanınmış sosyalist düşünürlerdir.<br />
<strong>Adaletçiler</strong><br />
Halklar arasında saygıyı ve adaleti temel alan bu yaklaşım herkes için aynı ve ortak kuralları öngörmektedir. Günümüz demokrasileri bu yaklaşımdan esinlenmektedir.<br />
<strong>Ütopyalar</strong><br />
<strong>Ütopya</strong><br />
Gerçek hayatta var olmamasına karşın, zihinde tasarlanan,olması istenen devlet ya da toplum düzeni. Ütopik filozoflar, yaşadıkları toplumsal düzene bir takım eleştiriler getirerek kendilerine göre, olması gereken devlet ya da toplum düzenini açıklamışlardır.<br />
<strong>Gerçekleşmesi İstenen Ütopyalar</strong><br />
<strong>&#8220;Ütopya&#8221; T.More</strong><br />
Thomas More &#8220;Ütopya&#8221; adlı eserinde, ideal bir devlet düzeni tasarlar. More, Platon&#8217;un yalnızca yöneticiler için düşündüğü yaşam şeklini, ideal devletin bütün insanları için düşünür.<br />
<a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Thomas-More.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38700" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Thomas-More-211x300.png" alt="Thomas More" width="211" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Thomas-More-211x300.png 211w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Thomas-More.png 312w" sizes="auto, (max-width: 211px) 100vw, 211px" /></a></p>
<p>More&#8217;a göre özel mülkiyetin olduğu yerde adalet sağlanamaz. Toplumun mutluluğu için eşitlik ilkesinden yola çıkılması ve özel mülkiyetin kaldırılması gerekir. More&#8217;un ütopyası ütopya denilen bir adada gerçekleşir. Bu adada 54 büyük ve güzel şehir vardır. Ütopya devletinde ortak mülkiyet esası vardır. Burada para kullanılmaz. Herkes ihtiyaçlarını parasız olarak karşılayabilir. Adadaki insanlar günde altı saat çalışırlar. Boş kalan zamanlarında güzel sanatlar ve bilim ile meşgul olurlar. Ütopya devletinde herkes inancında serbestir; ancak çoğunluk<br />
bir Tanrı&#8217;ya inanır. Ruhların ölümsüz olduğuna inanırlar. Bu da insanları aşırı tutkulardan korur. İsteyen istediği dine inanır. Ancak herhengi bir dini küçümsemek suçtur. Savaştan nefret edilir.<br />
&#8220;<strong>Güneş Ülkesi&#8221; Campanella</strong><br />
İtalyan siyaset düşünürü Campanella &#8220;Güneş Ülkesi&#8221; adlı eserinde ideal düzenini oluşturur.<br />
<a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Tomasso-Camanella.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38701" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Tomasso-Camanella-222x300.png" alt="Tomasso Camanella" width="222" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Tomasso-Camanella-222x300.png 222w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Tomasso-Camanella.png 316w" sizes="auto, (max-width: 222px) 100vw, 222px" /></a></p>
<p>Bu adada felsefe ve bilim egemendir. insanlar günde 4 saat çalışır. Geriye kalan zamanlarında ruhu ve bedeni geliştirecek uğraşlar içine girilir. Devletin başında hem filozof hem rahip olan bir hükümdar vardır. Bu devletle aile ve özel mülkiyet yoktur. Herşey ortaktır. Üretim ve tüketim ortaklaşa yapılır. Her şey ortaklaşa kullanıldığı için kötülük nedir bilinmez. &#8220;Devlet&#8221; <strong>Platon</strong><br />
İstenen ütopyaların ilkini &#8220;Devlet&#8221; adlı eserinde ortaya koymuştur. Devlet adlı eserinde, &#8220;Biz devletimizi bütün topluma birden mutluluk sağlasın diye kuruyoruz. Yoksa bir sınıf ötekilerden daha mutlu olsun diye değil; çünkü kurduğumuz bu devlette doğruluğu, en kötü yönetilen devlette de eğriliği hemen görürüz.&#8221; demektedir. Platon&#8217;a göre, insan, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamadığı için devlet oluşmuştur. Bu yüzden devletin görevi, insanların mutlu olabileceği bir toplumsal düzen sağlamasıdır. Bu da ancak, toplumsal düzenin ahlâk ilkelerine göre düzenlenmesiyle gerçekleşebilir.<br />
Platon&#8217;a göre, ideal bir devlet, üç sınıfın bulunduğu ve bu üç sınıfın arasında iş bölümünün olduğu devlettir. Bu sınıflar; işçiler, bekçiler ve yöneticilerdir.</p>
<p>İşçilerin görevi, devletin maddi ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bunların erdemi bilgiliktir. Yönetenlerin aile, özel mülk edinmeleri yasaktır. Bunlara felsefe öğretilecek, bilge olmaları sağlanır. Platon&#8217;a göre filozoflar hükümdar olduklarında &#8220;ideal devlet&#8221; gerçekleşmiş olacaktır.<br />
<strong>&#8220;Yeni Atlantis&#8221; Francis Bacon</strong><br />
İngiliz düşünür Francis Bacon &#8220;Yeni Atlantis&#8221; adlı eserinde bilimsel kesiflerin uygulandığı bir devlet tasarlamıştır. Bu devlet, &#8220;Ben Selam&#8221; adlı bir adada bulunan, bilime dayalı bir devlettir. Bu devlet, bilime dayalı bir devlettir. Bu devlet, kendi dışındaki dünya ile hiçbir ilgisi bulunmayan bir devlettir. Ancak 12 yılda bir, diğer ülkelere gemi yollayarak bilim ve teknik gelişmeleri öğrenirler. Fakat bunu gizlice yaptıkları için dış dünyanın onlardan haberi yoktur. Peru&#8217;dan Japonya&#8217;ya giden bir gemi fırtınaya kapılarak &#8220;Ben Selam&#8221; adasına sürüklenir. Bu adada her tür bilimi ve araştırmayı düzenleyen &#8220;Bilimler Hazinesi&#8221; adlı bu örgüt tarafından yönetilir.</p>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Francis-Bacon.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38702" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Francis-Bacon-213x300.png" alt="Francis Bacon" width="213" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Francis-Bacon-213x300.png 213w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Francis-Bacon.png 309w" sizes="auto, (max-width: 213px) 100vw, 213px" /></a></p>
<p>Bu aradaki insanlar sağlıklı, ahlâklı ve dürüst insanlardır. Ahlakın egemen olduğu bu devlet bilgiye dayalıdır. Yani &#8220;Yeni Atlantis&#8221;, bir bilgi devleti olarak tasarlanmıştır.<br />
<strong>&#8220;Erdemli Toplum&#8221; Farabi</strong><br />
İslam dünyasının ilk ve en büyük siyaset filozofu Farabi, &#8220;Medinet&#8217;ül Fazıla (Erdemli Şehir)&#8221; adlı eserinde, ideal devleti anlatır. Farabi&#8217;ye göre, insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarıyla yardımlaşarak yaşamak zorundadır. Bu amaçla insanlar bir araya gelerek toplumu oluştururlar. Bu, bir tür sözleşmedir. Farabi, toplumları ikiye ayırır: Erdemli toplumlar ve erdemsiz toplumlar.<br />
Erdemsiz toplumda insanların amacı maddi istekleri tatmin etmektir. Bu toplumlar, güçle yönetilirler ve güçlülerle ve güçsüzler arasında yapılan gizli bir sözleşmede güven bulurlar. Bu toplumlar, kötü ve erdemsiz bir toplumdur. Erdemli toplum, erdemli bireylerden oluşur. Bu toplumlarda insanlar birbirini sever, yardımlaşırlar. Erdemli toplumda iyilikler, doğruluklar, güzellikler birleşir. Erdemli toplumun başında yönetici olarak peygamber ve filozof olması gerektiğini savunur. Yönetici bedenen ve ruhen sağlam, dürüst, zeki, akıllı olmalıdır. Mala mülke düşkün olmamalıdır. Yönetici, bu erdemleri ve bilgisiyle toplumu yönetir.<br />
<strong>Gerçekleşmesi İstenmeyen Ütopyalar</strong><br />
<strong>(Karşı Ütopyalar/ Korku Ütopyaları)</strong><br />
<strong> &#8220;Cesur Yeni Dünya&#8221; A.Huxley</strong><br />
<a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Aldous-Huxley.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38703" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Aldous-Huxley-262x300.png" alt="Aldous Huxley" width="262" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Aldous-Huxley-262x300.png 262w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Aldous-Huxley.png 334w" sizes="auto, (max-width: 262px) 100vw, 262px" /></a><br />
Tüm insanların kuluçka merkezlerinde üretildiği; sevgi, acıma gibi duyguların insan hayatında olmadığı; din, sanat ve felsefe yapılmayan, bunun yerine, insanların bedensel hazza ve sınırsız eğlenceye gömülü bir şekilde yaşadığı; insan ilişkilerinin mekanikleştiği; anne ve babadan doğarak dünyaya gelmenin ayıp kabul edildiği; insani duyguların körelip çıkara dayalı ilişkilerin yaşandığı bir toplum düzenidir. Huxley bu yapıtıyla; hızlı teknolojik ilerlemelerin insanlığın üzerinde yarattığı yıkıcı ve dejenere edici etkiyi anlatmak istemiş ve insanları bu konuda uyarmaya çalışmıştır.<br />
<strong>&#8220;1984&#8221; G.Orwell</strong><br />
<a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/George-Orwell.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38704" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/George-Orwell-206x300.png" alt="George Orwell" width="206" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/George-Orwell-206x300.png 206w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/George-Orwell.png 317w" sizes="auto, (max-width: 206px) 100vw, 206px" /></a></p>
<p>George Orwell &#8220;1984&#8221; adlı eserinde, insancıl olan her şeyin ortadan kalktığı, korkak ve tepkisiz insanların olduğu, her şeyin devlet tarafından denetildiği bir dünyayı anlatmaktadır. 1984&#8217;de dünya üç büyük bloka ayrılır. Bunlar Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya&#8217;dır. Bu üç büyük devletin de yönetim biçimleri ve yaşam koşulları birbirine benzer. Üçü de denk güçte oldukları için aralarında bir savaş çıkmaz; ama sürekli sürtüşme halindedirler. Üç devletin de ortak yani toplumun zorbalıklarla yönetilmesidir. Bu toplumda insanlar, sürekli bir baskı altındadır. Her yere &#8220;Büyük Birader Seni Gözetliyor.&#8221; levhaları asılmıştır. insanlar evlerinde bile rahat değildirler. Herkesin hareketleri sürekli olarak gözetlenir. Toplumdaki yönetim insanları korkak, tepkisiz ve ihbarcı yapmıştır. Yönetime muhalefeti düşündürecek her şey ortadan kaldırılmıştır. Dilin denetimi sözcüklerin anlamlarıyla oynayarak yapılmıştır. &#8220;Savaş barıştır.&#8221;, &#8220;özgürlük esarettir.&#8221;, &#8220;Bilgisizlik güçtür.&#8221; sloganları her yere asılmıştır.<br />
<strong>Birey ve Devlet</strong><br />
Geçmişe baktığımızda her toplumda hakim olan bir güç ve bu güçün koyduğu kurallara uymak zorunda olan insanlar var olmuştur. Eski toplumlarda devletin görevi emir etmektir. Birey ise kuşkusuz boyun eğen, emirlere uyan durumdaydı. Fakat zaman içerisinde devlet birey ilişkisinde çeşitli gelişmeler olmuştur. Oluşan bu yenilikler, demokratik devlet yapısının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Artık devlet, emredici bir güç olmaktan çıkmıştır. Devlet, bireyin yaşama hakkını ve özgürlükleşmesini sağlamakla yükümlü olmuştur. Birey ise vergi vermek, yasalara uymak gibi sorumluluklarını yerine getirecektir. Kısaca, devlet olmadan birey var olamaz. Devlet de birey olmakdan var olamaz. O halde devlet bireye, birey de devlete feda edilemez. Birey ve devlet ilişkisinin bu duruma gelmesinin temelinde pek çok düşünür vardır. Bunlar Yusuf Has Hacip, John Locke, Montesquieu, John Stuart Mill&#8217;dir.</p>
<h5>Yusuf Has Hacip</h5>
<p>&#8220;Kutadgu Bilig&#8221; adlı eserinde birey ve toplum ilişkisini dile getirir. Ona göre devlet adaleti temel olarak, yasalara dayanarak, bireyin mutluluğunu amaçlamalıdır. Hükümdar yasaları koyar, adaletle uygular. Hükümdarın görevi, bireylerin huzur içinde erdemli olarak yaşamasını sağlamaktır. Buna karşılık birey de erdemli olmaya çalışmalıdır. O zaman birey &#8211; devlet ilişkisi istenen duruma gelir.<br />
<strong>John Locke</strong><br />
İngiliz filozofu Locke&#8217;a göre insanlar doğuştan birtakım haklara sahiptirler. Bu haklar; yaşama, düşünme hakkı, mülk edinme hakkı gibi doğal haklarıdır. Bireyler bu haklarını koruyabilmek için devlet düzenine geçmişlerdir. Böylece bu haklar, yasalarla güvence altına alınmıştır.  Locke&#8217;a göre devletin temel görevi, insanların doğal haklarını korumak ve geliştirmektir.</p>
<h5>Charles de Montesquieu (1689 &#8211; 1755)</h5>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Charles-de-Montesquieu.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38705" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Charles-de-Montesquieu-220x300.png" alt="Charles de Montesquieu" width="220" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Charles-de-Montesquieu-220x300.png 220w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Charles-de-Montesquieu.png 308w" sizes="auto, (max-width: 220px) 100vw, 220px" /></a></p>
<p>Ona göre, bir devlette olması gereken yasama, yürütme ve yargı güçleri ayrı ellerle bulunmalıdır. Bu sayede gücün tek elde toplanması engellenmiş olur. Ancak o zaman siyasal özgürlükten, eşitlikten, adaletten, erdemden söz edilebilir.</p>
<p><strong>John Stuart Mill (1806 &#8211; 1873)</strong><br />
o Mill, bireye ve bireyin hak ve özgürlüklerine önem veren bir düşünürdür. Ona göre, iyi bir yönetimde amaç, yöneltilen bireylerin korunması olmalıdır. Devletin bireye müdahalesi en aza indirilmeli ve yönetilenlerin iyi nitelikleri arttırılmalıdır.<br />
<strong>ÖRNEK:</strong> Toplumsal düzenin yasal olması yeterli değildir; toplumsal düzen, aynı zamanda meşru görünmelidir. Bireyin, korku içinde yaşayan bir uyruk olarak değil, ikna olmuş bir yurttaş, özgür bir birey olarak toplumsal normları kendisinin normları diye algılaması da zorunludur. insanın bu normları içselleştirmesi, &#8220;rıza&#8221; ya da &#8220;meşrulaştırma&#8221; dediğimiz şeydir.<br />
Parçaya göre, meşruluğun dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) Düzeni sağlayan yasalar bulunması<br />
B) Normların bütün bireyler için bağlayıcı olması<br />
C) Normların benimsenmesi<br />
D) Bireyin isteklerinin göz önünde bulundurulması<br />
E) Normların başka toplumlar tarafından da kabul görmesi<br />
<strong>2006 ÖSS</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM:</strong> Parçada geçen &#8220;özgür bir birey olarak toplumsal normları kendisinin normları diye algılaması&#8221; ifadesiyle vurgulanan, normların benimsenmesidir.<br />
<strong>Yanıt C</strong><br />
<strong>ÖRNEK</strong>: Bir çocuk ağaca çıkmak ister ve siz bunu yasaklarsanız, çok öfkelenir. Oysa, deneyip de tırmanamayacağını kendisianlarsa, fiziksel olanaksızlığı kabullenir. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?<br />
A) Özgürlüğün sınırları topluma göre değişir<br />
B) Toplumun yararını göz önünde bulundurarak kişisel özgürlükleri sınırlandırmak gerekir.<br />
C) Amaca ulaşmak isteyen kişi her yolu dener<br />
D) Yasalar toplumun örflerine göre hazırlanmalıdır<br />
E) Özgürlüğün karşısındaki toplumsal engeller tepkiye neden olur.<br />
<strong>2005 ÖSS</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM:&#8221;</strong>Çocuğun ağaca çıkmasını yasaklarsanız çok öfkelenir.&#8221; ifadesi bizi E seçeneğine götürür.<br />
<strong>Yanıt E</strong><br />
<strong>ÖRNEK</strong>:Brian Redhead&#8217;e göre, siyasal düşünce tarihi, belli bir soruyu yanıtlama çabalarının tarihidir. Soru aynen durmakta yalnızca yanıtlar değişmektedir. Verilen yanıtların başlıcaları<br />
şunlardır:<br />
&#8211; Çünkü, varlğım devletin varlığına bağlıdır.<br />
&#8211; Çünkü, devlet Tanrı&#8217;nın iradesindedir.<br />
&#8211; Çünkü devlet ve ben bir anlaşma yaptık.<br />
&#8211; Çünkü, devlet ahlaki düşüncenin gerçekleşmesidir.<br />
Buna göre, siyasal düşünce tarihi aşağıdakilerden hangisinin sorgulanmasına dayanır?<br />
A) Bürokrasinin gereğinin<br />
B) Devlet &#8211; ekonomi ilişkisinin<br />
C) Devlet itaat nedeninin<br />
D) ideal düzenin olabilirliğinin<br />
E) Bireyin devlet için vazgeçilmezliğinin<br />
<strong>2003 ÖSS</strong><br />
<strong> ÇÖZÜM:</strong> Parçada insanların varlık nedeninin siyaset bağlamında açıklamaları örneklendirilmiştir.<br />
<strong>Yanıt C</strong><br />
<strong>ÖRNEK:</strong> insanların düşünce ve görüşlerini serbestçe ifade etmesi, doğruların ve gerçeklerin ortaya çıkmasına ve kavranmasına katkıda bulunur. Bir düşünürün dediği gibi, düşüncelerin<br />
savunulmasından gerçekler doğar.<br />
Aşağıdaki yargılardan hangisi bu görüşü destekler?<br />
A) Devletin ekonomik alana müdahalesinin azaldığı, bireylerin özgürce ekonomik girişimde bulunduğu dönemlerde toplumsal refah yükselmiştir.<br />
B) Bilim ve felsefedeki başlıca ilerlemeler, düşünce ve inanç özgürlüğünün olduğu dönemlerde ve ülkelerde gerçekleşmiştir.<br />
C) Bireyin yeteneklerini özgürce geliştirdiği eğitim ortamlarında, dünyada iz bırakan sanatçılar yetişmiştir.<br />
D) Bireylerin yurttaş olarak haklarının korunduğu toplumlarda oluşan güven ortamı, insanların daha üretken olmasını sağlamıştır.<br />
E) Çeşitli düşünce ve görüşlerin bir arada yaşaması, ilk önce, değişik kültürlerle iletişim olanağı bulunan toplumlarda görülmüştür.<br />
<strong>2000 ÖSS</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM:</strong> Siyasal alandaki özgürlük bireylerin, düşüncelerini özgürce ifade edebilmesini sağlar. Bu da diğer toplumsal kurumların sağlamlığının, gelişme ve ilerlemesinin temelini<br />
oluşturur.<br />
<strong>Yanıt B</strong><br />
ÖRNEK:15 yy. başlarına, Floransa Cumhuriyeti&#8217;nin güç kaybettiği bir dönemde iktidara gelen Medici ailesi yüzyıllardır süren parlak bir dönemi başlatmıştır. Mediciler, sanatçı, bilim adamı ve düşünürlere kanat germiş, onların rahat ve serbestçe çalışmasını sağlamışlardır. Mediciler olmasaydı, belki de Floransa&#8217;da Leonardo, Galilei, Machiavelli, Toricelli gibi birçok öncü kişi yetişemeyecekti.<br />
Bu parçada, sözü edilen dönemdeki düşünsel gelişme aşağıdakilerden hangisine bağlanmıştır?<br />
A) Akıl ilkelerine öncelik verilmesine<br />
B) Doğal ve toplumsal sorunların birlikte alınmasına<br />
C) Eski değer ve bulguların önemini yitirmesine<br />
D) Olguların çok yönlü ele alınmasına<br />
E) Özgür ve hoşgörülü bir çalışma ortamının sağlanmasına<br />
<strong>1997 ÖSS</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM:</strong> Bilimde, felsefede ve sanatta ilerlemelerin sağlanabilmesinin en önemli şartı, siyasal alanda tam bir özgürlüğün olmasıdır. Parçada örneklendirilen de budur.<br />
<strong>Yanıt E</strong></p>
<p>[felsefe_ygs_lys]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/siyaset-felsefesi/">Siyaset Felsefesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/siyaset-felsefesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dil ve Toplum İlişkisi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ve-toplum-iliskisi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ve-toplum-iliskisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 08:13:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Kültür İlişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Toplum Arasındaki İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Toplum İlişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili ve Türk Toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dil ve Toplum İlişkisi Bir arada yaşayan insan topluluklarının &#8220;toplum&#8221; niteliğine kavuşabilmesi için gerekli en temel öğelerden biri, hiç kuşkusuz dildir. Çünkü toplumlar, aralarında birçok yönden &#8220;ortaklık&#8221; bulunan toplulukların oluşturduğu yapılardır. Kültür, tarih, soy, inanç ve dil gibi ortaklıklar, toplumları oluşturan &#8220;temel yapı taşları&#8221; olarak kabul edilebilir. Bu yapı taşlarının her biri, kendi içinde olduğu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ve-toplum-iliskisi/">Dil ve Toplum İlişkisi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD; color: #00ccff;">Dil ve Toplum  İlişkisi</span></p>
<p align="justify"><img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3190/3073982676_150af39586.jpg?v=0" alt="" align="left" /><span style="font-family: Maiandra GD;">Bir  arada yaşayan insan topluluklarının &#8220;<strong>toplum</strong>&#8221; niteliğine kavuşabilmesi  için gerekli en temel öğelerden biri, hiç kuşkusuz dildir. Çünkü toplumlar,  aralarında birçok yönden &#8220;<strong>ortaklık</strong>&#8221; bulunan toplulukların oluşturduğu  yapılardır.  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/"> <span style="color: #000000;">Kültür</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Tarih/"> <span style="color: #000000;">tarih</span></a>, soy, inanç ve dil gibi ortaklıklar, toplumları  oluşturan &#8220;<strong>temel yapı taşları</strong>&#8221; olarak kabul edilebilir. Bu yapı  taşlarının her biri, kendi içinde olduğu kadar, diğer yapı taşlarını etkileme  açısından da çok önemlidir. Çünkü bir toplumun kültüründeki etkiler, doğal  olarak diline de yansır. Aynı biçimde dildeki değişmeler de, kültüre yansır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Diller,  toplumların ihtiyaçlarından doğmaktadır. İlk dilin doğuşu ile ilgili bilimsel,  felsefi, efsanevi ve dini boyutta türlü görüşler vardır. Fakat bu görüşlerin  çoğu, bir &#8220;<strong>ihtiyaç</strong>&#8221; temeline dayanmaktadır. İnsanlar, yaratılışları  gereği iş birliği yapmak, çevresindeki olayları ve nesneleri anlayıp ifade  etmeye çalışmak ve düşüncelerini paylaşıp kendini ifade etmek için bir anlaşma  aracının gerekliliğini hissetmişlerdir. Bu arayışın sonucunda, bir iletişim  aracı olarak &#8220;<strong>dil</strong>&#8221; ortaya çıkmıştır. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Doğal süreci  içerisinde oluşan ve Esperanto gibi &#8220;<strong>yapma</strong>&#8221; olmayan bütün doğal diller,  toplum ürünüdür. Toplumu oluşturan bütün   <span style="color: #000000;">birey</span>lerin &#8220;<strong>dil oluşturma becerileri</strong>&#8221;  ölçüsünde oluşup gelişen diller, bu yönleriyle bütün toplumların ortak  değerlerinin de aynası durumundadırlar. Dili oluşturan bireyler, kültürlerini,  inanç yapılarını, gelenek ve göreneklerini, yaşayış biçimlerini ve bunun gibi  bütün toplumsal değerlerini dillerine yansıtırlar. Arabistan çöllerinde yaşayan  Araplar&#8217;ın dillerinde, &#8220;<strong>deve</strong>&#8221; hayvanı için yüzden fazla sözcük  bulunmasına rağmen, Grönland&#8217;da yaşayan insanların dillerinde ancak resimlerde  veya televizyonlarda gördükleri bir deve görüntüsünü karşılamak için  kullandıkları bir veya iki  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">sözcük</span></a> bulunmaktadır. Aynı biçimde, binlerce yıldır  söylencelerimizde işlenerek <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a>de  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kutsal-dil-var-midir/"> <span style="color: #000000;">kutsal</span></a>lık kazanan &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/bozkurt-resimleri/"><span style="color: #000000;">kurtları</span></a></strong>&#8221;  karşılamak için,   <span style="color: #000000;">Türkçe</span>de onlarca sözcük bulunmaktadır. Kuşkusuz bunlar,  toplumların yaşayış biçimlerinin dildeki yansımalarıdır.<br />
[ad1]</p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Toplum/"> <span style="color: #000000;">Toplum</span></a>ları  oluşturan   <span style="color: #000000;">birey</span>leri ortak paydada toplayıp, büyük bir birleştirici etkiye sahip  olan  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Diller/"> <span style="color: #000000;">diller</span></a>, insanlardaki ulusal bilincin de temelinde bulunmaktadır. Dillerin  birleştirici etkisi, önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. Sovyetler  döneminde Ruslar&#8217;ın  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a> üzerinde oynadığı  <a style="text-decoration: none;" href="http://oyun.bilgicik.com/"> <span style="color: #000000;">oyunlar</span></a>, bu birleştirici  etkiyi kırma yönündeki çalışmalar üzerine kurulmuştur. Önce  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgız</span></a>, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazak</span></a>, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbek</span></a>, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azeri</span></a> Türkleri kandaşlarımız için farklı &#8220;<strong>yazı dilleri</strong>&#8221;  oluşturulmuş, sonrasında ise soydaşlarımızın bilinçlerine &#8220;<em>Sen Türk değilsin;  Kazaksın, Azerisin, Özbeksin, Kırgızsın&#8230;</em>&#8221; diye &#8220;<strong>yabancılaştırma</strong>&#8221;  tohumları ekmek istemişlerdir. Bu çalışmalar, ne yazık ki etkili olmuştur ve  bugün  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> dünyasındaki kopukluğun belki de temel nedeni, &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/"><span style="color: #000000;">ortak bir iletişim  dili</span></a>nin</strong>&#8221; olmayışıdır. Buradan hareketle, dillerin toplumların benlik  bilincini ve dünya görüşünü nasıl etkilediğini görmek mümkündür.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Toplumların  anlaşılabilmesinde, dillerin büyük önemi bulunmaktadır. Dillerin  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Soz-Varligi/"> <span style="color: #000000;">söz varlıkları</span></a> içerisindeki  deyimler,  <a style="text-decoration: none;" href="http://atasozleri.bilgicik.com/"> <span style="color: #000000;">atasözleri</span></a>, kalıplaşmış sözler, terimler&#8230; gibi bütün  öğeler, o dili oluşturan toplumların özelliklerini belirlemede bize yardımcı  olabilirler. Örneğin İngilizce, Fransızca ve Almanca gibi birçok Batı dilinde  akrabalık adları pek zengin değildir. Bu dillerde &#8220;<strong>hala</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>teyze</strong>&#8220;;  &#8220;<strong>amca</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>dayı</strong>&#8220;, aynı adla karşılanmaktadır. Bunun yanında  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a>, akrabalık adları bakımından çok zengindir. Bu,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turk-Dunyasi/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a>nda akrabalık  ilişkilerinin daha sıkı olduğunu ortaya koymamızda bize yardımcı olmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Diller,  toplumların ortak değerlerinin aynası niteliğinde olduğu için, dildeki  değişmeler toplumu, toplumdaki değişmeler de dili etkilemektedir. Söz gelimi  yabancı dillerin etkisiyle her gün yabancılaşan, özünden uzaklaşan dilleri  oluşturan toplumlar da, zamanla kültürel, sosyal, toplumsal&#8230; anlamda  bozulmalar yaşayacaklardır. Bunun bilincinde olan sömürgeci devletler,  kültürlerini bütün dünyaya yayabilmek amacıyla öncelikle yayılma alanlarındaki  ulusların dillerini kendi dillerine yakınlaştırmakla işe başlamışlardır. Çünkü  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Ulu Önder</span></a>&#8216;in de belirttiği biçimde: &#8220;<em>Dillerini kaybeden toplumlar,  benliklerini de kaybederler.</em>&#8221; İşte sömürgeci devletler, bu düşünceyle  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/"> <span style="color: #000000;">kültür</span></a>lerini yaymak istedikleri yerlerdeki toplumların, önce dillerini  etkiliyorlar ki böylece benliklerini kaybeden insan topluluklarını istedikleri  gibi yönetebilsinler.</span></p>
<p>[ad2]</p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dillerin en  büyük işlevlerinden biri, &#8220;<strong>kültür taşıyıcılığı</strong>&#8221; yapmalarıdır. Yaklaşık on  bin yıldır işlenerek günümüze kadar gelen  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/"> <span style="color: #000000;">Türkçemiz</span></a>, bundan binlerce yıl  öncesinde yaşayan atalarımızın kültür miraslarının da günümüze ulaşmasını  sağlamıştır.   <span style="color: #000000;">Töre</span>, inanç, kültür, toplumsal değerler, yaşayış biçimi ve benzer  öğelerin tümü, dilimiz aracılığıyla geçmişten geleceğe taşınmaktadır. &#8220;<strong>Adı  sanı yok olmak</strong>&#8221; gibi bir deyimi, binlerce yıldır taşıyan  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/"> <span style="color: #000000;">dilimiz</span></a>, aynı  zamanda  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/orhun-yazitlari-abideleri-eski-metin-ornekleri-bilge-kagan/"> <span style="color: #000000;">Bilge Kağan</span></a>&#8216;ın kutlu sözlerini bugün okuyabilmemizi sağlayan güçlü bir  araçtır. Atalarımızın binlerce yıl öncesinde, giysilerindeki kırışıklıkları  gidermek için &#8220;<strong>ütü</strong>&#8221; benzeri bir alet kullandıklarını  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kitabi-yazan-zat-divan-i-lugatit-turk/"> <span style="color: #000000;">Kaşgarlı  Mahmud</span></a>&#8216;un  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/divani-lugatit-turk/"> <span style="color: #000000;">Divan</span></a>&#8216;ından bugüne aktaran yine dildir. Biz bugün <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #000000;">Dedem Korkut</span></a>&#8216;ta görüyorsak  töremizi ve destanlarımız yaşatıyorsa bize Altaylar&#8217;ın efsanesini, bunlar kutlu  dilimiz sayesindedir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Toplumların  düşünme güçlerini, evreni anlamlandırışlarını ve dünya görüşlerini de belli  ölçüde diller etkilemektedir. Bilişsel çabalarıyla küreselleşen dünyada adını  duyurmaya çalışan toplumların, dillerine sahip çıktıklarını ve onu etkili  kullandıklarını görebiliriz.  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Ulu Önder Atatürk</span></a>&#8216;ün de sözlerinde önemle  vurguladığı &#8220;<strong>kültür ordularının</strong>&#8221; güçlendirilmesi açısından, dilin önemi  çok büyüktür. Değerlerimizin taşıyıcısı, varlığımızın garantisi, kültürümüzün  aynası olan dilimizin gücü, ulusumuzun gücünün belirleyicilerindendir. Bunun  için, onu oluşturan ve onu koruyup yüceltmekle sorumlu olan yüce ulusumuzun,  varlığını devam ettirebilmesinde dilin önemini anlaması gerekmektedir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt; font-weight: 700; font-family: Maiandra GD;">Yavuz TANYERİ</span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ve-toplum-iliskisi/">Dil ve Toplum İlişkisi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ve-toplum-iliskisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>12</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli Bilinç Yoksunluğu</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-bilinc-yoksunlugu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-bilinc-yoksunlugu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 12:49:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Anzaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Bozulan Türk Gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Şehitlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Hepsi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Bilinç Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Bilinç Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Bilinç Yoksunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Bilincin Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Bilinçten Mahrum Kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetini Kaybetmiş Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetten Uzaklaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Gencligi]]></category>
		<category><![CDATA[Türklüğünü Unutmuş Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yozlaşan Türk Gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yozlasma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=3789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Bilinç Yoksunluğu Tarihte destanlar yazan Türk ulusu, binlerce yıllık tarihi içerisinde kazandığı büyük başarılarla yoğrularak olgunlaşmış bir kişiliğe sahip bireylerden oluşur. En güç durumlarda, kimsenin ummadığı kadar büyük başarılar elde eden bizler, gücümüzü olgunlaşmış kişilik yapımızdan ve yüksek düzeyde milli bilince sahip olmamızdan almışızdır. Fakat küreselleşen dünyanın etkileriyle sarsılan ulusumuzda, özellikle genç kuşakların milli [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-bilinc-yoksunlugu/">Milli Bilinç Yoksunluğu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="font-weight: 700; font-size: 24pt; color: #00ccff; font-family: Maiandra GD;">Milli Bilinç Yoksunluğu</span></p>
<p align="center"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3131/2871793279_9c334263d5.jpg" alt="" width="281" height="170" align="right" /></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Tarihte destanlar yazan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> ulusu, binlerce yıllık <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"><span style="color: #000000;">tarih</span></a>i içerisinde kazandığı büyük başarılarla yoğrularak olgunlaşmış bir kişiliğe sahip bireylerden oluşur. En güç durumlarda, kimsenin ummadığı kadar büyük başarılar elde eden bizler, gücümüzü olgunlaşmış kişilik yapımızdan ve yüksek düzeyde milli bilince sahip olmamızdan almışızdır. Fakat küreselleşen dünyanın etkileriyle sarsılan ulusumuzda, özellikle genç kuşakların milli bilinçten uzaklaşmalarına tanık olmak geleceğimiz için kaygılanmamıza neden olmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Milli bilincin önemini ve toplumumuzdaki yozlaşmayı belirtmeden önce, milli bilincin ne olduğuna değinelim. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli-Bilinc/"><span style="color: #000000;">Milli bilinç</span></a>, kişilerin mensubu oldukları ulusun <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/"><span style="color: #000000;">kültür</span></a>, toplum, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"><span style="color: #000000;">tarih</span></a>, ahlâk&#8230; gibi değerlerini hakkıyla benimsemeleri; birey &#8211; devlet ilişkisini kavrayarak kendilerini devletlerine daha yararlı hâle getirebilmek için çaba göstermeleri; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"><span style="color: #000000;">tarih</span></a>sel süreçlerin birikimiyle günümüze aktarılan değerlerin bilincinde olup, bunları gelecek kuşaklara aktarmaları ve bu çabaların sonucu olarak hem kendi refahlarını sağlamaları hem de devletlerini çağdaş ve uygar devletler seviyesine ulaştırmalarıdır. Milli bilince sahip olmak, kendinde olmak, özünü tanımaktır. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı, bu günlere nasıl geldiğimizi ve gelecek kuşaklar için neler yapmamız gerektiğinin ayırdında olmaktır.</span></p>
<p><center>[ad1]</center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Günümüzde özellikle gençlerin, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"><span style="color: #000000;">tarih</span></a>inden, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/"><span style="color: #000000;">kültür</span></a>ünden ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Milliyet/"><span style="color: #000000;">milliyet</span></a>inden yavaş yavaş koptuğunu görüyoruz. Yaşadığı devletin cumhurbaşkanının adını bilmeyen, Malazgirt Savaşı&#8217;nın önemini kavrayamayan, Çanakkale&#8217;de atalarımızı şehit eden onlarca milletten düşmanlarını tanımayan, ot gelip palak gitme eğiliminde olan&#8230; milyonlarca genç var <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkiye/"><span style="color: #000000;">Türkiye</span></a>&#8216;de. Bunu söylemek çok acı; ama her gün <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Milliyet/"><span style="color: #000000;">milliyet</span></a>inden biraz daha kopan gençlerin varlığına tanık oldukça, artık onları titreyip kendilerine döndürecek bir şeylerin yapılması gerektiğine daha fazla inanıyorum. Dünya küreselleşmenin etkisiyle büyük bir hızla değişirken ve dört yanımızda düşmanlar bize diş bilerken, bizim gençliğimizin tek uğraşı &#8220;<strong>msn</strong>&#8221; olmamalı diye düşünüyorum. Çünkü Türklüğün ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> Devleti&#8217;nin devamını sağlayacak olan genç kuşak, her an her türlü duruma hazır yetişmelidir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bazı gençlere bakıyorum, farklı olmak ve şekil yapmak adına özlerini yitirmiş durumdalar. Artık otobüste yanıma oturan 10 &#8211; 12 yaşlarındaki gençlerin yarısından çoğu küfürlerle dolu kalıplaşmış sözlerini duymak, bana acı veriyor. Tarihine ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/"><span style="color: #000000;">kültür</span></a>üne, bir futbol takımı kadar değer vermeyen; binlerce Türk bilgesi, kahramanı veya sanatçısı varken gidip &#8220;<strong>Beyonce</strong>&#8221; adında sapık ruhlu bir zavallının adıyla e-posta adresi alan; babası ona &#8220;<strong>Gökçe</strong>&#8221; gibi kutlu bir ad vermişken, kendini orada burada &#8220;<strong>qokce</strong>&#8221; diye adlandıran; saçını taramaya ayırdıkları vakti, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"><span style="color: #000000;">tarih</span></a>ini öğrenmeye ayırmayan; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuz-100-temel-eser/"><span style="color: #000000;">100</span></a> sayfalık <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/"><span style="color: #000000;">kitap</span></a>ların bile özetini okuyup &#8220;<strong>bilge insan</strong>&#8221; edalarıyla ortalıkta dolaşan; ellerinden düşürmedikleri cep telefonlarının yeni modellerini araştırdıkları kadar bile, ülkede olup bitenlerle ilgilenmeyen; çevresindeki birkaç cahil insandan etkilenip ona buna küfürler yağdırmayı meziyet sayan&#8230; zavallı gençlerin durumu yakın gelecekte değişmezse, artık &#8220;<strong>Türk Ulusu</strong>&#8220;nun yalnızca adı kalır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;<strong><em>Şu anda istediğiniz her yere gitme olanağınız olsa, nereye gitmek isterdiniz?</em></strong>&#8221; sorusunu yönelttiğimizde, acaba kaç <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> genci &#8220;<strong>Çanakkale Şehitlikleri</strong>&#8220;ni, &#8220;<strong>Anıtkabir</strong>&#8220;i veya başka bir &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turan-illeri/"><span style="color: #000000;">Türk devleti</span></a></strong>&#8220;ni görmek ister? Yoksa siz de benim düşündüğüm gibi, gençlerin çoğunun görmek istedikleri yerlerin &#8220;<strong>Hepsi 1</strong>&#8221; dizisinin film çekimlerinin yapıldığı yer veya &#8220;<strong>Paris</strong>&#8221; olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bence yanılmıyoruz ve gençler gerçekten özlerine yabancılaşmış durumdalar. Çanakkale&#8217;de bizler için gözlerini kırpmadan canlarını veren 250 bin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a>&#8216;e göstermediğimiz saygıdan çok daha fazlasını, her yıl şehitlikte anma törenleri yapan Avustralyalı Anzaklar&#8217;ın kendi atalarına gösterdiğini görünce kahroluyorum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yukarıda belirtilenlerden de anlaşılacağı üzere, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> gençliğinin bir kısmının milli bilinçten yoksun yetiştiği açıktır. Bugün dost gibi göründükleri hâlde, bir savaş durumunda hiç tereddütsüz silahlarını bize doğrultacak iç ve dış düşmanlarımızın, elle tutulur bir <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"><span style="color: #000000;">tarih</span></a> ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/"><span style="color: #000000;">kültür</span></a> mirasları olmadığı hâlde, yarattıkları yapma <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Milliyet/"><span style="color: #000000;">milliyet</span></a>lerine ne kadar sahip çıktıklarına dikkatle bakmanın ve kahraman, soylu, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/"><span style="color: #000000;">kültür</span></a>lü&#8230; Türk Ulusu&#8217;nun bireyleri olduğumuz için kendimizi şanslı saymanın zamanı geçiyor. Artık bir an önce, İngilizce şarkı sözleri ezberlemekten vazgeçmek ve Türklüğümüzün yalnızca damarlarımızda dolaşan asil kanla sınırlı kalmamasını sağlamak için, bilinçlenmek gereklidir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ey Türk gençliği! İlkokulda &#8220;<strong>Ey Büyük <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"><span style="color: #000000;">Atatürk</span></a>! Açtığın yolda, gösterdiği hedefe, durmadan yürüyeceğime ant içerim.</strong>&#8221; diyerek verdiğin sözü ve &#8220;<strong>Varlığım, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> varlığına armağan olsun.</strong>&#8221; diyerek üstlendiğin sorumluluğu unutma. Unutma ki, onsuz yaşayamayacağın kutlu vatanına yararlı olup, onu yüceltmeye çalıştıkça var olacaksın.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Milliyetini kaybetmiş bütün Türk gençlerinin, çok geçmeden titreyip özlerine dönmeleri umuduyla&#8230;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>Yavuz Tanyeri</strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-bilinc-yoksunlugu/">Milli Bilinç Yoksunluğu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-bilinc-yoksunlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>33</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgisayar Bağımlılığı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/bilgisayar-bagimliligi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/bilgisayar-bagimliligi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Apr 2008 10:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaş Çevresi]]></category>
		<category><![CDATA[Asosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Asosyal Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlı Olma]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık Yapan Oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Bağımlılığından Kurtulma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Bağımlılığından Nasıl Kurtulunur]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Kullanma Süresi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Oyunları Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayara Bağımlı Olma]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Computer]]></category>
		<category><![CDATA[Genc]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternete Bağımlı Olma]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun Kutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Pc]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyalleşmeyen Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/bilgisayar-bagimliligi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilgisayar Bağımlılığı Bilgisayarın yaşantımıza girmesiyle birlikte kuşkusuz onun işlevleriyle birçok şey daha kolay hâle geldi. Özellikle devlet dairelerinde bilgisayarların kullanımıyla hem zamandan tasarruf ediliyor hem de bazı kayıtlar artık bilgisayar belleklerine kaydedilerek gereksiz kağıt israfı yapılmamış olunuyor. Devlet dairelerindeki kolaylıklar, toplumuzun yaşam biçimini de olumlu yönde etkiliyor. Her ne kadar gün geçtikçe gereksinimlerimiz artıyor ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilgisayar-bagimliligi/">Bilgisayar Bağımlılığı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD">Bilgisayar Bağımlılığı</font></strong></p>
<p align="justify"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2037/2401926456_5221cc8407.jpg" align="left" height="117" width="250" /><font face="Maiandra GD" size="2">Bilgisayarın yaşantımıza girmesiyle birlikte kuşkusuz onun  işlevleriyle birçok şey daha kolay hâle geldi. Özellikle devlet dairelerinde  bilgisayarların kullanımıyla hem zamandan tasarruf ediliyor hem de bazı kayıtlar  artık  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> belleklerine kaydedilerek gereksiz kağıt israfı yapılmamış  olunuyor. Devlet dairelerindeki kolaylıklar, toplumuzun  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Yasam/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">yaşam</font></a> biçimini de olumlu  yönde etkiliyor. Her ne kadar gün geçtikçe  gereksinimlerimiz artıyor  ve buna bağlı olarak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> teknolojisinin imkânları zorlanmaya  çalışılıyorsa da, bugün  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oss-ve-oks-puan-sonuc-hesaplama-puanmatik-2007-2008/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ÖSS</font></a> kayıtlarının bile ağ ortamından yapılması,  bilişim ortamındaki gelişmelerin yaşamımızı olumlu yönde etkilediğini  tartışılmaz kılmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bilgisayarın yaşamımızı ne  kadar kolaylaştırdığı tartışılmazken; bunun kişi bazındaki etkileri korkunç düzeydedir.  Bilgisayarın gerçekten ucuzlaması ve artık televizyon gibi her eve girebilecek  duruma gelmesi, gününü onunla geçiren insanların da artmasına neden olmuştur.  Yaşamını &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bilgisayar</font></a></strong>&#8221; temelinde biçimlendiren insanların artması da,  toplumumuzda &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bilgisayar</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar-Bagimliligi/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bağımlılığı</font></a></strong>&#8221; diye bir hastalığın ortaya  çıkmasına zemin hazırlamıştır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bilgisayara gerçekten  gereğinden çok vakit ayıran biri olarak,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Toplum/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">toplum</font></a> içerisinde bilgisayara bağımlı  insanların arttığını rahatlıkla görebiliyorum. &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hakkimda/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Hakkımda</font></a></strong>&#8221; adlı yazımda  belirttiğim biçimde, yaşamını benim gibi &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bilgisayar</font></a> öncesi</strong>&#8221; ve &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bilgisayar</font></a>  sonrası</strong>&#8221; olarak ayıran binlerce insana rastlamak günümüzde mümkün. Fakat  bilgisayara çok vakit ayıran veya internete çok sık bağlanan insanların hepsini  &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bilgisayar</font></a> bağımlısı</strong>&#8221; olarak nitelendirmek bence doğru değildir.  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Bilgisayar</font></a> kullanımının &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bagimlilik/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bağımlılık</font></a></strong>&#8221; olarak görülebilmesi için; tıpkı &#8220;<strong>uyuşturucu</strong>&#8221;  ve &#8220;<strong>sigara</strong>&#8220;da olduğu gibi &#8220;<strong>yaşamını onsuz idare ettirememe</strong>&#8221;  düşüncesinin kişide yerleşmiş olması gerekmektedir. Kişi bilgisayarsız  ortamlarda kendini mutsuz hissediyorsa, başka şeylerle meşgulken bile  bilgisayarı düşünüyorsa  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bagimlilik/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bağımlılık</font></a> süreci içerisine girdiği kabul edilmektedir.  Hatta ileri düzeyde  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> bağımlılarının, bilgisayardan bir süre uzak  kalınca tıpkı  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Uyusturucu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">uyuşturucu</font></a> bağımlıları gibi &#8220;titreme&#8221;ye başladıkları bile  görülmüştür.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="right" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bagimlilik/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Bilgisayara bağımlılık</font></a>,  bazen &#8220;<strong>oyunlar</strong>&#8220;; bazen de &#8220;<strong>sanal ortam</strong>&#8221; ile kişiyi farklı  dünyalara çekiyor. Özellikle gençlerin  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilgisayar-terimleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayarın</font></a> başından hiç kalkmadan  saatlerce bir oyunu oynadıklarını görebiliyoruz. Bu elbette kaygılandırıcı bir  şey. <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Genc/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Genç</font></a>lerimizin aydınlık bir gelecek için neler yapması gerektiğini  düşünürken, onları böyle oyunların başında bilinçlerini çürütürken görmek,  içimizi kemiriyor. Oynanılan oyunlarda da &#8220;<strong>öğretici</strong>&#8221; tek bir öğe olsa,  yanmayacağım. Bu oyunlar içerisindeki &#8220;<strong>şiddet</strong>&#8221; içeren öğeler nedeniyle,  gençlerimiz şiddet yanlısı olma eğilimi içerisine giriyor, çok ciddi sorunlar  karşısında çok basit davranışlar sergiliyor ve hâliyle dengesizleşiyorlar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bazen çevremde artık &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Genc/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">genç</font></a></strong>&#8221;  olarak nitelendirilebileceklerin davranışlarını gözlemliyorum. Gerçekten  yaşlarına göre çok &#8220;<strong>çocuksu</strong>&#8221; şeyler yapıyorlar. Örneğin bunlardan  birisine &#8220;<em>Ama böyle yaparsan yaşamını kurtaramazsın.</em>&#8221; diyorum.  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Genc/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Genç</font></a>, önce  &#8220;<em>Sana ne!</em>&#8221; diyip vurdumduymazlık yapıyor ve sonra ellerini birleştirerek  bir silah yapmaya çalışıp &#8220;<em>Bak şimdi seni öldürürüm.</em>&#8221; diyor. 🙂 Sanırım  beni oynadığı oyundaki kişilerden biri olarak görüyor. Gençlerde böyle yersiz ve  basit davranışlara sıkça rastlamak mümkün. Düşünün bir çocuğa &#8220;<em>Büyüyünce ne  olacaksın?</em>&#8221; diye sorduğumda, &#8220;<em>Gta&#8217;daki </em> </font> <em> <font style="font-size: 8pt" face="Maiandra GD">(bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> oyunu) </font> <font face="Maiandra GD" size="2">otobüsün şoförü olacağım.</font></em><font face="Maiandra GD" size="2">&#8221;  diyebiliyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuşkusuz bu  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a>  oyunlarına sadece gençler bağlanmıyor. Yapılan araştırmalara göre 24 yaşından  büyüklerin çoğu, günde 30 dakika ile 15 saat arasındaki süre kadar  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a>  başında vakit geçiriyormuş. Bir günün 24 saat olduğunu düşünür ve bunun en az  6-7 saatinin &#8220;<strong>uyku</strong>&#8220;ya ayrıldığını düşünürsek, geri kalan vaktin sadece  2-3 saatini &#8220;<strong>bilgisayarsız</strong>&#8221; geçiren insanların varlığını düşünmek bile,  insana ürperti veriyor. Bir haberde duymuştum, Avrupa ülkelerinden birinde,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> oyunu bağımlısı bir anne ile baba oynadıkları oyuna o kadar çok  kaptırıyorlar ki kendilerini, günlerce kalkmadıkları bilgisayarın karşısında  henüz yaşını doldurmamış bebeklerinin sesini bile duyamıyorlar ve çocuğu  açlıktan ölecek kadar ilgisiz bırakıyorlar. Neyse ki  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Cocuk/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">çocuk</font></a> sonradan gelen  müdahale ile kurtarılıyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Bilgisayar</font></a> bağımlısı  olmanın ve dolayısıyla uzun süre  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> başında kalarak söylem yerindeyse  &#8220;<strong>yaşamın bilgisayara adanmasının</strong>&#8221; zararları birkaç yönde incelenebilir. En başta  kişi uzun süre hareketsiz olarak oturduğu için, sağlığını bozar. Kas yapılarında  bozulmalar olur ve hareketsizliğin sonucu olarak romatizma ve kireçleme gibi  hastalıklar kişiyi rahatsız etmeye başlar. Bunlardan da önemli olarak yaşamsal  organlar, bu hareketsizlikten doğrudan etkilenir ve bir süre sonra sinyal  vermeye başlar. Uzun süre ekrana bakan gözler, sulanır, kanlanır ve bir zaman  sonra uzağı / yakını görememe, göz kuruluğu gibi kalıcı rahatsızlıklarla  karşılaşır. Ayrıca bilgisayarın sürekli yaymış olduğu &#8220;<strong>radyasyon</strong>&#8221; ile, kanser  gibi büyük rahatsızlıkların vücudumuza girmesine ortam hazırlanır. Tüm bu  sayılanlar gibi, akla gelmeyecek kadar yüzlerce rahatsızlığın kaynağı olarak  &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bilgisayar</font></a></strong>&#8221; gösterilebilir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Bilgisayarın</font></a> sağlığımıza  olan etkisinin dışında, en önemli zararı da &#8220;<strong>sosyal</strong>&#8221; boyuttakilerdir.  Vaktinin çoğunu  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> başında geçiren birisinin doğru düzgün sosyal  yaşantısı olmaz. Kişi ailesinden kopuk yaşar. Aile içerisindeki sorunlardan  habersiz yaşayan bağımlılar, kendi sorunlarını da kimseyle paylaşamadıkları için  ruhsal anlamda önemli sıkıntılar yaşarlar. Bağımlı kişiler sürekli  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a>  ortamında iletişime alıştıkları için, sözlü anlatımları güçsüz kalabilir. Bunun  yanı sıra &#8220;<strong>birebir iletişim</strong>&#8221; denilen etkileşimden mahrum kalırlar ve belki de  ergenlik / erinlik çağlarının en önemli dönemlerinde &#8220;<strong>sosyalleşmeden</strong>&#8221;  mahrum kalırlar.  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Toplum/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Toplum</font></a> yaşantısından uzaklaşır, ulusal kültüre karşı  yabancılaşırlar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Bilgisayar</font></a> bağımlılarının  iş ve okul başarılarının düşük olduğu; kişilerin bu tutumları nedeniyle yakın  çevresi tarafından sıkça uyarılması ve bu tutumdan hoşnut olmadıklarını dile  getirmesi neticesinde bağımlının arkadaş ilişkilerinde bozulmaların yaşandığı;  bağımlıların bilgisayardan uzak oldukları zamanlarda hoşnutsuzluk, isteksizlik,  mutsuzluk&#8230; gibi durumlara girdiği düşünülürse,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> kullanımının  &#8220;<strong>sınırlandırılması</strong>&#8221; gerektiğinin önemi anlaşılmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Bilgisayar</font></a>ın kişileri  &#8220;<strong>uykulardan</strong>&#8221; bile vazgeçirdiği görülmektedir. Kişiler, &#8220;<em>Birazdan kalkacağım.</em>&#8221;  diye diye saatlerce başından kalkamadıkları bilgisayara &#8220;<strong>bağımlı</strong>&#8221; olduklarını da  kabul etmezler.  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Bilgisayar</font></a>, televizyon gibi olmadığı için uyutmaz ve kişiyi  sürekli canlı tutar. Çünkü televizyonda hazır görüntüleri izlemek söz konusudur.  Fakat bilgisayarda sürekli veri girme, değişiklik yapma, hem izleme hem de  duruma hâkim olma işlemleri olduğundan,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> kişiyi sürekli uyanık tutar.  Bu durum da çok düzensiz uykuların oluşmasına neden olur. Kişiler özellikle  geceleri, geç saatlere kadar bilgisayarın başından kalkmazlar ve gece geç  saatlere kadar otururlar. Hâlbuki sabah kalkıp işe veya okula gitmeleri  gerekmektedir; fakat bunu hiç düşünmezler bile. Gece geç yatıp, erken uyanmalar,  kişinin düzensiz uykularla yaşamını devam ettirmesine neden olur. Sanırım bir  kitapta okumuştum, insanların vücudunda sadece gece ve gün ışığının olmadığı  karanlıklarda  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Yasam/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">yaşam</font></a> için çok önemli bir salgı üretilirmiş. İşte kişiler çok geç  yattıkları için, kendileri uykuya geçene kadar büyük olasılıkla güneş doğacak, gece bittiği  için o salgılar üretilmeyecek ve kişi bu önemli yaşamsal salgılardan mahrum  kalacaktır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Bilgisayar</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar-Bagimliligi/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bağımlılığı</font></a>,  tıpkı televizyon ve atari  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar-Bagimliligi/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bağımlılığı</font></a> gibi psikolojik boyutta bir bağımlılıktır.  Bu nedenle bu bağımlılıktan kurtulmak zor değildir. Her türlü bağımlılıktan  kurtulmak için yapılacak ilk şey, &#8220;<strong>kararlı</strong>&#8221; olmaktır. Bunun için önce <strong> kendimize güvenmeli</strong>, kararlı duruşlar sergilemeli, içinde olduğumuz durumu <strong>sorgulamalı</strong> ve neleri kaybettiğimizi düşünmeliyiz. Sosyal çevre  içerisinde daha <strong>etkin</strong> olmaya çalışmamız,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> başındayken sık sık <strong>ara vermemiz</strong> ve gerekirse bir <strong>çizelge</strong> oluşturup bilgisayara ne  sıklıkla gireceğimizi belirlememiz, bilgisayarın olumsuz etkilerinden biraz  olsun kurtulmamızı ve &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bagimlilik/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bağımlılık</font></a></strong>&#8221; düzeyindeki  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> kullanımının  artık normal düzeye gelmesini sağlayabilir. Elbette bunda <strong>ailelere</strong> de çok  büyük sorumluluklar düşmektedir. Her şeyden önce çocuklarını iyi <strong> gözlemlemeleri</strong> gerekir. &#8220;<em>Gidip kahve köşelerinde  <a href="http://oyun.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">oyun</font></a> oynayacağına, evde  otursun.</em>&#8221; anlayışından kurtulmak, çocuğu sık sık kontrol edip <strong>hangi  siteleri</strong> dolaştığını saptamak, onun bilgisayara ayırdığı vakti azaltabilmesi  için ona yardımcı olmak, gerekirse <strong>süre sınırlaması</strong> yapmak için  düzenleyeceği çizelgeyi birlikte hazırlamak, çocukları bilgisayardan  uzaklaştırmak için çocuğun ilgisine yönelik çeşitli <strong>etkinlikler</strong>  düzenlemek, çocuğa <strong> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kitap</font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-ogretiminde-ortamlar-turkce-ogretimi-1-bolum/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">okuma</font></a> alışkanlığı</strong> kazandırarak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a>  ortamından uzaklaşmasına çalışmak, onu &#8220;halk oyunları, voleybol, basketbol, masa  tenisi&#8230;&#8221; gibi <strong>kültürel ve sportif etkinliklere</strong> yönlendirmeli,  düzenlenen gezilere katılması konusunda onu canlı tutmalıdırlar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eminim, yukarıda  yazılanları okuduktan sonra birçok kişi &#8220;<em>Bizim oğlan / kız da aynen böyle,  eve girer girmez bilgisayarın başına oturuyor, yemeğe bile gelmeyip saatlerce  o ekrana bakıyor.</em>&#8221; diyecektir. Veya burada anlatılanlara birebir uyduğu hâlde  kendisini bir &#8220;<a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bilgisayar</font></a> bağımlısı&#8221; olarak görmekten kaçınan bir sürü insan  çıkacaktır. Artık &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Toplum/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">toplum</font></a> gerçeği</strong>&#8221; hâline dönen bilgisayarın, sıralananlar  gibi, yaşamımızı doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen binlerce olumsuz etkisi  düşünülmelidir. Bunun sonucunda  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> kullanımının herkesçe en aza indirilmesi  kuşkusuz doğru olandır. Sağlık ocaklarına ve hastanelere başvuran hastalardan,  &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">bilgisayar</font></a></strong>&#8221; kaynaklı rahatsızlar için oraya gelenlerin sayısının bayağı arttığı  gözlenirken ve her yıl bütün dünyada en az 200 milyon tane  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilgisayar-ve-xp-ipuclari/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a>ın  satıldığı bilinirken, bu mükemmel cihazın insanlığı yavaş yavaş &#8220;<strong>hipnoz</strong>&#8221;  ettiği düşünülmeli ve  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilgisayar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilgisayar</font></a> kullanımının mümkün olduğu kadar aza  indirilmelidir.</font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Orkun-Kutlu/" style="text-decoration: none; font-style: italic"> <font color="#000000">Yavuz Tanyeri</font></a></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilgisayar-bagimliligi/">Bilgisayar Bağımlılığı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/bilgisayar-bagimliligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>30</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Apr 2008 22:11:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Birliktelik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimize Karşı Sorumluluklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimize Önem Vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Nefer]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretim Elemanı]]></category>
		<category><![CDATA[ogretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun Kutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Realite]]></category>
		<category><![CDATA[Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Spesiyal]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçenin Kazanılması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeye Karşı Ne Yapmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeye Neler Yapılabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeye Önem Vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız İnsanlar genellikle sorumlu oldukları bazı davranışlardan kaçmak için topu başkalarına atma eğilimi içerisine girerler. Toplum içerisinde bunun örneklerine bolca rastlayabilirsiniz. Bir sokaktaki kanalizasyon borularından birisi patlar, herkes &#8220;Ya birileri mutlaka söylemiştir / söyler.&#8221; diyerek kendisini sorumlu hissettiği bazı davranışlardan kaçınır. Veya bir sokak lambası patlar; ama kimse arayıp görevlilere durumu bildirmez. Herkes [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/">Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 20pt" color="#ff66cc" face="Maiandra GD">Türkçeye Karşı  Sorumluluklarımız</font></strong></p>
<p align="justify"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3105/2396338325_402e022d85.jpg" align="right" height="210" width="200" /><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanlar genellikle sorumlu  oldukları bazı davranışlardan kaçmak için topu başkalarına atma eğilimi  içerisine girerler. Toplum içerisinde bunun örneklerine bolca  rastlayabilirsiniz. Bir sokaktaki kanalizasyon borularından birisi patlar,  herkes &#8220;<strong>Ya birileri mutlaka söylemiştir / söyler.</strong>&#8221; diyerek kendisini sorumlu  hissettiği bazı davranışlardan kaçınır. Veya bir sokak lambası patlar; ama kimse  arayıp görevlilere durumu bildirmez. Herkes o görevi başkasının üstüne atmaya  çalışır. Bu böyle olunca, bütün sokak pislik kokusunu günlerce solumak zorunda kalır veya karanlıkta kalır. Elbette bunları genelleme yaparak söylüyorum. Kuşkusuz böylesi  davranışlardan kaçınmayan çok insan var, onların da örneklerini görüyoruz. İşte  böylesi durumların bir örneği de  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>de yaşanıyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Dilimiz</font></a>e karşı  sorumluluklarımızı sıralamadan önce, şunu belirtmek gerektiğini düşünüyorum: <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dil/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Dil</font></a>, bir toplumun ürünüdür. Onu oluşturan da geliştiren de öldüren de toplumdur.  Yani <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dil/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dil</font></a>, tek tek kişilerin çalışmalarıyla oluşan veya gelişen bir şey değildir.  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Dilin</font></a> değişmesinde toplumun bir kesimi değil, bütünü rol oynar. Örneğin bir  varlığı veya kavramı karşılayan  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sözcük</font></a>leri, bir kişi bir biçimde kullandı diye  toplum da o şekilde kullanmak zorunda değildir. <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Toplum/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Toplum</font></a>, nasıl hoşuna gidiyorsa  veya nasıl kullanmak istiyorsa öyle kullanır. Buradan da anlaşılacağı üzere dil,  bir toplumun oluşturup geliştirdiği canlı bir varlıktır. Dili oluşturan bir kişi  değil de bir toplumsa, onu koruyup geliştirmeye çalışması gereken de yine toplum  olmalıdır.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>e karşı olan  sorumluluklarımıza kısaca değinebiliriz:</font></p>
<p align="justify"><strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD">1.</font></strong><font face="Maiandra GD" size="2"><strong> </strong>Her şeyden önce  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>i sevmemiz, onun bizim ürünümüz olduğunu düşünerek ona  değer vermemiz ve onu koruma bilincine sahip olmamız gerekir. Çünkü  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>, bu  toplumun çocuğu gibidir ve bizim yaptıklarımız karşısında birçok zaman  savunmasız durumdadır. Onun için onun durumunu düşünmeye ve onu incitmemeye  çalışmalıyız.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">2.</font><font face="Maiandra GD" size="2">  Ulu Önder  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Atatürk</font></a>&#8216;ün de  dediği gibi: &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Türk</font></a> demek,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> demektir.</strong>&#8221; sözünü kulağımıza küpe  etmeli,  <font color="#000000">Türkçe</font>nin bu ulusun en temel  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumlenin-ogeleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">öğeleri</font></a>nden / taşlarından biri olduğunu  hiçbir zaman unutmamalıyız.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">3.</font><font face="Maiandra GD" size="2">  Yukarıda bahsettiğimiz gibi  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>i toplumca oluşturduğumuz bilincine ulaşmalı  ve bu toplumu oluşturan bireyler olarak hepimize görevler düştüğünü bilmeliyiz.  &#8220;<strong>Dilimizi ben mi kurtaracağım?</strong>&#8221; demek gibi bir yanlışa düşmek yerine, &#8220;<strong>Bir  tek ben bile kalsam, bu uğurda savaşacağım.</strong>&#8221; diyebilmeyi başarabilmeliyiz.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">4. </font> <font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemiz</font></a>in en aşağı 8500 yıllık bir dil  olduğunu bilmeli, diğer ulusların köksüz ve güçsüz dillerine nasıl bağlı  olduklarını görerek güçlü  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>e sıkı sıkıya bağlı olmalı, onu her durumda  korumaya ve yüceltmeye çalışmalıyız.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">5. </font> <font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemiz</font></a>i korumayı sadece  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Bilim/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilim</font></a> adamlarına, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Universite/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">üniversite </font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Ogretmen/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">öğretmen</font></a>lerine veya bu işin  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Uzman/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">uzman</font></a>larına bırakmamalıyız. En azından  yazışma ortamlarında <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>nin  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">yazım</font></a>, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/anlatim-bozukluklari/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">anlatım</font></a> ve  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">noktalama</font></a> bakımından doğru  kullanılması; bir iş yeri sahibinin iş yerine <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe ad</font></a> vermesi;  kişilerin <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>e zarar  verebilecek özentilerden kurtularak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemiz</font></a>e verdikleri değerle dikkat çekmeye  çalışmaları, Türkçemize ve dolayısıyla bize çok şey kazandıracaktır.<br />
</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">6.</font><font face="Maiandra GD" size="2"> Daha önceden yazdığım &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-kisi-ad-ve-soyadlari/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Türkçedeki  Kişi Ad ve Soyadları Üzerine Bir Değerlendirme</font></a></strong>&#8221; adlı yazımda da  değindiğim gibi, asılsız ve saçma düşüncelerle çocuklarımıza <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> olmayan adlar vermemeliyiz.  Çocuklarımızı, bir Türk&#8217;e yakışacak biçimde adlandırmalı ve onlara <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkce-adlar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe adlar</font></a> vermeliyiz.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">7. </font> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu işte hepimize görev düştüğü gibi, en önemli  çalışmaları ilgili devlet kurumlarının ve uzmanların yapması gerekmektedir.  Bugün hâlâ birçok üniversitemizde anlamsızca yürütülmeye çalışılan &#8220;<strong>yabancı dille  öğretim</strong>&#8220;den vazgeçme; Türkçenin  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bilim/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">bilim</font></a> ve  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> dili olabilmesi için yararlı  eserler oluşturma ve etkinlikler düzenleme;  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>in köklülüğünü ve güçlülüğünü  vurgulayarak ona bağlı bir toplum oluşturma;  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemiz</font></a>le ilgili oluşumları  destekleme&#8230; gibi görevleri devlet kurumlarının (<font color="#000000">Milli Eğitim Bakanlığı</font>,   <font color="#000000">Yüksek  Öğretim Kurumu</font>,  <font color="#000000">Türk Dil Kurumu</font>,  <a href="http://ttkb.meb.gov.tr/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Talim ve Terbiye Kurulu</font></a>&#8230;) ve bu kurumlara  bağlı uzmanların (öğretim elemanlarının, dil uzmanlarının, bilim adamlarının,   <font color="#000000">eğitim</font></a> bilimcilerin&#8230;) yerine getirmesi gerekmektedir.</font></p>
<p align="justify"> <font style="font-size: 15pt; font-weight: 700" face="Maiandra GD">8.</font><font face="Maiandra GD" size="2"> <font color="#000000">Türkçe</font>nin özleşme ve arılaşma (sadeleşme) çalışmalarına destek vermeli, gereksiz  yabancı sözcükleri kullanmamaya özen göstermeliyiz. Örneğin bir garson olarak  görev yapıyorsak, &#8220;<em>Günün <strong>spesiyali</strong> etli ekmektir.</em>&#8221; demek yerine &#8220;<em>Bugünün  <strong>özel  yemeği</strong> etli ekmektir.</em>&#8221; diyebiliriz. Veya bir arkadaşınıza bir şey anlatırken,  &#8220;<em>Arkadaşım bunlar <strong>realitedir</strong>.</em>&#8221; demekten kaçınıp, &#8220;<em>Arkadaşım bunlar  <strong>gerçekliktir</strong>.</em>&#8221; diyebiliriz. Burada sizin söylemlerinizle, karşınızdaki insanın  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Sozcuk/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sözcük</font></a> dağarcığını etkileyeceğinizi düşünmeniz gerekmektedir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toplum içerisinde hepimiz  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font>yi korumak ve geliştirmek için çabalarsak; kendimizi bu kutlu dili bugüne  kadar koruyarak getiren şerefli insanlardan sayarsak; toplumda kendimizi bu  çalışmaların bir &#8220;<strong>kaynağı</strong>&#8221; olarak görür ve duruşumuzun halka halka yayıldığını  görmeye çalışırsak&#8230; inanın Türkçenin bir <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/Dunya-Dili/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dünya dili</font> olmasına kimse engel  olamaz. Her şeyden önce bir ulusun dil ile düşündüğünü aklımıza kazımalı ve  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">dilimiz</font></a>in yıprandığı ölçüde düşüncelerimizin de yıpranacağını anlamalı, sağlam  bir geleceğe sahip olabilmek için Türkçeyi geliştirme ve koruma yolunda  hepimizin bir &#8220;<strong>nefer</strong>&#8221; olduğunu unutmamalı, gençlere de bu bilinci  aşılamalıyız.</font></p>
<p align="justify"><em><strong><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Orkun-Kutlu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Yavuz Tanyeri</font></a></font></strong></em></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/">Türkçeye Karşı Sorumluluklarımız</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-karsi-sorumluluklarimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>21</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nâzım Hikmet: Toplumcu-gerçekçi çizgi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/nazim-hikmet-toplumcu-gercekci-cizgi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/nazim-hikmet-toplumcu-gercekci-cizgi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Sep 2007 21:28:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebi Akımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçekçi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazim Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/nazim-hikmet-toplumcu-gercekci-cizgi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nâzım Hikmet: Toplumcu-gerçekçi çizgi       Cumhuriyet sonrası Türk şiirinde asıl yenilik Nazım Hikmet’le gelir. Sağlıklı, biçim ve özde devrim yapan bir yeniliktir bu. Ölçüyü atan Nazım Hikmet’tir, özü biçimin bağlarından kurtaran da. İlk iki kitabıyla (835 Satır, Jakond ile Si-Ya-U, 1929) &#8220;şairane&#8221;ye karxı çıkmış, dizeci anlayışı yıkmıştır. Ama gelenekten de kopmaz. Çünkü ona göre asıl önemli [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nazim-hikmet-toplumcu-gercekci-cizgi/">Nâzım Hikmet: Toplumcu-gerçekçi çizgi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="center"> <font color="#3366ff"> <span style="font-size: 15pt; font-family: Comic Sans MS"><strong> <span style="font-family: Maiandra GD">Nâzım Hikmet: Toplumcu-gerçekçi çizgi</span></strong></span></font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#3366ff"> </font></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">      Cumhuriyet sonrası  Türk şiirinde asıl yenilik Nazım Hikmet’le gelir. Sağlıklı, biçim ve özde devrim  yapan bir yeniliktir bu. Ölçüyü atan Nazım Hikmet’tir, özü biçimin bağlarından  kurtaran da. İlk iki kitabıyla (835 Satır, Jakond ile Si-Ya-U, 1929) &#8220;şairane&#8221;ye  karxı çıkmış, dizeci anlayışı yıkmıştır. Ama gelenekten de kopmaz. Çünkü ona  göre asıl önemli olan öz’dür. Biçim öze uydurulmalı, özü bir kat daha belirgin  kılmalıdır. Üstelik onun şiiriyle gelen öz bir ideolojiye dayanmakta, siyasal  bir tutumu içermektedir. Toplumcu gerçekçi (realisme social) sanat anlayışını  bilinçli olarak benimsemekle kalmamış, bu alanda en yetkin örnekleri vererek hem  kendisinden sonra gelen kuşağı, hem de 1960 sonrası Türk şiirini etkilemiştir.  Türk yazını onunla toplumcu gerçekçi çizgiye girmiştir. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       Biçim açısından  bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve  şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bir akımın başlatıcısıdır Nazım Hikmet.  Ondan önce de bu yolda denemeler yapılmış, özellikle Tevfik Fikret serbest  müstezadı alabildiğine geliştirerek şiiri düzyazıya yaklaştırmış, Ahmet Haşim  dizeyi kırarak serbest söyleyişe ulaşmak istemiştir, ama böylesi denemeler aruz  kalıplarıyla oynayarak gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta Milli Edebiyat akımı  etkisinde heceyle şiirler yazan Nazım Hikmet ise Anadolu’ya gidişiyle (1921)  başlayan ve Moskova’daki öğrenim yıllarında ilkeleri belirginleşen yeni bir şiir  anlayışıyla, ölçüsüzlüğü (vezinsizliği) düşünemeyen Türk şiirini kökten  değiştirir. Moskova’dayken tanıdığı gelecekçilik (futurisme), kuruculuk (constructivisme)  akımlarından etkilenerek yazdığı şiirlerinde ölçüyü atmakla birlikte uyağı  boşlamaz. Ama bu, alışılmışın dışında, geleneğin, divan şiirinin birikimlerinden  yararlanan yeni bir uyak anlayışıdır. Türkiye’ye dönüşünde Aydınlık dergisinde  yayımladığı (1923-1925) yeni şiirleri, bu nedenle en çok yapıları açısından  yankı uyandırır. </span><br />
[ad1]<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       Doğaldır bu.  Çünkü &#8220;sanat toplum içindir&#8221; tezini savunan Tanzimat ozanlarından sonra Türk  şiirinin ana sorunsalı hep biçim düzeyinde çözülmeye çalışılmıştır. Yenilik  olarak hep yeni söyleyişler ardında koşulmuş, yeni biçimler aranmıştır. Kuşkusuz  bunda en büyük etken, Cumhuriyet’e dek dil sorununun gündemde olmasıdır. Nitekim  yukarda özetlendiği gibi, Milli Edebiyat akımı da dil konusunun yeni bir  yaklaşımla ele alınması girişimiyle başlatılmıştır. Nazım Hikmet’in şiirleri  yayımlandığında dil sorunu çözümlenmiş, Milli Edebiyat akımı dışındaki ozanlar  da yalın bir dil kullanma gereğini duyar olmuşlardır; ama bu soruna bağlı olarak  gelişen aruz-hece tartışması, Hececilerin utkusuyla sonuçlanmış görünse de,  birinden birinin kesin yengisiyle çözümlenebilmiş değildir. Daha doğrusu, gizli  bir uzlaşma, ideolojik uzlaşmanın yazına yansıması söz konusudur. İşte Nazım  Hikmet’in her iki ölçüyü de atan şiirleri böylesi bir ortamdan yayımlanınca  biçimde devrim olarak görülür. Oysa asıl devrim özdedir. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       Bu konuda şunları  söyler Nazım Hikmet: &#8220;Şiir kafiyeli de kafiyesiz de, vezinli de vezinsiz de, bol  resimli, hiç resimsiz de, bağırarak da fısıldayarak da yazılabilir, yeter ki  yazılacak şey olsun ve bu yazılacak şey en uygun şeklini &#8211; bazan belirli bir  tarihi merhaleye göre en uygun şeklini &#8211; en ustaca bulmuş olsun. Şahsen  kendimse, şekli öylesine öze uydurmak istiyorum ki, şekil, özü bir kat daha  belirtsin, ama kendisi, yani şekil belli olmasın.&#8221; (Ekber Babayef’le  konuşmasından) &#8220;Şiirlerimde genellikle topyekün belirli bir ölçü ve şekil  yoktur. Fakat ölçü ve şekil var. Hem melodi, hem armoni. Hem kafiye, hem  kafiyesizlik, hem mısra-i berceste, hem kül. Yani realiteyi ve realite içindeki  faal insanı iç ve dış aleminde yansıtması gereken şiire en uygun dinamik şekil  ve ölçüler. Daha yüksek bir ölçü ve şekle, hareket ve değişme halindeki  çerçevelere ulaşmak istiyorum. (&#8230;) Ben kendi toplumsal sınıf çevreme karşıt ve  çelişmeli değilim. Bundan ötürü de sanat için değildir diyorum. Şiirde bileşik,  diyalektik gerçekçiliğe ulaşmak istiyorum.&#8221; (Her Ay, Nisan 1937) </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       Nitekim şiirsel  eyleminde biçimle ilgili tartışmalara girmez Nazım Hikmet. Öze uygun biçimi  bulmaktır amacı. Bunun için yalnız Türk yazınının değil, tanıdığı bütün  yazınların geleneklerine açıktır. Hepsinden yararlanabilir. Çünkü ona göre, &#8220;Her  sanatkar ömrünün sonuna kadar arayacaktır. Bu arama seyrinde her konkre öze en  uygun şekli bulmaya, kendi kendini tekrarlamamaya, şahsiyetini muhafaza etmekle  beraber taklit etmemeye çalışacaktır. Hiçbir değişmez, mutlak sanat kaidesi  tanımayacaktır.&#8221; (Babayef’le konuşma). Bu ise biçimin öze bağlı olarak sürekli  değişmesi, bir değişkenlik içinde olmasıdır. Değişmeyen sanata yüklediği  işlevdir. İşlevi belirleyen de toplumcu dünya görüştü. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       Nazım Hikmet’in  toplumcu yazının gelişmesi yolundaki eylemi, asıl 1929’da, Resimli Ay’da  çalıştığı yıllarda yoğunlaşacak, egemen sanat anlayışlarına karşı gerçek kavga,  yalnız şiirde değil, bütün yazın dallarında bu dönemde başlatılacaktır. Asım  Bezirci bu gelişimi şöyle özetler: </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       &#8220;1928’de Takrir-i<br />
[ad2]<br />
Sükun Kanunu yürürlükten kalkınca, baskı da hafiflemeye başlar. Bundan  yararlanarak, toplumcu yazarlar Sabiha Zekeriya’nın 1 Şubat 1924’ten beri  çıkarmakta olduğu Resimli Ay dergisi çevresinde toplanmaya çalışırlar. 1928’den  sonra Vala Nurettin, Suat Derviş, Sadri Ertem Resimli Ay’da yazarlar.  Almanya’dan gelen Sabahattin Ali ile Rusya’dan dönen Nazım Hikmet de onlara  katılırlar. Resimli Ay, 15 Ocak 1931 tarihinde kapanıncaya değin toplumcu bir  edebiyatın kurulup yayılmasına hizmet eder. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebi-akimlar/">»<span lang="tr">  Edebi Akımlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nazim-hikmet-toplumcu-gercekci-cizgi/">Nâzım Hikmet: Toplumcu-gerçekçi çizgi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/nazim-hikmet-toplumcu-gercekci-cizgi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
