Osmanlı Devleti Kültür ve Uygarlığı

Osmanlı Devlet Yönetimi

1. Merkez Yönetimi

  • Osmanlı Devleti sınırları içerisinde farklı etnik gruplar bir arada yaşıyordu. Osmanlı Devleti, farklı topluluklara karşı kendine özgü, eşit ve adil bir yönetim uygulamıştır.
  • Osmanlı Devleti, mutlak ve merkeziyetçi bir şekilde yönetiliyordu. Osmanlı soyundan gelen bir padişah devletin başındaydı. Osmanlı padişahları bey, gazi, hünkâr ve sultan gibi unvanlar kullanmışlardır. Padişahlar kendi adına hutbe okutur ve para bastırırlardı. 
  • Padişahlık, babadan oğula geçerdi. Bu nedenle şehzadeler küçük yaştan itibaren eğitilirdi. Şehzadeler sancaklara yönetici olarak gönderilir, şehzadelerin devlet yönetimi ve askerlik gibi konularda tecrübe kazanmaları sağlanırdı. Bu uygulamaya “Sancağa çıkma” usulü adı verilmiştir. I. Ahmet dönemine kadar kimin padişah olacağına ait belirli bir kural yoktu. Bu durum taht kavgalarına neden oluyordu. I. Ahmet döneminde sancağa çıkma uygulaması kaldırıldı. Bunun yerine ailenin en büyüğünün padişah olması kuralı kabul edildi (Ekber ve Erşed sistemi). Bu yöntem şehzadelerin tecrübe edinmelerini engellemiştir.

ÖRENEK: XVII. yüzyılda, şehzadelerin sancağa çıkma usulünün kaldırılmasıyla şehzadeler,
I. askerî,
II. idarî,
III. siyasî
alanların hangilerinde deneyim kazanma olanaklarrnı kaybetmiştir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I, II ve III
2009 Ö SS
ÇÖZÜM: I. Ahmet Osmanlı tarihinde aldığı kararlarla tanınan padişahlardandır. O “ekber” ve “erşed” kanununu getirmiş, dahası şehzadelerin sancağa çıkma usulünü kaldırmıştır. Bu durum şehzadelerin askerî, idarî ve siyasî alanlarda tecrübe kazanmalarının önüne geçmiştir.
Yanıt E
ÖRNEK: Osmanlı Devleti’nde yaşanan taht kavgalarının aşağıdakilerden hangisine ortam hazırladığı savunulamaz?
A) Yabancı devletlerin OsmanlI’nın iç işlerine karışmasına
B) Merkezî otoritenin zayıflamasına
C) Parlamenter sisteme geçilmesine
D) Tahta geçme usulünün değiştirilmesine
E) Güçlü olanın tahta geçmesine
2007 ÖSS
ÇÖZÜM: Osmanlı Devleti’nde yaşanan taht kavgaları A, B, D ve E seçeneğinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ancak parlementen sisteme geçilmesine neden olmamıştır. Osmanlı
Devleti’nde parlamenter sisteme Fransız ihtilali’nin yaymış olduğu milliyetçilik akımının etkisini azaltmak amacıyla I. Meşrutiyet Döneminde geçilmiştir.
Yanıt C

  • Padişahın geniş yetkileri bulunuyordu. Ancak padişahlar kanun ve törelere uygun olarak hareket ederlerdi.
  • Padişahın orduya komuta etmek, gerektiğinde Divanıhümayun’da başkanlık yapmak ve yüksek rütbeli devlet adamlarını atamak gibi görevleri bulunuyordu.Savaş ve barışa karar vermek de padişahın görevleri arasında bulunuyordu.
  • Padişahlar, Divan’da devlet adamlarının görüşlerini alır, ancak son kararı yine padişah verirdi. Padişahın emirleri kanun sayılırdı.
  • Osmanlı padişahları sarayda oturur ve devleti saraydan yönetirlerdi.
  • Osmanlı Devleti’nde askerlik, maliye, adalet ve yönetim ilgili devlet meselelerinin görüşülüp karara bağlandığı bir kurul bulunurdu. Bu kurula Divanıhümayun denilirdi. Divan’a önceleri padişahlar başkanlık ediyordu. Fatih’ten sonra Divan veziriazam (sadrazam) başkanlığında toplanmaya başlamıştır.

Sadrazam (Veziriazam): Padişahtan sonra gelen en yetkili devlet adamıdır. Sadrazam padişaha vekalet eder ve padişahın mührünü taşırdı. Padişah sefere çıkmadığı zaman orduya komuta etme ve büyük devlet memurlarını atama ve görevden alma gibi yetkiler sadrazamın görevleri arasındaydı. Vezirler: Devlet işlerinin yürütülmesinde sadrazama yardımcı olurlardı. Vezirler uzun yıllar devlet hizmetinde bulunmuş, tecrübeli ve yetenekli devlet adamları ile komutanlar arasından seçilirdi.
ÖRNEK: Osmanlı Devleti’nde aşağ>dakilerden hangisi vezirin görevlerinden biridir?
A) Kadıları atama
B) Saray görevlilerini yönetme
C) Kapıkulu Ocakları’na asker toplama
D) Gerektiğinde orduya komuta etme
E) Divandaki görüşmelerin tutanağını yazma
2006 ÖSS
ÇÖZÜM: Osmanlı Devleti’nde kadıları atama kazaskerin, divan toplantılarının tutanağını yazma nişancının, Kapıkulu Ocaklarına asker alma Yeniçeri ağasının, gerektiğinde orduyu komuta etme vezirin görevidir.
Yanıt D
Nişancı: Kanunları en iyi bilen kişidir. Fermanlara ve yabancı devlet hükümdarlarına gönderilecek mektuplara padişahın tuğrasını (imzasını) çekme fethedilen toprakların
gelirlerine göre defterlere kaydedilmesi de nişancının görevlerindendi.
ÖRNEK: Osmanlı Devleti’nde “kalemiye” meslek grubunu aşağıdaki devlet görevlilerinden hangileri oluşturmaktaydı
A) Sadrazam ve vezirler
B) Beylerbeyi ve sancak beyleri
C) Nişancı ve defterdarlar
D) Subaşılar ve kale koruyucuları
E) Kadılar ve müderrisler
2009 ÖSS
Osmanlı’da halk yönetenler ve yönetilenler diye ikiye ayrılmıştır. Yönetenler de kendi aralarında ilmiye, kalemiye ve seyfiye diye üç gruba ayrılmıştır. Seçeneklerde verilenlerden
yola çıktığımızda A, B ve D seçeneğinde verilenler seyfiye, E seçeneğinde verilenler ilmiye grubuna girer. C seçeneğindeki nişancı ve defterdarlar ise kalemiye grubundadır.
Yanıt C
Kazasker: Adalet ve eğitim işlerine bakmakla görevliydi. kadı ve müderrislerin atama ve görevden alma işlerine bakardı. Anadolu ve Rumeli kazaskeri olmak üzere iki kazasker bulunurdu.
Defterdar: Devletin malî işlerinden sorumludur. Bütçeyi hazırlamak defterdarın görevidir.
Şeyhülislâm: Divanıhümayun’da alınan kararların İslam dinine uygunluğunu denetler fetva verirdi. Şeyhülislam Kanuni Sultan Süleyman döneminde divan üyeleri arasına katılmıştır.
Kaptan-ı derya: Deniz kuvvetleri komutanıdır. İstanbul’da bulunduğu zamanlarda Divanıhümayun toplantılarına katılırdı. Kanuni zamanında divan üyesi oldu.
Reisülküttab: Divan’daki kâtiplerin (yazıcıların) başkanıdir. Dış işleri konusunda görevlidir.
UYARI: 19. yüzyılda devlet yönetiminde bazı değişiklikler oldu. II. Mahmut, Divanıhümayun’u kaldırarak, nezaretler (bakanlıklar) kurudu. Sadrazamlık makamının adı başvekâlet (başbakanlık) olarak değiştirildi

osmanli divan teskilati
osmanli divan teskilati1

  • XIX. yüzyılda devlet yönetiminde yapılan en önemli değişiklik Meşrutiyet’in ilanıdır (1876). Böylece halk, az da olsa yönetimde söz sahibi olmuştur. Ancak bu kısa sürmüş, meşrutî yönetime II. Abdülhamit tarafından son verilmiştir. 1908’de ikinci defa meşrutiyet yönetimine geçilmiştir.

ÖRNEK: Osmanlı Devleti’nde miras, ticaret ve boşanma davalarının karara bağlanması aşağıdakilerden hangisinin görevidir?
A) Kadı
C) Reisülkûttap
E) Nişancı
B) Sadrazam
D) Şeyhülislam
2007 OSS
Osmanlı Devleti’nde miras, ticaret ve boşanma davalarına kadılar bakardı.
Yanıt A

Saray

  • Osmanlı Devleti’nde saray padişahın özel hayatının geçtiği ve devletin yönetildiği yerdi. Saray enderun ve birun olmak üzere iki bölümden oluşuyordu.
  • Enderun, padişahın özel hayatının geçtiği sarayın iç bölümüdür. Burada padişahın hizmetine bakan güvenilir kimselerin yer aldığı hizmet eğitim odaları ve harem bulunuyordu.
  • Sarayın dış bölümüne birun denirdi. Birunda geniş bir yönetici kadrosu yer alırdı.
  • Sarayda kadınların yaşadığı bölüme harem denirdi.
  • Saraya alınan kızlar tıpkı iç oğlanları gibi sıkı bir eğitim görürlerdi. Eğer padişah tarafından sarayda tutulmazlarsa saray dışında görevlendirilen kapıkullarıyla evlendirilirlerdi.

2.

  • Osmanlı Devleti’nin fetihler sonucunda sınırların genişlemesi üzerine ülke eyaletlere ayrıldı. Eyaletler idare bakımından üçe ayrılırdı:

1. .
2. Özel yönetimi olan eyaletler
3. imtiyazlı eyaletler
a. Merkeze Bağlı Eyaletler

  • Beylerbeyi tarafından yönetilirdi.
  • Beylerbeyi, eyaletin her türlü idari işlerine bakardı. Savaş zamanında emrindeki askerlerle beraber savaşa katılırdı.
  • Eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar nahiyelere, nahiyeler de köylere ayrılmıştı.
  • Sancakların yönetiminden sancak beyleri sorumluydu. Kazalarda adalet işlerine kadılar, güvenlik işlerine de subaşılar bakardı.

b. Özel Yönetimi Olan Eyaletler

  •  Trablusgarp, Cezayir, Tunus ve Mısır gibi İstanbul’dan uzak olan eyaletlerdir. Bu eyaletlerin vergileri doğrudan doğruya devlet hazinesine aktarılırdı.

c. İmtiyazlı Eyaletler

  •  Kırım, Eflâk, Boğdan gibi iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlılara bağlı eyaletlerdir. Bu eyaletler her yıl vergi verir ve savaş zamanlarında da asker gönderirlerdi.
  • Hicaz eyaleti en ayrıcalıklı eyalettir. Vergi vermez ve asker göndermezdi. Padişah kutsal topraklar burda olduğu için kendisini buraya hizmet etmekle görevli sayardı.

  • OsmanlIlarda toprak devletin malı sayılmıştır. Özel mülkiyet anlayışı gelişmemiştir. Bu durum Osmanlı Devleti’nde feodalite sisteminin ortaya çıkmasını engellemiştir. Tanzimat Döneminde 1858 tarihli Arazi Nizamnamesi ile toprakların özel mülkiyeti serbest bırakılmış ve güvence altına alınmıştır.
  • Mülkiyeti devlete ait olan toprakları halkın işleme hakkı vardı. Vergisini verdiği sürece herkes işleyebildiği kadar topraklardan yararlanabilirdi. Toprağını, üç yıl üst üste işlemeyen ve vergi vermeyenlerin elinden toprakları alınırdı.

UYARI: Üç yıl üst üste toprağı işlemeyen ve vergi vermeyenlerin elinden toprakların alınmasının nedeni toprak gelirlerinin azalmasını engellemek ve tarımda süreklilik sağlamaktır.
1. Mülk Topraklar: Kişilerin mülkiyetinde olan topraklardır.Satılabilir, miras bırakılabilir, vakfedilebilirdi.
a. Öşri Topraklar: Müslümanların elindeki mülk arazilerine denir.
b. Haraci Topraklar: Gayrimüslimlerin elindeki mülk arazilere denir.
UYARI: Mülk toprakların sahipleri devlete vergi vermekle yükümlüydü.
2. Vakf: Geliri cami, medrese, imarethane, hastane, kervansaray vb. eğitim, hayır ve sosyal kurumlara ayrılan topraktır. Bu topraklardan vergi alınmazdı.
3. Dirlik: Devlet görevlilerine maaş karşılığı olarak verilen topraklardır. Görevlilerin rütbesine göre dirlikler üç kısma ayrılmıştır:
a. Has: Yıllık geliri 100.000 akçeden fazla olan Padişah, divan üyeleri, beylerbeyine verilen topraklardır.
b. Zeamet: Yıllık geliri 20.000-100.000 akçe arasındaki topraklardır. (Kadı, subaşı vb. memurlara verilirdi.)
c. Tımar: Yıllık geliri 3.000-20.000 akçe arasındaki topraklardır. Tımarlı sipahilere, imamlara, hafızlara müstahfiz tımarı ve saray hizmetlilerine hizmet tımarı verilmiştir.
UYARI: Tımar beyi, gelirin beş bin akçesini kılıç hakkı olarak alır ve geri kalan gelirin her bin akçesi için tam techizatlı asker (cebellü) beslerdi.
d. Ocaklık: Kale muhafızlarına ve tersane giderlerine (donanmaya) ayrılan topraktır.
e. Yurtluk: Sınırları bekleyenlere verilen topraktır.
f. Mukataa: Geliri direkt devlet hazinesine aktarılırdı. Bu toprakların geliri genellikle “iltizam” sistemiyle elde edilirdi.
g. Paşmaklık: Padişahın eşlerine ve kızlarına ayrılan topraklardır.
ÖRNEK: Dirlik, hizmet karşılığı olarak devlet görevlilerine verilen ve yıllık gelirlerine göre bölümlere ayrılan arazilerdir. Dirliklerin gelirlerine göre, büyükten küçüğe doğru
sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Zeamet – has – tımar
B) Timar – has – zeamet
C) Has – tımar – zeamet
D) Zeamet – tımar – has
E) Has – zeamet – tımar
2007 ÖSS
ÇÖZÜM: Geliri 100 bin akçeden fazla olan topraklar has araziler, geliri 20 ile 100 bin akçe arası da giren topraklar zeamet arazi, geliri 5 ile 20 bin akçe arasında değişen topraklar
tımar arazilerdir.
Yanıt E

Dirlik Sisteminin Özellikleri

1. Hazineden para harcamadan asker beslenmiştir.
2. Devlet görevlilerinin maaşları karşılanmıştır.
3. Toprak üretiminde artış ve süreklilik sağlanmıştır.
4. Vergilerin toplanması kolaylaştırılmıştır.
5. Taşrada devlet otoritesi sağlanmıştır.
6. Dirlikler mülkiyeti devlete ait olmak şartı ile miras bırakılmıştır
7. Dirlik konusunda yaşanan usulsüzlükler karşısında köylü kadıya şikâyette bulunma hakkına sahiptir.
ÖRNEK: Aşağıdakilerden hangisinin, t>mar sisteminin özelliklerinden biri olduğu savunulamaz?
A) Köylünün şikâyet hakkının olması
B) Köylünün, dirlik sahibinin malı sayılması
C) Köylünün vergi yükümlülüğünün olması
D) Köylünün üretimini artırması için dirlik sahibinin önlemler alması
E) Köylünün toprağı kullanma hakkını miras bırakabilmesi
ÖSS 2008
ÇÖZÜM: Tımar sisteminde köylü dirlik sahibinin malı sayılamaz. Bu durum Osmanlı tımar sistemi ile Avrupa feodalitesi arasındaki temel farkı oluşturur.
Yanıt B

Osmanlı Mâliyesi

  •  Osmanlı Devleti maliyesi defterdarın sorumluluğundaydı.
  • Osmanlı Devleti’nin para birimi akçedir. ilk bakır para Osman Bey, ilk gümüş para Orhan Bey ve ilk altın para Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde basılmıştır.
  • ilk kâğıt para olan kaime 19. yüzyılda basılmıştır.

1. Osmanlı Hâzinesinin Gelir Kaynakları

a. Müslümanlardan alınan ürün vergisi (öşür)
b. Gayrimüslimlerden alınan ürün vergisi (haraç)
c. Gayrimüslimlerden askere gitmedikleri için alınan kelle vergisi (cizye)
d. Savaşlardan alınan ganimetlerin beşte biri
a. Bağlı beyliklerinden aldığı vergiler
f. Gümrük gelirleri
g. Maden, tuzla ve ormanlardan elde edilen gelirler.

2. Hazine’den Harcama Yapılan Alanlar

a. Kapıkulu askerlerine verilen maaş (Ulufe)
b. Ulemaya (bilim adamlarına) verilen maaş
c. Ordu ve donanmaya ayrılan savaş giderleri
d. Bayındırlık giderlerine yapılan harcamalar
e. Saray harcamaları

XIX. yy.da Osmanlı Devleti’nin gelir kaynakları azaldı. Bunun nedenleri;

  • Yapılan savaşlarda başarılı olunmaması ganimet gelirlerinin azalması
  • Toprak sisteminin bozulması
  • Askerî harcamaların artması
  • Ticaret yollarının değişmesi gibi etkenlerdir.

UYARI: İlk kez Kırım Savaşı (1853 – 1856) sırasında SultanAbdülmecit zamanında Ingiltere’den dış borç alındı. Alınan borçlar giderek arttı. Bunun üzerine, Osmanlı Devleti’nden alacağı olan devletler Düyun-ı Umumiye (Genel Borçlar) Idaresi’ni kurdu (1881). Düyun-ı Umumiye ile Osmanlı Devleti’nin bazı gelir kaynaklarına Avrupalı devletler tarafından el konuldu. Bu uygulama Osmanlı Devleti’nin ekonomik bağımsızlığına gölge düşürdü.

Osmanlı Ordusu

  • Osmanlı Devleti ordusu ilk başta boy ve aşiret kuvvetlerinden oluşuyordu. “Yaya ve Müsellem” adıyla ilk düzenli ordu Orhan Bey zamanında kuruldu. I.Murat zamanında ise Yeniçeri Ocağı kuruldu.
  • Osmanlı ordusu kara ve deniz iri kuvvetleri olmak üzere iki esas kısma bölünmüştü.
  • Osmanlı Devleti’nin kara ordusu kapıkulu askerleri, eyalet askerleri (tımarlı sipahiler) ve yardımcı kuvvetler olarak üç bölümden oluşuyordu. Kapıkulu askerleri de piyade (yaya) ve süvari (atlı) olmak üzere ikiye ayrılırdı.

Osmanlı Kara Ordusu

a. Kapıkulu Askerleri

  • Maaşlı askerlerdi. Kapıkulu piyadelerini yeniçeriler oluştururdu. Acemi Oğlanlar Ocağı’ndan yetişenler arasından seçilerek Yeniçeri Ocağı’na alınırlardı.
  • Askerlik dışında bir işle uğraşmazlar ve evlenmezlerdi. Yeniçeriler üç ayda bir ulûfe denilen maaş alırlardı.

ÖRNEK: Kapıkulu askerleri devşirmelerden oluşmakta idi, yani Hıristiyan çocuklar belli bir kanun çerçevesinde toplanır, bu çocuklar ileride Osmanlı merkez ordusuna seçilirlerdi.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kapıkulu askerleri grubundandır?
A) Tımarlı Sipahiler
C) Eyalet Askerleri
B) Yardımcı Kuvvetler
D) Akıncılar
E) Yeniçeriler
ÇÖZÜM: Yeniçeriler Kapıkulu Askerleri grubundandır.
Yanıt E
b. Cebeciler

  • Ordunun silah ve cephane ihtiyacını karşılardı.
  • Top yapımı ve kullanımından, top arabacıları da bu topların cepheye taşınmasından sorumludur.

c. Humbaracılar

  • Havan topu yapımıyla uğraşırlardı.

d. Lağımcılar

  • Kalelerin altına tünel kazarak kaleleri yıkmakla görevli ocaktır.

e. Eyalet Askerleri

  • Dirlik sahiplerinin beslemek zorunda olduğu askerlerdir.
  • Ordunun büyük bir çoğunluğunu eyalet askerleri oluşturmaktaydı. Eyalet askerlerinin giderleri dirlik sahipleri tarafından karşılandığı için hazineden harcama yapılmazdı.
  • Bu askerler, barış zamanlarında bulundukları bölgenin tarım, bayındırlık ve güvenlik işleriyle ilgilenir, savaş zamanında orduya katılırlardı.

YARDIMCI KUVVETLER

  • Akıncılar: Savaşlarda önde gider barış zamanında sınırları korurlardı.
  • III. Selim devrinde Nizamıcedid adında bir ordu kuruldu, fakat bu ordu yeniçeriler tarafından kaldırıldı.
  • II. Mahmut döneminde Sekbanıcedid ve Eşkinci ocakları kuruldu. Ancak yeniçerilerin isyanı ile bu ocak da kaldırıldı.
  • II. Mahmut döneminde Yeniçeri Ocağı kaldırıldı (1826), bu ordunun yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla modern bir ordu kuruldu. Tanzimat Dönemi’nde ise askerlik vatan görevi hâline getirildi.

Osmanlı Denizciliği

  •  Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Piri Reis ve Burak Reis OsmanlI’nın önemli isimlerindendir.
  • Osmanlı denizciliği Kanunî zamanında en iyi dönemini yaşamış ve Osmanlı donanması döneminin devrinin en güçlü donanması hâline gelmiştir. En önemli tersaneler Gelibolu, Haliç ve Süveyş tersaneleri idi.
  • Donanma başkomutanlarına “Kaptanıderya” denirdi. Donanma komutanlarına “reis”, deniz askerlerine de “levent” adı verilirdi.

Osmanlı Hukuk Sistemi

  • Osmanlı Devleti’nde hukuk sistemin temeli gelenekler (töre) ve dinî kurallardır.
  • Davalara kadılar bakardı. Kadılar, medrese eğitimi görmüş güvenilir kişilerdi. Kadıların verdiği karara itirazlar Divanıhümayun’a kadar iletilebilirdi. Divanıhümayundaki davalara kazaskerler bakardı.
  • Müslüman olmayanların ceza davaları dışındaki anlaşmazlıkları,kendi kanunlarıyla çözümlenirdi.
  • Fatih Sultan Mehmet “Fatih Kanunnamesi”ni hazırlamıştır.Kanuni Sultan Süleyman da yönetim, askerlik ve toprak düzeni ile ilgili kanunnâmeler hazırlatmıştır.Bundan dolayı kendisine “Kanunî” unvanı verilmiştir. y XIX. yüzyılda, hukuk sisteminde düzenlemeler yapıldı. Tanzimat Fermanı ile herkesin temel hakları güvence altına alındı (1839).
  • Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere ayrıcalıklar verildi.
  • 1876’da Kanuniesasi ile hak ve özgürlüklerde yeni düzenlemeler yapıldı. 19. yüzyılda, Avrupa tarzı yeni mahkemeler de kuruldu.

ÖRNEK: OsmanlI’da hukuk çağına göre oldukça gelişmişti. Şer’i ve örfi olarak ikiye ayrılan Osmanlı hukukunda bazı uygulamalar şöyle idi:
– Müftüler kanunları yorumlar, kadılar ise mahkemelerde uygulardı.
– Kadılar şer’i ve örfi kanunlara göre karar verirlerdi.
– Kadıların kararlarını ancak divanda kazasker değiştirebilirdi.
Buna göre,
I. OsmanlI’da kadılar kararlarında özgür idi.
II. OsmanlI’da hukuk birliği sağlanamamıştır.
III. Dinî konulardaki kararlar şer’i hukukun içine girerdi.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız III C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III
ÇÖZÜM: Osmanlı hukuku çağının şartlarına göre çok ileride idi. Paragraf da bu yargıyı doğrular niteliktedir. Paragraftan yola çıktığımızda II numaralı öncül hariç diğerlerine ulaşabiliriz.
Buna göre I ve III numaralı öncüller doğru cevaptır.
Yanıt C

Sosyal ve Ekonomik Hayat

1. Sosyal Hayat

  • Osmanlı Devleti’nde halk; askerler ve reayadan oluşmaktaydı. Askerler (Ehl-i Seyf): Padişahın hizmetinde bulunanlar ve kamu yönetiminde bulunanlar, devlet ileri gelenleri, askerler ve memurlardan oluşuyordu. Reaya: Ticaret, tarım gibi işlerle uğraşan Müslüman ve gayrimüslim halka denirdi. Köylüler, zanaatkârlar ve tüccarlar bu gruptandı.
  • Halkın çoğunluğu köylerde yaşardı ve tarımla uğraşırdı.
  • Şehirde yaşayanlar ise genelikle ticaret ve sanatla uğraşırdı. Zanaatkârlar arasında meslek loncaları kurulmuştu. Loncalar meslektaşlar arasında dayanışmayı artırıyordu.

ÖRNEK: Osmanlı Devleti’nin egemen olduğu topraklar üzerinde dili, dini, gelenekleri birbirinden farklı uluslar yaşamış ve bunların ulusal niteliklerini değiştiren bir politika izlenmemiştir.
Böyle bir tutumun,
I. Osmanlı Devleti’ni yıkmak isteyen devletlerin OsmanlI’nın
iç işlerine karışması,
II. Osmanlı ülkesinde yaşayan azınlıkların bağımsızlık
kazanması,
III. Osmanlı Devleti’nin teokratik yapısının korunması
durumlarından hangilerini kolaylaştırdığı savunulabilir?
2 A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III

2007 ÖSS
ÇÖZÜM: Paragrafta verilen durum Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak isteyen İngiltere, Fransa ve Rusya gibi devletlere fırsat vermiş ve Fransız ihtilali’nin etkisi ile azınlıklar
Osmanlı Devleti’nden kopmuştur.
Yanıt D

2. Ekonomik Hayat

  • Osmanlı Devleti’nde ekonomi tarıma dayanmaktaydı. Hayvancılık, zanaat ve ticaret de önemli yer tutuyordu.
  • OsmanlIlarda el sanatları da gelişmişti. Dokumacılık, dericilik, bakırcılık ve silah yapımı oldukça gelişmişti.
  • Anadolu’da ticaret yolları üzerinde hanlar ve kervansaraylar yaptırılmış, tüccarların güvenliği sağlanmıştır.
  • OsmanlIlar kadife, ipekli kumaşlar, şap, balmumu gibi malları ihraç, çuha, kâğıt, cam ve kürk ithal ederlerdi.

1 . Tarım

  • Osmanlı ekonomisinin en önemli gelir kaynağı tarımdır. XVII. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı Devleti tarım ürünleri bakımından kendine yeten bir ülkeydi. Fakat tımar sisteminin bozulması üretim kayıplarına neden olmuştur.
  • Özellikle hububat, bağ-bahçe ziraâtı önemli yer tutarken XVIII. yüzyıldan sonra Avrupa’da sanayinin gelişmesi ile tütün, pamuk gibi endüstri bitkilerinin üretimi önem kazanmıştır.

2.Hayvancılık

  •  Tarım için öküz, manda gibi hayvanlardan yararlanılıyordu.
  • Yün ve deri giyim, dokuma ve ayakkabı üretiminde ham madde olarak kullanılıyordu.
  • At, katır, eşek gibi hayvanlar yük ve ulaşımda kullanılırdı.
  • Hayvanlardan ve hayvansal ürünlerden alınan vergiler devletin başlıca gelir kaynakları arasındaydı.

3. Madencilik

  • Osmanlı Devleti’nde madenler iltizam olarak dağıtılırdı. Ancak madenlerin çoğu ülke içinde işlenemediğinden dışarıya ihraç edilirdi.
  • Osmanlılar’da ilk madenin işletilmesi Osman Bey zamanında olmuş, Bilecik’in fethi ile buradaki demir madeni işletilmiştir.

4. Sanayi

  • Osmanlı Devleti’nde zanaatkârlar esnaf birlikleri (Lonca) halinde teşkilatlanmıştı. Üretim el emeğine dayanıyordu.
  • Bursa’da ipek, Ankara’da sof, Selanik’te çuha, Bulgaristan’da aba; Kayseri, Manisa ve Tokat’ta deri sektörü gelişmişti (debbağlık). Ayrıca Osmanlı Devleti’nde savaş araç ve gereçlerini üretmek için fabrika ve imalathaneler de kurulmuştu.
  • ilk büyük Osmanlı tersanesi Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu’da yapıldı. Zaman içerisinde İstanbul.Sinop, İzmit, Süveyş, Basra gibi sahillerde de tersaneler kuruldu.
  • İstanbul’un fethinden önce Edirne ve Bursa’da, fetihten sonra da İstanbul’da top döküm tesisleri kuruldu.

5. Vergi

Osmanlı Devleti’nde vergiler şer’i ve örfi olmak üzere ikiye ayrılmıştı:
1. Şer’i Vergiler: Bunlar şeriatın emrettiği vergilerdi.
Öşür: Müslümanlardan alınan toprak ürünlerinden vergidir. Elde edilen ürünün onda biri alınırdı.
Haraç: Müslüman olmayanlardan alınan vergiydi:
– Harac-> Mukassem: Üründen alınırdı.
– Harac-> Muvazzaf: Topraktan alınırdı.
Cizye: Müslüman olmayan erkeklerden, askerlik yapmama karşılığında alınan vergidir.
Ağnam: Hayvan sahiplerinden göre alınan vergidir.
2. Örfi Vergiler: Padişahın iradesiyle konulan vergilerdi.
Çift Resmi: Reayanın sipahiye ödediği toprak vergisidir.
Çiftbozan Vergisi: Toprağını izinsiz olarak terk eden veya üç yıl üst üste ekmeyenlerden alınan vergidir.
 Avarız: Olağanüstü hâllerde, divanın kararı ve padişahın § emri ile toplanan vergilere denirdi.

ÖRNEK: Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti’nde toplanan bir vergi çeşididir?
A) Avarız B) Malikâne C) Paşmaklık D) Yurtluk E) Mukataa
2008 ÖSS
ÇÖZÜM: Yurtluk, paşmaklık, mukataa ve malikane Osmanlı toprak sisteminin bölümlerini oluşturur. Avarız Osmanlı Devleti’nde olağanüstü hallerde alınan bir vergi çeşitidir.
Yanıt A

6. Osmanlı’da Eğitim — Öğretim Bilim ve Sanat

a. Eğitim ve Öğretim
  • Osmanlı Devleti’nde eğitim medreselerde yapılıyordu. Eğitim masraflarının çoğu genelde vakıflar tarafından karşılanırdı.
  • Fatih’in döneminde yapılan Sahn-ı Seman Medresesi ve Fatih Medresesi Kanunî’nin yaptırdığı Süleymaniye Medresesi üniversite düzeyinde eğitim vermekteydi.
  • Kadı, müderris, müftü ve kazasker medreselerden mezun olanlardan yapılırdı.
  • Medreselerde dersler dinî ilimler (Kuran, kelâm, hadis,fıkıh ve tefsir), fen ve sosyal bilimlerden (matematik, astronomi, tıp, tarih, coğrafya) oluşuyordu. y Her mahallede okuma – yazma öğretilen “Sıbyan Mektepleri” vardı.
  • Fatih Sultan Mehmet döneminde medreselerin dışında devlet adamı yetiştirmek için Osmanlı sarayında Enderun adıyla okul açıldı. Bu okula, devşirme yolu ile yabancı çocukların en zeki ve yeteneklileri alınır, bu öğrenciler buradaki eğitimi tamamladıktan sonra da önemli devlet hizmetlerine atanırlardı.
  • XVIII. yy.da ordunun subay ihtiyacını gidermek için askerî okullar kuruldu. medrese Orhan Bey zamanında İznik’te yaptırıldı.
  • XIX. yüzyılda II. Mahmut devrinde Tıbbiye ve Harbiye’nin temelleri atıldı. Bunların dışında kız çocuklarının eğitimi için kız okulları, öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla öğretmen okulları ve Dârülfünun (üniversite) ismiyle yüksek okul açılmıştır.
  • Osmanlı ülkesinde azınlıkların kendi okulları bulunuyordu. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, İngiltere, Avusturya ve İtalya gibi devletlerin Osmanlı ülkesinde açtığı yabancı okullar da vardı, bunlar devletin denetimi dışındaydı.
b. Bilim
  • Osmanlı padişahları ve ileri gelen yöneticiler her zaman bilim adamlarını desteklemişlerdir.
  • Kuruluş Dönemi’nde ilk müderris Kayserili Davud felsefe ve mantıkla ilgili önemli çalışmalar yapmıştır.
  • Fatih döneminde Ali Kuşçu astronomi ve matematikte, Kanunî döneminde yetişmiş Piri Reis ise “Kitab-ı Bahriye” adlı coğrafya eserinde denizcilik alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Bu dönemin önemli coğrafyacılarından birisi de Seydi Ali Reis’tir.
c. Sanat
  •  Mimari Osmanlı Devleti’nde oldukça gelişmiştir. Kuruluş Dönemine ait en güzel mimari eserlerden bazıları; Bursa’daki Orhan Bey Camisi, Yıldırım Bayezıd’ın yaptırdığı Ulu Cami ve Çelebi Mehmet’e ait Yeşil Türbe’dir.
  • Yükselme Dönemi’nde; Mimar Sinan’ın eserleri sayesinde Osmanlı klasik mimarisi büyük gelişme göstermiştir. Mimar Sinan’ın en önemli eserleri İstanbul’daki Şehzâdebaşı Camisi ve Süleymâniye Camisi ile Edirne’deki Selimi’ye Camisi’dir.
  • OsmanlIlar Selçuklu çini sanatının tekniğini geliştirmişlerdir.
  • Nakkaşlık, hattatlık, ciltçilik, minyatür, ağaç ve taş işçiliği gibi süsleme sanatları da önemli bir yer tutmuştur. Bu alanlarda da önemli sanatçılar yetişmiştir. Resim ve heykelcilik ise gelişmemiştir.
  • XVIII. yüzyıldan itibaren, Osmanlı mimarisinde Avrupa etkisi görülmeye başlandı. Daha çok sivil mimari alanında eserler verildi. 19. yüzyılda Avrupa etkisi arttı. Boğazın çevresine güzel köşkler ve saraylar yapıldı. Bunların en güzel örnekleri ise Yıldız Sarayı ve Beylerbeyi Sarayı’dır.

ÖRNEK: Osmanlı eğitim kurumları devlet için gerekli eleman ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuştur.  Bu nedenle temel o eğitim dışında devlet için gerekli eğitim de verilmiştir. Zamanla çeşitli işlerde uzmanlaşma eğitim kurumlarında  farklılaşma görülmesi de bu durumun kaçınılmaz bir uzantısı idi.
Buna göre,
I. Osmanlı Devleti’nde eğitim devlet için oldukça önemlidir.
II. ilerleyen zamanlarda eğitim anlayışında faklılaşma görülmüştür.
III. Avrupa OsmanlI’ya öğrenciler göndermekte idi.
IV. Eğitim çok geçmeden bozulmaya başlamıştır.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

A) I ve II B) II ve III C) II ve IV D) I, III ve IV E) Yalnız IV
ÇÖZÜM: Osmanlı Devleti’nde eğitime büyük önem verilmiş, çok geçmeden eğitime verilen bu önem devletin büyümesine ve güçlenmesine yansımıştır. Duraklama dönemine kadar
OsmanlI’da birçok bilim adamının yetiştiğini görmekteyiz. Paragraftan yola çıktığımızda I ve II numaralı öncüllerin bu iddiayı destekler nitelikte olduğunu görürüz. Ama III ve IV numaralı yargılara paragrafta ulaşamayız.
Yanıt A

bahar yayınevi uyarı

Sınavlara Hazırlık Arama Robotu
YGS & LYS TEOG KPSS TUS KPDS Ehliyet Sınavı PMYO JANA

Seçim esnek olup ilgili alanları seçiniz, Örneğin ehliyet sınavı için branş olarak matematik seçmeyiniz :)