Mitoloji Sözlüğü – (L)

Sözlüğü

 

Labyrinthos – Eski zamanlarda yapılan yolları gayet dolaşık, girilince içinden çıkılması imkansız gibi olan yer altı binaları. En eskisi Mısır’daydı. Heredotos’a göre on iki Kralın ancak yaptırabildiği bu muazzam eserin üç bin dairesi vardı. Daidalos’un Girit’de yaptığı, Labyrinthos ile; Limni adasında, yüzeli sütun üzerinde dönen Labyrinthos da meşhurdu.

 

Ladda – Amphion’un kızı. Topal ve çikrik olduğundan arkadaşları tarafından küçük görülen Ladda, Aetion ile evlenmişti. Bu çirkin kadından doğacak çocuğun bir gün Korinthos’a Kral olacağını Tanrılar haber verdiklerinden, Ladda’nın Kyspelos adındaki oğlunu öldürmek için on seçme katil gönderilmişti. Adamlar çocuğun bulunduğu odaya girmişler, biri bıçağını çekerek çocuğun üzerine yürümüş ve tam kalbine saplayacağı sırada yavrucak gülümseyerek kollarını bıçağa doğru uzattığından, bu hal katile dokunmuş ve çocuğu öldürmesi için öteki arkadaşına vermiş. O da çocuğun masumiyetine bakarak öldürmek istememiş, üçüncü arkadaşına vermiş, üçüncü haydut da çocuğa kıyamamış, böylece masum yavru; on kanlı katilin elinden kurtulmuş.

 

Laddakid’ler – Thebai Kralı Labdakos’un soyundan gelenlere verilen ad.

 

Laddakos – Thebai’nin efsanevi Kralı Polydoros’un oğlu, Oidipus’un dedesi. Laios’un babası.

 

Ladon – Arkadia’da akan, kıyısının güzelliği, suyunun duruluğu ile meşhur bir ırmağın Tanrısı. Stymphalis ile evlendi de Daphne adlı güzel bir kızları oldu. Syrinks adındaki güzel peri kızı, çapkın Pan’ın elinden kurtulmak için kendisini Ladon ırmağına atmış, öldürmüştür.

 

Laelaps – Fırtına anlamına gelen Laelaps, hem Akteon’un köpeklerinden birinin adı, hem de Kephalos’un köpeğinin adı. Bu köpek Themis’in gönderdiği canavarları kovalarken, canavarlarla beraber taş kesilmişti.

 

Leartes – Odysseus’un babası.

 

Laios – Oidipus’un babası.



Lais – Hellen’lerin ünlü birkaç fahişesinin adı. Bunlardan en tanınmışı Korinthos’lu Lais idi. Güzelliği ve ihtirasıyla bütün Yunanistan’a ün salmıştı. Meşhur Demostrhenes’den bir gecelik ücret olarak bin drahmi isteyince büyük hatip “Pişmanlığı ve vicdan azabını bu kadar pahalı satın alamayacağını” söylemişti. Lais’in güzelliğini kıskanan bazı kadınlar, iğne darbeleriyle onu öldürmüşlerdi. Korinthos civarında bulunan bir Aphrodite tapınağında bu ünlü fahişenin mezarı bulunuyordu. Mezarın üstünde dişi bir arslanın, bir koçu kuvvetli pençeleri arasında tuttuğu görülmektedir.

 

Laistrgon’lar – Homeros’un bahsettiği insan eti ile beslenen dev insanlar.

 

Lakedaimon Zeus ile Taygete’nin oğlu. Lakedemonia, bölgesine adını veren kahraman.

 

Lakhesis – Üç park (Moiora)dan biri, iği tutar ve insan ömrünü eğirirdi.

 

Lakinios Yunan kıyılarını haraca kesen azılı bir haydut. Herakles’in öküzlerini çalmak isterken öldürüldü.

 

Lakios – Antiphemos’un kardeşi. Tanrılardan aldıkları emirle, bu iki kardeşten biri doğuya gitmiş, sicilya’da Geba şehrini kurmuş Lakios ise Anadolu’ya gelerek, Lykia ile Pamphiylia arasında bulunan Phaselis şehrini kurdu. (Bak. Kylabras)

Lamia – Poseidon’un kızı. Çocukları çalan ve yiyen iğrenç bir varlık. Halbuki onun Phrygia ya da Libya Kraliçelerinden biri olduğunu ve güzelliğiyle Zeuz’un gözüne girdiğini, ondan bir çok çocukları oldğunu yazarlar. Fakat çocuklarını, kıskanç Hera öldürdüğü için Lamia, çocuk düşmanı oldu. Eline geçen bütün çocukları öldürüyordu. Hera, onun gözünden uykuyu da alınca Lamia, büsbütün çıldırdı. Fakat Zeus, ona acıdı. Uyumak istediği zaman gözlerini çıkarıp bir kaba koyarak uyuyabilme imkanını bağışladı.

 

Lampetia – Helios (Güneş) ile Neere’nin kızı. Bir adada çobanlık yapardı.

 

Lampetie – Apollon ile Kymene’nin kızı. Kardeşi Phaeon’un ölümüne o kadar kederlendi ki, Tanrılar da acıdılar, onu bir kavak ağacı haline koydular.

 

Lampetie – Apollon ile Kymene’nin kızı. Kardeşi Phaeon’un ölümüne o kadar kederlendi ki, Tanrılar da acıdılar, onu bir kavak ağacı haline koydular.

 

Lampos – Eos’un atlarından birinin adı. Bilindiği gibi Eos şafak kızıllığı demektir. O, dünyaya ilk ışığı getirmek üzere Lmapos (parıltı)ile Pheeon (Kıvılcım) adlarını taşıyan atlarıyla göğe yükseli, Güneşe semanın kapısını açar.

 

Laodamas – Thebai Kralı. Eeokles’in oğlu.

 

Laokoon – Çanakkale’de eski Troia’da bugün Kemersuyu denilen (Thymbreus) üzerinde (Batak Oba) civarında bulunan Thymbrea şehrinin Apollon mabedi rahibi. Antenor’un oğlu. Laokoon, Antiope adında bir kadınla evlenmiş ve ondan Antiphas ve Thymraos adlarında iki oğlu olmuştu. Laokoon Troia’lılara, Yunanlıların deniz kıyısında bırakmış oldukları meşhur ağaç atı şehre sokmamalarını tavsiye etmişti. Fakat onu kimse dinlemedi. Troia’lılara akıl öğretmeye kalkıştığı için, Yunanlıların dostalrı olan Tanrılar, onu cezalandırmakta gecikmediler. Bu olaydan az bir zaman sonra Laokoon, deniz kıyısında Tanrı Poseidon’a bir kurban takdim ediyordu. İki güzel oğlu da yanındaydı. Bu sırada Tenedos (Bozcaada)dan, dalgaları yararak gelen iki kocaman yılan babayı da, oğullarını dü feci şekilde öldürdü. Bu acıklı olay bir çok şair, ediplere ve sanatkarlara ilham kaynağı olmuştur. Özellikle Rodos’lu meşhur üç heykeltıraş; Polydoros, Anthenodoros, Ağesandros; bu faciayı o kadar güzel, o kadar canlı olarak mermere geçirmişlerdir ki, görenlerin hayran olmamasına imkan yoktur. Bugün Roma’da, Vatikan Müzesi’nde bulunan bu şaheserlerde insan, Laokoon’un kendisini de evlatlarını da boğmak isteyen yılanlarla uğraşırken, adelelerinin duyduğu büyük ıstırabı, yüzüne akseden metanetini ve asaletini görür, şaşırır, cidden bu mermen heykelde, Laokoon, feryat etmektedir. Çünkü kahramanın ağzı kapalıdır. Fakat yüzünde felakete mertçe katlandığını, şikayet etmeden ölmek üzere olduğunu anlatan bir ifade vardır. Onun ölümündeki büyüklük, seyredenleri büyüler. Çünkü hassas kalpli olan her insan, aynı zamanda bir baba olan kahramanın başına gelen felaketten sarsılır, fakat onun asaletine ve felaket karşısıda gösterdiği metanete meftun olur.

 

Laodomeia – Bellerophon’un kızı ve Zeus’un sevgilisi. Lykia Kralı Sarpedon bu sevişmenin mahsulüdür. Artemis, güzelliği ile övünen bu kadını, oklarıyla vurdu, öldürdü. Bir Laodameia daha vardır ki, Akastos’un kızı ve Protesillas’ın karısıdır. Kocasını Hektor öldürünce, Laodameia, ona benzeyen bir heykel yaptırdı. Bir gün bir hizmetçi, genç dulu yatakta bir erkekle yatıyor görününce, babasına haber verdi. Babası koşarak geldi, kızının yanında bir heykelden başka bir şey bulamadı. Bu çirkin manzaranın hatırasını kızının kafasından silebilmek için heykeli yaktırdı. Fakat Laodameia kocasının heykelini yakan ateşe yaklaşarak, kendini onun içine attı, diri diri yandı. Rivayete göre; Tanrılar bu fedakar eşin ruhunu ahiret kapısına kadar götürmek için Protesilas’ı üç saat müddetle dirilttiler.

 

Laodike – Priamos’un en güzel kızı. Helikaon ile evlenmişti. Daha çok genç iken Troia’ya elçi olarak gelen bir Yunanlı ile sevişmiş ve ondan bir oğlu olmuştu. Troia düştükten sonra Laodike, galipler önünde kaçarken toprak onu yutmuştu.

 

Laomedon – Troia Kralı, İlos ile Euridike’nin oğlu ve Priamos’un babası. O sıralar Olympos’dan yeryüzüne sürülmüş olan Apollon ile Poseidon; Troia şehrinin surları yapılırken Laomedon’a yardım ettiler. İş bitince ücretlerini alamayan Tanrılar, Laomedon’a düşman oldular. Poseidon, bir deniz canavarı gönderdi, Apollon da şehre veba hastalığı saldı.

 

Lapith’ler – Thessalia’da yaşayan dev cüsseli insanlar. Lapith’ler Kralı Prithoos’un düğününde Kendaur’lar da bulunmuştu. Fazla şarap içince sarhoş oldular ve düğünde bulunan kadınları, zorlak kaçırmak sevdasına düştüler. Bu yüzden iki taraf arasında meşhur kavga başladı. Bu kavgayı kendisine kurban kesilmediğinden kızan Ares’in çıkarttğını iddia edenler de vardır. Ressam Rubens’in bu kavgayı tasvir eden tablosu çok meşhurdur.

 

Lara – Lauium ırmağının perisi. Zeus’un Juturne ismindeki peri kızına olan aşkını Hera’ya duyurduğu için başTanrı, onun dilin kesti ve Hermes’in yanına katarak onu cehenneme gönderdi. Fakat Hermes, yolda dilsiz perinin güzelliğine aşık oldu. Onu cehenneme götürmedi, dünya yüzünde kendisine metres yaptı, ondan Lares adını taşıyan ili çocuğu oldu.

 

Lar – Romalıların ocak başı Tanrısı. Her evin oğcağını bekleyen bir Tanrı olarak tasavvur edilir.

 

Larv’lar – İnsanlara bela olan habis ruhlar, asık yüzlü ihtiyar gibi tasavvur edilen Larv’ların uzun sakalları vardı. Ellerinde uğursuzluğun sembolü olan birer baykuş taşırlardı.

 

Latinus – İtalya’da Laurentium bölgesinin Kralı. Aineias buraya gelince onu iyi karşıladı. Kızı Lavinia’yı ona vermeyi vaat etti. Fakat Latinus’un karısı Amata kızını Rutuller’in Kralı Turnus’a vermek istiyordu. Bu yüzden Turnus ile Troia’lılar arasında savaş oldu. Turnus öldürüldü. Aineias’da Lavinia ile evlendi ve bir şehir kurup karısının adını verdi.

 

Latium – İtalia’da Aineias’ın savaştığı bölge.

 

Latmos Anadolu’da Karia bölgesinde meşhur Miletus şehrinin doğusuna düşen ve bugün “Beş Parmak Dağı” diye anılan dağ. Selene (Ay), Endymion adındaki güzel çobana bu dağda gönül vermişti.

 

Latone – Leto’nun Latince adı.

 

Laurentium – İtalia’da Tiber nehri ağzındaki bölge.

 

Leandros – Abydos’lu genç. Hero’nun aşığı.

 

Hearkhos – İno ile Athamas’ın oğlu. Hera’nın kinine kurban gitti. Babası tarafından bir çılgınlık anında öldürüldü.

 

Leda – Etolia Kralı Thestios’un kızı. Tyndaros’un karısı. Zeus’un sevgilisi.

 

Leimone – Hippomenes’in kızı. Babası ya bir Kral ya da asil bir adamdı. Kızlığını muhafaza etmediği için Leimone’yi bir aygırla beraber ıssız bir eve kapattı. At, kudurdu ve iffetini muhafaza edemeden kadını parçaladı.

 

Lamnos – Limni adası. Hephaistos’u Zeus, Olypos’dan aşağı fırlattığı zaman bu adaya düşmüştü. Adalılar Tanrıyı havada yakalamasalardı, yalnız topal kalmayacak, belki parçalanacaktı. Adalıların bu iyiliğine karşılık Hephaistos, demirhanesini orada kurdu. Bu ada halkı, kocasını Ares’le aldatan Aphrodite’yi sevmemişler ve onun adına mabet yapmamışlardı. Bunun üzerine Aphrodite, bu ada kadınlarının hepsinin tenlerine öyle iğrenç bir koku verdi ki, kocaları yataklarına girmez oldular ve şehvet duygularını köreltmek için Thrakia’ya geçip oranın ateşli kadınları ile eğlenmeye başladılar. Bunun üzerine Lemnos’lu kadınlar söz birliği ederek kocalarını kestiler. Bu suretle adada yalnız kadınlar kaldı. İşte bu sıralarda Argonaut’lar, buraya gelmişlerdi.

 

Lemur’lar – Romalılar, ölülerin evlere bela olan hayallerine Lemur’lar derlerdi.

 

Leontikhos – Çok sevdiği nişanlısı ile beraber, bir zalim tarafından öldürülen Samos’lu bir genç.

 

Lerna – (Lerne) – Argolis ile Lakonia arasında bataklık kalan bir göl. Herakles azılı ejderi burada tepeledi. Bazı mitologlar, bu mitten başka anlamlar çıkarmışlardır. Onlara göre Lernus isminde bir haydut etrafına elli azılı adam toplayarak Argolis bölgesini haraca kesiyordu. Herakles, onlarla çarpıştı ve hepsini tepeledi. Eflatun ise bu mite,felsefe gözlüğü ile bakmaktadır. Ona göre Lerne zararlı ve saçma düşünceleri olan bir sofisttir. Bir fazilet kahramanı olan ve dünyayı fenalıklardan temizlemekten başka gayesi bulunmayan Herakles, fena düşünceli Lerne’yi ortadan kaldırmıştır. Kötü düşüncelerin, korkunç ejderlerin zehrine benzetilmesi ne kadar hoştur.

 

Lethaeus – İnsanlara her şeyi unutturan Eos (Aşk)ın lakabı.

 

Lehte – (Lete) – Cehennemde akan herihden biri. Buna “Unutturma Irmağı” de derler. Öteki dünyaya gidenler, bu ırmağın suyundan içmek zorundaydılar. Çünkü ondan içenler, her şeyi unuturlardı. Bu insanlar için bir lûtuftu. Çünkü dünyadaki acılı günlerin, sefaletlerin, onların kafasında hiçbir izi, en ufak bir hatırası bile kalmıyordu. Böylece onlar, geçmiş zamanlara ait hatıraların kemirici azabından kurtulmuş oluyorlardı.

 

Leto – Apollon ile Artemis’in anneleri. (Lat. Latona)

 

Leukas Yunan denizinde, kıyıya çok yakın, etrafı sarp bir ada. Burada sivri ve yalçın bir burun vardı. Bugün Dükato diye çağrılan bu burnun mitolojide önemi vardı. Burası bir tür Atlama Burnu’ydu. Meşhur kadın şairlerden Sapho, gönlündeki aşk ateşini söndürmek için buradan kendini denize atmıştı. Eski zamanlarda aşka tutulanlar, yani aşk hastası olanlar, buraya koşarlar, Apollon’a kurban keserler ve kendilerini kayalardan aşağı atarlardı. Adonis’in ölümüyle aşk hastası olan Aphrodite’nin bile buradan atladığını söylerler.

 

Leuke – Okeanos ile Tethys’in kızı. Hades’in ölümsüz sevgilisi.

 

Leukippid’ler – Leukippos’un kızları olan Hilacira, Phoebe’ye verilen ad. Bunlar Kastor ve Polluks ile evlendiler.

 

Leukippos – Leukippid’lerin babası. Perieres’in oğlu. Bir leukippos da, şöhretini bütün Anadoluya yayılan Lykia’lı bir kahramandır. Ksanthios’un oğlu olup kendi öz kızkardeşine aşık olmuş, bu yüzden babasının kanıyla ellerini kirletmiş, sonra Anadolu’dan Girit’e sürgün edilmiş sonra yurduna geri dönmüş. Miletus civarında Kretinaeon şehrini kurmuştur.

 

Leukippos – Perieres’in oğlu, Apareus Tyndareos’ı, İkaros’un kızkardeşi, Leukippidler’in yani Hilacira ile Phoibe’nin babası.

 

Leukothea – Kadmos’un kızı İno; bir deniz Tanrıçası olunca bu adı aldı.

 

Liber – İnsanı, üzüntüden azad eden, hürriyete kavuşturan şarabın Tanrısı dionysos’un Latince adı.

 

Libitina – Roma’da, ölüler için yapılan merasimi koruyan Tanrıça.

 

Libya – Epaphos’un kızı. Poseidon ile sevişti, ondan sonra Agenour ile Bellus adlı iki çocuğu oldu.

 

Likhas – Herakles’in arkadaşlarından biri. Kahraman zehirli gömleği getirip giydirince Herakles yanmaya başladı. O zaman Likhas’ı tuttu, denize fırlattı. Üç küçük ada, denize fırlatılan kahramanın adını taşımaktadır.

 

Linos – Apollon’un oğlu. Herakles’in müzik öğretmeni. Efsanevi şair.

 

Lita’lar – (Lites) – Yalvarma, yakarma, dua Tanrıçaları. Bunlar Zeus’un kızlarıdır. Homeros’a göre Lita’ların yüzleri buruşuk ve çok çirkindir. Ayakları sakattır, yerlerde sürüklenerek dolaşırlar. Suçlular gibi başları öne eğiktir, herkes tarafından horgörülürler. Kendini beğenmiş gurur, insanları hayvanlaştıran şehvet ve herkesi küçük gören hakaret, gönül kıran hiddet hızla, sakat Lita’ların önünden koşar, giderler. Onlar, insanları alçaltmak, Tanrıların gözünden düşürmek için ellerinden gelenleri yaparlar. Zayıf ruhlu insanları gurura kaptırarak onlara çeşitli suçlar, günahlar işletirler. Zavallı dua’lar, yalvarma’lar yavaş yavaş gurur, şehvet, hiddet ve hakaret’in arkasından sürüklene sürüklene giderek, küfürlerin, hakaretlerin ve şehvetin insanların kalplerinde açtığı yaraları titrek ve zayıf elleriyle sarmaya, tedavi etmeye çalışırlar. Kendi kalpleri kırık olduğu halde Zeus’un bu şefkatli kızları, kendilerini unuturlar. Başkalarını düşünürler. Topal ve çirkinliklerini görmeyen, onlardan nefret etmeyen, onları iyi karşılayan kederli insanları, günahkarları, onlar da boş bırakmazlar, ellerinden geleni yaparlar. Onları teselli etmeye, iyi etmeye, memnun etmeye çalışırlar. Kederler, endişeler, ıstıraplar pençesinde kıvranan bahtsız insanların durumunu babaları Zeus’a bildirirler. Onların bağışlanmaları, affedilmeleri için yalvarırlar, sızlanırlar. Babaları suçluların cezalandırılmasında ısrar ederse, onu acındırmak için ağlarlar, gözyaşı dökerler. Kendilerini iyi karşılamayan hakaret eden, katı yürekli insanları da, BaşTanrıya şikayet ederler.

 

Lityerses – Phrigia’da Kelaene’nin (Bugünkü Dinar) kralı. Midas’ın oğlu. Tembel ve çok obur bir adamdı. Bölgesine gelen yabancıları hemen sofrasına çağırır, bol bol yedirir, içirir sonra güneşin en kızgın zamanında kendi tarlalarını biçtirmeye zorlardı. Akşam olunca kafalarını keser, cesedini otlar arasına saklardı ve hiçbir şey yapmamış gibi sarayına döner, öldürülen yabancının, akşam sarhoşken söylediği şarkıları söyler, alay ederdi. Nihayet Herakles geldi, bu zalim kralın kafasını uçurdu, gövdesini Menderes Çayı’na attı.

 

Lotis – Güzel bir peri kızı. Anadolu’da Lampsakos (Lapseki) şehrinin Tanrısı Priapos, Lotis’e aşık olmuştu. Fakat peri kızı ona yüz vermiyordu. Bir gece Dionysos’un sarhoş arkadaşları arasında uyurken onu yakalayacağı sırada bir eşeğin anırmasıyla herkes uyanmış ve peri kızı da kirlenmekten kurtulmuştu. Daha sonra güzel lotis, kendi adını taşıyan Lotos ağacına çevrildi.

 

Lotophag’lar – Troia dönüşü Odysseus’un uğradığı efsanevi bir ülkenin insanları.

 

Lukifer – (Lucifer) – Sabah yıldızı olan Phosphoros’un Latince adı. (Yun. Lukifer)

 

Luna – Romalıların ay Tanrıçasına verdikleri ad. Selene karşılığı.

 

Lyaios – Kederi dağıtan anlamına gelen Lyaios, Şarap Tanrısının adlarından biridir.

 

Lydia – Batı Anadolu’da İzmir bölgesinde olan bu eski krallığın sınırı şöyledir: Batı Ege Denizi, kuzeyde Sardene (Dumanlı Dağlar); Mysia doğusunda Phrygia; ve güneyde Meandros (Büyük Menderes) nehri Karia’dan onu ayırıyordu. Başkent Sardes idi. Önemli şehirleri arasında Thyatira (Akhisar), Philadelphia (Alaşehir) vardı. Lydia adını, memleketin ilk kralı olan Atys’in oğlu Lydus’dan almıştır. Lydia, Kybele’nin ili, Omphale’nin yurdu sayılır.

 

Lykaon – Arkadia kralı, Kallisro’nun babası, kandökücü olduğundan kurda çevrildi.

 

Lykastos – Ares ile Phylonome’nin oğlu.

 

Lyke – Kır perisi. Daphnis’i sevdi.

 

Lykeion – Mukaddes Orman demek olan Lykeion, Atina yakınında, İllissus çayı kıyılarında ağaçlık bir mesire yeriydi. Filozof Aristoteles, derslerini bu bahçede verdiği için bir tür okul olan Lise kelimesinin aslı Lykeion’dan alınmıştır.

 

Lykia – Eski Anadolu’da, Fethiye – Elmalı – Fenike bölgesi.

 

Lykios – Babil’li Klinis’in oğlu. Apollon’un arzusu hilafına Tanrılra eşek kurban ettiği için Klinis kargaya çevrilmiş. Bu yüzden oğlu Lykios, Apollon’un bir lakabı oldu.

 

Lykomedes – Skyros kralı. Troia savaşına gitmemesini sağlamak için Thetis, kadın kılığına soktuğu oğlu Akhilleus’u bu kralın sarayına saklamıştı. Fakat kahraman, kralın kızı Deidamia’ya gönül vermekte gecikmedi.

 

Lykos – Thebai kralı Nykteus’un kardeşi, Dirke’yi yeğeni Antiope’ye işkence yapmakta serbest bıraktı. Sonradan, Antiope’nin oğulları olan Zekthos ve AMphion tarafından öldürüldü.

 

Lykurgos – Dionysos’a kafa tutan Thrakia kralı.

 

Lynkeus – Argonaut’lardan biri. Mesenia kralı Aphareos’un oğlu. Gözleri röntgen ışığından daha kuvvetli olup her şeyi deler, geçerdi. Yalnız evlerin içinde olup bitenleri değil, yerin dibinde, cehennemle, göklerin derin noktalarını görürdü. Çünkü onun bakışlarına duvarlar, dağlar, ormanlar, bulutlar engel olamazlardı. Kalydon domuzunun, avlanmasına o da katılmıştı. Lynkeus, Hyppermnestra’nın kocasıdır.

 

Lyssa – Gecenin kızı. Hiddet ve kızgınlığı temsil eder. Euripides’e göre, Lyssa, fani insanların kalplerine ümitsizlik ve kızgınlık duygularını sokan bir ifrittir.

 

|» “Mitoloji Sözlüğü” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

Mitoloji, Mitoloji Sözlüğü, Sözlük, Sözlükler

 

 

Sınavlara Hazırlık Arama Robotu
YGS & LYS TEOG KPSS TUS KPDS Ehliyet Sınavı PMYO JANA

Seçim esnek olup ilgili alanları seçiniz, Örneğin ehliyet sınavı için branş olarak matematik seçmeyiniz :)