Ana Sayfa » Türk Tarihi » Türk Tarihi ve Kültürü » Büyük Hun İmparatorluğu
31


Büyük İmparatorluğu


http://resim.bilgicik.com/Turk_tarihi_ve_kulturu/Turk_tarihi/buyukhun.JPGTürkler’in ilk kurdukları imparatorluk Hun İmparatorluğu’dur. Türkler’in daha eskiden de devletler kurduklarını biliyoruz, ama Hun Devleti çok geniş bir saha üzerinde başka milletleri de idaresi altına alan büyük bir devlet olduğu için, ona imparatorluk adını veriyoruz.

Hun İmparatorluğu Hun Türkleri tarafından M.Ö. 220 yılında kuruldu. Hunlar bugünkü Moğolistan bölgesinde, yâni Çin’in kuzey-batısında yaşıyorlardı. Bu bölgede hâkimiyet kurdukları ve genişlemeye başladıkları için Çinliler onları büyük bir tehlike sayıyorlardı. Gerçekten Hunlar, askerlikteki üstünlükleri sayesinde Çin ordularını devamlı bozguna uğratıyorlardı. Bu yüzden Çin Devleti, Hun saldırılarını önleyebilmek için Hun-Çin sınırı boyunca büyük bir duvar örmeye başladı. Çin Şeddi veya Büyük Çin Duvarı denen savunma hattı işte böyle ortaya çıkmıştır (M.Ö. 214). Sonraları Ming Hanedanı zamanında yenilenen bu büyük duvarın bâzı kısımları çok sağlam bir şekilde günümüze kadar ayakta kalmıştır.

İlk büyük Hun hükümdarı Teoman Yabgu’dur (M.Ö- 220). O zamanlarda hükümdarlarına “Yabgu” deniyordu. Teoman Yabgu birbirinden ayrı yaşayan boylarını birleştirerek ilk birliğini gerçekleştirmişti. Bu çağda Türkler’in askerî üstünlüklerinde süvarilerin pek önemli bir yeri vardı. Çinliler atla çekilen savaş arabaları kullanıyorlardı, ama süvârî orduları yoktu. atlıları çok sür’atli hareket kaabiliyetine sahip oldukları için Çin birliklerini istedikleri yerde çeviriyorlar, düşman olunca da çabucak çekiliyorlardı. Onlara ummadıkları anda birdenbire hücum ediyorlardı. Çinliler bu yüzden ordularını Hunlar gibi donatmak zorunda kaldılar; askerlerini Hunlar gibi giydirdiler. Ama ne Çin Duvarı, ne Çin orduları, Hunlar’ın Çin içlerine kadar girmelerini engelleyebildi.

 

Teoman Yabgu’dan sonra Hun tahtına oğlu Mete Yabgu geçti. Mete zamanında Hun İmparatorluğu’nun toprakları Japon Denizi’nden Hazar Denizi’ne kadar uzanıyordu. Bu topraklarda çeşitli Türk kavimlerinin yanısıra öbür Altaylı kavimler de yaşıyorlardı. Mete devri, Hun İmparatorluğu’nun en parlak devridir (M.Ö. 209-174).

Hunlar zamanında Çinliler medeniyet bakımından çok ileri bir durumdaydılar. Hem nüfusları ve orduları çok kalabalık, hem medeniyetleri parlak olduğu hâlde Hunlar’la başa çıkamadılar. Bu da gösteriyor ki, Hun başarısının sebebi yalnızca askerî güç değildi. Gerçekten Hunlar teşkilâtçılık ve idare bakımından çok gelişmişlerdi. O sırada Çin’in ayrı ayrı prenslikler hâlinde bulunmasından da faydalanarak, Kuzey Çin’de sık sık iktidarı ele alıyorlardı. Fakat Çinliler’in şehir hayâtına kapılan sınır boyu Türkleri yavaş yavaş Çinlileşiyor. Çinli prenseslerle evlenen Hun hükümdarlarının saraylarında Çin âdet ve gelenekleri yerleşiyordu.

Mete’den sonra gelen Yabgular zamanında Çinliler’le ilişkiler arttı. Özellikle evlenme yoluyla Türk ve Çin hükümdar âileleri arasında yakınlıklar doğdu. Bu yakınlıklar ise Hunlar’ın iç işleri bakımından birçok karışıklıklara yol açtı. Yine de Hun İmparatorluğu Milâttan Önce Birinci Yüzyıl’a kadar üstünlüğünü devam ettirdi. Bu yüzyılda ise Türk beyleri arasında taht kavgaları artabildiğine arttı. Çinliler de bu kavgalardan faydalanarak, Türkler’i zayıflatmayı bildiler. Ancak Çinliler’in Hohan-Şu dedikleri Yabgu’nun 27 yıllık imparatorluğu zamanında ve Çiçi Yabgu devrinde devlet eski gücünü biraz olsun toparlayabildi.

Milâttan sonraki ilk yüzyılda Hun İmparatorluğu Doğu ve Batı Hunları olmak üzere iki ayrı devlete bölündüler. Bunlara Güney ve Kuzey Hunları da denir. Milattan sonra üçüncü yüzyılın başlarında (220) başka bir Türk kavmi olan Siyenpi’ler Hunlar’la iktidar mücadelesine giriştiler. Sonunda Moğollar’ın ve bazı Türk boylarının da yardımıyla Hunlar’ın hâkimiyetine son verdiler. Büyük Hun İmparatorluğu târihte bilinen eski imparatorlukların en büyüğü idi. Hun hükümdarlarından Mete, Hohanşu ve Cici Yabgular, dahî denecek kadar büyük birer kumandan ve devlet adamı idiler. Bu büyük şahsiyetler hakkında Çin târihlerinde verilen bilgiler, en büyük düşmanlarının bile onlara hayran kaldıklarını gösterir.

Mete Kağan ve Oğuz Destanı

Mete, Teoman Yabgu’nun oğlu ve veliahdi (kendisinden sonra hükümdar olacak kimse) idi. Ama Teoman Yabgu’nun başka bir eğinden de bir oğlu olmuştu ve bu kadın Teoman’dan sonra Mete yerine kendi oğlunun hükümdar olmasını istiyordu. Sonunda Teoman’ı kandırdı. Ama Mete Buna razı olmadı ve derhâl bir ordu toplayarak Hun tahtını ele geçirmek üzere yola çıktı. Böylece Türk târihinde ilk defa bu şehzade (prens), devlet uğruna babasıyla taht kavgasına girişiyordu. Osmanlı İmparatorluğu zamanında da ilk defa Birinci Murâd’ın oğullarından Savcı (Yıldırım Bâyezîd’in ağabeyisi) babasına karşı çıktı; sonra İkinci Bâyezîd’in oğlu Selim (Yavuz) babasıyla taht kavgasına girdi. Kanûnî’nin çok sevdiği eşi Hurrem Sultân kendi oğlu Selîm’i (İkinci Selim) velîahd yapmak isteyince, pâdişâhın öbür oğulları (Mustafa ve Bâyezîd) da babalarına isyan ettiler.

Mete çok yüksek kaabiliyetli bir komutandı. Topladığı ordu ile babasını yendi ve Hun tahtına oturdu. Çin târihleri onun üstün meziyetlerini ve yaptığı büyük işleri uzun uzun anlatırlar. Devletinin ve milletinin işleri için kendi çıkarlarını hiçe sayardı.


Anlatılanlara göre bir defasında Hunlar zor durumda kalmışlar ve Çinliler’den barış istemişlerdi. Çinliler barış için Mete’nin en sevdiği atını istediler, hemen verdi. Ama Çin hükümdarı bununla yetinmedi, başka şeyler de istedi. Mete kendine ait nesi varsa hepsini birer birer veriyordu. Sonra Çinliler sınırda küçük bir arazî istediler. Burası hiçbir ise yaramayan kurak, kumlu bir topraktı. Ama Mete buna çok sinirlendi ve şöyle dedi:

“Benden ne istedinizse verdim, çünkü onlar benim maltındı. Ama bu toprak benim değil, milletimindir. O toprağı korumak için savaşır, canımı veririm.”

Türklerin Oğuz Kağan Destanı’ndaki Oğuz Kağan’ın Mete olduğu söylenir. Oğuz Kağan’ın Şehnâme’de ve Divân-ı Lugati’t Türk’de adı geçen Alp Er Tunga olduğunu söyleyenler de vardır. Oğuz Kağan Destanı şöyledir:


Günlerden bir gün Ay Kağan bîr erkek çocuk doğurdu. Çocuk kara saçlı, kara kaşlı, ela gözlü, kırmızı ağızlı idi. Perilerden daha güzeldi. Çocuk, anasından yalnız bir defa süt emdi. Bir daha emmedi. Konuşmaya başladı. Çiğ et ve şarap istedi. Kırk günden sonra büyüdü. Yürüdü. Oynadı. Ata bindi. Geyik avına bağladı. Günlerden sonra, gecelerden sonra bir yiğit oldu. Bahadır oldu.

Oğuz Kağan denen bu bahadır bir gün Tanrı’ya yakarmakta idi. Birdenbire etraf karanlık kesildi. Gökten bir ışık düştü. Bu ışık aydan da, güneşten de parlaktı. Oğuz Kağan gördü ki bu ışığın içinde bir kız var. Bu kız çok güzeldi. Yüzünde ateşli, ışık saçan bir beni vardı. Kutup Yıldızı gibi İdi. Gülse, mavi gök de gülerdi. Ağlasa, mavi gök de ağlardı.

 



Oğuz Kağan bu kızı görünce aklı başından gitti. Kızı sevdi, aldı. Kız, Oğuz Kağan’a üç erkek çocuk doğurdu. Birincisine “Gün”, ikincisine “Ay”, üçüncüsüne “Yıldız” adını koydular.

Oğuz Kağan gene bir gün ava gitti. Gördü ki gölün yanında bir ağaç var. Bu ağacın kovuğunda bir kız oturuyor. Çok güzel bir kız. Saçlar bir ırmağın akışı gibi. Dişleri inciye benziyor. Gözleri gökten de mavi.

Oğuz Kağan’ın aklı başından gitti. Yüreğine ateş düştü. Onu sevdi, aldı. Bu kız da Oğuz Kağan’a üç erkek çocuk doğurdu. Birincisine “Gök”, ikincisine “Dağ”, üçüncüsüne de “Deniz” adını verdiler.

Bu çağda, sağ yönde Altın Kağan denen bir kağan vardı. Altın Kağan, Oğuz Kağan’a elçi gönderdi. Pek çok altın,gümüş, yolladı. Pek çok kız, yakut, inci gönderdi. Oğuz Kağan’a saygı gösterdi. İtaat etti. Oğuz Kağan, Altın Kağan’ın itaatini kabul etti. Sonra kırk gün yürüdü. Buz Dağı denen dağa geldi. Çek soğuktu. Çadırını kurdurdu.


Tan yeri ağardığı zaman Oğuz Kağan’ın çadırına güneş gibi bir ışık girdi. O ışıktan; gök tüylü, gök yeleli, büyük bir erkek kurt çıktı. Kurt, Oğuz Kağan’a dedi ki :

- “Ey Oğuz, artık ben önünde yürüyeceğim.”

 

Bundan sonra Oğuz Kağan çadırları toplattı. Yola koyuldu. Ordusunun önünde gök tüylü, gök yeleli, büyük erkek kurt yürüyordu. Ordu, kurdu takip ediyordu.

Nice günlerden sonra kurt durdu. Oğuz Kağan da ordusunu durdurdu. Burada İtil denen bir ırmak vardı. Oğuz Kağan düşmanla karşılaştı. Savaş çok çetin oldu. Okla, kılıçla vuruşuldu. İtil Suyu düşman kanından kıpkızıl oldu ve Oğuz Kağan üstün geldi.

 

Gök tüylü, gök yeleli kurt gene öne düştü. Oğuz Kağan’ı Sind Ülkesi’ne götürdü. Oğuz Kağan burada da çok düşmanla vuruştu. Düşmanı yendi. Bu ülkeyi de yurduna ekledi. Geri döndü.

Oğuz Kağan’ın yanında ak sakallı, boz saçlı, çok akıllı ihtiyar bir kişi vardı. Anlayışlı, doğru bir adamdı. Oğuz Kağan’ın veziri idi. Adı “Uluğ Türk” idi.

Uluğ Türk günlerden bir gün uykuda bir altın yay ve üç gümüş ok gördü. Bu altın yay gün doğusundan gün batısına kadar uzanmıştı. Üç gümüş ok da kuzeye doğru gidiyordu. Uluğ Türk uyandıktan sonra, düşte gördüklerini Oğuz Kağan’a anlattı:
- “Ey Kağanım,” dedi. “Hayat sana hayırlı olsun. Gök Tanrı, düşümde gördüğümü yerine getirsin. Dilediği yeri sana versin.”

Oğuz Kağan, Uluğ Türk’ün sözlerini beğendi. Öğüdünü dinledi. Oğullarım topladı. Şöyle dedi:

- Gönlüm av diliyor. Kocadım. Kuvvetim kalmadı. Gün, Ay ve Yıldız; siz Doğu tarafına varın. Gök, Dağ ve Deniz; siz Batı tarafına varın…


Bunun üzerine Oğuz Kağanın oğullarının üçü Doğu tarafına, üçü de Batı tarafına gitti. Gün, Av ve Yıldız çok geyikler, çok kuşlar avladıktan sonra yolda bir altın yay buldular. Yayı aldılar. Babaları Oğuz Kağan’a verdiler. Oğuz Kağan sevindi. Yayı üç parça etti ve dedi ki :

- “Ey büyük kardeşler, yay sizin olsun…”

Gök. Dağ ve Deniz de çok geyikler, çok kuşlar avladıktan sonra yolda üç gümüş ok buldular. Okları aldılar. Babaları Oğuz Kağan’a verdiler. Oğuz Kağan sevindi. Okları küçük oğullarına pay etti ve dedi ki:

- “Ey küçük kardeşler, bu oklar sizin olsun…”

Oğuz Kağan bundan sonra ulu kurultayı toplantıya çağırdı. Halkı da davet etti. Büyük meşveret edildi. Oğuz Kağan yurdunu oğullarına pay etti. Onlara verdi. Dedi ki :

- ” Ey oğullar ben çok yaşadım. Çok savaşlar gördüm. Çok ok attım. Çok ata bindim. Düşmanlarımı ağlattım . Dostlarımı güldürdüm. Gök Tanrı’ya borcumu eda ettim. Sizlere de yurdumu veriyorum…”


|» “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…



İle Yorum Yap!
31 Yorum Bulunmaktadır
nevim on Kasım 28th, 2007 at 18:33

Yazdığınız büyük hun devletleriyle ilgili şeyler çok güzel yanlız resimleri yok onlardanda bulursanız iyi olur

büşra on Şubat 8th, 2008 at 14:05

çok güzel ama birde test olsa sonunda çalıştıktan sonra onu çözsek daha yararlı olur bizim için lütfen!!!!!!!!çok beğendim

nurdan on Nisan 1st, 2008 at 18:40

bu siteyi çok beğendim ama daha da güzel olbilir

Ayse Nur14 on Nisan 27th, 2008 at 13:07

Çok süper olmus valla elinize saglik. Bence de biraz resim olsaydi süper olurdu. Ama olsun yine de sağ olunn…

dilara on Eylül 29th, 2008 at 16:27

Bence harika bir site bilmeyenlere bu siteyi söyleyceğim. Bence harika kardeşim de çok seviyor.

şeyma onur on Eylül 30th, 2008 at 19:25

Gerçekten güzel olmuş elinize sağlık.

Muzaffer on Aralık 22nd, 2008 at 18:48

Tebrik ediyorum çok iyi hazırlamışsın. Sayende Türk tarihi hakkında insanlar bilgileniyor. Bu siteyi herkese tavsiye edeceğim. Belki bunun tanıtımını ve reklamını yapabilirsen insanlar televizyonda dizi izlemek yerine bilgilenirler ve milli benliklerini kaybetmezler.

murat on Aralık 24th, 2008 at 11:50

Ellerinize sağlik bir de bunları anlatabilsek bizim aydın geçinen kesime.

rüveyda on Nisan 13th, 2009 at 18:56

Pek de iyi olmamış.Bilgiler çok az.

emine on Mayıs 12th, 2009 at 17:20

Teşekkür ederim.Çok işime yaradı.

hazal on Ağustos 15th, 2009 at 16:33

Bu site muhteşem verdiginiz blgiler için çok teşekür ederim.Benim işme yardı.Bu blgilerin daha da çogalmsını dilerim.

esra on Mayıs 29th, 2010 at 15:56

SİTEYİ VE BİLGİLERİ ÇOK ÇOOOK BEĞENDİM.YORUMLARI DA ÇOK BEĞENDİM.BİRAZ DAHA RENKLİ OLURSA DAHA ÇOK SEVİNECEĞİN ŞİMDİLİK EN AZINDAN SOSYAL BİLGİLER PERFORMANS ÖDEVİMİ YAPMIŞ OLDUM.

TEŞEKKÜRLER

mustafa on Aralık 3rd, 2010 at 15:36

Ben ödevimi buldum mutluyum. güzel bir site:

BeliberÇalçene on Aralık 14th, 2010 at 19:38

Çok güzel olmuş ellerinize sağlık. Ödevim için çok yardımcı oldu.

Enes on Ocak 3rd, 2011 at 18:54

Ben bu siteyi çok sevdim ödevime çok yardımcı oldu

melis on Şubat 11th, 2011 at 20:05

NE KADAR YALAKASINIZZZZ.!!!!!!!!!!!!! =DDD

Enes on Nisan 10th, 2011 at 11:47

Allah razı olsun kim yazdıysa bunu ödevimin hepsini buradan yaptım süper oldu kim yazdıysa süper vallaha.

AvRiL DeLisi on Nisan 12th, 2011 at 23:22

Ben hiç beğenmedim sizde tarihini istedik savaştıklarını veya bozguna uğrattıklarını değil çok gereksiz bilgiler var…

methn on Aralık 11th, 2011 at 15:36

saolun yardımcı oldunuz

derrin deniz on Aralık 14th, 2011 at 19:50

Yhane genel olarak bakıldıgında ciddi ciddi güzel bir site yani kısacası begendim . tesekkürler . bu arada siteyi begendigim kadar hikayeyi de begendim .

alperen on Aralık 14th, 2011 at 20:21

çok güzel ödevin hepsini yaptım site müthiş

alperen on Aralık 14th, 2011 at 20:22

.çok güzel bir site

elif on Aralık 15th, 2011 at 14:06

Ödevime çok yardımcı oldunuz teşekkür ederim =).
Bence de çok güzel bir site çok yardımcı oluyoor ! .

AvRiL DeLisi Beğenmedinmi ?
Bu kadarını bulabildiğine şükür et !
Bulamayabilirdinde !
Bence çok Güzeeel bir site !
Bunu kim yazdıysa Ona Teşekkür ederiim ! =)

ceren on Ocak 2nd, 2012 at 21:52

teşekkürler

HaKKıcaN AYDIN on Şubat 6th, 2012 at 21:48

Bu site cok gereklidir.
Böyle bir siteyi yaptıgınız için çok Teşekkürler….

lale on Nisan 1st, 2012 at 11:44

bence bana göre her insanda sosyal bilğilere önem verir mesela herkes için…..türk övün çalış güven ….atatürkün atasözüdür

miray on Nisan 1st, 2012 at 11:45

sosyal bilgiler çok önemli

lale on Nisan 1st, 2012 at 11:48

bence her insan sosyal bilgiler dersini,önem almasını rica ederim

miray on Nisan 1st, 2012 at 11:49

çok teşekkürler büyük hun devletiiiiiiiiiiiiiiii

berfin on Nisan 30th, 2012 at 18:57

çok teşekkürlerrrr :d

rıdvan on Mart 14th, 2013 at 18:05

AMASYA ANADOLU LİSESİ saygılarımla

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Büyük Hun İmparatorluğu
  • Yazının Kategorisi: Türk Tarihi, Türk Tarihi ve Kültürü
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 25 Eylül 2007
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,