Kırım’da Türkçe Savaşı

Kırım Tatar Türkleri Kırım’da değiştirilerek yerlerine Rusça isimler konulan yer isimlerini yeniden Türkçe’ye çevirmek için mücadele veriyor ve Kırım’da “toponomik soykırım” uygulandığını dile getiriyorlar 1944 yılında bir gece ansızın anavatanlarından çıkarılarak Orta Asya‚ Ural ve Sibirya’ya sürgün edilen Kırım Tatar Türklerinden sonra‚ 1948 yılında Sovyetler Birliği Komünist Partisi Kırım Bölgesi Komitesi‚ Kırım’da Tatar Türkçesi ve Tatar Türkleri ile ilgili kelimelerin kullanımına yasaklama getirerek Tatar Türkçesi’ne karşı savaş açmış ve tüm coğrafi yer adlarını Rusça’ya çevirmişti. Bu dönemde 1400’ün üzerinde şehir‚ bölge ve köy isminin zorla‚ Rusça olarak yeniden adlandırıldığı ve Kırım haritasının birçok Petrovkas‚ Nikolayevkas‚ Yelenovkas gibi Rusça isimlerle doldurulduğu‚ Komünist terminolojinin de Leninskoye‚ Pionerskove gibi yer isimleri ile birlikte Kırım’a kazındığı belirtiliyor.
Perestoreyka sürecinde ve hemen arkasından SSCB’nin yıkılması ile birlikte Kırım’daki coğrafi isimler eski hallerine dönmeye başladı. Mesela SSCB döneminde Planerskoye olarak adlandırılan “Köktebel” esas ismini yeniden aldı.

Sürgünden anavatanlarına toplu halde geri dönmeye başlayan ve anavatanlarında toprakları için savaşan Kırım Tatar Türkleri Rusça adlardan çok rahatsızlar ve coğrafi isimlerin de eski hallerine döndürülmesi için ayrıca mücadele veriyorlar. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı ve Kırım Tatar Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu: “Anavatanımıza geri döndük. Daha ne kadar İvanovkas‚ Petrovkas gibi isimlere katlanmak zorundayız?” diye soruyor.
Kırımoğlu tarihi coğrafi isimlerin meclis ya da diğer merkezi güç organları tarafından çıkarılacak yasalarla yeniden canlandırılması gerektiğini söylüyor: “Şu anda yürürlükte olan kanunlarla Kırım’ın her bölgesinde isim değişikliği için referandum yapılması gerekiyor. Bu imkansız. İnsanların büyük çoğunluğu bununla ilgilenmezler. İvanovka’da yaşayan ve zaten oraya Rusya’nın İvanovka bölgesinden veya köyünden göç etmiş olan biri neden bölgenin isminin değiştirilmesi için oy kullasın ki?”

Kırım Tatar Türklerinin lideri Kırımoğlu Kiev’in 1991’de çıkarılan Baskı altına alınan halkaların itibarlarının iadesine dair kanunun‚ ki bu kanun zaten tarihi yer adlarının korunmasını da içeriyor‚ yürürlüğe konulmasını istiyor.

Kırım Tatar Türkleri ise kanuni bir değişiklik yapılana kadar tabelaların üzerinde yazan Rusça isimlerin hemen yanına bölgenin Türkçe isimlerini yazıyorlar.’

Kaynak: Türkcan

|» Türkçe Haberleri Sayfasına Dön! « |


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Cep Telefonlarında Türkçe Karakter En Geç Temmuz’da

Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer‚ bundan sonra üretilecek cep telefonlarında Türkçe karakterlerin uluslararası alfabe içinde değerlendirilerek sıradan karakterler olarak yer alacağını belirterek‚ Temmuz ayından itibaren ithal edilecek cep telefonlarında Türkçe karakterlerin desteklenmesi özelliğinin aranacağını bildirdi.

Acarer‚ birden fazla ücretlendirmeye neden olan Türkçe karakterler kullanılarak mesaj atıldığında‚ operatörlerin bu özel karakterleri düzelteceğini‚ uygulamanın en geç Temmuz ayında fiilen başlayacağını söyledi.

Tayfun Acarer‚ AA muhabirine yaptığı açıklamada‚ cep telefonları alfabesinde yer almayan ç‚ Ğ‚ ğ‚ İ‚ ı‚ Ş ve ş harflerinin kullanıldığı kısa mesajların birden fazla mesaja bölünerek iletilmesi ve ücretlendirilmesi sorununun çözümü için 2-3 yıl önce bir çalışma başlatıldığını ifade etti.

Uluslararası platforma yapılan çalışmalarda GSMA {GSM Association} bünyesinde Türkiye’nin önerisi doğrultusunda Türkçe’nin GSM alfabesi arasına alınmasına karar verildiğini dile getiren Acarer‚ ’’İyi bir sonuç alındı. Karara göre‚ bundan sonra üretilecek cep telefonlarında Türkçe karakterler uluslararası alfabe içinde değerlendirilerek sıradan karakterler olarak yer alacak’’ dedi.

Cep telefonu abonelerinin Türkçe karakter kullanıldığında birden fazla mesaj ücreti ödemesi sorununu ortadan kaldırmak üzere de çalışıldığını vurgulayan Acarer‚ şöyle devam etti:


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Prof.Dr. Gümrükçü: “Türkçe Avrupa’da Resmi Dil Olabilir”

Artık Türk çocukların hiç de iyi Türkçe konuşamadıklarına şahit olduklarına dikkat çeken Çokyiğit‚ süreci ise şu sözlerle özetledi: ”Her geçen gün Türkçeyi çok kötü konuşan‚ hatta konuşamayan gençlerle karşılaşıyoruz. Alman yetkililer de göçmen kökenli gençlerin Almancayı iyi bilmediklerinden yakınıyorlar. Sonuç‚ kendi anadilini de geldiği ülkenin dilini de iyi konuşamayan gençler yetişiyor. Yaşadığı ülkenin dilini iyi bilmeyince‚ eğitim şansından yeterince yararlanamıyor‚ iyi bir eğitim almayınca iyi bir meslek sahibi olamıyor. Görüldüğü gibi mesele bir dili konuşabilmek değil‚ bütün yaşamı etkileyen bir edinimden söz ediyoruz. Almanca ve Türkçeyi ve iki kültürü de çok iyi bilen kişi sayısı o kadar az ki.”

Bu çalışmalar kapsamında Türkçe derslerinin yeni başlayacağı Hugo-Heimann İlkokulu’ndaki öğrenci velileri bu gelişmeden duydukları memnuniyeti dile getiriyor. Okul Müdür Yardımcısı Christoph Singer‚ Türkçe derslerinin okullarında başlaması için gerekli düzenlemeleri en kısa zamanda yapacaklarını ifade ederek‚ ”Almanya’da Türkçeye karşı olanları anlamıyorum. Almanya’da yaşanların Almanca bilmesi gerekir. 20 yıldır burada yaşayıp bir kelime bile Almanca konuşmayan veliler var. Ancak diğer taraftan evde daha çok Türkçe konuşulması daha iyi Türkçe konuşması demektir. Benim ve diğer birçok kişinin fikri eğer anadile hakim olunursa diğer dillere hakimiyet de mümkün olur. Bunun için burada çocuklar sadece Türkçe değil anadillerini daha iyi öğrenerek Almancayı da daha iyi öğrenebilirler.” dedi.

Türkçe derslerinin başlamasıyla ilgili olarak okul yönetimine ve Berlin Eğitim Ataşeliğine başvuruda bulunan velilerden Sevim Boydan evde çocuklarına elinden geldiğince Türkçe öğretmeye gayret ettiğini ifade ederek‚ ”Biz aileler olarak çocuklarımızın Türkçe dersi almasını çok istiyoruz. Çocuklarımızın anadillerini iyi bir şekilde öğrenmeleri lazım ki ikinci veya üçüncü bir yabancı dili daha iyi öğrenebilsin. Ataşelikle bir süredir devam eden temaslar sonunda bu noktaya gelindi. Herşeyden önemlisi bizim çocuklarımız izne gittiği zaman uzaylı gibi kalmamaları lazım. Allah’a bin şükür benim çocuklarımda bu düzeyde bir problem yaşamıyorum. Ancak genelde buradan giden çocuklar Türkiye’de arkadaşları‚ kuzenleri ne konuşuyor onları anlamada zorluk yaşıyorlar. Çocuklarım için elimden geldiğince bu konuda gayret sarf ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Üçüncü sınıf öğrencisi çocuğunun 1.5 yaşında yuvaya başladığını ifade eden Hülya Memiş‚ ”Okulda Türkçe derslerinin açılmasını uzun zamandır istiyorduk. Benim çocuğum daha Türkçeyi pek öğrenmeden yuvaya başladı. Söylenen her şeyi anlıyor ancak pek konuşamıyor konuşsa da Almanların konuştuğu gibi konuşuyor. Türkiye’ye gittiğimiz zamanda arkadaşlarıyla pek oynayamıyorlar. Dil konusunda çok zorluk çekiyoruz. Türkiye’ye dönme gibi bir düşüncemiz de var. Bu nedenle Türkçe öğrenmelerini çok istiyoruz.” dedi. Velilerden Tubanur Akosman ise 6.ıncı ve 4.üncü sınıfta iki çocuğunun olduğunu ifade ederek‚ ”Ben şimdiye kadar okulda böyle bir imkan olmadığı için evde elimden geldiği kadar öğretmeye çalıştım. Türkçe okuyabiliyorlar ancak okullarda verilecek eğitim daha önemli. Şimdiye kadar bu tür imkanlar olduğunu duyuyor fakat çok üzerinde durmuyorduk. Rastatt vb. olaylar sonrasında çocuklarımız daha çok kendilerine gelsinler ve kendilerini savunsunlar diye bunları istiyoruz. Türklüklerini unutmamalarını istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Kaynak: Türkcan

|» Türkçe Haberleri Sayfasına Dön! « |


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Almanya’da Türkçe Anadil Derslerine İlgi Artıyor

Türkçenin öğretilmesine yönelik Rastatt gibi bazı yerlerde çıkarılan engellere rağmen 200 bine yakın Türkün yaşadığı Berlin’de son 1‚5 yılda ilkokullarda Türkçe dersi alan öğrenci sayısı arttı. Veliler bu artışta kendi çocuklarının Türkçe öğrenmesinin gerekliliğinin yanı sıra devam etmekte olan tartışmaların da etkili olduğunu söylüyor. Berlin Eğitim Ataşesi Mustafa Çokyiğit de Türkçe anadil derslerine artan ilginin velilerin bu konuda daha fazla bilgi sahibi olması ve yeni neslin gittikçe daha fazla bir şekilde bu derslere ihtiyaç duymasından kaynakladığını ifade etti.

Berlin’de gelen talepler doğrultusunda her geçen gün Türkçe anadil dersi yapan okul sayısının artmakta olduğuna dikkat çeken Çokyiğit buna paralel olarak da öğretmen sayısını arttırdıklarını ifade etti. Berlin’de bu yıl 120 ilkokulda Türkçe anadil dersi verdiklerini belirten Çokyiğit‚ ”Özellikle geçtiğimiz yıllarla karşılaştırdığımızda 2005-2006 öğretim yılındaki 3 bin 200’lerdeki öğrenci sayımız‚ 2007-2008 yılında 4000’lere ulaşmıştır. Bu sayı elbette ki yeterli değildir. Ancak daha fazla öğrenciye ulaşabilmek için elimizden geleni yapıyoruz.” dedi. Türkçe anadili dersine katılan öğrenci sayısındaki artışın çeşitli nedenleri olduğunu ifade eden Çokyiğit‚ ”Türkiye’den atanan öğretmenlerimizin Almanca biliyor olarak gelmeleri. Vatandaşlarımızın‚ Türkçe ana dili dersi olanakları hakkında her geçen gün daha fazla bilgi sahibi olmaları ve çocuklarımızın Türkçe ana dili dersine daha fazla ihtiyaç duymaları bu nedenlerin en önde gelenlerindendir. Üçüncü sırada zikredilen husus meselenin özünü oluşturmaktadır. Yani öğrencilerimizin yeterli Türkçe bilgisine sahip olmamaları.” ifadelerini kullandı.

Artık Türk çocukların hiç de iyi Türkçe konuşamadıklarına şahit olduklarına dikkat çeken Çokyiğit‚ süreci ise şu sözlerle özetledi: ”Her geçen gün Türkçeyi çok kötü konuşan‚ hatta konuşamayan gençlerle karşılaşıyoruz. Alman yetkililer de göçmen kökenli gençlerin Almancayı iyi bilmediklerinden yakınıyorlar. Sonuç‚ kendi anadilini de geldiği ülkenin dilini de iyi konuşamayan gençler yetişiyor. Yaşadığı ülkenin dilini iyi bilmeyince‚ eğitim şansından yeterince yararlanamıyor‚ iyi bir eğitim almayınca iyi bir meslek sahibi olamıyor. Görüldüğü gibi mesele bir dili konuşabilmek değil‚ bütün yaşamı etkileyen bir edinimden söz ediyoruz. Almanca ve Türkçeyi ve iki kültürü de çok iyi bilen kişi sayısı o kadar az ki.”

Bu çalışmalar kapsamında Türkçe derslerinin yeni başlayacağı Hugo-Heimann İlkokulu’ndaki öğrenci velileri bu gelişmeden duydukları memnuniyeti dile getiriyor. Okul Müdür Yardımcısı Christoph Singer‚ Türkçe derslerinin okullarında başlaması için gerekli düzenlemeleri en kısa zamanda yapacaklarını ifade ederek‚ ”Almanya’da Türkçeye karşı olanları anlamıyorum. Almanya’da yaşanların Almanca bilmesi gerekir. 20 yıldır burada yaşayıp bir kelime bile Almanca konuşmayan veliler var. Ancak diğer taraftan evde daha çok Türkçe konuşulması daha iyi Türkçe konuşması demektir. Benim ve diğer birçok kişinin fikri eğer anadile hakim olunursa diğer dillere hakimiyet de mümkün olur. Bunun için burada çocuklar sadece Türkçe değil anadillerini daha iyi öğrenerek Almancayı da daha iyi öğrenebilirler.” dedi.

Türkçe derslerinin başlamasıyla ilgili olarak okul yönetimine ve Berlin Eğitim Ataşeliğine başvuruda bulunan velilerden Sevim Boydan evde çocuklarına elinden geldiğince Türkçe öğretmeye gayret ettiğini ifade ederek‚ ”Biz aileler olarak çocuklarımızın Türkçe dersi almasını çok istiyoruz. Çocuklarımızın anadillerini iyi bir şekilde öğrenmeleri lazım ki ikinci veya üçüncü bir yabancı dili daha iyi öğrenebilsin. Ataşelikle bir süredir devam eden temaslar sonunda bu noktaya gelindi. Herşeyden önemlisi bizim çocuklarımız izne gittiği zaman uzaylı gibi kalmamaları lazım. Allah’a bin şükür benim çocuklarımda bu düzeyde bir problem yaşamıyorum. Ancak genelde buradan giden çocuklar Türkiye’de arkadaşları‚ kuzenleri ne konuşuyor onları anlamada zorluk yaşıyorlar. Çocuklarım için elimden geldiğince bu konuda gayret sarf ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Üçüncü sınıf öğrencisi çocuğunun 1.5 yaşında yuvaya başladığını ifade eden Hülya Memiş‚ ”Okulda Türkçe derslerinin açılmasını uzun zamandır istiyorduk. Benim çocuğum daha Türkçeyi pek öğrenmeden yuvaya başladı. Söylenen her şeyi anlıyor ancak pek konuşamıyor konuşsa da Almanların konuştuğu gibi konuşuyor. Türkiye’ye gittiğimiz zamanda arkadaşlarıyla pek oynayamıyorlar. Dil konusunda çok zorluk çekiyoruz. Türkiye’ye dönme gibi bir düşüncemiz de var. Bu nedenle Türkçe öğrenmelerini çok istiyoruz.” dedi. Velilerden Tubanur Akosman ise 6.ıncı ve 4.üncü sınıfta iki çocuğunun olduğunu ifade ederek‚ ”Ben şimdiye kadar okulda böyle bir imkan olmadığı için evde elimden geldiği kadar öğretmeye çalıştım. Türkçe okuyabiliyorlar ancak okullarda verilecek eğitim daha önemli. Şimdiye kadar bu tür imkanlar olduğunu duyuyor fakat çok üzerinde durmuyorduk. Rastatt vb. olaylar sonrasında çocuklarımız daha çok kendilerine gelsinler ve kendilerini savunsunlar diye bunları istiyoruz. Türklüklerini unutmamalarını istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Kaynak: Türkcan

|» Türkçe Haberleri Sayfasına Dön! « |


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...32 33 34 »

Yukarı