3 Mayıs Türkçüler Günü Kutlu Olsun!

Türk ulusunun kızıl dalgadan etkilenmesi ve yurtta komünizmin bir tehlike olarak yandaşlar toplaması, yazdıkları ve söyledikleriyle dönemin en büyük düşünürlerinden, tarihçilerinden biri olan, fikir babamız ve kut’lu atamız Nihal Atsız‘ı ve onun gibi düşünen bütün Türkçüleri komünizm karşısında bir şeyler yapma konusunda düşündürüyordu. Bu dönemde yayımlanan “Bozkurt“, “Orhun” ve “Çınaraltı” gibi dergilerle Türkçü konularda yazılar yazan Atsız Ata, komünizmin etkisinde kalan uyuşuk beyinlerce bir “tehdit” olarak algılanıyordu.

Atsız, o dönemde bazı yayınlar ile gençler arasında yayılan “komünist dalga” nedeniyle, Tbmm‘deki bir konuşmasında “Ben milliyetçi ve Türkçüyüm.” diyen Başbakan Şükrü Saraçoğlu‘na iki tane açık mektup yazıp, Türkçülüğün hâlâ hayata geçirilemediğini belirtir. Ayrıca mektupta Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel‘in emriyle komünist yazılar içeren dergilerin okullara dağıtıldığını ve o sıralarda hapishanede yatan Nazım Hikmet‘e de gizli yollardan para gönderildiğini yazar. Kendisini Türkçü olarak tanımlayan Şükrü Saraçoğlu, Atsız‘ın her zaman doğru şeyler konuştuğunu - yazdığını bildiği için, bu sözleri derinden hissetmiş ve “Devlet çatısı altında ve hatta yönetimde bulunan bu hainleri, yine devletin parasıyla nasıl beslerim?” diye düşünmüştür.

Atsız‘ın gönderdiği açık mektup, halk, meclisteki vekiller ve o dönemde “kızıl tehlike” adı altında gösterilen “Sabahattin Ali, Hasan Ali Yücel, Nazım Hikmet” gibi kişiler arasında tepkiyle karşılanır. Kısa bir süre sonra Sabahattin Ali, Atsız‘a “iftira davası” açar.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Göktürk Yazısını Öğrenme Kılavuzu

En güzel örneklerini Orhun ve Yenisey Yazıtları’nda gördüğümüz Göktürk yazısı, Türk yazı dilini yazılı kaynaklardan takip edebildiğimiz 7. yüzyıla kadar işlenmiş ve yazıtlarla bugünlere ulaşmıştır. Göktürk yazısı, Türklere ait olan Orhun alfabesi ile yazılmaktadır. Bu alfabe, Göktürkler‘den sonra 5-6 yüzyıl boyunca kullanılmış; fakat İslamiyet’in kabulü ile Türk yazısı bırakılmış ve Arap yazısına geçiş süreci başlamıştır.

Bin yıla yakın bir süre boyunca kaderine terk edilen Göktürk yazısı, ancak 19. yüzyılın ortalarında yabancı bilim adamları tarafından keşfedilmiştir. Yazıtları birçok ulus kendisine mal etmeye çalışmış; fakat Türk tamgaları (harfleri) çözülünce bu yazının Türklere ait olduğu anlaşılmıştır. Yabancı bilim adamları Orhun Yazıtları üzerinde araştırmalar yapmaya başladıktan -ne yazık ki- yıllar sonra, Türk dil bilimciler de yazıtların dili üzerine çalışmalar yapmaya başlamışlardır.

Günümüzde bütün milletler, öz tarihlerini, kültürlerini ve dillerini araştıran ve benliğinden - köklerinden kopmayan bir gençlik yaratmaya çalışmaktadır. TÜRK ulusuna mensup soylu gençler de, köklerini iyice araştırmalı ve oradan alacağı ışık ile bilinçlenmelidir. Çünkü Türk ulusu; kökleri mazide, gövdesi hâlde, dalları ve yaprakları istikbâlde olan köklü bir çınar gibidir. Köklerinden kopan bir ulus, benliğiyle birlikte varlığını da kaybeder.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Bütün TÜRKler Kardeştir!

Bütün TÜRKler kardeştir!

Diğer Türk Lehçelerinde:

Ey Tanrı Dağları‘nda doğup bu acunda at koşturan şanlı akıncı, yüreklerinde ozanların kopuz çaldığı Dede Korkut ruhlu bilge, bir günde devlet yıkıp bir gecede hanlık kuran yiğit çeri, bengü taşlar yazdıran Bilge Kağan’ın torunu, gök mavisi bayraklarla kurt başlı sancakları göklere çektiren alp kişi, korkaklara Çin Seddi’ni yaptıran Mete Han‘ın ve onların sarayını kırk kişiyle basan Kürşad’ın soyundan gelen yüce TÜRK, sözüm sanadır.

Bugün dünyadaki birçok millet henüz ortada yokken biz TÜRKler devlet kuruyor, bu dünyanın düzenini sağlıyorduk. Binlerce yıl öncesinde Hunlar ve Göktürkler ile Türk adını tüm acuna duyurmuş ve dünya egemenliğine kavuşmuştuk. Mavi gök çadırımız, güneş de bayrağımız olmuştu. Gücümüzü yalnızca kılıcımızın keskin, bileğimizin de güçlü olmasından almıyorduk; yüce töremiz, inancımız, devletimize bağlılığımız ve eşsiz kültürümüz bizi diğer milletlerden üstün kılıyordu. Kaşgarlı Mahmud Atamız da, “Tanrı’nın devlet güneşini Türk burçlarında doğurduğunu ve onların üzerine göklerin bütün ışıklarını döndürmüş olduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne ilbay kıldı.” diyerek Türklüğün kutluluğunu bin yıl öncesinden bize bildirmişti.

İkinci Göktürk Devleti‘nde TÜRK soylu bütün kişiler tek bayrak altında toplanmıştı ve sonrasında Türk göçleriyle kandaşlar acunun farklı bölgelerine yayılmaya başladı. Birbirinden ayrı düşen soydaşların aralarındaki mesafeler, Rusların, Çinlilerin ve sayısız düşmanların bizleri bölmek için yaptıkları çalışmalarla arttı. Ruslar “Siz TÜRK değilsiniz. Siz, Kırgız, Azeri, Özbek, Kazak, Tatar…’sınız.” dediler ve önce kutlu dilimizi parçaladılar. Her Türk lehçesi için uydurma birkaç kural oluşturup, onları ayrı ayrı diller durumuna getirdiler. Ağzımızdaki ana sütü kadar ak olan Türkçemizi bölüp, yirmiden fazla parçaya ayıran Ruslar, binlerce yıllık töremizi ve kültürümüzü de yozlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Karındaşı Küstürüyorlar

AKP Hükümeti’nin AB ve ABD’den gelen baskılar neticesinde gerçekleştirmekte olduğu Ermenistan ilişkileri haklı olarak karındaş Azerbaycan’da büyük bir tepkiyle karşılandı. Türkiye-Ermenistan sınır kapısının açılacağı söylentilerini, Obama’nın Meclis’te yaptığı konuşma ve sonrasında Türk ve Ermeni Dışişleri Bakanlarıyla yaptığı görüşme daha da palazlandırmıştır. Ermenistan’ın yaptığı haksız eylemlerden ve iddialardan hiçbir şekilde geri adım atmaksızın gerçekleştirilecek bir eylemi tamamen bir taviz olarak görmekte ve milli çıkarlarımıza aykırı bulmaktayım.

Ermenistan’ın, Anayasa’sına koyarak sahiplenmeye çalıştığı ve “Batı Ermenistan” olarak tanımladığı doğu illerimizi, milli simge olarak addettiği Ağrı Dağı’mızı ve dolayısıyla tanımadığı sınırlarımızı tanıması, sözde soykırım iddialarından vazgeçmesi ve işgal ettiği Azerbaycan topraklarını geri vermesi neticesinde sınır kapısının açılması gibi bir girişim olabilir. Lâkin Ermenistan tüm bunlardan geri adım atmadan AKP Hükümeti’nin sınır kapısını açması kesinlikle kabul etmeyeceğimiz bir davranış olur.

Salt baskılar nedeniyle bunun yapılması Türkiye’nin hiçbir şekilde yararına bir netice doğurmayacağı gibi aksine tam da küresel ekonomik krizin etkisinin, zaten bozuk olan Ermenistan ekonomisinde iyice hissedilmesi neticesinde geri adımlar atmaya hazırlanan Ermenistan’a büyük bir koz vereceğini unutmamız gerekir. Ayrıca tüm bunların büyük bir dostlukla bağlı olduğumuz ve “tek millet iki devlet” diyerek kardeşliğimizi tanımladığımız Azerbaycan’la olan ilişkilerimizi de zedeleyeceği aşikârdır.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...112 113 114 »

Yukarı