Roman Özetleri
(Görüntülemek istediğiniz özetin başlığına dokunun…)

http://resim.bilgicik.com/Kitapp.JPG

Yaklaşık “250″ tane roman özeti, abecesel sıraya göre dizilmiştir. Roman özetlerinin tamamı, farklı ağellerinden alıntılanarak derlenmiştir. Bu bölüme zamanla yeni özetler eklenecektir.

-A-

Ateşten Gömlek (Halide Edip Adıvar)
Aşk-ı Memnu (Halid Ziya Uşaklıgil)
Ankara Ekspresi (Esat Mahmut Karakurt)
Anahtar (Refik Halit Karay)
Ankara (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Aldatacağım (Esat Mahmut Karakurt)
Anamın Kitabı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Ago Paşa’nın Hatıratı (Refik Halit Karay)
Acımak (Reşat Nuri Güntekin)
Akşam Güneşi (Reşat Nuri Güntekin)
Anna Kareninna (Tolstoy)
Annem ve Hayatın Anlamı
Aşina Yüzler (Samet Ağaoğlu)
Ay Battı (John Steinbeck)
Ayaşlı ve Kiracıları (Memduh Şevket Esendal)
Atatürk’ün Avrasya Devleti (İsmet Bozdağ)
Atatürk Olmasaydı (Cemal Kutay)
Atatürk’ün Fikir Sofrası (İsmet Bozdağ)
Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği (Ahmet Taner Kışlalı)
Araba Sevdası (Recaizade Mahmut Ekrem)
Ankarada Savaş Rüzgarları (Kazım Karabekir)
Al Midilli (John Steinbeck)
Ak Dağlar (Ahmet Topal)
Ajan (Stuart Woods)
Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu Yandı Gitti Kül Oldu (Anonim)
Alemdağda Var Bir Yılan (Sait Faik Abasıyanık)
Adı Aylin (Ayşe Kulin)


-B-

Bugünün Saraylısı (Refik Halid Karay)
Bomba (Ömer Seyfettin)
Biz İnsanlar (Peyami Safa)
Bir Tereddütün Romanı (Peyami Safa)
Bir Ölünün Defteri (Halit Ziya Uşaklıgil)
Bir Kucak Çiçek (Memduh Şevket Esendal)
Bir Kadın Düşmanı (Reşat Nuri Güntekin)
Bir Avuç Saçma (Refik Halid Karay)
Barbaros Hayrettin Geliyor (Feridun Fazıl Tülbentçi)
Bay Alkolsüz Zamanlar (Halit Çapkın)
Bir Yazın Tarihi (Halit Ziya Uşaklıgil)
Bir Düğün Gecesi (Adalet Ağaoğlu)
Boğaziçi Şıngır Mıngır (Salah Birsel)
Bir İçim Su (Refik Halit Karay)
Bir Dinozorun Anıları (Mine Urgan)
Bir Devrin Romanı (Halide Nusret Zorlutuna)
Bir Avuş Saçma (Refik Halit Karay)
Babalar ve Oğullar (İvan Sergenyeviç Turgenyev)
Bir İçim Su (Refik Halit Karay)
Bir TÜRK Ailesinin Öyküsü (İrfan Orga)
Bir Sürgün (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Büyük Ümitler (Charles Dickens)
Bülbülü Öldürmek (Harper Lee)
Budala (Dostoyevski)
Beyaz Lale (Ömer Seyfettin)
Bir Genç Kız Yetişiyor (Betty Smith)
Bedel (Kenneth Goddard)
Beyaz Diş (Jack London)
Bir Çift Yürek (Marlo Morgan)
Beyaz Gemi (Cengiz Aytmatov)
Benövşeler Üstte Göz Yaşları (Mirvarid Dilbazi)


-C-

Cezmi (Namık Kemal)
Canan (Peyami Safa)
Cadı (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Cumbadan Rumbaya (Peyami Safa)
Cinayet Nedeni (Patricia Cornwell)
Cemile - Sultan Murat (Cengiz Aytmatov)


-Ç-

Çanlar Kimin İçin Çalıyor (Ernest Hemingway)
Çölde Bir İstanbul Kızı (Esat Mahmut Karakurt)
Çalıkuşu (Reşat Nuri Güntekin)
Çanakkale Askerlerine Rütbe Gerekmez (Sezen Özol)
Çankaya (Falih Rıfkı Atay)
Çölde Uyuyan Sır (Tom Holland)
Çatıdaki Rüzgar (V. C. Andrews)


-D-

Dokuzcu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)
Damga (Reşat Nuri Güntekin)
Dağları Bekleyen Kız (Esat Mahmut Karakurt)
Dağa Çıkan Kurt (Halide Edip Adıvar)
Dağların Gözyaşları - 1 (A. Necati Ulunay Ucuzsatar)
Dağ Yolu (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
Kırk Yıl (Halit Ziya Uşaklıgil)
Diriliş (Lev Tolstoy)
Doğunun Limanları (Amin Maalouf)
Dördüncü Protokol (Frederick Forsyth)
Dağların Gözyaşları - 2 (A. Necati Ulunay Ucuzsatar)
Don Kişot (Cervantes)
Da Vincinin Şifresi (Dan Brown)
Dudaktan Kalbe (Reşat Nuri Güntekin)
Dönüşüm (Franz Kafka)
Değirmen (Reşat Nuri Güntekin)


-E-

Ekmek Elden Su Gölden (Refik Halid Karay)
Edebiyat Anıları (Hüseyin Cahit Yalçın)
Eski Hastalık (Reşat Nuri Güntekin)
Eylül (Mehmet Rauf)
Erikler Çiçek Açtı (Esat Mahmut Karakurt)
Eski Hastalık (Reşat Nuri Güntekin)
Ermeni İddiaları ve Gerçekler (Dr. Hüsamettin Yıldırım)


-F-

Ferdi ve Şürekası (Halit Ziya Uşaklıgil)
Fatih - Harbiye (Peyami Safa)
Fazladan Bir Adam (Jonathan Ames)
Füreya (Ayşe Kulin) Roman


-G-

Gelibolu (Buket Uzuner)
Gurur ve İhtiras (Belva Plain)
Güdülenmenin Mucizesi (George Shinn)
Gün Olur Asra Bedel (Cengiz Aytmatov)
Goriot Baba (Balzac)
Gödeli Mehmet (Mehduh Şevket Esendal)
Gulyabani (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Gazi ve Fikriye (Hıfzı Topuz)
Gündelik Bilmeceler (Partha Ghose)
Gülnihal (Namık Kemal)
Geniş Zamanlar (Ayşe Kulin)
Geçmişin Geleceği (Melih Cevdet Anday)
Güneş Ülkesi (Tommasa Campanella)


-H-

Hüküm Gecesi (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Huzur (Ahmet Hamdi Tanpınar)
Handan (Halide Edip Adıvar)
Harem (Ömer Seyfettin)


-İ-

İstanbul’un Bir Yüzü (Refik Halid Karay)
İnce Memed (Yaşar Kemal)
İçimizdeki Çocuk (Doğan Cüceloğlu)
İki Gelinin Anıları (Balzac)
İhtiyar Balıkçı (Ernest Hemingway)
İhtiyar Dost (Halit Ziya Uşaklıgil)
İnci (John Steinbeck)
İrtica ve Bölücülüğe Karşı Militan Demokrasi (Vural Savaş)
İstila (Robin Cook)


-K-

Küçük Ağa (Tarık Buğra)
Kiralık Konak (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kaşağı (Ömer Seyfettin)
Kurtlar Sofrası (Atilla İlhan)
Kuyucaklı Yusuf (Sabahattin Ali)
Kızıl ile Kara (Stendhal)
Köprü (Ayşe Kulin)
Kertenkelenin Uykusu (Nihat Taştekin)
Kırık Hayatlar (Halit Ziya Uşaklıgil)
Kumarbaz (Ftodor Dostoyevski)
Korkunç Yıllar (Cengiz Dağcı)
Kayıp Aranıyor (Sait Faik Abasıyanık)
Kiralık Konak (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kosova Balkanları Anlamak İçin (Noel Malcolm)
Kanunsuzlar (Harold Robbins)
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (Hüseyin Rahmi Gürpınar)


-L-

Lider ve Demagog (Şevket Süreyya Aydemir)
Leonardo da Vinci Gibi Düşünmek (Michael J. Gelb)
Lüzumsuz Adam (Sait Faik Abasıyanık)


-M-

Mahşer (Peyami Safa)
Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil)
Madame Bovary (Gustave Flaubert)
Moğol Kurdu (Homeric)
Medyum (Stephen King)
Mektuplar (Goethe)
Martı (Richard Bach)
Motivasyon Mucizesi (Ulaş Kaplan)
Miskinler Tekkesi (Reşat Nuri Güntekin)
Mutlu Ölüm (Albert Camus)


-N-

Nutuk (Mustafa Kemal Atatürk)
Nemide (Halit Ziya Uşaklıgil)
Nimetşinas (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Nehir Tanrısı (Willbur Smith)


-O-

Osmanlıların Stratejik Sorunları (Mehmet Tanju Akad)
Oliver Twist (Charles Dickens)

Osmancık (Tarık Buğra)


-Ö-

Ölü Canlar (Gogol)
Ölüm Diyeti (Robin Cook)
Ölü Ozanlar Derneği (N. H. Kleinbaum)
Ölüden Mektup Var (Agatha Cristie)


-P-

Pembe İncili Kaftan (Ömer Seyfettin)


-R-

Robinson Crouse (Daniel Defoe)
Ramses Batı Akasyasının Altında (Christian Jacq)

Ruhsar Hanım
Ruhsar Hanım (Füsun Önal)

 


-S-

Sinekli Bakkal (Halide Edip Adıvar)
Sefiller (Victor Hugo)
Suç Ceza (Dostoyevski)
Savaş ve Barış (Tolstoy)
Safahat (M. Akif Ersoy)
Sevdalinka (Ayşe Kulin)
Suç ve Ceza (F. M. Dostoyevski)

Sözde Kızlar (Peyami Safa)

Sarı Zeybek (Can Dündar)
Satranç (Stefan Zweig)
Savaşçı (Doğan Cüceloğlu)
Saray ve Ötesi (Halit Ziya Uşaklıgil)
Sofinin Dünyası (Jostein Gaarder)
Sevginin Katıksızı (Jack London)
Sergüzeşt (Samipaşazade Sezai)
Semerkant (Amin Maalouf)
Simyacı (Paulo Coelho)


-Ş-

Şu Çılgın Türkler (Turgut Özakman)
Şişhaneye Yağmur Yağıyordu (Haldun Taner)
Şeker Portakalı (Jose Maura De Vasconcelos)
Şeytan Dönemeci (Agatha Christie)


-T-

Toprak Ana (Cengiz Aytmatov)
Tatarcık (Halide Edip Adıvar)
Türkler’in Tarihi (Paul Roux)
Tanrı Dağı Ziyareti (Reşat Nuri Güntekin)
Tarihin Tanıklığında Ermeniler ve Rumlar (Ali Güler)
Türk’ün Ateşle İmtihanı (Halide Edip Adıvar)
Tanrı’nın Kırbacı Attila (Thomas R. P. Mielke)
Toprak Uyanırsa (Şevket Süreyya Aydemir)


-U-

Umut Bir Yöntem Olamaz (Gordon Sullivan Michael V. Harper)
Uzun Beyaz Bulut Gelibolu (Buket Uzuner)
Uyarılar (Nadir Nadi)


-Ü-

Ümit Dünyası (Şevket Rado)


-V-

Vadideki Zambak (Honore De Balzac)
Vahşi Bir Kız Sevdim (Esat Mahmut Karakurt)

Vatan Yahut Silistre (Namık Kemal)


-Y-

Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)
Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)
Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Yeşil Gece (Reşat Nuri Güntekin)
Yüzüklerin Efendisi (İki Kule)
Yüzüklerin Efendisi (Kralın Dönüşü)
Yüzüklerin Efendisi (Yüzük Kardeşliği)
Yeşil Gece (Reşat Nuri Güntekin)
Yanlış Adres (Jane Heller)
Yüzbaşı Selahattinin Romanı (İlhan Selçuk)
Yöneticinizi Siz Yönetin (Prof. William P. Anthony)
Yaratıcı Aklın Sentezi (Server Tanilli)
Yalan, Yalan, Yalan… Yalancılığın Psikolojisi (Dr. Charles V. Ford)
Eksik Parçalar (Joy Fielding)
Yağmur Beklerken (Tarık Buğra)
Yezidin Kızı (Refik Halit Karay)
Yaralı Aşklar (Erhan Bener)
Yüzüklerin Efendisi (J. R. R. Tolkien)
Yılanların Öcü (Fakir Baykurt)


-Z-

Zeliş (Necati Cumalı)
Zulüm Dağları Aşar - Çanakkale İçinde (Rahmi Özen)
Zihinsen Antrenman (Richart M. Suinn)
Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay)

Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

İstanbul’un Bir Yüzü

 

(Refik Halid Karay)

 

Konu

Kitap Bütün Istanbul’un Iç Yüzünü Değil, Yalnizca Istanbul’da Yaşayan Bir Azinliğin Içyüzünü Gözler önüne Seriyor: Savaş Zenginleri, Karaborsacilar, Vurguncular, Türediler, Ittihat Ve Terakki’nin Adamlari… Istanbul’un ‘öteki Yüzü’, Yani Halk Yok Romanda.

 

 

Özet

Refik Halid, ‘bir Harp Zenginini’, Kani’yi, Tanitarak Başliyor Romanina. Kani, Ismet’e Nasil Zengin Olduğunu Anlatiyor: Beş Parasizdir. Askere Gitmeye Karar Verir. Bir Arkadaşina Rastlar; Arkadaşi, Kani’yi Alir, Harbiye Nezaretini Daire Daire Dolaşirlar; Kayitlar, Vesikalar, Muameleler…ertesi Gün Halep’e Yağ Toplamaya çikarlar Ve Bundan Sonra Zenginler Arasina Girmeye Başlar.ve Kani Sitem Ederek Kizginliğini Dile Getirir. ‘asil Kizdiğim Cihet Halkin Eski Zenginleri Sabir Edip Bizi çekemeyişi.’

Refik Halid Bu Bölümde Eski Devri (abdülhamit Zammanini) Anlatiyor. Az Sene Içinde Istanbul’un Cok Değiştiğini Ve Bir çok Inkilap’in Olduğunu Söylüyor.böylr Bir Nesil Olmadiklarini Anlatmaya çalişiyor Ve Hudutlarimizda Tecavüzsüz Yaşiyoruz Diyor.

Refik Halid Bu Bölümde Fikri Paşanin Konağini Ayrintilariyla Anlatiyor Ve Paşayla Ilgili Bir Kaç şey Ekliyor: ‘galiba O, Hiç Iş Yapmamak, Hiç Söze Karişmamakla Bu Mevkii Bulmuş.belki Memlekete Faydasi Hiç Olmamişti; Fakat Muhakkak Ki En Ufak Bir Zarari Bile Olmamişti. Paşa’nin Yakinlarini Anlatiyor Ve En Sonunda Da Paşa’nin 1908’ Den Sonraki Halini Anlatiyor.

Refik Halid Bu Bölümde Alti Portre çiziyor. Bunlarin Hepsi Birer Harp Zenginidir. ‘külhanbeyi Lütfi Pehlivan’: Sandiğa Girmiş, Pehlivanlik Etmiş, Ev Basmiş, Adam Vurmuş, Hamam Kapatmiş, Meyhane Yikmiş…gümrükte De Katip; Müdürlüğe Kadar çikmiş. Bir Kaç Yeri Kendi üzerine Geçirmiş Yok Bedeline.adam Kaçirmişlar Ve Yerine Kendisi Geçmiş.işte Bu Herif şimdi Bir Harpzengini.

Refik Halid, Harp Devrinin Hanimlari Adli Bölümde Kadinlarin Yaşamlarindaki Değişimleri Anlatiyor.iş Hayatina Girmiş Kadinlar; Sigara, Içki, Morfin Düşkünü Kadinlar; Siyasete Atilan Kadinlar; öğretmen Olan Genç Kizlar; ‘yeni Usul Bohçaci’… Sarayin Adami Olan Bir Haraççi… Ismet’in Bulunduğu Bir Düğünde Ticaret Yapan üç Kadin Var; Bunlar, Hat Komiserliğinde Memur Olan Bir Ihtiyat Zabiti’nin Peşini Birakmiyorlar, ümit Vermek Için Hoppaliklar, Hafiflikler Ediyorlardi. O, Kadinlara Karşi Acemi Görünüyordu; Iyice Avlamişlar, Kumpanyalarina Sokup Işlerini Gördürmeye Muvaffak Olmuşlardi; Vagon, Koli, Piyasa Kelimeleri Ile Dolu Ticari Bir Hasbihal Ediliyordu.
Refik Halid Eski Ve Yeni Istanbul Adli Son Bölümde Eski Istanbul’a Olan özlemini Anlatiyor Ve şöyle Diyor: ‘istanbul Daha Ziyade Eski Devirde(abdulhamit Zamani) şahsiyetli Ve Ehemmiyetli Idi. şimdi Ise Renksiz Ve Sefil…’


Ana Fikir

Yazar Bu Romanla Okuyucuya; Bazi Kişilerin Zengin Olmak Ve önemli Bir Mevkiiye Gelmek Için Her Türlü Yola Başvurabilecekleri Mesajini Veriyor.

Şahıslar ve Olaylar

Kitapta Birbirinden Bağimsiz Bir çok Olaydan Bahsedilmekte; Fakat, Ayni Konudan Bahsedilmektedir.
Ismet : Romanin Anlaticisi.
Kani : çocukluk Arkadaşi
Kani’nin Annesi : Kibar Dalkavuğu
Fikrii : Fikri Paşa
Hanimefendi : Paşa’nin Kayinvalidesi
Dilara : Paşa’nin Karisi
Ragibe – şadiye :kizlari
Lütfi Pehlivan : Külhanbeyi, Savaş Zengini
Ahmet Bey : Sarayin Hafiyelerinden Biri
Zal Bey : Sarayin Adami (her Yeri Haraca Kesti)

 

 

Yazar Hakkında Bilgi

Refik Halid Karay

(istanbul 1888-istanbul 1965) Türk Romancisi, Hikayecisi Ve Yazari. Ilk öğrenimini Vezneciler’de Ve Göztepe’de Tamamladi, Daha Sonra Galatasaray’da (1900-1906), Bir Yilda (1907) Hukuk Mektebi’nde Okudu. 2 Nci Meşrutiyet’in Ilanindan Sonra Gazateciliğe Başladi (tercüman-i Hakikat). Kalem Ve Cem Dergilerinde Yazilar Yazdi. 1909’da Fecri Ati Topluluğuna Katildi. 1912’de Beyoğlu Belediye Başkatibi Oldu Ve Bir Sene Sonra Iktidara Gelen Ittihatçilar Tarafindan Beş Yil Sürgüne Gönderildi. Anadolu’da Başlayan Milli Mücadele Hareketi’ne Aleyhtar Olmuş, Bu Yüzdenmilli Hükümet’in Sürgünüyle 9 Kasim 1922’de Yurdu Terk Etmiştir.1938’de çikan Af Ile Yurda Geri Dönmüştür.

Açik, Sade, Terkipsiz Bir Dille Yazan, Roman Ve Hikayeleri Kadar Mizah Ve Taşlamalari Ile De ün Kazanan Karay’in Başlica Eserleri şunlardir: Sakin Aldanma, Inanma, Kanma, üç Nesil-üç Hayat, Memleket Hikayeleri, Bir Içim Su, Gurbet Hikayeleri, Bu Bizim Hayatimiz, Sonuncu Kadeh, Dört Yaprakli Yonca,ekmek Elden, Su Gölden.

 

|» Roman Özetleri Sayfasına Dön! « |

 

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

 


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sefiller

 

(Victor Hugo)

 

Özet

Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu.

 

Hayata ahlak ve fazilet sahibi iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, Fransa’nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır şimdi; geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Valjean’ın gizlediği geçmişten şüphelenen detektif Javert, araştırmaya koyulur ve “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır. Oysa, isim benzerliğinden, bir başkası Jan Valjean’ın yerine tutuklanmış, mesele kapanmıştır. Ne var ki Valjean’ın ahlakı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermez. Teslim olur ve yeniden küreğe gönderilir.

Aradan bir kaç yıl geçtikten sonra bir kez daha kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı –namusuyla kazanılmış- paralarını alır, Fantiana’nın kızı Cosette’i bulur ve bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Evlat edindiği Cosette ise rahibe okuluna gitmektedir. Müfettiş Javert’ten kurtulmuş gibidir Jan Valjean. Bu sakin hayat, Cosette’in genç ve güzel bir genç kız olmasıyla değişir. Babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı; Marius’a aşık olmuştur Colette. Zengin dedesi tarafından büyütülen Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safındadır. Her zaman haklıdan yana olan Jan Valjean da öyle. Paris kanla yıkanırken, Javert ile Jan Valjean karşı karşıya gelirler. Valjean Javert’in hayatını bağışlar. Ancak bu yüce gönüllük karşısında bütün inandığı değerleri yıkılan Javert, intihar eder. İsyancıların durumu da pek parlak değildir. Marius ağır yaralanır ve Valjean tarafından kurtarılır. Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkumunun kızı olarak bilinmesini istemez ve ortadan kaybolur. Oysa Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiştir. İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar….

Jan Valjan ekmek çaldığı için beş yıl kürek cezası ile cezalandırılır. Birkaç kere kaçmaya kalkıştığı için cezası ağırlaştırılır ve 19 yıl hapiste kalır. Çok güçlü bir insan olan Jan Valjan, hapiste iyi duygularını kaybetmiş gibidir. Hapisten çıktıktan sonra, mahkum olduğunu gösteren belge yüzünden herkes ona kötü davranır. Rahip onu evine alır. O ise evden gümüş takımları çalar. Fakat yakalanır. Rahip şikayetçi olmaz ve ona iki de gümüş şamdan hediye ederek onlardan elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcamasını ister. Bu olay Jan Valjan için bir dönüm noktasıdır. Madlen adıyla iş hayatına atılır, zengin olur. Fanten adında düşmüş fakat ruhça temiz bir kadına ve kızına yardım eder.

Polis müfettişi Javer, birden ortaya çıkan ve kısa zamanda zengin olan herkesin “Baba” dediği Madlen’in kim olduğunu merak eder ve Madlen Baba’nın aslında Jan Valjan olduğunu anlar ve Jan Vanjan’ı ihbar eder. Ancak ihbarın yanlış olduğu ve Jan Valjan adında birinin hapiste bulunduğu mahkemece tespit edilir. Bunu öğrenen Madlen Baba (Jan Valjan) teslim olur ve hapiste Jan Valjan sanılan mahkumun kurtulmasını sağlar. Hapiste bir gece kaldıktan sonra kaçarak bir limandan denize atlar ve herkes onun öldüğünü sanır. Fakat müfettiş Javer öyle düşünmez. Jan Valjan, Fanten’e verdiği sözü tutmak üzere Fanten’in kızı Kozet’i bulur ve onu büyütür.

Müfettiş Javer onları takip etmektedir. Takip edildiğini anlayan Jan Valjan kaçarak, Kozet’i yatılı olarak bir kiliseye verir ve kendiside o kilisenin bahçıvan yardımcısı olur. Bay Jilnorman adlı birisi torunu Maryüs’ü büyütmektedir. Maryüs avukat olmak için çalışıyor ve dedesinin yanında kalıyordu. Ancak bir tartışma sonucunda Maryüs dedesinin evini terk ederek bir süre Sen-Jak otelinde kalır. Maryüs, borçlanmamak için otelden ayrılarak arkadaşı Kurfeyrak’ın odasına taşınır ve eğitimini tamamlayarak avukat olur. Bir gün Maryüs Lüksemburg parkında dolaşırken Kozet’i görür ve ona ilk bakışta aşık olur ve onu her gün görebilmek için bu parka gelir. Maryüs ile Kozet arasındaki ilişkiyi fark eden Jan Valjan bu ilişkiyi istememektedir ve oturdukları evden taşınırlar. Fakat Maryüs onları yine bulur ve Maryüs ile Kozet gizli gizli buluşurlar.

Bazı kişiler Krala karşı ayaklanırlar. Bunların içinde Maryüs de vardır. Daha sonra olaylar arasında Müfettiş Javer devrimcilerin tutsağı olur. Devrimcilerin arasına katılan Jan Valjan, Müfettiş Javer’i kurtarır. Jan Valjan, bir çatışma sırasında yaralanan Maryüs’ü kurtarır. Ancak Müfettiş Javer ikisini de yakalar. Müfettiş Javer kendisini devrimcilerin elinden kurtaran Jan Valjan ve Maryüs’ü serbest bırakır ancak görevini yerine getiremediği için intihar eder. Maryüs iyileşir ve Kozet ile evlenir. Zaman içerisinde iyice yaşlanan Jan Valjan da ölür.

 

Ana Fikir

Yazar, bize bir insanın hapisten çıktıktan sonra insanlara kendini kabullendirmek için çektiği güçlükleri ve insanların onu dışlamalarını anlatmış. Ayrıca insanlığın, yoksulluk sorunuyla gelen sefilliğine de değiniyor.

 

Şahıslar ve Olaylar

JAN VALJEAN: Ekmek çaldığı için hapse giren, 19 yıl sonra hapisten çıkan ve herkese karşı iyilikler yapmaya başlayan adam.
COSETTE: Fantiana’nın kızıdır. Jan Valjean tarafından evlat edinip Marius’la evlenen kız.
MARİUS: Cumhuriyet’i savunan bir babanın oğludur fakat babasını tanımaz. Ayrıca Cosette’le evlenir.
JAVERT: Mesleğine aşırı bağlı olan ve Jan Valjean’ı yakalayan polistir.

Yazar Hakkında Bilgi

Büyük Fransız Şair ve yazarı Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de geldi dünyaya. Babası, Napolyon ordusunda generaldi imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrit’te valilik yaptı. Anne ve babası arasındaki bitmek bilmeyen geçimsizlikler, yinelenen ayrılıklar nedeniyle, Hugo genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. İlkokula da İspanya’da başladı. Ancak, İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir..

 

Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Babası Paris’e döndü. Maddi sıkıntılar ve toplumsal çalkantılar içerisinde, eğitimini düzgün bir biçimde sürdüremedi Hugo, ama kendi kendine okumayı sürdürdü, hatta ilk şiirlerini yazması da bu yıllara denk düşer. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen Hugo’yu bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; XVIII.Lois tarafından aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı.

 

1827’de “Cromwell” ve 1830’da “Hernani” oyunları, -tıpkı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris’te.
Hugo’nun ilk romanı ise “Notre Dame’ın Kamburu”dur(1831). Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo’nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo’nun yükselen ünü, bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır Fransa’da.

 

1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve roman yazdı Hugo, 1841’de Fransız Akademisine seçildi. 1848 ihtilalinden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon’u destekledi. Ancak bu Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851’de Fransa topraklarını terk ederek –yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları’na yerleşti. Burada yazdığı “Sefiller”(1861), onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris’e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1855’de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon’a gömüldü.

 

19.yy Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur.

|» Roman Özetleri Sayfasına Dön! « |

 

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Suç Ceza

 

(Dostoyevski)

 

Özet

Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.

Raskolnikov 1.5 Rubleyi aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için Sonya fahişelik yapmak zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya” diye düşünmekten kendini almamıştı. Raskolnikov Marmeladov ‘un evine gittiklerinde eşi haykırışla onları yumruklamaya başladı. Hep içiyordu ve evdeki 20 Rubleyi götürüp içkiye vermişti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i oraya bırakarak uzaklaştı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi. Raskolnikov heyecanla okumaya başladı mektubu. Annesinden gelmişti mektup. Annesi kız kardeşi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluğu olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eşyalarıyla beraber Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini sağlayacaktı. Annesi, 60 mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok özlediğini yazıyordu.

Raskolnikov “Bu evlilik olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaştıktan sonra yorgun düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat 7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. Aşağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden yaşlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemişti. 2 nci katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemişlerdi.

Tefeci kadının evine girdi ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü. Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir yerde saklamayı ihmal etmedi.

“2 gün geçti hala uyanmadı” diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp kendisine geleceğini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her şeyi anlattı. Korktuğunu, endişelendiğini hiç hissettirmedi.

Ertesi gün eve geldiğinde annesi ve kız kardeşi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. Çocuğun halini gören anne şaşkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceği görüşmeye çağırırken korkmuştu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiğinde, Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeşi çok aşağılamış, onların fakir bir aile olduğunu değerlendirerek fazla istekte bulununca evden kovulmuştu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oğlunun bu tavırla doğrusu ağlamaktan başka yapacak bir şeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemişti.

Bay Marmeledov’un cenazesi için evine gittiğinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemişti. Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuşmaya çalışarak geçirdi vaktini.

Polis memuru porifiri Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti işlediğini itiraf etmiş olmasına rağmen) cinayet işlediğini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiği için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu. Cinayeti işlediğini Sonya’ya itiraf etmişti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini” istiyordu.

Sonuç olarak Raskolnikov vicdanının verdiği acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeşi Dunya evlenmişlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki yaşamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kişiliği ve kendi kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile sürekli mektuplaşan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı. Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata bağlandı ve geleceğin planlarını beraber hayal etmeye başladılar.

 


 

Yazar Hakkında Bilgi

Tam ismi Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’dir. Babası bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Annesinin yardımıyla evde başladığı eğitimini özel bir okulda sürdürdü. Babası sert ve acımasızdı. Annesinin koruyucu tavırlarına sığınıyordu. Annesini 15 yaşında kaybetti. 1837′de girdiği Petersburg Askeri Mühendis Okulu’nu bitirdi. Öğrencilik yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okuyarak geçirdi. Kısa bir süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başladı. Topraklarında çalışan köylüler tarafından öldürülen babasından az bir miras kalmıştı. 1846′da İnsancıklar adlı ilk kitabını yazdı. 1854′te basılan bu roman ilk Rus toplumsal romanı sayılır. Bu eserin basılmasından sonra ünlendi. 1846′da yazdığı ikinci romanı “Öteki” yeterli ilgiyi görmedi. Ünü giderek kayboldu. 1851 tarihli Ev Sahibesi, 1848′de yazdığı Beyaz Geceler ile Yufka Yürekli romanları da ilgi görmedi. 1849′da yazdığı Netoçka Nezvanova romanı da beklenen başarıyı getirmedi.Politikayla ilgilenmeye başladı genç liberallere katıldı. Çar 1. Aleksandr’ın güvenlik güçleri tarafından, “devleti yıkmaya çalıştığı” suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. İdama mahkum edildiler. Kendisinin kurşuna dizilmesi hazırlıklarını izlemek onda derin etkiler bıraktı. Kendinden önce sırya dizilen beş kişi kurşuna dizildi ancak kendisiyle beraber diğer dört kişi idamdan son anda kurtuldu. Sibirya’da 4 yıl ağır hapse ve 4 yıl askerlik yapmaya mahkûm edildi. Sibirya’daki cezaevi günlerinde birlikte yaşadığı ilişkileri, aşkları, mahkûmları gözlemleyerek Rus halkını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ancak zor koşullar nedeniyle sara nöbetleri geçirmeye başladı. Bu rahatsızlığın etkileri de birçok eserine yansıdı. 1854′te cezaevinden çıkıp askerliğe başladı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857′de dul bir kadınla evlendi. Bu evlilik maddi sorunlarını artırdı. Tekrar yazmaya karar verdi. Askerlik cezasının da bitmesi üzerine Petesburg’a döndü. Yeni Çar 2. Aleksandr’ı destekledi. Kardeşi Mihail ile birlikte “Vremya” adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi ve dergide yayınlanan romanları yeniden tanınmasını ve eski ününü kazanmasını sağladı. 1862′de Fransa, İngiltere ve İtalya’yı kapsayan bir yurtdışı gezisi yaptı. Aynı yıl dergi kapatıldı. Dostoyevski, Almanya’nın Wiesbaden kentine gitti. Burada kumara başladı.

Rusya’ya dönüşünde “Epoha” isminde yeni bir dergi çıkardı. 1864′te eşini ve kardeşi Mihail’i kaybetti. Borca battı. Kurtulmak için Avrupa’ya kaçtı. Wiesbaden’de kumarda bütün parasını kaybetti. Yayıncısından borç alıp 1865′te Rusya’ya döndü. 1867′de steno ile romanlarının yazımında kendisine yardım eden Anna Snitkina ile evlendi. Bir kere daha borca boğulduğu için yeni eşiyle yine yurt dışına çıktı. Yoksulluk ve para peşinde ülke ülke dolaştı. Ama romanlarını yazmayı da sürdürdü. Bir kere daha yayıncısının desteğiyle St.Petersburg’a döndü. Tutucu bir haftalık dergi olan Grajdaninin başına geçti. Bir yıl sonra bıraktı.

Bu dönemde eski itibarını ve ününü tekrar kazandı. 1872 yılında yayımladığı Ecinniler adlı romanı birçokları tarafından tüm zamanların en iyi siyasi romanı olarak kabul edilir. Kitap nihilizm, ateizm ve Batı düşüncesinin Rusya üzerindeki etkilerini ele alır. En büyük romanı Karamazov Kardeşleri yazmaya 1879′da başladı. 1880′de şair Aleksander Puşkin’in ölüm töreninde konuşmayı o yaptı. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi’nin edebiyat bölümüne seçildi. Yaşamının son döneminde Petersburg yakınlarında küçük bir kasaba olan Staraya Russa’da yaşadı. 9 Şubat 1881′de burada yaşamını yitirdi. Günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alır.

|» Roman Özetleri Sayfasına Dön! « |

 

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...10 11 12 »

Yukarı