Türk Birliği Kurulmalıdır!

Bugün, dünya üzerinde çeşitli ortaklıklardan yararlanılarak kurulmuş yüzlerce birlik vardır. Özellikle güçlü devletlerin önderliğinde, toplumlar / devletler arasında ortak yönler bulunarak bu benzerlikler çerçevesinde yeni bir “birlik” oluşturma çabalarını görebiliyoruz. Dil, din, soy veya ülkü ortaklıkları bulunan devletler, emperyalist politikaların var olduğu şu dönemde birleşerek belli yönlerde daha güçlü olmak için çabalıyorlar. Düşünün ki adları aynı olan insanlar bile birbirlerini hiç tanımadıkları hâlde karşılıklı bir “yakınlık” duyarlar ve belki de kendilerini ortak bir “çatının” altında görürler. Gözleri renkli olan insanların bile bir ortaklıkları vardır. Böylesine küçük benzerlikleri bile bir “ortaklık” sayarken, aralarında “dil, kültür, soy, din” gibi ortaklıkların bulunduğu toplumların sahip olduğu değerler çevresinde bir araya gelmesi oldukça doğaldır.

Dilleri, soyları, kültürleri ve mezhepleri birbirinden apayrı olan Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda… gibi devletlerin kurdukları “Avrupa Birliği“, bugün dünya siyasetine yön verebilecek kadar etkili ve hatta bizi batağa çekmek isteyen siyasetçilerin “göz bebeği” durumuna gelmiştir. Her gün binlerce insanın ölümüne neden olan ve dünyanın çeşitli yerlerinde mandalar kurarak “güç odağı” hâline gelen Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşunda da “Avrupa Birliği“ne benzer bir ortaklık söz konusudur. Bugün sefalet içerisinde yaşayan Afrikalılar bile 53 ülkeyi birleştirerek kendi birliklerini oluşturmuşlardır. Zamanında Anadolu’daki Türk gücünü kırmak ve Türkleri tarihten silmek isteyen Haçlı Birlikleri de, “din” ortaklığında birleşen toplumların somut bir örneğidir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

AB’li Gardiyanlara Türkçe Öğretilecek

Avrupalı gardiyanlara Avrupa hapishanelerinde en fazla mahkumu bulunan milletler olan Türklerin‚ Rusların‚ Yunanlıların‚ İspanyolların ve İtalyanların dilleri öğretilecek.

Anadolu Üniversitesi {AÜ} Açıköğretim Fakültesi’nin koordinatörlüğündeki “Açık ve Uzaktan Öğretim Yoluyla Avrupa Ceza İnfaz Kurumlarında Dil Engelinin Ortadan Kaldırılması” konulu projenin çalışmaları başladı.

Alınan bilgiye göre‚ projenin AÜ’de yapılan ilk koordinasyon toplantısına Belçika ve Polonya’dan 1’er‚ Almanya’dan 2‚ Yunanistan‚ Rusya ve Türkiye’den AÜ ve Yaşar Üniversitesinden 1’er olmak üzere ilgili paydaş üniversitelerin temsilcileri katıldı.

Toplantıda Proje Genel Koordinatörü ve Yaşar Üniversitesinin Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan da hazır bulundu.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Komisyonun‚ Türkçe’nin Resmi Dil Olmasına İlişkin Bir Öneri Planı Yoktur

Avrupa Parlamentosu Liberal Grup üyesi Marios Matsakis Türkçe’nin AB tarafından resmi dil olarak kabul edilmesine ilişkin soru önergesi verdi. AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Baroso ise Matsakis’in soru önergesine verdiği yanıtta Türkçe’nin AB kurumlarında resmi dil olarak kabul edilmesine ilişkin gelecekte bir planları olmadığını söyledi.

 

Avrupa Parlamentosu Liberal Grup üyesi Marios Matsakis‚ Türkçe’nin AB üyesi Kıbrıs’ta resmi dil olduğunu belirtti. Matsaki konuya ilişkin Avrupa Komisyonuna soru önergesi verdi. Matsakis’in soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:

 

Türkçe‚ AB üyesi olan Almanya’da yaşayan 4 milyon Türk’ün ana dilidir. Komisyon Türkçe’nin AB de resmi dil olarak kabul edilmesi konusunda ne düşünüyor? Konuyla ilgili pratikte ne yapılabilir? Komisyon bu konuyla ilgili nasıl bir yardım yapabilir?

 

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Mario Barroso’nun ise Matsakis’in önergesine verdiği yanıtta şunlar kaydedildi:

 

Avrupa Birliği Sözleşmesinin 290. bendine göre‚ dil rejimi konsey bakanlarının oybirliği ile belirlenir. Bu bende göre AB kurumlarının resmi dilleri 15 Nisan 1958’de belirlenmiştir ve Türkçe bunların içinde görünmemektedir. Komisyonun konuyla ilgili gelecekte bir teklif hazırlığı bulunmamaktadır.

Kaynak: Haberler - Türkcan

|» Türkçe Haberleri Sayfasına Dön! « |


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

AB Komasında Bir Ülke
(Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)

Önce aç bıraktılar. Sonra ayarlı basın-yayının kontörlü Avrupa düdükleri halkın üstüne tufan gibi beyin yıkayıcı sağanaklar yağdırdı: “AB de AB” dediler. Meş’um bir koro; Hıristiyan cenaze marşları gibi nağmeler. Bu koroya, uzun yıllar, her fırkadan ayarlı tepe takımları katıldı. Sahte (aslında Batı’ya peşkeş çekme işlerinin yüzdecileri) “sanayiciler”, “iş” adamları, onların devlet üstünde devlet kuruluşları, sahte iktisat profesörleri de eksik olmadı. “İllâ da AB’ye gireceğiz. Onun için…” diyerek bizi AB Gümrük Birliği’ne soktular.

 

80 milyar, 200 milyar dolarlık kazıklar yedik; yemeğe devam ediyoruz. Üçüncü ülkelerle, örneğin komşularımızla ticaret yapmamız bile AB’nin iznine tâbi. Gümrük Birliği anlaşması izin vermiyor. İnsan kendi elini kolunu bu kadar bağlayabilir. Ama bu insan müsveddeleri halkın elini kolunu bağlıyorlar. Her hâlde o zaman bilmiyorlardı ki “küresel kraliyetçiler” kendi kuklalarını kendileri harcar. Çünkü “kuklacılık sanatı” veya “kuklacılık bilimi”nin birinci kanununa (!) göre bir süre sonra kukla kendini sahici zannetmeye başlar (Pinokyo masalındaki gibi); onun için kuklaların harcanıp yerine yenilerinin oturtulması vâciptir. Ayrıca, bir süre sonra kuklaların maskeleri eskir; halk foyalarını sezmeğe başlar. İşte o zaman yeni kuklalar gerekir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Yukarı