Batı Karşısına Türk Dünyası İle Çıkalım

Batı Karşısına Türk Dünyası İle Çıkalım

Dünya qütpleşenden sonra , Batının Doğunu sümürülmek üçün bir vasite olarak seçmesinden beri hem Türk dünyası, hem de bütünlükde Doğudakı halklar eziyete dücar olmakdadır. Bunu bir tarafden Batının esaretde saklamak üçün Doğu halklarının kalkınmasına izin vermemesı ile izah etmek olarsa , diger yandan iktidarların hep Batı yanlı olması ve kendi halklarına deyil, Batıdakı buyruk ağalarına sadik olub kulluk etmeleri ile izah etmek gerekir. Biz hep bütün zilletlerimizde Batını suçlayırık, amma unutmak olmaz ki, bizlerin de bunda payı vardır. Burada en büyük sucumuz çağdaş dünyanın kanunauyğunluğu ile deyil, daha çok duyğularımızla hereket etmemiz, bir de hain iktidarları başımıza gelmesi, getirilmesine göz yummamızdır. Dünya , hüsusen Batı felsefesinden devlet idare etmeye keçmiş “güclü zafı mahv etmelidir” ideyası artık 2 yüzyıldan yukarı bir dönemde Dünyanın siyasi idaresinde oturmakdadır.

Batı güc felsefesi ile uğraşarken, Doğu hala da ruh felsefesi ile uğraşıyordu, neticede Batı bu felsefe ile de Dünyanı idare etmeye başlarken Doğunun buna karşılık verecek bir idare etme felsefesi yokdu. Mesala, kedim Romada senatda Ruh felsefesi ile meşkul olan senatorlar idam olunurdu. Ben Doğu, yahud da ruh felsefesinin eleyhine deyilim, yazarım ve ruh insanı olarık yaradılmamdan memnunum, amma bu ferdi bir yanaşma terzidir, bütünlükdese halkları azad ve hilas etmez. Bir sozle, Batı demirle-gücle meşkulken bizler altun-ruhla meşkulduk. Neticede bizler yenik düşdük. Unutmak olmaz ki, insanlık ve dünyanın yapısında, karakterinde güce meyllilik var. Böyle olmasaydı, Allahın Resulu bile Hakk üçün kılınca sarılmak zorunda kalmazdı ve tarıh Bedr, Hendek savaşlarına şahid olmazdı.

Uyğur Türklerinin son dönemler yaşadıkları Türklerin bir daha dünya ile sanki dil tapa bilmemesinin , bu dünyanın güclüsense “öldür” yapısına uyğunlaşmamasının neticesidir ki, aslında biz Türkleri Allah bu vehşi yapıdan koruyursa buna şükr edib, bir yandan da Allaha tevekkülden once işimizi itibarlı tutmalıyık. Nasıl?… İlk olarak Türklerin bir arada tekce edebi ve menevi cehetden deyil, hem de siyasi olarak bir arada olması gerekir. İndiki dönemde bu mümkünsüz görünü, çünki Türk devletleri iktidarları helelik sözden emele kecmekde o kadar da hevesli görünmürler. Bunun neticesidir ki, ABD-nin Ermenistan sınırlarının açılması teklifi gündeme getirilib tartışıla bilinir, halbuki, Batıya Türklerin birliyinin her şeyden önde olduğu mesajını vermiş olsaydıq Batı da bu rahatlıkla böyle şeyleri bizlerden talep etmezdi. Mesala, ABD-den İngilterenin menafelerine zıdd bir şeyin talebinde bulunmak kimsenin aklının ucundan bele kecmez… Yahud da Orta Asiyadakı Türk devletlerinde Türkiyenin yeterince siyasi güce malik olmamasının neticesidir ki, bu gün Rusiya Orada olan Türk Cümhuriyyertlerini Türkiyenin manafeyine zıdd kararlar almasına vadar ede biliyor. Sovetlerin ç öküşünden sonra bu ve ya digər sebeblerden bir-birinden uzak düşmüş ve düşürülmüş Türk devletlerinin aslında inkişaf ve gücünün birlikde olmasını anlamanın vaktı ötür ve dünya da bundan meharetle istifade ediyor.

Dünyanın Doğu, ya da Türklerin ezilib soykırım edilmesine “dur” deyeceyini gözlemek ebesdir. Artık butun Doğu halkları “Demokrasi ve insan hakları” deyiminin ne kadar sahte ve yalan olduğunu biliyor. Artık Batı bu yalana sarılarak kimseni kandira bilmiyor, kendi de bunun farkındadır. Yeni bir maska aktarışına çıksa da bunun başarılı olacağına inanmak çetindir. Artık her cür merhumiyyetlere dücar olmuş Doğu kendinde bir güc tapıb kalkınmalıdır. Hüsusen Türklerin Türkiye adına sarılacak böyük bir istinad noktaları vardır, Çünki Türkiye dünyaya inteqre etmiş, güçlü herbiye malik bir ülkedir. Bu aslında Türklerin bir –birini tutması üçün böyük avantajdır. Aks halde bizlerin zaman kecdikce bir-birimizden daha da uzaklaşması baş verecekdir ki, bu da Batının işine yarıyor. Türklerin kalkınmasını hic kimse istemiyor, eger istenseydi, bu gün Cinle rakabetde olan ABD Uyğurların soykırımına daha dikkatla yanaşar, dünyanın dikkatını bu meseleye yönelderdi. Yahud da İrandakı karşıdurma , Nükliyar silah etrafında yaranmış ziddiyyetlerde Batı İranda bir bomba kimi partlamağa hazır olan Güney Azerbaycandan istifade ederek oradakı Türklerin desteklenmesini deyil, İranla sanki, söz duellosuna girmeyi tercif ediyor. Halbuki 2 yüzyıldan artık bir dönəmdə 5 defa inkilab etmiş, her defasında da soykırıma uğradılmışdır.

Azerbaycan Türklerinin mücahidleri indi de İranın zindanlarında eziyyet çekir, 30 milyonluk bir halkın kendi dilinde bir okulu, kazetesi, dergisi yok, kendi dilinde evinden kenarda danışmak kimi dehşetli bir yasaklarla yaşamını sürdürmek zorundadır ve bu halkın hukuklarını dile getiren kimse yok… İranın nükliyar silah imalı dünyanı korkutsa da oradakı Türklerin kalkması demek ki bundan artık korkudur ki, Türkleri deyil, silahı seçirler…. Bu korku neden?… Acaba bizim kendimize belli olmayan bir gücdenmı korkuyorlar?… Bizse Batının buyrukları ile oturup-kalkmakla kendimizi rezil etmekle meşkuluz. Neden, Türkiye Uyğur Mühacır hükumetine Türkiyede oturmak izni vermiyor? Neden Türkiye Güney Azerbaycanlıların “ televizyonu” prokramlarının Türksatla yayımına defalarca müracaata bakmayarak izn vermiyor?… Cin, İran kendinden olanlara böylemi yanaşardı acaba… Neden Türkiye üzerine düşün Abilik vezifesini üstenmiyor… Felestin halkının soykırımı zamanı gösterilen duyarlılık nerede?… Ikdidarları keçelim, oralarda ne olduğunu anladık…Amma Cazze hadıseleri zamanı haklı olarak ağlaya- ağlaya dua edən din hocalarımız nerede?…

Men Azerbaycan Türküyem ve Baküde yaşayıram, bütün cetinliklere rağmen vetenim ve üçün kendi savaşımı verirem, çünki ben güclü Türk dünyasının bir parcası olmak isteyirem. Tanrı bizlere güc ve bu kabiliyeti vermiş, neden haklı olarak Hakk üçün savaşmayalım…

Dr.

Sınavlara Hazırlık Arama Robotu
YGS & LYS TEOG KPSS TUS KPDS Ehliyet Sınavı PMYO JANA

Seçim esnek olup ilgili alanları seçiniz, Örneğin ehliyet sınavı için branş olarak matematik seçmeyiniz :)