Ulu Önderimizi Saygı İle Anıyoruz

Cumhuriyetimizin kurucusu, TÜRK ordusunun büyük komutanı, bilge devlet adamı ve Yüce Önderimiz ATATÜRK‘ü, ölümsüzlüğe uğurladığımız günün 72. yıl dönümünde özlemle anıyoruz.

Yüce Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK, Osmanlı’nın çöküşünden sonra düşman işgaline giren yurdumuzu kurtarmış, TÜRKlüğe hizmet etme isteği ve sevgisiyle halkın desteğini kazanarak Anadolu’yu yeniden TÜRK Ulusu’na kazandırmış, çağdaş bir Türkiye için en doğru seçimi yaparak cumhuriyeti kurmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığını sağlamak adına bütün ömrünü devletimizi yüceltmekle geçirmiş, Türk vatandaşlarının ve özellikle de Türk kadınının yok olmaya başlayan haklarını yeniden onlara kazandırmış ve bugün bütün dünyanın ayakta alkışladığı büyük işler başararak yok olma tehlikesiyle karşılaşan TÜRK adını yeniden tarih sahnesine çıkarmıştır.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Göktürk Yazısını Öğrenme Kılavuzu

En güzel örneklerini Orhun ve Yenisey Yazıtları’nda gördüğümüz Göktürk yazısı, Türk yazı dilini yazılı kaynaklardan takip edebildiğimiz 7. yüzyıla kadar işlenmiş ve yazıtlarla bugünlere ulaşmıştır. Göktürk yazısı, Türklere ait olan Orhun alfabesi ile yazılmaktadır. Bu alfabe, Göktürkler‘den sonra 5-6 yüzyıl boyunca kullanılmış; fakat İslamiyet’in kabulü ile Türk yazısı bırakılmış ve Arap yazısına geçiş süreci başlamıştır.

Bin yıla yakın bir süre boyunca kaderine terk edilen Göktürk yazısı, ancak 19. yüzyılın ortalarında yabancı bilim adamları tarafından keşfedilmiştir. Yazıtları birçok ulus kendisine mal etmeye çalışmış; fakat Türk tamgaları (harfleri) çözülünce bu yazının Türklere ait olduğu anlaşılmıştır. Yabancı bilim adamları Orhun Yazıtları üzerinde araştırmalar yapmaya başladıktan -ne yazık ki- yıllar sonra, Türk dil bilimciler de yazıtların dili üzerine çalışmalar yapmaya başlamışlardır.

Günümüzde bütün milletler, öz tarihlerini, kültürlerini ve dillerini araştıran ve benliğinden – köklerinden kopmayan bir gençlik yaratmaya çalışmaktadır. TÜRK ulusuna mensup soylu gençler de, köklerini iyice araştırmalı ve oradan alacağı ışık ile bilinçlenmelidir. Çünkü Türk ulusu; kökleri mazide, gövdesi hâlde, dalları ve yaprakları istikbâlde olan köklü bir çınar gibidir. Köklerinden kopan bir ulus, benliğiyle birlikte varlığını da kaybeder.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

M. Kemal ATATÜRK Olmasaydı…

Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk

Büyük TÜRK ulusunu, hak ettiği biçimde yaşamaya kavuşturan; batılı devletlerin sömürgesi hâline gelmiş Türk yurdunu, düşman işgalinden kurtararak, Türk adının ayaklar altına alınmasına izin vermeyen ve aşağıda sıralayacağım örnekler gibi nice işler başararak, Türk tarihine yeni bir sayfa açan Yüce Önder Atatürk‘ün tarihte olmadığını varsaydığımızda, Türk ulusunun bugünlere nasıl geleceğini hiç düşündünüz mü?

Dünyanın en şerefli ve güçlü milleti olan Türkler, Hunlar ve Göktürkler zamanında dünya hâkimiyetini kazandıktan sonra, Osmanlı Dönemi’nde bir cihan imparatorluğu kurmuştur. Osmanlı Devleti’nde, çok uluslu bir yapı olmanın getirdiği karışık ortam nedeniyle, Türk kültürü, dili ve yaşam biçimi, ciddi biçimde bozulmaya başlamıştır. Bu bozulmalar, Osmanlı’nın duraklama ve dağılma dönemlerinde zirveye çıkmış ve ne yazık ki Türkler sayesinde dünyada söz hakkına sahip olan birçok millet, Türklere ihanet etmeye başlamıştır. Bu dönemden sonra Türk ulusu, yıkılan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine Yüce Önder Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş ve Türkler yeniden çağdaş – uygar bir toplum olma yolunda ilerlemeye başlamıştır.

Büyük Önder‘ Türk ulusunu, hak ettiği uygar yaşam biçimine kavuşturabilmek için çok büyük çalışmalar yapmıştır. Şimdi Atatürk’ün, milli mücadele dönemi ve sonrasında Türk ulusuna önce egemenliğini, sonra da uygar toplum olma niteliklerini nasıl kazandırdığına dair çalışmalarından, birkaç örneğe göz atalım:


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Türk Gençliği, ‘TÜRK’çe Müzik Dinlemeli

Türk Çalgıları

Yaklaşık iki aydır ağelimizde konuklarımızın oyladığı sormacamızın sonuçları, Türk gençliğinin müzik zevki konusunda ne büyük bir yanılgı içinde olduğunu ortaya koydu. Yaşamın her alanında, özünden uzaklaşmanın marifet gibi gösterildiği bir dönemde, hepten batı özentisi olan Türk gençliği, dinlediği batı müzikleriyle yalnızca kulaklarını değil, zihniyetini de çürütüyor.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, burada neyi tartıştığımızı anlamadan “Müzik evrenseldir.” veya “Zevkler ve renkler tartışılmaz.” gibi kalıp ifadelerle kendine savunma mekanizması geliştirecek kişilerin, bu yazıyı okumamalarını öneriyorum. Çünkü böyle konuları ön yargılarınızı yıkarak değerlendirmeniz gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta elimizde 37 bin kişinin oyladığı bir sormacanın (anketin) sonuçları var ve bu sonuçlardan yararlanarak, bir çıkarımda bulunmaya çalışacağız.

Her insanın müzik zevki ayrı olabilir. Keman sesinden, kaval sesinden, saz sesinden, klarnet sesinden veya gitar sesinden hoşlanan, bu çalgıların ezgilerinde kendini bulan kişiler vardır. Kimi insanlar klarnet ezgilerini dinleyerek, kimi insanlar ise bas gitar sesiyle dinlenebilirler. Bunun için “Neden gitar dinliyorsun? Ayıp değil mi?” gibi sorularla, kişisel zevkleri eleştirmek, çok yanlış bir tutumdur. Fakat kültürel ve toplumsal değerlerimizi göz önünde bulundurduğumuz zaman, dinleyeceği müziği pek de bilinçli olarak seçmeyen Türk gençliğinin, ne tür yanlışlar yaptığını görebiliyoruz.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 »

Yukarı