Türkçenin Kullanımı ve Dil Politikası

(Müjdat KAYAYERLİ)


Türkçe, dünyanın en çok konuşulan altıncı dilidir ve yayıldığı alan bakımından dünyanın üç büyük dili arasındadır. Türkçe, günümüzde resmi dil, devlet dili, azınlık dili ve göçmen dili olarak 12 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada kullanılmaktadır. Türkçe, yazı ve edebi dil, eğitim ve öğretim dili, sözlü, görüntülü yayın ve basın dili, ağız ve lehçe, yabancı dil olarak da Avrasya’da, Asya’da ve Avrupa’da en fazla kullanılan dil olmasına rağmen devletimizin ve milletimizin belirgin bir Türkçe dil politikası olmaması ‘Türkçe sevdalılarını’, ‘filologları’ ve ‘Türkologları’ derinden üzmektedir.


Türkoloji sahasında yetişecek uzman ve öğrencilerimizin dilbilimi, sosyoloji, tarih, karşılaştırmalı edebiyat, kültür, antropoloji ve halk bilimi gibi dersleri görmeleri, yabancı dillere vakıf olmaları sağlanmalıdır. Böylece 21. yüzyılda ana dilimiz Türkçe’nin varlığı daha iyi korunabilecek ve dille ilgili daha çok araştırma yapılabilecektir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine

(Doç. Dr. V. Doğan Günay)


Değerli dinleyiciler,

 

Bu tür toplantılarda genelde Türkçenin yozlaştığından, başka dillerin etkisinde kaldığından, dilimize giren yabancı sözcüklerin çokluğundan söz edilir. Dilimizdeki biçimbirim, sözcükbirim, sözdizim ya da anlamsal alandaki değişmelerden, isterseniz bozulma da diyebilirsiniz, söz etmek neredeyse gelenekselleşmiştir. Herkes, günlük yaşamda karşılaştığı farklı türden yanlışlıkları bir araya getirip, dilimizin ne denli bozulduğunu ayrıntılı olarak ortaya koyar.

Sözü edilen yanlışlıklar gerçekten dilimizde vardır ve söylenildiği biçimde son zamanlarda dilimizde olumlu ve olumsuz yönleriyle birlikte hızlı bir değişim söz konusudur. Kısacası bu tür çalışmaların gerekli olduğuna inanıyorum. Kullandığımız Türkçenin sağlıklı biçimde gelişip zenginleşmesi için kullanılan dile özen göstermeliyiz. Türkçenin yapısına uymayan kullanımlar konusunda bu dili konuşanların daha dikkatli olması gereklidir. Yani dilimizdeki bozulmaları ele alan durum saptamaları ve önerilerin dikkate alınması zorunludur. Ancak yalnızca, deyim yerindeyse “kuru kuruya” Türkçeyi savunmak bu dile ne kadar katkı sağlar? Bunu da düşünmek gerekiyor.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Türkçeye Karşı Sorumluluğumuz

(Güngör Evren)


Cumhuriyet’te ve Bilim Teknik ekinde Türkçe üzerine tartışmalar açılmasını, görüş ve önerilerin dil getirilmesini sevinçle, karşılıyorum. Ben de bu yazı ile tartışmalara katılmak ve görüşlerimi belirtmek istiyorum.


Dilin en önemli özelliği, kuşkusuz, düşünme aracı olmasıdır. Bu bağlamda düşünmeyi çıkarımlar yapılması, kavramlar ve önermeler arasında bağlantılar kurulması, yani derin ve yaratıcı düşünceler üretilmesi, özellikle soyut kavramları özümsenmesi olarak algılamak gerekir. Gerçekten yetersiz ve karmakarışık bir dille duru bir düşünceye varılması olanaksızdı.
Bir toplumu ulus yapan başların en güçlüsü dildir.


Toplumun pek çok özellikleri, yaşayışı, gelenekleri, dünya görüşü, yaşam felsefesi, inançları, bilim-teknik ve sanata olan katkıları dilin gelişmişlik düzeyinden etkilenir ve o toplumun diline yansır. Mümtaz Soysal’ın “Yabancı dil öğrenmenin kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiş olması, anadili koruma, geliştirme ve yüceltme diye bir ulusal görev yaratmıştır. Yoksa, yalnız Türkçe değil, Türkçe’yle birlikte bütün bir kimlik de kaybolup gidecek …” kaygısını dile getirmesi boşuna değildir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Bilim Dili ve Türkçe
(Prof. Dr. Süreyya Ülker)

(Bu yazı Gastroenteroloji Derneği’nce Antalya’da düzenlenen 19. Ulusal Gastroenteroloji Haftası kapsamında 3 Ekim 2002 günü yapılan “Türk dili ve tıp” konulu açık oturumda sunulan bildiriden uyarlanmıştır)


Her dilin bilim dili olamayacağı yolunda yanlış bir kanı vardır. Bu, eski uygarlıkların genellikle tek bir bilim dilini benimseme geleneğinden kaynaklanan bir görüştür. Örneğin Akdeniz Havzası’nın en eski bilim dillerinden biri Yunancadır. Batı uygarlığının bilim dili olan Latince Yunan bilim dili üzerine kurulmuştur. Bugünkü çağdaş batı bilim dilleri de Latin bilim dili üzerine kurulmuştur. Batılıların Yunanlılara duydukları yakınlığın altında onları kendi uygarlıklarının kökü olarak görmeleri yatmaktadır. Doğu uygarlığının bilim dili Arapça da Yunan bilim dilinin etkisi altında gelişmiştir.


Çağdaş batı dillerinden İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Latin dilleridir. Dolayısıyla, bu dilleri konuşan ulusların bilim dilinin Latinceye yakın olması kökenlerinin gereğidir. Örneğin Yunancada mide anlamına gelen gaster sözüyle yine Yunancada benzer bildiren -oides sonekinden bozma Latince-itis sonekinden oluşan Latince gastritisin Fransızcası gastrite’tir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...144 145 146 »

eXTReMe Tracker

Yukarı