Ana Sayfa » Masallar » Şiir Öykü Roman » Keloğlan’ın Sazı – (Keloğlan Masalları)
22


…Keloğlan Masalları…
(Keloğlan’ın Sazı)

Keloğlan

Bizim bilmediğimiz çok eski olmayan zamanların birinde, köylerden şirin mi şirin bir köyde, yaşamakta olan ailelerden biri de Keloğlan ile anasıymış.

 

Fakirlik adeta yazgılarıymış.

 

Onca yıl, anası bu fakirlikten kurtulmak için çok uğraşmış, ama, bir türlü kurtulamamış.

 

Keloğlan ne mi yaparmış?

 

Birkaç keçi ile bir de eşeği varmış. işte her gün, gün doğarken eski püskü evinden çıkar, meralara, çayırlara uzanır, eşeği ve keçilerini bir güzel doyurduktan sonra, türkülerle, şarkılarla evine dönermiş.

 

Keloğlan’ın arkadaşları, kendisini her gördükle rinde:

 

- Yaşlı kadının Keloğlan’ı, eşeğinin bile yoktur palanı, diyerek dalga geçerler, bir de kahkahalarla kendilerinden geçerlermiş.

 

Her keresinde, şikayet dilli olarak, bütün bunları anasına aktarınca, işittiği sözler ekseriya şöyle olur muş:

 

- A benim biricik oğulcuğum, ne yapalım? Bizim de kaderimiz böyleymiş. Gelen giden ne olsa söyler. İnsanların ağzı torba değil ki büzeyim. Üzme tatlı canını, hem de bu ihtiyar ananı.

 

Keloğlan, bu sözlere itiraz etmiş:

 

- Hayır ana, arkadaşlarımın lafları çok dokunu yor bana. Yarından tezi yok ineceğim kasabaya. iş bulacağım kendime, çok para kazanıp döneceğim evime. Görsünler neymiş Keloğlan…

 

Ne yapsın, ne desin anası:

 

- Peki oğlum, madem öyle düşündün. Bildiğin gibi yap, ama, beni de unutma. Yolun açık olsun.

 

Vurmuş kasabaya Keloğlan. Tuvalete gitmiş, bekçinin yerinde olmadığını görmüş. Fırsatı değerlendirmiş. Gelenlerden aldığı parayı cebine atmış. On beş kuruş, para kazanmış. Bir miktar yiyecek ve yün almış. Evine gelmiş.

 

 



– Ana, demiş, işte yiyecekler. Şu da yün. Eğir, çorap yap, satayım.

 

Şikayetlenmiş anası:Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleri

 

- Gözlerim görmez oldu Keloğlanım. Yapamam, anla beni.

 

Tabii, nihayet anası. Susmuş.

 

Hâlâ arkadaşları takılırlarmış.

 

- Yaşlı ködının Keloğlan’ı, eşeğinin bile yoktur palanı.

 

Bu gibi laflara, artık daha Fazla dayanamayan Keloğlan, ne yapıp edip, şu fakirlik belasından kurtulmaya yemin etmiş. Birçok plan, program yapmış, amma bunların hemen hepsi kocaman birer hayalmiş.

 

Bir akşam köyde bir düğün varmış.

 

Keloğlan anasından izin alıp düğüne gitmiş.

 

Bir delikanlı, elinde sazı çok güzel türküler söylermiş. Halk adeta keyfinden yerlere yatarmış. Türküler bitmiş, herkes delikanlıya bahşiş vermiş. Bir bohçayı dolduran delikanlı, bu türkülerin üstüne bir türkü da ha söylemiş.

 

Keloğlan, bayılmış bu işe.

 

Bu sazcı gibi çalıp türkü söylemeye heveslenmiş.

 

Böylece çok bahşiş atıp anası ile birlikte fukaralığa son vermek istermiş. Önce, bir saz gerekiyor tabii. Parası yokmuş ki, gidip bir saz alsın. Arkadaşı yokmuş ki ödünç istesin. Dedesinden kalma bir dut ağacı varmış. En kalın dalını kesmiş, götürmüş bir saz ustasına.

 

- Ustam, demiş, büyük hayır alırsın, bana bir saz yap, işte dut dalı.

 

- Önce para, önce para Keloğlan, diye söylenmiş adam.

 

- Yok, karşılığını vermiş bizimki.

 

- Öyleyse, benden de saz yok, hadi yaylan bakalım, diyerek, sözünü bağlamış adam.

 

Lakin, kafayı bir kere takmış ya Keloğlan, üstelemiş.

 

- Bir sazlık dal getireyim sana, olur mu?

 

- Hah demiş, kelini şimdi çalıştırdın, beni de razı ettin. Sazını üç gün sonra gel ol. Ama gelirken de bir sazlık dut dalı getirmeyi unutma, yoksa avucunu yalarsın.

 

Hoplaya zıplaya çıkıp gitmiş Keloğlan, şimdiden eline aldığı değneklerle saz çalma provaları yaparmış. Üç gün sonra, dut dalını da alıp saz ustasının dükkanına varmış. Ama saz çalmayı bilmediği için, yalvarmış.

 

- Ey ünlü sazcı, gel de bana acı. Budur derdimin ilacı, hem de başımın tacı. Kurbanın olam senin, şu sazı öğret…

 

Usta

 

- Ulan Keloğlan, iyi günüme denk geldin, illaki beni mecbur ettin… Otur bakayım şuraya, demiş ve tarif etmiş.

 

Saz çalmayı kısa sürede öğrenen Keloğlan, her sabah önüne kattığı keçileri ve eşeğiyle akşamlara kadar saz çalıp, türkü söylermiş. Tın tın tellere vurur, hop oturur hop zıplarmış.

 

Fakat henüz köylüleri, onun ne güzel saz çalıp, türkü söylediğini bilmezlermiş. Bu nedenle hep alay ederlermiş.

 

Keloğlan, böyle söyleyenlere şöyle dermiş:

 

Gülün ey insanlar siz gülün
Ne getireceği belli olmaz yarınki günün
Gülün ey insanlar siz gülün
İyi bir saz ustası olayım da görün.
Sabrın elinden ne kaçabilir!.

 

Keloğlan, artık yavaş yavaş düğünlere gitmeye, saz çalıp türkü söylemeye başlamış.

 

Hâlâ ciddiye almayanlar varmış. Onlara da şöyle demiş:

 

Alay etmeyin öyle benimle
İşim olmaz artık sizinle
Sazımı alacağım bakın elime
Paraları atacaksınız cebime.

 

Yine kahkahalar, köyün semalarında dalgalanmış. Buna sinirlenen keloğlan, almış sazı eline, vurmuş yanık teline.

 

Ben bir garip Keloğlanım
Eşeğimin yok palanı
Varım yoğum doğruluktur
Hiç de sevmem ben yalanı.

 

Tabii, bir süre sonra bahşişler gelmeye başlamış. Cepleri almaz olmuş.

 

Doğru anasına koşmuş. Anası nasıl sevinmesin ki…

 

Böyle düğünlere gide gide, artık ünlü bir türkücü ve sazcı olmuş Keloğlan.

 

Anası bir gün,

 

- Ah Keloğlanım, görüyorsun artık perişanım, demiş. Gözlerim görmez, ellerim tutmaz oldu. Ocağımızda bir gelin olsa da, ben bir kenara çekilsem. Ha! Ne dersin dazlak kafalı oğlum?

 

Keloğlan acımış anasına.

 

- Benim öyle biri aklımda yok ana, senin varsa söyle, demiş.

 

Anası bir kızı önermiş:

 

- Küpçü Ali’nin kızı tam bize göre…

 

- Olmaz ana, diye karşı çıkmış oğlu, olmaz. Küpçü Ali çulsuzun biri. O dediğin kızı kendime karı, sana gelin yapmayacağım.

 

Anası, boynunu bükmüş:

 

- Ah saf oğlanım, vah Keloğlanım! Zengin kapısı bize açılmaz. Bırak bu ham hayali, görüyorsun işte bu halimi.

 

Ne yapsın Keloğlan, anasından geçememiş.

 

- Peki, sırf seni kırmamak için, ses çıkarmıyorum. Nasıl biliyorsan öyle olsun.

 

Kadıncağız belini tuta tuta gitmiş, Küpçü Ali’nin kapısını tıklatmış.

 

- Allah’ın emri, peygamberin kavli ile kızını oğluma eş, kendime gelin yapmaya geldim, demiş.

 

Küpçü Ali, kötü kötü sırıtmış.

 

- Bak sen bizim Keloğlan’ın anasına. Var git işine be kadın. Yemeye ekmeğiniz yok, bir de gelmişsin kapıma kız istiyorsun.

 

Bu sözleri kapı aralığından dinleyen kız, çok üzülmüş. Çünkü bir düğünde saz çalıp türkü söylerken gördüğü Keloğlan’a aşıkmış. Ama, hiçbir şey diyememiş, çünkü babasından çok korkarmış.

 

Kadın, evine dönünce halinden anlamış oğlu ve konuşmuş.

 

- Ana ne bu halin, vermedi mi yoksa kızını Küpçü Ali?

 

Ağlamış ihtiyar kadın:

 

- Kovdu beni, sen önce yemeye ekmek bul, dedi.

 

Keloğlan, bu olaya üzülmemiş doğal olarak. Fakat, zenginlik neymiş, nasıl olurmuş, gösterecekmiş Küpçü Ali’ye.

 

Eşeğini çıkarmış ahırdan, sazını vurmuş omzuna, öpüp anasının ellerinden, duasını almış.

 

Eşeğine binip yollara düşmüş.

» Devamı »

 

|» “Keloğlan Masalları” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…



İle Yorum Yap!
22 Yorum Bulunmaktadır
pelin on Aralık 8th, 2007 at 17:55

masal çok güzel ama baya bir uzun :-)

BaYaN on Şubat 28th, 2008 at 18:37

bence güzel fakat başka koysaydınız daha güzel olurdu

eda on Nisan 13th, 2008 at 10:53

Masallar çok güzel ama çok uzun.

gamze burcu on Nisan 25th, 2008 at 17:31

Slm arkadaşlar. Ben Gamze. Bence masallar çok güzel tabi bir de uzun.

gamze on Nisan 26th, 2008 at 21:28

Slm arkadaşlar. Masallar süper. Teşekkürler.

mehmet on Mayıs 14th, 2008 at 21:51

Bence çok güzel. Birazcık da kısa olsa ne güzel olacak.

hilal on Mayıs 26th, 2008 at 17:43

ben bir ilk öğretim 5 öğrencisiyimmm. ve bu sayfaya girerek keloğlan hakkındaki bütün ödevlerim de bu siteyi kullanacağım bu siteyi gerçekten beğendim. :-)

sanem on Haziran 25th, 2008 at 12:32

Selam ya arkadaşlar. Bu masal tabi ki uzun olacak. Hiç kısa masal olur mu? Kısa bir şey istiyorsanız gidin şiir okuyun…

safa on Eylül 25th, 2008 at 14:04

Selam ben safa utma. Bu hikaye çok güzel. Bence hiç uzun degil ama devamı olmalı. Keloglan kızı almalı.

melek on Eylül 25th, 2008 at 19:52

Merhaba. Bence çok güzel fakat çok uzun. Biraz kısa olsaydı ama şiir gibi değil tabi ki…

AYŞENUR on Ekim 18th, 2008 at 21:32

Çok süper ibret verici. Bu arada ben izmirdenn 6. sınıf öğrencisiyim.

şevval on Kasım 28th, 2008 at 14:09

Çok güzel olmuş her şey için teşekkürler.

damla on Aralık 1st, 2008 at 17:14

Ayşenur’a katılıyorum. Güzel ve ibret verici bir masal. Bu arada bende Nevşehir’den 6. sınıf öğrencisiyim.

aybuke on Ekim 27th, 2009 at 16:08

Süper bir hikayeydi hem eğlendim hemde çok güldüm.

ATTİRİBUTTİK on Kasım 1st, 2009 at 19:01

Ya habire mesaj atmaktan bıkmadınızmı? Aa bende inandım sizin 6.sınıf olduğunuza.

elif on Eylül 20th, 2010 at 16:22

Aradığımı bir türlü bulamadım lütfen bana keloğlanın hayatını tam tamına bulurmusunuz?

gamze on Eylül 21st, 2010 at 21:05

Bu ne ya bebe gibi bide okuyolar böyle şeyileri çok saçma diyenler bence saçmalıyorlar insan tarihini bilmeli tarihinde olanları yaşann olyları bilmeli bir kere, zaten bir insan tarihini bilmiyorsa o zaten hayattan zevk alamamştır ki zaten. =) Çok uzattm demi işte ineklik böyle bir şey. =)

hayel on Mart 16th, 2011 at 15:42

bana keloğlanın komik sözlerini söyleyin

hayel on Mart 16th, 2011 at 15:48

Yorumunuzu beklerim

eda nur on Ağustos 5th, 2011 at 15:40

çok güzel olmuş 6.sınıf için olmasada ehitici ve ibret verici çok behendim bu arada adım eda nur

Ad Soyad on Eylül 23rd, 2013 at 16:22

çok uzun değil çok kısa bana göre

burak on Kasım 18th, 2013 at 18:53

Çok uzun ama çok güzel okumanızı tafsiye ederim arkadaşlar

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Keloğlan’ın Sazı – (Keloğlan Masalları)
  • Yazının Kategorisi: Masallar, Şiir Öykü Roman
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 8 Aralık 2007
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , , , ,