Hayvanların Aklı Var mıdır?

http://farm3.static.flickr.com/2052/2311507198_384508de51.jpg?v=0Bugün derste değerli bir hocamız, biraz felsefe yaptı. (: Gündelik bilgi ile bilimsel bilgi arasındaki farklılıklara değinirken, nereden geldiyse konu “hayvanlarda akıl” konusuna geldi. Biraz düşünüp şaşırtıcı örneklerle hayvanların akıl taşıdıklarını düşününce, konuyu biraz daha irdelemek istedik.

Bugüne kadar yapılan bazı araştırmalarla, hayvanların aklı olmadığını ortaya koyan sonuçlara ulaşılmış. Bazı bilim adamları bunu kabul ediyor, bazıları kabul etmiyor. Ben, sadece aklıma takılan birkaç soruyu sizlerle paylaşıp, sonuca beraberce ulaşmayı umuyorum. Şimdi, basitçe düşünecek olursak, hayvanlarda aklın olduğunu kabul edebilmek için, akıl olmadan yapılamayacak bazı davranışları hayvanlarda görmek gerekiyor.

Öncelikle “öğrenme” ile başlayalım. “Öğrenme nedir?” diye düşündüğümüzde, en yalın tanımıyla “İnsan davranışları üzerinde meydana gelen kalıcı izli davranış değişiklikleridir.” deriz. Öğrenmenin akılla yapıldığı tartışılamaz bir gerçektir. Yani kişi, öğrenmelerin gerektirdiği yaptırımları, aklını kullanarak yapar ve tam bir öğrenme gerçekleştirir. Peki, “Hayvanlar öğrenebiliyor mu?” diye düşünelim. Bence öğreniyor. Çünkü öğrenme olmadan gerçekleşmesi imkansız örnekler görüyoruz.

Bu örneklerden birisi “maymunlar” ın kapalı bir cam kafesin içindeki muzu alabilmeleri için çubuğu kullanmalarıdır. Bilim adamları önce cam ve içini gösteren bir kafese, üstten sarkacak şekilde birkaç tane muz asıyorlar. Sonra o muzların bir çubuk yardımıyla çıkarılabileceği bir delik açıyorlar. Çubuğu kafesin yanına bırakıp maymunu odaya alıyorlar. Maymun önce içgüdüsel davranışlarla kafesin üzerine çıkıyor. Üzerinde zıplıyor, kafese vuruyor, eliyle içeriden muzları çekmeye çalışıyor; fakat bir türlü alamıyor. Belki de “aniden öğrenme” teorisini örnekleyecek bir işlemle, hemen yandaki çubuk ile muzları alabileceğini düşünüyor ve çubuğu delikten sokarak muzu dışarı çıkarmayı başarıyor. Maymun, burada deneyerek bir şeyler öğreniyor ve içgüdüden çok uzak bir davranışla izlenebilir bir davranışta bulunuyor. Bu, hayvanlarda öğrenme olabileceğini düşündürüyor.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Kutsal Dil Var mıdır?

http://farm4.static.flickr.com/3159/2297307701_69254155de.jpg?v=0Din, insanların yaşantılarını derinden etkileyen bir sistemdir. Herhangi bir inanca sahip bir insan, yaşamını biçimlendirirken dini öğelerden de etkilenir. Dinin insanlar üzerindeki etkileyici, yaptırımcı özelliğini bilen bazı uyanıklar da, ülkülerini din üzerinden gerçekleştirmeye çalışırlar.

Düşünün ki ben Avrupa ülkelerinde herhangi bir boyutta değişiklik yapmak istiyorum. O ülkeleri istediğim yapıya getirebilmek için bazı planlar yapmam gerekiyor. Bu planları yaparken, o bölgenin yapısını göz önüne alırım. Avrupa ülkelerinin çoğunun Hristiyan olduğunu düşünürsem, bu yönde bir çalışmayla bu ülkelerde istediğimi yapabileceğimi düşünürüm. Yani o ülkeleri değiştirmek için “din“i kullanırım. Zamanında Müslüman toplulukları kendilerine benzetmek isteyen bazı insanlar da yukarıdaki yöntemi kullanmaya çalışmışlardır. Oluşturmaya çalıştıkları şey “kutsal dil” dir.

Biliyoruz ki İslam, Hz. Muhammed ile - onun elçiliği ile - dünyaya yayılmaya başlamıştır. Tanrı, Hz. Muhammed’i elçisi olarak yarattıktan sonra, ona doğal olarak onun dili ile seslenmiştir. Tıpkı Hz. Musa’ya veya Hz. İsa’ya kendi dilleriyle seslendiği gibi… Peki, Tanrı’nın peygamberlere Arapça, İbranice, Latince… seslenmesinden, Tanrı’nın bu dilleri kutsal saydığını çıkarabilir miyiz? Elbette hayır. Tanrı, eğer “kutsal bir dil”in varlığını kabul etseydi, emin olun bütün insanlar bu kutlu dille konuşuyor olurlardı.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Adventistler
(Dünya Dinleri)

1831 yılında William Miller ( 1782 – 1849 ) adlı bir çiftçi tarafından ABD’nde kurulmuş bir Mesihi - dini - harekettir.Bunlar , İsa’nın gelişini umutla bekleyen bir gruptur. Miller Eski Ahit üzerinde çalışmış İsa’nın ikinci gelişinin önce 1843’de olmayınca 1844’de vuku bulacağı kanaatine ulaşmıştır. O, ikinci gelişin çok yakında vuku bulacağına dair konferanslar vermeye başlamış ve bunun içinde “ The Midnight Cry ” adlı bir gazete çıkartmıştır. Miller, İsa’nın ikinci gelişinin 22 Ekim 1844 de olacağı şeklinde bir vahiy aldığını açıklamış ve ilan etmiştir. Ancak ilan edilen tarihte İsa gelmeyince Miller bu işten vazgeçmiş ve taraftarlarınca da başka tarihler verilmeye başlanmıştır.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Pentakostalistler
(Dünya Dinleri)

Pentakostalistler ( The Pentocostal Revival) ABD ‘ de Los Angeles ‘da, 1906 ‘da zenci vaiz W.J.Seymour tarafından kurulmuş ve aynı yıl Norveçli Thomas Barratt tarafından Avrupa ‘ya yayılmıştır. Başlangıçta Hıristiyan tarikatı görünümündeki Pentakostalistler günümüzde ayrı bir din gibi hareket etmektedirler.

 

Bu hareketin mensupları, Kutsal Ruh un vaftizi denilen bir aydınlanma ile kazanılan ihtidaya önem verirler. Böyle bir aydınlanma, arkasından alamet olarak çeşitli dillerde konuşmayı getirecektir. Bu yönüyle Pentakostalistlik Hıristiyanlıkla Zen Budizmini uzlaştıran sinkrelist bir gelişmedir. Bu harekete bağlı cemaatler, birbirlerine karşı müstakildir.

 

Harekete bağlı üyeler, ilk Hıristiyanlar hakkında Kutsal Kitap ‘ta kaydedilen şeylere göre kendi hayatını düzenlerler. Pentakostalistler ‘de bir teşkilat ve servis düzeni bakımından konulmuş kurallar yoktur.

 

 

Günümüzde Pentakostalizim

Günümüzde Pentakostalistler ABD ve Avrupa ‘nın çeşitli ülkelerinde özelliklede İsveç ‘te diğer Hıristiyan ülkelerde taraftara sahiptirler. Bu dini hareketin günümüzde yaklaşık 2.500.000 taraftarı bulunmaktadır.

|» “Dünya Dinleri” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, “www.dunyadinleri.com”dan alıntılanarak derlenmiştir…

Dünya Dinleri, Bütün Dinler, Din, İslamiyet, Hristiyanlık, Alevilik, Sünnilik, Budizm, Musevilik


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...38 39 40 »

Yukarı