Ana Sayfa » Roman Özetleri » Şiir Öykü Roman » Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay) – Roman (Kitap) Özetleri
13


Zeytindağı

 (Falih Rıfkı Atay)

KiTABIN ADI : Zeytindağı
KiTABIN YAZARI : Falih Rıfkı ATAY
YAYINEVi VE ADRESi :
Can Kitabevi
BASIM TARiHi : 1980

KiTABIN YAYIM MAKSADI

Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde içine düştüğü durumu ortaya koymaktadır.

KITABIN ÖZETI

Kitabın ismi; Cemal Paşa’nın karargahının (4. Karargah) bulunduğu kitabın ismi; Cemal Paşa’nın karargahının (4. Karargah) bulunduğu Kudüs’e yakın bir dağın isminden gelmektedir. Kitapta Osmanlı saltanatının son gün bir dağın isminden gelmektedir. Kitapta Osmanlı saltanatının son günlerinden Türkiye Cumhuriyetinin ilk günlerine kadarki bir zaman dilimi anlatılmaktaiye Cumhuriyetinin ilk günlerine kadarki bir zaman dilimi anlatılmaktadır. Yazar bir görrev sebebiyle Cemal Paşa’nın karargahına yani Zeytindağı’na gitmiştiev sebebiyle Cemal Paşa’nın karargahına yani Zeytindağı’na gitmiştir. Burada yaşşamış olduğu olayları ve anılarını bulunduğu tarihin önemli olaylaramış olduğu olayları ve anılarını bulunduğu tarihin önemli olaylarını da içine alacacak şekilde anlatmıştır.k şekilde anlatmıştır.

Birinci Dünya Harbi patlak verdiğinde Falih Rıfkı yedek subay olaririnci Dünya Harbi patlak verdiğinde Falih Rıfkı yedek subay olarak orduya alınnır ve Cemal Paşa’nın karargahına tayin olur. Cemal Paşa ile iliskileri ır ve Cemal Paşa’nın karargahına tayin olur. Cemal Paşa ile iliskileri de burada gelilişir., , Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Kitabın ilk kısımlarında İttihat ve Terakki’den söz edilmiştir. İttihat ve bın ilk kısımlarında İttihat ve Terakki’den söz edilmiştir. İttihat ve Terakki içererisinde Cemal Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa en önemli simalardir. isinde Cemal Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa en önemli simalardir. Cemal Paşa yeninilikçiliği ile tanınmaktadır. Enver ve Talat Paşa’lar ise muhafazakar birlikçiliği ile tanınmaktadır. Enver ve Talat Paşa’lar ise muhafazakar bir kişilik sergrgilemektedir. Enver Paşa’nın Turancılık fikirleri güçlüdür. Falih Rıfkilemektedir. Enver Paşa’nın Turancılık fikirleri güçlüdür. Falih Rıfkı, Enver Paşşa’nın bu fikirlerini benimsememekte ve Enver Paşa’yı diktatör olaa’nın bu fikirlerini benimsememekte ve Enver Paşa’yı diktatör olarak nitelelemektedir. Türkiye’nin kurtuluşunun Enver Paşa gibilerden kurtulmemektedir. Türkiye’nin kurtuluşunun Enver Paşa gibilerden kurtulmakla mümkün olduduğu düşüncesindedir. İttihat ve Terakki kendi içerisinde bölünmüş bir ğu düşüncesindedir. İttihat ve Terakki kendi içerisinde bölünmüş bir yapı sergrgilemektedir. Bir birlik ve beraberlik söz konusu değildir. Her liderinilemektedir. Birlik ve beraberlik söz konusu değildir. Her liderin bir grubu vardır. Falilih Rıfkı da Cemal Paşa’nın adamı damgasını taşımaktadır. Falih h Rıfkı da Cemal Paşa’nın adamı damgasını taşımaktadır. Falih Rıfkı, İttihat ve T Terakki’nin bu yönünü yani fikir birliğinin bulunmayışını eleştirmektedierakki’nin bu yönünü yani fikir birliğinin bulunmayışını eleştirmektedir. Çünkü yaşşanılan buhrandan kurtuluş ancak birlik ve beraberlikle mümkündür. Buanılan buhrandan kurtuluş ancak birlik ve beraberlikle mümkündür. Buna rağmen bilininçsiz yaklaşımlar, kişisel hesaplaşmalar İttihat ve Terakki’yi kendi kendçsiz yaklaşımlar, kişisel hesaplaşmalar İttihat ve Terakki’yi kendi kendisiyle uğraraşan bir duruma düşürmüştür.şan bir duruma düşürmüştür.

Falih Rıfkı, Cemal Paşa ile beraber çalışmaya başladıktan sonra, alih Rıfkı, Cemal Paşa ile beraber çalışmaya başladıktan sonra, olayları daha açıkık ve net bir şekilde görebilmektedir. Bir dönem, bir İmparatorluk yok o ve net bir şekilde görebilmektedir. Bir dönem, bir İmparatorluk yok olmaktadır. Yazzar bunu sezinleyebilmektedir. Suriye, Filistin ve Hicaz’da yaşamış oldar bunu sezinleyebilmektedir. Suriye, Filistin ve Hicaz’da yaşamış oldukları bir devvrin çöküşünü gözler önüne sermektedir.rin çöküşünü gözler önüne sermektedir.

Falih Rıfkı Osmanlı’nın bir kukla devlet olduğunu söylemektedir. Öalih Rıfkı Osmanlı’nın bir kukla devlet olduğunu söylemektedir. Örneğin;şöyle bir o olay anlatılmakta; “Mahmut Şevket Paşa’yı öldüren Kavaklı Mustafa, lay anlatılmakta; “Mahmut Şevket Paşa’yı öldüren Kavaklı Mustafa, memleketten kaççmaya muvaffak olmuştu. Bir Rus vapuruna binmişti. Fakat Osmanlı’maya muvaffak olmuştu. Bir Rus vapuruna binmişti. Fakat Osmanlı’nın Rus sanncağı taşıyan bir vapurdan bir kişiyi almaya hakkı yoktu. Bunun üzerinecağı taşıyan bir vapurdan bir kişiyi almaya hakkı yoktu. Bunun üzerine bir Osmanlı hükkümeti görevlisi, Kavaklı Mustafa’yi gemiden kaçırır ve boğdurur. ümeti görevlisi, Kavaklı Mustafa’yi gemiden kaçırır ve boğdurur. Bu olayı haber alan n Ruslar, Kavaklı Mustafa’yı kaçıran zatı görevden aldırır ve bundaRuslar, Kavaklı Mustafa’yı kaçıran zatı görevden aldırır ve bundan böyle devlet hizmetinde kullanılmamasını isterler ve istedikleri de olur.”

Osmanlı, ümmetçilik fikri sebebiyle neredeyse üç kıtada egemen olmuştu. Bu cografyanın büyük bir kısmını Arapların yaşadıkları ülkeler kapsamaktaydı. Kudüs, Şam, Filistin, Hicaz gibi. Osmanlı sadece cografyada büyüyebilmişti. Çünkü, bu kazanılan toprakların hiçbirinin kültürlerine, dillerine, ticaretlerine ve maddiyatlarına egemen olunamamıştı. Hatta Osmanlı, Arapları Türkleştireceğine oradaki Türkler Araplaşmıştı.

“Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık.”

Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi. Eğer, medrese ve şuursuzluk devam etmiş olsaydı, Araplığın Anadolu içlerine kadar gireceğine şüphe yoktu. Osmanlı Emperyalizmi şu ana fikir üstünde kurulmuş bir hayal idi. ” Türk milleti kendi başına devlet yapamaz! ”

Osmanlı, Arap topraklarını alarak oraları bir bakıma imar ediyordu. Çünkü, Arap şeyhleri arasındaki kanlı savaşlar sonucunda Arap halkı mağdur oluyor ve maddi olarak da çöküntüye uğruyordu. Osmanlı geldiğinde ise bu şeyhleri uzlaştırıp sükuneti sağlıyor ve onlara belirli imtiyazlar veriyordu. Bir bakıma Osmanlı onlar için bir kurtuluş gibiydi. Buna rağmen Osmanlının güçsüz duruma düşmesini fırsat bilip hemen İngilizlerle, Fransızlarla anlaşmışlar ve Osmanlı’ yı arkadan vurmuşlardır. Osmanlı’ ya karşı görünüşte bağımlı olan Araplar her zaman kendi halifeliklerini istiyordu. Müslüman Araplar arasında Arap Halifeliği hükümeti peşinde olanlar vardı ve 1. Dünya savaşı çıktığında bu düşüncelerini gerçekleştirmek için ve İngilizlerin vereceklerini vaadettikleri imtiyazlardan dolayı Osmanlı’ ya ihanet etmişlerdi.

Osmanlı’nın Araplara vermiş olduğu haklar, onların küçük bir anlaşmazlıkta bile isyan etmelerini sağlıyordu. Cemal Paşa zamanında çıkmış olan bir kanun ile komutanlara eğer vatan müdafaası için zaruri görülürse idam hükümlerini yerine getirmesi yetkisi verilmişti. Yani isyanlar artık kanla bastırılıyordu.

Cemal Paşa’nın bir amacı da Suriye’ yi Osmanlılaştırmaktır. Bu düşüncesini gerçekleştirmek için Suriye’ de modern okullar açtırmıştır. Bunun yanında bir de hicret eden Ermenileri, Suriye içlerine dağıtarak güçlenen Araplılığa karşı bir teminat olarak kullanıyordu. Hatta Ermenileri güçlendirmek için ev ve toprak bile verilmiştir.

Falih Rıfkı Atay, Arapları anlatırken din sömürüsü konusuna da değinmiştir. Falih Rıfkı’ ya göre din sömürüsü bütün dinler için geçerlidir. “Medine dini mallaştırmış ve maddeleştirmiş bir Asya pazarıdır. Kudüs dini oyunlaştırmış bir Garp tiyatrosudur”. Araplar çok fakirdir. Kendi ülkelerinde; ata topraklarında hizmetçi konumuna düşmüşlerdir. Filistin ikiye ayrılmıştır. Eski Filistin Arapların,yani hizmetçilerin; yeni Filistin ise tüm güzelliği ve ihtişamıyla Yahudilerin. Din satışa sunulmaktadır. Hac dönemlerinde Araplar da Yahudiler de büyük kazanç elde etmek peşindedir.

Osmanlı Devleti’nin Almanlarla beraber savaşa girmesinin en büyük nedeni İttihat ve Terakki yöneticilerinden Enver Paşa’ nın Alman hayranı olmasından kaynaklanıyordu.

Birinci Dünya Harbi sonucunda Tuna yukarısındaki iki İmparatorluk, Akdeniz kıyısındaki bir İmparatorluk ve Tuna kenarındaki bir krallık devrilmek üzereydi.

Suriye ve Filistin’ de Almanların durduramadığı İngiliz seli yine bir Türk, fakat bu sefer öz bir kumandan, Mustafa Kemal tarafından Halep aşağısında tutulmuştur. Mustafa Kemal’ in orada seçtiği savunma hattı,Misak-ı Milli’ deki Türkiye sınırıdır.

emal Paşa’ nın yerine, Suriye’ de silahlı kuvvetlerin başına geçen Alman Fon Falkenhein bozgunu durduramadı ve Kudüs İngilizlerin eline geçti.

Artık yalnız Anadolu ve İstanbul düşünülür. İmparatorluğa ve onun rüyalarına “Allahaısmarladık! ” denir.

Artık Şam’ dan ayrılmak zamanı gelmiştir. Cemal Paşa İstanbul’ da istifa edecektir.

Cemal Paşa harap Anadolu topraklarını gördükçe:

- “Keşke vazifem buralarda olsaydı, keşke o altın sağanağı ve enerji fırtınası, bu durgun, boş ve terkedilmiş vatan parçası üstünden geçseydi. Anadolu hepimize hınç ve güvensizlikle bakıyordu. Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya şimdi kendimiz pişmanlığımızı getiriyoruz. Kumar oynadık ve kaybettik” diye düşünmektedir.

Cemal Paşa’ya sorulan :

- Paşam bu harbe niçin girdik? sorusuna cevap ilginçtir.

- Aylık vermemek için! Hazine tamtakırdı. Para bulabilmek için ya bir tarafa boyun eğmeli, ya öbür tarafla birleşmeli idik.

İlim, İhtisas ve tecrübe sahibi Mustafa Kemal, vatan ve istiklal düşüncesiyle milletin nesi var nesi yoksa yüzde kırkını vatan savunması için vermesi gerektiği düşüncesindedir.

Sakarya, Dumlupınar, İzmir ve Lozan… hepsi böyle ödenmiştir.

Mustafa Kemal büyük harbe girmek karşıtı idi: çünkü O kafa ve sanat adamı idi.

Mustafa Kemal Kurtuluş Harbi’ni bırakmak fikrinde asla bulunmadı : çünkü O vatan adamı idi.

KİTABIN ANAFİKRİ

Anafikir olarak;vatan için bir şeyler yapmak gerektiğinde,birer komutan olarak ilk önce fikir va sanat adamı olmalıyız.

ŞAHISLARIN VE OLAYLARIN TAHLİLİ

a) Şahısların Tahlili

Falih Rıfkı : Aynı zamanda kitabın yazarı da olan şahıs kitabı kendi hayatından alıntılarla yazmıştır.Yazarımız yedek subay olarak orduda yer almaktadır.Genç ve İttihatçı bir kişiliğe sahiptir.Fakat Enver,Talat ve Cemal Paşaları tanıyınca İttihat veTerakki hakkındaki fikirleri değişir.

Diğer şahıslar : Mustafa Kemal,Enver Paşa,Talat Paşa,Cemal Paşa.

b) Olayların Tahlili

Olaylar genellikle Garp Cephesinde ve Şam’da vuku bulmaktadır.

YAZARIN HAYATI

Falih Rıfkı Atay (1894 – 1971)

1894 yilinda Istanbul’da dogdu. Fikra, makale, gezi türlerindeki gazete yazilariyla ve özellikle Atatürk’ü yakindan tanitan anilariyla ün kazanan , Kovacilar semtindeki Rehberi Tahsil Rüstiyesi’ni bitirdikten sonra Hüseyin Cahit’in Yalçin müdürlük yaptigi Mercan Idadisi’nde ögrenimini tamamladi. Darülfünunun Edebiyat bölümünü bitirdi. Idadide edebiyat ögretmeni olan Celal Sahir Erozan ile kendisinden bir ileri sinifta okuyan Orhan Seyfi Orhon, Falih Rifki’nin edebiyat zevkinin gelismesine yardimci oldular. Ilk Yazilari, Serveti Fünun dergisinin genç yazarlara ayrilan ek sayfalarinda yayimlanan Falih Rifki’nin Tecelli(1911) dergisi ile Süleyman Bahri’nin yönettigi Kadin(1912) dergisinde Cenap Sahabettin ile Ahmet Hasim’in eserlerini hatirlatan siirleri çikti.

1912′de Tanin gazetesinde düz yazilari yayimlanmaga basladi; Istanbul Mektuplari, Edirne mektuplari gibi yazilari çikti. 1913-1914 yillarinda sadaret ve Dahiliye Nazirligi kalemlerinde çalisti. Dahiliye Vekili Talat Pasa ile birlikte gittigi Bükres’ten Tanin gazetesine röportaj yazilari yolladi. Bu dönemdeki yazilari, Türkçülük ve Türkçecilik akimlarinin etkisini tasiyordu. I. Dünya Savasinda yedek subay olarak Suriye’ye gitti; 4. Ordu kumandani Cemal Pasa’nin hususi katipligini yapti. Suriye ve Filistin’deki savas anilarini “Ates ve Günes” (1918) kitabinda topladi. Cemal Pasa’nin Bahriye naziri olmasi üzerine Kalemi Mahsusa müdür yardimciligina getirildi (1917). Kazim Sinasi Dersan, Necmettin Sadik Sadak, Ali Naci Karacan ile birlikte Aksam Gazetesini çikarmaga basladi (1918). Bu gazetede Günün Fikralari basligiyla sürekli yazilar yazdi. Kurtulus Savasini destekleyen etkili yazilari dolayisiyla idam istenerek Kürt Mustafa Divani Harbi’ne verildi. Fakat Inönü Zaferinin kazanilmasi üzerine Divani Harp tutumunu degistirdigi için idamdan kurtuldu. Kurtulus Savasi sona erdigi sirada Izmir’de Atatürk ile görüsmege gelen gazeteciler arasindaydi. Atatürk’ün istegi üzerine Ikinci Büyük Millet Meclisi’ne Bolu’dan milletvekili seçildi (1922). Daha sonra uzun yillar Ankara Milletvekili olarak T.B.M.M.’de bulundu. Hakimiyeti Milliye, Milliyet ve Ulus gazetelerinin basyazarligini yapti.

Yeni Türk Alfabesinin hazirlanmasi ve uygulanmasi sirasinda Dil Encümeninde görev aldi. Serbest Cumhuriyet Firkasi’nin tutumuna siddetle karsi çikti. Ulus gazetesinin basyazarligini yaptigi dönemde Ankara sehir plani jürisinde üyelik ve Imar Komisyonunda baskanlik yapti. 1946′da çok partili döneme geçildikten sonra Ulus gazetesinde CHP’nin savunuculugunu sürdürdü. Demokrat Parti’nin 1950′de iktidara geçmesinden sonra Dünya Gazetesini kurarak (1952) muhalefete geçti; yeni iktidara karsi Atatürk devrimlerini savundu.

Falih Rifki Atay, saglam, atak, çekici, anlatimi ve duru Türkçesiyle Cumhuriyet basininin Encümeninde usta kalemlerinden biriydi. Günlük siyasi olaylari ele alan basyazi ve fikralari yaninda Ulus ve Dünya gazetelerinde Pazar günleri yayimladigi haftalik yazilarinda çok usta bir deneme ve söylesi yazari niteligi gösteriyordu. Gezi ve ani türlerinde Cumhuriyet döneminin çok ilginç ürünlerini verdi.

Dogum tarihi 1894
Ölüm tarihi 1971
Dogdugu Ülke Türkiye

Eserleri

“Eski Saat” (1933), “Niçin Kurtulmamak?” (1953), “Çile” (1955), “Inanç” (1965), “Kurtulus” (1966), “Pazar” “Konusmalari” (1966), “Bayrak” (1970), “Ates ve Günes” (1918), “Atatürk’ün Bana Anlattiklari” (1955), “Mustafa Kemal’in Mütareke defteri” (1955), “Çankaya” (1961), “Batis Yillari” (1963), “Atatürk’ün Hatiralari” ; “1914-19″ (1965), “Atatürk Ne idi?” (1968), “Fasist Roma”, “Kemalist Tiran, Kaybolmus Makedonya” (1930), “Deniz Asiri” (1931), “Yeni Rusya” (1931), “Moskova-Roma” (1932), “Bizim Akdeniz” (1934), “Taymis Kiyilari” (1934), “Tuna Kiyilari” (1938), “Hind” (1944), “Yolcu Defteri” (1946), “Atatürkçülük Nedir?” (1966), “Roman” (1932).

|» Roman Özetleri Sayfasına Dön! « |

 Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…



İle Yorum Yap!
13 Yorum Bulunmaktadır
buse_gop on Mart 25th, 2008 at 21:35

Yani Allah şunu yapandan razı olsun bunlar da olmasa okulu geçeceğimiz yok haa

merve_sevenler….:) on Mayıs 22nd, 2008 at 19:00

Ayy allah bın kere razı olsun. Yarın bu kıtaptan yazılı vardı. Çok iyi oldu. :-)

hanife on Kasım 23rd, 2008 at 13:32

Ay şu kitap özetini yapandan allah razı olsun. Okulda öğretmenlerimizin dediği kitapları okuyabiliyoruz.

sinem on Aralık 14th, 2008 at 20:13

Ayy ALLAH bir değil bin kere razı olsun. Yarın bununla ilgili form doldurup hocaya verecektim. Çok SAĞ OLUN, çok teşekkür ederim.

gamze on Ocak 29th, 2009 at 22:04

Çok uzun yazmışsınız okumak zor geldi.

rabia on Mart 4th, 2009 at 19:30

Bu siteyi kurandan allah razı olsun. Kitap okuma yarışmasına katıldım ve 15 kitabın içinde bu kitapda vardı.Çok teşekkür ederim

ezgi .. :)) on Haziran 1st, 2009 at 20:41

bunLarda oLmasaa napardııık ya bunLarıı yapan her kimse ALLAH razıı oLsunn çook tesekkur ederiimm .

Ali Galip Yıldız on Eylül 6th, 2009 at 18:29

ZEYTİNDAĞI

Zeytindağı, Falih Rıfkı Atay’ın, tam da Birinci Dünya Savaşının yaşandığı döneme denk gelen Yedeksubaylık anılarını anlattığı kitabı. Kitabın en göze çarpan özelliği, 1932 de yani, Falih Rıfkı’ının, Kurtuluş Savaşını ve yeni Türkiye’nin kuruluş yıllarını yakından izleyip, bu sürece ve Atatürk’e karşı derin bir minnet duygusu ve saygı edinmesinden sonra yazılmış olması. Bunun önemi şu; kitapta anlattığı tüm olguları, yaşandıkları zamanın duygu ve düşünceleriyle değil aksine, sonradan edindiği yeni dönem anlayışıyla değerlendirmesi. Bu nedenle, zaferle sonuçlanan bir Kurtuluş Savaşı ile yeni bir Türkiye Devleti’nin kuruluşu ihtimali ortada bile yokken, Falih Rıfkı’nın bu kitapta anlattığı dönemdeki gerçek duygu ve düşüncelerinin ne olduğu pek anlaşılamıyor.

Henüz 20 yaşında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşına sokan lider kadrosunun en önemli isimlerinden Cemal Paşa’nın (Falih Rıfkı’ya göre Cemal Paşa savaşa girmekten yana olmamıştır) yanında ve korumasında, devletin işleyişini, yöneticilerini, politikalarını, maliyesini, askeri ve sivil yaşamı, başta ortadoğu olmak üzere geniş bir coğrafyadaki genel durumu hatta bazı savaş anlarını gözlemlemek olağanüstü bir ayrıcalık sayılmalı. Falih Rıfkı bu ayrıcalığın farkında olarak, dönemi kendine göre değerlendirme sorumluluğunu duymuş olmalı.

Anıların kapsam alanına giren konuları kabaca şöyle sıralayabiliriz:

İttihat ve Terakki’nin koca bir imparatorluğa nasıl hükmettiği, başta Enver paşa olmak üzere dönemim muktedirlerinin ne tür zaaflarla malül oldukları,

Osmanlı’nın Ortadoğu coğrafyasındaki genel durumu ile savaş yıllarındaki perişanlığı; askeri ve sivil bürokrasinin trajikomik kibri,

Anadolu’nun başta genç insan gücü olmak üzere tüm varlığının, umutsuz ve anlamsız amaçlar uğruna nasıl harcandığı,

Osmanlı’nın, bu günkü Mısır, Suriye, Lübnan , Filistin ve Arabistan coğrafyasında yaşayan halklar nezdindeki otoritesinin nasıl çürüdüğü, bu otoriteyi korumak adına nasıl kolaylıkla öldürme ve tehcir gibi yollara başvurulabildiği,

Osmanlıya karşı başlayan milliyetçilik hareketleri ve bu hareketlerin batılılarla ilişkisi,

Bu günkü kutsal mekan ve toplaklarda yaşayan halkların birbirleriyle ilişkileri, müslüman halkların geri kalmışlığı ve yoksulluğu, genel olarak müslüman olmayanların, özellikle yahudilerin varlıklarını iyileştirme ve geliştirme çabaları,

Osmanlının Birinci Dünya Savaşına katılmasının, başta Enver Paşa olmak üzere zamanın muktedirlerince nasıl değerlendirildiği, ne tür hayaller kurulduğu.

Bu konular hakkında genel olarak bilinenlerden çok fazla ve farklı şeyler yok aslında. Ama 20.yüzyılın başlarındaki Ortadoğu coğrafyası ile bu coğrafyada yaşayan halkların durumlarına ilişkin gözlem ve değerlendirmeler ilgi çekici ve kitabın belki de en özgün kısımları.

Yazara göre: Osmanlı bir yandan bu bölgeyi kontrol altında tutmak içim akıl almaz kaynaklar harcıyor, her tarafı imar etmeye çalışıyor, yollar açıyor, demiryolu döşüyor; aşiretlere, şeyhliklere, emirliklere altın ve ihsan dağıtıyor; halkların birbirleriyle çelişen değişik ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor bir yandan da Anadolu’dan getirdiği binlerce genç askerle bu yerleri batılı devletlere karşı savunmaya çalışıyor. Buna rağmen, bu halklardan saygı görmüyor, otoritesini sağlayabilmek için baskı ve tehditten başka bir yol bilmiyor.

Osmanlının bu yerleri savunma savaşlarındaki askeri kayıplar, çöllerde yaşanan trajediler, yokluk ve zorluklara rağmen askerlerin gösterdikleri fedakarlıklar, Anadolu’nun heba olan insan gücü hakkındaki anlatımlar canlı tanıklıklara ve belgelere dayanıyor.

Kutsal topraklardaki yaşam, buralarda yaşayan müslüman halkın yoksulluğu ve davranış özellikleri hakkındaki anlatımları insanı rahatsız edecek ölçüde hazin.

hilal on Kasım 18th, 2009 at 14:10

guzel ama form olsaydı daha iyi olurdu yine de sagoln.

Ali Kerem on Mayıs 31st, 2010 at 16:54

Bu özeti yazdığınız için size teşekkür ederim.

büşra on Kasım 24th, 2010 at 12:22

Bu romanla ilgli bir de makale bulursanız çok iyi olacak lütfen en kısa zamanda.

özeti böyleyse romanı ne kadardır on Aralık 18th, 2011 at 18:05

özeti böyleyse romanı ne kadardır

büşra on Ekim 17th, 2012 at 13:21

Merhabalar ben ZEYTİNDAĞI kitabını alamadım ama internet’ten okumak istiyorum çünkü bu kitaptan yazılıyım ama ben bu kitabı internet’ten bulamadınm siz bu kitabı doğru bir şekkilde yazarmısınız?Lütfen ve şimdiden çok teşekkürler herkse ve emği geçmiş olan tüm ekibe teşekkürler.bu kitap çok hoş bu kitabı yazmış olan FALİH RIFKI ATAY’A çok teşekkürler

Yazı Detayı