acil kitap


2010 KPSS Sonuçları

2010 Kpss SonuçlarıTürkiye’de gerek ÖSYM’nin gerekse de MEB’in yapmış olduğu sınav ve yerleştirmelerin sonuçları açıklandığında her sene aynı işkence çekiliyor. Yüz binlerce kişi, saatlerce bilgisayarın başında oturup sonuçların açıklanmasını veya açıklanan sonuçların görüntülenmesini bekliyor. Aynı durum, 2010 KPSS lisans sonuçlarının açıklanmasında da yaşandı ve bir milyona yakın kamu personeli adayı, artık isyan etti.

ÖSYM’nin yapması gereken şey, her sınav için bir “sınav takvimi” oluşturmak ve bu takvime bire bir bağlı kalmaktır. Böylece adaylar sınavların açıklanmasına 10 gün kala siteye girip “Sınav açıklanmış mı?” diye merak içinde kalmaz, ÖSYM’nin telefonlarını günlerce meşgul etmezler. ÖSYM kendi sitesinden ve resmi yayın organlarından KPSS, KPDS veya ÜDS gibi sınavlarla ilgili “2010 KPSS sınav sonuçları, 11 Ağustos 2010 tarihinde açıklanacaktır.” bir duyuru yapması, yüz binlerce adayın günlerce stres yaşamasını önleyeceği hâlde, ÖSYM bunu kamu personeli adaylarına çok görmektedir.

İkincisi, sınav sonuçları ansızın açıklanacağından binlerce kişi sabahlara kadar -adayların klavyesindeki F tuşu silinene kadar- ÖSYM’nin sitesini yenilediğinden, sonuçların açıklanacağı site çökmekte, isteğe yanıt veremez hâle gelmektedir. Aynı durum bugün açıklanan 2010 KPSS Lisans sonuçlarında da yaşandı. 14.00′da sonuçlar açıklandığı hâlde, yüz binlerce kişi hâlâ sınav sonucunu öğrenememiştir. Bu durum, aslında ÖSYM’nin sunucularını güçlendirmesiyle çözülebilir. Fakat her sınav için milyonlarca öğrenciden 40-50 TL alan ÖSYM’nin parası olmasa gerek ki, 100 milyar verip adamakıllı bir sunucu edinemiyor. Bu nedenle sonuçları öğrenmek işkence hâline geliyor.


Hayır!“lı Bir Referandum İstiyoruz!

Türkiye’nin aylardır konuştuğu referandum hakkında, aslında birçok kişi bilgisi olmadan yorum yapıyor. Değişiklik paketini okumaya tenezzül etmeden, yalnızca kendi siyasi partisinin tutumuna göre görüş belirten kişiler, gerçek anlamda vatandaşlık görevini yerine getirmediklerinin farkında değiller. Bu nedenle devlet yöneticilerinin uzlaşamadıkları bir konuyu “halkın oyuna” sundukları böyle bir referandum, siyasi parti seçiminden farksız bir hâle geliyor.

Öncelikle referandum paketinin neler içerdiğine kısaca göz atmak gerekiyor. Anayasa değişikliği paketi, adından da anlaşılacağı üzere anayasanın belirli maddelerinde kısmi veya tümden değişiklik yapılmasını öngörüyor. Toplamda 3 tanesi geçiçi olmak üzere 26 maddede değişiklik yapılması isteniyor. Değişiklik yapılması istenen maddelerden ilki (Madde – 10) şöyle:

Eski: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yasama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

Yeni: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yasama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaslılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.

Yukarıda değişiklik yapılması istenen kısım yatık biçimde yazılmıştır. Maddenin eski hâliyle yeni hâli arasında neredeyse hiçbir fark yoktur. Eklenen kısım zaten şu anda da uygulanan, devletin görevleri arasında bulunan bir yükümlülüğü göstermektedir. Ailenin korunması ile ilgili değişiklik yapılması istenen 41. Madde de aynı şekilde maddenin farklı bir cümleyle ifadesini içeriyor:


Sayfalar: « 1 2 3