Ana Sayfa » Roman Özetleri » Şiir Öykü Roman » Uzun Beyaz Bulut Gelibolu (Buket Uzuner) – Roman (Kitap) Özetleri
55


(Buket Uzuner)

KİTABIN ADI :
KİTABIN YAZARI :
YAYIN EVİ VE ADRESİ : Remzi Yayın Evi A.Ş.
BASIM YILI : 2001

 

KİTABIN KONUSU

 

Çanakkale Savaşları’nda ölen büyük dedesinin kayıp mezarını aramak için Gelibolu’ya gelen Yeni Zelandalı genç bir kadın ve Çanakkale Milli Parkı’nda bastonuyla dolaşan Türk Nine’nin akıllara durgunluk veren seksen beş yıllık sırrını anlatmaktadır.

 

KİTAP ÖZETİ

 

Yazar; gelibolu kitabında seksenbeş yıllık büyük bir sırrı, savaşın anlamsızlığını,esrarını ve düşmanlıkların, kötülüklerin, bir araya gelmiş hiçlerin ötesinde tarihin birleştirici gücünde ortaya çıkarmıştır.

 

Olaylar 1915 Çanakkale Savaşı’nda Osmanlı Teğmeni Ali Osman Bey ile Anzak Er Aliastair John Taylor’ın belki bir tesadüf, belki bir mucize eseri karşılaşıp insanlığı dehşete düsürecek biçimde verilmiş bir ders şeklinde anlatılmaktadır.Yüz , , Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

 

Mart 2000 sabahı Çanakkale Savaşlarında öldüğü ya da ölümüne dair hiçbir ipucu bulunmayan Er Aliastair John Taylor’ın kayıp listelerinde yer almamasının ötesinde, onun yani büyük dedesinin varlığına, aslında ne ölü ne de kayıp bir insan olmadığına dair bir ipucu arayan Victoria Taylor’ ın Ece Yaylası köyüne gelmesi ile başlar.Daha fazla…
Her yıl olduğu gibi binlerce Anzak’ın gelip ataları için Gelibolu’yu ziyaret etmeleri gibi o sene Victoria adındaki genç bayan da dedesinin anısına, belki bir iz bulurum düşüncesiyle şehir merkezinden kendine turist acentası tarafından verilen Mehmet isimli rehber çoçukla Anzak koyu adı verilen yere gelir. Yıllar önce Çanakkale’ de, yani şu an üzerinde bulunduğu topraklarda dedesini bir daha haber alınamamazcasına kaybetmiştir. Hayatını dedesinin en azından mezarını bulamaya adıyan bu genç kız son olarak şansını bir de burada denemek amacıyla Gelibolu’ya bulunur.

Ece Yaylası Köyü Gelibolu anılarının geçtiği, yıllarca efsanelerin anlatıldığı tipik bir Türk köyüdür. Viki buraya geldiğinde kendi dedesi yani Er Aliastair John Taylor’un bir benzeri olan Gazi Ali Can Çavuş’u hem anlatılanlara göre hem de resimlerindeki benzerliklerine göre kendi dedesi olduğunu düşünür. Bu düşüncesi kendisine göre belki mantıklı gelebilir ama bunu rehberi Mehmet aracılığıyla köylülere anlatınca, onlar bu saçmalıkların yıllardır kendilerine kahraman olarak gördükleri Ali Can Çavuş’un üzerine atılan bir lekeden başka bir şey olmadığını düşünürler. Ne kadar da Viki bu olayların gerçekleğinin üzerinde durursa dursun, köylüler bu aralarına bomba gibi düşen felaket niteliğindeki haber konusunda bu hanıma yardımda bulunmazlar. Sonuçta Türk misafirperverliğinin verdiği nezaket nedeniyle köy muhtarı Anzak Koy’ una bakarak günlerce ağlayan bu kızın Ali Can Çavuş’dan miras olarak kalan tek canlı hatıra, kızı yani Beyaz Hala’ yla konuşmasını sağlar.

 

Beyaz Hala gerçektende köy ortamında yetişmesine rağmen yeteri kadar kendini yetiştirmiş ve babasının da ona yardımıyla ingilizce dahi öğrenmiştir. Nasıl köylülerin gözünde Ali Can Cavuş’un bir yeri, bir değeri varsa Beyaz Hala’nın da ayrı bir yeri vardır. Viki, Beyaz Hala’nın yanına muhtar tarafından getirildiği zaman ilk iş olarak dedesinin onun babası olduğunu söyler. Tabiki köylüler gibi Beyaz Hala da bu olaya fazlasıyla şaşırır ama yine de onunla yanlız konuşmayı kabul eder. Eve girdiklerinde Beyaz Hala neden Viki’nin böyle bir düşünceye kapıldığını sorar. Viki de otuzbeş yıllık hayatı boyunca kendisini bu olaya adadığını ve en sonunda her bulduğu bilginin onu buraya kadar getirdiğini söyler. Bundan sonra da sadece Beyaz Hala’nın kendisine yardım edebileceğinin farkındalığını anlar. Köylüler dışarıda evin içindeki olup bitenlerin merakı içinde iken Beyaz Hala, yaşının da getirdiği yavaşlık itibariyle ağır ağır olayları başından itibaren anlatmaya başlar.

“Yıllar önce Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Harbine katılamasıyla birlikte askerlik yaşı gelmiş herkesi orduya çağırmışlar. Bunların arasında İstanbul’dan gelen Teğmen Ali Osman Taylar’da varmış. Ali Osman Çanakkale Cephesine atanmış ve ilk günden itibaren sıcak savaşla burun buruna yaşamaya başlamış. Hiçbir zaman savaşın insanlara ne getirdiğini anlamayan bu adam yine de gösterdiği başarılar ile adını sıkça bu cephe de duyurmuş. Tabiki bu sırada İngilizler tarafından binbir vaat ile kandırılarak ülkelerinden alınan binlerce genç Anzakta bu savaşın ortasın bulunuyormuş. İşte bunların arasında Viki’nin dedesi olan Er Aliastair John Taylor da varmış. Savaş iyice kızgınlaştığı bir dönemde, Türk ordusunun İngilizlere geçit vermediği sıralarda bir olay yaşanmış. Deniz yoluyla kıyıya indirilen Anzak birliği hiç kimse tarafından asla ama asla sırrı çözülemeyen bir beyaz bulut tarafından yutulmuş. İşte bu beyaz bulutun içinde kaçışan askerlerden olan Aliastair de kendini kurtarma çabasına sağa sola koşuyormuş. Savaşın anlamsızlığının kafasında canladığı bu kısa an içinde ölmek ile yaşamak arasında hiçbir farkın kalmadığını anlamış. Bunun üzerine kendini kurşun seslerinin geldiği yöne doğru atmış ama birden nedeni anlayamadığı bir sebepten dolayı bedenini yerde bulmuş. Baygın olarak yattığı bir günden sonra kalktığında ayağının takıldığı şeyin aslında bir dal parçası veya taş değil de bir insan bacağı olduğunun farkına varmış.

 

Bu insan işte İstanbullu genç Zabit Ali Osman Teğmen’miş. Ama artık yaşam sanşı onun için gerçektende cok azmış. Yaşadığı kısa süre içerisinde Aliastair ile dost olmuş ve onun kendi yerini almasını, en azından annesine cephede yazdığı mektupları iletmesini istemiş. Bu fikir Anzak erine gerçeten de düşünülecek kadar cazip gelmiş. Çünkü o savaşın içinde birbirinden iğrenç insan vahşetiyle birlikte birçok gün geçirmiş, ne kadar geriye dönse de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlamış. Ya yaşamaya yeniden başlatacak ya da hayatına burda son verecekmiş. Yaşam ve ölüm arasında giden bu karar aşaması yaşam cevabı ile sonuçlanmış. Kısa bir süre sonra Teğmen Ali Osman hayatını kaybetmiş. Artık bu Anzak erini yeni bir yaşam bekliyormuş. Ama o da çok geçmeden günlerdir aç ve susuz dolaşmanın verdiği yorgunluk ile yere yığılmış. Gözlerini açtığında karşısında bir köylü güzelini bulmuş. İsmi Meryem olan bu genç kız Aliastair’ı bulduğu vakit ona tutulmuş ve onu köye getirmiş. Köylülere onu, İngilizlerin elinden kurtulmuş ve uzun süre eziyet edilmiş bir zabit olarak tanıtmış. Yani, artık o bir kahramanmış. Yıllar geçtikçe Aliastair Meryem’inde yardımıyla Türkçeyi iyice öğrenmiş ve hiçbir zaman kimseye kendisinin bir Anzak eri olduğunu belli etmemiş. Hayatı boyunca üç çocuğu olmuş. Bunlara Yeni Zelenda’nın timsali olan Uzun, Beyaz, Bulut adını vermiş. En sevdiği kızı Beyaz’ı tam istediği gibi yetiştirmiş ama Meryem’in onu kıskanması ve izin vermesi üzerine okula gönderememiş…”

 

Beyaz Hala bunları Viki ye anlattığı vakit anlaşılır ki Viki gerçektende haklı çıkar. Yani dedesi Beyaz Hala’nın babası olan kişi, yıllardır köylülerin bildiği Ali Can Çavuş’dur… Artık yıllardır öğrenmek için çabaladığı dedesinin meçhul kimliği su yüzeyine çıkar. Bu olayı hemen herkese anlatmak ister…

 

Viki ve Beyaz Hala günlerce içeride konuşmalarından dolayı dışarıda olup bitenlerin farkında olmazlar. Dışarıda büyük bir medya ordusu onları bekler. Onlar içerde birbirlerine sırlarını anlatırken bu haber kısa süre içerisinde tüm yurda yayılır ve haber peşinde koşan medyanın ilgi odağı olur. Asıl amaçları sansasyon yaratmak olan bu gazeteci ve televizyoncu ordusu haberi büyüterek halkın ilgisini çekecek bir şekle sokmaları kısa sürer. Hatta bu olay milletler arası bir sorun olup büyük elçilikler bile olaya karışır. Bu olayları öğrenen Beyaz Hala İstanbul’daki kardeşi olan Bulut’un avukat oğlu Ali Osman Taylar’ı çağırır. Ali Osman, Beyaz Hala’nın en güvendiği bir aile üyesidir ki bu yüzden her şeyi ona daha ufakken anlatmıştır. Ali Osman eve geldiği vakit Viki ona tabiri caizse ilk görüşte aşık olur. Yıllardır dedesinin peşinden koşturan bu genç kadın, kendi hayatını yaşamaya hiçbir fırsatı olmadığının farkına varır. Bunu anladığı vakit ise çoktan avukat beye tutulur. Ama bu aşk bir yana dursun önemli olan bu olayın medyaya daha fazla yansımadan silinmesidir. Yıllardır bir Türk kahramanı olarak bilinen Ali Can Çavuş’un şimdilerde birden bire bir Anzak eri olarak belirtilmesi gerçekten de halkın karışmasına neden olacak, bu da medyanın galibiyetine sebebiyet verecektir. Bundan dolayı Beyaz Hala, Viki ve Ali Osman olayların büyümemesi amacıyla bir basın toplantısı yapmaya karar verirler. Bu toplantıda herşeyin bir yanlış anlaşılma olduğu anlatılacak böylelikle hem köylü buna memnun olacak hem de hayatlarının geri kalan bölümünde rahat yaşayacaklardır. Bunun üzerine birlikte aldıkları kararı kısa sürede uygularlar. Medyanın hayal kırıklığı, Türk halkının ve Viki’nin sevinci ile olayı tatlıya bağlarlar…Olayların bitiminde Viki Ali Osman’ a ,Ali Osman’da Viki’ye aşklarını ilan ederler. Artık ortaya çıkan sır hayat boyu bu üç kişinin arasında kalır ve onları birbirlerine hayat boyu bağlar…

 

Kitabın Ana Fikri

 

Türkiye’ yi artık kendi geçmişi ve kimliğiyle hesaplaşabilecek zaman ve zemine kavuşturmak, kültürümüz ve tarihimizle hesaplaşmamızı sağlamak, daha çok canımızın yanacağını bile bile soran, eleştiren ve denetleyen vatandaşların yaşadığı aydınlık bir ülkede yaşamak için çaba sarfetmezi gizliden gizliye içimize işlememiz gerekmektedir.

 

KİTAPDAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

Beyaz hala : Gelibolu romanının çok sevilen bilge köylü ninesidir. Beyaz Hala adlı karakter, babasıyla İngilizce konuştuğu için İngilizce bilen, ama köyünden dişarı çıkmadığı için Gelibolu ağzıyla konuşan bir Anadolu ninesidir ve ingilizce bilmesi dışında bu memleketi iyi tanıyan hiç kimseye yabancı gelmeyecek kadar gerçektir

 

Victoria : Kendi ülkesinden çok uzaklara ideallerini gerçekleştirebilmek için gelen gerçekten cesaretli, azimli, kararlı bir bayandır.

 

Aliastiar John Taylor : İngilizler tarafından aslında kendi milleti olmadığı halde onlar için savaşmaya çağrılan, savaşın anlasızlığını kısa sürede anlayıp geri kalan yaşamını bu şavaşın etkisinde kalmamak için baştan aşağı değiştiren cesaret dolu bir adamdır.

 

Ali Osman Teğmen : O da ne kadar da savaşın gereksiz olduğunu düşünsede kendini milleti için feda etmekten çekinmeyen ve ideallerinden ödün vermeyen bir gençtir.

 

Avukat Ali Osman : Aynı Beyaz Hala’nın tavırlarını alan, kendinden çok emin, olaylara çabuk hakim olan birisidir.

 

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER

 

Buket Uzuner’in son romanı Uzun Beyaz Bulut Gelibolu’yu okurken sanki yakın geçmişimizdeki gizli bir geçitte dolaşır gibi daha önceden bilmediğiniz bazı kapıları açarak günümüzün kilitli kapıları önünde biten, keyifli bir okuma yolculuğu ama acıtıcı bir hesaplaşma içinde buldum kendimi.Yazar, kitabında ayrıntıların ötesinde, yarattığı karakterler aracılığıyla milliyetçilik, yurtseverlik, emperyalizm gibi çeşitli kavramları da sorguluyor. Üstelik hem geçmişte, hem de günümüzde… Ayrıca yazar biz okuyucularını rahat bırakmama yöntemini kitabın her sayfasında devam ettiriyor. Küçük şifreler, ipuçları bırakıyor sayfalar arasına. Fakat kolay yöntemi seçen okur, hemen sonuca ulaşıp “arka sayfaya bakalım” derse çok şey kaçırmış oluruz. Olayların ve karakterlerin birbiri içinde eridiği kitapta, dış faktörlerin yönlendirmelerine karşın her zaman seçimlerimizin sonucunu yaşadığımız gerçeği gözler önüne seriliyor.

 

Kitabın yazarı hakkında kısa bilgi

 

Buket Uzuner, 1955′de Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nden (Biyoloji Böl.) mezun oldu. Biyolog olarak gittiği (Norveç) Bergen Üniversitesi’nde mikrobiyel ekoloji ve sosyoloji, (ABD)Michigan Üniversitesi’nde toplum sağlığı konularında yüksek lisans çalışmaları yaptı. (Finlandiya) Tampere Teknik Üniversitesi, Su Teknolojisi Bölümü’nde ve O.D.T.Ü; Çevre Müh. Bölümü’nde araştırmacı olarak çalıştı, ders anlattı.

 

Buket Uzuner’in hikaye ve yazıları 1977′den itibaren; Varlık, Dönemeç, Türk Dili, Oluşum, Sanat Olayı, Cönk, Gösteri, Gergedan, Argos, Yaşasın Edebiyat gibi edebiyat ve kültür dergilerinde yayımlandı. Rapsodi adlı aylık kadın dergisinde kadın ve gezi sayfaları hazırladı (1989-1992). Akademik yaşamına, tam zamanlı edebiyatçı olmak kararıyla son veren Buket Uzuner, bu kararını ekonomik olarak desteklemek için sinema, reklam, turizm ve yabancı dil sektörlerinde çalıştı. Avrupa, Amerika ve Kuzey Afrika’nın kuzey’ine yayılan bir coğrafyada gezgin, öğrenci ve araştırmacı olarak yaşadı. Aylarca süren tren ve saatlerce süren uçak yolculuklarını gerçekleştirebilmek için yaşadığı ülkelerde garsonluk, çocuk bakıcılığı, çevirmenlik ve aşcılık yaptı.

 

Yurtiçi ve yurtdışında (The World & I; Books from Abroad; December 1992) övgü ve yergi dolu eleştirilerle karşılanan ikinci romanı Balık İzlerinin Sesi(BİS) ile 1993 Yunus Nadi Roman ödülleri’nden birini alan Buket Uzuner’in son romanı Kumral Ada~Mavi Tuna 19 ayda 26 baskı yaparak Türkiye’de en çok okunan ve tartışılan edebiyat ürünlerinden biri olmuştur. Kumral Ada~Mavi Tuna 1998 İstanbul Ünıversitesi İletişim Fakültesi Roman Ödülü ‘ne değer bulunmuştur. Buket Uzuner, Türkiye P.E.N Yazarlar Derneği,T.Y.S., Edebiyatçılar Derneği ve TWUC üyesi, Balkan Dekameronu ve Gezginler Kulübü’nün de kurucu üyesidir. 1993-95 dönemi Türkiye P.E.N Yazarlar Derneği yönetim kurulunda görev alan yazar, 1995′de TRT İstanbul Televizyonu’nun hazırladığı Gündemde Sanat Var programının edebiyat danışmanlığı ve Remzi Kitabevi yabancı edebi biyografiler editörlüğü yapmıştır.

 

Yazar 1993 yılında İngiliz Kültür derneği’nin(The British Council) davetlisi olarak Cambridge Edebiyat Konferansı’na, 1994 yılında Duisburg Kütüphanesi’nin davetlisi olarak kuzey-batı Almanya edebiyat turnesine katılmıştır. Buket Uzuner 1996 yılında 3 aylık bir bursla Iowa Üniversitesi’nin (ABD) düzenlediği Uluslararası Yazarlar Programına (IWP) katılmış ve bu üniversite’nin onur üyesi olarak ödüllendirilmiştir. Buket Uzuner, Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. Kuruluş Yılı kapsamında Mimoza Dergisi-Sabah tarafından Türk Basını, üniversiteleri, meslek kuruluşları ve 87 il valiliklerinden oluşturulan jürinin oylarıyla ‘Cumhuriyetin 75 Başarılı Kadını’ ndan biri olarak seçilmiştir. Sabah Gazetesi’nde 8 ay süreyle (1999) ‘Yeryüzü Portreleri’ adlı köşe yazıları yayımlayan Buket Uzuner, çalışmalarını 1 yıl (1998-1999) ‘konuk yazar’ olarak bulunduğu New York’ta sürdürmüştür. Gezi (National Geographic-Traveller Turkey) dergisine 2 yıl (1997-1999) süreyle ’sokak portreleri’ hazırlayan yazar, New York’ta yaşadığı süre içinde Cumhuriyet Gazetesi’ne Pazar yazılarına yazmıştır. Buket Uzuner şu sırada ‘Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu’ adlı bir roman üzerine çalışmaktadır.

 

Yazarın Kumral Ada~ Mavi Tuna romanı dört dile çevrilerek, İtalya’da Sellerio, Yunanistan’da Psichogios, İsrail’de Cartaben yayınevleri tarafından Akdeniz Valsi (Mediterranean Waltz) adıyla, İngilizce olarak da Remzi Kitabevi tarafından Türkiye’de yayıma hazırlanmaktadır. Buket Uzuner romanlarını elektronik olarak(disketle) yayınevine teslim eden (belki ilk yazar: 1992; Balık İzlerinin Sesi; Remzi Kitabevi) ve internetle en fazla iletişimde olan ender yazarlardandır. Kitaplarının ilk yazımlarını daima kurşun ve/ya dolma kalemle defterlere yapan ve pastane/kafelerde yazan Buket Uzuner, geleneksel ve elektronik postayla okurlarıyla kurduğu iletişimle de edebiyatımızın modern, başka bir deyişle “tekno-fobik” olmayan yazarlarındandır.

 

Buket Uzuner’in yayımlanmış kitapları:

 

Hikaye : Benim Adım Mayıs (1986) Ayın En Çıplak Günü (1988) Güneş Yiyen Çingene (1989) Karayel Hüznü (1993) Şairler Şehri (1994)
Gezi: Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları (1989) Şehir Romantiğinin Günlüğü (1998)
Roman: İki Yeşil Susamuru,Anneleri,Babaları,Sevgilileri (1991) ve Diğerler Balık İzlerinin Sesi, (1993 Yunus Nadi Roman Ödülü) (1992) Kumral Ada~Mavi Tuna (1998 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Ödülü) (1997) Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu (2001)

|» Roman Özetleri Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…



İle Yorum Yap!
55 Yorum Bulunmaktadır
büşşş on Mart 6th, 2008 at 17:41

süperrrrr

burcu on Mayıs 8th, 2008 at 15:03

Gerçekten çok güzel, kim hazırlamışsa ona şükranlarımı yolluyorum.

eDA on Mayıs 13th, 2008 at 21:04

Dil ve anlatım hocamız dönem ödevi olarak verdi. Ben kitabı harika buldum hiç de sıkıcı değill. Herkesin okumasını isterimm.

Hilal on Mayıs 29th, 2008 at 23:05

İnternette gezerken rastladım. Harika olmuş, kim yaptıysa ellerine çok çok sağlık. Bir roman ancak bu kadar güzel ve öz özetlenebilir.

(Sitenin kendi güzelmiş zaten) :-)

ela on Temmuz 5th, 2008 at 13:24

Süper bir kitap okuduğum en güzel kitaplardan biri. Buket Uzuner çok iyi bir roman yazarı… Beni böyle bir yazarla tanıştırdığı için Türkçe öğretmenim İlknur Kelsoy’a çok tşekkür ederim ayrıca size de…

büşra on Eylül 4th, 2008 at 15:07

Çok güzel bir kitap bu. Bu kitabı bize tanıştıran TÜRKÇE öğretmenime çok teşekkür ediyorum. Ayriyetten ramazan ayını kutluyorum.

mehmet on Ekim 6th, 2008 at 17:47

Bu kitap okuduğum kitaplarının arasındaki en çok güzel kitap. İnanılmaz güzel kitap, bunu tavsiye eden edebiyat hocası samiha kara’ya çok teşekkür ediyorum…

dilara on Ekim 6th, 2008 at 22:26

Çok güzel bir kitap. Daha once hiç böyle bir kitap okumamıştım… Yarın bunu wep sitemde yayınlayacağım. :-P

gülbin on Ocak 5th, 2009 at 18:18

ben bu kitabı çok sevdim ama özeti kısa ve öz deil bu yüzden kitabın özetini daha öz ve daha uzun yazılabilirdi yine de bu kitap çok güzel herkesin okumasını tavsiye ederim :-P

prenses kız on Mart 8th, 2009 at 20:32

Gerçekten çık güzel,kim hazırlamışsa ona çok teşekkür ediyorum.

sevgi çiçeği on Nisan 26th, 2009 at 20:03

Harika olmuş.Çok teşekkürler.Hayal Karataban hocamız sağolsun çok yararlı kitaplar okutturuyor bize. :-P

onur on Nisan 28th, 2009 at 21:05

Ödevime çok yardımcı oldu. Özeti kim hazırladıysa ellerine sağlık. Sitenin kendisi güzel zaten. Türkçemize tam uygun.

fatih on Haziran 28th, 2009 at 12:31

Çok süper! Sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

fatoş on Eylül 9th, 2009 at 14:30

Bu kitap mükemmel bir şey. Soluk soluğa okuyup bitirdim ve çok sevdim. Buket UZUNER’e bize böyle bir zevki yaşattığı için çok teşekkürlerimi ve sonsuz saygılarımı sunuyorum…

orhan çöloğlu on Eylül 22nd, 2009 at 10:23

çok güzel bir roman , sürükleyici,ama çabuk bitti bir günde okudum teşekkürler Buket hanım

büşra on Kasım 2nd, 2009 at 14:24

Çok akıcı bir kitap ama içine daha farklı konular alınabilirdi.

Nuray on Aralık 27th, 2009 at 20:52

Bence gerçekten güzel bir kitap. Geçmiş ve şimdiki zamanın içindeki bir kızın akıcı bir dille yaşadıklarının anlatılması gerçekten hoşuma gitti. Umarım Türk gençliği abuk sabuk kitaplar okuyacağına bu gibi, Türk geçmişiyle ilgili kitaplar okur da bizim de gözümüz arkada kalmaz. Türklüğünüze sahip çıkın çocuklar! Aklınız havada olmasın…

Özhan AYDIN on Aralık 28th, 2009 at 22:08

Sayın Buket UZUNER kitabınızı yarım bırakmayı düşünmüyorsunuzdur inşallah(uzun beyaz bulut] kafamda çok soru cevabını bulamadı.

erkan on Şubat 14th, 2010 at 19:44

güzel bir kitap

sare on Nisan 4th, 2010 at 12:22

çook tşk ederim

ümit on Mayıs 9th, 2010 at 09:53

İnternetten derlemişsiniz de, bir kaynakçanız yok mu? Değerlendirmeyi nereden yazdınız?

M.Ali on Mayıs 31st, 2010 at 22:35

Hala kafamda soru işaretleri var, kitabı tekrar okuyacağım..

burcu on Haziran 2nd, 2010 at 19:55

Anlatımı güzel değil yarıda bıraktım kitabı.

ışık on Haziran 10th, 2010 at 18:34

Ben bir gelibolu hayranı ve dokuz senemi orada geçirmiş biri olarak bu kitabı okuduktan sonra boşa dokuz yılımı geçirmişim dedim.Yaşadığım yerin kültürünü sonradan oğrenmek açıkçası çok gücüme gitti.Size çok tşk ederim Buket hanım gerçekten hayran kaldım esere devamını bekliyorum.

Binnur on Ekim 7th, 2010 at 13:50

Gerçekten çok güzel bir kitap. Çok severek okudum, hiç sıkmadan. Ama bazı sorular kaldı aklımda cevapları olmayan bunların üstünde biraz daha durulabilirdi. Herkesin okuması gereken bir kitap gerçektennn!

menekse on Ekim 24th, 2010 at 08:49

Gerçekten güzel bir kitap.Kitap okurken normalde çok sıkılırdım ama bu kitapta öyle olmadı.Buket UZUNER’e teşekkürler …

simay on Kasım 24th, 2010 at 21:42

Buket UZUNER’e teşekkürler …

Dolunay on Aralık 5th, 2010 at 16:41

Şuan kitabın 180. sayfasındayım gerçekten güzel.. Bir çırpıda bitirmek istiyorum ~ .. (:

elif on Ocak 7th, 2011 at 13:40

Kitap çok güzel teşşekkürler çanakkale’yi çok güzel anlatuyor.

buse on Ocak 9th, 2011 at 12:54

Bu kıtap cok güzel bir kıtap herkese tavsıye ederim ben dil anlatım hocamdan duydum ve okudugum için cok mutluyum. =)

yağmur on Ocak 13th, 2011 at 17:13

Mükemmel bir kitap. Herkese tavsiye ederim. Buket UZUNER’e teşekkürler .. ~

Halil on Ocak 15th, 2011 at 13:09

Kitabı okudum çok beğendim buket uzuner’e teşekkürler…

kübra on Şubat 9th, 2011 at 02:24

mutlaka okunması gereken harika bir kitap…

oğuzhan on Şubat 19th, 2011 at 15:57

Çok işime yaradı. Çok çok çokteşekkür ederim.

elif on Mart 15th, 2011 at 20:07

ya ben kitapı almadım hemen internetten baktım.yazdım boşuna param gitmedi.güzelde anlattım. biraz akıllı olun.boşuna para harcamayın. internet boşuna mı var.

Murat GÜNEL on Nisan 4th, 2011 at 12:12

Okuyucularını heyecanlandıran ve bütün azmiyle kitabın sonunu görmeye yönlendiren bu kitabı,biz okuyucuyla buluşturan, Yazar; Sayın Buket UZUNER hanımefendiye teşekkürlerimi sunar, tüm kitapseverlere tavsiye ederim..

bedia on Nisan 21st, 2011 at 15:56

çok işime yaradı teşekkürler.

zekican on Mayıs 26th, 2011 at 21:13

Çok güzel bir kitap ve ayrıca buda çokişime yaradı herkese teşekkür. +rep yapacam (-_-)

orhan on Mayıs 26th, 2011 at 21:15

güzel yazılmış.özet çıkaranlara teşekkürler…

irem aslan on Ağustos 20th, 2011 at 15:16

Şuana kadar okuduğum en güzel en beğendiğim eserlerden biri.Her tarih kitabının bu kadar anlaşılır bir anlatım usulü kullanabileceğini sanmam.Aynı zamanda gayet sürükleyici bir kitap.Okudukça sayfaları çeviresin geliyor.Yarıda bırakıp başka bir kitap okumak ya da başından kalkmak benim için gerçekten zordu.Böyle bir eseri kesinlikle herkesin okuması gerektiği düşünüyorum Aileme ve arkadaşlarıma tavsiye ediyorum Buket Uzuner’e tastamam şüphesiz gerçeklerle çanakkaleyi bizle tanıştırdığı için sonsuz teşekkür eder ve saygılarımı sunarım.

irem aslan on Ağustos 22nd, 2011 at 18:45

GELİBOLU.İnsanlık tarihini aydınlatan,bir savaşın anlamsızlığı ve neticesizliğini en doğru şüphesiz gerçeklerle vurgulayan ve Buket uzuner’in ellerinde yalın ve sürükleyici uslübü ile hayat kazanmış bir romandır bana göre.Tarihin bu denli sürükleyici ve ilgi çekici olabileceğini pek sanmazdım açıkçası.Beğenerek okudum ve çevremdekilere elimden geldiğince böyle bir kitabı tanıtmaya çalıştım.Herkesin okumasını tavsiye ederim.

Burak on Ekim 30th, 2011 at 22:09

Bu siteyi kuranlara çok teşekkürler.Bu siteyi arkadaşlarım ada önereceğim iyi günler herkese başarılar

fatıma on Aralık 16th, 2011 at 16:55

Çok uzun bu özet napıcam iki saat oturup bunu yazamam.

büşra on Ocak 2nd, 2012 at 19:35

saolun işime yaradı :)

Saraç on Nisan 1st, 2012 at 10:51

bu kitabı okumam gerekiyordu ve ben ancak yarısına kadar okuyabildim çünkü tarih kitapları ilgimi pek çekmiyor. ancak gelibolu kitabı oldukça sürükleyici bir kitaptı. okurken hiç sıkılmadım ama söylediğim gibi tercihim tarih kitapları olmadığı için tamamını okuyamadım. işin kötüsü sınavda ayrıca bu kitapla ilgili bir takım sorularda çıkacaktı ve bu bilgiler sayesinde yarın ki sınavda başarılı olucağıma inanıyorum. belki bu şekilde birçok kişinin hakkını yemiş olucam ama tercihim tarih kitapları olsaydı eğer eminim ki bu kitabı büyük bir keyifle bitirirdim. okuduğum kadarıyla harika bir kitaptı :)

serap on Nisan 30th, 2012 at 08:55

çok güzel bir kitap kesinlikle herkese tavsiye ediyorumm….

Can on Mayıs 31st, 2012 at 07:34

Simdi okumaya başlayacak hayirlisi

Memoli on Ağustos 2nd, 2012 at 07:52

Güzel bir özet lmuş.Emeğ geçen herkese teşekkürler.

ozlem kulukki on Mart 19th, 2013 at 00:52

tarih kitapları hic ilgimi çekmez ama sıkılmadan okuduğum tek tarih kitabı mutlaka okunmalı özellikle bu hafta

berk reis on Nisan 9th, 2013 at 20:38

Admin bey çok teşekkür ederim.ALLAH razı olsun sizlerden ve sizin gibilerden.

metincan on Aralık 3rd, 2013 at 00:04

abi çok iyi yaaaaaaaaa!!! çok işime yaradı :)

gökhan kabasakal on Aralık 18th, 2013 at 01:21

kitap çok güzel ve çok işime yaradı…

gogododo on Ocak 14th, 2014 at 21:56

yarın sınav var inşallah buradan çıkar :)

onur on Ocak 15th, 2014 at 20:03

abi süper allah razı olsun süper bi kitap

buket on Mayıs 31st, 2014 at 16:15

hoca vrmeseydi okumazdım tarihi hiç semem yinede saglun işime yaradı

Yazı Detayı