İnternette Bilgi Kirliliği

bilgi kirliliğiHerkesin duygu ve düşüncelerini özgürce paylaşabildiği bir ortamdır internet. Bu özgürlük, aslında toplumlarda demokrasinin hakkıyla benimsenmesinde etkili olmaktadır. Çünkü farklı görüşler ve her türlü alanda derlenmiş bilgiler paylaşılabilir bu ortamda. Böylece ilgi ve bilgi alanlarına göre, sonu gelmez bir ansiklopedi oluşur sanal ağlar üzerinde. Aradığımız, ilgilendiğimiz nice konular hakkında hem bilgi sahibi kişilerin paylaştığı yazı ve belgelerden hem de milyonlarca insanın ilgilendiğimiz konu hakkındaki düşüncelerinden yararlanabiliriz.

Doğru ve yerinde kullanıldığında çok etkili bir bilgi kaynağı olarak karşımıza çıkan internet, ne yazık ki bu konuda duyarlı olmayan  insanların kaynağı ve doğruluğu belli olmayan her türlü bilgiyi paylaşma gayreti içine girmesi, internette doğru bilgiyi bulmanın çok zor hâle gelmesine neden olmaktadır.Bir yanda ilgilendiği alan ile ilgili onlarca kaynaktan beslenen ve nesnel bir tutumla insanları bilgilendirmeye çalışan kişiler bulunuyorken; diğer yanda sazan misali her türlü söylentiyi doğruluğu kanıtlanmış bir bilgi gibi sunmak isteyen bilgi yoksunları bulunuyor. Bu durum, sanal ortamda büyük bir karmaşa ve erişim sorunu oluşturuyor.

Sanal ortamda herhangi bir konuda araştırma yaparken, doğru arama sözcüklerini kullanmak önemlidir. Bazen aradığımız şeyin ne olduğunun güncel medyada ve bilim dallarında nasıl adlandırıldığını bilmediğimiz için, bilgisayarın başında kıvranır dururuz. Google bu konuda bize kolaylık sağlayan yenilikler yapıyor olsa da, hâlâ aradığımız bilgi ve belgeye ulaşmakta sıkıntı çekiyoruz. Bunun kişisel yeterliğin ötesindeki nedeni ise, internetteki bilgi kirliliğinin hat safhaya ulaşmış olmasıdır.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

F Klavyeile Uçan Parmaklar

F Klavye ile Uçan Parmaklar

Yetişen yeni kuşağın varlığından bile habersiz olduğu “F klavye“, ne yazık ki son yıllarda “batılılaşma” adına Q klavyeye gösterilen ilgi ile neredeyse kullanılmaz hâle geldi. Türk dilinin özellikleri göz önüne alınarak hazırlanan F klavye, insanların yavaş yazmaları için geliştirilmiş Q klavyenin esiri oldu. Bu durum Türkler‘in on parmak klavye kullanımına çok büyük olumsuz etkide bulunduğu bilim adamları tarafından kanıtlandığı hâlde, Türkiye’de Q klavye kullanma oranının %90′lara ulaşması ise içinde olduğumuz büyük yanlışın göstergesidir.

Konuyu daha kapsamlı açıklayabilmek için, öncelikle Q klavyenin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığına değinmek istiyorum. Q klavye adlı tuş diziminin ortaya çıkışı ile ilgili rivayet edilen olay ve yıllardır benimsenen bilgi şöyledir: Christopher Latham Sholes’in 1867 yılında daktilo adı verilen yazı makinesini icat ettiği dönemde yazı makinesine ait bir sorunla karşılaşılmıştı. Kapalı bir kutu içinde bulunan uzunca kollu harf baskılarının, kağıda çarpıp geri dönmesi sırasında takılması mekanik bir yol açıyordu. Buna çözüm olarak Sholes insanların harflere bu kadar seri biçimde basmalarını önlemek için, en çok kullanılan harfleri tuş diziminin uç köşelerine – farklı sıralarına dağıtmayı denedi. İşe yaramıştı ve insanlar artık eskisine göre daha “yavaş” yazıyorlardı. Bu durum, yazı makinelerindeki takılma sorununu çözmüştü. 1873 yılında mantığa aykırı biçimde geliştirilen bu harf dizilimi, kısa zaman içinde daktilonun patentli üretiminde kullanılmaya başlandı.

Geçen zaman içinde mekanik kollara ihtiyaç duymayan ve “klavye” adı verilen aygıtların üretilmesiyle Sholes’in daktilolarda karşılaştığı tıkanma sorunu ortadan kalkmıştı. Fakat bu zaman zarfında 40 milyon daktilo üretilmiş ve insanlar “yavaş yazmaları” için dizilmiş bu Q harf dizilimini iyiden iyiye benimsemişlerdi. Artık çok hızlı yazabilecekleri biçimde, sık kullanılan harfleri bir araya toplamanın önünde hiçbir engel olmadığı hâlde, Q harf diziliminden vazgeçemeyen mühendisler bilgisayarlarların tuş takımında da bu dizilimi kullanmışlar ve böylece “Q klavye” adını verdiğimiz diziliş ortaya çıkmıştır.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Bilgisayar Bağımlılığı

Bilgisayarın yaşantımıza girmesiyle birlikte kuşkusuz onun işlevleriyle birçok şey daha kolay hâle geldi. Özellikle devlet dairelerinde bilgisayarların kullanımıyla hem zamandan tasarruf ediliyor hem de bazı kayıtlar artık bilgisayar belleklerine kaydedilerek gereksiz kağıt israfı yapılmamış olunuyor. Devlet dairelerindeki kolaylıklar, toplumuzun yaşam biçimini de olumlu yönde etkiliyor. Her ne kadar gün geçtikçe gereksinimlerimiz artıyor ve buna bağlı olarak bilgisayar teknolojisinin imkânları zorlanmaya çalışılıyorsa da, bugün ÖSS kayıtlarının bile ağ ortamından yapılması, bilişim ortamındaki gelişmelerin yaşamımızı olumlu yönde etkilediğini tartışılmaz kılmaktadır.

Bilgisayarın yaşamımızı ne kadar kolaylaştırdığı tartışılmazken; bunun kişi bazındaki etkileri korkunç düzeydedir. Bilgisayarın gerçekten ucuzlaması ve artık televizyon gibi her eve girebilecek duruma gelmesi, gününü onunla geçiren insanların da artmasına neden olmuştur. Yaşamını “bilgisayar” temelinde biçimlendiren insanların artması da, toplumumuzda “bilgisayar bağımlılığı” diye bir hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Bilgisayara gerçekten gereğinden çok vakit ayıran biri olarak, toplum içerisinde bilgisayara bağımlı insanların arttığını rahatlıkla görebiliyorum. “Hakkımda” adlı yazımda belirttiğim biçimde, yaşamını benim gibi “bilgisayar öncesi” ve “bilgisayar sonrası” olarak ayıran binlerce insana rastlamak günümüzde mümkün. Fakat bilgisayara çok vakit ayıran veya internete çok sık bağlanan insanların hepsini “bilgisayar bağımlısı” olarak nitelendirmek bence doğru değildir. Bilgisayar kullanımının “bağımlılık” olarak görülebilmesi için; tıpkı “uyuşturucu” ve “sigara“da olduğu gibi “yaşamını onsuz idare ettirememe” düşüncesinin kişide yerleşmiş olması gerekmektedir. Kişi bilgisayarsız ortamlarda kendini mutsuz hissediyorsa, başka şeylerle meşgulken bile bilgisayarı düşünüyorsa bağımlılık süreci içerisine girdiği kabul edilmektedir. Hatta ileri düzeyde bilgisayar bağımlılarının, bilgisayardan bir süre uzak kalınca tıpkı uyuşturucu bağımlıları gibi “titreme”ye başladıkları bile görülmüştür.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

??? Hakkımda ???

Yaklaşık bir buçuk yıl önce, konukların isteği üzerine kendimi tanıtan bir yazı yazmıştım. Bu yazı beni, biraz daha serbest anlatımla tanımanıza yardımcı oldu. Fakat ben, bu yazının beni tanıtmak için yetersiz olduğunu düşünerek, daha ciddi ve güncelleştirilmiş bir yazıyla kendimi tanıtma gereği duydum. Eski yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

1988 yılının bir sabahında Elazığ‘da doğmuşum. Acuna gözlerini açan bozkurtun adını, “Orkun Kutlu” olarak yazmışlar nüfus kağıdına. İlk ve orta öğrenimimi tamamladıktan sonra, Türkçe Öğretmenliği bölümünde lisans eğitimimi aldım. Şu anda Türkçe Eğitimi bölümünde yüksek lisans yapan, Türklük Bilimi‘ne (Türkoloji) katkı sağlama aşkıyla yanan genç bir öğretmenim. Kişiliğimle birebir örtüşen kutlu öğretmenlik mesleğini; Türk gençliğini dil, tarih, kültür ve varlığımızın temelleri olan bütün milli değerler bilinciyle yetiştirmek için büyük bir olanak ve görev olarak görüyorum. Türklük Bilimi alanında ise, başta Türk dili olmak üzere Türklük dairesi içinde bulunan bütün ulusal varlık ögelerimizi tanımak, korumak ve yüceltmek adına yararlı olmak için çalışıyorum.

Şu anda, birkaç ay içinde nerede olacağım kesin olarak belli olmamakla birlikte, Elazığ’da yaşıyorum. Ders ve çalışma yoğunluğu dışında kalan boş zamanlarda, kutlu dilimize ve Türklüğe katkı sağlaması amacıyla oluşturduğum ağelleriyle (web sitelerle) ilgileniyorum. Hem gerçek yaşamda hem de sanal ortamda, Türklük değerlerine bağlı bir Türk ulusu yaratabilmek adına çalışmalar yapma sorumluluğuyla yaşıyorum. Bu sorumluluğu hakkıyla üstlenmek adına, varlığımı armağan ettiğim Türk varlığının bengülüğü (ebediliği) için yılmadan çalışma çabası içerisindeyim.

Yukarıda verdiğim genel bilgilerden sonra, birkaç soru – yanıt ile kendimi tanıtmaya devam ediyorum:

Nasıl bir dünya görüşüne sahipsin?

Acundaki her durumu ve nesneyi; Türk için, Türk tarafından ve Türk’e göre düşünürüm. Dünya görüşümü tek bir sözcükle karşılamak ne kadar doğrudur tartışılır; fakat Atatürk ve Atsız gibi büyük fikir babalarının bize miras bıraktığı Türkçülük ülküsünü benimsediğimi şerefle söyleyebilirim. İnsancıl düşüncelerin uluslara zarar verdiğini düşündüğüm için, TÜRK soylu yaratıldığım için her zaman Tanrı’ma şükrederim. Ayrıca Türklüğü Türkiye sınırları içinde değil, Anadolu’dan Tanrı Dağları’na; Balkanlar’dan Çin Seddi‘ne kadar uzanan büyük Turan coğrafyasında yaşamaya çalışırım. Her alanda öz ve arı (sade) olmanın gerekliliğini düşündüğüm için, Türk dilinin özleşmesi kadar; Türk ırkının da öz kalması gerektiğine inanırım. Bunun için her türlü mozaik düşüncelere karşı, Türk odaklı bir bakışım vardır.

Dilimiz senin için ne kadar önemlidir?

Bir Türkçe öğretmeni olmam ve Türklük bilimi alanında akademik çalışmalar yapmam nedeniyle, Türkçe konusunda oldukça duyarlıyım. Türk dili benim için bir çalışma alanı olmaktan öte, bütün yüreğimle onu tanımaya ve korumaya çalıştığım bir sevdadır. Bir Türkçe sevdalısı olarak Türklük ve Türkçe, benim için vazgeçilmez ve sonu gelmez bir araştırma alanıdır. Çevremdeki kişilerin Türkçeye gösterdikleri saygı, benim için çok önemlidir. Çünkü Türklük bilincine sahip bir Türk’ün, öz dilini saygısız ve özensizce kullanması, görmezden gelinecek bir kusur değildir. Bunun için sözlü ve yazılı iletişimde yabancı sözcüklerle ve biçimsiz dil bilgisel dizgelerle oluşturulmuş tümceler kuran insanlara genellikle ön yargı ile yaklaşıyor ve açıkçası onları pek önemsemiyorum. Ayrıca Türkçenin mümkün olduğunca özleştirilmesi ve yabancı dilsel ögelerden arındırılmasını düşündüğüm için, sözcüklerin -eğer varsa- öz Türkçedeki karşılıklarını kullanmayı yeğliyorum. Çevremdeki insanları da yaklaşık 8500 yıllık bir geçmişi olan yüce dilimizi doğru, güzel ve gelişimine katkı sağlayabilecek biçimde kullanmaya teşvik ediyorum.

Kişilik özelliklerin nelerdir?

Düşünsel yapımın temelini varlığımızın köklerine inerek oluşturduğum için, Eski Türk inancına, töresine, diline ve tarihine çok büyük ilgim vardır. Genellikle bu konu alanlarıyla ilgili kitaplar okur, makaleler yazarım. Biraz geç kazandığım okuma alışkanlığımı, çok yönlü okuma çabalarımla besliyorum. Kitap, dergi veya makale okuma işini, “boş vakitlerimi doldurma” aracı olarak görmüyorum. Bu işi, kişisel evrenimi genişletmek ve alanımda uzmanlaşmak adına bir sorumluluk olarak görüyorum. Türkü dinlemekten, tarifi mümkün olmayacak boyutta haz alıyorum. Vakit buldukça saz çalıyor, türkülerle yüreğimin sesini dinliyorum. Her ne kadar burçlara ve aklımın almadığı türlü safsatalara inanmasam da, “yengeç burcu” olmamla, içini kolay kolay dışarıya yansıtmayan gizli duygusallığımın iyi bir tesadüf olduğunu düşünüyorum. Genellikle soğukkanlı ve dost canlısı bir kişiyimdir. Sevdiğim kişilere canımı feda edecek kadar bağlıyken; sevmediğim insanların da o derecede karşısındayımdır. Sıklıkla sinirlenen bir yapım yoktur; fakat sinirlendiğimde çığrından çıkan bir hâl alabilirim. “Titizlik ve düzen” konusuna çok özen gösteririm. Dağınık çalışmayı hiç sevmem. Simetriye de çok dikkat ederim. Mesela perdenin bir ucu katlanmışsa onu düzeltmeden duramam. Kaldırımda yürürken, eşit aralıktaki veya aynı renkteki taşlara basmaya çalışırım. (: Doğayı ve hayvanları çok severim. Kurt soylu olduğumu düşündüğümden olsa gerek, kurtlara karşı özel bir ilgim ve saygım vardır. Çok renkli bir kişiliğim vardır. En sevdiğim renk, “gök mavisi” (turkuvaz) olarak adlandırabileceğim; Göktürkler‘in rengidir. Bu rengin benim için özel olmasında, Gök Tanrı ile özdeşleşmesi de etkili olmuştur.

Bilgicik.com’u nasıl ve neden kurdun?

Bilgisayarla çok küçük yaşta tanıştım ve önceleri bu mereti yalnızca “atari” niyetine kullandım. Sonra bilgisayarın yararlı işlevlerini keşfettim. Bilgisayarı dünyaya bağlayan internetle tanıştım ve birçok ortamda paylaşımlarda bulundum. Zaman içinde birçok ağeli kurdum ve büyüklü küçüklü onlarca siteyi yönettim. Tamamen yaşantı ürünü olarak edindiğim basit düzeyde php, html, seo ve mysql bilgimle tasarımlar oluşturmaya başladım. Bu ağelini “wordpress” altyapısını ve ona uygun eklentileri kullanarak oluşturdum. Kullanıcı dostu olması için, sağ ve soldaki seçkelerden ulaşılabilir bağlantılarla konuklara erişim kolaylığı sağlamaya çalıştım. Ağelini karakterime uygun biçimde, çok renkli bir tasarımla oluşturdum. Bazı özellikler için kullandığım özel kodlamalar dışında, herkesçe bilinen basit kodlamalardan yararlandım. Web sitemizin sunucu hizmeti, sunucuları ABD’de olan bir Türk firması tarafından karşılanmaktadır. Bu ağelini, hem araştırmacılara türlü konularda doğru ve yararlı bilgiler sunmak hem de yaptığım paylaşımlar ve yazdığım yazılarla kendimi geliştirmek için açtım. Bilgicik.com‘daki yazıların bir kısmı, Türkçe ve edebiyat üzerine yaptığım derleme bilgilerden oluşmaktadır. Diğerleri ise, araştırma yaptığım veya bilgi birikimine sahip olduğum konularda yazdığım özgün yazılardır. Her ne kadar ağelimizin temel amacı, araştırmacılara yararlı ve temiz bilgiler sunmak olsa da; sitemizi her gün ziyaret eden binlerce Türk gencini Türklük bilinciyle donatmak ve Türklük değerlerini benimsemelerini sağlamak da ağelimizin örtük işlevlerinden biridir.

Genelde ne okur – dinlersin?

Yaşamımın her alanında olduğu gibi, edebi yönümde de Türklük egemendir. Şiirde, romanda ve diğer yazın türlerinde genellikle “halk edebiyatı” ürünlerini tercih ederim. Estetik kaygıyla yazılan ve vermek istediği iletisi sanatsal ifadeler arasında kaybolan metinler, çoklukla bana haz vermez. Çünkü ben, hem bilgeliğiyle usumu dolduracak hem de ahengiyle yüreğimi okşayacak edebi ürünlere aç olduğumun farkındayım. Bunun içindir ki, hiçbir zaman bir divan edebiyatı şairinin ikiliği, bana halk ozanlarının dörtlüklerindeki tadı verememiştir. Genellikle macera romanları, tarihi ve bilimsel kitaplar, dil bilimsel yayınlar ve şiir kitapları okurum. Benim için şiirde hece, milli ölçü olmanın ötesinde ruhumdaki ahengi yakalamamı sağladığı için, her zaman aruzdan daha önde gelir. En sevdiğim şair ve yazar, Nihal ATSIZ‘dır. Yaşamımı yeniden biçimlendirmemi sağlayan büyük bilge Atsız, düşünce dünyasının pencerelerini araladığı muhteşem şiirleri, romanları ve makaleleriyle beni kendisine hayran bırakmıştır. Genellikle Türk halk ve sanat müziği dinlerim. Türküler tadına doyamadığım bir pınardır benim için. Bunun dışında kulağıma hoş gelen her türden ezgiyi ve şarkıyı dinlerim.

Sizlerle paylaştığım bu bilgilerin, beni kabataslak da olsa tanıyabilmeniz için yeterli olduğunu düşünüyorum. Genel konularla ilgili sorularınızı bu yazıya yorum yaparak sorabilir; özel olacağını düşündüğünüz konuları ise “İletişim” bölümünden benimle paylaşabilirsiniz. Yazıyı buraya kadar okuyanlara teşekkür eder, gereksiz bilgilerle sizi sıktıysam özür dilerim.

Orkun KUTLU


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 »

Yukarı