Çok iyi anımsıyorum, bundan 6 – 7 yıl önce, baharın geldiği bu dönemlerde, babam sabah erkenden hepimizi uyandırırdı ve coşkuyla oturduğumuz yere yakın bir küçük dağa giderdik. Önceki senelerde de bunu yaptığımız için bulmamız gereken “Nevruz” çiçeğini biliyorduk ve heyecanla dağın dört tarafını dolaşıyorduk. Toprağı henüz delip çıkmış bu nevruz çiçeklerinden bulabildiğimiz anda, dünyalar bizim oluyordu sanki. Çiçeklerden birkaç tanesini, itinayla kökünden sökerek çıkarıp güvenilir bir yere koyduktan sonra, bayram havası içinde yedi kiremit, ebelemece veya ağaç kapmaca… gibi oyunlar oynuyorduk.
Bu anlatılması çok güç duyguları yaşadığımız dönemde atalarımızın “ana” olarak kabul ettiği “toprak” ile, elden geldiğince bütünleşmeye çalışıyorduk. O coşkuyla, sanki 2000 yıl geriye gidip atam Oğuz Kağan ile Nevruz toyunu kutluyor gibi oluyorduk. O gün, hepimiz iyilik meleği gibi oluyorduk. Birbirimizi kırmadan, dostluk ve kardeşlik içinde günü geçiriyorduk. Elbette o güne özgü değişik adetler de vardı; ama hepsinin ortak noktası “güzellik ve doğa ile buluşma” heyecanını yaşatmasıydı.
Bilindiği gibi insanlığın ortaya çıkmasından sonra, “kültür“ler oluşmaya başlamıştır. Bugün “toplum” olarak nitelendirilebilecek bütün ulusların, bir kültürü vardır. Hiçbir toplumla karşılaştırılamayacak kadar köklü, güçlü ve zengin bir geçmişi bulunan Türk ulusu, binlerce yıl önceden beri güçlendirerek devam ettirdiği kültürünü, bugünlere kadar taşımıştır. Türk kültür öğelerinden birisi de kuşkusuz “Nevruz“dur. Kökeni itibariyle Farsça olan “Nevruz“, Türkler’de “Yeni Gün” anlamına gelecek biçimde kullanılmıştır.



Facebook



Batılıların Ari ırkın üstünlüğünü kanıtlamağa çalışan İndo-Germen kuramına göre, Hint-Avrupalıların çok eski dönemlerde Çin’in Kansu bölgesine değin bütün Orta Asya’ya yayıldıkları ve aslında göçebe (bozkırlı) oldukları, atın ilk kez onlarca evcilleştirildiği, dünyanın ata binme sanatını onlardan öğrendiği öne sürülür. Bu aslında Batılıları yüceltmeye dayanan köksüz bir kuramdır. Bugünkü Batılıların ataları ne tarım kökenli, ne de göçebe kökenli olmayıp asalak ekonomiye (avcılık ve toplayıcılık) bağlı olduklarından, Batılılar atalarını yüceltmek ve kendilerine daha yüksek bir kültür kökeni sağlamak için bu kuramı ic