Ana Sayfa » Roman Özetleri » Şiir Öykü Roman » Şu Çılgın Türkler (Turgut Özakman) – Roman (Kitap) Özeti
43


Şu Çılgın Türkler

 (Turgut Özakman)

Kitabın Adı :  Şu Çılgın Türkler
Kitabın Yazar : 

KİTABIN ÖZETİ

Bu şahane kitap 20. yy.ın sömürgecilerine karşı bir ulusun verdiği onur mücadelesini anlatıyor. Bu topraklarda geçen, hiçbir satırı kurmaca taşımayan; tamamı Türk, Yunan, İngiliz devletleriyle uluslararası kurulların raporlarında, yerli/yabancı gazetelerde ve o günleri yaşamış insanların belleklerinde/anı kitaplarında belgelenen olaylar… Sadece belgelere atıfta bulunan dipnotlar kırk yedi sayfa sürüyor! Bu coğrafyayı,tarihi, bu Anadolu’yu bilmeyen yabancı bir göz okuduğunda yazar fazla abartmış diyebilir, yaşananlar öyle olağanüstü.

Yazar önce Mondros Mütarekesi’yle II nci İnönü savaşı arasında geçen dönemi özetliyor. Peşinden altıyüzelli sayfalık bir destan. Sanki elinde kamera varmış gibi bir Türk tarafına, bir Yunan tarafına; bir İstanbul’a, bir İngiltere’ye odaklıyor bakışlarını (Belki bu akış şekli kimi okuru rahatsız edebilir) . Ve bu ahlaksız işgale dağıyla, çiçeğiyle, insanıyla, hayvanıyla; canlı-cansız bütün varlığıyla topyekün direnen Anadolu’yu anlatıyor. Adını hiç duymadığımız, ama biz bilmesek de bu temele kanını harç yapmış,kefenine sarınıp ta işgalcinin
karşısına dikilmiş, kim bilir hangi gelinciğe kök olmuş binlerce insan… Adım adım, gün gün izliyoruz bu büyük mücadeleyi.

Gelelim romanın kahramanlarına: Osmanlı’nın imzaladığı Sevr antlaşmasıyla yurdu parçalanmış, toprakları santim santim satılmış; sal-tanat koltuğu uğruna sömürgecilere peşkeş çekilmiş bir halk var. Ama her şeye rağmen bu halkın küllerinden yeniden doğmasını sağ-layan biri, dönemin Britanya Başbakanı, Lloyd George’un istifa etmeden kısa süre önce “… yüz yıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahiyi bu yüz yılda Türk milleti yetiştirdi… Mustafa Kemal Paşa’ya yenildik.” demesine sebep olan biri, Gazi…Ve bu zaferi Atatürk’le birlikte var eden İsmet Paşa, diğer komutanlar,erler, akıncılar, vekiller, köylüler, direnişe yardım için ayağındaki tek çorabı yıkayıp veren Deli Battal gibiler, kağnılarıyla cephane taşırken yolda ölen ya da doğuran Elifler, yaşadığı rahat hayatı bırakıp cephede gönüllü hemşire olan Nesrinler… Yani etiyle kemiğiyle, onurlu, namuslu, dürüst “Büyük İnsanlık”…Yüz , , Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Savaştan galip çıkan devletlerin kuklası olan ve iktidardakilerin hırsı yüzünden gözünü Anadolu toprağı bürümüş Yunanistan. İnsanlık tarihine büyük katkıları olan bir uygarlığın şimdiki torunları. Büyük Yunanistan hayalinin peşinde Anadolu’ya gelip “ Büyük Felaket”i yaşayanlar. Kimisi vahşi kimisi insan, kahraman da var aralarında korkak ta… Vatanlarından deniz milleri, kara milleri uzakta çarpışan, bir zavallı hayalin uğruna heder olan Yunan gençleri. Ve bu iki halkı birbirine kırdıran emperyalist devletler. En başta İngiltere. Tam Sevr antlaşmasını imzalatmışken huzurunu kaçıran “Kemal’in Askerleri”ne elini ateşe sokmadan tokat atmak isteyen, asıl büyük derdi sömürgesindeki Müslüman halkların bu savaşın etkisiyle uyanacağı ve “Üzerine Güneş Batmayan İmparatorluk”un parçalanacağı endişesi olan İngilizler. Fakir ve geri kalmış Doğu’nun önünde uygar(!) ve zengin Batı’nın en büyük temsilcisi. İnsanların ölmesi umurlarında bile değil.

Bu sebeple –dengeler Türkler’in lehine değişene kadar- Yunanistan’a pek çok araç ve gereç satıyorlar, el altından silah ve cephane veriyorlar. Fransa, İtalya, Rusya … Hepsi bu büyük oyunun içinde az veya çok yer alıyorlar. Sonra hainler… Başta Vahdettin ve sadrazam(lar) olmak üzere işgalcilerden medet uman aciz yönetim kadrosu. Bir ham hayal uğruna doksan bin Anadolu gencini Sarıkamış’ta kırdırdığı yetmiyormuş gibi mücadelenin en kritik yerinde Anadolu’ya geçip iktidar olma hevesindeki Enver Paşa ve onun Meclis’teki yardakçıları. Basındaki İngiliz ve Yunan işbirlikçileri. En zorlu zamanlarda isyana kalkışan Delibaş Mehmetler, Çerkez Ethemler. Halkın içindekiler: Kasabalarını, Kuvvacıları, onurlarını satan eşraf, yerel yöneticiler, bazı din adamları… Asker kaçakları… Altmış bin kişilik ordunun otuz bini bazı işbirlikçilerin, mandacıların, teslimiyetçilerin söylediklerine kanıp, kandırılıp silahlarıyla birlikte askerden kaçıyor. Düşman o esnada yüz yirmi bin kişi! 1911’den beri dört bir tarafta durmaksızın savaşan halkın içinden çıkan, direnişe inanmayan, bu savaşın diğerlerinden farklı olduğunu anlayamayan bu kaçaklara üzülmek mi lazım, öfkelenmek mi?

İşte Turgut Özakman bu romanda insanların, insanlığın hikayesini anlatıyor bize. Onun elli küsur yıllık emeğinin sonucundan bir kaç sayfada bahsedip geçmek mümkün değil aslında. Haddim olmayarak bunu yapmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Artık ülkedeki siyasal düşünce tarzının tam teslimiyete dönüştüğü günümüzde, tam bağımsızlıktan başka bir istekleri olmayan bu insanlara ve onların destanını yazarak onlara en güzel anmayı yapan yazara bu sayfada şapka çıkartmak. Niyetim bu. Kitabın kalınlığına aldanıp okumaya gözü korkanlara bayağı magazinlerden, ucuz sitkomlardan, pespaye dizilerden uzakta, hüzünlü, acılı ama çok etkileyici birkaç saat vaat eden bu destanı mutlaka okuyun. Pek çok şeyin günümüzde yaşadıklarımıza ne kadar benzediğini görüp üzüleceksiniz ama ayırdığınız zamana değecek. Peşinden de Nazım’dan “23” centlik askere dair ile Kuvay-i Milliye destanını okursanız kendiniz için çok güzel işler yapmış olarak günü kapatacaksınız…

YAZARIN HAYATI

Turgut Özakman, 1930′da Ankara’da doğdu. Ankara Üniv. Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Bir süre avukatlık yaptı. Köln Üniversitesi Tiyatro Bilimi Enstitüsü’ne devam ettikten sonra Devlet Tiyatrosu’na  girdi. TRT’de Merkez Program Daire başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Devlet Tiyatrolarında Genel Müdür Başyardımcılığı ve 1983-1987 yılları arasında Genel Müdürlük yaptı. 1988-1994 arasında Radyo-Televizyon Yüksek Kurulu’nda üyelik ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Evli. Üç çocuğu, üç torunu var. 28 Eylül 1998′de, ‘üstün hizmetleri dolayısıyla’ Anadolu Üniversitesi’nce ‘fahri doktor’ unvanı verilen Özakman, sayısız esere imza attı. 2002 Nisanında Eskişehir Belediye Başkanlığı, açtığı ikinci tiyatroya ‘Turgut Özakman Sahnesi’ adını verdi.

KİTAP HAKKINDAKİ ELEŞTİRİLER

Kitaba olan ilgi alaka en üst düzeyde. Kitap şu an yaklaşık 140 baskı yaptı ve 300.000′den fazla satmış durumda. Aslında kitap için yapılan eleştiriler genelde oldukça müspet ve duygu yüklü! Bu yüzden o tür eleştirilere hiç değinmeyeceğim! Kitap üzerinde yapılan birtakım polemikler var ben esas onlar üzerinde durmak istiyorum!

1- Kitabın bazı güç odaklarınca(derin devlet ya da Genelkurmay tarafından) ısmarlama olarak yazdırıldığı polemiği. Bana göre ister ısmarlama ister kendiliğinden yazılmış olsun bunun hiç önemi olmadığını düşünüyorum. Kim ne niyetle ısmarlamış olursa olsun helal olsun diye düşünmekteyim. İyi ki ısmarlamışlar Turgut Özakman’da iyi ki yazmış bu şaheseri. Bu konunda bence hiç önemi yok!

2- Atatürk’ün ilahlaştırma çabalarında son mertebe olması polemiği. Aslına bakılırsa bu polemik azıcık haklı gibi görünsede şahsi kanaatim 20.yy’ın dahisi bir devlet adamı, lider, asker olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu övgüyü hak ediyor. O ve silah
arkadaşlarının öngörülemez mantık ve taktikleri yokluk içerisinde o savaşlar kazanılmıştır.

3- Mehmet Akif Ersoy ve İstiklâl Marşımızdan hemen hemen hiç bahsedilmemesi polemiği. Benim tek katıldığım eksiklikte bu. Kitapta İstiklâl Marşımızın kabulü hiç bahsedilmemiş, Mehmet Akif Ersoy’dan ise tek pasajla bahsedilip geçilmiştir. Bunun neden olduğunu da hiç anlayamadım. Unutulmuş mu, atlanmış mı bilemem ama kitabın tek eksiği bu! İnşaallah gözden geçirilecek yeni baskılarda bu eksiklik giderilir ya da bu konuyla ilgili yeni bir destan yazılır.

4- Kitabın tarih kitabı olarak lanse edilmesine rağmen roman oluşunun gözardı edilmesi polemiği. Doğru bu kitap bir tarih kitabı değil. Yazarı roman olarak tanımlamış. Aslında romandan çok bir anılar almanağı. Yine doğru bir tespitte roman ya da benzeri edebi metinlerden tarih öğrenilemeyeceği! Ancak bana göre bunun iki istisnası var! a- Kilit-Anahtar-Kapı-Konak-Çatı-Üçler Yediler Kırklar-Bu Atlı Geçide Gider-Geçitteki Ülke-Darağacı-Gecevakti Gündönümü-Sabır-Ebemkuşağı’ndan oluşan Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun 12 ciltlik dev eseri ve Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler isimli şaheseri. Bu kitaplardan bal gibi tarihte öğreniyoruz.

KİTAPTAN BAZI BÖLÜMLER

“Sabah İstanbullular, Kızılay’ın çağrısına
uyarak para yardımı yapmak üzere gazetelerde sıraya girdi. İleri gazetesinin dar
idarehanesine sığmayanların büyük kısmı, dışarıda kalmıştı.
Kaldırımın sonunda bir işgal devriyesi
göründü. Düzenli adımlarla yaklaşmaya başladı. İşgal askerlerine, her zaman
kenara çekilerek yol veren İstanbullular, bu sefer kıllarını bile
kıpırdatmadılar. Devriye kolu, kalabalığın arasından geçmeyi göze alamadı, yola
inerek geçip gitti.
İçerde, daha afyonu patlamamış olan huysuz
idare memuru, bir deftere, söylene söylene, bağış yapanın adını ve bağış
miktarını yazıyordu.
‘Kahveci Ali, 100 kuruş.’
‘Eskici Yusuf, 50 kuruş.’
‘Hallaç Asım, 75 kuruş.’
‘Bakkal Ahmet, 100 kuruş.’
‘Terlikçi Adem, 200 kuruş.’
Sırada, küçük, cılız bir oğlan vardı. Bir
önceki bağışçının çocuğu sanan memur, öfkeyle, yürüyüp yol vermesi için işaret
etti. Ama çocuk yürümedi, büyük bir ciddiyetle, bütün servetini çıplak masanın
üzerine bıraktı:
‘Hasan, 5 kuruş.’
Suratsız idare memurunun birdenbire gözleri
doldu. Ağladığını göstermemek için yüzünü, kocaman mendilinin arkasına
saklayarak gürültü ile burnunu sildi.”

“Yetmiş beş kağnılık bir kağnı kolu
İnebolu-İkiçay’dan yola çıkmak üzere idi. Zafer Kemal ‘Uğurlar olsun anam!’diye
seslendi.
Kolbaşı, ‘Sağ ol oğul’ dedi,
elindeki sopayla öküzünü dürttü.Kağnılar tekerleri inleyerek kımıldayıp
yürüdüler. Kağnıcıların hepsi kadındı. Yalnız üçüncü kağnıyı on iki yaşında bir
erkek çocuk yediyordu. Kadınlardan biri hamile idi. Yedinci kağnının yanında
yürüyen sırım gibi genç kadının ayakları çıplaktı. Bazı kadınlar bebeklerini
torbalayıp sırtlarına bağlamıştı.
Genç subaylardan biri içi ürpererek,
‘Ne mübarek kadınlar bunlar’ dedi. Öyleydiler. Yavrularına yiyecek taşıyan anaç
kuşlar gibi orduyu besliyorlardı.
Kağnı kolu gacırdaya gacırdaya
uzaklaşıp gitti.”

“Ela gözlü bir genç kadın usulca Kara
Fatma’ nın yanına sokuldu,alçak bir sesle,”Aradığım iti sonunda buldum abla”dedi.Kara
Fatma da fısıltıyla sordu:
‘Hangisi?’
‘Ateşin yanında duran.’
Ateşin yanında esmer,kıvırcık saçlı,dolgun
dudaklı bir çeteci duruyordu.Kara Fatma’nın bakışından huylanıp başın öne eğerek
suratını saklamaya çalıştı.
‘Komutan diri isterim dediydi.’
‘Öldürmeyeceğim.’
‘Peki öyleyse.’
Ela gözlü kadın ilerlerdi, tüfeğinin
namlusuyla Rum çetecinin çenesinin altına dokundu:
‘Kaldır başını!’
Erkek başını doğrulttu.
‘Bana bak!’
Erkek baktı.
‘Tanıdın mı beni?’
Erkek gözlerini kapadı, zor duyulur bir
sesle ‘Affet’ dedi.
Kadın bir adım geri çekildi. Olacağı sezen
kadınlar ve çeteciler nefeslerini tuttular. Erkeğin apış arasına ardarda iki el
ateş etti. Erkek yakıcı bir çığlık atarak parçalanan kasıklarını tuttu, sarsıla
sarsıla dizlerinin üstüne çöktü, başı önünde, ulur gibi bağırmaya başladı. Ela
gözlü kadın Kara Fatma’ya minnetle baktı:
‘Sağol abla. Belki artık rahat
uyuyabilirim.’
‘Tamam kızım.’ ”

“Bunları konuşurlarken birden odanın
kapısı ardına kadar açıldı. Kapının çerçevesi içinde Emirdağ’ın delisi Battal
belirdi.
Bağırdı:
‘Selamünaleyküm!’
Kaymakam öfkelendi:
‘Ulan deli, baksana çalışıyoruz. Çık
dışarı!’
‘Kızma beyim, biliyorum, onun için
geldim. Duydum ki Kemal’in askeri çıplakmış. Allah şahidimdir üzerimdekinden
başka çamaşırım yok. Çoraplarımı getirdim. Şimdi yıkadım, temizdir.’
Yaklaşıp masanın üzerine bir çift
ıslak yün çorap koydu. Çarıklarını sıyırıp odanın ortasında bıraktı.:
‘Aha bunlarda çarıklarım. Haydi
kolay gelsin!’
Çıplak ayak, huzur içinde yürüyüp
çıktı. Kapıyı gümleterek kapadı.
Üyelerin dilleri tutulmuştu sanki.
Kaymakam, ‘Halktan kuşkulandığımız için tövbe edelim beyler..’ dedi,’..Deli
Battal gibi bir garibin bile yüreği köpürdüyse, tekmil halk ayaklanacak
demektir.Hızlanalım.’ ”

” ‘Ağlaşmayı kesin, sıhhiye geldiiii!’
Tedavi yöntemleri çok basitti. Tabanı
kabaranlara biri süvari çizmesi giydiriyor, öteki sırtına binip bağırıyordu:

‘Zıpla!’
Asker zıplayıpta yere basınca, taban derisi
patlayıp anında ete kaynıyıveriyordu.”

|» Roman Özetleri Sayfasına Dön! « |

 Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…



İle Yorum Yap!
43 Yorum Bulunmaktadır
Vahap on Şubat 14th, 2008 at 19:23

Bu kitap çok güzel.Okumuştum.Osmanlı ile ilgili bilgi veriyor.Fakat çokkk uzun.İşte bu kötü.

yüksel on Mart 21st, 2008 at 19:37

bu kitapta ben şunuda farkettim ataTürkten mehmet akif ersoydan az söz edilmiş olabilir ama bunun nedeninin kurtuluş savaşında ve de çanakkale savaşında ülkemizi kurtaranın sadece Gazi Mustafa Kemal paşamız değil Türk ordusunun olduğunu Türk kadınlarının olduğunun ve daha nicelerinin olduğunu göstermek için bötle olduğunu düşünüyorum

büşra on Mart 24th, 2008 at 19:11

Çoook güzel muhteşem bir şey tebrikleer.

şüheda on Mart 31st, 2008 at 18:02

:-) tebrik ederim çokk güzel olmuş

mrv on Nisan 4th, 2008 at 17:16

gerçekten çok güzel çok beğendim çook teşekkürler :-P

YELİZ on Nisan 7th, 2008 at 12:40

YA VALLA ÇILDIRACAĞIM HANİ BU ROMANIN AYRINTISI BEEE. YANİ BEN BUNU OKUYACAĞIMM MI? ŞİMDİ YA AMA BU KİTAP ÇOK UZUN.PÜFF…

cansu on Ağustos 31st, 2008 at 13:10

Öncelikle bizler için bu kitabı hazırlamış olan Turgut ÖZAKMAN’A teşekkür ediyorum. Fakat bu kitap çok uzun olduğu için özetini okumayı tercih ettim.. :-)

SiNaN on Eylül 4th, 2008 at 11:13

Bence özetiyle yetinmeyin. Kitabı baştan aşağı okuyun. Hepsi 608 sayfa zaten. En fazla iki haftanızı alır…

Türkçeci03 on Eylül 17th, 2008 at 00:12

Ben bir Türkçe öğretmeni olarak bu kitabı okumaya başladım ve beğenmedim. Biraz objektif olmalı ve eleştiri yapabilmeliyiz. Bu romanı eleştiren arkadaş gibi Atatürk’ün ilahlaştırılması doğru değil. Türk milleti bir kenara atılmış sanki bir kişi her şeyi yapmış havası vermek anlamsız. Atatürk olmasaydı başka bir Atatürk çıkmayacak mıydı bu milletin içinden? Bu millet koyun gibi tek kişiye mi bağlı? Bunları da düşünmeliyiz. Mehmet Akif Ersoy’u ve İstiklal Marşı’nı neden unuttukları sorgulanmış. Sorgulanacak bir şey yok. Siz kalkıp tek kişiyi ilahlaştırırsanız ne Mehmet Akif’in ne de Fevzi Çakmakın bir önemi kalmaz. Masallarla kendimizi avuturuz. Yarın savaş çıksa ne olacak, esir mi olacağız? Ee Atatürk yok. Mandacı mı olacağız? Yapmayın bu milleti küçümsemeyelim.

Orkun Kutlu on Eylül 17th, 2008 at 11:08

Türkçeci03,

Türklüğün değerlerine karşı ön yargılı olduğunuz, iletinizden anlaşılıyor. Bahsi geçen kitapta, Turgut Özakman’ın belirttiğiniz gibi Ulu Önder’i ilahlaştırdığını, yalnızca Atatürk’ü sevmeyenler söyler. Yüce Önder, sıradan bir insan değildi. O, macera peşinde koşup da, başına talih kuşunun konmasıyla “önder” olmadı. O ileri görüşlü, yüksek zekalı büyük bir bilgeydi. Onun için böylesine ulu bir kişinin kitapta övülerek anlatılması doğaldır.

Türk ulusu, kahramandır, yetenekli, soylu ve mücadelecidir. Tarihte bunun izlerini çokça görmek mümkündür. Böyle yüce bir ulusun kazandığı başarıların tek kişide odaklandırılması, kuşkusuz doğru olmaz. Bu tıpkı şuna benzer: Bilgisayar yaşadığımız çağın buluşu olan, mükemmel bir şeydir. Yalnız onu kullanabilecek biri ortada yokken, o makine bir “hiç”tir. Önderler de böyledir işte. Ulusumuzun değeri, onu yüceltmek isteyen yüce şahsiyetlerin sayesinde değer kazanmaktadır.

Unutmayın ki Atatürk, milli mücadelenin başlamasını sağlayan, Araplaşmış TÜRK ulusunu yeniden özüne döndürmeyi ülkü edinmiş biridir. Yaşadığımız günü bile, yıllarca önceden kestirerek büyük devrimler yapmış üstün nitelikli bir kişidir. Bunun için “Atatürk olmasaydı, başka bir Atatürk çıkmayacak mıydı?” demek, çok saçma olur. Peygamberler de doğmasaydı, onların yerine peygamber olacak kişiler kuşkusuz olacaktı. Fakat biz onlara Tanrı’nın kut verdiğini düşünerek saygı duyuyoruz.

Esen kalın…

MUSA on Eylül 17th, 2008 at 17:23

Kitap çok şahane gerçekten, okuyan olursa milletini daha iyi anlar ve tanır. Günümüzdeki gençlerin bu kitabı okumalarını çok isterim.

BAHAR :) on Ekim 10th, 2008 at 17:04

Ya şu çılgın Türkler kitabı gerçekten güzel bir kitap, ama ben o kadar okudum (daha bitmedi) ama anlamıyorum. Bazı yerlerini anlıyorum, bazı yerlerini anlamıyorum.

nilsu on Ekim 19th, 2008 at 14:53

Kitap güzel, güzel olmasına da bir de özeti uzun ve açıklayıcı olsa daha iyi olmaz mıydı?

ceyhun on Ekim 22nd, 2008 at 18:15

Yapılan eleştiri benim çok işime yaradı. Tüm ekibe teşekkür ederim.

Esma on Kasım 2nd, 2008 at 20:05

Kitap çok etkileyici ve sürükleyici, çok beğendim.

yiğit on Kasım 5th, 2008 at 17:17

TURGUT ÖZAKMAN’a çok teşekkür ediyorum. ŞU ÇILGIN TÜRKLER kitabı çok güzel. Ben 15 yaşındayım. ŞU ÇILGIN TÜRKLER kitabını okuduktan sonra TÜRKİYE’nin nasıl kurulduğu hakkında çok bilgi edindim. TURGUT ÖZAKMAN’a çok teşekkür ederim.

zafure on Kasım 10th, 2008 at 18:51

Kitap özeti güzell ama bence yeterli değil. Daha iyi olabilirdi. 700 küsurluk romandan bu kadar bir özet çıkmaz. Bu olsa olsa anafikri konusu falan olur. Daha fazlası olsa da iyi olurdu. Umarım yazduklarımı dikatte alırsınız ama site fena değil.

Nisa on Kasım 11th, 2008 at 20:45

Ya hoca bize kitabı okuyun özet çıkarın dedi ama tarihi hiç sevmem. İlgi alanım matematiktir o yüzden hiç okuyasım yok. Şu özet daha uzun olsaydı oradan yazardım ama malesef kısa. Ama yine süper siteymiş.

baycanarig on Kasım 19th, 2008 at 17:05

Çok sürükleyici, bu genclere bu kitabı tavsiye ederim ve Türk milletinin okuması lazım.

kübra on Ocak 8th, 2009 at 19:14

Ellerinize sağlık gerçekten çok güzel bir site.. Bana ödevlerimde çok yardımcı oldun. Çok teşekkürler…

mert on Şubat 18th, 2009 at 15:46

Ben bu kitab’okudum ve beyendim acaba sorabilirmiyim bu kitap kaç sayfa?

Yasemin polat on Haziran 29th, 2009 at 15:19

Tarihini öğrenmek, atalarıyla gurur duymak ve nasıl bir geçmişimiz olduğunun bilincinde olmak isiyorsanız mutlaka kitabı okuyun.

İbrahim on Ağustos 4th, 2009 at 14:17

Süper bir kitap. 4 kere okudum. Ah şu çılgın Türkler yok mu…

Tansel on Nisan 5th, 2010 at 13:58

Özet için çok teşekkürler çok yardımı oldu ama birazcık daha uzun olsaydı çok daha fazla yardımı olabilirdi. Yıllık ödevim olmasa kitabı okumaya pek niyetim yoktu ama iyiki verilmiş de okuyorum. Herkesin okuması gereken bir kitap bütün öğretmenlerin bu kitabı tavsiye etmesi lazım. Kitap kalın olduğu için gözde büyüyebiliyor ama okuduktan sonra Turgut Özakman’ın diğer iki kitabınıda alıp okumak isteyeceğimi biliyorum.Herşey için teşekkürler.
Ayrıca Atatürk’ün ilahlaştırılması polemiği bana saçma geldi. O olmasa başkları yapardı demek de çok saçma bir şey çünkü böyle bir insan gerçekten yüz yılda bir gelir ve Atatürk olmasaydı başkasının aynı şeyleri yapıp vatanı kurtarabileceğine inanmıyorum. Tabi ki fedakar Anadolu halkının, kendinden çok vatanını düşünen Anadolu halkının bu kurtuluştaki payı çok büyük. Artık insanların bencilleştiğini ve eskisi kadar fedakarlık yapmayacağını hepimiz biliyoruz eski Anadolu halkıyla bugünkü Anadolu halkını kıyaslayamayız.

batuhan on Eylül 13th, 2010 at 12:58

Şu çılgın Türkler 679 sayfadır…

seda on Ocak 10th, 2011 at 18:06

Şu çılgın Türkler kitabı gerçekten güzel bir kitap, Kitap çok etkileyici ve sürükleyici, çok beğendim ben ellerinize saqlık gercekten çok güzel bir site…

sıtkı on Ocak 18th, 2011 at 00:16

Bence bu kitap yetmez ama tamam denilecek türdendir gençler için sinema ya uyarlanmalı fakat paradan kaşılırsa bu iş olmaz.

nuh on Ocak 27th, 2011 at 18:29

bence harika ve mütiş

nuh on Ocak 27th, 2011 at 18:31

Bence güzel olmuş.

gülşah on Şubat 20th, 2011 at 16:17

bu kitabınn özeti çıkarılacaq ..

egehan on Mart 15th, 2011 at 19:59

bence kitap güzel olduktan sonra uzun olması önemli degil ben 14 yasındayım 5 günde btirdim bu kitabı

egehan on Mart 15th, 2011 at 20:02

bence kitabı 4 kere okumanın bir manası yok

egehan on Mart 15th, 2011 at 20:05

anlamıyosan biraz daha büyüyünce oku emin ol o zaman anlarsın

egehan on Mart 15th, 2011 at 20:07

asla özetiyle yetinmemelisin okumayı dene

bilinmeyen biri on Mart 18th, 2011 at 17:43

Benim abim bu kitabi 2 günde bitirdi…
2 gün boyunca durmadan bunu okudu yemekte bile bunu okudu 1 gün boyunca uyumadı ama bu yaptıklarına değdi yani süper bir kitapmış ben daha okumadım ama…

fatma şeyma on Nisan 20th, 2011 at 10:10

Selam. Millet siz ne saçmalıyosunuz neresi güzel bu romanın bize cemilcik verdi.

binnaz on Nisan 20th, 2011 at 10:31

Bakın millet dürst olun. Ayıgınızı denk alın bizede proje olarak verdiler. Lanet girsin.

Yeşim Işık on Haziran 21st, 2011 at 21:54

Arkadaşlar bu kitabı öğretmen okumamız için önerdi. Kitap güzelmi?

beyza sevil tokmak on Ocak 5th, 2012 at 18:47

bizm fen öğretmenimiz çok güzel bi kitab dedi.ben de merak ettiğim için aldım.gerçekten çok akıcı bir kitap.türkçe notum 83 iken 94 e yükseldi…

yeliz on Ocak 9th, 2012 at 06:15

Öncelikle bu yazıyı bızlerle paylasan ınsana cok tesekkur ederım soyledıklerınle cok haklısın bende bu kıtabın her sayfasını okurken suankı halımızden ne farkı var kı dıyerek okudum atalarımızın bu destansı mucadeleyı verdıgının uzerınden daha bı asır bıle gecmemısken aynı duruma gelmıs olmak ne acı mılletımız sacma sapan gruplara ayrılmıs durumda tarıhımızı bılmıyoruz hıc bı sekılde ogrenmek ıcın bı yerden baslayın turk genclıgı ve kıtap sızler ıcın cok guzel bı baslangık cunku tarıhımı bılıyor olasaydık bu kadar kısa surede bu hale gelemzdık kımse bıze bu sanlı tarıhı unutturamazdı neden kustugunu bılmeden kardes kardese kusmesdı herkes kendı kapısının onunu supursun o zaman hıc bır derdımız kalmaz suan savas cıksa en onde ben gıderım dıyen bır suru ınsan cıkar ıcımızden ama onemlı olan tekrar aynı noktaya gelmemek bızı savasla yenemeyen devletlerın ıcden fethetmeye calıstıklarını en kısa zamanda farkedıp bırseyler yapmaktır demınde dedıgım gıbı herkes kapısının onunu supurse yetecek kımsenın lafına kanmadan hıcbır gızlısı saklısı olmayan tarıh bılgılerıne baksa yetecek hıcbırsey yapamıyorsanız canakkaleye gıdın ve ordakı sehıtlerın adını okuyun bakın nasıl yatıyor kurt turk kardes yanyana koyun koyuna sozun kısası arkadaslar ulu onderımız baska bır MUSTAFA KEMAL beklemedı o yuzden bızde beklemeyelım……

Bahar on Nisan 22nd, 2013 at 21:55

Güzel bir kitap ama yaşı 13-14 olanlar için ağır bir kitap ben okumaya başladığım günden beri memnun kaldım ama zor biten bir kitap benim performans ödevim kitabı bitirdim ama hiç bir şey anladım mahalesef :( Kitap özetini yanlış anlattıysanız eğer çok üzülürüm bu not benim için çok ama çok önemli…SEVGİLERİMLE :)

Nilay on Eylül 29th, 2013 at 14:04

Bu kitap benim yıllık ödevim daha 14 yaşındayım ve okumak bana zor geldi ama güzel bir kitap saolun :)

isimsiz on Ocak 5th, 2014 at 16:23

14 yaşındaydım ve türkçe performans ödevimi yaptım sizin sayenizde 100 aldım :)

Yazı Detayı