Ana Sayfa » Roman Özetleri » Şiir Öykü Roman » Yüz (100) Temel Eser » Kaşağı (Ömer Seyfettin)
68


Kaşağı

 

 

(Ömer Seyfettin)

 

 

Konu

Kardeşine iftira atıp, onun ölümünden sonra vicdan azabıyla yanıp tutuşan bir çocuğun dramı anlatılmaktadır.


Özet

Annesi, İstanbul’a gittiği için kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan’la artık Dadaruh’un yanından hiç ayrılmaz. Bu, babasının seyisi, yaşlı bir adamdır. En sevdikleri şey atlardır. Dadaruh’la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, onlar için çok zevklidir. Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşlarına gider. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı… tık… tıkı… tık… tıpkı bir saat gibi… yerinde duramaz, bunu gören küçük çocuk ben de yapacağım! diye tutturur.

 

O vakit Dadaruh, onu Tosun’un sırtına koyar, eline kaşağıyı verir,

- Hadi yap! Der.

Bu demir gereci hayvanın üstüne sürter, ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdı.

Her sabah ahıra gelir gelmez,

 

 

- Dadaruh, tımarı ben yapacağım, der.Ama adam izin vermez ancak boyu at kadar olunca yapabileceğini söyler.Boyu atın karnına bile varmıyordu. Oysa en keyifli, en eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun’un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman Dadaruh, “Höyt..” diye sağrısına bir tokat indirir, sonra öteki atları tımara başlardı.Bir gün yalnız başına kalır. Hasan’la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyanır. Kaşağıyı arar, bulamaz. Annesinin bir hafta önce İstanbul’dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı, pırıl pırıl parlıyordu. Hemen alıp, Tosun’un yanına koşar, karnına sürtmek ister fakat rahat durmaz.

 

- Sanırım acıtıyor? Diye düşünür.

 

Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine bakar. Çok keskin, çok sivridir. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başlar. Dişleri bozulunca yeniden dener. Gene atların hiçbiri durmaz ve kızar. Öfkesini sanki kaşağıdan çıkarmak ister. On adım ilerdeki çeşmeye koşar. Kaşağıyı yalağın taşına koyup yerden kaldırabildiği en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başlar.

 

İstanbul’dan gelen, üstelik Dadaruh’un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezip, parçalar. Sonra yalağın içine atar. Babası çeşmeye bakarken, yalağın içinde kırılmış kaşağıyı görür; Dadaruh’a yanına çağırınca çok korkar. Dadaruh şaşırır, kırılmış kaşağı ortaya çıkınca, babası bunu kimin yaptığını sorar.Dadaruh,

 

 

- Bilmiyorum, der.

Babasının gözleri ona döner, daha bir şey sormadan, çocuk kaşağıyı kardeşi Hasan’ın kırdığını söyler. “Dadaruh uyurken odaya girdi. Sandıktan aldı. Sonra yalağın taşında ezdi” der.

 

Babası Hasan’I çağırır.

-Bu kaşağıyı niye kırdın?diye sorar.

Hasan, Dadaruh’un elinde duran alete şaşkın şaşkın baktıp, sarı saçlı başını sarsarak,

- Ben kırmadım, der.

- Doğru söyle, darılmayacağım. Yalan çok kötüdür, der babası. Hasan inkârda direnir. Baba öfkelenir. Üzerine yürür “Utanmaz yalancı” diye yüzüne bir tokat indirir.

 

- Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma. Hep Pervin’le otursun! diye haykırır.

Artık ahırda hep yalnız oynar. Hasan eve hapsedilir. Annesi geldikten sonra da bağışlanmaz.Annesi onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez.

 

 

Ertesi yıl anne, yazın gene İstanbul’a gider.Hasan’a ahır hâlâ yasaktır. Bir gün birdenbire hastalandı. Doktor “Kuşpalazı” der. Babası yatağın başucundan hiç ayrılmaz. Hizmetçi kardeşinin öleceğini söyler ve çocuk ağlamaya başlar. Gece uyuyamaz, uykuya dalar dalmaz Hasan’ın hayali gözünün önüne gelir “İftiracı! İftiracı!” diye karşısında ağlar. Pervin’i uyandırır. Hasan’ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söyler.Yarın söylersin, der.Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz. Hava henüz ağarırken Pervin’i uyandırır. Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüştür.



Ana Fikir

Yalan söylemek kötü bir alışkanlıktır.

 

 

 

Şahıslar ve Olaylar

Büyük çocuk: Hasan’ın abisidir.babasından çok korkar.Atları çok sever.

Hasan: Küçük kardeştir.O da babasından çok korkar ve atları çok sever.Geçirdiği hastalık ölümüne sebep olur.

Dadaruh: Evin seyisidir. Bütün zamanını atlarla geçirmekyen çok zevk alır.İki çocuğu da çok sever.

Pervin: Evin hizmetçisidir. Çok yumuşak kalplidir ve herşeyi açıkça söyler.Bir o kadar da sulugözdür.

Baba: Çocuklarının üzerinde büyük bir otorite sahibidir. Çocukları onu çok sever ama ondan çok korkarlar.

 

 

Yazar Hakkında

, yazı ve öyküleriyle dilde sadeleşme hareketinin öncülüğünü yaparak yeni bir edebiyat akımının oluşumunu sağlayıp, Türk öykücülüğünde kısa öykü türünün dil, anlatım tekniği ile tematik yönden ilk özgün örneklerini vermiştir. Aynı zamanda ulusal edebiyat akımını başlatan yazarlardan olan 28 Şubat 1884’te Gönen’de doğdu. Öğrenimine, dört yaşında iken, Gönen Mahalle Mektebi’nde başladı. Ailesiyle birlikte İstanbul’a gelince (1892), ilköğrenimini özel bir okul olan Aksaray’daki Mekteb-i Osmani’da sürdürdü.

 

 

Babasının isteği üzerine, Eyüp baytar Rüştiyesi’nin subay çocuklarına özgü bölümüne yatılı olarak yazıldı (1893). Buradaki eğitiminden sonra (1896), Edirne Askeri İdadisi’ni (1900) ve İstanbul Mekteb-i Harbiye’yi bitirdi. 22 Ağustos 1903’te piyade teğmeni rütbesiyle mezun oldu. Ziya Gökalp ve arkadaşlarının çıkardıkları “Genç Kalemler” dergisinin kadrosuna katıldı. Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine, yeniden orduya çağrıldı (14 Eylül 1914). Kısa bir süre “Türk Sözü” dergisinin başyazarlığını yaptı. lan Calibe Hanım’la evlendi (1915). Eylül 1918’de eşinden ayrıldı. 6 mart 1920’de kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi’nde şeker hastalığından öldü. Kadıköy Kuşdili’ndeki Mahmut Baba Türbesi mezarlığına gömüldü. 1939’da, kemikleri Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki Asri Mezarlık’a taşındı.

ESERLERİ:

Romanları:
Yaşadığı yıllarda yayınlanan üç romanı ( Ashab-ı Kehfimiz, Efruz Bey, Yalnız Efe, 1919) onun bu alanda yarım kalmış denemeleri olarak sayılır.


“Fantezi ” olarak nitelendirilen Efruz Bey; 1908’den Mütareke yıllarına kadarki süreci, aydın kişilerin eleştirisi ekseninde yansıtır. Dönemin aydın hastalıklarını, siyasi akımların yanlış yönsemelerini toplumsal eleştiri bağlamında, yeni bir tekniğiyle verir.
Yarın kalan romanı Yalnız Efe, destansı bir nitelik taşır. Konusunu bir halk menkıbesinden almıştır. Dönemin toplumsal ortamında, yapılan haksızlıklara başkaldırarak silahlanıp dağa çıkan -kız kahraman- Yalnız Efe’nin kişiliğinde Türk halkanın direnme gücünü göstermeye çalışmıştır.


Öykü:
Harem, (u.ö.), 1918; Yüksek Ökçeler, (ö.s.), 1923; Gizli Mabet, (ö.s.), 1923; bahar ve Kelebekler, (ö.s.), 1927.
Bütün Eserleri, temalarına göre bir araya getirilen basım: Efruz Bey, 1970; kahramanlar, 1970; bomba, 1970; Harem, 1970; Yüksek Ökçeler, 1970; Yüzakı, 1970; Yalnız Efe, 1970; Falaka, 1970; Aşk Dalgası, 1970; Beyaz Lale, 1970; Gizli Mabet, 1970.

 

|» Roman Özetleri Sayfasına Dön! « |

 

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…



İle Yorum Yap!
68 Yorum Bulunmaktadır
melike on Ekim 7th, 2007 at 19:39

ömer seyfettinin kitaplarını çok severim

Adı Bende Saklı :D on Ekim 9th, 2007 at 03:05

Ya gerçekten mükemmelmiş. Ne zaman açıldığını görmesem, oturup ağlardım.

damla on Ekim 20th, 2007 at 18:12

ömer seyfettinden kaşağıyı okudum tavsiye ederim çok güzel.

GÜLŞAH on Kasım 13th, 2007 at 20:04

BEN BU SİTEYİ ÇOK ÇOK BEĞENDİM VE HER ARAŞTIRMAK İSTEDİĞİM KONUYU BULABİME ŞANSIM OLDUĞUNA İNANIYORUM.

izzet on Kasım 22nd, 2007 at 18:50

harika bir site kim kurduysa çok iyi yapmış nefisssss

zeynep on Aralık 3rd, 2007 at 22:52

ben de bu siteyi çok beğendim çok güzel bir site bende bu sitede aratırmam olduğunda bulabileceğime inanıyorum

alp on Aralık 4th, 2007 at 14:50

ya bende beğenmek isterim ama bu kaşağı bir roman mı acaba işallah öledir

bende beğendim sanki cevap gelsin öle bakacağız

Yönetici Notu: Yorumlarınız birleştirilmiştir.

samet gergerli on Aralık 7th, 2007 at 16:08

evet ben coook severim,ömerseyfettini.onuniçin konum yaptım

BÜŞRA on Aralık 13th, 2007 at 15:03

Bende ömer seyfettinin çanakkaleden sonrasını okudum çok güzel tavsiye ederim.

gizem on Aralık 17th, 2007 at 20:19

ömer seyfetinin Türk diline verdiği önemi nasıl bulabilirim ??allah rızası için söyleyin ve ekleyin isterseniz :::: *****@hotmail.com +:(+

Bilgicik on Aralık 18th, 2007 at 01:47

Merhaba Gizem,

Ömer Seyfettin’in Türk Dili’ne verdiği önemi kavrayabilmek için öncelikle ağ sayfamız üzerinde yayımlanmış “Ömer Seyfettin’in Yaşamı” ve “Genç Kalemler ve Türkçülük” adlı iki yazıyı okumalısın.

Yukarıda bağlantılarını verdiğim iki yazıyı okuduktan sonra Ömer Seyfettin’in usta bir öykücü (hikâyeci) olduğunu, Türkçenin sadeleştirilmesinde çok önemli rol oynadığını, Genç Kalemler adlı derginin çıkarılmasını sağladığını ve orada yayımladığı “Yeni Lisan” adlı makaleyle günümüz Türkçesine bile ışık tuttuğunu… görebilirsin.

Ömer Seyfettin’in yaşadığı dönemde TÜRK’ten uzak ve Arap – Fars etkisi altında olan edebiyatımızın, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp… gibi ülkü erleri ile TÜRK’e yönelik duruma getirildiğini ve dilimizin büyük oranda Türkçeleştirildiğini görürüz. Belki de onlar bu uğurda çalışmasaydı, bugün hâlâ dilimizin %75’lere kadar varan büyük bir kısmı Türkçe olmayacaktı.

Yukarıda bağlantılarını verdiğim yazılarda ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsin.

Esen kal…

ece on Aralık 19th, 2007 at 10:34

süper bişey yaaaaaaa

Decoder.. on Ocak 2nd, 2008 at 20:00

Güzel olmus ama yazarın dili iyi kullandıgı yerler falan lazımdı ama yinede sagolun..

adı lazım degil baş harfi ben on Ocak 10th, 2008 at 13:55

ben de diğer yorum yazan arkadaşlarıma katılıyorum çok güzel bir site araştırma ödevim oldugunda burdan bulabilecegime inanıyorum

davut on Ocak 10th, 2008 at 21:14

super bır sıteee ınsallah hersyı ben du sıteden bulurum ama superbır sıte buyaaaaa

isimisizisim on Ocak 13th, 2008 at 22:20

sağ ol benım yararıma oldu güzel paylaşım

şaziye on Ocak 14th, 2008 at 18:42

ödevim var ama bu bana yeterli değil yine de slm yapana yaptırana benim gitmem lazım

cemrree on Ocak 19th, 2008 at 21:31

bence güzel ama işime yarayan şeyi bulaamadım .benim istediim ömer seyfettinin resimleri arkadaşlar biliyosanız onu söyleyin ya +:(+

gamze on Ocak 28th, 2008 at 16:12

çok güzel bir site.istediğimi buldum .çok teşekkürler.başarılarınızın devamını dilerim. :-)

selin=) on Ocak 30th, 2008 at 10:18

arkadaşlar ya bn ömer seyfettının kaşağı antı ve hayatını bulmaya çalışıorum bılen varsa lutfen sölesin bu arada sitenizi çooooook begendim herşey var ama aradığım şeyi bulamadım BAŞARILARINIZIN DEVAMINI İLERİM

zeynep on Şubat 2nd, 2008 at 21:54

çok güzel ama ben istediğimi bulamadim.Yinede güzel bir site

zeynep on Şubat 6th, 2008 at 09:00

çooook güzel olmuşş

Muhammed on Şubat 6th, 2008 at 17:10

BEN BU ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİNİ SEVERİM İŞİME ÇOK YARAR

BAK HERKEZ KULLANSIN BENDEN SİZE Bİ BÜYÜK TAVSİYESİ :-P

ferda on Şubat 7th, 2008 at 15:42

çok güzel olmuş ama istediğimi bulamadım ama olsun yinede harika bir site olmuş

demir on Şubat 7th, 2008 at 15:44

ççookk güzel bir site olmuş süperrrr

Muhammed on Şubat 8th, 2008 at 13:17

Çok güzelmiş mükemmel süper çok güzel romanları var mutlaka okurum ama bazen bulamam +:(+

meliss on Şubat 8th, 2008 at 20:08

güzel olmuş ama ben tam istediğimi bulamadım genede teşekkürler

BaHrİ on Şubat 10th, 2008 at 13:18

güzel bir yazı daha çok kaynak varsa bizimle buluşturun

burcu on Şubat 11th, 2008 at 15:42

Güzel de çok karışık değil mi? Ben de istediğimi bulamadm

büşra on Şubat 12th, 2008 at 17:52

Çook güzel olmuş. iyi günler

büşra on Şubat 12th, 2008 at 17:53

Çok güzel olmuş iyi günller

gizli on Şubat 27th, 2008 at 17:17

ya çok kötü olmuş çünkü hasıl biri ne gibi kitapalar yazmışlar neden onları yazmış hiçççççç araştırmamışsın

özge on Mart 1st, 2008 at 17:25

süper olmuş elinize sağlık

osman burak on Mart 2nd, 2008 at 14:36

çok sevdim bu siteyi :-) abimede gereli

ebru on Mart 5th, 2008 at 17:19

yaa bnde cok sevdım bu sıteyi

seda on Mart 10th, 2008 at 22:32

Süper olmuş yaa. İşe yaradı ama. :-)

enes on Mart 13th, 2008 at 22:28

site güzel elinize sağlık daha güzel paylasımları bekliyoruz

merve on Mart 20th, 2008 at 12:46

çok güzel olmuş iyi günler

SİNİRLİ on Mart 21st, 2008 at 16:12

ya güzel olmus da benim aradığım yok lütfen koyun yazıyorum (yanlız efe) onu da koyarsanız süper öptüm

sena on Mart 21st, 2008 at 20:51

Çok teşekkürler…

zeynep on Mart 24th, 2008 at 19:31

çok güzel olmuş tebrikler

EzGi on Nisan 2nd, 2008 at 19:14

ya aslında ben tam olarak yeri ve zaman olan kaşağı arıyodum bunda her şey var ama bir tek yeri zamanı işte kaçta kuruldu nerde kuruldu felan filan ama yine de çok güzel tek kelimeyle harika…

ne yapacanız adımı on Nisan 2nd, 2008 at 19:19

çok güzel olmuş ama aradığım her şey yok :-)

tarja on Nisan 5th, 2008 at 08:46

güzelmiş

defne on Nisan 5th, 2008 at 10:31

sağ ol yaaa çok işime yaradı

yhid on Nisan 8th, 2008 at 17:35

sağ olun yaa dönem ödevim için lazımdı da

irem on Nisan 14th, 2008 at 16:14

Çok güzel olmuş çok beğendim tebrikler.

marinda on Nisan 15th, 2008 at 13:43

Merhaba ben Rusya’dan baglanıyorum gerçekten çok güzel.

emine on Nisan 15th, 2008 at 14:05

Merhaba bu yazıyı yazana teşekkür ediyorum bu yazı sayesinde yine 5 aldım.

hümeyra on Nisan 16th, 2008 at 20:31

Çok güzel olmuş ama ara aradığım yok.

adsızz on Nisan 19th, 2008 at 18:29

Ya süper omuş, site de çok güzel ama benim aradığım kitaplar şunlar: tom sawyer, küçük prenses, bir genç kızın gizli defteri, prenses akademisi çocuk kalbi, akıllı pireler, ilyas efendi, haritada kaybolmak, karabibik ve lord jim (hepsi olmak zorunda değil . biri de veya bir kaç taneside olabilir yeter ki düzgün ve güzel olsun…)

Adım Yok on Nisan 21st, 2008 at 17:43

Adsızz arkadaşım bunların özetleri mi gerekli bir şey yazmamışsın ama ben yine de özetlerini vereyim. Çocuk kalbi:

Büyük bir ihtimal özet aryorsun.İtalya da bir mahalle okulunda 3.sınıfa yeni başlayan Enrico yeni öğretmeniyle tanışınca ilk başta hoşlanmaz. Eski öğretmeninin o güler yüzünü hatırladıkça üzülür fakat daha sonra yeni öğretmeninden hoşlanmaya başlar. Birgün Robetti adında bir çocuk okula giderken bir çocuğun atlı tramvay yolunda düştüğünü görür. Çocuğu kurtarırken kendi ayağı atlı tramvayın altında kalır. Bunu gören Enrico üzülür. Başka bir gün Enriconun sınıfına Calabriali bir öğrenci gelir. Öğretmen sınıfla kaynaşmasını sağlar.Uzaktan gelen bu öğrenciye iyi davranılmasını ister. Yine günün birinde annesi ve kız kardeşi ile yoksul bir kadına çamaşır götüren Enrico kapıyı açan kadını görür ve içeride sınıf arkadaşını görür. Babası olmayan crossi bütün zorluklara rağmen karanlık odada dersini yapmaya çalışır. Bu duruma üzülen Enriconun annesi para yardımında bulunur. Kitabın sonlarına doğru Enrico annesine saygısızlık yapar. Bu olaya üzülen anne ve babası Enricoya nasihatlarda bulunur.

MUHAMMED on Mayıs 9th, 2008 at 08:47

Sayfanızı çok sevdim. İlerde daha büyük sayfalar oyunlar isterim.

semanur on Eylül 24th, 2008 at 10:02

Arkadaşlar ben Ömer Seyfettin’in gizli mabet adlı romanının özetine bakmak istiyorum. Ama bir türlü bulamıyorum.

TOLGA on Ağustos 28th, 2009 at 14:58

Güzel bir site istediğim herşeyi bulabiliyorum. Herkese tavsiye ederim.

nagihan on Eylül 27th, 2009 at 10:40

Arkadaşlar babası çeşmeye bakarken kasağı nasıl görüyor.

nagihan on Eylül 27th, 2009 at 11:04

Çok güzel bir özet kim bilir kitabı nasıldır?

YASEMİN on Kasım 2nd, 2009 at 18:26

Bu ÖZETLER İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.GERÇEKTEN ÇOK İŞİME YARADI SİZLERİ SEVİYORUM…

ecemcoskun on Kasım 2nd, 2009 at 20:49

Arkadaşlar ben her tarafta aynı yazıyı görüyorum.Başka bir özet burda yok mu?

=) on Kasım 16th, 2010 at 12:51

İstanbul’a gittiği için kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan’la artık Dadaruh’un yanından hiç ayrılmaz. Dadaruh’la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, onlar için çok zevklidir., yemliklere ot doldurmak gibi eğlenceli bir oyundan daha çok hoşuna gider. Dadaruh kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı… tık… tık tıpkı bir saat gibi… , bunu gören küçük çocuk ben de yapmak iştiyorum der.O vakit Dadaruh, , eline kaşağıyı verir,yap bakalım der.

Üstüne sürter, ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdı. Her sabah ahıra gelir gelmez. Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun’un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. , “.Bir gün yalnız başına kalır. Hasan’la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyanır. Kaşağıyı arar, bulamaz. – Sanırım acıtıyor? Diye düşünür.

Kaşağının dişlerine bakar. Çok keskin, çok sivridir. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başlar. Dişleri bozulunca yeniden dener. . Dadaruh şaşırır, kırılmış kaşağı ortaya çıkınca, babası bunu kimin yaptığını sorar. Dadaruh,

– Bilmiyorum, der.

Çocuk kaşağıyı kardeşi Hasan’ın kırdığını söyler. “Hep pevrinle otursun der ve hasanı babası eve kilitler …Bir gün hasan birdenbire hastalandı.hizmetci kardeşinin öleceğini söyler…ağlar.Pervin’i uyandırır. Hasan’ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söyler.Yarın söylersin, der.Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz. Hava henüz ağarırken Pervin’i uyandırır. Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüş.

melis on Aralık 14th, 2010 at 21:30

Bana göre kitap harikaydı.hiçbir noksanı yoktu,anlatım biçimi olsun her şey güzeldi.Umarım bu eseri gelecek nesillerde görür.

esra on Nisan 20th, 2011 at 17:07

ömer seyfettin gerçekten çok güzel kitaplar yazmış,onun kitaplarını hep okuyorum yani kısacası;gerçekten süper.

melike on Aralık 12th, 2011 at 18:32

Çok bir güzel bir site

evrim on Şubat 4th, 2012 at 19:44

Gerçekten çok güzeldi.Ömer Seyfettin’in zaten kitapları çok hoşuma gidiyor.

leyla on Mart 10th, 2012 at 10:47

and’hikayesi yok mu?

ezgi on Mayıs 27th, 2013 at 19:26

çok güzel olmuş işime yaradı
hangi takımlısınız

gamze on Ocak 4th, 2014 at 18:07

çok beğendim çok güzel

Sevgi Özbaş on Mart 10th, 2014 at 18:48

cok guzel bır sıte cok yardımcı oldu okumas ozet defterımı yazdım sayenızde :) cook saolunnn :)

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Kaşağı (Ömer Seyfettin)
  • Yazının Kategorisi: Roman Özetleri, Şiir Öykü Roman, Yüz (100) Temel Eser
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 13 Eylül 2007
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , , , , ,