Öğretmen ve Öğrenci Tipleri

Sınıf içerisinde üstlendikleri rollere göre öğretmenler ve öğrenciler farklı gruplara ayrılabilirler. Çünkü okul içinde ve dışında öğretmenlerin ve öğrencilerin tutumu birbirinden farklılık göstermektedir. Öğrenciler arasında sıklıkla kullanılan “baba öğretmen” adlandırması da bu sınıflandırmadaki gibi öğrencilere karşı tutumu farklı olan öğretmenlerin veya ders içinde ve dışındaki düşünce - davranışları değişik öğrencilerin tasnifine örnektir.

Öğretmen Tipleri

1) Formal bilgi taşıyıcılığına yönelimli öğretmen: Bu tipteki bir öğretmen, sınıf içerisindeki hareketlerinde, formal bilginin taşıyıcılığına ve aktarılmasına öncelik verir. Öğrencileriyle ilişkilerinde hiçbir anlaşılmaz harekette bulunmaz. Öğrencilerin okula, sadece niçin geldiklerinde direnirler. Öğrencilerin, öğrettiği formal bilgiyi öğrendiklerini görünce de zevk duyarlar. Ödevini geç teslim edenlere ve hiç yapmayanlara iyi gözle bakmazlar.

2)Toplumsallaştırma aracı olarak öğretmen: Bu tip öğretmenler, çocukların toplumsallaştırılması rolüne önem verirler. Önemli olan bilgiyi artırmak değil, öğrencilerin yaşama uyarlanma süreçlerine yardım etmektir. Ders konularının dışına çıkarak, dünya savaşları çakışmalar, ülke sorunlarını tartışır.

3)Yaratıcı ve yenilikçi davranış kazandıran öğretmen: Bu tip öğretmen, öğrencilerde yaratıcı ve yenilikçi davranışlar kazandırmaya yöneliktir. Genellikle yüksek derecede bireyselci ve uyumsuzdur. Son derece sanatkâranedir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

İdeal Öğretmen Nasıl Olmalıdır?

Eğitim bilimleri alanında yapılan araştırmalar neticesinde, en iyi öğretme / öğrenme etkinliklerinin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği ortaya koyulmuştur. Ülkemizde son yıllarda büyük önem kazanan “yapılandırmacı yaklaşım“, bu temelde ortaya çıkmıştır. Yapılandırmacı yaklaşım, eğitim / öğretim faaliyetlerinin düzenlenmesinin yanında, “ideal öğretmen“in belirlenmesinde de önem taşımaktadır.

İdeal öğretmen, yapılandırmacı yaklaşımın gerektirdiği biçimde, öğrenme / öğretme etkinliklerini iyi planlamak; eski “geleneksel” tutumlardan vazgeçip, “öğrenci merkezli” öğretmeye doğru yol almak; düşünen, sorgulayan, araştıran, eleştiren, çok yönlü okuyan bireyler yetiştirebilmek için öğrencileri etkin kılmalıdır. Ürün kadar öğrenme sürecine de önem vermek gerekir. Öğrenme / öğretme ortamlarını iyi düzenleyebilmek, öğrencilerin beş duyu organını etkileyerek ve onlara zengin öğrenmeler yaşatacak ortamları yaratabilmek, bireysel farklılıkları göz önüne alıp, bilgi teknolojilerini düzenle ve etkili bir biçimde kullanabilmek de ideal öğretmenin özellikleri arasında yer almalıdır.

Aslında herkesin “ideal öğretmeni” farklı olabilir. Ve hatta bu idealin sınırı yoktur. Fakat genel doğrular ve araştırmalar çerçevesinde düşünüldüğünde, ideal öğretmen için bazı özellikler sıralanabilir. Bu özellikler, olması istenen ve olduğunda bizi verimli / etkili bir eğitime kavuşturacak öğretmenlerin özellikleridir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Okulda Şiddet

Okullardaki eğitim öğretim çalışmalarının daha özgür bir ortama kavuşmasıyla birlikte, niteliği daha yüksek bir eğitimin gerçekleştirilebileceği düşünülürken, okul içindeki öğrenci - öğrenci ve öğrenci - öğretmen ilişkilerinde gözle görülür bir gevşeme ortaya çıkmıştır. Çünkü sağlıklı bir bilinç yapısına sahip olmayan bireyler için özgürlüğün sınırı yoktur. Bu sınır tanımamazlık, başkalarının herhangi bir alanda kısıtlanmasına neden olduğunda, şiddetin ilk adımı olan “duyguların yıpratılması” ile karşılaşmak olasıdır.

Okulda şiddet, okul iklimi üzerinde olumsuz sonuçlar üreten, öğrencilerin öğrenme süreçlerine zarar veren, onların gelişimlerini engelleyen, saldırgan ve suç benzeri davranışları tanımlamayan ve Sosyoloji – Psikoloji disiplinleri içerisinde ele alınan önemli konulardan biridir.

Okullardaki şiddet, değişik nedenlerden kaynaklanabilir ve çok yönlüdür. Sorun, yalnızca öğretmenlerin veya idarecilerin öğrenciler üzerinde baskıcı tutumlar içerisinde olması değildir. Şiddet, öğretmenlerden veya okul içinde güvenliğin sağlanmasında önemli görevleri bulunan okul idaresinden bağımsız bir biçimde, tamamen öğrenci odaklı olarak da ortaya çıkabilir. Özellikle toplumda meydana gelen yozlaşmalar ve şiddet yanlısı eğilimler, öğrencileri büyük oranda etkilemektedir. En değersiz konuları bile şiddete dönüştürebilecek eğilimde bulunan gençler, çoğu zaman şiddetin kaynağı durumunda oldukları gibi, aynı zamanda şiddetin etkisinin de odağı konumundadırlar.

Son zamanlarda okullarımızda şiddet olaylarının arttığını görüyoruz. Son birkaç yılda hem okullardaki olaylardan şiddet içerenlerin sayısı hem de uygulanan şiddettin boyutu çok büyük bir hızla artmıştır. Türk toplumu, artık “Bugün bir öğrenci, öğretmenini bıçaklayarak öldürdü.”, “Acımasız öğretmenin öğrencisine verdiği ceza, ölümle bitti.”, “Bir okulda üç öğrencide ruhsatsız silah ele geçirildi.”… gibi gerçekten üzerinde çokça düşünüp, sağlıklı bir yaptırımın uygulanması gereken “okulda şiddet” ile ilgili konulara duyarsızlaşmaya başlamıştır.

Okulda şiddet” konusunda düzenlenen sormacaların sonuçlarına bakacak olursak;

· Okulda şiddetin en önemli nedeninin sorulduğu sormacaya katılan yaklaşık 9 bin kişinin %56’sı, uygulanan şiddetin nedenini “Manevi değerlerdeki yozlaşma” olarak seçmiştir.

· Farklı düzeyden okulların yaklaşık 900 öğretmeninin oyladığı bir sormacada ise, öğretmenlerin %58’inin yaşanan şiddet olaylarından rahatsız olduğu ve öğretmenlerin neredeyse tamamının şiddetin önlenmesi için pek bir çaba içinde olmadıkları sonucu çıkmıştır.

· Meb’e bağlı okullarda çalışan yaklaşık 1040 öğretmen üzerinde yapılan bir sormacada ise, öğretmenlerin büyük çoğunluğunun olası bir şiddet olayı karşısında bir “müdahale planı” olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca aynı sormacaya göre, kalabalık okul veya sınıflarda, şiddet olaylarının daha sık gözlendiği belirlenmiştir.

Yukarıda sıralananlara benzer olarak yapılan birçok araştırma gösteriyor ki, Türkiye’de okullarda oldukça yoğun bir biçimde “baskı” temelli ve çoğu zaman “şiddete” kaçan uygulamalarla eğitim - öğretim yapılmaya çalışılıyor. Özellikle öğrenci velileri ise, çocuklarını baskı ve şiddetten uzak tutabilme konusunda bilinçsiz durumda. Öğretmenlerin ve idarecilerin de çoğu, ya bu konuda bilgi sahibi değil ya da az çok bilgisi olduğu hâlde uygulama yanlısı değil…

Şiddetin var olduğu her alanda yarattığı yıkımlar, eğitim - öğretimde de kendini baskın bir biçimde hissettirmektedir. Hem öğrenciler hem de veliler şiddetin sıkça yaşandığı okullarda ne kadar sağlıklı bir öğretim gerçekleştirildiği konusunda kaygılıdır. Bu da gerçekleştirilmek istenen öğretimin niteliğini, doğrudan etkilemekte ve uygun bir eğitim - öğretim ortamının oluşmasını engellemektedir.

Şiddetin farklı nedenlere bağlı olarak, çok yönlü bir biçimde gerçekleştiğini belirtmiştik. Şimdi sırayla şiddetin türlerini, nedenlerini, sonuçlarını ve önlenmesini açıklayalım:

1. Okullarda Karşılaşılan Şiddet Türleri

Genel olarak okuldaki şiddet; öğrenci ile öğrenci, öğrenci ile öğretmen veya okul yöneticileri ve okul personeli arasında yaşanan tehdit ve fiziksel saldırıyı içermektedir. Okullardaki şiddet, gerek zengin gerekse yoksul ülkelerde, kız ve erkek çocukları aynı şekilde etkileyen bir sorun haline gelmiştir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Azerbaycanlı Soydaşımızın Sitemi

Güney Azerbaycan‘da yaşayan değerli bir soydaşımızdan bugün bir e-posta aldım. E-postayı okuduktan sonra gerçekten yüreğim sızladı. Biz, zamanında bütün dünyayı dize getirip insanlara insanlığı öğreten bir ulus olarak bu hâllere düşecek miydik?

Kandaşımız gönderdiği yazıda, Türk dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyabilmek için yeterli puanı aldığı hâlde, hem Türkiye‘de hem de Azerbaycan‘da süründürüldüğünü anlatmaya çalışmış. Türk Cumhuriyetleri arasındaki bu iki önemli devlet, Türk soylu olduğu hâlde Türk devletlerinde “yabancı uyruklu” olduğu için bu kandaşımızı oradan oraya gönderip bir türlü üniversiteye öğrenci olarak almıyor. Acaba gönlü Türklük aşkıyla ve Türk‘e hizmet etme sevdasıyla yanıp tutuşan bu değerli insan, özünü gizlemediği ve temiz niyetli olduğu için mi böylesine alçaltıcı şeylerle karşılaştı dersiniz? Yoksa bu kandaşımızın yerinde Türk soylu olmayan birisi olsaydı, “Bakın, adam Türk olmadığı hâlde ülkemize değer verip burada okumak istemiş.” diyip kaydını alırlar mıydı onun?

Bu postayı okurken resmen kahroldum. İl il gezdirilen kişi Türk. Bundan daha acıdır ki gezdirenler de Türk ve gezdirilen yer bir Türk devleti. Devlet, nasıl böylesine olaylara kayıtsız kalabiliyor, şaşıyorum. Kandaşımızın Türkiye’den sonra Azerbaycan’da da benzer bir şeyle karşı karşıya kalması, daha bir üzüyor insanı. Biz, bizden olanlara değer vermezsek, kim değer verecek bize? Amerikancı emperyalist devletler mi alacak bu kardeşimizi üniversitesine?

Ben, bütün bunlar için Türkiye‘de yaşayan ve bu devletin özünü oluşturan bir birey olarak, Türkiye adına kandaşımızdan özür diliyorum.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...10 11 12 »

Yukarı