Ana Sayfa » Roman Özetleri » Şiir Öykü Roman » Sefiller (Victor Hugo)
137


()

Özet

Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu.

Hayata ahlak ve fazilet sahibi iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, Fransa’nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır şimdi; geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Valjean’ın gizlediği geçmişten şüphelenen detektif Javert, araştırmaya koyulur ve “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır. Oysa, isim benzerliğinden, bir başkası Jan Valjean’ın yerine tutuklanmış, mesele kapanmıştır. Ne var ki Valjean’ın ahlakı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermez. Teslim olur ve yeniden küreğe gönderilir.

Aradan bir kaç yıl geçtikten sonra bir kez daha kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı –namusuyla kazanılmış- paralarını alır, Fantiana’nın kızı Cosette’i bulur ve bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Evlat edindiği Cosette ise rahibe okuluna gitmektedir. Müfettiş Javert’ten kurtulmuş gibidir Jan Valjean. Bu sakin hayat, Cosette’in genç ve güzel bir genç kız olmasıyla değişir. Babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı; Marius’a aşık olmuştur Colette. Zengin dedesi tarafından büyütülen Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safındadır. Her zaman haklıdan yana olan Jan Valjean da öyle. Paris kanla yıkanırken, Javert ile Jan Valjean karşı karşıya gelirler. Valjean Javert’in hayatını bağışlar. Ancak bu yüce gönüllük karşısında bütün inandığı değerleri yıkılan Javert, intihar eder. İsyancıların durumu da pek parlak değildir. Marius ağır yaralanır ve Valjean tarafından kurtarılır. Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkumunun kızı olarak bilinmesini istemez ve ortadan kaybolur. Oysa Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiştir. İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar….

ekmek çaldığı için beş yıl kürek cezası ile cezalandırılır. Birkaç kere kaçmaya kalkıştığı için cezası ağırlaştırılır ve 19 yıl hapiste kalır. Çok güçlü bir insan olan , hapiste iyi duygularını kaybetmiş gibidir. Hapisten çıktıktan sonra, mahkum olduğunu gösteren belge yüzünden herkes ona kötü davranır. Rahip onu evine alır. O ise evden gümüş takımları çalar. Fakat yakalanır. Rahip şikayetçi olmaz ve ona iki de gümüş şamdan hediye ederek onlardan elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcamasını ister. Bu olay için bir dönüm noktasıdır. Madlen adıyla iş hayatına atılır, zengin olur. Fanten adında düşmüş fakat ruhça temiz bir kadına ve kızına yardım eder.

Polis müfettişi Javer, birden ortaya çıkan ve kısa zamanda zengin olan herkesin “Baba” dediği Madlen’in kim olduğunu merak eder ve Madlen Baba’nın aslında Jan Valjan olduğunu anlar ve Jan Vanjan’ı ihbar eder. Ancak ihbarın yanlış olduğu ve Jan Valjan adında birinin hapiste bulunduğu mahkemece tespit edilir. Bunu öğrenen Madlen Baba (Jan Valjan) teslim olur ve hapiste Jan Valjan sanılan mahkumun kurtulmasını sağlar. Hapiste bir gece kaldıktan sonra kaçarak bir limandan denize atlar ve herkes onun öldüğünü sanır. Fakat müfettiş Javer öyle düşünmez. Jan Valjan, Fanten’e verdiği sözü tutmak üzere Fanten’in kızı Kozet’i bulur ve onu büyütür.

Müfettiş Javer onları takip etmektedir. Takip edildiğini anlayan Jan Valjan kaçarak, Kozet’i yatılı olarak bir kiliseye verir ve kendiside o kilisenin bahçıvan yardımcısı olur. Bay Jilnorman adlı birisi torunu Maryüs’ü büyütmektedir. Maryüs avukat olmak için çalışıyor ve dedesinin yanında kalıyordu. Ancak bir tartışma sonucunda Maryüs dedesinin evini terk ederek bir süre Sen-Jak otelinde kalır. Maryüs, borçlanmamak için otelden ayrılarak arkadaşı Kurfeyrak’ın odasına taşınır ve eğitimini tamamlayarak avukat olur. Bir gün Maryüs Lüksemburg parkında dolaşırken Kozet’i görür ve ona ilk bakışta aşık olur ve onu her gün görebilmek için bu parka gelir. Maryüs ile Kozet arasındaki ilişkiyi fark eden Jan Valjan bu ilişkiyi istememektedir ve oturdukları evden taşınırlar. Fakat Maryüs onları yine bulur ve Maryüs ile Kozet gizli gizli buluşurlar.

Bazı kişiler Krala karşı ayaklanırlar. Bunların içinde Maryüs de vardır. Daha sonra olaylar arasında Müfettiş Javer devrimcilerin tutsağı olur. Devrimcilerin arasına katılan Jan Valjan, Müfettiş Javer’i kurtarır. Jan Valjan, bir çatışma sırasında yaralanan Maryüs’ü kurtarır. Ancak Müfettiş Javer ikisini de yakalar. Müfettiş Javer kendisini devrimcilerin elinden kurtaran Jan Valjan ve Maryüs’ü serbest bırakır ancak görevini yerine getiremediği için intihar eder. Maryüs iyileşir ve Kozet ile evlenir. Zaman içerisinde iyice yaşlanan Jan Valjan da ölür.

Ana Fikir

Yazar, bize bir insanın hapisten çıktıktan sonra insanlara kendini kabullendirmek için çektiği güçlükleri ve insanların onu dışlamalarını anlatmış. Ayrıca insanlığın, yoksulluk sorunuyla gelen sefilliğine de değiniyor.

Şahıslar ve Olaylar

JAN VALJEAN: Ekmek çaldığı için hapse giren, 19 yıl sonra hapisten çıkan ve herkese karşı iyilikler yapmaya başlayan adam.
COSETTE: Fantiana’nın kızıdır. Jan Valjean tarafından evlat edinip Marius’la evlenen kız.
MARİUS: Cumhuriyet’i savunan bir babanın oğludur fakat babasını tanımaz. Ayrıca Cosette’le evlenir.
JAVERT: Mesleğine aşırı bağlı olan ve Jan Valjean’ı yakalayan polistir.

Yazar Hakkında

Büyük Fransız Şair ve yazarı Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de geldi dünyaya. Babası, Napolyon ordusunda generaldi imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrit’te valilik yaptı. Anne ve babası arasındaki bitmek bilmeyen geçimsizlikler, yinelenen ayrılıklar nedeniyle, Hugo genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. İlkokula da İspanya’da başladı. Ancak, İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir..

Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Babası Paris’e döndü. Maddi sıkıntılar ve toplumsal çalkantılar içerisinde, eğitimini düzgün bir biçimde sürdüremedi Hugo, ama kendi kendine okumayı sürdürdü, hatta ilk şiirlerini yazması da bu yıllara denk düşer. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen Hugo’yu bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; XVIII.Lois tarafından aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı.

1827’de “Cromwell” ve 1830’da “Hernani” oyunları, -tıpkı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris’te.
Hugo’nun ilk romanı ise “Notre Dame’ın Kamburu”dur(1831). Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo’nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo’nun yükselen ünü, bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır Fransa’da.

1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve yazdı Hugo, 1841’de Fransız Akademisine seçildi. 1848 ihtilalinden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon’u destekledi. Ancak bu Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851’de Fransa topraklarını terk ederek –yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları’na yerleşti. Burada yazdığı “Sefiller”(1861), onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris’e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1855’de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon’a gömüldü.

19.yy Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur.

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

Sefiller İlk 10 Sayfa :

1. Sayfa

Digne Piskoposu olan Charles François Bienvenu Myriel, tak¬vimler 1815 yılını gösterdiğinde 75 yaşındaydı. Piskoposluk görevini 1806 yılından beri sürdürüyordu. Piskopos, Digne’e kendisinden 10 yaş küçük olan hiç evlenmemiş kardeşi Babtistine’i ve hizmetçisi Mag- loire, hem piskoposun hem de Bayan Babtistine’in hizmetindeydi.
Kente geldiğinde, halk Bay Myriel’a gereken konukseverliği gös-termiş ve onu piskoposluk binasına yerleştirdikten sonra çalışmaları¬nı merakla beklemeye başlamışlardı. Bina, hastanenin yanındaydı. Geçen yüzyılın başında inşa edilmiş büyük, krallara yakışacak bir taş yapıydı. Hastane ise, piskoposluk binasının aksine, alçak, iki katlı ve bahçesi olan bir evdi.
Kente gelişinin üçüncü gününde piskopos, hastaneyi ziyaret et¬tikten sonra hastane müdürünü evine çağırtıp sordu:
“Sayın müdür, şu anda hastanenizde kaç hasta var?”

2. Sayfa

“Sayın monsenyör, yirmi altı hastamız var,” diye yanıt verdi müdür.
“Doğru. Bende yirmi altı kişi saymıştım.”
“Yataklar birbirine oldukça yakın,” diyerek yakınmaya başladı müdür.
“Farkındayım,” dedi piskopos.
Müdür yakınmasını şöyle sürdürdü:
“Ayrıca hastalıktan yeni kalkmış hastalar için bahçemiz de çok küçük.”
“Sizinle aynı görüşteyim.”
Bu görüşme, Piskopos Myriel’ın evinin yemek odasına geçiyor¬du. Piskopos bir an sessiz kaldıktan sonra:
“Sayın müdür, bu odaya kaç yatak sığar acaba?” diye sordu.
Hastane müdürü şaşırmıştı.
“Monsenyörün yemek odasına mı?” diye soruyla karşılık verdi.
Piskopos ise, odayı ölçüyormuş gibi göz gezdirdikten sonra sesi¬nin tonunu biraz yükselterek:
“Bakın burada gözle gayet net görülen büyük bir yanlışlık var. Siz yirmi altı kişi, üç beş küçük odada kalıyorsunuz. Bizse burada üç kişiyiz, ama gerçekte altmış kişilik yer var. Bir değiş tokuş yapalım. Bana hastanenin binasını verin. Siz de bu binaya geçin.”
Piskopos ertesi günü hastaneye, yirmi altı hasta da piskoposluk binasına yerleşmiş ve böylece değiş tokuş olmuştu.
Bayan Baptistine bu değişikliği sakinlikle karşılamıştı. Bayan Bap- tistine ağabeyisini sevip saydığı için dediklerini dinler ve yaptıklarına karşı çıkmazdı. Bu işe bir tek hizmetçi mırın kırın etmişti.
Yoksul halk piskoposun en anlamlı adlarından biri olan Mon – senyör Bienvenu (Hoşgeldi) adını seçmiş ve bu şekilde seslenmeye başlamıştı. Monsenyör de bu adla anılmasına çok sevindi. Piskopos

3. Sayfa

taşrada doğduğu için Güneylilerin dilini çabuk benimsemişti ve bu da halkın gönlünü kazanmakta önemli bir adım oldu.
Kilisedeki dua saatlerinden sonra boş kalan zamanlarını yoksul¬lara, hastalara ve çalışmalarına ayırırdı. Piskopos bahçesiyle uğraş¬mayı, kitap okumayı çok severdi.
Piskoposu bütün halk çok severdi. Gittiği yerlere sanki ışık saçar¬dı. Çocuklar ve yaşlılar onu görmek için saatlerce beklerlerdi. Pisko¬pos onları kutsar, onlar da piskoposa dua ederlerdi.
Piskoposun oturduğu ev arka tarafında bahçesi olan iki katlı bir evdi. Kardeşiyle hizmetçisi üst katta, piskopos da zemin kattaki oda¬ları kullanırdı. Bu odaları yemek odası, yatak odası ve dua odası ola¬rak kullanırdı. Dua odasına misafirleri için bir divan koymuştu. Bahçesine de ahır yapmıştı ve iki inek besliyordu. Temizlikte karde¬şi ve hizmetçisinin üstüne yoktu. Piskoposun tek lüksüydü bu. Bu – nunla birlikte bir de çok eskiden kalma bir kepçesi, iki tane gümüş şamdanı ve altı tane de gümüş yemek takımı vardı. Misafirleri gelin¬ce şamdanlara mumlar yerleştirilir ve şöminenin üstüne konurdu. Misafir yemeğe gelmişse, bu şamdanlar masaya konurdu.
Evin kapısı yalnızca mandalla kapanıyordu. Günün her saatin¬de herkes kapıyı itip içeri girebilirdi. İki kadında bundan çok korku – yorlardı, ama bunu söyledikleri zaman:
“Odalarınızın kapılarına kilit taktırın,” diyordu piskopos.

4. Sayfa

1815 yılının Ekim ayının ilk günlerinde, güneş batmak üzere iken, yolculuk yapan bir adam kente geldi. Pencerelerinden dışarıyı seyreden kent sakinleri, eski püskü kıyafetli bu adama şaşkınlıkla ba¬kıyorlardı. Yolcu kırk yaşlarında iri yarı bir adamdı. Sırtında bir asker çantası elinde de uzun bir değnek vardı. Sakalı uzun, saçı ise kısa kesilmişti. Kentte bu adamı tanıyan yoktu. Giysileri toz içindeydi, bü¬tün gün yürümüş ve çok yorulmuşa benziyordu.
Poichevert Sokağı’ından sola dönüp belediye binasına girdi. Kı¬sa bir süre sonra binadan çıktı.
* * *
Digne’de Jacquin Labarre’nin sahibi olduğu çok güzel bir otel vardı. Adam bu otele doğru yürüdü. Otelin mutfak kapısından içeri girdi. İçeriden çok güzel yemek kokuları geliyordu. Otel sahibi kapı¬nın açıldığını duydu ve adama bakmadan sordu:
“Buyurun beyefendi, ne istiyorsunuz?”
“Yatak ve biraz da yemek yemek istiyorum,” dedi yolcu.
Otel sahibi:
“Bundan kolay ne var bayım,” dedi ve adama baktı. Adamı bu kıyafetlerle görünce ekledi: “tabii paranız varsa!”
“Param var,” diye yanıt verdi yabancı adam.
“O zaman buyurun,” dedi otel sahibi.
Adam alçak bir iskemleye oturdu ve:
“Yemek ne zaman yenilecek?” diye sordu.
Otelci: “Birazdan” diye yanıt verdi.

5. Sayfa

Otel sahibi, yolcunun arkasına döndüğünü gördüğünde cebin¬den bir kalem çıkarıp eski gazetenin üzerine bir şeyler yazdı. Bu yaz¬dığı kâğıdı çırağa verip kulağına bir şeyler söyledi. Çırak da kâğıdı aldığı gibi belediye binasına doğru koşarak gitti.
Bir süre sonra çocuk geri geldi ve otel sahibine başka bir kâğıt uzattı. Otelci bu kâğıdı dikkatle okudu. Bir süre düşündükten sonra yabancı adamın yanına yaklaştı:
“Sizi kabul edemem,” dedi yolcuya.
Adam şaşırmıştı:
“Ne? Paramı ödemem diye mi korkuyorsunuz? Param var, is¬terseniz peşin verebilirim.”
“Hayır, o yüzden değil…”
“Peki o zaman ne?”
“Boş odam kalmamış.”
“Ahırda yatıramaz mısınız beni?”
“Olmaz. Çünkü ahırda atlarım var.”
“Peki bunları yemekten sonra konuşsak…”
“Size yemek veremem bayım.”
“Ama çok açım. Sabahtan beri yürüyorum. Parası ne ise vere¬ceğim, bana yemek verin.”
“Yemeğim yok.”
Adam parmağıyla ocakta pişen yemekleri göstererek güldü:
“Peki bu pişenler ne?” diye sordu.
“Bunlar içerideki müşterilerin?” “Kaç kişi var içeride?”
“On iki.”
“Burada en yaz yirmi kişilik yemek pişiyor.”

6. Sayfa

“Hepsinin parasını önceden ödediler.”
Adam sakin tavırla:
“Karnım aç ve ben burada kalacağım,” dedi.
Otel sahibi bunun üzerine adamın kulağına yaklaştı ve sert bir şekilde:
“Defolun!” dedi.
Adam tam konuşacağı sırada otel sahibi gözlerini açarak:
“Bu kadar konuşmak yeter. Adınızı söylememi ister misiniz? Siz Jean Valjean’sınız. Kim olduğunuzu da biliyorum. İçeri girdiğinizde sizden şüphelenmiştim. Belediyeyi sordum ve işte yanıtı bu kâğıtta. Okuma yazmanız var mı?” dedi ve kâğıdı adama uzattı.
Adam kâğıda bir göz attı. Otelci:
“Herkese kibar davranırım ben. Gidin buradan!” dedi.
Yolcu çantasını alarak ağır ağır yürümeye başladı. Caddeye çık¬tı, arkasına hiç bakmadan yürüyordu. Arkasına bakarsa otelcinin müşterilere, yoldan geçenlere bir şeyler söylediğini görecekti. Yürü¬meye devam etti, barınacak bir yer bulurum düşüncesiyle çevresine bakıyordu. Biraz ileriden ışık geliyordu. Burası meyhaneydi, aynı za¬manda da oteldi. İki kapısı vardı, biri sokağa açılan kapı, diğeri ise bahçeye açılan kapıydı. Sokak kapısından girmeye cesaret edemedi, bahçe kapısından girdi. Meyhaneci:
“Kim o?” diye sordu.

7. Sayfa

“Yemek ve yatacak yer arayan biri.”
“Tam yerine geldiniz bayım.”
Adam içeri girdi, meyhanedeki herkes ona bakıyordu. Çantası¬nı yere bıraktı. Meyhaneci:
“Yaklaş, biraz ısın, üşümüşsündür. Yemek de pişmek üzere.””
Adam ocağın yanına gidip oturdu. Orada bulunanlardan biri ba-lıkçıydı ve meyhaneye gelmeden önce atını Labarre’a bırakmıştı. Ya¬rım saat önce Labarre’la müşterileri arasındaydı. Meyhaneciye göz kırptı, meyhaneci adama yaklaştı ve fısıltıyla bir şeyler konuştular.
Meyhaneci ocağın yanına gitti, adamın omzuna dokunarak:
“Buradan gideceksin,” dedi.
Yabancı sakin bir tavırla:
“Biliyor musunuz?” diye sordu.
“Evet,” dedi meyhaneci.
“Diğer otelden kovuldum.””
“Ş imdi de ben kovuyorum.””
“Gecenin bu saatinde nereye gidebilirim?””
“Başka bir yere…””
Adam çaresiz çantasını alıp oradan çıktı. Hapishanenin önünden geçerken birden durdu, kapıyı çaldı. Demir kapının ortasındaki küçük pencere açıldı ve başı görünen bekçi adam ne istediğini sordu.
Adam:
“Beni içeri alır mısınız? Yatacak yerim yok da,” dedi.
Bekçi sert bir şekilde: “Burası otel mi? Sadece tutukluları alırız. Haydi güle güle!”

8. Sayfa

Ve küçük pencereyi kapadı.
Adam yürümesine devam etti. Bahçeli evlerin olduğu dar bir so¬kağa geldi. Evlerden birinin ışığı yanıyordu. Eve yaklaştı ve pence¬reden içeri baktı. Kırk yaşlarında bir adam sandalyede oturmuş, kucağındaki çocuğu dizlerinde hoplatıyordu. Yanındaki genç kadın ise çocuğa süt içiriyordu. Baba gülüyor, çocuk ve annesi gülümsü- yordu. Adam bu mutlu aileye bakınca huzur duydu. “Belki acıyıp ba¬na yardım ederler” diye düşünerek kapıyı hafifçe vurdu.
Kadın kocasına:
“Galiba cama vuruluyor, bir baksana,” dedi.
“Hayır, ben duymadım.” dedi kocası.
Adam tekrar cama biraz daha hızlı vurdu. Bunun üzerine içer¬deki adam el lambasını alarak kapıyı araladı.
“Affedersiniz, bana bir accordionak yemek ve bahçedeki kulübede uyu – mama izin verir misiniz? Çok açım, yatacak yer de bulamadım. Pa¬rasını öderim.”
Ev sahibi: “Kimsiniz?” diye sordu.
Adam:
“Puy Moisson’dan geldim. Bütün gün yürüdüm, ne olur kalma¬ma izin verin. Parasını ödeyeceğim.”
“Çok para veren birini evime almak isterim. Ama neden otele gitmediniz?”
“Hepsine gittim, yer bulamadım.”
“Olamaz. Bugün pazar değil ki, fuar zamanı da değil. Labarre’a gittiniz mi?”
“Evet, gittim.””
“Orada da mı yer yoktu? Mümkün değil!””
Adam:

9. Sayfa

“Bilmiyorum, beni geri çevirdiler,” dedi.
“Chaffault Sokağı’ndaki otele gittiniz mi?””
Adam:
“Oradan da geri çevirdiler,” dedi.
Ev sahibi adamı baştan aşağı süzdükten sonra:
“Siz o adam mısınız yoksa?” diye sordu.
Yabancıya tekrar bir göz attı, sonra geri adım atarak duvardan tüfeğini aldı. Karısı çocuklarını kucağına alarak kocasının arkasına geçmişti. Ev sahibi yabancı adamı tekrar süzdükten sonra:
“Defol buradan!” diye bağırdı.
“Hiç olmazsa bir bardak su verin,” diye yalvardı yolcu.
“Git, yoksa ateş ederim,” diye bağırdı ev sahibi ve adamın sura¬tına kapıyı kapadı.
Yolcu yavaşça yürümesine devam etti. Adım atacak hali kalma¬mıştı. Karşıki bahçede bir kulübe gördü. Kulübenin içine girdi ve sa¬mandan yatağa yattı. Çantasını yere bırakmak için eğildi, o sırada korkunç bir havlama duydu başını kaldırdı. Başucunda kocaman bir köpek duruyordu. Bu kulübe köpeğin kulübesiydi. Tekrar yere uzan – dı ve sürünerek dışarı çıktı. Zaten yırtık olan üstü iyice yırtılmıştı. Yi¬ne sokakta tek başına aç ve susuzdu. Büyük bir taşın üzerine oturdu. Bir süre dinlendikten sonra tekrar yürümesine devam etti. Gelişigü¬zel ilerliyor, yatacak ve karnını doyuracak bir yer arıyordu. İleride kentin kilisesini gördü. Kilisenin köşesinde bir basımevi vardı. Bası- mevinin kapısındaki banka uzandı. O sırada kiliseden ihtiyar bir ka¬dın çıktı. Adama:
“Ne yapıyorsunuz orada?” diye sordu. Adam:

10. Sayfa

“Gördüğünüz gibi yatıyorum,” diye cevap verdi. Bu kadın Bayan R. idi.
“Bankta mı yatıyorsunuz?” diye sordu kadın. “On dokuz yıl tahtada yattım.” “Asker miydiniz?” “Evet.”
“Otele neden gitmediniz?” “Param olmadığı için gidemedim.” “Bende de sadece dört frank var.” “Olsun verin.”
Kadın paraları adama uzattı ve:
“Bu parayla otele gidemezsiniz. Burada da yatamazsınız. Belki biri acıyıp sizi evine alır.” “Bütün evlere gittim.” “Ne oldu?” “Kimse evine almadı.”
Kadın adamın kolunu tutarak, kilisenin yanındaki evi gösterdi. “Bu eve gittiniz mi?” diye sordu. “Hayır,” dedi adam. “Gidin öyleyse.”


İle Yorum Yap!
137 Yorum Bulunmaktadır
pınar on Aralık 23rd, 2007 at 15:48

süper ötesi bir kitap.kitap okumayateşvik edici bir kitap.sade ve anlaşılır diliyle her kesime hitap eden bir kitap

nesibe on Ocak 17th, 2008 at 16:43

ya çok güzel bir kitap okudum ama özeti verdiğiniz için tşk çünkü öğretmenimiz roman özeti istedi bu özet kitabı hatırlattı bana

TEŞEKKÜRLER…

öznur on Ocak 19th, 2008 at 18:32

iyi güzel hoş da olayın geçtiği yer neresi…ama cidden çok sağ ol paylaşım için….

hüseyin on Ocak 29th, 2008 at 14:28

valla paylaşım süper ama olayın geçtiği yer neresi? teşekürlerr çok güzel olmuş

ESMER YAKIŞIKLI on Ocak 31st, 2008 at 20:12

Çok süper bir roman.Okunması gereken bir roman.Bu romanı kim yazdı ise TEŞEKKÜRlerimi KONYA’dan iletiyorum.Türkçe ödevimi bu şekilde yaptım.SAĞ OLUN…
BENCE HERKES OKUMALI!!!

muhammed on Şubat 1st, 2008 at 15:50

olayın gectıgı yer neresı dır ve bunu yayınladıgınız ıcın cooook tesekurler

sude on Şubat 2nd, 2008 at 14:35

süper bir kitap herkes okusun bence

özlem özkan on Şubat 2nd, 2008 at 19:38

Güzel bir yazı olmuş ama zaten okudum kitabı pek yardımcı olmadı.Ama yinede çok sağ olun yazarı tanımış oldum.yinede okumak buradan almaktan 1000 kat daha iyidir.

merve on Şubat 6th, 2008 at 12:19

GÜZEL BIR ÖZET HAZIRLAMISINIZ HER İÇİN TESEKKUR EDERIM BIZE DEGERLI VAKITLERINIZI AYIRDIGINIZ İÇİN

hümeyra on Şubat 6th, 2008 at 19:18

selam cok güzel bir site bu beğendim

ecem on Şubat 7th, 2008 at 22:39

bu kitap tek kelimeyle muhteşem

elmas on Şubat 8th, 2008 at 23:39

çok güzel bir kitap herkese tavsiye ederim

sinan on Şubat 9th, 2008 at 16:32

roman güzel ama bu kadar kısa olmamalıydı bana göre

hasan on Şubat 9th, 2008 at 18:05

çok kötü daha az özet çıkarmalısınız ama yine güzel hocadan kurtulduk ohhh beeeee

sema- kaçak on Şubat 10th, 2008 at 13:17

Çok güzel bir site yapmışsınız.Ellerinize sağlık.Ben böyle sitelerden kitap özetlerine göz atıp nasıl bir kitap alabileceğim kanaatine varıyorum.Arkadaşların çoğu kitabı güzel bulmuş.Umarım bende okuduğumda güzel bulurum kitabı.Gerçi yazdığınız özetlere göre güzel kitaba benziyor.Bu site gerçekten işime yarıyor.SİZLERE ÇOOK TEŞEKKÜR EDERİM.

GİZEM on Şubat 10th, 2008 at 15:52

Kitap gerçekten çok güzel ve sürükleyici.Okurken heyecanlanıyorsunuz.Mutlaka okuyun.

azra on Şubat 11th, 2008 at 22:24

ya bence güzel ama bu kadar uzun olmamalıydı çünkü kitap bile bana bu kadar geldi

İzzzzeeeeeLLLLLL on Şubat 12th, 2008 at 21:52

muhteşem bir kitaptı… herkes okusun mutlaka ben de okudum bu özette bir başlıyor sonra tekrar en başa dönüyor birazcık olmamıs ama neyse ya yinede ÇOOKK TEŞEKKÜR EDERRİİİİM!!

fatos on Şubat 12th, 2008 at 22:51

slmlar bence süper olmuş kitabinida okudum insanin yüregini burkan yeri geldiginde ac yeri geldiginde tatli zamanlar geciretn bir roman ama en önemlisi hayatin gerceklerini ve hayatin adil oldugunu zorluklarin hirsin sevginin özlemin kücük seylerde büyük seylerin dogdugunu anlatan mütş bir roman anlatilmayacak degerde essiz bir roman okumanizi tavsiye edrim

MERVE on Şubat 13th, 2008 at 21:24

Ya öğretmen bize kitap verdi 5 tane okunup özeti yazılıcak hepsini okuyamam netten özetlere bakıom bu özet nasıl sizce lütfen cevap yazın bu özet güzel olmuşmu cevabınızı en kısa zmnda bekliyorum lütfen bir cvp yazın ama bilen birisi

kerem on Şubat 14th, 2008 at 19:15

ya bu hikayeyi bir anlamadım bir yerde başka yazılmış diğer sayfada ise başka yazılmış insan bilmiyoki hangisi doğru kozet ismi costte mi yoksa kozetmi anlamadım vola javert javer olmuş marius maryus olmuş yani herkes ayrı birşey yazmasın herkes aynı şeyi yazsın.

ZELİHA on Şubat 16th, 2008 at 20:07

BU ÇOK GÜZEL BEN ÖĞRETMENDEN CEZA YEDİM ONUN İÇİN BUNU YAZIOM ÇÜNKÜ ÖĞRETMENİM VERDİ

haNDe on Şubat 16th, 2008 at 23:11

bnn bir kitabı okumadım ama yorumlar güzeli gösterio inş. en kısa zmnda okurum verdiiniz bilgiler için teşekkürrrrr ederem

Yurtdışı Eğitim on Şubat 17th, 2008 at 10:39

Hocam değişik ve güzel bir site yapmışsınız, tebrik ediyorum

yiğit on Şubat 17th, 2008 at 11:41

gerçekten özet çok güzel olmuş. bunu yazan ve katkısı olan arkadaşlara çok tşkkür ediyorm.

aysun on Şubat 20th, 2008 at 16:31

kitap çok güzel herkesin okumasını tavsiye edrim ama çok uzun ögretmenlerimiz bizi hiç düşünmüyorlar hep kendilerini acıyın bize ama çok güzel bütün duyguları bir arada yaşadım

hümeyra on Şubat 20th, 2008 at 20:21

Site gerçekten çok güzel hazırlanmış emeği geçen herkesten allah razı olsun. Gerçekten çok yardımcı oldunuz ödevim için. tşk edrm .

sahra karabağ on Şubat 20th, 2008 at 20:53

ben kitabı cok beğendim.herkezi okumaya tavsiye ederim hayatımın en guzel romanıdır.

ŞERİFE on Şubat 23rd, 2008 at 15:43

süper bir kitap ama çok karışık ve şifreli tavsiye ederim arkadaşlar

Kaan on Şubat 24th, 2008 at 16:01

Karışık ama çok güzel

hosley on Şubat 24th, 2008 at 17:23

müthiş bir kitap tüm arkadaslara öneririm
eren

burcu on Şubat 24th, 2008 at 23:26

güzel bir site çok işime yaradı ama biraz karışık

BURCU on Şubat 25th, 2008 at 21:19

İŞİME YARADI SAĞ OLUN AMA BU ROMANIN YER VE MEKANI YOKMU?

ÇİĞDEM on Şubat 27th, 2008 at 19:14

Bence süper ya bilgilendirmede süper ama ben kendinizin okuyup burdakilerden esinlenerek cümlelerinize kattıınız özet çok daha güzel olur.

nazan on Mart 2nd, 2008 at 13:02

süper bir kitap herkeze tavsiye ederim

yiğit on Mart 2nd, 2008 at 15:49

teşekkür ederim çok güzel olmuş.çok işime yaradı aslında bunu okuyup yapmam lazım ama biraz pişkinim

senem on Mart 10th, 2008 at 23:31

Ya benim içn fazla iyi olmadı kitabın sonunu ögrendim simdi okumak istemiyorum ama yinede cok sağ olun.

nesly on Mart 13th, 2008 at 17:07

kitabın sonunda ağlamaktan gözlerim bitti. adaletsizlik, isyan ettiriyor insanı..!

nilsu on Mart 19th, 2008 at 17:48

merhaba kitap çokkk güzel ama özetı coookkk uzun bıraz kısaa olsaydı benım ıcın daha iyi olurdu

gökçe on Mart 19th, 2008 at 20:04

özeteti beyenmedim daha içerikli olabilirdi

gökçe on Mart 19th, 2008 at 20:05

özetin içeriğini beğenmedim daha iyi olabilirdi

gözde on Mart 22nd, 2008 at 16:04

ya daha kısa hocaların anlamayacağı şekilde bir özet yapamaz mıydınız bu çoook uzun

matrock on Mart 22nd, 2008 at 20:36

Ya olayın geçtıği yeri de yazın bari neyse güzel güzel :-P

komser ayşegül on Mart 25th, 2008 at 16:50

kitap çok etkileyici ben de polis olucam javert gibi sağ olun…

dj_isyankar on Mart 27th, 2008 at 16:05

Ya arkadaşlar hepinize katılyorum özet biraz daha kısa olabilirdi yani

bahadır on Mart 29th, 2008 at 22:09

bir de bir şey diyeceğim Polisin adı javert deil javer… hep isimler yanlış yazılmış ama yinede sağ ol beyler ben yorum olarak biraz sonra düzeltilmiş bir şekilde yollucam yine de sağ olasın kardeş ellerine sağlık…

Buyrun Beyler Düzelttim zaten benim de özet ödevim vardı onuda yapmış oldum :-) neyse buyrun düzeltilmiş hali….

——————————————————-

Jan Valjan yoksul bir köylüdür ailesini doyurmak için fırından çaldığı bir somun ekmek yüzünden kürek mahkumu olmuş.Cezaevinden kaçmaya çalışır ve her seferinde yakalanır.Bu yüzden cezası tam 19 yıla çıkar. Hapisten çıktığında arık başka bir Jan Valjan vardır. Bütün inançlarını bitirmiş halde çıkar. Sefil halde Diny kentine gelir orda onun kürek mahkumu olduğunu öğrenen herkes onu meyhanesinde barındırmak istemez.

O bölgenin Psikoposu onu evine alır. O buna rağmen onun evinden gümüş şamdanları alır. Yakalanınca Psikopos onları ona kendisinin verdiğini söyler ve böylece Jan Valjan hatasını anlar ve hayata ahlak ve fazilet sahibi biri olarak tekrar başlar. Jan Fransanın kuzeyinde ucuz taklit mücevherler yaparak çok kar yapmaya başlar.Kasabada herkesin sevgisini kazanır ve zenginleşir kendisi sayesinde kasabada refaha ulaşır. Diny kasabasından çıkarken bir çobandan çaldığı az bir miktar para yüzünden onu armaya başlarlar ama o ismini bile değiştirmiştir.

Artık adı bay Madlen’dir.Jan’ nı yakından tanıyan bir polis olan Javer’de onun peşine düşer onu bulur ancak onun Bay Madlen olamayacağına kanaat getirir.Jan yerine başkasını tutuklarlar.Ancak yeni karakterinden dolayı Jan Valjan onun yerine başkasının hapis yatmasına razı olamaz ve teslim olur.Bir kaç yıl sonra hapisten kaçmayı başaran Jan Belediye başkanlığı döneminden Fantin adlı kadının çok zor şartlarda bir yere bakmaları için bıraktığı kızını bulur. Kadın kızı için öle dirile para biriktirip yollamış ancak kızını bıraktığı hancı paragöz olduğudan daha çok para istemiştir.Kızının prensesler gibi yaşadığını düşünerek kendini avutmuştur.Hatta dişini bile para yollamak için satmak zorunda kalmıştır.Kozet’i o adamların elinden yüklü bir miktar para vererek alır.

Kızcağızı aldığında kız bir deri bir kemik kalmış bir şekilde bulmuştur.Bu arada o kaçtığı için Javer onu aramaya başlamıştır.Hatta Javerden kaçarken bir duvara binbir güçlükle tırmanmış bir bahçeye atlamıştır.O bahçede bir yere saklanırlar.Kızcağız hastalanır.Bahçede gezen birini görür.O Belediye Başkanı iken arabanın altında kriko görevi yaparak kurtardığı Bay Föşlövandır.Onu ilk başta tanıyamaz ancak onu bir görüşte tanır Bay Föşlövan.O bahçe bir Manastır bahçesidir onu arabanın altından kurtardığında onu bu manastıra göndermiştir.Manastırda onun kardeşi gibi görünerek çalışmaya başlar.Kızı yerine koyduğu Kozette onlar birlkte kalır ve Manastırda eğitim görür.Artık adı Möstö Föşlövan olmuştur orda bahçıvan yardımcısı olarak çalışır.

Bir müddet sonra oradan ayrılık Kozet’in belki bir rahip olmak istemiceğini anlayarak bunun yanlış olduğunu düşünür ve oradan ayrılır. Kendine bir ev tutar.Kız artık büyümüş güzelleşmiştir.Güzelleştikçe dahada süslenmeye püslenmeye başlamıştır.Birgün her zamanki gibi Parkta babasıyla birlikte gezerken orda Marius adlı bir gençle tanışır.Genelde sadece birbirlerine bakışırlar.Marius çok temiz kalpli birisidir.Babası çok önemli bir Barondur.Ancak Kralcı olan dedesi Bay Jilnorman onun babasını tanımasını istemez ancak babasını öldükten soran görebilir.Babasının hergün once yolu tepip onu Kilise de izlemek için geldiğini öğrenen Marius Dedesinin hiç ona babasından bahsetmemesi üzerine evden ayrılır.Aslında dedesi çok zengindir.Kendisi ilk defa sefil bir hayata başlar.

İşte Kozet’lede o sırada tanışır.Kozetin birini sevdiğini anlayan Jan Valjan onu kıskanır.Ama onun onu çok sevidğini anlayınca Krala karşı ayaklananların yanında olduğunu anlar.Kralın askerleriyle savaşırlar.Bu çatışmada Javeri tutsak ederler Jan Valjan Mariusu kurtarmak için gittiğinen oda ordadır Kralın askerlerinin bir kaçını vurur ancak öldürmez sadece silahlarına ateş eder.Ona Javeri öldürmesi için verirler ancak Javer’i öldürmez.Onu serbest bırakır.Jan Valjan Marius’u ölümden kurtarır.Onu pis kokulu lağamlardan hayatı pahasıya geçirerek kurtarır.Tam o sırada orda Javer’e rastlar.Javer kadar disiplinli hayatını mesleğine adamış birisi onu evine kadar götürür ve kaybolur (Evinin adresini onu Jan Valjan serbest bırakırken söyler).

Bu yaptığına inanamayan Javer intihar eder bu arada Marius la Kozet evlenirler. Marius’a Kozet’in babası olmadğını söyler Jan bunun üzerine Marius onu sadece akşamları görmesine izin verir Jan Valjan’a.Fakat Jan Valjan bir süre sonra hiç gitmez olur Kozet’i aldığı adam onu bulur ve onla ilgili çok önceden beri araştırma yapmıştır. Onun asıl kişiliğiyle ilgili bilgileri Marius’a para karşılığı verir. Hemen Jan Valjan’ın evine giderler o ölmeden önce onu mutlu ederler ve Jan Valjan ölür…

ege on Mart 31st, 2008 at 18:24

Bencede özet biraz daha kısa olabilirdi. Şu ödev bitmez mi yaa

Enes CESUR on Nisan 5th, 2008 at 15:02

Güzel ve yararlı birsıte olmuş bunun için size teşekkur ediyorum özellikle de kitap özetleri için çünkü: Kitabı okumaya gerek yok burdan 2 dk ya şipşak buluyoz finiş kapiş hesabı

ahmet on Nisan 7th, 2008 at 20:35

Paylasim icin çok sağ ol bu kitabi okuyacaktim guzel kitaba benziyor insallah okuduguma deger

bahadır on Nisan 8th, 2008 at 15:52

Beyler diğer sayfada duzeltilmiş hali, var paylaşım için tşk…

OZAN on Nisan 9th, 2008 at 13:38

muhteşem bir kitap zor anlasılan bir kitap

muhammet on Nisan 11th, 2008 at 06:43

Yaptgınız kitap özetler yayınları yüzünden size çok ama çok teşekkür ederim çok sağ olun.

ömer on Nisan 13th, 2008 at 22:15

Keşke romanın türünü de yazsaydınız.

ozcan on Nisan 25th, 2008 at 15:14

Öncelıkle herkese slm arkadaslar. Ben unıversite ogrencısıyım fakat bende soyle bır sey var: Basladıgım hıcbır kıtabı bıtıremıyorum. Benı bır yerden sonra uzaklastırıyor. Hep de boyle oldu fakat kıtapcıya bır gun gıttıgımde derdımı anlattım. O da bana Vıktor hugo nun sefıller adlı kıtabını onerdı… Önce cok fazla sayfalı olusundan korktum kesın bıtıremem dedım ama sonra kıtap benı oyle yerlere surukledı kı gece yatarken acaba jan valjana yarın ne olur dıe bır merakla odamda ısıgı yakıp tekrar devam ettım. Gec saatlere kadar ben bu kıtaptan müthis etkılendım. Eglencelı bır kıtap. Ben de herkese tavsıye edebılırım arkadaslar…

erdem on Nisan 27th, 2008 at 16:33

Çok güzel olmuş bravo.

özge on Nisan 29th, 2008 at 14:35

Henüz okumadım ama özetini okudum. Çok güzel bir kitap tavsiye ederim!

büşra on Nisan 29th, 2008 at 22:53

Ben bu kıtabı ortaokulda okuduğumda çok etkılenmiştim ama fazla da anlamamıştım. Geçenlerde yine okudum gerçekten güzel kıtap. Hayatın gerçeklerini yansıtan… :-P

ece on Mayıs 2nd, 2008 at 21:01

Site güzel olmuş ancak bir ödev için yetersiz. Bir kere kitapta 12 yakın kişi var ancak siz sadece 4 tanesini koymuşsunuz…

pelin on Mayıs 13th, 2008 at 18:21

Süpersiniz ya bana çok yardımcı oldunuz.

İzmir_rapci_dnd_ on Mayıs 13th, 2008 at 20:38

Arkadaşlar emegi geçen herkesee teşekkürler sağ olunn…

İzmir_rapci_dnd_ on Mayıs 13th, 2008 at 22:08

Arkadaşlar SEFİLLER kaçıncı romanı bilen var mı? Ben göremedim.

meliha on Mayıs 21st, 2008 at 14:14

Bence çok güzel ya… Ben ödevimi unutmuşum bu kitap okunup 30 soru çıkarılcaktı… Ben özetini okudum valla. Süper anladım… Allah bu siteyi yapanlardan razı olsun.

zeycan on Mayıs 22nd, 2008 at 12:06

Çok güzel ben çok beğendim. Emeği geçen herkese teşekkürler.

cebo.49 on Mayıs 27th, 2008 at 18:44

Çok tesekkurler çok ısıme yaradı. Sıtede emegı gecen herkese cok tesekkurler.

elif 111 on Haziran 21st, 2008 at 21:07

Çoooook güzel okudukça heyacanlandım ama kitabın sonlarına doğru geldikçe çok üzüldüm ve kitap bittikten sonra 3 gün boyunca aklımda canlandırdım.

ilknur on Temmuz 5th, 2008 at 14:10

Harika bir kitap herkes okusun bence sürükleyici insan elinden bırakamıyor.

busra on Temmuz 10th, 2008 at 17:21

Bence çok güzel bir kitap. Herkesin okumasını isterim.

duygu on Temmuz 13th, 2008 at 20:13

Sefiller kitabından çok etkilendim. Okurken ağladım diye bilirim. Herkese tavsiye ederim. Okuyunca güzel olduğunu anlayacaksınız eminim.

cansu on Temmuz 14th, 2008 at 15:52

Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biri. Küçükken okuduğumda pek etkilenmemiştim. Daha dün ağlayarak bitirdim kitabı.. O kadar güzel o kadar dokunaklı ve o kadar da şaşırtıcıydı ki Victor Hugo’yu tebrik etmek gerek.. Dönemin koşullarını herhalde ancak bu kadar iyi tasvir edebilirdi..

hayati on Temmuz 17th, 2008 at 02:19

Hayatımda bir çok raman okudum sefiller gibisine hiç rastlayamadım. 3 defa okudum hala da okumak istiyorum. Oradaki jan valjean’le kendimi özleştiriyorum ama bir konuya değineceğim: Bazı arkadaşlar menfaat güderek yok uzunmuş yok içeriksizmiş yok yer zaman gösterilmemiş diyerek çok bencil davranmışlar. Eğer gerçekten de ödevlerini yapmak istiyorlarsa okumak bence en makbulüdür bu işin.

mehmet on Temmuz 21st, 2008 at 09:42

Ben bu kıtabı ortaokulda okuduğumda çok etkılenmiştim ama fazla da anlamamıştım. Geçenlerde yine okudum gerçekten güzel kıtap. Hayatın gerçeklerini yansıtan…

mehmet on Temmuz 21st, 2008 at 09:43

Bence çok güzel ya… Ben ödevimi unutmuşum bu kitap okunup 30 soru çıkarılcaktı… Ben özetini okudum valla. Süper anladım… Allah bu siteyi yapanlardan razı olsun.

ozlem on Ağustos 6th, 2008 at 19:39

Ben de yeni okudum kitabı.14 yıl düşünüp ancak yazılabilir bu kitap. Herkese tavsiye ediyorum. Kitabın kalınlıgından da kımsenın gozu korkmasın. BIR SOLUKTA bıtıyor.

seda on Ağustos 11th, 2008 at 14:51

Bence de yaa bu kitap çok güzel. Yazarın eline koluna saglık cokk güzel yazmış kitabı.

semanur on Ağustos 11th, 2008 at 23:01

Şuan ortaokula gidiyorum. Tanıdıklarım ilk önce “sana ağır gelir bu kitap” dediler ama ısrar ettim ve bu kitabın sadeleştirilmişini okudum. Gerçekten çok güzel bir kitap. Bu kitabı herkese tavsiye ederim. Çünkü şu an çok kolayda yaşıyoruz. Bu kitabı okuduğumda, eskiden insanların ne kadar zor şartlarda yaşadıklarını anladım. Elimde olsa tutumsuz insanları eskiye, bu şartların olduğu döneme götürmek isterdim. Belki şuan ne kadar kolay yaşadığımızı anlarlar…

aleyna on Ağustos 18th, 2008 at 23:13

Super otesi bir kitap. Bana baha yılmaz oğretmenım tavsiye etmısım. Öncelıkle ona tesekkurlerımı ıletıyorum. Bana bu sahane eseri tanıttı okumama vesıle olduğu için… HERKESIN OKUMASI GEREKEN BİR ESER… SUPER OTESI.

aysu on Ağustos 20th, 2008 at 20:32

Sefiller gerçekten çok güzel bir kitap herkesin okumasını dilerim.

mısra on Eylül 17th, 2008 at 08:57

Bence de herkes okusun. Yani internetten özetlere bakmak yerine kitabı alıp okumalıyız.

ezgi on Eylül 18th, 2008 at 17:08

Çok etkiyeci bir kitap öğretmen ödev olarak verdiği için okumak zorundaydım ve okudum ama sanırım sadeleştirilmişiydi. Toplam 185 sayfaydı 2 günde okudum daha sonra bir de özet gerektiği için bu siteden bakarak biraz da kendim ekleyerek iyi bir özet çıkardım. Bu özeti yazanlara teşekkür. Victor Hugo tanıdığım en büyük yazarlardan biri. Bundan sona kararımı aldım, 100 temel eserin hepsini okumaya çalışacağım. Çok güzel ve etkiyeci kitaplar.

hasan can balıkçı on Eylül 23rd, 2008 at 15:33

Mukemmel 1 romandı. Okulda falan butun arkadaslarıma onerdım ve herkes cok beğendı. Okudugum romanlardan fazla tat alamıyordum ama gercekten mukemmeel yazılmıs.

O kadar cok beğendım kı vıctor hugonnn butun kıtaplarını okumaktayım ve o benm kahramanım dıye dusunuyorum. Mükemmel 1 ınsan kendısı. Basarılar diliyorum…

buse on Ekim 5th, 2008 at 13:45

İnanmıyorum! Siteniz bir harika! Bütün ödevlerimi sizin sitenizden yapıyorum ve çok faydalanıyorum.

elif on Ekim 7th, 2008 at 17:12

Mükemmel bir kitap. Öğretmenimiz ödev verdiği için okudum ve şimdi öğretmenimize minnetarım…

betul ezgi on Ekim 7th, 2008 at 18:41

Ben de yeni aldım daha 16o küsürlerdeyim ama çok güzele benziyor. Sonunu çok merak ediyorum.

mert on Ekim 11th, 2008 at 13:09

Gerçekten de çok güzel bir kitap. Çok etkileyici. Ben şu anda 400 sayfalık olanını okuyorum. Vıctor Hugo çok güzel bir kitap yazmış. Onu gönülden tebrik ediyorum.

mekansız on Ekim 17th, 2008 at 18:26

Daha okumadım ama okuyacağım. Çok güzelmiş okuyanlar öyle söylüyor.

FATMA on Ekim 21st, 2008 at 15:09

Süper bir roman herkesin okumasını tavsiye ederim. Dünyada nadir bir romandır. Kısaca macera filmi izlemek yerine sefilleri okumanızı tavsiye ederim.

fırat on Ekim 23rd, 2008 at 11:59

Arkadaşlar sefiller, hangi dönemde geçiyor acaba? Rica etsem söyler misiniz?

tugay on Ekim 25th, 2008 at 14:43

Merhaba adım tugay on altı yaşındayım. Sefiller harika bir kitaptır. Herkesin okumasını isterim. Yazarın hayatını merak ediyorum. Onu çıkartıp internetten okuyacağım. Bir gün ben de yazar olmayı isterim ama imkanlar yok.

esra on Ekim 25th, 2008 at 21:31

Ben bu romanı öğretmenim ödev verdiği için okudum. Çook beğendim ve herkesin okumasını istiyorum.

samet on Ekim 29th, 2008 at 18:45

Arkadaşlar ben de yeni aldım. 479 sayfa ve victor hugonun en güzel yapıtlarından biri olduğunu biliyorum.

gülşah on Kasım 4th, 2008 at 19:09

Alıp kitap okumamız lazım ama zamanımız olmayınca işe yarıyor arkadaşlar.

HAKAN OZTEKİN on Kasım 7th, 2008 at 23:08

Arkadaslar bana sefiillerin analtım bicimlerini soylersenız sevınırım.

derya on Kasım 9th, 2008 at 12:57

Bencede super bir kitap herkese tavsiye ederim. Tam bir macera surukleyici bir roman…

elif on Kasım 9th, 2008 at 20:43

Süper bir kitap. Herkese öneriyorum, iyi akşamlar. Bu kitabı okuyanlar nasıl olduğunu anlar.

necla on Kasım 14th, 2008 at 00:03

Bence bu kitap cok guzel yazilmis size tavsiye ediyorum. Bu kitabi ilk once sikilarak okudum. Ama daha sonra guzel bir uslupla yazildigini ve okudugumda daha da guzel anlattildigini fark ettim. Bu kitap coook guzel. Bence siz de bos vaktinizde kitap okuyun ve zamaninizi iyi degerlendirin.

rabiya on Kasım 15th, 2008 at 22:38

Bence bu kitab hem anlamlı hem de olaylı. Sanki bu kitabın içindeymissin gibiydi. Bizler bu kitabı okuyup sınav oluyoruz. Bizlere ait ajandalarımız var onlara yazıyoruz ama benim bazi kitabları okuyamadığım da var. Ben de hem özetini bakıyorum daha sonra da ajandaya koyuyorum. Benim gibi çakal yoktur umarım. Çook güzeldi kitap, herkese okumasını tavsiye ederim.

Rüştü on Kasım 19th, 2008 at 14:39

İnsan defalarca okusa bıkmaz kanısındayım. Harikulade sözler, olaylar var içinde, gerçekten aksiyon flimleri bu kadar ilgi ile izlenmez. Kısacası herkes okumalı.

ezgii on Kasım 23rd, 2008 at 13:47

Öğretmenimiz bu romanı ödev olarak vermişti, romanın kimi yerleri çok sıkıcı kimi yerleri ise sürükliyiciydi. Bazı yerlerde ağladığım bile oldu. Herkesın bu kitabı okumasını isterim.

ibrahim on Kasım 24th, 2008 at 18:12

Ben bu kitabın özetini değil güzel sözlerini arıyoırum.

ahmet on Aralık 6th, 2008 at 14:09

Sefiler fransanın ihlilal dönemi yaşanan olayları edebi bir dil ile anlatmakla birlikte olaylar ve kişiler anlatılırken çok akıcı ve bir okadar da düşündürü yorumlar yapmış. Gerçekten okumaya değer sürükleyici bir kıtap.

seren on Aralık 25th, 2008 at 19:42

Öğretmen bizi kitaplardan yazılı yapıyor ve kitap olarak da Sefiller’i verdi. Sefilleri fazla okuyamadım ama çok güzel ve akıcı bir kitaptır. Bazı yerlerde de insanları ağlatıyor. Bu kitabı okumalarını isterim.

ayşe gül on Ocak 4th, 2009 at 12:52

Yaa her şey için teşekkür ama kitap özetleri daha farklı olamaz mı?

elif on Ocak 8th, 2009 at 20:11

Gerçekten bu sitede aradığım tüm bilgileri buldum. Çok güzel bir kitap. İnsan bu kitabı dikkatli okuyunca kitabın ne anlatmak istediğini anlar. Hekese tavsiye ediyorum. (8a sınıfından elif :-) )

elif on Ocak 19th, 2009 at 17:59

Ben okulda en çok kitap okuyanlardanım. Okulumdan para ödülü ve plaket aldım. Bir kitap okumadan önce bu sitede okuyacağım kitabın özetini okuyup içeriğini kavrıyorum. Kitabı daha iyi kavraya biliyorum. Çok da güzel anlatmışsınız tüm arkadaşlarımada tavsiye ettim bu siteyi. Sizlerede teşekkür ederim.

ben on Nisan 10th, 2009 at 15:53

Çok güzel bir kitap sıze katılıyorum. Gerçekte de sürükleyici.

merve on Nisan 11th, 2009 at 12:05

Ben on yedi yaşındayım. Dönem ödevimi TÜRK EDEBİYATIndan aldım. Bana yardımlarınızdan dolayı teşekkür ederim. Sayeniz de inşllah ödevim den yüksek bir not alacağım. ARKADAŞ ÇEVREME de önerdim bu siteyi.. HERKESE başarılar.. Sizin de dediğiniz gibi TÜRKÇE ‘TÜRK’ÇE yazılır…

fulya on Nisan 29th, 2009 at 16:16

bana yardım edin beyenip beyen mediğiniz yönlerin yazın

nil ve su on Mayıs 3rd, 2009 at 11:02

Siteniz çok güzel.Okuyunca çok beğendik.Teşekkürler.

meryem on Mayıs 4th, 2009 at 16:33

Ya gerçekten bu roman özetlerini koyduğunuz için sizlere minnettarım.İyi çalışmalar… :-)

filiz on Haziran 4th, 2009 at 19:10

Bu kitap gerçekten sürükleyici normalde bir kitaba başladığında ilk sayfaları sıkıcı olur. Ama ilk defa bir kitabı başından sonuna kadar hiç sıkılmadan okudum. Bu kitabı resmen 3 günde bitirdim 378 sayfaydı…

emine on Temmuz 10th, 2009 at 22:44

Sefiller adlı roman benim ilk olarak okuduğum gençlik romanıdır. ilk başlarda çok sıkıcı geliyordu. fakat okudukça heyecen ve coşku artıyordu. Kozet ve Marius’un aşkı, Jan Valjan’ın çektiği sıkıntılar biz gençlere heyecen verecek şekilde anlatılmış. Benim okuduğum en güzel romanlardan biri. Her yaşa hitap eden ve herkesin okumasını okuması gereken bir roman.

RAMAZAN on Ağustos 12th, 2009 at 22:17

Evet okuduğum en iyi romandı inanılmaz doğrusu.

aysegül on Ağustos 15th, 2009 at 10:13

Ben kitabı çok merak ediyorum arkadaşlarım tavsiyesiyle almayı düşünüyorum umarım güzeldir yorumlara bakılırsa güzel bir kitaba benziyor. Ben yeni yeni kitap okumaya başladım bana önerebileceğiniz başka kitaplar varmı dünya klasiklerinden olursa sevinirim.

RAMAZAN MİCAN on Ağustos 16th, 2009 at 21:23

Okuduktan sonra en sevdigim romandı.

Emre on Ağustos 22nd, 2009 at 14:45

Ben bu kitabı aldım fakat daha okuyamadım.Yorumlarınızdan gördüğüm kadarıyla güzel bir kitap sağ olun.

müberra on Eylül 8th, 2009 at 15:59

Teşekkürler bilgicik olmasaydı ödevimi yapamazdım. Böyle bir site yaptıgınız için teşekkürler.

Tuğba on Eylül 25th, 2009 at 17:45

Sefiller gerçekten çok güzel bir roman…

mlk on Aralık 3rd, 2009 at 16:58

çok güzel teşekkür ederim

nuri on Aralık 10th, 2009 at 17:32

ben çok begendim herkese tavsiye ederim

esra on Nisan 15th, 2010 at 21:33

Çok güzel bir kitap kitap okumaktanda hoşlanıyorum bir yandanda zevkli bir kitap.

derya on Haziran 19th, 2010 at 21:47

İlk romanımdı. Okumaktan çok zevk aldım. Herkese tavsiye ederim.

CENNET on Eylül 7th, 2010 at 21:20

Çok güzel bir kitap okuyunn.

gizemli…. on Ekim 29th, 2010 at 23:01

Şu ana kadar okuduğum en iyi dünya klasiklerinden biri…

ayşe on Kasım 6th, 2010 at 14:24

Okuduğum romanlar arasında en iyisi diyebilirim.Bir kelimesini bile atlamadan saatlerce okuyup en kısa zamanda bitirdim.Çok sürükleyici ve etkileyici gerçekten.Okumanızı tavsiye ederim.

Nurettin on Kasım 8th, 2010 at 20:27

Bence bu kitap(öykü) müthiş bir kitap okumanızı tavsiye ederim,bunun hepsini okuyun ve alın.Victor Hugo(yazar)ona çok teşekkür ederim böyle bir kitap yazdığı için herkese iyi ve hayırlı günler… :)

sıla on Kasım 14th, 2010 at 13:50

Çok hoş bayılıyorum bu kitaba hele jan valjana ilk üzüldüm sonra küçük verce nin parsını nefret ettim sonra belde başkanı ol. Çok sevdimm.

hlybsl on Şubat 12th, 2011 at 15:48

Süper bir kitap herkesin mutlaka okuması gerekli.

samed on Mart 1st, 2011 at 12:16

okudum harika yaaa

seher on Mayıs 29th, 2011 at 21:50

Bu kitap harbiden çok güzel , öğretmenimizin tavsiyesiyle okudum ve bayıldım tesekkur edrim hepinize. :))

songül on Ağustos 25th, 2011 at 20:07

heycanlı bir roman ama bence fazla tesadüflü belkide bana öyle gelmiştir çünkü hayatın gerçeğinin tesadüflerle olduğuna inanlarda var

bilgisayar bölümü öğrencisi on Ekim 6th, 2011 at 15:11

kitap çok güzel kitap okuma yarış ması olmasaydı böyle bir kitabı keşfedemiyecektim özgürr hocaya çok teşekkür ederim :):)

gizemli on Aralık 13th, 2011 at 18:54

Çok güzel bir kitap herkesin okumasını tavsiye ederim

berivan on Ocak 29th, 2012 at 14:59

çok güzel bir kitap herkese tavsiye ederim

ESMA on Mayıs 11th, 2012 at 14:18

Süper bir kitap herkeze tavsiye ederim:)

gizem on Mayıs 14th, 2012 at 22:13

süper bir kitap hacılar

eylül on Mayıs 30th, 2013 at 13:39

bayıldım harika

o on Kasım 13th, 2013 at 17:16

Ablam olmasaydı bu güzel kitabı keşfedemezdim Cok Sürükleyici Bir kitap :)

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Sefiller (Victor Hugo)
  • Yazının Kategorisi: Roman Özetleri, Şiir Öykü Roman
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 13 Eylül 2007
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , , , ,