Ana Sayfa » Türk Kağanları ve Sultanları » Türk Tarihi ve Kültürü » 1. Murat (Hüdavendigar) – (Türk Kağanları ve Sultanları)
13


1. Murat (Hüdavendigar)
(Türk Kağanları ve Sultanları)

(1. Kaynak)

Osmanlı padişahlarının üçüncüsü, veli ve ahi şeyhi. Orhan Gazi‘nin oğlu olup, 1326′ da Bursa’ da doğdu. Küçük yaştan itibaren devrin alimleri tarafından büyük bir ihtimamla yetiştirildi. Daha sonra Lala Şahin Paşa’ nın yanında idare ve harp bilgilerini öğrendi. ağabeyi Rumeli Fatihi Süleyman Paşa’ nın 1359′ da vefatı dolayısıyla Rumeli’ deki ordunun kumandasına getirildi. Kısa bir müddet sonra da babasının vefatı üzerine Bursa’ ya davet edilip, Osmanlı tahtına geçti (1360).

 

Murad , ağabeyi Süleyman Paşa’ nın başlattığı Rumeli fütuhatını büyük bir siyasi deha ile kısa zamanda geliştirdi. 1362′ deEdirne’yi fethederek devlet merkezini buraya taşıdı. Anadolu‘daki Türkmen aşiretlerini, fethettiği bölgelere yerleştirerek bölgede Türk nüfusunun çoğunluğu ele geçirmesini sağladı. Bu göçler sayesindedir ki, Osmanlı Türkleri Viyana önlerine kadar ilerledi ve Rumeli’ de Osmanlı hakimiyeti beşyüz yıl devam etti.

 

Osmanlı Devleti’ nin Rumeli’ de ilerlemesini durdurmak için Papa Beşinci Urban’ ın teşvikiyle Macar, Sırp, Bosna, Eflak ve Bulgar kuvvetlerinden meydana gelen bir haçlı ordusu Sırpsındığı savaşında Hacı İlbeyi komutasındaki birliklerce bozguna uğratıldı (1364). bu büyük zaferi Yanbolu, Samaku, Gümülcine, İskeçe, Kavala, Dırama, Serez ve Karaferye gibi önemli kalelerin fethi takip etti. Bu arada harekat halindeki Osmanlı akıncıları Vardar’ ı geçip Sırbistan, Bosna, Arnavutluk ve Dalmaçya’ ya kadar uzanan Adriyatik denizine dayandılar.

Murad Han bir taraftan fetih hareketlerine devam ederken, diğer taraftan ortaya çıkan mali, idari ve askeri ihtiyaçları karşılamak için tedbir aldı. Tımar teşkilatı geliştirildi. Yaya, müsellem ve yeniçerilere ilaveten kapıkulu askerinden maaşlı süvari ocağı kuruldu.

Murad Han 1387′ de Osmanlı topraklarına tecavüzü adet haline getiren Karamanoğlu üzerine sefere çıktı. Konya önünde Karamanoğlu kuvvetlerini bozguna uğratarak Konya ve Beyşehir’ i alıp Bursa’ ya döndü.

 

Bu sırada Sultan Murad’ ın anadolu‘ da uğraşmasını fırsat bilen Bosna, Sırp ve Bulgar kralları Osmanlıları Balkanlardan atmak için ittifak kurmuşlardı. Sultan Murad Han 150.000 kişilik bu müttefik kuvvetlerini Kosova’ da karşıladı. 8 Ağustos 1389 berat gecesi idi. Abdest alıp iki rekat hacet namazı kılan Sultan sonra ellerini açıp Cenab-ı Hakk’a gözyaşları içinde şöyle yalvardı. “Ya Rab! Bu mü’minleri küffar elinde mağlub edip helak eyleme. Bunları mansur ve muzaffer eyle. Ya ilahi! Mülk ve kul senindir. Sen kime istersen verirsin. Ben dahi aciz bir kulunum. Mülk ve mal benim maksafım değildir. Hemen halis ve muhlis senin rızanı isterim. Beni bu müslümanlara kurban eyle. Evvel beni kıldın, şimdi de şehadet nasip kıl! Amin.”

 

Ertesi gün Birinci Kosova savaşında düşman büyük bir bozguna uğradı. Ancak sultan zaferin şükranesi olarak savaş meydanında gezerken Miloş Obiliç adında bir Sırp tarafından hançerle vurularak yaralandı. Çok geçmeden de arzuladığı şehidlik mertebesine kavuştu.

Azim, irade, vakar ve ciddiyet sahibi olan Sultan Murad Han, din farkı gözetmeksizin tebeasına karşı çok şefkatli ve merhametli idi. Samimi şahsiyeti ile içte ve dışta sevgi ve saygı uyandırdı. Hukuki, mali ve askeri sahalarda yaptığı esaslı teşkilatlar ile kudretli bir devletin temellerini attı. Kararlarını mutlak surette tecrübeli beyleriyle müzakere ettikten sonra verirdi. Kendi mütalaasına aykırı fikirleri de dinler yerinde gördüklerini kabul eder, itirazlara ehemmiyet verirdi. Bu hali başarılarında çok etkili olmuştur.

 

Fethedilen yerlerde imar faaliyetlerine de önem veren Murad Han, yeni fethettiği Edirne’ yi; cami, medrese, han, hamam saray gibi eserlerle Türk-İslam beldesi halina getirdi. Memleketin çeşitli yerlerini hayır eserleri ile donattı.


(2. Kaynak)

Üçüncü Osmanlı sultânı. Birinci Murâd adıyla târihe geçti. 1326′da Bursa’nın fethinden sonra doğdu. Babası, Orhan Gâzi, annesi Nilüfer Hâtundur. İyi bir eğitim ve öğretim görüp, terbiye edilerek, yetiştirildi. Lalası Şâhin Paşanın yanında dînî, millî, idârî ve askerî kültürünü arttırdı. Ağabeyi Süleymân Şahın, Rumeli fetihleri sırasında vefât etmesi üzerine Osmanlı tahtına veliahd tâyin edildi (1359). Kısa bir müddet sonra da babasının vefâtı üzerine Bursa’ya davet edilip Osmanlı tahtına geçti (1360). Sultan Murâd Han, ilk iş olarak devletin başşehri Bursa’da lüzumlu tâyin ve icrâatlarda bulundu. Şehzâdeler meselesini halletti. Önce, Karadeniz Ereğlisi ve Ankara fethedildi. Lala Şâhin Paşayı, ilk serdar ve sadrazam yaptı. Bursa kâdısı Çandarlı Halil Paşayı da kazasker tâyin etti. Devletin içişlerini hallettikten sonra, Anadolu‘dan Rumeli’ye yöneldi. 1361′de Çorlu, Keşan, Dimetoka, Pınarhisar, Babaeski, Lüleburgaz ve 1362′de Edirne fethedildi. Bizans Devletinin İstanbul’dan sonra ikinci önemli şehri olan Edirne’nin fethi, Türkler‘in Avrupa’ya kesin olarak yerleşmelerini temin etti. Trakya’da stratejik bir mevkide bulunan Edirne, Osmanlı Devletinin Rumeli’ndeki fetihlerinde bir askerî harekât noktası oldu. Her geçen gün şehrin îmar faâliyetleri artarak, genişledi. Ardından sıra ile; Gümülcine, Zağra, Yenice ve Filibe fethedildi. Rumeli’nde fethedilen Avrupa topraklarına, Osmanlı iskân siyâsetince, Türk-İslâm ahâlisi yerleştirildi. Bu arada Osmanlının âdil idâresinden memnun kalan Hıristiyan ahâli de seve seve Türklerin hâkimiyeti altına girdiler.

 

Ancak, Haçlılar papalığın teşviki ile Osmanlılar aleyhine ittifâk kurdular. Haçlı ittifakını haber alan Sultan Murâd Han da yerinde ve zamânında tedbirler alarak, hazırlıklarını tamamladı. Fetihlerin genişlemesiyle asker ihtiyâcı arttığından, yaya ve müsellem teşkilâtlarına ilâveten, devrin âlimlerinden Karamanlı Molla Rüstem’in teklifi ve Kazasker Çandarlı Kara Halil’in fetvâsı ile, harpte esir alınan gayrimüslim çocuklarından beşte birinden istifâde edilmek sûretiyle ‘Yeniçeri’ adıyla bir asker ocağı kuruldu. (Bkz. Yeniçeri Ocağı)

 

Alınan esirler, Anadolu‘da Türk çiftçi âilelerinin yanında Türk-İslâm terbiyesiyle yetiştirilerek, Yeniçeri Ocağına kaynak temin edildi. Ayrıca mâlî teşkilâtta düzenlemelere gidilip, gelirler arttırıldı.

 

Bu durum, Bizans İmparatorunu Osmanlılarla antlaşma yapmaya mecbur bıraktı. Yapılan antlaşmaya göre İmparator Yuannis, Rumeli’ndeki Osmanlı fütuhâtını kabul ve tasdik etti. Bunları almak için hiçbir zaman Türk düşmanlarıyla birleşmeyeceğini ve Anadolu Beyliklerinden gelebilecek taarruzlara karşı Birinci Murâd Han, yardımcı kuvvet isterse asker vereceğini bildirdi. Bu antlaşmanın, Bizans’ın Osmanlı Devletine tâbiliğini arz etmesi mâhiyetinde olduğu kabûl edilir.

 

Öte yandan Filibe’nin fethi üzerine Osmanlıların Balkanlarda ilerlemesini durdurmak için, Papa Urban’ın çabaları ile meydana getirilen, Sırp, Macar, Bulgar, Ulah ve Bosnalılardan meydana gelen Haçlı ordusu, Edirne’ye doğru yürüdü (1364). Ancak, Hacı İlbeyi komutasındaki Osmanlı öncü kuvvetleri, Haçlıları büyük bir bozguna uğrattılar. Düşmanın büyük kısmı Meriç sularında boğuldu. (Bkz. Sırpsındığı Muhârebesi)

 

Sultan Murâd Han, Rumeli’ne geçmeden önce Katalanların elindeki Biga’yı fethetti. Sırpsındığı Muhârebesinden sonra, Osmanlı başşehrini Bursa’dan Edirne’ye naklettirdi. Şehri kısa zamanda mescitler, câmiler, medreseler, saray dâhil bütün kültür ve sosyal müesseselerle îmâr etti. Türk-İslâm ilim ve sanat eserleriyle süslenen Edirne, İstanbul’un fethi sonrasına kadar Osmanlıya başşehirlik yaptı. Balkanlarda Osmanlı idâresi ve müesseseleri tesis edilerek, ticâret canlandırıldı. Adriyatik kıyısında küçük bir devlet olan Raguza Cumhûriyetiyle ticâret antlaşması yapılarak Osmanlı himâyesi altına alındı.

 

1366 târihinde Gelibolu, Bizans İmparatorunun dayısı Savua Kontu İtalyan Amedeo tarafından işgâl edilmişse de, bir yıl sonra tekrar Osmanlıların eline geçti. 1366′da Sultan Birinci Murâd Han, başlattığı Balkan fütuhâtıyla; Kırkkilise (Kırklareli) Vize, Aydos, Burgaz ve Tirebolu mevkilerini zaptedip, Karadeniz’e dayanmak istiyordu. Bu gâyesini gerçekleştirmek için, çok muntazam bir plân tatbik etti. Batı cephesi kumandanlığına Evrenos Paşayı tâyin ederek, Makedonya’nın fütuhâtıyla vazîfelendirdi. Kuzey cephesi kumandanlığını Kara Timurtaş Paşaya vererek, Tunca boyunun fethiyle vazîfelendirdi. Kuzeybatı cephesi kumandanlığını da Rumeli Beylerbeyi Lala Şâhin Paşaya verdi. Kara Timurtaş Paşa, 1366′da Bizanslılardan Kızılağaç Yenicesi’ni, Bulgarlardan Yanbolu ve İslimye’yi aldı. Lala Şâhin Paşa, Samaku ve İhtiman’a akın tertip etti. Sultan Murâd Han, 1367′de başlattığı harekâtla Bulgarlardan Aydos, Karinâbad ve Tirebolu’yu, 1368′de de Bizanslılardan Hayrabolu, Pınarhisar ve Vize’yi alıp, elden çıkmış olan Kırkkilise’yi tekrar fethetti. Bulgaristan Kralı Yuvan Şişman, Osmanlılara karşı duramayacağını anladığından, sulh yaparak, kızkardeşi Prenses Marya’yı Sultan Murâd’a verdi. Buna rağmen, daha sonra Bizans İmparatoru Beşinci Yuannis Paleologos’un teşvikiyle Sırp Kralı ile Osmanlılara karşı birleşti. 26 Eylül 1371 Cumâ günü, Çirmen’de yapılan muhârebede müttefikler büyük bir bozguna uğradı. Bu savaşla, Balkanlardaki mukâvemet kırılarak, Osmanlılara Makedonya kapıları açıldı.

 

Çirmen Zaferi sonunda,, ilk Makedonya fütuhâtı başlatılarak, Vezîriâzam Çandarlı Kara Hayreddin Halil Paşa, Rumeli Beylerbeyi Lala Şâhin Paşa, Gâzi Evrenos ve Deli Balaban Beyler komutasındaki Osmanlı ordusu, İskeçe, Drama, Kavala, Zihne, Serez, Avrethisar-Vardar Yenicesi ve Karaferye mevkilerini fethetti. Osmanlıların Makedonya’yı zaptederek Köstendil’e gelmeleri üzerine, Yukarı Sırbistan Hükümdârı Lazar Grebliyanoviç, Sultan Murâd Han ile anlaşmak istedi. Vergi vermek ve gerektiğinde Osmanlı Devletine asker göndermek şartı ile antlaşma sağlandı.

 

Rumeli ve Anadolu‘da fetihler devâm ederken bâzı mâlî, idârî ve askerî ihtiyaçları karşılamak için teşkilât yapılmıştı. Kara Timurtaş Paşanın tavsiyesiyle, tımarlı teşkilât, tâdil ve ihtiyâca göre ıslâh edildi. Yaya, müsellem ve yeniçerilere ilâveten Kara Timurtaş Paşanın tavsiyesiyle kapıkulu askerlerinden olarak maaşlı Süvâri ocağı kurulduğu gibi, seferlerde levâzımın muhâfazası ve süvârilerin hayvanlarına bakmak üzere Voynuk sınıfı teşkil olundu.

 

Sultan Murâd Han 1378′de oğlu Şehzâde Bâyezîd’i Germiyan Beyi Süleymân Şahın kızı Devletşah Hâtun ile muhteşem bir düğün yaparak evlendirdi. Süleymân Şah, Kütahya, Tavşanlı, Emet ve Simav’ı, kızının çeyizi olarak verdi. Hamidoğlu Hüseyin Beyden seksen bin altın karşılığı; Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir ve Karaağaç alındı.

 

Birinci Murâd Han, 1380′de Makedonya’da harekâta geçilmesini emretti. Rumeli Beylerbeyliğine tâyin edilen Kara Timurtaş Paşa, Vardar Nehri sâhilindeki İştip’i fethetti. 1382′de Vardar’ı geçerek Manastır ve Pirlepe’yi aldı. Manastır, Arnavutluk ve Kuzey Epir mıntıkalarına yapılacak harekât için üs oldu. 1384 bahârında, Osmanlı akıncıları Bosna-Hersek akınını gerçekleştirerek, pek çok esir ve ganimet aldılar. 1385′te Vezîriâzam Çandarlı Hayreddin Paşanın Ohri’yi fethi ile Osmanlılar, Arnavutluk hududuna yerleştiler. Kuzey Arnavutluk Prensi Balşa ile Drac ve Orta Arnavutluk Dükası Şarl Topia arasında meydana gelen muhârebede Drac Dükası, Hayreddin Paşadan yardım istedi. Çağrı üzerine Hayreddin Paşa, Drac Prensine yardım ederek, Savra’da onun gâlibiyetini temin ettiği gibi bu muhârebede Prens Balşa da öldürüldü.

 

Osmanlı ordusunun Rumeli’nde bulunmasından istifâde eden Karamanlı Alâeddin , 1386′da Osmanlı hududuna taarruz ederek, Beyşehir ve havalisini zaptetti. Hudut tecâvüzünü haber alan Sultan Murâd Han, Rumeli’de Vezîriâzam Çandarlı Hayreddin Paşayı bırakarak, Karaman hududunu aştı. Karaman Ovasına gelen Osmanlı ordusu, Alaeddin Beyin kuvvetlerini mağlup ederek, sulh istemeye mecbur bıraktı. Sultan Murâd Hanın damadı olan Alaeddin Bey, zaptettiği toprakları geri vermesi ve Osmanlı sultanının elini öperek özür dilemesiyle affedildi. Karamanoğullarının da Osmanlı hâkimiyetini tanıması, batıda olduğu gibi doğuda da, Sultan Murâd Hanın nüfûz ve itibârını arttırdı.

 

Sultan Murâd Hanın ve Osmanlı ordusunun Anadolu‘da bulunmasından istifâde eden Balkan kral ve prensleri Türklere karşı ittifak kurup, taarruz planlıyorlardı. Bosna hududunda Lala Şâhin Paşa kumandasındaki akıncıların harekâtı, Bosna Kralı ve Sırp Despotu Lazar’ın otuz bin kişilik müttefik kuvvetlerle yaptığı karşı taarruzla karşılandı. 1378′de Ploşnik mevkiinde meydana gelen muhârebede, Lala Şâhin Paşanın yirmi bin kişilik kuvveti bozularak, çoğu şehit oldu. Ploşnik bozgunu, gizlice hazırlanmakta olan Hırvat, Leh, Macar ve bütün Balkan kral ve prenslerini Osmanlılar aleyhine harekete sevk etti. Denizci bir kavim ve devlet olan Venedikliler, Osmanlıları iyi tanıyıp, menfaatlendiklerinden, Haçlı ittifakına katılacaklarını beyan ettilerse de, tarafsız kaldılar. Lazar, Tvartko ve Arnavut Prensi Kastriyota’nın öncülüğünde, Hırvat, Leh, Macar, Bulgar, Sırp ve Arnavutların ittifakını haber alan Sultan Murad Han, vakârını muhafaza ederek, muvâzeneli ve plânlı bir şekilde hazırlıklarını tamamlamaya başladı. Balkan ittifâkına karşı Anadolu beylerinden yardım istendi. İttifâka dâhil olan Bulgarları büyük harpten önce saf dışı etmek gâyesiyle, Vezîriâzam Çandarlı Ali Paşayı vazifelendirdi. Osmanlı ordusu, Balkan dağlarını aşarak Pravadi, Şumnu ve Bulgar Krallığının merkezi Tırnova’yı aldı. Ali Paşa, Tuna boyu istikâmetinde harekâtı devam ettirerek, Ulah hâkimiyetindeki Silistre ve Niğbolu’yu zaptetti. Bulgar Kralı Şişman, Osmanlılar ile antlaşmaya mecbur oldu. Böylece Haçlı ittifakına katılmasına mâni olundu. Osmanlı beylerinin Balkanlardaki ileri harekâtı muhtemel büyük harp öncesi durdurularak, bütün kuvvetler Sultan Murâd Hânın kumandasında toplandı.

 

Bulgaristan harekâtını muvaffakiyetle tamamlayan Vezîriâzam Ali Paşa, Yanbolu’ya gelen Sultan Murâd Han ile görüşerek, durumu arz etti. Durum değerlendirmesi yapılıp ordu süratle Priştine’ye doğru harekete geçti. Yollarda yerli ahâlinin mal, mülk, can ve ırzına karşı hiç bir tecâvüz yapılmadan Kosova’ya gelindi. Yağma ve tahribâtın yapılmaması, Balkan milletlerini Osmanlının güzel ahlâkına ve adâletine hayran bıraktı. Üsküp ile Priştine arasındaki Kosova’da müttefik Haçlı ordusuyla karşılaşılıp muhârebe nizâmı alındı. 8 Ağustos 1389 muhârebe öncesi Kosova’da şiddetli fırtına vardı ve o gün Berât Gecesiydi. Akşam çadırına çekilen Sultan Murâd Han, Berât Gecesini ihyâ edip namaz kıldı. Kur’ân-ı kerîm kıraât ettikten sonra, seccâdesinin üzerinden kalkmadan târihe geçen şu duâyı okudu: ‘Ey Rabbim! Bu fırtına, şu âciz Murâd kulunun günahları yüzünden çıktıysa, mâsum askerlerimi cezâlandırma. Onları bağışla… Allahım… Onlar ki, buraya kadar, sâdece senin adını yüceltmek, İslâm dînini kâfirlere duyurmak için geldiler. Bu fırtına âfetini, onların üzerinden def eyle… Senin şânına lâyık bir zafer kazanmalarını nasip eyle. Onlara öyle bir zafer kazandır ki, bütün Müslümanlar bayram ede… Müslümanları mansûr ve muzaffer eyle. Ve dilersen o bayram gününde şu Murâd kulun sana kurbân olsun… Önce beni gâzi kıldın, sonra şehit et…’

 

Fırtına dinip, 9 Ağustos 1389 günü yapılan Kosova Meydan Muhârebesinde Birinci Murâd Han büyük bir zafer kazandı. (Bkz. Kosova Meydan Muhârebeleri)

 

Sırp Devletinin yıkılıp, Balkanların Türk hâkimiyetine geçişini sağlayan Kosova Zaferinden sonra, Sultan Murâd Han, devrin an’anesince muhârebe meydanını dolaşmaya başladı. Bu sırada Miloş Obiliç adında yaralı bir Sırp âsilzadesi tarafından hançerlenerek şehit edildi. Kaçan düşmanı tâkip etmekte olan oğlu Şehzâde Yıldırım Bayezid, devlet adamlarının da ittifakıyla hükümdâr seçildi. Sultan Murâd Hanın cenâzesi Bursa Çekirge’de yaptırdığı türbesine gönderilip, defnedildi. Şehit edildiği yere de türbe yapılıp, ‘Meşhed-i Hüdâvendigâr’ denildi.

 

Osmanlı Sultanı Murâd-ı Hüdâvendigâr Han, zaferden zafere koşmuş, Anadolu‘da ve bilhassa Avrupa’da devletin hudutlarını çok genişletmiş ve babasından bir beylik olarak aldığı ülkeyi büyük bir devlet hâlinde oğluna bırakmıştır. İslâmın cihâd emrini yerine getirmek ve Osmanlının şânını yükseltmek için, târihî kaynaklarda otuz yedi gâza yaptığı yazılıdır.

 

Sultan Murâd Han; dindâr, âdil, merhametli, fazîletliydi. Azim ve irâde kudreti, vakar ve ciddiyeti, ahâlisine karşı şefkatli oluşu, açık ve samîmi siyâsetiyle içte ve dışta istikrârıyla ve mühim askerî, adlî, mâlî ve idârî teşkilâtıyla Osmanlı Devletini sağlam temeller üzerine oturtmuştur. Güneydoğu Avrupa’ya, Anadolu‘dan Türk nüfûsunun naklinde tatbik ettiği şuurlu sistem, Sultan Murâd Hanın dâhiyâne bir siyâsetidir. Fütuhâtla alınan Rumeli topraklarına iskân edilen Türk ve İslâm nüfûsu, Avrupa’da kalıcı bir hâkimiyetin ve emniyetin başlangıcı olmuştur. Anadolu‘da, Rumeli’nde pek çok hayır müesseseleri, dînî, askerî ve idârî teşkilâtları kuran Sultan Murâd Han, târihte kazandığı zaferlerle olduğu gibi, yaptırdığı eserlerle de milletin kalbinde taht kurmuştur. Sultan Murâd Han, ihtiyaç ve lüzumunda eserler yaptırdığı gibi zaferlerin ardından da şükran ifâdesi olarak, mescit, câmi, medrese, mektep, imâret, han ve sosyal müesseseler inşâ ettirmiştir. 1364 Sırpsındığı Zaferi sonunda şükrân olarak; Bursa ve Bilecik’te birer câmi, Yenişehir’de bir imâret, Çekirge’de bir imâret, medrese ile kaplıca ve han yaptırmıştır.


(3. Kaynak)

I. Murat, Murad Hüdavendigâr (Murat I) (d. 1326 – ö. 1389). Osmanlı Devleti’nin üçüncü padişahı. “”, “bey” anlamına gelen hüdavendigâr ünvanı verilmiştir. Bu ünvan daha çok Bursa Sancağı’nda kullanılmış, sonradan II. Murat’a da verilmiştir. Sancak sistemiyle başa geçen ilk hükümdardır. Sultan ünvanı ilk kez I. Murat zamanında kullanılmıştır. I. Kosova Savaşı’ndan sonra savaş alanını gezerken bir Sırp askeri tarafından hançerlenerek öldürülmüştür. Babası Orhan Gazi, annesi Nilüfer Hatun’dur. Çocukları Yakub Çelebi, Yıldırım Bayezid, Savcı Bey, İbrahim, Nefise ve Sultan Hatun’dur. Osmanlının padişahlarından biri olan 1.Murat Osmanlı‘nın yükseliş dönemi padişahlarından biridir. Haçlılar’la yapılan Varna Savaşı ile Osmanlı Devleti’ne eski gücünü kavuşturmuştur. Edirne’yi alarak Balkanlar’a geçmiştir ve Balkanlar’da fetihler yapmaya başlayarak Osmanlı Devleti’nin sınırlarını genişletmiştir.

 

Orhan Gazi‘nin ölmesi üzerine yerine oğlu Murat geçti. Edirne’yi Bizans’tan 1362 yılında Sazlıdere Savaşı’yla alarak başkent yaptı. Yeniçeri ocağını kurdu. Rumeli Beylerbeyliği’ni kurdu. Germiyanoğulları’ndan Kütahya, Simav, Tavşanlı, Emet çeyiz yolu ile Hamitoğullarından Beyşehir, Karacaağaç ve Isparta’yı para ile satın aldı. Bu siyaset sonucu Osmanlı kısa zamanda Karamanoğulları ile karşı karşıya geldi. Türklerin, Anadolu ile uğraştığını gören Haçlılar, Ploşnik’te küçük bir Osmanlı birliğini bozguna uğrattı. I. Murat, Osmanlı Devleti’ni Balkanlar’dan atmayı amaçlayan haçlıları 1364′te Sırpsındığı Savaşı’nda yenilgiye uğrattı. 1371′de Sırpsındığı Savaşı’nın intikamını almak isteyen Sırpları Çirmen Savaşı’nda yendi. Osmanlı Devleti’ni Balkanlar’dan çikarmayı amaçlayan, Haçlı Ordusu’nu 1389′da I. Kosova Savaşı’nda yendi. I. Murat savaş alanında yaralılar arasında dolaşırken Sırp Miloš Obilić tarafından gizlice hançerlenerek şehid edildi.Bunun üzerine despot Lazar ve yanındakiler kılıçtan geçirildi.I.Murat’ın cenazesi Bursa’ya getirilerek Çekirge’deki türbesine gömüldü. Yerine oğlu Yıldırım Bayezid geçti.

 

I. Murat döneminde’ Devlet hükümdar ve sülalesinin ortak malıdır.’anlayışı kalkmış yerine ‘Devlet hükümdar ve oğullarının ortak malıdır.’ anlayışı gelmiştir.Vezirlerin sayısı artmıştır.Rumeli Beylerbeyliği kurulmuştur.Divan üyelerinin sayısı artırılmıştır.Defderdarlık makamı oluşturulmuştur.Yeniçeri ocağı kurulmuştur.

|» “Türk Kağanları ve Sultanları” Say. Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

Türk Kağanları, Türk Sultanları, Hükümdarlar, Türkçe, Edebiyat



İle Yorum Yap!
13 Yorum Var.

Sayfalar: [2] 1 »

öznur | 9 Aralık 2013 - 19:54 | Bağlantı

gerçekten güzel olmuş ama sadece 1. kaynağı yazsak olur mu

ayşenur | 20 Ekim 2011 - 18:20 | Bağlantı

elinize sağlık çok güzel olmuş.teşekkür ederim.

NicqSiz | 12 Ekim 2010 - 15:22 | Bağlantı

Met-bet begenmıyorsan yazma adamlar ugrasmıs yapmıs. İnsanlara saygılı ol veya kısa bir yer varsa ordan yaz. Paylasım için teşekkürler.

Sayfalar: [2] 1 »

Yorum Yap!

(İletinizi yazmadan önce, lütfen buraya dokunarak uyarıları okuyun!)

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Yazı Detayı