Ana Sayfa » Fecr-i Ati Edebiyatı » FECR-İ ÂTİ EDEBİYATI

0


– İ ÂTİ EDEBİYATI (1909 –1912)
Fecr-i Âti,”geleceğin şafağı” anlamındadır.Servet-i Fûnun edebiyatını eleştirerek ortaya çıkan bu topluluk, edebiyatımızda bir bildiri yayımlayarak sanat anlayışlarını ortaya koydu.Büyük iddialarla ortaya çıkan bu topluluk Servet-i Fûnun edebiyatının bir kopyası olmaktan öteye gidememiş,Türk edebiyatında kalıcı bir etki sağlayamamıştır.Varlığını kısa bir süre devam ettirebilen Fecr-i Ati
topluluğunda yer alan sanatçılar şunlardır:Ahmet Haşim,Ali Canip Yöntem,Yakup Kadri Karaosmanoğlu,Mehmet Fuat Köprülü,Refik Halit Karay,Hamdullah Suphi Tanrı över…Fecr-i Âti’ye katılan sanatçıların birçoğu,bu topluluk dağıldıktan sonra Milli Edebiyatı akımı içinde ya da bağımsız sanatçı olarak Türk edebiyatına değerli katkılarda bulunmuşlardır.

Özellikleri
1. “Sanat, kişisel ve saygı değerdir.” ilkesini benimsemişlerdir.
2. Kendilerine Fransız edebiyatını örnek almışlardır. Bu dönemin şairleri Sembolizm’den etkilenmişlerdir.
3. Servet-i Fûnun sanatçıları gibi ağır bir dil kullanmışlardır.
4. Yapıtlarında toplumsal konulara değinmemişler, bireysel konuları ele almışlardır.
5. Aruz ölçüsünü kullanmış, serbest müstezat nazım şeklini tercih etmişlerdir.
Temsilcileri
Ahmet Haşim (1884 – 1933)
Fecr-i Âti topluluğunun en önemli şairlerindendir.Bu topluluk dağıldıktan sonra sanat hayatını bağımsız olarak sürdürmüştür.Şiir hakkındaki görüşlerini Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar başlığı altında açıklamıştır. Haşim’e göre şiir, “duyulmak içindir”. Duyguları ifadesinde kelimelerin müzik değerleri anlam değerlerinden çok daha etkilidir.Musikiyi ön plana çıkardığı için, şekle önem vermemiştir
Şiirinde ölçü ve uyak kusurlarına rastlanır.Şiirlerine aşk ve tabiat temaları hakimdir.Çocukluk anıları, annesi ile ilgili anılar gerçek
hayattan kaçış gibi temalara da rastlamak mümkündür.Tercih ettiği nazım şekilleri, dörtlükler ve serbest müstezattır.1921 yılına kadar yazdığı şiirlerde kullandığı sözcükler,Fecr-i Âti topluluğunun şiir anlayışına uygundur.Ancak Milli akımının etkisiyle şiirlerinde Türkçe ağırlık kazanır.1928′den sonra nesne yönelmiştir.Nesirleri açık, sade ve nüktelidir.Şiirlerinin tümünü, aruz ölçüsüyle
yazmıştır.”Sanat için sanat” görüşüne bağlı kalmıştır. Sembolizmin en büyük temsilcisidir.Güneşin batış anındaki kızıllığı,gece,karanlık
şiirlerine hakim olan temalardır.Fıkra türünün ilk başarılı temsilcisidir.Nesirlerinde dili sadedir.
Eserleri
Şiir: Piyale, Göl Saatleri
Nesir: Gurabahane-i Laklakan (Deneme),
Gezi Yazısı:Frankfurt Seyehatnamesi
Fıkra: Bize Göre

BAĞIMSIZ SANATÇILAR
Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864 – 1944)
Servet-i Fünun topluluğunun etkin olduğu dönemde Ahmet Mithat Efendi’nin roman tarzını benimsemiştir.Halk için sanat anlayışıyla yazan sanatçı aynı zamanda gazetecidir.Tercüman-ı Hakikat ve İkdam gazetelerinde çalışmıştır.Türk edebiyatında popüler roman anlayışının en büyük temsilcisidir. Halk için roman geleneğine bağlı olan sanatçı, halkın anlayacağı konuları uygun mizah ögeleriyle kaleme almıştır.Romanlarında gelenek ve göreneklere bağlı kalmış, halk söyleyişlerini kullanmıştır.Romanlarında realizm ve natüralizmin etkileri görülür. Romanlarındaki sosyal unsurlar, toplumumuzun yarım asırlık yaşayışına ait çok zengin bir malzeme oluşturur.İstanbul’un gündelik hayatından çok canlı sahneler yansı tan Hüseyin Rahmi’nin eserlerindeki dil, sokağın dilidir.
Eserleri
Roman; fiık, iffet, Mürebbiye, Tesadüf, Nimetşinas, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Kaynanam Nasıl Kudurdu, Evlere Şenlik
Öykü:Kadınlar Vaizi, İki Höğüdün Seyahati, Melek Sanmıştım Şeytanı
Oyun:Hazan Bülbülü, Kadın Erkekleşince

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç – Halit Ziya Uşaklıgil
1910 yılının Mayıs ayında Halley Kuyruklu Yıldızı’nın Dünyaya çarpacağı söylentisi yayılır.Bu haber tüm dünyada olduğu gibi İstanbul’da da bir panik yaratır.Kenar mahallelerdeki cahil kadınlar da bu işi kendi anlaşıylarına göre yorumlarlar.Romanın kahramanı olan İrfan Galib de bu mahallelerdeki cahil kadınlar da bu durumu kendi bakış açısına göre değerlendirir.Zengin bir ailenin oğlu olan İrfan, Batı ilimlerini tahsil etmiş, geniş fikirli fakat tuhaşıkları olan bir gençtir.Yolda peçeli bir kadın görür.Onun çok güzel ve bilgili bir genç kız olduğunu hayal ederek peşine takılır.Bir çok tesadüften sonra bu güzelle ilgili hayaller kurar.Acemice bir konuşma   girişiminden sonra kadın tarafından terslenir.Bu olay onu büyük bir kadın düşmanı yapar. Kadınların zayışığı ile ilgili makaleler yazar. Kadınları korkutarak küçük düşürmek için Halley Kuyruklu Yıldızı ile ilgili konferanslar düzenlemeye karar verir. Anatomi, astronomi, fizik karışımı tuhaf ronferansına bir de kuyruklu yıldızın çarpmasıyla kopacak olan kıyameti tasvir eden korkunç bir rüya ekler. Bir süre sonra maceraperest bir kadından mektup alır. İrfan bu mektuba coşkun ve duygulu bir cevap yazdıktan sonra konferansının ikinci bölümünü hazırlar. Ev halkını ve mahalle esnafını kıyametin kopacağına inandırmıştır.Herkes birbirine itiraşarda bulunarak helalleşir. İkinci konferansta İrfan’ın kıyamet sahnesini tasvir ettiği sırada önceden hazırladığı küçük oyun sahnelenir. Etrafta patlayan çatpatlar, fişekler, yukarı katta devrilen masa ve dolaplar kadınları çılgına çevirir. Bu sırada tanımadığı hayranı ile mektuplaşması sürmektedir. Onun hakkında çok kötü şeyler öğrenmesine rağmen kadına evlenme teklif eder.Kadının bu evlilik için bir şartı vardır. Kuyruklu yıldızın çarpacağı ana kadar İrfan’a yüzünü göstermeyecektir.Halley’in görüneceği gün düğün yapılır.Evin damında dürbünle  gökyüzünü araştıran gelinle güvey arasında bilimsel, felsefi, uzun konuşmalar geçmektedir.Genç gelin, evliliğinin ilk gününden aklını, bilgisini kocasına ispat ederek, eşit şartlarda sürecek bir beraberliğin temelini atmıştır.Gelin hanım, İrfan’dan kadınların öcünü almak için bir oyun yapmıştır ve bu oyunun sonunda İrfan’ın ona iyi bir koca olacağını anlamıştır.

Ahmet Rasim(1865 – 1932)
Eski İstanbul yaşamını anı ve fıkralarında işleyen A. Rasim, halkın kolayca okuyup zevk alacağı ürünler vermiştir.Edebiyat aracılığıyla
halkı eğitmeyi amaçlayan bir yazar olarak Ahmet Mithat geleneğini sürdürdür. Hayattan alınan konuları canlı bir anlatımla işler. Çocukluğunu, öğrenim hayatını, İstanbul’un gündelik yaşayışını, basın dünyasını anlatır. Konuşma havasında İstanbulağzıyla ve kısa cümlelerle, yazar.
Eseri
Roman: Hamamcı Ülfet
Fıkra:Şehir Mektupları, Gülüp Ağladıklarım
Anı: Falaka, İki Hatırat Üç fiahsiyet, Gecelerim
Öykü: Güzel Eleni, İki Günahkar
Tarih: Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi

ÖRNEK:
“Namık Kemal, “fiıpsevdi” romanında, Meftun Bey’in kişiliğinde alafrangalık modasının,devrin gençleri üzerinde yaptığı gülünç ve yakıcı etkiyi anlatır.Bu cümledeki bilgi yanlışı aşağıdakilerin hangisinde belirtilmiştir?
A) “Şıpsevdi” romanı Namık Kemal’in değil, Hüseyin Rahmi’nindir.
B) Alafrangılığın olumsuz etkileri “Şıpsevdi” romanında değil, “İntibah” romanında işlenmiştir.
C) “Şıpsevdi” roman değil, bir tiyatro eseridir.
D) “Şıpsevdi” romanının konusu, alafrangalığın yerilmesi değil, görmeden evlenme geleneğinin yerilmesidir.
E) Romanın kahramanı Meftun Bey değil, Ali Bey’dir.
1996 ÖYS
ÇÖZÜM:
“Şıpsevdi” romanı, Namık Kemal’in değil, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ındır.Yanıt A

ÖRNEK:
Bireyci sanat anlayışı bize Edebiyat–ı Cedide’den miras kalmıştı ve biz bunu söylemekle ortaya yeni bir görüş getirmiyorduk.Öyle ya,Edebiyat-ı Cedidecilerin,özellikle Hüseyin Cahit’le Mehmet Rauf’un,Dr.Rıza Tevfik’le estetik konusu üzerinde tartışırken terter
tepinircesine”Güzellik görecedir,güzellik görecedir.”deyişlerinin,bizim”Sanat kişisel ve saygıya değerdir.” sözümüzden farkı neydi?”Bu parçada, yazarın “biz” dediği kimler olabilir?
A) Garipçiler
B) Serveti Fünuncular
C) Yeni Lisancılar
D) Yedi Meşaleciler
E) Fecri Aticiler
1983 ÖYS
ÇÖZÜM:
Servet-i Fünun sanatçıları bireysel konulara yönelmişlerdir,bu tarzda sanatlarına devam etmişlerdir. Hüseyin Cahit Yalçın, Mehmet Rauf, Servet-i Fünun sanatçısıdır.Servet-i Fünun topluluğu dağıldıktan sonra, edebiyatımızda fazla uzun ömürlü olmayan Fecr-i Âti topluluğu ortaya çıkar.Bir beyanname ile edebiyat hayatına başlayan sanatçıların sanat anlayışı “Sanat kişisel ve saygıya değerdir” şeklindedir.Yanıt E

ÖRNEK:
“…….. Bunlar şiirlerinde biçim – içerik ikiliğini kaldırmaya, şiirin anlamı ile yapısını kaynaştırmaya çalışırlar. İsterler ki şiirlerinde ses ve anlam ayrılmaz hale gelsin, düzyazıya çevrilemesin, ses ve anlam öylesine yoğurulsun ki anlam tek başına sıyrılıp çıkarılamasın, şiir katıksız biçim olan müziğe yaklaşsın.”Bu yargılar, aşağıdaki şairlerden hangisinin şiirleriyle örneklendirilebilir?
A) Faruk Nafiz Çamlıbel
B) Cahit Sıtkı Tarancı
C) Orhan Veli Kanık
D) Kemalettin Kamu
E) Ahmet Haşim
1983 ÖYS
ÇÖZÜM:
Ahmet Haşim, sembolist bir şairdir.Şiirde kapalılık arar, şiirin müziğe yakın olmasını ister.Yanıt E
ÖRNEK:
Aşağıdakilerden hangisi Cenap Şehabettin’le Ahmet Haşim’de ortak değildir?
A) Hem şiir hem nesir alanında eser vermiş olmaları
B) Servet-i Fünun topluluğunda yer almaları
C) “Sanat için sanat” ilkesini benimsemeleri
D) Fransız sembolistlerinden etkilenmeleri
E) Aruz ölçüsünü kullanmaları
1984 ÖYS
ÇÖZÜM:
A,C,D,E’de verilen özellikler her iki sanatçıda ortaktır.Ancak B’de verilen yanlıştır. Çünkü Ahmet Haşim, Servet-i Fûnun topluluğunun değil, Fecr-i Âti topluluğunun dağılmasından sonra sanat hayatını bağımsız olarak sürdürmüştür.
Yanıt B

ÖRNEK:
Aşağıdakilerden hangisi Ahmet Mithat Efendi ile Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ortak bir yönü değildir?
A) Geniş halk topluluklarına seslenmek
B) Tiyatro, roman, gezi, tarih, anı gibi değişik türlerde eserler vermek
C) Eserlerini, çağlarına göre, konuşma diliyle ve sade bir üslupla yazmak
D) “Toplum için sanat” görüşünü benimsemek
E) Romanlarında, olayın akışını kesen açıklamalara yer vermek
1986 ÖYS
ÇÖZÜM
Ahmet Mithat Efendi, tiyatro türünde “Çerkez Özdenler,Eyvah”;gezi yazısı türünde “Avrupa’da Bir Cevelan” adlı eserleri vermiştir. Hüseyin Rahmi’nin de “Hazan Bülbülü” adlı tiyatro yapıtı vardır. Ancak gezi yazısı, anı gibi türlerde eserleri yoktur.Yanıt B

ÖRNEK:
1909′da Fecr-i Ati topluluğuna katıldı.Bu topluluğun dağılmasından sonra da şiirler yazmayı sürdürdü.Şiirlerinin hepsi de aruzla yazılmıştır.Aşk ve doğa temalarını işlediği, sembolizm akımı anlayışına uygun olarak yazdığı şiirlerinde hayale ve müziğe büyük önem verdi.Güçlü şiirleri yanında değişik konuları yoğun bir dille anlatan fıkraları da vardır.
Burada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ahmet Haşim
B) Cenap fiehabettin
C) Süleyman Nazif
D) Faruk Nafiz Çamlıbel
E) Yahya Kemal Beyatlı
1989 ÖYS
ÇÖZÜM:
1909′da Fecr-i Âti topluluğuna katılan sembolist şairimiz,fıkralarıyla da ünlü sanatçımız Ahmet Haşim’dir.Yanıt A

ÖRNEK:
Aşağıdaki şairlerden hangisi, hece ölçüsünü hiç kullanmamış, şiirlerini hep aruzla yazmıştır?
A) Ahmet Haşim
B) Yahya Kemal Beyatlı
C) Ziya Paşa
D) Ahmet Muhip Dranas
E) Faruk Nafiz Çamlıbel
1990 ÖYS
ÇÖZÜM:
B,C,D,E’deki sanatçıların hepsi hece ölçüsü ile de şiirler yazmışlardır. Ancak Ahmet Haşim yazdığı şiirlerin hepsinde aruz ölçüsünü
kullanmıştır.Yanıt A

ÖRNEK:
Galatasaray Lisesi’nde okurken öğretmeni Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun teşvikiyle şiir yazmaya yöneldi.1901′de ilk şiirini yazdı. Fecri-i Âti topluluğu içinde yer aldı.Sonra Dergah dergisinde ve Yeni Mecmua’da yazdı.Sembolist anlayışa uygun şiirler yazan şanatçı,aynı zamanda güçlü bir fıkra yazarıdır.Bu parçada söz edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tevfik Fikret
B) Arif Nihat Asya
C) Fazıl Hüsnü Dağlarca
D) Cenap fiahabettin
E) Ahmet Haşim
ÇÖZÜM:
Fecr-i Âti topluluğu denilince Ahmet Haşim akla gelmelidir.O şairliğinin yanı sıra iyi bir fıkra yazarıdır.Yanıt E

ÖRNEK:
Bir yazar şöyle diyor. “Nerede bir edebiyatın başladığını görsek, orada sokağın yazı masası ile birleştiğini görürüz. Malherbe sokağı
dinledi, Dickens sokağı edebiyata soktu. Bir romanı da geçen ‘Sokağın anahtarı’ sözü bu yazarın sanatını anlatmaya yeter. Puşkin’de de sokağın anahtarı vardı. Bize gelince, bu sihirli anahtar çoğu yazarımızın eline hiçbir zaman geçmedi.“Yazarın “Sokağın anahtarı” sözü ile anlatmak istediği özellik aşağıdaki yazarlardan hangisinde vardır?
A) Recaizade Mahmut Ekrem
B) Namık Kemal
C) Halit Ziya
D) Hüseyin Rahmi
E) Mehmet Rauf
1982 ÖYS
ÇÖZÜM:
Hüseyin Rahmi, İstanbul’un gündelik hayatını canlı bir şekilde yansıtmıştır.Eserlerindeki dil ise, sokağın dilidir.
Yanıt D

ÖRNEK:
I. Romanda rastlantıya yer verme
II. Aynı akımdan etkilenme
III. Toplum için sanat yapma eğiliminde olma
IV. Tanzimat edebiyatın içinde yer alma
V. Aynı topluluk içinde yer olma
Numaralandırılmış özelliklerden hangileri Hüseyin Rahmi ve Ahmet Mithat için ortak bir özelliktir?
A) I B) III C) III D) IV E) V
ÇÖZÜM:
Romanda rastlantıya yer verme, Ahmet Mithat özelliğidir.Hüseyin Rahmi’de bu yok. Hüseyin Rahmi naturalistken Ahmet Mithat romantiktir.Ahmet Mithat Tanzimat edebiyatı nda yer alırken Hüseyin Rahmi yer almaz. Servet – i Fünûn döneminde eser veren bağımsız bir sanatçıdır.C şıkkında ise toplum için sanat yapma eylemine yer verilmiş.Bu iki sanatçımız için de ortak bir özelliktir.Yanıt C

ÖRNEK:
I. Sadece aruz veznini kullanmıştır.
II. Fecr – i Ati topluluğu içinde yer almıştır.
III. Sembolizm ve parnasizm akımlarından etkilenmiştir.
IV. fiiir dışında diğer türlerde de eser vermiştir.
V. Çağdaşlarına göre dili daha sadedir.
Ahmet Haşim’le ilgili verilen numaralarda özelliklerde hangi ikisinde bilgi yanlışı vardır?
A) I –II B)II –III C)II – V D) III – V E) IV – V
ÇÖZÜM:
Ahmet Haşim sembolizmden etkilenmiştir. Fakat parnasizmden etkilenmemiştir. Çağdaşlarına göre ise sade değil tam tersine ağır bir dili vardır.Yanıt D

ÖRNEK:
Türk edebiyatının bazı dönemlerinde öne çıkan ve o dönemle özdeşleşen sanatçılar vardır. Örneğin Tanzimat edebiyatı denince akla ilk gelen fiinasi’dir. Aynı şekilde Fecr-i Ati edebiyatı denincede ……………….. akla gelir. Paragrafta boş bırakılan yere aşağıdaki sanatçılardan hangisi getirilmelidir?
A) Ahmet Resim
B) Ahmet Haşim
C) Hüseyin Rahmi Cahir Pınar
D) Cerap Şahbettin
E) Süleyman Nesif
ÇÖZÜM:
Fecr-i Ati topluluğunun öncüsü Ahmet Haşim’dir.Yanıt B

ÖRNEK:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sere eşleştirmesi yanlış yapılmıştır?
A) Ahmet Haşim – Falaka
B) Hüseyin Rahmi – Mürabbiye
C) Ahmet Haşim – Frankurt Seyahat
D) Fuad Köprülü – Tiryaki fiölen
E) Yakup Kadri – Yaban
ÇÖZÜM:
Tiryaki şölen adlı eseri Fuad Köprülü’ye değil, Servet-i funun sanatçısından Cenap fiehabetine aittir.Yanıt D

bahar yayınevi uyarı


İle Yorum Yap!
Yorum Yap!

(İletinizi yazmadan önce, lütfen buraya dokunarak uyarıları okuyun!)

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Yorum yapmadan abone ol

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: FECR-İ ÂTİ EDEBİYATI
  • Yazının Kategorisi: Fecr-i Ati Edebiyatı
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 26 Şubat 2013
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , ,