acil kitap


Fiziki Faktörler Konu Anlatımı

 

İklim

Bitkilerin doğal ortamda gelişmesi ve büyümesi için belirli bir sıcaklığa ihtiyaç vardır. Çoğu bitki türü için sınırlayıcı en alt ve enüst sıcaklık –40°C ile +40°C arasındadır.Bitkiler farklı sıcaklık isteklerine bağlı olarak Ekvator’dan kutuplara ve deniz seviyesinden yükseklere doğru sıralanmıştır.


En Büyük TÜRK Bayramı: Nevruz

Çok iyi anımsıyorum, bundan 6 – 7 yıl önce, baharın geldiği bu dönemlerde, babam sabah erkenden hepimizi uyandırırdı ve coşkuyla oturduğumuz yere yakın bir küçük dağa giderdik. Önceki senelerde de bunu yaptığımız için bulmamız gereken “Nevruz” çiçeğini biliyorduk ve heyecanla dağın dört tarafını dolaşıyorduk. Toprağı henüz delip çıkmış bu nevruz çiçeklerinden bulabildiğimiz anda, dünyalar bizim oluyordu sanki. Çiçeklerden birkaç tanesini, itinayla kökünden sökerek çıkarıp güvenilir bir yere koyduktan sonra, bayram havası içinde yedi kiremit, ebelemece veya ağaç kapmaca… gibi oyunlar oynuyorduk.

Bu anlatılması çok güç duyguları yaşadığımız dönemde atalarımızın “ana” olarak kabul ettiği “toprak” ile, elden geldiğince bütünleşmeye çalışıyorduk. O coşkuyla, sanki 2000 yıl geriye gidip atam Oğuz Kağan ile Nevruz toyunu kutluyor gibi oluyorduk. O gün, hepimiz iyilik meleği gibi oluyorduk. Birbirimizi kırmadan, dostluk ve kardeşlik içinde günü geçiriyorduk. Elbette o güne özgü değişik adetler de vardı; ama hepsinin ortak noktası “güzellik ve doğa ile buluşma” heyecanını yaşatmasıydı.

Bilindiği gibi insanlığın ortaya çıkmasından sonra, “kültür“ler oluşmaya başlamıştır. Bugün “toplum” olarak nitelendirilebilecek bütün ulusların, bir kültürü vardır. Hiçbir toplumla karşılaştırılamayacak kadar köklü, güçlü ve zengin bir geçmişi bulunan Türk ulusu, binlerce yıl önceden beri güçlendirerek devam ettirdiği kültürünü, bugünlere kadar taşımıştır. Türk kültür öğelerinden birisi de kuşkusuz “Nevruz“dur. Kökeni itibariyle Farsça olan “Nevruz“, Türkler’de “Yeni Gün” anlamına gelecek biçimde kullanılmıştır.


Toprak Uyanırsa

(Şevket Süreyya Aydemir)

KİTABIN ADI : TOPRAK UYANIRSA
KİTABIN YAZARI : ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR
YAYIN EVİ VE ADRESİ : REMZİ KİTABEVİ \ İSTANBUL
BASIM YILI : 1993

Kitabın Konusu

Bir öğretmenin emekli olduktan sonra başından geçen olayları;bir öğretmenin görevlerini,yapması gereken şeyleri anlatan bir kitaptır.

Kitabın Özeti

Olayın içinde geçen öğretmen,aslında emekli olmuş vurdumduymaz bir öğretmendir.Fakat emekli olduktan sonra zamanını bunca sene ne kadar boş şeyler içinde harcadığını anlar.Emekli olmadan önce kurduğu hayallerin hiçbiri gerçekleşmez.eğitim müdürü ile konuşmaya gider.eğitim müdürü ona bir köyde öğretmenlik yapabileceği müjdesini verir.gittiği köy tahmininden kötü çıkar.geri dönmek ister fakat bunu yapamaz.çünkü,oradaki insanları çok sevmiştir ve onlar için birşeyler yapmak ister.köyde ilk olarak ilgilendiği yer okuldur.daha sonra köyün başına dert olan bataklığı kurutur.bunları yaparkende başından birçok olay geçer.köyü çok iyi bir duruma getirir.öyle ki artık köye yabancılar gelmeye başlar.insanlar iş sahibi olurlar.öğretmen hayatının en verimli yıllarını burada geçirir.köyde köy odaları açılır,bir eğitim seferberliği başlar.köyde yıllardır yapılamayan nüfus sayımı bile yapılır.artık ekmeksizköy için yeni ufuklar açılmıştır.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet


Toprak – Mazi
(Hüseyin Nihal ATSIZ)

 

Gel arkadaş, gel seninle az dertleşelim:
Okuyarak hayat denen koca kitabı
Gönüldeki yaraları biraz deşelim.

 

Gömdüm kara topraklara melekten iyi,
Perilerden nazlı, güzel bir sevgiliyi.
Derin derin sızlıyor gönlümde yaram,
Bana artık her saadet olmuştur haram.

 


Değindiği Toprağı Yurtlaştıran Dil: Türk Dili
(Ali Dündar)

“Bugünkü Türkiye Türkçesi, bir yandan Türklerin Anadolu’ya gelmeden önce yaşadıkları topraklardaki kültür birikimlerinin, bir yandan Anadolu’da gelişip aşağı yukarı 800 yılı geride bırakan bir yazı dilinin kavramlarım içeren, bir yandan da geniş örgütlü, üç kıtaya yerleşmiş bir imparatorluk olarak değişik kültürlerle ilişki kurmuş bir toplumun dilini yansıtan çok zengin bir kavramlar dünyasına sahiptir. Bilindiği gibi her ulusun dili, onun yaşadığı ortamın ve koşulların, o ulusun inançlarının, gelenek ve göreneklerinin, kısacası, maddi ve manevi kültürünün yansıtıcısıdır. Kültür, söz varlığını sürekli olarak besler. Kültürdeki değişmeler de kendini söz varlığında gösterir. Türkiye Türkçesinin söz varlığını besleyen kaynakların başında, tarih boyunca doğaya sıkı sıkıya bağlı, tarım ve hayvancılıkla geçinen, savaştan savaşa koşan Türk toplumunun maddi kültürü gelir…”(l)


Gazeteler, ilginç haber olarak değerlendirerek verdiler: Yazdığı tek kişilik oyununu Diyarbakır ve Tunceli’de oynamak için sahneye çıkan yazan halk tepkiyle karşılamış; oyunun sözlerini anlamayan halk salonu terk etmeye yönelince oyuncu yazar B, Türkçe konuşmak, oyunu Türkçeleştirmek durumunda kalmış.


Bu haberden birkaç ay önce gene gazetelerde, Yozgat’ın bir kurt köyünde eğitmen olan Y.T.’nin, adını, abecemizde bulunmayan imcelerle yazmasından dolayı, öğrencilerince alay konusu edildiğini okumuştuk. İnsanın kendisiyle barışık olamaması, onu, bu tür anlamsız, gereksiz davranışlara sürükleyebiliyor. Bakıyorsunuz durup dururken adını, genellikle de soyadını değiştiriyor ya da adının, soyadının önüne, sonuna birtakım takıp takıştırmalar yapıyor, adını soyadını hepten değiştirenler de oluyor.


Sayfalar: 1 2 »