Değindiği Toprağı Yurtlaştıran Dil: Türk Dili
(Ali Dündar)
“Bugünkü Türkiye Türkçesi, bir yandan Türklerin Anadolu’ya gelmeden önce yaşadıkları topraklardaki kültür birikimlerinin, bir yandan Anadolu’da gelişip aşağı yukarı 800 yılı geride bırakan bir yazı dilinin kavramlarım içeren, bir yandan da geniş örgütlü, üç kıtaya yerleşmiş bir imparatorluk olarak değişik kültürlerle ilişki kurmuş bir toplumun dilini yansıtan çok zengin bir kavramlar dünyasına sahiptir. Bilindiği gibi her ulusun dili, onun yaşadığı ortamın ve koşulların, o ulusun inançlarının, gelenek ve göreneklerinin, kısacası, maddi ve manevi kültürünün yansıtıcısıdır. Kültür, söz varlığını sürekli olarak besler. Kültürdeki değişmeler de kendini söz varlığında gösterir. Türkiye Türkçesinin söz varlığını besleyen kaynakların başında, tarih boyunca doğaya sıkı sıkıya bağlı, tarım ve hayvancılıkla geçinen, savaştan savaşa koşan Türk toplumunun maddi kültürü gelir…”(l)
Gazeteler, ilginç haber olarak değerlendirerek verdiler: Yazdığı tek kişilik oyununu Diyarbakır ve Tunceli’de oynamak için sahneye çıkan yazan halk tepkiyle karşılamış; oyunun sözlerini anlamayan halk salonu terk etmeye yönelince oyuncu yazar B, Türkçe konuşmak, oyunu Türkçeleştirmek durumunda kalmış.
Bu haberden birkaç ay önce gene gazetelerde, Yozgat’ın bir kurt köyünde eğitmen olan Y.T.’nin, adını, abecemizde bulunmayan imcelerle yazmasından dolayı, öğrencilerince alay konusu edildiğini okumuştuk. İnsanın kendisiyle barışık olamaması, onu, bu tür anlamsız, gereksiz davranışlara sürükleyebiliyor. Bakıyorsunuz durup dururken adını, genellikle de soyadını değiştiriyor ya da adının, soyadının önüne, sonuna birtakım takıp takıştırmalar yapıyor, adını soyadını hepten değiştirenler de oluyor.